Social movements

189 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Sivil itaatsizlik ve sosyal medya

Yasanın veya keyfi ve baskıcı bir yönetimin "yanlış" yerlerini gösteren ve değişmesini isteyen vicdani, meşru, şiddete dayalı olmayan ama aynı zamanda yasaya aykırı bir edim olan sivil itaatsizlik, başvurulan direnme yöntemlerinden birini oluşturmaktadır. Kamuya açık olması ve şiddetten mümkün olduğunca uzak durması sivil itaatsizliği diğer direnme şekillerinden ayırır. Geçmişi eskilere dayanan bu direnme biçimi coğrafyaya, halk hareketlerine ya da siyasi gruplara göre farklı yöntemlerle kendini gösterir. Kullanılan araçların kendisi de bu direnme biçiminin farklılaşmasında etken rol oynar. Bu araçlardan biri son zamanda sosyal medya olarak ortaya çıkmıştır. Kısaca sosyal medya olarak tabir edilen, tek yönlü bilgi paylaşımından, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan medya sistemidir. Sahip olduğu yaygınlık ve hız gibi özellikleri sayesinde var olan "haksızlığın" bilinmesi ve bu durumun düzeltilmesi üzerinde etki etmektedir. Bu çalışmanın amacı sivil itaatsizlik olgusu ile bir araç olarak kullanılan sosyal medya arasındaki ilişkiyi incelemek, tartışmak ve konuyla ilgili örnekler sunmaktır. Bu kapsamda öncelikle baskıya karşı direnme hakkı ele alındı ve sivil itaatsizlik ile sosyal medya kavramları irdelendi. Çalışmanın ilerleyen kısımlarında ise bu ikisi arasındaki ilişki ve örnekler açıklanmaya çalışıldı. Çalışmanın sonuç kısmında ise anlatılanlardan özet bir değerlendirme yapıldı.

Sayısal aktivizmSivil itaatsizlikSosyal hareketler+1
Sevgi Demirel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketleri duygu sosyolojisiyle yeniden düşünmek: Temsil açmazında yas ve melankolinin siyasal imkanları

Toplumsal hareketler analizlerine duyguları da dahil eden bu tez, literatürde duyguların dışarıda bırakılışını sorunsallaştırmaktadır. Burada toplumsal hareketler sosyolojisinin, bireysel anlatıları, duyguları daha çok odağına alması gerektiği iddia edilmektedir. Diğer yandan duyguların da sosyolojik olarak soruşturulabileceği en uygun alanlardan birinin toplumsal hareketler olduğu tartışılmaktadır. Mevcut toplumsal hareketler literatüründeki görme biçimlerinin görünmez kıldığı alanlara temsil ve duygular ekseninde bakmaya çalışılmıştır. Temsil, temsil düzeneği, temsil edilemezlik kavramları ile toplumsal hareketlerin eylem repertuvarı, protestocuların kaynak ve motivasyonları arasında belirli hatlar kurulmuştur. Farklı disiplinler içinden duygu üzerine yapılmış kuramsal ve pratik çalışmalar taranarak, etik ve pratik bir duygu kuramının imkânları aranmıştır. Tüm bu kuramsal tartışmaları arkasına alarak, Türkiye'den bazı toplumsal hareket örneklerini duygu ve temsil eksenli analiz etmeye çalışan bu tez, daha geniş kapsamlı olarak duygusal bir şiddet tertibatı olan Zorla Kaybetmeler'e ve ardından ortaya çıkan Cumartesi Anneleri hareketinin duygu dolaşımına odaklanıyor.

Cumartesi AnneleriDuyguDuygu sosyalizasyonu+2
Anıl Derkuş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de "Sivil itaatsizlik" üzerine sosyolojik bir inceleme: Sivil Cumalar örneği

Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de son zamanlarda gerçekleştirilen en önemli sivil itaatsizlik eylemlerinden bir olan sivil cumalar üzerine sosyolojik bir analiz yapmaktır. Çalışmanın temelinde sivil cumaların ne ölçüde bir sivil itaatsizlik hareketi olarak değerlendirilebileceği sorusu yatmaktadır. Bu sorunun cevaplanması için öncelikle sivil itaatsizlik kavramı ve teorileriyle ilgili literatür analizi edilecek. Daha sonra özel olarak sivil cumaların hangi gerekçelerle gerçekleştirildiği, hangi rahatsızlıklardan yola çıkıldığı veya hangi amaçların hedeflendiği sorularına cevap aranacak. Çalışmanın saha araştırması kısmında iki farklı grup ile mülakatlar yapılacak. Öncelikle sivil cumaları organize edenler ve sivil cumalara katılanlarla yapılacak mülakatlar aracılığıyla bunların hangi gerekçelerle sivil cumalara katıldıkları, hangi rahatsızlıkların ortadan kaldırılmasını talep ettikleri ve hangi hakları elde etmeyi hedefledikleri tespit edilmeye çalışılacak. Diğer taraftan, sivil cumaların düzenlendiği kentlerde yaşayıp sivil cumalara katılmayanlarla yapılacak olan mülakatlarla öncelikle sivil cumalara katılmayanların da aynı rahatsızlıkları paylaşıp paylaşmadığı ve aynı hakları talep edip etmedikleri tespit edilecek. Bununla birlikte, bu kişilerin sivil cumalara neden katılmadıkları da yine bu mülakatlarda tespit edilmeye çalışılacak. Çalışmanın sonuç ve değerlendirme bölümünde mülakatlarda elde edilen bulgular özellikle kavramsal çerçeve ve teorik arka plandaki tartışmaların ışığında analiz edilecek. Bu analiz sonucunda, sivil cumaların ne ölçüde bir sivil itaatsizlik eylemi olarak değerlendirilebileceği; sivil cumaların arkasında yatan gerekçelerin neler olduğu; hangi talepler veya hangi haksızlıkların sivil cumaların gerekçesi olarak ileri sürüldüğü ve sivil cumalarda ortaya çıkan rahatsızlıkların ne ölçüde bir tarihsel arka plana sahip olduğu soruları cevaplanmaya çalışılacak. Bu noktalarla bağlantılı olarak İslam'da sivil itaatsizliğin yerinin ne olduğu da özellikle literatürdeki tartışmalardan yola çıkılarak tartışılacak. Anahtar Kelimeler: Sivil cumalar, sivil itaatsizlik, kamu vicdanı, Kürtçe hutbe

CumaHutbeKürtler+5
Nazmi Çiçek
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni toplumsal hareketler bağlamında dijital aktivizm: Dijital feminizm örneği

Toplumsal Paylaşım Ağları ve Internet Teknolojileri insanlığın ve sosyal hayatın pek çok önünü etkilediği gibi Toplumsal Hareketlere de yeni bir yön vermiştir. Bu süreçten sokağa dökülen kadın hareketleri, feminizm ve Feminist Dernekler de etkilenmiştir. Bu çalışma Toplumsal Paylaşım Ağları ve Internet Teknolojilerinin Türkiye'de yer alan kadın hareketlerinin dernekler ve Dijital Aktivizm boyutuna olan etkilerini konu edinmiştir. Bu bağlamda örneklem kapsamında 4 Feminist Dernek ve 7 Feminist Dijital Aktivist Örgütlenme ile mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakatta dernekler ve Feminist Dijital Aktivistlerin kendilerini nasıl tanımladıkları, hareketlerinin başlangıç aşaması, vizyon ve faaliyet alanları, Toplumsal Paylaşım Ağlarını nasıl ve hangi amaçla kullandıkları, Toplumsal Paylaşım ağlarına olan bakış açıları sorulmuştur. Verilen cevaplar ile dernek ve Feminist Dijital Aktivistler karşılaştırmalı yöntemle analiz edilmiştir. Sonuçta Toplumsal Paylaşım ağlarından en çok Facebook ve hareketin kendisine ait olan Web sitelerinin kullanıldığı, Toplumsal Paylaşım Ağlarının en çok üyeler/destekçiler ile iletişim kurmak, daha çok kişiye ulaşmak, etkinlik ve kurumsal haber duyuruları yapmak gibi amaçlar için kullanıldığı tespit edilmiştir. Feminist Dijital Aktivistlerin Toplumsal Paylaşım Ağlarına daha çok olumlu anlam yüklediği görülürken Derneklerin Toplumsal Paylaşım Ağlarına daha ihtiyatlı yaklaştığı anlaşılmıştır. Neticede Türkiye'de başta Internet eşitsizliği sebebi ile Toplumsal Paylaşım Ağlarının kadın hareketine katkısının kısıtlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AktivizmElektronik ortamFeminizm+7
Okan Aksu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal bir hareket olarak isyan ve din

Toplumsal hayatta önemli bir olgu olan din ile toplumsal hareketlerin bir türü olan isyanın karşılıklı etkileşiminin ele alındığı bu araştırmanın temel amacı; din ile isyan arasında ne tür sosyal ilişki olduğunu ortaya koymak, dinin genelde toplumsal hareketlere özelde de isyana ne tür katkılar sağladığını tespit etmektir. Bunun yanında bir isyanın dini isyan olarak sınıflandırılmasının; hangi unsurlara dayalı olduğunun kriterlerini ortaya koyarak Türklerin hakimiyetine girdikten sonra Anadolu'da meydana gelen isyanların türünün belirlenmesinde bir tipoloji oluşturulması amaçlanmıştır. Yapılan teorik çalışmanın iki olay incelemesi ile örneklendirilmesine gidilmiş, ortaya konan teorik bilgilerin pratik uygulamaları da tarihi sosyolojik bakış açısıyla ortaya konulmuştur. Örnek olay incelemesinde gerek meydana geldikleri dönem açısından gerekse günümüze kadar gelen tarihsel süreç içerisinde Türkiye'nin toplumsal, siyasal ve dini hayatında derin izler bırakmış olan, Anadolu'nun inanç coğrafyasını şekillendiren Baba'î İsyanı ve Şeyh Bedreddin İsyanı ele alınmıştır. Böylece bu iki isyan din ve isyan ilişkisi bağlamında sosyolojik bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Araştırmamızda yorumlayıcı sosyal bilim paradigmasından hareket edilerek; araştırmanın benimsediği felsefe temel araştırma deseni, yöntemi nitel araştırma yöntemi olarak belirlenmiştir. Verilerin toplanmasında doküman tarama tekniği kullanılmış olup bu dokümanların incelenmesinde içerik inceleme yöntemi ve analizinde de tarihsel analiz metodu kullanılmıştır. Araştırmamızın sonunda din ile isyan olgularının yakın sosyolojik ilişkilere sahip olduğu, dinin isyanların oluşumunda etkin fonksiyonlar üstlendiği, isyanların da dini toplumsal hayatın biçimlenmesinde önemli rollere sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

Babailer ayaklanmasıDinDin sosyolojisi+3
Abdulhamit Budak
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyalist bir proje olarak kolhozlaştırmanın kazak toplum hayatına etkileri (1928-1933)

"Sosyalist Bir Proje olarak Kolhozlaştırmanın Kazak Toplum Hayatına Etkileri" adlı bu çalışmada, Kolhozlaştırma süreci (1928-1933) esnasında yapılan uygulamaları anlamak amacıyla öncelikle geleneksel Kazak toplum yapısı incelenmiş ve onun içinde: Göçebe Kazakları ekonomik hayatı, eğitim ve din alanı, aile yapısı araştırılmıştır. Göçebe Kazakların sosyal yapısını inceledikten sonra Bolşevik devriminden Kazakistan'da uygulanan, Sovyetleştirme, Kolektifleştirme ve Kolhozlaştırma esnasında uygulanan mülksüzleştirme, yerleşik hayata geçirme politikaları ve eğitim, aile alanında yapılan toplumsal değiştirme uygulamaları incelenmiştir. Sonuç olarak Kazakistan'daki Kolhozlaştırma politikasının Kazakistan toplum hayatına etkileri genel değerlendirilmesi yapılmıştır.

KazakistanKolhozSosyal etki+3
Almas Telmanov
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni toplumsal hareketler çerçevesinde çevresel açıdan Gezi Parkı olayları

İnsanların yaşamlarını bir arada sürdürmeye başladığı tarihlerden itibaren ortaya çıkan yönetim, dolayısıyla yönetilenlerin yönetenlerden beklentileri, toplumsal hareketlerin doğuşuna neden olmuştur. İnsanlar, haklarını ve isteklerini çeşitli şekilde dile getirme arzusunu, kitlelerle hareket ederek daha etkin bir şekilde ifade etme yolunu tercih etmiştir. Gerçekten de toplumların tarihinin ilk zamanlarından itibaren çok farklı direniş biçimleri, çatışmalar, başkaldırılar ve isyanlar toplumsal hayattan hiçbir zaman eksik olmamıştır. Zamanın ihtiyaçlarına ve insanlığın gündemine göre şekil alan toplumsal hareketler, birçok bilimin konusu olmuş ve üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Küreselleşmenin de yoğun etkisi sonucu toplumsal hareketler, kendi içerisinde değişimler yaşamış ve 20. yüzyılda başına "yeni" sıfatını alarak yerini, yeni toplumsal hareketlere bırakmıştır. Ekonomik ve siyasi kaygılardan daha bağımsız bir yapısı olan yeni toplumsal hareketler; daha çok gönüllük esasına dayalı katılımcıların bir araya gelmeleri ile meydana gelmiş, teknolojinin de katkıları ile daha geniş katılıma sahip olan ve etkisi yerel boyuttan çıkarak dünyanın hemen her yerine yayılan bir yapıya dönüşmüştür. 27 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul Taksim'de yer alan Gezi Parkı'nda, bazı ağaçların sökülmesine tepki olarak başlayan ve kısa sürede Türkiye'ye yayılan eylemlerin yeni toplumsal hareketler bağlamında inceleneceği bu çalışmada, toplumsal hareketlerden yeni toplumsal hareketlere geçiş süreci inceledikten sonra Türkiye'de meydana gelen ve sosyal bir hareket çerçevesinde değerlendirebileceğimiz Gezi Parkı Olayları ele alınmıştır. Taksim Gezi Parkı Olayları, aynı zamanda bugün dünyanın her yerinde izlerine rastladığımız yeni toplumsal hareketler bağlamında çevreci hareketler perspektifinden de değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevreci hareket, Gezi Parkı, Toplumsal Hareket, Topçu Kışlası.

Gezi ParkıSosyal hareketlerSosyal olaylar+1
Reha Bayansar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de İslamcı kadın hareketinin tarihsel dönüşümü

Tarihsel süreç içerisinde insan ve toplum yaşamlarını etkileyen değişim ve dönüşümlere neden olmuş pek çok düşünce akımı var olmuştur. Bu akımlardan birisi olarak değerlendirilebilecek İslamcılık da, geniş bir etkileşim alanına ve uzun bir geçmişe sahiptir. Bu çalışmada İslamcı kavramı üzerinde durulmuş ve İslamcılık düşüncesinin fikri sahipleri kökeni ve toplumdaki tezahürleri de irdelenmeye çalışılmıştır. Türkiye'de Osmanlı son döneminden itibaren tartışılmaya başlanan İslamcılık, Osmanlıdan günümüze kadar her dönemin atmosferinden etkilendiği ve etkilediği bu bağlamda kendince düşünce ve çözümler üreten bir hareket olmuştur. Türkiye'deki İslamcı kadına tarihsel olarak bakıldığında; genel anlamda İslamcı kadın, kapalı kapılar ardında ve ataerkil yapı içerisinde bir oluşum göstermiştir ve var olmaya çalışmıştır. Özellikle 1960'lardan sonra gerek rol model diyebileceğimiz şahsiyetlerin çalışmaları, gerek kentlileşmenin gereği olarak İslamcı kadının topluma katılımı söz konusu olmuştur. Çünkü 1960'lı yıllar öncesine bakıldığında İslamcı kadın figürünün toplumda ya da kamusal alanda görünürlüğü söz konusu değildir. İslamcı kadın; gerek ev ortamında, gerek kendi habituslarında sınırlı kalarak ve topluma katılım söz konusu olamamıştır. Fakat bugün İslamcı kadın toplumun bir üyesi olarak artık daha da göz önündedir. Bu süreç içerisinde İslamcı kadının bir dönüşümü söz konusudur. Bu sürecin oluşmasında etkili olan çeşitli faktörler vardır. Modernleşme, kentlileşme, eğitim hayatına katılım gibi faktörler önem derecesi yüksek olanların başında gelmektedir. İslamcı kadın artık geçmişte olmadığı kadar toplumun her alanında var olma iddiasındadır. Özellikle 1980 sonrası bu durum daha da görünürlük kazandığı söylenebilir. Bu görünürlüğü sağlayan etmenlerin başında sivil dayanışma örnekleri, dönemin siyasi parti konjonktürü ve başörtüsü mücadelesinin getirmiş olduğu gruplaşma gelmektedir. Bu arada İslamcı kadın hızlı bir şekilde kamuoyunda toplumsal bir bilinç oluşturmuş ve toplumda bir aktör olma çabası içerisinde olduğu gözlenmektedir. Bu çalışma da yöntem olarak nitel araştırma yöntemlerinden literatür tarama ve sonrasında derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda farklı başlıklar altında çeşitli tartışma konuları açılmış ve bu tartışmalar neticesinde farklı cevaplar alınmıştır. Bu cevaplar ışığında çalışmanın uygulama bölümünde konuyla ilgili fikirlerin karşılaştırması yapılmış ve sonuç olarak Türkiye özelinde söz konusu olan bir toplumsal dönüşümün evrelerini anlama çabası içerisinde olunmuştur. Anahtar Kelimeler: İslamcılık, Din, Kadın, Modernleşme, Kentlileşme, Eğitim, Feminizm, İslam, Toplumsal Dönüşüm.

DinDönüşümFeminizm+7
Feyzeddin Aytepe
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kimlik ve siyaset bağlamında Anadoluculuk hareketi

Bir aydın hareketi olarak gündeme gelen Anadoluculuk hareketi önemli bir kimlik açılımı başlatmış olmasına karşın, Türk siyasi düşünce tarihi literatüründe çok az incelenen başlıklardan birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, II. Meşrutiyetin üç yaygın ideolojisini oluşturan Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük-Turancılık düşüncelerine karşı eleştirel bir tutum sergileyen Anadoluculuk hareketi ve bu hareketin kurguladığı Anadoluluk kimliğinin temel bileşenleri ortaya konulacaktır. Bu amaçla, Anadolucu düşüncenin 1920lerin başından 1950lerin sonuna kadar geçirdiği süreç tarihsel bir perspektifle ele alınarak, Anadoluculuk hareketinin temel söylem ve görüşleri, eleştirel ve karşılaştırmalı bir analize tabi tutulacaktır. Anadolulu kimliğinin kurgulanışında kullanılan enstrümanların açığa çıkartılması amacıyla ortak tarih mitosu, milliyetçilik, kimlik, coğrafya, vatan, köycülük gibi tartışma konuları sorunsallaştırılarak genelde milliyetçi projelerin özelde Anadoluculuk hareketinin milli bir kimlik ve milli bir vatan kurma süreçlerinde ne tür alternatifleri tartıştıkları, hangi özlemleri dile getirdikleri dönemin siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel gelişmeleriyle bağlantılı olarak ortaya konmaya çalışılacaktır. Çalışmanın bir başka amacı da Anadoluculuk hareketinin gündeme getirdiği eleştirel fikirlerin devrin diğer yaygın siyasal ideolojilerine Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük-Turancılık? karşı bakış açısının tespit edilmesi ve bu akımların Anadoluculuk hareketinin söylemlerine karşı ne tür tepkilerde bulunduklarının belirlenmesi olacaktır. Çalışma, Anadoluculuk hareketinin tam olarak sınırları belirlenmiş bir ideolojik çerçevesinin bulunmadığını, kendi tezlerini ortaya koyarken sert bir dille eleştirdiği Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük-Turancılık ideolojilerinin dayanaklarını kullanma yoluna gittiğini ve dolayısıyla Anadoluculuk hareketinin bu üç ideolojiden bağımsız olarak değerlendirilemeyeceğini ileri sürecektir.

AnadoluculukAnadoluculukKimlik+6
Ahmet Pakiş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketlere katılımda duyguların rol ve etkileri

Bu araştırma, toplumsal hareketleri ve bu hareketler içerisinde yer alan kişilerin (aktivistler) profillerini, sahip oldukları duygular üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda araştırma çeşitli toplumsal hareketlere katılmış gönüllülük esasına dayalı olarak 181 kişi ile yürütülmüştür. Veriler; Sosyal Kişilik Özellikleri (SKÖ), Bireysel Özellikler, Güven Duygusu, Öfke Duygusu, Dışlanmışlık ve Hayal Kırıklığı Duygusu, Umut(suzluk) Duygusu, Korku Duygusu, Güncel Politika/Siyasete İlgi Konusu, Toplumsal Duyarlılık/Farkındalık ve Toplumsal Hareketler ölçekleri ile elde edilmiştir. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla SPSS (Statistical Package for the Social Sciences Version 25.0.0; SPSS Inc., Chicago, IL, ABD) programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda katılımcıların yaşı ve cinsiyetinin SKÖ, bireysel özellikler, öfke duygusu, dışlanmışlık ve hayal kırıklığı duygusu, umut(suzluk) duygusu, korku duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusu gibi hususlarda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ayrıca katılımcı bireyin çalıştığı sektörün; sosyal kişilik özelliklerini, umut(suzluk) duygusunu ve toplumsal hareketler grup ortalama düzeylerini etkilerken; gelirin, SKÖ ve toplumsal hareketlerin grup ortalama düzeylerini de etkilediği ve yaşanılan şehrin, toplumsal duyarlılık/farkındalık bakımından grup ortalama düzeyleri üzerinde yine benzer şekilde etkili olduğu görülmüştür. Bunun yanında medeni durumun, SKÖ, öfke duygusu ve güncel politika/siyasete ilgi konusunda grup ortalama düzeylerini etkilediği görülmüştür. Ek olarak ailedeki kişi sayısı ve eğitim durumunun ise hiçbir değişkeni etkilemediği tespit edilmiştir.

DuyguDışlanmışlıkGüven+7
Nur Baştiryaki
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketlerde kadın aktivizminin rolü

Toplumsal hareketler, literatürde eski toplumsal hareket ve yeni toplumsal hareket olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu hareketler; kapsamı, konusu, aktörleri, hedefleri ve ideolojik farklılıkları dolayısıyla kadın aktivizmini şekillendirmektedir. Literatür incelendiğinde görülmektedir ki, yeni toplumsal hareketlerde, kadın aktivizminin rolü ve hareketlere etkisi büyük bir öneme sahiptir. Tarihsel süreç ele alındığında kadın aktivizminin gelişimi, farklı dönemlerde ve farklı ülkelerde çeşitli şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda kadın aktivizminin, farklı ülkelerde ortaya çıkan yeni toplumsal hareketler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Kadın aktivizminin toplumsal hareketlerdeki rolü, üç farklı ülkede meydana gelen toplumsal hareketler ele alınarak analiz edilmiştir. Bu toplumsal hareketler; Fransa'da ortaya çıkan Sarı Yelekliler Hareketi, Afganistan'da meydana gelen Taliban Yönetimi'ne karşı kadın aktivizmi ve son olarak İran'da yaşanan Mahsa Amini Olayı'nın yarattığı toplumsal hareketlerde kadınların etkisi konusudur. Kadın aktivizminin üç farklı ülkede meydana gelen toplumsal hareketler üzerindeki etkisi, sonuç bölümünde çeşitli şekillerde ortaya konulmuştur. Genel olarak, farklı konularda ortaya çıkan toplumsal hareketlerin başlamasında, ortaya çıktığı ülkeye ve uluslararası kamuoyuna yayılmasında, etkisini artırmasında ve hedeflerine ulaşmasında kadın aktivistlerin rolünün önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AktivizmAmini, MahsaKadınlar+3
Deniz Ölçer
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal katılım: Zeytinburnu örneği

Bu tezde 1970'li yıllarda İstanbul'un Zeytinburnu ilçesinde Kıvılcım Hareketi örneğinde siyasal katılımın özellikleri incelenmiştir. Siyasal katılım, sadece devletle ilgili etkinliklerle sınırlı görülmeyip, toplumsal yaşamdaki iktidar ilişkilerini ve toplumsal kaynakların dağılımım etkileyen ve kamusal alanda gerçekleşen tüm eylemler siyasal katılımın tanımı içinde değerlendirilmiştir. Bu anlamda sadece oy verme ya da seçim kampanyalarında görev alma değil protestolar, grevler, şiddet içeren eylemler, sosyal ve ekonomik sorunların çözümü için geliştirilen inisiyatifler de siyasal katılım biçimleri olarak ele alınmıştır. Tezde siyasal katılım çalışmalarında geliştirilen modeller gözde geçirilmiş ve Mobilizasyon Modeli'nin öncüllerinden hareket edilmiştir. Ayrıca toplumsal hareket teorilerinden de yararlanılmıştır. Önce 1970'li yıllarda sol hareketin gelişimi ve hareketin pratiğinde gerçekleşen siyasal katılımın temel özellikleri, daha sonra Zeytinburnu ilçesinin sosyal ve siyasal yaşamı hakkında bilgi verilmiştir. Doktorcu Hareket ve Kıvılcım Grubu hakkında verilen genel bilginin ardından Kıvılcım Grubu'nun Zeytinburnu'ndaki örgütlenme süreci siyasal katılım teorileri çerçevesinde incelenmiştir. Tezde ABD ve Batı Avrupa'da yapılan siyasal katılım çalışmalarında geliştirilen modellerin örneğimizdeki siyasal katılımı açıklamada eksik kalacağı iddia edilmiş, toplumsal ve tarihsel koşulların dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. IV

DoktorlarHalk hareketiKıvılcımlı, Hikmet+5
Muzaffer Kaya
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareketlerde yeni bir dönem olarak meydan hareketleri

Özellikle 2010 yılı sonrası ekonomik problemler ve demokrasi krizi ile karşı karşıya kalan insanlar, genel bir hüsran, öfke ve acizlik duygusuyla ve kolektif bir bilinçle meydanlarda seferberlik oluşturmuşlardır. Bireyler mevcut sorunlara ve hoşnutsuzluklara karşı sunulan ekonomik ve sosyal politikaların, krizle mücadele edebilecek yeterlilikte olmadığını düşünmemekteydi. Çevrimiçi platformlarda, kendilerinin endişelerini ve önceliklerini temsil eden çağrılarda bulunmuşlar ve kolektif bilinç oluşturmuşlardı. Binlerce insan hoşnutsuzluklarını görünür kılmak için, meydanlarda toplanmaya başlamışlardı. Meydan hareketleri olarak kavramsallaştırılan bu hareketler, halk egemenliğini savunmak amacıyla eşitlik, eylem, özen ve müşterek değerleri vurgulayarak, liberal temsili demokrasiyi yeniden icat etmeye çalışma gayretiyle ortaya çıkmıştır. Sosyal medya ve sosyal ağ uygulamaları, bu süreçte kritik bir rol oynamıştır. Bu süreçle birlikte, sadece bilgi kanalları değil, aynı zamanda dijital platformların kullanımıyla artık çok daha kolay ölçeklenebilen yeni müzâkere ve katılımcı karar alma arenaları oluşmuştur. Bu çalışmada, meydan hareketleri olarak değerlendirilebilen günümüz hareketlerinin, temel dinamiklerine, ortaya çıkış nedenlerine, gelişim süreçlerine ve sosyal medya ile olan ilişkisine yer verilecektir. Bu hareketler, farklı hedefler ve sorunlar içerse de ortak niteliklere de sahiptirler. İşçi hareketleri gibi eski hareketlerin aksine ''meydan hareketleri'' oldukça farklı toplumsal problemlere ve taleplere sahip olan, oldukça çeşitli grupların beklentileri ile ilgilenmektedir. Ancak modern demokrasiler, bu beklentileri karşılamakta yetersiz kaldığı gibi, temsil mekanizmalarındaki problemler de siyasal katılımın önünde ciddi bir engel olarak yer almaktadır.

MeydanlarSosyal hareketlerİspanya+1
Nuray Kaner
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal hareket çalışmaları ve siyasal şiddet analizi: Hamas örneği

Şiddet literatürü üzerine yapılan bir tarama, kolektif siyasal şiddet analizi için bütüncül bir paradigmatik yaklaşımın ve metodolojinin söz konusu olmadığını göstermektedir. Bu durum araştırmacıların, genellikle, siyasal şiddetin farklı türlerinden birine odaklanarak vakaya özgü yaklaşımlar geliştirmesinden kaynaklanmakta ve netice olarak da kolektif siyasal şiddet analizinde kullanılacak bütüncül bir çerçevenin geliştirilmesini engellemektedir. Bu çalışma, mevcut literatürün eksikliklerini ve sınırlılıklarını geride bırakmaya yardımcı olacak yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu savunmaktadır. Kaynak Mobilizasyonu ve Yeni Toplumsal Hareketler yaklaşımlarının siyasal fırsat yapıları, çerçeveleme süreci, kaynak mobilizasyonu, örgütsel hareketlilik stratejileri, harekete katılım ve kimlik inşası süreçleri gibi kavramsal ve metodolojik araçlarıyla, kolektif siyasal şiddet analizi için gerekli olan bütüncül yaklaşıma katkı sunabileceği savunulmaktadır. Bu yaklaşım, farklı zamansal ve mekânsal koşullarda ortaya çıkan kolektif siyasal şiddetin daha iyi anlaşılabilmesi için gereklidir. Ayrıca çalışmanın vaka analizi olarak, varsayılandan daha karmaşık bir örgütlenme sunan ve mevcut literatürün analizde yetersiz kaldığı Hamas örneği seçilmiştir. Anahtar kelimeler: Kolektif siyasal şiddet, toplumsal hareket çalışmaları, eleştirel terörizm çalışmaları, radikalleşme, Hamas

Hamas örgütüHamas örgütüOrtadoğu+5
Kasım Timur
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Din ve siyaset ilişkileri bağlamında Afganistan'da rejim değişiklikleri (1973 – 2001)

Son yıllarda hem akademik literatürde, hem de uluslararası alanda din ve siyaset bağlamında dini hareketlerin ortaya çıkışı, iktidar ve din arasındaki uyuşmazlıklar sıklıkla tartışılan bir konu konumuna gelmiştir. Bu çalışmanın amacı literatür alandaki bu boşluğu doldurmak ve Afgan siyasetini dinin etkisine yönelik bir analizle sunmaktadır. Özellikle son yıllarda Afgan siyasetinde dinin etkisinin artması üzerinde sıklıkla durulan bir konu olup bunun etkisiyle ortaya çıkan rejim değişikleri ele alınmıştır. Dolayısıyla dini hareketlerin çıkış noktasından başlayarak radikalleşme sürecine kadar, dönemler üzerinde durularak bu dönemlerde dinin hangi amaçla kullanıldığı ve ayrıca dış ülkelerin müdahaleleri üzerinde dinin etkisi ele alınmıştır. Afgan siyasetinde din 1973'lerden sonra çok etkin olmaya başlamıştır. Dolayısıyla bu dönemlerden sonra dini hareketler birer siyasi aktör olarak Afgan siyasetinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Ayrıca bu dönemlerde yaşanan Soğuk Savaş ve İran İslam devrimi gibi olaylar, Afganistan'daki dini hareketleri etkileyerek dinin siyasetteki etkisini artırmaktaydı. Dolayısıyla bu dönemlerde bölgesel ve küresel aktörler din üzerinden siyaset yapmaya çok özen göstermiştir. 1973-2001 yılları arasında Afganistan'da din ve siyaset birbirine bağlı ve birbirini oldukça etkilemiş kavramlar olarak ortaya çıkmaktaydı. Oldukça önem teşkil eden bu dönemin analizi tezin ana temasını oluşturmaktadır. Anahtar kelimeler: Din ve siyaset, dini hareketler, rejim değişiklikleri, Afganistan.

AfganistanDin-siyaset ilişkileriDini hareketler+4
Jamshid Burhanı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni toplumsal hareketler bağlamında Türkiye'de postmodern kadın hareketleri (Doğu Karadeniz örneği)

Türkiye'de Doğu Karadeniz Bölgesinde çevre hareketleri içerisinde yer alan kadın aktörlerin kimliklerini konu alan tezin amacı, çevre mücadelesine katılan çok kimlikli kadın aktörlerin kimliklerinin nasıl bir yakınsama içerisinde bulunarak toplumsal bir harekete dâhil olduğunu ve toplumsal hareketi nasıl meydana getirdiğini ortaya koymaktır. Postmodern durumun yaratmış olduğu toplumsal ve siyasal değişim, aktörlerin rolü ve konumunu da değiştirmiştir. Postmodern düşünürler siyasal teorilerini geliştirirken özellikle farklılığa, çoğulculuğa ve heterejon bir yapıya göndermede bulunarak yola çıkmışlardır. Bu yüzden kimlik ve yerellik gibi problemler sürekli gündeme gelmektedir. Sonuçta postmodern siyaset, yeni toplumsal hareketler üzerinden bir siyaseti onaylamaktadır. Bu siyaset yaklaşımı, postmodern ortamın yaratmış olduğu kültürel çoğulcu bir anlayış ile yeni toplumsal hareketlerin kendi taleplerini özgürce dile getirmelerini ve örgütlenmelerine izin veren bir anlayışı vurgulamaktadır. Kolektif bir yeni toplumsal hareketi meydana getiren her bir özne konumu üzerine odaklanan postmodern düşünce, yeni bir özne algısı geliştirerek, öznenin parçalanarak bireye dönüştüğünü ve yeni bir kimlik kurgusu içerisinde çok parçalı, esnek karakterli ve akışkan bir halde aynı bireyin içerisinde yer aldığını belirtmektedir. Postmodern düşüncenin ortaya koyduğu özne algısından hareket ederek ve Doğu Karadeniz çevre mücadelesini yeni toplumsal hareketler paradigmasından değerlendiren bu tezde, kadın aktörler postmodern feminizm içerisinden incelenmektedir. Postmodern karakterli kadın aktörlerin çok kimlikli durumları, onların çevre mücadelesi boyutunda farklı noktalarda yakınsama içerisinde bulunarak, karşı hegemonik bir politik alanı oluşturduğunu göstermektedir.

Doğu Karadeniz bölgesiFeminizmKadın hareketleri+5
Pelin Güngör Şerbetçi
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni toplumsal hareketler ve yeni bilgi ve iletişim teknolojileri: Türkiye'deki nükleer karşıtı platform örneği

Son yıllarda gözlemlenen çevrimiçi aktivizm örnekleri, çevrimiçi ortamlarda oluşan sosyal ağlar ve internet yoluyla mobilize olan toplumsal hareketlerin ortaya çıkışı, yeni Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT) ve toplumsal hareketler ilişkisinin önemine dikkat çekmektedir. Toplumsal hareketler tarafından giderek daha fazla kullanılan yeni BİT, toplumsal hareketler çalışmalarında da kendine yer edinmeye başlamıştır. Bu çalışma yeni BİT'nin toplumsal hareketler üzerindeki etkilerine odaklanarak literatüre katkı yapmayı amaçlamaktadır. Araştırmada olası etkiler iki farklı nokta üzerinden analiz edilmektedir: toplumsal hareketlere dair sosyal ağlar ve mobilizasyon yapıları. Analiz sürecinde Türkiye'deki Nükleer Karşıtı Platform (NKP) örneği kullanılarak, Platform ve destekçilerinin aktif olarak kullanmakta olduğu yeni iletişim teknolojilerinin (NKP'nin resmi internet sitesi ve sosyal medya sayfaları) kullanım amaçları, sağladığı avantajlar ve/veya dezavantajlar ve bu yeni BİT'nin destekçiler ve NKP arasındaki yüz yüze iletişimin yerini alıp alamayacağı gibi konulara yer verilmiştir. Analiz sonucunda yeni BİT'nin toplumsal hareketler için önemli birer koordinasyon, iletişim ve haber kanalı aracı olduğu belirlenmekle beraber, katılımı artırmak ve hareketin devamlılığını sağlamak için çevrimdışı ve çevrimiçi iletişim kanallarının beraber kullanılmasının ideal olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Toplumsal Hareketler, Yeni Bilgi ve İletişim Teknolojileri, Sosyal medya, Facebook, Twitter, Sosyal ağlar, Yeni medya, Mobilizasyon, Nükleer Karşıtı Platform, Türkiye

Bilgi teknolojisiFacebookNükleer kirlilik+7
Hilal Atilla
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Pamuk'un romanlarında sosyal meseleler

İlk olarak 1974 yılında yazmaya başlayan Orhan Pamuk, Türk edebiyatının son dönemde en çok okunan yazarlarından birisi haline gelir. 2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Orhan Pamuk, bu ödül ile dünya çapında bir üne kavuşur. Orhan Pamuk'un romanları toplumsal olaylardan beslenmektedir. Edebiyat sosyolojisi, edebi ürünlerin içinden çıktıkları toplum ile olan ilişkileri ortaya çıkarılması ve edebi eserin anlaşılması noktasında fayda sağlamaktadır. Bir bilim dalı olan sosyoloji disiplini ile bir sanat dalı olan edebiyatın birbirine yaklaştırılması hem araştırmacılar açısından hem de okurlar açısından sıkça tercih edilmektedir. Bu çalışmamızda amacımız, Orhan Pamuk'un romanlarında yer alan sosyal-toplumsal meseleleri edebiyat sosyolojisi bağlamında incelemektir. Bu inceleme yapılırken edebiyat sosyolojisi açısından değerlendirmeler yapılmıştır. Çalışmamız üç ana başlıktan oluşmaktadır. İlk bölüm olan "Giriş" bölümünde "Edebiyat ve Sosyoloji İlişkisi" başlığı altında edebiyat sosyolojisi hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde "Orhan Pamuk ve Romanları" başlığı altında Orhan Pamuk hakkında bilgi ve Orhan Pamuk'un romanlarının tanıtımı ve özeti verilmiştir. Üçüncü bölümde ise "Orhan Pamuk'un Romanlarında Sosyal Meseleler" başlığı adı altında çalışmamızın esasen hedeflediği sosyal meseleler üzerinde durulmuştur. Bu sosyal meseleler; "Kuşatıcı- Çatı Mesele: Doğu-Batı Çatışması", "Aile", "Ekonomik Faaliyetlerle İlgili Sosyal Meseleler", "Siyasi ve Bürokratik Temelli Sosyal Meseleler", "Din Temelli Sosyal Meseleler" ve "Eğitim Temelli Sosyal Meseleler" başlıkları altında toplanmıştır. Sonuç kısmında ise yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bilgilerin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır.

Edebiyat sosyolojisiPamuk, OrhanRoman+4
Özgür Arslangörür
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Neo-Gramşiyan yaklaşım çerçevesinde Türkiye'de çevreci hareketler: Akkuyu, Çırpılar, Fındıklı örnekleri

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ekonomik kalkınma söylemi ile desteklenen enerji politikalarına karşı ortaya çıkan çevreci hareketleri incelemektir. Tezde, Türkiye'de enerji alanında uygulanan neoliberal politikaların neden olduğu sorunlara karşı ortaya çıkan nükleer karşıtı hareket, termik santral karşıtı hareket ve hidroelektrik santral karşıtı hareket incelenecektir. Nükleer, kömür ve hidroelektrik santral karşıtı hareketler, daha önceki çalışmaların çoğunda Yeni Toplumsal Hareketler teorisi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu çalışmada ise bu hareketlerin, hegemonya karşıtı hareketler olduğu ve aydınlar tarafından inşa edilen değerlerle desteklendiği ortaya konulmaya çalışılacaktır. Çalışma kapsamında Türkiye'nin neoliberal politikalara geçişi, enerji politikalarındaki değişimler, enerji alanında ortaya çıkan karşıt grupların nasıl oluştuğu incelenecek ve nükleer, kömür ve hidroelektrik santral karşıtı hareketlerin amaçları, söylemleri ve eylemleri değerlendirilip, analiz edilecektir. Çalışmanın teorik çerçevesi oluşturulurken Antonio Gramsci'nin hegemonya, karşı hegemonya kavramlarından ve Robert Cox'un fikirlerinden faydalanılacaktır.

Akkuyu Nükleer Güç SantraliGramsci, AntonioNükleer enerji+5
İlke Taşdemir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil itaatsizlik bağlamında örnek eylem karşılaştırması: Adalet Yürüyüşü ve Tuz Yürüyüşü

Sivil itaatsizlik, normlardan, yasalardan ve var olan düzenden bir amaç doğrultusunda koparak, bu amaç etrafında toplanmayı kabul etmiş makul sayıda kişinin şiddetsiz bir adım atmayı planladıkları durumda amacın gerçekleştirilmesine bağlı olarak ortaya çıkacak olan hukuki ve politik sorumlulukların kabul edildiği eylem türüdür. Bu çalışma ortak adalet anlayışı etrafında toplanan kitlenin, silahsızlanmayı esas alarak gerçekleştirme yönünde eğilim gösterdiği, sivil itaatsizlik olgusuna ilişkin kavramsal çerçevenin belirlenmesi ışığında kavramın özelliklerine ilişkin elde edilen verilerin sentezlenerek örnek eylem Tuz Yürüyüşü ve Adalet Yürüyüşü'ne ilişkin bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular Tuz Yürüyüşü ve Adalet Yürüyüşü'nde sivil itaatsizlik olgusunun nasıl konumlandığını ve örnek eylemlerin pasif direniş modeli oluşturup oluşturmadıklarına ilişkin saptamaya katkı sağlamak adına açıklanacaktır.

Adalet YürüyüşüEylemSilahsızlanma+4
Gizem Avcı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1909 Adana olayları (İğtişaşı)

Bu çalışma, muhtelif dinamiklere bağlı olarak meydana gelen 1909 Adana Olaylarının tarihsel bağlamı içerisinde değerlendirilmesidir. XIX. yüzyıldaki siyasal ve sosyo-ekonomik gelişmelerin etkisiyle büyük değişim yaşayan Adana bölgesindeki Müslümanlar ve Ermeniler arasındaki ilişkilerin bu değişimlerden etkilenmiş olduğu görülmüştür. Bu bağlamda 1909 Adana Olaylarının uzun bir tarihsel sürecin ve çeşitli dinamiklerin sonucunda hâsıl olduğunu bilgisinden hareketle, bilhassa II. Meşrutiyet'in ilânından sonra yaşanan çatışmaların olayların seyrini nasıl etkilediğini incelemek bu çalışmanın ana eksenini oluşturmuştur. Bu inceleme yapılırken Osmanlı, İngiliz ve Amerikan Board Komisyonu arşiv malzemelerinden ayrıca döneme ilişkin gazete arşivlerinden, raporlardan, hatıratlardan, tanıklıklardan faydalanma yoluna gidilmiştir. Adana, verimli toprakları sayesinde Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemindeki iç ve dış gelişmelere bağlı olarak tarımsal açıdan büyük ilerleme kaydetmiştir. Bölgenin ekonomik bir güç haline gelmesi sürecinde Osmanlı yöneticileri uyguladıkları politikalarla bölgedeki toplumsal değişimi önemli ölçüde etkilemiştir. Osmanlı yöneticileri, bölgeye ilişkin tasarruflarında göçebe aşiretleri kontrol altına almış, alışılagelmiş yapılarını kırmış ve dışarıdan gelen Müslüman göçmenleri yerleşik hayata geçirerek köklü değişiklikler yapmanın yolunu açmışlardır. 1870'li yılların sonunda Ermeni Meselesinin Osmanlı yöneticileri açıdan büyük bir problem haline gelmesi birçok bölgeyi etkilediği gibi Adana vilayeti üzerinde de etkisini hissettirmiştir. Belirtilen bu tarihten II. Meşrutiyet'in ilanına kadar olan süreç içerisinde Ermeni komitecilerinin yol açtığı sorunlar, dönemin padişahı II. Abdülhamid'in yereldeki politikalarını büyük ölçüde etkilemiştir. II. Abdülhamid'in Ermenilerin çoğunlukta yaşadıkları yerlerdeki denge siyaseti zamanla toplumsal krizi daha da derinleştirmiştir. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra da devam eden toplumsal kriz geçici olarak çözülmüş ancak bu süreçte meydana gelen yeni gelişmeler ve değişen dinamiklere bağlı olarak Adana vilayetindeki toplumsal gerilim had safhaya ulaşmıştır. Çalışmada; yeni dönemde bölgede değişen dinamiklerin yol açtığı sorunlar ele alınmıştır. Meşrutiyet karşıtlarından kaynaklanan kaos, Müslümanlar ve Ermeniler arasında artan panik ve endişe, ekonomik menfaat beklentileri gibi birçok faktörün sebepleri arasında yer aldığı 1909 Adana Olayları tarihi veriler çerçevesinde incelenerek meselenin farklı yönleri ortaya konulacaktır. Anahtar Kelime: Adana Vilayeti, 1909 Adana Olayları, Ermeni, II. Meşrutiyet, 31 Mart Hadisesi.

