Memory

259 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bir sosyal ve kültürel bellek oluşturma: Tasarım müzesi

Tasarım müzeleri dünyada yaygınlaşan ve merak edilen bir kültürel mekân haline gelmiştir. Tasarım müzesi bir tasarımcının kimliğini tanımlayacağı, tasarımın büyüsüne kapılacağı aynı zamanda tasarımı yeniden keşfedeceği, yepyeni fikirlere varacağı bir ortam olarak düşünülebilir. Tasarım müzesinin etkilediği topluluk sadece tasarımcılar değildir, tasarım müzesi toplumun birçok kesimini etkilemektedir çünkü bir anlamda toplumun tercihlerinin, kültürel birikiminin, tarihsel bilincinin yansıması ve kaydıdır. Tasarım müzesi ürünlerin niteliklerinin zamana yayılarak değerlendirilebileceği toplumdan etkilenen ve toplumu etkileyen, toplumu besleyen ve toplumsal olaylardan beslenen hem ekonomik hem sosyal hem kültürel hem politik hem apolitik hem demokratik bir oluşumdur. Bu çalışmada tasarım müzelerinin oluşum süreçleri, var olma hikâyeleri ve farklılık gösteren karakterleri incelenip analiz edilmeye ve bileşenlerine ayrılmaya çalışılacaktır. Tasarım müzesini var eden katmanlar ve bunların farklı bileşimlerle bir araya gelmesiyle oluşan her tasarım müzesini kendine özgü kılan formülleri, içerikleri ile değerlendirilecektir. Bu sayede tasarım müzesinin var oluş sebepleri daha iyi anlaşılıp daha sonraki tasarım müzeleri için bir ilişki haritası, yol haritası çizmek mümkün olabilecektir. Tasarım müzelerinin hiçbiri kendi sosyokültürel bağlamından uzak değerlendirilemez ve ondan kopuk var olamaz. Bu araştırmada tasarım yüksek lisansı disiplinler arası bakış açısıyla tasarım müzesi bu çerçeveden analiz edilmeye çabalanmış ve çalışmanın sonunda tasarım müzesi ve tasarım belleği oluşturma yolunda Türkiye'nin durumu bulgular üzerinden değerlendirilmiştir.

BellekMüzelerSergileme+3
Rabia Harmankaya
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Düşük-gerilimli SRAM aygıtları için gerçek rastgele sayı üretme ve hata modelleme yöntemleri

Tezin ilk çalışması olarak, SRAM'ler üzerinde deneysel düşük gerilim çalışmalarından çıkarılan gerçek hataları kullanarak ilk yaklaşık düşük gerilim hata modelini oluşturan bir altyapı olan MoRS'yi öneriyoruz. SRAM tabanlı bellekler, heterojen cihazlar, örneğin, GPU'lar, FPGA'lar, ASIC'ler dahil olmak üzere çeşitli bilgi işlem cihazları için yüksek performans elde etmek için çok önemli bileşenlerdir. Bu heterojen yapılar üzerinde çalışan Derin Sinir Ağları (DSA) gibi modern iş yükleri, verimli hızlandırma için büyük ölçüde yonga üzerindeki bellek mimarisine bağlıdır. Enerji tasarrufu sağlamanın yaygın yöntemlerinden biri, besleme voltajının nominal seviyenin altına düşürülmesidir. Bu tür sistemler, belirli bir voltaj sınırına kadar arızaya neden olmadan güvenli bir şekilde voltajı düşürülebilir. Bu güvenli aralığa voltaj koruma bandı da denir. Bununla birlikte, sistemin frekansı düşürmeden koruma bandı seviyesinin altındaki voltaja düşürmek, zamanlamaya dayalı hatalara neden olur. Sistemin dayanıklılığını değerlendirmek için MoRS tarafından üretilen hataları DSA hızlandırıcısının yonga üzerindeki belleğine enjekte ediyoruz. MoRS, tamamen rastgele oluşturulmuş bir hata enjeksiyon yaklaşımına kıyasla gerçek deney hatalarına daha yakın olurken, yüksek zamanlı ek yük deneylerine ihtiyaç duymadan basitlik avantajına sahiptir. DSA'nın ağırlık değişkenlerini SRAM'lere eşleyerek popüler DSA iş yüklerinde yaptığımız deneyi değerlendirip MoRS ile gerçek veriler arasındaki sınıflandırma yüzdesinin farkını ölçeriz. Sonuçlarımız, gerçek deneyler ile MoRS'un çıktısı arasındaki maksimum farkın %6,21, gerçek deneyler ile rastgele hata enjeksiyon modeli arasındaki maksimum farkın ise %23.2 olduğunu göstermektedir. Gerçek verilere sınıflandırma yüzdesi açısından, MoRS'nin çıktısı, rastgele hata enjeksiyonu yaklaşımından 3.21x daha iyi performans gösterir. Tezin ikinci çalışması olarak SRAM tabanlı belleklerde düşük voltajdan kaynaklanan hataları kullanan SRAM tabanlı gerçek rastgele sayı üreteci öneriyoruz. Gerçek rastgele sayı üreteçleri (GRSÜ), elektriksel gürültü, termal gürültü ve saat titreşimleri gibi öngörülemeyen fiziksel entropi kaynaklarından üretilmektedir. Ancak, tüm bilgi işlem cihazları bu kaynaklardan entropi çıkarmak için özel donanıma sahip değildir. Bu nedenle, özel donanım aracılığıyla bilgi işlem sistemlerine gerçek rasgele sayı üretme yeteneği sağlamak maliyetlidir. Önceki çalışmalar, çoğu hesaplama sistemlerinde mevcut olan bellek aygıtlarından entropi çıkaran GRSÜ'ler önermektedir. SRAM tabanlı GRSÜ'lerin diğer bellek tabanlı mekanizmalara göre iki büyük avantajı vardır: (i) SRAM aygıtları, tüm çağdaş CMOS tabanlı yongalarda kullanıldığı için her ölçekte bilgi işlem sistemine rasgele sayılar sağlayabilir ve (ii) SRAM bir yonga üstü bellek olduğundan kimse rastgele sayı aktarımlarını dışarıdan gözetleyemez ve bu sayede gerçek rastgele sayıların güvenliğini artırır. SRAM tabanlı GRSÜ'ler bu avantajlar nedeniyle umut verici olsa da, mevcut SRAM tabanlı GRSÜ'ler iki temel sınırlamadan muzdariptir: 1) sık sık güç döngüsüne ihtiyaç duyar, bu da aşırı derecede büyük gecikmelere ile düşük verime neden olur ve 2) önemli bir enerji yüküne sahiptir. Amacımız, bu iki temel sınırlamanın üstesinden gelen SRAM tabanlı bir GRSÜ tasarlamaktır. Bu amaçla, yeni bir yüksek aktarım hızlı, enerji verimli ve düşük gecikmeli SRAM tabanlı GRSÜ olan TuRaN'ı öneriyoruz. TuRaN, SRAM besleme voltajının üretici tarafından önerilen eşiğin altına düştüğünde SRAM hücrelerinin okunmasının rastgele değerlerle sonuçlandığı temel gözleminden yararlanır. TuRaN, düşük voltajlı SRAM'a tekrar tekrar erişerek yüksek hızda gerçek rastgele sayılar üretir hücreleri ve ardından SHA-256 karma işlevini kullanarak ortaya çıkan hataları işleyerek gerçek rastgele sayı üretir. TuRaN'ın gerçek rastgele sayılar ürettiğini göstermek için, iki ticari kullanıma hazır FPGA kartı üzerinde gerçek deneyler yapıyoruz. Yaygın olarak benimsenen NIST STS'yi kullanarak TuRaN tarafından üretilen rastgele sayıların kalitesini değerlendiriyoruz ve TuRaN'ın tüm testleri geçtiğini gözlemliyoruz. TuRaN, (i) 1,6 Gbps (1,812 Gbps) ortalama (maksimum) aktarım hızı, (ii) 0,11nJ/bit enerji tüketimi ve (iii) 278,46us gecikme süresi ile gerçek rastgele sayılar üretir. TuRaN, en son teknoloji ürünü SRAM tabanlı GRSÜ'lerden sırasıyla 2,26x, 5,09x ve 5,39x aktarım hızı, enerji verimliliği ve gecikme süresi ile daha iyi performans göstermektedir.

BellekHata modellemeRastgele sayılar+1
İsmail Emir Yüksel
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dram üzerinde gerçek rastgele sayı üretme mekanizmaları için sistem tasarımı

Rastgele sayı üretimi kriptografik algoritmalar, bilimsel simülasyonlar ve endüstriyel araçlar gibi birçok uygulama için önemlidir. Gerçek Rastgele Sayı Üreteçleri (GRSÜler) fiziksel entropi kaynaklarını örnekleyerek kriptografik olarak güvenli rastgele sayılar üretmektedir. GRSÜler bu nedenle genellikle fazladan donanıma ihtiyaç duymaktadır ve uzun gecikme sürelerine sahiptir. GRSÜler üzerine yapılan çalışmalarda, yüksek hızla ve düşük gecikmeyle gerçek rastgele sayı üretimini yaygın kullanılan cihazlarda gerçekleştirebilmek için DRAM aygıtlarını entropi kaynağı olarak kullanan mekanizmalar önerilmiştir. Bu çalışmalar, DRAM aygıtları örneklenerek rastgele sayı üretilebileceğini göstermektedir fakat önerilen mekanizmaların gerçek sistemlerde kullanılabilmesi için gereken uçtan uca sistem entegrasyonu birçok zorluğa sahiptir. DRAM tabanlı GRSÜlerin güncel sistemlerde kullanılabilmesi için aşılması gereken üç temel zorluk tespit etmekteyiz: (1) DRAM tabanlı GRSÜler ile rastgele sayı üretimi, bellek denetleyicisinde asıl bellek istekleri ile rastgele sayı üretimi (RSÜ) istekleri arasında bir çatışma (RSÜ çatışması) oluşturarak tüm sistemin başarımını düşürebilmektedir, (2) bu çatışma yoğun bir biçimde rastgele sayı kullanan uygulamaların (GRSÜ uygulamalarının) önceliklendirilmesine sebep olarak sistem adilliğini düşürebilmektedir ve (3) DRAM tabanlı GRSÜlerin gecikmeleri nedeniyle GRSÜ uygulamalarında ciddi başarım kayıpları gözlemlenebilmektedir. Bu zorlukları aşmak için DR-STRaNGE 'i geliştirmekteyiz. DR-STRaNGE, (1) RSÜ istekleri ile bellek isteklerini bellek denetleyicisinde ayırarak RSÜ çatışmasını azaltan, (2) RSÜ isteklerinin farkında olan bir GRSÜ bellek istek planlayıcı ile sistem adilliğini artıran ve (3) DRAM kanallarında atıl çevrimleri öngören bir mekanizma kullanılarak doldurulan bir rastgele sayı arabelleği ile yüksek GRSÜ gecikmelerini saklayan bir sistem tasarımıdır. DR-STRaNGE 'i, 186 farklı çoklu programlanmış iş yükü kullanarak değerlendirmekteyiz. Deneysel değerlendirmelerimiz sonucunda, DRAM aygıtlarında rastgele sayı üretimini yoksayan sistemlere kıyasla uçtan uca sistem tasarımımızın, GRSÜ ve GRSÜ olmayan uygulamalarda ortalama sistem performansını sırasıyla %25.1 ve %17.9 artırdığını ve 5 Gb/s hızla gerçek rastgele sayı üretirken ortalama sistem adilliğini %32.1 artırdığını göstermekteyiz. DR-STRaNGE'in GRSÜ ve GRSÜ olmayan bellek işlemlerinde harcanan süreyi %15.8 azalttığı için DRAM aygıtlarında rastgele sayı üretimini yoksayan sistemlere kıyasla enerji tüketimini %21 azalttığını göstermekteyiz.

BellekRastgele sayılarSayı üretici
Fatma Nisa Bostancı
TOBB Economics and Technology University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bloom filtre tabanlı bellek uygulamaları ile gömülü sistemlerde ve işlemcilerde etkinleştirilmiş Truva atının belirlenmesi

