Childhood traumas

313 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Lisansüstü psikoloji programlarındaki öğrencilerin alan tercihlerinde kişilik, çocukluk çağı örselenme yaşantıları ve algılanan ebeveyn tutumlarının rolü

Bu çalışmanın amacı, lisansüstü psikoloji programlarını tercih eden öğrencilerin (klinik psikoloji programı /diğer psikoloji programları) alan tercihlerinde, çocukluk dönemi örselenme yaşantılarının, algılanan ebeveyn tutumlarının ve kişilik özelliklerinin rolünü incelemektir. Bunun yanında, alan tercihlerinde rol oynayan farklı değişkenlerin de ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Bu amaçlar doğrultusunda karma yöntemlerden eş zamanlı gömülü desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmına, lisansüstü psikoloji programlarında eğitim gören 89 katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcılara sırasıyla Demografik Bilgi Formu, Beş Faktör Kişilik Ölçeği Kısa Formu, Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği- Çocuk Formu (KAET-Ç) ve Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu (ÇÖYÖ-KF) verilmiştir. Nitel kısımda, lisansüstü psikoloji programlarında eğitim gören 79 öğrencinin açık uçlu bir soruya verdiği yanıtlar tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Nicel araştırma bulguları, klinik dışı diğer psikoloji programlarında eğitim gören öğrencilerin annelerinin tutumunda yüksek düzeyde aşırı koruyuculuk ve reddedicilik, babalarının tutumlarında ise yüksek düzeyde reddedicilik algılama ihtimallerinin fazla olduğunu göstermektedir. Ek olarak bu grubun, kişiliğin duygusal dengesizlik boyutunda daha yüksek puanlar alma olasılığı daha yüksektir. Nitel araştırma bulguları da nicel bulguları desteklemektedir. Alan tercihlerinde etkili görülen faktörler klinik psikoloji programlarında sekiz, diğer psikoloji programlarında beş ana tema altında toplanmıştır. Sonuçlar alanyazın çerçevesinde tartışılmaktadır.

Alan tercihiAna-baba tutumuKişilik+5
Buket Karadaş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmalarının bireylerin ahlaki olgunluk düzeyine etkileri üzerine bir araştırma: Isparta örneği

Bu çalışmada amaç çocukluk çağı travmalarının bireylerin ahlaki olgunluk düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırma evreni, Isparta ilidir. Örneklem ise Isparta ilinde ikamet eden 352 kişidir. Araştırmada, araştırmacının hazırladığı Kişisel Bilgi Formu ile katılımcıların demografik bilgilerine ait veriler elde edilmiştir. Katılımcıların çocukluk çağı travma düzeyleri Çocukluk Çağı Travma Ölçeği ile, ahlaki olgunluk düzeyleri ise Ahlaki Olgunluk Ölçeği ile belirlenmiştir. Araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Katılımcılara ait veriler online anket formları ile elde edilmiştir. Çalışmada iki grup karşılaştırmalarında Bağımsız Örneklem T Testi kullanılırken üç ve üzeri karşılaştırmalarında ANOVA kullanılmıştır. Parametrik testlerin kullanıldığı durumlarda grup farklılıkları için post hoc testi uygulanmış ve gruplar arasındaki farkların tespiti için Bonferroni metodu tercih edilmiştir. Ahlaki Olgunluk ile Çocukluk Çağı Travmaları ve alt boyutlarının arasındaki ilişki parametrik test yöntemlerinden "Pearson Korelasyon" analizi ile ortaya konmuştur. Araştırma sonuçları, çocukluk çağı travmaları düzeyi yükseldikçe ahlaki olgunluk düzeyinin düştüğünü ortaya koymuştur. Çalışmanın bulguları, çocukluk çağı travmalarının demografik özellikler ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Eğitim düzeyi düştükçe, gelir durumu azaldıkça, ailenin bütünlüğü bozuldukça, kırsal kesimde yaşama oranı arttıkça ve dindarlık düzeyi azaldıkça çocukluk çağı travmalarının sıklığı artmaktadır. Cinsiyet değişkeninin çocukluk çağı travmaları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların ahlaki olgunluk düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterme durumu ise şöyledir: Cinsiyet ve anne-baba birlikteliği değişkenleri ahlaki olgunluk düzeyi üzerinde bir etkiye sahip değildir. Eğitim durumu değişkeninde eğitim durumu ilkokul olanlar, eğitim durumu ortaokul, lise, ön lisans, lisans ve lisansüstü olanlardan daha düşük ahlaki olgunluk düzeyine sahiptir. Gelir durumunda yüksek gelire sahip olanlar, düşük ve orta gelire sahip olanlardan daha yüksek ahlaki olgunluğa sahiptir. Yaşamın büyük çoğunluğunu köy ve kasabada geçirenler belde, ilçe merkezi ve il merkezinde geçirenlerden daha düşük ahlaki olgunluktadırlar. Algılanan dindarlık değişkeninde dindar değil ve az dindar olanlar, dindar ve çok dindar olanlardan daha düşük düzeyde bir ahlaki olgunluk düzeyine sahiptirler.

Ahlaki olgunlukDin psikolojisiÇocukluk çağı travmaları
Melike Nur Çetinkaya
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Çocukluk istismar ve ihmalinde psikolojik sağlamlığa yönelik çocukluk dönemi destekleyici ve koruyucu faktörleri

Çocukluk istismarı ve ihmali sonrası psikolojik sağlamlıkla ilişkili çocukluk dönemi destekleyici ve koruyucu faktörlerinin incelendiği bu araştırma kesitsel, retrospektif ve öz bildirime dayalıdır. Üniversitede öğrenim gören 913 genç yetişkinden elde edilen veriler çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırmada Psikolojik Sağlamlık Kuramının Telafi Edici ve Koruyucu Faktör modelleri sınanmıştır. Bu amaçla öncelikle Çocukluk Dönemi Koruyucu Yaşantılar Ölçeği geliştirilmiştir. Veriler, Çocukluk Dönemi Koruyucu Yaşantılar Ölçeği, Çocukluk Çağı Olumlu Yaşantılar Ölçeği, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri ve Sosyo-Demografik Bilgi Formu aracılığıyla toplanmıştır. Geliştirilen ölçeğin geçerliği ve güvenirliği; kapsam geçerliği, görünüş geçerliği, yapı geçerliği ve ölçüt bağıntılı geçerlik, Cronbach alfa, Mcdonald omega ve Tabakalı alfa güvenirlik katsayıları aracılığıyla incelenmiştir. Araştırmanın hipotezleri hiyerarşik regresyon ve düzenleyici etki analizleriyle sınanmıştır. Bulgulara göre, Çocukluk Dönemi Koruyucu Yaşantılar Ölçeği geçerli ve güvenilirdir. Çocukluk istismarı ve ihmali genç yetişkinlikteki psikolojik sağlamlığı ve psikopatolojik belirtileri yordamaktadır. Çocukluk döneminde algılanan sosyal destek ve kendini düzenleme çocukluk istismarı ve ihmali düzeyinden bağımsız şekilde psikolojik sağlamlık ve psikopatolojik belirtileri yordarken mahalle birliği yordamamaktadır. Algılanan sosyal desteğin psikolojik sağlamlık ile çocukluk istismarı ve ihmali arasındaki düzenleyici rolü çocukluk istismarı ve ihmali düşük veya orta düzeydeyken anlamlı; yüksek düzeydeyken anlamsızdır. Kendini düzenleme ve kümülatif çocukluk dönemi koruyucu yaşantıları psikolojik sağlamlık ile çocukluk istismarı ve ihmali arasındaki ilişkiyi düzenlemektedir. Algılanan sosyal destek, kendini düzenleme ve mahalle birliğinin psikopatolojik belirtiler ile çocukluk istismarı ve ihmali arasındaki düzenleyici rolü anlamlı değildir ancak bu ilişkide kümülatif çocukluk dönemi koruyucu yaşantılarının düzenleyici rolü anlamlıdır. Araştırmacılara, uygulamacılara ve politika yapıcılara önerilerde bulunulmuştur.

Genç yetişkinlerPsikolojik sağlamlıkPsikolojik travma+6
Öznur Bayar
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuk ve ergen psikiyatrisi kliniğine başvuran ergenlerde ve annelerinde geçmiş travma öyküleri, bağlanma özellikleri, zihinselleştirme becerileri ve ebeveynlerin duygusal erişilebilirliklerinin incelenmesi

Bu çalışma herhangi bir psikiyatrik hastalığı olan ergenler ve anneleri ile herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayan ergenler ve annelerinin çocukluk çağı travmaları, bağlanma özellikleri, zihinselleştirme becerileri, ebeveynlerin duygusal erişilebilirlikleri açısından karşılaştırıldığı, ergenlerde ve annelerinde bu faktörlerin birbirleriyle ilişkilerinin incelendiği kesitsel bir çalışmadır. Ayrıca ergenlerin çocukluk çağı travmaları ile psikiyatrik belirtileri arasındaki ilişkide ergenlerin bağlanma özelliklerinin, zihinselleştirme becerilerinin ve psikolojik dayanıklılıklarının, annelerin çocukluk çağı travmaları ile ergenlerin psikiyatrik belirtileri arasındaki ilişkide ise annelerin bağlanma özelliklerinin, zihinselleştirme becerilerinin ve duygusal erişilebilirliklerinin aracı rolleri değerlendirilmiştir. Çalışmaya 12-18 yaş arasında, herhangi bir psikiyatrik hastalığı olan 100 ergen ve herhangi bir psikiyatrik hastalığı olmayan 65 sağlıklı ergen olmak üzere toplam 165 ergen ve annesi alınmıştır. Araştırma grubundaki ergenlerde psikiyatrik tanıları belirlemek ve kontrol grubundaki ergenlerde psikiyatrik tanıları dışlamak için Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşamboyu Versiyonu (ÇDŞG-ŞY) kullanılmıştır. Çalışmaya katılan ergenler Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), İlişki Ölçekleri Anketi-Ergen (İÖA-E), Yansıtıcı İşleyiş Ölçeği-Ergen (YİÖ-E), Ebeveyn Duygusal Erişilebilirliği Ölçeği (EDEÖ), Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (ÇGPSÖ) ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) formlarını doldurmuştur. Çalışmaya katılan ergenlerin anneleri ise Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA), Yansıtıcı İşleyiş Ölçeği-Kısa (YİÖ-KF) ve Ebeveyn İçsel Düşünme İşlevselliği Ölçeği (EİDİÖ) formlarını doldurmuşlardır. Çalışma sonucunda psikiyatrik hastalığı olan ergenlerin, sağlıklı kontrollere göre duygusal ihmal, fiziksel ihmal, duygusal istismar, fiziksel istismar ve cinsel istismar olmak üzere tüm çocukluk çağı travmalarının, korkulu ve saplantılı bağlanma özelliklerinin daha fazla olduğu, güvenli bağlanma özelliklerinin, zihinselleştirme becerilerinin ve psikolojik dayanıklılıklarının daha düşük olduğu bulunmuştur. Psikiyatrik hastalığı olan ergenlerin annelerinin, kontrol grubundakilere göre çocukluk çağı travmalarının, saplantılı bağlanma özelliklerinin, zihinselleştirme öncesi zorluklarının ve zihinsel durumlara ilişkin belirsizlik düzeylerinin daha fazla olduğu, bu annelerin duygusal erişilebilirliklerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Tüm örneklem değerlendirildiğinde, ergenlerde çocukluk çağı travmalarının güvenli-güvensiz bağlanma özellikleri, zihinselleştirme becerileri, psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve psikiyatrik belirtiler ile ilişkili olduğu gözlenmiştir. Ayrıca ergenlerin çocukluk çağı travmalarının annelerin çocukluk çağı travmaları ile ilişkili olduğu gözlenmiştir. Ergenlerin psikiyatrik belirtilerini en önemli düzeyde etkileyen değişkenler ergenlerin çocukluk çağı travmaları ve saplantılı bağlanma özellikleri olarak belirlenmiştir. Ergenlerin çocukluk çağı travmaları ile psikiyatrik belirtileri arasındaki ilişkiye ergenlerin güvenli ve saplantılı bağlanma özelliklerinin ve psikolojik dayanıklılıklarının aracılık ettiği, annelerin çocukluk çağı travmaları ile ergenlerin psikiyatrik belirtileri arasındaki ilişkiye ise annelerin zihinselleştirme öncesi zorluklarının ve duygusal erişilebilirliklerinin aracılık ettiği bulunmuştur.

BağlanmaDuygusal erişilebilirlikPsikolojik dayanıklılık+2
Mine Aybı Turanoğlu
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları, varoluşsal kaygı, algılanan sosyal destek ve depresif belirtiler arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Mevcut çalışmada, üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları ve depresif belirtiler arasındaki ilişkide varoluşsal kaygı, varoluşsal kaygı alt boyutları ve anlamlılığın aracı rollerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte algılanan sosyal desteğin hem varoluşsal kaygı, alt boyutları ve anlamlılık olarak belirlenen aracı değişkenler ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide hem de çocukluk çağı travmalarının belirtilen aracı değişkenler vasıtasıyla depresif belirtilerle kurduğu dolaylı ilişkideki düzenleyici rolünün incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın örneklemi 316 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Varoluşsal Kaygı Ölçeği, Hayatın Anlam ve Amacı Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmıştır. Aracı değişken modellerinin analiz edilebilmesi için PROCESS Macro Model 4 kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, çocukluk çağı travmaları ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide varoluşsal kaygı toplam puanı, tüm varoluşsal kaygı alt boyutları ve hayatın anlamlılığı istatistiksel olarak anlamlı düzeyde kısmi aracılık göstermektedir. Koşullu dolaylı etki modellerinin test edilebilmesi için PROCESS Macro Model 14 kullanılmıştır. Ulaşılan bulgulara göre algılanan sosyal destek hem varoluşsal kaygı toplam puanı, anlamsızlık kaygısı ve anlamlılık aracı değişkenleri ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide; hem de çocukluk çağı travmalarının bu aracı değişkenler vasıtasıyla depresif belirtilerle kurduğu dolaylı ilişkide düzenleyici rol oynamaktadır. Son olarak, çalışmanın bulguları alanyazın kapsamında tartışılıp çalışmanın klinik doğurgalarına ve sınırlılıklarına değinilerek gelecek çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Algılanan sosyal destekDepresif belirtilerDepresyon+6
Hazal Nevruz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ile obsesif kompulsif belirtiler arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğünün ve obsesif inançların aracı rolünün incelenmesi

Bu çalışmada çocukluk çağı travmatik yaşantılarının obsesif kompulsif belirtiler ile olan ilişkisinde obsesif inançların ve duygu düzenleme güçlüğünün aracı rollerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın örneklemi Türkiye'deki farklı illerden gönüllü katılım sağlayan 18-35 yaş arasındaki 421 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılara elektronik ortamda hazırlanan veri seti sunulmuştur. Oluşturulan veri setinde ilk olarak Gönüllü Katılım Formu'nu onaylayan katılımcılara, çalışmanın hedefleri doğrultusunda sırasıyla Sosyodemografik Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Obsesif İnanışlar Envanteri, Vancouver Obsesif-Kompulsif Envanteri ve Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmada yer alan değişkenlerin ilişkilerin incelenmesi için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi, aracı değişkenlerin rollerinin değerlendirilmesi için Paralel Çoklu Aracı Değişken Analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda çocukluk çağı travmalarının obsesif kompulsif belirtiler ile olan ilişkisinde duygu düzenleme güçlüğünün ve obsesif inançların aracılık rolünün anlamlı olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte aracı değişkenlerin rolleri karşılaştırıldığında ise duygu düzenleme güçlüğünün ve obsesif inançların aracı rolleri arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılmıştır ve çalışmanın klinik doğurgularına, sınırlılıklarına ve yeni çalışmalar için önerilere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler Çocukluk Çağı Travmaları, Obsesif Kompulsif Belirtiler, Duygu Düzenleme Güçlüğü, Obsesif İnançlar

Duygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğüObsesif inanışlar+3
Senem Kaymaz
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn psikolojik kontrolünün ve çocukluk örseleyici yaşantılarının boyun eğici davranışlarla ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin algıladıkları ebeveyn kontrolünün ve çocukluk örseleyici yaşantılarının boyun eğici davranışlarla ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemi 18-30 yaş aralığında Türkiye'de eğitimine devam eden 274 kadın (% 69.7), 119 erkek (% 30.3) olmak üzere toplamda 393 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada "Demografik Bilgi Formu", "Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği", "Psikolojik Kontrol Ölçeği" ve "Çocukluk Dönemi Örselenme Yaşantıları Ölçeği Kısa Formu'ndan faydalanılmıştır. İkili gruplar arasındaki karşılaştırmalarda; Mann-Whitney U testi, üç veya daha fazla gruplar arasındaki karşılaştırmalarda Kruskall Wallis Testi ve değişkenler arasındaki ilişkide Spearman Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Algılanan ebeveyn psikolojik kontrolü ve çocukluk örselenme yaşantılarının, üniversite öğrencilerinde boyun eğici davranışı yordamada anlamlı etkileri olup olmadığını belirlemek için Regresyon Aracılık Modeli kullanılmıştır. Analiz sonucunda çocukluk örselenme yaşantılarının anne-baba eğitim durumu, algılanan ekonomik düzey, ortalama aylık gelir ve yerleşim birimine göre farklılaşırken ebeveyn psikolojik kontrolünün algılanan ekonomik düzeye göre farklılaştığı buna ek olarak boyun eğici davranışlar ile hem anne (r= .404, p= .000) hem de babadan (r= .371, p= .000) algılanan psikolojik kontrol, çocukluk örselenme yaşantılarının (r=. 337, p= .000) arasında anlamlı ve pozitif yönde ilişki olduğu, çocukluk örselenme yaşantılarının boyun eğici davranışlar ile ilişkisinde ebeveyn psikolojik kontrolünün kısmi aracı rolünün ( β anne= .169; β baba= .209) anlamlı olduğu görülmüştür.

AileAlgılanan ebeveynlik biçimleriAna-baba kontrolü+5
Büşra Yılmaz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İstismar-ihmal geçmişi ve romantik ilişkide bağlanma: Bilişsel duygu düzenleme ve erken dönem uyumsuz şemaların rolü

Bireyin çocukluk çağı travmaları ile yetişkinlik döneminde sergilediği bağlanma tarzı arasındaki ilişkide erken dönem uyumsuz şemalar ile duygu düzenleme becerilerinin etkisinin değerlendirildiği bu çalışmada sıralı açıklayıcı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, nicel veriler için 304 üniversite öğrencisi ile nitel veriler için çocukluk çağında istismar deneyimi olan 10 kişi oluşturmuştur. "Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği", "Young Şema Ölçeği Kısa Form – 3", "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği", "Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri" ve demografik bilgi formu ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak veri toplanmıştır. Analiz sonucunda, çocukluk çağı travmalarının kaygılı bağlanma üzerinde pozitif yordama etkisinin olduğu, ancak kaçınmacı bağlanma üzerinde anlamlı düzeyde bir yordama etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Çocukluk çağı travmalarının uyumlu duygu düzenlemeyi negatif yönde, uyumsuz duygu düzenlemeyi ise pozitif yönde yordadığı gözlenmiştir. Çocukluk çağı travmaları ile kaygılı bağlanma arasındaki ilişkide uyumlu ve uyumsuz duygu düzenlemenin kısmi aracılık etkisinin olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı travmalarının, kopukluk ve reddedilme şema alanını ve zedelenmiş özerklik şema alanını pozitif yönde yordadığı, ancak zedelenmiş sınırlar, diğeri yönelimlilik ve aşırı tetikte olma şema alanı üzerinde anlamlı düzeyde yordama etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Çocukluk çağı travmaları ile kaygılı bağlanma arasındaki ilişkide kopukluk ve reddedilme şema alanın tam aracılık etkisinin olduğu; ayrıca çocukluk çağı travmaları ile kaygılı bağlanma arasındaki ilişkide zedelenmiş özerklik şema alanının tam aracılık etkisinin olduğu ortaya konmuştur. Çalışmanın nitel verileri nicel verilerden elde edilen sonuçları desteklemektedir. Araştırma kapsamında ulaşılan bulgular, alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır. Son olarak çalışmanın sınırlılıklarından bahsedilmiş; araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara öneriler sunulmuştur.

BağlanmaBilişsel duygu düzenlemeDuygu düzenleme+6
Başak Kubin Mete
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Alkol kullanım bozukluğunda duygusal istismar algısının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı alkol kullanım bozukluğu tanısı almış olan yetişkinlerin, çocukluk ve ergenlik dönemi yaşanmışlıklarında anne babadan algıladıkları duygusal istismarı araştırmak; çocukluk ve ergenlikteki duygusal istismar algısı ile alkol kullanım bozukluğu arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Bu araştırma İstanbul Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Anatolia Klinikleri 3. Serviste alkol kullanım bozukluğu tanısıyla tedavi görmekte olan 24 ile 70 yaş arasında 12'si kadın, 50'si erkek olmak üzere 62 hasta ile çalışılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Dr. Aaron T. Beck ve Ark., (1961), tarafından geliştirilen Beck Depresyon Ölçeği, Anne ve babadan algılanan duygusal istismarı ölçmek için, ilk olarak ölçeğin geliştiricilerinden olan F. Erkman'la iletişime geçilerek gerekli izin alınmıştır; ve diğer araştırmacılar M. Alantar, (1988, 1989); N. Bayraktar, (1990); B. Vardar, (1994); M. Çeşmeci ve H. Kılınç., (1999), tarafından geliştirilen Anne-Baba Genç İlişkileri Ölçeği uygulanmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde Frekans ve Yüzde Dağılımları; Shapiro-Wilk; Spearman rho Korelasyon; Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testleri ile analiz çalışması yapılmıştır. Bu araştırmada alkol kullanım bozukluğu tanısı almış olan hastaların aile içi alkol kullanım oranı %93,8 olduğu ve aile içi alkol kullanımı normalleştirilerek rol-model aktarımının sürdürüldüğü belirlenmiştir. Alkol etkisiyle aile içi tartışma ve çatışmaların oranı %22,6; yaşanması sonucunda boşanmış ve ayrı yaşayanların oranı %30,4 olduğu belirlemiştir. Çocukluk ve ergenlik çağında babadan algılanan duygusal istismar puanı 399,00±60,19; anneden algılanan duygusal istismar puanı 393,00±64,03 olduğu görülmüştür. Anne babadan algılanan duygusal istismarın olumsuz etkileri yetişkinlik dönemi yaşantılarında alkol kullanım süreci içinde gelişen depresyon belirtilerinin yüksek düzeyde yaşandığı belirlenmiştir. Eğitim düzeyi düşük olan anneden algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 35,98; eğitim düzeyi yüksek olan anneden algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 19,25 bulunmuştur. Eğitim düzeyi düşük olan babadan algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 35,81; Eğitim düzeyi yüksek olan babadan algılanan duygusal istismarın depresyon düzeyini etkileyen puanı 24,45 bulunmuştur. Araştırma sonucunda alkol kullanım bozukluğu tanısı ile tedavi gören hastaların yoğun alkol kullanımı süreci içinde gelişen depresyon belirtilerinin yüksek düzeyde yaşandığı belirlenmiştir. Yatarak tedavi gören katılımcı hastaların çocukluk ve ergenlik dönemi yaşanmışlıklarında yüksek düzeyde duygusal istismara maruz kaldıkları ve ihmal edildikleri sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk ve ergen, duygusal istismar.

Alkol içmeAlkolle ilgili bozukluklarDuygusal istismar+5
Emine Bitiş
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerin çocukluk çağı travmaları ile evlilik uyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, çocukluk çağı travmaları ile evlilik uyumu arasındaki ilişkiyi incelemek ve çocukluk çağı travmatik yaşam olaylarının evlilik uyumu ve yaşam kalitesi üzerinde etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmaya 2017-2018 yıllarında Eylül-Nisan aylarında İstanbul ilinin Anadolu yakasında farklı ilçelerinde rastgele seçilmiş 97 kadın, 68 erkek toplamda 165 evli birey katılmıştır. Katılımcılar araştırmaya, gönülülük esasına göre, çalışma hakkında bilgilendirilip, kabul ettikleri takdirde katılmıştır. Verilerin toplanmasında, Bilgilendirilmiş Gönüllü Olur Formu (BGOF), Sosyodemografik Veri Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları (ÇÇTÖ), Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analiz işlemleri Statistical Package for Social Siences (SPSS) 22.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotları (sayı, yüzde, ortalama, standart sapma) kullanılmıştır. Araştırmada örneklem sayısı 50'nin üzerinden olduğundan, Çocukluk Çağı Ruhsal Travmaları (ÇÇTÖ), Evlilikte Uyum Ölçeği (EUÖ) edilen puanların normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek örneklem Kolmogorov – Smirnov testi yapılmıştır ve ölçeklerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Niteliksel verilerin karşılaştırılmasında iki grup arasındaki farkı t-testi testi ve ikiden fazla grup durumunda parametrelerin gruplar arası karşılaştırmalarında ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testinde anlamlı çıkan bulgular arasında farkı belirleyebilmek için Mann Whitney U testi yapılmıştır. Katılımcıların Evlilik Uyum ve Çocukluk Çağı Travma Ölçeği ve Ölçeklerin Alt Boyut Puanlarının Evlilik Türüne (Görücü Usülü, Flört) Göre T-Testi Sonuçlarına cinsiyet değişkenine göre anlamlı ilişki olmadığı, uyum ölçeği puanı ortalamalarının evlilik uyum ve çocukluk çağı travma ölçeği ve ölçeklerin alt boyut puanlarının çocuk olma durumuna göre grup ortalamaları cinsiyete göre istatistiksel açıdan ise anlamlı bulunmuştur. Buna göre çocuğu olmayan ailelede travma daha fazladır, ancak çocuğu olan ailelede duygusal ihmal daha fazladır. Öte yandan, katılımcıların Uyum Ölçeği ve Travma Ölçeği Puanlarının Eğitim Düzeylerine lise mezunlarının uyum ölçeği puanları en yüksek ilkokul mezunlarının ise travma ölçeği puanları en yüksektir. Gelir Düzeylerine ise kötü ekonomik düzeye sahip aileler uyum ölçeği puanı en yüksek ancak kötü ekonomik düzeye sahip aileler travma ölçeği puanı en yüksektir. Katılımcıların çocukluk çağı travma ölçeği puanları arttıkça evlilik uyumu azaldığı söylenebilir. Determinasyon katsayısı dikkate alındığında, evlilik uyumundaki toplam varyansın (değişkenliğin) %12'sinin çocukluk çağı travmalardan kaynaklandığı söylenebilir. Araştırma sonucuna göre evli çiftlerin evlilik anlaşmaları ile ilişki tarzı ölçeği puanları arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Travma, Evlilik, Çocukluk Çağı Travma, Uyum

Evli çiftlerEvlilikEvlilik uyumu+1
Filiz Gülgör
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarındaki öğretmenlerin çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeyi ile çocuk istismarına yönelik farkındalıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

İstismar olgusu, çocukluk çağında yaşanan en ciddi travma biçimidir. Okul ise çocukların ev dışındaki zamanın geçirildiği mekânlardandır. Dolayısıyla öğretmenler, çocukların davranışlarındaki değişikliklerin farkına varma avantajlarına sahiptir. Zira çocuklarla sürekli bir iletişim içindedirler. Bu nedenle öğretmenler, çocuk istismarı olgusunu tanımlayabilecek bir konuma sahiptirler. Bazı araştırmalarda öğretmenlerin çoğunun, standart çocuk bildirim süreçlerinin farkında olmadıkları görülür. Bununla birlikte, ahlaki yönden bildirim zorunluluğu olduğu inancındadırlar. Bu araştırma ile, ortaöğretim kurumlarındaki öğretmenlerin çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeyi ile çocuk istismarına yönelik farkındalıkları ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Travma, Çocukluk Çağı Travmaları, Çocuk İstismarı, Öğretmenler

Lise öğretmenleriÇocuk istismarıÇocukluk çağı travmaları+1
Arzu Açar
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin çocukluk çağı travmalarının ahlaki gelişim yeteneklerine etkilerinin incelenmesi

Çocukluk çağı travmalarına maruz kalan kişilerin çoğunda sosyal içe kapanma, yüksek kaygı düzeyi, içe dönük yapıda olma, düşük benlik saygısı, öfke patlamaları, güven duygusunun yıkılması gibi durumlar gözlenmektedir. Travma sonucunda gözlenen bu durumlar ile ahlaki gelişim yetenekleri arasındaki ilişki araştırma konumuzdur. Yaşanan çocukluk çağı travmları, travma türlerine göre ahlak gelişimi alanında en kapsamlı çalışma olarak nitelendirebileceğimiz Kohlberg'in ahlaki gelişim dönemlerini kapsamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Türkiye'de bulunan Kocaeli Üniversitesi, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Marmara Üniversitesinde öğrenimlerine devam eden 267 öğrenci ile görüşleri belirleme testi ve çocukluk çağı ölçeği kullanılarak çalışılmıştır. Çocukluk çağı travma ölçeğinde duygusal istismar, duygusal ihmal, fiziksel istismar, fiziksel ihmal, cinsel istismar çeşitleri tespit edilecektir. Değerlerin Belirlenmesi Testi ile Kohlberg'in gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası olmak üzere düzeyde gruplandırmış olduğu 1.İtiaat ve ceza yönelimi, 2. Araçsal amaç yönelimi, 3. İyi çocuk eğilimi, 4. Yasa ve düzen yönelimi, 5. Toplumsal sözleşme yönelimi 6.Evrensel ahlak ilkeleri yönelimi olmak üzere toplam 6 evrede kişilerin ahlak gelişimi evrelerini belirlemektedir. Ahlak kavramı üzerinde yapılan çalışmaların az olması ve çocukluk çağı travmaları ile aralarında ilişki olduğu düşünülmesi bu araştırmanın yürütülme sebebidir. Araştırmanın sonuçlarına baktığımızda araştırmaya katılan öğrencilerin çoğunlukla geleneksel dönemde oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Çocukluk çağı travmatik yaşantı düzeyleri ise en çok duygusal ihmal ile karşılaşılırken en az cinsel istismar görülmektedir.

AhlakAhlak gelişimiÇocukluk çağı travmaları+1
Filiz Kalkavan
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları, yetişkinlik döneminde bağlanma biçimi ve öz anlayış arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Çocukluk çağı travmalarının gelecek yaşamdaki psikolojik sorunlarla ilişkili olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir. Bireylerin çocukluk yıllarında ihmal ve istismar yaşantılarına maruz kalması, güvensiz bağlanma geliştirmelerine neden olarak yetişkin yaşantılarındaki ilişkilerini etkileyebilmektedir. Çocuklukta yaşanan travmaların ve güvensiz bağlanma biçimlerinin sağlıklı süreçlerle ilişkilendirilen öz anlayışı da olumsuz etkilediği düşünülebilir. Bu araştırma, bireylerin çocukluk çağında yaşadıkları travmaları, bağlanma ve öz anlayış arasındaki ilişkileri araştırmayı amaçlamaktadır. Bununla birlikte çocukluk çağı travmaları, bağlanma ve öz anlayış düzeyinin yaş, cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışma durumu, gelir düzeyi ve psikiyatrik tanının olup olmaması gibi değişkenlere bağlı olarak incelenmesi çalışmanın diğer hedefleridir. Anketler online formlar üzerinden uygulandığından, örneklem, yansız olarak ulaşılan ve farklı gruplardan oluşan 18 yaş üzeri kişilerden oluşmaktadır. Araştırmaya 212'si (%70,7) kadın, 88'i (%29,3) erkek olan 300 kişi katılmıştır. Bu çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ve Öz Anlayış Ölçeği kullanılmıştır. Duygusal istismar, cinsel istismar, fiziksel istismar ve fiziksel ihmal alt boyutlarının kaygılı bağlanma, duygusal ihmal alt boyutunun ise kaçınan bağlanma üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Duygusal ihmal ve duygusal istismar ve kaygılı bağlanmanın katılımcıların öz anlayış düzeyleri üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu saptanmıştır. Elde edilen bu sonuçlara göre, tedavi sürecinde bireylerin çocukluk çağında yaşadıkları travmaların ve bağlanma biçimlerinin birlikte ele alınması, bunu yaparken öz anlayış düzeyinin artırılmasının iyileşme sürecine katkıda bulunacağı düşünülebilir.

BağlanmaBağlanma stilleriBenlik+6
Esra Peker
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Erkek heteroseksüel ve homoseksüel bireylerin çocukluk çağı travması ile bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişki

Bu araştırmada erkek heteroseksüel ve homoseksüel bireylerin çocukluk çağı travması ile bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenleme stratejileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Örneklemi İstanbul ilinde yaşayan, cinsel kimliğini erkek olarak tanımlayan 150 homoseksüel ve 150 heteroseksüel olmak üzere toplamda 300 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak kişilere Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Bilişsel Duygu Düzenleme Stratejileri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler IBMM SPSS Statistics 24 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Farklılıkların belirlenmesinde Mann Whitney U Testi, Çok Faktörlü Varyans Analizi uygulanmıştır. Ayrıca ölçekler arasındaki ilişkilerin düzeyleri Spearman Korelasyon Analizi ile belirlenmiştir. Edinilen bulgular doğrultusunda hipotezlerin doğrulukları incelenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, çocukluk çağı tarvaması, bilişsel duygu düzenleme stratejileri ve bağlanma stilleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Cinsel yönelim açısından ise iki grup arasında farklılaşma olduğu görülmüştür. Literatürün ise bu çalışmaya konu olan kısımlarının, özellikle cinsel kimlik, cinsel yönelim alanlarında belirgin eksiklikler gösterdiği gözlenmiştir. Homoseksüel bireylerin yaşadıkları problemleri daha iyi anlayabilmek adına çalışmaların arttırılması gerekmektedir.

Bağlanma stilleriBilişsel duygu düzenlemeDuygu düzenleme+4
Dostcan Kazak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Heteroseksüel çift ilişkisi içindeki kadınlarda çocukluk çağı travmalarının ve semptomlarının ilişki istikrarı ile arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı heteroseksüel ilişki içindeki kadınların, çocukluk çağı travmaları ve semptomları ile ilişki istikrarı arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmanın evrenini kolaydan örneklem yöntemiyle seçilmiş Türkiye'de yaşayan, 18-62 yaş arası 317 katılımcı oluşturmaktadır. Kadınların çocukluk çağı travmalarına ait veriler "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği", semptoma ait veriler "Kısa Semptom Envanteri", ilişkilerine dair veriler "İlişki İstikrarı Ölçeği" ve demografik değişkenlere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Demografik Form" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre çalışma durumuna göre seçeneklerin niteliğinin değerlendirilmesi ve çocukluk çağı travması arasında istatistiksel açısından anlamlı bir fark göstermektedir. Medeni duruma göre çocukluk çağı travması, seçeneklerin niteliğinin değerlendirilmesi ve bağlılık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. İlişki süresi ile ilişki yatırımı ve bağlılık puan ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermektedir. Birlikte yaşadığı kişiye göre seçeneklerin niteliğinin değerlendirilmesi ve bağlılık istatistiksel açıdan anlamlı bir fark göstermektedir. Çocuk sahibi olma ile ilişki doyumu ortalamalarının arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Semptomun varlığına göre çocukluk çağı travmaları, ilişki doyumu, seçeneklerin niteliğinin değerlendirilmesi ve bağlılık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Cinsel istismar ile ilişki doyumu, seçeneklerin niteliğinin değerlendirilmesi ve bağlılık arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Duygusal ihmal, depresyon ve olumsuz benlik ile ilişki doyumu ve bağlılık arasında da negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anksiyete, olumsuz benlik, somatizasyon ve hostilite ile fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar, duygusal ihmal ve fiziksel ihmal arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Anksiyete, somatizasyon ve hostilite ile ilişki doyumu arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunurken; depresyon ile seçeneklerin niteliğinin değerlendirilmesi, fiziksel istismar, cinsel istismar, duygusal istismar, duygusal ihmal ve fiziksel ihmal arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Çocukluk Çağı Travması, İlişki İstikrarı, Depresyon, Anksiyete

AnksiyeteDepresyonHeteroseksüellik+4
Gökçe Mamati
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ile öznel iyi oluş arasındaki ilişkide kişisel biriciklik algısının aracı rolü: Bir yapısal eşitlik modellemesi çalışması

Bakıma ve korunmaya ihtiyaç duyulan çocukluk çağında fiziksel, cinsel ve/veya duygusal olarak ihmale ya da istismara maruz kalan kişilerin sayısının dünya genelinde yüksek olduğu; bahsedilen travmatik yaşantıların yetişkinlikte birçok ruhsal ve bilişsel soruna sebebiyet verdiği alanyazınındaki birçok çalışmayla ortaya konulmuştur. Çocukluk döneminde yaşanan travmatik olayların yetişkinlikteki etkileri çeşitli yaklaşımlar ile incelenmekte olup pozitif psikoloji literatürü, travmaların mutluluk ve iyi oluş hali ile ilişkisini incelemeye odaklanmıştır. Bahsedilen ilişkiye dair yapılan araştırmalar, zihinde bir proje olarak şekillenen yaşamın, geçmiş, şimdi ve gelecek olarak tahayyül edildiğini; duygusal ve bilişsel bir değerlendirmesinin yapıldığını belirtip travmatik yaşantıların yaşam projesinin bütünlüğünü bozduğunu ifade etmektedir. Sözü edilen duygusal ve bilişsel değerlendirme sonucunda bireyler, yaşamdan aldıkları doyum ve iyi oluş halleri hakkında bir kanıya ulaşırlar. Çocukluk çağında yaşanan travmalar ile öznel iyi oluş gösterenleri olan ontolojik iyi oluş ve yaşam doyumu yapıları arasındaki ilişkiler araştırılmış fakat bu ilişkiye aracılık eden değişkenlerin neler olabileceği tam olarak belirlenememiştir. Travmatik deneyimlerden sonra bireylerin negatif değişimler (örn. Travma sonrası değersizleşme) yaşadıkları fikrinden yola çıkarak bu değişimlerden birinin kişilerin biriciklik algıları ile ilgili olabileceği; travma ve öznel oluş ilişkisinde kişisel biriciklik algısının aracılık edeceği şeklinde bir hipotez oluşturulmuştur. Literatür desteğiyle oluşturulan hipotezi test etmek amacıyla 149 kadın, 93 erkek toplam 242 katılımcıya Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, Kişisel Biriciklik Algısı Ölçeği, Ontolojik İyi Oluş Ölçeği ve Yaşam Doyumu ölçeğinden oluşan bir batarya uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen yapısal modelde, çocukluk çağı travmalarının, biriciklik algısı üzerinden ontolojik iyi oluşa yaptığı etkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çocukluk çağı travmasının, hem biriciklik algısı hem de ontolojik iyi oluş üzerinden yaşam doyumuna yaptığı etki ve biriciklik algısının, ontolojik iyi oluş üzerinden yaşam doyumuna yaptığı etkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir.

BiriciklikYapısal Eşitlik ModeliÇocuk istismarı+2
Abdullah Kahraman
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitedeki kız öğrencilerin yeme tutumlarının yaşam doyumu ve çocukluk çağı travmaları ile ilişkisi

Bu araştırmada üniversitede okuyan kız öğrencilerde yeme tutumlarının çocukluk çağı travması ve yaşam doyumu ile ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmaya İstanbul'daki çeşitli devlet ve vakıf üniversitelerinde eğitim gören 268 kız öğrenci dahil edilmiştir. Öğrencilere sosyodemografik bilgi formu ile birlikte, Yeme Tutumları Testi, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre çocukluk çağı travmaları yeme tutumları ve yaşam doyumu üzerinde anlamlı etki yaratmaktadır. Çocukluk çağı travmalarından duygusal istismar, fiziksel istismar, duygusal ihmal ve cinsel istismar yeme bozuklukları düzeyini artırırken; duygusal istismar, fiziksel ihmal ve duygusal ihmal, yaşam doyumu düzeyini azaltmaktadır.

Kız öğrencilerYaşam doyumuYeme tutumu+2
Nilsu Gürcan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Anne-babası boşanmış ve boşanmamış çocukların depresyon belirtilerinin anne-baba tutumları açısından incelenmesi

Çocukların gelişim sürecinde ilişki kurduğu kişilerin büyük bir önemi vardır. Anne-babalar, tutum ve davranışları ile çocuklarının en önemli rol modelleri ve bilgi kaynaklarıdır. Bu nedenle ebeveynlerin tutumları, davranışları ve kullandıkları yöntemler çocukların kişiliklerinin oluşmasında, olumlu sosyal ilişkiler kurmasında ve toplum içerisinde sağlıklı bir birey olarak yer almasında belirleyici bir husustur. Boşanmanın pasif katılımcısı olan çocukların boşanma sürecini olumlu ya da olumsuz yaşamalarında anne-baba tutumları oldukça etkilidir. Çocukları sosyolojik ve psikolojik olarak gelişmeleri boşanma ile olumsuz yönde etkilenir. Çalışmamızda ise boşanma faktörüne göre ebeveynlerin anne baba tutumlarının çocukluk çağı depresyonuna etkisi incelenmiştir. Bu amaçla 200 deneğe ( 105 erkek, 95 kız) Anne Baba Tutum Ölçeği, Çocuklar İçin Depresyon Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Korelasyon hesaplamaları ANOVA ve Örneklem T Testi kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen bulgular ışığında boşanmış ailelerin boşanmamış ailelere göre demokratik tutum ortalamaları düşük, otoriter ve koruyucu tutum ortalamaları yüksek çıkmıştır. Ayrıca boşanmanın çocuklarda depresyon düzeyini arttırdığı bulunmuştur. Otoriter anne-baba tutum ortalamaları artıkça depresyon ortalamasının arttığı gözlenmiştir.

Ana-baba tutumuBoşanmış ailelerDepresyon+4
Derya Kuru
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukluk çağı travmaları ve romantik ilişki doyumu arasındaki ilişkide; Otomatik düşüncelerin aracılık rolü

Bu araştırmada, 18-22 yaş aralığındaki bireylerin çocukluk çağı travmaları(ÇÇT) ile ilişki doyumları(İD) arasındaki ilişkide; otomatik düşüncelerin(OD) aracılık rolü incelenmek istenmiştir. Araştırma, online anketler düzenlenerek Türkiye genelindeki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören 18-22 yaş arasındaki 354 ön lisans ve lisans öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin ÇÇT ve İD arasındaki ilişkide OD'in aracılık rolünü ölçmek amacıyla; 'Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği' (Şar, Öztürk ve Ikikardes,2012), 'İlişki Doyumu Ölçeği' (Curun, 2001),'Otomatik Düşünceler Ölçeği'(Aydın G. & Aydın O., 1990), kullanılmıştır. Öğrencilerin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Demografik Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda ÇÇT'nın İD'u ve OD'i, OD'in İD'u ve İD'nun OD'i istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde yordadığı, ÇÇT ile İD arasındaki ilişkide OD'in aracılık etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocukluk Çağı Travmaları, Otomatik Düşünceler, Romantik İlişki Doyumu.

Duygusal ilişkiPsikolojik travmaRomantizm+5
Burcu Yıldırım
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fibromiyalji hastalarında travmatik olay deneyimi, çocukluk çağı travmalarının yaygınlığı ile aleksitimi ve travmatik stres belirtileri arasındaki ilişki

Fibromiyalji hastalığı bedenin belirli bölgelerinde duyulan hassasiyet ve ağrılarla karakterize bir sendromdur. Fibromiyaljinin etiyolojisinde birçok psikolojik faktör tanımlanmıştır. Bu çalışmanın amacı çocukluk çağı travmaları, aleksitimi, travmatik stres belirtileri ile fibromiyalji arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla yapılan çalışmaya yaş ortalaması 39 olan toplam 150 fibromiyalji hastası (109'u kadın) katılmıştır. Katılımcılara içerisinde sosyodemografik veri formu, Çocukluk Çağı Travmaları, Toronto Aleksitimi Ölçeği, Olayların Etkisi Ölçeği ve Fibromiyalji Etki Anketinin bulunduğu form uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda travmatik olay deneyimi, aleksitimi ve çocukluk çağı travmalarının kişilerin fibromiyalji düzeylerine etki ettiği görülmüştür. Elde edilen bulgular Fibromiyaljinin psikolojik etiyolojisinin anlaşılmasında önemli bilgiler sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: aleksitimi, fibromiyalji, travmatik stres, çocukluk çağı travmaları

AleksitimiFibromiyaljiStres+3
Eyup Ceyhun Yıldırım
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Orta ve lise düzeyi öğretmenlerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile öğrencilere yönelik şiddet davranışları arasında duygu düzenleme becerilerinin aracılık etkisi

Bu çalışmada orta ve lise düzeyi öğretmenlerinin olumsuz çocukluk çağı deneyimleri ile öğrencilere yönelik şiddet davranışları arasında duygu düzenleme becerilerinin aracılık etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla İstanbul ilinde bir özel okulda görev yapan her branştan öğretmenler, müdür ve müdür yardımcıları olmak üzere toplam 129 kişiden veri toplanmıştır. Araştırmada demografik soru formu, Çocukluk Çağı Travmaları ölçeği (CTQ),Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği(DDGÖ) ve öğretmen istismar davranışları soru formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin çocukluk çağı travmaları ölçeğinden aldıkları puanlar ile öğretmenlerin öğrencilere yönelik toplam istismar davranışı puanları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı travmasının istismar davranışı üzerine etkisinde duygu düzenleme güçlüğünün tam aracılık etkisi olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulguların ayrıntıları ele alınmış ve yorumu yapılmıştır. Bu doğrultuda ilerideki uygulama ve araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Çocukluk çağı travması, duygu düzenleme, istismar, şiddet

Duygu düzenlemeLise öğretmenleriOrtaokul öğretmenleri+6
Dilek Özbek
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Borderline kişilik bozukluğunda depresif semptom ve çocukluk çağı travmalarının dürtüsellik, kendine zarar verme ve intihar davranışları üzerindeki yordayıcı etkisi

Bu araştırmanın temel amacı, Borderline Kişilik Bozukluğu (BKB) tanılı ve BKB tanılı olmayan (kontrol) gruplarda depresif semptom ve çocukluk çağı travmalarının, dürtüsellik, kendine zarar verme ve intihar davranışları üzerindeki yordayıcı rolünü incelemektir. Araştırmanın örneklemini, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi ve Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Servisinde takipleri devam eden BKB tanılı olgu grubu (n1=72) ve sağlıklı gönüllülerden oluşan kontrol grubu (n2=71) oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında, Demografik Bilgi Formu, Borderline Kişilik Envanteri (BKE), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Hamilton Depresyon Skalası (HAM-D), Barratt Dürtüsellik Ölçeği (BIS-11), Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Kendine Zarar Verme Davranışı Değerlendirme Envanteri (KZVDDE) ve İntihar Davranışı Ölçeği (İDÖ) kullanılmıştır. Gruplar arası farklılıkların değerlendirilmesinde bağımsız örneklemler için t-Testi kullanılmıştır. Değişkenler arası ilişkilerin değerlendirilmesi için ise Pearson korelasyon katsayısı ve çoklu doğrusal hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarında, BKB tanılı grupta, çocukluk çağında duygusal istismara maruz kalma ve depresif semptomlar (Beck Depresyon Ölçeği) düzeyi arttıkça dürtüsel davranışların da arttığı saptanmıştır. Yine BKB grubunda, çocukluk çağında duygusal istismara maruz kalma düzeyi arttıkça kendine zarar verme davranışının da arttığı belirlenmiştir. Ayrıca BKB grubunda, çocukluk çağında cinsel istismara maruz kalma düzeyi ve depresif semptomlar (Beck Depresyon Ölçeği) arttıkça intihar davranışının da arttığı saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılarak araştırmacılara ve klinisyenlere önerilerde bulunulmuştur.

Depresif belirtilerDürtüsel davranışKendine zarar verme davranışı+5
Pervin Tunç
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul'da bir sağlıklı hayat merkezinde diyetisyen desteği alan kadınların çocukluk çağı ruhsal travmasının yeme tutumu ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisinin incelenmesi

Çocukluk çağı travmalarının bireysel, toplumsal ve kişilerarası birçok etkileri olabilmektedir. Çocukluk çağı travmaları ve psikopatolojik hastalıklar arasındaki ilişkinin doğasını anlamak için etiyolojik, epidemiyolojik, tedavi ve klinik görünüme yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan çalışmalarda çocukluk çağı travmalarının bireylerin yeme tutumunu etkilediği, yeme bozukluklarının oluşmasında bir risk etkeni olabileceği görülmüş ve bu alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu çalışmanın amacı, diyetisyen desteği alan kadınların çocukluk çağı travmasının yeme tutumu ve psikolojik iyi oluş üzerindeki etkisini belirlemektir. Ayrıca yeme tutumu, çocukluk çağı travması, psikolojik iyi oluş ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmaya aktif olarak diyetisyen desteği alan 211 kadın katılmıştır. Katılımcıları değerlendirmek üzere "Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği-Kısa Formu (CTQ-28)", "Yeme Tutumu Testi-Kısa Formu (YTT-26)", "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği-Kısa Formu (PİO-42)", "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.0 ve AMOS 23 paket programları kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; çocukluk çağı travması alt boyutu olan duygusal istismarın, psikolojik iyi oluşu yordadığı ve bu değişkendeki değişimin %14'ünü açıkladığı bulunmuştur. Beden kitle indeksine (BKI) göre ise "obez" bireylerin "normal" ve "zayıf" kilodaki bireylere göre fiziksel ihmal ve duygusal istismar alt boyutlarından daha yüksek puan aldıkları bulunmuştur. Psikolojik iyi oluşun aracılık etkisi Regresyon Analizi ve Yapısal Eşitlik Modeli istatistik yöntemleri ile sınanmıştır. Psikolojik iyi oluşun çocukluk çağı travması ile yeme tutumu arasındaki ilişkide aracı rolünün olduğu hipotezi desteklenmemiştir. Sonuç olarak; çocukluk çağı travmasının psikolojik iyi oluş düzeyine, yeme tutumuna ve Beden Kitle İndeksine (BKI) olan etkisinin anlaşılması için daha geniş örneklemde ve klinik görüşmelerle yapılacak olan çalışmalara ihtiyaç vardır.

DiyetisyenlerKadınlarPsikolojik iyi oluş+5
Gülseren Gül Anık
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılığı tedavisi gören bireylerde çocukluk çağı travmalarının erken dönem uyumsuz şemalar üzerine etkisi: Öz şefkatin aracı rolü üzerine bir inceleme

Bu araştırmanın amacı madde bağımlılığı bulunan bireylerde çocukluk çağı travmalarının erken dönem uyumsuz şemalar ile ilişkisinde öz şefkatin aracı rolünün incelenmesidir. Amaç doğrultusunda araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyodemografik Bilgi Ölçeği, Bağımlılık Profil İndeksi Ölçeği (BAPİ), Young Şema Ölçeği (YŞÖ-S3), Çocukluk Çağı Travma Ölçeği (CTQ) ve Öz Şefkat Ölçeği (ÖŞÖ) kullanılmıştır. Kullanılan ölçekler Antalya Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği (AYBUDER), Isparta Uyuşturucu Bağımlılıklarla ve Alkolizm ile Mücadele Derneği (UYUMDER) ve Konya Sosyal Rehabilitasyon Derneği (REHADER)'nden alınan araştırma uygulama izinleri neticesinde yaşları 19 ile 43 arasında değişen (O = 27,48, SS = 5,44) 150 madde bağımlılığı bulunan bireylere uygulanmıştır. Katılımcılara ulaşılabilirliği arttırmak amacıyla link sosyal medya aracılığıyla bağımlılıkla mücadele platformlarında da paylaşılmıştır. Madde bağımlılığı tanı kriteri için kullanılmış olup; 150 madde bağımlısı bireye ait olan veriler kontrol edilmiş BAPİ tanı kriterlerine göre remisyonda oldukları belirlenen 5 kişi analiz yapılan örneklemden çıkarılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler, demografik verilerin şemalar üzerindeki farklılaşmasını ölçmek amacıyla MANOVA yöntemi ile incelenmiştir. Buna göre; cinsiyetin duygusal yoksunluk, terk edilme, güvensizlik, sosyal izolasyon, kusurluluk/utanç, tehditler karşısında dayanıksızlık, boyun eğicilik, kendini feda, yetersiz özdenetim ve karamsarlık şema boyutları üzerinde olumlu yönde anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur. Çocukluk çağı travmaları ve ayrılma reddedilme şema boyutu arasında öz şefkatin olası aracı rolü Hayes'in paralel çoklu aracılık yöntemiyle test edilmiştir. Buna göre; öz şefkatin pozitif boyutu çocukluk çağı travmaları ve ayrılma reddedilme şema boyutu arasındaki ilişkide aracılık rolü üstlenmiştir.

Erken dönem uyum bozucu şemalarMadde bağımlılığıTedavi+3
Birsu Konuş
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects