Classical Turkish literature

150 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ahmet Hamdi Tanpınar ve edebiyat tarihi

Edebiyat tarihçiliği, daha ziyade edebî eserleriyle tanınan bir sanatkâr olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın farklı bir yönünü ortaya koymaktadır. Tanpınar'ın XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, yayınlandığı 1949 yılından bu yana devamlı ilgi gören ve otuzuncu baskısı yapılmaya hazırlanılan bir eserdir. Mütefekkir bir sanatkârın kaleminden çıktığı hemen hissedilen bu eser zengin içeriği ve devamlılığı esas alan bakış açısı ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Edebiyat tarihçiliği alanında önemi ve özgünlüğü hakkında hemen her çevrenin hemfikir olduğu bu eser, henüz tez seviyesinde müstakil bir çalışmaya konu edilmemiştir. Bazı bilimsel makalelerde farklı yönleriyle ele alınmış olan Tanpınar'ın edebiyat tarihi, ilk kez tez seviyesinde ve bir bütün olarak incelenecektir. Bu çalışma ile Tanpınar'ın edebiyat tarihçiliği topluca ele alınarak, ilgili eserin ön plana çıkan yanları ve özellikle de metodik tutumu değerlendirilmeye çalışılacaktır.

19. yüzyılEdebiyat tarihiKlasik Türk edebiyatı+2
Mustafa Akşehirlioğlu
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Firdevsî-i Rûmî'nin Süleymânnâme-i Kebîr'i 3. Cilt (inceleme-metin)

Uzun Firdevsî olarak anılan Firdevsî-i Rûmî, XV. yüzyılın sonu ile XVI. yüzyılın başında yaşamıştır. Miladi 1453 (Hicri 857) yılında doğan yazarın ölüm tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Oldukça üretken ve ansiklopedist bir müellif olan Firdevsî'nin en önemli eseri, nazım-nesir karışık olarak kaleme aldığı 81 ciltlik Süleymân-nâme-i Kebîr'dir. Genel olarak Hz. Süleyman'ın menkıbevi ve efsanevi hayatını konu edinen eser; tıp, tasavvuf, tarih, mitoloji, peygamberler tarihi gibi farklı ilimlere ait unsurları bünyesinde barındıran geniş bir içeriğe sahiptir. Süleymânnâme-i Kebîr'in İrlanda Chester Beatty Kütüphanesi T 406 arşiv numarasıyla Firdevsî Bursavî adına kayıtlı yazma nüshası esas alınarak hazırlanan bu çalışma, eserin 3. cildini içermektedir. Çalışma; "Giriş", "İnceleme" ve "Metin" olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Firdevsî'nin hayatı, edebi kişiliği, eserleri ve Süleymannâme-i Kebîr adlı eseri hakkında genel bilgiler verilmiştir. İnceleme bölümünde Süleymannâme-i Kebîr'in 3. cildi şekil ve içerik bakımından ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Metin bölümünde ise Chester Beatty nüshası üzerinden 3. cildin çeviri yazısı ortaya koyulmuştur.

Eski Anadolu TürkçesiHz. SüleymanKlasik Türk edebiyatı+2
Tolga Şenel
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Firdevsî-i Rûmî'nin Süleymânnâme-i Kebîr'i 4. Cilt (inceleme-metin)

Firdevsî-i Rûmî (Uzun Firdevsî), 15 yüzyılın sonu ve 16. yüzyılın başında yaşamış, oldukça üretken bir yazardır. Yazarın en önemli eseri nazım-nesir karışık olarak kaleme aldığı 81 ciltlik Süleymân-nâme-i Kebîr'dir. Eserde Hz. Süleyman'ın menkıbevi ve efsanevi hayatından, yaşadığı olaylardan bahsedilmektedir. Ayrıca eser; tıp, tasavvuf, tarih, mitoloji, peygamberler tarihi gibi ilimlerin yer aldığı geniş bir içeriğe sahiptir. Bu çalışmada, İrlanda Chester Beatty Kütüphanesi T 406 arşiv numarasıyla ve Firdevsî Bursavî adına kayıtlı el yazması Süleymânnâme-i Kebîr nüshası esas alınmıştır. Süleymânnâme'nin 4. cildinin detaylı bir şekilde incelenmesi, trankripsiyonunun yapılması ve metninin ortaya koyulması bu çalışmanın konu ve kapsamını oluşturmaktadır. Çalışma; "Giriş", "İnceleme" ve "Metin" olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Firdevsî'nin hayatı, edebî kişiliği, eserleri ve Süleymannâme-i Kebîr adlı eser hakkında genel bilgiler verilmiştir. İnceleme bölümünde Süleymânnâme-i Kebîr'in 4. cildi şekil ve içerik bakımından ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Metin bölümünde ise Chester Beatty nüshası üzerinden 4. cildin çeviri yazısı ortaya koyulmuştur.

Eski Anadolu TürkçesiHz. SüleymanKlasik Türk edebiyatı+2
Begüm Karani Şenel
Süleyman Demirel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Şiir mecmuası: İnceleme-metin (Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi Demirbaş No: ı0021123)

Arapça "toplama, bir araya getirme" anlamına gelen "cem" kökünden türemiş olan "mecmua" kelimesi, "toplanmış, bir araya getirilmiş, toplanıp biriktirilmiş" demektir. Şiir terimi olarak ise farklı şairlere ait çeşitli şiirlerin bir araya getirilmesiyle oluşan eserlerin genel adıdır. Şiir mecmuaları Klasik Edebiyatımıza önemli katkılar sağlamaktadır. Müstakil bir divanı olmayan ve tezkirelerde adı geçmeyen şairlerin ve onlara ait şiirlerin ortaya çıkarılmasında, mürettep bir divan oluşturacak kadar şiiri bulunmasına rağmen bunları bir araya getirememiş şairlerin divanlarının oluşturulmasında, çeşitli sebeplerden dolayı şairin divanında yer almamış şiirlerinin tespitinde, bu meyanda tenkitli divan neşirlerinde karşılaşılan birtakım sorunların çözümünde mecmuaların önemli rolü bulunmaktadır. Çalışmamızda, Marmara Üniversitesi Nadir Eserler Koleksiyonu İlahiyat Fakültesi Bölümü'nde I0021123 (02251/021123) demirbaş numarasıyla kayıtlı bir şiir mecmuasının incelemesi yapılmıştır. Bu bağlamda, söz konusu mecmuanın önce şekil bakımından tanıtımı yapılmış; daha sonra ihtiva ettiği şiirlerin özellikleri hakkında bilgi verilmiş ve nihayet bu şiirlerin ilk beyti/bendi bulundukları yaprak numarası, şairlerinin ismi ve nazım şekli ile birlikte bir tablo hâlinde aktarılmıştır. Anahtar Kelimeler : Şiir Mecmuası, Klasik Türk Şiiri

