Granger Causality Test

211 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İhracatçı şirketlerin menkul kıymetler borsa performanslarının değerlendirilmesi: Türkiye ihracatçılar meclisi ihracat endeksi (TIMEX) üzerine bir analiz

Bu çalışmada ihracatçı şirketlerin hisse senedi fiyat performanslarını yansıtan TİM İhracat Endeksi'nin (TIMEX) makroekonomik değişkenler ile olan ilişkisi araştırılmıştır. 2013:2-2019:1 arasındaki dönemi kapsayan çalışmada, literatürde hisse senedi endeksleri ile ilişkisi en sık araştırılan faiz oranı, enflasyon, döviz kuru ve sanayi üretiminin yanı sıra TIMEX ile doğrudan ilişkili olan ihracat miktarı değişkenleri kullanılmıştır. ARDL sınır testi yöntemiyle yapılan eşbütünleşme testi ile değişkenler arasındaki uzun ve kısa dönemli dinamik ilişkiler analiz edilirken Granger nedensellik testi ile TIMEX ve diğer değişkenler arasındaki tahmin edebilme güçleri test edilmiştir. Buna göre, TIMEX bağımlı değişkeni ile ihracat miktarı, faiz oranı, ABD Doları/TL döviz kuru ve sanayi üretim endeksi bağımsız değişkenleri arasında uzun dönemli ilişkinin göstergesi olan eşbütünleşme ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Uzun vadede, TIMEX ile ihracat miktarı, sanayi üretimi ve ABD Doları/TL döviz kuru arasında pozitif, faiz oranı arasında ise negatif bir ilişki ortaya çıkmıştır. Ayrıca değişkenler arasındaki uzun vadeli dengede meydana gelen sapmaların %48'inin bir dönemlik süre içerisinde düzeldiği, modelin hızlı bir uyarlama sürecine sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçlar, uzun vadede TIMEX'in ihracat miktarı ve sanayi üretim endeksi gibi reel değişkenlerle olan ilişkisinin ABD Doları/TL döviz kuru ve faiz oranı gibi finansal değişkenlerle olan ilişkisine göre daha güçlü olduğunu göstermektedir. Granger nedensellik testi sonuçlarına göre ise TIMEX'ten sanayi üretim endeksine doğru istatistiksel olarak anlamlı bir Granger nedenselliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum, TIMEX'teki değişimlerin sanayi üretimindeki değişimleri tahmin edebildiğini ve TIMEX endeksinin üretimin öncü göstergesi olarak izlenebileceğini göstermektedir.

ARDL Sınır TestiEndeksFinansal performans+7
Emrullah Furkan Gün
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Katılım bankalarının reel sektöre verdikleri kredilerin büyümeye etkisi: 2005-2017 dönemi Türkiye örneği

Bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde bankacılık sektörüne genel bir bakış yapılmıştır. İkinci bölümde Türkiye'de bulunan Katılım Bankaları ve Türkiye ekonomisine etkileri teorik olarak araştırılmıştır. Son bölüm de ise Türkiye'de faaliyet gösteren Katılım Bankaları'nın reel sektöre verdikleri kredilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisini; 2005 yılı ilk çeyreğinden 2017 yılı ilk çeyreğine kadar olan dönemi kapsayacak şekilde, üçer aylık (çeyreklik) veriler kullanılarak ekonometrik analizler ve testler yapılmıştır. Bu çalışmada ADF ve PP birim kök testleri ile durağanlık sınaması yapılmıştır. Johansen eşbütünleşme ve Granger nedensellik analizleri gerçekleştirilmiştir. Son olarak Granger nedensellik testi ile Katılım Bankaları kredilerinden GSYİH'a doğru tek yönlü ve pozitif bir nedensellik bulunmuştur. Kalkınma ve Yatırım Bankaları ile GSYİH'a doğru tek yönlü ve pozitif nedensellikten söz edilirken, Mevduat Bankalarından GSYİH'a doğru çift yönlü ve pozitif bir nedensellik söz konusu olduğu görülmüştür.

Banka kredileriBüyümeEkonomik büyüme+4
Numan Kökay
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

"HLM etkisi": Türkiye örneği

Bu çalışmada, Türkiye'de dış ticaret hadleri değişimlerinin dış ticaret dengesi üzerindeki etkileri modern zaman serisi analizleriyle belirlenmeye çalışılmıştır. 2013:1-2023:1 dönemini içeren bir veri seti kullanılarak, şu sonuçlara ulaşılmıştır; 1) GMM testi sonuçlarına göre HLM Etkisini gösteren dış ticaret dengesi katsayısı pozitiftir ve istatistiksel olarak %5 seviyesinde anlamlıdır. Dolayısıyla dengenin dış ticaret hadleri üzerinde pozitif yönlü bir etkisi olduğu söylenebilir. 2) Granger nedensellik analizi sonuçlarına göre ise iki değişken arasında kısa dönemde bir nedensellik ilişkisi yoktur.

Dış ticaret dengesiDış ticaret hadleriGenelleştirilmiş momentler yöntemi+3
İlayda Kaymaz
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

On the contagion of financial risk

The global financial system has become highly interconnected over the past few decades and financial shocks have propagated faster, causing systemic events to occur more frequently. This dissertation examines systemic risk contagion through two linked chapters, each contributing to different strands of the literature. In the first chapter, I construct a contagion test, based on time varying Granger causality and dynamic conditional correlation approaches. Using the test on the systemic risk contributions of international banks, I identify several contagion episodes during the period 2004-2021, particularly concentrated during the four periods of turmoil. I then analyze systemic risk spillovers across international banks following extreme adverse and beneficial shocks, identify the main risk transmitters, and scrutinize changes in network topology during the four contagion episodes. The results reveal that the main transmitters of systemic risk differ not only across magnitudes and directions of shocks, but also across crisis periods. In the second chapter, I investigate the determinants of systemic risk contagion based on tail behavior, taking into account time-variation, slope heterogeneity and endogeneity. Using explanatory variables derived from banks' balance sheets representing size, profitability, capital adequacy, credit quality, leverage, and funding structure I find that determinants of systemic risk contagion change over time, differ in each crisis episode, and no single factor drives contagion persistently. I show that some determinants gradually lose their influence on the propagation of shocks, while others are effective only during a single period of turmoil. The results also show significant heterogeneity across banks, and I do not detect significant clustering at either the national or regional level. The findings reveal that static surveillance methods may fail to capture the factors that propagate systemic risk. In light of my findings, I propose a holistic systemic risk surveillance model that uses high-frequency data and incorporates several risk factors simultaneously.

BankingBanksContagion effect+7
Burak Sencer Atasoy
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Determinants of the dynamic correlation patterns between stock prices and exchange rates

The foreign exchange market and the stock market are two of the most important markets in which investors and investors participate. The first is the largest market in terms of transaction volume. The question of whether there is a relationship between the two markets is of interest to investors, traders, firms' decision-makers and policymakers of financial institutions. In this study, we investigated the relationship between ER and SPI variables in terms of dynamic causality with the VAR model, in terms of long-term equilibrium relationship with cointegration technique, and analyzed whether the results support the posits and implications of traditional and stock-oriented models. IR functions analysis, FEVD analysis tools were also used for further inference. Data is from selected emerging countries including BRICS countries. In order to examine the impact of the crisis period, time series were examined as three periods. The results indicate that there is no L-R equilibrium relationship between SPI and ER variables. Granger causality results are mixed. Before-crises period results indicate there is no causal relationship between ER and SPI variables. Brazil and South Africa during the crisis and Turkey and South Korea post-crisis period SPI leads to the ER. This result supports the proposal of portfolio balance models. After-crises period in China, India, and Russia, ER leads to SPI. This result supports the proposal of flow models. No two-way Granger causality was found in any case. Variance decomposition analysis and correlation coefficients indicate that the association between SPI and ER variables increased during the 2008 banking crisis. Keywords Exchange rates, Stock prices, Cointegration, Granger non-causality, VAR Model, Variance Decomposition Analysis, Impulse Response Function Analysis

Dynamic conditional correlationExchange rateCointegration+4
Ahmet Sacit Seyid Özdem
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de 1982-2016 yılları arasında kredi hacmindeki genişlemelerin cari açık üzerine etkisi

Türkiye ekonomisi için cari açığın kronikleşmiş bir sorun olduğu söylenebilir. Enerji ithalatının yüksek olması, iç tasarruf oranlarının yetersiz olması, dış ticaret açığının uzun yıllardır devam etmesi ve aşırı değerlenmiş ülke parası cari açığın en önemli nedenleri arasında gösterilmektedir. Cari açığın diğer bir önemli nedeninin de kredi hacmi genişlemeleri olduğu söylenebilir. Türkiye'de ekonomiden sorumlu bazı kişiler de, cari açığın önemli bir nedeni olarak kredi genişlemelerini göstermişlerdir. Kredi hacmindeki artış veya azalış ile cari açığın artma yada azalma dönemleri incelendiğinde, aynı yönlü bir ilişkiden söz edilebilir. Kredi genişlemelerinin olduğu yıllarda cari açık da artmıştır. Ekonominin kriz dönemlerinde ise her ikisi de azalma eğilimi göstermiştir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yeterli miktarda doğrudan yabancı sermaye gelmemektedir. Döviz açığının kapanmasında bir çok gelişmekte olan ülke, kısa vadeli sıcak parayı kullanmaktadır. Ülkeye gelen kısa vadeli yabancı para girişlerinin kredi genişlemelerine neden olduğu söylenebilir. Cari açığın finansmanı olarak kullanılan kısa vadeli yatırımlar hem kredi hacmini artırmakta hem de cari açığa neden olmaktadır. Türkiye'de uygulanan faiz oranlarının dünya faiz seviyesinin üstüne çıkması durumunda, ülkeye sıcak para girişi yaşanmaktadır. Sıcak para girişlerinin artması, dövizin miktarını artırıp değerini düşürecektir. Ülke parası ise ithalatı cazip kılacak şekilde aşırı değerlenecektir. Dış finansman bulmanın kolaylaşması ile artan krediler ise cari açığa neden olmaktadır. 2008 krizi sonrasında gelişmiş ülkelerde uygulanan genişletici para politikaları Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yoğun şekilde kısa vadeli yabancı sermaye girişine neden olmuştur. Türkiye'de tüketim oranlarının önemli oranda artması, buna karşılık gelirlerin aynı oranda artmaması kredi taleplerini artırmıştır. Ülkeye gelen sıcak paranın neden olduğu kredi hacmindeki artış da, ithal tüketime kullanılarak cari açığın önemli bir nedeni olmuştur. Bu çalışmada Augmented Dickey-Fuller ve Phillips-Perron birim kök testi, Cusum ve Cusum-Square testi, Engle-Granger ve Johansen eşbütünleşme testi, Hata düzeltme modeli, Granger nedensellik testi, VAR modeli etki-tepki analizi ve varyans ayrıştırması kullanmıştır. Sonuç olarak, kısıtlı da olsa kredi genişlemelerinin cari açığa neden olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye Ekonomisi, Cari Açık, Kredi Genişlemesi, Granger Nedensellik

Cari açıkGranger Nedensellik TestiKredi genişlemesi+2
Emrah Köroğlu
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de reel efektif döviz kurunun ödeme yöntemleri bazında ihracata etkisi: 2000 yılı sonrasına yönelik bir analiz

Bu çalışmanın amacı; ülkelerin en önemli ekonomik göstergelerinden biri olan döviz kurunun yine ekonomik açıdan önem taşıyan ihracata etkisinin ödeme yöntemleri bazında incelenmesidir. Bu amaçla çalışmada, 2000-2015 tarihlerindeki Reel Efektif Döviz Kuru ile Mal Mukabili Ödeme, Vesaik Mukabili Ödeme, Peşin Ödeme, Akreditifli Ödeme (Peşin ve Vadeli Dâhil) değişkenleri arasında ilişki varsa ortaya çıkarmak için ekonometrik analiz yöntemlerinden olan VAR analizi modeli kullanılmıştır. Oluşturulan bu modelde Johansen eşbütünleşme ve Granger nedensellik testleri uygulanmıştır. Analizler sonucunda elde edilen verilerde Birim Kök Testi sonucunda değişkenlerin birinci farklarında durağan oldukları görülmüştür. Uygulanan Granger Nedensellik testi sonucunda peşin ödeme yönteminin; vesaik mukabili ödeme yönteminin Granger nedeni olduğu, vesaik mukabili ödeme yönteminin; mal mukabili ödeme yönteminin Granger nedeni olduğu, akreditifli ödeme yönteminin peşin ödeme yönteminin Granger nedeni olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mal mukabili ödeme yöntemi ile peşin ödeme yöntemi arasında çift yönlü Granger nedensellik ilişkisi olduğu tespit edilmiştir.

Döviz kuruEşbütünleşmeGranger Nedensellik Testi+3
Çağtay Mersin
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık harcamalarının ekonomik büyüme üzerine etkisi nedensellik analizi: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı, sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisinin incelenmesi ve Türkiye örneği üzerinden ortaya konmasıdır. Çalışma kapsamında sağlık sektörü ile ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisinin belirlenmesi ve bu ilişkinin zaman içindeki seyrinin ortaya konması hedeflenmektedir. Hazırlanan bu çalışmada öncelikle beşeri sermaye kavramı ve sağlık ilişkisi üzerinde durulmuştur. Modern ekonomilerde gelişmeyi belirleyen önemli faktörlerden bir tanesi beşeri sermayedir. Beşeri sermayenin asıl kaynağını eğitim oluşturmakla birlikte, toplumun sağlık düzeyi beşeri sermayeyi besleyen ve gelişmesine önemli katkıda bulunan diğer bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumun sağlık düzeyi ile ekonomik gelişmişlik arasında yakın bir ilişki söz konusudur. Bir ülkenin sağlık harcamalarının yapısı ortaya konulurken sağlık sistemlerinin belirleyici unsur olması sebebiyle, çalışmada Türkiye?nin sağlık sistemi hakkında bilgi verilmiş daha sonra sistem içerisinde gerçekleştirilen sağlık harcamaları ortaya konmuştur. Sağlık kavramı ve sağlık hizmeti hakkında genel bilgiler verilmiş, günümüzde gelişmiş toplumlarda giderek önem kazanan sağlık ekonomisi hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Çalışmanın asıl konusunu oluşturan sağlık harcamaları ve ekonomik büyüme ilişkisini açıklayabilmek için gayri safi yurtiçi hâsıla, doğuşta yaşam beklentisi, sağlık personeli başına düşen kişi sayısı vb? sağlık göstergelerindeki gelişmeler yıllar itibariyle incelenmiş ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütüne üye diğer ülkelerdeki sağlık göstergelerinde meydana gelen gelişmeler ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuç, Türkiye?deki sağlık göstergelerinin pek de iç açıcı olmadığı yönündedir. Çalışmada sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki ekonometrik yöntem olan nedensellik analiziyle değerlendirilmiştir. Ayrıca yapılan nedensellik analizi sonucunda sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasında karşılıklı bir ilişki olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Sektörü, Ekonomik Büyüme, GSYİH, Doğuşta Yaşam Beklentisi, Sağlık Personeli Başına Düşen Nüfus, Granger Nedensellik Testi

BüyümeEkonomik büyümeEkonomik kalkınma+4
Pınar Kısa
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji sektörünün piyasalara etkisi (Enerji sektörleri ile BIST100 ilişkisi)

Bu çalışmada enerjinin tanımı, türleri ve sektörlerinin piyasalara olan etkinliği baz alınmıştır. Klasik enerji kaynakları, Alternatif enerji kaynakları içeriklerine değinilmiştir. Klasik enerji kaynaklarında bulunan fosil yakıt grubunun günümüzde piyasalara olan etkinliğinin en yüksek olduğu Petrol ve Doğal gaz sektörleri yapılan araştırmalar ve grafikler vasıtasıyla küresel boyutta incelenmiş ve yorumlanmıştır. Yenilenebilir enerji kaynakları genel bir gruba dahil edilerek Yenilenebilir enerji sektörü başlığı altında incelenmiştir. Bağımlı değişken Bist100 ile bağımsız değişken petrol ve doğalgazın etkinliği inceleyebilmek için yapılan ADF birim kök testi ile modeldeki değişkenlerin durağanlıkları tespit edilmiştir. Johansen Eşbütünleşme analizi sonucunda iki adet eşbütünleşme saptanmıştır. Eşbütünleşme değerlerinin nedenselliğini ve ilişkinin yönünü belirlemek için Granger Nedensellik testi uygulanmıştır. Serilerimiz düzeyde durağan olmadığı için VECM modeli üzerinden Granger nedensellik yapılmıştır. Granger sonucuna göre iki tane tek yönlü nedensellik ilişkisi mevcuttur.

Enerji kaynaklarıEnerji piyasasıEnerji sektörü+1
Mahmut Yiğit Yılmaz
Ordu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de turizm gelirlerini etkileyen risk faktörleri

Bu amprik çalışmanın amacı CDS primi(kredi temerrüt takası) ve reel efektif döviz kuru (REFE) gibi risk faktörlerinin turizm gelirleri(LNTUG) ve BİST (Borsa İstanbul) Turizm fiyat endeksi(TUE) üzerindeki etkisini araştırmaktır. Yapılan Çalışmada 01.01.2012-31.12.2020 dönemleri arasındaki aylık veriler kullanılmıştır. Analiz, Vektör otoregresyon(VAR), Vektör hata düzeltme(VECM), Granger nedensellik ve etki-tepki teknikleri kullanılarak yapılmıştır. Granger nedensellik testi sonuçları CDS ile TUE, REFE ile TUE, CDS ile LNTUG ve REFE ile LNTUG değişkenleri arasında nedensellik ilişkisi bulunmadığını göstermiştir. VAR ve VECM sonuçları CDS(-2) ile Turizm endeksi ve turizm geliri arasında istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Benzer şekilde, REFE(-2) ile Turizm endeksi ve turizm geliri arasında da istatistiki olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığını göstermiştir. Fakat VECM sonuçları turizm geliri ile CDS arasında anlamlı negatif bir ilişki göstermiştir. Turizm geliri arttığında Türkiye'nin ekonomik ve politik riskini kapsayan CDS düşmektedir. Çünkü turizm geliri cari açığı azaltacaktır. Turizm faaliyetlerinin tüm yıla yayılacak şekilde çeşitlendirilmesi yönünde master plan yapılması önerilmektedir. Bu bağlamda Türkiye'nin hem hacama oranları hemde seyahat süreleri göz önüne alındığında gençlik turizmine, alt yapı ve saha yetersizliği sıkıntısının olmamasına rağmen ulaşım ve tesis yetersizliğinden dolayı pastadan yeteri kadar pay alamadığı kış turizmine, golf turizmine katılan turistin normal turiste oranla harcaması 3 kat fazla olduğu için golf turizmine yönelmesi turizm gelirlerini arttıracağı gibi turizm faaliyetlerinin tüm yıla yayılmasını sağlayacaktır. Pay yatırımcılarının BİST Turizm endeksini etkileyen risk faktörlerini yakından takip ederek turizm endeksine bağlı borsa yatırım fonlarını daha aktif yönetmeleri önerilmektedir.

Birim kök testleriEtki-tepki analiziGranger Nedensellik Testi+7
Utku Baran Ekmen
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Determinants of economic development amidst political instability: Yemen's case

Many countries in the Middle East region lay on abundance of natural resources, yet, they never had the chance to use them effectively, and people of these countries suffer from different crises. However, some of those countries had been suffering from the lack of economic resources, but that was not the only reason to for millions of people to remain in severe need. Political corruption, ignorance, and not to mention the heinous exploitation by the superpower countries and their collusion with the corrupt governments in the Middle East in exchange for running their own interests regardless of the circumstances of the peoples of these countries, all that play an essential role in the current situation. This research aimed to study the theoretical and practical justifications for political instability, oil rent, and foreign direct investments in post-war Yemen rebuilding with regard to economic growth. Political instability, oil rent, and foreign direct investment (FDI) served as the study's explanatory variables; GDP growth (annual; %) served as the study's response variable, and as a result, its influence on the reconstruction of Yemen following the conflict. The Johansen cointegration test was used in the study to determine whether there was cointegration among the variables. The short-run and long-run coefficients were also estimated using the Vector autoregression (VAR) estimation technique, and their individual effects on economic growth in Yemen were evaluated for significance. FDI, oil rent, and political instability were found to have significant long-term effects on economic growth, but short-term effects were neutral. The Granger Causality test was applied to look for any causative connections between the variables, and the results revealed that there were unidirectional connections between FDI, pol-ins, oil rent, and economic growth.

Foreign direct investmentsEconomic growthEconomic developments+7
Osamah Mahmood Moqbel Al Malıkı
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Foreign direct investment as a vehicle for economic growth in Nigeria

This research study aimed to investigate the empirical justification for foreign direct investments' relationship with economic growth in Nigeria. The study utilized time series data ranging from 1972-2020, with gross capital formation (GCF), labor proxied by population aged 14-65, and foreign direct investment (FDI) as the explanatory variables of the study and GDP growth (annual; %) as the response variable of the study. The Autoregressive distributive lag (ARDL) estimation technique was employed to ascertain the presence of cointegration among the variables, to estimate the short-run and long -run coefficients and check for the significance of their individual impacts on economic growth in Nigeria. Findings showed FDI to have a positive and significant impact on economic growth on the long run, however it had negative and insignificant impact in the short run. GCF was seen to only have a positive significant impact on economic growth in the short run but its positive effect on the long run was insignificant. Labor was seen to have positive significant impact on economic growth in Nigeria both in the short run and on the long run. VAR Granger causality test was used to investigate the existence of causal relationships in among the variables and results showed the existence of unidirectional causality between FDI and economic growth, labor and economic growth, economic growth and GCF as well as FDI and labor. However, a bi-directional causal relationship was seen between FDI and GCF. It was concluded that GCF, labor and FDI are significantly influential to economic growth in Nigeria.

ARDLForeign direct investmentsEconomic growth+5
Michael Chukwuasiokwu Nkwor
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Determinants of agriculture output towards positive impact on economic growth of Nigeria 1981-2020

The study examined determinants of agriculture output towards positive impact on economic growth of Nigeria and the results from the study shows that, the variables significantly impacted the agriculture output. Three research question were used for the study and related literature was reviewed. As a method of estimation, the Ordinary Least Squares method (OLS) was employed to estimate Vector auto-regression (VAR) and granger causality test. The study of this method is based on the fact that the technique is relevant to the objective of this study and has desirable property for this analysis. Moreover, it was revealed that Exchange rate (EXR), had significant and negative impact on Agricultural Output (AOUT) in Nigeria. This implied that decrease in Exchange rate (EXR) led to increase in Agricultural Output. Furthermore, the result also revealed that Inflation (INF) had no significant impact and relationship on Agricultural Output (AOUT) in Nigeria. This implied that a rise in Inflation (INF) led to decrease in Agricultural Output (AOUT). Lastly, Interest Rate (INT) is non-statistically significant. It also indicates that there is no positive connection between Interest Rate (INT) and Agricultural Output (AOUT) in Nigeria for period between (1981-2020). The study concludes that increasing effective exchange rates, interest rates, inflation rates, will positively affect Agricultural Output Nigeria's economic growth. Based on the findings the study therefore recommends that the Government policies should encourage the inflow of foreign private investment so that it can continue to encourage the production or development of the agricultural sector in Nigeria and accountability aimed at raising living standards, increased attention to cultural and human values, improved education, and the creation of more jobs will all contribute to greater individual and societal success in addition to improving material well-being.

Exchange rateEconomyEconomic growth+7
Paulet Uwaıla Osaghae
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe kredi riski ve kredi türevleri: Ampirik bir uygulama

Bankalar hem taraf oldukları işlemler hem de sahip oldukları varlıklardan kaynaklı olarak kredi riskine maruz kalmaktadır. Kredi riski, fon aktarım sürecinde kredilendirme işlemlerinden kaynaklandığı gibi bankaların portföyünde yer alan varlıkların temerrüt veya değer düşüklüğü ihtimalinden dolayı da ortaya çıkmaktadır. Kredi riski, bir taraftan varlıkların değerinin azalmasına yol açarken diğer taraftan ilave sermaye gereksinimi doğurmakta ve yeni kredilendirme işlemlerinin kısıtlanmasına yol açmaktadır. Kredi riskinin etkin bir biçimde yönetimi ve azaltımı, bankaların varlıklarının kalitesi ve sermaye gereksinimlerinin ayarlanması bakımından oldukça önemlidir. Kredi riskinin azaltımına ilişkin yaygın bir biçimde kullanılan kredi türevleri ise; Kredi Temerrüt Swapları (CDS), Toplam Getiri Swapları (TRS), Krediye Bağlı Tahvil (CLN), Kredi Spread Opsiyonu (CSO), Teminatlı Borç Yükümlülükleri (CDO) şeklindedir. Bu çalışmada kredi işlemlerinin tanımlanması ve sahip oldukları özelliklere göre çeşitli sınıflara tabi tutulması, kredi riski kavramının tanımı, kredi riskinin unsurları, kredi riskinin ölçümü yaklaşımları, kredi riskinin ölçümüne ilişkin değişkenler, kredi portföyü risk ölçüm modelleri, kredi riskinin yönetimi ve Basel uzlaşılarında kredi riski yaklaşımı, Türk bankacılık sektöründe kredi riskinin büyüklüğü, kredi türevinin tanımı, kredi türevi türleri ve bankaların taraf olduğu kredi türevi işlemleri örnekleri konularına yer verilmiş olup çalışmanın üçüncü kısmında Norden ve Wagner (2008) tarafından ABD'de gerçekleştirilen çalışmada yer alan CDS primleri ile kredi faizleri ve diğer makroekonomik değişkenler arasındaki ekonometrik ilişki; Türkiye'ye ait göstergeler üzerinden test edilmiş, ekonometrik modelde Türkiye'nin 5 yıllık CDS primleri ile Türkiye'nin önemli faiz göstergeleri olan Türkiye'deki bankalar tarafından açılan TL ticari kredilerin faizleri, TR 2 yıllık devlet tahvilleri ve TL/USD 5 yıllık swap faizleri arasındaki ekonometrik ilişki analiz edilmiştir.Çalışmada kullanılan veriler, 2006 Haziran-2019 Şubat dönemlerine ait aylık veriler olup söz konusu veriler sırasıyla durağanlık (birim kök), eşbütünleşme, vektör hata düzeltme (VECM) ve Granger Nedensellik; ekonometrik model ve testlerine tabi tutulmuştur. Gerçekleştirilen testlerin ve modelin çıktılarına göre değişkenler arası eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiş, daha sonra VECM'e dayalı nedensellik ilişkisi ortaya konulmuştur.

Ampirik yöntemlerBankacılık sektörüFaiz oranları+5
Serdar Özgür
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye yatırımların belirleyicileri

Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik kalkınması önünde ciddi bir engel sermaye yetersizliğidir. Gelişmekte olan ülkelerin sermaye yetersizliğini gidermesinin bir yolu doğrudan yabancı sermaye yatırımlardır. Bu çalışmada 1998-2016 çeyreklik veriler kullanılarak Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye yatırımların belirleyicileri araştırılmıştır. Bu amaçla önce serilerin durağan olup olmadığını test etmek için ADF testi ve PP testi kullanılmış, sonra da eş-bütünleşme testi, Granger nedensellik testi ve VAR metodu uygulanmıştır. Ampirik bulgularda GSYİH, dışa açıklık oranı, reel efektif döviz kuru ve faiz oranı ile doğrudan yabancı sermaye yatırımlar arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur, diğer taraftan tüketici fiyat endeksi ile doğrudan yabancı sermaye yatırımlar arasında negatif yönlü bir ilişki çıkmıştır.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıGelişmekte olan ülkelerGranger Nedensellik Testi+5
Xamse Musa
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Causality in time series: dynamic time warping versus granger causality

Causality is a concept studied in various areas such as economics, and engineering. Identifying the cause and effect relations among variables is important as it enables the control of the effected variable by the variation of the cause or helps predict the future behavior of the effected variable based on the behavior of the cause. Granger Causality (GC) test is a statistical test mainly used for causality detection in economics and recently in bioinformatics. The GC test determines whether one series Granger causes the other or not, or if there exists a feedback relation. However, results of the GC tests do not elucidate how these relations change with time. Dynamic Time Warping (DTW) is a method employed for similarity measurement in classification and clustering applications, in areas such as speech recognition and batch trajectory synchronization. In the DTW method, principles of dynamic programing are utilized and the series are aligned nonlinearly in the time axis. In this thesis work, it is proposed that DTW can help determine the temporal order and the lead/lag relations of the series, therefore, the causal relations. The DTW method is tested on selected synthetic data sets and on data from chemical and biochemical processes, and engineering related economic indicators. The DTW-based causality results are compared with those of the GC tests and cross-correlation analyses. The DTW-based results were found to be as expected and in accordance with the GC test only for the simple examples, for multivariable sets and nonlinearly-related variables, the method was unsuccessful.

Granger Causality Test
Leyla Zeynep Yallak
Boğaziçi University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Havacılık sektörünün ekonomik performansa etkisi

Havacılık sektörü çağımızın ve geleceğimizin en önemli yapı taşlarından birisidir. Aynı zamanda ülkeler, iktisadi olarak büyüme ve ekonomik performans kriterlerini sürekli olarak iyileştirmeye çabalamaktadır. Bu araştırmada havacılık sektörü ve ekonomik performans kriterleri ilişkisi araştırılmaktadır. Çalışmada gözlem grubu olarak G-7 ekonomileri ve dönem olarak ise 1997-2020 incelenmiştir. PVAR ekonometrik metodolojisinin ve Granger nedensellik tahmininin kullanıldığı ampirik analizde iki farklı model oluşturulmuştur. Model 1 ilk grup ekonomik performans kriterleri olarak kişi başı gelir, ticaret ve istihdam değişkenlerinden oluşmaktadır. İkinci grup ekonomik performans kriterleri olarak ise Model 2 oluşturulmuştur. Model 2'de döviz kuru, doğrudan yabancı yatırımlar ve ödemeler dengesi kullanılmıştır. Her iki modelde de hava taşımacılığı bağımlı değişken olarak CO2 ise kontrol değişkeni olarak yer almaktadır. Katsayı ve nedensellik tahminlerine göre Model 1 için; havacılık sektörü ve büyüme arasında iki yönlü ve istatistiki olarak anlamlı pozitif ilişki belirlenmiştir. Diğer taraftan havacılık sektörü ile ticaret ve CO2 arasında pozitif, istihdam ile negatif ilişki belirlenmiştir. Model 2 tahminlerine göre ise döviz kuru havacılık sektörünü negatif etkilemektedir. Ancak havacılık sektörü doğrudan yabancı yatırımları ve ödemeler dengesine pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı etkide bulunmaktadır. Aynı zamanda havacılık sektörü CO2 emisyonunu da pozitif yönde etkilemektedir. Ampirik sonuçlara göre G-7 ekonomilerinde havacılık sektörü ekonomik performans kriterleri üzerinde iyileştirici etkiye sahiptir ve büyümenin dinamikleri arasında yer almaktadır. Bu sebeple gözlem ülkelerinde havacılık sektörüne yapılan yatırımların arttırılması ve öncelikli alan olarak belirlenmesi oldukça önemlidir.

EkonomiEkonomik büyümeEkonomik etki+6
Baki Özsolak
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi iletişim teknolojilerinin iş gücü verimliliği üzerine etkisi

Bilgi ve iletişim teknolojisi, birleşik iletişim, telekomünikasyon ve bilgisayarların yanı sıra gerekli kurumsal yazılım, ara katman yazılımının entegrasyonunun rolünü vurgulayan bilgi teknolojisi için genişletilmiş bir terimdir. Kullanıcıların bilgilere erişmesini, bunları saklamasını, iletmesini, anlamasını ve değiştirmesini sağlar. Bazı gelişmiş ülkeler, hem sosyal hem de ekonomik olarak Bilgi ve iletişim teknolojilerinin benimsenmesinden ve kullanılmasından büyük fayda sağlamıştır. Konuyla ilgili literatür, elde edilen bu faydaların bu ülkelerin telekomünikasyon altyapılarının varlığına ve ekonomik kalkınmalarına bağlı olduğunu vurgulamaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojisinin verimliliğin geliştirilmesi üzerindeki etkisi literatürde çok tartışılan bir konu olmuştur. Teorik olarak, bilgi ve iletişim teknolojisinin üretkenlik üzerindeki etkisi, bu teknolojilerin üretim sürecinde girdi olarak oynadıkları rolden ve işlem maliyetlerini azaltma ve yalnızca firma içinde değil, aynı zamanda iş ortakları dışında da farklı faaliyetlerin koordinasyonunu geliştirme yeteneklerinden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada, BİT'in iş gücü verimliliği üzerindeki etkisinin anlaşılması amacıyla, G7 ülkeleri ele alınmış, 1995-2018 yıllık verileri ile Panel Var analizi yapılmıştır. Analizde kullanılan değişkenlerden iş gücü verimliliği bağımlı değişken iken, doğrudan yabancı yatırımlar, sabit geniş bant aboneliği, GDP gibi değişkenler ise bağımsız değişken olarak konumlandırılmıştır. Yapılan Panel Var Analizinin sonucu ise bize literatürden farklı olarak bazı karmaşık sonuçları göstermektedir. Panel Var sonucuna göre, ekonomik büyüme, doğrudan yabancı yatırımlar ve bilgi iletişim teknolojilerinin ihracatı işgücü verimliliğini düşürücü etkiye sahip iken, araştırmacı sayısı değişkeni ve sabit geniş bant aboneliği değişkeni iş gücü verimliliğini artırıcı yönde etki sağlamıştır.

Bilgi ve iletişim teknolojileriG-7 ülkeleriGranger Nedensellik Testi+2
Funda Nur Sazlıdere
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de turizm ve ihracat ilişkisi (2002-2021)

Turizm özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından oldukça önemli sektörlerden biridir. Çünkü bu ülkelerde dış ticaret açıkları meydana gelebilmekte ve bu açık finansman ihtiyacını artırmaktadır. Turizm, dış ticaretin hizmet sektörü olarak önemli gelir kalemleri arasında yer almaktadır. Turizm hareketliliği özellikle 1950'li yıllardan sonra dünya genelinde, 1980'li yıllardan sonra da Türkiye'de artış göstermiştir. Ülkelerin ihracat ve ithalat işlemlerinden oluşan dış ticaret döviz rezervleri başta olmak üzere ülkenin ekonomik göstergelerine etki eden bir faktördür. Dış ticarette ekonominin dışa açık ya da kapalı olması önemlidir. Dışa açık ekonomiler gelişme kaydetmekte ve dış ticaret dengesine ulaşabilmektedir. Bu durum dış ticaretin fazla vermesini sağlayarak dış ticaret açıklarını kapatabilmektedir. Bu denli etkili olan dış ticaretin, doğrudan bir ihracat olarak kabul edilmese de gelir getirici yönüyle turizm ile bağlantısı önemlidir. Çünkü gelişmiş turizm sektörleri önemli düzeyde döviz geliri sağlamaktadır. Bu çalışmada 2002-2021 dönemini kapsayan veri setleri aracılığıyla Türkiye'de turizm ile dış ticaret ilişkisi Granger nedensellik analizi yoluyla araştırılmıştır. Analiz sonuçlarına göre ihracat gelirinde bir artış meydana geldiğinde turizm gelirinde de bir artış olduğu, turizm gelirinde bir artış meydana geldiğinde de ihracat gelirinde bir artış meydana geldiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak turizm ve ihracat gelirleri arasında nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir.

Granger Nedensellik TestiTurizmTurizm gelirleri+3
Hakan Uğur Kurtuluş
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gelişmekte olan ülkelerde dış borçlanmanın iktisadi kalkınmaya etkisi

Gelişmekte olan ülkelerin iktisadi kalkınmalarını sağlayacak yatırımları gerçekleştirebilmeleri için yeterli tasarrufa ihtiyaç duymaktadırlar. Bu ülkelerde iç tasarrufların yetersiz olması sebebiyle kalkınmanın finansmanı için dış borçlanma yoluna başvurulmaktadır. Bu çalışmada, dış borçlanmanın iktisadi kalkınmaya etkisi, 29 gelişmekte olan ülkeyi kapsayarak, 1995-2017 dönemi için incelenmiştir. Analiz için insani gelişme endeksi ile logaritmik toplam dış borç stoku ve insani gelişme endeksi ile dış borç stokları (mal, hizmet ve ana gelir ihracatının yüzdesi) verileri Panel Birim Kök Testi, Eşbütünleşme Testi ve Granger Nedensellik Testi yöntemleri kullanılarak test edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gelişmekte Olan Ülkeler, Dış Borçlanma, İktisadi Kalkınma, Granger Nedensellik Testi.

BorçlanmaBorçlanma yönetimiDış borçlanma+3
Cemil Sağlam
Avrasya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Makro ekonomik göstergelerin ülke riski göstergesi olan kredi temerrüt takasları (CDS) üzerindeki etkisi: Türkiye örneği

Kredi Temerrüt Takasları (CDS), taraflar arasında kredi riskinin transferini sağlamaya yarayan finansal sigortalama sözleşmesidir. Küreselleşen dünya ekonomilerinde yatırım kararları ve ekonomik ilişkiler, ülkelerin kredi notlarından etkilenmektedir. Ülke kredi notları ülkenin borçlarını ödeyebilme kapasitesi hakkında bilgi vermekte olup yatırımcılar için kritik bir öneme sahiptir. CDS Primleri kredi derecelendirme kuruluşlarının belirlemiş oldukları kredi notlarına alternatif olarak değerlendirilir. Moody's, Standard & Poor's ve Fitch Ratings gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının verdikleri kredi notları uzun zaman boyunca ülke kredi riskinin ölçülmesi amacıyla uzun zaman boyunca kullanılmıştır ancak özellikle 2008 yılında yaşanmış olunan küresel çapta yaşanan finans krizi sonrasında kredi derecelendirme kuruluşlarına eleştiriler başlamıştır. Kredi derecelendirme kuruluşları yüksek faizli bankacılık krizini öngörme konusunda yetersiz kalmıştır bunun en büyük örneği ise Amerikan yatırım bankası olan Lehman Brothers'ın o dönemdeki kredi notları çok yüksek olmasına rağmen bankaya bağlı kredi riskinin arttığına ilişkin göstergelere sahipti ve bunun sonucunda bankanın temerrüde düşmesidir. Kredi derecelendirme kuruluşlarına olan güvenin azalması, CDS primlerini alternatif ülke kredi riskini gösteren bir türev ürün olarak öne çıkmasını beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda yüksek lisans tezimizde makro ekonomik değişkenlerin ülke riski göstergesi olarak kabul edilen CDS primleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Tez çalışmamızın birinci bölümünde risk, devlet kredi riski ve ülke riski kavramlarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde ise kredi temerrüt takaslarının genel işleyişinden, unsurlarından, CDS'lerin belirleyicilerinden, kullanım amaçlarından, türlerinden, CDS'lerde meydana gelebilecek risklerden, CDS'leri düzenleyici kuruluşlardan ve CDS primlerinin hesaplanması ve fiyatlanmasından bahsedilmiştir. Tezimizin son bölümünde ise makro ekonomik değişkenler ve Bist100 endeksi verileri ile CDS primleri arasındaki ilişkilerin araştırılması için öncelikle Johansen Eş Bütünleşme Analizleri yapılmış ve daha sonrasında veriler arasında kısa dönemde dengeden sapma eğilimleri test edilmesi için Vektör Hata Düzeltme Modeli (VECM) analizi yapılmıştır. CDS Primleri ile değişkenler arasındaki iki yönlü nedensellik ilişkisinin saptanması için ise Granger Nedensellik Testinden yararlanılmıştır. Yapmış olduğumuz analiz sonuçlarında CDS primleri ile değişkenler arasında uzun dönemde ilişkilerin olduğu ve değişkenler arasında granger nedensellik ilişkisi olduğu bulunmuştur.

CDSEkonomik kırılganlıkGranger Nedensellik Testi+7
Deniz Karaca
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hisse senedi fiyatları ile döviz kuru ilişkisi: Borsa İstanbul endekslerinde uygulama

Dünyada gerek bireysel gerekse kurumsal yatırımcılar farklı yatırım araçlarını tercih etmektedir. Yatırım araçları bu tercihe göre arz talep dengesi uyarınca birbirini etkiler niteliktedir. Önemli yatırım araçlarından olan hisse senedi ve döviz kuru da dolaylı yoldan dahi olsa birbiriyle ilişkisi bulunmaktadır. Hisse senedi ile döviz kuru ilişkisine dair kabul gören çeşitli teoriler bulunmaktadır. Bu teorilerden birbirinin karşıtı niteliğinde Geleneksel Yaklaşım ve Portföy Dengesi Teorisi olmak üzere iki teori öne çıkmaktadır. Geleneksel Yaklaşıma göre hisse senedi döviz kurundan pozitif yönlü etkilenirken, Portföy Dengesi Teorisinde döviz kuru, hisse senedinden negatif etkilenmektedir. Yapılan çeşitli çalışmalarda dünya borsalarında iki ana teoriden hangisinin geçerli olduğu ülkelere göre farklılık göstermektedir. Bu çalışmada Borsa İstanbul'da hangi yaklaşımın geçerli olduğunun, sektör endeksleri bazında yaklaşımların farklılık gösterip göstermediğinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda 2010:01-2020:12 dönemine ait aylık BIST-100, BIST Mali, BIST Sınai, BIST Hizmetler ve BIST Teknoloji endeksi verilerinin nominal ABD doları/TL kuruna karşı ilişkisi incelenmiştir. Yöntem olarak Granger nedensellik, Johansen eşbütünleşme, CCR, DOLS, FMOLS analizleri kullanılmıştır. Çalışmaya konu olan beş endeksin dolar/TL kuruyla eşbütünleşme ilişkisinin olduğu ve dolar kurundan BIST endekslerine doğru tek yönlü pozitif bir ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Buna göre Borsa İstanbul'da ve Borsa İstanbul'un sektör ana endekslerinde Geleneksel Yaklaşımın geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Borsa İstanbulDöviz kuruEn küçük kareler yöntemi+6
Mehmet Serdar Çığır
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Wagner Kanunu'nun geçerliliğinin test edilmesi

Kamu harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin araştırılması son zamanlarda tüm dünyada en ilginç konulardan biri haline gelmiştir. Bu çalışmada, 1970-2019 dönemini kapsayan yıllık zaman serileri kullanılarak Ruanda ekonomisinde Wagner Kanunu'nun geçerliği olduğunu incelenmiştir. Çalışmanın serilerin 1994 yılında meydana gelen kırılma nedeniyle analiz yaparken Gregory-Hansen eşbütünleşme ve Tado-Yamamoto nedensellik testi kullanılmıştır. Ancak bu analizinde, Johansen eşbütünleşmesi ve Granger nedenselliği incelenmek de faydalı olmuştur. Analizin sonuçlarına göre, Johansen Eşbütünleşme testinde sadece Pryor (1968), Musgrave (1969) ve Mann (1980) modelindeki değişkenler, uzun vadede ilişkisi sahiptir. Gregory-Hansen testinde ise, herhangi Wagner Yasası'nın modelinin değişkenlerin uzun vadeli ilişkileri vardır. Nedenselliğin sonuçlarına bakıldığında,Granger testinde Gupta ve Musgrave verisyonu Keynesyen Hipotezi desteklerken pryor verisyonu tersi sonucuyla Wagner Yasası'nı geçerli olduğunu göstermiştir. Öte yanda, Toda-Yamamoto testinde sadece Gupta modeli anlamlığı olup Keynesyen Hipotezi desteklenmiştir.

Ekonomik büyümeEşbütünleşme testleriGranger Nedensellik Testi+6
Jacques Nshımyumuremyı
Pamukkale University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessEN

The dynamics of financial and macroeconomic determinants in natural gas and crude oil markets: Evidence from Oecd/Gcc/Opec countries

This study analyzes the countries in the Organization for Economic Cooperation and Development (OECD), Gulf Cooperation Council (GCC) and Organization of the Petroleum Exporting Countries (OPEC) within the data period to test whether there is long-term or short-term relationship between world's oil and natural gas consumption and the economic growth in the relevant countries. This analysis is undertaken in relation to the variables of world energy prices (Brent, West Texas Intermediate, Dubai, Henry Hub, Japan and Russia) and the liquidity level, stock market and industrial production of the target countries. Within the framework of this study, Augmented Dickey Fuller (ADF), Phillips-Perron (PP) and Kwiatkowski-Phillips-Schmidt-Shin (KPSS) unit root tests, Johansen cointegration and Granger causality analyses are implemented. The empirical findings of this thesis indicate that there are multidirectional relationships between the above-mentioned variables. These relationships can be explained by the factors that each country group owns within the framework of their energy sources, financial markets, economic conditions and geographical positions. The data accrued and analyzed in this thesis is presented as a contribution to guide policymakers, global investors and researchers in constituting an extensive country specific energy, macroeconomic and financial policies.

Natural gasEconomic growthEconomic developments+7
Merve Karacaer Ulusoy
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00

Related subjects