Stock returns
187 theses under this subject heading
Zorunlu entegre raporlamanın firmaların hisse senedi fiyatları ve hisse başı kazançları üzerindeki etkisine ilişkin panel veri analizi
Entegre Raporlama (ER) kurumsal dünyada son birkaç yılda dikkati çeken yeni raporlama olgularından biridir. ER, kurumların kullandıkları kaynakların hepsinin değer yaratmak ve yaratılan değeri korumak için nasıl faydalı kılındığını vurgulamalarını sağlayan bir iletişim sürecidir. ER kısa vadeli finansal verilerden ziyade bir kuruluş içinde yaratılan gayri maddi değerler üzerine odaklanır. Bu doğrultuda ER aracılığıyla sunulan bilgiler işletmelerin sürdürülebilir kararlar almasına yardımcı olur ve yatırımcıların karar verme süreçlerinde önemli bir bilgi kaynağıdır. Uygulama çerçevesinin yayınlanmış olmasına rağmen hisse senedi fiyatları ve hisse başı kazanç üzerindeki etkisi ve uygulanabilirliğinin ele alınmasına gerekmekte olup literatürde henüz analitik bir çalışma mevcut değildir. Bu çalışma Entegre Raporlamanın etkilerini finansal rasyoların yardımıyla hisse senedi fiyatı ve hisse başı kazanç bakış açısından belirlemeyi hedeflemektedir. Bilindiği üzere sınırsız ömrü olduğu varsayılan şirketlerin temel var olma nedeni kar ve hissedar servet maksimizasyonudur. ER'nin de temel amacı bu kapsamda uzun vadede gelir ve hissedar servet maksimizasyonunu çevresel, sosyal ve ekonomik unsurları en iyi şekilde yöneterek sağlayabilen firmaları öne çıkararak finans piyasalarındaki sermayenin doğru dağıtılmasına araç olmaktır. Bu ilişki Güney Afrika Johannesburg Borsasında hisse senetleri işlem gören otuz adet firmanın 2007 ve 2016 yılları arasındaki finansal tablolarından elde edilen seçilmiş finansal rasyolara panel veri analizi yapılması ile incelenecektir. Son ürün bir tez şeklinde olacaktır. Bulgular niceleyici formda sunulacaktır ve tezin yayınlanmasıyla sonuçlar paylaşılacaktır.
Terör olaylarının ülke CDS primlerine ve hisse senedi piyasalarına etkisi: Avrupa bölgesi ve Türkiye özelinde
Çalışmanın amacı terör olaylarının, özellikle İslami kökenli terör olaylarının, finansal piyasalara etkisini ülke CDS primleri ve hisse senedi piyasaları özelinde incelemektir. Bu etki Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, İsveç, İngiltere ve Türkiye'nin yer aldığı 9 ülke kapsamında 2008-2017 dönemi itibariyle olay analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada terör olaylarının ülke CDS primlerinin ve hisse senedi piyasalarının davranışını getiri ve oynaklık açısından etkileyip etkilemediğine bakılmıştır. Çalışmada kullanılan verilere Thomsan Reuters veri tabanından ulaşılmış olup bu verileri çalışmada yer alan ülkelerin 5 yıl vadeli ülke CDS primleri ve hisse senetlerinin kapanış fiyatları oluşturmaktadır. Avrupa Bölgesi'nde yer alan 8 ülke için sadece İslami kökenli terör olaylarına bakılırken, Türkiye için IŞİD, PKK ve FETÖ ayrımına gidilmiştir. Çalışma sonucunda ülkeler terör olayları sonrasındaki 10, 20, 30 ve 45 günlerinde terör öncesine göre hem borsa getirileri açısından hem de 5 yıl vadeli ülke CDS primleri getirisi açısından birkaç istisna dışında anlamlı farklılık göstermemiştir. Bunun yanı sıra ülkelerin her iki piyasa için de volatiliteleri benzer davranış göstererek terör olayı öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Terör, Ülke CDS primi, Olay analizi, Getiri, Volatilite
İhracatçı şirketlerin menkul kıymetler borsa performanslarının değerlendirilmesi: Türkiye ihracatçılar meclisi ihracat endeksi (TIMEX) üzerine bir analiz
Bu çalışmada ihracatçı şirketlerin hisse senedi fiyat performanslarını yansıtan TİM İhracat Endeksi'nin (TIMEX) makroekonomik değişkenler ile olan ilişkisi araştırılmıştır. 2013:2-2019:1 arasındaki dönemi kapsayan çalışmada, literatürde hisse senedi endeksleri ile ilişkisi en sık araştırılan faiz oranı, enflasyon, döviz kuru ve sanayi üretiminin yanı sıra TIMEX ile doğrudan ilişkili olan ihracat miktarı değişkenleri kullanılmıştır. ARDL sınır testi yöntemiyle yapılan eşbütünleşme testi ile değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli dinamik ilişkiler analiz edilirken Granger nedensellik testi ile TIMEX ve diğer değişkenler arasındaki tahmin edebilme güçleri test edilmiştir. Buna göre, TIMEX bağımlı değişkeni ile ihracat miktarı, faiz oranı, ABD Doları/TL döviz kuru ve sanayi üretim endeksi bağımsız değişkenleri arasında uzun dönemli ilişkinin göstergesi olan eşbütünleşme ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Uzun vadede, TIMEX ile ihracat miktarı, sanayi üretimi ve ABD Doları/TL döviz kuru arasında pozitif, faiz oranı arasında ise negatif bir ilişki ortaya çıkmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki uzun vadeli dengede meydana gelen sapmaların %48'inin bir dönemlik süre içerisinde düzeldiği, modelin hızlı bir uyarlama sürecine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlar, uzun vadede TIMEX'in ihracat miktarı ve sanayi üretim endeksi gibi reel değişkenlerle olan ilişkisinin ABD Doları/TL döviz kuru ve faiz oranı gibi finansal değişkenlerle olan ilişkisine göre daha güçlü olduğunu göstermektedir. Granger nedensellik testi sonuçlarına göre ise TIMEX'ten sanayi üretim endeksine doğru istatistiksel olarak anlamlı bir Granger nedenselliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum, TIMEX'teki değişimlerin sanayi üretimindeki değişimleri tahmin edebildiğini ve TIMEX endeksinin üretimin öncü göstergesi olarak izlenebileceğini göstermektedir.
