Research-development
162 theses under this subject heading
Ar-ge harcamaları, patent başvuru sayısı ve ekonomik büyüme: OECD ülkeleri üzerine bir uygulama
Bu çalışma, seçili 23 OECD ülkesi (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) için 1995 – 2013 yıllık verilerini kullanarak, Ar-Ge harcamalarının ve patent başvuru sayılarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi ile Ar-Ge harcamalarının patent başvuru sayıları üzerindeki etkisini panel veri analiziyle test etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaca yönelik çalışmada üç model kurulmuş ve bu modeller dört aşamalı ekonometrik yöntemle araştırılmıştır. İlk aşamada, değişkenler arasında yatay kesit bağımlılığını araştırmak için Friedman, Frees ve Pesaran testleri uygulanmıştır. Yatay kesit bağımlılık testlerinin üçü de kurulan üç model için değişkenler arasında yatay kesit bağımlılığın olduğunu göstermiştir. İkinci aşamada değişkenlerin durağanlık analizi Im Pesaran ve Shin ve Pesaran testleri ile yapılmıştır. Sabit ve trendsiz Im Pesaran ve Shin ile Pesaran birim kök testleri değişkenlerin düzey değerlerde birim kök içerdiğini, birinci farkları alındığında ise %1 anlamlılık düzeyinde durağan olduklarını göstermektedir. Üçüncü aşamada ise değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişkilerin varlığı Westerlund Panel Eşbütünleşme testleriyle araştırılmıştır. Eşbütünleşme testi ile değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşme ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Dördüncü aşamada ise panel bazında değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli katsayılar Ortalama Grup Tahmincisi (MGE) ve Havuzlanmış Ortalama Grup Tahmincisi (PMGE) yöntemleriyle tahmin edilmiştir. Ekonometrik analiz sonucunda panel genelinde değerlendirildiğinde Ar-Ge harcamaları ve patent başvuru sayılarının ekonomik büyüme üzerindeki uzun dönem etkisi ile Ar-ge harcamalarının patent başvuru sayıları üzerindeki uzun dönem etkisi istatistiki olarak anlamlı ve pozitiftir. Buna karşın kısa dönem katsayıları pozitif fakat istatistiki olarak anlamlı değildir.
Tam serbesti tanıyan liderlik anlayışının orta kademe yöneticilerin yenilikçilik eğilimleri üzerindeki etkisi
Bu çalışmanın temel amacı işletmelerde ki Ar-Ge personelinin tam serbesti tanıyan liderlik anlayışının yenilikçilik eğilimlerine etkisinin ne durumda olduğunu açıklamaktır. Çalışma Ege bölgesinde faaliyette bulunan mobilya işletmelerindeki Ar-Ge ve idari yönetim personeline uygulanmıştır. Söz konusu işletmelerdeki Ar-Ge birimlerinde çalışan personelin çalışmalarını yaparken kişisel inisiyatif kullanmada sıkıntı çektiği gözlemlenmiştir. Yapılan araştırmayla bu sorunları ortaya çıkarmaya ve analiz etmeye çalışılmıştır.Birinci bölümde liderlik ve liderlik türü kavramı; ilişkili teorilere, alt boyutlarına ve bu kavramla ilgili çeşitli modellere yer verilerek incelenmiştir. İkinci bölümde yenilikçilik kavramına; bu kavramı oluşturan önceki ve sonraki kavram bilgilerine ve ayrıca tam serbesti tanıyan liderlik anlayışıyla olan ilişkisine değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise literatür taraması göz önüne alınarak oluşturulmuş hipotezler ve SPSS 11.5 for Windows paket programı kullanılarak elde edilen sonuçlar uygulama kısmı oluşturmuştur. Çalışmanın hipotezlerini analiz etmek için korelasyon ve çoklu regresyon testleri ile t-testi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre tam serbesti tanıyan liderlik türü anlayışının yenilikçilik eğilimleri üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu ve Ar-Ge biriminde çalışanlar ile cinsiyetin bir farklılık oluşturmadığı, yaşın ve öğrenimin yenilikçilik eğilimlerinde etkili olduğu ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Araştırma-Geliştirme, Yenilikçilik, Risk Alma, Liderlik.
İlköğretimde toplam kalite yönetimi ve farklı iki uygulama
Gelişen bilim ve teknoloji ile ülkemiz; yeni düşüncelerin dayanılmaz bilgi hızı ve baskısı altındadır. Bu nedenle eğitim ve kalite gibi iki unsur en önemli ve öncelikli durumundadır.Toplumu bireyler oluşturduğuna göre; her etken bireye bağlıdır. Olabilecek değişimler, daha ilköğretimdeki kaliteyle doğru orantılıdır. Her konuda olduğu gibi, eğitimde de sorunlar oluşmadan, yerinde ve zamanında tedbir; çözümü kolaylaştıracağından, kaliteyi de etkileyecektir.Müşteri ihtiyacı ile sıfır hata üretim olan TKY, sanayide gelişim gösterdiği halde, aynı durumu eğitim sistemimizde görememekteyiz. Eğitimde TKY; insan yetiştirmede hatasız olma veya en az hata ile eğitim anlamına geldiğinden, süreçlerin iyileştirilmesi zorunlu görülmektedir.Özellikle yeteneklerin belirdiği 11-14 yaş (ilköğretim ikinci kademe) çağın gereklerine uygun eğitim ve öğretim sonucu; yetenek, bilgi ve mesleğe yönelik; yorum yapan, sorgulayan bireyler olarak, düşünsel anlamda toplumun kalkınma ve refahına etki edecektir.Yapılan araştırmalarda, özel okullarda TKY'nin uygulanması ile arzu edilen kalite artışı gözlenmiş, ancak; maliyetin yükseldiği görülmüştür. Bu okullar, AR-GE çalışmaları ile stratejiler belirleyerek gelişim göstermektedir. TKY'nin, tüm ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarında uygulanması durumunda ise beraberinde bilgi ve kaliteyi getireceği şüphesizdir.Artık teknoloji üretimi için bilgi gerekmektedir. Bilgiyi de üretmek, daha ilköğretim yıllarında olmak üzere eğitim sistem ve düzeyine bağlıdır. Büyük ATATÜRK'ün belirttiği, ÇAĞDAŞ HEDEFLERE ULAŞMAK için, kaliteli eğitimin arttırılması ve bilgi seferberliğinin başlatılması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Eğitim, Kalite, Toplam Kalite Yönetimi, AR-GE.
Gelir tuzakları ve Türkiye'nin orta gelir tuzağına yakalanma riski
ÖZET GELİR TUZAKLARI VE TÜRKİYE'NİN ORTA GELİR TUZAĞINA YAKALANMA RİSKİ GEZER, Mesut Alper Yüksek Lisans Tezi, İktisat Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Ercan YAŞAR Haziran, 2014, 155 sayfa Ekonomik büyüme bir ülkenin kişi başı gelirini arttırması şeklinde ifade edilmektedir. Ekonomik kalkınma ise ekonomik, siyasi ve toplumsal hadiseleri de içine alarak bir ülkenin gelişmişlik düzeyini ifade etmektedir. Gelir tuzağı ülkelerin gelir gruplarında uzun yıllar takılı kalması şeklinde ifade edilmektedir. Orta gelir tuzağı ise orta gelir düzeyine erişen ülkelerin yüksek gelir düzeyine erişememeleri şeklinde tanımlanmaktadır. Orta gelir tuzağı kavramı Solow-Swan büyüme modelinin kişi başı değer göstergelerinden türetilmiştir. Bu tezde gelir tuzakları ve orta gelir tuzağı kavramlarına yönelik bir teorik altyapı oluşturularak ülkelerin bu tuzaklara neden ve nasıl yakalandıkları sorularına cevap aranmıştır. Bu tuzaklara yakalanan ya da yakalanma riski olan ülkelerin nasıl kurtulabilecekleri gibi temel sorular bu tezin çalışma alanı içerisine girmektedir. Bu bağlamda belirli ülke örnekleri ele alınarak bu ülkelerin ekonomik göstergeleri ve gelişmişlik düzeyleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Gelir Tuzakları, Orta Gelir Tuzağı, Ar-Ge, Beşeri Sermaye, Teknoloji Düzeyi, Bilgi-Yoğun, Katma Değer, Neo-Klasik.
Savunma sanayii tedariklerinde güncel yaklaşımlar ve ülkemizin savunma tedarikleri açısından değerlendirilmesi
Savunma sanayii, dünya genelinde Ar-Ge faaliyetlerine en çok kaynak ayrılan sektörlerden birisinin olmasının yanı sıra ülkelerin ekonomik bütçelerinde önemli yer tutmaktadır. Milli savunma sistemlerinin geliştirilmesi, savunma sistemlerinde dışa bağımlılığın azaltılması, yenilikçi ürünler geliştirerek dünya genelinde daha geniş pazarlara erişim konuları, ülkelerin stratejik hedefleri açısından kritik derecede önemlidir. Bu nedenle birçok ülkede kamu giderleri içerisinde en büyük payı savunma harcamaları oluşturmaktadır. Bu çalışmada, savunma sanayinin temel özellikleri ve diğer sektörlerden ayırıcı farkları ile Türkiye'deki savunma sanayinin tarihsel gelişimi, mevcut durumu, gerçekleştirilen projelerdeki Ar-Ge çalışmalarının boyutunu ifade eden göstergeler ele alınmakta, dünyadaki yenilikçi savunma tedarik uygulamaları ile karşılaştırmalar yapılmakta ve bu alanda yapılabilecek çalışmalarla ilgili değerlendirme, görüş ve önerilere yer verilmektedir. Anahtar Kelimeler: Ar-Ge, Savunma, Teknoloji, Savunma Tedarikleri, Harcamalar
Kobi'lerin küreselleşmesinde e-ticaretin rolü ve van ilinde bir uygulama
Son yıllarda bilgi ve iletisim teknolojilerinde yasanan hızlı gelismeler ekonomik, toplumsal ve siyasal dogrultuda çok boyutlu degisim-dönüsüm sürecini baslatmıs, toplumun tüm kesimlerinde, günlük hayatın her alanında bilgisayar kullanımının çagın geregi oldugu suurunu olusturmustur. Ekonomik gelisme, rekabet üstünlügü ve toplumsal refahın saglanmasında, elektronik ticaret stratejik bir önem kazanmıstır ve küresel isletmecilikte vazgeçilmezler arasına girmistir. Bu tezin amaçları; genis kapsamlı bir uygulamaya ve detaylı bir arastırmaya dayanarak elde edilen bilgiler ısıgında KOB'lerin e-ticaret konusundaki faaliyetlerinin tespit edilmesi, e-ticareti ne derecede aktif bir sekilde kullandıklarının degerlendirilmesi, verimlilik ve karlılıgın maksimizasyonu için hangi seviyeye gelinmesi gerektigine küresel bir bakıs açısıyla yaklasmaktır. Küresel pazarın gün geçtikçe agırlasan rekabet kosullarına uyum saglayıp dünya pazarında önemli bir yer sahibi olmak artık e-ticareti kullanmaksızın mümkün degildir. Bu noktada; KOB'ler rekabet güçlerini arttırmak ve küresel rekabette eriyip kaybolmamak için hızla gelisen bilgi ve iletisim teknolojilerini takip etmek durumundadırlar. Tezin genel yapısı bir tümdengelim anlayısı içindedir. Bu dogrultuda; dört bölümden olusan tezin birinci bölümünde öncelikle KOB'ler hakkında genel bilgi, ikinci bölümünde KOB'lerin dünyadaki durumu, üçüncü bölümünde küresellesme kavramı, eticaretin genel tanımı, KOB'lerin küresellesmesinde e-ticaretin rolü ve önemi hakkında çıkarımlar ve düsünceler, tezin son olarak uygulamaya dayalı dördüncü bölümünde ise, isletmelerin elektronik ticarete geçis süreci üzerine Van'da yapılmıs olan bir arastırma ve bu arastırmadan elde edilen sonuçlar bulunmaktadır.
Takım çalışması bağlamında il millî eğitim müdürlükleri araştırma ve geliştirme (ARGE) birimi çalışanlarının işe tutkunlukları ve bireysel iş performansları
İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde bulunan ARGE birimlerinde genellikle öğretmenler çalışmaktadır. Bu birimlerde yoğun iş temposu, zorlayıcı iş yükü, sürekli projeler, hibeler, organizasyonlar olduğu için öğretmenlerde stres, tükenmişlik ya da işten ayrılma niyeti gibi durumlar ortaya çıkabilmekte, bunlar da işe tutkunluğu ve bireysel iş performansını etkileyebilmektedir. Bu araştırmada, takım çalışmasının ARGE birimlerinde görev yapan öğretmenlerin işe tutkunluklarına ve bireysel iş performanslarına etkisi araştırılmıştır. Çalışma nitel araştırma türlerinden Fenomenoloji (görüngübilim) deseninde planlanmıştır. Araştırmaya ARGE biriminde görev yapan on öğretmen katılmıştır. Veriler yüz yüze görüşme yoluyla ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Veriler betimsel içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda genel olarak takım çalışmasının hem işe tutkunluğu hem de bireysel performansı olumlu olarak etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Takım içindeki birlikteliğin, ortak çalışma stratejilerinin, sinerjinin, takım liderinin, ödüllerin, konsantrasyonun, zaman yönetiminin zorluklara karşı mücadelenin bireysel iş performansı ve işe tutkunlukta önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Takım üyelerinin farklı çalışma stratejilerine, düşük bilgi, beceri, motivasyon, konsantrasyon ve takıma bağlılığa sahip olmalarının ise takımdaki diğer bireylere olumsuz etkilerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Yapılan işin niteliği, takımı oluşturan kişi sayısı, takımdakilerin işe karşı tutumları ve duygu durumları, yapılan işte alınan dönütler ve sağlanan başarı düzeyi çalışanların işe tutkunluklarını ve bireysel iş performanslarını etkilemektedir.
Teknolojik ve sosyal kabiliyetlerin inovasyon kapasitesine etkileri
Bu çalışmada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için teknolojik ve sosyal kabiliyet bileşenlerinin inovasyon kapasitesi üzerindeki etkileri panel veri analizi ile incelenmiştir. Teknolojik kabiliyet AR-GE harcamaları, AR-GE personeli ve üniversite-sanayi işbirliği ile temsil edilmiştir. Sosyal kabiliyet bileşenleri olarak yüksek ve mesleki eğitim düzeyi şeklinde tanımlanan beşeri sermaye ile fikrî mülkiyet haklarının korunması seçilmiştir. İnovasyon göstergesi olarak ülkeler genelinde hazırlanmış olan firma inovasyon kapasiteleri kullanılmıştır. Çalışma 2006-2014 dönemini kapsamaktadır. Değişkenler Dünya Ekonomik Forumunun yıllık olarak hazırladığı Küresel Rekabet Raporlarından alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre AR-GE harcamaları ve fikrî mülkiyet hakları her iki ülke grubu için de önemli etkenlerdir. AR-GE personeli ve üniversite-sanayi işbirliği gelişmekte olan ülkelerde, beşeri sermaye ise gelişmiş ülkelerde daha etkilidir.
Ar-Ge, inovasyon ve endüstriyel uygulama destek programı: 2012-2017 uygulamalarına ilişkin bir değerlendirme
2012-2017 yılları arasında KOSGEB'in Ar-Ge, İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Destek Programı'ndan yararlanan firmalar üzerinde yapılan çalışmada; işletmelerin almış olduğu destek kapsamındaki veriler analiz edilmiştir. Öncelikle veri seti, tanımlayıcı istatistikler ile genel hatlarıyla özetlenmiştir. Destekten yararlanan firma niteliklerinin, Ar-Ge ve inovasyon sürecindeki başarı durumuna etkileri incelenmiştir. Böylece doğası oldukça karmaşık olan Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin temel özellikleri içerisinde bulunan etmenler analiz edilmiştir. Yapılan çalışmada KOSGEB desteğinin, firmaların Ar-Ge ve inovasyon sürecinde başarılı olmasında anlamlı katkılar sağladığı tespit edilmiştir. Genel olarak devletin, firmaların inovatif tavırlar geliştirmelerinde önemli roller üstlendiği sonucuna varılmıştır. Destek sağlayıcılarının daha ayrıntılı ve uzun süreli verileri toplamasının, gelecekte yapılacak çalışmalarda daha tutarlı sonuçların elde edilmesine katkı sağlayacağı tespit edilmiştir.
Türkiye'de Ar-Ge, inovasyon ve verimlilik ilişkisi
Bu çalışmanın amacı, Dünya Bankası'nın Türkiye 2019 Girişim Anket Veri Seti kullanarak Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin firma verimliliğine etkisini analiz etmektedir. Değişkenlerin doğası gereği oluşan seçim yanlılığı (selection bias), eşzamanlılık (simultaneity) ve içsellik (endogeneity) sorunundan kaçınmak için Crepon vd. (1998)'nin geliştirdiği CDM modelini, Griffith ve diğerleri (2006)'nin önerdiği inovasyon ve verimlilik denklemleri sıralı olarak çözüldü. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye'de faaliyet gösteren firmaların bilgi edinim faaliyetleriyle inovasyon faaliyetlerinin firma verimlilikleri üzerinde etkili olamadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Bu Türkiye ekonomisinin teknoloji düzeyinin düşük olması ve bilgi- teknoloji tabanlı değil, sermaye tabanlı büyümesinin devam ettiği ve bu nedenle de henüz inovasyon tabanlı büyüme sürecine ulaşamadığı şeklinde yorumlanabilir.
KOSGEB AR-GE, inovasyon desteklerinin değerlendirilmesi: Bursa organize sanayi bölgesi ve Nilüfer organize sanayi bölgesi KOBİ'leri özelinde bir çalışma
KOBİ'ler yapmış oldukları üretim, gerçekleştirdikleri ihracat, ödemiş oldukları vergiler ve yaratmış olduğu istihdam ile ekonomide önemli rol oynamaktadırlar. Ulusal ve uluslararası piyasalarda taşıyıc güç olan ve ekonomilerin lokomotifi KOBİ'lerin ulusal ve uluslararası pazarda rekabet edebilirliği çok yüksek düzeyde önem arz etmektedir. Rekabetçi olmak için ise KOBİ'lerin en önemli enstürmanlarından başlıcası Ar-Ge ve İnovasyon çalışmalarıdır. Ar-Ge'ye ilişkin kamu teşvikleri çoğu ülkede inovatif faaliyetleri desteklemek için temel enstrümanlardandır. Farklı ülkelerde desteklendiği gibi ülkemizde de Ar-Ge yenilik faaliyetleri için girişimcilere destek ve finansman sağlayan farklı kamu kurumları mevcuttur. KOBİ'lerin hem doğrudan hem de dolaylı desteklerden yararlanma seviyesini belirleyen en önemli faktör; işletmenin lisans, telif veya patent sahibi olma durumudur.Ülke ekonomisinin esas taşıyıcı kolonunun KOBİ'ler olduğu değerledirildiğinde Ar-Ge kapsamında verilen desteklerinden KOBİ'lerin en yüksek payı alması gerekmektedir. KOBİ'lerin hem doğrudan hem de dolaylı desteklerden yararlanma seviyesini belirleyen en önemli faktör; işletmenin lisans, telif veya patent sahibi olma durumudur. Buna rağmen Türkiye'de KOBİ inovasyon kapasitesinin bir ölçeği olan Ar-Ge harcamaları hala arzu edilen seviyeye ulaşılamamıştır. Ar-Ge ve inovasyonu destekler nitelikte alınan tedbirlere ve politikalara rağmen işletmelerin ağır vergi yükleri önemli bir engel teşkil etmektedir. KOBİ'lere pek çok farklı alanda destek sağlamakla birlikte Ar-Ge konsuunda da destek sağlayan kurumların başında KOSGEB sayılabilir. Bu çalışmada, Bursa Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ve Nilüfer Organize Sanayi Bölgesinde (NOSAB) Ar-Ge İnovasyon ve Endüstriyel Uygulama Destek Programı kapsamında projelerini başarıyla bitiren işletmelere programın katkısı incelenmiştir. Gerçekleştirilen anket uygulamasıyla, hem işletmelerin temel verileri hem de desteğin işletmeye katkısı araştırılmıştır. Çalışma kapsamında projesi başarıyla tamamlanmış 63 işletmeye anket uygulaması sonrasında sonuçların bilgisayar programı vasıtası ile istatistiki olarak analiz edilmesi ile çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Tüm sonuçlar beraber değerlendirildiğinde; Ar-Ge İnovasyon Destek Programı yaralanan işletmeler açısından projeden sonraki dönem ile önceki dönem karşılaştırıldığında pozitif yönde önemli katkılar sağlamaktadır. Bu gerekçe ile programdan yaralanan ve yararlanabilecek potansiyelde işletme sayısını artırmak ana hedef olmalıdır. Bu amaçla sektörel temelde, işleteme büyüklüğü ve yaşı esas alınarak, Ar-Ge kapasitesi ve kültürü değerlendirilerek, bölgesel bazda makro ve mikro ekonomik hedefler dahilinde destek kalemlerinde ve destek rakamlarında farklılaşmaya gidilmelidir.
Fikrî mülkiyet haklarının ekonomik büyümeye etkileri: G8 ülkeleri üzerine bir uygulama
20. yüzyılın son çeyreğinde iletişim ve ulaşım ağındaki hızlı gelişmelerle oluşan `küreselleşme süreci' sermayenin, mal ve hizmetlerin uluslararası bir nitelik kazanmasına neden olmuştur. Bu süreçte iletişim ve bilgi teknolojileri de çok hızlı gelişmiştir. İletişim ve bilgi teknolojilerindeki hızlı gelişmeler beraberinde `bilgi ekonomisi' kavramını oluşturmuştur. Bilgi ekonomisinin temelinde iseyaratıcı fikirlerin bir sonucu olan teknoloji yoğun ürünler ve AR-GE yatırımları bulunmaktadır.Günümüzde ülkeler, ekonomik büyüme sağlayabilmek için teknolojik yeniliklere ve AR-GE faaliyetlerine daha çok önem vermektedirler. Bu nedenden dolayı bilgi ekonomisinde yaratıcı fikirleri koruyarak teknolojik ilerleme sağlamanın temelinde Fikrî Mülkiyet Hakları'na verilen önem yatmaktadır.Küreselleşme süreciyle beraber ülkelerin Fikrî Mülkiyet Hakları'nın korunmasına verdikleri önem giderek daha da artmaktadır. Çünkü `yaratıcı çabanın ürünü olarak gerçekleşen her türlü gayri maddi varlık' şeklinde tanımlanan `fikrî mülkiyet' ülkelerin öncelikle teknolojik ilerlemelerini, sonrasında uluslararası ticari ilişkilerini, yatırım kararlarını ve tüm bunların sonucu olan ekonomik büyümelerini etkileyen önemli bir unsurdur. Çalışmada öncelikle Fikrî Mülkiyet Hakları'nın tarihsel gelişimi, tanımı, ekonomik büyüme ile ilişkisi ve bu hakları korumanın önemi belirtilmiştir. Sonrasında ise bu hakların G8 ülkelerinin ekonomik büyümeleri üzerindeki etkilerini ifade etmek amacıyla ekonometrik uygulama yapılmıştır. Uygulama sonucunda Fikrî Mülkiyet Hakları korumasının ele alınan ülke grubu için ekonomik büyümeyi ve AR-GE yatırımlarını pozitif olarak etkilediği bulunmuştur.
Çokkültürlü eğitim çerçevesinde hazırlanan etkinliklerle farklılıklara saygı değeri ve araştırma becerisi geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması
Bu çalışmada çokkültürlü eğitim çerçevesinde etkinlikler hazırlanarak ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin farklılıklara saygı değeri ve araştırma becerisi geliştirme durumu incelenmiştir. Bu amaçla ilk olarak öğrencilerin farklılıklara saygı değerine yönelik mevcut durumlarını belirlemek için, çokkültürlü eğitimin alt boyutları olan; kültür, ırk/köken, inanç, dil, engelli olma durumu ve cinsiyet başlıklarında senaryolar hazırlanarak öğrencilere uygulanmış, dereceli puanlama anahtarı ile değerlendirilmiştir. Araştırma becerisine yönelik mevcut durum belirlemek için öğretmen ve öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Mevcut durum belirlemeye yönelik yapılan çalışmalar sonucunda öğrencilerin farklılıklara saygı değeri ve araştırma becerisi yönünden eksikliklerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu eksikliği gidermek adına çokkültürlü eğitim çerçevesinde etkinlikler hazırlanarak eylem araştırması süreci uygulanmıştır. Altı döngü olarak planlanan eylem araştırması süreci, on haftada yirmi iki ders saatinde tamamlanmıştır. Eylem süreci 2014-2015 eğitim öğretim yılı bahar döneminde bir devlet okulunda gerçekleştirilmiştir. İlkokul dördüncü sınıf Sosyal Bilgiler programında yer alan, "Küresel Bağlantılarım" öğrenme alanında bulunan "Uzaktaki Arkadaşlarım" ünitesi çokkültürlü eğitim ve farklılıklara saygı değeri ile ilgili etkinliklerin uygulanması açısından en uygun ünite olduğu için, uygulama bu ünitede gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, senaryolar, dereceli puanlama anahtarı, yarı yapılandırılmış görüşme,odak grup görüşmesi, yapılandırılmamış gözlem (kamera kayıtları), araştırmacı ve öğrenci günlükleri ve öğrenci ürünleri aracılığı ile toplanmıştır. Uygulama sürecinde farklılıklara saygı değerine yönelik çokkültürlü eğitim çerçevesinde kültür, ırk/köken, inanç, dil, engel durumu ve cinsiyet alt boyutlarına yönelik etkinlik planları hazırlanmış, döngüler halinde düzenlenerek eylem araştırması süreci gerçekleştirilmiştir. Her döngü sonunda ilgili alt boyuta yönelik oluşturulan senaryolar uygulanarak, dereceli puanlama anahtarı ile değerlendirilmiştir. Öğrencilerin senaryolara verdikleri yanıtlar içerik analizi doğrultusunda çözümlenmiş ve kodlar-temalar oluşturulmuştur. Ayrıca uygulama süreci kamera ile kayıt altına alınarak araştırmacı tarafından incelenmiştir. Araştırma becerisine yönelik araştırma görevleri hazırlanarak belirli aralıklarla öğrencilere sunulmuş ve öğrenci çalışmaları değerlendirilmiştir. Her döngü sonunda öğrenci günlüğü formu dağıtılarak süreci değerlendirmeye yönelik öğrenci görüşleri alınmıştır. Araştırmada toplanan nitel veriler içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Güvenirliği sağlamak için veriler ikinci kodlayıcı tarafından kodlanmıştır. Uygulama sürecinde her döngü kendi içerisinde, uygulama süreci sonunda ise elde edilen tüm veriler bir bütün olarak değerlendirilerek çözümlenmiştir. Eylem araştırması sürecinde uygulanan etkinlikler aracılığı ile öğrencilerin farklı kültürlere yönelik yemek, giyim, örf, adet, gelenek, görenek, yaşam şekli, toplumsal hayatları, geçim kaynakları gibi alt başlıklar dâhilinde farkındalık oluşturdukları; farklı ırk/kökene yönelik önyargılı olma durumuna olumsuz bir bakış açısı geliştirdikleri; farklı inançlara yönelik tespit edilen kavram yanılgılarının ve olumsuz düşüncelerin değiştiği; farklı dillerde konuşmanın ve anadilin farklı olmasının getirdiği zorluklara yönelik farkındalığın arttığı; engelli bireylerin toplumda yaşadıkları sıkıntılara ve zorluklara farkındalık geliştirdikleri; çevre ve toplumun etkisinde karşı cinsiyetin yaşadığı zorluklara ve kadın-erkek ilişkisinde yaşanılan olumsuz durumlara yönelik farkındalık geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Eylem araştırması süreci sonunda öğrencilerin farklılıklara saygı değeri ve araştırma becerisine yönelik olumlu yönde gelişme gösterdikleri gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Çokkültürlü eğitim, farklılıklara saygı, değer eğitimi, araştırma becerisi, eylem araştırması
Teknoloji geliştirme bölgelerinin ülke ekonomisine etkisi: ADÜ Teknokent firma yöneticilerinin algıları üzerine bir değerlendirme
Gelişen küresel rekabet piyasalarında ülkelerin Ar-Ge ve inovasyon kültürüne önem vererek ilerlediği görülmektedir. Ülkelerin ihracata dayalı büyüme modeli kapsamında oluşturacakları teknolojik ürünlerin ve hizmetlerin rakiplerine karşı üstünlük sağlaması ekonomik konjektürde avantajlı duruma getirmektedir. Bu kapsamda Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin ekonomik faaliyetlerini araştırmak ve gözlemlemek, girişimciliğin ve ileri düzeydeki teknoloji üretiminin anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Bu tez çalışmasının temel amacı, Türkiye'deki Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde gerçekleştirilen çalışmaların ülke ekonomisine olan etkilerini ADÜ Teknokent firma yöneticilerinin algılarına yönelik yapılan mülakat sonuçları ile ortaya koymaktır. 2020 yılı itibariyle Türkiye'de toplam resmi olarak faaliyet gösteren 84 teknokentin 70 tanesi faaliyetine devam etmekte, 14'ünün ise altyapı çalışmaları sürmektedir. ADÜ Teknokentte de fiili olarak faaliyette bulunan teknokentler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada, bahse konu olan bölgenin Türkiye ekonomisine ve teknoloji geliştirme bölgelerinin kuruluş amacına olumlu katkı sağlayıp sağlamadığının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde; Türkiye ekonomisinde öncesi ve sonrası ile 24 Ocak 1980 kararları incelenerek ihracata dayalı büyüme modellerinin öncesi ve sonrası ile ülkeye olan katkıları göz önünde bulundurularak analiz edilmiştir. Ayrıca literatürde yer alan Türkiye ekonomisi ve yapısal dönüşümler ile ilgili çalışmalara da yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde Türkiye'de Teknoloji Geliştirme Bölgeleri'nin ülke ekonomisine etkisi başlığı altında teknokentlerin gelişimi, yapılanması, faaliyetleri ve ekonomiye katkıları incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde araştırmanın amacı, yöntemi, evren ve örneklemi, veri toplama teknikleri, veri analiz süreçleri, etik yönüne ve literatüre yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise araştırmaya ilişkin analizler yapılarak araştırmanın sonuçları literatür ile karşılaştırılarak tartışma ve önerilere yer verilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Araştırma ve Geliştirme, Ekonomi, Teknokent
İçsel büyüme ve AR-GE harcamalarının ekonomik büyüme üzerine etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler'in panel veri analizi ile incelenmesi
AR-GE faaliyetleri ekonominin itici gücü olarak büyük rol oynamaktadır. 1980 yıllarından günümüze kadar içsel büyüme teorileri AR-GE faaliyetlerinin ekonomik büyümedeki önemini ortaya koymaktadır. Yapılan bu bilimsel çalışma ile gelişmekte olan ve gelişmiş ülkeler için AR-GE harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki hem teorik hem de ampirik olarak incelenmiştir. Teorik olarak, AR-GE çalışmalarının ekonomide büyük yere sahip olduğu ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini iyileştirmeleri için AR-GE faaliyetlerine önem vermeleri gerektiği bulgusu elde edilmiştir. Bu bilimsel çalışma ile bilim ve teknoloji, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomik dönüşümünü ve sürdürülebilir büyümesini etkilediği ve teknolojik gelişimin AR-GE faaliyetlerinden kaynaklandığı sonucuna ulaşılmıştır. Yani sürdürülebilir ekonomik büyümeyi başarabilen ülkeler, büyük miktarda kaynağı AR-GE faaliyetleri ve yenilik için kullanmaktadırlar. Çünkü teknolojik gelişme, yalnızca AR-GE faaliyetleri ile görünmektedir. Anahtar Kelimeler: AR-GE, Ekonomik Büyüme, Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkeler, Panel Veri Analizi
Teşvik politikaları ve Türkiye'de Ar-Ge faaliyetlerine yönelik mali teşvikler
Ar-Ge (Araştırma ve Geliştirme) faaliyetleri gelişmiş ülkelerin ekonomi politikalarının vazgeçilmez bir unsurudur. Günümüz küreselleşen dünyasında teknoloji çok hızlı değişmekte ve gelişmektedir. Bu süreçte ise işletmeler bir yandan kârlarını maksimize edecek ve tüketicilerin beklentilerine cevap verecek çeşitli değişikliklere gitmektedirler. Ar-Ge faaliyetleri ve Ar-Ge'ye yönelik ülkelerin uyguladığı politikalar bu bağlamda giderek önem kazanmaktadır. Nitekim son yıllarda gelişmekte olan ülkelerde de Ar-Ge'nin yeri ve önemi üzerinde önemle durulmakta ve özellikle yasal düzenlemeler yoluyla Ar-Ge konusundaki eksiklikler giderilmeye çalışılmaktadır. Bu çerçevede bu çalışmada, Türkiye'deki teşvik politikaları çerçevesinde Ar-Ge faaliyetlerine yönelik mali teşvikler ele alınmaktadır. Bu kapsamda, çalışmada, Türkiye'deki teşvik türleri, teşviklerin gerekçesi ve önemi, teşviklerin ve Ar-Ge faaliyetlerinin ülke ekonomisindeki yeri vb. konular üzerinde durulduktan sonra, Ar-Ge teşviklerine yönelik mevzuat derinlemesine bir incelemeye tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler, genel olarak, Türkiye'de dağınık halde bulunan düzenlemelerin çeşitli sorunlara neden olduğunu, bu nedenle de Ar-Ge konusunda daha sistematik düzenlemelerin yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Ulusal inovasyon ve Ar-Ge politikaları çerçevesinde kamu harcamaları: Türkiye-OECD ülkeleri karşılaştırması
Ekonomik kalkınma ve büyümenin kilit unsuru olarak kabul gören ve uluslararası piyasalarda rekabet üstünlüğü sağlayan ulusal inovasyon ve Ar-Ge faaliyetlerinin, gerek özel gerekse kamu sektörlerinde yer alan ekonomik birimler açısından önemi her geçen gün artırmaktadır. Birçok iktisadi yaklaşım tarafından ele alınan bu faaliyet alanlarına yönelik uygulanan politikalar ve bu girişimlerden elde edilen verimler her ülkede farklı bir gelişim göstermektedir. Nitekim ulusal inovasyon ve Ar-Ge faaliyetlerinde, temelde kamunun yönlendirici unsur olarak yer aldığı birçok aktöre iktisadi düşünürler tarafından faaliyetlerin arttırılmasına dönük roller yüklenmiştir. Bu bağlamda, ilgili faaliyet alanlarını ve politika girişimlerini etkileyen birçok faktörün var olması, bu yöndeki faaliyet alanlarının genişletilmesi ve performansın arttırılmasında kamunun politika araçları ile müdahalesini gerekli kılmaktadır. Kamuya kıyasla ağırlıklı olarak özel sektör tarafından yapılan inovasyon ve Ar-Ge çalışmaları, finansman kapasitesi doğrultusunda gelişim gösterdiğinden, kamunun ilgili faaliyet alanlarına harcama ağırlıklı politika uygulamaları ile katılımı ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ulusal inovasyon ve Ar-Ge faaliyetlerine yönelik politikaların kamu harcamaları bakımından Türkiye ve OECD ülkelerinde görünümlerini ve uygulamalarını inceleyerek, karşılaştırmalı analizler doğrultusunda bu faaliyet alanlarına ilişkin öneriler geliştirmektir.
Firmaların inovasyon eğilimlerinde üniversite-sanayi iş birliği örneği olarak teknokentlerin rolü: TRC2 bölgesinde bir uygulama
Hızlı ve yıkıcı değişimlerin, müşteri isteklerindeki çeşitliliğin ve uluslararası rekabetin şekillendirdiği bir iş çevresinde, firmalar uzun dönemde karlı kalabilmek için yeni teknolojik yetenekler elde etmek ve yeni iş süreçleri keşfetmek zorundadır. Bu nedenle firmalar, müşteri isteklerini başarıyla gerçekleştirerek ve yeni ürün veya süreçler ortaya çıkararak inovasyon ve Ar-Ge'ye dayalı faaliyetler gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Bu doğrultuda teknokentler, bünyelerinde bulundurdukları işletmeleri, araştırma altyapılarından yararlandırarak teknoloji üretme kapasitelerini artırmakta ve sundukları etkileşim alanlarıyla da yeni fikirlerin oluşumu ve yayılımını sağlamaktadır. Yenilikçi fikirlerin üretilmesinde teknokentler kritik bir öneme sahiptir. Bu yönü ile üniversiteler ve araştırma enstitüleri hem ülkemizde hem de dünya genelinde bilgi ve teknolojinin en yoğun biçimde üretiminin yapıldığı merkezler durumundadır. Günümüzde tüm dünyada giderek artan teknokentlerim temelinde, ortak girişimler, sanayiye yönelik Ar-Ge etkinliklerini uygulama, endüstriyel inovasyonu güçlü duruma getirme ve rekabet gücünü artırma olgularının kabul edilmesi bulunmaktadır. Bugün dünyada tescil edilmiş en önemli markalar, teknokentler bünyesinde faaliyetlerini gerçekleştirmektedirler. Nitekim gerek yeni girişimler ve gerekse girişimcilik faaliyetlerini devam ettiren firmalar için yenilik ve yaratıcılığın kaynağı olan teknoparklarda faaliyetlerini gerçekleştirmeleri onların gelişimi için çok önemli bir yere sahiptir. Günümüzde, bu teknokentlerin en birincil durumdaki olası yararlarından biri de, bilginin üretilmesi ve yayılması açısından önemli bir alan oluşturmalarıdır. Bu teknokentler sayesinde yeni girişimciler, yerleşik firma sahipleri, akademisyenler, araştırma merkezleri, kuluçka yapıları ve teknoloji transfer birimleri olan üniversitelerin bulunduğu bir sistem dahilinde, yoğun nitelikli bir etkileşim içinde etkinliklerini gerçekleştirmekte olup, bu kapsamda işletmeler, içinde bulundukları bu ağlardan edindikleri bilgiyi, kendi sahibi oldukları bilgi birikimi ve kurumsal kabiliyetleri dahilinde birleştirerek, inovatif ürün ve hizmetlere dönüştürmektedir. Bu çalışmada, Dicle Üniversitesi-Dicle Teknokent ve Şanlıurfa Üniversitesi-Şanlıurfa Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren firmalara anket yapılarak, bu teknokentlerin firmaların inovasyon eğilimlerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: teknokent, girişimcilik, ar-ge, inovasyon.
Ekonomik büyümenin belirleyicileri üzerine ekonometrik bir analiz: G-8 ülkeleri örneği
Küreselleşmenin hız kazanması ve bilgi-iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler nedeniyle ülkeler yoğun rekabete maruz kalmıştır. Böyle bir ortamda ülkelerin uygulayacakları politikaları ve yapacağı hamleleri doğru şekilde belirlemesi gerekmektedir. İçsel büyüme modellerinde de önemli bir yer tutan teknoloji ekonomik büyümenin sağlanmasında vazgeçilmez bir unsurdur. Ülkelerin ekonomik büyümeyi artırması için bu yönde politikalara başvurması gerekmektedir. Bu çalışmada G-8 ülkelerinde 2010-2017 yılları arasında Ekonomik Büyüme ile AR-GE Yatırımları, Patent Sayıları, Doğrudan Yabancı Yatırımları (DYY) ve Yüksek Teknoloji İhracatı (YTİ) değişkenleri arasındaki ilişki Panel Nedensellik Analizi ile test edilmiştir. Çalışma boyunca öncelikle yatay kesit bağımlılığı, ardından birim kök testi uygulanmıştır. Elde edilen test sonuçlarına göre; kısa dönemde AR-GE yatırımlarından ve patent sayılarından büyümeye ve büyümeden de doğrudan yabancı yatırımlara doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca uzun dönemde ekonomik büyüme ile AR-GE yatırımları, patent sayıları ve doğrudan yabancı yatırımları arasında bir eş bütünleşme ilişkisi olduğu ve doğrudan yabancı yatırımlarının ve yüksek teknoloji ihracatlarının ekonomik büyümeyi pozitif etkilediği tespit edilmiştir.
Seçilmiş ülkelerde savunma harcamalarını etkileyen makroekonomik değişkenler üzerine ampirik bir analiz (2000-2018)
Savunma sanayisi, bir ülkenin ulusal ve uluslararası güvenliğinin sağlanması için hayati önem taşıyan ve yalnızca üretim ile açıklanamayacak çok yönlü yapıya sahip bir sektördür. Bu çalışmanın amacı, seçilmiş ülkelerde savunma harcamaları ile ekonomik büyüme, ARGE, ticaret hacmi, istihdam, nüfus arasındaki ilişkinin analiz edilmesidir. Bu çalışmada 2000-2018 yılları arasında ABD, Avusturya, Brezilya, Çin, Fransa, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Almanya, Türkiye, Rusya ve Suudi Arabistan için savunma harcamaları ile ekonomik büyüme, AR-GE harcamaları, ticaret hacmi, istihdam değişkenleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Öncelikle yatay kesit bağımlılığı testi yapılmıştır. Ardından CADF Birim Kök Testi, Delta Testi ve Dumitrescu Hurlin Nedensellik Testi son olarak da AMG Katsayı tahmini yapılmıştır. Yapılan nedensellik testi sonuçlarına ekonomik büyümeden savunma harcamalarına doğru, istihdamdan savunma harcamalarına doğru tek yönlü ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yapılan AMG sonuçlarına göre ise savunma harcamaları ile AR-GE Harcamaları ve ticaret hacmi arasında negatif, savunma Anahtar Kelimler: Ekonomik Büyüme, ARGE, Ticaret Hacmi, İstihdam, Nüfus Savunma Harcamaları
Borsa İstanbul firmalarında maddi olmayan sermaye bileşenlerinin piyasa değerine etkisinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı, maddi olmayan sermaye kapsamında AR-GE, patentler, patente atıflar ve reklam olarak ele alınan dört temel bileşenin piyasa değeriyle ilişkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda, hedonik piyasa değeri yaklaşımı takip edilerek 2006 yılından 2020 yılı sonuna kadar payları Borsa İstanbul'da sürekli işlem gören 167 imalat firmasından oluşan bir örneklem kullanılmıştır. Modeldeki içsellik endişelerinden dolayı Sistem GMM tahmincisi kullanılmıştır. Bulgular, patent atıfları dışındaki tüm maddi olmayan sermaye bileşenlerinin değişen derecelerde pozitif piyasa değerine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, önceki çalışmaların aksine patente atıfların piyasa değeri üzerinde kısmen olumsuz bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, maddi olmayan sermayenin uzun vadeli değerini belirlemek için doğrusal olmayan parametre tahmin kombinasyonları kullanılarak hedonik piyasa modeli için ikincil bir analiz yapılmıştır. Sonuç olarak, uzun vadede AR-GE, patent ve reklamın piyasa değeri daha da yukarıya çıkarken patente atıfın negatif etkisi anlamsız hale gelmektedir. Patentler AR-GE temelli inovasyon sürecini hızlandırırken, patente atıflar Türk imalat sanayisindeki değer yaratma döngüsünü kesintiye uğratmaktadır. Dolayısıyla, Türk imalat sanayisinin AR-GE ile ürettiği bilgiyi etkin bir şekilde rekabet avantajına dönüştüremediği ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, Türk imalat sanayisinde maddi olmayan sermayenin nasıl değerleneceğine ilişkin mevcut literatüre katkıda bulunmaktadır.
Avrupa birliği ülkeleri ve Türkiye'de araştırma-geliştirme faaliyetlerine yönelik mali teşviklerin karşılaştırmalı analizi
Küreselleşme sürecinde ülkeler yoğun bir rekabetle karşı karşıyadırlar. Teknolojik alanda yaşanan hızlı gelişim bu durumun temel nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Teknolojik ilerlemelerin en önemli kaynağını ise Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) faaliyetleri oluşturmaktadır. Hem ekonomi teorisi hem de ampirik analizler ekonomik büyümede Ar-Ge faaliyetlerinin önemini vurgulamaktadır. Ar-Ge faaliyetleri inovasyona yol açmakta, inovasyon ise verimlilikte artışa yol açmaktadır. Ar-Ge faaliyetlerinin yeterli düzeyde gerçekleştirilememesi piyasa başarısızlığı denen olguya dayanmaktadır. Bu olgu aynı zamanda devletin özel sektör Ar-Ge faaliyetlerine müdahalesinin de gerekçesini oluşturmaktadır.Pek çok devlet özel sektör Ar-Ge yatırımlarına yönelik çeşitli teşvikler uygulamaktadır. Bu teşviklerden birisi de mali teşviklerdir. Bu tez özel sektör Ar-Ge faaliyetlerine yönelik mali teşvikleri incelemektedir. Mali teşvikler (i) Ar-Ge vergi teşvikleri ve (ii) Ar-Ge finansal teşvikleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Tez çalışmasında öncelikle özel sektör Ar-Ge yatırımlarına yönelik mali teşvikler teorik olarak incelenmiş, sonrasında bazı Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ve Türkiye'de uygulanan mali teşvikler incelenmiştir. Son kısım ise hem Ar-Ge göstergeleri hem de uygulanan mali teşvikler bakımından AB ülkeleri ile Türkiye'nin karşılaştırmalı analizine ayrılmıştır.
Fikri mülkiyet haklarının korunmasının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: OECD ülkeleri üzerine bir uygulama
Bilginin kullanılması sonucu ortaya çıkan ve teknolojik olarak katma değeri yüksek olan ürünler çeşitli araştırma-geliştirme (AR-GE) faaliyetleri neticesinde ortaya çıkmaktadır. Gerçekleştirilen bilimsel, düşünsel ve sanatsal çalışmalar neticesinde elde edilen ürünlerin haklarının korunması ise bu dönemde oldukça önem kazanmış, gerek ulusal gerekse uluslararası boyutlarda söz konusu hakların korunması maksadı ile çeşitli koruma mekanizmalarına olan ihtiyaç ortaya çıkmıştır. Bu anlamda ortaya çıkan Fikri mülkiyet hakları, gerek mevcut eserlerin haklarının korunması gerekse ortaya çıkacak yeni fikir ve sanat eserleri için yaratıcılığı teşvik açılarından oldukça önemli bir rol üstlenmektedir. Dolayısı ile fikri mülkiyetlerin korunması, gerek teknolojik alanda gerekse sosyal ve ekonomik alanlarda ülkelerin ilerlemelerini ve uluslararası alanlarda rekabet edebilirliklerinin artmasını sağlayan bir hayli önemli bir etkendir. Bu çalışma kapsamında ilk olarak fikri mülkiyet haklarının tarihsel süreçte göstermiş olduğu gelişim incelenmiş, devamında ise tanımı ve ekonomik büyüme ile olan ilişkisi ele alınmıştır. Daha sonra ve fikri mülkiyet haklarının korunmasının önemi incelenmiş ve söz konusu hakların OECD ülkelerindeki ekonomik büyümeye olan etkilerin analiz edildiği bir ekonometri uygulama sunulmuştur. Uygulama kapsamında fikri mülkiyet haklarının korunmasının ekonomik büyümeye ve AR-GE yatırımlarına olan etkileri araştırılmış ve netice olarak incelenmiştir fikrî mülkiyet haklarının korunmasının söz konusu alanlarda olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fikri Mülkiyet Hakları, AR-GE, Ekonomik Gelişme.
Üniversite sanayi işbirliğine yönelik tarafların beklentilerinin belirlenmesi: Batı Karadeniz Üniversiteler Birliğine yönelik bir değerlendirme
Bu çalışmanın temel amacı, akademisyenlerin ve teknoloji geliştirme bölgelerindeki firmaların işbirliği çalışmalarına katılımlarını inceleyerek, üniversite sanayi işbirliğine yönelik beklentilerini ortaya koymaktır. İşbirliğine yönelik beklentiler; teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet göstermekte olan firmaların ve akademisyenlerin bakış açısıyla ortaya konulmuş ve böylece konuya farklı bir perspektiften bakılması amaçlanmıştır. Ayrıca, çalışmada teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren firmaların özelliklerinin de tespit edilmesi amaçlanmıştır. Akademisyenlerin işbirliğine yönelik beklentilerinin belirlenmesinde, dört temel beklenti üzerinden çalışma yürütülmüştür. Bunlar: Akademik Beklentiler, Finansal Beklentiler, Yönetimsel Beklentiler ve Süreç ile İlgili Beklentilerdir. Firmaların üniversite sanayi işbirliğine yönelik beklentilerinin belirlenmesinde de dört temel beklenti bulunmaktadır. Bu beklentiler ise; Üretimle ilgili beklentiler, Finansal Beklentiler, Yönetimsel Beklentiler ve Süreç ile İlgili Beklentiler şeklindedir. Çalışma, "Batı Karadeniz Üniversiteler Birliği" kapsamında gerçekleştirilmiştir. Üniversite sanayi işbirliğine yönelik beklentiler: Üniversite Ölçeği ve Firma Ölçeği aracılığıyla tespit edilmiştir. Üniversite ölçeği; İlgili üniversitelerin belirlenen bölümlerinde görev yapmakta olan, toplam 497 akademisyen üzerinde gerçekleştirilmiştir. Firma ölçeği; Teknoloji geliştirme bölgelerinde faaliyet gösteren firmalardan 153 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda; işbirliğine yönelik beklentiler arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif yönlü ve doğrusal ilişkiler saptanmıştır. Firmaların ve akademisyenlerin sahip oldukları süreç ile ilgili beklentiler, işbirliği geliştirme çabalarının sonucunu etkilemektedir. Firmaların üretimle ilgili beklentileri, yönetim ile ilgili beklentilerini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordamaktadır. Süreç ile ilgili beklentileri ise, yönetimle ile ilgili beklentilerini istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordamaktadır. Ancak üretimle ilgili beklentiler-süreç ile ilgili beklentiler etkileşiminin yönetimle ilgili beklentiler üzerinde etkili olmadığı gözlenmiştir.