Divan şiiriKlasik Türk edebiyatıTürk şiiri+3
Ferdi Özavcı
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Kütüphane 06 Mil Yz A 2713 ve 06 Mil Yz A 2762 numaralı şiir mecmuaları (İnceleme, metin ve MESTAP'a göre tasnifi)

Arapça "cem" kökünden türemiş olan "mecmua" kelimesi, "toplama, yığma, toplanmış, birikmiş" anlamlarına gelmektedir. Edebiyat terimi olarak ise farklı şairlere ait olan çeşitli şiirlerin bir araya getirilmesiyle oluşan eserlerin genel adıdır. Şiir mecmuaları, Klasik Türk Edebiyatı çalışmalarına büyük oranda katkı sağlayan ve yazıldıkları dönemin zihniyetini içinde barındıran önemli kaynaklardır. Çalışmamızın konusu, Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu'nda "Mecmûa-i Eşâr" adıyla 06 Mil Yz A 2713 ve 06 Mil Yz A 2762 arşiv numaralarında kayıtlı olan iki şiir mecmuasının incelenmesi ve Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifidir. Çalışmamızın "Giriş" bölümünde mecmuanın tanımına ve edebiyat tarihimizdeki önemine değinildikten sonra MESTAP hakkında bilgi verilmiş, "Birinci Bölümü"nde, bu iki şiir mecmuasının şekil ve muhteva bakımından tanıtımı yapılmıştır. "İkinci Bölümü"nde, bu iki şiir mecmuasının çevriyazılı metnine yer verilmiştir. "Üçüncü Bölümü"nde, her iki şiir mecmuası için ayrı ayrı "Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)" tablosu verilmiş, "Dördüncü Bölümü"nde, her iki şiir mecmuasında yer alan şairlerin biyografilerine yer verilmiştir.

Divan şiiriKlasik Türk edebiyatıMecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi+2
Çiğdem Arıtürk
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmedî, Kadı Burhâneddîn ve Seyyid Nesîmî divanlarında nebâtî unsurlar

Ahmedî, Kadı Burhâneddîn ve Seyyid Nesîmî bugün yazılı olarak bulabildiğimiz ilk divanların sahipleridirler. Bir devrin başlangıcını temsil eden bu divanlar elimizde bulunan en eski divan örnekleri olmaları hasebiyle bu dönemin sanat anlayışını inceleyebilmek adına en büyük yardımcılarımızdır. Çeşitli temalar çevresinde divanların tahlillerini yapmak dönemin anlayışını anlamlandırabilmek için önemlidir. Tema olarak içinde yaşadıkları hayatın vazgeçilmez bir parçası olan bitkiler tercih edilmiştir. O devirde şairin tabiata bakışı ve onu anlamaya çalışma şekli beyitler yoluyla tetkik edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmanın amacı elimizde bulunan ilk divanları inceleyerek klasik edebiyatın iptidai olarak adlandırabileceğimiz devresinde tabiata bakışın nasıl olduğunu anlamaya çalışmaktır. Bahsedilen üç divandaki nebâtî unsurlar karşılaştırılmalı olarak ele alınmıştır. Ahmedî divanında 130, Kadı Burhâneddîn divanında 100 ve Seyyid Nesîmî divanında 85 nebâtî unsura tesadüf olunmuştur. Belirlenen kelimeler çiçekler, ağaçlar, meyveler ve hubûbat olmak üzere dört bölümde ele alınmıştır. Şairlerimizi daha yakından tanıyabilmek için öncelikle hayatları incelenmiştir. Sonrasında nebâti unsurların toplumumuz için önemi aktarılmıştır. Dört ana başlık altında incelenen nebatlar kullanım sıklıklarına göre sıralanmıştır. Ele alınan bitkilerle ilgili önce sözlük bilgileri verilmiş daha sonra tasnife göre örnek beyitlerin gerekli durumlarda nesre çevirisi verilmiş yahut açıklama yoluna gidilmiştir. Son kısımda ise istatistiksel bilgi verilerek üç şairin nebâtî unsurları kullanım sıklığı arasında mukayese yapılarak analiz edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmedî, Kadı Burhâneddîn, Seyyid Nesîmî, klâsik Türk şiiri, bitkiler.

AhmediBitkilerDivan edebiyatı+7
Melike Beyza Murat
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Aşk mesnevilerinde bulunan farklı nazım şekilleri, kurgudaki yeri ve işlevleri

Bu çalışmada, Batı Türkçesiyle kaleme alınan aşk mesnevilerinde "gazel, kıta, murabba, terci-bend" gibi farklı nazım şekillerindeki manzumelerin hangi sıklıkta ve nasıl kullanıldığı sorusunun cevabı aranmaktadır. Mesnevilerde bu gibi manzumelerin hangi ihtiyaca binaen ve ne ölçüde varlık gösterdiği, belirli bir hikâye anlatan bu tür eserlerde hikâyenin doğasına zarar vermeden kendisine nasıl yer bulabildiği, aynı konuyu anlatan birçok aşk mesnevisinin varlığı düşünüldüğünde bu manzumelerin eserin telif niteliğine ne ölçüde katkıda bulunduğu gibi sorular, mesnevilerde farklı nazım şekillerinin varlığı bahsinde akla gelen sorulardan bazılarıdır. Diğer yandan Türkçe aşk mesnevilerinde, İran edebiyatındaki seleflerinden farklı olarak bu tip manzumelerin oldukça sevildiği ve rağbet gördüğü bilinmektedir. Bu yüzden Türk mesnevi edebiyatının kendine özgü karakterini anlama yolunda, konunun ayrıntılarıyla ortaya konması ayrıca önemlidir. Dolayısıyla hem mesnevilerdeki bu gibi manzumelerin niteliklerini aşk mesnevileri örneğinde kapsamlı bir biçimde ele almak hem de klasik Türk edebiyatının bir ürünü olarak söz konusu manzumelerde tezahür eden edebî zevki tasvir edebilmek için bu çalışmada bahsi geçen manzumeler araştırma konusu edilmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde, Batı Türkçesiyle kaleme alındığı tespit edilen aşk mesnevileri bu tip manzumelerin varlığı veya yokluğu bakımından incelenmektedir. Farklı nazım şekillerinde manzumeler ihtiva eden mesneviler, ayrıca bu manzumelerdeki nazım biçimi, vezin, mahlas kullanımı gibi yönlerden de incelenmektedir. İkinci bölümde ise aşk mesnevileri arasından seçilen 41 mesnevi, farklı nazım şekillerinde manzumelerin kurgudaki yeri ve işlevleri başlıca odak noktası olmak üzere yakından incelenmektedir.

Divan edebiyatıEski Türk edebiyatıKlasik Türk edebiyatı
Sahra Mezarcı
İstanbul 29 MayIs University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Dürre'nin hayatı, edebî kişiliği ve dîvânçesi (İnceleme-metin)

XIX. yüzyılda yaşayan Ali Haydar, şiirlerinde Dürre mahlasını kullanmıştır. Dürre'nin doğum yeri ve tarihi ile ilgili kaynaklarda herhangi bir kayda ulaşılamamıştır. Ancak 1883'te Üsküdâr Fenâî Tekkesi'nde vefat ettiği bilgisi mevcuttur. Dürre'nin bilinen tek eseri şiirlerinin bir arada yer aldığı Dîvân'ıdır. Sa'dilik tarikatına mensup olan şairin dîvânda dinî-tasavvufî anlayışını yansıtan şiirleri ağır basmaktadır. Bu bağlamda eser, dinî- tasavvufî fikirleri yansıtan kavramlar açısından oldukça zengindir. Alevî meşrep olduğu anlaşılan şairin şiirlerinde ağırlıklı olarak Alevî anlayışı yansıtan Hz. Ali, şah-ı merdân, on iki imâm, zülfikâr, Haydar, Murtazâ, Ebû Turâb vb. kavramlar kullanılmıştır. Bunun yanında Hz. Muhammed ve diğer bir kısım peygamberlere telmihte bulunup Hz. Mevlânâ gibi mutasavvıflara da yer vermiştir. Eser; 34 gazel, 3 mütekerir muhammes, 1 mütekerrir müseddes, 1 mütekerrir müselles, 7 mütekerrir murabba, 8 müzdeviç murabbadan oluşmaktadır. Şair, eserindeki manzumelerde ağırlıklı olarak ilâhî aşkı anlatmış olsa da beşerî aşkı yansıtan şiirler de kaleme almıştır. Dîvân'daki şiirler, klâsik edebiyatın dil ve üslup özelliklerini yansıtmaktadır. Eseri genel mahiyette didaktik tarzda kaleme alan Dürre'nin dili dönemine göre sadedir. Bu çalışmada, Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi Uşşâkî Tekkesi Bölümü 151 numara ile kayıtlı olan ve tek nüsha özelliği gösteren Dürre'nin Dîvânı'nın inceleme ve çeviriyazısı yapılmıştır. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde şairin yaşadığı dönemin genel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şairin hayatı, eseri ve edebî kişiliği üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise Dîvân şekil ve muhtevâ açısından incelenmiştir. Aynı bölümde eserin dil ve imla hususiyetleri üzerinde birtakım değerlendirmelerde bulunulmuştur. Ayrıca metnin kuruluşunda izlenen yöntem, çeviriyazı alfabesi ve transkribe edilmiş metne yer verilmiştir. Çeviriyazısı yapılan eserin sonuna nüshanın orijinali eklenmiştir. Anahtar Kelimeler: XIX. yüzyıl, Klâsik Türk Edebiyatı, Dîvân, Dürre.

19. yüzyılAli Haydar EfendiDivan şiiri+3
İsmet Karaca
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mehmed Haşim Efendi'nin Manzûm Ferâizi (İnceleme-çeviri yazılı metin)

Bu çalışma, Mehmed Hâşim Efendi'nin Manzûm Ferâizi adlı eserin metin ve içerik yönünden incelenmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Eser, İslam fıkhının alt dallarından biri olan ve İslam'ın miras paylaşımında koyduğu kuralları ele alan ferâiz ilmine dair yazılmış bir manzumedir. Mehmed Hâşim Efendi'nin Manzûm Ferâizi (İnceleme – Çeviri Yazılı Metin) adını verdiğimiz bu çalışmayla, klasik Türk edebiyatında öğretici maksatla kaleme alınmış türlerin az bilinenlerinden biri olan ferâiz manzumeleri grubuna eklenecek yeni bir eserin edebiyat dünyasına tanıtılması amaçlanmıştır. Mehmed Hâşim Efendi'nin Manzûm Ferâizi adlı eser, Diyanet İşleri Başkanlığı Kütüphanesinin Yazma Eserler bölümünde 5344-II demirbaş numarasıyla kayıtlıdır. 41 varaktan oluşan eserde 1214 beyit yer almaktadır. Eser, XVII. yüzyılın sonu ile XVIII. yüzyılın başlarında yaşadığı tespit edilen ancak biyografik kaynaklarda hakkında çok fazla bilgi bulunmayan Seyyid Mehmed Haşim Efendi tarafından yazılmıştır. Yazılış yılı 1708'dir. Didaktik tarzda ve mesnevi nazım şekliyle kaleme alınmış bu eserde ferâiz ilmi ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Eser, Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden Muhammed es-Secâvendî'ye ait olan ve İslam hukuku alanında en çok tanınan, en çok kabul gören el-Ferâizü's-Sirâciyye adlı eser esas alınarak yazılmıştır. Çalışmamız giriş bölümü ve onu takip eden iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konuya hazırlık bağlamında klasik Türk edebiyatı hakkında genel bilgiler verilmiştir. Ayrıca ferâiz ilmi ve kaynakları hakkında bilgiler verilmiş, ferâiz manzûmelerinin ortaya çıkış süreçlerinin yanında şimdiye kadar tespit edilen Türkçe ferâiz manzûmelerine değinilmiştir. Birinci bölümde Seyyid Mehmed Haşim Efendi'nin hayatı ve edebî kişiliği, başvurulan kaynaklar ışığında ele alınmıştır. İkinci bölümde eser şekil özellikleri ve ele aldığı içerik yönünden incelenmiştir. Devamında eserin çeviri yazılı metni verilmiştir. Son bölümde ise ek başlığı altında eserin orijinal metnine yer verilmiştir.

18. yüzyılKlasik Türk edebiyatıManzum Feraiz-name+3
Süleyman Arslan
Harran University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Edirneli Fâiz Divanı bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük

XVIII. yüzyılda sosyal, toplumsal ve ekonomik hayatta yaşanan gerilemeden bilim, kültür ve edebiyat hayatı fazla etkilenmemiş ve bir önceki yüzyılın devamı olarak olgunluk dönemini yaşamaya devam etmiştir. Bu dönemde şairler mahallî unsurları, gündelik hayatı ve konuşma dilini şiirin malzemesi yapmaya çalışmışlardır. "Şiir" ve "şair asrı" olarak kabul edilen XVIII. yy. şair kadrosu bakımından klasik edebiyatın en geniş ve zengin dönemidir. Fakat "nazire edebiyatı" görünümündeki bu dönemde, diğer yüzyıllara oranla üstâd sayılabilecek şairlerin sayısı çok azdır. Bu çalışma ile amacımız, XVIII. yy. divan şairlerinden Edirneli Fâiz'in divanındaki söz varlığından hareketle, anlamın bağlama göre kazandığı değişiklik ve çağrışımı ortaya koymaya çalışmaktır. Bir dilin sözcükleri, deyimleri, atasözleri, terimleri o dilin maddî ve manevî kültürünü yansıtır. Metni oluşturan sözcükler metinden ve şairden bağımsız değillerdir. Metin, şairin anlam dünyasını, üslûbunu ve şiirin söz varlığını ortaya koyar. Biz bu çalışmanın klasik edebiyatın ve devrin üslûbunu yansıtması açısından önemli bir yer kaplayacağı kanaatindeyiz.

18. yüzyılDilbilgisiDivan edebiyatı+6
Nurcan Gül
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İşkodra vilâyeti ʿOsmanlı Şâʿirleri adlı tezkirenin bağlamlı dizini ve işlevsel sözlüğü

Klâsik Türk edebiyatı tarihine kaynaklık eden pek çok yapıttan birisi de tezkirelerdir. Tezkireler içerdikleri şairlerin hayatlarını sanatlı bir üslupla ve nesir şeklinde yansıtmakla beraber şairlerin şiirlerinden örnek kesitler de sunmaktadır. Bugün tezkirelerin büyük çoğunluğu eski yazıdan yeni yazıya aktarılmıştır. Bunlardan biri de Ali Emirî'ye ait İşkodra Vilâyeti ʿOsmanlı Şâʿirleri adlı tezkiredir. Ali Emirî bu tezkiresinde ʿOsmanlı toprakları içerisinde bulunan Arnavutluk'un İşkodra vilayetindeki şairlerinden bahsetmektedir. İşkodra vilayeti ile sınırlandırılan eser, bu yörenin edebî ve sosyal tarihi açısından bir kaynak niteliğindedir. Tezkire, İkdam gazetesinde tefrika edilirken dönemin siyasî olayları nedeniyle yarım kalmıştır. Adı geçen tezkirenin günümüz okurlarınca daha iyi anlaşılabilmesi ve edebiyat tarihi çalışmalarına katkı sağlayabilmesi amacıyla eserdeki sözcüklerin ve sözcük gruplarının anlam dünyası TEBDİZ (Tarih ve Edebiyat Metinleri Bağlamlı Dizini ve İşlevsel Sözlüğü) projesi kapsamında incelenecektir. Sözlük formatında hazırlanacak bağlamlı dizin ile hem Ali Emirî'nin bir tezkire yazarı olarak kelime dünyası ortaya konacak hem de Dîvân edebiyatının kelime kadrosuna bu tezkire yoluyla katkıları değerlendirilecektir.

Ali EmiriKlasik Türk edebiyatıTezkireler+2
Ayşe Nur Mert
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Nihânî Dîvânı (İnceleme-metin)

Nihânî, XIX. yüzyıl Türk edebiyatında mutasavvıf bir şair olarak karşımıza çıkmaktadır. Şeyh Hâmid-i Velî (Somuncu Baba) Hazretlerinin soyundan gelmekte olup onun dergâhında post-nişîn olmuş Halvetiye ve Bayramiye şeyhlerindendir. Darendelidir ve tarih bilgini Büyük İzzet Hasan Efendi'nin torunudur. İyi bir eğitimle yetişmiş olup medrese hocalığı yapmıştır. Döneminde Mevlid'i ile tanınmış ancak Dîvân'ı Mevlid'inden sonra oldukça geç bir tarihte günyüzüne çıkmıştır. Bu çalışmada Yunus Emre tesirinde olan aynı zamanda XIX. yüzyıl Divan edebiyatındaki yenileşme hareketlerinin yansımaları görülen Nihânî Dîvânı'nın gün ışığına çıkarılarak Türk edebiyatı tarihine katkıda bulunulması amaçlanmıştır. Bu tez çalışmasının konusunu XIX. yüzyıl şairlerinden Nihânî ve Dîvân'ı oluşturmaktadır. Çalışma; giriş, metnin icelendiği üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Tezin bölümlerinde her konu ayrıntılarıyla incelenmeye çalışılmıştır. Giriş bölümünde XIX. yüzyıl Klasik Türk edebiyatının genel görünümü ve bu dönemde tasavvufa olan eğilim hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Nihânî'nin hayatı, edebî ve mutasavvıf kişiliği, nazîrecilik geleneğine katkısı ve eserleri açıklanmıştır. İkinci bölümde Dîvân biçim ve muhteva özellikleri açısından incelenmiş ve o dönem sosyo-kültürel hayatınının esere yansımaları üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde ise tek nüshanın tanıtımı yapılmış, metin hazırlanırken göz önünde tutulan esaslar belirlenerek Dîvân'ın çeviriyazılı metni verilmiştir. XIX. yüzyılda dîvân şiirinde görülen değişimler Nihânî'yi de yakından etkilemiş ve çalışmamızla bu değişimlerin şairin eserine yansımaları tespit edilmiştir. Nihânî Dîvânı (İnceleme-Metin) adlı tez çalışmamızın XIX. yüzyıl Türk edebiyatına ışık tutarak edebiyat tarihine ve tasavvuf tarihine katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

19. yüzyılDivanlarKlasik Türk edebiyatı+4
Ayşegül Ekici
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik belâgatte mecaz ve mecazi anlatım

Kur'ân-ı Kerîm ve hadislerde mecazi ifadelerin varlığı fark edilmekle birlikte, mecaz kavramının terimleşmesi yüzyıllar almıştır. Bu süreçte mecaz, Arapçaya özgü bir üslup özelliği olarak görülmüş ve dolaylı anlatıma dayanan söz sanatlarını kapsayacak şekilde açıklanmıştır. Mecazın terimleşmesi ve detaylı tasnifi Abdülkâhir el-Cürcânî (ö. 471/1078-79) ile gerçekleşmiştir. Ebû Ya'kûb es-Sekkâkî (ö. 626/1229), mecaz konusunu, Cürcânî'nin görüşlerini esas alarak mantık ilmi etrafında sistemleştirmiştir. Sekkâkî'yi takip eden Hatîb el-Kazvînî (ö. 739/1338), mecaz meselesini eleştirel bir yaklaşımla ele almış ve son şeklini vermiştir. Sa'düddîn et-Taftâzânî (ö. 792/1390) ise bu konuda büyük oranda Kazvînî'ye bağlı kalmıştır. Mecaz konusu Arap edebiyatında olgunluğa ulaştığından Türk edebiyatında yeni bir yaklaşım geliştirilmemiştir. Türk belâgatçiler Arap edebiyatına bağlı kalmış ve çoğunlukla Kazvînî'yi takip etmiştir. Tanzimat Dönemi sonrasında Batı retoriğinin tesiriyle yazılan eserlerde de Recâîzâde'nin Ta'lîm-i Edebiyyât'ı dışında önemli bir yenilik görülmemiştir. Bu dönemde de yazarlar mecazda klasik belâgat çizgisinde kalmışlardır. Klasik Türk edebiyatında şairler hayalî tasvirler oluştururken mecazlardan çokça yararlanmıştır. Soyut duyguların dışavurumunda önemli işlevi olan istiareler, diğer mecaz türlerinden daha çok tercih edilmiştir. Lirizmin yüksek olduğu şiirlerde mecazi anlatım ağırlık kazanmıştır. Buna bağlı olarak şairler, mecazi anlatıma en çok gazelde, sonra kaside ve mesnevilerde başvurmuştur. Bu çalışmada, Arap ve Türk edebiyatında belagatçilerin mecazla ilgili görüşleri kronolojik olarak ele alınmış ve klasik belâgatin mecaz konusunda çizdiği çerçeve belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca belâgatin mecazla ilgili teorik bilgileri esas alınarak klasik Türk edebiyatından seçilen gazel, kaside ve mesnevilerde kullanılan mecazlar ve mecazi anlatım incelenmiştir.

BelagatBenzetmeEdebi sanatlar+2
Oğuzhan Et
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Mehmed Nâmî Efendi Dîvânının tahlili

Nâmî'nin asıl adı Mehmed, şiirlerinde kullandığı mahlas ise Nâmî'dir. Kaynaklarda doğumuyla ilgili bilgi tespit edilememiştir fakat vefatına düşülen tarihten 1604 olduğu anlaşılmaktadır. Sultan III. Murad ve Sultan III. Mehmed dönemlerinde yaşamıştır. Sultan III. Murad'ın şehzade III. Mehmed için tertip ettirdiği görkemli sünnet düğününe şahit olmuş, yazmış olduğu kasidelerde o dönemin önemli devlet adamlarını da methetmiştir. Babası Mîrek Mustafa'nın hem Osmanlı sarayında hekimlik yaptığı hem de bir şair olduğu birçok kaynakta belirtilmektedir. Bu çalışmada şairin divanının edebî yönden incelenmesi hedeflenmiştir. Bu tezi hazırlarken 1996 yılında Cemal Kurnaz tarafından hazırlanan Hayâlî Bey Divânı'nın Tahlili, 2001 yılında Harun Tolasa tarafından hazırlanan Ahmet Paşa'nın Şiir Dünyası, 1971 yılında Mehmet Çavuşoğlu tarafından hazırlanan Necâti Bey Dîvânının Tahlili, 2001 yılında Mustafa Nejat Sefercioğlu tarafından hazırlanan Nev'i Dîvânı'nın Tahlili esas alınmıştır. Sonuç olarak Nâmî'nin hem kendi dönemi içindeki yeri ve orijinalliğini hem de kendinden sonraki şairlerle ortak ve farklı yönlerini araştıracak çalışmalar için bir basamak oluşturulmaya çalışılmıştır.

Divan edebiyatıEski Türk edebiyatıKlasik Türk edebiyatı+1
Nebahat Erdem
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk edebiyatında Heft Peyker Mesnevileri ve Hayâtî'nin Heft Peyker'i

Bu çalışma, 16. yüzyıl Divan şairi Hayâtî'nin kaleme aldığı Heft Peyker mesnevisi üzerinden, Behrâm-ı Gûr anlatılarının İran edebiyatında nasıl ortaya çıktığından başlayarak konunun Anadolu sahasına yayılımını ve Türkçe yazan şairlerin bu hikâyeyi nasıl ele aldığını araştırmaktadır. Bu nedenle tez, konuyu gerektiği biçimde aydınlatmaya yarayacak çeşitli katmanlardan oluşmaktadır. Bunlardan ilki, İran ve Türk edebiyatlarında hayatı efsanevi bir şekilde anlatılagelen Sasani hükümdarı V. Behrâm'ın tarihsel kimliğinin gerektiği biçimde tespit edilerek, kendisine atfedilen efsanevi anlatıların kaynaklarının saptanmasıdır. Bundan ötürü Behrâm-ı Gûr olarak kendisine atfedilen anlatıların kökenleri üzerinde durularak, hikâyenin hangi kaynaklardan beslendiği, bu anlatıların ne kadar eskiye götürülebileceği gibi hususlar saptanmaya çalışılmıştır.Bunun yanı sıra, Behrâm'ın edebi eserlerde anlatılan hikâyesinin Firdevsî'den başlayarak, önce İran edebiyatı sonra da Türk edebiyatı içerisinde hangi şairler tarafından ve ne şekilde ele alındığını karşılaştırmalı analizlerle ortaya koymak amaçlanmıştır. Dolayısıyla Firdevsî, Nizâmî, Emir Hüsrev ve Ali Şîr Nevâî başta olmak üzere, Heft Peyker anlatısının yolculuğu takip edilmeye çalışılmış, Hayâtî'nin eserini kaleme aldığı döneme kadar Anadolu sahasında Heft Peyker tercümesi yapan Aşkî, Behiştî gibi şairler de bunlara eklenerek metnin tarihsel gelişimi incelenmiştir. Buradaki bir diğer amaç da, Heft Peyker metinlerindeki ortak özelliklerin saptanması, farklı şairler tarafından hikâyeye ne gibi yenilikler getirildiğinin araştırılmasıdır. Son olarak da Hayâtî'nin Heft Peyker mesnevisi merkeze alınarak bu metnin genel nitelikleri, dil ve üslup özellikleri üzerinde durulmuş ve mesnevinin tenkitli metni, iki mevcut nüshadan yararlanılarak çevrimyazıya aktarılmıştır.

16. yüzyılDivan şiiriEdebiyat+7
Bahadır Sürelli
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Rüşdî'nin şiir külliyâtı (İnceleme-metin)

Asırlardır süregelen ve zengin bir kültürü bünyesinde barındıran klasik Türk edebiyatı bugün de karşımıza yeni temsilcilerini çıkarmaktadır. Kaynaklarda bugüne kadar adına rastlamadığımız, bu tez çalışmasıyla gün yüzüne çıkaracağımız Rüşdî de bu zengin kültürel mirasın bir parçasıdır. Asıl adı Mustafa Rüşdî olan şairin hayatına dair ulaşabildiğimiz tek kaynak kaleme aldığı Şiir Külliyâtı'dır. Çorumlu olduğunu düşündüğümüz şair, klasik Türk edebiyatının Batılılaşma hareketiyle değişerek eski değerini yitirdiği 19. asrın sonu ile 20. asrın başlarında yaşamış ve o dönemde gelenekten kopmamış bir muhasebe memurudur. Şiirlerinde dini-tasavvufi konuları işleyen şair, Şeyh Ali namındaki şeyhinin Abdulkadir Geylânî'ye bağlı olduğunu dile getirmesiyle Kadiri tarikatını benimsediği muhtemeldir. Mehmet Fatih Köksal'ın şahsi kütüphanesinde yer alan bu Külliyât'ın yazılış tarihi eserde yer almamaktadır. Ancak şiirlerinde yer alan bilgi kırıntılarından hareketle farklı zaman dilimlerinde yazıldığı aşikardır. Müellif hattıyla yazdığı Şiir Külliyâtı Rüşdî'nin şimdilik tespit edilen tek eseridir. 337 sayfadan oluşan Külliyât'ın dili, eserin geneli itibariyle sade ve anlaşılır olsa da yer yer bazı manzumelerde ağırlaştığı da görülmektedir. Okuyana ve dinleyene mesaj verme amacı güden Rüşdî, şiirlerinde şekilden ziyade anlama önem vermiş dolayısıyla da nazım şekli ve aruz vezni kurallarında fazlaca kusurlar yapmıştır. Anlama daha fazla önem veren şair; Allah sevgisi, peygamber sevgisi, fenafillaha kavuşma arzusu, sevgilinin güzelliği, vahdet, ayrılık, gurbet, geçim sıkıntısı ve kahramanlık konulu şiirler yazmıştır. Bunun yanı sıra savaşın ve yokluğun olduğu bu dönemde zor koşullar altında yaşayan insanları, içinde bulunduğu şartların memnuniyetsizliğini anlatarak döneme ayna tutmuştur. Bu çalışma ile Külliyât'ta yer alan şiirlerin transkripsiyonlu metni oluşturularak şekil ve muhteva açısından incelenmiş aynı zamanda kaynaklarda hakkında bilgi bulunmayan Rüşdî'nin hayatı ve edebi kişiliği şiirlerinden hareketle tespit edilmiştir. Böylece klasik Türk edebiyatına Rüşdî mahlaslı yeni bir şair ve bu şairin müstakil şiirlerinin bulunduğu "Şiir Külliyâtı" olarak adlandırdığımız bu eser kazandırılmaya çalışılmıştır.

19. yüzyılDivan şiiriKlasik Türk edebiyatı+3
Şerife Güz
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe yazmaları koleksiyonunda 10715 numarada kayıtlı Mecmua-i İlahiyât

Türk edebiyatında dönemin sosyal ve kültürel hayatı hakkında bilgi vermesi yanında birçok şairden de bahsetmesinden dolayı mecmualar önemli kaynaklardandır. Kaynaklarda yer almayan ya da döneminde ilgi odağı haline gelmeyen şairlerin mecmualarda yer aldıkları da olmuştur. Çalışmamızın konusu İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonunda yer alan 10715 numarada kayıtlı Mecmua-i İlahiyât'ın şekil ve içerik açısından incelenmesidir. Buna göre mecmuadaki şiirler transkribe edilmiş ve nesre çevirisi yapılmış olup şekil ve içerik yönünden incelenmiştir. İncelenen mecmuadaki şiirlerin çoğunluğu Türkçe olmakla birlikte Arapça ve Farsça şiirlere de rastlanmıştır. İncelenen 62 şaire ait 198 şiir tespit edilmiştir. Mecmuadaki şairlerin genel anlamıyla XIV-XVIII. yüzyıl şairleri arasından seçildiği dikkat çekmektedir. Mecmuada nazım şekilleri olarak en çok gazel, sonra koşma ve murabba nazım şekilleri kullanılmakla beraber muhammes ve kaside nazım şekilleri de tercih edilmiştir. Bu çalışmanın içerdiği şairler ve şiirler açısından alana katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, Şiir Mecmuası, XIV-XVIII. yüzyıl Klasik Türk Edebiyatı, Dinî-Tasavvufi Türk Edebiyatı.

Klasik Türk edebiyatıMecmua-i İlahiyyatTasavvuf+5
Büşra Yıldırım
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe yazmaları koleksiyonunda 11122 numarada kayıtlı Mecmua-i İlahiyât

Mecmualar ele alındıkları yüzyılın edebî zevkini, şairlerin zihniyetlerini, dönemin sosyal yaşamını göstermesi bakımından son derece önemli kaynaklardandır. Konularına göre farklı isimlerle anılmıştır. İçindeki bütün manzumelerin ilahilerden oluştuğu mecmualara mecmua-i ilahiyat denmiştir. Çalışmanın konusu olan "Mecmua-i İlahiyât" adlı eser, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonunda 11122 arşiv numarası ile kayıtlı manzum metinlerden oluşan bir ilahi mecmuasıdır. Çalışmada Mecmua-i İlahiyât'ın içerisindeki şiirler Latin harflerine aktarılmış ve nesre çevrilmiştir ayrıca mecmua nazım şekilleri, nazım türleri, şiirlerin vezinleri bakımından incelenmiş ve şiirlerin şairleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Çalışma inceleme ve metin-çeviri olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde genel hatları ile Mecmua-i İlahiyât'dan bahsedilmiş, daha sonra mecmua şekil ve muhteva yönüyle incelenmiştir. İkinci bölümde ise metin transkribe edilmiş ve günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Toplam 114 varaktan oluşan mecmuada 40 varak boş sayfa vardır. Mecmuada 99 şaire ait 292 Türkçe, 3 Arapça ve 1 Farsça şiir olmak üzere toplam 296 şiir tespit edilmiştir. Çalışmada en çok kullanılan nazım şekli gazel; nazım türü ilahi; vezin remel bahrinin fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün kalıbıdır. Mecmuada en çok şiiri bulunan şair Aziz Mahmud Hüdâyî'dir. Çalışma, hem edebiyat hem dinî musiki ve ilahiyât sahasına da katkı sunmaktadır.

Klasik Türk edebiyatıMecmua-i İlahiyyatİlahiler+3
Ayşe Damla Gücür
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonunda 05684 numarada kayıtlı Mecmûa-i İlâhiyât

Mecmualar, genellikle mürettiplerinin şahsî zevklerine göre muhtelif şair/yazarların farklı nazım şekilleriyle kaleme aldıkları manzum-mensur metinlerin derlenmesiyle oluşturulan eserlerdir. Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan mecmualar sayesinde şimdiye kadar kullanılmayan nazım şekilleri, aruz kalıpları, kafiye ve redif tipleri gibi örneklerle karşılaşabiliriz. Çalışmamıza konu olan Mecmua-i İlahiyat, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Türkçe Yazmaları Koleksiyonunda 5684 numarada kayıtlıdır. Mecmuada bulunan şiirlerin çoğu Türkçe olmakla birlikte iki Arapça ve bir Farsça şiir de yer almaktadır. 5684 arşiv numarasıyla kayıtlı olan mecmuanın mürettibi belli değildir. Çalışmamızın amacı, Mecmûa-i İlâhiyât adlı eserin içindeki şiirleri ve nesre çevirilerini ortaya koymak, mecmuayı nazım şekilleri, nazım türleri, vezin, kafiye ve redifleri açısından incelemektir. Çalışmamız, inceleme ile metin ve çeviri olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. İlk kısımda mecmua ile ilgili genel bilgi verildikten sonra mecmua şekil ve muhteva açısından incelenmiştir. İkinci kısımda ise metin ve çeviri yer almaktadır. Çalışma sonucunda kaçıncı yüzyılda derlenmiş olduğu belli olmayan Mecmûa-i İlâhiyât adlı eser gün yüzüne çıkarılarak bilinmeyen şiirler ve şairler ortaya konmuştur.

Klasik Türk edebiyatıMecmua-i İlahiyyatNazım+5
Mawloda Aqaeı
Necmettin Erbakan University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik Türk şiirinde akıl

Akıl insanı diğer canlılardan ayıran özelliğidir. İnsan varoluşunu onunla anlamlandırır, onunla düşünür, uygular ve eleştirir. Bundan dolayı aklın neliği konusu felsefe, kelâm, tasavvuf başta olmak üzere ilimlerin başlıca araştırma konularındandır. Klasik Türk şiiri 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar çok geniş bir coğrafyada hayat bulmuş, düşünsel yönü güçlü bir edebi etkinliktir. Farklı kültürlerden, farklı mesleklerden ve farklı mizaçlardan farklı dünya görüşüne sahip insanları çatısı altında toplamış büyük bir edebi faaliyettir. Aklın Klasik Türk şiirinde ele alınışı ise daha önce üzerinde çok çalışılmamış bir konu olarak görünmektedir. Bundan dolayı aklın Klasik Türk şiirinde ele alınışı çalışmanın ortaya çıkmasını sağlayan merak noktasıdır. Bu çalışmada Klasik Türk şiirinde aklın ele alınışı incelenmiştir. Akıl öncelikli olarak kavramsal açıdan ve ilimler açısından ele alınmıştır. Daha sonra Klasik Türk şiirinde incelenen metinlerde sıkça aklın işlevlerine ve aşkla ilişkisine değinildiği için akıl, işlevi ve aşkla ilişkisi bakımından ele alınmıştır. İşlevi açısından incelendiğinde aklın çıkarımsal ve sezgisel akıl olarak ele alındığı görülmüştür. Aşkla ilişkisi bakımından incelendiğinde ise aklın aşk karşısında aciz olduğu görülmüştür. Sonuç bölümünde ise aklın kullanım amacı ve yerine göre farklı şekillerde değerlendirilişi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Şiirinde Akıl, Klasik Türk Şiiri, akıl, Türk şiiri, aklın işlevleri, aşk ve akıl.

AkılAşkKlasik Türk edebiyatı+2
Yunus Emre Ay
Necmettin Erbakan University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Nidâî: Tenbîhnâme (Dil incelemesi, tenkitli metin, dizin)

Bu doktora çalışmasında 16. yüzyılda yaşamış ve daha çok hekim kimliğiyle tanınmış olan Nidâî'nin Tenbîhnâme adlı eserinin tenkitli metninin oluşturulması, dil, imlâ ve içerik yönünden incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma "Giriş" ve "Sonuç" bölümleri dışında 6 bölümden oluşmaktadır. "Giriş" bölümünde Tenbîhnâme'nin nasihatnâme geleneğimiz içindeki yerini tespit edebilmek amacıyla Türk Klasik edebiyatında nasihatname geleneği hakkında genel bilgiler verilmiştir. "1. Bölüm"de Nidâî'nin hayatı, sanatı ve eserleri ele alınmış, "2. Bölüm"de Tenbîhnâme, şekil ve muhteva özellikleri bakımından ayrıntılı bir şekilde tanıtılmıştır. Ayrıca yine bu bölümde Tenbihnâme'de yer alan hikâyelerin özetleri verilmiş, hikâyeler; kişi, mekân, zaman ve olay örgüsü gibi yapısal unsurları bakımından da değerlendirilmiştir. "3. Bölüm"de ise Tenbihnâme'nin imlâ ve dil özellikleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. H. 952 (M. 1545) tarihinde yazılmış olan Tenbîhnâme, Eski Anadolu Türkçesi'nden Osmanlı Türkçesine geçiş dönemi eseridir. Bu nedenle eserin dil özellikleri art zamanlı bir bakış açısıyla Eski Türkçe ve Eski Anadolu Türkçesi dönemleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. "4. Bölüm"de Tenbîhnâme cümle bilgisi açısından incelenmiş, "5. Bölüm"de Tenbîhnâme'nin nüshaları tanıtıldıktan sonra tenkitli metne yer verilmiştir. Tenkitli metnin sayfa ve satır düzeni Almanya Berlin Devlet Kütüphanesi nüshasına göre oluşturulmuş, diğer nüshaların sadece sayfa numaraları belirtilmiştir. Dizin başlıklı "6. Bölüm"de metnin gramatikal dizini yer almıştır. Dizinde yer alan kelimelerin anlamları metindeki bağlamları dikkate alınarak verilmiştir. Son olarak ise çalışmada ulaşılan sonuçlar "Sonuç" başlığı altında ele alınmıştır. Anahtar Sözcükler: Nidâî, Tenbîhnâme, Tenkitli Metin, Dil İncelemesi, Dizin

16. yüzyılDilbilgisiDilbilim+7
Murat Parlakpınar
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi nadir eserler kütüphanesi 10740 numaralı Şiir mecmuasının "Mecmuaların sistematik tasnifi projesi"ne (MESTAP) göre tasnifi

Kelime anlamı olarak; "toplanmış, bir araya getirilmiş demek" olan mecmualar, tek bir kişinin ya da birden fazla kişinin kendi beğenilerine göre oluşturdukları eserler bütünüdür. Bu eserler, derleyicilerinin şiir zevkini yansıtmaları bakımından önemli oldukları gibi yazıldıkları dönemlerin şiir telakkileri hakkında genel bir kanaat oluşturmaları bakımından da önemlidir. Yazma eser kütüphanelerimizde bu türden oldukça fazla eser bulunmaktadır. Bunların bir kısmı üzerinde çeşitli çalışmalar yapılmış olsa da üzerinde çalışılmayı bekleyen daha birçok mecmua bulunmaktadır. Bu çalışmamızın konusunu daha önce üzerinde herhangi bir bilimsel çalışma yapılmayan İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi 10740 numaralı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi oluşturmaktadır. Çalışmaya Türk edebiyatında yazılmış olan mecmualar hakkında genel bilgiler verilerek bu eserlerin klasik Türk edebiyatındaki öneminden ve sınıflandırılmasından bahsedilerek başlanmıştır. Ardından üzerinde çalışma yaptığımız mecmuanın şekil ve muhteva olarak tasnifi ve tanıtımı yapılmıştır. Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) hakkında bilgi verilerek bu mecmuada yer alan şair ve şiir sayıları, şairlerin yaşadıkları yüzyıllar, nazım şekilleri ve aruz kalıplarının dağılımı gibi bilgilere yer verilmiştir. Daha sonra şekil ve muhteva olarak incelenen şiir mecmuasının transkripsiyonlu metnine yer verilmiştir. Mecmuadaki şiirler, şairlerin divanları varsa divanlardaki şiirlerle karşılaştırılarak farklılıklar ve divanlarda bulunmayan şiirler dipnotta belirtildikten sonra MESTAP tablosuna yer verilmiştir. Sekiz sütundan oluşan tabloda her bir satır bir şiire ayrılmıştır. Bu tablo; sayfa numarası, şairin mahlası, matla beyiti ya da bendi, makta beyiti ya da bendi, nazım şekli/birimi, nazım türü, vezin ve açıklamalar şeklinde oluşturulmuştur. Çalışmamızın sonunda istifade edilen çalışmaları ihtiva eden kaynakçaya yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, mecmua, MESTAP, Divan şiiri.

DergilerEdebiyat dergisiKlasik Türk edebiyatı+5
Fatma Tapsız
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi "TY 1724" numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesine (MESTAP) göre tasnifi

Mecmualar sahip oldukları zengin muhtevalarıyla klasik Türk edebiyatının önemli kaynakları arasında yer alan eserlerdir. Kütüphanelerimizde çok farklı örneklerine rastlanan bu tür eserler üzerine yapılan çalışmalar her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmanın konusunu da İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'nde TY 1724 arşiv numarasıyla kayıtlı olan Mecmû'a-i Eş'âr'ın çeviri yazılı metni ve Şiir Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi oluşturmaktadır. Mecmuada mürettip ve derlenme tarihi ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Şiirleri yer alan şairlerin yaşadıkları yüzyıllar, şairlerle ilgili biyografik kayıtlar ve düşürülen tarih beyitleri göz önünde bulundurularak mecmuanın 18. yüzyılda tertip edildiği söylenebilir. Mecmuada çoğunluğu 16. yüzyıla ait olmak üzere 196 şaire ait toplam 946 adet manzum ve mensur metin bulunmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde mecmuaların genel özellikleri ve önemi hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde çalışmamıza konu olan mecmua tanıtılarak şair ve şiir sayıları, nazım şekilleri ve vezin gibi şekil özellikleri ortaya konulmuş ve mecmuanın muhtevasına değinilmiştir. Mecmuada şiirleri bulunan şairler, nazım şekilleri ve kullanılan vezinler tablolar halinde gösterilmiştir. Üçüncü bölümde metnin kuruluşunda izlenen yöntem belirtildikten sonra mecmuada yer alan şiirlerin çeviri yazılı metni verilmiştir. Divanı olan şairlerin şiirleri bu divan nüshalarıyla karşılaştırılarak farklılıklar tespit edilmiştir. Bazı şairlerin divanlarında olmayan şiirleri veya eksik beyitleri tespit edilerek hem dipnotta hem de inceleme kısmında belirtilmiştir. Dördüncü bölümde mecmuadaki şiirlerin Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi yapılmıştır. Beşinci bölümde ise sonuçların ortaya konulması, kaynakça ve şairler dizini ile çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, TY 1724, Şiir Mecmuası, MESTAP.

Klasik Türk edebiyatıMecmuaların Sistematik Tasnifi Projesiİstanbul Üniversitesi+2
Zahide Efe
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi "T 3819" numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesine (MESTAP) göre tasnifi

Klasik Türk edebiyatının önemli kaynakları arasında yer alan mecmualar, derlendikleri dönemin şiir anlayışını, edebî zevkini, estetik beğenisini ve daha birçok özelliği hakkında bilgi sunar. Mecmualar bir şairin divanında yer almayan şiirleri ya da başka kaynaklarda adı geçmeyen şairlerin şiirlerini tespit etmeye katkıları bakımından da edebiyat tarihimiz için oldukça önemlidir. Bu çalışmanın konusunu da İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi "T 3819" numarada kayıtlı şiir mecmuasının çeviri yazılı metni ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi oluşturmaktadır. Mecmuanın müstensih ve istinsah tarihi hakkında herhangi bir bilgi yoktur. Şiirleri yer alan şairlerin yaşadıkları yüzyıllar ile şairlerle ilgili biyografik kayıtlar göz önünde bulundurularak mecmuanın 16. yüzyılda tertip edildiği tahmin edilmektedir. Toplam 89 varak olan bu şiir mecmuasında 58 farklı şairin şiiri yer almaktadır. Bu şairler arasında en çok şiiri bulunan şair, Bâkî'dir. Şiirlerin büyük bir kısmı gazel nazım şekliyle yazılmıştır. Mecmuada yer alan şiirler, şairlerin yayımlanmış divanları ile karşılaştırılmış ve aralarındaki farklar dipnotlarda gösterilmiştir.

Klasik Türk edebiyatıMecmuaların Sistematik Tasnifi ProjesiŞairler+2
Ömer Kaplan
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00

Related subjects