Türkiye'de ekonomi yöneticilerinin değişiminin borsa endekslerine olan etkisi: BİST endekslerinde bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığında ve Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığında gerçekleşmiş olan yeni atamaların belirlenmiş olan altı farklı borsa endeksine olan etkisini incelemektir. Bu etki incelenirken iki kurumda da gerçekleşmiş olan son üç değişim dikkate alınmıştır. Çalışmada BİST100, BİST BANKA, BİST GIDA, BİST TURİZM, BİST TİCARET ve BİST SANAYİ endekslerinin 2018 ile 2021 yılları arasındaki günlük getirileri olay çalışması yöntemi ile inceleme altına alınmıştır. Analiz gerçekleştirilirken t-testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, gerçekleşmiş olan değişimlerin belirtilen altı farklı endeksin anormal getirileri üzerinde çeşitlilik gösteren farklı etkilere sahip olduğu saptanmıştır.
Determinants of the dynamic correlation patterns between stock prices and exchange rates
The foreign exchange market and the stock market are two of the most important markets in which investors and investors participate. The first is the largest market in terms of transaction volume. The question of whether there is a relationship between the two markets is of interest to investors, traders, firms' decision-makers and policymakers of financial institutions. In this study, we investigated the relationship between ER and SPI variables in terms of dynamic causality with the VAR model, in terms of long-term equilibrium relationship with cointegration technique, and analyzed whether the results support the posits and implications of traditional and stock-oriented models. IR functions analysis, FEVD analysis tools were also used for further inference. Data is from selected emerging countries including BRICS countries. In order to examine the impact of the crisis period, time series were examined as three periods. The results indicate that there is no L-R equilibrium relationship between SPI and ER variables. Granger causality results are mixed. Before-crises period results indicate there is no causal relationship between ER and SPI variables. Brazil and South Africa during the crisis and Turkey and South Korea post-crisis period SPI leads to the ER. This result supports the proposal of portfolio balance models. After-crises period in China, India, and Russia, ER leads to SPI. This result supports the proposal of flow models. No two-way Granger causality was found in any case. Variance decomposition analysis and correlation coefficients indicate that the association between SPI and ER variables increased during the 2008 banking crisis. Keywords Exchange rates, Stock prices, Cointegration, Granger non-causality, VAR Model, Variance Decomposition Analysis, Impulse Response Function Analysis
Makroekonomik faktörler ile BİST turizm endeksi hisse senedi getirileri arasındaki ilişki üzerine bir araştırma
Küreselleşmeninde etkisiyle gelişen ve etkileşim içerisine giren ülke ekonomileri ve sermaye piyasaları aynı zamanda makroekonomik faktörlere karşıda son derece duyarlı hale gelmiştir. Hal böyle iken makroekonomik faktörlerin ülkeler bünyesinde yaratmış olduğu etkilerin nedeninin ve boyutunun belirlenmesi önemli bir konu olmuştur. Yapılan bu tez çalışmasının amacı, makroekonomik faktörler ile Borsa İstanbul Turizm Endeksi hisse senedi getirileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu kapsamda verilerine eksiksiz olarak ulaşılabilen 2006M1 ve 2018M12 dönemleri arası, aylık veriler yardımıyla ampirik olarak ele alınmıştır. Çalışmada BİST Turizm Endeksi hisse senedi getirileri baz alınarak, literatürde hisse senedi getirileriyle ilişkisi olduğu ortaya konulmuş olan altı makroekonomik faktör belirlenmiştir. Analizlerin yapılabilmesi için ilk olarak aylık zaman serileri arasında durağanlık ve bütünleşme derecelerinin saptanması amacıyla Birim Kök Testleri uygulanarak durağanlık ve bütünleşme dereceleri saptanmıştır. Birim kök testlerinden sonra her bir değişkende ortaya çıkan bir şokun hem kendisinin hem de sistemde yer alan diğer değişkenler üzerindeki sonunuçlarını görmek amacıyla etki-tepki fonksiyonları uygulanarak değişkenlerin arasındaki karşılıklı etkileşimler tespit edilmiştir. Etki-Tepki Analizi sonucunda değişkenlerin kendilerinde ve diğer değişkenlerde meydana gelen değişimlerin kaynağını tespit etmek amacıyla Varyans Ayrıştırma Analizleri yapılarak değişim kaynakları oransal olarak tespit edilmiştir. Çalışmada son olarak makroekonomik faktörler ile BİST Turizm Endeksi hisse senedi getirileri arasındaki nedensellik ilişkinin ortaya koyulması amacıyla turizm endeksi hisse senedi getirileri baz alınarak belirlenen makroekonomik faktörlerinde içinde dahil edildiği VAR (k+dmax) prosedürlü ikili modeller oluşturulmuştur. Oluşturulan modeller Toda-Yamamoto Nedensellik Analizi yöntemi ile analize tabi tutularak değişkenler arasındaki nedensellik ilişkileri tespit edilmiştir. Literatürde hisse senedi getirileri ile makroekonomik faktörler arasındaki ilişki üzerine pek çok çalışma vardır ancak bu çalışmada diğerlerinden farklı olarak turizm hisse senedi getirilerini ele alan sınırlı sayıda çalışmalardan birisi olarak literatüre önemli katkılarda bulunacağı düşülmektedir.
Veri madenciliği teknikleri ile Borsa İstanbul pay piyasası pazarlarında fiyat hareketlerinin tahmini
Bilişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle, veri madenciliği/makine öğrenmesi teknikleri finans alanında da hızla yerini almıştır. Yapılan literatür incelemesinde, hem yerli hem de yabancı literatürde çalışmaların ağırlığının endeks yön tahminlerinde olduğu görülmüştür. Buradan hareketle çalışmanın amacı; tanınmış paylar dışında kalan paylara da yer verilerek, Borsa İstanbul Pay Piyasasının farklı pazarlarında işlem gören paylar arasında, veri madenciliği yöntemleri ile yapılacak yön tahminlerine ait doğru sınıflandırma oranlarının karşılaştırılmasıdır. Çalışma dönemi olarak 03 Mayıs 2010 – 31 Aralık 2019 tarihleri arası (2430 gün) seçilmiş, günlük ve haftalık periyotlarla çalışılmıştır. Pay senetlerine, BIST 100 Endeksi (XU100), BİST TÜM-100 Endeksi (XTUMY) ve USD/TL Efektif Satış kuruna ait veriler ve bu veriler yardımıyla hesaplanan teknik göstergeler bağımsız değişkenler olarak belirlenerek pay senetlerine ait kapanış fiyatlarının hareket yönü tahmin edilmeye çalışılmıştır. Tahmin modelleri hazırlanırken, farklı veri normalleştirme ((0, +1) aralığında min-maks ve z-skor) ve öznitelik azaltma yöntemleri (Temel Bileşen Analizi ve Rastlantısal Ormanlar) de karşılaştırılmıştır. Tahminler Lojistik Regresyon, Destek Vektör Makineleri, Naif Bayes ve K–En Yakın Komşu yöntemleriyle yapılmıştır. Sonuçlar, fiili dolaşımdaki payların piyasa değeri en yüksek olanların yer aldığı Yıldız Pazar Grup 1 paylarının, en düşük olanların yer aldığı Ana Pazar Grup 2 paylarına göre daha yüksek tahmin doğruluk oranına sahip olduğunu göstermektedir. Periyotlar açısından net bir sonuç ortaya koymak zor olmuştur. En yüksek doğruluk oranları aritmetik ortalaması haftalık verilerle elde edilse de çoğunlukla günlük verilerle hazırlanan modellerin doğruluk oranlarının aritmetik ortalamaları daha yüksektir. Normalleştirme yöntemleri arasında anlamlı bir fark bulunmadığı ve Rastlantısal Ormanların Temel Bileşen Analizi'den daha başarılı öznitelik seçim yöntemi olduğu görülmüştür. En başarılı tahmin yöntemi ise Destek Vektör Makineleridir.
Döviz kuru ve pay piyasası getiri oynaklığının modellemesi ve yayılımı
Günümüzde yatırım kararı alan yatırımcılar için önemli faktörlerden biri de fiyatlardaki oynaklıklardır. Finansal piyasalardaki varlıkların fiyatlarında oluşan artış ya da azalışlar o piyasada volatilite kavramının karşılığını oluşturmaktadır. Yatırımcılar ve kurumlar için volatilitenin önceden öngörülebilmesi ve modellenebilmesi önem arz etmektedir. Volatilite, piyasaya etki eden olumlu veya olumsuz haberler sonucu ortaya çıkabileceği gibi siyasi olaylar ve ekonomik gelişmelerden de etkilenmektedir. Küreselleşme sonucu piyasaların birbirleri ile etkileşimleri yani bir piyasadaki volatilitenin herhangi bir piyasayı olumlu ya da olumsuz etkilemesi volatilite yayılımını meydana getirmektedir. Volatilite yayılımının araştırılması, yatırım kararları alınırken belirsizlik ve risk düzeyinin tahmin edilmesinde yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada, 2000-2019 dönemi için haftalık veriler kullanılarak, döviz kurları ve BIST100 endeks getiri serilerinin volatilite modellemesini yapmak ve döviz kurları ile BIST100 endeksi getirisi arasındaki volatilite yayılımını ortaya çıkartmak amaçlanmaktadır. Bundan dolayı araştırmada ilk olarak döviz kurları ve BIST100 endeksinin volatilite yapısı ARCH-GARCH modelleri ile belirlenmiş, aralarındaki volatilite yayılımı ise Multi-GARCH modeller ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular USD ve EURO döviz kurlarından BIST100 endeksine negatif yönlü volatilite yayılımının olduğunu ve USD döviz kurundan EURO döviz kuruna ise pozitif yönlü volatilite yayılımının olduğunu ortaya koymuştur.
