Gender differences

79 theses under this subject heading

DoctorateOpen AccessTR

Reklam bilgi işleme stratejilerinde cinsiyet farklılıkları: Seçicilik hipotezi çerçevesinde reklam tepkisine yönelik deneysel bir çalışma

Toplumsal cinsiyet sıklıkla pazar bölümleme stratejisi olarak kullanılmaktadır. Hedef pazarlara uygun etkili reklam stratejilerinin belirlenmesinde toplumsal cinsiyetin önemi hem akademisyenler hem de reklam profesyonellerinin artan ilgisine sahiptir. Reklam bilgi stratejilerinin kadın ve erkek arasında nasıl farklılaştığı ve toplumsal cinsiyet farklılıklarını gözeten etkili reklam kampanyası yaratmada hangi stratejinin doğru olduğu hem akademisyenler hem de reklamcılar için cevaplanması gereken önemli sorulardır. Kadın ve erkeğin bilgi işleme stratejilerine uyan reklam formatının reklamın etkisini artırdığı evrensel olarak kabul edilen bir gerçektir. Seçicilik hipotezine göre, yüksek ilginlik koşulları dışında, cinsiyet farklıkları oluşmaktadır, çünkü erkekler mesaj tema ya da şemalarının tamamıyla harekete geçerken, kadınlar daha çok mesaj içeriğini detaylandırarak işleme ile meşgul olurlar. Seçicilik hipotezinin varsayımları kadının ve erkeğin farklı basın reklamlarına (rasyonel/duygusal ve metaforlu/düz) nasıl tepki verdiklerini bulmak amacıyla bir deneyde test edilmiştir. Sonuçlar, erkeklerin rasyonel çekicilikli reklama daha olumlu yanıt vermemesi dışında, genel olarak seçicilik hipotezinin varsayımlarını desteklemektedir. Reklam teorisine katkısı ve araştırma tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Reklam, bilgi işleme, cinsiyet farklılıkları, reklam çekicilikleri, metafor

Bilgi işleme sistemleriCinsiyet farklarıMetafor+3
Gülcan Şener
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

6. sınıf öğrencilerinin matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıkları: ÜYEP örneği

Bu araştırmada genel matematik yeteneğindeki ve matematik yeteneğinin alt becerilerindeki cinsiyet farklılıkları incelenmiştir. Araştırma, Anadolu Üniversitesi bünyesinde yer alan Üstün Yetenekliler Eğitim Programları (ÜYEP)'na 2009-2013 yılları arasında başvuru yapan 1393 6.sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların 683'ü kız, 710'u ise erkektir. Araştırmada matematik yeteneğini ölçmek için, matematik alanında üstün yetenekli öğrencileri tanılamak amacıyla geliştirilmiş olan Matematiksel Yetenek Testi (MYT) kullanılmıştır. Sayı dizileri, sayısal analoji, figüratif rotasyon, figüratif diziler, figüratif analoji, koşullu mantık, lineer mantık, sayılar-ölçme, cebir, geometri ve istatistik-olasılık olmak üzere 11 alt testten oluşan MYT, bu alt testlere ilişkin becerilerin yanı sıra genel matematik yeteneğini de ölçmektedir. Araştırmada matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıkları üç kategoriye göre incelenmiştir: genel matematik yeteneği, matematik yeteneğinin alt becerileri ve genel matematik yeteneğindeki üst ve alt %10'luk dilimler. Genel matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıklarını kıyaslamak için iki faktörlü ANOVA, alt becerilerdeki cinsiyet farklılıklarını kıyaslamak için ise tek faktörlü MANOVA yapılmıştır. Üst ve alt %10'luk dilimlerdeki cinsiyet farklılıkları da genel matematik yeteneğine ve matematik yeteneğinin alt becerilerine göre incelenmiştir. Bu dilimlerde yer alan öğrencilerin genel matematik yeteneğindeki cinsiyet farklılıklarını kıyaslamak için bağımsız örneklem t-testi, alt becerilerindeki cinsiyet farklılıklarını incelemek için ise tek faktörlü MANOVA gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizi sonucu, genel matematik yeteneğinde erkeklerin lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Alt becerilerdeki cinsiyet farklılıklarının incelenmesi sonucu sayı dizisi, sayısal analoji, lineer mantık, koşullu mantık, cebir, sayılar-ölçme ve figüratif rotasyon alt alanlarında erkeklerin lehine anlamlı farklılık bulunurken; geometri, istatistik ve olasılık, figüratif diziler ve figüratif analoji alt alanlarında erkeklerin ve kızların benzer yetenek düzeyine sahip oldukları bulunmuştur. Üst ve alt % 10'luk dilimlerde yer alan öğrencilerin genel matematik yeteneklerinin ve matematik yeteneğinin alt becerilerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Ancak üst ve alt %10'luk dilimlerde kızların ve erkeklerin bulunma oranları incelendiğinde; erkeklerin üst %10'luk dilimde kızlara göre ve kızların alt %10'luk dilimde erkeklere göre anlamlı olarak daha fazla olduğu saptanmıştır. Elde edilen bulgular, erkeklerin genel matematik yeteneğinde ve matematik yeteneğinin pek çok alt becerisinde kızlara göre daha yetenekli olduklarını göstermektedir. Anahtar Sözcükler: cinsiyet farklılıkları, matematik yeteneği, Matematiksel Yetenek Testi, 6.snıf öğrencileri, ÜYEP, üstün yetenek

Cinsiyet farklarıMatematikMatematik dersi+7
Ülkü Ayvaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Cinsiyet farkına dayalı ücret farklılaşması ve yoksulluğun kadınlaşması: Türkiye örneği

Türkiye'de yaşanan ücret farklılaşması çoğunlukla beşeri sermaye farklılıklarına ve ayrımcılığa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrımcılığın özellikle cinsiyetler arasında yaşanması ve kadınların ayrımcılık nedeniyle erkeklere göre daha düşük eğitim düzeyine ve deneyime sahip olmasının yanında erkeklerle aynı beşeri sermayeye sahip olsa bile duygusal ayrımcılık nedeniyle işgücü piyasasının dışında kalması ya da hak ettiğinden daha düşük pozisyon ve mesleklerde istihdam edilmesi ücret farklılaşmasını derinleştirmektedir. Bu durum, Türkiye'de yaşanan yoksulluk oranlarında en büyük payın kadınlara ait olmasına neden olmaktadır. Yoksulluğun temel belirleyicileri içinde yer alan gelir düzeyinin cinsiyetler arasındaki dağılımına bakıldığında erkeklere kıyasla kadınlarda daha düşük düzeylerde belirlendiğini, kadın yoksulluğunu arttırdığını ve sonuçta Türkiye'de yoksulluğun kadınlaşması durumunun ortaya çıkmasına etki ettiği görülmektedir. Kadın yoksulluğunun ve bu durumu ortaya çıkaran değişkenlerden biri olan cinsiyete bağlı ücret farklılaşmasının Türkiye'deki görünümünü analiz ettiğimiz çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yoksulluk, kadın yoksulluğu, ücretin oluşumu ve ücret farklılaşmasını etkileyen durumlar kavramsal ve teorik çerçevede analiz edilmiş, konuya dair geniş literatür taramasına yer verilmiştir. İkinci bölümde cinsiyet farkına bağlı yaşanan ücret farklılaşması ve kadın yoksulluğunun Türkiye'deki durumu tarihsel olarak incelenmiş ve sürecin analizi için şekiller ve tablolar aracılığıyla istatistiki verilerden faydalanılmıştır. Üçüncü bölümde ise TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından yayımlanan 2003 ve 2019 yıllarına ait Hane halkı Bütçe Anketi verileri kullanılarak cinsiyetler arası ücret farklılaşmasının durumu iki yıl için de ekonometrik olarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre Türkiye'de kadınların aleyhine gelişen ücret farklılaşması 2003 yılından 2019 yılına kadar geçen sürede etkili olmaya devam etmiştir. Bu durum Türkiye'de kadın yoksulluğunun hala bir önemli bir sorun olduğunun göstergesidir.

CinsiyetCinsiyet farklarıKadın iş gücü+6
Burcu Doğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Victims of incest: Portrayals of women as reflected in the novels of Toni Morrison and Zülfü Livaneli

The aim of this thesis is to illustrate adverse effects of racism and sexism on black women in the United States and adverse effects of sexism and custom on women in the east of Turkey by focusing on Toni Morrison?s The Bluest Eye and Zülfü Livaneli?s Mutluluk. Infact, the common points examined in the novels are marginalized woman and exploitation of woman?s body in patriarchal societies.The first chapter points out with the novel of Toni Morrison the position of black woman in the racist and sexist black community by emphasizing on a little woman, who turns to insanity in order to cope with outcasting from society after her violation. Black woman in the novel internalizes the attitude of beauty, belonging to whites, and so begins to embrace racial discrimination, ruining woman and causing her losing self-esteem.In the second chapter, the struggle of woman in a society, which gender discrimination and oppression on woman exist, has been explained with Zülfü Livaneli?s novel and it has been highlighted that how woman is seen as statue of honour and can be killed in the name of honour in case of necessity. It has been analyzed in the novel that in such a society, how a little woman coped with custom and managed to discover her self-identity.The last chapter represents comparative analysis of woman characters sharing the same destiny although they are from different races - one is black and other is white in The Bluest Eye and Mutluluk. It has been emphasized on the viewpoint of repressive societies on woman and it has been concluded in the chapter that how women are scorned and marginalized and how some concepts like beauty and honour are abused.Keywords: Racism, Sexism, Custom, Self-Esteem, Honour?

Western literatureSelf esteemSexual behavior+9
Sevilay Yavuz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Değişik vücut kitle indeksine sahip yetişkinlerde cinsiyete göre fiziksel aktivite düzeylerinin karşılaştırılması

Bu çalışma, değişik vücut kitle indeksine sahip yetişkinlerin cinsiyete göre fiziksel aktivite düzeylerinin karşılaştırılması amacı ile yapılmıştır. Tanımlayıcı tipteki bu çalışma, Gaziantep ilinde yaşayan 18-65 yaş aralığındaki 210 erkek ve 207 kadın olmak üzere toplam 417 gönüllü yetişkin dahil edilmiştir. Verilerin toplanması amacıyla demografik özellikler bilgi formu ve bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini belirlemek için Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (IPAQ) kısa formu uygulanmıştır. Bireylerin vücut kitle indeksi (VKI) değerleri ile tespit edilen özellikler arasındaki ilişkilerin araştırılmasında Çok Boyutlu Ölçeklendirme (ÇBÖ) Analizi Tekniğinden yararlanılmıştır. ÇBÖ analiz sonuçları VKI ile yaş, cinsiyet ve 10 dakika yürüyüş yapılan gün sayısının birbirlerine oldukça yakın ve aynı grupta yer aldığı görülürmüştür. Dolayısıyla VKI değerleri, bireylerin yaşları, cinsiyetleri ve 10 dakika spor yaptıkları gün sayısından anlamlı düzeylerde etkilenmektedir. Sonuç olarak bireylerin son 7 gün içerisinde şiddetli fiziksel aktivite yaptığı gün sayısı, bu günlerin birinde şiddetli fiziksel aktivite yaparak ne kadar zaman harcadığı ve hafif fiziksel aktiviteye ayırdığı zaman durumları VKI ile olan ilişkileri bireylerin yaş, cinsiyet ve 10 dakika yürüyüş yapılan gün sayısı kadar güçlü bir ilişki içerisinde bulunmasa da bu üç özellikte VKI değerlerini anlamlı düzeylerde etkileme kapasitesine sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan oturma, yürüme ve hafif fiziksel aktivite için ayrılan zamanın VKI değerleri ile anlamlı düzeyde ilişkili olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Vücut Kitle İndeksi, Yetişkin, Fiziksel Aktivite, Obezite, Sağlıklı Yaşam Biçimi

Cinsiyet farklarıFiziksel aktiviteObezite+4
Mustafa Anlı
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Parçalanmış veya tam aileye sahip çocukların öz-kavramı depresyon düzeyleri ve akademik başarılarının yaş ve cinsiyet yönünden karşılaştırılması

Bu araştırmada 10-15 yaşları arasındaki ilköğretim düzeyinde okula devam eden parçalanmış veya tam aileye sahip çocukların öz-kavramları ve depresyon düzeyleri aile yapısı, cinsiyet ve yaş değişkenleri yönünden karşılaştırılmış ve ayrıca akademik başarı puanlarının yordanmasında aile yapısı, yaş ve cinsiyetin etkili olup olmadığı incelenmiştir. Uygulamalar Adana il merkezindeki ilköğretim okulları arasından seçilen 317 tam aileye, 315 parçalanmış aileye sahip toplam 632 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, çocukların öz-kavramları hakkında veri toplamak amacıyla Piers-Harris Çocuklar için Öz-Kavramı ölçeği, depresyon düzeyini ölçmek amacıyla da Çocuklar için Depresyon ölçeği (ÇDÖ) ve araştırmaya katılacak öğrencilerin aile yapılarının tespiti için de Bilgi Formu kullanılmıştır. Bulgular; aile yapıları cinsiyet ve yaşa göre çocukların depresyon düzeylerinde anlamlı bir farklılık olduğunu göstermiştir. Analizler parçalanmış aileden gelen kızların depresyon düzeylerinin yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Öz-Kavramı Ölçeğinin Mutluluk, Kaygı, Fiziki Görünüm, Okul Durumu alt ölçeklerinde aile yapısı ve cinsiyete göre anlamlı farklılaşma olduğu gözlenmiştir, öğrencilerin akademik başarı puanlarında aile yapısı ve cinsiyete göre anlamlı farklılıklar VIolduğu gözlenmiştir. Yaş gruplarına göre öğrencilerin depresyon düzeylerinde anlamlı farklılık bulunamazken, Öz- Kavra mı Mutluluk alt ölçeğinde 11-12 yaş grubundaki öğrenciler lehine anlamlı farklılık bulunduğu gözlenmiştir. Okul Durumu alt ölçeği puanlarında ise birinci yaş grubu (11-12) lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak, araştırmacı ve uygulamacılar için önerilere yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler:Öz-Kavramı, Boşanma, Depresyon, Parçalanmış Aile, Akademik Başarı

AileAile sorunlarıAkademik başarı+7
Meryem Neslihan Aslıhan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Boğaziçi Üniversitesi'nde psikolojiye giriş dersi alan üniversite öğrencilerinin bilişsel biçemleri ile cinsiyetleri, alanları ve genel akademik başarıları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın genel amacı, Boğaziçi Üniversitesi'nde Psikolojiye Giriş dersi alan üniversite öğrencilerinin bilişsel biçemleri ile cinsiyetleri, alanları ve genel akademik basanları arasında nasıl bir ilişkinin olduğunu belirlemek; aradaki farklılıklann istatistiksel olarak bir anlamlılık taşıyıp taşımadığım saptamaktır. Araştırma verileri, Richard J. Riding'in geliştirmiş olduğu bilgisayar temelli Bilişsel Biçemler Analizi (Cognitive Styles Analysis) kullanılarak; 74'ü kız, 42'si erkek olmak üzere toplam 116 öğrenci üzerinde yapılan uygulamadan elde edilmiştir. Öğrenci beyanları ve test uygulamasıyla elde edilen veriler, Pearson Ki-kare ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) gibi teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, uygulama yapılan öğrencilerin bilişsel biçemlerinin (bütüncül, orta ve analitik biçemler için) cinsiyetlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği saptanmıştır. Öğrencilerin bilişsel biçemleri ile alanlarına ilişkin çözümleme sonucunda ise, öğrencilerin alanlarının bilişsel biçemlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Genel akademik başatı açısından yapılan çözümleme sonucunda da öğrencilerin genel akademik başarılarının bilişsel biçemlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur.

Akademik başarıBaşarıBilişsel tarzlar+7
Ebru Kılıç Bebek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Ebelik/ hemşirelik 1. ve 4. sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının belirlenmesi

Araştırma, ebelik ve hemşirelik birinci ve dördüncü sınıfında öğrenim gören kız öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını ve tutumlarını etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla metodolojik ve kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Çukurova Üniversitesi Adana Sağlık Yüksek Okulu'nda öğrenim gören 209 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur.Veri toplama aracı olarak, anket formu ile ZEYNELOĞLU tarafından geliştirilen ?Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ) (Cronbach Alfa Güvenirlik Katsayısı 0.92)? kullanılmıştır. Anket formu ve TCRTÖ birinci sınıfta öğrenim gören öğrencilere 03.10.2008'de (dönem başında) ,dördüncü sınıfta öğrenim gören öğrencilere ise 29.05.2009'da (dönem sonunda) uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS for Windows 11.5 (Statistical Package for Social Sciences) bilgisayar programında; ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum değerler ile yüzdelik sayılar, t-testi, Anova testi kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin ?eşitlikçi cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 34.72, 4.sınıf 35.10) ve ?kadın cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 27.29, 4.sınıf 29.64), ?evlilikte cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 34.94, 4.sınıf 36.62), ?geleneksel cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 28.13, 4.sınıf 31.19) ve ?erkek cinsiyet rolü? (1.sınıf puan ortalaması 23.23, dördüncü sınıf 24.59) alt boyutlarına ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları belirlenmiştir. Öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarını belirleyen TCRTÖ puan ortalamaları ile öğrencilerin öğrenim gördüğü sınıf ve annelerinin eğitim düzeyleri arasındaki farkın istatistiksel açıdan önemli olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak, öğrencilerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutuma sahip oldukları (1.sınıf TCRTÖ puan ortalaması 148.28 ? 18.61, 4.sınıf 157.14 ? 17.80 ) saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutumların kazandırılmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir.Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Üreme sağlığı, Cinsiyet Eşitsizliği, Ebelik ve Hemşirelik Öğrencileri.

Cinsel kimlikCinsel kimlikCinsiyet farkları+4
Filiz Atış
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın ve erkek akademisyenlerin mesleki ve sivil örgütlenme yaşamlarındaki liderlilk davranışlarının karşılaştırılması

Bu çalışmada akademisyenlerin cinsiyetlerinin liderlik davranışları üzerinde etkisi olup olmadığını analiz edilmeye çalışılmıştır.Bu araştırmanın örneklemini Türkiye'de bulunan on üniversitedeki dokuz farklı bölümde bulunan öğretim üyelerinden 145 kişi oluşturmaktadır.Çalışmada liderlik davranışlarına ve becerilerine yönelik bilgi toplamak amacıyla Kabacoff'un Lider Etkinliği Analizi'nden yararlanılarak oluşturulan anket kullanılmıştır. Verilerin analizi için ortalama, standart sapma, regresyon analizi ve çapraz tablolardan yararlanılmıştır.Analiz sonucunda kadın ve erkek akademisyenlerin sivil hayatlarında ve mesleki liderlik becerilerinde farklılıklar bulunurken, mesleki liderlik davranış boyutlarında anlamlı bir fark gözlenmemiştir.Anahtar Kelimeler: Liderlik, Cam Tavan, Yöneticilik

AkademisyenlerCam tavan sendromuCinsiyet farkları+5
Yaprak Gonca Ağıl
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Temel eğitimden ortaöğretime geçiş sınavının (2014-kasım) Rasch modeline göre cinsiyet açısından yanlılığının incelenmesi

Eğitimde kullanılan testlerin ve maddelerinin, aynı yetenek düzeyinde olan fakat farklı gruplardan gelen bireylerin cevapları açısından farklı özellikler göstermemesi beklenmektedir. Bu gereklilikten hareketle araştırmada; TEOG sınavının Türkçe, matematik, fen ve teknoloji ve T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük testlerinin cinsiyete göre madde yanlılığı gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Var olan bir durumun var olduğu biçimiyle, herhangi bir değişiklik yapmaksızın betimlenmesi amaçlandığından araştırma, tarama modelinde betimsel türde desenlenmiştir. Araştırmanın evreni, 2014 yılı Kasım ayında uygulanan TEOG sınavına giren bütün öğrencilerdir. Araştırmanın örneklemini ise sınava giren öğrenciler arasından tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilmiş 40.000 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklemdeki öğrencilerin %52,14'ü erkek ve % 47,86'sı kızdır. Maddelerin Değişen Madde Fonksiyonu (DMF) içerip içermediği Winsteps paket programı aracılığıyla Rasch modeli ile tespit edilmiştir. Maddelerin DMF tespitine geçilmeden önce yapılan analiz işlemlerinin Rasch modelinin sayıltılarını karşılayabilmesi için Türkçe, matematik, fen ve teknoloji ve T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük testlerinin normal dağılım, tek boyutluluk ve test maddelerinin yerel bağımsızlık özelliklerini sağlayıp sağlamadığı incelenmiştir. Testler için yapılan analizlerde hiçbir testin maddesinde DMF için uygun kontrast değer bulunmamıştır. Diğer bir anlatımla testlerde cinsiyet bakımından farklı işleyen herhangi bir maddeye rastlanmamıştır. Yapılan analizler sonucunda 2014 yılı Kasım ayında uygulanan TEOG sınavı maddelerinin cinsiyete göre yanlılık içermediği görülmüştür. Bu sonuç sınavın cinsiyet açısından farklı grup öğrencilerin lehine ya da aleyhine çalışan maddenin olmadığının göstergesidir. Anahtar Kelimeler: TEOG, Rasch analizi, madde yanlılığı, değişen madde fonksiyonu, cinsiyet.

Cinsiyet farklarıDeğişen madde fonksiyonuLise giriş sınavları+4
Duriye Kübra Satıcı
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet eşitsizliği ve ekonomik büyüme ilişkisi: Türkiye İBBS-2 düzeyi için bir analiz

1970'lere gelindiğinde, beşeri sermaye ve bununla ilgili olarak eğitimin ekonomik büyüme ve kalkınmayı etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğu ortaya çıkmıştır ve ülkeler daha fazla ekonomik büyüme ve kalkınma elde edebilmek için beşeri sermaye yatırımlarını arttırmışlardır. Ancak, dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınların bu beşeri sermaye yatırımlarından yeteri kadar faydalanamadığı görülmüştür. Özellikle, azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, erkeklerin kadınlara nazaran daha fazla eğitim aldığı, daha iyi iş olanaklarına sahip olduğu, daha fazla ücret geliri elde ettiği ve parlamentoda daha fazla yer aldığı göze çarpmıştır. Bu durum, pek çok uluslararası kurum ve kuruluş tarafından fark edilmiş ve bu durumun önlenmesi için pek çok proje ve program (UNDP, WEF ) ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada, gelişmekte olan ülkeler kategorisinde yer alan Türkiye'de İBBS-2 düzeyi için eğitimdeki cinsiyet eşitsizliğinin, işgücüne katılım ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri 2009 ile 2014 yılları arası için incelenmiştir. İlk olarak, cinsiyet eşitsizliği, ekonomik büyüme ve kalkınma ve cinsiyet eşitsizliği ve ekonomik büyüme ilişkisi teorik olarak açıklanmış, daha sonra ise konuyla ilgili daha önceki yapılmış olan çalışmalara yer verilmiş ve son olarak ise, TÜİK'den alınmış olan verilerle korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Elde edilen korelasyon sonuçları yükseköğretim mezunu kadın-erkek oranı ile kişi başına düşen gelir ve yükseköğretim mezunu kadın-erkek oranı ile yükseköğretim mezunu kadın-erkek işgücü katılım oranı arasındaki ilişkiler hariç anlamlıdır. Yapılan regresyon analizi sonuçları ise, ortaöğretim mezunu kadın-erkek oranı ile kişi başına düşe n gelir arasındaki ilişki hariç anlamsızdır. Elde edilen genel sonuçlar ise, eğitimdeki cinsiyet eşitsizliği ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin kuramsal sonuçlarla uyuşmadığıdır.

Cinsiyet eşitsizliğiCinsiyet farklarıEkonomik büyüme+2
Burak Doğan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İnternetten alışverişte tüketiciler tarafından algılanan risk (türlerinin) etkileri ve cinsiyet farklılıkları açısından incelenmesi

Bu araştırmada iki ana amaç benimsenmiştir. Birincisi, internetten alışverişe yönelik a) algılanan risk ve türlerinin internetten alışveriş yapma eğilimi üzerinde etkisinin olup olmadığının belirlenmesidir. İkincisi, biyolojik cinsiyet grupları arasında, c) satın alma eğilimi ve d) internetten alışverişe yönelik algılanan risk ve türleri ve açısından farklılık olup olmadığının tespit edilmesidir. Bu kapsamda, farklılıkların olduğu durumda, hangi cinsiyet grubunun daha yüksek düzeyde risk algıladığı ve satın alma eğilimi gösterdiği de ortaya konmuştur. Araştırmada, veriler, üniversite öğrencilerinden, kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak kendi başlarına doldurdukları anket formu vasıtası ile edinilmiştir. Verilerin analizinde; basit doğrusal regresyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi ve bağımsız gruplar t-testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın temel bulguları; internetten alışverişe yönelik algılanan risk (genel olarak) arttıkça, internetten alışveriş yapma eğiliminin azaldığını ve cinsiyet grupları arasında, internetten alışverişe yönelik algılanan risk (genel olarak) açısından fark olmadığını göstermiştir. Ayrıca, cinsiyet grupları arasında internetten alışverişe yönelik algılanan risk türlerinin bazılarında görülmüş bazıların da ise görülmemiştir. Bu araştırmanın, özellikle, cinsiyet grupları arasında internetten alışverişe yönelik algılanan risk ve türleri hakkındaki kısıtlı bilginin genişletilmesine katkısının olabileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda, araştırmanın bulguları hem literatür hem de uygulama açısından tartışılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: internetten alışveriş, algılanan risk, algılanan risk türleri, cinsiye

Cinsiyet farklarıElektronik ticaretRisk+5
Müzeyyen Burcu Cöddü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

The investigation of individuals' financial decisions in behavioral finance perspective: A study of gender differences in investment decision-making

Behavioural finance as a new perspective to finance is based on the role of psychology on investors' financial behavior and decision-making process, according to this perspective, the assumption of traditional finance which is based on making financial decisions rationally by investors is rejected, behavioural finance explains investment decisions of individual investors are not rationally always because they are influenced by psychological and behavioural biases, that make errors in their investment decisions. Gender difference in investment is an expanding and important research area in behavioral finance. According to some of past researches males and females behave differently in some of their decisions, and accordingly investment decisions. Here, in this study, the relationship between behavioral finance biases and gender differences is investigated. The gender difference is independent variable and behavioral finance biases are dependent variables. Behavioral finance factors are divided into two parts which are emotional and cognitive biases. And they are measured by several dimensions to achieve the results. The data are collected by questionnaire. The population of the study is individuals investors in stock market in Adana province and the sample size is 400 individuals who invest in stocks. The collected data was analyzed by SPSS program. The achieved results show behavioral finance factors influence in decision-making and there is a relationship between gender and some of these factors.

Gender differencesBehavioral financeDecision making+4
Laıla Yosofı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Genç çiftçilerde girişimcilik ve din: Yaş ve cinsiyet değişkenleri bağlamında sosyolojik bir araştırma

Girişimcilik günümüz dünyasında çeşitli sektörlerde önemsenen ve desteklenen bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı da kırsal alanda tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve genç nüfusun bu alanda istihdamını artırmak amacıyla çeşitli destekleme politikaları geliştirmektedir. Bu hedef doğrultusunda genç çiftçiler olarak adlandırılan nüfus çeşitli tarımsal alanlarda hibe desteği sağlanarak girişimciliğe teşvik edilmektedir. Tarımsal üretimin artırılmasını ve devamlılığını sağlamak amacıyla girişimciliğe yönlendirilen genç çiftçilerin dini tutum ve davranışlarını incelediğimiz bu çalışmamızda tarım toplumu ve genel özellikleri, girişim, girişimci, girişimcilik, Dünyada ve Türkiye'de girişimciliğin tarihsel gelişimi, kadın girişimcilik ve tarihsel serüveni, genç çiftçi kavramı ve tanımı, Türkiye'de ve Avrupa'da genç çiftçiler, sekülerleşme kavramı ve genç çiftçilerde sekülerleşme eğilimleri gibi konular ele alınmıştır. Çalışmamızda yöntem olarak nicel araştırma yöntemleri tercih edilmiştir. Ancak nitel araştırma yöntemlerinden de faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler; SPPS veri analizi uygulanarak x² testi ve istatistiki bulgular doğrultusunda değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Çalışma sonucunda genç çiftçilerin tutum ve davranışlarında eskiye oranla sekülerleşem ile anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Genç çiftçilerde dini ibadetleri yerine getirilmek, tarımsal faaliyetlere başlarken dua etmek ve besmele çekmek, türbe ziyaretleri, sadaka vermek, tarım sigortası yapmak, miras hukuku gibi olgularda seküler belirtiler saptanmıştır. Ayrıca yaş değişkenliği açısından bakıldığında genç çiftçi grubu içerisinde ilk kategoride (18-25) yer alan katılımcılarda din ve sekülerleşme arasındaki korelasyonda sekülerleşme lehine sonuçlara varıldığı görülmüştür. Bu anlamda yaş ortalaması düşük olan katılımcıların ibadetlerin yerine getirilmesi ile ilgili seküler eğilimlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Cinsiyet bağlamındaki değişkenliğe bakıldığında ise kadınların erkeklere oranla dini sorunların çözümünde başvurdukları kaynak açısından daha çok dinin hâkim olduğu geleneksel bir tavır takındıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Genç çiftçi, girişimcilik, tarım toplumu, din, sekülerleşme

CinsiyetCinsiyet farklarıGençler+7
Abdurrahim Alanoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumları ve ilişki doyumlarının kişilik özellikleri ile ilişkisi

Bu araştırmanın iki temel amacı vardır. Birincisi üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri ve aşka ilişkin tutumlarının, romantik ilişki doyumlarını yordayıp yordamadığını incelemektir. İkincisi ise üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumlarının ve romantik ilişki doyumlarının, cinsiyete, ilişki sayısına ve ilişki süresine göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir.Araştırmaya, 2009-2010 eğitim yılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerine devam eden ve romantik ilişki yaşayan, 250 kız, 87 erkek, 337 öğrenci katılmıştır. Araştırmada, verileri toplamak için, Aşka İlişkin Tutumlar Ölçeği (Kısa Form) , Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi, İlişki Doyumu Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 17.0 programı kullanılmış ve t testi, tek yönlü varyans analizi ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır.1.Üniversite öğrencilerinin kişilik özelliklerinden Dışadönüklük ile Yumuşak Başlılık, Sorumluluk, Nevrotizm, Deneyime Açıklık kişilik özellikleri, birlikte Romantik İlişki Doyumuna ilişkin varyansın %11'ini açıklamıştır. Yordayıcı değişkenlerden deneyime açıklık romantik ilişki doyumunun en güçlü yordayıcısı olurken bunu dışadönüklük kişilik özelliği izlemiştir.2.Üniversite öğrencilerinin aşk tutumlarından, Özgeci Aşk, Arkadaşça Aşk, Tutkulu Aşk, Mantıklı Aşk, Oyun Gibi Aşk, Sahiplenici Aşk tutumları, Romantik İlişki Doyumuna ilişkin varyansın %58'ini açıklamıştır. Yordayıcı değişkenlerden tutkulu aşk romantik ilişki doyumunun en güçlü yordayıcısı olurken bunu sırasıyla özgeci aşk, sahiplenici aşk ve oyun gibi aşk izlemiştir.3.Üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumları cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermiştir. Erkeklerin kadınlara göre özgeci ve oyun gibi aşk tutumları puanlarının daha yüksek olduğu ve kadınların erkeklere göre mantıklı ve arkadaşça aşk tutumu puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuştur.4.Üniversite öğrencilerinin romantik ilişki doyumları cinsiyete ve ilişki sayısına göre anlamlı farklılık göstermemiştir.5.Üniversite öğrencilerinin aşka ilişkin tutumları ilişki sayısına ve ilişki süresine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Üniversite öğrencilerinin yaşanılan ilişki sayısı arttıkça oyun gibi aşk tutumu puanlarının yükseldiği, arkadaşça aşk tutumu puanlarının ise düştüğü bulunmuştur. Üniversite öğrencilerinin yaşanılan ilişki süresi uzadıkça tutkulu aşk tutumu puanlarının yükseldiği bulunmuştur6.Üniversite öğrencilerinin romantik ilişki doyumları ilişki süresine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Üniversite öğrencilerinin ilişki süresi arttıkça romantik ilişki doyumlarının yükseldiği bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Aşk Tutumları, Kişilik Özellikleri, Romantik İlişki Doyumu

AşkCinsiyet farklarıEğitim psikolojisi+7
Beyhan Budak
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik iktisat düşüncesinde "kadın"ın konumlandırılışına farklı bir yaklaşım: John Stuart Mill

J.S.Mill, Klasik Ekolde cinsiyet eşitsizliğini tartışan ilk düşünür olması bakımından oldukça önemli bir yere sahiptir. J.S.Mill'in eserleri; istihdam, ücret, eğitim ve sosyal alanlarda eşit bir dünya yaratılabileceği ve bu sayede kadınların erkeklere olan bağımlı statülerinin sona erdirilebileceği inancını taşımaktadır. J.S.Mill, analizlerinde, sahip olduğu ataerkil önyargılar ve sisteme olan bağlılığı nedeniyle köklü değişikler yapılmasına yönelik öneriler getirmek konusunda yetersiz olmuştur. Kadınların eviçi rollerinin ekonomik değerine değinmemesi, onları iş gücü piyasasında daha çok hizmet sektöründe konumlandırması; hatta evli kadınların zaten mesleklerini seçmiş olduklarına vurgu yaparak var olan ikincil konumun dışına taşıyacak bir çözüm önerisi sunamaması gibi bazı temel eksikliklere rağmen kadının ikinci sınıf statüsünün tartışılması bağlamında başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte; ?ana akım? iktisadın J.S.Mill'in ?kadının konumlandırılışı?na ilişkin görüşlerini görmezden gelerek, analizlerine kaldığı yerden devam ettiğini görmek mümkündür.

Cinsiyet farklarıEkonomiEşitsizlik+5
Didem Şahin Çakmak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

The correlation between efl high school students' language learning strategies and their self-efficacy beliefs about English

The aim of the current research was to reveal the relation between the language learning strategies (LLS) used by HSS' and their self-efficacy beliefs regarding gender differences and English learning span. The participants of the research were randomly selected 156 (100 females and 56 males) HSS from 9th, 10th and 11th grades from Siirt Atatürk Anatolian high school. The data belonging to the study were collected through questionnaires. Descriptive statistics were computed to find out the language strategies used by HSS and their self-efficacy beliefs about four main skills of English. Pearson correlation was utilized to discover the relation between LLS of participants and their self-efficacy beliefs about English. In the light of the findings of the current research, it was found out that there was high and positive correlation between language learning strategies used by HSS and their beliefs about English. It was discovered that, the more language learning strategies used, the stronger self-efficacy beliefs about English the students had.

Gender differencesHigh schools studentsSecondary education schools+6
Mesut Kineş
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin cinsiyet, okul türü ve bilişsel esneklik düzeylerine göre sosyal becerilerinin incelenmesi

Bilgi ve teknoloji çağında insanları birbirinden farklı kılan temel unsurlardan biri bilgiyi yordama, olağandışı durumlara uygulama becerisidir. Bilişsel esneklik olarak tanımlanan bu durum çocukluk ve ergenlik dönemlerinde temellendirilmektedir. Toplumsal bir varlık olan insan, içinde yaşadığı ortamdan sosyal, duygusal ve bilişsel olarak etkilenmektedir. Etkileşimler becerilerin düzeylerinde de önemli bir etken olmaktadır. Bilişsel esneklik düzeyleri, kişilerin sosyal beceri düzeylerini etkileyebilmektedir. Ergen bireyler için en önemli sosyal ortamlardan biride okullarıdır. Okulların farklı tür eğitim öğretim uygulamarı olup bu uygulamalar ile farklı kazanımlar ve hedefler amaçlanır. Farklı kazanımların ve amaçların bireylerin biliş dünyasına etkisi merak uyandırmaktadır. Bu çalışma, lise öğrencilerinin cinsiyet, okul türü ve bilişsel esneklik düzeylerine göre sosyal becerilerinin anlamlı bir şekilde farklılaşıp farklılaşmadığını araştırmıştır. Araştırma 2018-2019 Eğitim Öğretim yılı Mersin ili Tarsus ilçesinde bulunan 11.sınıfta öğrenim gören 419 ortaöğretim öğrencisi üzerinde uygulanmıştır. Çalışmada öğrencilerin demografik özelliğini (cinsiyet) belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", Bilişsel esnekliklerini ölçmek için Martin ve Rubin (1995) tarafından geliştirilen ve daha sonra Çelikkaleli (2014a) tarafından Türkçeye uyarlanan " Bilişsel Esneklik Ölçeği " (The Cognitive Flexibilty Scale) kullanılmıştır. Sosyal Beceri düzeylerini ölçmek için ise 1986 da Riggio tarafından geliştirilen ve Yüksel (1997) tarafından Türkçeye uyarlanan Koydemir (2006) ile 90 maddelik ölçeğin 30 maddeye dönüştürmüş olduğu "Sosyal Beceri Envanteri" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, iki faktörün bir bağımsız değişken üzerinde ayrı ayrı etkisini test etmek yerine faktörlerin temel etkilerini ve iki faktörün bağımlı değişken üzerinde ki ortak etkisini eş zamanlı olarak test etmek için İki yölü Varyans analizi kullanılmıştır. Cinsiyet, okul türü, bilişsel esneklik düzeyi bağımsız değişken, sosyal beceriler bağımlı değişken kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, cinsiyet ve bilişsel esneklik düzeyi etkileşiminin sosyal beceriler üzerinde anlamlı farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. Düşük bilişsel esneklik düzeyine sahip erkeklerin, kadınlardan daha yüksek sosyal becerilere sahip olduğu, Orta düzey bilişsel esnekliğe sahip erkeklerin kadınlardan daha düşük sosyal becerilere sahip olduğu, yüksek bilişsel esneklik düzeyine sahip erkeklerin kadınlarda daha yüksek sosyal becerilere sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Bilişsel esneklik ile okul türünün aynı anda sosyal beceriler üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir.

Bilişsel esneklikCinsiyet farklarıLise öğrencileri+2
Eyup İşçioğlu
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet farklılıklarının çocuk resmine yansıması (10 yaş çocuk resimleri üzerine bir araştırma)

Arastırmanın amacı, 10 yasındaki çocukların yaptıkları resimlerde cinsiyettenkaynaklanan farklılıkları ortaya koymaktır. Bu amaç dogrultusunda, Ankara ilinderandom (rastgele) yöntemiyle seçilen bir ilkögretim okulunda aynı yas grubu 20çocuk üzerinde arastırma yapılmıstır.Bu çalısmada 10 kız, 10 erkek olmak üzere 20 çocuga toplam 40 adet resimyaptırılmıstır. Gelistirilen veri toplama aracındaki maddelere 3 alan uzmanıtarafından puanlar verilmistir. Hakemlerin verdikleri puanlar arasındaki tutarlılıgıhesaplamak için ?Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Teknigi?ndenyararlanılmıstır. Veriler, SPSS 11 programı kullanılarak; dagılım ölçülerihesaplanmıs ve cinsiyet degiskenine göre resimler arasında fark olup olmadıgı?Mann-Whitney U-Testi? ile test edilmistir. Anlamlılık düzeyi p<.05 olarakalınmıstır.Ögrencilerin çizgisel gelisimlerini tespit etmek amacıyla; genel istatistikidagılımlara bakıldıgında, ögrencilerin en fazla anlatımsallık boyutunda ( x =3,99), enaz ise uzam boyutunda ( x =2,70) puan aldıkları görülmektedir.Resimlerde en çok kullanılan renklere iliskin dagılım incelendiginde, kızögrenciler pembe'yi yogun olarak kullanmayı tercih ederlerken, erkek ögrenciler burengi çalısmalarında yogun olarak kullanmayı tercih etmemislerdir.Ögrencilerin cinsiyet degiskenine göre resim çalısmalarına iliskin aldıklarıpuanlar arasındaki farklılıgı saptamak için yapılan istatistik sonuçlarına bakıldıgında;?Sema ve ?Anlatımsallık? boyutuna iliskin bulgularda, cinsiyet degiskenine göreistatistiksel açıdan anlamlı bir farklılıgın bulundugu görülmektedir.

Cinsiyet farklarıÇocuk resimleri
Aysun Kanıcıoğlu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Gecekonduda kadının konumu: Elazığ-Karşıyaka Mahallesi örneği

?jjrt» «??srn-a.'T TTr* ?*' OZET *,,;..' ;> Yüksek Lisans Tezi Gecekonduda Kadının Konumu (Statüsü): Elazığ Mahallesi Karşıyaka Örneği: Dilek ULU Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyoloji Anabilim Dalı 2000, Sayfa 131 Bu çalışma "Gecekondu Kadınının Konumu" konulu bir alan araştırmasıdır. Bir gecekondu mahallesi olan Karşıyaka Mahallesinde yaşayan ve oy verme davranışında bulunan kadınlar, araştırma ömeMemimizi oluşturmaktadır. Örnekleme gücünü arttırmak amacıyla sistematik tesadüfi örnekleme tekniği kullanılmıştır. 112 kadın üzerinde, 63 soruluk görüşme formu uygulanarak yapılan bu çalışmada; kadının yaş, medeni durumu, eğitim durumu, aile yapısı, evlilik şekli vb. gibi demografik özelliklerinin yanı sıra, kadirim sosyal ve ekonomik yaşamdaki yeri ele alınıp incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda gecekondulu kadınların büyük bir kısmının doğum yerinin ve göç ettiği yerin köy olduğu görülmüştür. Kadınların yarısından fazlası okur-yazar değildir, örneklem grubunu daha çok genç yetişkin kadınlar oluşturmaktadır ve kadınların tamamına yakını herhangi bir işte çalışmamaktadır. Ekonomik yaşam boyutunda kura özgü olan geleneksel tutum ve davranışlarda bulunan kadının, sosyal yaşam boyutu bakımından kura oranla statüsünün üstün olduğu ve kente uyum sağladığı görülmüştür. Netice olarak denilebilir ki, gecekondu kadını, kıra özgü olan tutum ve davranışlardan göreli olarak uzaktır ancak,bu uzaklık, kente özgü olan tutum ve davranışlar için de geçerlidir. ANAHTAR KELİMELER: Göç, kentleşme, kentlileşme, sosyo-kültürel yaşam, sosyo ekonomik yaşam, modern yaşam.,kadımn konumu, cinsiyet eşitsizliği, cinsiyet ayrımı, kadın eşitsizliği, gecekondu kadını, kentte kadın, göçmen kadın,

Cinsiyet farklarıGecekondularGöçler+3
Dilek Ulu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessEN

An analysis of the role of disgust in five moral domains with relation to gender, religiosity, right - left politics, obsessive beliefs, and cleaning compulsions

One purpose of this study is to investigate the differences between reactions of disgusted and non-disgusted groups with respect to moral foundations (authority, sanctity, loyalty, fairness, and care). The second purpose is to indicate the gender differences among groups and moral foundations. 255 university students, 83 males and 172 females participated in this study. A series of questionnaires that differed in manipulation tactics were given to two participant groups (Looming of Disgust Questionnaire Form A to disgusted group & Form B to non-disgusted group, Moral Foundations Questionnaire, Padua Inventory, Disgust Scale, Contamination and Cognitions Scale, Obsessive Beliefs Scale, and Demographic Information Form). According to the Turkish version of Moral Foundations Questionnaire , merging foundations into two factors gave high alpha values for internal consistencies. Thus, the analysis was conducted in two moral foundations groups: binding foundations (authority, purity, and loyalty) and individualizing foundations (fairness and care). In variance analysis, participants in disgusted groups preferred the binding foundations. Gender informed the differences interacted with groups (disgusted and non-disgusted) and moral foundations. In general, females were more inclined toward individualizing foundations than were males. Males were more inclined to binding foundations than were females. One significant finding was that males were more affected by disgust manipulation, which made them sensitive to the binding foundations. Furthermore, regression analyses were conducted that found relationship between moral foundations and religion, rightist-leftist politics, disgust sensitivity, obsessive beliefs, contamination cognitions, and cleaning compulsions. Religion, disgust sensitivity, obsessive beliefs, and contamination cognitions significantly predicted binding foundations. Disgust sensitivity and gender also predicted individualizing foundations significantly. This study supports the claim that group differences, gender, contamination cognitions, and cleaning compulsions are predictors of disgust sensitivity. Lastly, disgust influenced moral foundations that contain gender factors. Religion, contamination cognitions, disgust sensitivity, and obsessive beliefs were predictors of binding foundations. Disgust sensitivity was also related to contamination cognitions, gender, group differences (disgusted and non-disgusted), and cleaning compulsions. These results are discussed as the main portion of this study.

Gender differencesGender rolesReligiousness+5
Dilara Fatma Alcan
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Women from Venus, men from Mars? The Influence of sexual orientation, gender roles and relationship experiences on evolved sex differences in romantic jealousy

Jealousy is one of the most interesting issues when it comes to romantic relationships. Many arguments which suggest some fundamental differences among men and women about romantic jealousy exist. The most ambitious prediction about sex differences in jealousy comes from an evolutionary perspective. Accordingly, men are more upset over a mate's sexual infidelity, because men face the risk of unwittingly investing in genetically unrelated offspring in this case. Women, on the other hand, are more upset over a mate's emotional infidelity, because women face the risk of men going away with his resources in this case (Buss et al., 1992). These threats are loss for reproductive fitness; therefore jealousy has evolved as sex-specific. From this point of view, evolutionary psychologists found the predicted sex differences using empirical methods (e.g. Sagarin, 2012b). Yet this prediction has not been supported by every researcher (e.g. Harris, 2003a), and some of them suggested alternative social factors which could influence sex differences in jealousy. The aim of the present study was to explore how the predicted sex differences in jealousy would emerge in Turkey and also, to investigate the possible effects of several variables such as sexual orientation, relationship status, relationship experience, previous infidelity experience, being unfaithful, gender roles and perspectives on sex differences in jealousy. The sample of the study consisted of 213 heterosexual men, 296 heterosexual women, 50 homosexual men, 31 homosexual women, and 40 others (e.g. bisexuals, asexuals, etc.) with an average age of 27.33. Participants completed a set of questionnaires including the questionnaire which comprises hypothetical infidelity dilemma (Buss et al., 1992), Bem Sex Role Inventory, Gender Roles Attitudes Scale and various related demographic questions. According to the results, 89.6% of women reported greater distress over their partner's emotional infidelity predominantly; whereas men were almost equally distressed by the two types of infidelity. Gay men were more distressed over emotional infidelity compared to heterosexual men. On the other hand, other variables (e.g. relationship status, infidelity experience, gender roles) generally did not moderate the decisions of infidelity type. The results are discussed in relation to the evolutionary hypothesis and the alternative social perspectives. Key words: Sex differences in jealousy, evolutionary psychology, homosexuals, gender roles, romantic relationships, jealousy.

Sexual orientationsSexualityGender differences+6
Yağmur Gözde Yerlikaya
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Reklam çekiciliğinin ve reklam stratejilerinin farklı cinsiyetlerde yarattığı algının dezenfektan reklamları üzerinden değerlendirilmesi

İşletmelerin pazarlama karar ve strateji belirlemesinde cinsiyet kavramı, etkili bir pazar bölümleme değişkenidir. Ürünlerin ve hizmetlerin hedef kitlenin isteklerine ve ihtiyaçlarına hitap edebilmesi, hedef kitlenin dikkatini çekebilmesi etkin bir pazarlama iletişimi ile mümkün olabilmektedir. Satın alma davranışını önemli ölçüde şekillendiren reklamlar, pazarlama iletişimi açısından hedef kitleye ulaşmada anahtar rol üstlenmektedir. Hedef kitlenin, reklamı yapılan ürüne veya hizmete dikkatinin çekilmesi, ürünün veya hizmetin akılda kalıcılığının sağlanması, rakiplerinden ayırt edilebilir olması için geliştirilen unsurları ifade eden reklamda çekicilik ve strateji, bu çalışma ile irdelenen başlıklar arasındadır. Bu kapsamda dezenfektan reklamlarında kullanılan görsellerin reklamda çekicilik ve strateji oluştururken cinsiyet kaynaklı; algılama farklılıkları, dikkat süreleri ve sayılarındaki farklılıklar, nöropazarlama araştırma tekniklerinden Eye Tracking yöntemi ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma; Fırat Üniversitesi Pazarlama ve Nöropazarlama Araştırma Merkezi kapsamında 15 kadın ve 15 erkek olmak üzere toplam 30 gönüllü katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, hedef kitlenin Eye Tracking analiz yöntemi ile dezenfektan reklamlarında kullanılan görsellerin farkındalık düzeyleri araştırılmış ve görsel etki düzeyleri belirlenmiştir. Dezenfektan reklamlarında kullanılan görsellerde; reklamda çekicilik ve strateji oluştururken dikkat sürelerinde ve sayılarında cinsiyete göre oluşan farklılıklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu sebeple, dezenfektan reklamları aracılığı ile kadının ve erkeğin marka seçimindeki farklı kararlarının altında yatan gerçek sebepler anlaşılmaya çalışılmıştır. Böylece, dezenfektan reklamları üzerindeki görsel etki düzeylerinin cinsiyete göre farklılaşma düzeyleri tespit edilmiştir.

Cinsiyet farklarıDezenfektanlarErkekler+7
Ayşe Sucu
Doğuş University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Mandibular posterior bölgede alveol kemiğin ve lingual konkavitenin konik ışınlı bilgisayarlı tomografi verileri üzerinde değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Posterior mandibular bölgede lingual konkaviteler yaygındır ve iki boyutlu radyografilerle tespit edilemezler. Konkavite derinliğinin artması implant boyunu ve çapını sınırlandırır. Lingual konkavite perforasyon riskini arttırır. Perforasyon, implant kaybından hayatı tehdit edebilecek ciddi komplikasyonlara kadar çeşitli olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu çalışmanın amacı mandibular posterior bölgede alveol kemiğin morfolojisini incelemek ve bunun yaş ve cinsiyet ile olan ilişkisini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada fakültemize başvuran ve KIBT görüntüsü elde edilmiş, ikinci küçük azı dişi mevcut olup birinci büyük azı dişini kaybetmiş, 18 yaş üstü hastalardan rastgele 500 adet KIBT raporu seçildi ve retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmada alveolar kret tipleri, alveolar kretin bukkolingual genişliği, kret yüksekliği, lingual konkavite derinliği ve lingual konkavite açısı ölçüldü. Bulgular: KIBT üzerinden değerlendirilen 500 bireyde U tipi kret, ortalama %47,8 oranında tespit edildi. Lingual konkavitelerin derinlik ortalaması 2,36 ± 1,11 mm ve lingual konkavitelerin açı ortalaması 61,09 ± 11,33 derece olarak bulundu. Yaş ile alveol kret genişliği, alveol kret yüksekliği, lingual konkavite derinliği ve lingual konkavite açısı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı. Erkeklerde alveol kret genişliği, alveol kret yüksekliği ve lingual konkavite açısı anlamlı olarak yüksekken lingual konkavite derinliği açısından cinsiyetler arasında anlamlı fark bulunmadı. Sonuç: Mandibular birinci molar bölgede dişsiz kretlerde kret yüksekliği, kret genişliği ve lingual konkavite açısı erkeklerde kadınlardan anlamlı olarak yüksek bulundu. İlgili bölgede yapılacak olan implant ve diğer oral cerrahi işlemleri öncesinde cinsiyete bağlı farklılıklar dikkate alınarak KIBT üzerinden değerlendirme yapmak, komplikasyonları önlemek açısından faydalı olacaktır.

Alveolar kemikCinsiyet farklarıDental implantasyon+3
Garip Dala
Dicle University
2022
00

Related subjects