Family participation
92 theses under this subject heading
Ortaöğretim kurumlarında öğretmenlerin aile katılımıyla ilgili görüşlerinin incelenmesi: İstanbul-Sultanbeyli örneği
Aile katılımı, bilgi paylaşma ve iletişim kurma işlemidir. Çocuklar, okulun ve yaşadıkları kültürel çevrenin ürünleridir. Okul ve ailenin işbirliği içinde olması öğrencinin gelişimi ve eğitiminde kaliteyi sağlamak açısından önemlidir. Ergenler ailelerin eğitim aynasıdır. Eğitim faaliyetlerinin aile ile birlikte yürütülmesi, istenen hedeflere en kısa yoldan varılması için önemlidir. Bu çalışmanın amacı ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin aile katılımıyla ilgili görüşlerinin öğretmenlerin demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek ve aile katılımını arttırmak için önerilerde bulunmaktır. Araştırmaya İstanbul İli Anadolu yakası Sultanbeyli ilçesindeki resmi liselerde görev yapan 150 öğretmen katılmıştır. Bu çalışma, tarama modelinde betimsel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların yaş, kıdem, medeni durum ve cinsiyet gibi demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla 7 sorudan oluşan "Demografik Bilgi Formu" ve ortaöğretimde ailelerin eğitim-öğretim sürecine katılımıyla ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla açık uçlu soru tekniğine uygun yarı yapılandırılmış 13 sorudan oluşan "Ortaöğretimde Aile Katılımı Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öğretmen görüşlerinin belirlenmesinde; frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama (X ̅) ve standart sapma (Ss) hesaplanmıştır. Görüşler arasında farklılık olup olmadığının belirlenmesinde ise değişkenlerin düzeylerine göre; aritmetik ortalama (X ̅), standart sapma (Ss), t testi ve varyans analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak 0,05 alınmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğu veliye özel toplantı yapmaktadır. Erkek öğretmenler kadın öğretmenlerden daha çok veliye özel toplantı yapmaktadırlar. Öğretmenlerin çoğunluğu veliyi çocuğunun genel durumu (devamsızlık, ders başarısı, not durumu, disiplin sorunları vb.) için okula çağırmaktadır. Veliyi özel toplantı için okula çağırmayan öğretmenler arasında erkeklere ve yaşlılara oranla kadın ve genç (28-32 yaş aralığı) öğretmenlerin daha çok olduğu görülmektedir. Kadın öğretmenlerin, meslek dersi öğretmenlerinin ve eğitim fakültesinden mezun olanların çoğu veliyi çocuklarının özel durumu için okula çağırmaktadırlar. Evli öğretmenler bekârlara göre velileri çocuklarının özel ve genel durumu için daha çok okula çağırmaktadırlar. Öğretmenlerin çoğu veliyle telefonla iletişime geçmeyi tercih ederken veli ziyaretlerini en az sayıda öğretmenin gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Genç öğretmenlerin bir kısmı veliyle hiçbir şekilde iletişime geçmediği görülmektedir. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğu çocukların başarısı, sağlıklı gelişimi ve okula uyumu için ailelerin çocuklarının eğitim-öğretim sürecine katılımının gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Bununla beraber araştırmaya katılan öğretmenler, ailelerin eğitime katılımının düşük seviyede ve yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu görüşü erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre, 43 yaş ve üstü öğretmenler genç öğretmenlere göre daha fazla benimsemektedirler. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğu ailelerin çocuklarının eğitim-öğretim sürecine hiçbir şekilde katılmadıklarını belirtirken bazı öğretmenler ise velilerin çocuklarının eğitim sürecine yeterince katılmadıklarını belirtmişlerdir. Katılım düzeyinin nedenleriyle ilgili görüş bildiren öğretmenlerin çoğu ailenin eğitim seviyesinin düşük olmasını, ailenin sosyo-ekonomik düzeyini, iş yoğunluğunun olmasını ve ailenin ilgisizliğini neden olarak göstermişlerdir. Daha az sayıda öğretmen ise velinin çocuğunun eğitim-öğretim sürecine yeterince katılmamasının nedeni olarak velinin okula olan olumsuz tutumunu, ailenin bilinçsiz olmasını, ailenin çocuğuyla ilişkisinin niteliğini ve ailenin çocuk sayısının fazla olmasını ifade etmişlerdir. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğu velilerin çocuklarının eğitim-öğretim süreçlerine katılımlarını engelleyen unsurlar olarak; velilerin eğitim ve kültür düzeyinin düşük olmasını, ailelerin ekonomik durumunun iyi olmamasını, çalışan ailelerin yoğun iş temposundan dolayı yorgun olmalarını, okulla iletişim kopukluğunu ve ailenin ilgisizliğini belirtmişlerdir. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu velileri eğitim-öğretim sürecine katılmayan öğrencilerde davranış bozuklukları, uyum sorunu, kötü alışkanlıklar, akademik başarısızlık, derslere ve okula karşı isteksizlik, ilgisizlik sorunlarının ortaya çıkacağını ifade etmişlerdir. Daha az sayıda öğretmen ise velileri eğitim-öğretim sürecine katılmayan öğrencilerde sevilmediğini hissetme, yalnızlık ve güvensizlik duygularının ortaya çıkabileceğini belirtmişlerdir. Eğitim fakültesi mezunu öğretmenler, velileri eğitim-öğretim sürecine katılmayan öğrencilerde derslere ve okula karşı isteksizlik, ilgisizlik, motivasyon eksikliği olduğunu düşünürken; diğer fakültelerden mezun öğretmenler ise bu öğrencilerde akademik başarısızlığı ön plana çıkarmaktadırlar. Kültür dersi öğretmenleri velisi eğitim-öğretim sürecine katılmayan öğrencilerde davranış bozuklukları, okula uyum sorunu, kötü alışkanlıklar edinme, sevilmediğini hissetme, yalnızlık hissi, güvensizlik duygularını ortaya çıkarabileceğini düşünmektedirler. Meslek dersi öğretmenleri ise aynı durumda bu öğrencilerde akademik başarısızlığın ortaya çıkabileceğini öne sürmektedirler. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu aile katılımını arttırmak için aileye konferans ve seminerler, rehberlik çalışmaları, özel görüşmeler yapılabileceğini belirtirken daha az sayıda öğretmen ise velilerin çocuklarının eğitim-öğretim süreçlerine katılımlarını arttırmak için eğitim etkinlikleri ve sosyal faaliyetler, ev ziyaretleri, telefon görüşmeleri, düzenlenebileceğini ve veli toplantıları, görsel, yazılı medya ile ortaklaşa çalışmalar yapılabileceğini belirtmektedirler.
Okul öncesi eğitimin ilköğretim başarısına etkisi: Yozgat ili Akdağmadeni ilçesi örneği
Bu araştırma okul öncesi eğitimin ilköğretim başarısına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2014–2015 eğitim-öğretim yılı Yozgat ili Akdağmadeni ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Yozgat ilinin Akdağmadeni ilçesinde görev yapan random yoluyla seçilen sınıf öğretmenlerinden meydana gelmiştir. Araştırmada Ebru Dündar Kırık'ın (2011) geliştirdiği bir anket seçilmiştir. Beşli Likert tipinde hazırlanmış 37 madde ve 1 açık uçlu sorudan oluşan bu anket Yozgat ili Akdağmadeni ilçesinde görev yapan sınıf öğretmenlerinden tesadüfü yolla seçilen 110 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Anket sonucunda elde edilen verilen SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada uygulanan anket sonuçlarına göre; okul öncesi eğitimi alan çocukların almayan çocuklara oranla; akademik başarılarının ve sosyal, duyuşsal ile psikomotor gelişim alanlarının daha iyi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi eğitimde; çocukların becerilerinin olumlu yönde geliştiği, okula uyum sağlamada diğer çocuklara oranla daha az zorlandıkları, çocukların duygu ve düşüncelerini anlatırken daha iyi iletişim kurabildikleri, öz güven, öz denetim, öz bakım becerilerinin daha üst düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca açık uçlu sorulara verilen cevaplardan yola çıkarak; sınıf öğretmenleri okul öncesi eğitimin zorunlu olmasını ve köyler de dâhil olmak üzere tüm okullarda yer alarak 12 yıllık zorunlu eğitim kapsamına alınmasını istedikleri görülmektedir. Bununla birlikte öğretmenler, okul öncesi eğitime gereken önemin verilmesini, ailelerin, basının ve yetkili kuruluşların bu konuda bilgilendirilmesini, katılımın sağlanması için gerekli şartların sağlanarak çalışmaların yapılmasını önermişlerdir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, zorunlu eğitim, ilköğretim başarısı, aile katılımı, öğretmen görüşleri.
Erken çocukluk dönemi değerler eğitimi veren kurumlarda aile katılımının incelenmesi
Bu araştırma erken çocukluk dönemi değerler eğitimi veren kurumlarda aile katılımının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Ümraniye ilçesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ümraniye Müftülüğü' ne bağlı farklı iki 4-6 yaş grubu Kur'an kurslarında görev yapan toplam 5 öğretici ve öğreticilerin 5 velisi oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklem grubunda kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile belirlenen, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Türkiye'nin çeşitli illerindeki 4-6 yaş grubu Kur'an kurslarında görev yapan 205 öğretici yer almaktadır. Araştırmanın veri toplama aşamasında öğreticilerin değerler eğitimi uygulamalarında hangi aile katılım stratejilerine yer verdiklerini belirlemek amacıyla Keleş & Dikici Sığırtmaç (2016) tarafından hazırlanan "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Uyguladıkları Aile Katılım Stratejilerini Belirleme Ölçeği (AKSBÖ)" ve araştırmacı tarafından geliştirilen öğretici ve veli görüşlerini belirlemek için oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın veri analizinde nicel boyutu oluşturan veriler bilgisayar ortamında değerlendirilerek, çözümleme aşamasında Pasw Statistics 18 SPSS Programı kullanılmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda öğreticilerin değerler eğitimi çalışmalarında yer verdikleri aile katılım stratejilerinin çözümlenmesinde standart sapma, aritmetik ortalama; değişkenlere ilişkin hesaplanan puanların çözümlenmesinde ise yapılan normallik testleri sonucu, verilerin normale yakın dağılım gösterdiği bulgusuna ulaşılarak parametrik testlerden Bağımsız Değişkenler t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi gibi betimsel istatistiklere yer verilmiş, farkın kaynağını bulmak amacıyla çoklu karşılaştırma testlerinden Tukey kullanılmıştır. Nitel veriler ise içerik analizi kullanılarak araştırmacı tarafından belirlenen kriterlere göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda, Okul Öncesi Öğretmenlerinin Uyguladıkları Aile Katılım Stratejilerini Belirleme Ölçeği 'ne göre öğreticilerin en çok tercih ettikleri aile katılımı stratejilerinin öğretmen-aile iletişim temelli stratejiler ve ev temelli stratejiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğreticilerin öğretmen temelli stratejilere nadiren, okul-aile temelli stratejilere ara sıra yer verdikleri belirlenmiştir. Öğreticilerin değerler eğitimi çalışmalarında yer verdikleri aile katılım stratejilerine ilişkin görüşlerini yaş, statü ve öğrencilerin yaş grubu gibi değişkenler etkilerken; eğitim durumu, meslekî kıdem, kurslarda görevlendirilme şekli, sınıf mevcudu gibi değişkenlerin etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Öğreticilerle yapılan görüşmeler sonucunda, günlükler, dosyalar, kitapçıklar, dilek/öneri ve makale kutusu, anne baba kitaplıkları, afiş, yönetim, karar verme sürecine velilerin katılımı gibi aile katılımı etkinliklerini neredeyse hiç uygulamadıkları belirlenmiştir. Katılımcı öğreticilerin aile iletişim etkinliklerini etkili şekilde kullanamadıkları, bireysel görüşme, mesajlaşma, telefon görüşmesi, giriş-çıkış saatleri, veli toplantısı gibi etkinliklere iletişimde yer verseler de daha çok internet temelli WhatsApp uygulamasını iletişimde tercih ettikleri görülmüştür. Ayrıca katılımcı öğreticilerin aile katılımını daha çok ebeveynlerin evde çocuklarının eğitimlerini desteklemesi, eğitime dahil olmaları olarak değerlendirdikleri, çocuk eğitiminde ailenin önemli yerinin olduğunun farkında oldukları ancak aile katılımı ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıkları, bu nedenle aileyi eğitime nasıl dahil edecekleri noktasında hizmet içi eğitime ihtiyaçlarının olduğu belirlenmiştir. Velilerle yapılan görüşmeler sonucunda, velilerin aile katılımını daha çok ebeveynlerin çocuğun öğretmeniyle iletişim halinde olması ve okulda öğrenilenlerin evde pekiştirilmesi olarak değerlendirdikleri, velilerin aile katılım faaliyetlerinden haberdar olmadıkları, iletişimde en çok internet temelli uygulama tercih etikleri, öğreticileriyle istedikleri zaman yüz yüze ve telefon aracılığıyla iletişim kurabildikleri, öğreticilerin bu noktada kolaylık sağladıkları, velilerin bu durumdan memnun oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca velilerin çocuk gelişimi ve eğitimi noktasında eğitime ihtiyaçlarının olduğu, aile eğitimi konusunda bütün velilerin çok istekli oldukları, daha çok çocuklarına evde nasıl eğitim vereceklerine dair yöntem ve metot, nasıl sosyalleşmelerine katkı sağlayacakları, nasıl çocuklarıyla iletişim kuracakları, çocuk gelişimi, eğitimi ve anne-baba tutumları ile ilgili eğitime ihtiyaçlarının olduğunu dile getirdikleri belirlenmiştir.
İlkokul ve ortaokul düzeyinde aile katılımının veli görüşleri doğrultusunda incelenmesi: Van ili örneği
Bu araştırmada, ilkokul ve ortaokul düzeyinde aile katılımının veli görüşleri doğrultusunda incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda karma araştırma desenlerinden Ardışık Açıklayıcı Karma Desen kullanılmıştır. Çalışma, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Van ili Merkez ilçelerdeki (Tuşba, İpekyolu ve Edremit) ilkokul (3 ve 4. sınıflar) ve ortaokulda (5, 6, 7 ve 8. sınıflar) öğrencisi bulunan 806 veli ile yürütülmüştür. Verilerin toplanması sürecinde nicel veriler için "İlköğretimde Okul ve Aile Katılımı Ölçeği/Veli Formu", nitel veriler için "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson çarpım momentler korelasyon katsayısı ve basamaklı regresyon analizi kullanılmıştır. Nicel veriler elde edildikten sonra maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile belirlenen 20 veli ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizinde içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuncunda ulaşılan bazı önemli sonuçlar aşağıda sunulmuştur: • Okul ile veli arasındaki ilişkilerin iyi düzeyde olduğu, evde ve okulda aile katılımının sıklıkla gerçekleştiği, anne-babalık rolü yapılanmasının çok yüksek düzeyde olduğu, anne-baba yeterlik algısının yüksek düzeyde olduğu, veliler arasında ara sıra iletişim kurulduğu tespit edilmiştir. • Elde edilen bulgular neticesinde öğrencisinin sınıf seviyesi yükseldikçe, ebeveynlerin aile katılımlarının düştüğü sonucuna ulaşılmıştır. • Öğrencisi için daha üst seviyede bir eğitim-öğretim hayatı düşüncesi içerisinde olan velilerin, daha yüksek düzeyde aile katılımı davranışları sergiledikleri görülmüştür. • Okul ve veli arasındaki ilişkiler, anne-babalık rolü yapılanması, anne-baba yeterlik algısı ve diğer ailelerle kurulan iletişim boyutları ile evde aile katılımı ve okulda aile katılımı boyutları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde, anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca bu boyutların evde aile katılımı ve okulda aile katılımı boyutlarının anlamlı yordayıcıları olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler İlkokul, ortaokul, aile katılımı, veli görüşleri
Okulöncesi velilerinin aile katılımını yordayan değişkenlerin incelenmesi
Temel amacı okulöncesi eğitimde aile katılımının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi olan bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli ile tasarlanmıştır. 21 madde ve 3 boyuttan oluşan Aile Katılım Ölçeği ve 360 okulöncesi çocuğun ebeveyninden toplanan veriler betimsel istatistikler, varyans testleri ve korelasyon analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesinde aile katılımı düzeyinin her 3 alt boyutta da orta ve üzeri düzeyde olduğu saptanmıştır. En fazla aile katılımının ev temelli katılım alt boyutunda görüldüğü, en düşük katılımın ise okul temelli katılım alt boyutunda olduğu tespit edilmiştir. Okul öncesinde aile katılımı cinsiyet ve çocuk sayısı değişkenlerine göre farklılaşmazken, aile tipi, anne baba eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve sosyo-ekonomik düzeye göre bazı boyutlarda anlamlı fark ve korelasyonlar tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ışığında uygulamaya ve araştırmaya yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Öykü temelli ve aile katılımlı sosyal duygusal gelişim destek programının çocukların farklılıklara saygı düzeyi ve benlik algısı üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, 5-6 yaş grubunda bulunan çocuklar için geliştirilen öykü temelli ve aile katılımlı sosyal duygusal gelişim destek programının çocukların; farklılıklara saygı becerileri ve benlik algısı düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, İstanbul'da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Sultan Alparslan Anaokulunda öğrenim görmekte olan 5-6 yaş grubundaki çocuklar üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; deney grubunda 14, kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 26 çocuktan oluşmuştur. Araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Sosyal Duygusal Gelişim Destek Programı" deney grubunda yer alan çocuklara haftada bir gün olmak üzere 13 hafta boyunca uygulanmış, kontrol grubunda yer alan çocuklara ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney ve kontrol grubunu oluşturan çocukların farklılıklara saygı becerileri, Farklılıklara Saygı Ölçeği'nden, benlik algısı düzeyleri, Demoulin Benlik Algısı Ölçeği'nden, elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Her iki gruba da söz konusu ölçekler aracılığı ile ön test ve son test uygulamaları yapılmış, kalıcılık testi uygulamaları ise sadece deney grubuna son test uygulamalarından sekiz hafta sonra uygulanmıştır. Araştırma kapsamında yapılan analizlerde; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Değişkenler %95 güven düzeyinde ve p değeri 0,05'ten küçük anlamlı kabul edilmiştir. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara dayanılarak; deney grubuna uygulanan Sosyal Duygusal Gelişim Destek Programı'nın çocukların farklılıklara saygı becerileri ve benlik algısı düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu ve bu etkinin kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Farklılıklara saygı, benlik algısı, sosyal duygusal gelişim destek programı, aile katılımı, çocuk kitapları.
Ailelerin eğitim süreçlerine katılımları üzerine bir inceleme
Bu çalışma ailelerin okulda ve evde eğitim süreçlerine katılım alanları ve sıklıkları belirlemek ve bu kısımlardan ele edilen puanların demografik değişkenlerle arasındaki ilişkileri anlamlandırmak amacıyla yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini Van ilinde ortaokul düzeyindeki öğrencilerin aileleri oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu küme örneklem yoluyla belirlenmiş ve çalışma grubunu Van İli Tuşba, İpekyolu ve Gürpınar ilçelerindeki ortaokullarda öğrenim gören öğrencilerin aileleri oluşturmuştur. Çalışmada nicel araştırma yöntemi ve ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Çalışmanın verileri araştırmacı ve danışmanı tarafından geliştirilen anket formu yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS aracılığı ile analiz edilmiştir. Bulgularımızda aileler okulda en çok veli toplantısı etkinliğine katılırlarken, en sık sınıf ziyaretleri etkinliği gerçekleştirdikleri tespit edilmiştir. Ev ortamında matematiksel eğitim süreçlerinden matematik dersi hakkında sohbet etme alanına en çok katılırlarken, en sık matematik dersi için kaynak kitap alma etkinliğini gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Ailelerin demografik değişkenlere göre; a) okul katılım alan puanları ile matematik başarısı, evde yaşayan kişi sayısı, matematik dersi devamsızlık, odasının paylaşıldığı aile üyesi arasında, b) evdeki katılım alan puanları ile veli yaş ve odanın paylaşıldığı aile üyesi arasında, c) okuldaki katılım sıklık puanları ile matematik dersi başarısı arasında, d) evdeki katılım sıklık puanları ile veli yaş, okula devam durumu ve matematik dersi devamsızlık değişkenleri arasında anlamlılık tespit edilmiştir. Okul katılım, okul sıklık, ev katılım, ev sıklık puanlarının birbirleriyle olan ilişkisi incelendiğinde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bu çalışma ile Türkiye'deki ortaokul düzeyinde aile katılımına yönelik gelecekte yapılacak çalışmalara ve alandaki paydaşlara katkı sunması beklenmektedir. Anahtar sözcükler: aile katılımı, aile katılım alanları, aile katılım sıklığı, akademik başarı, ortaokul matematik eğitimi
İlkokullarda aile eğitimi uygulamalarının etkililiğine yönelik çok aşamalı bir değerlendirme: Bir karma yöntem araştırması
Bu araştırmanın amacı, ilkokullarda yürütülen aile eğitimi uygulamalarını; veliler ve eğitimcilerin (eğiticiler, öğretmenler ve okul yöneticileri) görüşleri doğrultusunda bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmektir. Bu kapsamda, mevcut aile eğitimi uygulamaları içerik, uygulama süreci, okullarda aile katılımına etkisi ve genel etkililik düzeyi açısından incelenmiştir. Araştırmada karma yöntem ve çok aşamalı desen bir arada kullanılmış olup, çalışma üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Birinci aşamada, Türkiye genelinde ailelere yönelik yürütülen aile eğitimi programlarının etkililiği; okul yöneticileri, öğretmenler, programlarda görev alan eğiticiler ve bu programlara katılan velilerin görüşleri doğrultusunda değerlendirilmiştir. İkinci aşamada, söz konusu aile eğitimlerine katılan veliler, öğretmenler, okul yöneticileri ve eğiticiler aracılığıyla programın uygulanışına, içeriğine, işleyişine ve okul-aile etkileşimine katkısına ilişkin derinlemesine veriler elde edilmiştir. Üçüncü aşamada ise her iki aşamadan elde edilen bulgular karşılaştırmalı olarak analiz edilerek yorumlanmış; uygulamaların güçlü ve gelişime açık yönleri belirlenmiş, geliştirilmesine yönelik somut öneriler sunulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Ordu ilindeki Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda ve Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde görev yapan eğitimciler ile bu kurumlarda düzenlenen aile eğitimlerine katılan veliler oluşturmaktadır. Nicel veriler 106 veli ve 112 eğitimciden; nitel veriler ise 10 veli ile 10 eğitimciden elde edilmiştir. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ölçme araçları kullanılmış; analiz sürecinde betimsel istatistikler ve tümevarımsal analiz yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular; aile eğitimlerine tüm bireylerin katılımının önemli olduğunu, bu eğitimlerin çocukların gelişimini desteklediğini, tanıtım faaliyetlerinin yetersiz kaldığını ve çok amaçlı aile eğitim merkezlerine ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca, eğitim içeriklerinin güncellenmesi, eğiticilerin özel bir eğitim sürecinden geçirilmesi, materyallerin zamanında ve eksiksiz sağlanması, programların esnek yapıda tasarlanması ve uygulamalı örneklere daha fazla yer verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Eğiticiler ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında köprü görevi üstlenecek bir koordinatör ihtiyacı ve eğitimlerin ailelerin okul etkinliklerine katılımını artırıcı etkisi dikkat çekici diğer bulgular arasında yer almıştır. Sonuç olarak, çok aşamalı desen ve karma yöntem yaklaşımıyla yürütülen bu araştırmanın, ilkokul düzeyindeki aile eğitimi uygulamalarını çok boyutlu ve kapsamlı bir şekilde ele alarak mevcut uygulamaların geliştirilmesine katkı sunması ve bu yönüyle alanyazına özgün bir katkı sağlaması beklenmektedir.
Portage erken eğitim programının 2-6 yaş grubu özel eğitim ve bakım gerektiren çocukların gelişimleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, Portage Erken Eğitim Programının Iğdır il merkezinde faaliyet gösteren Yeşil Iğdır Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim alan 2–6 yaş arası otistik, Down sendromu, hafif zihinsel engelli, fiziksel engelli ve orta-ağır zihinsel engelli tanısı alan çocukların gelişimleri üzerindeki etkinliğini ölçmek amacıyla yapılan deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022 Şubat–2022 Mayıs tarihleri arasında Iğdır il merkezinde bulunan Yeşil Iğdır Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören 2-6 yaş grubu 43 çocuk ve bu çocukların aileleri ile kurumda çalışan uzman eğiticiler oluşturmaktadır. Ön-test–son-test kontrol grubu modelinin kullanıldığı araştırmada çalışma grubuna ait veriler Portage Erken Eğitim Programının uygulandığı çocuklardan toplanmıştır. Özel gereksinimli olan bu çocukların gelişmeleri Portage Gelişim Ölçeği kullanılarak izlenmiştir. Çalışma grubuna Portage Erken Eğitim Programı araştırmacı tarafından 20 hafta uygulanmıştır. Eğitimci her hafta 3 gün okul ve ev ortamında çocukları izleme,değerlendirme,etkinlik önerileri sunma ve materyal desteği sağlamıştır. Eğitimci Portage Eğitimini Türkiye'de tek eğitimci eğitmeni olan Dr. Ender MARANGOZ'dan süpervizyon ve ders şeklinde almıştır. Verilerin analizlerinde yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, araştırmanın hipotezlerini test etmek için parametrik istatistiklerden Paired Sample t testi kullanılmıştır. Oluşturulan hipotezler ile 2-6 yaş aralığındaki özel gereksinimli çocukların Portage Gelişim Ölçeği ön-test ve son-test puanları arasında anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Bu durum uygulanan programın etkililiğine işaret etmektedir. Yapılan analizler sonucu Portage Erken Eğitim Programında aile katılımının program etkinliği üzerinde anlamlı bir farklılık yarattığı görülmüştür.Böylece çocukların gelişimlerini (bilişsel, motor, dil, sosyal-duygusal, özbakım) en üst seviyeye çıkarmak, eve dayalı eğitim programlarının uygulanmasını sağlamak ve yaygınlaştırmak, anne babalara çocuk gelişimi ve eğitimi ile ilgili bilgiler sunmak, uygun ev ortamının düzenlenmesi için anne babaları bilgilendirmek, anne babaların eğitmen olarak rollerini güçlendirmek,çocukların gelişimindeki eksiklikleri tamamlamaya yönelik yaratıcı öneriler sunmak ,ailelerin çocuklarının beceri öğrenme süreleri hakkında fikir sahibi olmalarını sağlamak anne babaların çocuklarının bireysel özelliklerine uygun beklentilerde olmalarını sağlamak, anne-babanın, çocuğun eğitim programında ihtiyacı olan materyalleri maddi açıdan en az masrafla karşılamasını sağlamak, materyaller konusunda aileyi bilgilendirmek amaçlanmıştır. Yakın zamanda yaşanılan pandemi sürecinde de ailelerin çocukların gelişimlerine yönelik böyle programlara gereksinim duyduğu görülmüştür. Çalışma sırasında ailelere evde de çocukların tekrarlarına devam edebilmeleri, gelişimlerini sürdürebilmeleri için uygun etkinlik kartları verilmiş ve ailelerin çocukların gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi olmalarının desteklenmesi gerektiği ortaya koyulmuştur. Aile destekli programların özel gereksinimli çocukların gelişimleri açısından katkı sağladığı gözlemlenmiştir.
TIMMS 2019 uygulamasına katılan öğrencilerin matematik başarılarının aile katılımı değişkenlerine göre yordanması
Bu araştırmada TIMSS (Trends in International Mathematics and Science Study) 2019 Türkiye verilerine dayanarak, ailelerin 4. ve 8. sınıf öğrencilerinin eğitimlerine ne düzeyde katıldığının, öğrenmelerine ne derece destek olduklarının ve okul ihtiyaçlarını ne düzeyde karşılayabildiğinin belirlenmesi ve bu değişkenlerin öğrencilerin matematik başarılarını yordama düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini TIMSS 2019 uygulaması Türkiye örnekleminde yer alan dördüncü sınıf düzeyinde 180 okul ve 4.028 öğrenci, sekizinci sınıf düzeyinde ise 181 okul ve 4.077 öğrenci ve bu öğrencilerin aileleri oluşturmaktadır. Verilerin analizi için katmanlı verilerin analizini kolaylaştıran ve IEA (International Association for the Evaluation of Educational Achievement) tarafından sağlanan IDB Analyzer programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda evdeki eğitim kaynaklarının, öğrenci devamsızlığının, beslenme ve uyku eksikliklerinin, okul dışı matematik desteğinin ve ebeveynlerin matematik ve çocuklarının eğitimi ile ilgili algılarının öğrencilerin matematik başarılarını anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçların Türkiye'de aile katılımı ile öğrencilerin matematik başarıları arasındaki ilişkileri ortaya koyarak, öğrencilerin akademik başarılarını arttırmak için hangi aile kaynaklı faktörlerin iyileştirilmesi gerektiği hakkında alan yazındaki tartışmalara anlamlı katkılar sunacağı düşünülmektedir.
Şartlı eğitim yardımı alan çocukların annelerinin eğitime dair düşünceleri: Çankaya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı örneği
Bu çalışmada, yoksul çocukların eğitiminde annelerin eğitime ve Şartlı Eğitim Yardımına (ŞEY) yönelik bakış açıları ile eğitime katılımlarının nasıl bir etkiye sahip olduğu incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla araştırmada annelerin eğitime yönelik görüşleri, ŞEY'e yönelik görüşleri ve çocukların eğitimine katılımı ele alınmıştır. Çalışma Ankara ilinde bulunan Çankaya Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından verilen ŞEY'den yararlanan 111 kadın ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış ve elde edilen veriler Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 20 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmada annelerin eğitim için olumlu düşüncelere sahip olduğu ancak bunun davranışa yansımadığı, ŞEY'in eğitim ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir yere sahip olduğu, annelerin ŞEY'e ilişkin bilgi düzeylerinin ve eğitime katılımın yetersiz olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu doğrultuda maddi olanakların iyileştirilmesi ve annelerin eğitime yönelik farkındalıklarının artırılmasının gerekli olduğu anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlardan yola çıkarak çocukların eğitim hakkı için şartlı eğitim yardımı, eğitime yönelik farkındalık ve eğitime ebeveyn katılımı olmak üzere üç temel alanda sosyal politika ve sosyal hizmet uygulamalarına ilişkin önerilere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Yoksulluk, şartlı eğitim yardımı, eğitim, ebeveyn katılımı
Involvement of illiterate mothers in their children's education
The aim of this study is to reveal the views, suggestions and barriers of illiterate mothers to be involved in their children?s education and how being illiterate influences their participation in the education process of their children.By using qualitative research method, the research is carried out with ten illiterate mothers participated in literacy course in a public education center. The most important characteristics of participants are being illiterate and having school aged children. Semi-structured interviews are conducted with the participants.Findings from the study indicate that illiterate mothers are identified by analyzing the extent of mothers involvement from four types of involvement such as parenting, communicating, volunteering, learning at home. There are a number of factors that influence involvement of illiterate mothers. These factors are stated as personal or psychological factors such as parental role, educational aspirations, self-efficacy, knowledge of being involved in the academic life of their children; contextual factors such as school climate, social support and barriers; socicultural factors as demographic variables of illiterate mothers. Maternal time spent with the child and mother employment are another additional factors accepted as sociocultural factors that influence the involvement of illiterate mothers.In the light of the findings from this research, illiterate mothers are aware of the importance of their involvement in their children?s education and being illiterate is the greatest barrier for them to be involved in their children?s education. They have a high self awareness of their own responsibilities and desire to be influential in their children?s education.According to their responses, they need to learn reading and writing in order to be influential in children?s learning.They hold high academic aspirations for their children.They encourage their children to continue their education process and get a profession at the end of this process. Illiterate mothers want to take an active part in the education process of their children so that children reach academic aspirations. They state the most important reason to participate in literacy course as the desire to be influential in their children?s education.
Çocuğun mizacı ve sosyal uyumu arasındaki ilişkide evlilik içi iletişim ve ebeveyn katılımının boylamsal düzenleyicili aracılık rolü
Bu tez çalışmasında, çocukların mizaç özellikleri ile sosyal uyumları arasındaki ilişkide ebeveynlere özgü faktörlerin düzenleyicili aracılık etkisi kısa süreli boylamsal yöntemle incelenmiştir. Bu bağlamda çocukların mizaç özellikleri ile sosyal becerileri ve problem davranışları arasındaki ilişkide, yıkıcı evlilik iletişiminin düzenleyici etkisi ve ebeveyn katılımının aracılık rolü ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini okul öncesi dönemde en az bir çocuğu olan evli 216 anne baba çifti oluşturmuş, ebeveynlere kartopu örnekleme yoluyla ulaşılmıştır. Dokuz ay ara ile iki kez veri toplanan çalışmanın ilk zaman verileri Eylül-Ekim 2021 ayları içerisinde, ikinci zaman verileri ise Haziran 2022 ayında toplanarak tamamlanmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında geliştirilen Ebeveyn Katılımı Ölçeği, okul öncesi dönemde çocuğu olan anne ve babaların davranışsal/duygusal katılımlarını farklı alt boyutlarda değerlendirmeye yarayan, davranışsal katılımı hafta içi ve hafta sonu olmak üzere ayırt edebilen geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak alanyazına kazandırılmıştır. Araştırmanın ana bulguları, çocukların mizaç özelliklerinin dokuz ay sonraki çocuğun sosyal uyumu üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte ebeveynlere özgü değişkenlerin, nispeten daha zorlayıcı özellikler ile değerlendirilen mizaç özellikleri ile dokuz ay sonraki problem davranışlar arasındaki ilişkide düzenleyicili aracılık rolü doğrulanmıştır. Yıkıcı evlilik iletişimi ile çocukların mizaç özellikleri etkileşiminin yalnızca babaların davranışsal katılımı üzerinde etkili olduğu bulunmuş ve baba kırılganlığı varsayımları desteklenmiştir. Ayrıca çalışmada, anne kırılganlığına yönelik ipuçları, ilk kez analize dayalı olarak elde edilmiştir. Çocuk cinsiyetinin düzenleyici etkisinin incelendiği model çocukların mizaç özellikleri ile ebeveyn katılımı ilişkisinin çocuk cinsiyetine göre düzenlenmediğini göstermiştir. Çalışma değişkenleri çeşitli demografik özelliklere (çocuk cinsiyeti, ebeveyn çalışma saati gibi) göre incelenerek raporlanmıştır. Son olarak çalışma değişkenlerinin boylamsal yönünün belirlenmesi ve karşılıklı etkilerinin anlaşılabilmesi amacıyla çapraz gecikmeli panel modeli kullanılmıştır. Sonuçlar çocukların mizaç özelliklerinin ve yıkıcı evlilik iletişiminin kararlı yapısına ilişkin bazı ipuçları sunmuştur. Araştırma sonuçları genel olarak, ebeveynlere ilişkin faktörlerin çocukların sosyal uyumu üzerindeki zamansal etkisini desteklemiş, ebeveyn katılımını etkileyen öncüllerin anne babalar için nasıl farklılaştığını ortaya koymuştur.
Annelerin iletişim özellikleri ile otizm spektrum bozukluğu olan çocuklarda ortak katılım, dil ve oyun becerileri arasındaki ilişkiler
Araştırma kapsamında erken çocukluk dönemindeki OSB olan çocukların annelerinin, çocuklarıyla serbest oyun sırasında sergiledikleri ortak katılımı destekleyici davranışlarının ve çocukla paylaşılan temaya dair iletişim özelliklerinin çocukların oyun karmaşıklık düzeyi, ortak katılım, dil ve iletişim becerileri ile ilişkisi incelenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda Ankara ilinde özel özel eğitim rehabilitasyon merkezlerine devam eden ve devlet hastanelerince tanılaması yapılmış OSB tanılı, 2-7 yaş arası 45 çocuk ve bu çocukların anneleri ile çalışılmıştır. Araştırma grubunu oluşturan çocuklar ve annelerinden serbest oyun sırasında 20 dakikalık video kaydı alınmış ve bu kayıtlar üzerinde Ortak Katılım Derecelendirme Envanteri-OKDE (The Joint Engagement Rating İnventory-JERI) üzerinden çocukların ortak katılım becerileri, annelerin ortak katılımı destekleyici davranışları, çocukların iletişim davranışları ve anne çocuk ilişkisi içinde paylaşılan temaya dair iletişim özellikleri değerlendirilmiştir. Oyun karmaşıklık düzeyi yine video kayıtları üzerinden oyun değerlendirme işlemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Çocukların dil becerileri araştırmacı tarafından TEDİL (Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi) kullanılarak değerlendirilmiştir. Çalışmada ayrıca Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği kullanılarak çalışma grubuna alınan çocukların tıbbi tanı raporu ile birlikte bu ölçekte de tanısıyla uyumlu olacak şekilde bir otistik bozukluk indeksi göstermesi şeklinde bir ölçüt kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler IBM SPSS 22.0 paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizi aşamasında ilk olarak değişkenlere ilişkin betimsel istatistikler yapılmıştır. Ardından değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla korelasyon analizinde 1000 örneklemli bootstrap yeniden örnekleme ile Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu kullanılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda bağımlı değişkenler ile ilişkili bulunan yordayıcı değişkenlerin hangisi ya da hangilerinin ölçüt değişkenleri tek başına anlamlı yordayıp yordamadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın korelasyonel analizi ile ilgili bulgular göstermektedir ki, annelerin ortak katılımı destekleyici davranışları (destekleme, çocuğun ilgisini izleme, sembol vurgulama, duygulanım) ve paylaşılan temaya dair iletişim özellikleri (paylaşılan temanın kapsamı, paylaşılan temanın sürdürülebilirliği, paylaşılan temanın detaylandırılması, akıcılık ve bağlantılık, rutinler ve ritüeller) ile çocukların oyun karmaşıklık düzeyi, ortak katılım, dil ve iletişim becerileri arasında değişen oranlarda, anlamlı ve pozitif ilişkiler bulunmaktadır. Bu ilişkiler doğrultusunda yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre bu gruplarda yer alan ilişkili değişkenler bir arada, çocuğun oyun karmaşıklık düzeyinin %64'ünü; çocuğun ortak katılımının %88'ini, çocuğun dil düzeyinin %65'ini ve iletişim davranışlarının %91'ini yordamaktadır.
Milli eğitim kurumlarında okul aile birliğinin katılım etkinliğini artırmaya yönelik bir inceleme: Osmaniye ili örneği
Kamu yönetimi alanında değişen paradigmalar ile geleneksel kamu yönetimi anlayışından aktif katılımcı yönetim anlayışına geçiş yaşanmaktadır. Bir kamu kurumu olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda katılımcılığın aktif sağlanabileceği örgüt olan OAB (Okul Aile Birliği)'nin katılım etkinliğinin beklenilen düzeyde olmadığı önceki bilimsel çalışmalar ile anlaşılmaktadır. OAB'nin katılım etkinliği artığında tüm kademelerde sürecin çıktısı olarak eğitim-öğretim kalitesinin artacağı düşünülmektedir. Bu çalışmada Osmaniye Milli Eğitim Kurumlarında OAB'nin katılım etkinliği yönetmelikte belirtilen görev ve yetkiler çerçevesinde taşra teşkilatı, okul yönetimi ve okul aile birliği yönetimi açısından incelenmiştir. Ayrıca genel kurul ve yönetim kurulu faaliyetleri görev ve yetkiler çerçevesinde incelenerek katılım etkinliğinin önündeki engeller ve alandaki sorunlar tespit edilerek çözüm önerileri geliştirilmiştir.
Child participation in the family: A phenomenological study of fifth-grade girls' awareness and experiences
This study attempts to investigate fifth grade girl students' perceptions, awareness and experiences of their participation rights in family. The study has been conducted among ten girl students and their mothers in a religious middle school, in İstanbul, Turkey. To reach the aim, phenomenological research which is a qualitative method has been used. Phenomenological research tries to describe events or phenomena through the eyes of the social actors. With this purpose, data have been collected through individual interviews, focus group meetings and personal diaries. They have been analyzed thematically, and findings have been presented under six main themes, namely participants' family introduction, conceptual perceptions, focus group meetings' outputs, analyzing children's experiences through actor's model, comparing children's and mothers' perceptions, comparing mothers' perspectives to one another. Families have mostly reflected transitional family patterns in which children receive special care and attention from their parents through education, guidance, negotiation and warm family atmosphere. Yet, there has still been lack of children's autonomy in decision making process concerning their lives and hierarchy among family members.
Parent engagement in early childhood during COVID-19 online education
The aim of this phenomenological study is to understand parent engagement experiences in online education during the COVID-19 pandemic from the perspectives of early childhood teachers and explore their learning needs to improve parent engagement in online education. The study was conducted with 12 early childhood teachers who delivered online education in Istanbul during the 2020-2021 academic year due to the pandemic. Data were collected through semi-structured interviews and analyzed using thematic approach. Based on the analyses of the lived experiences of early childhood teachers, themes of parent engagement practices in online education; challenges, and opportunities of online education for parent engagement; and learning experiences and needs of teachers in online education emerged. The findings of this study show that parents were engaged in their children's online education during the pandemic period and that parent engagement practices in this period gained a different dimension. However, teachers preferred to conduct parent engagement practices in face-to-face education rather than online education. Although various challenges in parent engagement in online education were encountered, teachers developed specific strategies to overcome these challenges. Lastly, teachers did not receive sufficient training on parent engagement practices in online education during this period and they needed training and support in this regard. This study is significant to document effective methods and approaches in terms of practice, curriculum, and policy with respect to online parent engagement practices in early childhood education.
Okul öncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlara ailelerin ilgi ve katılımları ile okulöncesi eğitim kurumlarının aile eğitimine katkısı konusunda anne-baba görüşleri
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU OKULÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARINDA UYGULANAN PROGRAMLARA AİLELERİN İLGİ VE KATILIMLARI İLE OKULÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARININ AİLE EĞİTİMİNE KATKISI KONUSUNDA ANNE-BABA GÖRÜŞLERİ Özlem Melek KAYA İlköğretim Anabilim Dalı Okulöncesi Öğretmenliği Programı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Haziran 2002 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet GÜLTEKİN 0-6 yaş çocuğunun iki önemli eğitim ortamı, ailesi ve okulöncesi eğitim kurumlandır. Bu eğitim ortamından ailenin sosyo-kültürel düzeyi, çocuk eğitimine bakış açısı ve bu konudaki tutumları, çocuğun gelecek yaşamım önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle ailelerin, çocuk gelişimi ve eğitimi konusunda eğitim yaşantısı geçirmeleri, çocukların daha iyi yetişmelerinde önemli rol oynamaktadır. Bir çok ülke bu konudaki çözümü, iyi planlanmış örgün ve yaygın okulöncesi eğitim çalışmaları aracılığıyla, çocuğa ve anne-babaya gereksinim duydukları hizmeti götürmekle sağlamaktadır. Ailelerin okulöncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlar ve etkinliklere katılımları, aile, çocuk ve öğretmen açısından olumlu sonuçlar doğurmaktadır. Bu katılım ile ailelerin çocuklarının gelişimleri ve eğitimleri konusunda doğrudan eğitilmeleri ve çocuklarının gereksinimleri konusunda bilgilenmeleri sağlanmaktadır. Diğer yandan okulöncesi eğitim kurumlan tarafından doğrudan anne-babaların eğitimine yönelik düzenlenen çalışmalar da bu konuda yararlı olmaktadır.Bu araştırma ile ailelerin okulöncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlara karşı ilgi ve katılımları ile okulöncesi eğitim kurumlarının aile eğitimine katkısı araştırılmaya çalışılmış, bu amaçla anne-babaların görüşleri alınmıştır. Araştırma, Eskişehir'de, 1 'i özel 4'ü Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı anaokulu, biri Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü, biri de Üniversiteye bağlı yuva olmak üzere toplam 6 okulöncesi eğitim kurumuna çocukları devam eden ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan 24 anne-baba ile yürütülmüştür. Anne-babaların okulöncesi eğitim kurumlarında uygulanan programlara karşı ilgi ve katılımları ile okulöncesi eğitim kurumlarının ailelerin eğitimine katkısı konusundaki görüşlerini almak üzere yan yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Anne-babaların tümü ile ayrı ayrı uygun oldukları gün, saat ve yerde görüşmeler gerçekleştirilmiş ve ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Daha sonra dökümleri yapılan görüşmeler, betimsel analiz tekniği ile analiz edilerek bulgular sayısallaştırılmış ve niceliksel olarak sunulmuştur. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, anne-babaların okulöncesi eğitim uygulanan programlara karşı ilgili ve işbirliğine açık olduklarını göstermektedir. Araştırma kapsamında görüşleri alınan anne ve babaların çoğunun istekli olmalarına karşın, eğitim programı ve etkinliklere katılımları gerçekleşmemiştir. Öte yandan, araştırma kapsamındaki okulöncesi eğitim kurumlarından biri dışında diğerlerinde anne babaların eğitimine yönelik çalışmaların yapılmadığı, ailelerin bu konuda da istekli ve işbirliğine hazır oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, araştırmada aileler, etkinlikler ve eğitim programlarına katılımları ile kendilerine yönelik düzenlenecek eğitim programlan ve bu çalışmaların yaşamlarındaki etkileri konusunda çeşitli görüş ve önerilerim dile getirmişlerdir. m
Ortaokul öğrencilerinin öz-düzenleme becerileri, sosyal bilgiler öğrenme yaklaşımları, anne-baba ve öğretmenlerinin akademik katılımlarının incelenmesi
Bu araştırma ortaokul öğrencilerinin öz-düzenleme becerileri, sosyal bilgiler öğrenme yaklaşımları, anne-baba ve öğretmenlerinin akademik katılımlarını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Uşak İli Merkez İlçesinde yer alan ortaokullarda öğrenim görmekte olan 1088 öğrenci üzerinden toplanmıştır. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmada küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Arslan ve Gelişli (2015) tarafından geliştirilen "Algılanan Öz-düzenleme Ölçeği", Gezer ve Şahin (2017) tarafından geliştirilen "Sosyal Bilgiler Öğrenme Yaklaşımları Ölçeği (SÖYÖ)" ve Dündar (2017) tarafından geliştirilen "Algılanan Anne-Baba ve Öğretmen Akademik Katılım Ölçeği-Sosyal Bilgiler" kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizi için ikili gruplarda t-testi; çoklu grupların karşılaştırılmasında ise ANOVA testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda ortaokul öğrencilerinin öz-düzenleme becerilerinin "sık sık" düzeyinde, sosyal bilgiler öğrenme yaklaşımları ile anne-baba-öğretmen akademik katılımlarının ise "katılıyorum" düzeyinde olduğu; ayrıca anne-baba ve öğretmen akademik katılımı ile derin öğrenme yaklaşımlarının öz-düzenleme becerilerinin anlamlı bir şekilde yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Okul öncesi eğitim kurumlarında gerçekleştirilen okul-aile işbirliği çalışmalarının anne-baba görüşlerine dayalı olarak incelenmesi
Okulöncesi eğitim döneminde, okul ve aile arasında kurulacak işbirliği her eğitim döneminden çok daha önemlidir. Çünkü insan yaşamının en önemli ve kritik dönemi, okulöncesi dönem olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde verilen eğitim, çocuğun başarılı, sağlıklı, uyumlu ve mutlu bir yetişkin olarak hayata hazırlanmasında büyük rol oynar. Bir ülkenin geleceği olan çocukların yetiştirilmesi, eğitimi ve ihtiyaçlarının belirlenmesi de, ancak sağlıklı okul-aile işbirliği ile sağlanabilir. Okulöncesi eğitim kurumlarında gerçekleştirilen okul-aile işbirliği çalışmaları, çocukların okula kolay uyum sağlaması, ailedeki ve okuldaki eğitimin birbirini tamamlayıcı nitelikte olması, okul ve ev ortamında çocuğa gösterilebilecek farklı tutumların önlenmesi ve çocukların gelişimine çok yönlü katkıda bulunabilmesi noktalarında önem kazanmaktadır. Bu araştırma, okulöncesi eğitim kurumlarında gerçekleştirilen okul-aile işbirliği çalışmalarının anne-baba görüşlerine dayalı olarak incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma tarama modelinde olup, 2006-2007 eğitim-öğretim yılında Eskişehir il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 20 ilköğretim okulunun bünyesindeki anasınıflarında çocukları eğitim gören 403 anne-baba üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, anne-babaların okulöncesi eğitim kurumlarında gerçekleştirilen okul-aile işbirliği çalışmalarına ilişkin görüşlerini almak amacıyla 23 sorudan oluşan ve araştırmacı tarafından hazırlanan bir anket formu kullanılmıştır. Araştırma verilerinin çözümü için öncelikle, anketlerdeki yanıtlar kodlanarak bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Araştırma verilerinin istatistiksel çözümlenmesi için ?SPSS 13.0 for Windows? paket programı kullanılmıştır. Toplanan verilerin istatistiksel analizleri, frekans ve yüzde hesaplamaları tablolar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda, okul tarafından en sık yer verilen çalışmaların, yüz yüze görüşmeler olduğu belirlenmiş, buna karşın telefon görüşmeleri, konferans ve seminerler, ev ziyaretleri, dilek-şikâyet kutusu ile aile tanışma ve kaynaşma toplantılarının hiçbir zaman düzenlenmediği görülmüştür. Okul-aile işbirliğini sağlamak amacıyla aileler tarafından pek fazla çalışmanın düzenlenmediği belirlenmiştir. Anne-babaların okul-aile işbirliği kapsamında düzenlenen çalışmalara genelde katılmaya çalıştıkları, en çok veli toplantıları ve öğretmenin görüşme talebi ile okul-aile işbirliği çalışmalarına katıldıkları görülmüştür. Ayrıca anne-babaların, okul-aile işbirliği çalışmalarına katılmama nedeni olarak en çok, zaman etkenini öne sürdükleri saptanmıştır. Anne-babalar öğretmenlerin yaklaşımına ilişkin olarak ilişkilerin karşılıklı saygı-güven-hoşgörü ve anlayışa dayalı olduğunu, öğretmenlerin aileleri her zaman güler yüzle karşıladığını ve öğretmenlerin ailelerle görüşmek için yeterli zaman ayırdığını belirtmiştir. Araştırma bulguları ışığında; okul tarafından gerçekleştirilen okul-aile işbirliği çalışmalarının kısmen yeterli bulunduğu, aileler tarafından gerçekleştirilen okul-aile işbirliği çalışmalarının ise yeterli bulunmadığı söylenebilir. Ayrıca anne-babaların en çok, kurumda yapılan etkinlikler ve çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemi hakkında bilgilenmek ve öğretmen-anne-baba ve çocuk arasındaki iletişimin daha iyi olması beklentisi içinde oldukları görülmüştür.
Özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylerin eğitiminde aile katılımı hakkında görüş ve önerileri
Amaç: Bu araştırmanın amacı, özel eğitim öğretmenlerinin özel gereksinimi bi- reylerin eğitimine aile katılımı hakkındaki görüş ve önerilerini öğretmenlerin deneyimle- rine dayalı olarak incelemektir. Yöntem: Bu çalışma nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji yaklaşımına göre desenlenmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Özel eğitim sınıflarında görev yapan ve ailelerle etkileşimde olan 22 özel eğitim öğretmeni ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Görüşme soruları aracılığıyla katılımcıların aile katılımına ilişkin görüş ve önerileri belirlenmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen ve- riler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Yapılan veri analizi sonucunda beş tema ve 17 kategoriye ulaşılmış- tır. Düşünceler, uygulamalar, aile katılım düzeyi, güçlükler ve öneriler temaları kendi iç- lerinde kategorilere ayrılmıştır. Düşünceler teması, olumlu ve olumsuz olarak kategori- lere ayrılmıştır. Uygulamalar teması evde katılım, okulda katılım, hem evde hem okulda katılım ve diğer katılım uygulamaları olarak kategorilere ayrılmıştır. Aile katılım düzeyi katılım sıklığı, katılımı etkileyen değişkenler, katılan üyeler ve katılımın aile üyelerine göre dağılımı olarak kategorilere ayrılmıştır. Güçlükler teması aile ile ilişkili güçlükler, öğretmen ile ilişkili güçlükler ve diğer güçlükler olarak kategorilere ayrılmıştır. Öneriler teması iş birliği, eğitim, etkileşim ve uyarlama olarak kategorilere ayrılmıştır. Belirlenen bu tema ve kategoriler katılımcıların görüşlerinden yapılan alıntılar ve örneklerle açık- lanmıştır. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonunda katılımcıların, aile katılımını önemli gör- dükleri ancak aile katılımına yönelik programın olmadığı, katılımcıların aile katılımı ko- nusunda yeterli bilgiye sahip olmadıkları, aile katılımı düzeyinin yeterli olmadığı ve aile katılımının birçok değişkenden etkilendiği, aile katılımını gerçekleştirirken özellikle ai- leye ilişkin güçlüklerle karşılaştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Özel gereksinimi bireylerin eğitimine aile katılımını arttırmak için aile eğitimlerinin tanılama sonrasında verilmesi, öğretmenlerle aile katılımına ilişkin hizmet içi eğitimlerin verilmesi, özel eğitim öğret- men adaylarının öğretmenlik uygulaması derslerine aile katılımı planlaması ve uygula- ması eklenmesi önerilmektedir. Anahtar kelimeler: aile katılımı, ebeveyn katılımı, özel gereksinimli birey, öğretmen, fenomenoloji
Velilerin çocuklarının eğitimine katılımı ve öz yeterlilik algıları arasındaki ilişkinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, velilerin çocuklarının eğitimine katılımı ile öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bununla birlikte eğitime katılım ve öz yeterlilik değişkenlerinin veli ve çocuklara ilişkin sosyo-demografik özelliklere göre (velinin cinsiyeti, velinin yaşı, çocuğunun cinsiyeti, çocuğunun yaşı, çocuğun öğrenim gördüğü okul kademesi, okul türü, eşiyle birliktelik durumu, velinin öğrenim durumu, eşinin öğrenim durumu, toplam çocuk sayısı, çalışma durumu ve aile gelir durumu) farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırılmıştır. Bu araştırma nicel araştırma modeliyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ebeveynlerin öz yeterlik düzeyleri ve çocuklarının eğitimine katılım düzeylerini ortaya koymak amacıyla betimsel tarama modeli; ebeveynlerin öz yeterlik düzeyleri ile çocuklarının eğitimine katılım boyutları arasındaki ilişkileri ortaya koymak için ise ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Sherer, ve arkadaşları (1982) tarafından geliştirilmiş ve Yıldırım ve İlhan (2004) tarafından Türkçeye uyarlaması, geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan "Genel Öz Yeterlilik Ölçeği" ile Gürbüztürk ve Şad (2010) tarafından geliştirilen "Veli Katılımı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Ataşehir ilçesindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde okuyan öğrencilerin velileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Ataşehir ilçesinde bulunan okullardan random yöntemiyle seçilen 389 veli oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde betimsel istatistikler (yüzde, frekans) ve fark analizleri (t-Testi, ANOVA) ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. ANOVA analizlerinde anlamlı fark bulunması durumunda bu anlamlı farkın kaynağını tespit etmek için çoklu karşılaştırma (Post Hoc) testlerinden LSD testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi ,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre velilerin öz yeterlik düzeyleri ölçek toplamında ( =2,9165) "orta" düzeyde belirlenmiştir. Veliler öz yeterliğin birinci boyutu olan Başlama boyutunda ( =2,5216) "biraz" düzeyde; ikinci boyutu olan Yılmama boyutunda ( =3,1985) "orta" düzeyde; üçüncü boyutu olan Sürdürme çabası-Israr boyutunda ( =3,6315) "iyi" düzeyde katılmaktadırlar. Velilerin öz yeterlik düzeylerine yönelik görüşleri arasında demografik değişkenlere göre bazı boyutlarda anlamlı fark saptanmıştır. Araştırma kapsamında görüşüne başvurulan katılımcılar veli katılımı ölçeğinin toplamına ( =3,56) "çoğu zaman" düzeyinde katılmaktadırlar. Veliler katılım ölçeğinin birinci boyutu olan Okul ve öğretmenle iletişim boyutunda ( =3,36) "bazen" düzeyinde; ikinci boyutu olan Çocuğun ödev ve çalışmalarını destekleme boyutunda ( =3,90) "çoğu zaman" düzeyinde; üçüncü boyutu olan Katılım konusunda velinin kendini geliştirmesi boyutunda ( =3,22) "bazen" düzeyinde; dördüncü boyutu olan Gönüllü aktif katılım boyutunda ( =2,25) "nadiren" düzeyinde; beşinci boyutu olan Çocukla iletişim boyutunda ( =4,26) "her zaman" düzeyinde; altıncı boyutu olan Öğrenmeyi destekleyici ev ortamının yaratılması boyutunda ( =4,17) "çoğu zaman" düzeyinde; yedinci boyutu olan Çocuğun kişilik gelişimini destekleme boyutunda ( =3,90) "çoğu zaman" düzeyinde; sekizinci boyutu olan Çocuğun sosyo‐kültürel gelişimini destekleme boyutunda ( =3,40) "çoğu zaman" düzeyinde katılmaktadırlar. Çocuklarının eğitimine katılım düzeylerine yönelik görüşleri arasında demografik değişkenlere göre bazı boyutlarda anlamlı bir fark bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre velilerin öz yeterlik düzeyleri ile çocuklarının eğitimine katılım düzeyleri arasında pozitif yönde ve orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarına yönelik çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Öz yeterlik, veli katılımı, öğrenci, eğitim, okul
İlköğretim okullarında velilerin eğitime katılım düzeyleri ve tercih ettikleri katılım türleri
Bu araştırma, çocukları ilköğretim okullarına devam etmekte olan velilerin eğitime katılım düzeyleri ve tercih ettikleri katılım türlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır.Tarama modeline uygun olarak düzenlenen araştırmanın evrenini İstanbul iline bağlı Kadıköy, Üsküdar ve Ümraniye ilçelerindeki devlet ve özel ilköğretim okullarında öğrencisi bulunan veliler; örneklemini ise, bu ilçelerdeki 3 özel ve 3 devlet okulunda öğrencisi bulunan 740 veli oluşturmaktadır.Araştırmacı tarafından geliştirilen veri toplama aracı demografik bilgiler, Veli Katılımı Ölçeği ve veli katılımını engelleyen faktörler olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Veli katılımı ölçeği hazırlanırken Epstein (2001)'ın geliştirdiği altı tip veli katılımı göz önünde bulundurulmuştur. Veli katılımı; ebeveynlik, iletişim kurma, evde öğrenme, gönüllü olma, karar verme ve toplumla işbirliği yapma olarak altı başlık altında incelenmiştir.Elde edilen verilerin istatistiksel analizi SPSS paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırmada veri türlerine göre yüzde ve frekans analizleri, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Bağımsız Gruplar t Testi uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen belli başlı sonuçlar şunlardır:Velilerin çocuklarının eğitimine katılım düzeyleri yüksektir ve veliler en çok Ebeveynlik, İletişim Kurma ve Evde Öğrenme katılım türlerini tercih etmektedir. Bunun yanında, velilerin çocuklarının eğitimine katılım düzeyleri çocuklarının devam ettiği okulun türüne göre bir farklılık göstermemektedir. Diğer taraftan; çocuklarının sınıf seviyesi yüksek olan veliler çocuklarının sınıf seviyesi düşük olan velilere göre, üniversite mezunu olan veliler ilköğretim okulu mezunu olan velilere göre, bir çocuğa sahip olan veliler birden fazla çocuğa sahip olan velilere göre, genç yaştaki veliler orta yaştaki velilere göre, anneler babalara göre çocuklarının eğitimine daha fazla katılmaktadır.
Ortaokul matematik ev ödevlerine veli katılımı hakkında öğrenci görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı ev ödevlerine veli katılımı konusunda öğrencilerin düşünce ve görüşlerinin neler olduğunu ortaya koymaktır. Bu doğrultuda çalışmada nitel araştırma yönergesine uygun olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği olan odak grup görüşmesi aracılığıyla veriler toplanmıştır. Araştırmada durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Elazığ ili Kovancılar ilçesinde bulunan dört devlet okulundaki ortaokul 8.sınıf öğrencilerinden matematik ev ödevlerini düzenli olarak yapan altı öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi oluşturulurken tabakalı örnekleme yöntemine göre karar verilmiştir. Araştırma verileri toplanırken öğrencilerle çevrimiçi ortamda odak grup görüşmesi yapılmıştır. Verilerin analizinde odak grup görüşmesi kayıtları transkripte dökülmüş ve öğrenci görüşleri kodlanarak analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizi sonucu beş öğrenci matematik ev ödevlerinin akademik başarılarına katkı sağladığı, bir öğrenci herhangi bir katkısının olmadığı, velilerin çoğunlukla matematik ev ödevi yapma süreçlerine katılmadıkları ve öğrencilerin velilerinin akademik yardımına fazla ihtiyaç duymadıkları, matematik ödevini yalnız yaparken daha hızlı ilerlediklerini, daha rahat olduklarını, problemi tek başına yapmış olmanın onları daha çok mutlu ettiklerini ve daha kalıcı öğrenmenin gerçekleştiğini, velileriyle yaparken ise problem üzerinde çok fazla durduklarını ve çözümün daha uzun sürdüğünü, tedirgin olduklarını, sürekli yardım alma isteğinin olabileceği ve bu sebeple özgüven eksikliğinin yaşanabileceğini, velilerin motive edici konuşmaları, kendilerine güven duymaları ve destek vermelerinin matematik ev ödevi yapma isteklerini arttırdığı, velilerin kontrol, sık sık ödevi hatırlatma ve güvensizlik gibi davranışlarının matematik ev ödevi yapma isteklerini azalttığı, velilerin öğrencilerin matematik ev ödevlerinde soru çözümü için gayret gösterme, zaman harcama, dikkatli olma, ödevi zamanında yapma, düzenli ödev hazırlama gibi davranışları övdükleri, çözmekte zorlanılan problemlere gayret göstermeme, yeteri kadar konu tekrarı yapmama, problem üzerinde aşırı vakit harcama gibi davranışları da eleştirdikleri şeklinde görüş bildirdiği görülmüştür.