Türkiye pay piyasalarında yatırımcı duyarlılığı ve belirleyicileri
Bu çalışmada, Türkiye Pay Piyasalarında Yatırımcı Duyarlılığının varlığının test edilmesi ve hisse senedi yatay kesitsel getirileri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Yatırımcı Duyarlılığı kavramının varlığının incelenmesi amacıyla finans literatüründe sıklıkla ele alınan temsilciler eliyle teorik bir endeks oluşturulmuş ve Ocak 2010 Ocak – Ocak 2022 yılları arasında Borsa İstanbul Pay Piyasalarında işlem gören hisse senetlerinin aylık getiri serileri analize konu edilmiştir. Analiz kapsamında ele alınan hisse senetleri gözlem aralığı boyunca kesintisiz işlem gören 146 şirketten oluşmaktadır. Söz konusu şirketler duyarlılığın etkili olduğu düşünülen Büyüklük, Değer ve Volatilite ölçeğinde 10 alt portföy grubuna ayrılmış ve kurgulanan çoklu regresyon modellerinde Fama-French Üç Faktör Modeli'nde yer alan değişkenler kontrol değişkeni olarak ele alınmıştır. Ayrıca Yatırımcı Duyarlılığı kavramının dönemsellikten ne şekilde etkilendiğini gözlemlemek amacıyla gözlem aralığı üç alt döneme ayrılmış ve duyarlılığın etki gücü ölçülmüştür. Elde edilen bulgular, Yatırımcı Duyarlılığını temsil eden Duyarlılık Endeksinin, piyasa ölçeğinde ve tüm alt portföy gruplarında getiri serilerini istatiksel olarak açıklayıcı gücü olduğunu ortaya koymakla birlikte duyarlılığın finans literatüründe ileri sürüldüğü üzere özellikle küçük hisse senetleri, aşırı büyüme hisse senetleri ve yüksek volatiliteye sahip hisse senetleri üzerinde görece daha yüksek etkisinin olduğu görülmüştür. Dönemsellik açısından ise duyarlılığın alt gözlem dönemlerinde açıklayıcı gücünün ekonomik ve siyasi faktörler nedeniyle farklılaştığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda Yatırımcı Duyarlılığının Türkiye Pay Piyasaları özelinde çeşitlendirme ile ortadan kaldırılamayan sistematik bir risk olduğu ve yatırımcıların söz konusu yatırımcı duyarlılığı olgusunu varlık tahsislerinde göz önünde bulundurması gerektiği savunulmaktadır.
Havalimanlarının sürdürülebilirlik raporlarına göre kıyaslamalı olarak finansal volatilite açısından incelenmesi
Volatilite, finansal piyasalarda yatırım kararı sürecini etkileyen en önemli unsurlardan biri olmuştur. Bu çalışmada amaç, sürdürülebilirlik raporlarının yayınlama kıstası baz alınarak halka açık havalimanlarının hisse senedi getirilerinin volatilite analizini yapmaktır. Sürdürülebilirlik raporu, 1987 Brundtland Raporu ve daha sonrasında KMPG tarafından yapılan global sürdürülebilirlik standardı çalışmaları sonrası önem kazanmıştır. Yatırımcılar, karar alırken sadece finansal verilere odaklanmayıp sürdürülebilirlik raporlarını da değerlendirmeye almaya başlamışlardır. Sürdürülebilirlik raporlaması; çevre, ekonomi, sosyal ve finansal konularda kategoriye ayrılmış ve kapsamı genişletilmiştir. Sürdürülebirlik raporlaması, yatırımcılar tarafından önemsenmiş ve yatırım kararlarında göz ardı edilemez bir noktaya gelmiştir. Finansal piyasalarda yatırımcıların risk ve getiri değerlendirmesine yönelik çeşitli ekonometri modelleri bulunmaktadır. Bu çalışmada hisselerin oluşturduğu getiri serileri kullanılarak ARCH, GARCH, TARCH, EGARCH ve GARCH-M modelleri üzerinde analizler yapılmıştır. Çalışmanın analiz bölümünde sürdürülebilirlik raporlaması kıstası yapılarak, 05.01.2016-31.12.2021 tarihleri arasındaki hisse senetlerinin logaritmik getirileri ekonometrik modellerle analiz edilmiştir. Örneklem seçilirken sürdürülebilirlik raporu yayınlayan üç havalimanı, sürdürülebilrilik raporlaması yayınlamayan üç havalimanı olmak üzere toplamda altı adet havalimanı seçilmiştir. Sürdürülebilirlik raporu yayınlamayan belirli sayıda havalimanı olduğu için araştırmanın bu konuda sınırlılığı bulunmaktadır. İlgili havalimanlarının hisselerinin geçmiş günlük getiri serileri investing.com web sitesinden elde edilerek Eviews 10 programı yardımıyla analiz edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, sürdürülebilirlik raporu yayınlayan havalimanı hisseleri için yatırımcıların negatif şoklardan etkilendiği, sürdürülebilirlik raporu yayınlamayan havalimanı hisseleri içinse negatif şokların volatiliteyi arttırarak volatilite kümelenmelerine neden olduğu ve yatırımcıların negatif şoklara karşı daha hassas hareket ettiği sonucu ortaya çıkmıştır. Özetle, sürdürülebilirlik raporu yayınlayan havalimanlarının, hem kurumsallık imajı hem de yatırımcıların güvenini sağlama açısından bir adım önde olduğu, bunun sonucunda yatırım açısından tercih sebebi olmasının kurumsallığın sağladığı bir fayda olarak görülmesi gerektiği değerlendirmesi yapılabilir.
Aracı kurumların tavsiye performanslarının değerlendirilmesi: Öncü beş aracı kurum üzerine çalışma
Çalışma kapsamında; Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği 2017 yıl sonu verileri pay işlem hacmi en fazla olana göre sırasıyla öncü beş aracı kurum olan Garanti Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş., İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Yapı Kredi Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Ak Yatırım Menkul Değerler A.Ş. ve Gedik Yatırım Menkul Kıymetler A.Ş.'nin 1 Ocak 2017 – 31 Aralık 2018 dönemi arasında kamuya açıkladığı BİST-100'de işlem gören şirketlerin hisse senetlerine yönelik al ve sat yönündeki yatırım tavsiyeleri incelenmiş ve bu tavsiyelerin hisse senedi fiyatları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu tavsiyelere uyularak gerçekleştirilen yatırımlarla yarı güçlü formda etkin piyasa hipotezinin aksine anormal getiri sağlanabileceğinin test edilmesi hedeflenmiştir. Olay çalışması yöntemi ile gerçekleştirilen analizlerde aracı kurumların tavsiyeyi duyurduğu gün olay günü olarak ele alınmış, olay gününden 15 gün öncesi ile 15 gün sonrasının getirilerinin pazar getirisinden farkı incelenmiştir. Böylelikle anormal bir getirinin olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın genel sonucuna göre aracı kurumların al yönünde verdiği yatırım tavsiyelerine uyan yatırımcıların, anormal getiri elde edebildikleri yönünde istatistiksel olarak anlamlı bulgular ortaya konmuştur. Bu durum, ele alınan piyasanın ilgili dönem ve kullanılan veri setiyle yarı güçlü formda etkin bir piyasa olmadığını göstermektedir. Aracı kurumların sat yönünde verdiği yatırım tavsiyelerinin ise negatif bir anormal getiri sunduğu gözlemlense bile, yapılan testler istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Böylelikle, piyasanın negatif tavsiyeye pozitif tavsiyelere verdiği şekilde yanıt vermediği, sat yönündeki tavsiyelerin analizi sonucunda yarı güçlü formda piyasa etkinliği hipotezinin aksinin ispat edilemediği sonucuna erişilmiştir.
Nonlinear dynamics between investor sentiment and stock movements: Evidence from Borsa Istanbul
The aim of this study is to examine nonlinear dynamics between both rational and irrational components of investor sentiment and stock market movements. In order to provide a proper explanation about total investor sentiment, we decompose its irrational and rational components. We examine the nonlinear dynamics between irrational and rational components of investor sentiment, stock market returns and volatility of the BIST 100 Index utilizing threshold regression models. Our findings reveal that (i) in both low and high return states, rational investor sentiment positively impact the stock market returns, (ii) the rational sentiment have more impact in the high return state than that of the low return state, (iii) in the high volatility state, rational investor sentiment negatively impact the stock market volatility. Results suggest that optimistic environment originating from the rational component positively affects the stock market returns where the investors' positive expectations shape the economic environment by decreasing the uncertainty and the volatility of stock market.
Hisse senedi ve emtia içeren portföylerin risk ölçümü
In this study, we used copula method in order to model the multivariate return distributions of stock portfolios and, in this manner, to implement this model for risk measure evaluations in practice. Copulas are used to describe the dependence between random variables thus, are enjoyed to model the marginals separately and to represent the dependence structure between them. We also modeled the multivariate return distributions of stock portfolios diversified with commodities, precious metals, crude oil etc. and tted a set of copulasto the joint return data. With this aim, we selected 20 stocks from New York Stock Exchange, gold and crude oil and constructed stock portfolios, stock portfolios with gold, stock portfolios with crude oil and stock portfolios with gold and crude oil inorder to analyze whether the copula method fits the multivariate return distributions of selected portfolios. In order to check the validity of the models, we implemented daily and weeklyback testing using 20 different alpha values. We found that t distribution and generalized hyperbolic distributions are very nice models for modeling individual financial instruments returns and the t copula is the best copula to represent the dependence structure between financial instruments returns. We used this model to calculate the risks of portfolios and observed that adding gold decreases the risk of portfolios wherecrude oil behaves like an ordinary stock.
A Comparative study of bubble components
The co-movement of prices across the world was highlighted during the Credit Crunch of 2008 and the following periods. Since the price drop is attributed to bursting bubbles, it is of interest whether bubbles also follow a diffusion process across countries. This thesis, calculates the bubble percentages using the Kalman Filter approach and runs Granger causality test in order to determine how bubbles spill over across countries. The results suggest that bubbles indeed spill over and the diffusion process is determined by the development level and economic ties of countries rather than geographical proximity. Moreover, bubbles spill over to emerging markets from developed ones and not the other way around. Whereas, the bubbles spill over across developed economies in a bilateral fashion.
Amerikan depo sertifikası getiri ve volatilite ilişkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir uygulama
Bir firmanın yabancı bir ülke piyasasında işlem görmek için ihraç ettiği pay senetlerine depo sertifikalar denir. Uluslararası portföy çeşitlendirmesinde önemli bir yeri olan depo sertifikalar ABD borsalarında ADR (American Depositary Receipts) olarak isimlendirilir. Bu çalışmanın amacı, New York Menkul Kıymetler Borsasında işlem gören gelişmiş ve gelişmekte olan ülke firmalarına ait depo sertifikalarının getirileri ile kendi ülke piyasasındaki getirileri arasında bir nedensellik ilişkisinin olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu amaçla 3 gelişmiş ülke ve 5 gelişmekte olan ülkeden toplam 24 firmaya ait 2002-2018 yılları arasında haftalık getiri serileri kullanılarak nedensellik ilişkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Nedensellik ilişkisinin varlığının tespiti için Hong (2001) tarafından geliştirilen ortalamada ve varyansta nedensellik testi uygulanmıştır. Ortalama nedensellik test sonuçlarına göre, Hindistan ve Almanya'dan birer firma ile Güney Afrika'dan iki firma için ADR'dan pay senedi getirisine doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilirken Arjantin, Çin ve Japonya'dan birer firma için pay getirisinden ADR getirisine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca İngiltere'de bir firma için karşılıklı bir ortalamada nedensellik ilişkisi gözlemlenmiştir. Varyansta nedensellik testi sonuçlarında ise Almanya ve Güney Afrika'dan birer firma için ADR getirisinden pay senedi getirisine doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilirken, Almanya için bir firma İngiltere ve Japonya'dan iki firma için pay senedi getirisinden ADR getirisine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca Arjantin ve Japonya'dan birer firma için karşılıklı bir varyansta nedensellik ilişkisi olduğu gözlemlenmiştir.
Sürdürülebilirlik endeksi ve yatırımcı tepkisi: Getiri ve likidite açısından bir araştırma
Günümüzde hissedarların servetini artırmaya odaklanan yönetim anlayışı, yerini firma ile ilgili tüm çıkar gruplarının çıkarlarına odaklanan bir yönetim anlayışına bırakmaya başlamış ve firma performansının değerlendirilmesinde finansal olmayan veriler de dikkate alınmaya başlanmıştır. Bu gelişmeler, firmaların sürdürülebilirlik kapsamında çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim alanındaki faaliyet ve yatırımlarının artmasına ve sürdürülebilirlik endekslerinin geliştirilmesine yol açmış, hisse senetlerinin sürdürülebilirlik endeksine alınmasına yatırımcıların nasıl bir tepki verdiği finans literatürde tartışılan en güncel konulardan biri haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı BIST Sürdürülebilirlik Endeksine alınma olayının (duyuru ve giriş), hisse senetlerinin getiri ve likiditesi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. 2014-2021 yıllarını kapsayan çalışmada, olay çalışması metodolojisi kullanılmış ve 67 adet sürdürülebilirlik endeksine alınma olayı incelenmiştir. Çalışmada, duyurudan önce bir beklenti etkisinin varlığını, duyuru ve giriş sonrası fiyat değişimlerini, duyuru tarihi ile giriş tarihi arasındaki fiyat değişikliklerini ve fiyat değişiklerinde kalıcılığı görebilmek için altı farklı olay penceresi grubu oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlar, duyuru tarihini takip eden günde ve duyuru tarihini takip eden gün ile endekse giriş tarihi arasındaki dönemde, yatırımcıların pozitif tepki verdiklerini ve piyasa getirisinin üzerinde bir getiri sağlanabileceğini göstermiştir. Başka bir ifadeyle sonuçlar, yatırımcılara duyuru tarihini takiben satın al ve giriş tarihine kadar elde tut şeklinde bir yatırım stratejisi önermektedir. Sürdürülebilirlik endeksine alınma olayının yaratacağı anlamlı fiyat değişimlerinin, başka bir deyişle olumlu yatırımcı tepkisinin giriş tarihi ve sonrasında değil duyuru tarihi sonrasında ortaya çıktığı belirlenmiştir. Sürdürülebilirlik endeksine alınmaya ilişkin duyuru olayının, duyuru tarihi öncesinde kümülatif anormal işlem hacmi oranını artıracak bir beklenti etkisi yaratmadığı, benzer şekilde duyuru tarihinden sonra da likiditede artış yaratacak bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Sürdürülebilirlik endeksine girme olayından sonraki olay pencerelerinde, istatistiksel olarak anlamlı ve negatif kümülatif anormal işlem hacimleri tespit edilmiştir. Bu da, likidite üzerindeki etkinin daha çok endekse girme olayından sonra ortaya çıktığını ve etkinin de ağırlıklı olarak negatif olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Borsa İstanbul, Sürdürülebilirlik Endeksi, Endekse Alınma, Anormal Getiri, Anormal İşlem Hacmi, Likidite, Olay Çalışması.
Online social interactions and financial markets
This dissertation examines the relationship between online social interactions and financial market outcomes by analyzing user discussions from Reddit. It consists of three empirical studies that investigate how sentiment dissemination, belief disagreement, and thematic attention shifts emerge in online communities and influence key market variables. The first study shows that a small number of highly active users drive sentiment dissemination within Reddit's stock market discussions. It also finds that network-level sentiment has short-term predictive power over stock returns. The second study focuses on belief disagreement and compares its effects across the stock and Bitcoin markets. Results indicate that disagreement is strongly associated with increases in volatility, trading volume, and downside risk in the stock market, but has a weaker and more limited effect in the Bitcoin market. The third study analyzes investor attention by classifying Reddit discussions into stock-level, market-wide, and inattentive themes. It finds that shifts to stock-level attention reduce return comovement, while shifts to market-wide or inattentive themes increase it. Collectively, the findings show that online social interactions influence how investors form beliefs, process information, and affect markets.
Xu030 endeksinde yer alan hisselerin periyodik getirileri ile teknik analiz göstegeleri arasında karşılaştırma, geleneksel MACD değerleri ile kodlanmış parametreleri arasında getiri karşılaştırması
Bu çalışmanın amacı; finansal piyasalarda borsa (pay) senetlerinde yatırım yapmak isteyen bireysel veya kurumsal yatırımcıların yatırım kararları alırken kullandıkları teknik analiz indikatörlerinin XU030 endeksinde yer alan hisse senetleri üzerinde etkilerini incelemek olmuştur. Bu amaç doğrultusunda XU030 endeksinde yer alan hisselerin 2021, 2022 ve 2023 yılının ilk 4 ayındaki getirileri incelenmiştir. Hisselerin getirileri karşısında teknik analizde kullanılan teknik göstergelerden hareketli ortalamanın bir alt dalı olan Üssel hareketli ortalama ve Hareketli ortalamaların mesafesi olarak kullanılan iki adet gösterge kullanılmıştır. Hisselerin periyodik getirileri karşısında göstergelerin hangi parametreleri ile kombinasyon oluşturulduğunda en iyi getirileri elde ettikleri tespit edilmiştir. Hisselerin periyodik zaman parametrelerinde 30, 60, 120, 180 ve 240 dakikalık periyotları filtrelenmiştir. Hareketli ortalama teknik göstergesinde 50, 100 ve 200 parametreleri kullanılmıştır. MACD indikatöründe 9, 12 ve 26 parametreleri kullanılmıştır. Çalışmanın diğer bölümünde ise geleneksel teknik göstergelerin parametreleri üzerinde kombinasyon güncellemesi gerçekleştirerek daha iyi getiriler elde edilebilir mi olmuştur. Bu kapsam da elde edilen sonuçlar incelendiğinde MACD göstergesinde 34, 144 ve 9 parametreleri kullanarak geleneksel MACD değerlerinden daha iyi getiriler elde edildiği görülmüştür. Bu çerçevede finansal piyasalarda yatırım kararı verecek yatırımcıların, uygulama sonuçlarını değerlendirerek daha yüksek getirili yatırım fırsatları yakalayabilmektedirler.
The impacts of global oil prices fluctuations on stock market returns: An empirical analysis for OECD countries
Purpose of this study is to analyze the effect of fluctuations occurred in national and world oil prices to financial (Equity Share Price Index (RSP)) and macroeconomic factors (Short Term Interest Rate (IR), Industrial Production Rate (IPR)) within the scope of 19 OECD countries (Austria, Belgium, Canada, Czech Republic, Denmark, Finland, France, Germany, Ireland, Israel, Italy, Netherland, Norway, Poland, Portugal, South Korea, Spain, Switzerland, United Kingdom) and to contribute to empiric studies which take place in field literature. In the study monthly data set of the period of 1994-2013 of above counties was used. For the analysis these data; stationary, cointegration and Granger tests were used. In line with the findings offered on the basis of countries, even though it is not possible to come up with a certain deduction between the energy and financial and macroeconomic factors towards all the countries, it was possible to group the related variables in relation to the countries belonging to OECD in terms of interactions among each other. Keywords: Global oil prices, Stock market returns, Cointegration, Causality, OECD
Hisse senedi fiyatlarının yapay zeka teknikleri kullanılarak tahmin edilmesi: BIST'te bir uygulama
Hisse senedi piyasası, dünya çapında büyük borsalarda kayıtlı şirketlerin 2021 yılındaki piyasa değeri yaklaşık 115 trilyon dolar ile dünyanın en büyük finans piyasalarından biridir. Hisse senedi fiyatlarının tahmin edilmesi araştırmacılar, kurumsal yatırımcılar, fon yöneticileri ve bireysel yatırımcılar tarafından uzun süredir ilgi gören bir konudur. Hisse senedi fiyatları, ülke içi ve dışındaki ekonomik ortam, uluslararası durumlar, sektördeki beklentiler, finansal veriler gibi iç ve dış faktörler, döviz kurları, faiz oranı, enflasyon, toplam ekonomik faaliyetler veya küresel fiyat endeksleri gibi çeşitli faktörlerden etkilenen dinamik, doğrusal olmayan bir süreç olmasından öngörülmesi zor bir konudur. Borsaların istikrarlı gelişimi bir ülke için hayati önem taşır ve ulusal para ve maliyet politikalarından derinden etkilenmektedir. Bu anlamda hisse fiyatının doğru tahmin edilmesi yatırımcının kayıplarını azaltacak ve enflasyon veya piyasa ortalaması getirinin üstünde getiri sağlayacaktır. Bu çalışmada BIST 30'da 2008-2017 yılları arasında işlem gören firmaların hisse senetlerine ait 16 adet teknik indikatör, 8 adet borsa performans oranı ve 11 adet makroekonomik gösterge değişkenleri kullanılarak aylık hisse senedi fiyatlarının tahmin edilmesi için modeller kurulmakta, 2018-2020 dönemi arasında bu modeller yardımıyla hisselerin ileriye yönelik tahmin değerlerinin elde edilmesi amaçlanmaktadır. Her bir hisse senedinin fiyatını tahminlemek amacıyla PSO, ANT ve GA uygulaması yardımıyla 3, 4, 5, ….30 adet değişken seçilerek olası 20'şer farklı tahmin modelleri içerisinden en düşük RMSE değerine sahip en iyi tahmin modelleri oluşturulmuştur. Veri grubuyla gerçekleştirilen optimal tahmin modellerinin başarısını değerlendirmek için R2, MSE, MAPE, RRMSE ve VK istatistiki performans göstergeleri kullanılmıştır. Uygulanan algoritmaların tahmin sonuçları ile gözlenen hisse senedi değerleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olup olmadığını belirlemek için Wilcoxon işaretli sıralar testi uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan algoritmaların istatistiki performans kriterlerine göre sıralama yapılması için CRITIC, CODAS, MAIRCA ve TOPSIS yöntemleri uygulanmıştır. Çalışma sonucunda PSO'nun ANT ve GA uygulamasına göre daha başarılı tahmin performansı gösterdiği ortaya çıkmıştır. Yatırımcılar ve analizciler açısından önerdiğimiz tahminleme modelinin hisse senedi fiyatının belirlenmesinde kullanılmasının uygun olabileceği görülmüştür. Anahtar kelimeler: Hisse senedi fiyat tahmini, parçacık sürü optimizasyonu, karınca koloni algoritması, genetik algoritma.
Stock market responses to sovereign rating announcements: An event study on different country groups
Credit rating agencies have gained significant importance in the last decades. Rating activities started with corporate bonds. Vast number of markets and tools are graded by agencies now. Many studies focused on corporate bond ratings and reaction of related stocks. Fewer studies investigated the relationship between sovereign credit ratings and country stock indexes. The thesis aims to measure the response of different index groups to sovereign credit rating announcements. Selected country groups are BRICS, developed markets economies and sub-segments of emerging markets. Response differences between mentioned groups are investigated in this study. 18 different indexes are included in the study. Period of the thesis is 01.01.2009 and 31.12.2018. Event study methodology is the used assessment technique in the study. The results underlined that there are significant returns for each of the selected groups. BRICS, developed market economies and investable emerging markets have significant abnormal returns during both upgrades and downgrades. Non-investable emerging markets and EU-member emerging markets had significant returns only during downgrades. On the other hand, Non-EU member emerging markets showed significant returns during upgrades.
The effects of index constituent changes to Borsa Istanbul's Bist 100 and Bist 30 indices
This thesis examines the quarterly index revisions of BIST 100 and BIST30 indices of Borsa Istanbul Stock Exchange and tries to capture the effects and implications of these events on the prices and the volumes of the revised stocks. The purpose of this study is to search the effects of being in the scope of BIST 100 or BIST 30 indices on the stock performance by using abnormal return and abnormal volume concepts with the event study method. It is examined for a total of 296 changes in BIST 100 index and a total of 96 changes in BIST 30 index for the period of 2009 through 2017. The results have shown that although both of the stocks that included to BIST 100 index and BIST 30 index have positive abnormal returns, the results are statistically insignificant. However, the stocks excluded from the indices have statistically significant negative abnormal returns. Nevertheless, abnormal volumes exist with statistically significant results for both of the index composition change events.
Determinants of post-announcement drift and market reaction to earnings announcements
The aim of this dissertation is studying the determinants of the post-earnings-announcement drift (PEAD) and the market reaction to earnings announcements. We find strong evidence supportive of the existence of PEAD in the Turkish stock market with significant difference in average cumulative abnormal return between high and low earnings surprise firms in the 60 days following the quarterly earnings announcement. The positive relation between post-announcement abnormal returns and the surprise in earnings remain significant after controlling for an extensive list of explanatory variables. Among these variables, we find firm size has a negative impact on the magnitude of the positive association between surprise and subsequent equity returns. We also analyze the determinants of abnormal volume around earnings announcements. We show volume reaction to positive news is substantially higher than the reaction to negative news. This relation which is robust to the inclusion of a host of control variables is a novel addition to the literature which documents a link between abnormal volume and the magnitude of the surprise rather than the sign of the surprise. We discuss a behavioral explanation for this relation which centers on overconfident noise traders whose attention is grabbed by the positive surprises. Lastly, we study the information value of earnings announcements. We find significantly positive abnormal volume and abnormal absolute return in the three-day window around the earnings announcement which are also trending upwards over time. We take this as evidence that earnings news have information content and that its informativeness has increased through time.
Ambiguity, high-frequency data, and asset prices
Many theoretical studies have long argued that ambiguity is associated with stock price, but only a limited number of studies provide empirical evidence about the form and magnitude of the hypothesized relationship. This thesis consists of two separate empirical studies aiming to fill this gap by using a recent methodology proposed by Brenner and Izhakian (2018) as a measure of ambiguity. In the first study, we quantify ambiguity and ambiguity attitudes for Turkish market and test their impact on the stock prices. Our results show that there is an ambiguity premium different than the risk premium in Turkish market. We also find that Turkish investors are ambiguity neutral in lateral markets but tend to avoid ambiguity as the probability of favorable returns moves away from the historical average. In the second study, we examine the effect of ambiguity exposure on the cross-section of returns in the US equity market. Results show that there is a U-shaped association between ambiguity exposure and expected return. This pattern is more pronounced for smaller stocks. Besides, U-shaped pattern is left-skewed on average; meaning that expected return increases as absolute ambiguity exposure increases but the absolute effect of the positive exposure is larger than the absolute effect of negative exposure. U-shaped trend is essentially same when controlling for widely known cross-sectional predictors, other ambiguity proxies, different holding and formation periods, and different states. Overall, our results provide substantial empirical evidence that indicates that ambiguity is priced in stock returns.