Memory

187 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sevoflurane anestezisi alan yaşlı ratlarda Berberine'nin hafıza ve öğrenme üzerine etkisinin araştırılması

Çalışmamızda yaşlı ratlarda Sevoflurane kaynaklı nörotoksisitede miR-138, miR-138, miR-138, miR-138, mi-138 ve BDNF (beyin kaynaklı nörotrofik faktör) işlevini belirlemeyi, berberine'in nöroprotektif etkilerini incelemeyi amaçladık. 20-24 haftalık 56 adet, Sprague-Dawley türü, erkek sıçanlar her grupta 14 adet olacak şekilde Kontrol, Berberine, Sevoflurane-Berberine ve Sevoflurane 4 gruba ayrıldı. Kontrol grubu %50 O2 ve %50 havaya 2lt/dk 6 saat maruz bırakıldı. Sevoflurane grubu %3 Sevoflurane ile %50 O2 ve %50 hava 2lt/dk gaz akışı ile 6 saat boyunca inhalasyon anestezisi uygulandı. Sevoflurane anestezisinden 1 hafta önce başlanarak her gün, günde 1 50mg/kg dozunda intraperitoneal olarak berberine uygulandı. Sonrasında Morris Su Tankı testi, yükseltilmiş artı labirent testi ve nesne tanıma testi yapıldı. Sıçanlar ketamin-ksilazin anestezisi altında servikal disloke edildi ve dekapite edildi. Dekapitayon öncesi tüm sıçanlardan kan alındı. Kraniotomi yapılıp her gruptan random seçilen 7 rattan hipokampüs ve frontal lob bölgelerinin diseksiyonu yapıldı. Kalan 7 rattan alınan beyin dokuları da TUNEL boyama yapılmak üzere ayrıldı. Frontal Lob, Hipokampüs ve Plazma örneklerinde Real-Time qPCR Uygulaması yapılarak miR-138, miR-138, miR-138, miR-138, miR-138 ve BDNF seviyeleri belirlendi. ELİSA analizi ile BDNF seviyeleri ölçüldü. Berberine grubunda Sevoflurane grubuna göre plazma, frontal ve hipokampüs miR 9, 124, 132 ve BDNF in anlamlı olarak yüksek olduğu, TUNEL boyamada istatistiksel olarak daha az apopitotik cisim görüldüğü tespit edildi, Gruplar arasında morris su tankı testinde, yükseltilmiş artı labirent testinde farklılık görülmedi. Yeni nesne tanıma testinde berberine grubu Sevoflurane grubuna kıyasla anlamlı olarak daha iyi yeni nesne seçme oranına sahipti.Bu bulgular geriatrik popülasyonda berberinin moleküler bazda hafıza ve öğrenmeyi olumlu etkilediği fakat bu durumun kliniğe yansımadığını gösterdi.

BellekBerberinMikro RNA+3
Tuğba Özyurt
Eskişehir Osmangazi University
2023
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of Ian McEwan's The Child in Time, Tom McCarthy's Remainder and Julian Barnes' The Only Story as narratives of memory and melancholy

The concept of melancholy has been discussed, defined, and analyzed throughout history by philosophers, thinkers, and psychoanalysts. In Sigmund Freud's seminal essay titled "Mourning and Melancholia" (1917), melancholia is attached to the concept of loss, and gained a different layer when compared with how it was perceived and defined in the past. At this point, the presence of loss is provided and tested by memory. In this respect, melancholia became interrelated with memory. These two concepts carry various layers within, such as love, death, mourning and time, and including these layers in the analysis vastly contributes to the discussions of melancholy and memory. In the contemporary era, melancholy and memory occupy a significant place both in the contemporary condition of human beings and in the reflection of that condition in the literature of the era. Thus, melancholy and memory have been two of the main focuses of contemporary British fiction. This study will attempt to demonstrate the relationship between melancholy and memory in Ian McEwan's The Child in Time (1987), Tom McCarthy's Remainder (2005), and Julian Barnes' The Only Story (2018) respectively. With their distinct ways of representing melancholy and memory, novels that will be analyzed in this thesis shed different amount of light into different aspects of the concepts.

NarrativeBarnes, JulianMemory+6
Muhammed Mirac Ceylan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Oligodendrosit hasarı ve bağırsak mikrobiyom çeşitliliği arasındaki ilişkinin araştırılması

İnsan ve hayvan çalışmaları bağırsak mikrobiyomunun, demiyelinizan hastalıkların patolojisinde rol oynayabileceğini göstermiştir. Bu konuda yürütülen çalışmaların hemen tamamı, bağırsak florasındaki bozulmayla indüklenen enflamatuvar süreci merkeze alarak demiyelinizan patogenezi açıklamayı denemiştir. "Bağırsak-beyin aksı" kavramının yol açtığı anlayış, bağırsak florasındaki bozukluğun tek yönlü olarak merkezi sinir sistemi üzerine etkilerini araştırmaya yoğunlaştırmıştır. Bununla birlikte, söz konusu aksın iki yönlü çalışıp çalışmadığı test edilmemiştir. Dolayısıyla, bu çalışmada, belleğin glial bileşeni olan miyelin ile bağırsak florası arasındaki ilişki, alfa-sinüklein, interlökin-3 ve tümör nekroz faktör-alfa belirteçlerinin kontrolünde, iki yönlü olarak araştırılmıştır. Bağırsak florasındaki bozulmanın miyelin üretimine etkisi polimeraz zincir reaksiyonu ve ELISA yöntemleriyle araştırılmasının yanında, hipokampal miyelin hasarının bağırsak florasına etkisi metagenomik sekanslama yapılarak incelenmiştir. Ayrıca, bağırsak disbiyozu ve miyelin hasarı arasındaki iletişimin, bellek ve motor performans üzerine etkisi davranış labirentleriyle test edilmiştir. Elde edilen bulgular, antibiyotikle indüklenen bağırsak disbiyozunun hipokampal temel miyelin proteini, p=.001, ve oligodendrosit spesifik protein, p=.158, üretimini baskıladığını göstermektedir. Diğer taraftan, hipokampal miyelin hasarının; vagus örneklerinde alfa-sinüklein, p=.001, ve kolon örneklerinde alfa-sinüklein, p=.014, tümör nekroz faktör-alfa, p=.035, ve interlökin-3, p=.016, seviyelerini arttırarak, bağırsak disbiyozuna yol açtığı bulunmuştur. Benzer şekilde, antibiyotik kullanımıyla indüklenen bağırsak disbiyozunun, kolon dokusu klaudin 5 protein seviyesini azalttığı tespit edilmiştir, p=.001, ve böylelikle bağırsak içerisindeki enflamasyonun, artmış plazma alfa-sinüklein, p=.001, seviyesi ile endike bir şekilde, sistemik dolaşıma sıçrayabildiği önerilmiştir. Davranış seviyesinde, miyelin hasarının uzamsal bellek performansını bozduğu ve anksiyete-benzeri davranışların ifadesinde artışa yol açtığı gün yüzüne çıkarılmıştır. Sonuç olarak, miyelin'in statik ve demiyelinizan bozukluklarla yalnızca klinik olarak ilişkili olduğu varsayımı artık geçerliliğini yitirmektedir. Giderek artan bir biçimde öğrenme fizyolojisi literatürüne nüfuz eden "miyelin plastisitesi" kavramı, sinaptik bellek teorisinin "bağırsak-beyin aksı" çalışmalarına dahil edilmiştir. Böylelikle, demiyelinizan hastalıkların açıklanamayan erken bellek bozukluğu semptomlarına, hipotetik açıklama ve deneysel çözümler sunabilecek "miyelin-mikrobiyom aksı" kavramsal bir bulgu olarak ortaya çıkmıştır.

BellekBellek analiziGastrointestinal mikrobiyom+6
Mehmet Bostancıklıoğlu
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sıçanlarda perinatal dönemde maruz kalınan müzik türlerinin davranış üzerine etkisi

Bu çalışmada, perinatal dönemde maruz kalınan müziğin, hayvanlarda anksiyete, motor koordinasyon, öğrenme, bellek ve depresyon parametreleri üzerindeki etkisi incelendi. 73 adet Wistar albino sıçanla klasik, tasavvuf, metal ve herhangi bir müdahale uygulanmayan kontrol grubu oluşturuldu. Prenatal dönemde her gün anne sıçanlara bir saat süreyle gruplarına ait müzik dinletildi. Annelere doğum yaptıktan sonra üç hafta daha yavrularıyla birlikte aynı müzikler dinletilmeye devam edildi. Yavruların sütten kesilme dönemi geldiğinde anneler çalışmadan çıkartıldı ve yavru sıçanlara sırasıyla anksiyete, motor koordinasyon, öğrenme ve bellek, depresyon testleri uygulandı. Davranış testleri bittikten sonra istatistiksel analizleri yapıldı. Hayvanlar sakrifiye edilerek prefrontal korteks, hipokampus ve serebellum bölgeleri moleküler çalışmalar için çıkartıldı. Çalışma sonunda metal müzik grubunun anksiyete ve umutsuzluk düzeylerinin düşük ancak öğrenme ve bellek becerilerinin zayıf olduğu gözlendi. Ayrıca metal müzik dinleyen yavrularda oksidatif stres düzeyinin de yüksek olduğu bulundu. Buna karşın, klasik müzik grubundaki sıçanların depresyon ve anksiyete seviyeleri yüksek iken öğrenme ve uzun süreli bellek becerileri kontrol grubuna oranla daha iyiydi. Tasavvuf müzik grubu ise depresyon ve anksiyete testlerinden yüksek skorlar alırken, kısa süreli öğrenmede başarılıydı. Bu çalışma sonunda ayrıca farklı müzik türlerinin motor koordinasyon becerisiyle ilişkisi olmadığı bulundu. Sonuç olarak, beyin gelişimi sırasında dinlenilen farklı müzik türlerinin davranış üzerinde farklı etkilerinin olduğu gözlemlendi.

AnksiyeteBellekMüzik+3
Hilal Yanık
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Deneysel migren modeli oluşturulan sıçanlarda timokinon'un analjezik etkisi ve nöroglial aktivite ve öğrenme-bellek ile ilişkisinin değerlendirilmesi

Migren, tekrarlayıcı ataklarla seyreden, tek taraflı ve zonklayıcı özellikteki baş ağrısı ile karakterize nörovasküler bir bozukluktur. Baş ağrısına, birçok semptomla birlikte dikkat eksikliği gibi kognitif bozukluklar da eşlik edebilmektedir. Timokinon, çörek otunun ana biyoaktif maddesidir ve yüzyıllardır bitkisel bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Günümüzde yapılan çalışmalar ise timokinonun, antikanser, antimikrobiyal, antiiflamatuvar, antihistaminik, antidiyabetik, gastroprotektif, hepatoprotektif, kardiyoprotektif ve nefroprotektif etkileri olan bir bileşik olduğunu ortaya koymuştur. Tüm bu etkileri yanında antinosiseptif, nöroprotektif ve antioksidan aktiviteleri olduğu da bildirilmektedir. Çalışmamızda, migren modeli oluşturulan sıçanlarda timokinonun ağrı, öğrenme-bellek ve nöroglial aktivasyon üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlandı. Çalışmada, 3 aylık, ağırlıkları 250-350 gram arasında değişen 27 adet yetişkin erkek Wistar albino türü sıçan kullanıldı. Migren modeli nitrogliserin (NTG) kullanılarak oluşturuldu. NTG, %0.9 izotonik serum fizyolojik (SF) ile dilüe edilerek her bir hayvan için 10 mg/kg/1 ml olacak şekilde hazırlandı. Kontrol (K) grubu (n=6), nitrogliserin (NTG) grubu (n=7), timokinon (TQ) grubu (n=7) ve nitrogliserin ile timokinon (NTG+TQ) uygulanan grup (n=7) olmak üzere 4 grup oluşturuldu. K grubu ve NTG grubuna 15 gün boyunca1 ml mısır yağı gastrik gavaj ile uygulandı. TQ ve NTG+TQ gruplarına ise 15 gün boyunca, mısır yağında çözdürülen TQ 10 mg/kg/1 ml olacak şekilde gastrik gavaj ile uygulandı. NTG ve NTG+TQ gruplarına 1, 5, 10 ve 15. günlerde 10 mg/kg NTG intraperitoneal (i.p.) olarak uygulandı. K ve TQ gruplarına ise aynı günlerde 0.3 ml SF i.p. olarak uygulandı. Hayvanların ağrı eşiğini belirlemek için, gastrik gavajdan hemen önce ve i.p. enjeksiyon uygulamasından 2 saat sonra tail flick test gerçekleştirildi. Deneyin 16. gününde, öğrenme-bellek fonksiyonlarını değerlendirmek için Morris su labirenti testi uygulandı. Deneyin 22. gününde hayvanlar 10 mg/kg ksilazin i.p. ve 100 mg/kg ketamin i.p. ile oluşturulan genel anestezi altında dekapite edildi ve beyinleri çıkarıldı. Beyinlerin bir yarıküresinin hipokampal bölgesi öğrenme-bellek ve oksidatif stres belirteçlerinin değerlendirilmesi amacıyla biyokimyasal analizlerde kullanıldı. Beyinlerin diğer yarıküresinin hipokampal bölgesi ise nöroglial aktivasyonun değerlendirilmesi amacıyla immunohistokimyasal çalışmalarda kullanıldı. Veriler tek yönlü varyans analizi uygulanarak Benforroni'nin çoklu karşılaştırma testi ile değerlendirildi ve değerler ± standart sapma olarak verildi. P<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Timokinon, Morris su labirenti testinde hayvanların platformu bulma sürelerini, TQ (***p<0.001) ve NTG+TQ (*p<0.05) gruplarında anlamlı olarak azalttı. NTG grubunun platformu bulma süresinde ise anlamlı bir artış (**p<0.01) olduğu xvi belirlendi. Hipokampus dokusunda BDNF düzeyleri K grubu ile kıyaslandığında, NTG grubunda azaldığı belirlendi. BDNF seviyeleri NTG grubuna göre kıyaslandığında ise TQ ve NTG+TQ gruplarının ikisinde de arttığı, ancak bu artışın sadece TQ grubunda anlamlı (**p<0.01) olduğu belirlendi. CREB1 seviyelerinin K grubuna göre NTG ve NTG+TQ gruplarında azaldığı, ancak bu azalmanın sadece NTG grubunda istatistiksel olarak anlamlı (*p<0.05) olduğu tespit edildi. Gruplar NTG grubuna göre kıyaslandığında ise, hem TQ (***p<0.001) hem de NTG+TQ (**p<0.01) gruplarında anlamlı bir artış olduğu görüldü. Hipokampus dokusunda SOD düzeyleri değerlendirildiğinde, TQ grubunda diğer tüm gruplara göre istatistiksel olarak anlamlı bir artış (***p<0.001) olduğu belirlendi. CAT düzeylerinin de benzer şekilde, TQ grubunda diğer tüm gruplara göre anlamlı olarak arttığı (*p<0.05, ***p<0.001) görüldü. İmmunohistokimyasal boyamalar değerlendirildiğinde ise, GFAP pozitif hücre sayısının K grubuna kıyasla NTG, TQ ve NTG+TQ gruplarının üçünde de istatistiksel olarak anlamlı biçimde arttığı görüldü (sırayla ***p<0.001, **p<0.01, *p<0.05). Tail flick testinde ise grup içinde ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı tespit edildi. Çalışmamızın sonuçları değerlendirildiğinde, deneysel migren modelinde timokinon uygulamasının; migren ağrısı üzerinde analjezik etkisinin olmadığı, mekânsal öğrenme ve bellek mekanizmasına BDNF ve CREB1 seviyelerini artırarak katkı sağladığı, migrenle ilişkili oksidatif stres üzerine SOD ve CAT seviyelerini artırarak olumlu etki gösterdiği, migren ve oksidatif stres ile ilişkili öğrenme--bellek defisitine astrosit aktivasyonu ile olumlu etki edebileceği, migrenle ilişkili astroglial aktivasyon üzerinde protektif etki gösterebileceği sonucuna varılmıştır.

AğrıBaş ağrısıBellek+7
Tuğba Büyükdemirtaş
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Prediyabetik hayvan modelinde metformin tedavisinin BDNF gen ifadesi ve bilişsel fonksiyonlar üzerindeki etkisi

Prediyabet, Dünya'da sıklığı artmakta olan bir hastalıktır. Makro ve mikrovasküler komplikasyonlar, glukoz toksisitesi, hiperinsülinemi prediyabette kognitif bozukluklara neden olabilmekte, ayrıca prediyabete sıklıkla eşlik eden obezite gibi hastalıklar da bu duruma katkıda bulunmaktadır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar merkezi sinir sisteminin vücut kitlesinin düzenlenmesindeki rolüne dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, prediyabetik hayvan modelinde; hipokampus bölgesinde beyin türevi nörotrofik faktör (BDNF) gen ifadesi ile öğrenme arasındaki olası ilişkinin metformin tedavisi ile karşılaştırmalı olarak analizi yapıldı. Çalışmada 32 Wistar albino rat kullanıldı. Deneysel prediyabet oluşturmak için denekler yüksek yağlı diyet (HFD) ile beslendi. Prediyabetik model oluşturulduktan sonra bir gruba metformin tedavisi uygulandı. Kontrol, prediyabet ve metformin uygulanmış olan deney gruplarına Morris su tankı ile öğrenme testi uygulandı. Deneylerin sonunda hayvanlar sakrifiye edildi ve hipokampus bölgeleri izole edildi. Real-Time PCR kullanılarak hipokampal örneklerde BDNF gen ifadesi analizi yapıldı. Deney sonuçları istatistiksel olarak değerlendirildiğinde, HFD diyet ile indüklenmiş ratlarda kontrol gruplarındaki ratlara kıyasla öğrenme performanslarının daha düşük olduğu ve BDNF gen ifadesinin azaldığı tespit edilmiştir (p=0.044). Metformin uygulanan grup ile kontrol grubu karşılaştırıldığında öğrenme performansları ve BDNF gen ifadelerinde artış görülmüştür (p=0.042). Metformin uygulanan prediyabetik grup ile ilaç uygulanmayan prediyabetik grup karşılaştırıldığında ise öğrenme performansları ve BDNF gen ifadelerinde artış saptanmıştır (p=0.044). Bu araştırma sonucunda, BDNF geninin prediyabetik hayvanlarda öğrenme performansı ve enerji dengesini düzenlediğine işaret eden bulgular saptandı. Bu çalışma BDNF geninin bilişsel fonsiyonlar ve enerji metabolizmasını düzenlemedeki rolünü inceleyen ilk çalışmadır, BDNF ve ilişkili moleküllerle yapılacak olan diğer araştırmalar için yol gösterici sonuçların elde edildiği düşünülmektedir.

BellekBilişGen ifadesi+7
İbrahim Halil Çitçi
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Obez sıçan modelinde pankreas ve hipokampus dokularında ucp2 gen analizi

Obezite, kardiyovasküler hastalıklar, tip 2 diyabet gibi birçok kompleks hastalık ile ilişkili bir risk faktörüdür. Bu nedenle obeziteye neden olan moleküler mekanizmaların aydınlatılması önemlidir. Kan glikoz seviyesinin düzenlenmesi ve enerji metabolizmasında etkili olan pankreas, diyabet ve obezite gelişiminde önemli bir organdır. Pankreastaki UCP2, insülin ve glukagon salınımını düzenlerken, hipokampustaki UCP2, nöronal yenilenmede rol oynayarak öğrenme süreçlerine etki etmektedir. Bu araştırmada obez sıçan modelinde hipokampus ve pankreas dokularında Ucp2 gen ifadesi ile öğrenme arasındaki olası ilişkiler araştırıldı. Bu amaçla planlanmış olan çalışmada Wistar albino yetişkin erkek sıçanlarda deneysel obezite modeli oluşturuldu. Deneylerde 8 obez, 8 kontrol olmak üzere 16 adet hayvan kullanıldı. Gruplara öğrenme testi uygulandıktan sonra hipokampus ve pankreas dokuları disektse edildi. Gerçek zamanlı kantitatif RT-PCR yöntemi kullanılarak dokularda Ucp2 gen ifade düzeyleri belirlendi. İstatiksel analizde gen ifade düzeylerinin karşılaştırılması Qiagen veri analizi programı ile, öğrenme verilerinin değerlendirilmesi ise student-T testi ile yapıldı. İstatistiksel analizler sonucunda; hipokampus dokusunda Ucp2 gen ifade düzeyinin obez grupta kontrol grubuna göre arttığı ve istatistiksel olarak sınırda anlamlı olduğu (p=0,05), pankreasta ise gruplar arasında fark olmadığı ( p=0,94) sonucuna varıldı. Öğrenme performansları karşılaştırıldığında ise obez grupta öğrenme performansının kontrole kıyasla daha düşük olduğu saptandı (p=0,001). Sonuç olarak obezitenin öğrenme performansını azalttığı bulundu. Ucp2 gen ifadesinin hipokampusta artmış olması ise obezitede nöronal sağ kalım için hücrelerin savunması olarak yorumlandı. Obezite ve öğrenme arasındaki ilişkinin moleküler düzeyde analizini amaçlamış olan bu araştırma sonuçları yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacaktır.

BellekBilişsel işlevGen ifadesi+6
Zeynep Ulukütük
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Deneysel şizofrenibenzeri model oluşturulan farelerde dexmedetomidine (DEX)'nin öğrenme ve bellek üzerine etkisinin davranışsal ve moleküler incelenmesi

Çalışmamız Deksmetedomidinin Şizofreni hastalığı için davranışsal ve moleküler düzeyde iyileştirici rolünün değerlendirmektir. Bu amaçla altı grup oluşturulmuştur. Her bir grupta kullanılacak ilaçlar intraperitonal olarak enjekte edilmiştir. ( MK-801, DEX1, DEX2, SF, MK801+DEX1, MK801+DEX2). Yetişkin Balb/c farelerde bilişsel işlevler Morris su havuzu testi ile değerlendirilmiştir. Daha sonra servikal dislokasyonla limbik sistemdeki Hipokampüs çıkarılıp COMT, RELN, DISC-1, DTNBP-1, NRG-1, BDNF genlerin mRNA ekspresyon düzeyleri moleküler düzeyde değerlendirilmiştir. MK-801 grubunda bilişsel işlevler için uygulanan Morris su havuzu testinde (MWM) platformu bulma sürelerinde artış meydana gelmiştir. DEX uygulanan grup ve kontrol grubunda benzer sonuçlar saptanmıştır. MK801-DEX gruplarında bu süre azalarak bilişsel işlevdeki bozulmayı onarıcı yönde etki göstermiştir. MK-801 grubunda COMT, RELN, BDNF, NRG-1, DISC-1 genlerinin mRNA ekspresyon düzeylerinde azalma meydana gelirken, DTNBP-1 geni mRNA ekspresyon düzeyinde değişiklik gözlenmemiştir. DEX1 ve DEX2 gruplarında bu genlerin mRNA ekpresyon düzeyleri kontrol grubuyle benzer sonuçlar vermiştir. MK-801+DEX1 ve MK-801+DEX2 grupları ile MK-801 grubu karşılaştırıldığında bu genlerin mRNA ekspresyon düzeylerinde artış meydana gelmiştir. Bilişsel işlev ve moleküler düzeyde değerlendirme ışığında DEX'in onarıcı etkisinin ileriki dönemlerde şizofreni hastalığının tedavisinde yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

BellekDeksmedetomidinDizocilpine maleate+5
Esma Deniz Barç
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Nöbetli çalışan erkeklerde BDNF, GDNF ve nörotrofin 3 düzeylerinin ve beyin hacimlerinin incelenmesi

Giriş: Uyku, neredeyse tüm canlıların yaşadığı periyodik olarak belirlenmiş bir zaman dilimidir. Nöbetli çalışanlarda uyku bozuklukları görülmektedir. Uyku bozukluğunun öğrenme, bellek ve bilişsel fonksiyonlarda görevli olan nörotrofin düzeylerini etkilediğini ileri süren çalışmalar bulunmaktadır. Nörotrofinler, nöronal ve nöronal olmayan hücrelerin proliferasyonu, farklılaşması, yaşaması ve ölümünü etkileyen bir grup polipeptid büyüme faktörü ailesidir. Brain-derived neurotrophic factor (BDNF), Glial-derived neurotrophic factor (GDNF) ve Nörotrofin 3 bu ailenin üyelerindendir. Yeni sinaps oluşumu ve sinaptik plastisiteyi tetikleyerek öğrenme ve bellek oluşumundan sorumludurlar. Amaç: Bu çalışmanın amacı nöbetli çalışan erkeklerde BDNF, GDNF ve Nörotrofin 3 düzeylerinin ve beyin hacimlerinin incelenmesidir. Yöntem: Bu araştırma, prospektif gözlemsel bir çalışmadır. Çalışmaya Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu'ndan 06.04.2021 tarih ve 2021-07/78 numarası ile etik kurul onayı alındıktan sonra başlanmıştır. Çalışmaya en az 1 yıldır nöbetli çalışan 49 erkek dahil edilmiştir. Nöbetli çalışmada yalnızca yaklaşık 16.00 itibaren başlayan gece çalışmayı kapsayan vardiya (≥4gün/1 ayda minimum) esas alınmıştır. Vardiyalı çalışma süresine göre Grup 1 (kısa süredir çalışanlar (1-5 yıl)) (n=25) ve Grup 2 (uzun süredir çalışanlar (5 yıl üzeri)) (n=24) olarak iki grup yapılmıştır. Kişilerin sosyodemografik bilgileri ve vardiyalı çalışma ile ilgili bilgileri alınarak, uyku kalitesini değerlendirmek amacı ile PUKİ uygulanmıştır. Bilişsel performansı değerlendirmek için MOCA ve İz Sürme Testi, anksiyete düzeyini değerlendirmek için Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. 1 adet EDTA'lı tüpe yaklaşık 5 cc kan alınarak plazma BDNF, GDNF ve Nörotrofin 3 düzeyleri incelenmiştir. 3 Teslalık cihaz çekimi olan MRI görüntülerinde T1 ağırlıklı aksiyal görüntü grubu kullanılarak MR görüntüsü işleme programlarından olan Matlab 7.10.0 ile analiz edilebilir hale getirilen verilerler hacim ölçüm programlarından Volbrain (84) ve MriCloud (85) uygulaması kullanılarak hacim ölçümü yapılmış ve raporlanmıştır. Bulgular: Çalışmamız sonuçlarına göre Grup 2 nin BDNF ve NT-3 düzeylerinde anlamlı (p<0.05), GDNF düzeylerinde ise anlamlı olmayan (p>0.05) bir azalma olduğu belirlenmiştir. İki grup arasında ilgili beyin bölgeleri hacimlerinde anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). PUKİ sonuçlarına göre her iki grubunda kötü uyku kalitesi olduğu ve gruplar arasında istatistiksel bir anlamlılık olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). İki grup arasında Beck Anksiyete Ölçeği ve İz Sürme Testi sonuçlarının istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). MOCA değerleri bakımından iki grup arasındaki farklılık istatistiki olarak anlamlıdır (p<0.05). Grup 1 MOCA değerlerinin Grup 2 ye göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Hem kısa süreli hemde uzun süreli nöbetli çalışan erkeklerde uyku kalitesinin kötü olduğu belirlenmiştir. Uzun süredir nöbetli çalışanların BDNF, GDNF ve NT-3 düzeylerinde görülen azalma nöbetli çalışma sisteminin öğrenme ve bellek üzerinde olumsuz etkilere neden olabileceğini göstermektedir. Ağustos 2022, 93 sayfa. Anahtar Kelimeler: Beyin Kaynaklı nörotrofik faktör, Glial hücre kaynaklı nörotrofik faktör, Nörotrofin 3, Uyku Bozukluğu, Vardiyalı Çalışma.

BellekBeyinBiliş+7
Mücahide Büşra Balcıoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Health Sciences
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

MK-801 ile oluşturulan deneysel şizofreni modelinde prefrontal korteks ve hipokampusta aquaporin-4 kanallarının dağılımı

Giriş: Glimfatik sistemin önemli bileşenlerinden biri aquaporin-4 (AOP-4) kanallarıdır. Nörodejenerasyona neden olan patolojilerde glimfatik sistem ve AOP-4 kanallarında değişiklikler olduğu bildirilmektedir. Çalışmamızda N-metil D-aspartat (NMDA) reseptör blokajı ile oluşturulan deneysel şizofreni modelinde AQP-4 kanallarının prefrontal korteks ve hipokampusta dağılımının araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Deneysel şizofreni modeli oluşturmak için yetişkin Balb/c farelere 11 gün boyunca NMDA reseptör antagonisti MK-801 periton içine uygulandı. Fareler (N=10-11) ilaç uygulamasının beşinci günüden itibaren uzaysal öğrenme-bellek performanslarının değerlendirilmesi amacıyla Morris su havuzu (MWM) testine alındı. MWM'de farelerin platformu bulma süresi, hedef kadranda geçirdikleri süre ve yüzme hızı Ethovision XT ile kayıtlandı. Bir grup farede (N=5) ise MWM testine alınmadan 10. günde enjeksiyondan yarım saat sonra sakrifiye edilerek hipokampus ve prefrontal korteks izolasyonu yapıldı. İmmünohistokimyasal ve elektron mikroskobik olarak AQP-4 kanalları prefrontal korteks ve hipokampusta incelendi. Davranış testlerinin istatistiksel analizinde repeated measure ANOVA, immünohistokimyasal verilerin analizinde Mann Whitney-U testi kullanıldı. Bulgular: MWM testinde, MK-801 uygulanan farelerde kontrol grubuna göre platformu bulma süresinde anlamlı artma, hedef kadranda geçirilen sürede ise anlamlı azalma bulundu (p<0,001). İmmünohistokimyasal olarak hipokampusta glia hücreleri, perinöronal alan (p<0,01) ve kapillerde (p<0,0001) AQP-4 kanallarında artma, prefrontal kortekste glial hücreler (p<0,01) ve kapillerlerde (p<0,001) anlamlı artma gösterildi. Elektron mikroskopisinde, MK-801 uygulanan farelerde hipokampal ve prefrontal kortekste glia hücrelerinde ve nöronlarda çekirdekte kromatin artışı, sitoplazmada organel harabiyeti, kapiller damar etrafında ise ödemli alanların olduğu tespit edildi. Bilişsel işlevlerde bozulmaya neden olan deneysel şizofreni modelinde prefrontal korteks ve hipokampusta AOP-4 kanallarında artma ve histolojik olarak nörodejenerasyon meydana geldi. Sonuç: NMDA reseptör blokajı ile bilişsel işlevlerde bozulmaya paralel olarak prefrontal korteks ve hipokampusta nörodejenerasyon meydana geldiği ve metabolizma son ürünlerinin ortamdan uzaklaştırılması için AQP-4 kanallarında artma olduğu ileri sürülebilir.

Akuaporin 4AkuaporinlerBellek+3
Ömer Burak Eriçek
Çukurova University
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerde doğum hafızasının postpartum depresyon üzerine etkisi: Kastamonu ili örneği

Amaç: Bu araştırma 0-12 ay arası bebeği olan annelerin doğum hafızasının postpartum depresyon üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma örneklemini Kastamonu ilinde, 0-12 aylık bebeği olan annelerden araştırma kriterlerine uyan 307 anne oluşturmuştur. Araştırma verileri ; Birey Tanıtım Formu, Doğum Hafızası ve Hatırlama Ölçeği (DHHÖ), Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDÖ) formları kullanılarak toplanmıştır. Bulgular: Annelerin Doğum Hafızası ve Hatırlama Ölçeği toplam puan ortalamasının 82,73±20,00, Edinburgh Postpartum Depresyon Ölçek toplam puan ortalamasının 7,44±5,42 ve %16,0'sında postpartum depresyon riskinin olduğu saptanmıştır. Annelerin Doğum Hafızası ve Hatırlama Ölçeği toplam puan ortalamaları ile Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği risk durumları arasında anlamlı fark olduğu depresyon riski olan annelerin hafıza puanlarının yüksek ve olumsuz hafızaya sahip oldukları belirlenmiştir. Sonuç: Annelerin %16,0'sının postpartum depresyon yaşadığı, postpartum depresyon riski olan annelerin Doğum Hafızası ve Hatırlama Ölçeği puanlarının daha yüksek olduğu ve bu durumun zayıf da olsa depresyonu etkilediği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: doğum hafızası, doğum anıları, hatırlama, doğum sonu depresyon

AnnelerBellekDepresyon+4
Hümeyra Çakmak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Alüminyum klorür (ALCL3) ile alzheimer modeli oluşturulan farelerde davranış değişiklikleri ve beyindeki histopatolojik değişikliklerin araştırılması

Alzheimer hastalığı (AH) ilerleyici nörodejeneratif bir hastalık olup demansın en sık görülen nedenidir. Beta amiloid plak ve nörofibriler yumakların birikimi ile karakterize olan hastalığın patofizyolojisinin aydınlatılması, hastalığın önlenmesi ve tedavisi için oldukça önemlidir. Bu amaçla uzun süreli alüminyum klorür alımı ile oluşturulan deneysel Alzheimer modelinde, davranış değişiklikleri ve beyinde oluşan histopatolojik değişiklikler araştırılmıştır. Çalışmada alüminyum klorür alan erkek ve dişi fareler deney grubunu, sadece musluk suyunu alan erkek ve dişi fareler kontrol grubunu oluşturmuştur. Doksan günlük alüminyum klorür alımı sonrası, farelere motor koordinasyonlarını değerlendirebilmek için rota rot; keşif, anksiyete, uzamsal öğrenme ve belleği değerlendirebilmek için yükseltilmiş artı labirent; emosyonel öğrenme ve bellek tayini için pasif sakınma testleri gerçekleştirilmiştir. Testler bittikten sonra fareler, sakrifiye edilerek beyinleri hızlı bir şekilde formaldehite konulmuştur. Deney sonuçlarında rota rot testinde hem gruplar arası hem de cinsiyetler arası fark bulunamamıştır. Yükseltilmiş artı labirent testinde açık kolda geçirilen sürenin azalması ve kapalı kolda geçirilen sürenin artması istatistik açısından kontrol grubunda anlamlı bulunmuştur. Bu sonuç deney grubunda kaygı düzeylerinin düştüğünü, aynı zamanda öğrenme ve hafızasının bozulduğunu göstermektedir. Cinsiyetler arası farka bakıldığında dişi farelerin kaygı düzeylerinin erkek farelerden daha fazla olduğu bulunmuştur. Pasif sakınma testinde deney grubunda uzun süreli belleğin bozulmadığı görülmüştür. Bunun sebebinin verilen alüminyum miktarının uzun süreli belleği bozabilecek kadar toksik düzeye ulaşmadığı düşünülmüştür. Yapılan beyin histopatolojik incelemelerde deney grubunda hem serebral korteks hem de hipokampus CA1 bölgesinde nöron kaybı gözlenirken, piknotik çekirdekli hücrelerde artış saptanmıştır. Ayrıca hipokampuste bazofilik çekirdekli nöronlar belirgin olarak nörofibriler yumaklar görülmüştür. Sonuç olarak bu çalışmada alüminyum klorürlü su içirilerek deneysel Alzheimer modeli oluşturulmuştur ve beynin histopatolojik incelemelerinde bu durum ortaya konulmuştur. Bu model sonucunda motor koordinasyon bozulmamış, davranış değişiklikleri olmuş, kaygı düzeyleri azalmış, öğrenme ve kısa süreli hafızaları bozulmuştur. Uzun süreli hafızalarının bozulmadığı gözlenmesine rağmen, ilerleyen süreçlerde nasıl değişeceği konusunda yeni çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: Alzheimer Hastalığı; Alüminyum klorür; Öğrenme; Bellek; Davranış

Alzheimer hastalığıAlüminyum klorürBellek+6
Derya Deniz Kanan
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Deep learning-based daily solar irradiation prediction for Adana region

Nature suffers because of the negative effects and insufficiency of fossil energy resources such as oil, coal, and natural gas, which is why renewable energy generation has received significant attention. To replace harmful fossil fuels with clean, safe, and sustainable energy, the photovoltaic (PV) market has grown rapidly in the last decades. A high-accuracy daily solar global horizontal irradiation (GHI) prediction model is a critical tool for the operation, maintenance, and optimization of PV systems so that developing an intelligent and robust GHI prediction model has become one of the most captivating topics among researchers in recent years. In this thesis, meteorological data of Adana region were obtained from MERRA-2 via introducing calendar data, then the dataset was wrangled to treat missing and erroneous data by using Python programming language in order to form a cleansing dataset that is normalized and split into 80% and 20% for training and testing dataset respectively. Moreover, four different feature selection scenarios were created depending on Pearson's correlation and the threshold limits were specified as 0, 0.10, 0.25, and 0.5. After day-head GHI prediction models were carried out using different deep learning-based models with a statistical and a traditional artificial neural network algorithm, namely multiple linear regression (MLR), multilayer perceptron (MLP), recurrent neural network (RNN), long short-term memory (LSTM), gated recurrent unit (GRU), bidirectional LSTM, and bidirectional GRU. The prediction results were evaluated by utilizing a variety of performance metrics, including R-squared (R2), normalized mean absolute error (nMAE), mean absolute percentage error (MAPE), and normalized root mean squared error (nRMSE). The Bi-LSTM model has been observed to outperform the other models in terms of R2 (85.495%) and MAPE (19.901%). Key Words: Daily Global Horizontal Irradiation Prediction, Deep Learning, Recurrent Neural Networks, Long Short-Term Memory, Gated Recurrent Unit, Adana

AdanaMemoryDeep learning+2
Eman Ahmed Erfan Othman Abdalla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sivas sinema salonları üzerine bir sözlü tarih çalışması

Sinema, 19. yüzyılda icat edilen ve günümüze kadar durmaksızın gelişmeye devam eden popüler, sanatsal ifade biçimidir. Ülkemizde sinema konulu araştırmalar genellikle yapım, yönetmen ve yapım firmalarını konu edinmekte, kültürel toplumsal bellekte yer alan sinema salonlarını kapsayan çalışmalar ise yetersiz kalmaktadır. Bu konuda yerel düzeyde yapılan araştırmalar Türkiye'de sinema tarihi konusundaki çalışmalara katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda Sivas sinema salonları üzerine yapılan ilk araştırma niteliğindeki bu çalışma, Sivas kent belleğinde yer alan bilgiler ışığında sinemaların kuruluşundan günümüze tarihsel gelişimini ortaya çıkarmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, araştırmanın konusu, amacı, önemi, yöntemi ve Sivas matbu kaynaklarında yer alan Sivas sinemaları başlıklı yazıların da derlendiği litateratür değerlendirilmesi yer almaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde Cumhuriyet öncesi dönemde Türkiye'de sinema gösterimi ve ilk sinema salonları, Sivas şehir tarihi ve sinema salonlarının bu tarihsel çerçevede gelişimine değinilmiş, Sivas'ta yapılan ilk sinema gösterimi ve ilk sinema salonu konusu ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde kartopu örneklemiyle sinema sahipleri, yakınları ve sinema çalışanlarından oluşan 25 katılımcı ile 2021-2023 yıllarını kapsayan süreçte sözlü tarih görüşmesi yapılmıştır. Bu görüşmelerden ve doküman analizi ile elde edilen veriler çerçevesinde Erken Cumhuriyet Dönemi'nden günümüze kadar açılmış 23 sinema salonunun tarihsel gelişimi ve dönüşümü ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Son olarak araştırma bulguları Türkiye'de sinema tarihi çalışmaları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sivas, Sinema, Bellek, Sinemacılık, Sözlü Tarih

BellekSinemaSinema sektörü+3
Mustafa Aburşu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Deneysel alzheimer hastalığı modelinde voltaj bağımlı anyon kanalı-1 ve hiperfosforile tau inhibisyonunun araştırılması

Alzheimer Hastalığı (AH), idiyopatik (sebebi bilinmeyen) bir etiyolojiye sahip beynin primer bir nörodejeneratif hastalık olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada, VDAC1'in pro-apoptotik aktivitesini önlemenin, AH'da hücre ölümünü inhibe etmek için ideal bir yöntem olabileceği düşünülmüştür. Çalışmada, AH modelinde gatekepeer olarakta bilinen voltaj bağımlı anyon kanalı proteininin inhibisyonunun ve davunetidin tedavisinin AH'nın primer patolojik belirteçleri üzerine ilişkisini ve hafıza - bellek eksikliklerini kurtarma yeteneklerini incelemek hedeflenmiştir. 2-3 aylık ve 230±30 gr ağırlığında 30 adet Wistar cinsi erkek sıçanlar tercih edildi. Her grupta 5 hayvan olacak şekilde rastgele KONTROL grubu, SHAM grubu, STZ grubu, STZ-DAV grubu, STZ-DIDS grubu ve STZ-DIDS-DAV grubu olmak üzere 6 gruba ayrıldı. AH modeli için intraserebroventriküler streptozotosin uygulandı. Deney süresince DIDS ve DAV ugulamaları intraperitonel yolla yapıldı. Davranış testlerinde radyal kol labirent (RKL) testi kullanıldı. Deney süresince 21 günlük uygulamadan sonra anestezi altındaki sıçanlardan kan ve beyin örnekleri alındı. Daha sonra ELIZA yöntemi ile biyokimyasal analizler yapıldı. SerumlardaTNF-α, caspase-3 ve MAPt değerleri bakımından gruplar arasında fark gözlenmezken, serum IL-10, TBARS, Aβ1-42, TSPO ve VDAC1 değerleri bakımından anlamlı fark saptandı. Gruplar arası beyin doku homejenatlarında IL-10 ve Aβ1-42 değerleri arası anlamlılık gözlenmezken, TNF-α, TBARS, caspase-3, MAPt, TSPO ve VDAC1 değerleri arasında anlamlı fark gözlemlendi. RKL testi verileri ön eğitim günleri ve eğitim günleri arasında farklılıklar saptandı. Deneysel AH modeli oluşturulan şıçanlarda, bu uygulamaların biyokimyasal ve davranış verileri üzerine hafıza - bellek eksikliklerini kurtarma yönünde etkili olabileceği daha fazla yapılacak çok yönlü çalışmalarla desteklenmelidir.

Alzheimer hastalığıBellekBellek bozuklukları+5
Asuman Çanak
Düzce University · Institute of Health Sciences
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akut karın ağrısı ile acile başvuran ve akut apandisit düşünülen hastalarda acil tıp hekimi tarafından yapılan termal kamera ölçümlerinin analizi

Amaç: Bu çalışmanın amacı acile akut karın ağrısı ile başvuran ve Akut Apandisit tanısı alan hastaların ınfrared (termal kamera) görüntülerinin analizi ve yapay hafıza oluşturmasını sağlayıp, tanıda kullanımını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalısmaya acil servise karın ağrısı sikayetiyle başvuran ve akut apandisit nedeniyle ile opere edilen hastalar ile herhangi bir kronik hastalığı olmayan sağlıklı gönüllüler dahil edildi. Hasta grupta ameliyat öncesi sağ alt kadran, sol alt kadran ayna görüntüsü üzerinden termal görüntüler alındı. Sağlıklı gönüllüler için de aynı işlemler tekrarlandı. Bu görüntülerin analizi sonucu hasta ve sağlıklı gönüllülerin sağ alt kadran sıcaklık farkı anlamlı bulundu (p=0.01). Daha sonra bu görüntülerle denetimli makine öğrenme yöntemi olan doğrusal destek vektör makinesiyle model (sınıflayıcı) oluşturuldu. Eğittiğimiz bu modele sonradan test amacıyla çalışmaya daha önceden almadığımız hasta ve sağlıklı gönüllü görüntüleri yükleyip doğruluğunu, duyarlılığını ve özgüllüğünü bulduk. Bulgular: Hasta grubunda termal görüntülemede sağ ald kadran ve sol alt kadran sıcaklık farkları sağlıklı grupla karşılaştırıldığında anlamlı farklılık bulundu (p<0.005). Bu hastalarla eğittiğimiz doğrusal destek makinasına (yapay hafıza modeli) daha sonra test amaçlı yüklediğimiz hasta ve sağlıklı görüntülerin analizi sonucunda yapay hafızanın doğruluk oranını %82.5, duyarlılığını %96.15, özgüllüğünü %57.14 olarak bulduk. Sonuç: Bu çalışmada termal kamera görüntüleriyle oluşturduğumuz yapay hafıza modelinin akut apandisit tanısında acilde geleneksel yöntemlere yardımcı olabileceği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Termal görüntüleme, yapay hafıza, apandisit, karın ağrısı, acil servis.

Acil servis-hastaneAcil tıpApandisit+4
Ali Gürakın
Gaziantep University
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel peyzajda yaşam kalitesinin kentsel bellek ve yer kavramı ile etkileşimi: Düzce kent merkezi

Kentsel peyzaj, kentsel yerleşimlerdeki fiziksel mekanlarla beraber, o yeri oluşturan ruhu da içermektedir. Bir kentin peyzajı hakkında değerlendirme yapılırken o kentin yaşam kalitesinin, belleğinin ve ruhunun, kentin diğer unsurları ile oluşturduğu bütünlüğe ve bunların birbirleri ile olan ilişkisine bakılmalıdır. Kentsel peyzaj ve yaşam kalitesi bağlamında kentsel bellek ve yer kavramlarının etkileşiminin Düzce kent yapısı üzerinden incelenmesini amaçlayan bu tezde yöntem olarak içerisinde gözlem, görüşme ve içerik incelemeyi barındıran çoklu veri toplama yöntemi (triangulation) seçilmiştir. İçerik inceleme yöntemlerinden ikincil veri analizine, kentsel peyzaja ait imgesel verilerin elde edilmesi için gözleme ve kent planlamanın paydaşları içerisinde yer alan kent yöneticileri, uzmanlar ve halk ile sözlü görüşmeye başvurulmuştur. Sözlü görüşme sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesinde SPSS 17.0, LISREL 8.80., AUTOCAD 2007 ve PHOTOSHOP CS2 yazılımlarından yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular ile gelişmekte olan bir kentin sürdürülebilirliğini sağlayacak kararların alınması için bir model oluşturmak amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak oluşturulan hipotezlerin test edilmesi için yapısal eşitlik modeli oluşturulmuştur. Tezin sonucunda hipotezlerin sınanmasına dayanarak diğer kentler için de örnek oluşturabilecek bir yaklaşım sunulmuştur. Bu model ile erişilmek istenen, kendi değişim süreci içerisinde geçmişten gelen bütünlüğü, fiziksel ve sosyal anlamda koparmadan, ekonomik gelişimini kendi üzerinden inşa eden bir kent dokusudur. Bu dokunun yaratılması için kentin fiziksel, sosyal ve ekonomik okuması yapılarak yorumlanmış, böylece kentin ve kentlinin sürekli değişen güncel ihtiyaçlarını çözümlemeye yönelik öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır.

BellekYaşam kalitesiYer+1
Elif Lutfiye Kutay Karaçor
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken dönem stresli ve ambivalan yaşam olaylarının davranışsal ve nörogelişimsel etkileri

İnsanlarda olumsuz erken dönem yaşantılarının çocuğun uzun dönemde nörobiyolojik ve psikososyal gelişimini olumsuz etkilediğine ve erişkin dönemde psikiyatrik hastalık gelişimi açısından bir yatkınlık yarattığına dair klinik ve epidemiyolojik kanıtlar vardır. Bu çalışmadaki amaç; sıçanlarda erken dönemde yaşanan farklı olumsuz yaşam olaylarının erişkin dönemdeki anksiyete düzeyi, depresif belirtiler, bellek işlevleri ve nörogenez üzerindeki etkilerini karşılaştırmaktır. Bu amaçla çalışmada kullanılan sıçanlar dört gruba ayrılmışlardır: (1) Kontrol grubu (n=12), erken dönemde normal bakım verilmiş olan sıçanlar; (2) Hafif stres grubu (n=16), Erken Elleme modeli uygulanmış olan sıçanlar; (3) Ağır stres grubu (n=13), Erken Yoksunluk modeli uygulanmış olan sıçanlar; (4) Ambivalan anne grubu (n=17), erken dönemde 3 saat/gün ?sahte anne? ile vakit geçirmiş olan sıçanlar. Bu sıçanlar erişkin döneme geldiklerinde davranış analizleri, ultrasonik ses kayıtları, Yükseltilmiş Artı Labirent testi ile anksiyete düzeyleri, Zorunlu Yüzme Testi ile depresyon benzeri davranış düzeyleri, Yeni Nesne Tanıma Belleği testi ile bilişsel işlevleri değerlendirilmiştir. Nörogelişimlerini değerlendirmek için ise prefrontal korteks, dentat gyrus ve serebellumlarındaki BDNF proteini düzeylerine Western Blott ve ELİSA yöntemleri ile bakılmıştır. Davranış analizi ve anksiyete modeli sonuçlarına göre ağır stres ve ambivalan anne gruplarındaki dişi sıçanlar kontrol ve hafif stres grubundakilere göre anlamlı ölçüde daha düşük anksiyeteye sahipti. Ağır stres ve ambivalan anne gruplarının depresyon benzeri davranışları, cinsiyetten bağımsız olarak, hafif stres ve kontrol grubundan anlamlı ölçüde düşüktü. Gruplar arasında bellek işlevleri ve BDNF düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Bu sonuçlar hipotezimizin aksine, sıçanlarda erken dönemde ağır stres veya ambivalan anne ile büyümüş olmanın erişkin dönemde anksiyete ve depresyon benzeri davranışı azalttığını düşündürmektedir. Literatürde bulunmayan ve ilk defa bu araştırmada kullanılan ?sahte anne? modelinin farklı modifikasyonlar içeren şekillerinin ilerideki çalışmalarda kullanılması, bu modelin geçerlilik ve güvenilirliğini arttıracaktır.

AnksiyeteBellekDepresyon+4
Aslıhan Sayın
Gazi University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Sporda uzmanlaşmanın algısal ve bilişsel süreçlere etkisi

Bu çalışmanın amacı, spor uzmanlığının algı ve bilişin farklı yönleri ile ilgili ölçümlerde üstün performans ile ilişkili olup olmadığını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda elit sporcular ile sporcu olmayanların algısal ve bilişsel yeteneklerinin farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Çalışmaya 18 ile 35 yaş arasında elit seviyede spor yapan 14 kadın ve 19 erkek voleybol oyuncusu ile 16 kadın ve 15 erkek sedanter birey olmak üzere toplam 64 katılımcı gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar kişisel bilgi formunu doldurduktan sonra bilgisayar ortamında uygulanan değişim saptama görevi ve görsel çalışma belleği görevini tamamlamıştır. Deneylerde kullanılan uyarıcıların hazırlanmasında Adobe Photoshop CS6 programından yararlanılmıştır. Uyaranların sunumu ve tepkilerin kaydedilmesi OpenSesame 3.3.8 programı ile yapılmıştır. Ölçümler sonucu elde edilen veriler SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Değişim saptama görevinde katılımcıların doğru tepki oranları ve doğru tepki hız ortalamaları karışık desen ANOVA modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Görsel çalışma belleği görevinde uzman ve kontrol gruplarının çalışma belleği kapasiteleri bağlantısız örneklemlerde t testi kullanılarak karşılaştırılmıştır.Değişim saptama görevi sonuçları incelendiğinde, elit sporcuların kontrol grubuna göre değişim belirleme hızları yaklaşık olarak 991 ms daha hızlıdır. Görsel çalışma belleği görevi kullanılarak araştırılan çalışma belleği kapasiteleri karşılaştırıldığında ise, elit sporcuların çalışma belleği kapasitesi ortalamaları (x̄ = 1.16, SS = .46) kontrol grubunun ortalamalarından (x̄ = .94, SS = .40) istatistiksel olarak anlamlı derece daha yüksek bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar, uzun dönem yapılan yoğun egzersizlerin algısal – bilişsel süreçler üzerinde etkili olduğunu ve bilişsel görevlerde üstün performansı olumlu şekilde etkilediğini göstermiştir.

AlgıAlgısal süreçBellek+5
Gamze Yıldırım Araz
Fırat University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Pravastatin ve atorvastatin verilen gebe sıçanların yavrularında öğrenme ve bellek davranışlarının incelenmesi

Öğrenme ve bellek, çevreden gelen uyaranların beyinde işlenmesi ve uygun davranışların geliştirilmesi gibi zihinsel süreçleri düzenler. İnsanlar yaptıkları işlerde belleğe başvururlar. Algılanan bilgilerin, merkezi sinir sistemi hücrelerine aktarılması ve önceden öğrenilmiş bilgiler ile etkileşimi ile hatırlanması davranışı öğrenme ve bellek sürecini oluşturan öğelerdir. Öğrenme ve bellek üzerine olumsuz etkileri olan faktörlerin patofizyolojisi yeterince aydınlatılamamıştır. Çalışmalar öğrenme ve bellek sürecinde korteks ve limbik sistemin rol oynadığını göstermektedir. Serebral korteksteki primer ve sekonder motor ve duyusal alanlar olan spesifik kortikal alanların önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Primer ve sekonder motor ve duyusal alanların klasik sınıflandırmasına uymayan bazı büyük serebral korteks alanları vardır. Bunlara asosiyasyon alanları adı verilir. Limbik sistem, kişinin korunması ve türün devamlılığının sağlanmasına yardımcı bir sistemdir. Bu sistem bellek, bağımlılık, stres ve plastisite oluşumunda birbiriyle etkileşimde olan ve serotonin, dopamin, noradrenalin, gamma aminobütirik asit (GABA), glutamat, asetilkolin gibi nörotransmitter sistemlerini barındıran spesifik bir nöronal ağdır. Korteksin medial kısmında bulunan hipokampus, beynin altına kıvrıldıktan sonra lateral ventrikülün alt yüzeyine doğru yükselir. Hipokampus, olfaktor korteksin bir parçası olarak gelişmiştir. En ilkel hayvanlarda hangi besinlerin yeneceğini, hangi objelerin kokularından tehlikeli olabileceğini ve yaşamsal birçok kararın alınmasında önemli rol oynamaktadır. Gebelikte statinlerin kullanımının teratojenik etkiye neden olmasıyla ilgili tartışmalı çalışmalar mevcuttur. Kolesterolu azaltarak gonadal steroidogenezisdeki potansiyel bir bozulma ile ilgili teorik endişeler, hayvanlarda kesin kanıtlarla desteklenmemiştir. Statinlerin, kortikal fetal beyin gelişimini ve metabolik anormallikleri in vivo ve in vitro önlediği, travmatik beyin hasarında hayvan modellerinde bilişsel eksiklikleri azalttıkları, nörogenezi arttırdıkları nöronal ölümü azalttıkları yetişkin ve yaşlı APP (Amiloid Precursor Protein) farelerinde serebrovasküler fonksiyonun eski haline getirilmesinde etkinlik gösterdikleri yapılan son çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu çalışmada gebelik süresince pravastatin ve atorvastatin verilen sıçanların yavrularında öğrenme ve bellek deneyi yapılması planlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenme, bellek, atorvastatin, pravastatin, rat.

AtorvastatinBellekGebelik+4
Selim Akdemir
Fırat University
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Bir güncel sanat pratiği olarak ânı yaratma ve saklama: Belleğin inşası

"Bir Güncel Sanat Pratiği Olarak Ânı Yaratma ve Saklama: Belleğin İnşası" adlı bu çalışmada, insanın anlam arayışında, varoluşunda ve kendine bir kimlik inşa etmesinde belleğin rolü incelenmiştir. İnsan hatırlama edimi ile hayatına anlam katmakta ve deneyimler aracılığı ile oluşan belleğindeki anları şimdide yeniden yaratmaktadır. Geçmişin sürekliliği hatırlama ve unutma edimleri açısından varlığını korumakta ve hatırlama edimi ise bir nesne, tat veya koku gibi tetikleyiciler aracılığı ile sağlanmaktadır. Bellek üzerine çalışmalar özellikle modern dönemin tezatlıklarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Modernizmin hümanist anlayışının aksine yaşanan dünya savaşları ve Yahudi soykırımı neticesinde, modernizme olan güven sarsılmıştır. Modernizmin geçmişi yok sayarak sadece yeniye odaklı yapısı, moderne tepki olarak gelişen postmodernizmin geçmiş unsurları eklektik bir şekilde sunmasını ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmada, geçmişi yeniden oluşturma arzusunda olan sanatçının, hatırlama tetikleyicisi olan nesneler ve mekân aracılığı ile sunduğu sanatsal pratikler incelenmiştir. Uygulanan güncel sanat yapıtları ise sanatçının yaşantısından bir parçadır. Ortaya konan geçmişe dair kişisel ve toplumsal her imge, sanatçının kendi belleğinin izleridir.

AnılarAnıları hatırlama işlevleriBellek+5
Alev Alkan Tüfek
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Primer Sjögren sendromlu hastalarda kognitif fonksiyonların değerlendirilmesi

Primer Sjögren Sendromu, nörolojik tutulum da dahil ekzokrin bez dışı sistemik tutulumlarla da gideblen bir hastalıktır. Hastalarda unutkanlık ve benzeri kognitif problemler sık gözlenmektedir.Bu çalışmada amaç, Primer Sjögren Sendromlu hastalarda kognitif fonksiyonların değerlendirilmesidir. Çalışmaya, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları-Romatoloji polikliniğinde takip edilen veya yeni tanı konmuş 20 primer Sjögren hastası ve 20 ( yaş ve cins-uyumlu) sağlıklı kontrol alınmıştır. Tüm hastalarda duygudurum bozukluğu olmadığı teyid edilmiştir. Sözel öğrenme, hafıza ve dikkat fonksiyonlarını ölçen kognitif testler hastalara uygulanmıştır. Hastaların tümünde frontal lobda temsil edilen dikkat bozukluğu ve 15 (%75)'inde ise her iki hemisfer kaynaklı sözel öğrenme ve hafıza fonksiyonlarında hafif bozukluk tespit edilmiştir. Mevcut kognitif disfonksiyon tipleri literatür ile uyumlu bulunmuştur.Ancak kognitif fonksiyon bozukluğu sıklığı literatürden daha fazla olarak gözlenmiştir.

BellekBellek bozukluklarıBiliş bozuklukları+1
Mehmet Engin Tezcan
Gazi University
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Bergson'a göre varoluşsal konumu bakımından insanın durumu

Bu çalışmada Henri Bergson'un felsefi sisteminde varlığın değerlendirilmesi açısından insanın konumu tartışılmaktadır. Bergson'un felsefe anlayışında varlığın yapısı sürekli bir oluş olarak sunulduğundan, insanın bu oluşsal konum açısından nasıl konumlandırdığı önem kazanmaktadır. Bu sürekli değişmeler alanında, insanı insan yapanın ne olduğu bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada bu sorun ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılmıştır.Henri Bergson'un felsefesi temel olarak onun zaman anlayışına dayalıdır ki o bunu süre olarak adlandırır. Bergson süre kavramını düşüncesinin ilk dönemlerinde daha açık bir şekilde insanla ilişkili olarak ortaya koyduktan sonra, bu kavramı daha da genişleterek evrenle özdeşleştirmiştir. Daha sonraki çalışmalarında Bergson insanı bir süre varlığı olarak ortaya koymuştur. Bergson varlık düşüncesini ortaya koyarken hayat hamlesi, bellek, bilinç ve evrim kavramlarını kullanmıştır. Hayatın kendini oluşturmaya koyarken ki çabası evrim olarak belirir. Hayat maddenin kendisine karşı olan direncini aşmaya çalışır, maddeye özgürlük sokmaya çalışır. Hayat bu bağlamda çeşitli gelişim aşamalarından sonra, kendini gerçek anlamda ve özgür bir şekilde insanda ortaya koymuştur. Dolayısıyla insan hayatın kendini gerçekleştirdiği varlık olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca Bergson'un hem varlık düşüncesinde hem de insan anlayışında bellek önemli bir yere sahiptir ki bu kavram da süreyle ilişkilidir.

BellekBergson, HenriBilinç+6
Ceyhun Akın Cengiz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

The ethics of memory in Kazuo Ishiguro's The Buried Giant

This study aims to examine Kazuo Ishiguro's The Buried Giant (2015) in the light of the ethics of memory which has become a significant matter of debate especially after the disastrous crimes of the twentieth century. While traumatic memories constitute the subject matter, how individuals and societies need to remember the past or whether they are obliged to remember the past to comprehend sufferings of the earlier generations have appeared as important questions that are related to the field of the ethics of memory. In the novel, Ishiguro depicts a world of oblivion where all the atrocities of the past are erased by a forgetting mist which covers personal and collective past of individuals and communities. Set in aftermath of a genocide in post-Arthurian Britain, the novel paves the way for analysing the loss of memory and the struggle to remember the past from the perspective of the ethics of memory. In this sense, by analysing Ishiguro's The Buried Giant –which deals with the nature of remembering and forgetting– in terms of its relation to the ethics of memory, this study reveals the novel presents that remembering the past without feeling hatred and revenge after a process of confrontation/carefrontation is the moral way of memory making and memory work.

MemoryEthicsRemembering+5
Esra Karatepe
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Related subjects