Donanım Truva Atları (DTAlar), modern işlemci tabanlı sistemler için birtakım güvenlik risklerini meydana getirir. İşlemcide yürütülen programın değiştirilmesi, programa ait olmayan buyrukların işlemciye gönderilmesi, program üzerinde analizler ile programcının veya donanımın kritik bilgilerinin ele geçirilmesi ve kaynaklar arasında doğrulamanın engellenmesi gibi birçok güvenlik zafiyetiyle birlikte getirilir. Bloom filtre tabanlı bellek uygulamaları ile işlemci içerisindeki yürütmenin güvenilir olmasını sağlamak mümkündür. Bloom filtrenin sağladığı sorgulama ve eğitim yeteneği sayesinde, buyruklar ve bellek adresleri veri seti ile eğitim yapılır ve yürütme sırasında bu eğitilen veriler sorgulanır. Bu sayede işlemcideki yürütmenin güvenilir ve doğrulanmış olması sağlanır. Diğer taraftan, işlemci ile derleme kaynağı arasında belirlenecek bir takım şifreleme ve güvenli ağ protokolleri ile kaynakların birbirini doğrulaması ve sisteme yapılan dış müdahalelerin oluşturacağı sorunlar engellenebilir. Bu tez çalışmasında belirtilen güvenlik zafiyetlerini engelleyecek mimari tasarımlar ile ilgili çalışmalar sunulmaktadır. Tezde tartışılan ilk çalışma DTA aktivasyonunu tespit etmeyi öneren bir işlemci mimarisidir.Önerdiğimiz mimari, geçici olarak tasarlanmış denetleyicilere dahil edilen ve koruma mimarisine entegre edilen Bloom Filtrelerinin kullanımına dayanmaktadır. Bloom filtreler sıfır yanlış alarmı ve küçük (ve yapılandırılabilir) algılanmayan alarm oranını garanti eder. Koruma mimarisini, bir FPGA üzerinde uygulanan ve bir dizi yazılım kıyaslaması çalıştıran bir RISC-V mikroişlemcisine dayalı bir vaka inceleme sistemine uyguladık. Sonuçlar önerdiğimiz mimarinin olası DTA aktivasyonlarının %99'undan fazlasını sıfır yanlış alarmla tespit edebildiğini gösterildi. %0,68 ile %10,52 arasında değişen bir arama tablosu ek yükü ve %0,68 ile %0,99 arasında bir flip-flop ek yükü ölçtük ve sistemin çalışma frekansında herhangi bir azalmaya neden olmadık. Tezde tartışılan diğer bir çalışma ise işlemci içerisindeki yürütmenin güvenliğini sağlamak ve başta DTA aktivasyonu olmak üzere saldırganlardan programın kendisini ve işlemci ile derleyici arasındaki ağı korumayı önerir. Modern bulut bilişim sistemleri, tipik olarak güvenlik açısından kritik bir kümede derlenen yazılım kaynaklarını gizli tutmak için yürütülebilir yazılımları bir ağ üzerinden dağıtır. Tez ile beraber yeni, verimli ve genel bir yazılım gizleme mimarisi çerçevesi sunan ERIC'i öneriyoruz. ERIC, yazılımı (i) yazılımın nasıl dağıtıldığına bakılmaksızın, yürütülebilir yazılımların yalnızca şifrelenmiş bir sürümünü insan gözünün kullanımına sunarak statik analize ve (ii) şifreli bir yürütülebilir dosyanın yalnızca doğru şekilde olabileceğini garanti ederek dinamik analize karşı korur. Tek bir kimliği doğrulanmış cihaz tarafından şifresi çözülür ve yürütülür. ERIC, verimli yazılım gizleme desteği sağlamak için temel donanım ve yazılım bileşenlerini içerir: (i) bir donanım şifre çözme motoru (HDE), hedef cihazdaki şifrelenmiş donanımın verimli bir şekilde şifresinin çözülmesini sağlar, (ii) derleyici, yalnızca benzersiz bir cihaz verilen yazılım yürütülebilir dosyalarını sorunsuz bir şekilde şifreleyebilir tanımlayıcı. Hem donanım hem de yazılım bileşenleri buyruk mimarisinden bağımsızdır ve ERIC'i genel kılar. ERIC'in ana fikri, fiziksel klonlanamayan işlevleri (PUF'ler), benzersiz cihaz tanımlayıcılarını, yazılım yürütülebilir dosyalarını şifrelemede gizli anahtarlar olarak kullanmaktır. Hedef cihazdaki PUF'a erişemeyen kötü niyetli taraflar, şifrelenmiş ikili dosya üzerinde statik veya dinamik analizler yapamazlar. Uçtan uca değerlendirmek için ERIC'in prototipini bir FPGA üzerinde geliştiriyoruz. Prototipimiz, yazılım şifre çözme maliyetlerini en aza indirmek için RISC-V Rocket Chip'i donanım şifre çözme motoru ile genişletir. RISC-V yürütülebilir dosyalarının kısmi/tam şifrelemesini etkinleştirmek için özel LLVM tabanlı derleyiciyi genişletiyoruz. HDE, küçük FPGA kaynak giderlerine maruz kalır, Rocket Chip taban çizgisine kıyasla %2,63 daha fazla arama tablosu (-ing LUT) ve %3.83 daha fazla flip flop gerektirir. LLVM tabanlı yazılım şifrelemesi, derleme süresini %15,22 ve yürütülebilir program boyutunu %1,59 artırır. ERIC'e açık kaynaklı olarLUTak https://github.com/kasirgalabs/ERIC adresinden erişilebilir.

BellekGömülü sistemlerTruva atı
Alperen Bolat
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Mübadele'nin (1923-24) Belleği: Müslümanlaş(tırıl)mış Rumlar'da Bellek ve Kimlik İlişkisi

Bellek ve kimliğin ilişkisini ele alacak olan bu tez, Mübadele döneminde bir şekilde Anadolu'da kalarak Müslümanlaş(tırıl)an Rumların belleklerinin verili kimlikleri ile ilişkisini merkezine alıp, hatırlama ve unutma rejimleri üzerinden inceleyecektir. Hatırlama kadar, unutmanın da oldukça etkili olduğu savından hareketle, Mübadele ile başlayan ve sonrasında gerçekleşen olaylarla Müslümanlaş(tırıl)an Rumların unutma ve unutulma taleplerini, daha sonra hikayelerini bugüne neden taşıdıkları, nelerin, ne şekilde, ne için hatırlama sürecine girdiğini, bu süreç sonunda kimliklerle olan ilişkinin ve olası değişimin etnik yeniden canlanma ile ne biçimde ilişkilendirilebileceği tartışılacaktır. Bu doğrultuda aile hikayelerinde Müslümanlaş(tırıl)mış Rumluk olan kişilerle yapılacak sözlü tarih çalışmasıyla, hatırlama sürecinin kimlikler ile ilişkisi ve geçmişin anlamını şimdide sorgulayarak, evirildiği yeni anlamlar ve geleceğe yönelik beklentinin mahiyeti hakkında sonuçlar üretmeyi hedefleyecektir.

Asimilasyon politikalarıBellekKimlik+7
Mert Kaya
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm ve tipik gelişim gösteren çocukların şematik bellek performanslarının incelenmesi

Bu araştırmada otizmli ve tipik gelişim gösteren (TGG) çocukların şematik bellek performansları karşılaştırılarak incelenmiştir. Araştırmada katılımcı çocukların şematik bellek performanslarını incelemek amacıyla ilişkili ve ilişkisiz farklı ortam ve nesne fotoğraflarının kullanıldığı deney materyalleri alanyazınla tutarlı olarak hazırlanmıştır. Çalışmaya 48-96 ay aralığında olan 20 otizmli ve 20 TGG'li çocuk katılmıştır. Araştırma da otizmli çocuklar ile TGG'li çocukların sözel olmayan zekâ performansları Renkli Matrisler Raven Zekâ testi kullanılarak eşleştirilmiştir. Araştırma kapsamında otizmli ve TGG'li çocukların dil becerileri, Türkçe Erken Dönem Dil Testi (TEDİL-3) uygulanarak değerlendirilmiştir. Çocukların şematik bellek puanları gruplar arasında karşılaştırılmış ve şematik bellek puanlarının, dil puanları ve sözel olmayan zekâ puanları ile ilişkileri grup içinde incelenmiştir. Araştırma sonuçları gruplar arasında TGG'li çocukların şematik bellek performanslarının otizmli çocuklardan daha yüksek olduğunu göstermiştir. Şematik bellek performansları ayrıntılı incelendiğinde TGG'li çocukların ortam ile ilişkisiz nesneleri, ortam ile ilişkili nesnelere göre daha fazla hatırladıkları görülmüştür. Otizmli çocukların şematik bellek performansları incelendiğinde ortam ile ilişkili ve ilişkisiz nesneleri hatırlamaya yönelik anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Araştırma bulguları tartışılmış, ileri araştırmalara yönelik önerilere yer verilmiştir.

BellekOtistik çocuklarOtizm spektrum bozukluğu+3
Seda Diribaş
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Sanat siyaset ilişkisinde karşı hafıza ve direniş

Bu tez çalışması sanat-siyaset ilişkisinin hafıza kavramı çerçevesinde incelenmesini amaçlar. Sanatçıların yaşadıkları çağ içerisinde tanıklık ettikleri toplumsal olayları eserlerine aktarım biçimleri ve bu eserlerin toplumsal hafıza ve karşı hafıza kavramları ile ilişkisi tezin örneklemini oluşturur. Günümüzün en tartışmalı kavramlarından olan hafıza, sanat-siyaset ilişkisi için de oldukça önemlidir. Sanat, hafıza yetisinin bir ürünü olmasının yanında hafızayı aktarma ve koruma görevine de sahiptir. Tarihi boyunca sanatın genellikle toplumsal hafızayı şekillendirmek ve korumak için bir araç olarak kullanılmıştır. Bu tezin araştırma konusu ise sanatçıların toplumsal olaylara olan tanıklıklarını eserlerine aktararak nasıl bir karşı hafıza üretiminde bulunduklarını araştırmaktır. Bu araştırma sürecinde yürütülen kişisel sanatsal çalışmalarda, sanatın karşı hafıza üretim biçimlerine katkıları doğrultusunda teknik, biçim ve içerik ilişkileri irdelendi. Günümüzün hızlı ve kaotik dünyasında zihnimizin içinde birbirine karışan olaylar ve imgeler, plastik bir değer oluşturacak şekilde aktarılmaya ve karşı hafıza bağlamında ilişkilendirilmeye çalışıldı. Böylece sanatın tarih ve siyaset ile olan ilişkisi hafıza kavramı üzerinden yeniden incelendi.

BellekDirenişGüncel sanat+7
Yeşim Paktin
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yinelenen bellek: Hayal kırıklığını imgeye dönüştürmek

Yineleme saplantısı (Repetition compulsion), ilk olarak psikanalizin kurucusu Sigmund Freud tarafından önerilen psikolojik bir kavramdır. Freud'a göre, tekrarlama kompulsiyonu, bir kişi için duygusal olarak önemli olan davranışları veya deneyimleri, bu davranışlar veya deneyimler olumsuz veya acı verici olsa bile bilinçsiz olarak tekrarlama dürtüsüdür. Bu tekrar, travmatik bir olayı tekrarlamak veya kendine zarar verici davranışlarda bulunmak gibi çeşitli biçimler alabilir. Zeigarnik etkisi ise, Bluma Zeigarnik tarafından tanımlanan, kişinin yarım kalan olayları, durumları tamamlanmış olanlara göre neden daha fazla hatırladığını açıklayan psikoloji fenomenidir. Bu tez çalışmasında yineleme saplantısı ve zeigarnik etkisi bağlamında, "Reminiscence" başlıklı, sanatçının kişisel belleğinde hayal kırıklığı kaynaklı olarak iz bırakmış olan deneyimlerini tekrar tekrar ziyaret etmesinden yola çıkarak oluşturduğu resim serisinin, sanat tarihinden ve günümüz sanatından biçim ya da içerik olarak yakın bulduğu sanatçılarla karşılaştırarak incelenmesi amaçlanmıştır.

AnılarBellekResim sanatı+3
Sebahattin Yüce
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı sosyoekonomik düzeye sahip çocukların anlatı becerileri ile çalışma belleği, doğal dil ve ev erken okuryazarlık ortamı ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı farklı sosyoekonomik düzeye sahip 48-72 ay arası çocukların anlatı becerileri ile çalışma belleği, doğal dil ve ev erken okuryazarlık ortamlarını detaylı bir şekilde incelemek ve aralarındaki ilişkiyi araştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul iline bağlı anaokullarına devam eden, farklı sosyoekonomik düzeylere sahip 40 çocuk ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu araştırmada çocukların anlatı becerilerini öyküleme bağlamında değerlendirmek amacıyla Mercer Mayer (56) tarafından oluşturulan "Frog Where Are You?" (Kurbağa Neredesin?) isimli resimli yazısız kitap; çocukların anlatılarının analizi için ise Işıtan (116) tarafından geliştirilen "Öykü Anlatma Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Çalışma belleği ve yürütücü işlevler değerlendirmesi için ise Akoğlu (118) tarafından geliştirilen, "Anlamsız Sözcük Tekrarı Listesi" ve "Kalem Tıklatma Görevi" uygulanmıştır. Ev erken okuryazarlık ortamı ise Karaahmetoğlu (123) tarafından geliştirilen "Ev Ortamı Erken Okuryazarlık Ölçeği (EROY-EV)" kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda çocukların öykülerinde makroyapısal (öykü grameri) olarak giriş, öyküyü başlatan olay, içsel tepki, gelişme, arama eylemi, arama yerleri, engeller, öyküye başlık bulma alt boyutlarında aile gelir düzeyine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Çocukların öyküleri mikroyapısal (öykü uzunluğu) olarak incelendiğinde puanların aile gelir durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Anlatı Becerileri, Öyküleme, Çalışma Belleği, Doğal Dil, Ev Erken Okuryazarlık Ortamı

Anlatı becerileriBellekDoğal dil+4
Gülşah Gürevin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Heykel sanatında gecekondu imgesi ve hatırlama

Heykel Sanatında Gecekondu İmgesi ve Hatırlama başlıklı bu raporda ilk olarak gecekondu olgusu ele alınmıştır. Sanat ve hatırlama ilişkisiyle ele alınan bu olgunun temelinde, rapor yazarının doğduğu Atapark mahallesinde yer alan 266 numaralı gecekondu evin yok olması yer almaktadır. Rapor kapsamında gecekondu olgusunun ele alınmasının ardından diğer sanatçıların üretimleri araştırılarak örnekleri metne eklenmiştir. Uygulama süreçlerinde başlangıçta beton, inşaat malzemeleri, visco sünger gibi güncel malzemelerle çalışmalar üretilmiştir. Sürecin devamında gecekondunun bir imgeye evrilmesiyle ve hatırlanmaya çalışılan bir yeri işaret etmesiyle malzemede ve sanatsal ifade biçiminde değişikliğe gidilmiş; güncel malzemenin yerini mermer almıştır. Mermer ve gecekondu imgesi üzerinden geçmişi hatırlama ve imgeyi ebedi bir yerde tutma amacı güdülmüştür. Gecekondunun fiziki geçiciliğinin zıttı olan mermerle ele alınması yeni sorgulamalara yer açmıştır. Anahtar sözcükler: Gecekondu, dönüşüm, hafıza, hatırlama, imge, mermer.

BellekDönüşümGecekondular+4
Metin Alper Kurt
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bellek ve yeniden inşa: Şimdi ve burada

Günümüz sanatında bellek kavramı, bireysel kimlik arayışlarını biçimlendiren unsurların başında gelmektedir. Sanat aracılığıyla bellekte değişip dönüşen geçmiş deneyimlerimiz, bugünde yeni bir okuma sunmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, var olduğumuz sürece canlı kalan bellek kavramının süreçlerini irdelerken, aynı zamanda zihnimizin gizil odalarını keşfettikçe ortaya çıkan farklı anlatım biçimlerini sorgulamaktır. Çalışmanın birinci bölümünde geçmiş zaman kavramı bir arayış biçimi olarak incelenmiş, zihnimizin mahremiyet alanı olan belleğin depolama ve yeniden inşa etme rolü bağlamında kavranmaya çalışılmıştır. Bellek aracılığıyla üretilen sanat eserinin; deneyimler, dramatik bağlantılar, tarihsel ve toplumsal belirleyicilerle ilişkileri kurularak yeni verilere ulaşılmaya çalışılmıştır. Nostalji olanaklarının algılanan geçmiş imgesi üzerindeki diyaloğu sorgulanıp, biçime dönüşen üslubu tartışmaya açılmış; anımsamanın bireysel ve kolektif deneyim süreçleri, felsefi yansımaları ve psikolojik etmenleri sorgulanmıştır. İkinci bölümde ise şimdi ve burada duyumsanan ve ifadeye ihtiyaç duyan imgenin mekandan ayrı düşünülemeyen yapısı ve anımsamanın kaçınılmaz biçimi olan unutma eylemi farklı bakış açıları ve yapıt örnekleri bağlamında kavramsal bir çerçevede incelenmiştir. Tüm bu araştırmalar doğrultusunda üretilen çalışmalar imge-mekan-zaman bağlamında sorgulanmaya açılmıştır.

BellekGüncel sanatMahremiyet+7
Rabia Uluşanver
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel bellek bağlamında sanat eserinde rengin ve imgenin anısallığı

Bellek yaşanılan veya öğrenilen şeyleri, zihinde saklama ve tekrar hatırlatma gücüne sahiptir. "Kişisel Bellek" ifadesi belleğin daha spesifik ve bireysel bir yönünü temsil eder. "Rengin ve İmgenin Anısallığı" ifadesi ise renklerin ve imgelerin bellekteki anılar ile aralarında güçlü bir bağ olduğunu vurgulamaktadır. Bu çalışma raporunda, sanatçıların özel yaşamlarının ve psikolojik durumlarının renklere yansıma biçimleri gözlemlenmektedir. Bununla birlikte renklerin duygular üzerindeki etkisi incelenmektedir. Renkle boyanmış geniş boş alanların izleyicide kişisel düşünce pratikleri oluşturduğu ve bu şekilde alımlayıcıda düşsel atmosferler yarattığı vurgulanmaktadır. Bunun yanı sıra, imge kavramı da psikolojinin yansıması açısından ele alınmakta ve duyguların güçlü metaforik tasvirlerinde önemli bir araç olarak kullanılabileceği belirtilmektedir. İncelemeler sonucunda elde edilen bulgular arasında, imge kavramının hatırlama sürecinde de önemli bir etkisinin olduğu görülmektedir. Raporun temel odak noktası renk ve imge kavramları üzerine ayrıntılı bir inceleme yaparak, çalışma raporu süresince üretilen işlerde yer alan imgelerin ve renklerin kişisel arkeolojideki anısallığı ile ilgili yönlerini keşfetmek ve ayrıntılı analizler sunmaktır. Bu analizler, belirli imgelerin ve renklerin tez sürecinde üretilen sanat pratikleri ile olan ilişkisini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, konuyu daha anlaşılır hale getirmek için bu anlayış ile üretimlerini gerçekleştiren sanatçılardan örnekler sunulmaktadır.

BellekDuyguRenk psikolojisi+4
Tuğba Akça
Hacettepe University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Koklear implant kullanıcılarında uzamsal biliş becerilerinin değerlendirilmesi

Uzamsal biliş becerileri işitsel, görsel ve vestibüler girdiler öncelikli olmak üzere tüm duyusal girdilerin entegrasyonuyla gerçekleşir. Duyusal girdilerdeki eksiklikler uzamsal becerilerde etkilenime yol açabilir. Bu çalışmanın amacı ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan koklear implant kullanıcılarının uzamsal biliş becerilerinin değerlendirilmesi ve otolit disfonksiyonu olan ve olmayan koklear implant kullanıcılarının uzamsal biliş becerilerinin karşılaştırılmasıdır. Çalışmaya otolit disfonksiyonu olan 19, otolit disfonksiyonu olmayan 21 koklear implant kullanıcısı ve yaş ve cinsiyete göre eşleştirilmiş 20 sağlıklı katılımcı dahil edilmiştir. Katılımcıların uzamsal becerileri üçgen tamamlama görevi (ÜTG), uzamsal oryantasyon testi (UOT) ve 4 dağ testi (4DT) ile değerlendirilmiştir. Çalışmamız sonucunda ÜTG'de otolit disfonksiyonu olan koklear implant kullanıcıları otolit disfonksiyonu olmayanlara ve sağlıklı kontrollere kıyasla daha fazla sapma açısı ve sapma mesafesi göstermişlerdir (p<0,001). UOT açı farkı değerlerinde gruplar arası anlamlı fark elde edilmiştir (p<0,001). Otolit disfonksiyonu olan koklear implant kullanıcıları en yüksek açı farkına sahipken sağlıklı kontrollerin en düşük açı farkına sahip olduğu bulunmuştur. 4DT'de ise otolit disfonksiyonu olan ve olmayan koklear implant kullanıcıları sağlıklı kontrollere kıyasla daha yüksek hata sayısına sahip olduğu görülmüştür (p<0,005). Uzamsal navigasyon becerisinde otolit disfonksiyon etkiliyken, uzamsal hafıza becerisinde işitme kaybının daha fazla etkili olduğu bulunmuştur. Uzamsal oryantasyon becerisini hem otolit disfonksiyonun hem de işitme kaybının etkilediği gözlenmiştir. Koklear implant kullanıcılarında uzamsal biliş becerilerinin daha zayıf olduğu ve otolit disfonksiyonu olan kullanıcıların uzamsal bilişin uzamsal navigasyon ve oryantasyon becerilerinde daha düşük performans gösterdiği bulunmuştur. Çalışmamız koklear implantlı bireylerde otolit disfonksiyon göz önünde bulundurularak uzamsal biliş becerilerinin değerlendirildiği ilk çalışmadır.

BellekBilişBilişsel beceriler+6
Nizamettin Burak Avcı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Yaratım sürecinde bellekten imgeye bireysel anlatı

Bu sanat çalışması raporu, sanatsal üretim sürecinde bir içgörü eyleminin bileşenlerinin analizini kapsamaktadır. Rapor dört bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın odağını oluşturan bireysel sanat anlatısına bakış sağlaması amacıyla, incelemelerin ilkini, anlamlandırma, çözme ve ifade etme yetisini inceleyen, yaratıcılık ile ilgili konular oluşturmuştur. Sanatsal yaratıcılığın kişisel kurgu ve zihinsel bir düzene dayandığı için daha içsel bir olgu olduğu görülmektedir. Yaratıcılık kavramı üzerine literatür incelemelerinin yapıldığı bölüm, sanatsal yaratıcılık ve bellek ilişkisinin yapısını kurmaktadır. Belleğin yapısının incelendiği bölümde çeşitli kuramcıların yaklaşımlarına yer verilmiştir. Belleğin sanatla olan ilişkisine bakış açısı oluşturabilecek perspektifte biçimlenen bu inceleme, otobiyografik bellek ve sanatsal anlatı alt başlığı altında sanat üretimleri üzerinden çözümlemeleri içermektedir. Bellekle ilgili araştırmalarda uyarıcının zihinde edindiği yerden bahsederken imge konusuna işaret edilmektedir. Bu konu, sanatsal üretim sürecinde önemli bir yere sahip olduğundan çalışma kapsamında, imge kavramına, sanat tarihinde imgenin biçim buluşu ve görünürlüğüne ait incelemelere ve günümüz sanatında yer bulunuşuna değinilmiştir. Bu sanat çalışması kapsamında üretilen seramik eserler; günlük olaylar, bellek izleri, çeşitli anlar ve çocukluk anıları üzerinden bir anlatıyı oluşturmaktadır. Çalışmalar zamana yayılan bir süreçte inşa edilmiştir. İçsel bir bakışa odaklanarak başlayan bu çalışma dizilerindeki imgelerin süreç içinde evrilerek, değişerek ve türeyerek katmanlandığı söylenebilir. Belli bir konsantrasyonun sonucu olan bu eserler kendi içlerinde bağımsız anlatı sunma potansiyeli taşıdıkları kadar, bir diğer taraftan otobiyografik bellekten bireysel anlatıya varan bir serüvenin manzarasını da sunmaktadır.

Artistik seramikBellekEpisodik bellek+7
İmre Deniz Işıktaş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Genç ve yaşlı yetişkinlerde hedef ve çevresel ipuçları arasındaki ilişkinin ileriye dönük bellek üzerindeki etkisi: Bir göz izleme çalışması

Bu tez çalışmasının amacı, genç ve yaşlı yetişkinlerde hedef ve çevresel ipucu ilişkisinin (çevresel ipucunun hedef ipucu ile ilişkili/ilişkisiz olması) odaksal olmayan iki farklı türde İDB görevindeki (OT-İDB ve ZT-İDB) İDB, stratejik izleme ve ipucu kullanımı üzerindeki etkisini davranışsal ölçümler (İDB görevlerindeki doğru tepki yüzdesi, süregiden görevdeki doğru tepki sayısı) ve göz izleme ölçümleri (İDB hedef alanına toplam odaklanma sayısı ve çevresel ipucundan sonra İDB hedef alanına toplam odaklanma sayısı) yoluyla incelemektir. Tez çalışması birbirini tamamlayıcı nitelikte 3 deneyden meydana gelmektedir. Deney 1'de (Deney 1A ve Deney 1B), 18- 25 yaş arasındaki toplam 57 sağlıklı gönüllü genç katılımcı (48 kadın, 9 erkek); Deney 2'de, OT-İDB görevinde, 18- 25 yaş arasında 24 genç (16 kadın, 8 erkek) ve 65 yaş üzerinde 22 yaşlı (5 kadın, 19 erkek); Deney 3'de, ZT-İDB' de, 18- 25 yaş arasında 22 genç yetişkin (14 kadın, 6 erkek) ve 65 yaş üzerinde 20 yaşlı yetişkin (6 kadın, 14 erkek) yer almıştır. Deney 1'den elde edilen verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi uygulanırken; Deney 2 ve 3'ün analizinde araştırmanın dört bağımlı değişkeni için dört ayrı 2 (Yaş: Genç ve Yaşlı) x 2 (Çevresel İpucunun Hedefle İlişkisi: İlişkili ve İlişkisiz) son faktörde tekrar ölçümlü karma ANOVA uygulanmıştır. Deney 1'in bulgularına göre, bu tez kapsamında tasarlanan odaksal olmayan OT-İDB ve ZT-İDB görevinin hem davranışsal ölçümler hem de göz izleme ölçümleri yoluyla İDB'yi ve stratejik izlemeyi başarıyla ölçtüğü deneysel olarak gösterilmiştir. Deney 2'de, yaşın OT-İDB ve stratejik izleme üzerindeki temel etkisi anlamlı bulunurken, çevresel ipuçlarının kullanımını yansıtan ipucu-güdümlü izleme açısından gençler ve yaşlılar arasında fark bulunmamıştır. Ayrıca İDB hedefi ile ilişkili ipuçlarının varlığının stratejik izlemeyi ve ipucu-güdümlü izleme sayısını arttırdığı görülmüştür. Ancak hedef ilişkili ipucunun varlığı OT-İDB doğru yüzdesi üzerinde beklenen artışa neden olmamıştır. Deney 3'de, Deney 2'de olduğu gibi gençlerin yaşlılardan İDB ve stratejik izleme açısından daha başarılı olduğu görülmüştür. Ayrıca beklenen şekilde İDB hedefi ile ilişkili ipuçlarının İDB hedef alanına toplam odaklanma sayısı ve ipucu-güdümlü izleme sayısı üzerinde etkisi olmadığı görülmüştür.

BellekDavranış öncesi ipucu ve sınama ipucu işlem süreciGençler+5
Aslı Yörük
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Memory in the age of "Hearth and Salamander'' and "Memory Hole" memory and totalitarianism in George Orwell's 1984 and Ray Bradbury's Fahrenheit 451

Regarding Pierre Nora's contribution on the memory studies and Hanna Arendt on totalitarianism ,Arendt believes that memory is dangerous for the totalitarian powers. That is why they deliberately tackle memory for the sake of their present interests, in the result the hegemonic powers erase some parts of the past, some are more focused and others are forgotten. Nora states that some subjects are very crucial and they have energetic power because those subjects are capable of retrieving the past memories. In both the novels the past memories are erased and updated, and the authoritarian regimes of both novels prohibited those subjects (ink, book, diary and pen). In this thesis, memory is used to indicate the past (history and knowledge) of the nations. The totalitarian regimes in both the novels in a minute by minute manner update and destroy undesired parts of the past heritage of their community. The issue of memory in both dystopian fictions is paid much consideration by the totalitarian regimes of 1984 and Fahrenheit 451, because it links with the identity and unity of the nation. The past is not what the totalitarian regimes desire for that is why the past is rubbed out by the dominant power in both novels, instead the original past; the totalitarian powers invent new types of memory that fulfills their ideological ends. For exposing and implementation the new memory media, language and technology have a great impact. Clinging to the past memories makes outstanding transition in the life of the protagonists.

MemoryBradbury, RayLiterature+4
Karwan Mohammed Salıh M. Rashıd
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlanma ve zaman algısı

Son yıllarda insan yaşam süresinin artması ve bu süreçte yaşanan sorunlar önem kazanmaya başladı. Bu çalışmada Türkiye'de ve dünyada yaşlanma, yaşlanmanın çeşitleri ve teorileri, zaman, algı, bellek zaman ilişkisi, algıyı etkileyen faktörler ile yaşlanma algısı açıklanarak yaşlanma sürecinde zaman algısındaki değişim incelendi.Yaşımız ilerledikçe nasıl oluyor da zamanın daha hızlı geçtiğini algılamaya başlıyoruz? Beynimizin hangi bölgeleri bu değişimde rol oynuyor? Farklı yaşlardaki deneklere uygulanan zaman tahmin deneyi zamanın geçiş hızının yaşlanmaya bağlı olarak değiştiğini ortaya koydu.Çalışmada 20, 40, 60 ve 80 yaşındaki 16 birey ile görüşüldü. Bu bireyler verilen süreyi herhangi bir zaman ölçme aracı olmaksızın kullandı. Elde edilen tahmin sürelerinin ortalaması saniye cinsinden `yaşlanma ve zaman grafiği' üzerinde tespit edildi.Yaşlar ile zaman algısı arasında istatistiksel olarak fark olup olmadığı varyans analizi ile incelendi. Gruplar arasında veri sayısı az olduğundan parametrik olmayan yöntem olan Kruskal-Wallis H varyans analizi yöntemi kullanıldı. Bu yönteme göre denek sayısının az olmasına bağlı olarak yakın yaşlarda zaman tahmin algısında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (Ki-kare=7.61, serbestlik derecesi=3, p=0.055).Bu yüzden her bir yaş grubu için ikili karşılaştırma yapıldı. İkili karşılaştırmada her yaşın, diğer yaşlarla arasında ilişki olup olmadığı Mann-Whitney U testi ile incelendi. Buna göre 20-60 yaş ve 20-80 yaş arasında istatistiksel olarak anlamlı farkın olduğu tespit edildi.

AlgıBellekBellek türleri+3
Recai Yahyaoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Migration, memory, and identity: The Kazakh community in Turkey

The thesis aims to analyze the personal narratives and life stories of members of the Kazakh community who first migrated from East Turkestan to India and then settled permanently in Turkey in 1953. The research, which examines the migration, memory and identity structures of Kazakhs living in Istanbul (Zeytinburnu, Bağcılar) and Manisa (Salihli), examines the migration experiences of Kazakhs based on data collected through the oral history method. The research was conducted with members of three generations of the Kazakh community living in two regions of Turkey. It shows how and in what direction Kazakhs' sense of identity, homeland, and belonging has been shaped since their resettlement in Turkey. Keywords: Belonging, East Turkestan, Homeland, Identity, Kazakh, Memory, Migration.

MemoryIntegrationEastern Kazakhstan+7
Ayşe Çakıray
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Religion, memory, and sense of belonging: The tradition of memorization of the Qur'an in Turkey (1923-1950)

After the First World War, the emergence of nation-states brought new policies to many countries. Notably, the issue of identity and citizenship consequently became the basis of the political, social, and cultural crises and contestations. The case of the newly founded Turkish nation-state, which was based on secularization, modernization, Westernization, and nationalization, has consciously destroyed or undermined the social, cultural, political, ethnic, and religious structures that have existed in the Ottoman Empire for centuries. The formation of the Turkish nation-state resulted in deep traumas, ruptures, and fractures in the social fabric of the society and in the political milieu. The authoritarian secularization policies starting from 1923 to 1950, have profoundly influenced and shaped the history and memory of the religious communities. Dominant ideologies of the early Republican periods in Turkey have had many impacts and long lasting transformations on the social life, identity, and religiosity of ordinary Muslims. Psychological and physical tools of the violence of the state were imposed on them to implement secular policies and ideologies of the secular Turkish nation-state project. In this period of one-party regime, one of the most affected groups in the society was pious Qur'an memorizers (Hafızlar) who tried to learn the Qur'an under strict conditions. Qur'an memorizers, being one of the most marginalized and violated groups, have struggled to exist and survive in these historically dire conditions, despite the brutalities inflicted by the single party's sanctions and violent policies. The principal objective of this study is to obtain and evaluate the perceptions, experiences, and life stories of Qur'an memorizers regarding the state policies and brutalities they encountered in that era. This study particularly focuses on the relations between state, religion, memory, identity, and sense of belonging in the world of Qur'an memorizers in the years between 1923-1950.

BelongingMemoryReligion+5
Büşra Coşkun
Ibn Haldun University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kent - bellek ilişkisinde güncel sanat pratikleri: İstanbul'u belgelemek

Bu araştırma, gündelik yaşamımızın içinden geçtiği fiziksel çevrenin hızlı dönüşümünde İstanbul'u, kent hafızasını ve bu dönüşümün kentte yaşayana etkilerini anlamayı amaçlar. Günümüz sanat pratiklerinin kent-bellek ilişkisinde; hafıza mekânları ve kenti belgeleme yöntemi olan sanat pratiklerine odaklanır. Geçmişin birikemediği bir çevre karşısında kente ve kentte yaşayana ne olduğu sorusunu toplumsal, kültürel ve kentsel hafıza katmanlarında arar, günümüz sanat pratiklerine alternatif kent belleği çeşitliliği ile yaklaşır. Bugün kent, yani İstanbul, "yaratıcı yıkımla" "eski"yen yüzlerini yitirmekte, onları "daha karlı" olan "yeni"siyle değiştirmektedir. Çalışma boyunca kentin bütününde algılanan, tasarlanan, yaşanan mekânın üretimindeki süreçler toplumsal bağları ile ele alınır. Sosyal, kültürel, mekânsal gündelik yaşam pratiklerinin değişiminin izi güncel sanat pratikleri aracılığıyla sürülür. Bu çalışma, kent-bellek ilişkisinde sanatın rolünü sorgularken, günümüz sanat pratiklerine kentin farklı an ve anılarının kayıt aracı, hafızayı tetikleyen ve belgeleyen bir deneyim olarak yaklaşır.

BellekGüncel sanatKentler+5
Ezgi Öz Baysal
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel becerilerin travma sonrası gelişen savunma mekanizmaları üzerindeki etkisi

Travmatik yaşam olaylarına maruz kalan kişiler, ortaya çıkan olumsuz psikolojik sonuçlarla başa çıkabilmek için savunma mekanizmaları geliştirirler. Ancak farklı türlerde ortaya çıkan bu savunma mekanizmalarının türünde hangi süreçlerin etkili olduğu net olarak bilinememektedir. Bu çalışmada, travma sonrası gelişen savunma mekanizmalarının türünün belirlenmesinde bilişsel becerilerin rolü, işlevi ve etkililiği araştırılmıştır. Çalışmanın örneklemini basit rastgele seçkisiz örneklem yöntemi ile yaşam boyu en az bir travmatik yaşam olayına maruz kalmış üniversite mezunu 20 yetişkin gönüllü ile yaşamboyu hiç travmatik yaşam olayına maruz kalmamış üniversite mezunu 20 yetişkin gönüllü oluşturmuştur. İlk aşamada, çalışmaya gönüllü olarak dahil olmak isteyen her bir katılımcıya sosyodemografik veri formu ile beraber travma değerlendirme formu verilmiştir. İkinci aşamada zeka, dikkat ve bellek gibi bilişsel becerileri ölçmek amacıyla Cattell Zeka Testi (3A Formu), d2 Dikkat Testi ve Benton Görsel Bellek Testi uygulanmıştır. Yaşanan travmanın şiddeti, sahip olunan travma sayısı, ego tarafından geliştirilen matür, immatür ve nevrotik savunma mekanizmaları ve dikkat dağınıklığı, psikomotor performans, sürdürülebilir dikkat problemi, dikkat salınımı, görsel bellek, soyut düşünme becerisi arasındaki ilişki incelenmiştir. Veri analizi için SPSS for Windows 22,0 programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda bilişsel becerilerinin travma sonrası gelişen savunma mekanizmaları üzerindeki etkisine yönelik anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Travma, Bilişsel Beceriler, Savunma Mekanizmaları

BellekBilişsel becerilerDikkat+6
Alparslan Günay
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bir hafıza çalışması: Kolektif bellek üzerinden 2011 Van depremlerine bakmak

Bu tez çalışması, depremin toplumsal hafıza bağlamında incelenmesini konu almaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, sosyolojik düzlemde hafıza ile deprem arasındaki ilişkiye odaklanarak, Van kenti örneğinde depreme ilişkin toplumsal hafızanın oluşumunu ve aktarılmasını araştırmaktır. Kolektif bellek, insanların zihinlerinde var olmakla birlikte bireysel bir belleğin dışında var olan ve aynı zamanda bireysel belleği de etkileyen ve şekillendiren hatırlama pratiklerinin toplamıdır. Toplumda kurulan ilişkilere paralel olarak, kolektif bellek katmanları oluşmaktadır. Bir olayın ya da durumun toplumsal belleğe alınması için, birden fazla insanın yaşanılan olay ya da duruma tanıklık etmiş olması gerekir. Depremler de tüm toplumsal hayatı ve aynı zamanda bireysel olarak insanları sarsıntıya uğratan travmatik olaylar olarak, toplumsal belleği derinden etkilemektedirler. Bu bağlamda bu tez çalışmasının temel konusu, 2011 yılında Van ve çevresinde arka arkaya gerçekleşen ve ağır can ve mal kaybıyla sonuçlanan depremlerin, Van'da yaşayan ve iki depremi de deneyimlemiş olan kent halkı tarafından nasıl hatırlandığı ve aktarıldığıdır. Genel anlamda 2011 Van depremlerinin, özel olarak ise ikinci depremle beraber beklenmedik biçimde yıkılan Bayram Otel'in yıkılışının kolektif bellekte nasıl yer aldığı ve depremi yaşayan insanlar tarafından nasıl hatırlandığının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Bu doğrultunda deprem deneyiminin hafızada nasıl yer aldığı ve bu duruma ilişkin nelerin hatırlanıp nelerin unutulduğu ortaya çıkarılacaktır. Bu çalışma nitel bir araştırma olup, Van'da gerçekleşen depremler süresince başka bir yere gitmeyip şehirde kalan insanlarla yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Bunun sonucunda, birinci ve ikinci depreme ilişkin nasıl bir kolektif hafızanın geliştiği ve buna bağlı olarak sembolik bir mekân haline gelen Bayram Otel'in yıkılışına dair neler hatırlandığı, insanların sözlü anlatıları aracılığıyla analiz edilecektir.

BellekDepremKolektif bellek+2
Sevda Taşkın
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Görsel motor becerilerin uzamsal öğrenme ve hafıza üzerine etkisinin sağlıklı yetişkinlerde araştırılması

Başın açısal ve doğrusal hareketleriyle, vestibüler sistem tarafından sağlanan baş hakkındaki pozisyon ve hız bilgisinin elde edilmesi, bakışın ve dolayısıyla görme keskinliğinin korunması vestibülo oküler refleks mekanizması ile gerçekleşmektedir. Günümüzde vestibülo oküler refleks (VOR) mekanizmasının, memelilerin iki ve üç boyutlu uzayı nasıl algıladığını ifade edebilmek için kullanılan, mesafe, derinlik, uzamsal navigasyon gibi becerileri içeren görsel-uzamsal algıda kritik öneme sahip olduğu tartışılmaktadır. Bu çalışmada, görsel motor becerilerin uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmaya 18-55 yaş aralığında 50 sağlıklı yetişkin dahil edilmiştir. Çalışmaya katılan tüm bireylere, çalışmaya katılma ön koşullarını sağlayıp sağlamadığını incelemek için, Mini Mental Durum Testi (MMDT) ve Durumluluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği (DSKÖ), yönetici fonksiyonların değerlendirilmesi için İz Sürme Testi (İST) Form-A ve Form-B, görsel motor fonksiyonların değerlendirilmesi için Dinamik Görsel Keskinlik (DGK) test bataryası, uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza becerilerinin değerlendirilmesi için sanal gerçeklik sistemi ile Sanal Morris Su Labirent Testi'nde (SMSLT) özgün bir protokol kullanıldı. Buna ek olarak SMSLT parametreleri ile uyumunun incelenmesi için Sembol Sayı Değiştirme Testi (SSDT) ve Benton Yüz Tanıma Testi (BYTT) ölçekleri kullanıldı. DGK test batarayası içinde yer alan, horizontal, vertikal ve sagital yönde Bakış Stabilizasyon Test bulgularının uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza üzerine istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi yok iken (p>0,05), horizontal, vertikal ve sagital planda DGK bulgularının uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza değerlerine anlamlı etkisi olduğu bulundu (p<0,05). Ayrıca, sigara kullanım durumu, spor yapma durumu, gözlük kullanım durumunun uzamsal öğrenme ve uzamsal hafıza üzerinde etkileri olduğu bulundu (p<0,05). Vestibüler-görsel sistem ile hipokampus arasındaki yolların çalışılmasında bulgularımızın literatüre bir referans olmasının yanında SMSLT'inde özgün kullanılan protokolün bu sistem ile yapılacak çalışmalara referans olacağı düşünülmektedir.

BellekGörme keskinliğiMotor beceriler+6
Burak Kabiş
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Hafıza ve hakikat bağlamında çağdaş sanatta arşiv

Arşiv kavramını sanat pratikleri arasında bir janr olarak ele almak mümkün müdür? Bu tezde arşiv kavramı, saklama, biriktirme, koruma ve sergileme yönleriyle düşünüldüğünde, tarihsel süreç içerisinde ilk olarak nadire kabineleri ile ilişkilendirilmiştir. Akabinde benzer dürtülerle modern sanat müzeleri ve büyük çaplı bienaller gibi etkinliklerle arşiv ilişkisi incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde tarihsel ve kronolojik; ikinci bölümünde ise sanat eserleri ve tez sürecinde yapılan çalışmalar üzerinden konunun kavramsal yönden araştırması yöntemi benimsenmiştir. Arşiv doğası gereği geçmiş ile ilişkili olduğu için kaçınılmaz olarak hafıza kavramı ile ilişkilendirilmektedir. Tez kapsamında yapılan çalışmalarla olan bağlantısı ve sınırlılıkları açısından arşiv meselesinin toplumsal hafıza ve hakikat kavramları bağlamında açıklanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda arşivin, arşiv olmayan-olamayan (an-arşiv) gibi bir tersten okuma yoluyla anlaşılmaya çalışıldığı görülmektedir. Yapılan sanat çalışmalarında görünür olan-olmayan ikiliği içerisinde konumlanan tarihsel verinin doğrudan kullanımıyla arşiv kavramına sanat alanından bir bakış açısı getirilmiştir.

ArşivlerBellekHakikat+5
Muhammet Fatih Gök
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2022
00

Related subjects