Forced emigration

132 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Zorunlu göç kapsamında Hatay'da bulunan Suriyeli öğrencilere yönelik Türkçe öğretimi, toplumsal uyum ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin öğretmen görüşlerinden hareketle incelenmesi

Bu çalışma Suriye'de yaşanan iç karışıklıklardan sonra zorunlu olarak Türkiye'ye göç eden ve Türkiye'nin birçok yerine dağılan Suriyelilerin en yoğun olduğu illerin başında gelen Hatay'da gerçekleştirilmiştir. Hatay, coğrafi konumu itibariyle Türkiye'nin en güneyinde ve Suriye'ye sınır olarak en yakın iller arasında yer almaktadır. Bu coğrafi yakınlığa ek olarak Suriye ile tarihsel, kültürel, komşuluk ve akrabalık bağı bulunması nedeniyle de Suriye nüfusunun diğer illere göre daha yoğun olan bir bölgedir. Bu tezin amacı, ülkelerinden zorunlu olarak göç eden ve Hatay'a yerleşip burada eğitim gören ilkokul ve ortaokul düzeyi Suriyeli öğrencilere yönelik başta Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi ve toplumsal uyum çalışmaları olmak üzere eğitim-öğretim faaliyetlerini konuyla ilgili belgelerden, gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası projelerden, dokümanlardan ve alanda elde edilen verilerden hareketle analiz edilmeye çalışmaktır. Bununla birlikte eğitim gören Suriyeli öğrencilerin ve bu öğrencilerin eğitim gördüğü okullarda görevli öğretmenlerin eğitim sürecinde yaşadıkları olası güçlükleri öğretmen görüşlerinden hareketle tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmektir. Bu amaç doğrultusunda sahada nitel araştırma yöntemi kullanılmış, veriler gözlem, görüşme ve doküman analizi teknikleriyle elde edilmiştir. Ayrıca araştırma durum tespiti desenlerine göre tasarlanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'de Suriyeli öğrencilere yönelik uygulanan eğitim politikalarından birinin Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine dahil edildiği; Hatay özelinde bakıldığında bunun birebir uygulandığı; Suriyeli öğrencilerin bulunduğu okullardaki öğretmenlerin birçoğunun konuyla ilgili hizmet içi eğitimler aldığı; alınan eğitimlerin daha çok uygulamaya dönük olması gerektiği; Suriyeli öğrencilerin başta Türkçe öğrenimi olmak üzere birtakım güçlüklerle karşılaştığı; öğretmenlerin ders anlatımlarında farklı yöntem ve tekniklerle görsel materyalleri kullandığı ve bu durumun olumlu yönde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Eğitim faaliyetleriGöçlerHatay+7
Taner Özçellik
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan hakları sorunu olarak "göç" ve "göçen kadın" Almanya örneği

Yaşanılası bir dünya için elzem olan ve felsefenin temel disiplinleri arasında yer alan insan hakları ve etik konularının günümüzde maalesef göz ardı edildiği, yeterince benimsenmediği ve bu nedenle de pek çok alanda insan haklarının ihlal edildiği görülmektedir. Son yıllarda Suriye ve Ukrayna'daki savaşlar, Türkiye'de depremler gibi doğal afetler nedeniyle zorunlu ya da iş, eğitim, aile birliği gibi isteğe bağlı nedenlerle özellikle uluslararası göçün artması, göç sürecinde yaşanan insan hakları ihlalleri, kadın ve çocukların karşılaştığı zorluklar ve çoklu kırılganlıkları, göç sonrası uyum sürecindeki yanlış ya da eksik uyum politikaları "göç" ve "göçen kadın" sorunlarını insan hakları ve etik sorunlar bağlamında ele almayı gerekli kılmıştır. Türkiye'den ve dünyadan çeşitli nedenlerle en fazla göç edilen ülkelerden biri olarak kabul edilen Almanya, uyguladığı göç ve uyum politikaları nedeniyle dikkat çeken ülkelerin başında gelmekte ve neredeyse "insanca yaşam" sürülebilecek ülkerin en başında gelmektedir. Gelişmiş olarak kabul edilen ve sosyal hukuk devleti olan Almanya'da özellikle göçte karşılaşılan etik ve insan hakları sorunlarının tesbiti ve sonrasında nasıl giderileceği konusunda çözümler üzerine daha ayrıntılı çalışılmıştır. Bu çalışmada da, birinci bölümde öncelikle felsefi bir sorun olmakla "göç" kavramı başta olmak üzere, göçmen, sığınmacı, mülteci gibi kavramlar ile göçün nedenleri, Almanya'da mevcut göç durumu, kadın ve çocukların bu mevcut durumlarıdaki sorunları ele alınmak istenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, etik, insan hakları ve insan onuru kavramlarına, göç sürecinde karşılaşılan insan hakları ihlalleriyle bağı kurularak yer verilmiş, göçün neden bir etik ve insan hakları sorunu olduğu, göçmen ve mülteci kadınların maruz kaldıkları muameleyle de ilişkilendirilerek ele alınmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde ise, göç ve göçen kadınların göç nedeniyle karşılaştıkları etik ve insan hakları sorunlarının neden ortaya çıkıp neden aşılamadığı, neye ihtiyaç duyulduğuna yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Çoklu Kırılganlık, Etik, Göç Etiği, Göç, Göçmen, Göçün Feminizasyonu, İnsan Hakları, İnsan Onuru, Kırılganlık, Mülteci.

Beyin göçüKültürel feminizmSosyal kırılganlık+3
Peri Banu Nemutlu Ertike
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği liderlerinin yeni göçmen dalgası politikalarının söylem analizi: Almanya, İngiltere ve Fransa örnekleri

Küreselleşmenin etkisiyle günümüzde Avrupa Birliği gibi ulus üstü siyasi birlikler olarak tanımlanabilecek yapıların ulus devletlerin ürettiği politikaların önüne geçtiği, bir ideal ve amaç uğruna bir araya gelerek politikalar ürettiği görülmektedir. Avrupa Birliği'nin temel değerleri olarak görülebilecek olan "Avrupa Vatandaşlığı" ve "serbest dolaşım hakkı" ulus üstü birliklerin ortaya koyduğu politikaların en etkin örneklerindendir. Bu noktada bu üretilen politikaların ortak ideal çerçevesinde olumlu iklim içinde karşılıklı çıkarlar dahilinde ortaya konulduğu unutulmamalıdır. "Avrupa Vatandaşlığı", "Avrupa İdeali", "serbest dolaşım hakkı", "özgürlük" ve "çok kültürlülük" gibi Avrupa Birliği'nin şiddetle desteklediği olguların Birlik üyesi devletlerin çıkarlarıyla çeliştiği noktada ne tür değişim ve dönüşümlere uğrayacağı önemlidir. Kökeni 1950'lere dayanan Avrupa Birliği, Avro ortak para bölgesi ve serbest dolaşım hakkı gibi ortak politikalar üretse de 1990'larda Avrupa'nın ortasındaki Sırp-Boşnak Savaşı'nda ortak bir dış politika ve güvenlik politikası ortaya koyamamıştır. Bu sürecin hemen ardından dağılan Sovyetler Birliği ülkelerinden ve Orta Doğu'daki istikrarsızlıklardan kaçanlar için Avrupa Birliği'nin Batı kanadı cazibe merkezi olmuştur. Bu nedenle Avrupa Birliği göç konusunda ortak politikalar üretme çabası içerisine girmiştir. Bu noktada göç olgusu Birlik üyesi devletlerin ulusal çıkarlarıyla çelişmeye başlamıştır. Özellikle Avrupa Birliği'nin Yunanistan, Bulgaristan ve İtalya gibi doğu ve güney sınırları üzerinden Birliğe giren göçmenlerin oluşturduğu kargaşa ortamı Birlik içerisinde görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Suriye Savaşı'nın ortaya çıkardığı göç dalgasının Avrupa Birliği sınırlarına dayanmasıyla birlikte Avrupa Birliği'ne liderlik eden Almanya, Fransa ve İngiltere'nin iç ve dış politika söylemleri hatta Birliğin öncelik verdiği özgürlük ve çok kültürlü politikalara dair söylemler değişmeye başlamıştır. Liderlerin söylemlerindeki değişiklikler Avrupa Birliği'nin göçmenlere karşı geliştirdiği politikalarda ve hukuksal düzenlemelerde de değişikliklere neden olmuştur. Bu çalışmada Avrupa Birliği'ne yön veren Almanya, Fransa ve İngiltere liderlerinin Suriye Savaşı'nın sonucunda ortaya çıkan göç dalgasına dair 2015-2016-2017 yıllarına ait söylemlerinin analizleri Reuters'in resmi internet sitesinde yayınladığı haberlerin yorumlanması ile yapılmıştır. Liderlerin söylemleri temelde söylem analizi tekniğiyle incelenmiştir. Aynı zamanda içerik çözümlemesi tekniğinden de faydalanılmıştır.

Avrupa BirliğiAvrupa ParlamentosuEleştirel söylem çözümlemesi+7
Abdulhalik Kürşat Arık
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Göçmenlere yönelik eğitim politikalarının entegrasyona etkisi: Türkiye ve Almanya örnekleri

Bu araştırma, çeşitli nedenlerle Türkiye'ye göç eden Suriyeliler ve Almanya'ya göç eden Türkiyelilerin göç ettikleri ülkelerde gördükleri eğitimin entegrasyon sürecine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Göç, isteğe bağlı ya da zorunlu hangi sebeple gerçekleşmiş olursa olsun sonrasında yaşanan süreçler ciddi benzerlik göstermektedir. Zira göç sonrasında ev sahibi ve göç eden toplumlar bir şekilde etkileşime girerek yeniden bir toplumsal uyum dengesi sağlamak durumunda kalmaktadır. Uyum dengesinin yeniden sağlanması sürecine eğitimin etkisinin anlaşılmaya çalışıldığı bu çalışmada, Türkiye ve Almanya'dan toplam 30 katılımcıyla yarı yapılandırılmış mülakat yöntemiyle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Salgın şartlarından dolayı görüşmelerin çoğu Whatsapp programı aracılığıyla görüntülü olarak uzaktan yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda oluşturulan yazılı metinlerden temalar oluşturulmuş ve veriler analiz edilmiştir. Veri analizi sonucunda göçmenlerin yaşamlarında karşılaştıkları en temel sorunlardan birinin dil sorunu olduğu ve bu sorunun ancak nitelikli bir eğitim süreciyle aşılabileceği tespit edilmiştir. Bununla birlikte refah düzeyi yüksek bir ülke olan Almanya'daki Türkiye kökenli göçmenlerin göç ettikleri ülkeden memnuniyetlerinin oldukça yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Almanya'nın uzun yıllardan beri göç ülkesi olmasından dolayı göçmenlere dönük eğitim, sağlık ve sosyal hizmet imkanlarını geliştirme konusunda ciddi mesafe aldığını göstermektedir. Öte yandan Türkiye'deki Suriye kökenli göçmenlerin göç ettikleri ülkeden genel olarak memnun olmadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum Türkiye'nin göçmenlere yönelik politikalarını yeni yeni oluşturmaya çalışan bir ülke olduğunu ve bu konuda henüz yolun başında olduğunu göstermektedir.

AlmanyaBütünleşmeEğitim politikaları+6
Yusuf Uslu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenler karşısında siyasi partilerin söylemleri ve yerel yönetim uygulamaları: Çorum, Amasya ve Sinop Belediyelerinin faaliyetleri

2011 yılı ile birlikte Suriye'de başlayan çatışma ve baskı ortamı milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkilemiştir. Bu doğrultuda insanlar öncelikli olarak komşu ülkelere oradan da farklı ülkelere göç etmişlerdir. Komşu ülke konumunda olan Türkiye, Suriye 'de yaşanan bu olumsuz duruma kayıtsız kalmamış ve sınır kapılarını açmıştır. Bu durum milyonlarca insanın Türkiye sınırlarına gelmesiyle sonuçlanmıştır. Böylelikle merkezi yönetimin göç sürecindeki rolü değişmiş, yerel yönetimlere düşecek görevler artmıştır. Onun için yerel yönetimler göç yönetimine dair sürece dahil edilmek istenmiş ancak maddi ve yasal düzenleme eksiklikleri süreci olumsuz etkilemiştir. Diğer yandan Türkiye'ye gelen Suriyeli göçmenler AKP, CHP ve MHP'nin politikalarında yer bulmaya başlamıştır. Belediyelerin göç yönetimini de etkileyen bu politikalar; Sinop, Amasya ve Çorum belediyelerinde farklı uygulamalara ve söylemlere neden olmuştur. Bu doğrultuda oluşturulan çalışma Çorum, Amasya ve Sinop Belediyelerinin Suriyeli sığınmacılara yönelik uygulamalarını ve söylemlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Sosyal uyumUluslararası göçZorunlu göç
Turgut Döven
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of forced migration on generations and societies: A historical and analytical approach to film 'Dedemin Insanlari'

Forced migration, as a source of major problems, leaves significant impacts on societies. Even though there are many problems regarding fundamental rights like housing, health, education, justice, etc., the part that comes to light in the representations is mainly the identity problem, and the problem of belonging created by the problematic identity. The problems experienced via migration have left various traumas in society. Traumas do not merely belong to the first generations that migrated and faced discrimination, injustice and tyranny at first hand, but it also affects the next generations directly and indirectly in a historical process. Social tragedies are transmitted from generation over time, since the memory does not remain as an individual phenomenon that leaks away. Social memory takes place in transmission, as an actor that transfers the historical and social thoughts, needs, pains and longings etc. from generations to next generations, but one of the most important transmitter is the mass media, which transfers the social and historical values and informations to masses with representations is undoubtedly cinema. In this study, the relationship of forced migration on societies and generations, in the context of identity and memory, is examined through representation. The aim of the research is to evaluate the possibility of traumatic recollection in collective memory and to examine the confusion of history, society and identity that creates this trauma through a filmic representation. This purpose also includes examining the construction of the nation-state, which has an impact on this identity confusion, ideological concepts such as ethnicity, racism and nationalism that determine this construction, and the effects of the discourses based on these concepts. The study is based on the film Dedemin Insanlari (Irmak, 2011). The reason for choosing this film is that it can represent the impact of the concepts of migration, memory, and identity on generations through the film's characters, their characteristics, actions, and discourse, reflecting the historicity in cinematic representations. The film is examined with Teun A. van Dijk critical discourse analysis method. The ideological discourses in the films world and characters are examined and explained in detail. Forced migration undoubtedly has left traumatic traces in the memories of societies. The expected result at the end of the study is as follows; The trauma deepens as the characters encounter physical or political obstacles through historical places, which are one of the founding elements of memory. Unless history is handed down to new generations face to face, problems of belonging, remembering and identity grow. The traumatic social trace also shape the stories told, and are reflected in the representations. Keywords: Cinema, Identity, Memory, Migration

Social identitySocial memoryForced emigration
Ebru Ünal
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Residential mobility of Syrians living in Gaziantep

Since 2011, many academic studies have been conducted with Syrian refugees living in Turkey. However, both the scope and the number of studies with urban perspective remain limited. While the issues of spatial separation, ghettoization, place belonging and spatial integration came to the fore in the literature, residential mobility is still an unexplored area. The aims of this study are to reveal how the Syrians living in Gaziantep spread to metropolitan residential areas, how, how often, for what reasons, and when they move among different residential areas. For these purposes, a survey was applied to 2280 Syrians residing in 174 neighborhoods of Şahinbey and Şehitkâmil districts. In order to show and analyze the distribution of Syrians in urban residential areas, Moran's I and Monte-Carlo simulation indices as spatial autocorrelation methods were calculated within, as well as descriptive methods. The other studies in the literature, found out that the Syrian influx into cities has increased the residential mobility of the locals, and segregated regions have emerged. The dissimilarity index was calculated in order to determine whether the Syrian refugees and the locals live in Gaziantep together or in separate residential regions. Poisson regression model was used to understand whether the time spent in Gaziantep and the size of the household have effects on the mobility behaviors of Syrians. Finally, in order to reveal the spatial mobility patterns, a network analysis was carried out using two different clustering methods, one based on the public appraisal of the land and the other based on the ratio of Syrian refugees to the total neighborhood population. According to the findings, the distribution of Syrians living in Gaziantep is not random and ethnic enclaves have been formed. When the city is analyzed as a whole, spatial segregation is not high. It is revealed that 60 percent of the sample has been living in the first neighborhood they settled in Gaziantep after migration, while the mobile households move among neighborhoods in the same income group and towards neighborhoods with a low Syrian rate.

GaziantepMigrationsRefugees+6
Murat Kaya
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli kadınların evlilik pratikleri: Kilis örneği

Bu araştırmanın amacı, Kilis'e zorunlu göç ile gelen Suriyeli kadınların, evlilik pratiklerini incelemektir. Bu kapsamda araştırmanın ele aldığı konu zorunlu göç koşullarının Suriyeli kadınların evliliklerine nasıl yansıdığı ve bu evliliklerin hangi şartlarda ve koşullarda gerçekleştiğidir. Suriye gibi geleneksel ve dini normlara göre inşa edilmiş toplumlarda, evlilikler zorunlu göç koşullarında oldukça tercih edilen bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu evlilikler çoğu zaman olumlu olarak sonuçlanmamakta, göçmen kadınlar için farklı zorluklar yaratmaktadır. Zorunlu göç sonrası Suriyeli kadınların değişen evlilik yapılarını ve yeni yerleşilen mekândaki evlilik pratiklerini anlamak için Suriye'den Kilis'e göç eden farklı etnisite, yaş, gelir grubundaki 20 kadınla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Çalışma, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı Suriyeli kadınların zorunlu göç sürecini diğer göç eden gruplara göre daha farklı deneyimlediğini ortaya koymakta ve bu süreçte Suriyeli kadınların karşılaştıkları güçlüklerin arttığına işaret etmektedir. Bu duruma rağmen kadınların göç sürecinde her zaman mağdur olarak anlaşılmamaları gerektiği, zorunlu göçün var olan evliliklerin yapısını değiştirdiği ve yapılan bazı evliliklerin toplumsal kabul ve entegrasyon sürecini hızlandırdığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriyeli kadın, evlilik, toplumsal cinsiyet, Kilis

EvlilikGöçmenlerKadınlar+4
Rabia Özuymaz Akar
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu göçe maruz kalan ve çift ebeveyn rolünü üstlenen dul göçmen kadınlar: İç göç ve dış göç pratiği

Bu çalışmada Gaziantep ili özelinde dul göçmen kadınların karşılaştıkları ekonomik ve sosyal sorunların yanı sıra olumsuz fiziki çevre içerisinde vermiş oldukları yaşam mücadelelerinin göçten ne düzeyde etkilendiği değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma nitel araştırma türü şeklinde olup durum çalışması deseni kullanılmıştır. Amaçsal örneklem tekniği ile 20 kişilik çalışma grubu oluşturulmuştur. Yarı yapılandırılmış soru formları aracılığı ile katılımcılarla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonrasında dul göçmen kadınların kesişen ve birbirinden ayrışan göç ve dul kadın pratikleri analiz edilmiştir. Analizden önce çalışma kapsamında ilgili yaklaşımlara ve kavramsal temalara yer verilmiştir. Çalışma neticesinde katılımcıların ifadelerinden kadınların göçe katılımının birden fazla nedeninin olduğu ve çoğunlukla gönüllü gibi görünen fakat gizil kalan zorunlu göçe maruz kaldıkları verisi elde edilmiştir. Yerli ve yabancı dul göçmen kadınların göç deneyimlerinde ve göçe dahil olma nedenlerinde birtakım farklılıklar tespit edilmiştir. Sosyal çevreyle ve resmi kurumlarla yabancı uyruklu dul göçmen kadınların iletişim kurmakta daha fazla sorun yaşadıkları görülmüştür. Özellikle devlet destekli sosyal yardımlardan yararlanma ve sosyal dışlanma konusunda farklılıklar ön plana çıktığı gözlemlenmiştir. Söz konusu bu farklılıkların ise birtakım sorunları beraber getirdiği tespit edilmiştir. Buradan hareketle yoksulluk, çocuk işçiliği, çocuk gelin, elverişsiz yaşam koşulları gibi sorunların temeline inilerek dul göçmen kadınların sosyal yaşama adapte olmaları noktasında bazı düzenlenmelerin yapılması gerekmektedir.

DullukGaziantepGöçler+7
Aslı Antepli
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Göç ve cinsiyet bağlamında çocuk suçluluğu: Gaziantep örneği

Bu tez çalışmasında çocuk suçluluğunun göç ve cinsiyet açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çocukların suça karışma eğilimlerini etkileyen faktörler göç ve cinsiyet ekseninde sosyolojik açıdan detaylı bir şekilde incelenmiştir. Araştırma kapsamında Gaziantep Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü hizmet alanında olan ve kolluk kuvvetlerince suça sürüklendiği tespit edilen on beş çocukla ve üç sosyal çalışma görevlisi ile görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler fenomenolojik analiz yöntemiyle analiz edilerek konuya ilişkin kod ve temalar çıkarılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda göç ve cinsiyetin çocuk suçluluğu ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları, erkek çocukların suça karışma oranının kız çocuklara göre daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca cinsiyet rolleri, sosyal beklentiler ve toplumsal normlar, çocukların suça yönelme davranışlarını etkileyen faktörler olarak belirlenmiştir. Göçün de çocukların suça sürüklenmesi açısından ekonomik, eğitimsel ve kültürel boyutlarda etkili olduğu tespit edilmiştir. Bu doğrultuda çocukların suça karışmaması için belirlenen önleyici müdahale stratejileri, sosyal hizmetler, eğitim programları ve aile destek mekanizmaları gibi desteklerin geliştirilmesi önemlidir. Aynı zamanda, çocukların suça karıştıktan sonra rehabilite edilmesi ve yeniden topluma entegrasyonu için etkili adalet ve ceza sistemi yaklaşımlarının benimsenmesi önerilmektedir.

Düzensiz göçErkek çocuklarRisk altındaki çocuklar+7
Ümit Berhami Alpaslan
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Göçmenlerin bulunduğu lokasyondaki ticari ilişkilere yönelme sebebi: Giyim tekstili, Gaziantep Suriyeliler örneği

Gaziantep şehri gerek sınır şehri olması gerek ise ekonomik faaliyetlerin aktif olduğu bir mekân olması sebebiyle pek çok Suriyeli göçmene ev sahipliği yapmış bulunmaktadır. Burada ev sahipliği yaparken özellikle ekonomik anlamda göçmenleri etkilemiş olurken, göçmenlerden de etkilenmiştir. Özellikle tekstil sektörünün Türkiye'deki lokomotif şehirlerinden biri olan Gaziantep şehrinde pek çok Suriyeli göçmenlerinde tekstil alanında iş yeri açmaya başladıkları tespit edilmiştir. Burada özellikle bu sektörün seçilmesinde Gaziantep'in tekstil alanında öncü olması yadsınamazdır. Fakat bunun yanında özellikle bu göçmenlerin neden tekstil alanına yöneldikleri önemli bir konu olup göçmenlerin pek çok farklı sektöre yönelme sebeplerini anlamak için de önemli bir çıktı sağlayacaktır. Burada tekstil alanında iş yeri açan Suriyeli göçmenlerin bu sektörü seçmelerinin temel sebeplerinin kendi ülkelerinde bu sektörde çalışmış oldukları işi yapmak ve kendi kültürlerine uygun olan ürünlere daha çabuk ulaşma çabası olduğu karşımıza çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Zorunlu göç, Tekstli sektörü, Suriyeli göçmenler, İş yeri Açma, Entegrasyon

BütünleşmeGaziantepGiyim sektörü+7
Rumeysa Sözmen
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal uyum sürecinde kültürlerarası iletişim engelleri: Yerliler ve Suriyeli sığınmacıların sosyal uyum tutumları

Bu tezin amacı Suriye iç savaşıyla birlikte Türkiye'ye doğru başlayan göç sürecinde, başlangıçtan bugüne geçen sürede her iki toplumun sosyokültürel uyum sürecini engelleyen kültürlerarası iletişim unsurlarını ve kişisel faktörlerin etkisini ortaya koymaktır. Bu çalışmada; Türk yerliler ve geçici koruma altındaki Suriyeli sığınmacıların etnik merkezcilik, kültürleşme tutumları, kültürlerarası iletişim kaygısı, sosyal statü algısının sosyokültürel uyuma etkisi incelenmiştir. Ayrıca bu değişkenlerin demografik özellikler, dil becerileri ve iletişim örüntüleri gibi çeşitli değişkenlere göre değişip değişmediği ve bu değişkenler arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Tabakalı rastlantısal örneklem tekniği ile Suriyelilerin en yoğun yaşadığı beş il olan İstanbul, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Adana illerinde toplam 780 kişiden 2022 yılı Eylül ve Aralık aylarında yüz yüze anket tekniğiyle veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS ve AMOS programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Böylece bulgular doğrultusunda araştırma soruları cevaplanmış, hipotezler sınanmıştır. Buna göre yerlilerin kültürlerarası iletişim kaygısı ya da kaygısızlığının, kültürleşme tutumları içinden ayrışmanın sosyokültürel uyum üzerinde pozitif, sosyal statü algısının negatif yönlü etkisi olduğu belirlenmiştir. Suriyelilerde ise kültürlerarası iletişim kaygısı, kültürleşme tutumları içinde entegrasyon sosyokültürel uyumu pozitif yönde etkilemektedir. Bununla birlikte dil yeterliliği ve iletişim örüntüleri arttıkça sosyal uyum düzeyinin arttığı da elde edilen sonuçlardan biri olmuştur. Son olarak bu çalışmada Türk yerliler ve geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sığınmacıların etnik merkezcilik, kültürleşme tutumları, kültürlerarası iletişim kaygısı ve sosyal statü algısının sosyokültürel uyuma etkisinin incelenmesi neticesinde ortaya çıkan bulgularla uyum konusunda iki toplumdaki hatalı yahut bilinçsiz tutumlara işaret edilmiştir. Bu çalışma sosyal uyum konusunda iki toplumun farklı tutumlara sahip olduğunu göstermesi bakımından önemlidir

Kültürlerarası iletişimSosyokültürel farklılıklarSosyokültürel uyum+1
Rabia Ekşi
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin refakatsiz sığınmacı çocuklara yönelik politikalarının insani güvenlik bağlamında değerlendirilmesi

Bu tezde, Uluslararası İlişkiler disiplininde güvenlik kavramının kapsamı geleneksel güvenlik anlayışının zaman içerisinde insani güvenlik anlayışına evrilen süreçleri ele alınmıştır. 1990'lı yıllarda, devlet merkezli güvenlik anlayışı yerini insan ve toplum merkezli güvenlik anlayışına bırakmıştır. Güvenliği insanlar üzerinde korku yaratan her türlü durum ya da temel ihtiyaçlarının karşılanamaması olarak ele aldığımızda, özellikle 2011'den sonra ortaya çıkan iç savaş, çatışma, ekonomik yoksunluk ve göç hareketleri güvenlik çalışmalarını düzensiz ve zorunlu göç alanına odaklamıştır. Bu çalışmada insani güvenliğe yönelik uluslararası anlaşmalar ve ulusal mevzuat çerçevesinde çocukların eğitim, barınma, bakım, sağlık ve güvenli yaşama haklarının yerine getirilmesi ve insani güvenliğe yönelik imzalanan anlaşmalara taraf olan devletlerin refakatsiz sığınmacı çocuklara yönelik sorumluluklarını yerine getirip getirmemesi konusunda ülke olarak yapmış olduğu çalışmalar değerlendirilerek, son yıllarda Türkiye'nin düzensiz göçe maruz kalan ülke olması, bir insani güvenlik meselesi olarak kavramsallaştırılan göçün refakatsiz sığınmacı çocuklar üzerinde yarattığı güvenlik algısı, Türkiye'nin refakatsiz sığınmacı çocuklara yönelik bakış açısı ve izlediği politikalar ele alınacaktır.

Göç politikalarıGöçlerGüvenlik+6
Arife Ermiş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeli sığınmacılara yönelik tutumlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi

Zorunlu göç; savaş, işkence, ayrımcılık, şiddet ve korku nedeniyle bir ülkeden başka bir ülkeye yer değiştirme hareketidir. Özellikle Arap Baharı olaylarının Ortadoğu ülkelerini etkilemesi sonucunda 2011 yılında Suriye'de yaşanan iç savaş nedeniyle ülkemizde zorunlu göç dalgasında ciddi artışlar olmuştur. Türkiye'de kayıtlı Suriyeli sığınmacıların sayısı 3.65 milyondur. Bu sayı, Türk toplumunun, sığınmacılarla birlikte hoşgörülü şekilde yaşamasını gerekli kılsa da ülkemizde Suriyeli sığınmacılara karşı çeşitli nefret söylemlerinin ve ayrımcılığın olduğu bir gerçektir. Bu araştırmanın amacı, günümüzde artan sığınmacı karşıtlığından hareketle, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğindeki üyelerin, Suriyeli sığınmacılara dönük tutumlarını incelemektir. Araştırma 23.02.2023-06.04.2023 tarihleri arasında yapılmış, örneklem grubunu Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği üyeleri oluşturmuştur. Araştırmaya 107 kadın, 35 erkek olmak üzere toplam 142 sosyal hizmet uzmanı katılmıştır. Anket tekniğinin kullanıldığı araştırma formunda demografik sorular ve "Suriyeli Sığınmacılara Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Bu ölçeğe ek olarak araştırmacı tarafından hazırlanan, sosyal hizmet uzmanlarının sahadaki tecrübelerine yönelik 18 sorudan oluşan sosyodemografik bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmada değişkenler arası ilişkiler ve "Sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeli sığınmacılara tutumu nasıldır?" temel sorusunun yanıtı incelenmiştir. Bulgulara göre Suriyelilere yönelik tutumların çeşitli değişkenlere göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Araştırma bulgularından hareketle, genel olarak sosyal hizmet uzmanlarının Suriyeliler hakkında olumlu görüşe sahip oldukları, ılımlı çözüm üretme, haklarını savunma ve onlara yardımda bulunmada olumlu görüşe sahipken, hükümetin ve halkın uyguladığı politikayı takdir etmede daha negatif tutuma sahip oldukları saptanmıştır. Sonuç olarak, Suriyeli sığınmacıların, sığınılan ülkedeki topluma uyumlarının sağlanması, ayrımcılık karşıtı uygulamaların güçlendirilmesi, medyada olumsuz temsilin engellenip kamu spotlarının hazırlanması, temel hizmetlere hak temelli yaklaşımla erişmelerini sağlayacak sosyal politikaların planlanması desteklenmelidir.

Sosyal hizmet uzmanlarıSosyal hizmetlerSuriyeliler+6
Ahmet Turus
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Samsun mübadillerinde bir kültür aktarım aracı olarak halk oyunları

Anadolu coğrafyası geçmişten beri göç olayları için hem bir geçiş yolu hem de hedef nokta halindedir. Birçok millet ya bu yolla göç hareketlerinde bulunmuş ya da bu coğrafyaya göç etmişlerdir. Mübadele ise yüzyıllar öncesinden kültürümüzü farklı coğrafyalara taşıma görevini üstlenmiş olan kişilerinin torunlarının gittikleri yerlerin toprak bağı olarak sınırlarımız dışında kalmasıyla yurdumuza dönüş yapmalarıdır. Geçen zamanın ne kadar uzun olduğu düşünüldüğünde o coğrafyalarda oluşturulan kültürel mirasın da mübadillerle birlikte Anadolu'ya taşınması kaçınılmazdır. Mübadil nesiller taşıdıkları bu kültürel değerleri genç nesillerine aktarmak üzere çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Samsun mübadillerinin halk oyunları aracılığıyla kültürel değerlerini nasıl koruduklarını ve gelecek kuşaklara nasıl aktardıklarını ortaya koymaktır. Araştırma Samsun Balkan Türkleri Derneği'nin faaliyetlerini rehber edinmiş ve tarihi bir bellek işlevi gören görsellerle desteklenmiştir. Ayrıca tez içerisinde konumlandırılan köprü bağlantılarla açıklaması yapılan halk oyunlarının uygulama ve öğretim tekniklerine de gene Samsun Balkan Türkleri Derneği Youtube kanalı üzerinden erişim sağlanmıştır. Çalışma bulguları, mübadillerin kültürel miraslarını halk oyunları yoluyla aktarma konusunda güçlü bir bağlılık geliştirdiklerini ve bu oyunların kimliklerini koruma aracı olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Halk oyunlarının, topluluk aidiyetini pekiştiren ve mübadil kültürünün devamlılığını sağlayan önemli bir kültürel araç olduğu tespit edilmiştir. Ancak, bu alandaki çalışmaların yeterince yaygın olmadığı ve özellikle yazılı kaynak eksikliği nedeniyle daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyulduğu sonucuna varılmıştır.

SamsunZorunlu göç
İsa Özcan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

18 yaş altında Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocukların deneyimlediği sorunlar ve olanaklar: Çankırı ili örneği

Orta Doğu ülkelerinde meydana gelen "Arap Baharı" hareketinin 2011 yılında Suriye'ye de sıçraması ile ülkede meydana gelen iç karışıklıklar, yerini vatandaşların can ve mal güvenliğini tehdit eden iç savaşa bırakmıştır. Bu iç savaş ülkede itici bir neden haline gelip Suriyeli vatandaşları göç etmek zorunda bırakmıştır. Bu göç hem Suriye içi (iç göç) hem de Suriye dışı (dış göç) yönünde gerçekleşmiştir. Suriye dışı göçlerden etkilenen ve göç alan ülkeler arasında Türkiye başta gelmiştir. Türkiye uyguladığı "Açık Kapı Politikası" söylemiyle göçmenlere geçici koruma statüsü vermiştir. Kontrolsüz bir şekilde ilerleyen hareketlilik Türkiye'de toplumsal, siyasal ve ekonomik sorunlara neden olduğu gibi yerli vatandaşlar ile göçmenler arasında gerilimlere ve çatışmalara da neden olmuştur. Bu çalışmada, bu çatışmalar nedeniyle 18 yaş altındayken Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocukların deneyimlediği sorunlar ve olanaklar Çankırı ili örneği üzerinden sorgulanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda öncelikle ilgili alan yazın taranmıştır. Sonrasında konuya uygun, yarı yapılandırılmış soru kâğıdı üzerinden nitel araştırma yöntemi kapsamında derinlemesine görüşme tekniğiyle veriler, saha çalışmasında toplanmaya çalışılmıştır. Görüşmeler 18 yaş altında Türkiye'ye sığınan Suriyeli çocukların üzerinden yürütülmüştür. Saha çalışması, Türkiye'de bulunma sürecinde Türkçe konuşabilen katılımcılarla yürütülmüştür. Çalışmada katılımcıların genelinin ekonomik alanda zorlanmalar yaşadığı ve bu zorlanmalara karşı geri gönderilme korkusunun da etkisiyle direnmek için çaba sarf ettikleri görülmüştür.

Duygusal sorunlarDuyuşsal sorunlarGöçmenler+4
İrem Koşmak
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik göçü: Niğde örneği

Bu çalışma, evlilik yoluyla Niğde şehrine göç etmiş olan kadınların göç deneyimlerini ve evlilik sonrası günlük hayatın ve ev içi çalışmanın değişimini anlamaya çalışmaktadır. Evli ve eşiyle ayrı kadınların tanıdıkları arasındaki dayanışma biçimleri açıklanmıştır. Çalışmada evlilik göçünün kırdan kente yahut kentten kente gerçekleşebildiği görülmektedir. Bunun için ise kentin itici ve çekici faktörleri tespit edilmiştir. Çalışma, nitel araştırma olarak belirlenmiştir ve nitel araştırmaların tekniklerinden olan anlatı yaklaşımından faydalanılmıştır. Elde edilen veriler ise tematik olarak analiz edilmiştir. Çalışmada 13 evli, 4 boşanmış, 2 eşi vefat etmiş ve 1 eşiyle ayrı yaşayan toplamda 20 kadınla derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu kadınların 13'ü kırdan kente 7'si de kentten kente evlilik yoluyla göç etmişlerdir. Katılımcılara göç süreciyle alakalı, göç sonrası değişen sosyal yaşam, ev içi çalışma ve dayanışma biçimlerine dair sorular sorulmuştur. Elde edilen bulgular sonucunda, kırdan Niğde şehrine gerçekleşen göçün çekici faktörlerinin ve kır yaşamının ise itici faktörlerinin olduğu anlaşılmıştır. Bunlardan en önemlisi ise kadınların kır yaşamında ev içi çalışmaya ek olarak çiftlik işlerinde de çalışmaları olarak anlaşılmıştır. Buna karşılık evlilik yoluyla göç edilecek yerin belirlenmesine ise çoğunlukla erkeklerin karar verdiği; kadınların ise halihazırda ekonomik gelir elde edebildikleri bir işte çalışmaları ile göç yerine karar vermede rol oynayabildiği görülmüştür. Boşanmış kadınların ise özellikle boşanma süreçlerinde ekonomik yoksullukla baş başa kaldıkları ancak buna rağmen kentin çekici faktörlerinden dolayı eski yaşadıkları yere dönemedikleri anlaşılmıştır.

Tek eşli evlilikZorunlu göçİç göçler+1
Can Dündar
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep'te ortaöğretim çağında bulunan Suriyeli göçmen öğrencilerin uyum sorunları ve bu sorunların çözümleri

Bu çalışma, Gaziantep'te ortaöğretim eğitimini alan Suriyeli öğrencilere odaklanarak, sosyal uyum süreçlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma aynı zamanda bu süreçte karşılaşılan ana sorunları belirlemeyi ve folklorun bu süreçteki etkisini değerlendirmeyi hedeflemektedir. Araştırma, betimsel tarama modeline dayanan bir nicel analiz şeklidir. Bu araştırmada, Gaziantep'te öğrenim gören 118 Suriyeli öğrenci, 31 öğretmen katılımcı gruplarını oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla anket kullanılmış ve edinilen veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, Suriyeli öğrencilerin sosyal uyum süreçlerinin yalnızca bireysel çabalarla sınırlı kalmadığını ortaya koymaktadır. Öğrencilerin okul içindeki deneyimleri, arkadaş ilişkileri, folklork etkinliklere katılımı ve öğretmen tutumları uyum sürecinin temel belirleyicilerini oluşturmaktadır. Özellikle öğretmenlerin kapsayıcı ve destekleyici tutumu, öğrencilerin kendilerini güvende hissetmelerini, derslere aktif katılım sağlamalarını ve sınıf ortamında aidiyet duygularını güçlendirmelerini sağlamaktadır. Eğitmenlerin teşvik edici yöntemleri, öğrencilerin uyum düzeyini olumlu bir şekilde etkilemektedir. Sonuç olarak, sosyal uyum, dil yeterliliği, kültürel etkileşim, öğretmen rehberliği ve aile desteği gibi birbiriyle bağlı çok boyutlu faktörlerin etkileşimiyle şekillenmekte ve öğrencilerin akademik ile sosyal başarılarını doğrudan etkileyen dinamik bir süreç olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, eğitim ortamında bütüncül ve kapsayıcı yaklaşımların benimsenmesi, öğrencilerin toplumsal uyumunu güçlendirmek, aidiyet duygusunu pekiştirmek ve eğitim deneyimlerini zenginleştirmek açısından büyük önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocuk Folkloru, Folklor, Gaziantep, Göç, Suriyeli Öğrenciler, Uyum

Akademik uyumTürk folkloruZorunlu göç
İrfan İlbeyi
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeylerinin geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumları üzerine etkisinin incelenmesi: Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi örneği

Türkiye'nin özellikle Suriye kaynaklı kitlesel göç süreciyle birlikte eğitim ortamlarında ortaya çıkan çokkültürlü yapı, sınıf öğretmenlerinin pedagojik sorumluluklarını genişletmiş ve mesleki yüklerini artırmıştır. Dil farklılığı, uyum sorunları ve travmatik yaşam deneyimlerine sahip öğrencilerin sınıflara dâhil olması, öğretmenlerin duygusal ve mesleki açıdan zorlayıcı koşullarla karşılaşmasına neden olmaktadır. Bu durum, özellikle kadın sınıf öğretmenlerinde tükenmişlik riskinin artmasına ve geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumların etkilenmesine yol açabilmektedir. Araştırma, bu değişkenler arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın temel amacı, Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde görev yapan kadın sınıf öğretmenlerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik iletişim, uyum ve yeterlik tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Çalışmanın kapsamını yalnızca kadın sınıf öğretmenleri ve onların tükenmişlik düzeyleri ile geçici koruma statüsü kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumları oluşturmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılan çalışmada Maslach Tükenmişlik Envanteri ile Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği uygulanmış, örneklemi 351 kadın sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Veriler bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiştir. Bulgular, öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin genel olarak orta seviyede olduğunu ve özellikle duygusal tükenmenin daha yüksek algılandığını göstermiştir. Geçici koruma kapsamındaki öğrencilere yönelik tutumların ise genel olarak olumlu olmakla birlikte iletişim ve uyum boyutlarında çeşitli güçlükler içerdiği belirlenmiştir. Korelasyon sonuçları, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arttıkça iletişim ve uyum tutumlarının olumsuz yönde etkilendiğini; kişisel başarı hissi yükseldikçe tutumların daha olumlu seyrettiğini ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, mesleki tükenmişlik değişkenlerinin göçmen öğrencilere yönelik tutumlarla anlamlı ilişkiler taşıdığını göstermektedir.

Geçici hukuki korumalarTükenmişlik-meslekiZorunlu göç
Şeyhmus Karaçam
Gaziantep University · Göç Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Zorunlu göçe maruz kalan Suriyelilerin Türkiye'de yaşadıkları barınma sorunları: Kilis örneği

Göç insanlık tarihi kadar eski toplumsal bir olgudur. Tarihin hemen her evresinde farklı sebeplerden dolayı meydana gelen göçler, daha iyi bir yaşantı sürme temel amacına odaklanmıştır. 2011 yılında Suriye'de başlayan rejim karşıtı gösteriler kısa sürede iç savaşa dönüşmüştür. Yaklaşık 14 milyon Suriyeli yardıma muhtaç hale gelmiş ve başta Türkiye olmak üzere komşu ülkelere göç etmişlerdir. Türkiye'de bulunan yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli Türkiye'nin 81 iline dağılmış olup bu illerden biri de Kilis'tir. Kilis, 7 yıl gibi bir sürede kendi nüfusundan daha fazla Suriyeli göçüne maruz kalmıştır. Kısa sürede nüfusu iki katına çıkan Kilis, başta barınma alanları olmak üzere bu durumu kaldırmakta zorlanmıştır. Bu araştırmanın amacı 2011 yılı sonrası Kilis'te yaşayan Suriyelilerin barınmaya dair problemlerini vurgulamaktır. Çalışmaya 3'ü konteyner kente 12'si Kilis merkezde yaşayan 15 Suriyeli katılmıştır. Yüz yüze derinlemesine mülakat tekniği ve literatür taraması sonucu elde edilen veriler içerik analizi tekniği kullanılarak Kilis'te yaşayan Suriyelilerin barınmaya dair yaşadığı problemler ortaya konulmuştur. Çalışma sonucunda Kilis'e göç eden Suriyelilerin, genel olarak yoksul kesimden kişiler olduğu ve bu nedenle Kilis'te kira tutarlarının daha düşük, evleri dar ve bakımsız olan, fiziksel şartları kötü durumdaki evlerin olduğu mahallelerde kümelendikleri saptanmıştır. Suriyelilerin bu mekânlarda bile daha ekonomik olması nedeniyle sayıları 6-20 kişi arasında değişen gruplar halinde barındıkları ortaya çıkarılmıştır. Bu mekânların fiziksel açıdan kötü durumda olması, bu mekânlarda kapasitesinin çok üzerinde kişilerin bir arada yaşamaya çalışması ve ekonomik sıkıntılardan ötürü Suriyelilerin barınma konusunda pek çok sıkıntıya maruz kaldıkları saptanmıştır.

BarınmaGöçlerKilis+4
Erkan Dokuyucu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye krizi'nin Türkiye'nin göç politikasına etkisi

Çalışma, 2011 yılında Suriye'de başlayan kriz neticesinde Türkiye'ye yönelen kitlesel göçleri ve Türkiye'nin Suriye'den kendi ülke topraklarına gelen kitlesel göçü yönetmek amacıyla üretmiş olduğu göç politikalarını analiz etmektedir. Orta Doğu halklarının demokratik hak arayışlarıyla başlayan Arap Baharı ile birlikte Arap ülkeleri içinde iç karışıklar vücut bulmuştur. Bu arayışlar neticesinde Libya ve Mısır'da Kaddafi ve Mübarek rejimleri devrilirken Suriye'de Esad rejimi geniş kitlelere yayılan halk hareketine rağmen devrilmemiş ve diğer ülkelerden farklı olarak bu isyan uzun yıllara yayılarak bir iç savaşa dönüşmüştür. Suriye'de yaşanan iç savaşta merkezi yönetimin güç kaybetmesinden ötürü oluşan boşluğu sonucu terör örgütleri kendine hareket alanı bulmuştur. Esad rejiminin kendi halkına uygulamış olduğu baskı ve terör örgütlerinin Suriye içerisinde gerçekleştirmiş olduğu saldırılar sonucu Suriye halkı göç yolunu tercih etmiştir. Suriye ile ortak sınırlara sahip Türkiye de bu kitlesel göçe maruz kalmıştır. Çalışmada, öncelikle göç kavramı açıklandıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulduğu tarihten Avrupa Birliği'ne aday ülke statüsü aldığı Helsinki Zirvesi'ne kadar geçen süreç baz alınmış ve bu dönemde Türkiye'ye yönelen kitlesel göçler kronolojik olarak incelenmiştir. Bu göçlere karşı Türkiye'nin izlemiş olduğu politikalara değinilmiştir. Daha sonra Türkiye'nin de taraf olduğu ve göç hususunda temel metinler olan 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 New York Protokolü incelenmiştir. Daha sonra Avrupa Birliği'nin aday ülkelere yönelik hazırladığı ilerleme raporları göç ekseninde incelenmiştir Çalışmada sonuç olarak, Suriye krizi incelenmiş ve bu kriz neticesinde Türkiye'ye yönelen kitlesel göçlere bağlı olarak oluşturulan "6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu" ve bu kanuna dayanarak düzenlenen "Geçici Koruma Yönetmeliği" bu bağlamda ortaya konmaktadır.

GöçlerSuriyeUluslararası göç+3
Orkun Tarlanoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Suriyeli göçünün güvenlikleştirme perspektifinden bir analizi: Türkiye-Suriye sınır hattı illeri örneği

Uluslararası ilişkiler yaklaşımlarından sosyal inşacılığın bir ürünü olan ve Kopenhag Okulu ile gündeme gelen Güvenlikleştirme Teorisi bu çalışmada temel dayanak noktasıdır. Bu araştırmanın temel amacı Suriyeli göçünün Türkiye'de nasıl güvenlikleştirildiğini araştırmak ve analiz etmektir. Bu kapsamda iktidarın, muhalefetin ve topumun Suriyeli göçü üzerindeki güvenlikleştirici ya da güvenlikdışılaştırıcı söz edim faaliyetleri incelenmiştir. Suriyeli sığınmacılar üzerine yapılan bütün söz edimlerin toplumdaki yansımasını görmek için ise anket ölçeğine başvurulmuştur. Anket, Türkiye'nin Suriye ile 911 km'lik sınır komşusu olan 6 ilinde 1010 katılımcı ile gerçekleşmiştir. Çoklu metod ile yapılan bu araştırmanın sonucunda Türk toplumunda güvenlikleştirme algısının olduğu, muhalefet partilerinin ise Suriyeli göçünü güvenlikleştirmede etkin olduğu sonucuna varılmıştır. İktidar partisinin kısmen de olsa Türkiye'deki Suriyeli göçünü güvenlikdışılaştırmada etkin olduğu görülmüştür.

GüvenliksizleştirmeZorunlu göç
Mehmet Ay
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa Balkan göçlerinin göç anıları üzerine bir inceleme

Çalışmada 1955'ten 1996 yılına kadar çeşitli zamanlarda Bulgaristan'dan ve Makedonya'dan Türkiye'ye çeşitli sebeplerle göç etmiş olan kadın ve erkeklerin göç anlatıları ele alınmıştır. Çalışmamızın malzemesini oluşturan sözlü anlatı metinleri günümüzde Manisa'da yaşayan 1955 ve 1996 yılları arasında Bulgaristan ve Makedonya'dan Manisa'ya göç etmiş olan kadın ve erkeklerden derlenmiştir. Çalışma giriş, iki bölüm ve anlatı metinlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; çalışmanın kapsamı ve yöntemi başlığı altında çalışmamızda başvurduğumuz yöntem ve çalışmamızın kapsamı hakkında bilgiler verilmiştir. Balkanlar'dan Manisa'ya yapılan göçler başlığı altında ise kaynak kişilerimizin göç ettiği ülkeler göz önünde bulundurularak Yugoslavya'dan Manisa'ya yapılan göçler ve Bulgaristan'dan Manisa'ya yapılan göçler olarak iki başlık altında Manisa'ya yapılan göçlerin tarihsel süreci ile ilgili bilgi verilmiştir. Ana kavramlar başlığı altında ise kişisel deneyim anlatısı ve göç anlatılarının yapı, anlam ve işlev özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde sözlü malzememiz olan göç anlatılarının kaynak kişilerinin ortak ve farklı özellikleri detaylı olarak ele alınmıştır. Yine bu bölümümüzde anlatıların icra bağlamları 15 kaynak kişinin anlatı derlemesinin icra bağlamı özellikleri göz önünde bulundurularak aktarılmıştır. İkinci bölümde ise göç anlatılarının tematik işlevi başlığı altında kaynak kişilerin göç olgusuna bakışı, göç öncesi deneyimler, göç öncesinde göçmenlerin Türkiye'ye bakışı gibi başlıklar altında göçmenlerin anlatılarından elde ettiğimiz veriler ışığında kaynak kişilerin göç öncesi, sırası ve sonrasında yaşadıkları tematik bir şekilde analiz edilerek incelenmiştir. Çalışmanın sonuna, saha çalışması sonunda derlemiş olduğumuz göç anlatılarının deşifre metinleri ve liste halinde kaynak kişilerimizin bilgileri eklenmiştir. Anahtar Sözcükler: Balkan Göçü, Balkan Göçmenlerinin Göç Anıları, Göç Anlatılarının Tematik İşlevi.

AnılarGöçlerGöçmen edebiyatı+6
Ebru Gücüyener
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'ye gelen Suriyelilerin ekonomiye etkisi: Gaziantep örneği

Suriye'de patlak veren kriz dünyanın en büyük nüfus hareketi ve mülteci krizlerinden birisi olmuştur. Şiddetten etkilenen milyonlarca insan ülkelerini terk etmek zorunda kalmış ve yaşamlarını sürdürebilmek için başka ülkelere sığınmışlardır. Suriye'ye sınır komşusu olması ve geçmişe dayalı ortak kültürel bağlarının olması Türkiye'yi en fazla sığınmacı barındıran bir ülke konumuna getirmiştir. Bugün yaklaşık 5 milyon Suriyeli sığınmacı "geçici koruma statüsü" ile "misafir" olarak ülkemizde barınmaktadır. Türkiye' de en çok sığınmacı barındıran kentlerin başında Gaziantep gelmektedir. Gaziantep'te kayıtlı Suriyeli sayısı 370 bin olup, bu sayının sadece 24 bini kamplarda kalmaktadır. Kentte yaşayan sığınmacıların toplumsal, güvenlik, sosyal ve kültürel boyuttaki etkileri bertaraf edilemeyecek kadar önem arz etmektedir ancak kentin bu süreçten olumlu ya da olumsuz etkileneceğinin temel belirleyicisi olan ekonomik etki ele alınacaktır. Bu çalışma da göçle ile Gaziantep'e gelen sığınmacıların ekonomiye entegrasyonları tartışılırken, kentin ekonomisini farklı kanallar üzerinden ne yönde etkilediği, olası problemlere karşı nasıl stratejiler geliştirilmesi gerektiği açıklanmaya çalışılmıştır.

Ekonomik etkiGaziantepMülteciler+4
Rezzan Kuzucu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects