Terror

190 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kürt sorununun çözümünde yakın dönem politikalarının analizi

Hazırlamış olduğum "Kürt Sorununun Çözümünde Yakın Dönem Politikalarının Analizi" konulu bu çalışmada hakkında yüzlerce kitap yazılan binlerce panel, oturum sempozyum düzenlenen yaklaşık yüz yıldır sorun olarak toplumun önünde duran çözülmek yerine, gün geçtikçe daha da karmaşık ve çözümsüz hale gelen "Kürt sorununu" ele almaktır. Kürt sorunu ülkemizin yaklaşık yüz yıllık sorunudur. Uzun yıllar varlığı kabul edilmemiş, sorunun adı geri kalmışlık sorunu, ülkemizin üzerinde iç ve dış güçlerin oyunu gibi tanımlamaları yapılan sorun, Cumhuriyetin kuruluşundan 2000'li yılların başlarına kadar güvenlik odaklı olarak çözülmeye çalışılmış, fakat bu yöntemle sorun ortadan kaldırılamadığı gibi daha da karmaşık hale gelmiştir. İş başına gelen hükümetler tarafından sorunun adı konulamamıştır. 2009 yılında görevde olan hükümet tarafından hem sorunun adı konulmuş sorunun Kürt sorunu olduğu kamuoyuna duyurulmuş bu tarihten sonra çözüm adına yoğun bir çalışma yürütülmüştür. Başlangıçta büyük ümitlerle sürdürülen bu süreç bölgede yaklaşık olarak üç yıla yakın bir süre çatışmasızlık sağlamış, sorunun çözümüne en çok yaklaşılan noktada çözüm süreci başarısızlığa uğramıştır. Ardından da bölgede terör çözüm süreci öncesindeki gibi yeniden başlamıştır.2009-2015 yılları arasında çözüm süreci döneminde çözüme yaklaşılmışken, sürecin sekteye uğraması/uğratılması talihsizlik olmuştur. Kürt sorununun çözümü yönündeki politikaların ele aldığım bu çalışmada Kürtlerin, tarihteki yerlerine ve kökenlerine kısaca değinerek, Osmanlı Devleti döneminde, Cumhuriyet'in erken döneminde ve 2000'li yıllara kadar Kürt sorunu üzerine yapılan çalışma ve dönemin gelişmelerine kısa olarak yer verdim. Ayrıca çözüm süreci diye yakın tarihimizde yer alan 2009-2015 dönemine ait gelişmelere biraz daha ayrıntılı olarak yer verdim. Son bölümde Kürt sorununun çözümü yönünde dile getirilen argümanlara değinerek bu argümanların kısa analizlerini yaptım. Anahtar kavramlar: Kürt sorunu, Çözüm Süreci, Terör, Mihraklar, Geri Kalmışlık.

Geri kalmışlıkKürt sorunuKürtler+2
Mahmut Üçağaç
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Terör saldırılarının finansal piyasalara etkisi: Borsa İstanbul 100 endeksi üzerine bir uygulama

Yatırımcıların finansal piyasalarda rasyonel hareket ettikleri görüşüne dayanan ve Eugene Fama tarafından ortaya atılan Etkin Piyasalar Hipotezine göre, piyasa da oluşan bilgiler anında fiyatlara yansımaktadır. Bilgilerin fiyatlara anında yansıması yatırımcıların bu piyasalardan beklenenin üzerinde bir getiri elde etme imkânları ortadan kaldırmaktadır. Bundan dolayı da teknik ve temel analiz yoluyla fiyatların önceden tahmin edilme olanağının bulunmadığı iddia edilmektedir. Fakat bahsedilen bu durum her zaman mümkün olmamaktadır. Yatırımcıların her zaman rasyonel davranmadıklarını ve bazen benzer durumlara benzer tepkiler verdikleri yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Davranışsal Finansında temellerini oluşturan bu olgu, yatırımcılar sosyolojik, psikolojik ve çevresel birçok etkenden etkilenme eğilimi gösterebilmektedir. Özellikle son yıllarda artış gösteren ve toplumların sosyolojik, psikolojik, yönetimsel yapılarını zedelemekten çıkıp ekonomik olarak da zarar vermeye başlayan terör olaylarının varlığı çalışmamızın temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. Ülkemiz açısından da önemli sorunları beraberinde getiren terör olaylarının varlığı ve etkileri uzun yıllardır tartışılan bir konudur. Bu perspektifte, çalışmanın amacı 20.09.2011-17.02.2017 tarihleri arasında Türkiye'de meydana gelen 94 terör saldırısının Borsa İstanbul 100 Endeksi üzerindeki olası etkisinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda, Olay Çalışması (Event Study) metodolojisi uygulanırken piyasanın vermiş olduğu tepkiyi daha net gözlemleyebilmek amacıyla terör saldırılarının etkisi tatil günlerinde ya da hafta içi günlerde gerçekleşmesi şeklinde iki alt kategoride irdelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda; terör olayları neticesinde genel anlamında piyasada net olarak negatif ya da pozitif bir trendin varlığından söz etmek kullanılan veri seti ve yöntem bağlamında mümkün olmadığı görülmüştür. Diğer taraftan, istatistiksel olarak anlamlı sonuçların varlığı, ele alınan konu çerçevesinde BİST 100 Endeksinin yarı güçlü formda etkin olmadığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Terör Saldırıları, BİST 100 Endeksi, Etkin Piyasalar Hipotezi, Davranışsal Finans, Event Study.

BorsaBorsa endeksiDavranışsal finans+5
Dilek Duman
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

DEAŞ ve PKK/KCK'nın 2015-2020 yılları arasında Türkiye'ye yönelik algı yönetimi faaliyetlerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi

Terörizm kavramı korku, ideoloji, strateji ve güç kullanımı gibi olgular ekseninde geniş bir tanım yelpazesine sahiptir. Terörizm ve insanlığın terör algısı tarih boyunca çeşitli değişimler ve dönüşümler geçirmiştir. Terör ve terörizm kavramlarında yaşanan tanım çeşitliliği terör örgütlerinin küresel ölçekte faaliyet yürütmelerine zemin hazırlamış ve terörizmin etki alanının sınırlandırılması neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Terör örgütlerinin yapıları, farklı ideolojileri benimsemiş olmalarına rağmen genel anlamda benzerlik göstermektedir. Tarihsel süreç içerisinde terör örgütlerinin ideoloji ve yapılarının yanı sıra motif olarak kullandıkları yöntemler de oldukça benzerlik göstermektedir. Çeşitli ideolojik ve siyasal nedenlerle eylemlerini faaliyete geçiren terör örgütleri algı yönetimi faaliyetlerini propaganda aracılığıyla yürütmektedirler. Türkiye kuruluşundan itibaren terörizm tehdidine maruz kalmıştır. Jeopolitik ve jeostratejik konumu nedeniyle her dönem farklı amaçlarla varlığını sürdüren terörizm tehdidine karşı önlemler alarak güvenlik politikalarını şekillendirmektedir. Terör örgütlerinin uygulamış olduğu algı yönetimi faaliyetleriyle taraftar toplamak ve aynı zamanda kendilerini kamuoyu huzurunda meşru göstermek amaçlanmaktadır. Bu çalışmada terörizm, algı yönetimi ve propaganda kavramları detaylı olarak ele alınmış ve terörizmin tarihsel arka planı araştırılmıştır. Çalışma boyunca terör örgütlerinin yapısı incelenerek PKK/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin 2015-2020 yılları arasında Türkiye üzerinde gerçekleştirdikleri propaganda faaliyetleri açıklanmıştır. Bu kapsamda terör örgütlerinin propaganda faaliyetlerine karşı Türkiye'nin terörle mücadele yöntemleri incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, 2015-2020 yılları arasında PKK/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin Türkiye'ye yönelik algı yönetimi faaliyetlerinin analizini incelemek ve karşılaştırmaktadır. Çalışmanın önemini ise PKK/KCK ve DEAŞ terör örgütlerinin fiziksel saldırılarının yanı sıra algı yönetimi faaliyetlerini kullanması sonucunda Türkiye üzerinde bırakılan etkileri ortaya koymak ve Türkiye'nin mücadelesinin ortaya koyulması oluşturmaktadır. Sonuç olarak terör eylemlerinin tamamlayıcısı olarak gerçekleştirilen propaganda faaliyetlerinin karşılaştırmalı değerlendirilmesi yapılacaktır.

Algı yönetimiIŞİDKCK+6
Çağrı Buğra Çoban
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de narko terörizm ve uluslararası düzeyde uyuşturucu ile mücadele

Terörizm ve terör olayları ülkeler açısından farklılıklar gösterse de birçok ülke için tehlike ve tehdit unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Terör olayları ilk olarak insanoğlunun var oluşu ile birlikte Habil ve Kabil kardeşlerinin birbirleri ile olan mücadeleleri ilk örnek olarak sunulabilir. Toplumlar oluştukça devlet yapıları ortaya çıktıkça terör olguları bağımsızlık mücadeleleri bir takım iç savaş ve yıkımlara neden olmuştur. Bu çalışmada terörizm, terör örgütleri ve ülkemizde faaliyet te bulunan narko terör yapısı incelenmeye çalışılmıştır. Dünya'da ve ülkemizde üretimi bir şekilde gerçekleşen veya transit güzergâh üzerinde olan ülkemiz coğrafyası kullanılarak geçişi sağlanan uyuşturucu maddelerine karşılık nasıl ve ne şekilde önlem alınacağı üzerine durulmaya çalışılmıştır. Ülkemizde uyuşturucu ile mücadele kapsamında adli kolluk görevi bulunan Emniyet teşkilatı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın yapmış olduğu hem kendi birimlerince hem de ortaklaşa koordineli bir şekilde bu mücadelede ele geçirilen ürünlerin yakalamaları incelenmiş olup; eksik yanları ele alınarak daha hızlı ve etkin yakalama önerileriyle sonuçlandırılmıştır. Uyuşturucu ile mücadele noktasında sadece ülkemiz kendi organları ile değil uluslar arası düzeyde Avrupa devletleri ve diğer Dünya devletleri ile koordineli bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir. Ülkeler arası oluşturulan anlaşmalar ile uyuşturucu ile mücadele noktasında hızlı ve etkili müdahaleleri ile etkinlikleri artırmaya çalışılmaktadır.

Kolluk örgütleriNarkotik suçlarNarkotikler+3
Canan Altıntaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yumuşak güç kavramının devletler ve terör örgütleri tarafından kullanımı: IŞİD Örneği

Yumuşak Güç kavramı 1990'lı yılların başlarında ortaya çıkan bir olgu olup siyasi literatürde yerini almıştır. Günümüze kadar tam anlamıyla kavramsal bir çerçeveye oturtulamayan Yumuşak Güç, Uluslararası Siyaset sahnesinde belirleyici bir unsur olarak yerini almıştır. Devletler yüzyıllardan beri süregelen sert güce dayanan yaptırım güçlerinin yerine yumuşak güç kavramını kullanmışlardır (Machiavelli, 2013). Bu gücü propaganda, medya v.b. gibi teknikler aracılığı ile etki altına almak istedikleri alanlarda uygulamışlardır. 11 Eylül saldırıları sonrası ABD ve Müttefikleri tarafından teröre karşı başlatıldığı iddia edilen savaş uzun yıllardır sürmekte ve somut bir sonuca ulaşamamıştır. Bu durum terörist grupların birer örgüt gibi çalışmayıp birer devlet gibi çalışmasından kaynaklanmaktadır. Devletlerin kullanmış olduğu yumuşak güç unsurları terör örgütleri tarafından uluslararası militan kazanma aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmamızda devletler ve terör örgütleri bağlamında bu araçların IŞİD özelinde nasıl kullanıldığı incelenecek ve çözüm yollarına yönelik teoriler değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Propaganda, Uluslararası Terör, Medya

Algı yönetimiIŞİDMedya+6
Abdülbaki Bilgin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Terör olaylarının sermaye piyasasına etkisi

Çalışmada, terörizmin sermaye piyasalarına etkisi incelenmiştir. Uygulamada 2014-2016 yılları kapsamında panel veri analizi yapılmıştır. Bağımlı değişken, küresel terörizm veritabanında yer alan ülkelerden borsasına ulaşılabilen 89 ülkenin hisse senedi endeks değerleridir. Bağımsız değişken ise, Vision of Humanity tarafından yayınlanan ülkelerin küresel terörizm endeks değerleridir. Kontrol değişkenlerimiz ise hisse senedi getirileri üzerinde etkili olan makroekonomik faktörlerden seçilen gayrisafi millî hâsıla, tüketici fiyatlar endeksi ve cari işlemler dengesidir. Mevcut literatürde Küresel Terörizm Veritabanı'nda günlük yayınlanan terör olaylarıyla incelemeler gerçekleştirilmiş ancak ülkelerin Küresel Terörizm Endeks değerleriyle yapılan çalışmalara rastlanılmamıştır. Sonuçlara göre hisse senedi getirileri ile küresel terörizm endeks değerleri arasında pozitif ancak istatistiksel olarak anlamsız bir ilişki bulunmuştur. Kontrol değişkenlerden gayrisafi millî hâsıla ve cari işlemler dengesi ile hisse senedi endeks değerleri arasında pozitif ve anlamsız bir ilişki elde edilirken, tüketici fiyatları endeksi ile hisse senedi endeksi arasında ise pozitif ve anlamlı bir ilişkiye ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre yaşanan terör olayları ile sermaye piyasaları arasında bir ilişki yoktur.

Ekonomik etkiFinansal etkiHisse senedi endeksi+5
Sümeyye Daşdelen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

PKK-KONRA GEL terör örgütü ile mücadelede sorun çözücü olarak sivil toplum

Terör ve terörizm uzun yıllardan bu yana Türkiye'nin temel sorunu olmaya devam etmekte ve uzun yıllar daha bu yerini koruyacak gibi gözükmektedir. Geçen yıllar, sorunun çözümünde sosyal ve psikolojik temelleri ortaya çıkarmıştır. Dolayısı ile çözüm için, bilim insanlarına ve sıradan vatandaşlara da en az hükümetler kadar sorumluluk düşmektedir. Ama bu sorumluluk ne şekilde yerine getirilmelidir?Bir yanda, terör ve terörizm sorunu, Türkiye'yi uzun yıllardan bu yana epeyce meşgul eden, maddi ? manevi ağır maliyetler ödeten ve özellikle son yıllarda milli güvenliğin bir numaralı tehdit maddesi olarak karşımıza durmaktadır. Var olan Kürt sorununun devamı olarak ortaya çıkan şiddet sorunu artık kendi başına değerlendirilebilecek bir noktadadır. Her ne kadar iç içe geçmiş de olsalar, bu iki sorun karşısında ayrı ayrı çözüm paradigmaları geliştirilmesi zorunluluk arzetmektedir. Diğer yanda, Türkiye'de her geçen gün daha da gelişen ve inisiyatif alarak büyüyen bir sivil toplum bulunmaktadır. On yıllardır, Türkiye'de sivil toplumun kendi geleneğini oluşturduğunu söylemek bile iddialı olmayacaktır. Oluşturduğu geleneğini de arkasına alarak, geleneksel güç merkezlerini değişime zorlamaktadır. Gelişen sivil toplumun beraberinde getirdiği değişim, devletin aşmakta zorlandığı sorunların çözümü için ihtiyaç duyulan aklı geliştirebilecek midir?Bu çalışma, gelişen sivil toplum aklının, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı, Kürt ve şiddet sorunları başta olmak üzere, sorunların çözümünde nasıl bir rol oynayabileceğinin araştırılmasıdır. PKK var olan Kürt protestosunun bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve radikalleşerek terörize olmuştur. Kendisinde var olan ideolojik birikimi ve Kürt halkının taleplerini birleştirmiştir. Taleplerini gerçekleştirebilmesi içinse terörü bir araç olarak benimsemiştir. Devletin ukdesinde bulunan, meşru şiddet kullanma ve legal alanı belirleme, ayrıcalıklarını başarılı bir şekilde kullanamaması örgütün kitle kazanmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, gelinen noktada Kürt sorunu ve şiddet sorunun kesişim kümesinde hayli büyük bir kitle bulunmaktadır. Bu kaygan kitle, ya Kürt sorununun çözülmesiyle marjinal şiddet hareketi olarak zayıflayacak yahut da Kürt sorununun çözümsüzlüğüyle şiddet sorunu çığırından çıkacaktır.Çalışmada sorunun tespiti ve sivil toplumun sorun çözücü rolü, bölgede yapılan derinlemesine mülakatlarla ve teorik tartışmalarla ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sivil Toplum, PKK- KONRA- GEL, Talepler, Legal Alan.

Kürt sorunuKürtlerPKK+5
Muhammed Ferit Duman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de terörizm ve terörist profili

Terörizm insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Mağduriyet algılamaları ile toplumun farklı kesimlerindeki eşitsizlik anlayışına bağlı hak arama yöntemi olarak terörizm ve şiddet, sorunlara çözüm bulmak adına sıkça başvurulan yöntem olmuştur. Ortaya koyduğu korku sayesinde de varlığını sürdürmüştür. Terörizm son yıllarda devletlerin karşılaştıkları en önemli sorunların başında gelmiştir. Ulusal veya bölgesel düzeyde başlayan terör faaliyetleri gelişen teknoloji ile birlikte uluslararası bir nitelik kazanarak devletlerin tek başına üstesinden gelebilecek boyutları aşmış bulunmaktadır. Terörizm öznel ve nesnel açıdan sürekli değişim geçiren, kendisini yenileyen dinamik bir yapıdır. Durağan kalıplar içerisine hapsedilerek tanımlama ve terörizm ile mücadele edilemez. Terörizm ile mücadelede hukuki çerçeveye bağlı kalınarak ABD ve AB tarafından hazırlanan terör örgütleri listelerinin objektif ve genişletilerek hazırlanması önemlidir. Terörizm mağduru ülkelerde kendi terörist örgütlerini bu listelere aldırma mücadelesi içerisinde olmalıdır. Terörizm sadece güvenlik sorunu olarak algılanmamalıdır. Güvenlik sorunu yanında sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan büyük bir sorundur. Bu nedenle terörizmi doğuran ve besleyen siyasal ve kültürel zeminin çok iyi tahlil edilmesi ve ortaya konulması gerekmektedir. Terör hareketlerinin temelinde sosyal, psikolojik, siyasal ve ekonomik faktörlerin etkili olduğu yapılan araştırmalardan anlaşılmaktadır. Terör örgütleri toplumdaki farklılıkları ve sorunları kullanarak kendi propagandalarıyla kitleleri motive ederek, örgütlerine eleman ve yaptıkları eylemlere taban kazandırabilmektedirler. Propaganda taktik metotlarını kitle iletişim araçları ile profesyonelce kullanarak kendilerine ve eylemlerine meşruiyet kazandırma çabası içerisinde bulunmaktadırlar. Terörizm ile mücadele kapsamında son zamanlarda terörist ile mücadele yanında terörist profili çalışmaları yapılmaktadır. Çok yeni olan bu teknik terör sorununu anlamada ve sorunun çözümüne yönelik sağlıklı politikalar üretmede büyük önem taşımaktadır. 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında dünya genelinde çok tartışılan El Kaide terörünün Türkiye uzantısı ve yapılanmalarının profili bu çalışma ile incelenmeye çalışılarak, örgütle mücadele ve çözüm yöntemlerine katkı sağlayacak doğru tespitlere ulaşabilmek amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Terör, Şiddet, Propaganda, Medya, Profil.

Kişilik profilleriKişilik özellikleriTerör+4
Kadir Esen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Suriye ilişkilerinde süreklilik: Çatışma-yumuşama dönemleri ve Arap Baharı süreci

Türkiye ile Suriye ilişkilerinin ele alındığı bu çalışmada, iki ülke ilişkilerinin başlangıcı, Suriye'nin bağımsızlığını kazandığı dönemden itibaren ele alınmıştır. Bu zamansal sınırlandırma ile birlikte ilişkilerin belirtilen bu tarihi, uluslararası sistemin dönemsel yapılarına uygun olarak bölümlendirilmiştir. Bu bölümler ise, Soğuk Savaş öncesi dönem, Soğuk Savaş dönemi ve Soğuk Savaş sonrası dönem olarak belirlenmiştir. Bu bölümlendirmenin yapılma sebebi; iki ülke ilişkilerindeki belirleyici unsurların, o dönemki mevcut uluslararası sistem yapısı ile paralellik göstermesidir.Çalışmada, tarihsel ve sistemsel yapı ile bu şekilde biçimlendirilen ilişkiler, iki bölümde aktarılmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde ilişkiler, çatışma ve yumuşama dönemleri olarak bir ayrıma tabii tutularak ele alınmıştır. Böyle bir ayrımın yapılma sebebi de ilişkilerin başlangıcından itibaren çatışma ortamı içinde devam etmesi ve sadece belirli bir dönem içinde yumuşama dönemi yaşayarak, ilişkilerde işbirliğinin yaşandığının tespit edilmesinden kaynaklanmıştır.İkinci bölümde, ilişkilerdeki yumuşama ve işbirliği dönemini sona erdiren ve ilişkilerin tekrar eski çatışmacı haline geri dönmesine neden olarak belirlenen Arap Baharı süreci işlenmeye çalışılmış ve Arap Baharı'nın ilişkilere olan olumsuz etkisi saptanmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede ilişkilerin; çatışmadan yumuşamaya, yumuşamadan tekrar çatışmaya olan durumu aktarılmaya çalışılmıştır.Sonuç olarak, ikili ilişkilerdeki güncel durumun tespiti yapılmış ve Arap Baharı'nın Suriye'deki gidişatının, ilişkilere olan etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Bu belirlemede ölçüt; ikili ilişkilerin geçmişi, mevcut uluslararası sistemin yapısı ve Orta Doğu'nun yaşadığı büyük değişim dalgası olmuştur.Anahtar Kelimeler: Türkiye Suriye İlişkileri, Suriye, Hatay Sorunu, Su Sorunu, Terör, Adana Mutabakatı, Arap Baharı

Arap BaharıSu sorunuSuriye+3
Alper Turhan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu harcamaları ve sosyo-ekonomik gelişmişlik ilişkisinin mekânsal analizi: Türkiye uygulaması

Sosyo-ekonomik gelişmişlik ülke içerisinde bölgelerarası farklılıklar gösterebilmektedir. Bu farklılıkları gidermek devletin asli görevlerinden birisidir. Bölgelerarası sosyo-ekonomik gelişmişlik farklarını gidermek aynı zamanda toplumsal ihtiyaçları gidermeyle de eş değerdir. Sosyo-ekonomik gelişmişlik demografi, teknoloji, sağlık, eğitim, ekonomik kalkınma, mali kapasite, rekabetçi yapı ve yaşam kalitesi gibi parametreleri içermekte ve bu parametrelere ait veriler ile toplumsal ihtiyaçların neler olduğu ve ne ölçüde giderildiği hakkındaki bilgileri bölge düzeyinde verebilmektedir. Sosyo-ekonomik gelişmişliğin bölgelerarası farklılığının azaltılması, toplumsal ihtiyaçların giderilmesi anlamını taşıdığı için devlet bu gereksinimi giderirken kamu harcamaları aracını kullanabilmektedir. Türkiye?de bölgelerarası sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi farklılıkları daralmakta mıdır? Kamu harcamaları bölgelerarası sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıklarını gidermede nasıl bir etkiye sahiptir? Kamu harcamaları bölgelerarası sosyo-ekonomik gelişmişlik farklılıklarını birbirine yakınlaştırabilmekte midir? Türkiye?de bölgelerarası sosyo-ekonomik gelişmişlik ve kamu harcamalarının mekânsal eşitsizliği ne şekilde gerçekleşmektedir? Sıralanan bu hipotezler çerçevesinde Türkiye?de fonksiyonel sınıflandırmaya ayrılan kamu harcamalarının bölgelerarası sosyo-ekonomik gelişmişlik farkını azaltıp azaltmadığını tespit etmek ve sosyo-ekonomik gelişmişlik ve kamu harcamalarının mekânsal dağılımını analiz etmek çalışmanın amacını oluşturmaktadır.Bu çalışmada yapılan analiz sonuçlarına göre Türkiye?de bölgelerarası sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyesi daralmamaktadır. Ayrıca yakınsama analizinde anlamlı çıkan sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri sosyo-ekonomik gelişmişliği artırırken genel kamu hizmetleri ise düşürmektedir. Türkiye?de sosyo-ekonomik gelişmişliğin bölgesel eşitsizliğinin temel nedeni Türkiye?nin Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde yaşanan terör olgusudur. Bu sorunun çözülmesi durumunda bölgelerarası sosyo-ekonomik gelişmişlik farkı azalabilecek böylece ekonomik ve sosyal refah toplumun tüm kesimine ve ülkenin tüm bölgelerine yayılabilecektir. Anahtar Kelimeler: Sosyo-ekonomik gelişmişlik, kamu harcamaları, sosyal refah, ekonomik refah, yakınsama analizi, ESDA, LISA, mekânsal otokorelasyon, mekânsal yayılma, bölgesel eşitsizlik, terör.

Bölgesel eşitsizlikBölgesel farklılıklarKamu harcamaları+5
Güner Tuncer
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Terörizmin finasmanı ile mücadelede finansal istihbaratın rolü

Bilgi teknolojilerindeki gelişmeler, toplumsal hayatın birçok alanında olduğu gibi finansal piyasalarda da birtakım yenilikler meydana getirmiştir. Söz konusu yenilikler, ticari hayata ve finans sektörüne hız, kolaylık, düşük maliyet, vb. avantajlar sunmakla birlikte, çeşitli suç örgütleri yanında terör örgütleri açısından da cazip araçları ortaya çıkarmıştır. Özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırılarından sonra önem kazanan terörizmin finansmanı ile mücadele konusu, terörizmle mücadele sürecine yeni bir anlayış sunmuş; mücadelenin yönünü, teröristlerin elimine edilmesinden, terör örgütlerinin finansal kaynaklarının yok edilmesine çevirmiştir. Terör örgütleri açısından, finansal kaynaklar hayati önem taşımaktadır. Yasal ve yasal olmayan yöntemlerle finansman sağlayan terör örgütleri, elde ettiği fonları çeşitli yöntemlerle transfer edebilmekte; böylece eylemlerini ve örgütsel varlıklarını devam ettirebilmektedir. Bu kapsamda, önceden beri karapara aklama başta olmak üzere çeşitli suç gelirleriyle mücadele etmekte başvurulan finansal istihbaratın çalışma alanı, terörizmin finansmanı ile mücadeleyi de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Terörizmle mücadelede, özellikle de terörizmin finansmanı ile mücadelenin ne derece önemli olduğu ve bu süreçte finansal istihbaratın nasıl katkı sunduğu konularını araştırmak üzere yürütülen bu çalışmada, terörizmle mücadelede bilgi ve tecrübe sahibi uzman ve akademisyen şahıslara uygulanan yarı biçimsel mülakat yöntemiyle elde edilen veriler, betimsel sistematik analiz yöntemiyle incelenmektedir. Elde edilen sonuçlara göre, terörizmin finansmanı ile mücadelenin çok önemli bir işleve sahip olduğu, ancak bu konuda henüz ulusal ve uluslararası alanda yeterli seviyede koordinasyon ve işbirliğini içeren bir eşgüdümün bulunmadığı zamanların olabildiği, bunda terörizmin tanımının net olarak yapılmamasının da etkili olduğu, finansal istihbarat alanında faaliyet gösteren kamu görevlilerinin muhasebe ve finansman konuları başta olmak üzere çeşitli bilgi birikimleri, tecrübe ve kişisel bazı özellikler doğrultusunda daha faydalı olabileceği, finansal istihbarat birimlerinin daha esnek, dinamik, özerk, proaktif ve multi-disipliner bir yapıda faaliyetlerini yürütmelerinin daha başarılı sonuçlar doğurabileceği gibi sonuç ve değerlendirmelere ulaşılmıştır.

Ekonomik istihbaratFinansmanTerör+2
Mehmet Özgür Altun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadın militan kimliği ve psiko-sosyal nedenler

Dünya tarihinin çok eski zamanlarından beri insanlar toplulukları parçalamak için çeşitli eylemlerde bulunmuşlardır. Bu eylemler devlet yapısının ortaya çıkmasıyla beraber otoriteye başkaldırıya dönüşerek çeşitli sebeplerle terör eylemleri ortaya çıkmıştır. İlk terör örgütlerinden bu zamana kadar örgütlerde farklı eylem tipleri görülmüştür. Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabından sonra değişen dünyada terör örgütleri de farklılaşmıştır. Bu farklılaşma yalnızca ideolojik veya eylemsel olarak değil, aynı zamanda militanlarının özellikleri bakımından da gözlenmiştir. Ülkemizde 80'li yıllardan beri faaliyet gösteren PKK'da kadın militanlar incelenmiştir. Özellikle 90'lardan sonra örgütün içindeki kadın varlığı, kadınların üzerine düşen görevler incelenmiştir. Kadınların örgüt içinde faal olarak görev almasının sebepleri ve sonuçları, kadın militan kimliğinin psiko-sosyal nedenleri üzerine bir değerlendirme yapılmıştır.

KadınlarKimlikKimlik algısı+7
Hayriye Nisa Aydemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Terörizm insanlarda korku atmosferi yaratmak için planlanan şiddet veya şiddet tehdidi olarak belirtilmiştir. Terör eylemlerinin amacı hasar, yaralanma ve can kaybı gibi kısa dönemde kendini gösteren etkilerinden ziyade toplumda yaşayan bireyler üzerinde oluşan uzun dönemli psikolojik etkilerdir. Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin terör korkusuna ilişkin algıladığı boyutları belirlemek ve bu boyutların algılanma düzeylerini ortaya koymaktır. Ayrıca bu çalışmada üniversite öğrencilerinde terör korkusu ve güvenlik algısının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Gaziantep'te eğitim gören 328 üniversite öğrencisine anket uygulanmıştır. Araştırma kapsamında üniversite öğrencilerinin terör eylemlerine ilişkin ''güvenlik algısı' ve '' terör korkusu'' olmak üzere iki farklı algıya sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre üniversite öğrencilerinin terör korkusu ve güvenlik algılarının kısmen yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Bu sonuçlara göre tüm boyutlarda cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Ortalamalara bakıldığında erkeklerin güvenlik algısı düzeyinin kadınlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Kadınların da terör korkusu düzeyinin erkeklere göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Lisansüstü öğrencilerinin, lisans öğrencilerine göre terör korkusunu daha yüksek düzeyde algıladıkları görülmüştür. Ayrıca orta düzey geliri olan katılımcıların diğer katılımcılara göre daha düşük düzeyde terör korkusu algıladıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra anne ve babayla yaşayan katılımcıların, eş ve çocuklarla yaşayan katılımcılara göre daha yüksek düzeyde güvenlik algısına sahip oldukları sonucuna varılmıştır. Daha önce bir terör eylemine şahit olmuş kişilerin böyle bir duruma şahit olmamış kişilere göre daha yüksek düzeyde terör korkusu ve daha düşük düzeyde güvenlik algısı yaşadıkları tespit edilmiştir. Ayrıca herhangi bir yakını terör eylemlerinde akrabası veya yakını mağdur olmuş kişilerin terör korkusunu nispeten daha yüksek düzeyde, güvenlik algısını da nispeten daha düşük düzeyde algıladıkları görülmüştür. Sonuç olarak terör olgusunun üniversite öğrencilerinin olumsuz bir şekilde etkileyerek tedirginlik oluşturduğu görülmüştür. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kolluk kuvvetlerinin koruyucu ve önleyici operasyonları sayesinde bu öğrencilerin kendilerini güvende hissettikleri de anlaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle üniversite öğrencilerinin terör ve güvenlik algıları incelendiği bu çalışmada öğrencilerin terör korkusu orta düzeyde ve yüksek eğilimli olduğu görülmüştür. Ancak terörle mücadele kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin aldığı önlemler ve güvenlik tedbirlerinin de öğrencilerin güvenlik algısını bir o kadar artırdığı sonucu elde edilmiştir.

GüvenlikKorkuTerör+3
Ebru Apaydın Erdem
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Emperyalizm ve terörizm ilişkileri; Orta Amerika ve Güney Amerika örneği

Emperyalizm, bir ulusun diğeri tarafından ekonomik ve bazen askeri kontrolünün meşruiyetini destekleyen ideolojik bir terim iken, sömürgecilik, emperyalizm ideolojisinden gelen ve esas olarak bir grup insanın yeni bir ülkeye yerleşmesiyle ilgili bir uygulama biçimidir. Bugün sömürgecilik sona ermiş gibi görünse de, Amerika gibi Batılı uluslar, diğer ulusların kalıcı ekonomik sömürüsü yoluyla zenginliklerini ve güçlerini artıran emperyal eylemlere katıldıkça, emperyalizm hala devam etmektedir. Terör, şiddet içeren ve bu özelliğiyle siyasetin en korkunç yöntemidir. Terör, planlama, uygulama ve sonuçları itibariyle insanlık tarihinde acılara, afetlere ve gözyaşına neden olmuştur. Tüm bu olumsuz sonuçlara rağmen terör günümüzde emperyalist devletler tarafından bir siyaset biçimi olarak aktif olarak kullanılmaktadır. Bölgesel ve küresel hegemonya kurmak isteyen emperyalist güçler, terörizmi açık ya da örtülü olarak kullanmakta ve desteklemektedir. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı; Orta Amerika ve Güney Amerika ülkelerinin günümüzde yaşamış oldukları iç çatışmalar ve terör faaliyetlerinin, bölgedeki egemen güçler tarafından nasıl kullanıldığını ülke örnekleri üzerinden incelemektir. Çalışmada Peru, Şili, Meksika, Kolombiya ve Venezuela ülkelerinde faaliyette bulunan terör örgütleri incelenmiştir. Elde edilen bulgular, emperyal güçlerin politikaları sonucunda, hedef ülkelerde istikrarsızlaşmaların olduğu görülmüştür.

Amerika Birleşik DevletleriEmperyalizmGüney Amerika ülkeleri+5
İsmail Çakmak
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1980-2021 döneminde jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarının incelenmesi: Gaziantep ili örneği

Bu çalışmanın amacı Gaziantep ili Jandarma bölgesinde meydana gelen terör olaylarını incelemek ve bu özgün çalışma sonucunda elde edilen sonuçları alan yazına kazandırmaktır. Araştırmanın Gaziantep örneğinde yapılmasının sebebi: bu ilin terör eylemlerinin sıklıkla yaşandığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alması ve Türkiye'nin güvenlik stratejisi açısından önemli bir konumda bulunmasıdır. Araştırma Türkiye'de şiddetli terör eylemlerinin yaşandığı 1980-2021 yılları arası dönemi kapsamaktadır. Bu kapsamda Gaziantep Valiliği'nden ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığından alınan izinler doğrultusunda temin edilen ikincil veriler doküman analizi ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda Gaziantep ili Jandarma bölgesinde 1980-2021 yılları arasında toplam 492 adet terör eylemi olduğu, bu eylemlerin 21 farklı eylem şeklinde tezahür ettiği ve eylemlerin 9 farklı terör örgütü tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Bu örgütler arasında eylem sürekliliği bakımından PKK/KCK terör örgütü; eylem yoğunluğu bakımından ise PKK/KCK terör örgütünün yanı sıra FETÖ/PDY ve DEAŞ terör örgütleri ön plana çıkmaktadır. Yapılan araştırma neticesinde Gaziantep ilinde ilk terör olayının 1980 yılında başladığı ve yaşanan terör eylemlerinin 1990 yılı sonrasında dramatik bir şekilde artış gösterdiği saptanmıştır. Terör eylemlerinin en çok yaşandığı ilçe İslâhiye ilçesi olarak belirlenmiştir. Oğuzeli ilçesi ise 2014 yılından sonra bazı terör örgütlerinin hedefi haline geldiği görülmektedir. Gaziantep ilinde yaşanan terör eylemleri kolluk kuvvetleri tarafından başarılı bir şekilde opere edildiğinden 914 şüpheli etkisiz hale getirilmiştir. Bu terör eylemleri sonucunda 41 vatandaşımız mağdur edildiği ve 8 adet kritik tesisin ise zarar gördüğü tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Terör, Gaziantep, Güneydoğu Anadolu, Güvenlik, Jandarma.

FETÖ/PDYGaziantepGüneydoğu Anadolu bölgesi+7
Abuzer Durmuş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

TE-SAT raporları çerçevesinde Avrupa Birliği'nin terörizm olgusuna bakışı

Bir olgu olarak terörizm, insanlık tarihi kadar eskidir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi (DTM) ve Pentagon binasına yönelik düzenlenen terör saldırıları ile birlikte terörizm, küresel bir boyut kazanmıştır. 1960 ve 1970'li yıllardan itibaren ise bu olgu, hem Avrupa hem de Avrupa Birliği (AB) için de ciddi bir tehdit oluşturmaya başlamıştır. Bu olgu, tüm insanlık için küresel bir tehdit olarak günümüzde de varlığını sürdürmeye devam etmektedir. 11 Eylül saldırılarından önce, AB ve üye devletleri, terör tehditlerine karşı tam anlamıyla hazırlıklı değillerdi. Ancak, 1990'lı yıllardan sonra AB üye devletleri arasında terör konusunda iş birliği ve koordinasyonu sağlamak amacıyla AB tarafından "Avrupa Birliği Kolluk Kuvvetleri İş Birliği Ajansı (Europol)" kurulmuş ve bu kurum, 1999 yılında tam anlamıyla faaliyete geçmiştir. AB, Madrid (2004) ve Londra (2005) terör saldırılarının ardından yeni, potansiyel ve küresel terör tehditleriyle yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu tür tehditlerin üstesinden gelebilmek için AB bir araç olarak çeşitli stratejiler, programlar, planlar ve belgeler geliştirmiştir. AB'nin terörle mücadele politikalarındaki temel araçlarından biri ise, Europol tarafından 2007 yılından itibaren yayımlanan "Terörizm Durum ve Eğilim Raporları (TE-SAT Raporları)" olmuştur. Bu Yüksek Lisans Tezinin amacı, AB'nin terörizme bakış açısını TE-SAT Raporları çerçevesinde ortaya koymaktır. Bu Raporlar, AB'nin yıllık terörizm durumunu ve eğilimlerini göstermek için AB üye devletleri ve diğer ilgili aktörler tarafından sağlanan nitel ve nicel verilerden oluşmaktadır. Bu Raporlar'ın terörle mücadeledeki kilit rolü, Europol'ün AB'nin terörle mücadele politikaları özelindeki iş birliği ve koordinasyon işlevini yansıtmasıdır.

Avrupa BirliğiAvrupa güvenlik sistemiGüvenlik+7
Burak Adıyaman
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

ASALA terörü ve Türk diplomatları

Bu tez çalışmasının temel amacı, ASALA terör örgütünü tüm boyutlarıyla incelemek olmuştur. ASALA terör örgütü Ermeni meselesinden ayrı düşünülemeyeceği için genel Ermeni terörü içinde ASALA'nın farkları ve özellikleri araştırılmıştır. Çalışmanın hazırlanması esnasında özellikle Türk – Ermeni ilişkileri üzerindeki hakim literatür taranmış ve temel metodoloji olarak, değerlendirme kısmı ve tezin tüm bölümlerinde sonuç elde etmek, genel yorumlar yapma argümanı kullanılmıştır. Bu bağlamda kavramsal bir çerçeve oluşturmak için tezin birinci kısmında terör, terörizm kavramları üzerinde durulmuş, Ermeni meselesi Ayastefanos Antlaşması'ndan 1915 olaylarını kapsayacak şekilde genel olarak açıklanmıştır. Çalışmanın bu kısmında, ikinci kısmında muhtevaya girilerek açıklanacak olan ASALA terör örgütünün tam olarak anlaşılması için Ermeni komita hareketleri ile genel Ermeni terörü üzerinde de ayrıntıyla durulmuştur. Tezin ikinci kısmında ise ASALA'nın diğer Ermeni terör hareketlerinden farklarını ortaya koymak ve özelliklerini araştırmak amaçlanmıştır. Bu noktada ASALA terör örgütünün kuruluşu, yapısı, diğer Ermeni terör örgütlerinden farkları, gerçekleştirdiği eylemler, PKK terör örgütü ve ulus-devletler ile ilişkileri belirtilmiştir. Çalışmanın bu kısmında Ermeni terörüne kurban verilen Türk şehitleri üzerinde durulmuş ve 20. yüzyılın son çeyreğinde yaşanan Ermeni terör olaylarının ilki ve sonuncusu üzerinde ayrıntılı çalışma yapılmış ve özellikle ölümle sonuçlanan eylemler ve bu eylemlere karşı tepkiler ele alınmıştır. Çalışma, ASALA özelinde olan ancak genel bir terörizm analizi de içeren değerlendirme bölümü ile sonlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Terör, Terörizm, Ermeni Sorunu, ASALA, Şehit Diplomatlar

ASALAErmeni sorunuErmeniler+4
Soner Demir
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

PKK terör örgütünün 2010 sonrası dönemdeki ideolojik ve taktiksel dönüşümü

Son on yılda Suriye'de artan siyasi istikrarsızlık ve iç karışıklığın yarattığı otorite boşluğunu terör örgütleri doldurmaya başlamış ve bu durum Türkiye'nin de güney sınır güvenliği için tehdit haline gelmiştir. Yıllardır mücadele verdiği Kürdistan İşçi Partisi (Partiya Karkarén Kurdistané/PKK) terör örgütünün Suriye uzantısı olan Demokratik Birlik Partisi (Partiya Yekitiya Demokrat/PYD) terör örgütüne karşı sınır ötesi operasyonlar gerçekleştiren Türkiye, sınır güvenliğini sağlamak ve bölgeden zorunlu göç etmek durumunda kalan insanlara da ev sahipliği yapmak zorunda kalmıştır. Son dönemde PYD Suriye'nin kuzeyinde kısmen sağladığı kontrolle ve DEAŞ terör örgütüne karşı başka devletlerin gerek mühimmat gerekse finansal desteğini alarak ön plana çıkmıştır. Bu kapsamda çalışmamızda Suriye iç savaşıyla birlikte başlayan süreç, PKK geleceği için bir dönüm noktası olarak ele alınacaktır. Bu çerçevede 2010 sonrası dönemle birlikte PKK'nın Suriye'deki etki ve yetkisini PYD'ye bırakmaya başladığı ve PKK'nın geleneksel yönetici kadroları ile PYD'nin yönetim kadroları arasında ayrılık süreçlerinin hızlanma olasılığının artıp artmadığı iddiası araştırılacaktır. Söz konusu iddia dahilinde ise çalışmamızda PKK terör örgütünün kuruluşundan günümüze kadar yaşadığı ideolojik ve taktiksel dönüşüm analiz edilecek, PKK'nın uluslararası konjonktürle birlikte Suriye'de artan gücü, bu gücün bir sonucu olarak da PYD'nin gelişim süreci irdelenecektir. Sonuç olarak ise PKK ve PYD arasındaki ilişkinin geleceğine dair bir perspektif sunulmaya çalışılacaktır.

PKKTaktikTerör+4
Damlanur Güler
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyo-kültürel strateji ve projelerin PKK ile mücadelede etkisi

Türkiye yaklaşık 30 yıldır ulusal güvenliğini tehdit eden ayrılıkçı ve bölücü terörle mücadele etmektedir. Bu mücadelede her iki taraftan kaç kişinin öldüğü, kaç kişinin yaralandığı ve maliyetinin ne olduğu net olarak bilinmemektedir. Terörle mücadelede başarı için ortaya konan kavramlar ve stratejiler uygulamada ne kadar karşılığını bulduğu ise tam bir tartışma konusudur. Terörle mücadele adına son yıllarda özellikle sosyo-kültürel alanlarda bölge halkına yönelik çalışmalar dikkati çekmektedir. Bu çalışmada, günümüze kadar sosyo-kültürel alanda ayrılıkçı ve bölücü terörün önlenmesi maksadıyla ortaya konmuş projeler; raporlar, istatiksel veriler, üst düzey devlet yetkililerinin yazılı ve sözlü beyanları ışığında analiz edilmiş, başarı durumları belirlenmiş ve bu alanda yapılması gereken projeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma neticesinde terörü önlemeye yönelik ortaya konan sosyo-kültürel projelerin terörü önlemede olumlu yönde etkili olduğu ancak tek başına yeterli olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Terörle mücadele, Strateji, Sosyo-Kültürel

PKKProjelerSosyokültürel etki+6
Mesut Yeşilyurt
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

ulusal güvenliğin sağlanması açısından iç güvenlik istihbaratının önemi

Devletlerin var olma süreçlerinde iç ve dış tehditlere karşı, ulusal güvenliklerinin teminat altına alınmasında, istihbarat faaliyetlerinin önemli ve ayrıcalıklı bir yeri olduğu şüphesizdir. İstihbarat, çok disiplinli ve geniş çalışma alanlarını bir arada barındıran bir kavram olup ulusal güvenlik stratejilerinin de temel yapı taşlarındandır. Ulusal güvenliğin sağlanmasında, devletin iç ve dış her türlü tehlikelerden korunmuş olarak varlığının devamı, bu tehdit ve tehlikelerin önceden bilinmesi ve tedbirler alınmasıyla mümkündür. Dünyada güçlü devletlerin siyasi stratejilerini evrensel ortamda kabul ettirmek için etkili istihbarat yöntemleri uyguladıkları görülmektedir. Ancak ülkemizde istihbarat faaliyetlerine verilen önem, hak ettiği konumda değildir. Bu kapsamda ülkemizde istihbaratın akademik yönden araştırılması, istihbarat yöntemleri konusunda iyi yetişmiş istihbarat elemanları ve sağlam organize edilmiş istihbarat örgütlerinin varlığı, bağımsızlık ve güvenliğimizin teminatı olması yönüyle gereklidir. Ulusal güvenliğine ilişkin olarak güvenlik ile ilgili ve İstihbarata ait temel kavramların araştırılması, güvenlik ve istihbaratın kesişen noktasında ulusal güvenliğin sağlanması açısından iç güvenlik istihbaratının incelenmesi ve öneminin vurgulanmasına çalışılacaktır. Ulusal Güvenlik ve İstihbaratın tez konusu olarak seçilmesi, araştırmanın kamu yararına olması ve konu ile ilgilenen akademik personel ve araştırmacılara fayda sağlayabilmesi hasebiyledir.

Milli güvenlik politikasıMilli güvenlik stratejisiTerör+3
Selçuk Bağcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de terör ve terörle mücadelede bütüncül yaklaşım modeli: Adana örneği

Terör sorunu Türkiye ve uluslararası platformda uzun seneler yalnız güvenlik sorunu olarak algılanmıştır. Son yıllarda ise, terör ve terörizm ile mücadelede salt güvenlik odaklı yaklaşımların yetersiz kaldığı, önleme odaklı yaklaşımların bu mücadelenin olmazsa olmaz bir parçası olduğu savunulmaya başlamıştır. Bu çalışma; terörizmle mücadelede tek boyutlu güvenlik veya önleme odaklı stratejilerin yetersiz kaldığı, her iki yaklaşımın entegre bir şekilde terörizmle mücadelede birlikte değerlendirilmesi gerektiği fikrine dayanmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde Terör ve Terörizm kavramları üzerine bir literatür taraması yapıldıktan sonra, Türkiye'de terör, terör örgütleri ve Terörist Kimlik İnşa sürecine etki eden faktörlere değinilmiştir. Daha sonra, İngiltere ve ABD de uygulanmakta olan bazı önleme odaklı çalışmalar incelenmek suretiyle, Terörizmle mücadelede önleme odaklı yapılması gerekenlerin üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümünde, güvenlik ve önleyici odaklı yaklaşımların eş zamanlı olarak uygulandığı, devlet kurumlarının STK'la uyumlu bir şekilde çalıştığı, terör örgütleri tarafından kazanılmaya çalışılan ve terör örgütleri içerisinde faaliyetli şahısların örgütlü yapılardan uzaklaştırılarak topluma tekrar kazandırılmasının hedeflendiği ve tüm uyarılara rağmen terör faaliyetlerine devam eden Terör örgütlerine yönelik merkezi operasyonlarla terör örgütlerinin son bulmasının amaçlandığı, ''Terörizmle Mücadelede Birey Odaklı Süreçsel Yaklaşım Modeli''ne yer verilmiştir. Ayrıca bu model doğrultusunda terörizmle mücadelede Adana İl Emniyet Müdürlüğü tarafından 2012-2014 yılları arasında yapılan uygulamalar hakkında kısa bir inceleme yapılmıştır. Sonuç bölümünde ise, terörizmle mücadelede yapılması gerekenler konusunda sonuç önerilerinde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Radikalizm, rehabilitasyon, suç önleme, terör, terörizm

AdanaGüvenlikGüvenlik önlemleri+4
Uğur Kemal Evlek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni Dünya düzeni bağlamında terör, vekâlet savaşları ve Türkiye

Değişen koşullar neticesinde vekâlet savaşları kavramı yeni yüzyılın yeni savaş stratejisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde terör örgütleri başta olmak üzere farklı devlet ve devlet dışı aktörlerle yürütülen Vekâlet Savaşları özellikle Ortadoğu coğrafyasında sıkça yaşanmaktadır. Yeni Dünya Düzeni bağlamında ve değişen koşullar çerçevesinde Vekâlet Savaşlarının bugün olduğu gibi gelecekte de en çok tercih edilen savaş stratejisi olacağı tahmin edilmektedir.Bu tez çalışması sonuç hariç üç bölüm olarak ele alınmıştır. İlk bölümde ABD ve Batılı müttefikleri tarafından oluşturulmaya çalışılan Yeni Dünya Düzeni ve bu düzenin bir yansıması olarak günümüzde tüm dünyayı saran Terör ve Terörizm kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde günümüzde devlet ve devlet dışı aktörlerin yeni savaş stratejisi haline gelen Vekâlet Savaşlarının ne olduğu, neden ortaya çıktığı, nasıl yürütüldüğü ve aktörlerinin kimler olduğu başlıklar halinde örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü ve sonuç bölümünde Türkiye'nin zorlaşan konumuyla beraber vekâlet savaş stratejisini hayata geçirmesinin gerekliliği anlatılmıştır. Ayrıca Türkiye'nin Suriye iç savaşında doktrine etmeye çalıştığı vekâlet savaş stratejisi, bu stratejide yapılan hatalar ve çıkarılması gereken dersler ele alınmıştır.

OrtadoğuSuriyeTerör+7
Cemal Çoban
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Terör örgütlerinin algı yönetimi faaliyetleri, PKK örneği

Türkiye'de terörizm uzun yıllar ülke gündemini meşgul etmiş ve halen de etmektedir. Ülke enerjisini terörizme harcayarak siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik alanda hedeflerinin gerisinde kalmıştır. Türkiye'nin terörle mücadelesi güvenlik boyutunda etkili düzeydedir ancak terörle mücadelede çok boyutlu ve etkin mücadeleyi sürekli kılamaması nedeniyle terör, Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Terörizmin değişen dünya şartlarına göre nasıl bir değişim ve dönüşüm geçirdiği, iletişim ve teknolojiden yararlanma kabiliyetleri, propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerini kullanma biçimleri ele alınmıştır. PKK/KCK Terör örgütü özelinde terörizmin psikolojik boyutu ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmada PKK/KCK Terör örgütü hakkında temel bilgilere yer verilmiş, ayrıntılara girilmemiştir. PKK/KCK Terör örgütünün propaganda ve algı yönetimi faaliyetlerindeki amacı, stratejileri, araç ve yöntemleri ele alınmıştır. Nitel ve Nicel araştırma yöntemleri ile ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. PKK/KCK Terör örgütü ile ilgili olarak alan çalışmalarından örnek olay/durum/tutumlarla, algı yönetimi faaliyetlerinin toplumsal hayata yansımaları ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Pkk, Terör, Propaganda, Algı Yönetimi

Algı yönetimiPKKPropaganda+5
Hilmi Telci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

IŞİD Terör Örgütü'nün Türkiye'ye yönelik propaganda faaliyetleri ve yabancı teröristler

Günümüzde kavramsal olarak tanım sorunu yaşayan terörizmin varlığını devam ettirebilmesi adına yaşadığımız yüzyıla özgü bir takım yöntemler belirlediği dikkat çekmektedir. Özellikle bilgi teknolojileri çağında yaşadığımız düşünüldüğünde İslami referanslı radikal terör örgütlerinin gelişen teknolojiyle birlikte etkinlik alanlarını sanal ortamlara taşıdıklarını görmekteyiz. İşte bu bağlamda IŞİD'in dijital dünyayı Türkiye merkezli propagandasını oluşturması bakımından nasıl kullandığına dikkat etmek gerekmektedir. Çünkü terör örgütlerine insan kaynağı akışını sağlayan temel argüman propagandadır. Günlük hayatta sıkça kullandığımız sosyal medya bir zaman sonra terör örgütlerinin elinde çok tehlikeli bir silah haline dönüşebilmektedir. Bu bağlamda örgütün Türkiye propagandasını internet ortamında yayınladığı ve içeriğini modern kültür kodlarına göre dizayn ettiği 7 sayılık dijital Konstantiniyye Dergisi oluşturmaktadır. Örgütün dergi içeriğinde referans aldığı temel İslami kavramlardan olan cihat, hicret, şehitlik düşünüldüğünde karşımızda selefi ideolojinin yansımalarıyla sistematize olmuş bir terör örgütünün yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Bütün bunların yanında örgütün önemli bir seviyede insan kaynağını oluşturan yabancı teröristlerin radikalleşme süreçleri üzerinde de bu propaganda yönteminin son derece önemli olduğu söylenebilir. Sorunun doğru analiz edilerek çözümün de bu bağlamda geliştirilmesi tıpkı çilingir misali kilidin yapısına uygun anahtar üretilmesi bakımından önemlidir.

IŞİDKonstantiniyye dergisiPropaganda+7
Özkan Dede
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects