Classical Turkish literature

126 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Klâsik Türk şiir geleneğinde hâtem redifli kasîdeler üzerine bir inceleme

Bu çalışma, genel bir bakış açısıyla hâtem, hâtemin Klâsik Türk şiirindeki kullanımı ve bulunan şairlerin hâtem redifli kasîdeleri tespit edilerek metinlerin incelenmesini içermektedir. Tez çalışmasında öncelikle bir yetki alâmeti olan hâtemin tanımı yapılmış, Osmanlı Devleti'nde mühür ve mühür yüzüğü kültürü ve bu kültürün Klâsik Türk şiirine yansımaları üzerinde durularak genel anlamda mührün kasîdelerde kendisine benzetilen olarak kullanımı incelenmiştir. İncelenen metinlerden ilki XV. yüzyıl şairi Necâtî Bey tarafından söylenilen hâtem redifli kasîdedir ve bu kasîde zemin şiir olarak kabul edilmiştir. XVI. ve XVII. yüzyıllarda bu metne nazîre olarak söylenilmiş 10 hâtem redifli kasîde nazîre geleneği açısından incelenerek metinlere mukayese yöntemi uygulanmıştır. Yapılan araştırmalar ve karşılaştırmalar sonucunda zemin şiire söylenilen kasîdelerin inceleme yöntemini Zihniyet, Dil ve Anlatım, Ses Unsurları/Âhenk, Söz Varlığı, Edebî Sanatlar, Vezin ve Armoni ile metinlerin anlatım plânı gibi başlıklar teşkil etmektedir. İncelenen metinlerle ilgili olarak üretilen tablo ve grafikler de çalışmanın görsel boyutunu teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk Edebiyatı, Nazîre, Kasîde, Redîf, Hâtem

HatemKasideKlasik Türk edebiyatı+4
Kamıla Osmanlı
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Klâsik Türk şiirinde tîg redifli kasîdeler üzerine bir inceleme

Klâsik Türk şiir tarihi, geçmişe dayalı bir gelenektir ve bu geleneğe ait nazım şekilleri içinde kasidelerin rolü büyüktür. Şiirin tamamlayıcısı olan belge redifler kaside nazım şeklinin önemli unsurlarındandır. Bu çalışma, birbirine nazire olarak söylenilen tîg redifli kasideleri içermektedir. Kılıç anlamına gelen tîg kelimesi Osmanlı döneminde savaş kültürünü yansıtan önemli unsurlardandır. Klâsik Türk şiirinde seyf, şemşir, hüsam gibi kelimelerle de adlandırılan kılıç; adâlet ve kılıç, bilgi ve kılıç, cesaret ve kılıç, dil ve kılıç, dini inanç ve kılıç, dostluk ve kılıç, düşmanlık ve kılıç, güç ve kılıç, yiğitlik ve kılıç şeklinde metinlerde yer alır. Çalışmada öncelikle tîg tanım ve tavsif edilerek Osmanlı döneminde kılıç etrafında oluşan kültürün Klâsik Türk şiirindeki tezahürü üzerinden kasidelerde memduh-rig ilişkisi zihniyet bağlamında incelenmiştir. İncelemede esas alınan metin sayısı yedi olup bunlardan ilki, 15. yüzyıl şairi Necâtî Bey'e aittir ve zemin şiir olarak kabul edilir. Bu kasideyi takiben incelenen şiirler kronolojik olarak sıralandığında 16. yüzyılda Lâmi'î Çelebi, Hayâli, Mahremi, Üsküplü İshâk Çelebi, Emânî ve Üsküplü Atâ tarafından söylenildiği görülmektedir. Çalışmada nazire geleneği içinde söylenilen bu kasideler benimsenen yöntemsel model çerçevesinde birbiriyle mukayese edilerek ortak, benzer ve farklı özellikleri tablo ve grafiklerle ortaya konulmuştur. Yürütülen çalışmada, şairlerin kasidelerinde işlenen tabiat olaylarına, kozmik unsurlara, örf ve adetler ve İslâmî değerlere felsefi açıdan yaklaşılarak şiirin zihniyetini oluşturan unsurlar ortaya konuldu. Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk şiiri, Kaside, Nazire, Redif, Tîg

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+6
Halil Gündeş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmûʿa-i eşʿâr (Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi Y-410) (İnceleme, metin ve MESTAP'a göre tasnifi)

Mecmûʿalar, edebiyat tarihi açısından kaynak eserler olması bakımından önem arz etmektedir. Bununla birlikte şairlerin dîvânlarında yer almayan şiirlerine mecmûʿalarda rastlanılmaktadır. Bu şiirleri gün yüzüne çıkarmak o dönemin edebi zevk ve beğenileri hakkında bilgi edinilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada, Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi Y-410 numarada kayıtlı Mecmûʿa-i Eşʿâr'da yer alan 1a-45b sayfaları arasındaki şiirlerin transkripsiyonu ve incelemesi yapılmıştır. Eser 45 varaktan oluşan ve taʿlik hatla kaleme alınmış el yazması bir eserdir. Eserin müstensihi ve istinsah tarihi belli değildir. Mecmûʿa-i Eşʿâr'daki şiirler genel olarak 15-18. yüzyıl arasında yaşayan şairlere aittir. Bu şairler arasında; ʿAbîdî, Ahdî, Azîzî, Bâkî, Behiştî, Beyânî, Cenâbî, Cevrî Çelebi, Cihânî, Emrî, Figânî, Firâkî, Gâzâli, Hâfız, Hamîdî, Halîlî, Hayretî, Hilâlî, Hüdâyî, Kamî, Kudsî-zâde Mehmed Şeyhî Efendi, Lâmiʿî, Latîfî, Levhî, Meylî, Misâlî, Muhibbî, Murâdî, Necâtî, Nefʿi, Nevʿî, Nizâmî, Rahmî, Revânî, Riyâzî, Sâdık, Sâʿi, Selîmî, Tabʿî, ʿUlvî, Vâlihî, Yahyâ, Zâtî, Zînetî ve ismi tespit edilemeyen bir şair olmak üzere 45 şair bulunmaktadır. Mecmûʿa'da; 81 gazel, 10 kaside, 6 müfred, 4 müseddes, 3 tarih, 3 kıtʿa, 2 rubâʿî, 1 muhammes, 1 koşma, 1 tercî-i bend, 1 terkîb-i bend yer almaktadır. Mecmûʿa'daki şiirlerin şekil ve içerik özellikleri incelenerek metnin transkripsiyonuna yer verilmiştir. Mecmûʿa'da yer alan şiirler, şairlerin dîvânlarıyla karşılaştırılarak farklılıklar dipnotlarda belirtilmiştir. Çalışmada, Y-410 numarada kayıtlı Mecmûʿa'nın çeviri yazılı metni verildikten sonra MESTAP'a göre tasnifine yer verilmiştir.

Klasik Türk edebiyatıMecmu`a-i Eş`arMecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi+2
Sebiha Kör
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ege adalarında klasik Türk şiiri ve şairler

Türkiye ile Yunanistan'ı birbirine bağlayan Ege Denizi, Osmanlı devrinde Adalar Denizi olarak anılmış ve orada bulunan adaları kapsayan sahaya da Cezâyir-i Bahr-i Sefîd eyaleti denilmiştir. XV. yüzyılda ilk Osmanlı fetihlerinin görüldüğü Ege, XVII. asırda tamamen Türk iç denizi hâline gelmiştir. XX. yüzyıla kadar süren bu hâkimiyet, Osmanlı'nın tarih sahnesinden çekilmesiyle sona ermiştir. Ege Denizi'ndeki adaların çoğu Lozan Antlaşması başta olmak üzere farklı antlaşma ve savaşlarla Yunanistan'a bırakılmıştır. Osmanlı dönemi Ege adaları Müslüman Türk, Ortodoks Rum, Katolik Latin ve Yahudi halkıyla kozmopolit bir yapıya sahiptir. Bu çok renklilik konuşma dilinden edebiyata, sosyal yaşantıdan mimariye uzanan bir "Ada Kültürü" ortaya çıkarmıştır. Hazırlanan bu tezde günümüzde Yunanistan sınırlarında bulunan Eğriboz, Girit, Limni, Midilli, Rodos, Sakız, İstanköy, İşketoz ve Semadirek adaları incelenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci kısmında; bahsedilen adaların fetih öncesi durumu, fethi ve elden çıkışına kadarki tarihî serencamı muhtasar şekilde anlatılmıştır. Ayrıca Osmanlı'nın adalara Türk İslam kimliği kazandırmak için yaptığı iskânlar, imar faaliyetleri, adalardaki sufi oluşumlar gösterilmiştir. Yine adaların dînî, edebî ve kültürel yönünü canlandıran kişiler ile dergâh ve konak gibi edebî mahfillerine işaret edilmiştir. Tezin ikinci bölümünde Osmanlı döneminde bu dokuz adada doğanlar ile başka yerde doğsa bile farklı sebeplerle adalara gelmiş ve orada vefat edip defnedilmiş 107 şairin biyografileri yazılmıştır. Klasik kaynaklar ve güncel tetkikler arasında çapraz okumalar yapılarak doğru hayat hikâyeleri oluşturulmaya çalışılmış ve şairlere ait örnek şiirler sunularak şairlik yönleri gösterilmiştir. Ayrıca sahip oldukları eserler ve mevcut vaziyetleri hakkında bilgi verilerek bir bibliyografyanın oluşmasına imkân sağlanmıştır. Üçüncü bölümde ise adaların adalı şairlerin şiirlerindeki yeri araştırılmıştır. Belirlenen şairlerin divan ve manzum eserleri taranarak; adalar coğrafyası, adaların dînî, tasavvufî, sosyal ve kültürel yapısı, gayr-i müslimlerle ilişkiler, şairlerin aşka ve güzelliğe bakışı gibi konular pek çok alt başlıkta tematik olarak incelenmiştir.

BiyografiEge DeniziEge adaları+6
Amet Molla Memet
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

British Library or 4129 numaralı yazma şiir mecmuası (İnceleme-metin)

Bu çalışmada İngiltere British Library'de bulunan 4129 numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni sunulup eser üzerinde incelemelerde bulunulmuştur. Mecmuanın tanımı ile birlikte bunun edebiyat tarihindeki yeri ve önemi anlatılmıştır. Daha sonra 116 varaklık araştırma konusu olan mecmua ile ilgili bilgiler verilmiştir. Gazellerin çoğunlukta olduğu ve 408 şiir içeren bu mecmuada, kasîde, terciè-bend, tahmis, muhammes ve müseddes nazım şekilleri de bulunmaktadır. Tez, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Klasik Türk Edebiyatında mecmua ve nazîre ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde çalışma konusu olan mecmuanın şekil ve muhtevasına dair incelemelerde bulunulmuştur. İkinci bölümde ise mecmuanın divanlarla karşılaştırmalı metni ve sonuç yer almaktadır. Anaftar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmua Geleneği, Şiir Mecmuaları, Nazîre.

British LibraryKlasik Türk edebiyatıNazireler+2
Yüksel Karaman
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

XIX.yüzyıl klâsik Türk şiirinde mevsimler

Bünyesinde ihtiva ettiği edebi ve kültürel değerle birlikte, Klasik Türk şiirinin en önemli özelliklerinden biri de, çevresinde var olan birçok unsura sanatsal bir kimlik büründürerek, onu şiir malzemesi yapmasıdır. Dış dünyaya kapalı olduğu düşünülen bu kadim şiir geleneğinin böyle bir yapıya sahip olması önemli bir özelliktir. Şairlerin, değişik hayaller içinde düşündüğü ve konu edindiği unsurlardan biri de mevsimlerdir. Mevsimleri gerçek, mecaz ya da terim anlamlarıyla birlikte düşünen Divan şairleri, böylelikle bir benzetme ilgisi kurmuşlardır. Bahar, yaz, sonbahar, kış; ağaç, çiçek, bağ, bahçe gülzar; ay, yıl gece, gündüz, seher gibi unsurlar âşık, sevgili, rakip üçlüsünün hikâyesini tabiat özelinde oluşturan kavramlardır. Bu çalışmada XIX. yüzyıl Klasik Türk şiirinden hareketle mevsimler ve mevsimsel unsurlar ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Şiiri, Mevsim, Zaman, Tabiat

19. yüzyılDoğaKlasik Türk edebiyatı+5
Rıdvan Gündoğdu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Peygamber kıssalarının klasik Türk şiirine yansımaları

Divan şairleri, mensup oldukları toplumsal yapının bir parçası olarak İslam dini ve kültürüyle yetişmiş ve eserlerini bu kültürel birikimden faydalanarak meydana getirmişlerdir. Bu kültürel birikimin bir parçası olarak, kaynakları Kur'an'a ve hadis kitaplarına dayanan peygamberler ve kıssalarının söz konusu edebî faaliyet içinde sıklıkla kullanıldığını, çeşitli benzetmeler ve telmihler yoluyla eserlerde işlendiğini görmekteyiz. Buna bağlı olarak bu çalışmanın amacı; gazel ve kaside nazım biçimiyle yazılmış şiirlerde peygamberler ve kıssalarının hangi yönleriyle nasıl işlendiklerini, en çok hangi peygamberlerin hangi kıssalarıyla ele alındıklarını ortaya koymak ve irdelemektir.

Eski Türk edebiyatıKlasik Türk edebiyatıPeygamberler
İshak Taşdelen
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Semiz-z?de Süleyman Rüşdî Efendi ve div?nı

Genel hatlarıyla XIX. yy divan şairlerinden olan Semiz-z?de Süleyman Rüşdî, Uşş?kî tarikatına mensuptur. İlk eğitimini mahalle mektebinde almıştır. Ardından Muhammed Zühdî adında bir uşş?kî şeyhinden dersler almış, olgunluk dönemine bu hocasının yanında erişmiştir. Hayatı hakkında oldukça derin bir çalışma yürüttüğümüz Rüşdî, tahminlerimize göre M. 1768 (H. 1181)'de doğmuş, M. 1855 (H. 1272) yılında da vefat etmiştir. Eğitim hayatına başladığı yıllardan itibaren sanata alaka duyan Rüşdî'nin bir divan eseri mevcuttur. Yaklaşık 4000 beyitten oluşan divanda 506 şiir bulunmaktadır. Uşş?kî Tarîkatının pîrlerini baştan sona sırasıyla sunan ?Silsile-i Tarîk-i Uşş?kî?, tıp ilmiyle alakalı ?Menafi'ün-n?s? isimli Nidaî Ankaravî tarafından istinsah edilen bir eseri vardır. Çalışmamızın muhteviyatını Rüşdî'nin divanı oluşturmaktadır.Çalışmamızın ilk bölümünde Semiz-z?de Süleyman Rüşdî'nin hayatı, edebi şahsiyeti ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde ise divanın şekil özelliklerine yer verilmiştir. Bu bölümde şairin 506 manzumesinin şekil, tür, vezin ve kafiye özellikleri belirlenmiş, bu bilgiler tablolarla daha somut hale getirilmiştir. Bununla şairin Klasik Türk Edebiyatı'ndaki yerinin tespitine çalışılmıştır. Üçüncü bölümde de divan, Osmanlı Türkçesi'nden günümüz Türkiye Türkçesine transkripsiyon harfleriyle aktarılmış, böylece okurun orijinal metine daha kolay vakıf olması amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Rüşdî Divanı, Semiz-z?de Süleyman Rüşdî, XIX. yüzyıl.

19. yüzyılDivan edebiyatıDivan şiiri+4
Kenan Semiz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl klasik Türk şiirinde mevsimler

Divân şiirinde mevsimler ve mevsimsel unsurlar yani;bahâr, hazân, kış, yaz, seher, akşam, bahçe, çiçek, rüzgâr v.b. sıkça kullanılmaktadır. Divan şairleri, şiirlerinde çeşitli benzerlikleri ifade ederken tabiat unsurlarına başvurmuşlardır.Tabiat, Divân şiirinin ana konularındandır. Divan şairleri aşkı, sevgiyi, hüznü, sevgiliyi ve ayrılığı anlatırken tabiat unsurlarını kullanmışlardır. Divân şiirinde bahâr, coşkunluğun ve aşkın sembolüdür. Denilebilir ki; tabiat, insan psikolojisinin dilidir.Divan şairlerinin malzemesi tabiattır. Bu malzemeyi ustalıkla ve incelikle kullanırlar. Orijinal manalar oluştururlar. Bu manalar Divân şiirinin bir zeka oyunu oluşunu kanıtlamaktadır. Ya tabiatı olduğu gibi ya da onu, görmek istedikleri gibi kullanırlar. Divân şiirinde çiçekler de geniş yer tutmaktadır. Bunların başında gül gelir. Gül, sevgilidir. Gülün kokusu, sevgilinin kokusudur. Gülü, lale, sümbül, nergis, yasemin, menekşe gibi çiçekler izler.Anahtar Kelimeler: Osmanlı Divân şiiri, Mevsim, Bahâr, Orjinallik, Tabiat, Aşk, Çiçekler, İnsan Psikolojisi

16. yüzyılAşkBahar+7
Bahar Yavaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Edirneli Şevki Divanı'nda sosyo-kültürel ve tarihsel hayata bir bakış

Bu çalışmanın konusu, "Edirneli Şevkî Divanı'nda Sosyo-Kültürel ve Tarihsel Hayata Bakış"tır. Çalışmamızın giriş kısmında, edebiyat, kültür, sosyal hayat ve tarih ilişkisi üzerinde durduk. Çalışmamızın metin kısmı üç ana bölümden oluşmaktadır: Edirneli Şevkî'nin hayatı, eserleri ve yaşadığı dönemin sosyo-kültürel ve tarihsel hayatına bakış; sosyo-kültürel hayata bakış; tarihsel hayata bakış. Çalışmamızda tarafsız, nesnel ve bilimsel çizgiden sapmayan bir metot gözettik.Ana kaynak olarak "Edirneli Şevkî Dîvânı, Haz. Prof. Dr. Halil İbrahim YAKAR, Konya, 2010" adlı eseri baz aldık. Çalışmamızı hazırlarken ilk önce eseri baştan sona taradık. Daha sonra ilgili unsurları, sosyo- kültürel hayata ve tarihsel hayata yansıyan unsurları bulup fişledik. Hemen arkasından bu fişleri tasnif ettik. İhtiyaç duyulan düzenlemelerden sonra seçilen beyitlerin nesre çevirisini yaptık. Devamında ilgili unsurlara göre yorumlarda bulunduk. Şahsi yorumlarımız yanında, ilgili kaynaklarda zikredilen açıklamalara da yer verdik. Anahtar Kelimeler: Edirneli Şevkî, Sosyo-Kültürel Hayat, Tahlil, Klasik Türk Şiiri.

16. yüzyılDeyimlerDivanlar+7
Beyna Giray
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Amrî Divanı'nın tahlili

"Amrî Divanı'nın Tahlili" adını taşıyan bu çalışma 16. yüzyıl Klâsik Türk şiiri şairlerinden Amrî'nin divanının tahlili üzerinedir. Döneminin önemli bir şairi olmasına rağmen divanının üzerine tahlil çalışması yapılmamıştır. Bu nedenle Amrî'nin duygu, düşünce ve hayal dünyasının edebiyat ve kültür yaşantımıza kazandırmak gerektiği düşüncesi ile böyle bir çalışmanın yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada Mehmet Çavuşoğlu'nun Amrî Dîvan (Tenkidli Basım) adını taşıyan eseri esas alınmıştır. Çalışmada uygulanan yöntemler ise şu şekildedir: İlk olarak Amrî Divanı'nı meydana getiren unsur ve mefhumlar tespit edilmiştir. Tespit edilen unsur ve mefhumların hangi sebeplerle, nasıl, nerelerde, hangi manada ve hangi sınırlar içerisinde kullanıldığına dair izahta ve tasnifte bulunulmuştur. Tasnif edilen malzemeden hareketle şairin kavram dünyasına girilerek, fikrî ve edebî kişiliği ortaya konulmuştur. Çalışma, bir divan tahlili çalışması olmakla birlikte genel çerçevede edebiyat tarihine kaynak oluşturacaktır. Hem 16. yüzyılda oluşturulan edebiyata, bilime, sanata hem de Klâsik Türk şiiri tarihine ışık tutacak olan çalışma, sadece edebiyata değil aynı zamanda kültürel mirasa da önemli katkılar sağlayacak, araştırmacılara yeni konu ve imkânlar sunacaktır.

16. yüzyılAmriDivan edebiyatı+4
Gökhan Aydin
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Atatürk kitaplığı bel_yz_k.0700 numarada kayıtlı bir şiir mecmuası: Transkripsiyonlu metin-inceleme (I. bölüm 1a-60a)

Son yıllarda yapılan birçok çalışma ile edebiyat tarihi açısından mecmuaların önemi gözler önüne serilmiştir. Şiir mecmualarına ilk örnek XV. yüzyılda Ömer bin Mezîd tarafından verilmiştir. Daha sonra Klasik Türk edebiyatının gelişimiyle birlikte mecmuaların sayısında ve niteliğinde de artış sağlanmıştır. Klasik Türk edebiyatı tarihi içerisinde tezkirelerde hakkında bilgi bulunmayan, divan tertip etmemiş veya var olan eserleri günümüze ulaşma imkânı bulamayan şairlerle ilgili malumatlara mecmualar sayesinde ulaşılır. Bunun haricinde mecmualar kaleme alındıkları devrin edebi anlayışına ışık tutmuş ve tenkidli divan neşirlerinde de araştırmacıların faydalandıkları başlıca kaynaklar olmuşlardır. Bu çalışmada derleyicisinin bilinmediği, tek nüshası Atatürk Kitaplığı Bel_Yz_K.0700 numarada kayıtlı şiir mecmuası (1a-60a İnceleme-Metin) ele alınmıştır. Çalışmada bahsi geçen mecmua transkripsiyon alfabesiyle günümüz alfabesine çevrilmiştir. İnceleme bölümünde mecmuanın edebiyat tarihimizdeki yerine ve önemine dikkat çekilmiştir. Ayrıca mecmuanın muhtevası hakkında bilgiler verilmeye çalışılmış ve manzumeler daha önce yayınlanmış çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen verilen tablolar halinde sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Klasik Türk edebiyatı, mecmua, şiir mecmuaları, Atatürk Kitaplığı

Divan şiiriKlasik Türk edebiyatıİstanbul Atatürk Kitaplığı+3
Nurettin Fırat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Pinhan ve Mahrem romanları odağında Elif Şafak`ın romanlarında görülen klasik Türk edebiyatı dönemi kültür unsurları

Bu çalışmada, Pinhan ve Mahrem romanları odağında, Elif Şafak'ın romanlarında Klasik Türk Edebiyatı dönemine ait kültür unsurlarını saptamayı ve bu unsurların romanlarda nasıl ve hangi amaçla kullanıldığını belirlemeyi amaçladık.Pinhan romanın tematik olarak da biçimsel olarak da tasavvuf düşüncesi üzerine inşa edildiğini gördük. Anasır-ı erbaa, devir, tekerrür, zıtlık, Aşk, içsel yolculuk, denge, insan sevgisi, halka, isimler, inci gibi tasavvuf kavramlarının yanında çift cinsiyetlilik, eski İstanbul mahalle yaşamı, hurafeler gibi temaların masalsı, fantastik bir biçimde anlatıya dönüştürüldüğünü saptadık. Romanın biçimsel düzenlenişinin dört unsura göre tasarlandığını, kurgunun da çember kavramına göre düzenlendiğini belirledik.Mahrem romanında görme ve görülme sorunları anlatılırken, yazarın bu soruna tarihsel bir arka plan kurgulayarak mitolojiden, dinsel metinlerden, efsanelerden, Şamanizm'den, Kuran'dan yaptığı alıntılarla metinlerarasılık çerçevesinde mahrem kavramını derinliğine sorunsallaştırdığını gördük. Her iki romanın anlatımında Klasik Türk Edebiyatı metinlerinde görülen telmih, teşhis, teşbih, seci, aliterasyon ve tekrarlara bolca yer verildiğini, böylece masalsı-şiirsel bir üsluba ulaşıldığını saptadık. Yazarın; Şehrin Aynaları, Bit Palas, Baba ve Piç, Araf, Siyah Süt, Aşk romanlarında ise bireysel ve toplumsal temaları belirledik. Bireysel tema olarak sorunlu aile bireylerinin iç dünyalarının, yalnızlığın, yabancılaşmanın, köksüzleşmenin, sevgisizliğin, korku ve endişenin, intihar ve ölüm düşüncesinin, arada kalmışlığın, aşkın, varoluş sıkıntısının, aidiyet duygusunun, çocukluk acılarının, ruhsal sorunların sıklıkla işlendiğini gördük. Toplumsal tema olarak geçmişin, tasavvufun, dinsel çatışmanın ve hoşgörünün, azınlık sorunlarının, geleneksel mahalle yaşamının, hurafelerin, kadın sorunlarının, modern dünyanın getirdiği sorunların, kaderin, zamanın, Doğu-Batı sorunlarının ele alındığını belirledikSonuç olarak, Elif Şafak'ın romanlarında tema ve anlatım açısından Klasik Dönem Türk Edebiyatı unsurlarının belirleyici bir öneme sahip olduğu görüşüne vardık.Anahtar Kelimeler: Çift cinsiyetlilik, halka, sır, isim, vuslat, geçmiş, Avrupalılaşma, görme.

EdebiyatKlasik Türk edebiyatıKültür+4
Mustafa Ever
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Bibliothèque Nationale de France 1624 numaralı şiir mecmûası (İnceleme-metin-sözlük-tıpkıbasım)

Türk dili ve edebiyatı, tarihin karanlık devirlerinden günümüze kökler salarak, binlerce yıldır Türk milletinin zihin ve gönül dünyalarını beslemiş, nesiller arasında kimi zaman sözlü kimi zaman da yazılı ürünlerle köprüler kurarak etkileşim sağlamıştır. Bu etkileşim, bazen bir şiir bazen de bir şiirin bestelenmesiyle ortaya çıkan şarkılarla sağlanmıştır. Ülkemizde ve dünyanın çeşitli kütüphanelerinde bilim, kültür ve sanat dünyamızı aydınlatan birçok elyazması eserin mevcûdiyeti ehillerince maruftur. Hiç şüphesiz mecmûalar da bu eserlerin önemli bir bölümünü oluşturur. Çalıştığımız mecmûa, Bibliothèque Nationale de France 1624 numarada kayıtlı şiir mecmûasının 40a ila 110a varaklarıdır. Mecmûanın mürettibi belli değildir. Eksik beyitli ve aslından farklı yazılmış şiirlerle beraber, farklı şairlerin şiirlerine ve şarkı türü örneklerine de bol miktarda rastlanmaktadır. Şairi belli olmayan şiirler de vardır. Çalışmanın ilk bölümünde mecmûa hakkında genel bilgilere, ikinci bölümünde transkripsiyonlu metne ve son bölümünde de sonuç ve sözlük kısımlarına yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Klâsik Türk Edebiyatı, Mecmûa, Şiir, Şarkı, Transkripsiyonlu Metin

Divan şiiriKlasik Türk edebiyatıŞairler+3
Yusuf Ersin
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yozgatlı Hüznî ve Fuzûlî gazellerinin karşılaştırılması

Klasik Türk edebiyatı, şiirin ön planda olduğu, anlam ve söyleyişin bir araya gelmesiyle mükemmelin arandığı bir anlayışa sahiptir. Bu anlayış çerçevesinde yetişen ve XVI. yy'a damga vuran Fuzûlî ve artık divan edebiyatının son dönemi sayılabilecek XX. yy'ın son şâirlerinden olan Yozgatlı Hüznî'nin şiirleri, iki dönemin de şiir anlayışını tespit etmek açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı; iki dönemin de şiir anlayışının tespit edilmesine yardımcı olmak, ayrıca bu iki şâirin şiirlerinin karşılaştırılmaları ile de şâirlerin kendilerine has edebi kişiliklerini ortaya koymaktır. Bunun yanı sıra aradan geçen üç asıra rağmen iki şâirin ortak yanlarını tespit etmektir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde şâirlerin hayatları ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde iki şâirin Türkçe divanlarının mukayesesi yapılmıştır. Bu bölümde; nazım şekillerinin kıyası, vezin ve kafiye kıyası, özellikle de gazellerin kıyası yapılmıştır. Bunun yanı sıra iki şâirin de kullandığı ortak redifler tespit edilmiş ve benzerlikler incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise şâirlerin divanlarında bulunan gazellerin muhtevaları detaylıca incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Fuzûlî, Yozgatlı Hüznî, Mukayese, Muhteva.

16. yüzyıl20. yüzyılEdebiyat+7
Muhammed Burak Metin
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik Türk şiirinde âh

Klasik Türk şiiri aşk anlayışında, aşkın en önemli göstergelerinden biri "âh"tır. Çalışmamızın ana amacı, farklı yüzyıllardan seçtiğimiz on dört divandan elde edilen tanık beyitlerle âhın anlam dünyasını çözümlemektir. Beyit düzeyinde çokça karşılaştığımız, ilk anlamı ile bir nida edatı olan "âh" divan şiiri içinde tasavvuftan harf sembolizmine, teşbihten mecaza çok geniş bir anlam çerçevesi ve çağrışım dünyası ile karşımızda durmaktadır. Klasik Türk şiirini daha iyi anlayabilmek, şiirin ve şairlerin dünyasına yakından bakıp anlam kodlarını çözebilmemiz için diğer kavramlar gibi âh mazmunun anlam çerçevesini iyi belirlememiz gerekir. Bu çalışma böyle bir gayretin ürünüür. Anahtar kelimeler:Klasik Türk şiiri, mazmun, âh

Divan edebiyatıKlasik Türk edebiyatıTürk edebiyatı+2
Essum Aslan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı coğrafyasında farklı inanç zümreleri ve tezkire yazarlarının bu zümrelere bakış açıları

Tarihin her devrinde insanlar farklı inançları benimsemiş ve yaşamışlardır. Genel olarak Sünnî Müslümanlığı benimseyen Osmanlı Devleti'nde bunun yansımasını görmek mümkündür. Sünnîlik (ortodoksi) olarak ifade edilen bu baskın görüşün karşısında gelişen ve "heterodoksi" olarak ifade edilen birtakım düşünceleri benimseyen insanların genellikle bazı güçlükler yaşadığı görülmüştür. İçinden çıktığı hemen her toplumda bu kesimlerin sözleri kimi zaman bir küfür sayılmış hatta bu türden düşünceleri yüksek sesle dile getiren insanların hapse atıldığı yahut katledildiği dahi olmuştur. Ezoterik (içrek) gelenek dâhilinde geliştiğini söyleyebileceğimiz bu düşünce sistemlerinin bazı divan şairlerince de benimsendiği ve şiirlerde işlendiği bilinen bir husustur. Bu şairlerin ve benimsedikleri görüşlerin kendi dönemlerinden itibaren kaleme alınan tezkirelerde farklı bir şekilde dikkatlere sunulduğunu söyleyebiliriz. Bu çalışmada, esas olarak edebiyat tarihimizin en önemli biyografik kaynaklarından olan şairler tezkireleri taranarak yukarıdaki bağlamda zikredilen şairlerin tespit edilmesi ve bunların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu yolda ilk olarak kavramsal bir çerçeve oluşturmak için ezoterizm, ortodoksi, heteredoksi kavramları hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Arkasından Osmanlı sahasında kaleme alınan tezkirelerin kısaca tanıtılmış ve sonrasında Tezkire yazarlarının farklı inançları benimseyen -heterodoks kesime mensup gösterilen- şairlere karşı yaklaşımları incelenmiştir. Bu biyografik kaynakların olumlu veya olumsuz değerlendirmeleri karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Tezkire yazarlarının şahsî inancının şair biyografisine nasıl yansıdığı, Sünnî Müslümanlığa mensup şairler ile Sünnî olmayan şairlerin ne gibi ölçüler dâhilinde dikkatlere sunulduğu tespit edilmeye, ayrıca inancı olmadığı ileri sürülen şairlerin de hangi bakış açılarıyla değerlendirildiği ortaya konulmaya çalışılmıştır.

EzoterizmKlasik Türk edebiyatıOsmanlı Dönemi+7
Şükran Koyuncu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İBB Atatürk kitaplığı BEL YZ K 0773 numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve mecmuaların sistematik tasnifi projesi'ne (Mestap) göre tasnifi

Arapça "cem' " (جمع) kökünden türemiş bir kelime olan mecmua, "bir araya getirilen, derlenen, cem edilen" anlamlarına gelmektedir. Bir edebiyat terimi olarak mecmua, "farklı kişilere ait metinlerin/metin parçalarının bir araya getirildiği defter" olarak tanımlanmaktadır. Bugünkü antolojilerin ilk örnekleri olduğunu söyleyebileceğimiz şiir mecmuaları, derlenen şiirlerin nazım şekli ve muhteva özellikleri bakımından hem mürettibin şahsî zevki hem de şiirlerin yazıldıkları dönemin edebî zevki hakkında bilgiler vermektedir. Türk edebiyatında mecmuanın doğuşunu kaynaklar XV. yüzyıl olarak kaydetmektedir. Ömer Bin Mezid'in 1437 senesinde derlediği nazire mecmuası bu anlamda bilinen ilk eser olarak kabul edilmektedir. Takip eden yüzyıllarda ise farklı tür ve içeriklerde metinlerin derlendiği mecmualar ayrı bir telif türüne dönüşmüştür. Çalışmamızın konusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Bel Yz K0773 numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni ve "Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi"ne (MESTAP) göre tasnifinden oluşmaktadır. Çalışmamız "giriş" ve iki ayrı bölümden meydana gelmektedir. Mecmuanın tanıtımı, tarihsel gelişimi ve şiir mecmuaları hakkında genel bilgilerin verildiği giriş bölümünün ardından birinci bölümde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Bel Yz K 0773 numarada kayıtlı şiir mecmuasının tanıtımı yapılmıştır. Bu bölümün ardından ikinci bölümde tezimize konu olan mecmuanın transkripsiyonlu metni verilmiştir. Şiirlerin, yayımlanan divanlardan karşılaştırılması yapılmış ve elde edilen veriler dipnotlarda gösterilmiştir. Daha sonra "Şiir Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi"ne göre mecmuadaki manzumelerin matla ve makta beyitleri / bentleri MESTAP tablosuna işlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Şiir, Şiir Mecmuası.

DergilerKlasik Türk edebiyatıSınıflandırma+3
Rabia Alparslan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

BB Atatürk Kitaplığı Mc_Yz_K_0168 numarada kayıtlı mecmuanın transkripsiyonlu metni ve "şiir mecmualarının sistematik tasnifi projesi"ne (MESTAP) göre tasnifi

Arapça "cem'" kökünden türemiş olan mecmua, "toplanıp biriktirilmiş, tertip ve tanzim edilmiş şeylerin bütünü" anlamına gelmektedir. Edebî bir terim olarak da genellikle derleyicisinin zevkine göre farklı sanatçıların değişik türlerdeki eserlerinin toplanmasından meydana gelen manzum, mensur ya da manzum-mensur karışık defterler anlamında kullanılmıştır. Muhteva bakımından muhtelif çeşitleri bulunan mecmualardan biri de şiir mecmualarıdır. Yazıldığı dönem için antoloji niteliği taşıyan şiir mecmuaları biyografik kaynaklarda izine rastlayamadığımız şairlerin şiir veya şiirleriyle karşılaşma imkânını sağlamaktadır. Edebiyat tarihinde büyük bir boşluğu doldurduğu görülen şiir mecmuaları, yazıldığı dönemin edebî zevkine ışık tutmaktadır. Çalışmamızda, bir şiir mecmuası ele alınmıştır. Resmî ve özel kütüphanelerde bulunan tüm mecmuaların veri tabanı çıkartılarak edebiyat araştırmacılarının hizmetine sunulmasını amaçlayan "Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi" (MESTAP) kapsamında çalıştığımız söz konusu mecmua İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı Mc_Yz_K_0168 numarada kayıtlıdır. Derleyicisi hakkında herhangi bir bilgi içermeyen mecmua, 110 varaktır ve 303 şiirden oluşmaktadır. Bünyesinde 15.ve 19. yy arasında yaşamış olan şairlerin şiirlerini bulundurmaktadır. Çalışmada, ilk olarak mecmualar hakkında genel bilgiler verilmiş daha sonra incelediğimiz mecmuanın nüsha tavsifi yapılmıştır. Ardından mecmuada şiiri bulunan şairler ve şiir sayıları, şairlerin yaşadığı yüzyıllar, mecmuada bulunan nazım şekillerinin dağılımı, şiirlerin aruz ve hece ölçüsüne göre dağılımı tablolar halinde gösterilmiştir. Mecmuada yer alan şiirlerin nazım şekillerine göre sayfa numaraları verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde söz konusu mecmuanın transkripsiyonlu metni verilmiştir. Transkripsiyonlu metin, ilgili divanlar ve akademik çalışmalarla karşılaştırılması yapılarak farklılıklar dipnot şeklinde gösterilmiştir. Devamında MESTAP kapsamında sekiz sütundan oluşan tabloya 303 şiir yerleştirilmiştir.

Atatürk KitaplığıKlasik Türk edebiyatıMecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi+3
Sevilay Buse Gök
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Rıdvân b. Abdülmennân'ın Terceme-i Ahlâk-ı Muhsinî'si (1b-85b, inceleme-metin)

İnsanın yaratılıştan itibaren getirmiş olduğu ve kişinin iyi ya da kötü olarak nitelendirilmesine neden olan özellikleri ile ahlak; tarihsel süreç içerisinde her ferdi ve toplumu ilgilendiren bir mesele olmuştur. İslam'ı kabul eden milletlerin ahlak konusunda fikirleri ve ideal görüşleri Kur'an ve hadislere dayalı olarak gelişmiştir. İslam'ın kabulüyle beraber Arap, Fars ve Türk edebiyatlarında ahlakî eserler kaleme alındığında İslam ahlakı işlenmiş ve ortak yönlere vurgu yapılmıştır. Klasik Türk edebiyatında dinî-ahlakî bahislere önem verildiği ve bu konuda birçok eser yazıldığı bilinmektedir. Bu dönemde telifî ahlak kitaplarının yanında Arapça ve Farsçadan tercüme edilen eserlerin sayısı bir hayli fazladır. Bu eserlerden biri de başta Türkçe olmak üzere çeşitli dillere çevrilen Fars edebiyatının velud müelliflerinden Hüseyin Vâiz-i Kâşifî'nin (ö. H 910/M 1504-1505) 900/1494-95 yılında kaleme aldığı Ahlâk-ı Muhsinî'dir. Yazıldığı zamandan itibaren her asırda Türkçeye aktarılan kitabın tercümelerinden biri Rıdvân b. Abdülmennân tarafından yapılmıştır. İçerisinde ibadet, dua, şükür, sabır, edeb, tevazu, vefa, adalet gibi konuların ayrı başlıklar halinde ele alındığı kırk bölüm vardır. Her bir dinî-ahlakî kavram ayet, hadis, kıssa, atasözü, konuya uygun Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerle izah edilmiş ve ideal bir yöneticide olması gereken ahlakî vasıflar kırk olarak kabul edilmiştir. Bu değerlerin bir kısmı hükümdarla Allah arasında, bir kısmı da halkla hükümdar arasındadır. Bundan dolayı müellif eserini kırk bâba taksim etmiştir. Eserde genellikle orta nesir üslubunu tercih eden yazar, mevzuları izahta akıcı bir dil kullanmıştır. Metinde ele alınan kavramlar açıklanırken mevzuyla ilgili hikâyelere yer verilmiş, bu şekilde tahkiyeli anlatım tercih edilmiştir. Özellikle kıssalardaki şahısların İslâm büyükleri veya Arap ve Fars edebiyatında önemli kabul edilen kişiler olmasına dikkat edilmiştir. Bu çalışmada ahlak konusuna değinilmiş, Hüseyin Vâiz-i Kâşifî ile Rıdvân b. Abdülmennân'ın hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. Terceme-i Ahlâk-ı Muhsinî'nin 1b-85b varakları arasında yer alan bâbları incelenmiş olup gerekli tespitler ortaya konulmuştur.

AhlakAhlak-ı MuhsinBiyografi+3
Selma Ataç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Nekty 10447 numaralı şiir mecmuası (41a-84b): İnceleme-metin-MESTAP'a göre tasnif

Sözlüklerde toplanıp biriktirilmiş, tertip ve tanzim edilmiş şeylerin hepsi, seçilmiş yazılardan meydana getirilen yazma kitap, şeklinde tanımlanan mecmua terim olarak; çoğu zaman müstensihi belli olmayan, farklı şair ve nâsirlerin değişik türlerdeki eserlerini ihtiva eden ya da tek bir tür etrafında şekillenen manzum, mensur veya manzum-mensur formda yazılan karışık defter anlamında kullanılmıştır. Mecmualar çeşitli ve farklı malzemelerden meydana geldikleri için dönemin tarihine, toplumuna ve kültürüne ışık tutarlar. Bugüne kadar yazılmış olan mecmuaların önemli bir kısmını şiir mecmuaları oluşturmaktadır. Çalışmamızın konusu olan İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde Nekty 10447 numara ile kayıtlı şiir mecmuası 84 varak olup Yusuf bin Abdullah tarafından tertip edilmiştir. Mecmuanın sahibi Hüseyin Çelebî'dir. Metnin incelediğimiz kısmında 25 şaire ait 137 ve şairi belli olmayan 20 şiir bulunmaktadır. Bu şiirler; gazel, kıt'a, mesnevî ve müfredlerden oluşmaktadır. Ayrıca eserde kısa mensur parçalar da vardır. Mecmuada 15 ve 16. yüzyılda yaşamış şairlerin şiirlerinden seçkiler yapılmıştır. En çok şiiri bulunan şair ise Bâkî'dir. Bu çalışmada mecmualar hakkında bilgi verildikten sonra İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Nekty 10447 numaralı şiir mecmuası tanıtılmış, ardından ilgili varakların transkripsiyonlu metnine yer verilmiştir. Daha sonra buradaki şiirler MESTAP çalışması dâhilinde oluşturulan tabloya yerleştirilmiştir.

Klasik Türk edebiyatıŞiir mecmuaları
Neslihan Haspolat Uçan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Menâkıb-ı âd u Gam

Bu çalışma, klasik Türk edebiyatı nesir örneklerinden Menâkıb-ı Şâd u Gam adlı eserin incelemesinden ve çeviri yazısından oluşmaktadır. Çalışmamıza önce klasik Türk edebiyatının menâkıbname türü hakkında bilgi vererek başladık. İkinci bölümde metnini ortaya koyduğumuz Menâkıb-ı Şâd u Gam'ı belli bir plan dahilinde şekil, muhteva, dil ve üslup açılarından inceledik. Çalışmamızın sonuna Menâkıb-ı Şâd u Gam'ın transkripsiyonlu metnini ekledik. Tezimizin daha faydalı olabilmesi için eseri günümüz Türkçesine çevirmeye çalıştık. İnceleme sonucu elde ettiğimiz bilgileri sonuç bölümünde kısaca belirttik. Çalışmamızın klasik Türk edebiyatında küçük de olsa bir boşluğu doldurmasını ümit ediyoruz. Anahtar kelimeler: Klasik Türk edebiyatı, Menâkıbnâme, Menâkıb-ı Şâd u Gam.

Dil özellikleriKlasik Türk edebiyatıMenakıbname+1
Melek Şahan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik Türk şiirinde redifi şahıs ismi olan şiirler

Bu çalışma klasik Türk şiirinde redifte bulunan din adamı olmayan kişileri ele almaktadır. Çalışmamıza 314 divân tarayarak başladık. Bunun sonucunda tespit ettiğimiz şiirlerde redifi şahıs adı olanlarını inceledik. Daha sonra bu kişileri dinî ve dinî olmayan kişiler olarak sınıflandırdık. Birinci bölümde çalışmamızın probleminden, amacından, öneminden, sınırlılıklarından ve tanımlarından bahsettik. İkinci bölümde, tespit ettiğimiz bu şiirlere genel değerlendirme yaparak yüzyıllara göre sınıflandırdık. Üçüncü bölümde tezimizin konusu olan dînî olmayan kişilere yoğunlaşarak onların şairlerce nasıl anlatıldığı, tezkirelerin de yardımıyla bu kişilerin şairlerle olan münasebetini belirlemeye çalıştık. Çalışmamızın dördüncü bölümünde inceleme sonucu elde ettiğimiz bilgileri sonuç başlığında belirttik. Anahtar Kelimeler: Redif, şahıs, divân şiiri

Divan edebiyatıDivan şiiriKlasik Türk edebiyatı+3
Deniz Çelebi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Milli Kütüphane 06 mil YZ A 9581 ve 06 HK 3844 numaralarda kayıtlı şiir mecmualarının metni ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)'ne göre tasnifi

Klāsik Türk edebiyatı çok geniş bir kaynaklar hazinesine sahiptir. Bu kaynakların en önemlilerinden biri de hiç şüphesiz şiir mecmualarıdır. Şiir mecmuaları, farklı dönemlerdeki şairlere ait metinlerin, metin parçalarının düzenli veya düzensiz olarak bir araya getirildiği derleme eserlerdir. İçeriklerine göre farklı tür ve formlara ayrılırlar. Edebiyat tarihinde daha önce hiç bir kaynakta karşılaşılmayan bazı bilgilere şiir mecmuaları sayesinde ulaşılabilmektedir. Ayrıca sadece edebiyata değil, zengin içerikleriyle farklı bilim dallarına da kaynaklık ettikleri görülmektedir. Bu yüzden şiir mecmuaları, Türk kültür ve edebiyatı için önemli bir kaynak olarak görülürler. İki bölümden oluşan çalışmamızda, Ankara Millī Kütüphane 06 Mil Yz A 9581 ve 06 Hk 3844 numaralarda kayıtlı şiir mecmualarının transkripsiyonlu metni ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)'ne göre tasnifinin yanı sıra şiirlerin nazım şekilleri, nazım birimleri, şairleri ve şairlerin yaşadıkları yüzyılların yer aldığı tablolar yer almaktadır. 06 Mil Yz A 9581 numaralı şiir mecmuasında daha çok XVI. yüzyılda yaşamış şairlerin şiirlerinin ağırlıkta olduğu görülürken 06 Hk 3844 numaralı mecmuada ise XIX. yüzyılda yaşamış şairlerin şiirlerinin fazla olduğu görülmektedir. İncelediğimiz mecmualarda önemli olan bazı hususlar, mecmuada şiiri bulunan ve divanı olan şairlerin bazı şiirleri mecmuada yer almasına rağmen divanlarında bulunmamaktadır. 3844 numarada kayıtlı mecmuada, adına daha önce hiç bir kaynakta rastlanılmayan Durdu Dede, Vehmī gibi şairler yer almaktadır. İki mecmuada da edebiyatımızda adından sıklıkla bahsedilen şairlerin şiirlerine yer verildiği görülmektedir.

Klasik Türk edebiyatıMecmuaların Sistematik Tasnifi ProjesiMilli kütüphaneler+3
Seda Duranoğlu
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00

Related subjects