19. yüzyılAdanaErmeniler+6
Burak Yüksel
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mekânın üretimi, kentsel haklar ve mekânın paylaşımı: Sivil haklar hareketi üzerine bir inceleme

Günümüzde kentler kapitalist sermayenin temel dinamiklerinin şekillendirdiği mekânlar haline gelmiştir. Kapitalist sermayenin temel dayanağı ise sermaye birikimdir. Üretim ve tüketimin artmasına koşut olarak varlığını daha geniş alanlara yayan sermaye birikiminin büyük oranda kendini var ettiği mekânlar olan kentler, metaların üretildiği alanlar olmanın ötesinde kendileri de bir meta haline gelmişlerdir. Ulaşım ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve artan rekabet ile birlikte sermaye mekândaki mesafe engeli olabildiğince hızlı bir şekilde aşmak durumunda kalmıştır. Bu nedenle kapitalist üretim tarzı mekân üzerinde yayılmayı gerçekleştirebilmek için kentsel mekânda uygun düzenlemelere ihtiyaç duymuştur. Kent merkezleri arasındaki kesintisiz ulaşım sistemlerinin kurulması bu düzenlemelerin başında gelmektedir. Bu bağlamda kent mekânında kapitalist ideolojinin üretiminde önemli bir paya sahip olan unsurlardan biri başta otomobil olmak üzere motorlu taşıtlardır. Otomobil, temel işlevi olan ulaşım aracı olmaktan öte zamanla stilistik bir objeye dönüşmesinin yanı sıra gerek kendisine ayrılan devasa bütçelerle gerekse kentin kurulmasında merkezi öneme yerleşmesiyle, kapitalizm-kent ilişkisini anlamada kilit bir noktaya yerleşmektedir. Bu çalışmanın temel amacı da kapitalist sermayenin kentsel mekânı dizayn etme biçimini tartışmak, otomobilin kent mekânın kapitalist inşasındaki rolünü ortaya koymak ve otomobil merkezli kent tasarımına karşı kent mekânının adil paylaşımını talep eden Critical Mass Hareketi'nin, kent ve kentli hakları bağlamında dönüştürücü bir kentsel-toplumsal hareket olarak okunmasıdır. Buna bağlı olarak da araştırmanın sorunsalının somutlanabileceği alan olarak Türkiye'de Critical Mass eylemlerinin düzenli olarak gerçekleştiği şehirlerden birisi olan İzmir ili seçilmiştir. Critical Mass eylemlerinin kent hakkı ve mekânın adil paylaşımı bağlamında gerçekleştirdiği dönüşümlerin saptanabilmesi için nitel araştırma yöntem ve tekniklerinden derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Bu araştırma sonucunda, CM eylemlerine katılan bisiklet kullanıcılarının kent hakkı kavramı üzerinden bu hareketi bir kent hakkı mücadelesi olarak değerlendirip değerlendirmedikleri sorgulanmıştır. Çalışmaya yansıyan veriler ışığında çalışmanın temel savı kentlerin motorlu taşıtlar merkezli dizayn edildiği, Critical Mass hareketinin de bu duruma çeşitli direniş mekanizmalarıyla itiraz ederek kent hakkını ve kentin adil paylaşımını talep eden bir yeni sosyal hareket olduğudur.

Kent sosyolojisiKentsel haklarMekan+5
Gökhan Pirli
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Neoliberal küreselleşme, hegemonya ve Wall Street'i İşgal Et Hareketi: Neo-Gramşiyan bir analiz

Kapitalist uluslararası ekonomik sistemde 2008 yılında yaşanan ekonomik krizin, dünya çapında pek çok ülkenin ulusal ekonomilerinin büyüme hızlarında dramatik düşüş, hatta iflasa varan durgunluk, işsizlik oranlarında artış gibi sonuçları oldu. Bu ve bundan önceki yapısal krizler nedeniyle sarsılan ve sorgulanan, neoliberal küreselleşmenin temsilcisi ABD'nin hegemonyasına, karşıt-hegemonik meydan okuma New York'un finans merkezinde 2011 yılı Eylül ayında "Wall Street'i İşgal Et! (Occupy Wall Street-OWS)" protestoları ile başlatıldı. Temel isteklerinin sosyal adalet olduğunu vurgulayarak kendilerine biz %99'uz diyen protestocular, ABD'nin %1'ini oluşturan en zenginlerini protesto ediyordu. Bu çalışmada, OWS hareketi ile ABD sivil toplumunda hegemon neoliberal düzenden duyulan rahatsızlığın dile getirilmesinin, özgürleştirici güçlerin kültürel değişim için vereceği uzun soluklu bir mücadele ile alternatif dünya düzeninin kurulmasının başlangıcı olacağı savunulmaktadır. Bu bağlamda hareket, mevcut düzenin sürdürülmesi kadar sivil toplumdaki dönüşüm mücadelesini de analizinin merkezindeki hegemonya kavramı ile açıklayan Neo-Gramşiyan Yaklaşım ile değerlendirilecektir. Ayrıca günümüz toplumsal hareketlerini politik ve kültürel boyutlarıyla birlikte değerlendiren, hâkim norm, kimlik ve egemenlik ilişkilerini eleştirel yaklaşımla analiz eden Yeni Toplumsal Hareketler Teorisinden de faydalanılacaktır.

Amerika Birleşik DevletleriEkonomi politikalarıGramsci, Antonio+7
Sinem Toprak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Social movements and their impact on public policy: An elaboration of Martin Luther King within the framework Civil Right Movements

Social movements are different forms of action, which takes place by a cohesive group of people, under one identity and a united goal. Based on their goal orientation, social movements are new agents of their milieu, and their effects are direct with changes and victory of demanded goals. The impact of social movements on public policy making processes is direct and influential. In such regard, the present work undertakes the basic question how new social movements devise new mechanisms to become determinants of public policy along with a thorough analysis of theoretical discussion embedded in. In order to handle the challenge state, the effort shall dwell upon the be evidence of the role played by social movements in public policy making, the Civil Rights struggle of African- Americans in 1960s under the revolutionary Dr. Martin Luther King, Jr. leadership could be studied as case study. Settling upon the Civil Rights Movement, the work shall elucidate and elaborate the role of solidarity in action, a mastered leadership to form a new identity, and drive the organization through their path with a unique framework.

Public policiesLuther, MartinCivil Rights Movement+1
Abdul Sami Salam
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects