Verses
176 theses under this subject heading
Esbâb-ı nüzûlde teaddüd ve mükerrer nüzûl meselesi
Bazı âyet ve sûreler hakkında birden fazla sebeb-i nüzûl rivayeti nakledilmektedir. Müfessir ve usûlcüler bu sebepler arasından en doğrusunu tesbit edebilmek için bazı tercih easları geliştirmiş, tercih imkânının olmadığı durumlarda ise o âyet veya sûrenin birden fazla kere nâzil olduğunu ileri sürmüştür. Bazı âlimler ise nüzûlün tekrar ettiği görüşüne katılmamakta ve rivayetlerden birinin tercih edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu çalışmada öncelikle sebeb-i nüzul rivayet formlarına değinilmekte ve tefsir bildiren rivayetlerle sebep bildiren rivayetler birbirinden ayrılmaktadır. Daha sonra birbiriyle tearuz halindeki rivayetleri uzlaştırmak gayesiyle geliştirilen yöntemleri uygulamada karşılaşılan problem ve çelişkilere dikkat çekilmektedir. Son olarak birden fazla kere nâzil olduğu ifade edilen âyet ve sûrelerle ilgili rivayet ve yorumlar incelenerek meselenin aslı ortaya konulmaya çalışılmaktadır. Anahtar Sözcükler: esbâb-ı nüzûl, rivayet formları, teaddüd, mükerrer nüzûl, cem', tercih
Zemahşerî ve Ebüssuûd Efendi'nin müteşâbih âyetlere yaklaşımlarının karşılaştırılması
Müteşâbih âyetler meselesi, Kur'ân'ın anlaşılması bağlamında ortaya çıkan konulardan biridir. Benzerlik, kapalılık ve çok ihtimallilik sebebiyle müteşâbih ifadelerin manalarının "açıkça bilinemez" veya "anlaşılmaz" olduğu söylemi ile Kur'ân'ın açık ve anlaşılır bir kitap olduğu söylemi görünürde birbiriyle çelişmektedir. Özellikle, "Allah'ın eli" ve "Allah'ın yüzü" gibi müteşâbih ifadelere yanlış anlamların yüklenmesi veya bu tür ifadelerin Kur'ân'a ve Sünnet'e aykırı te'vil edilmesi itikadî açıdan büyük sorun teşkil etmektedir. Öyle ki müteşâbih sorunu; mezhepler arasında çok ciddi tartışmalara ve derin görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Bu çalışmada Mu'tezile ve Ehl-i sünnet'in önde gelen müfessirlerinden Zemahşerî ile Ebüssuûd Efendi'nin müteşâbih âyetlere yaklaşımlarını mukayeseli bir şekilde irdelemeye çalıştık. Netice itibariyle müteşâbih âyetlerin yorumunda iki müfessir arasındaki ihtilaflardan çoğunun lafzî olduğu; esasen bu konuda aralarında görüş ayrılığından ziyade ciddi manada benzerlikler bulunduğunu fark ettik. Ayrıca Zemahşerî'nin Mu'tezilî olduğu halde bazı âyetlerin yorumunda Ehl-i sünnet'in görüşlerini kısmen benimsediğini gördük. Bu bakımdan, Ehl-i sünnet câmiasında adet haline gelen Zemahşerî'yi salt eleştirmenin veya tamamen ötekileştirmenin en azından müteşâbih âyetler bağlamında doğru olmadığı kanaatine vardık. Bilakis, onun bu konuda Ehl-i sünnet'e yakın durduğunu ve görüşleri içinde istifade edilebilecek hususların bulunduğunu söylemek mümkündür . Anahtar Kelimeler: Zemahşerî, Ebüssuûd, Muhkem, Müteşâbih, Te'vil
İştikâk-ı Kebîr'in Kur'ân ayetlerine tatbiki: ب – ح – ر / be – ha – ra ve ح – ل – م / ha – le – me örnekliğinde bir inceleme
Hicrî ikinci yüzyılda, Halîl b. Ahmed'in (ö. 175/791) geliştirdiği ve Kitâbu'l-Ayn'da uyguladığı taklîbe dayalı fonetik sistem, hicrî dördüncü yüzyıla gelindiğinde, taklîb edilen kelimeler arasında anlam itibariyle bir münasebetin bulunduğunu söyleyen İbn Cinnî (ö. 392/1002) ile bir adım daha ileri taşınmıştır. İştikâk-ı kebîr olarak isimlendirilen bu usûle hem bir arka plan hem de bir uygulama zemini sunan elinizdeki tez, giriş ve sonuç kısımları da dahil olmak üzere toplamda beş bölümden teşekkül etmektedir. Teze giriş mahiyetindeki birinci bölümde, tezin konusu, amacı, kapsamı ve önemine dair bir ön bilgilendirme yapılmış, akabinde genelde iştikâk, özelde iştikâk-ı kebîr ile alakalı şu ana kadar yapılan çalışmalar değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, iştikâk mefhumunun mahiyetine, nevilerine ve iştikâk-ı kebîre dair gerekli hususlar kısaca belirtilmiştir. Üçüncü bölümde, ب – ح – ر / Be – Ha – Ra ve ح – ل – م / Ha – Le – Me harflerinin taklîb edilmesiyle meydana gelen maddelerden her biri, çeşitli sözlükler aracılığıyla etraflıca çalışılmıştır. Dördüncü bölümde, ب – ح – ر / Be – Ha – Ra harflerinden müteşekkil mukalleb maddelerin üzerinde birleştikleri ortak mana Kur'ân ayetlerine tatbik edilmiştir. Tüm bunların neticesinde, iştikâk-ı kebîr usûlü ile taklîb edilen maddeler arasında bir ortak mana yakalayabilmenin ne derece mümkün olduğu, mezkur ortak mana amilinin ne türden bir fayda sağlayabileceği, bir başka deyişle, iştikâk-ı kebîrin Kur'ân ayetlerinin tefsiri esnasında başvurulabilecek kaynaklardan biri olup olamayacağı müşahhas bir surette gözler önüne serilmektedir. Anahtar Kelimeler: Halîl b. Ahmed, İbn Cinnî, İştikâk-ı kebîr, Kitâbu'l-Ayn, taklîb, tefsir.
Ayetler ışığında cennet ve cehennem yiyecek ve içecekleri
Kur'ân-ı Kerîm'de geçen Cennet ve Cehennem yiyecek ve içeceklerin neler olduklarını ve bunların mahiyetlerini tespit etmek, mükâfat ve ceza bakımından amellerle ilişkisini ortaya koymak, yiyecek ve içeceklerin geçtiği ayet-i kerîmelerin farklı tefsirlerde nasıl açıklandığını ortaya çıkarmak bu bağlamda Cennet ve Cehennem'de insanların nelerle karşılaşabileceğini açıklamaya çalışmak araştırmanın amaçlarını oluşturmaktadır. Araştırmada öncelikle İslam dininde Cennet ve Cehennem kavramları üzerinde durulmuştur. Ayetler ışığında Cennet ve Cehennem'in ne anlama geldiği ve nasıl bir mahal olduğu çeşitli açılardan açıklanmaya çalışılmıştır. Sonrasında Cennet ve Cehennem yiyecek ve içeceklerin geçtiği ayetler tespit edilmiş ve çeşitli tefsirlerde bu ayetlerin nasıl açıklandığı ortaya konmaya gayret edilmiştir. Bu ayetlerle ilgili olarak yeri geldikçe hadis kaynaklarına başvurulmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'de Cennet yiyecekleri olarak; et, kuş etleri ve meyve olarak da nar, üzüm, kiraz, muz, hurma; Cennet içecekleri olarak da su, süt, bal ve içecek nehirleri ile selsebil, kafur, tensim pınarları zikredilmektedir. Cehennem yiyecekleri olarak ise zakkûm, darî ağacı ve ğıslîn zikredilirken Cehennem içecekleri olarak hamîm, ğassak ve sadîd içeceklerinden söz edilmektedir. Sonuç olarak Cennet ve Cehennem yiyecek ve içecekleri mutlaka olacaktır varlıkları Kur'ân ayetleriyle sabittir. Ancak bunların mahiyetlerine dair, tamamen gayp alemine ait olmaları ve dilin sınırlılıkları dolayısıyla son sözü söylemek mümkün görünmemektedir. Bu kavramlar üzerindeki yorumları itikada dair bir konu olarak değil de Müslümanların kültür dünyalarına ait bir zenginlik olarak görmek, tekfirci din anlayışı yerine birleştirici ve kucaklayıcı bir anlayışın gelişmesine yardımcı olabilir.
Kur'ân'da 'usr (zorluk) ve yusr (kolaylık) kavramları
Kur'ân-ı Kerîm bütün çağlara hitap eden, insanların problemlerine çare olan, hem dünyada hem de ahirette insanları mutluluğa götüren ilahi bir kitaptır. Bu kitabın ilahi iradeye uygun bir şekilde uygulanabilmesi için doğru anlaşılması gerekir. Tarih boyunca Kur'ân'ın doğru bir şekilde anlaşılması için farklı çabalar gösterilmiştir. Kur'ân'ı anlama çabalarından biri de kavram çalışmasıdır. Kur'ân'ın kavramlarının doğru olarak anlaşılması, Kur'ân'la verilmek istenen mesajın daha iyi anlaşılmasını sağlar. Bu tez çalışmamızda Kur'ân'ın iki önemli kavramlarından olan 'usr ve yusr kavramlarını ele aldık. Tezimiz bir giriş iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde 'usr ve yusr kavramlarının sözlük ve terim anlamlarını bir de bu iki kavram ile anlam ilişkisi olan diğer kavramları ele aldık. İkinci bölümde ise 'usr ve yusr kavramlarınınKur'ân'da kullanıldığı kalıplar ve manaları tesbit ettik. Bir de bu iki kavramın birlikte kullanıldığı yerlerde zorluk ve kolaylık açısından ne anlam ifade ettiğine değindik. Çalışmamızda Arap dili üzerine yazılmış kadim sözlüklerden bir de klasik ve yeni dönem yazılmış tefsirlerden yararlandık. Kur'ân'da 'usr kavramı on iki defa, yusr kavramı ise kırk dört defa kullanılmıştır. Bu iki kavram her ne kadar birbirine zıt anlamlı olsa da anlam ilişkilerinin olduğu görülmektedir. Kur'ân'a bir bütün olarak bakıldığında ister ibadetlerde isterse sosyal hayatta olsun kolaylık ilkesinin tercih edildiği görülmektedir. Kur'ân'a göre hayatta zorluklarla karşılaşılabilir. Yalnız sabır edip zorluğa katlanmak neticesinde kolaylığa ulaşılır.
Müdâyene ayetinin Borçlar Hukuku açısından yorumu
İnsanların gerek bu dünya gerekse ahiret mutluluğunu hedefleyen Kur'ân-ı Kerim her alanda olduğu gibi ticari ve sosyal hayata dair ilkeler ortaya koymuştur. Bu çalışmada Kur'ân'ın en uzun ayeti olan ve borç ilişkilerini düzenleyen müdayene ayeti incelenmiştir. Ayetteki hükümlerin günümüz Türk Borçlar Hukuku ve ona kaynaklık eden Roma Borçlar Hukuku ile benzer ve farklı yönleri üzerinde durulmuş ve ülkemizde yürürlükte bulunan kanunlar ve uygulamalar ile bazı mukayeseler yapılarak günümüz Türk Borçlar Hukukuna ve sosyal hayattaki uygulamalarına etkileri incelenmiştir. Yapılan çalışmada ayetteki hükümlerin birçok noktada ülkemizde yürürlükte bulunan kanunlarla benzerlik taşıdığı, Kur'ân'ın ticari ve sosyal hayata dair evrensel çözümler getirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Müdâyene, Borçlanma, Hukuk, Kâtib-i adl, Şahit
Mevdûdî'nin Tefhîmu'l-Kur'ân adlı tefsirinde Ehl-i Kitapla ilgili ayetlere yaklaşımı
Ehl-i Kitap kavramı, ilâhî bir kitap sahibi insanları ifade etmektedir. Kur'ân-ı Kerîm'de bu kavram genellikle Yahudi ve Hıristiyanlardan bahsedilen ayetlerde geçmektedir. Kur'ân-ı Kerîm bazı ayetlerde Ehl-i Kitab'ın olumlu yönlerinden bahsetmekte, bazı ayetlerde ise Yahudi ve Hıristiyanların yanlış tutumlarını sert bir dille eleştirmektedir. Dinler arası etkileşimin çok fazla olduğu günümüz dünyasında dinlerin bilinmesi daha da önem arzetmektedir. 20. yüzyıl müfessirlerinden olan Mevdûdî'nin Tefhîmu'l-Kur'ân adlı eserinde Yahudi ve Hıristiyanlar ile ilgili ayetlere getirmiş olduğu açıklamalar bu bağlamda çok önemlidir. Tefsirinde, yaşadığımız asrın sorunlarına çözüm bulmayı amaçlayan Mevdûdî, ayetlere günümüze yansımalarını önceleyerek açıklamalar getirmiştir. Bu çalışmamız Mevdûdî'nin Ehl-i Kitap'la ilgili görüşleriyle sınırlı tutulmuş, Mevdûdî'nin bu konuya dair yaklaşımı genel hatlarıyla aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışmamız giriş, üç bölüm ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümü, tezimizin tanıtımı ve Mevdûdî hakkında genel bilgilendirmeden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Yahudi ve Hıristiyanların tarihi ve kaynakları hakkındaki ayetlere Mevdûdî'nin yorumları incelenerek konu ile ilgili yorumları açıklanmaya çalışılmıştır. İkinci bölüm, Yahudi ve Hıristiyanların inanç ve ahlâki yönden durumlarından bahseden ayetlere Mevdûdî'nin yapmış olduğu açıklamalardır. Yahudi ve Hıristiyanların konu ile ilgili olumlu ve olumsuz yönleri açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Müslümanlar ile Ehl-i Kitap arasındaki ilişkilere dair olan ayetlere Mevdûdî'nin getirdiği yorumlar ele alınmıştır. Sonuç bölümümüzde ise tezimiz hakkında genel bir değerlendirme yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hıristiyanlık, Yahudilik, Ehl-i Kitap, Mevdûdî
Talat Koçyiğit'in hayatı, Kur'ân-ı Kerîm meali ve tefsiri isimli eserinde ahkâm ayetlerinden zina ayetlerine yaklaşımı
Yüce Allah insanı yaratıp onu imtihana tabi tutmak için dünyaya göndermiş; insana sorumluluğunu öğretmek için kutsal kitaplar ve kitaplardaki hayat modelini uygulamalı olarak göstermek için de peygamberler göndermiştir. Peygamberler ise hem Allah'ın mesajlarını insanlara duyurarak tebliğ etmişler, hem bu mesajları insanlara açıklayarak tebyin görevini yerine getirmişler, hem de ilahi mesajların uygulamasını göstererek temsil görevini yerine getirmişlerdir. Peygamberimiz de aynı şekilde hayatı boyunca Allah'ın (c.c) emir ve yasaklarını insanlara tebliğ ve tebyin etmiş ve insanlığa rol model olmaya çalışmıştır. Peygamber efendimiz hayatta iken ashaptan gelen sorulara cevap verip gerekli açıklamaları yapıyordu; vefatından sonra gelen sorulara ise sahabe ve tabiinden o konuda yetkin olanlar cevap verip açıklamaya çalıştılar. Tabiun döneminde tefsirle ilgili rivayetler, hadisler tedvin edilirken onların içinde ayrı bir bölümde yer alıyordu. Tabiinden sonra tefsirle ilgili rivayetler müstakil eserlerde yer almaya başladı ve gelişerek devam etti. Bu çalışmamızda tefsir ekolleri, Ahkâm ayetleri ve Ahkâm tefsirleri, Ankara Üniversitesi Hadis Anabilim Dalında görev yapan Prof. Dr. Talat Koçyiğit'in: Hayatı, tahsili, hocaları, çalıştığı yerler, eserleri ile eserlerindeki zina ilgili kavramlar ve tefsirindeki ahkâm ayetlerinden: zina, zina iftirası (Kazf) ve lanetleşme (lian) ile ilgili ayetlere yaklaşımı değerlendirilecektir.
Sabra teşvik eden âyetlerin din eğitimi açısından tahlili
İslam'ın, en temel ve birincil kaynağı olan Kur'an-ı Kerim, her zaman insanlar için yol gösterici bir hidayet rehberi olmuştur. İnsanların yaratılış amaçlarına uygun, ilkeli ve onurlu bir şekilde, huzur, mutluluk ve barış içerisinde yaşamaları için Kuran-ı Kerim'de birçok ayette kurtuluşa/felaha götüren yollar insanlara gösterilmiş ve onlar bu noktada düşünmeye sevk edilmiştir. Kur'an-ı Kerim bir bütün olarak ele alınıp incelendiği zaman insanlara ışık tutan, yol gösteren ve kaynaklık eden birçok ayette, birtakım esasların ortaya konulduğu görülmektedir. Ahlaki değerler, bu esaslardan birini teşkil etmektedir. Bu değerlerin Kur'an-ı Kerim'de nasıl ele alındığı ve bunun eğitsel açıdan taşıdığı değerin ne olduğu araştırmaya muhtaç bir meseledir. Kur'an-ı Kerimde ele alınarak insanların kazanması istenen en temel değerlerden biri de "sabır" dır. İçerisinde konu edinilen ahlaki değerlerle insanlara yol gösteren ayetler arasında sabra teşvik eden ayetler önemli bir bölümü oluşturmaktadır. Bu araştırmada "sabırla ilgili ayetlerin eğitsel açıdan taşıdığı değer nedir?" sorusuna cevap aranmıştır. Sabra teşvik eden ayetleri tespit etmek, bu ayetleri din eğitimine etkisi bakımından ana hatlarıyla tahlil etmek ve bu ayetlerin eğitsel açıdan taşıdığı değeri ortaya koymak tezimizin konusu olacaktır. Bu çerçevede günümüzdeki din eğitimi uygulamaları ve anlayışlarına hem kuramsal anlamda hem de uygulama anlamında olumlu katkı sağlamaya çalışmak tezimizin amacı olacaktır. Tez çalışmamızda veriler dokümantasyon yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen veriler değerlendirilerek araştırma sonucunda Kur'an-ı Kerim'de sabırla ilgili ayet sayısının oldukça fazla olduğuna ulaşılmıştır. Bu ayetlerin, insanların dikkatlerini sabır değeri üzerine yoğunlaştırmalarını, sabır değerini çeşitli yönleriyle tanımalarını ve anlamalarını, onu kazanmaya ve onunla uyumlu bir şekilde yaşamaya motive olmalarını ve nihayetinde bu değeri benimsemelerini sağlayacak unsurlar içerdiği tespit edilmiştir.
Tefekkür kavramı ve Kur'an ayetlerin deki yansımaları
Tefekkür; düşünmek, neden-sonuç ilişkisi kurabilmek, hatırlamak, zihinde canladırmak vb. anlamlara gelmektedir. Tefekkür geniş bir kavram olmakla beraber tefekkür anlamına gelebilecek diğer kavramlarla da ilintilidir. Kâinat üzerinde düşünülmesi gereken, ucu bucağı olmayan tefekkür denizidir. Her şey bir hikmetle ve yerli yerinde yaratılmıştır. İnsan, hergün bu âlemde mucizelerle karşılaşır. Mesela güneşin doğmasından batışına kadar farkında olmadan harikalarla karşılaşırız. Biz de bu çalışmamızda bu harika âlemlerin, Kur'ân'a göre tefekkür boyutunu ve insan üzerindeki yansımaları üzerinde durmaya çalıştık. İnsan tefekkür edebilen tek varlıktır. Çünkü Allah (c.c) insana, olaylar karşısında aklını kullanma yeteneği vermiştir. Aklını kullanan insan gerçekleri görmüş, değerlendirmiş, yorumlamış ve açıklamıştır. Bu tefekkür anlayışı Müslümanların düşünce anlayışında vardır. Gayri Müslimlere gelince onlar tabiatta meydana gelen harikulade olaylar karşısında aciz kalmışlardır. Çünkü onlar aklını istenilen doğrultuda kullanmamışlardır. Dolayısıyla neticeye varamamışlardır.
Düşünce yapısının değişiminde tedebbür ayetlerinin kronolojik olarak incelenmesi
Bu çalışmanın amacı Kur'an-ı Kerim'deki tedebbür ayetlerini nüzul sırasına göre inceleyerek cahiliyye düşünce yapısının değişiminde tedebbür ayetlerinin nasıl bir role sahip olduğunu tespit etmektir. Kur'an-ı Kerim'in indiği cahiliyye toplumu 23 yıllık bir eğitim sürecinden geçmiştir. Bunun sonucunda toplum imani, ahlaki, sosyal, siyasal ve daha birçok anlamda değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklik en başta zihinlerde gerçekleşmiştir. Bu zihni değişikliği gerçekleştiren en önemli unsurlardan birinin tedebbür ayetleri olduğu görülmüştür. Yüce Allah tutarsızlıklarla dolu olan cahili zihniyetini tarihi arka planı da göz önünde bulundurarak adım adım iyileştirmiştir. Kur'an-ı Kerim'in ilk önce Kur'an'ın bizzat kendisi, Allah'a iman, kevni ayetler, geçmiş kavimlerin helakı, ahirete iman, peygamberlik tasavvurları gibi imanı konularda düşünmeye davet ederken, sonra helaller, haramlar, oruç, hac gibi ibadet konularında, daha sonra evlilik, boşanma gibi hukuk kuralları, son olarak da İsrailoğulları, savaş psikolojisi, adaletle hükmetmek gibi sosyal konularda düşünmeye davet ettiği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Tedebbür, cahili zihin, nüzul sırası, düşünmek, Kur'an-ı Kerim
19. yüzyıl âşık edebiyatı temsilcilerinin eserlerinde geçen ayet ve hadisler
Türk halk edebiyatında önemli bir yere sahip olan âşık edebiyatı, XV. yüzyılda oluşmaya başlamış ve XVII. yüzyılda teşekkülünü tamamlamıştır. XIX. yüzyılda parlak bir dönem yaşayan âşıklık geleneği, bu yüzyılda güçlü temsilciler yetiştirmiştir. Kaynağı İslamiyet öncesine dayanan âşıklık geleneği, Anadolu'da tarikatların ortaya çıkmasıyla yaygınlaşan tasavvuftan etkilenmiştir. XIX. yüzyıl âşıkları eserlerinde kaynak olarak islami ilimlerden faydalanmışlardır. Bu yüzyılda yetişen âşıklar; şiirlerinde Kur'an-ı Kerim ve ayetlerinden, peygamber kıssalarından ve hadislerden bahsetmişlerdir. Bu dönemin âşıkları şiirlerinde savundukları düşünceyi ispatlamak için ayet ve hadisleri iktibasen, telmihen, aynen ya da mealen kullanma yoluna gitmişlerdir. Şiirlerde başta ilahi aşk olmak üzere yaratılış, sabır, tevekkül, zikir, peygamber kıssaları, ölüm, nefis gibi konular işlenmiştir. Çalışmamızda literatür taraması yapılmış ve araştırma konusu ile ilgili yazılı kaynaklar temin edilmiştir. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yapılarak elde edilen veriler toplanmış ve içerik analizine tabi tutulmuştur. XIX. yüzyıl âşık edebiyatı temsilcilerinin eserlerinde geçen sure, ayet ve hadisler tespit edilmiş, şiirlerde kullanılan sure, ayet ve hadislerin açıklamaları verilmiştir. Şiirlerde kullanılan sure, ayet ve hadis sayıları da tespit edilerek ayetlerin ve hadislerin kullanılma nedenleri açıklanmıştır. Yapılan inceleme neticesinde XIX. yüzyılda yetişen âşıklar içerisinden otuz yedi âşık şiirlerinde ayet ve hadislere yer vermiştir. Bu yüzyılda yetişen âşıklar şiirlerinde yetmiş bir sure, yüz elli iki ayet ve yirmi iki hadis kullanmıştır. XIX. yüzyıl âşıkları şiirlerinde en çok A'raf suresi 172. ayet, Bakara suresi 31. ve 117. ayetler, Kehf suresi 65. ayet ve Zuhruf suresi 32. ayeti kullanmışlardır. Şiirlerde en çok kullanılan hadisler ise; Men arefe nefsehû fekad arefe rabbehu, Levlâke levlâk mâ halaktü'l-eflâk, Lâ fetâ illâ Ali la seyfe illâ Zülfikar ve Mûtû kable en temutu şeklindedir. XIX. yüzyıl âşık edebiyatı temsilcilerinin şiirlerinde Kur'an-ı Kerim ve ayetleri, hadisler konu olarak yer edinmiş ve bu dönem âşıkları anlatmak istedikleri düşünceyi ayet ve hadislerle desteklemişlerdir.
İbnü'l-Arabî'nin tasavvuf düşüncesinde kadın
Bu çalışma İbnü'l-Arabî'nin tasavvuf düşüncesinde kadın konusuna yaklaşımını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde İbnü'l-Arabî düşüncesine yön veren kadınlar tespit edilmiştir. Eserlerinde zikrettiği kadınlar ve zikrettiği kadınların tasavvufî yönleri ortaya konmuştur. Tezin ikinci bölümünde İbnü'l-Arabî düşüncesinde yaratılış ve kadın konusu irdelenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise İbnü'l-Arabî'nin kadınlar ile ilgili âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflere getirdiği tasavvufî yorumlar ele alınmıştır. Bu noktada "İbnü'l-Arabî'nin tasavvuf düşüncesine yön veren kadınlar kimlerdir?", "İbnü'l-Arabî düşüncesinde Hz. Havvâ nasıl bir yer işgal etmektedir?", "İbnü'l-Arabî düşüncesinde cinsiyet ayrımının ilâhî veya âlemşümul kökeni var mıdır?", "Mânevî terakkiye ulaşmada kadın ile erkek arasında fark var mıdır?", "İbnü'l-Arabî kişinin kemâli ve evlilik arasında nasıl bir bağ kurmuştur?", "İbnü'l-Arabî görüşlerini ortaya koyarken kadını sembolünü kullanmış mıdır?" gibi sorulara İbnü'l-Arabî'nin sunduğu yaklaşım ve çözümlemeler tespit edilmeye çalışılmıştır. İbnü'l-Arabî'nin bu konudaki görüşleri eserlerinden kendi kavramlarıyla değerlendirilerek önce analiz, sonra sentez yapılarak açıklanmıştır. Tez çalışmasının neticesinde İbnü'l-Arabî'nin kadınlara dair özgün görüşlere sahip düşünür olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kavramlar: Tasavvuf, İbnü'l-Arabî, Kadın, Câmiʻu'l-ezdâd, Ontolojik Dişilik, Metafizik.
İşârî tefsirlerde kevnî âyetlerin yorumlanması: El-Bahru'l-Medid tefsiri örneği
Kur'an-ı Kerim'in nüzul gayesi insanları hidâyete eriştirmektir. Asırlar boyunca bu yönüyle araştırılmış, doğruya ulaşmak için kendisinden istifade edilmiştir. Kur'ân'ın anlaşılması için tarih boyunca tefsir kitapları kaleme alınmış her müfessir kendi ilmi kabiliyeti cihetinde âyetleri yorumlamaya çalışmıştır. İslam coğrafyasının genişlemesi, farklı dil, din ve kültürlerden olan şahsiyetlerin İslâm'a girmesi gibi birçok neden âyetlerin farklı yorumlanmasına kapı aralamıştır. Kur'ân'ın anlaşılmasına yönelik gayret ve çabalar zamanla mezhep ve ideolojilere de sirâyet etmiş böylece her fırka ve mezhep Kur'ân âyetlerini zihin düşünceleri çerçevesinde yorumlamıştır. Tefsirdeki zahiri yorum çeşitliliğine bir müddet sonra batınî/işârî yorumlar da eklenmiş böylece işârî/tasavvufî tefsir diyeceğimiz bir yorumlama anlayışı ortaya çıkmıştır. Çalışma konumuzu oluşturan İbn Acibe'nin (ö. 1224/1809) el- Bahrü'l-medid adlı eseri âyetleri hem zahiri hem batınî yönden ele almış bir eserdir. Müellif'in kevnî âyetleri ele alış biçimi, yorumlaması ve değerlendirmesi tarafımızca merak edilmiş ve bu minvalde bir araştırmanın faydalı olacağı düşüncesi ortaya çıkmıştır.
Kehf Suresinin tasavvufi yorumu
Kur'ân-ı Kerîm'in 18. Suresi olan Kehf suresi, Mekke döneminde nâzil olmuştur ve 110 ayettir. Sure, Yüce Allah'ın varlığı ve birliği, Hz. Peygamber'e öğütler, iman edenler ile mükâfatları ve inkâr edenler ile başlarına gelecekler, Ashâb-ı Kehf, Hz. Musa-Hızır ve Zülkarneyn kıssaları gibi konuları ihtiva etmektedir. Bu çalışmada Kehf suresinin tasavvufi yorumu ele alınmış, ayetler sûfilerin penceresinden gösterilmeye çalışılmıştır. Kehf suresi hakkında genel bilgiler verilmiş, belirlenen tasavvufi tefsirler arasındaki benzer ve farklı yorumlara değinilerek genel bir tablo sunulmaya çalışılmıştır. Aynı zamanda Kehf suresi ile ilişkilendirilen tasavvuf kavramlarına ve bu kavramların ayetlerle bağlantılarına temas edilmiştir.
İbn Acîbe el-Hasenî ve el-Bahru'l-Medîd adlı tefsirinde ahkâmayetlerinin işarî yorumu
Bu çalışma, IX. asrın başlarında işarî tefsir literatürünün Fas'taki önemli temsilcilerinden İbn Acîbe'nin (ö.1224/1809), el-Bahru'l-Medîd adlı tefsirinde, ahkâm ayetlerinin işarî yorumunu ve bu yorumu ortaya koyarken kullandığı yöntemlerin tespit ve tahlilini içermektedir. Dört bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde, Ahmed İbn Acîbe el- Hasenî'nin hayatı, ve eserleri ele alınmıştır. "Tasavvufî-İşarî Yorum Geleneği ve Bahru'l Medîd" başlığı altında, hicri II. asrın başlarından itibaren zühd ve takva hareketi sonucunda karşımıza çıkan ve ilk günden itibaren tartışılan, tasavvuf anlayışının bir ürünü olan işarî tefsirin ortaya çıkışı, meşruiyeti, kabul şartları ve işarî yoruma yönelik eleştiriler ile el-Bahru'l-Medîd'in işarî yorum geleneğindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde "Bahru'l Medîd'in Ahkâm Ayetlerine İlgisi" başlığı altında, Kur'an'da ki ahkâm ayetlerinin tespitine dair görüşler ele alınmış, Ahkâm Tefsirinde öne çıkan eserler ile ahkâm ayetlerinin tespitinde kendisinden yararlandığımız Cessas (ö.370/981) ve onun "Ahkâmu'l Kur'an" isimli tefsirine dair kısa bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca İbn Acîbe'nin ahkâm ayetlerine yüklemiş olduğu işarî manalar tablo halinde sunulmuştur. Çalışmamızın üçüncü bölümünde, İbn Acîbe'nin ahkâmla ilgili ayetlerin işarî tefsirinde ve kavramlara yüklediği işarî manaların istişhadında izlediği yöntem tespit edilmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise ahkâm ayetlerine ve bu ayetlerde geçen kavramlara yükledikleri manalar, bu manaların ortaya konulmasında izlenen yöntemler, yararlandıkları kaynaklar ve mezhebî görüşlerinin işarî yoruma etkisi üzerinden Bahru'l Medîd ile el-Kuşeyrî'nin (ö.465/1072) Letâifü'l-İşârât'ının karşılaştırılmasına yer verilmiştir.
Kurtubî tefsirinde Aile Hukuku ayetleri bağlamında kıraat farklılıklarının etkisi
Kıraat farklılıklarının Kur'ân âyetleri üzerine etkisi konusunda eskiden beri tartışılmakta ve farklı görüşler ortaya sunulmaktadır. Kimilerine göre kıraat farklılıkları Kur'ân'ın farklı okunmasına imkan verirken özünde manaya hiçbir tesiri olmamıştır. Kimilerine göre ise bu vecihlerin bir kısmı bir şekilde manayı etkilemiştir. Her görüş sahibi kendi kanaatini ispat ve ikna amacını gütmüştür. Sahasında uzman olan bu kişiler kıraatlerde bulunan ihtilafları, gerek kıraatin kendi oluşum ve gelişim aşamalarını gerekse manaya tesirini kendi sahalarında (Kıraat, Tefsir ve Fıkıh İlimleri) kullanma yoluna gitmişlerdir. Kur'ân âyetlerine mana veren müfessirler, kıraat farklılıklarından dolayı Kur'ân metnine değişik anlamlar verseler dahi bu durum, tefsirlerde bir çelişki oluşturmamıştır. Bu, "Eğer bu Kur'ân Allah'tan gelmeseydi onda birçok çelişki bulurlardı" (4/82) âyeti gereğince onun mu'cizliğinin bir delilidir. Günümüze kadar bir çok müfessir bu mu'ciz Kur'ân'ı çeşitli yöntemlerle tefsir etmiştir. Bu bağlamda çalışmamızın teması gereği tezimizin ana çatısını oluşturacak eser olarak Kurtubî'nin, el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân adlı tefsiri seçilmiştir. Kurtubi tefsirinde hem î'râba hem kıraatlere hem de ahkâm âyetlerine geniş yer vermektedir. Tezimizde Kurtubî Tefsiri bağlamında bazı aile hukuku âyetlerindeki kıraat farklılıkları ve müfessirlerin bu okuyuşlara göre âyetlere vermiş oldukları anlamlar incelenerek kıraat farklılıklarının manaya tesiri olup-olmadığı tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu amaçla araştırma çerçevesinde kıraat ilmi konularına değinilmiş, kıraat farklılıkları bazı aile ahkâmına yönelik âyetlerde tespit edilmiş ve bu farklılıkların fukahânın âyetlerden çıkarmış oldukları fıhki hükümlere tesirinin olup olmadığı incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kıraat Farklılıkları, Kur'ân, Kurtubi Tefsiri
XV.yüzyıl divan şiirinde İslam kaynaklı sözler
Divan şiirinin oluşumunda beslendiği ve gücünü aldığı kaynakların başında İslam gelmektedir. Bu çalışmada XV. Yüzyıl Divan Edebiyatı şairlerinin eserlerinde kullanmış olduğu İslami malzemenin, divan şiiri ve İslam inancındaki yeri ortaya konulmaya çalışılmıştır, bu nedenle tasavvuf ve İslam felsefesi gibi konulara dâhilolacak malzemeler çalışma alanı dışında bırakılmaya gayret edilmiş, âyet ve hadisler içerisinde yer bulmayan unsurlar genel olarak kullanılmamıştır.Çalışmada dönemin Analodu, Çağatay ve Azeri sahasının büyük şairleri ve hükümdar şairler başta olmak üzere, otuzdan fazla şairin, divanları öncelikli olarak,en az bir eseri üzerinde tarama yapılmıştır. Bu çalışmada XV. Yüzyıl divan şiiri örnekleri içerisinden tespit edilmiş İslami ifadeler ve İslami kültüre ait unsurlar, içinde geçmiş olduğu manzum parça ile birlikte gösterilmiş, tespit edilen İslami malzeme hakkında bilgi verilmiştir. Tespit edilen malzeme içerisinde birbirinin benzeri olan, diğer maddeler içerisinde hakkında bilgi verilmesi muhtemel olan, çalışmanın boyutlarını haddinden fazla arttıracak olan materyal listeye dâhil edilmemiştir. Tespit edilen unsurların âyet ve hadislerde ne anlamda kullanıldığı, başka İslami kavramlarla olan ilgisi, ne sıklıkla kullanıldığı ve kökeni hakkında bilgiler verilmeye gayret edilmiştir. Anahtar kelimeler: XV. Yüzyıl, Divan şiiri, İslam, Âyet, Hadis
Kur'an-ı Kerim'de 'Yâ Eyyühennâs' ve 'Yâ Eyyühellezîne Âmenû' hitabını içeren ayetlerin haber ve talebî inşâ üslûpları çerçevesinde incelenmesi
İletişim, insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. İnsanların barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri de savaşlarla dünyayı yaşanmaz bir yer haline getirmeleri de birbirleri ile olan etkili ya da eksik iletişimin sonucudur. İslam dini de insanların barış ve huzur içinde yaşamasını öncelemekte ve bunun için de bazı kurallar koymaktadır. Peygamber'in (s.a.v.) sünnetinde uygulamalı olarak yer alan, Müslümanların birbirleri ile olan ilişkilerini, bireysel ve sosyal yaşantılarını ve Müslüman olmayan diğer topluluklarla ilişkilerini düzenleyen bu kuralların birçoğu İslam'ın temel kaynağı ve kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim'de farklı üslûp ve ifade tarzları ile aktarılmıştır. Bu çalışmanın gayesi de Kur'an-ı Kerim'de geçen "Ey insanlar!/ يَا أَيُّهَا النَّاسُ" ve "Ey iman edenler!/ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا" hitabının yer aldığı, Allah'ın kullarına seslendiği, bir şeyleri haber verdiği, emrettiği, yasakladığı veya onlara soru sorduğu bu ayetleri haber ve talebî inşâ üslûpları açısından ele alıp ayetlerin barındırdığı üslûpları tespit etmek, ayetlerdeki ifade tarzlarının günlük hayatta, toplumsal ilişki ve iletişimde kullanılabilirliğini, ayetlerde işlenen konuların farklı durumlara örnek teşkil edip etmeyeceğini belirlemektir.
İmâm Mâtürîdi'nin Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı eseri bağlamında Nisâ Sûresi 26-27-28. âyetlere göre irâde hürriyeti
İrâde hürriyeti eski din ve kadim felsefelerde tartışılan çok önemli bir konudur. Aynı şekilde İslâm'da da tartışılmış ve konu etrafında birçok görüş ortaya çıkmıştır. Bu tezimizde İmâm Mâtürîdî'nin Te'vîlâtu'l-Kur'ân adlı eseri bağlamında Nisâ Sûresi 26-27-28. âyetlerine göre irâde hürriyeti konusundaki görüşleri araştırma konusu yapılmıştır. Çalışmada öncelikle İmâm Mâtürîdî'nin hayatı ve eserlerine kısaca değinildi. İlgili âyetlerin açıklamasına geçilmeden önce araştırmanın ana konusunu teşkil eden irâde kavramıyla ilgili bilgiler verildi. Akabinde irâde kavramıyla bağlantılı olan Kader, Kaza, İlim, Kudret, Fiiller, Kesb, Rızık ve Ecel kavramları kısaca açıklandı. Söz konusu ön bilgilerde İslam düşünce ekollerinin konuya yaklaşımları kısaca zikredildi. Araştırmanın ikinci bölümünde ise Nisâ sûresinin ilgili ayetleri farklı tefsir kaynaklarından araştırılarak müfessirlerin konuya yaklaşımı ele alınmıştır. Daha sonra İmam Mâtürîdî'nin ilgili ayetlere ve mezkûr ayetler bağlamında irade konusuna yaklaşımı ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Tefsir, İrâde, Hürriyet, Mâtürîdî, Mezhep, Görüş.
Kur'an yolu tefsiri'nde ele alınan Kevnî âyetlere bilimsel yaklaşımlar çerçevesinde bir bakış
Kur'an, bir çağa değil bütün çağlara indirilmiş evrensel bir kitaptır. Bu yüzdendir ki indirildiği çağdan bugüne kadar dikkatleri çekmiş ve araştırmalara konu edinilmiştir. Kur'an araştırmalarını merkeze alan ilimlerden ilk akla gelen tefsir ilmidir. Tefsir ilmi en temel çerçevesi ile belli kurallar dahilinde Kur'an'ı anlama çabasıdır. Bu ilim zamanla alt disiplinlere ayrılmıştır. Bu alt disiplinlerden en yeni olanlardan birini de ilmî ya da bir diğer adı ile bilimsel tefsir olarak kabul edenler vardır. Bazı araştırmacılar Kur'an'da varlık alemine dair bilgi içeren âyetleri bilimsel kanunlardan yardım alarak tefsir etme çabası içerisine girmişlerdir. Temel amacı hidâyet olan Kur'an'ın, içerisinde evren, insan, diğer canlılar ve doğa olayları gibi pek çok konuya da yer verilmektedir. Varlık alanından bahseden Kur'an'ın kevnî âyetlerine güncel araştırmacıların açıklamalarında farklı, kadim müfessirlerin tefsirlerinde farklı yorumlar verilmiştir. Ateş, Kırca, Yeniçeri, Taslaman gibi birçok araştırmacının kevnî âyetleri anlamlandırma çabalarına ve bu eksenden hareketle Kur'an Yolu Tefsirin'de bu âyetlerin nasıl ele alındığına karşılaştırmalı olarak çalışmamızda yer vereceğiz. Bilimsel tefsir çabasının ortaya çıkmasından sonra yazılan Kur'an Yolu Tefsiri'nde kevnî âyetlerin nasıl yorumlandığını inceleyerek bu tefsirin bilimsel tefsir noktasında yer aldığı çizgiyi tespit etmenin alandaki eksik bir noktaya ışık tutacağı kanaatindeyiz.
Et-Tefsîru'l-Müyesser adlı eserin tefsir usûlü açısından incelenmesi
Araştırmada genel amaç, Mushaf tertibiyle hazırlananan Türkçe mealli Kur'ân formatındaki Arapça eserlerden birisi olan et-Tefsîru'l-Müyesser adlı eseri, tefsir usûlü açısından incelemektir. Bu minval üzere araştırmada, eserin Kur'ân ilimleri ile ilgili muhtevası örneklendirilerek ele alınmıştır. Selefîlik hareketinin öncülerinden olan Suudî Arabistan'daki resmî bir kurum tarafından hazırlanması hasebiyle eserin mezhebî yönünü ortaya koymak da amaçlanmıştır. Bu bakımdan eser tefsir yöntemleri açısından incelenirken bu husus ayrıca değerlendirilmiştir. Çalışmada, tefsirin hazırlanmasında diğer dillere tercüme edilebilir bir metin oluşturma hedefi bulunduğundan eserin kaynaklarının tespiti, tefsir usûlü konularını içermesi nedeniyle mukaddimesinin incelenmesi ve eser üzerine yapılan bir çalışma olması hasebiyle eserin tercümesinin kritize edilmesi gibi konulara da yer verilmiştir. Eserin tamamı taranarak metodik bakımdan dikkat çeken özelliklerine yer verilmeye çalışılmıştır. İhtiyaç duyulan yerlerde tefsir usûlü kaynaklarından istifade edilmiştir. Yine örnek olarak seçilen bazı âyetlerin tefsiri çerçevesinde eserin niteliğini net bir şekilde ortaya koymak için mukayeseli bir şekilde geçmiş tefsirlere atıflar yapılmıştır. Eserin, rivâyet tefsiri ağırlıklı olduğu, yer yer mezhebî görüşler içerdiği, teorik bilgilere girmeden Kur'ân ilimlerini ihtiva ettiği ve icmâlî tefsir sayılabilecek bir formatta olduğu görülmektedir. Kanaatimizce eserde âyetler tefsir edilirken haziflerin takdiri ve garîb lafızların güncel bir dilde aktarımı gibi Kur'ân ilimlerinin kullanılması ile yetinilmeyip bunun yanında esbâbu nüzûle başvurulmakta ve rivâyet tefsiri metodu öne çıkmaktadır. Esasen et-Tefsîru'l- Müyesser'de izlenen bu yöntem, farklı dillere çevirilen Kur'ân meâllerinin hangi üslup ile kaleme alınması gerektiğine de ışık tutmaktadır. Zira Kur'ân'ın muhataplarının, vahyin nüzûlünde cereyan eden hususları, Hz. Peygamber'in (s.a.s.) yapmış olduğu açıklamaları, Kur'ân'ın ilk muhataplarının Kur'ân'dan anladıkları hususlar vb. bilgilere ulaşabilmesi, Allah Teâlâ'nın Kur'ân'daki murâdını anlayıp onu hayata yansıtabilmesi için oldukça önem arz etmektedir.
Ahkâm ayeti kavramsallaştırması ve Ahkâmu'l-Kur'an literatürünün fıkhî değeri
İslâm düşüncesinde merkezî bir konumu haiz olan hüküm kavramı ile Kur'an-ı Kerim'in en küçük birimini ifade eden ayet terimlerinin bir araya gelmesi ile oluşan ahkâm ayeti kavramsallaştırması, -her ne kadar Kur'an'da yer alan her bir ayet itikâdî, amelî, ahlâkî vb. ilkelere mesnet teşkil edip hüküm ihtiva etse de- dinî ilimlerin müstakilleşmesi ile beraber hukuk alanının fıkıh ilmine özgülenmesi ve hüküm kavramının da hukukî veçhesinin baskın olması nedeniyle, doğrudan veya dolaylı olarak hukukî düzenleme içeren Kur'an nassını ifade eder hale gelmiştir. Teşrîde tedrîcilik, teklifte kolaylık, genel hükümlere ağırlık verme, maslahatı temel alma, birey-toplum ve dünya-ahiret dengesini gözetme ve evrensel tabiata sahip olma gibi özellikleri bünyesinde barındıran ahkâm ayetleri hem bizzat hukukî norm içermek hem de hukuk üretiminde kullanılan şer'î delillere veri temin etmek suretiyle fıkhî bilgiye kaynaklık etmişlerdir. Ahkâm ayetlerinin anlaşılması, analizi ve yorumlanması amacına matuf olarak meydana getirilen ahkâmu'l-Kur'an eserleri, Kur'an nassının hukuka dönük yüzünü açıklığa kavuşturma, mezhep görüşlerini temellendirme, kitap delilinin işlevselliğini vurgulayarak sâir şer'î delillerle münasebetini gösterme ve fıkhî hüküm istinbât etme bağlamında ahkâm ayetlerinin fukahâ nezdindeki epistemolojik değerini ortaya çıkarma gibi fonksiyonları da icra etmiştir. Bilhassa vahiy-hukuk irtibatının gözler önüne serilmesi noktasında önemli bir boşluğu dolduran fıkhî tefsirleri kaleme alan müellifler, tüm İslâmî ilimlerin birikimlerinden yararlanmakla beraber ahkâm ayetlerine ilişkin açıklamalarını, usûl-i fıkhın kendilerine temin ettiği teorik zemin üzerinde ve makâsıd-ı şerî'a ilkeleri çerçevesinde gerçekleştirmiştir.
Kitab-ı mukaddes ve Kur'an-ı Kerim'de eşcinsellik
Bu tez çalışmasının amacı, Kitab-ı Mukaddes ve Kur'an-ı Kerim'de bulunan eşcinsellikle ilgili ayetleri incelemektir. Bu tezde, üç ilahi dinin kitaplarındaeşcinsellik için neler söylendiği ve İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlığainanan insanların kendi kutsal kitaplarından elde edilmiş ayet ve cümlelere bakarak bu konu hakkında bilgi edinmeleri amaçlanmıştır. Birinci bölümde eşcinsellikle ilgili temel kavramlar verilmiş ve tanımlanmış, ardından eşcinselliğin nedenleri ve tarihteki varlığı özet şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde Kitab-ı Mukkaddes içerisindeki cümleler ve tefsirleri anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise,eşcinsellikle ilgiliKur'an ayetleri ve tefsirleri incelenmiştir. Neticede, eşcinselliğin üç ilahi dinin kutsal kitaplarında da yasaklandığı tespit edilmiştir.