Democratization

78 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Demokrasi yolunda bir adım olarak radikal demokrasi kuramları

Son zamanlarda giderek yoğunlaşan bir şekilde liberal demokrasilerin içine düştüğü krizden söz edilmektedir. Söz konusu kriz dolayısıyla liberal demokrasiler artık ihtiyaçlara tam manasıyla cevap verememektedir. Bu tezin amacı, öncelikle sorunun tespitini ve sorunun çözümlemesini yaparak buna yönelik çözüm arayışlarından radikal demokrasinin "müzakereci" ve "çekişmeci" versiyonunu incelemektir. Liberal demokrasinin temsil, katılım ve meşruiyet olmak üzere başlıca üç boyutta yaşadığı kriz analiz edilmiştir. Her iki kuram da katılımcı yaklaşımlar olmakla beraber, bu krizi aşmaya yönelmiş Jürgen Habermas'ın müzakereci demokrasisi kamusal alanda etkin bir iletişim yoluyla bireylerin siyasete aktif katılımını vurgular. Öncülüğünü Ernesto Laclau ve Chantal Mouffe'un yaptığı çekişmeci demokrasi ise farklılıkların ve kimliklerin korunarak sisteme dahil olmalarını hedefler. Çekişmeci demokrasi, toplumsal hayatta ve siyasette çatışmanın, antagonizmanın sürekliliğine ve var olması gerekliliğine vurgu yapar. Radikal demokrasi kuramları başlığıyla incelenen müzakereci demokrasi ve çekişmeci demokrasi kuramları liberal demokrasiye tamamen yüz çevirmemiş, onun temel değerlerini kendi kuramlarıyla yoğurmuşlardır. Demokrasinin geliştirilmesinde ve derinleştirilmesinde (demokratikleştirilmesinde), aynı zamanda liberal demokrasinin de değerlerinden yararlanmayı hedefleyen radikal demokrasi kuramlarının temel savları incelenmiştir. Temsil ve katılım krizinin yanı sıra çoğulculuk ve kimlik kavramları da günümüzde önemli bir yer tutmaktadır. Çalışmada bir taraftan temsil sisteminin olanakları ve sınırlılıkları ortaya konularak katılımı artıracak mekanizmalar, diğer taraftan çoğulculuk, fark ve kimlik kavramlarının demokratikleşmedeki önemi değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: liberal demokrasi, meşruiyet krizi, radikal demokrasi

DemokrasiDemokratik meşruiyetDemokratikleşme+3
Rabia Beyza Candan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin Türk demokratikleşme sürecine etkisi

1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile birlikte Cumhurbaşkanlığı makamı Türk siyasi hayatında önemli bir yer tutmuştur. Asıl olarak Türk devlet geleneğinde de devlet başkanlığına verilen önemin yeri ayrıdır. 1921 Anayasası ile kısa bir süre uygulanan Meclis Hükümeti Sistemi ve 1924 Anayasası ile kabul edilen güçler birliği ilkesi istisna tutulursa Türkiye tam anlamıyla Parlamenter Hükümet Sistemini 1961 Anayasası'nda kabul etmiş ve o dönemden bu yana Parlamenter Hükümet Sistemi ile yönetilen bir ülke olmuştur. Cumhurbaşkanı genel olarak parlamenter sistemlerde uygulanan yöntemle, parlamento tarafından seçilmekteydi. Ancak 2007 yılında 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in görev süresinin dolması ile birlikte 11. Cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan kriz Türkiye için yeni bir süreci başlatmıştır. 11. Cumhurbaşkanı seçiminde yaşanan Cumhurbaşkanı seçim krizi anayasal değişikliği beraberinde getirmiştir. Cumhurbaşkanı seçimi birinci turunda toplantı yeter sayısı olarak 367 oy sağlanamayınca erken seçim kararı alınmış ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı'nı halkın seçmesi yönünde anayasa değişikliğine gidilmiştir. 21 Ekim Referandumu ile de Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesine ilişkin anayasa değişiklik paketi kabul edilmiştir. Yaşanan bu süreçle birlikte Türkiye'de yürütme erkinin başı olan Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi ilkesi ilk kez kabul edilmiştir. Bu tezde, yapılan bu anayasal değişikliğin ülkemiz açısından getireceği sonuçlar değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme yapılırken iki farklı açıdan durum ele alınmıştır. Bunlardan biri Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesinin demokrasi üzerinde yapacağı etki diğeri ise hükümet sistemi açısından yapacağı etkidir.

CumhurbaşkanıDemokrasiDemokratikleşme+2
Tuğba Yolcu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Varlık vergisinin fenomenolojisi

Fenomenoloji kesin olan husus ile kesin olma iddiasındaki husus arasında eleştirel bir yaklaşımdır. Bu eleştirel yaklaşım varlığın özüne ulaşmada yardımcı bir araç olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte söz konusu yaklaşım ekonomi ve maliye alanında da uygulanabilir. Örneğin, ekonomik krizlerin sebeplerini açıklamada kullanılan iktisadi nedenler kesin olan nedenlerdir. Ancak, bunun arkasında yatan nitel nedenler ise kesin olma iddiasındaki hususlardır. Bu çalışmada da 1942 ve 1943 yılları arasında Türkiye'de uygulanan varlık vergisinin fenomenolojik sorgulaması yapılmıştır. Varlık vergisi iktisadi, mali ve hukuki olarak yanlış bir şekilde uygulanan bir vergidir. Fakat varlık vergisinin uygulanma sebeplerine bakıldığında gerekli bir vergi olduğu anlaşılmaktadır. İki çelişki arasındaki fenomenolojik yaklaşım ortaya konulması bu çalışmanın hipotezini oluşturmaktadır.

DemokratikleşmeEkonomik krizFenomenoloji+3
Öner Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal iletişim kavramının katılımcı demokrasi anlayışına katkılarının Cumhurbaşkanlığı örneğinde incelenmesi: 2009 - 2013 dönemi

Bu araştırma, kurumsal iletişim gibi son dönemde önemi giderek artan bir kavramın, demokrasinin en modern ve ileri şekli olarak kabul edilen Katılımcı Demokrasi anlayışına yaptığı katkıları, Türkiye'nin kurumsal iletişimde gelişmiş devlet kurumu olan Cumhurbaşkanlığı örneğinde incelenmesi amacına yöneliktir. Daha önce benzer bir çalışmanın Cumhurbaşkanlığı Kurumu özelinde yapılmaması sebebiyle bu çalışma özgün bir değere sahiptir. Bu araştırmada, "Teknolojik gelişmeler çerçevesinde oluşturulan kurumsal iletişim çalışmalarının Cumhurbaşkanlığı kurumu özelinde katılımcı demokrasi anlayışına katkısı nedir?" sorusuna cevap aranmıştır. Katılımcı demokrasinin gereği olarak vatandaşların yönetime ne kadar katıldıkları, demokratik haklarının farkında olup olmadıkları, kamu kurumlarından memnun olup olmadıkları, devlet ile ilişkilerinin ne seviyede olduğu, devlet kurumlarına güvenip güvenmedikleri gibi sorular araştırma konusu yapılmıştır. Bu araştırmada, Cumhurbaşkanlığına başvuru yapan vatandaşların katılımcı demokrasi anlayışlarını derinlemesine anlamlandırmak ve katılımcıların bakış açısıyla katılımcı demokrasi anlayışını yorumlamak için nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni seçilmiştir. Araştırma için 2009-2013 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Kurumsal iletişim Başkanlığı Halkla İlişkiler Müdürlüğüne şahsen, dilekçe ve e-posta yolu ile başvuru yapmış katılımcıların belirlenmesinde, olasılığa dayanmayan amaçlı örnekleme tekniklerinden ölçüt örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın verileri geliştirilen yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada, elde edilen veriler nitel veri analizi ile incelenmiş, içerik ve betimsel analiz yöntemiyle yorumlanmıştır. Bulgular, araştırmanın alt problemlerine göre katagorize edilerek yorumlanmıştır. Vatandaşların, "demokrasi" ve "katılımcı demokrasi" gibi temel kavramlar hakkındaki görüşleri Cumhurbaşkanlığı makamına başvurmayı bir demokratik hak olarak görüp görmedikleri, vatandaşların Cumhurbaşkanlığına müracaat etmesinde 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün şahsının ne ölçüde önemli bir etken olduğu, yönetimle ilişkilerindeki beklentileri, vatandaşla devlet arasında ki güven ilişkisi, Cumhurbaşkanlığı tarafından sunulan hizmetin kalitesi ve bilgi alma adına hangi iletişim araçlarından ve yöntemlerinden yararlanıldığı şeklinde yedi kategoriden oluşmuştur. Bu çalışmanın sonuçlarına göre; Vatandaşların görüşlerinin katılımcı demokrasi anlayışıyla örtüştüğü, Cumhurbaşkanlığı kurumuna demokratik hakları olduğu için başvurdukları, başvurularında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün kişiliğinin önemli bir rol oynadığı, Cumhurbaşkanlığı dışındaki diğer devlet kurumlarıyla ilişkileri hakkında olumsuz kanaat belirttikleri görülmüştür. Ayrıca, katılımcı demokrasi için önemli olan ''bilinç ve farkındalık'' olgularının katılımcılarda gayet gelişmiş olduğu, Cumhurbaşkanlığı kurumunun sunduğu hizmetlerin katılımcı demokrasinin gelişmesine önemli bir katkı sunduğu ve kurumsal iletişimde başarılı olduğu görülmüştür. Bununla birlikte, vatandaşların teknolojinin sunduğu yeni olanaklara uyum sağladığı, gelişen teknolojik imkânlar ile yönetime daha fazla katıldığı, üst yönetime kolaylıkla ulaşabilme ve sorgulayabilme imkânı buldukları görülmüştür. Bu kapsamda da ilgili kurumlara bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: kurumsal iletişim, katılımcı demokrasi, sosyal medya, demokratikleşme, demokratik hak, halkla ilişkiler

CumhurbaşkanıDemokratikleşmeGül, Abdullah+4
Ömer Erfidan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de demokratikleşme ve Turgut Özal Dönemi siyasal liberalizmi

Kökleri Antik Yunan'a dayanan ve tarihin çeşitli dönemlerinde etkili olmuş olan demokrasi, zaman içerisindeki dönemsel koşullar ve farklılaşan toplumsal ihtiyaçlar sonucunda önemli değişimler geçirmiş, böylelikle de birçok düşünürün ve teorisyenin onu yeniden ele almasıyla birlikte farklı siyasal kuramlara/anlayışlara konu olmuştur. Bu çalışmada, Turgut Özal dönemi siyasal liberalizmine kadar Türkiye'de demokrasinin tarihsel süreç içerisinde yaşadığı gelişmeler ve onun döneminde siyasal liberalizm anlayışı çerçevesinde gerçekleştirilen demokratikleşme çabaları üzerinde durulacaktır Özal ve onun partisi olan ANAP'ın yapmış olduğu uygulamalar, Türk siyasal hayatı açısından en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Özal konusu gündeme geldiğinde genellikle ekonomik uygulamalara işaret edilmekteyken, onun siyasal alanda yaptıkları büyük ölçüde göz ardı edilmektedir. Özal, gerek temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi açısından, gerekse Türk hukuk sisteminin Avrupa hukuk sistemine entegrasyonu açısından önemli icraatlara imza atmış bir siyasi liderdir. Onun döneminde yapılan demokratikleşme hamleleri Türkiye'nin daha demokratik bir ülke haline gelmesine önemli katkıda bulunmuştur. Çalışmamızda Özal'ın siyasal liberalizm anlamında yürürlüğe koyduğu uygulamalar ve onun yapmış olduğu konuşmalar esaslı bir şekilde analiz edilecektir.

Anavatan PartisiDemokrasiDemokratikleşme+2
Ramazan Üstündağ
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de demokratik topluma geçiş aşamasında sivil toplumun yeri ve önemi

IV ÖZET Sivil toplum Batı'nm yaşadığı sosyal ve ekonomik olaylar sonucu ortaya çıkan ve Batı'ya özgü bir kavramdır. Başlangıçta devletle özdeşleştirilen bu kavram zamanla anlam kaymasına uğrayarak devletin karşısında olarak algılanmaya başlandı. Sivil toplum özellikle 1989 yılında Doğu Bloku'nun çöküşüyle adeta demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olarak görülmeye çalışıldı. Sivil topluma her ne kadar bazı göstergeler olsa da ne Osmanlı'da, ne de Cumhuriyet döneminde tam anlamıyla rastlanmamaktadır. Son zamanlardaki gelişmelere paralel olarak demokrasimizin pekişmesi için sivil toplumun oluşturulması gerektiği fikri kabul görmektedir. Gerçekten de sivil toplum güçlendirilerek demokrasimiz sağlamlaştınlabilir. Ama sivil toplumu oluşturmak sadece yasalarla olmaz, yasaları bir gecede değiştirerek bu sonuç elde edilemez. Nitekim 1961 Anayasası'yla sivil toplumun oluşmasına olanak sağlanmıştır ama iyi sonuçlar vermemiştir. Burada yasalardan daha önemli olan unsur sivil toplumu taşıyabilecek bir siyasal kültüre sahip olmaktır.

DemokratikleşmeSivil toplum
Selami Erdoğan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Irak: Krallıktan cumhuriyete evrilme (1932-1958)

Irak, günümüzde cumhuriyetle yönetilen Ortadoğu devletlerinden biridir. Daha Ortadoğu topraklarında cumhuriyet yönetim biçiminin nadir görüldüğü bir dönemde cumhuriyet yönetim biçimini benimseyen Irak'ın demokratikleşme adımlarını nasıl aştığı ve bu yönetim biçimine nasıl ulaştığı ise bölgenin toplumsal yapısında ne gibi dönüşümler yaşandığını özetler niteliktedir. Birinci Dünya Harbi sonrasında büyük imparatorluklar son bulmuş ve birçok Ortadoğu toprağı da çoğunluğu dış etkenler vasıtasıyla devletleştirilmiştir. Irak'ın kaderi de bir dış etken olan İngilizlerce belirlenmiştir. Yüzyıllarca birçok etkin gücün hâkimiyeti altında yaşayan Irak toprakları hiçbir zaman milli veya mezhepsel bir devlete kaynaklık etmemiştir. Ayrıca sınırları da bu doğrultuda çizilmemiştir. İngilizlerden önce bölgeye hâkim olan birçok unsur bölgenin yaygın toplum düzenine uygun bir yönetim anlayışı benimsemiş, zaman zaman bölgede bu durumun değiştirilmesi yönünde adımlar atılmak istense de başarısız olunmuştur. İslam tarihi açısından vazgeçilmez olan toplum yapısı da İslam Devleti döneminde büyük ölçüde günümüzdeki haline benzer olarak şekillenen bölgenin demografik yapısı ve yaygın inanç sistemleri de yıllarca korunmuştur. İngilizler Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında işgal ettiklerinde bölgenin toplum yapısı olarak bir bütün teşkil etmediğini anlamışlar ve bölgede yapılacak çalışmaları da devletleştirmeyi kolaylaştırmak için ortak değerler üzerinden kurgulamışlardır. İngilizler bölgede her ne kadar kalıcı olmayı planlasalar da Irak coğrafyasında yaşayan unsurların çoğunluğunu Müslümanların oluşturması Hıristiyan bir dış faktörün tutunamayacağının kanıtı olmuştur. İngilizlerin bölgeyle bir bütün oluşturmadıkları manda yönetimleri uzun sürmemiş, yaşanan kısa süreli işgal döneminde de İngiliz yanlısı bir kesim oluşsa da bunlar da azınlık olmaktan ileriye gidememiştir. Irak toplumu istemedikleri bir dış etken aracılığı ile yönetildikleri dönemden dersler çıkarmışlar ve geleceklerini inşa ederken de bu birikimi kullanmışlardır. Manda döneminde ve sonrasında kurulan partiler Irak toplumunda parlamenter sitemin oluşmasına önemli katkılar yapmışlardır. Dönem dönem geçmiş alışkanlıkların da etkisiyle bir kişi ya da grubun yönetimde etkin olduğu dönemler yaşansa da demokratikleşmek için yapılan çalışmalar da sürdürülmüştür. Irak topraklarında yönetimde istikrarı engelleyen en önemli faktörü bölgenin farklı etnik gruplara, farklı dinlere ve farklı mezheplere mensup unsurları bir arada barındırması oluşturmaktadır. İşte Irak'ta cumhuriyetin inşasına kadar geçen sürecin aydınlatılmaya çalışıldığı bu çalışmada bölgenin kendi içinde ayrışmasına sebep olan faktörlere ve bölgenin yönetim anlamında yaşadığı dönüşüme yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Irak, Demokratikleşme, Cumhuriyet, I. Dünya Savaşı, İngiliz Mandası, Müslüman.

CumhuriyetCumhuriyet öncesiDemokrasi+7
Alı Salahaldeen Majeed Majeed
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

1961 Anayasası ve 1961 - 1965 koalisyon hükümetleri dönemi

27 Mayıs 1960 ihtilaliAnayasa 1961Demokratikleşme+2
Bilgi Küçükcan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Gazetesi başyazarı Nadir Nadi'nin Demokrasi algısı (1946-1960)

Daha sonra doldurulacaktır.

Demokrat PartiDemokratikleşmeLaiklik
Dilek Tarikçi
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çok partili hayata geçiş: Demokrat Parti örneği ve demokratikleşme sürecine etkileri

Bu çalışmada, 1946 yılında Demokrat Partinin kurulmasıyla ile başlayan çok partili siyasal yaşamın Türkiye'nin demokratikleşme sürecini nasıl etkilediği araştırılmıştır. Türkiye'de demokratikleşmenin tarihsel arka planını daha iyi görebilmek adına araştırma kapsamının başlangıcını, Osmanlı Devletinde demokratikleşme sürecinin ilk adımı olarak görülen Sened-i İttifak oluşturmuştur. Araştırma, çok partili siyasal yaşamın 7 Ocak 1946'da DP'nin kuruluşu ile başladığı ve İsmet İnönü'nün 12 Temmuz Beyannamesi ile kalıcı hale geldiği 18 aylık dönemi kapsamıştır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan veri toplama tekniği olarak doküman analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Türkiye'de, Demokrat Partinin kurulmasından 12 Temmuz Beyannamesine kadar 18 aylık bu süreçte, demokrasinin doğal gelişimi ve DP'lilerin demokratik süreçten vazgeçmeyen politikası sayesinde, siyasi alanda birçok olumlu demokratik değişikliklerin olduğu görülmüştür. Çok partili siyasal yaşama geçişin etkisiyle Türkiye'de gerçekleşen bu demokratik değişiklikler detaylı bir şekilde araştırmamızın içerisinde açıklanmıştır.

Cumhuriyet Halk PartisiDemokrat PartiDemokratikleşme+3
Abdullah Yarar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Demokrat Parti'nin demokrasi politikalarının Türkiye'ye yansımaları

Son yirmi yılda iç ve dış olayların temel nedeni dünyaya damgası vuran bloklar politikası ve soğuk savaştır. Bloklar politikası ve soğuk savaşın getirdiği yeni düzenin bir ürünü olarak ortaya çıkan biçimsel demokrasidir. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarı, konjonktüre uyum sağlamak ve iktisadi destek bulmak gibi nedenlerle demokratik ülkelerle ilişkilerini iyi tutulması amacıyla hızlı bir reform yapmıştır. Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu çıkarılmasıyla ortaya çıkan Demokrat Parti (DP) ile Türkiye'de çok partili hayata geçişi sağlamıştır. 7 Ocak 1946 yılında DP'nin kurulmasıyla başlayan çok partili siyasi hayatın Türkiye'de siyasi arenada demokraside birçok olumlu değişimin meydana geldiği görülmektedir. Türkiye'de demokratik süreçten vazgeçmeyen DP'lilerin demokratik doğasının ve siyasetinin gelişmesi sayesinde, çok partili siyasal hayata geçişin etkileri ile Türkiye'de meydana gelen demokratik değişimler Türkiye'nin demokratikleşme sürecini nasıl etkilediğini incelemektedir.

DemokrasiDemokrat PartiDemokratikleşme+4
İbrahim Halil Okçu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Etnisite ve demokrasi ilişkisi: İspanya'nın demokratikleşme süreci ve Bask örneği

Bu tez şiddet içerikli olsun veya olmasın, 20. yüzyıl sonlarında yaygınlaşan etnik sorunların çözümünde demokratikleşmenin yeterliliğini analiz etmektedir. Bu maksatla ilk olarak milliyetçilik teorilerinin ilkçi, modern ve etno-sembolcü yaklaşımları etüd edilerek, etnik sorunları besleyen dinamikler belirlenmiş, daha sonra da Etnik Demokrasi, Liberal (klasik ve çokkültürlü) Demokrasi ve Ortaklıkçı Demokrasilerin uzlaşı stratejileri incelenmiştir. Ayrıca, bir örnek olayın, teorilerin uygulamadaki muhtemel sınırlılıklarını aşmamıza yardımcı olacağı ve bu bağlamda seçilen İspanyaBask sorununun, İspanya?nın Franco?nun ölümünden sonraki demokrasiye geçişi ve kabaca yüzyıl önce hasıl olan Bask milliyetçiliğiyle iyi bir örnek olacağı düşünülmüştür. Neticede, etnik sorunların dinamikleri ve demokratikleşme teorilerinden elde edilen analitik çerçeve rehberliğinde, İspanya demokratik uygulamaları ve Bask sorununa etkileri ilişkisel olarak değerlendirilmiş ve demokratikleşmenin tamamını olmamakla birlikte, bazı etnik sorun dinamiklerini işlevsizleştirebildiği ve bazı etnik talepleri karşılayabildiğisonucuna varılmıştır. Ancak her durumda demokratikleşmenin gerekli olduğu, çünkü ?Zeitgeist? ile uyumlu demokratik düzenlemelerin etnik sorunların yönetilmesinde meşruiyet kaynağı oldukları değerlendirilmektedir.Anahtar Kelimeler:1. Milliyetçilik2. Etnisite3. Etnik Sorun4. Demokratikleşme5. Bask Sorunu

BaskBask kimliğiDemokrasi+3
Yavuz Çilliler
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın ve kent ilişkisinde yerel yönetimler: Nevşehir ili örneğinde kadın dostu kentler

Toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü ve ataerkil toplum yapısı, kamusal alanın ve kent hayatının erkek-egemen bir görünüme sahip olmasına ve kadınların ?ev?in ve ev merkezli bir hayatın sınırları içinde kalarak kentsel alanda varlık gösterememelerine yol açmıştır. Kentin temel dezavantajlı gruplarından olan ve pek çok kentsel haktan insan haklarına uygun biçimde yararlanamayan kadınların kentsel alanda var olması için özel önlemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Alınacak özel önlemler, yerel yönetimlerin demokratikleşmesinde de önemli role sahip olacaktır. Bu çalışmada kadınların kent hayatında karşılaştıkları güçlükler ele alınmış; yerel yönetimlerin kadınların pratik ve stratejik ihtiyaçlarına yönelik olarak yürüteceği uygulamaların ve sunacağı hizmetlerin kadınların özel alanda kendilerine yüklenen rollerle birlikte zorlaşan gündelik hayatlarına nasıl etki edebileceği araştırılmıştır. Çalışmada, BMOP kapsamında kadın dostu kent olmayı taahhüt etmiş illerden Nevşehir örneklem alanı olarak seçilmiş, Nevşehir?de Kadın Dostu Kentler Projesi bünyesinde yürütülen faaliyetler ele alınmıştır. Çalışma, BMOP?nin ilk aşaması bittikten sonra gerçekleştirilmiş ve Nevşehir?de yaşayan 15 kadınla yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan görüşmelerin sonucunda, Nevşehirli kadınların kentsel sorunlarına ilişkin bir fotoğrafa ulaşılmıştır. Çalışmanın bitiminde, Projenin ilk safhasının bitmiş olmasına rağmen, Nevşehir?de görüşülen kadınların büyük çoğunluğunun temel asgari kentsel hizmetlerle ilgili sorunlarının olduğu ve konuşmacıların çoğunun Nevşehir?le yani kent hayatıyla ilişkisinin ve kentsel alandaki faaliyetlerinin asgari seviyede seyrettiği görülmüştür. Bunun nedeninin BMOP kapsamında yürütülen faaliyetlerin, daha ziyade yerel paydaşların yapısal niteliklerine yönelik olduğu ve bunun toplumun yapısı nedeniyle bir zorunluluk olduğu çıkarımına ulaşılmıştır.

DemokratikleşmeGünlük yaşamKadın dostu+7
Gökçe Nur Şafak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

The AK Party's ideological shift: From "post-Islamism" to "Muslim nationalism"

Existing literature on Turkish politics emphasizes that Turkey had an authoritarian turn in the second AK Party term (2013 - ). However, existing literature has been silent on discourses of the AK Party's leaders before and after the authoritarian turn. This thesis focuses on discourses of the AK Party's leaders in general elections to examine the AK Party's authoritarian turn and asks "Is there any ideological shift in these two periods and can we follow this shift by considering the discourse of AK Party leaders in general elections (2002-2013, 2013-2018)?" To answer these questions, discourses of the AK Party's leaders are examined in six general elections. Thesis claims the AK Party's authoritarian turn can be seen by considering discourses of party leaders of the AK Party in general elections. This thesis shows that the first period of the AK Party (2002-2013) was a result of post-Islamist ideology that is relevant to Turkey's democratization, the second period (2013-2018) was a result of Muslim nationalist ideology that cause authoritarian turn.

Adalet ve Kalkınma PartyDemocratizationNationalism+7
Yusuf Evirgen
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çok partili döneme geçişe yerel basının bakışı Yeni Asır gazetesi örneği (1949-1951)

Bu çalışmanın amacını; 27 yıllık tek partili rejim döneminden çok partili döneme geçiş sürecinde yaşanan gelişmeleri, toplumsal değişimi ve demokratikleşme hareketlerinin yerel basına yansımasını tespit etmek, öte yandan yerel basının bu süreçteki üstlendiği rolü gözler önüne sermektir. Araştırma tek partili dönemde yaşanan buhranlı sürece vurgu yaparak çok partili sürecin başladığı DP'nin kurulduğu 1946 yılında yaşanan gelişmelerle birlikte DP'nin seçim mücadelesini kazandığı 1950 seçimlerini baz almıştır. Seçimlerin sonucunu etkileyen Türkiye'nin toplumsal ve siyasal yapısını inceleyerek kapsamı genişletilen çalışma, Yeni Asır Gazetesi'nin 1949-1951 yılları arasındaki baskılarını inceleme altına almıştır. Ayrıca çalışmanın kapsamını oluşturan Türkiye'deki iç siyaset yapısı, basına yansıması incelenirken durum tespiti yöntemine başvurulmuştur.1946 yılındaDemokrat Parti'nin kurulmasıyla başlayan ve 1950 seçimleriyle birlikte DP'nin iktidar olmasıyla devam eden süreç, toplumsal tarih açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu dönemde sadece çok önemli bir politik gelişme yaşanmamış, demokrasi adına önemli adımların atıldığı çok partili rejime geçmenin yanında yeni bir siyasi iktidarın yeni ve kapsamlı uygulamaları bütün ülkede önemli sayılabilecek değişimlere yol açmıştır.Cumhuriyetin ilanından sonra hükümet, basın özgürlüğünü dilediği gibi kısıtlama ve gazete kapatma yetkisindeydi. Basının üzerindeki siyasal baskı, tek parti döneminde İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde daha da artmıştır. Türkiye'de ulusal ve yerel basın bu baskıcı rejimin verdiği bunalım döneminde yeni bir partiye kucak açarak çok partili sisteme destek vermiştir. Basının destekleriyle gelişen ve büyüyen Demokrat Parti, iktidar yanlısı basının yanı sıra ulusal basının ve yerel basının güçlü desteği ve iktidara muhalefetiyle 1950 seçimlerindeki ?Demokrasi zaferi?ni kazanmıştır. Yeni Asır Gazetesi'nin 1949-1951 yıllarındaki baskılarında yapılan incelemeler göstermektedir ki; basın organları, demokratikleşme sürecine zemin oluşturmada, çok partili rejime destek verici ve de kamuoyunu demokratik düzene geçişe hazırlayıcı görevde önemli bir rol üstlenmiştir.Anahtar Sözcükler1. Demokratikleşme2. Demokrat Parti3. Basın4. İzmir5. Menderes

BasınDemokratikleşmeGazeteler+4
Ceyda Aktaş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

1950 seçimlerinin Türkiye'nin demokratikleşme sürecindeki yeri

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde; 1950 Seçimlerinin önemini vurgulamak ve çok partili demokratik hayata geçişin asıl dayanak noktasının, 1946 Seçimleri değil, 1950 Seçimleri olduğunu açıklayabilmektir.Tez üç bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde, çeşitli demokrasi kavramlarına değinilmiş, daha sonra da demokrasinin; ilk ortaya çıktığı dönemden, günümüze kadar geçen sürede geçirdiği değişime ve günümüz demokrasisine değinilmiştir. Çalışmamıza, tüm ilke ve kurumlarıyla, liberal demokrasi esas oluşturmuştur. Bu kapsamda, demokratik bir sistemin sahip olması gereken unsurlar açıklanmış ve çalışmamızda görece en önemli görülen periyodik, adil ve özgür seçim ilkesine ayrıntılı olarak değinilmiştir. Son olarak da, genel hatlarıyla seçim sistemlerine yer verilmiştir.İkinci bölümde ise; Osmanlı'nın son dönemlerindeki parlamenter rejim denemelerinden, 1946'ya kadar olan gelişmeler, 1921 ve 1924 Anayasaları, tek parti dönemi politikaları ve topluma yansımaları tarihi bir süreç içinde ve demokratikleşme çerçevesinde ele alınmıştır.Son bölümde ise, Tek Parti Döneminde; İkinci Dünya Savaşının yarattığı dış faktörler ile dönemin otoriter yönetiminin yarattığı geniş tartışma ortamı anlatılmıştır. Bunun yanı sıra, 1946 Seçimleri, Demokrat Partinin kuruluşuyla birlikte başlayan ve Türkiye'de genel, yargı güvencesi altında, adil, özgür ve gizli oy-açık tasnif esasına dayanan ilk demokratik seçimlerin gerçekleşmesine vesile olan 1950 Seçimleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. 1946 ile 1950 Seçimleri karşılaştırılmış ve 1950 Seçimlerinin Türk demokrasisindeki yeri ve günümüz siyasi yaşamına getirdikleri değerlendirilmiştir.

DemokratikleşmeSeçimler
Müge Tokgöz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

1980 sonrası demokratikleşme sürecinde Türk siyasal hayatında teknokrat olarak Turgut Özal

Demokrasi, yönetenler ile yönetilenler arasındaki ilişkinin vatandaşların devletin hizmetinde olmadığı, devletin vatandaşlarının hizmetinde olması ilkesine uygun bir açık toplum bulunduğu ölçüde mevcut olmaktadır. Teknokrasi kavramı ise teknik olarak eğitilmiş uzmanların uzmanlık bilgisi ile hâkim siyasi ve ekonomik kurumlardaki konumları sayesinde hüküm sürdüğü bir yönetişim sistemi olarak tanımlanmakta ve demokrasi halkın yönetimine atıfta bulunurken, teknokrasi ise uzmanlar tarafından yönetime atıfta bulunmaktadır. Ülkemizde 1980 sonrası demokratikleşme sürecinin en çarpıcı teknokrat örneği Turgut Özal olmuştur. Aslında demokraside halkın yönetimi söz konusu iken teknokrasi kavramı uzmanların yönetim sürecine dahil edilmesidir. Daha çok liyakat sistemine dayanmaktadır. Bu yönüyle aslında teknokraside demokrasiden uzaklaşıldığı fikirleri de hâkim olmaktadır. Ancak demokrasinin etkin olarak işlemesi halinde teknokratik yönetim modelinden de bahsedilebilecektir. Nitekim 1980 darbesi sonrası yaşanılan bunalımlı süreçte birçok değişikliğe gidilmiş ve siyasi partilerin faaliyete başlaması ile Turgut Özal liderliğinde dönüşüm başlamıştır. Bu bakımdan Özal, 1980 sonrası dönemde Türk Siyasetinde önemli bir figür olarak yer edinmiştir. Bu çalışmada, Özal dönemi Türkiyesi anlatılarak Özal öncesi dönem siyasi ve ekonomik şartları açıklanmış ve Özal dönemi ile sonrası karşılaştırmalar yapılarak Özal'ın liderliği ile erişilen bulgular neticesinde ortaya konularak siyasi karakterinden bahsedilmiş ve günümüz Türkiyesine olan etkileri ile yapılması gerekenler tavsiye niteliğinde açıklanmaya çalışılmıştır.

DemokratikleşmeSiyasetçilerSiyasi hayat+5
Hazerfen Gültekin
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin demokratikleşme süreci ve parlamenter sisteme geçiş

Türkiye'nin demokratikleşme süreci Osmanlı Devleti'nde 1718 ile 1808 yılları arasında, (Lale Devri) zihniyetin modernleşmesi ile başlamıştır. Bu değişim süreci 1789-1807 Nizâm-ı Cedid Hareketi ile devam etmiş olup radikal kararlar alınmıştır. İlk ciddi demokratikleşme teşebbüsü ise 1808 yılında Sened-i İttifak'ın imzalanması ile gerçekleşmiştir. Devletin ayanlar ile imzaladığı bu sözleşme, padişahın yetkilerini kısıtlayan ilk belge olma özelliğine sahiptir. Ardından 1839 yılında Tanzimat Fermanı imzalanmıştır. Tanzimat Fermanı ile ilk defa kanun gücünün üstünlüğü kabul edilmiştir. 1856 yılında ise Islahat Fermanı imzalanmış ve azınlıklara büyük ölçüde ayrıcalıklar tanınmıştır. 1876 yılında I. Meşrutiyet, 1908 yılında ise II. Meşrutiyetlerin ilanı ile mutlaki yönetimden meşruti yönetime geçiş sağlamıştır. Meşrutiyet döneminde anayasal düzene resmi geçiş sağlanarak Kanun-i Esasi yürürlüğe girdi. Ayrıca ilk parlamento deneyimi de bu dönemde kazanılmıştır. Halk ilk defa bu dönemde oy kullandı, yönetime katılma imkânı da bularak seçme ve seçilme hakkına sahip oldu. 1923 yılında ise ülkede cumhuriyet ilan edilmiş ve cumhuriyet rejiminin beraberinde getirdiği demokratik inkılap hareketleri ile demokrasinin çağdaş seviyeye evrimi tamamlanmıştır.

DemokratikleşmeDevlet idaresiParlamenter sistem+4
Fatih Al
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İçsel ve dışsal dinamiklerin Türk Cumhuriyetlerindeki demokratikleşme sürecine etkisinin analizi

Bu Tez Çalışmasında; Türk Cumhuriyetlerindeki demokratikleşme sürecini etkileyen içsel ve dışsal dinamikler ele alınmaktadır. Sovyetler Birliğinin yıkılışından sonra, bağımsızlığını kazanan söz konusu ülkelerin siyasal rejimleri demokrasiye doğru bir değişim sürecine girmiştir. Bu doğrultuda, Cumhuriyetlerdeki yöneticiler, uluslararası konjonktür ve vatandaşlarının demokratikleşme talepleri ile istikrarlı devlet inşası arasında bir denge kurmak durumunda kalmışlardır. Bu şartlarda gerçekleşen demokratikleşme ile ilgili sürecin hızı, şekli, yönü ve yoğunluğunun belirlenmesinde hem Cumhuriyetlerin içinden hem de dışarıdan birçok faktör rol oynamaktadır. Bu tezin hedefi bahsi edilen faktörler ışığında Türk Cumhuriyetlerindeki demokratikleşme sürecini incelemektir.

BağımsızlıkDemokratik yapıDemokratikleşme+2
Necip Yıldırım
İstanbul Beykent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Political liberalization in Egypt: The impact of external actors

Among the factors such as political culture (including Islam), civil society, and political economy that both enhance and hinder the political liberalization of Egypt, the external actors namely, the USA and the EU seem to play a significant role in this process. Although both actors through the aid programs, bilateral agreements, direct grant programs, partnership initiatives, international financial institutions, association agreements, action plans, and neighborhood policies seem to be working very hard to promote political liberalization and democratization in Egypt, they keep failing in this process.Actually, rather than promoting political liberalization in Egypt, by hindering the process, they are enhancing the political de-liberalization in the country. Why do the USA and the EU despite their enthusiastic efforts to enhance political liberalization in Egypt do not succeed? ?is the main question this research. In an attempt to resolve this question the thesis will analyze the issue through two approaches of the comparative politics, the structural approach and the rational choice theory. The thesis will first analyze the structure of the aids given by the USA, particularly the USAID (United States Agency for International Development) and the structure of the EU?s decision-making mechanisms by concentrating on the conflicting foreign policies of the member states. Then it will analyze the rational choices made by the two main actors, the USA and the EU?how they are making their choices among a group of alternatives given to them.Keywords: Egyptian politics, political liberalization, democratization, democracy promotion, external actors, EU, USA, structure, rational choice.

United States of AmericaEuropean UnionDemocracy promotion+4
Erkan Okalan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çok partili siyasal hayata geçişin nedenleri

Osmanlı Devleti?nde Tanzimat döneminde başlayan batılılaşma hareketlerinin en önemli ortak paydası devletin kurtarılması sorunu olmuştur. Osmanlı Dönemi?nde ıslahatlarla kendini gösteren bu süreç, yine bu süreçte yetişen aydınların gerçekleştirdikleri Cumhuriyet Devrimi ile taçlanmıştır. Demokrasinin olmazsa olmazı siyasal partilerdir. Çok partili siyasal yaşama geçmek demokratik bir Cumhuriyet idealini ortaya koyan Türkiye Cumhuriyeti için dönüm noktalarından biridir. II. Dünya savaşından sonra mevcut şartlar gereği ülkede başlayan liberalleşme ve demokratikleşme çabalarının yoğunlaşması CHP içinde ve toplumsal alanda ba?layan muhalefet hareketlerinin baş göstermesi yeni bir parti kurulacağı beklentisini de beraberinde getirmiştir. Cumhuriyet Halk Fırkası 1945 yılına kadar tek parti olarak kalmıştır. II. Dünya Savaşı sonrası, ülke içinde ve dışında oluşan gelişmeler, çok partili hayata geçişi mecbur kılmıştır. 1940?lı yıllar Türkiye açısından dünya savaşı ve savaşın getirmiş olduğu bir takım etkiler sebebiyle önemlidir. Bu dönem özellikle Türkiye?nin savaş sonrasında yüzünü Batı?ya dönme politikalarının ele alındığı bir dönemdir. Böylece Türkiye Cumhuriyeti kendini bu kültüre uydurmaya çalışmış ve otomatikman demokratikleşme hareketinin içerisine sokulmuştur. Nitekim II. Dünya Savaşı sonrasında baskıcı ve diktatör rejimler tarihe karışmıştır. Öyle ki çok partili siyasal hayata geçmek ülkemiz açısından da kaçınılmaz olmuştur. Dünya Savaşları?nın toplumda yarattığı ekonomik, toplumsal ve siyasal anlamdaki etkiler, dış politik gelişmelerin de etkisiyle 1946 yılında Türkiye Cumhuriyeti?nin çok partili siyasal hayata geçişi gerçekleşmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriDemokratikleşmeSiyasi hayat+4
Betül Büyükkalay
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'nin Balkan ülkelerindeki idari ve mali reforma etki ve katkıları

Batı Balkanlar'ın Avrupa Birliği ile bütünleşmesi sürecini diğer genişlemelerden farklı olmasını sağlayan bölgenin yapısı ve Birliğin genişleme açısından kullandığı dış politika enstrümanıdır. Batı Balkanlar birçok nedenle Avrupa açısından olumsuz anlamlarla yüklü bir bölgedir. Bu bakımdan, Batı Balkanlarda 1990'larda yaşanan çatışmalar Birliği çatışmalara yönelik çözümlemelere öncelik vermeye sevk etmiştir. Ancak 1990'ların sonuna gelindiğinde Birlik; sadece çatışmayı durdurmak, ya da çatışma mağdurlarını rehabilite etmek anlayışının yeterli olmadığını kavramıştır. Bölgenin sürekli istikrarı bölgedeki ulusların Avrupalıların sahip oldukları refah, demokrasi ve hukukun üstünlüğü düzeyine ulaşmalarıyla yakından bağlantılıydı. Bu andan itibaren de daha önceki Balkanları ehlileştirme projesi yerini Balkanları Avrupalılaştırmaya bırakmıştır. Bu mantalite değişikliğinin elle tutulur kısmı kendini Avrupa Birliği'nin bölgeye artan mali yardımlarıyla belli etmiştir.Avrupa Birliği'nin Batı Balkanlara yönelik mali yardımları buradaki ulusların dinamik ekonomik hayatlarını ve sonuç olarak da vatandaşlarının refahını etkileyen köhnemiş ve işlevini yitirmiş bürokratik yapılardan kendilerini kurtarmalarına önemli katkılarda bulunmuştur. Avrupa Birliği'nin rehberliği altında bürokratik alanda gerçekleştirilen reformlar bu uluslara yaygın yolsuzluk, mafya gibi yapısal arızalardan kendilerini kurtarmaları, ve ülkenin alt yapısını daha geniş bir ekonomik ortaklığa yanıt verecek biçimde yenilemeleri açısından önemli olanaklar sağlamıştır.Anahtar Sözcükler: Avrupa Birliği, Mali Yardımlar, Batı Balkanlar, Demokratikleşme.

Avrupa BirliğiBalkanlarDemokratikleşme+4
Kutlu Karani
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1945 Köylüyü Topraklandırma Kanunu ve Türk siyasal yaşamına etkisi

1945 Köylüyü Topraklandırma Kanunu ve Türk Siyasal Yaşamına EtkisiYeni Türk Devleti'nin kurulmasından sonraki 1923 ve 1930 yılları arasında çok partili sisteme geçiş iki defa denenmesine rağmen başarılı olunamamıştır. Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası demokratik rejimlerde beklenen muhalefet partisi olmaktan daha çok kısa zamanda inkılap düşmanlarının toplandığı partiler haline dönüşmüşledir. 1930'dan sonra tekrar başlayan tek partili sistemin Dünya Ekonomik Buhranı'na ve İkinci Dünya Savaşı'na karşı ülke içinde aldığı önlemler toplumun geniş kesimleri tarafından eleştirilere sebep olmuştur. Ayrıca Milli Şef İsmet İnönü'nün meclis içindeki kırılmaz otoritesi de meclis içindeki muhalefetin uzun yıllar ses çıkaramamasına sebep olmuşturUlusal ülkü durumundaki topraksız köylüyü topraklandırma konusu Başta Mustafa Kemal Atatürk'ün olmak üzere her an kafalarda çözüm bekleyen sorunlar arasındaydı. 1945 yılına kadar yapılan çalışmalar gerçek manada bu sorunu ortadan kaldırmaktan çok uzak görünmektedir.İlk defa bu kadar derinlemesine ele alınarak çözülmeye çalışılan topraklandırma konusu, 1945 Köylüyü topraklandırma kanunun da denilen Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu tasarı olarak meclise gelmiştir. Hazırlanış aşamasında ciddi tartışmaların yaşandığı bu kanunun, meclis görüşmeleri esnasında Adnan Menderes, Refik Koraltan gibi milletvekilleri tarafından eleştirilmiştir.Bu eleştiriler meclis kürsüsünden Milli Şef İnönü'nün ve Cumhuriyet Halk fırkası'nın yaptığı uygulamaların sorgulanmasına kadar gitmiştir. Ayrıca bu kanun ile rejim değişikliği bile düşünüldüğünü belirten muhalif milletvekilleri eleştirilerinin dozunu gittikçe arttırmışlar ve Anayasa'nın ihlal edildiğini dile getirmişlerdir.1945'e kadar sesi çıkmayan muhalefet bu kanun görüşmeleri ile tekrar sesinin çıkartmaya ve mecliste söylenemeyenleri söyleyerek Türk siyasi hayatında yeni bir dönemin başlamasında rol oynamışlardır. Bu görüşmelerle başlayan hükümete yönelik ciddi manadaki eleştiriler, 1945 bütçe görüşmeleri esnasında aynen devam etmiştir. Toprak Kanunu görüşmelerinde olduğu gibi bütçe görüşmelerinde de bütçeyi konuşurken satır aralarında hükümet devamlı eleştirilmiştir.Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu kanun olarak ülkeye çok bir şey kazandırmamıştır. Ancak bu kanun görüşmeleri esnasında Adnan Menderes gibi siyasetçilerin de katılımıyla güçlenen muhalefete, yeni oluşumlar için zemin hazırlamış ve Türk siyasal yaşamında çok partili sisteme geçişte bir başlangıç olmuştur.Güçlenen Muhalefet, tek parti yönetiminin uygulamalarından sıkılan halk kitleleri tarafından geniş ölçüde taraftar bularak Demokrat Parti'yi kurmuştur.

Demokrasi PartisiDemokratik bilinçDemokratikleşme+7
Erdal İnce
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ortadoğu'nun demokratikleşmesi bağlamında Avrupa Birliği'nin komşuluk politikası

Avrupa Birliği literatürü demokratikleşme olgusuna, liberalleşmeye ilişkin reformların önemi ve uygulanması vurgulanarak, Avrupalı olmayan toplumların politik, ekonomik ve sosyal yapılarının, Birliğin koruması altında yeniden düzenlenmesi olarak yaklaşmaktadır. Söz konusu süreci kapsayan dinamiklere yönelik lehte ve aleyhte görüşlerin ışığı altında, Avrupa Komşuluk Politikası'nın liberalleştirme stratejilerine ve Ortadoğu'da olduğu gibi, tümüyle farklı sosyo-politik yapıya sahip toplumların adapte olabilirliğine dair bir değerlendirme yapılmıştır. Bu çalışmanın bir diğer amacı ise, Avrupalılaştırma sürecinde konuşulmayana ve ABD ile AB arasındaki anlaşmazlığa rağmen, Ortadoğu'nun yeniden sosyalleştirilmesine ilişkin stratejilere değinmek olmuştur. Bu bağlamda söz konusu çalışma ile, Ortadoğu'nun demokratikleşmesine dair değişen algıya, ABD'ye nazaran daha idealist politikalarıyla dikkat çeken AB'nin, potansiyel bir örnek olarak gösterdiği Avrupa Komşuluk Politikası'nın altı çizilerek bir açıklama getirilmeye çalışılmıştır.

DemokratikleşmeOrta DoğuOryantalizm
Seçkin Berber
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects