Behavioral finance
161 theses under this subject heading
Türkiye'de kullanılan ödeme ve finansal yatırım araçları üzerinde kuşaklararası farklılığın analizi
Kuşak, nesil veya bir diğer adıyla jenerasyon kavramı; aynı zaman diliminde doğmuş ve aynı dönemin sunduğu şartlarda büyüyerek, benzer deneyimlere tanıklık etmiş ve benzer sorumlulukların yüklenmiş olduğu kişiler topluluğuna denilmektedir. Geçmişte 15 ile 20 yıllık zaman diliminde kuşakların değiştiği gözlemlenirken, günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler ve küreselleşmenin etkisiyle bu zaman aralığında kısalma yaşanmaya başlanmıştır. Her kuşak grubu yaşadığı dönemin teknolojik, ekonomik, siyasi ve sosyal alanda meydana gelen gelişmelerden etkilenerek toplumların kültürel yapılarında bazı farklılıklara yol açmaktadır. Oluşan bu farklılıklara bağlı olarak kuşakların karakteristik özellikleri birbirinden farklılaşarak tasarruflarını değerlendirmede kullanacakları yatırım araçları, değiş-tokuşu gerçekleştirirken tercih edecekleri ödeme araçları, finansal okur-yazarlık düzeyleri birbirlerinden farklılaşma göstermektedir. Bu çalışmada, teknolojiyle birlikte hayatımıza giren yeni yatırım araçları ve ödeme araçlarını, kuşaklararası farklılıkları göz önünde bulundurarak finansal yönetime etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında anket yöntemi seçilmiştir ve 716 denekten araştırma verileri toplanarak, parametrik olmayan istatistik yöntemlerinden birisi olan ki-kare bağımsızlık testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak yapılan testler ile kuşaklararası farklılığın, ödeme ve yatırım araçları üzerinde etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuşak Kavramı, Kuşaklararası Farklılıklar, Yatırım Araçları, Ödeme Araçları
Yatırımcıların davranışsal finans eğilimlerinin bireysel yatırımcı kararlarına göre incelenmesi: Muğla ilindeki turizm işletmeleri yöneticileri üzerinde bir araştırma
Davranışsal finans, son yıllarda sıklıkla tartışılan, akademik çevrelerce araştırılan bir kavram haline gelmiştir. Finansal kararlarda, belirli tahmin ve beklentilerden daha çok davranışsal eğilimlerin etkili olduğunun anlaşılması bu eğilimlerin tespitini, araştırılmasını, işleyişini anlamayı ve faktörlere ait sonuçların değerlendirmesini zaruri hale getirmiştir. Bireysel yatırımcıların finansal piyasalarda her zaman rasyonel çizgide hareket ettiğini söylemek mümkün değildir. Geleneksel finansın ortaya koyduğu varsayımlar, bireylerin verdiği finansal yatırım kararlarını açıklamaya yetmemekte, bireysel yatırımcı kararları önyargıların ve psikolojik eğilimlerin fazlasıyla etkisi altında kalmaktadır. Bazen psikolojik yapıdan ve kişilikten kaynaklanan unsurlar, bazen de bireyin etkileşimde bulunduğu sosyal faktörler bireylerin yatırım kararları üzerinde etkili olabilmektedir. Davranışsal finans, rasyonel karar vermenin mümkün olmadığı durumlarda bireylerin verdikleri kararları ve bu kararların finansal etkilerini araştıran bir alan olmuştur. Araştırmanın amacı; yatırımcıların davranışsal finans eğilimlerinin bireysel yatırım tercihlerine göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırma için Muğla ilindeki turizm sektöründe faaliyet gösteren seyahat acentalarının, bir, iki, üç, dört ve beş yıldızlı otellerin ve butik otellerin yönetici kademesindeki çalışanlar seçilmiştir. Çalışma alanı olarak turizm sektörünün seçilmesini nedeni ülke ekonomisinde önemli bir yer tutan turizm sektöründe istihdam edilen yöneticilerin bireysel yatırımlarıyla ilgili gerek mevcut gerekse gelecekteki davranışsal eğilimlerinin belirlenmesinin önemli olduğu düşüncesidir. Alt, orta ve üst yönetim kademesinde istihdam edilen yöneticilerin gelirleri, tasarrufları aracılığıyla ülke ekonomisine döndüğünden, turizm işletme yöneticilerinin davranışsal finans eğilimlerinin tespiti oldukça önemlidir. Bu kapsamda turizm işletmeleri yöneticileriyle anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu anketi tam ve eksiksiz yanıtlayan 548 yöneticiden veri toplanmıştır. Çalışmada bireysel yatırımcıların sosyodemografik özellikleri, yatırım yapma süresi, yatırım yaparken faydalanılan bilgi kaynakları, yatırım tercihleri, yatırımlarını hangi aralıklarla gözden geçirdikleri ve yatırım yaparken esas alınan faktörler incelenmiş, elde edilen bulgular analiz edilmiştir. Buna göre; davranışsal finans eğilimleri, yararlanılan bilgi kaynakları, yatırım tercihleri, yatırım süresi, yatırım yaparken esas alınan faktörler, gelir durumu, yatırımları gözden geçirme sıklığı, gelirden ayrılan yıllık paya göre anlamlı farklılıklar göstermektedir. Çalışma sonunda elde edilen bulgular değerlendirildiğinde geliştirilen 10 faktörlük davranışsal finans ölçeğinin, yatırımcıların yatırım kararlarındaki davranışsal finans eğilimlerini tespit etmeye yönelik olarak bundan sonra yapılacak çalışmalara katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Bunun yanında turizm sektöründe istihdam edilen yöneticilerin göstermiş olduğu davranışsal finans eğilimlerinin, farklı sektörlerde istihdam edilen bireylerin davranışsal finans eğilimleri ile karşılaştırması literatüre önemli bir katkı sağlayacaktır. Farklı sektör geçmişlerine ve birikimlerine sahip bireylerin davranışsal finans eğilimlerinin ve bu eğilimlerin finansal kararlarla olan ilişkisinin öngörülebilmesinin, davranışsal finans literatürünü zenginleştireceği düşünülmektedir.
Dezavantajlı gruplardaki yatırımcıların finansal risk toleransının incelenmesi üzerine bir uygulama
Finansal risk toleransı psikolojik durumlar, kişilik özellikleri, yaşam standartlarından etkilenir. Finansal risk toleransı yatırımcıların riski tolere edebilme düzeyini göstermekle birlikte aslında yatırımdan ne beklediğini de risk karşısındaki tavrıyla ortaya koymaktadır. Bu noktadan hareketle ülkemizde dezavantajlı olarak yaşamını sürdüren genç, kadın, engelli ve yaşlı bireysel yatırımcıların finansal risk toleranslarının, sebepleri ve sonuçlarıyla birlikte detaylandırılmış analizinin yapılma gereği duyulmuştur. Araştırmada nitel analiz yöntemi kullanılmış olup durum çalışması yapılarak katılımcılarla yüz yüze görüşmeler sağlanmıştır. Yapılan derinlemesine görüşmeler sayesinde bireylerin hangi faktörlerden ne ölçüde ve neden etkilendiklerine dair sorular yöneltilerek, katılımcıların demografik, sosyo-ekonomik özellikleri, kişilik özellikleri, psikolojik önyargılarının etkisinin olup olmadığına dair karşılaştırmalar yapılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcılardan genç grubun risk toleranslarının yüksek, kadın, engelli ve yaşlı grubunun düşük risk toleransına sahip olduğu sonucu çıkarılarak, literatürde yapılmış olan çoğu çalışmayı destekler nitelikte sonuçlar elde edilmiştir. Bu elde edilen sonuçların genel anlamda sebep olarak gençlerin mezun olduktan sonra çok fazla iş bulma sıkıntısı çektikleri, kendi alanlarında çalışmıyor olmaları sebebiyle de artık kendi mesleklerini yapma arzusu içinde oldukları için daha risk almaya meyilli oldukları gözlemlenmiştir. Kadınların ise boşanmış ya da evliliklerinde ciddi sorunlar yaşadıklarından dolayı hayatlarında daha çekimser daha kaybetme korkusu içinde yaşamlarını sürdürdükleri görülmüştür. Engelli bireyler zaten mevcut olan bedensel ya da kronik hastalıkları sebebiyle diğer insanlara göre daha farklı davranışlar gösterebilmektedir. Bu da yatırım kararlarına ve aldıkları risk seviyelerine etki etmektedir. Yaşlılar, maddi imkansızlıkla da bağlantılı olarak çok fazla çekingen davranmaktadırlar. Bu etkenlerin olması kişileri yatırım konusunda daha riskten kaçınan bir hale getirdiği gözlemlenmiştir.
Terör saldırılarının finansal piyasalara etkisi: Borsa İstanbul 100 endeksi üzerine bir uygulama
Yatırımcıların finansal piyasalarda rasyonel hareket ettikleri görüşüne dayanan ve Eugene Fama tarafından ortaya atılan Etkin Piyasalar Hipotezine göre, piyasa da oluşan bilgiler anında fiyatlara yansımaktadır. Bilgilerin fiyatlara anında yansıması yatırımcıların bu piyasalardan beklenenin üzerinde bir getiri elde etme imkânları ortadan kaldırmaktadır. Bundan dolayı da teknik ve temel analiz yoluyla fiyatların önceden tahmin edilme olanağının bulunmadığı iddia edilmektedir. Fakat bahsedilen bu durum her zaman mümkün olmamaktadır. Yatırımcıların her zaman rasyonel davranmadıklarını ve bazen benzer durumlara benzer tepkiler verdikleri yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Davranışsal Finansında temellerini oluşturan bu olgu, yatırımcılar sosyolojik, psikolojik ve çevresel birçok etkenden etkilenme eğilimi gösterebilmektedir. Özellikle son yıllarda artış gösteren ve toplumların sosyolojik, psikolojik, yönetimsel yapılarını zedelemekten çıkıp ekonomik olarak da zarar vermeye başlayan terör olaylarının varlığı çalışmamızın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Ülkemiz açısından da önemli sorunları beraberinde getiren terör olaylarının varlığı ve etkileri uzun yıllardır tartışılan bir konudur. Bu perspektifte, çalışmanın amacı 20.09.2011-17.02.2017 tarihleri arasında Türkiye'de meydana gelen 94 terör saldırısının Borsa İstanbul 100 Endeksi üzerindeki olası etkisinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda, Olay Çalışması (Event Study) metodolojisi uygulanırken piyasanın vermiş olduğu tepkiyi daha net gözlemleyebilmek amacıyla terör saldırılarının etkisi tatil günlerinde ya da hafta içi günlerde gerçekleşmesi şeklinde iki alt kategoride irdelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda; terör olayları neticesinde genel anlamında piyasada net olarak negatif ya da pozitif bir trendin varlığından söz etmek kullanılan veri seti ve yöntem bağlamında mümkün olmadığı görülmüştür. Diğer taraftan, istatistiksel olarak anlamlı sonuçların varlığı, ele alınan konu çerçevesinde BİST 100 Endeksinin yarı güçlü formda etkin olmadığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Terör Saldırıları, BİST 100 Endeksi, Etkin Piyasalar Hipotezi, Davranışsal Finans, Event Study.
Beklentilerin Türkiye finansal piyasalarına yansıması
Finansal piyasaların serbestleşmesi ile artan uluslararası sermayenin hareketliliği finansal piyasalarda kırılganlığın da artmasına neden olmuştur. Özellikle dünyanın tek merkezli hale geldiği 1990'lı yıllardan itibaren daha sık aralıklarla yaşanan finansal krizler (1994 Meksika Krizi, 1997 Asya Krizi, 1998 Rusya Krizi gibi), ekonomiye ilişkin beklentilerdeki değişimin önemini ortaya koymuştur. Bu anlamda, iktisadi birimlerin beklentilerinin sayısal bir ifadesi olan ekonomik güven endekslerinin piyasalarla ilişkisinin belirlenmesi hem politika yapıcılar hem de araştırmacılar için önemli bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, tüketici güven endeksi ile finansal piyasalar ve genel ekonomik göstergeler arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişkinin ve bu ilişkinin yönünün eşzamanlı olarak incelenmesidir. Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan tüketici güven endeksinin, para piyasası, sermaye piyasası ve genel ekonomik durum için belirlenen değişkenlerle ilişkisi 2005:01 — 2019:04 dönemi aylık verileri kullanılarak ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Zaman serisi analizinden yararlanılarak yapılan ampirik çalışmanın sonuçlarından elde edilen bulgular şu şekildedir: Birincisi, para piyasası göstergeleri ile tüketici güven endeksi arasında uzun dönem ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, para piyasası göstergelerinden sadece dolar kurundan tüketici güven endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğu belirlenmiştir. Sermaye piyasası göstergeleri ve tüketici güven endeksi arasındaki ilişkinin araştırıldığı diğer modelde, değişkenler arasında uzun dönem ilişki bulunamamıştır. Ancak, hisse senedi piyasası gösterge endeksinden, tüketici güven endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisi varken; tahvil piyasası gösterge değişkeni ve tüketici güven endeksi arasında karşılıklı bir nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, genel ekonomik göstergeler ile tüketici güven endeksi arasında uzun dönemli ilişki olduğu belirlenmiş ve enflasyona ilişkin göstergelerden tüketici güven endeksine doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kavramlar: Tüketici Güven Endeksi, Finansal Piyasalar, Nedensellik Analizi, Davranışsal Finans
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışları kapsamında hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörler: Çorum ili için bir araştırma
Bireylerin tasarruf yapabilmesi ve yaptığı tasarrufları değerlendirmesi yatırımların gerçekleşebilmesi için ön koşuldur. Bireyler tasarruflarını değerlendirirken genellikle finansal yatırım araçlarından döviz, altın, vadeli mevduat hesabı gibi araçları tercih ettikleri, hisse senedini çok fazla tercih etmedikleri söylenebilir. Bu nedenle örgütsel davranış temelinde farklı sektördeki çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmada Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan çalışanların tasarruflarını değerlendirme davranışı kapsamında hisse senedi tercihini etkileyen faktörlerin bağımsız örneklem T testi, tek yönlü Anova testi, post-hoc ikişerli karşılaştırma testleri ve lojistik regresyon analiziyle davranışsal finans çerçevesinde belirlenmesi amaçlanmıştır. Analizlerden önce günevirlik, normallik testleriyle faktör analizi uygulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Çorum ilinde görev yapan 551 çalışana 27 soruluk anket uygulanmış, anket verileri SPSS 27.0 paket programıyla analiz edilmiştir. Bağımsız örneklem T testi ve tek yönlü Anova testi sonuçlarına göre cinsiyet, öğretmenlerin eğitim kademesi, gelir düzeyi, ev sahibi olma durumu, hisse senedine yatırım yapma süresi, portföy büyüklüğü ve finansal eğitim durumuna göre katılımcılar arasında farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu testlerde katılımcıların kendine güven yönlü, bilgi yönlü, duygusal ve sosyal yönlü davranışsal eğilimler temelli hisse senedi yatırımlarında farklılık tespit edilmiştir. Lojistik regresyon analizi sonuçlarına göre erkek çalışanlar ve gelir düzeyindeki artışın hisse senedine yatırım yapma olasılığını arttırdığı belirlenmiştir. Ev sahibi olma, yaş, eğitim ve medeni durumun hisse senedine yatırım yapma olasılığına istatistiksel olarak anlamlı etkisi olmadığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili çalışmalar değerlendirildiğinde farklı sektörlerde çalışanlar için hisse senedine yapılan yatırımlar davranışsal finans kapsamında araştırılmıştır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çalışanların hisse senedi tercihlerini etkileyen faktörlerin araştırıldığı ve lojistik regresyon analizi yönteminin kullanıldığı çalışmalara rastlanmamıştır. Bu yönüyle çalışmanın yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Fama-French faktör modelleriyle oluşturulan portföylerin davranışsal açıdan test edilmesi: Borsa İstanbul'da hibrit bir model uygulaması
Bireylerin rasyonel olduğu ön kabulüyle piyasa etkinliğini öne süren Fama (1970) mevcut piyasaların tüm bilgileri içerdiği ve piyasa katılımcılarının anormal getiri elde edemeyeceği görüşü ile finans literatürüne farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. Söz konusu görüş ampirik çalışmalarla da desteklenmiştir. Ancak destekleyici çalışmaların yanı sıra piyasalarda anomalilerin de var olduğunu, tüm bilgilerin piyasaya yansımasının mümkün olmadığını ve yatırımcının anormal getiri elde edebileceğini öne süren çalışmalar aynı zamanda yatırımcının rasyonel olmaktan ziyade irrasyonel tavır sergilediğini gözler önüne sermiştir. Tüm bu kavramlar Davranışsal Finans teorisi çerçevesinde değerlendirilirken yatırımcı davranışları her boyutta incelemeye alınmıştır. Bilişsel önyargılar ve hevrestikler bu incelemelerin ana temasını oluşturmakta ve bununla birlikte sosyolojik ve psikolojik olgular çalışmalara yön vermektedir. Bu olguların yanı sıra bireylerin rasyonel kararlar verme davranışı dışında, farklı bakış açılarıyla kararlar vermeyi tercih ettiği bir diğer alan da İslami Finans'tır. İslami Hukuk kuralları çerçevesinde şekillenen İslami Finans yatırımcıların finansal kararlarında dini inançlarının etkisini konu edinmektedir. Tüm bu teorik alt yapı çerçevesinde çalışmada Fama ve French (2015) tarafından ortaya konan beş faktörün hangilerinin hangi tip portföylerde etkin olduğunu ortaya koyabilmek amacıyla, elde edilen veriler, Genetik Algoritması optimizasyonuyla oluşturulan Yapay Sinir Ağları tabanlı hibrit bir modelle analiz edilmiştir. Bu çerçevede geleneksel ve İslami bakış açısıyla oluşturulan portföyleri oluşturmada olası farklılıkların da altı çizilmiştir. Bu amaçla öncelikle Borsa İstanbul Tüm Endeksi'nde yer alan 159 firmanın ve Borsa İstanbul Katılım 50 Endeksinde yer alan 29 firmanın 2014- 2021 arası dönemin çeyreklik verileriyle oluşturulan portföylerle her iki endekste de Fama ve French Beş Faktörlü Modelin geçerliliği test edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde, Fama ve French Beş Faktörlü regresyon modeliyle uygulanan Panel Veri Analizi testlerinde, geleneksel ve İslami bakış açısıyla oluşturulan portföyler üzerinde etki eden faktörlerdeki olası farklılıklar tespit edilmiştir. Ayrıca, uygulanan Genetik Algoritması optimizasyonuyla oluşturulan Yapay Sinir Ağları tabanlı hibrit modelle yapılan değerlendirme neticesinde, benzer şekide, farklı bakış açılarıyla oluşturulan portföylerde etkin gen parametrelerinin değişkenlik göstermesi farklılaşmaya işaret etmektedir. Sonuç olarak geleneksel bakış açısıyla ve İslami bakış açısıyla oluşturulan portföylerdeki farklılaşma davranışsal açıdan incelenmiştir. Bunun yanı sıra uygulanan iki model çerçevesinde genetik algoritması optimizasyonuyla oluşturulan yapay sinir ağları tabanlı hibrit modelin sonuçlarının daha spesifik çıktılar ürettiği sonucuna varılmıştır.
Determination of the level of financial literacy and study on a certified public accountant in Aydın province
A certified public accountance is a profession in today's world where both individuals and commercial enterprises receive financial information, can store financial data and send various reports on behalf of their taxpayers. Emerging and complicated financial markets have become incomprehensible in terms of individuals and commercial enterprises. It is not possible to expect to make financial arrangements at the same time, especially when commercial enterprises and companies are forced to follow up their business. For this reason, the certified public accountants have assumed responsibility for financial follow-up of taxpayers and have provided taxpayers more time to take charge of their own affairs. The most important process needed for the new business to survive and grow is to have a good certified public accountant. Here, a good certified public accountant refers to individuals with financial knowledge and high financial market dominance. As can be understood from this, the way of becoming a good certified public accountant is directly related to the high level of financial literacy. In this study, the financial literacy levels of a certified public accountants in Aydın provinces and districts were tried to be measured. It has been attempted to determine the extent to which the level of financial literacy is influenced by the age, gender and educational status of certified public accountants. In the survey, it was determined that the financial literacy level of the certified public accountants is high. It has been found out that the gender situation has a neutral influence on the financial literacy level while it is found that the education and age status among the certified public accountants are effective on the financial literacy level. KEYWORDS: Financial Literacy, Financial Education, Financial Information, Financial Behavior, Financial Literacy In The World And In Turkey
Davranışsal finans açısından bireysel emeklilik sistemine yönelik tutum ve davranışlar: Eskişehir ili Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki öğretmenler üzerine bir inceleme
Bireyler çalıştıkları ve kazanç sağladıkları zaman zarfındaki mevcut refah düzeyini, gelecekte paraya daha çok ihtiyaç duyabilecekleri dönemlerde de devam ettirmek isterler. Buna bağlı olarak aktif olarak çalıştıkları dönemde elde ettikleri kazançları doğrultusunda kendi istekleriyle düzenli tasarruf yapmaya yönelirler. Bu şekilde herhangi bir zorlama olmadan, gönüllülük esasına dayanan bireylere kazançları doğrultusunda geleceklerini garanti altına alma fırsatı veren bir çeşit tasarruf veya fonlama metoduna bireysel emeklilik adı verilmektedir. Ancak bireyler, bireysel emekliliğe yönelik olarak bu kapsamda tasarruflarını yatırıma dönüştürürken birçok faktörden etkilenmekte ve rasyonel karar almaları çoğu zaman mümkün ol(a)mamaktadır. Bu noktada, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES)'in, davranışsal finansla olan ilişkisi, tasarruf sahiplerinin kararlarında zihinsel ve mantıksal ne tür hatalara düştüklerinin araştırılması bağlamında önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, Eskişehir ili Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde görev yapmakta olan öğretmenlerin birikim yapma amaçları, BES temel bilgi düzeyleri ve BES'e olan yaklaşımları ile bireysel emekliliğe yönelik göstermiş oldukları davranışsal finans eğilimleri arasındaki ilişki istatistiksel analizler (frekans analizi, yüzde analizi, faktör analizi, korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizi) aracılığıyla incelenmiştir. Bu analizler sonucunda öğretmenlerin birikim yapma amaçlarının, BES temel bilgi düzeylerinin ve BES'e olan yaklaşımlarının bireysel emekliliğe yönelik göstermiş oldukları davranışsal finans eğilimleri üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Bireysel Emeklilik Sistemi, Davranışsal Finans, Tasarruf Sahipleri, Öğretmenler
Davranışsal finansın yatırım teorisine katkısı üzerine bir değerlendirme
İktisat ve finans alanlarının büyük bir kısmı insanların rasyonel hareket ettikleri ve ister yatırım isterse de diğer iktisadi karar alma süreçlerinde tam bilgiye sahip oldukları esasına dayanmaktadır. Bu açıdan şimdiye kadar birçok teori ve modeller geliştirilmiştir. Bundan farklı olarak birçok çalışmalarda da insanların irrasyonel davrandıklarını ve böylece iktisadi ve finansal teorilerin piyasayla uyuşmadığı saptanmıştır. Bu çerçevede davranışsallık olgusu gelişerek, kendisine ekonomik kavramların içinde önemli bir yer edinmiştir. Bireylerin rasyonel değil, dış faktörlerden etkilenen, duygu ve düşüncelerine yenik düşebilen bir varlık kabul edilmesi gerektiğini, yatırımcı bireylerin, yatırım kararları alırken sadece risk ve getiriye odaklanmayıp diğer değişkenleri de işin içine katması gerektiğini ve bu kararların fayda maksimizasyonu ilkesine göre değil, olabilecek en iyi ihtimalle verilmesi gerektiğini varsayım olarak nitelendirmiştir. Davranışsal finansta bireyin dış faktörlerden etkilenerek yatırım kararlarında psikolojik ve bilişsel eğilimler sergilemesi, bu kararların verilmesinde önemli bir etken olmuş ve bu eğilimlere karşı stratejilerin oluşturulması bireylerin yatırım kararlarına ışık tutulabileceğine inanılmaktadır.
Davranışsal eğilimler ile borsaya katılım ilişkisi: Muhasebe-finansman bilim dalındaki akademisyenlere yönelik bir araştırma
Davranışsal finans, yatırımcıların rasyonel hareket etmediklerini kabul etmektedir. Yatırımcılar, risk ve getiri faktörlerinin dışında davranışsal eğilimler ve sosyo-ekonomik faktörlerden de etkilenmektedir. Birçok davranışsal eğilim var olmasına karşın literatürde kabul edilen en temel davranışsal eğilimler; risk toleransı, kendine güven, sürü davranışı ve demirleme eğilimleridir. Bu çalışmanın amacı; muhasebe ve finansman bilim dalındaki akademisyenlerin borsaya katılım durumlarındaki davranışsal eğilimlerini saptamak ve bu davranışsal eğilimlerin borsaya katılım durumları üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bunun yanında katılımcıların sosyo-ekonomik faktörleri ile borsaya katılma durumları da karşılaştırılmıştır. Toplamda 403 Muhasebe finansman bilim dalındaki akademisyene uygulanan anket soruları Lojistik Regresyon ve Ki-Kare Testi vasıtasıyla analize tabi tutulmuştur. Bu doğrultuda yapılan analizler neticesinde araştırma kapsamındaki davranışsal eğilimler ve sosyo-ekonomik faktörlerden 10 faktör ile borsaya katılım arasında ilişkiler olduğu sonucuna varılmıştır.
Risk iştahı endeksi ile finansal yatırım araçları arasındaki ilişki
Yatırımcılar risk unsurunu yakından takip ederek riske karşı bir tutum sergilemektedirler. Geleneksel finans teorisi, yatırımcıların riske karşı olan tutumlarını bireylerin rasyonel oldukları gerçeğiyle açıklamaya çalışmaktadır. Psikoloji biliminin yatırımcı davranışları üzerinde yoğunlaştığı çalışmalarla beraber yatırımcıların kararlarında irrasyonalitenin varlığı görülmüş ve bu doğrultuda davranışsal finans teorisi şekillenmeye başlamıştır. Yatırımcıların risk almaya olan istekleri, risk iştahı olarak adlandırılmaktadır. Küreselleşmenin etkisi ile yatırımcıların risk iştahına karşı olan tutumları finansal piyasaları etkilediğinden bu alanda yapılan çalışmalar önem kazanmıştır. Bu çalışmada, yatırımcı duyarlılığı ve finansal istikrar göstergelerinden biri olarak kabul edilen risk iştahı endeksi ile BIST-100 endeksi, Altın/Ons ve USD/TRY değişkenleri arasında çift yönlü bir nedensellik ilişkisinin olup olmadığını incelemiştir. Çalışmada, Ocak 2008 ve Aralık 2021 yılına ait veriler ile frekans alanı nedensellik testi uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, risk iştahı endeksi ve Altın/Ons değişkeni arasında kısa, orta ve uzun dönemde çift yönlü bir nedensellik ilişkisi olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda risk iştahı endeksi ve USD/TRY değişkeni arasında kısa dönem haricinde, orta ve uzun dönemde çift yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Fakat kısa dönemde risk iştahı endeksinden USD/TRY değişkenine doğru bir nedensellik ilişkisinin olmadığı, kısa dönemde sadece USD/TRY değişkeninden risk iştahı endeksine doğru bir nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Son olarak BIST-100 endeksinden risk iştahı endeksine doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Risk, Risk İştahı Endeksi, Davranışsal Finans, Frekans Alanı Nedensellik
Piyango ve şans oyunları faaliyetleri kapsamında birey davranışlarının klasik iktisat ve davranışsal finans çerçevesinde değerlendirilmesi
Klasik iktisat görüşlerine yönelik yapılan eleştiriler incelendiğinde 'birey davranışlarını açıklamakta yetersiz kaldığına' dair iddiaların yer aldığı görülmektedir. Klasik iktisat görüşlerinin özellikle bireylerin karar alma davranışlarını tanımlarken psikolojik etkenleri göz ardı etmesi davranışsal finans esaslarının öne çıkmasında etkili olmuştur. Bu çalışmada, piyango ve şans oyunları faaliyetleri esas alınarak bireylerin karar alma davranışları klasik iktisat ve davranışsal finans esasları ile değerlendirilmiştir. Piyango ve şans oyunları faaliyetleri katılımcılarının belirsizlik ve risk altında muhtemel karar alma davranışları, bireylerin içinde bulundukları kitleden nasıl etkilendikleri, bireylerin mevcut bilgileri yorumlama şekilleri, kitlesel karar alma davranışları incelenmiştir. Yapılan incelemede, bu faaliyetlere ilişkin resmi veriler esas alınarak bireylerin oluşturdukları katılım davranışları klasik iktisat ve davranışsal finans esasları ile karşılaştırılmıştır. Gerçekleştirilen çalışma sonucunda, klasik iktisat görüşlerinin açıklamakta yetersiz kaldığı bazı birey davranışlarının davranışsal finans esasları ile açıklanabileceğine, piyango ve şans oyunları faaliyetleri katılımcıları ile finansal piyasada işlem yapan yatırımcı bireylerin benzer önyargılara sahip olduğuna dair bulgular elde edilmiştir.
İMKB'de sürü davranışının test edilmesi
Bireylerin irrasyonel kararlar almasında tamamen kişisel birtakım etkiler (hevristikler, bilişsel önyargılar) olabileceği gibi içinde bulunulan sosyal grubun da etkili rol oynayacağı kabul edilmektedir. Bireyin içinde bulunduğu sosyal grubun görüşlerinden, davranışlarından etkilenerek kendi fikirlerini değiştirmesi ve çoğunluğun yönünde hareket etmesine sürü davranışı denilmektedir.Bu çalışmanın amacı, İMKB'de yatırımcıların sürü davranışı gösterip göstermediklerinin araştırılmasıdır. Sürü davranışının varlığını test etmek için 03.01.1997- 17.10.2008 dönemi içerisinde İMKB'de işlem gören 257 hisse senedinin düzeltilmiş günlük kapanış fiyatları kullanılmıştır. Christie ve Huang (1995) ve Chang, Cheng ve Khorana'nın (2000) geliştirdiği hisse senedi getirilerinin yatay kesit sapmalarına dayalı yöntem kullanılarak veriler analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, İMKB'de sürü davranışının varlığını desteklememiştir.Anahtar Kelimeler: Davranışsal finans, Sürü davranışı
Kültürel değer yönelimlerinin bireysel yatırımcıların finansal yatırım kararlarına etkileri
Bu çalışmanın amacı, bireysel yatırımcıların finansal yatırım kararlarında kültürel değer yönelimleri ile risk tutumu ve algılanan finansal yeterliliğin nasıl bir rol oynadığını analiz etmektir. Çalışma neticesinde kültürel değer yönelimlerinin ve planlı davranış teorisinin bileşenlerinden olan sosyal normlar, algılanan davranışsal kontrol yapıları, risk toleransı ve algılanan finansal yeterliliğin bireysel yatırımcı kararlarına olan etkilerinin ortaya konulması planlanmıştır. Temel hipotezimiz geleneksel finans teorisinin öngörüsünün aksine, kültürel ve bilişsel faktörlerin de bireysel yatırımcı davranışında etkili olduğu şeklindedir. Bu yönüyle çalışma geleneksel portföy teorisinin genel kabul gören açıklama tarzına alternatif bir yaklaşım geliştirmeyi de amaçlamaktadır. Çalışmada bağımlı değişken olarak kullanılan borsaya katılım niyeti; risk tutumu, sosyal normlar, algılanan finansal yeterlilik düzeyi, ve kültürel değer yönelimleri bağımsız değişkenleriyle açıklanmıştır. Araştırmanın uygulama kısmında çalışmanın amacına uygun olarak bireylerin yatırım tercihlerinin belirlenmesine yönelik 423 katılımcıdan veri toplanmıştır. Çalışmada istatistiksel analiz test tekniklerinden frekans analizleri, betimsel istatistikler, normallik testleri ve fark analizleri için bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü ANOVA testleri kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişkiler Pearson Korelasyon testi ile analiz edilmiştir. Değişkenler YEM (yapısal eşitlik modeli) yapı geçerliliğe sahip olup olmadıklarını test etmek için AMOS (Analysis of Moment Structures) programı kullanılarak Doğrulayıcı Faktör Analizine (DFA) tabi tutulmuştur. DFA sonucunda uyum indekslerine göre bu faktörlerin yapı geçerliliğini sağladığı tespit edilmiştir. Yapı geçerliliği kanıtlanan model AMOS programı kullanılarak Yol Analizine tabi tutulmuş, modelin anlamlı olup olmadığı test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, güç mesafesi, toplulukçuluk/bireycilik ve algılanan finansal yeterlilik faktörlerinin borsaya katılım üzerinde; erillik/dişilik, toplulukçuluk/bireycilik ve sosyal normlar faktörlerinin algılanan finansal yeterlilik üzerinde; toplulukçuluk/bireycilik ve belirsizlikten kaçınma faktörlerinin sosyal normlar üzerinde doğrudan etkisi olduğu görülmektedir. Elde edilen bulgulara göre, kültürel değer yönelimi boyutları ile bireysel yatırımcıların risk tutumları ve algılanan finansal yeterlilik düzeyi boyutları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak empirik bulguların araştırmanın temel hipotezini desteklediği anlaşılmaktadır.
Üniversite öğrencilerinin kripto para piyasasındaki yatırım kararlarını belirleyen faktörler: Bursa ili pilot uygulaması
Kripto para piyasası hızla gelişmiş ve merkeziyetsiz ve volatil yapısıyla dünya genelinde bireysel yatırımcıları çekmiştir. Büyümesine rağmen, mevcut literatürün çoğunluğu teknolojik ve ekonomik boyutlara odaklanmakta; yatırımcı davranışlarını etkileyen sosyo-kültürel, psikolojik ve finansal faktörlerin kapsamlı bir şekilde incelenmesine ise sınırlı ölçüde yer verilmektedir. Bu çalışmanın amacı, kripto para piyasasında bireysel yatırımcıların yatırım kararlarını etkileyen temel psikolojik, sosyo-kültürel ve finansal faktörleri araştırmaktır. Bu bağlamda, en çok kullanılan iki kuramsal çerçeve olan Teknoloji Kabul Modeli (TAM) ve Planlı Davranış Teorisi (TPB) analiz edilmiştir. Çalışma, sosyal destek, sosyal etki, kaçırma korkusu, algılanan güven, finansal öz-yeterlik ve algılanan fayda olmak üzere dokuz bağımsız değişkenin yatırımcı tutumu ve gerçek kullanım üzerindeki etkilerini değerlendirmektedir. Nicel araştırma tasarımını benimseyen çalışma, bağımlı ve bağımsız değişkenleri temsil eden ölçekler ile demografik değişkenleri içeren çevrimiçi anket aracılığıyla birincil veri toplamıştır. Hedef kitle, Bursa Uludağ Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi ve Mudanya Üniversitesi'nden öğrencilerden oluşmaktadır. Her kurumun orantılı temsilini sağlamak amacıyla tabakalı rasgele örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bursa'daki üniversite öğrencileri arasında toplam 306 geçerli yanıt elde edilmiştir. Değişkenler arasındaki öne sürülen ilişkileri test etmek için, yapısal eşitlik modellemesi (YEM) yöntemine kullanılmış, geçerlilik ve güvenilirliği temin etmek amacıyla doğrulayıcı faktör analizi uygulanılmıştır. Bu analizler, yapılar arasındaki ilişkileri ve bunların yatırım karar alma davranışı üzerindeki etkilerini değerlendirmiştir. Bulgular, psikolojik ve sosyo-kültürel faktörlerin bireysel kripto para yatırım kararları üzerinde anlamlı etkisi olduğunu, finansal öz-yeterlik önemli bir etki göstermediğini göstermiştir. Çalışma, duygusal, sosyal, finansal ve bilişsel faktörlerin genç yatırımcı kararlarını şekillendirmedeki ilişkisinin altını çizerek, davranışsal finans ve kripto para piyasası benimseme literatürüne zenginlik katmaktadır. Elde edilen sonuçlar, akademik literatüre olduğu kadar dijital varlık piyasalarında bireysel yatırımcı davranışlarının pratik anlaşılmasına da katkı sağlamaktadır. Ayrıca, finans eğitmenleri, politika yapıcılar ve yatırım platformları için, giderek daha merkeziyetsizleşen finansal ortamda karar verme süreçlerini geliştirmeye yönelik değerli içgörüler sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Kripto para birimi, Davranışsal finans, Yatırım kararları, Üniversite öğrencileri, Yapısal eşitlik modellemesi.
Momentum yatırım stratejisinin karlılığının İMKB'de test edilmesi
Geçtiğimiz 40 yıl boyunca pazarın etkin olup olmadığının test edilmesi önemli çalışmalara konu olmuştur. Etkin Piyasalar hipotezine göre yatırımcılar herhangi bir bilgiyi kullanarak normalden daha fazla getiri elde edemezler. Etkin piyasalar hipotezinin tersine davranışsal finans yaklaşımı psikolojik nedenlerle yatırımcıların her zaman rasyonel olamayacaklarını ve bu sebeple piyasalarda eksik ya da aşırı reaksiyonun gözlenebileceğini savunmaktadır. Düşük reaksiyon ve aşırı reaksiyon bulguları, Etkin Piyasalar Hipotezi ile çelişir niteliktedir. Yatırımcılar çeşitli pazarlarda, ilave risk almadan, aşırı ve düşük reaksiyonun avantajını kullanarak önemli kazançlar elde edebilmektedirler. Momentum yatırım stratejisi düşük reaksiyon hipotezine dayanmakta ve geçmişte daha fazla kazanan hisse senetlerinin izleyen üç ay ile on iki aylık dönemde de daha fazla kazanma olgusu, 'momentum' olarak adlandırılmaktadır.Çalışmada, İMKB'de momentum stratejisinin karlı olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemi, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'ndaki (İMKB), Ulusal Pazar'da Temmuz 2000 ve Haziran 2010 arasındaki dönemdeki hisse senetlerinden oluşmaktadır. Çalışmada, Jegadeesh ve Titman (1993) ile aynı yöntem (J month/K month) kullanılmıştır. K; elde tutma dönemini, J ise portföy oluşturma dönemini ifade etmektedir. Çalışmada; 3, 6, 9, 12 elde tutma ve test dönemleri kullanılmıştır. Ayrıca momentum yatırım stratejisinin performansı t testi, Jensen Yöntemi ve Fama-French Üç Faktör Modeli ile ölçülmüştür.Analiz sonuçları; 3, 6, 9 aylık portföy oluşturma dönemlerinde momentum yatırım stratejisinin karlı olmadığını; fakat 12 aylık portföy oluşturma döneminde momentum yatırım stratejisinin karlı olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla, yatırımcılar İMKB'de, 12 aylık yatırım dönemlerinde geçmişte kazandıran hisse senetlerinden oluşan portföyü satın almaları ve geçmişte kaybeden hisse senetlerini satmaları sonucunda önemli düzeyde kar elde edebileceklerdir.
Menkul kıymet piyasalarında, kurumsal yatırım, yatırımcı duyarlılığı ve hisse senedi getirileri ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, 2004-2014 yılları aralığında, halka açık şirketlerden BİST Sınai Endeks'inde işlem gören firmaların mali tablolarından elde edilen bilgiler kullanılarak Türkiye için, kurumsal yatırım, yatırımcı duyarlılığı ve hisse senedi getirileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Yatırımcı duyarlılığını ölçmek için üç farklı ölçüt kullanılmıştır. Birincisi, yatırımcı duyarlılığını temsil ettiği düşünülen yedi değişkenle, temel bileşenler analizi yöntemi kullanılarak elde edilen yatırımcı duyarlılığı endeksi; ikincisi, yatırımcılardan hisse senetlerine toplam net sermaye akışının toplam varlıklara oranı; üçüncüsü ise TÜİK Tüketici Güven Endeksi değeri/100' dür. Kurumsal seviyede yatırım, net operasyonel varlıklardaki değişime dayanılarak hesaplanmıştır. Sabit etkiler panel veri analizi kullanılarak yapılan analizlerden elde edilen bulgulara göre: (i) Kurumsal yatırım değeri ile aynı dönem içindeki hisse senedi getirileri arasındaki pozitif yönlü, anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. (ii) Kurumsal yatırım ile yatırımcı duyarlılığı ölçütlerinden yatırımcı duyarlılığı endeksi ve TÜİK Tüketici Güven Endeksi/100 arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Kurumsal yatırım ve yatırımcılardan hisse senetlerine toplam net sermaye akışının toplam varlıklara oranı ile anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Bulgulara dayanarak, kurumsal yatırımın, yatırımcıların optimistik olduğu dönemde artış gösterdiği söylenebilir.
Bireysel yatırım kararlarında demografik değişkenler ile davranışsal eğilimler arasındaki farkın incelenmesi: Kilis örneği
Bu çalışmada, Kilis 7 Aralık Üniversitesindeki akademik ve idari çalışanların demografik değişkenleri ile davranışsal eğilimler arasındaki farkın incelenmesi amaçlamaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket seçilmiş, katılımcılara sözlü olarak bireysel yatırımlarının bulunup bulunmadığı sorulmuş ve sadece bireysel yatırım yapanlar ile anket yapılmıştır. 206 bireysel yatırımcıya ulaşılmıştır. Katılımcılara demografik özellikleri, yatırım çeşitleri, yatırım sayıları, yatırım karar eğilimleri ile ilgili toplam 31 soru yöneltilmiştir. Anket soruları Yalçın (2009)'un çalışmasından faydalanılarak hazırlanmıştır. Araştırmanın bulguları kısmında demografik verilere ilişkin frekans analizleri yapılmış, yatırımcı eğilimlerine yönelik sorulara ise T-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testi uygulanarak anlamlı farklılıklar olup olmadığı incelenmiştir. Elde edilen bulgular literatürle karşılaştırılmış, sonuç olarak bireysel yatırımcıların bazı demografik özellikleri ile öne sürülen eğilimlerin bir kısmı arasında farklılıklar bulunmuştur.
Yatırımcı duyarlılığının türev piyasa getirilerine olan etkisi: Endeks vadeli işlem sözleşmeleri üzerine bir araştırma
Finansal türev ürünler, piyasaların küreselleşmesi, finansal entegrasyon sürecinin hızlanarak devam etmesi, bilgisayar teknolojisi ve elektronik ticaretteki gelişmeler ile birlikte piyasa risklerinden korunabilmek için, yatırımcılar tarafından her geçen gün biraz daha fazla tercih edilen ürünler haline gelmişlerdir. 1997 yılında temelleri atılan ve Şubat 2005 tarihinde etkin bir şekilde faaliyete geçen Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası; Borsa İstanbul'un çatısı altında 2015 yıl sonu itibarı ile günlük 2 milyar TL ve yıllık 90 milyon adedin üzerinde sözleşme bazında işlem hacmine ulaşarak, önemli bir başarıya sahip olmuştur. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen piyasalar, Fama (1970) tarafından ortaya konulan etkinlikten oldukça uzak görünmektedir. Klasik finans alanının temel hipotezlerinden biri olan Etkin Piyasalar Hipotezi ile açıklanamayan varlık getirileri, davranışsal finansın önemli teorilerinden biri olan yatırımcı duyarlılığı teorisi ile açıklanmaya çalışılmaktadır. Temel bilgiye değil, söylentiye dayalı işlem yapan yatırımcıların varlığından kaynaklanan yatırımcı duyarlılığı üzerine yapılmış olan uygulamalı çalışmalar, piyasalarda duyarlılığın varlık fiyatlarını etkilediğini, dolayısıyla getirilerin belirli zamanlarda artıp, azalabildiğini ve yatırımcıların bu bilgi ile piyasanın üzerinde getiriler elde edebileceklerini ortaya koymuştur. Bu sebeple Türkiye Vadeli İşlem piyasalarında yatırımcı duyarlılığının etkisini araştırmak, gerek duyarlılığının sistematik olarak piyasayı etkileme gücünün olup olmadığının ortaya konması açısından, gerekse vadeli işlem sözleşmelerinin fiyat hareketlerini aydınlatması bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışma, Nisan 2006- Nisan 2016 tarihleri arasında, yatırımcı duyarlılığının, Türkiye Vadeli İşlem Piyasasında işlem gören, endeks vadeli işlem sözleşme getirilerini etkileyip etkilemediğini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmada klasik doğrusal regresyon yönteminden yararlanılmış ve analizlerde En Küçük Kareler tahmin yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan değişkenler; vadeli işlem piyasa getirilerini temsilen BIST 30 Endeks Vadeli İşlem Sözleşmelerinin getirileri; yatırımcı duyarlılığını temsilen ise duyarlılık endeksi, spekülasyon oranındaki değişim ve BIST 30 Endeks Vadeli İşlem Sözleşmelerinin getirilerinin oynaklığıdır. Analiz sonuçları incelendiğinde; üç bağımsız değişken de istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş; endeks vadeli işlem sözleşme getirilerinin duyarlılık endeksindeki artışla aynı yönde, spekülasyon oranı ve oynaklık ile ise ters yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, duyarlılık endeksi ile spekülasyon oranı ve oynaklığın, piyasalarda gözlenen yatırımcı duyarlılığını farklı şekillerde ölçtüğü, çalışmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli sonuç olmaktadır. Çalışmanın bulgularının, gerek vadeli işlemler piyasasında işlem yapan yatırımcılara, gerekse kanun koyuculara yol göstermesi açısından oldukça önem taşıdığı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Türev piyasalar, vadeli işlem ve opsiyon piyasası, endeks vadeli işlem sözleşmeleri, yatırımcı duyarlılığı, klasik doğrusal regresyon analizi
Finans biliminde temel teoriler ve geçerliliklerinin testi üzerine denemeler: Borsa İstanbul örneği
Değişen piyasa koşulları ve yatırımcı psikolojisi gibi birçok unsur, finans teorilerinin genel varsayımlarından sapmalara yol açmakta ve bu teorilerin pratikteki karşılığı sorgulanmaktadır. Klasik finans teorilerinin piyasa davranışını ne derece açıkladığını tespit etmek; yatırımcılar, yöneticiler ve finans araştırmacıları için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, finans biliminin dayandığı bazı teori, hipotez ve ilkelerin geçerliliklerini güncel veriler ile Borsa İstanbul'da test etmektedir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, çeşitli piyasa ve analiz yöntemleri kullanılarak tasarlanmıştır. Bir finansal yatırım kararı verilirken risk unsuru göz ardı edilmemesi gerekir. Bu bağlamda vadeli piyasalar, spot piyasalarda ortaya çıkan risklere karşı koruma sağlama özelliğinden dolayı sıklıkla kullanılmaktadır. Aynı zamanda bu iki piyasa arasındaki etkileşim yapısının araştırılması, hem teorik beklentileri değerlendirmede hem de yatırım kararları noktasında kullanılmaktadır. Bu kapsamda çalışmada spot ve vadeli piyasalar arasındaki eşbütünleşme ve nedensellik (öncül-ardıl) ilişkileri araştırılarak İşlem Maliyeti Hipotezi, Kaldıraç Hipotezi, Taşıma Maliyeti Hipotezi, Etkin Piyasa Hipotezi ve Çeşitlendirme İlkesi'nin değerlendirilmesi yapılmıştır. Aynı zamanda finansta birçok teori ve model için bir altyapı ilkesi olan risk-getiri rasyonelliği spot ve vadeli piyasa üzerinden sınanmıştır. Son olarak ise, yurt içi ve yurt dışı çeşitli piyasalar arasında Dinamik Koşullu Korelasyonlu Çok Değişkenli Stokastik Volatilite Modeli (DCC-MSV) kullanılarak volatilite yayılmaları hesaplanmış ve Uluslararası Portföy Teorisi'nin avantajları bu bağlamda araştırılmıştır. Çalışmadan elde edilen temel sonuç; BİST 30 Endeksi'nin davranışının araştırma kapsamına alınan finansın klasik teori ve ilkeleri ile desteklenmediği yönündedir. Ayrıca endeksin diğer piyasalarla genellikle birlikte hareket ettiği, aralarında yüksek derecede dinamik koşullu korelasyon değerine sahip olduğu, döviz kurları ve çeşitli uluslararası hisse senedi piyasaları ile volatilite yayılımları gösterdiği ve bunun sonucunda ise her geçen gün çeşitlendirme fırsatlarının azalabileceği tespit edilmiştir.
The investigation of individuals' financial decisions in behavioral finance perspective: A study of gender differences in investment decision-making
Behavioural finance as a new perspective to finance is based on the role of psychology on investors' financial behavior and decision-making process, according to this perspective, the assumption of traditional finance which is based on making financial decisions rationally by investors is rejected, behavioural finance explains investment decisions of individual investors are not rationally always because they are influenced by psychological and behavioural biases, that make errors in their investment decisions. Gender difference in investment is an expanding and important research area in behavioral finance. According to some of past researches males and females behave differently in some of their decisions, and accordingly investment decisions. Here, in this study, the relationship between behavioral finance biases and gender differences is investigated. The gender difference is independent variable and behavioral finance biases are dependent variables. Behavioral finance factors are divided into two parts which are emotional and cognitive biases. And they are measured by several dimensions to achieve the results. The data are collected by questionnaire. The population of the study is individuals investors in stock market in Adana province and the sample size is 400 individuals who invest in stocks. The collected data was analyzed by SPSS program. The achieved results show behavioral finance factors influence in decision-making and there is a relationship between gender and some of these factors.
A study on the relationship of financial literacy and individual financial decisions: Case of Adana
The aim of this study is to find out how the individuals are literate about the different financial concept, how they can manage their funds in a rational way, and to find out whether they have an idea of the services that the banks offer and the way they can benefit from these services. Also, this study aims to determine the relationship between financial literacy and individual financial decisions. Data of this study were collected by using questionnaire through random sampling method. The data was collected through face-to-face questions. Chi-square tests were applied to test the relationship between financial literacy and the variables previously identified in the literature as relevant. The study results shows also that the major factors that have a relationship with financial literacy in Adana are age, gender, income, level of education, individual financial decision. Saving behavior has not been found significant in explaining financial literacy. Results of this study suggest that it is important for policymakers to increase the financial literacy of households by implementing various financial education programs.
Davranışsal iktisat ve bireylerin karar verme sürecinde ortaya çıkan gizli tuzaklar üzerine bir inceleme
Davranışsal iktisat yaklaşımı ana akım iktisadın önemli varsayımı olan rasyonellik kavramının her zaman geçerli olmadığını savunmaktadır. Psikoloji biliminde yirminci yüzyıl ortalarında yaşanan gelişmeler sonucunda bireylerin rasyonel davranış sergilemesine engel olan nedenler araştırılmaya başlanmıştır. Bu araştırmaların sonunda, bireylerin hızlı karar vermesi gereken durumlarda bazı gizli tuzaklara düştükleri ve bu nedenle rasyonellikten saptıkları anlaşılmıştır. Bunun yanında birey belirsizlik ve risk altında karar vermesi gerektiğinde rasyonellikten uzaklaşmaktadır. Davranışsal iktisat yaklaşımında yaşanan gelişmeler akademik çevreler tarafından takip edildiği gibi devlet yöneticilerinin de dikkatini çekmektedir. Devletlerin kamu politikası üretim süreçlerinde davranışsal unsurlar kullanılması amacıyla birimler kurdukları görülmektedir. Bu tez çalışmasında ilk olarak davranışsal iktisadın ortaya çıkışı ve gelişim süreci ele alınmaktadır. İkinci olarak dünyada ve Türkiye'de uygulanan davranışsal kamu politikalarından örnekler verilmektedir. Üçüncü bölümde karar verme sürecinde bireyleri rasyonellikten uzaklaştıran gizli tuzaklar açıklanmaktadır. Son bölümde ise; yüz yüze yapılan anket sonucunda bireylerin karar verme sürecinde rasyonellikten alıkoyan tuzaklar analiz edilmiştir. Analizler sonucunda; bireylerin yemleme, sahiplik, çıpalama, zihinsel muhasebe ve hiperbolik indirgeme tuzaklarına düştükleri için rasyonellikten saptıkları tespit edilmiştir.