Forced emigration

185 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Uluslararası göç hareketliliğine ilişkin tutumların karma araştırma yöntemi ile incelenmesi: Edirne ili

Türkiye, dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkedir. Bunun sonucu olarak birçok şehirde yabancı uyruklu göçmen ve yerel halk sosyal alanda etkileşime girmektedir. Bu şehirlerden biri de Edirne'dir. Türkiye'nin Avrupa'ya geçiş kapısı olarak öne çıkan Edirne'de yaşayan yabancı uyruklu göçmenler ile yerel halkın karşılıklı tutumları sosyal psikoloji disiplini dâhilinde bu araştırmada tartışılmıştır. Araştırmada, karma araştırma yöntemi ve yöntemin alt desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Ölçeklerle, elde edilen nicel bulgular analiz edilmiştir (SPSS 25). Ölçekler arasında anlamlı bir ilişki kurulduğu görülmüştür. Nitel bulgular ise yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla analiz edilmiştir (MAXQDA 24). Araştırma sonucunda, yerel halkın göçmenlere yönelik olumsuz tutumları öne çıkarken, göçmenlerin ise yerel halka yönelik daha olumlu tutumlar besledikleri görülmüştür. Bu araştırmanın, grupların birbirine yönelik tutumlarına ilişkin politika geliştirilmesinde farklı bir bakış açısı kazandıracağı düşünülmektedir.

Basmakalıp yargıBilişsel tutumDavranışsal tutum+4
Cem Kavalcı
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative analysis of the construction of national narratives by the refugee and exchangee associations in Greece and Turkey

This thesis comparatively analyzes the roles played by the exchangee associations, whose numbers have increased gradually in the last decades in Turkey, and the refugee associations, which have a deep-rooted history in Greece, in the construction of their respective nationalist narratives. Taking from the 1922-23 Forced Migration/Population Exchange discourses used in both countries, the study begins with a historical discussion and aims at introducing how these discourses are reproduced by the refugee associations in Greece and the exchangee associations in Turkey. In this regard, the official statements of the associations, the events organized by them and the semi-structured interviews conducted with their members (both in Greece and Turkey) are examined and under the light of the obtained results, three main hypotheses are tested. In order to conduct this research, a modernist nationalist approach is taken as a starting point, and particularly the assumptions of Michael Billig's banal nationalism are employed to construct the framework of the thesis. It is hoped that these findings will fill a void in the International Relations and Political Science literature on the role of the two understudied actors, i.e., the refugee and exchangee associations, as well as to contribute to the refugee/exchangee research in both countries.

Banal nationalismAssociationsMigrations+4
Doruk Işıkçı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Examining the relation between attending the language courses and well-being of the attending refugees

The purpose of this study is to examine the relation between attending a language course and well-being of the attending refugees. The study adopts a mixed-methods approach, including both qualitative and quantitative data collection and analysis methods. The study participants consist of adult refugees attending a Turkish language course. Data collection is done through semi-structured interviews and standardised scales measuring well-being and resilience. The theoretical and conceptual framework of the study provides an overview of forced migration, international legal frameworks, migration and asylum in the context of Türkiye, migration network theory and the impact of forced displacement on forced migrants. Furthermore, the literature on well-being and resilience is extensively reviewed, covering their definitions, components and associated factors. The thematic analysis of the data has identified multiple themes that offer an insight to the participants' experience of being a refugee in relation to their well-being and resilience with the quantitative data collected through the scales. As a result it was concluded that attending a language course did have a positive effect on the well-being of the participants.

TraineesRefugeesHardiness on psychological+7
Pırıl Zaim
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Cities, forced migration, and multi-level governance: Assessing berlin's policy towards unaccompanied minors

This thesis aims to investigate the relationship between cities and forced migration and explores the increasing role of cities in the Multi-Level Governance of migration. It focuses on the intersection of the local turn in migration and vulnerable refugee groups, mainly unaccompanied minors. Focusing on Berlin through process tracing and single case method, the thesis assesses Berlin's policy toward the unaccompanied minors on the Greek islands in a time frame of the European Refugee Crisis in 2015 until March 2022. It discusses the multilevel nature of local policymaking in migration and its multifaceted drivers as it demonstrates Berlin's interaction with actors at the vertical and horizontal levels and the defining (institutional and structural) and transformative (local discourses and actors) drivers that feature in Berlin's migration policymaking. While this study proves that there is a local turn in migration and cities are no longer solely responsible for the implementation of policies, since they formulate them, particularly for unaccompanied minors, it also reveals that cities are still constrained by the institutional factors that shape their capabilities and limitations against national and supranational actors.

Germany-BerlinEuropean UnionMigration policies+7
Cansu Avan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

From old homeland to the new one: Migration movements and policies between 1918-1923

The period between 1918 and 1923 witnessed a huge transformation process. Various migration waves, civilian tragedies, challenging policies and ideologies, occupations and liberations took place during this period. Following Introduction, Literature Review and Methodology chapters, this study discusses the key migration concepts, their "descent and emergence", from a genealogical perspective and links them to the migratory movements between 1918-1923. In Chapter IV, it explains the migratory movements starting from the Armistice of Mudros. These movements could fall into five main categories: i) Refugees fleeing conflict or war zones such as the White Russians in the West or Muslim and non-Muslim groups in the East, ii) Repatriation of the Armenian, Rum, Kurdish and Arab refugees who were forced to migrate during the World War I, iii) Incoming migrants in the Armistice period to seize the majority considering the Wilsonian Principles, iv) Consecutive migration movements due to the occupations and liberations in Anatolia, v) Migrations upon the decision of Allied Powers or the Istanbul and Ankara Governments. Since all these movements are often intertwined, they are discussed regionally. In Chapter V, migration policies during the period are examined. It is found that both Istanbul and Ankara governments had anti-migration stance. Nation- and state-building efforts, maintaining population dominance, establishing order and security, as well as socio-economic concerns are the main driving factors behind the migration policies of Istanbul and Ankara governments.

General Directorate of Tribes and ImmigrantsIrregular immigrationArmenian deportation+4
Talip Arabacı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İranlı göçmenlerin Türkiye'ye yönelik yeni göç eğilimleri: Antalya örneği

Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla farklı kökenlerden gelen göçmenler için hem geçiş hem de varış ülkesi konumundadır. 1979 İran İslam Devrimi ile kurumsallaşan şeriat yönetimi ve dini baskılar, İran'da siyasal ve toplumsal sorunlara yol açarak önemli itici göç faktörleri oluşturmuştur. Türkiye ise 1951 Cenevre Sözleşmesi'nin imzacıları arasında yer almakla birlikte, coğrafi kısıtlama nedeniyle yalnızca Avrupa kökenli göçmenleri mülteci statüsünde kabul etmektedir. Bu nedenle İranlı göçmenler, Türkiye'yi çoğunlukla geçici bir durak olarak kullanmakta ya da bu düşünce ile göç ederek kalıcı hale gelmektedir. Araştırmanın amacı, şeriat rejimin bireyler üzerindeki etkisiyle 1980 yılından itibaren Türkiye'ye yönelik gerçekleştirilen göçlerin yeni göç eğilimlerini incelemektedir. Everett Lee'nin itme-çekme kuramı temel alınarak, İran'daki dini ve siyasal baskılar "itici faktörler", Türkiye'deki görece özgür yaşam koşulları ise "çekici faktörler", göç kararının alınması "kişisel faktörler" olarak ele alınmaktadır. Çalışma süresi boyunca katılımcıların eğitim seviyesi, varış noktasına ilişkin bilgileri nedeniyle ara engellerin açığa çıkmaması da çalışma içerisinde yer alan önemli bulguların başında gelmektedir. 2024 yılında Antalya'da yaşayan İranlı göçmenlerle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Dini baskılar, toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıklar, cinsel yönelim ihlalleri ve siyasal muhalefetin bastırılmasının göçü tetiklediğini göstermektedir. Aynı zamanda bu nedenlerle gerçekleştirilen göçler tarih boyunca gerçekleştirilenler ile benzer özellikler taşımaktadır. Buna rağmen son yıllarda İran'dan Türkiye'ye siyasi nedenler ile gelen İranlılar yeni göç eğilimlerini açığa çıkarmıştır. Bu yeni eğilimlerin temel belirleyicileri ise eğitim seviyesi, varış noktasına daha öncesinde yapılan turistik ziyaretler ve ekonomik refah seviyesinin yüksek olmasıdır.

Uluslararası göçZorunlu göç
Hidayet Çiçek
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kentleşme döneminde planlaşma dışı nüfus hareketinin (göç) plansız olarak kentlerde yer alması ve bu durumunda kaçak yapılaşma (plan dışı gelişme alanlarının) kentsel dönüşüme etkisi, kentsel tasarım ilişkisi ve kente olumsuz etkisinin araştırılması; Diyarbakır ili Sur içi kentsel alanı

Kentsel dönüşüm kentlerin zamanla değişen ihtiyaçlar büyüme ve diğer değişkenler göz önünde bulundurularak kentte eskiyen ve işlevsel kullanışlılığını kaybeden ve yıpranan yapıların yerine işlevsel ve tasarımsal olarak kullanışlı yapıların inşa edilmesidir. Sur içi bölgesi Diyarbakır'ın ilk yerleşim yeri ve değerli olan bir yerleşim alanıdır. Uzun yıllar önemli ticaret ve ulaşım ekseninde medeniyetin beşiği olmuştur. Bir zamanlar ticari merkez olarak kullanılan bu yapılaşma kentsel gelişim için çok etkili bir durumdur. Suriçi kentsel yapılaşması Anadolu ve Mezopotamya bölgesinin kültürünü ve Diyarbakır'ın gelişimini etkilemiş olup bölgedeki konumu nedeniyle karma bir kentsel forma sahiptir. Kent kale duvarları ile kaplı olup yerleşim şeklini günümüze kadar koruyarak getirmiştir. Dünyada 2. Dünya Savaşı ve Sanayi devriminden sonra Türkiye de ise 1950'li yıllardan sonra hızlı kentleşme süreci başlamasına rağmen, Diyarbakır da 1980'li yıllardan sonra hızlı kentleşme süreci başlamıştır. Hızlı kentleşme sürecinde ekonomik nedenlerden dolayı kentin göç almasıyla birlikte kırsal kesimden gelip Sur içine yerleşen dar gelirli kesimin kentte yaptıkları gecekondu yapılar kentteki tarihi değerleri yüksek olan diğer yapılarla farkının ortadan kalktığı yapılar olmuş olup aynı işlev için aynı kesimin kullandığı yapılar haline gelmiştir. Aynı zamanda bu süreçte Suriçinde kısa sürede plansız ve düzensiz bir şekilde yapılaşma görülmüştür. Böylece Diyarbakır Suriçi doku kaybetme sürecine girmiştir. Bundan dolayı sur içinde bulunan tarihi değerleri yüksek yapılar için kentsel tasarım uygulamaları önerilerek aslına uygun şekilde onarılıp işlevine uygun kullanılmasını ya da kent açısından değerli olabilecek şekilde anıtsal bir boyut kazandırıp kente kazandırılması hedeflenmiştir. Son yıllarda kentte meydana gelen güvenlik olayları neticesinde Sur içi kentsel yerleşim alanında birçok yapı yıkılıp yerine tarihi dokuya uygun yapılar önerilmiş olup yeni bir yerleşim düzeni öngörülmüştür. Bu araştırma Diyarbakır tarihine dayanmaktadır. Bu çalışmada da Diyarbakır Sur İlçesi kentsel dönüşüm uygulamalarına bir yaklaşım sergilenmek istenmiş ve Sur ilçesi kentsel dönüşüm uygulamalarında gelinen son durum anlatılarak değerlendirilmiştir.

DiyarbakırDiyarbakır-SuriçiKentleşme+5
Bayram Gök
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi kentsel yerleşim alanlarının taşınmasındaki sosyal, mekânsal ve yapısal sorunların araştırılması (Batman Hasankeyf örneği)

12 bin yıldır savaşlara ve doğal afetlere direnerek yakın tarihimize kadar varlığını sürdüren Hasankeyf, 1982'den beri gündeme getirilen Ilısu Barajının 2020 yılında tamamlanması neticesinde tamamen boşaltılarak sulara gömülmüştür. Mağara konutları ve kendine has dokusuyla birçok kültürel miras barındıran bu kentin yok olması engellenememiştir. Dünyada ve Türkiye'de kalkınma projeleri sebebiyle yerinden edilen nüfus her geçen gün artmaktadır. Türkiye'nin enerji politikalarında öncelik verdiği hidroelektrik santraller sebebiyle de birçok yerleşim alanı yok edilmektedir. Bu yerleşimlerdeki insanların mağdur edilmemesi için yeniden yerleşim uygulamaları yapılmaktadır. Ilısu Projesi'nin gerçekleşmesi kapsamında Hasankeyf'in yeniden yerleşim süreci başlamıştır. Bu tez çalışmasında Eski ve Yeni Hasankeyf kentleri karşılaştırmalı bir şekilde incelenmiştir. Bu kentlerin, zorunlu göçe tabi tutulan insanlar tarafından nasıl algılandığı, yapılan anket çalışmasıyla açıklanmıştır. Bu sonuçlara göre, Eski ve Yeni Hasankeyf birbirlerinden oldukça farklı kentlerdir. Kent ölçeği büyümüş, kent kimliği yok olmuştur. İnsanlar yeni kente alışmakta zorluk çekmektedir. Yöre halkının çoğu barajın yapımını ve yeni kente taşınılmasını Hasankeyf için kötü bir durum olarak değerlendirmiştir. Kentteki inşaat faaliyetleri tamamlanmadan taşınma gerçekleşmesi yeni kentten memnuniyet durumunu olumsuz etkilemiştir. Turizm ve buna bağlı sektörlerin geleceği belirsizdir. Yeniden yerleşim uygulamalarında kentsel tasarım ve şehir planlama disiplinlerinin başarısının, insanların bu uygulamalardan memnuniyet durumunu doğrudan etkilediği görülmüştür.

Batman-HasankeyfIlısu BarajıKentsel donatımlar+2
Esra Şırkı
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
22
DoctorateOpen AccessTR

2000 sonrası Türkiye'de sivil toplum çalışanı olmak: İnsani yardım kuruluşları örneği

Bu tez, insani yardım alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarında çalışma deneyimine sahip bireylerin kendi anlatıları ve çalışma deneyimleri üzerinden elde edilen veriler doğrultusunda, neoliberal düzenlemelerin sivil toplum çalışmalarına etkisini ve çalışanların emek süreçlerini araştırmaktadır. Bu çerçevede öncelikle sivil toplum kavramının tarihsel süreçte sahip olduğu anlamları ve bu anlamların siyasal düşünce tarihinde nasıl kullandığını tartışmaktadır. Neoliberalizm tartışmalarının kurmuş olduğu teorik çerçevede maddi olmayan emek ve prekaryalaşma tartışmaları eşliğinde STK'laşma kavramı ile güncel sivil toplum tartışmalarına değinilmiş, bu tartışmalar doğrultusunda sivil toplum alanında çalışan bireylerin çalışma deneyimleri analiz edilmiştir. Bu alanda çalışan sivil toplum çalışanlarının fayda vermeyi amaçladığı grup ile kurdukları bağı ve fayda verilmesi beklenen topluluğu "proje" döngüsü içinde nasıl konumlandırdıkları görmek amaçlanmıştır. Öte yandan bu tez Türkiye'deki sivil toplum tartışmaları ve sivil toplum kuruluşlarının geçmişten bugüne olan yolcuğunu inceleyen bir çalışma olmakla birlikte tarihsel bir izlek de takip etmektedir. Süreç içinde dönüşen sivil toplum anlayışının günümüzde yeni bir çalışma alanı olan sivil toplum alanında gerçekleşen donör, proje ve kurum ilişkisini inceleyerek güncel bir tartışmaya da dikkat çekmektedir. Anahtar Sözcükler sivil toplum, sivil toplum kuruluşları, neoliberalizm, maddi olmayan emek, prekarya, STK, STK'laşma

Sivil toplumSivil toplum projesiSivil toplum örgütleri+3
Görkem Uzunali
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de iklim ve çevre göçmenlerinin karşılaştıkları sorunların tespiti ve ihtiyaçlarının analizi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de iklim ve çevre göçmenlerinin göç öncesi, sırası ve sonrası süreçte karşılaştıkları sorunları ve bu süreçteki ihtiyaçlarını tespit etmektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden çoklu durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubunu Türkiye'de deprem, baraj projesi, sel sebebiyle göç eden 63 birey; belediye ve sivil toplum kuruluşlarında çalışan 43 birey olmak üzere toplam 106 kişi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı, iki ana grup için oluşturulan iki farklı yarı-yapılandırılmış görüşme formudur. Çalışma, her bir alt grubun dahil edilme kriterlerine uygun olarak seçilen 16 ilde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada elde edilen veriler, teknik düzenlemelerin ardından Maxqda nitel veri analiz programına işlenmiş ve tema, kategori, kodlara ayrılarak analiz edilmiştir. Ayrıca tespit edilen ihtiyaçlardan ön plana çıkanların saptanması amacıyla veriler, ikinci bir analize tabi tutulmuştur. Göçmenlerin elde edilen sonuçlar; göçmenlerin göç sürecinde ekonomik, psikolojik, ruhsal, kültürel, toplumsal ve temel ihtiyaçların karşılanamaması gibi sorunlarla karşılaştıklarını göstermektedir. Ayrıca göçmenlerin göç sürecindeki temel ve bireysel ihtiyaçlarının yanı sıra arama-kurtarma, hizmetlerin sunumu, teknolojik olanaklardan yararlanma, koordinasyon ve iletişim süreci ile ilgili ihtiyaçlarının olduğu saptanmıştır. Kurum ve kuruluşlarda görev yapan çalışanlardan elde edilen sonuçlar; belediye ve sivil toplum kuruluşlarının ekonomik ve idari alanda sorunlar yaşadıklarını ve hizmet verdikleri gruplara bireysel, lojistik ve temel ihtiyaçların giderilmesine yönelik destekte bulunduklarını ortaya koymaktadır. Bulgulara yönelik yapılan ikinci değerlendirmede ise yaşamı sürdürme ve koruma ihtiyacıyla ilgili ihtiyaçların ön plana çıktığı saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına dayanılarak, iklim ve çevre göçmenlerinin ihtiyaçlarının karşılanmasında karşılaşmış oldukları sorunların çözümüne yönelik sosyal hizmet odaklı destek sistemlerinin oluşturulması önerilmektedir. Bu tür hizmetlerle göçmenlerin sorunlarından hareketle ihtiyaçlarının çözümüne yönelik kapsamlı bir destek ağı oluşturabilir, bu da onların ekonomik, psikolojik, kültürel ve toplumsal ihtiyaçlarının daha etkin bir şekilde karşılanmasını sağlayabilir.

Düzensiz göçUluslararası göçYasadışı göç+2
Hüseyin Doğan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu göç yaşamış Suriyeli kadınların Elazığ depremine ilişkin yaşam deneyimleri

Deprem afetinden etkilenme düzeyinin sahip olunan kaynaklar, kaynaklara erişim düzeyi, sosyal statü gibi faktörlere göre farklılık gösterdiği bilinmektedir. Araştırmada Suriyeli kadınların deprem sırası ve sonrası süreçlerde hem Suriyeli hem de kadın olmaktan kaynaklı birçok farklı deneyime sahip olduğuna vurgu yapılmakta ve bu özgün deneyimler göç, deprem ve toplumsal cinsiyet ihtiyaç ve sorunları bağlamında değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, 24 Ocak 2020'de Elâzığ'da gerçekleşen 6,8 şiddetindeki deprem afetini deneyimlemiş Suriyeli kadınların deprem sırası ve deprem sonrası süreçteki yaşam deneyimlerini ortaya koymak ve afet, göç ve kadın sorunlarının etkileşiminden doğan sonuçlarını tespit ederek bu doğrultuda afetlerde sosyal hizmetlere ilişkin öneriler sunmaktır. Bu amaç doğrultusunda Elâzığ il merkezinde yaşayan, deprem afetini deneyimlediği sırada bekar ve çocuklu olan 24 Suriyeli kadın ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve MAXQDA 2020 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, Suriyeli kadınların savaş ve göç deneyimlerinin ardından ekonomik kaynaklarını, sosyal destek sistemlerini geride bırakarak yerleştikleri Elazığ'da; toplumun görece sosyoekonomik düzeyi düşük bölgelerde ikamet etmeleri ve Suriyeli ve yalnız yaşayan kadın olmaları sebebiyle deprem karşısında yerel halka kıyasla daha savunmasız olduklarını; hak ve hizmetlere erişimde sosyal dışlanma, ayrımcılık ve eşitsizliklerle karşı karşıya kaldıklarını, sosyal yardım ve hizmetlerden sorumlu kurum ve kuruluşlara dair bilgi eksiklikleri sebebiyle hak kayıpları yaşadıklarını göstermektedir. Suriyeli kadınların içinde bulundukları bu koşulların ise ataerkil toplumlarda eğitim, iş yaşamı ve kamusal alandan uzak tutulmaları ile ilişkili olduğu ve yerleşik toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri bağlamında derinleştiği görülmektedir. Bununla beraber, savaş ve göç gibi zorlu yaşam koşullarının öznesi olan Suriyeli kadınların geçmiş travmatik deneyimlerinin kendilerini güçlendirdiği ve depremin psikolojik ve duygusal etkileri açısından kendilerini daha dayanaklı mücadeleciler haline getirdiği görülmektedir. Bu anlamda, afetlerde kırılganlığı yüksek bir grubu ifade eden Suriyeli kadınların çok çeşitli sorun ve ihtiyaçlarına duyarlı ve insan hakları, sosyal adalet ve eşitlik ilkelerinin benimsendiği afetlerde sosyal hizmet uygulamalarına ihtiyaç olduğu değerlendirilmektedir.

Afet yönetimiAfetlerDeprem+7
Aybike Betül Maral
Hacettepe University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin dayanıklılıklarının ve yapabilirliklerinin incelenmesi: Türkiye'den deneyimler

Araştırmanın amacı Afgan refakatsiz çocukların ve gençlerin karşılaştıkları zorluklar karşısında nasıl hayatta kaldıklarını anlamaya çalışmaktır. Araştırmacının güçler perspektifini benimseyerek çıktığı yolda, araştırmanın kuramsal temelleri dayanıklılık ve yapabilirlikler yaklaşımı üzerine inşa edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak deneyimler keşfedilmeye çalışılmıştır. Amaçlı örneklem stratejilerinden farklılıklar içerisindeki ortaklığı anlayabilmek için maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Ek olarak kartopu örneklemesi ile alanında deneyimli meslek elemanlarına erişilmiştir. (Farklı) kurumlarda ve illerde refakatsiz çocuklarla çalışma deneyimi olan 16 meslek elemanı ve çocuk koruma sistemine eriş(e)memiş 12 Afgan refakatsiz gençle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın verileri ATLAS.ti nitel veri analiz programı ile analiz edilmiştir. Tematik analiz ile sırasıyla açık, eksen ve seçici kodlamaya göre veriler kodlanarak iki temaya ve altı kategoriye ulaşılmıştır. Temalar sırasıyla "Refakatsiz Çocukların Çocuk Koruma Sistemine Erişim Sürecinde Karşılaştıkları Zorluklar ve Sisteme Karşı Mücadele" ve "Afgan Refakatsiz Gençlerin Hayatta Kalabilme Becerileri"dir. Afgan refakatsiz çocuklar, menşe ülkelerinde yıllardır devam eden savaş ve şiddetin sonucu olan ekonomik istikrarsızlıklardan dolayı göç etmek zorunda kalırlar. Göç yolundaki kaynakları ailenin maddi desteği, yolda beraber geldikleri göçmen grupları, gıda, kolektif benlik ve (çoğu zaman geri gönderilmelerini engellediğinden) çocuk yaşta olmalarıdır. Türkiye'ye vardıklarında çocuk koruma sistemine erişemez ya da çalışabilmek için erişmek istemezler. Sisteme erişseler dahi kurumsal kapasitelerden yoksun, uygulamaların mevzuata göre yürümediği ve engellerin olduğu sınırlandırılmış yapabilirliklerle karşılaşırlar. Refakatsiz çocukların kimi zaman baskıya yol açan bu sisteme karşı mücadeleleri gerçek bilgilerini paylaşmayarak ve kurum bakımından kaçarak devam eder. Afgan refakatsiz çocuklar ve gençler, çocuk koruma sistemine eriş(e)mediklerinde çoğunlukla çocuk işçi olarak prekaritede hayatta kalmaya çalışırlar. Geride kalan aileleri ve kendileri hayatta kalabilsin diye çalışmak ve para kazanmak üzerine bir hayat kurarlar. Geride kalan ailelerine karşı devam eden sorumlulukları, farkındalıkları, öz yeterlilikleri ve homososyal dayanışma ağları dayanıklılıklarını destekler. Araştırmada (Afgan) refakatsiz çocuklara yönelik dokuz maddeden oluşan ve gelişmeye açık bir yapabilirlikler listesi önerilmiştir. Bu araştırma göç alanındaki araştırmalara ve refakatsiz çocuk koruma sistemine verilecek katkı bakımından önemlidir.

AfganlılarGöçlerPsikolojik sağlamlık+5
Sultan Ebru Bulgurcuoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vatandaşı erkeklerin Suriyeli kadınlarla kurduğu çok eşli evlilikler: Evlilik içi farklı aktörlerin gözünden çok eşlilik deneyimi

Bu çalışma 2011 yılında başlayan Suriye zorunlu göçü sonrasında Türkiyeli erkeklerin Suriyeli kadınlarla kurduğu çok eşli evliliklerin neden ve nasıl olduğunu anlamak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma modeliyle tasarlanan bu araştırmada, yarı yapılandırılmış görüşme yönergesi kullanılmıştır. Araştırmanın özneleri Türkiyeli bir kadınla resmi olarak evli iken dini nikahla Suriyeli kadınla "evlenerek" çok eşli olan Türkiyeli erkekler ve onların Türkiyeli ve Suriyeli eşleri olarak seçilmiştir. Araştırmanın verileri, Şanlıurfa, Kilis ve Hatay'da toplamda 25 kişi ile derinlemesine görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Araştırma sonuçları, "Erkeklerin Çok Eşliliklerini Meşrulaştırma Biçimleri"; "Evlilik Pazarı ve Pazarlıklar-Evliliklerin Kurulumu"; "Çok Eşlilik Süreci: Taraflar Arası İlişkiler ve Yaşanan Sorunlar"; "Çok Eşlilik Karşısında Alınan Pozisyonlar", ana başlıkları altında yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre erkekler, çok eşli oluşlarını birtakım erkeklik kurguları üzerinden meşrulaştırmaktadır. Erkeklerin güç kazanımı üzerinden açıklanabilecek bu kurguların egemen erkeklik idealini tanımlamaya yönelik olduğu görülmüştür. Suriye zorunlu göçü sonrasında Suriyeli kadınların aracılar üzerinden çok eşli evliliklere dahil edildiği bir evlilik pazarının oluştuğu, bu süreçte erkeklerin egemen erkeklik kalıplarına göre pazarlıklar, kadınların da ataerkil pazarlıklar yürüttüğü görülmüştür. Evliliklerin kurulduğu süreçte ve sonrasında hem Türkiyeli hem de Suriyeli kadınların erkeklerin şiddetine maruz kaldıkları, Suriyeli kadınların Türkiye'deki hukuki statüleri ve resmi olmayan evlilikleri nedeniyle kırılganlıklarının fazla olduğu görülmüştür. Erkekler bu evliliklerini evdeki eşin birtakım kadınlık kriterlerine uygun olmadığı üzerinden açıklamışlar, bu nedenle evlilik kararında haklı olduklarını ifade ederek kendilerine istisnai olarak çok eşliliklerinin yasal olmasını talep etmişlerdir. Suriyeli kadınların resmi bir evlilik istemeyerek vatandaşlık talep etmeleri Suriyeli kadınların bu evliliklere göç ettikleri ülke ile bağ kurabilmenin bir yolu olarak baş vurduklarını göstermektedir. Çalışmanın ortaya çıkardığı sonuçlar çerçevesinde çok eşli evliliklerdeki dinamiklerin erkeklik kurguları üzerinden yeniden ele alınması, kadınların bu evliliklere dahil olma ve sonrası süreçte şiddete karşı korunmasıyla birlikte göç süreçlerindeki kadınların kırılgan yanlarının dikkate alınarak koruyucu ve önleyici politikaların geliştirilmesi gerektiği tartışılmıştır.

ErkeklerEvlilikGöçmenler+7
Nurgül Certel
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of Syrian refugees on the Turkish housing market

This thesis aims to analyze the impact of Syrian refugees on the Turkish housing market for the period 2009 and 2019. In order to evaluate how the housing market was affected, Survey of Income and Living Conditions (SILC) micro-level data retrieved from TurkStat was used. In addition to the analysis using rents and perceived rents, an index variable called Housing Quality Index (HQI) was defined and included in the analysis. Türkiye's mass refugee influx is heterogeneous across regions, and this rare situation allows for a quasi-experimental research design. The difference-in-differences (DiD) strategy was followed with a number of modifications. Then, the potential endogeneity problem was discussed, and an instrumental variable was introduced. The analysis indicates that rents increased by 1.19% for a 1% increase in the migrantto-native ratio in the short run while the increase in perceived rents is 1.43% in the short run. The impact on rents and perceived rents are calculated as 0.66% and 0.89% in the long run, leading us to believe the impact slowly diminishes in the long run. The analysis was repeated on different types of housing units to understand if different cohorts were affected differently by the migration.High-quality housing units were affected more by immigration in the short run while low-quality houses were affected more in the long run. The impact on the natives with low education is significant in both the short run and the long run. In the short run, the development level of the region is found to be a significant determinant of the impact of migration on the housing market. Less developed regions are affected more by the migration. This effect disappears in the long run. Additionally, an analysis using the Housing Quality Index showed there was no decrease in the housing quality of the natives due to migration.

Differences in differencesMigrationsRental housing+7
Kadir Dikici
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin deneyiminde insan-nesne ilişkisi ve duygulanım

İnsan, içinde bulunduğu çevreden ve çevresini meydana getiren her bir bileşenden izole değildir. Evinde kullandığı dekorasyon ürünlerinden, manzaralara, hava durumundan kişisel eşyalara her bir unsurun bireyin üzerinde bir etkisi vardır. Bu anlamda yaşamın bir parçası olarak eşyalar, maddi kültür ürünleri ve diğer nesneler de etkiler üretir. İnsanlar, nesnelerle çeşitli bağlamlarda ilişkilenir. Göç deneyimi, insanların nesnelerle ilişkilendiği bağlamlardan biridir. Göç, bir yoksunluk deneyimidir. Bunun bir sonucu olarak göçmenler, nesnelerle ilişkilenir ve bu bağ, duygulanımlar meydana getirir. Onlara yeni anlamlar yükler, duygusal yatırımlar yapar. Bu çalışmada Suriyeli göçmenlerin deneyiminde insan-nesne ilişkisi serimlenmeye çalışılmış ve ilişkinin hangi kültürel kategorilere karşılık geldiği bir sınıflandırma denemesiyle çözümlenmiştir. Buna göre bu çalışmada Suriyeli göçmenlerin deneyimlerini biçimlendiren duygulanımsal dinamiklerin neler olduğu ortaya konmuştur. Bu kapsamda nesneler üzerinden izlenen bir yöntemle Suriyeli göçmenlerin deneyimlerinin duygulanımsal dinamikleri, memleket, aile, ev, inanç, yakınlık ilişkileri gibi kategorilerde ele alınmıştır. Kimi zaman Suriyeli göçmenlerin memleketten ayrılırken yanlarına mutlaka bir nesne aldıkları tespit edilmiştir. Kimi durumlarda ise ani verilen göç kararı ile ilişkili olarak yanlarına her zaman bir şey alamadıkları fakat buna karşın o an üzerlerinde ne varsa, sınır geçmekle bir anlam kazandıkları görülmüştür. Kimi durumlarda ise Türkiye'de eski yaşam biçimlerini hatırlatan eşyalar kullandıkları görülmüştür. Bunun özellikle ev duygusunun inşasında yeni yerleşilen meskenin dekorasyonu yoluyla yapıldığı söylenebilir. Kimi eşyaların ise güven ile ilişkisi açısından inanç/inanış kaynaklı nesneler olduğu görülmüştür. Kimi nesneleri ise kaybedilen veya ayrı düşülen aile bireyleri, akraba ve yakın arkadaşlıkların yerine ikame edilen eşyalar oluşturmaktadır. Bunun yanında çalışmada nesnelerin hatırlamadaki rolüne ve göçmenlerin ayrı düşülen anlam ve olgulara ilişkin olarak deneyimlenen yoksunluğu nasıl yönettikleri gibi sorulara cevap aranmıştır. Akıllı telefonlar yoluyla, ilgili nesnelerin gruplar arasında dolaşımı sağlanmakta, yeni ortak deneyimler üretemeyen gruplar arasında nesnelerin paylaşımı ile iletişimin sürdürüldüğü, duygulanımların üretildiği ve bu sayede yakınlık duygusunun korunduğu, memlekete ilişkin hatıraların canlı tutulduğu söylenebilir.

Materyal kültürüOtobiyografik bellekSuriye+2
Selçuk Gündüz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ye gelen Suriyeli göçmen çocukların eğitim sorunları

2011 yılında Suriye'deki iç savaştan dolayı üç milyona yakın insan Türkiye'ye göç etmiştir. Suriyelilerin önemli bir bölümü güvenlik nedeniyle ülkelerinden ayrılmışlardır. Kamplarda kalan mültecilere çeşitli imkanlar sunulurken, kayıt dışı olanlar bu hizmetlerden yararlanamamaktadır. Bu açıdan mülteci statüsündeki bireyleri önce acil yardım ve daha sonra ise rehabilitasyon ile desteklemek gerekmektedir. Çünkü mülteci konumunda olan bireyler suiistimale açık şartlarda yaşamaktadırlar. Suriyeli nüfusunun yarısından çoğunu çocuklar oluşturmaktadır. Çocuklar için iltica sürecinin oldukça zor olduğu söylenebilir. Özellikle kendi ülkelerinden farklı bir çevrede bulunmaları uyum sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada Suriyeli çocukların uyum sorunları ve çözüm önerileri değerlendirilmiştir.

EğitimEğitim sorunlarıGöçler+7
Aylin Tanay Akalın
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli sığınmacı çocukların Türk eğitim kurumlarında karşılaştıkları sorunlar

Bu çalışma Türk eğitim kurumlarında eğitim gören Suriyeli sığınmacı çocukların akademik yaşantı sürecinde karşılaştıkları sorunları ortaya koymak, bunun için öğretmenlerinin görüşlerini ve yaşadığı sorunları değerlendirmek ve bu görüşler doğrultusunda birtakım önerilerde bulunmak amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen araştırmanın verileri 2016-2017 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Avcılar, Beylikdüzü ve Küçükçekmece ilçelerinde bulunan görev yapan 10 öğretmen ile yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan yarı-yapılandırılmış uzman görüşme modeli kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu hem sınıfında Suriyeli öğrencisi bulunan sınıf ve branş öğretmenlerinin hem öğrencilerin hem de velilerin yaşamış olduğu sorunların ve bu sorunların çözümü için öneri ve destekleri belirlemeye yönelik olarak oluşturulmuştur. Görüşme sorularına öğretmenlerin kişisel bilgilerini elde etmek amacıyla kişisel bilgi formu eklenmiştir. Veriler (görüşme metinleri) derinlemesine analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları; Suriyeli sığınmacı çocukların Türk eğitim sistemine girişiyle birlikte öğretmenlerin yaşadığı sorunlar, öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda öğrencilerin ve velilerin yaşadığı sorunlar ve öğrencilerin daha iyi eğitim alabilmesi için öğretmenlerin sunduğu öneriler ve ihtiyaç duyulan destekler alt başlıkları altında elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, sığınmacı, Suriyeli çocuklar, öğretmen görüşleri

Yabancı uyruklu çocuklarZorunlu göç
Gamze Ertuş
İstanbul Aydın University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin temsili: Türk basınında Suriyeli göçmenlere dönük yapılan haberlerin analizi

Göç, insanlık tarihinin var olduğu süreçten itibaren günümüze kadar toplumların değişmeyen bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Küreselleşen dünyada ülkelerin göçlere ve kendi göç politikalarının nasıl olduğu ve bu doğrultuda Türkiye'nin göçe bakışının nasıl olduğuna bakmak gerekir. Suriye'de yaşanan iç savaş sonucunda Türkiye'nin yardımları ile gelen Suriyeli mülteci göçmenler bugün kaldıkları kampların yetersizliği sonucunda büyük şehirlere çalışmak üzere göç etmektedirler. Çalışmanın ilk bölümünde Göç ve Suriyeli Göçmenler üzerine literatür çalışması bulunurken çalışmanın ikinci bölümde metodolojisi ve sınırlılıkları üzerinde durulacaktır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise yayın politikaları birbirinden farklı tirajı yüksek 2 gazetenin olayların başladığı ilk 2 yılda Suriyeli göçmenler üzerine yapılmış olan haberleri Van Dijk'ın eleştirel söylem analizi ışığında Suriyeli göçmenleri nasıl temsil ettiklerine bakılacaktır.

BasınEleştirel söylem çözümlemesiGazeteler+7
Kübra Battal
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Şanlıurfa ilindeki suriyeli göçmenlerin gıda tüketim ve satın alma davranışlarının tüketici kültürleşmesi bazında incelenmesi

Bu yüksek lisans tezi, Şanlıurfa ilinde yaşayan geçici koruma statüsündeki Suriyeli göçmenlerin gıda tüketim davranışlarını, tüketici kültürleşmesi çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, göçmen bireylerin geleneksel beslenme alışkanlıklarından ne ölçüde uzaklaştıkları ve ev sahibi toplumun gıda kültürüne hangi düzeyde uyum sağladıkları analiz edilmiştir. Bu bağlamda, kültürleşme sürecinde tercih edilen stratejiler (entegrasyon, asimilasyon, ayrılma, marjinalleşme) ile bireylerin tüketim davranışları arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Çalışmanın temel materyalini, araştırmacı ve tez danışmanı tarafından geliştirilen, Türkçe ve Arapça dillerine uyarlanmış bir anket formu oluşturmuştur. Ölçüm aracı olarak bireylerin geleneksel ile modern beslenme alışkanlıkları arasındaki uyum düzeyini ölçmeyi amaçlayan AIDAM ölçeğinden yararlanılmıştır. Anket formunda, bireylerin sosyo-demografik özelliklerine ve beslenme kültürleşmesi düzeylerine ilişkin toplam 50 ifade yer almıştır. Çalışma kapsamında, Şanlıurfa'da geçici koruma altında bulunan yaklaşık 273 bin Suriyeli bireyi temsil edebilecek şekilde 412 kişiyle yüz yüze anket yapılmıştır. Veriler, SPSS yazılımı kullanılarak analiz edilmiş; bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü ANOVA ile gruplar arası farklar değerlendirilmiştir. Beslenme kültürleşmesi puanı, Türk tipi ve Suriye tipi beslenme uygulamalarına verilen yanıtlar doğrultusunda oluşturulan puanlama sistemiyle hesaplanmıştır. Araştırma bulgularına göre, katılımcıların büyük çoğunluğu geleneksel Suriye yemeklerine bağlılık göstermektedir. Ancak, özellikle genç, erkek, bekâr ve yüksek eğitim düzeyine sahip bireylerin Türkiye tipi beslenme alışkanlıklarına daha yüksek düzeyde uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Bu durum, kültürel esnekliğin ve çift yönlü kültürleşme stratejisinin bazı gruplarda daha belirgin olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca Türkiye'de geçirilen sürenin artmasıyla birlikte Türk mutfağına uyumun arttığı da gözlenmiştir. Beslenme kültürleşmesi bağlamında elde edilen bulgular, göçmenlerin gıda tüketim tercihlerinin yalnızca ekonomik ya da fizyolojik ihtiyaçlarla değil; kültürel kimliğin korunması, sosyal uyum çabası ve aidiyet duygusuyla da şekillendiğini göstermektedir..

Düzensiz göçGıda tüketimiSosyokültürel değişme+3
Mahmut Kılıç
Harran University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriyelilerin Gaziantep kentinin sosyo-ekonomik yapısına etkileri

Göç olgusu, hedef bölgede toplumsal değişmeye neden olurken aynı zamanda da göç edenlerin de dönüştüğü bir sürece karşılık gelir. 2011 yılında Suriye'de meydana gelen iç karışıklık ve kaotik ortamdan kaynaklı olarak göç etmek zorunda kalan Suriyelilerin hedef bölge yer seçiminde Türkiye ilk sırada gelmektedir. Türkiye'ye yönelen Suriye kaynaklı göç dalgası, başta Türkiye'nin sınır illeri olmak üzere diğer birçok il de bu göçlerden etkilenmiştir. Sınır illerinden Gaziantep, 2011 Suriye savaşı sonrası Suriyelilerin en fazla tercih ettiği illerden biridir. Akrabalık, tanıdık ilişkileri, coğrafi yakınlık gibi nedenlerin yanında göç öncesi süreçte Gaziantep ve Halep arasında ciddi bir ekonomik ilişki olması da Gaziantep kentine yönelik Suriyeli göç sürecini etkilemiştir. Suriyelilerin kentsel mekâna yayılımları ve sosyoekonomik yapı kaynaklı mekânda oluşturdukları ayrışma/kümelenme şekillerinin hangi faktörlerden kaynaklı olarak meydana geldiği çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Buna bağlı olarak, Gaziantep kentinin merkez ilçeleri olan Şahinbey ve Şehitkâmil araştırma evreni olarak belirlenmiştir. Ön araştırmalar neticesinde, ilçelerde, Suriyeli nüfusun fazla ve yoğun olduğu 40 mahalle örneklem olarak tespit edilmiştir. Belirlenen sahada bulguların elde edilmesi için hem yerel hem de Suriyeli nüfus için ayrı ayrı anket formu hazırlanmıştır. Sorular yarı yapılandırılmış ve açık uçlu olmak üzere iki şekilde katılımcılara yöneltilmiştir. Anket formları her mahalleden rastgele 10'ar Suriyeli ve 10'ar yerli kaynak kişi olmak üzere toplam 800 kişiye yüz yüze uygulanmıştır. Ayrıca her bir mahalle muhtarı ile görüşülerek Suriyelilerin nüfus verilerinin yanında mahallelerdeki Suriyeliler hakkında genel bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Suriyelilerin ekonomik gelirlerinin düşük olmasına ilk kümelenmeleri buna bağlı olarak gerçekleşmiştir. Kümelenmenin ve mekânsal ayrışmanın ikinci adımı etnik ve dil yapılarına göre oluşmuştur. Son olarak Suriyelilerin mekânsal kümelenmesi ağ ilişkilerine bağlı olarak gerçekleşmiştir. Suriyelilerin sosyoekonomik yapısına bağlı olarak gerçekleştirdiği kümelenmelere ek olarak yerel halkın da dışlama pratikleri ve söylemleri Suriyelilerin mekânsal ayrışmasında bir diğer önemli unsurdur. Bu bakımdan çalışma sahasındaki Suriyelilerin mekânsal yer seçimi ve mekânsal ayrışması hem Suriyelilerin iç dinamiklerinden hem de yerel halkın dışlayıcı tutumlarına bağlı olarak gerçekleşmiştir. Araştırmanın ulaştığı en kapsamlı sonuç yerel halkın son dönemlerde Suriyelilere karşı dışlama pratiklerinin arttığına dair çıkarımlar, yapılan saha çalışması sonucunda belirlenmiştir. Gaziantep kentinde mekânsal ayrışma pratikleri göç süreci ilerledikçe yerel halkın davranış biçimlerine göre daha da derinleşeceği öngörülmektedir.

CoğrafyaMekansal ayrışmaSosyo-mekansal ayrışma+2
Emrah Türkoğlu
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk kadın roman yazarlarında göç kaynaklı toplumsal sorunlar

Göç, tarih öncesi çağlardan günümüze kadar birey ve toplumların hayatını derinden etkileyen; sosyal, psikolojik, ekonomik ve kültürel boyutları olan karmaşık bir olgudur. Birey ve toplum yaşamında bu kadar etkili bir faktör olmasından ötürü göç, sosyolojiden eğitime, psikolojiden sanata, hukuktan siyaset bilimine birçok disiplinin üzerinde önemle durduğu bir konudur. Bu olgunun en çok ele alındığı alanlardan biri de hiç şüphesiz edebiyat olmuştur. Jeopolitik, jeostratejik konumu ve sosyo-tarihsel geçmişinden ötürü tarih boyunca sayısız göç akınına sahne olan Anadolu coğrafyası, büyük oranda göç hareketlerinin yol açtığı değişimlere bağlı olarak şekillenmiştir. Göç olgusu, varlığını iç göçler, Balkan ve Kafkas göçleri, nüfus mübadeleleri, yurt dışına yapılan iş gücü göçleri ile daima sürdürmüştür. Yazarlar da birey ve toplum yaşamında sosyal bir gerçeklik olarak hep var olan bu göçlere duyarsız kalmamış romanlarında bu göçlerin sosyo-tarihsel ve psiko-sosyal sonuçlarına, sosyo-kültürel ve iktisadi yaşam üzerindeki etkilerine yer vermişlerdir. Cumhuriyet dönemi boyunca birçok yazar tarafından göç konusunu odağa alan çok sayıda roman kaleme alınmış. Bu yazar kadrosu içinde önemli kadın yazarlar da önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada Halide Edip Adıvar, Güzide Sabri (Aygün), Safiye Erol, Samiha Ayverdi, Mükerrem Kâmil Su, Peride Celal (Yönsel), Pakize Başaran, Adalet Ağaoğlu, Latife Tekin, Füruzan, Gülten Dayıoğlu, Sevgi Soysal, Afet Ilgaz (Muhteremoğlu), Ayla Kutlu, Ayşe Kulin ve Buket Uzuner gibi kadın yazarların göçü ana tema olarak işledikleri romanları, bütünlükçü bir bakış açısıyla irdelenecektir. Ayrıca bu romancıların eserlerinde göç kaynaklı hangi sorunlara, ne ölçüde ağırlık verdikleri ortaya konulacaktır. Bu noktada bu çalışmayla hem kadın yazarların göçe ilişkin düşüncelerinin tespit edilmesi hem de göçün ve göç kaynaklı toplumsal sorunların kadın yazarların gözünde nasıl bir anlam ifade ettiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.

Beyin göçüKadın yazarlarKafkasya göçleri+7
Burcu Tütak
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türk romanında mültecilik ve mülteci (2000-2025)

Bu çalışma 2000-2025 yılları arasında yazılan Türk romanlarında mültecilik ve mülteci kavramlarının nasıl ele alındığını incelemektedir. Türkiye'nin sınır ve yakın komşularında yaşanan siyasi krizler, savaş ve iç savaşlar neticesiyle Türkiye'ye mülteci hareketliliği oluşmaya başlamıştır. Önceleri misafir olarak görülen mülteciler, kendi ülkelerindeki krizlerin uzamasıyla kalıcı hale gelmiş ve giderek ev sahibi halk ile aralarındaki etkileşimde artmıştır. Bu etkileşim zamanla edebiyatta da yer edinmeye başlamıştır. Özellikle hikâye ve roman türündeki birçok eserde, mülteci karakterlerin olduğu olaylar işlenmiştir Bu çalışmada, edebi tür olarak roman seçilmiş ve konuyla ilgili kapsamlı bir alan taraması yapılmıştır. Mülteci konusunu işleyen romanlar tespit edilmiş, Türkiye'ye yapılan mülteci göçü ve Türkiye'den yapılan mülteci göçü olarak iki gruba ayrılmış ve Türkiye'ye yapılan göç bu çalışmanın odağını oluşturmuştur. Bu ayrımdan sonra 24 romana ulaşılmış ve bu romanlardan 18 tanesi teze dâhil edilmiştir. Hıdır Işık'ın Mülteci Umuda Yolculuk (2010) romanı yazarın ricası üzerine teze dâhil edilmemiştir. Diğer beş roman ise genel olarak göç ve mültecilikten bahsetse de yazarların estetik kaygı taşımadan sadece konuya odaklanmaları sebebiyle örneklem dışında bırakılmıştır. Mültecilerin Türkiye'ye geliş süreci ve Türkiye'de hayata tutunma mücadeleleri romanlara yansımış, bu çalışmada bu izlekler takip edilmiştir. Edebiyatın diğer sosyal bilimlerle olan ilişkisi göz önünde bulundurularak, mültecilerin birey olarak topluma aidiyeti ve toplumun mültecilere bakışı romanlarda incelenmiş ve elde edilen bulgular bilimsel yöntemlerle analiz edilmiştir.

MültecilerTürk romanıUluslararası göç+1
Talip Karaoğlu
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyeli çocukların entegrasyon süreçlerine yönelik yapılan akademik çalışmaların sosyolojik analizi

Suriyeli çocukların entegrasyonları önemli bir konudur, çünkü gelecekte Suriyelilerin Türkiye'deki profillerini bu çocuklar oluşturacaktır. Bu nedenle çalışmada, Türkiye'de yaşayan Suriyeli çocukların entegrasyon düzeyleri ile bunu kolaylaştıran ve zorlaştıran faktörler Türkiye'de Suriyeli çocuklarla ilgili yapılan tezler üzerinden vaka çalışması ile incelenmiştir. Çalışmada, entegasyona ilişkin çeşitli anahtar kelimelerle yapılan detaylı taramalar sonucu araştırma sorunsalıyla bağlantılı olan ve YÖKTEZ'de yayınlanan 32 yüksek lisans, 8 doktora tezi olmak üzere 40 tez analiz birimine dahil edilmiştir. Araştırmada kodlamalar ve analizler MAXQDA Plus 2022 programı ile analiz edilmiş ve görselleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, Suriyeli çocukların eğitime dahil olma düzeyinin hala istenilir durumda olmadığı görülmüştür. Eğitime erişimde ise yetersiz ekonomik kaynak ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin önemli engeller teşkil ettiği görülmüştür. Suriyeli çocukların eve katkı sağlamak ve kadın aile üyelerinin çalışmaması için fedakârlık yapmak amacıyla çalışma hayatına dahil oldukları tespit edilmiştir. Sosyal, kültürel ve kimliksel entegrasyon düzeyleri ise yapısal entegrasyona göre çok daha düşük düzeydedir. Türkiye'de yer alan Suriyelilerin büyük bir bölümünü Suriyeli çocuklar teşkil etmektedir ve Suriyeli çocukların entegrasyonlarının sürdürülebilir olması için başta dil eğitimlerinin sağlanması ve genel olarak eğitime erişimlerinin arttırılmasına yönelik politikaların geliştirilmesi elzemdir.

Akademik çalışmalarBütünleşmeGöçler+4
Füsun Özuğur
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Refakatsiz çocukların iyilik hallerini etkileyen faktörlerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, refakatsiz çocukların sosyo-demografik özellikleri, sosyo-kültürel özellikleri, sosyal destek sistemleri, geleceğe yönelik beklentileri, göç öncesi-esnası-sonrasına ait yaşam deneyimleri ve gelecek beklentilerini inceleyerek bu faktörlerin iyilik halleri arasındaki ilişkileri analiz etmek; elde edilen bilimsel veriler ışığında, refakatsiz çocukların iyilik halini artırmaya yönelik çözüm önerileri ortaya koymaktır. Nicel desende yapılan bu çalışmada, refakatsiz çocukların iyilik hallerini etkileyen değişkenlerin tanımlanarak ilişkilendirilmesi amaçlandığı için ilişkisel tarama modeline başvurulmuştur. Bu doğrultuda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı bulunan refakatsiz çocuk alanında ihtisaslaşmış 10 Çocuk Destek Merkezinde koruma ve bakım altında olan 13-18 yaş arasındaki ana dili Arapça ve Farsça olan 133 çocuğa ulaşılmıştır. Görüşmelerde araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme formu ve DSÖ-V İyilik Hali Ölçeği aracılığı ile bilgi toplanmıştır. Veri toplama süreci, çocukların rıza ve istekleri doğrultusunda Arapça ve Farsça tercümanlar eşliğinde ve yüz yüze olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre refakatsiz çocukların eğitim durumu ve Türkçe konuşabilme becerilerinin iyilik haline düzeyi üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Aynı zamanda göç döngüsünde yaşanan travmatik yaşam deneyimlerinin iyilik hali düzeyine olumsuz etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Refakatiz çocukların önemli oranda kendilerini yalnız ve dışlanmış hissettikleri görülmüştür. Sorunlarını ve duygularını aileleri, arkadaşları ve kurum personelleri ile paylaşabilen çocukların iyilik hali düzeyi daha yüksek bulunmuştur. Son olarak, refakatsiz çocukların kurum bakımı sonrasındaki sürece ilişkin yoğunlukla geleceğe yönelik endişe duygusuna sahip olduğu ve gelecek beklentilerinin iyilik hali üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, refakatsiz çocukların iyilik halinin sağlanabilmesine yönelik mikro, mezzo ve makro düzeyde somut öneriler geliştirilmiştir. Özellikle refakatsiz çocukların kurum bakımı sona erdiğinde biyopsikososyal, manevi ve ekonomik olarak hazırlanması sağlanmalıdır. Bunun için mikro düzeyde yapılacak çalışmaların yanı sıra eğitim ve istihdam alanında geliştirilecek politikalara ve hizmet modellerine ihtiyaç duyulmaktadır. Öte yandan, var olan hizmet modellerinin daha işlevsel olabilmesi için refakatsiz çocuklarla çalışan meslek elemanlarının güçlendirilmesine; refakatsiz çocukların sosyo-kültürel dinamikleri ve geleceğe yönelik beklentileri göz önünde bulundurularak geliştirilecek programlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Düzensiz göçPsikolojik iyi oluşRefakatsiz çocuklar+2
Özge Silav
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00

Related subjects