Children

2,620 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Kullanıcı deneyiminin başlangıcı: Çocuk kullanıcıların mobil uygulamalar ve arayüz tasarımlarına ilişkin algı, tutum ve beklentileri

Günümüzde teknolojinin gelişmesi, mobil cihazların ve dijital teknolojilerin hayatımızda daha fazla yer alması ile çok sayıda mobil uygulama farklı platformlarda karşımıza çıkmakta, ürün kullanıcı ilişkisi farklı yönleriyle ve başta kullanıcı deneyimi başlığı altında pek çok yönüyle araştırılmaktadır. Bu mobil uygulamaların önemli kullanıcı gruplarından birini de çocuklar oluşturmaktadır. Kullanıcı deneyimi çalışmaları çocuk kullanıcılar üzerine yoğunlaşsa da dijital ürünlerin çocuklar tarafından nasıl algılandığı, arayüz tasarımının görsel – duyumsal özelliklerini ne tür değerler ve anlamlarla bağdaştırdıklarına ilişkin kapsamlı çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmada, çocuk kullanıcılara yönelik tasarlanmış çeşitli kategorilerden mobil uygulamalar algılanan değer, estetik gibi kavramlar açısından ilk izlenim aşamasında incelenmiş, gözlemsel çalışmalarla çocuk kullanıcıların arayüz tasarımını bütünsel olarak veya bileşenler bazında ne tür anlamlar ve değerlerle ilişkilendirdiği araştırılmıştır. Çocuk katılımcıların yaş grupları arası ayrımları keskin bir şekilde fark ettiği, eski-yeni algısının hızlı bir biçimde değiştiği ve arayüz elemanları ile uygulamanın ilk izleniminin katılımcıların cinsiyet rollerine ilişkin çıkarım yapmalarında da etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Mobil Uygulamalar, Algılanan Değer, Çocuk Kullanıcılar, Kullanıcı Deneyimi, İlk İzlenim

Arayüz tasarımıDeğer algısıKullanıcı+6
İpek Öztürk
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Essays on child labor

This thesis investigates the impact of different policies on child labor. To this aim, the thesis first provides an overview of the definitions and the global outlook of child labor and discusses the recent policy agenda in the fight against child labor. The thesis then presents the conceptual framework guiding the thesis and a review of related literature, followed by three empirical chapters. The first empirical chapter evaluates the impact of the extension of compulsory schooling from 8 to 12 years in Turkey on child labor. The chapter uses data from the Child Labor Force Survey (CLS) and relies on a difference-in-difference methodology for identification. Comparing the labor market outcomes of children from different age groups and exploiting their exposure to the old or the new compulsory schooling policy, the chapter finds that being subject to higher years of compulsory schooling reduces the probability of working longer hours per week. The policy also reduces the probability of working in certain types of jobs and in specific sectors for different groups of children. The second empirical chapter investigates the effect of the increase in the minimum wage on the prevalence of child labor in Turkey. Using data from the CLS over a period where the real minimum wage has increased substantially, the chapter compares the labor market outcomes of children from minimum wage-earning families with children from other families before and after the hike in the minimum wage. The chapter finds that the increase in the minimum wage leads to a reduction in the probability of employment of children younger than 15, especially girls, and the probability of working longer hours for children older than 14, primarily boys. The third empirical chapter evaluates the impact of compulsory schooling policy on child labor in Low-and-Middle-Income countries (LMIC) by integrating the mediating role of the structural factors into the analysis. This chapter uses data from the Multi Indicator Cluster Surveys (MICS) provided by UNICEF. Focusing on a sample of 14 countries that have increased the years of compulsory schooling over the last two decades, the chapter finds that children who are subject to higher years of compulsory education are less likely to work. The chapter also shows that a suite of structural factors ranging from demographics to education infrastructure, from governance to labor market dynamics, from income inequality to the role of women in society, influence the effectiveness of compulsory schooling policy in reducing child labor. Overall, the thesis provides evidence from Turkey on the impact of household income policies -the minimum wage-, and education policies -the compulsory schooling- on the prevalence of child labor, where the results of the previous empirical literature suggest that the impact could substantially be context-dependent. The findings are also in line with the literature as the estimated impacts are heterogenous for children across age groups, gender, and household characteristics. Moreover, the thesis provides a cross-country causal investigation of the impact of compulsory schooling on child labor in LMICs, integrating the role of structural factors, which has not been addressed previously. The thesis ends with discussing the policy implications and the potential extensions of the theoretical model of child labor supply.

Educational policiesEducation systemArticle+6
Mustafa Utku Özmen
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İspanya'da vatansızlık sorunu: Romanyalı ve Batı Sahralı vatansız çocuklar vakalarının analizi

Devletin birey haklarının sağlayıcısı olduğu bir ortamda herhangi bir devlete mensup olmamak, temel insan hakları ihlallerini de beraberinde getirir. Bu durum sosyal bilimlerce vatansızlık kavramı ile incelenir. Bu tezde, sorunun önlenmesi ve azaltılması konusunda Vatansızlık Endeksinde yapılan olumlu değerlendirmeler nedeniyle İspanya özelinde bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada, İspanya'da aslında vatansızlığa ilişkin kuşatıcı bir çözüm sürecinin işlememiş olduğu tespit edilmiştir. Bu ikilemli durumu anlamak ve açıklamak için, vatansızlık sorunu yaşayan Romanyalı ve Batı Sahralı göçmen çocuklar karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Vatansızlık, vatandaşlık politikalarında yapılacak düzenlemelerle doğrudan doğruya bağlantılıdır ve vatandaşlık politika yapımı süreçlerini incelemeyi gerekli kılmaktadır. İspanya özelinde karşılaştırmalı olarak incelenen iki vaka, vatansızlık sorununa ilişkin çözüm süreçlerinin nasıl ve neden farklılık gösterdiğini ve farklı sonuçlar ürettiğini anlama imkânı sunmaktadır. Çalışma, vakaların politika değişim süreçlerini karşılaştırmada esas aldığımız Çoklu Akış Teorisinin önemli iki bileşeni olan "Politika Girişimcisi" ve "Politika Penceresi" unsurlarının farklı politika çıktıları oluşmasında etkili olduğunu ortaya koyar. Özetle, Romanyalı çocuklar vakasında iki unsurun etkin olup süreci başarıya götürdüğü; Batı Sahralı göçmen vatansızlar vakasında ise bu iki kavramdan birinin yüklenicisi olacak kişi ya da kurumların eksikliği nedeniyle çözümsüzlüğün devam ettiği görülür.

Batı SahraDevletsizRomanya+5
İrem Abiş
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Examining the attitudes of Turkish adults towards Syrian children from the perspectives of intergroup contact theory and social identity theory

This thesis research aims to examine the attitudes of Turkish adults towards Syrian children and the variables influencing these attitudes within the framework of the Intergroup Contact Theory and Social Identity Theory. Studies have revealed that negative attitudes towards Syrian children are one of negative conditions to which Syrian children are exposed. The research hypotheses were tested with 254 participants (185 Female, 61 Male, Mage =28.04) through an online survey consisting of various scales. Results revealed that when a Turkish child exerts more effort to obtain the reward, Turkish adults tend to and consider it fair to distribute the reward based on the principle of equity. However, when a Syrian child exerts more effort to obtain the reward, they tend to and consider it fair to distribute the reward based on the principle of equality. In addition, social distance (more willingness to engage with Syrians through a variety of means), (positive) emotions toward refugee children, (higher) religiosity and parenthood (having a child) were positively associated; while (more) exposure to Syrian refugees and (higher) income were negatively associated with attitudes toward refugee children. Finally, group attachment was positively correlated with negative attitudes toward Syrian refugee children. Keywords: Syrian Children, Attitudes, In-group Favoritism, Intergroup Contact Theory, Social Identity Theory

Intergroup contactSocial identitySyrians+7
İlke Koçak
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

David Mitchell's Black Swan Green and the childhood perspective of the formative process within and beyond the postmodern context

This thesis points out those characteristics of Postmodernism and postmodern fiction which would be most congenial in the approach to a particular type of novel, which is the Bildungsroman. The aim of the thesis is to identify certain postmodern elements that makes David Mitchell's novel Black Swan Green a postmodern Bildungsroman and to demonstrate how, as a bildungsroman, it belongs to the postmodern context. Mitchell's fiction, which is considered experimental and innovative by the literary critics, is analysed by looking at the narrative and thematic aspects of the novel in postmodern context and, at the character dynamics in the story which is very essential for the overall meaning of the story. For this reason, the study reflects on how the main characters, especially the child characters, are represented in a postmodern environment, and how the people interact with such an environment. Key words: Postmodern fiction, Bildungsroman, experimental, child characters, Postmodern Bildungsroman.

Mitchell, DavidPostmodernismNovel+2
Begüm Tanrıtanı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Astımlı çocuk hastalarda serum srage düzeyleri ve oksidatif stres ile ilişkisi

Astım; birçok enflamatuar hücre ve medyatörlerin önemli rol aldığı, solunum yollarının tam veya kısmi olarak geri dönüşümlü obstrüksiyonu ile karakterize bir havayolu hastalığıdır. Bu çalışmada, astım tanısı alan 5-15 yaş arası çocukların oksidatif stresin durumunu gösteren dolaşımdaki bir biyobelirteç olan sRAGE düzeylerinin değerlendirilmesi, ayrıca sağlıklı çocukların düzeyleri ile karşılaştırarak oksidatif stres parametrelerinden olan MDA, SOD ve CAT düzeyleri ve serum total IgE, CRP ve tam kan sayım düzeylerinin sRAGE belirteci ile olan ilişkisinin araştırılmasıdır. Aynı zamanda astımda oksidatif stres varlığını ve sRAGE düzeyleri ile ilişkisini araştırmaktır. Namık Kemal Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine müracaat eden 5-15 yaş arası astım tanısı almış 52 hasta alındı. Kontrol grubu ise 33 sağlıklı çocuktan oluşturuldu. Astım hastaları hastalık aktivitesine göre kendi içinde kontrol düzeyleri iyi (n=6), kısmi (n=31) ve kontrolsüz (n=15) olarak ayrıldı. Serum sRAGE, SOD, MDA, CAT, total IgE, CRP ve hemogram düzeyleri ve demografik bilgileri dosya taraması ile elde edildi. Astımlı çocuklarda serum sRAGE düzeyleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük saptandı (p=0,000). Lenfosit, nötrofil ve eozinofil düzeyleri ve total IgE düzeyleri kontrol grubuna göre anlamlı olarak yüksek saptandı (sırasıyla p=0,001, p=0,002, p=0,001, p=0,000). CAT düzeyleri ise astımlı hastalarda kontrol grubuna göre anlamlı olarak düşük saptandı (p=0,002). Hastalık aktivitesi artmış ağır astımlı hastalarda MDA düzeyleri kısmi kontrollü hasta grubuna göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p=0,010). Astımlı hasta grubunda uygulanan korelasyon analizinde SOD ile BKS düzeyleri arasında pozitif ilişki saptandı (p<0,05). Sonuç olarak astımlı hastalarda sRAGE düzeyleri oksidatif stres parametreleri ile anlamlı bir ilişki bulunmuştur. SRAGE oksidatif stres etkilerine karşı koruyucu bir role sahiptir denilebilir. sRAGE'nin astım hastalığının tanı ve takibinde iyi bir belirteç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

AstımC reaktif proteinGöğüs hastalıkları+6
Hülya Elif Çil
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cerrahi birimlerde çalışan hemşirelere verilen eğitimin hemşirelerin pediatrik ağrı bilgi ve tutumlarına etkisi

Araştırma, cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin pediatrik ağrıya yönelik bilgi düzeylerinin belirlenmesi ve sonrasında online olarak verilecek olan pediatrik ağrı yönetimi konulu eğitimin etkinliğini değerlendirmek amacıyla "ön test-son test girişimsel" bir çalışma olarak planlandı ve uygulandı. Araştırmanın evreninin Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan 325 hemşire, örneklemini ise çocuk hasta takibinin yapılma potansiyelinin olduğu cerrahi birimlerde görev alan 106 hemşire oluşturdu. Literatür bilgileri ışığında çalışmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgiler Formu" ve Salentra ve ark. tarafından (1999) geliştirilip, Twycross (2004) tarafından düzenlenerek son halini alan "Pediatrik Ağrı Bilgi ve Tutum Ölçeği" ile elde edilen veriler, SPSS 23 istatistik paket programında, uygun istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirildi. Araştırmaya katılan hemşirelerin ortalama yaşının 28,52±4,82, %81,1'inin kadın, %43,4'ünün evli, %78,3'ünün lisans mezunu ve %36,8'inin üç yıldan az mesleki deneyime sahip olduğu belirlendi. Ayrıca hemşirelerin %24'ünün yetişkin acil ünitesinde çalıştığı, %80,2'sinin çalıştığı birimde çocuk hastaları takip ettiği ve %56,6'sının daha önce pediatrik ağrı konulu bir eğitim aldığı sonucuna varıldı. Hemşirelerin eğitim öncesi Pediatrik Ağrı Bilgi ve Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 4,13±0,43 iken eğitim sonrası 4,33±0,424 olduğu belirlendi (p<0,05). Sonuç olarak; cerrahi birimlerde çalışan hemşirelerin pediatrik ağrı bilgi ve tutumları eğitim öncesine göre yüksek bulundu. Hemşirelerin pediatrik ağrı yönetimi konusunda hizmet içi eğitimlerle desteklenmesi ve eğitimlerin düzenli aralıklarla tekrarlanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler:Ağrı, Pediatrik Ağrı, Hemşirelik Bakımı, Ağrı Yönetimi

AğrıHemşirelerHemşirelik+4
Gülcan Elmas
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocukluk çağı obezitesinde yeni nesil kardiyovasküler risk belirteçlerinin değerlendirilmesi

Vücutta aşırı yağ birikimi olarak tanımlanabilen obezite küresel bir sağlık sorunudur. Gıdaya erişimin kolaylaşması ve fiziksel aktivitenin azalması gibi etkenler sebebiyle obezite ve komplikasyonlarının insidansı artmaya devam etmektedir. Hipertansiyon, koroner arter hastalığı, aritmiler ve ani kardiyak ölüm gibi kardiyovasküler hastalıklar obeziteye bağlı morbidite ve mortalitenin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Obezitenin kardiyovasküler sistem üzerine etkilerinin klinik bulgu vermeden çocukluktan itibaren başladığının gösterilmesiyle, çocukluk çağı obezitesiyle ilişkili kardiyovasküler değişiliklerin mekanizmasının aydınlatılması daha da önem kazanmıştır. Bu çalışmada kardiyovasküler hastalıkların obeziteyle ilişkili patolojik süreçlerine dahil olabileceği düşünülen bazı biyokimyasal parametreleri araştırmayı amaçladık. 177 çocuk çalışmaya dahil edildi ve vücut kitle indeksi persentilleri ve metabolik sendrom kriterlerine göre 4 gruba ayrıldılar: normal vücut kitle indeksli çocuklar, obez çocuklar, morbid obez çocuklar ve metabolik sendromlu çocuklar. Çocukların serum örneklerinden yüksek duyarlıklı kardiyak troponin T, kardiyak miyozin bağlayıcı protein C, trimetilamin N oksit, çözünebilir tümör nekroz faktörü benzeri zayıf apoptoz indükleyici, kromogranin A, multimerin-2 düzeyleri ve diğer biyokimyasal parametreler bakıldı. Çocukların antropometrik ölçümleri ve klinik bulguları kaydedildi. Normal vücut kitle indeksi olan çocuklar obez, morbid obez ve metabolik sendromlu çocuklara göre anlamlı düzeyde daha yüksek kromogranin A düzeyine sahipti (p<0.05). Metabolik sendromlu çocukların kardiyak miyozin bağlayıcı protein C düzeyleri normal vücut kitle indeksli ve obez çocuklara göre anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0.05). Grupların yüksek duyarlıklı kardiyak troponin T, trimetilamin N oksit, çözünebilir tümör nekroz faktörü benzeri zayıf apoptoz indükleyici, multimerin-2 düzeyleri arasında anlamlı farklılık yoktu (p>0.05). Bu sonuçlar kardiyak miyozin bağlayıcı protein C ve kromogranin A moleküllerinin obeziteyle ilişkili kardiyovasküler hastalıkların patogenezinde rol aldığı düşüncesini güçlendirmektedir.

BiyobelirteçlerKardiyovasküler hastalıklarKardiyovasküler sistem+5
Şule Güler Kaçmaz
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

12-15 aylık çocuklarda demir eksikliğinin SİATT (Sosyal iletişim alan tarama testi) skoruna etkisinin değerlendirilmesi

Demir eksikliği ve demir eksikliği anemisi dünyada en sık görülen nutrisyonel eksiklik ve anemi nedenidir. Pek çok çalışmada demir eksikliği ve demir eksikliği anemisinin çocukluk döneminde büyüme ve gelişmede önemli etkilere neden olduğu bilinmektedir. Gelişmenin takibinde tarama testleri de oldukça önemlidir. Ülkemizde de pratikte kullanılmakta olan pek çok gelişim tarama testi bulunmaktadır. Demir eksikliği anemisinin, sosyal iletişim alanı değerlendirmede rol oynayan Sosyal İletişim Alan Tarama Testi'ne (SİATT) etkisi çalışmamızın amacını oluşturmaktadır. SİATT'ın günlük pratikte çocuklarımızın gelişimini değerlendirmede yaygınlaşıp, yardımcı olacağı düşüncesindeyiz. Çalışmamız prospektif bir olgu kontrol çalışmasıdır. Demir eksikliği anemisi olan 43 olgu vaka grubu olarak alındı. 69 olgu da kontrol grubu olarak belirlendi. Vaka grubu ve kontrol grubundaki olguların 12. ay ve hasta grubunun tedavisi sonrası tüm gruplarda 15. ay da SİATT tekrarlandı. Tüm olguların demografik bilgileri ve SİATT sonuçları karşılaştırıldı. Demir eksikliği anemisi olan vaka grubunda kontrol grubuna göre 12. ay SİATT sonuçlarında bakıldığında sosyal iletişim alanda gerilik yaşandığı istatiksel açıdan anlamlı değerlendirildi (p<0,05). Vaka ve kontrol grubunun laboratuvar sonuçlarına baktığımızda hemoglobin, demir ve ferritin düzeylerinin azalmasıyla SİATT toplam puanlarının da azalması istatiksel açıdan anlamlı saptandı (p<0.05). Vaka grubu tedavi sonrası kontrol grubu ile 15. ayda tekrar değerlendirildiğinde aradaki gerilemenin azalarak benzer SİATT sonuçları elde edildiği görüldü.

Anemi-demir eksikliğiDemirProspektif çalışmalar+2
Özge Yerlioğlu
Tekirdağ Namık Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

4-7 yaş çocuklarda perioperatif kaygı düzeyinin azaltılmasında 3 farklı yöntemin karşılaştırılması: Randomize kontrollü bir çalışma

Araştırma, 4-7 yaş çocuklarda üç farklı yöntem ile verilen ameliyat öncesi hasta eğitiminin, perioperatif kaygi düzeyi üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırma 1 Haziran - 31 Kasım 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı'nda yapıldı. Yarı deneysel türde planlanan araştirmaya, dahil edilme kriterlerini karşılayan ve tabakalı randomizasyon yöntemi ile her bir gruba 22 hasta olmak üzere toplam 66 hasta alındı. Araştırma verileri "Hasta Tanılama Formu" ve ameliyat öncesi ve sonrası uygulanan "Okul Öncesi Çocuklarda Kaygı Ölçeği" kullanılarak elde edildi. Birinci deney grubundaki çocuklara ameliyat öncesi hasta eğitimi servis hemşiresi tarafından oyunlaştırılarak verildi. İkinci deney grubundaki çocuklara ameliyat öncesi hasta eğitimi servis hemşiresi tarafından oyunlaştırılarak verildi, ayrıca ameliyathane hemşiresi tarafından hasta ziyareti sağlandı ve oyunlaştırarak ameliyathane ortamı anlatıldı. Üçüncü deney grubundaki çocuklara ameliyat öncesi hasta eğitimi servis hemşiresi tarafından oyunlaştırılarak verildi, sonrasında ameliyathaneye gidene kadar anneye ait ses kaydı dinletildi. Araştırmaya katılan çocukların annelerin yaşı %69.7 si 30 yaş ve üzeri, %37.9'unun lisans mezunu ve %51.5 in çalışmadığı belirlendi. Çocuklarının önceden ameliyat deneyimi olmayanların genel kaygı bozukluğu düzeyleri önceden ameliyat deneyimi olanlara göre anlamlı derecede yüksek belirlendi (p<0.05). Ameliyat öncesi uygulanan yöntemler arasında kaygı düzeyini etkilemeleri açısından anlamlı farklılık saptandı (p<0.05). Çocukların kaygı düzeylerini azaltmada hem servis hemşiresi hem de ameliyathane hemşiresi tarafından birlikte oyunlaştırılarak verilen eğitimin diğer yöntemlere göre daha etkili olduğu ve aralarında istatistiksel açıdan anlamlı fark olduğu saptandı (p<0.05). Anahtar Kelimeler: Kaygı, çocuk hasta, cerrahi hemşirelik

AnksiyeteCerrahiPerioperatif dönem+2
Nuray Demirci
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kırklareli kent merkezi çocuk oyun alanlarının peyzaj tasarım ilkeleri açısından değerlendirilmesi

Kentsel alanlardaki yerleşim oranı günümüzde daha fazladır. Bu durumda kentsel mekanlarda açık alanlara duyulan ihtiyaç artmaktadır. Kent içerisinde piknik alanları, rekreasyon alanları, yeşil alanlar ve çocuk oyun alanları gibi açık mekanlara sıkça yer verilmelidir. Yetişkinlerde olduğu gibi çocuklar da rahatlamak için açık alanlara çıkmaya ihtiyaç duymaktadır. Öncelikle güvenli ve sağlık çerçevesinde, sağlam ve zararsız, yapısal ve bitkisel materyaller kullanılarak yapılan, özgürce oynayabildikleri alanlar olması gerekmektedir. Araştırma materyalini, Kırklareli merkez ilçesinde yer alan çocuk oyun alanları oluşturmaktadır. Kent merkezinde 64 adet park olup, toplamda 76.537 metrekare alan kaplamaktadır. Çalışma kapsamında değerlendirmeye alınan çalışma sahaları, kent merkezi genelinde çocuk oyun alanlarının konum ve peyzaj tasarım uygulamaları açısından olumlu ve olumsuz örneklerinin gösterilmesi amacıyla merkez sınırlarını oluşturan 10 mahalle arasından rastgele seçilmiştir. Tasarım kriterleri doğrultusunda incelemeler yapılarak her alan için ''alan gözlem formu'' doldurulmuş ve bununla çocuk oyun alanlarının mevcut durumları ortaya konmuştur. Çalışmanın amacına yönelik değerlendirmeler yapılırken yapısal ve bitkisel unsurlar dikkate alınmıştır. Topoğrafik açıdan renkli ve doğal güzelliklere sahip arazilere kurulan çocuk oyun alanları, çocukların fiziksel gelişimlerinin desteklenmesi ve farklı aktivitelerin içerdiği oyun çeşitliliği açısından önem arz etmektedir. Kentsel gelişimin hızla artığı kentin, çocuk oyun alanları konusunda günümüzde olduğundan daha bilinçli ve doğru planlama kriterleri doğrultusunda tasarlanması, yer seçimi ve konut yakınlıkları dikkate alınarak, topoğrafyanın elveriş durumu ile alan kullanımlarının doğru yönde kullanıldığı bir peyzaj tasarımına gidilmesi gerekmektedir.

KırklareliOyunlarPeyzaj tasarımı+1
Tuğba Arslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İki yaş ve altında atopik dermatit tanısı alan çocuk olgularda hastalık şiddetini etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi

Bu çalışmaya Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Polikliniğinde Atopik Dermatit tanısı ile izlenen yaş ortalaması 11,3±6 ay (2-24 ay) olan 209 hasta dahil edilmiştir. Hastaların %57(n=120)'si kız, %43(n=89)'ü erkekti. Hastaların cinsiyet, doğum şekli, doğum haftası, anne sütü alma süresi, formula kullanımı, ek gıda özellikleri, irritan maruziyeti (sabun kullanımı, yünlü kıyafet), terleme ile yakınma varlığı, ailenin ekonomik durumu özellikleri ve laboratuvar sonuçları AD şiddetine göre benzerdi. AD şiddeti ağır olan hastalarda 1,000-1,999 gram arasında doğum tartısında hasta sıklığı daha fazlaydı (p=0,025); ailede (p=0,004) ve annede atopi (p=0,028) öyküsü daha sıktı. Haftada 3'ten fazla banyo sıklığı öyküsü hafif şiddette AD'li hastalarda daha sıktı (p=0,028). Vücutta döküntü en sıklıkla %79,4 yüz, %78,5 yanak, %73,2 ense/boyun, %45,9 kollarda olup; kollarda, bacaklarda, sırtta, gövdede, tüm vücutta döküntü AD şiddeti ağır hastalarda daha sıktı (p<0,001). Eşlik eden şikayetler en sık %46,4 huzursuzluk, %21,5 diaper dermatit, %9,6 kilo alamama olup; %50,7'sinde sürekli kaşıntı mevcuttu. Kaşıntı (p<0,001), huzursuzluk (p<0,001), kilo alamama (p=0,002), gece öksürüğü (p=0,013) ağır şiddetteki AD'li hastalarda daha sıktı. Hastaların %47,4'ünde çocuk alerji polikliniğine başvuru öncesi tedavi başlanmış olup; TKS kullanımına göre fark yokken (p=0,868), nemlendirici (p<0,001) ve antihistaminik ilaçların (p<0,01) AD şiddeti orta veya ağır olan hastalarda daha sık verildiği saptandı. Hastaların %52,6'sında besin, %20'sinde çoklu besin duyarlılığı saptanmış olup; besin duyarlılığı (p<0,01) ve çoklu besin duyarlılığı (p=0,024) AD şiddeti ağır hastalarda daha sıktı. Hastalarda saptanan besin duyarlılıkları %43 yumurta, %20 inek sütü, %11,9 fındık, %4,8 yer fıstığı ve %1,9 ceviz ile olup; sadece yumurta duyarlılığı AD şiddeti ağır hastalarda daha sık saptandı (p<0,001). Yumurta sIgE pozitifliği, DPT'de yumurta pozitifliği AD şiddeti ağır hastalarda daha sıktı (p<0,05). Hastaların %87,1(n=182)'inde Total IgE yüksekliği, %27,3(n=57)'ünde periferik kanda eozinofili varlığı, %27,3(n=57)'ünde D vitamini düşüklüğü saptandı. Yumurta duyarlılığı, yumurta spesifik IgE pozitifliği, bacaklarda döküntü varlığı, huzursuzluk yakınması AD şiddeti ağır olma durumunu etkileyen parametreler olarak tespit edildi. Bu çalışmanın sonuçlarına göre AD şiddetini etkilen faktörlerin belirlenmesinin hasta izlemi ve hastalık seyrinde önemli olacağı düşüncesindeyiz. Anahtar kelimeler: çocuk; atopik dermatit, SCORAD indeksi; hastalık şiddeti

DermatitDermatit-atopikHastalık şiddeti indeksi+2
Muhammed Said Ayar
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Doğum şeklinin, okul çağı çocuklarında obezite ve alerjik hastalıklar üzerine etkisi

Doğum şeklinin obezite ve alerjik hastalıklar üzerindeki etkisini araştıran epidemiyolojik çalışmalar, hijyen hipotezine dayanarak aşırı kilolu ve alerjik hastalıkların sezaryen doğum ile ilişkisini araştırmaktadır. Sezaryen doğumun anne üzerindeki etkileri iyi aydınlatılmış ve geniş çapta literatürde tartışılmış ancak uzun vadeli pediatrik sonuçları hala araştırma ve bilimsel tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Çalışmamızda Tekirdağ il merkezi Süleymanpaşa'da bulunan ilk-orta okul çağındaki çocukların doğum şeklini (normal doğum/sezaryen doğum) ve bunun aşırı kilo (obezite) ve alerjik hastalıklar üzerindeki etkisinin değerlendirilmesini amaçladık. Çalışmaya 5-15 yaş arası 1002 öğrenci dahil edildi. Çocukların doğum bilgileri, güncel antropometrik özellikleri, anne sütü ve ek gıda alma özellikleri, egzersiz yapma sıklığı ve ailenin sosyoekonomik özelliklerinin sorulduğu anket formu ebeveynler tarafından dolduruldu. Çalışmaya dahil edilen çocukların 501'i (%50) kız, 501'i (%50) erkek olup yaş ortalaması 9,5±2,2 (min=5,5-maks=15) yıldı. Doğum şeklinin çocuklardaki obezite ilişkisi istatiksel olarak anlamlıydı (p:<0,001). Sezaryen ile doğan çocuklarda obezite oranı daha yüksekti. Alerji öyküsü ile doğum şekli ilişkisi istatiksel olarak anlamlı bulundu. Fakat doğum şeklinin spesifik bir alerjik hastalık ile ilişkisi saptanmadı. Sezaryen ile doğan bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütü alma oranı anlamlı düzeyde düşüktü (p:0,002). Anne sütü almayan çocuklarda obezite oranı düzeyde yüksekti (p:0,17). Gebelikte sigara kullanan annelerin çocuklarında anlamlı şekilde obezite artışı tespit edildi (p:0,040). Gebelikte antibiyotik kullanımının çocuklardaki alerji ile anlamlı ilişkisi saptandı. Sonuç olarak sezaryenle doğan bebeklerin ilerleyen dönemlerde sağlıklı beslenmesi ve gelişimi etkilenmektedir. Sezaryenle doğan bebeklerin beslenmesi ve gelişimi daha yakından izlenmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğum şekli, Sezaryen doğum, Obezite, Alerji

Alerji ve immünolojiBesin alerjisiDoğum+7
Kamuran Can
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu semptom sıklığı ile beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

DEHB yaşla uyumlu olmayan düzeyde dikkatsizlik, hiperaktivite, dürtüsellik ile karakterize, yaygın kronik nörogelişimsel bir hastalıktır. DEHB'nin tipik olarak erken çocukluk döneminde başladığına inanılır, ancak tanı sıklıkla okul çağında konulur. DEHB tanısı alan birçok çocuk, ergenlik ve genç erişkinlik dönemlerinde eğitim ve sosyal işlevsellik alanlarında sorunlar yaşamaya devam etmektedir. Bu nedenle DEHB ülke nüfusu için yüksek toplumsal ve bireysel maliyetlerdendir.Çalışmamız, Tekirdağ ili Süleymanpaşa ilçesine bağlı ilkokullarda öğrenim gören öğrencilere ve ebeveynlerine ulaşılarak çocukların beslenme alışkanlıklarını, DEHB ile beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkinin araştırılması ve DEHB semptom sıklığını ölçerek DEHB hakkında ebeveynlerde, sağlık çalışanlarında farkındalık yaratmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmamızda çocukların 67'si (%11,1) 0-2 ay anne sütü ile beslenmiştir. 0-2 ay anne sütüyle beslenenlerin ortalama CADÖ-48 puanı, 6 aydan fazla süre beslenenlerinkinden anlamlı bir ölçüde fazla olarak saptanmıştır. Çocukların 157'si (%26,25) öğün atlamamaktadır. Çocukların ortalama CADÖ-48 puanının, sık sık öğün atlayanlarda, bazen atlayanlara ve hiç atlamayanlara göre; bazen atlayanların ise hiç atlamayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı ölçüde fazla olduğu saptanmıştır. Çocukların 525'i (%86,8) düzenli olarak kahvaltı etmektedir. Düzenli kahvaltı eden çocukların ortalama CADÖ-48 puanı, düzenli olarak kahvaltı etmeyenlerinkinden anlamlı ölçüde düşük olarak bulunmuştur. Çocukların sağlıklı besin tüketim sıklığı puan ortalaması ile ortalama CADÖ-48 puanı arasında korelasyon analizi yapıldığında negatif çok zayıf anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Sonuç olarak beslenme alışkanlıkları DEHB için bir risk faktörü olmakla birlikte doğru beslenme alışkanlıkları edinildiğinde de DEHB riskini veya semptomlarını azaltabilmektedir. Ancak bu konunun daha iyi açıklanabilmesi geniş çaplı ve geçerliliği yüksek daha çok çalışma yapılmalıdır.

Belirti ve semptomlarBeslenme alışkanlıklarıHiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğu+2
Öykü Elvin Dalaslan
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Baş ağrısı ile başvuran çocukların radyolojik ve laboratuvar bulgularının retrospektif değerlendirilmesi

Giriş ve Amaç: Pediatrik hasta grubunda, ruhsal ve fiziksel sağlığı olumsuz etkilemesi, eğitim ve öğretimi aksatması gibi nedenleriyle baş ağrısıyla ilgili çalışmalar tüm dünyada sürdürülmektedir. Okul çağı çocuklarının %7'sinde, adolesanların ise %15'inde baş ağrısı yakınması bulunmaktadır.(1) Bu çalışmada; çocukluk çağı baş ağrılarında nörogörüntüleme yöntemlerinin ve laboratuvar çalışmalarının klinik öneminin saptanması amaçlanmıştır. Literatüre katkı sağlaması yönünden, bu çalışmayla çocukluk çağı baş ağrılarında hangi durumlarda nörogörüntüleme ve laboratuvar tetkiklerine başvurulacağına dair fikir vermesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamızda Ekim 2020- Nisan 2023 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi, Tıp Fakültesi Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıklar Anabilim Dalı Çocuk Nöroloji polikliniğine baş ağrısı yakınmasıyla başvuran 0-18 yaş arası çocuk ve adolesanlar değerlendirmeye alındı. Çalışmamızda baş ağrısı yakınmasıyla Çocuk Nöroloji polikliniğine başvurmuş çocukların hastanemizde kan tetkikleri alınmış veya başvurudan önceki 3 ay önce dış merkezde kan tetkikleri yapılmış olup e-nabız sisteminde sonuçlarına erişilebilenlerin verileri toplandı. Bulgular: Çalışma Ekim 2020- Mart 2023 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesi'nde %58,3'ü (n=116) kız, %41,7'si (n=83) erkek toplam 199 olguyla yapılmıştır. Migren tipi baş ağrısı olan vakalarda da diğer tiplere göre D vitamini düzeyi düşük saptanmakla beraber istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Çalışmamızda ortalama vitamin B12 seviyeleri normal sınırlar içerisinde yer aldığı görülmüştür. Ancak dikkat edilmesi gereken nokta migren tanısı alan hastaların diğer baş ağrısı ile başvuran hastalara göre ortalama vitamin B12 düzeylerinin düşük olmasıdır. Bizim çalışmamızda da hastaların üçte birinde serum ferritin değerleri 20mg/dl'nin altında yani çok düşük, yaklaşık %80'inde ise 50mg/dl'nin altında yani düşük olarak saptanmıştır. Olguların %96,5'ine (n=192) nöro görüntülenme yapılmıştır. Olguların %6,3'ünün (n=12) beyin MRG sonucunun patolojik, %93,8'inin (n=180) normal olduğu gözlenmiştir. Sonuçlar: D vitamini ve B12 vitamini eksiklikleri kronik baş ağrısı olan vakalarda sıklıkla gözlenmektedir ve mutlaka düzeltilmesi gereklidir. Nörolojik muayenesi normal saptanmış kronik baş ağrısı saptanan bir çocukta beyin manyetik rezonans görüntüleme tetkiki tanı koymada ek bir fayda sağlamamaktadır.

AğrıBaş ağrısıKronik hastalık+6
Umut Mazlum
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mekkî ve Medenî ayetler bağlamında Kur'an'da yetim ve yetim hakları

Ailenin temeli ilk insanla beraber atılmıştır. Bu ilk insan, eşi ve çocuklarıyla birlikte ilk aileyi meydana getirmiştir. Tüm dinler bu aile temeli üzerinden devam etmiş ancak kadına verilmesi gereken değeri İslam dini dışında hiçbir din tam olarak vermemiştir. Aynı zamanda İslam öncesi cahiliye toplumunda kadın ve çocuklar her zaman ezilmiştir. Yetimler de mağdur edilmiş ve kendilerine hiçbir hak tanınmamıştır. Kur'an ve Sünnet'te bu iki güçsüz kesimin içinde bulunduğu durum iyileştirilmeye çalışılmış ve haklarının kendilerine verilmesine yönelik gerekli öğüt ve uyarılar yapılmıştır. Bununla kadın ve yetimlerin, diğer insanlar gibi mutlu ve eşit bir yaşam sürmeleri amaçlanmıştır. İslamî anlayışa göre korunup kollanması bakımından yetimler en özel yere sahiptir. Çünkü onlar kendilerini koruyacak olan sahiplerini kaybetmişlerdir. Böylece kendileri her türlü tehlikeye ve sömürüye açık hale gelmişlerdir. Yetimlerin bu durumuna Mekkî ve Medenî ayetlerde pek çok kez değinilmiştir. Onlara karşı yumuşak davranılması ve şefkatle yaklaşılması, onların haklarının korunması ve onlara iyi bir gelecek oluşturarak topluma kazandırılması öğütlenmiştir. Anahtar kelimeler; Kur'an-ı Kerim, sünnet, Mekkî, Medenî, yetim, merhamet, kadın, çocuk

AileKur'an-ı KerimMerhamet+4
Mücahide Vançin
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki çocuk kütüphaneleri ile ilgili bir araştırma

Temel dil becerileri, çocukların hem akademik hayatına hem de sosyal hayatına etki eder. Bundan dolayı erken yaşta geliştirilecek olan dil becerileri, çocukların ileriki yaşamına olumlu etki edecektir. Çocukların yaşamını bu denli etkileyecek olan dil becerilerinin geliştirilmesi sürecini, okullar dışında da devam ettirmek sürecin kalıcılığını artıracaktır. Temel dil becerilerinin geliştirilmesi sürecine çocuk kütüphanelerinin dâhil edilmesi, çocuğun dil becerileri eğitimini sürekli hale getirmede de yardımcı olacaktır. Bundan dolayı çocuk kütüphanelerinin bugünkü durumunun bilinmesi, temel dil becerileri eğitimi için geliştirilecek hizmetlere katkı sağlayacaktır. Her şeyin değiştiği dünyada çocuk kütüphanelerinin de değişmesi, çağa ayak uydurması, çocuk kütüphanelerinin varlığının devamı konusunda önem taşımaktadır. Bu durumdan ötürü, geleneksel kütüphanelerin sunduğu kitap hizmeti dışında çocuklar için farklı hizmet türlerinin sağlanması, çocuk kütüphanelerinin geleceğini de etkileyecektir. Araştırmada Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı bağımsız çocuk kütüphaneleri incelenmiştir. Çalışmada tarama deseni kullanılmıştır. Çocuk kütüphanelerinin mevcut durumu hakkında istatistiki bilgilere Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğünden ulaşılmıştır. Ayrıca çocuk kütüphanelerinin mevcut durumu hakkında daha fazla bilgi edinmek amacı ile velilere, çocuk kütüphanesini aktif kullanan çocuklara ve kütüphaneyi kullanmayan çocuklara uygulanmak üzere üç farklı yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmıştır. Araştırmada bulgulardan hareketle çocuk kütüphanelerinin mevcut durumunun yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca velilerin ve çocukların görüşlerinin, çocuk kütüphanelerinin mevcut durumunun yetersiz olması ile örtüştüğü görülmüştür.

Dil becerileriDört dil becerisiKütüphaneler+3
Aladdin Aktürk
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya çocuk klasiklerinde çocuk kahramanların problem çözme becerileri

Bu çalışmada dünya çocuk klasiklerinden oluşan toplam 44 eser incelenmiştir. Bu eserlerde çocuk kahramanların problem çözme becerileri tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmadaki kitap seçiminde random tekniği kullanılmıştır. Seçilen eserlerden 22 tanesi çalışmaya uygun olarak esas alınmıştır. Geriye kalan 22 eser ise konu bakımından incelenerek çocuk ve çocuk edebiyatı ilkelerine uygun örnekler içermediğinden (argo, şiddet, cinsellik ve çocuk kahraman olmaması vb.) çalışmanın sonuç kısmında ayrıca belirtilmiştir. İncelenen eserlerde yer alan kahramanlar; gündelik yaşamlarında karşılaştıkları problemlere (aile bireyleri ile ilgili problemler, anlam ve kavramaya bağlı problemler, bireysel ifade ve anlatıma bağlı problemler, görev ve sorumluluğa bağlı problemler, hayvan ve diğer canlı türleri ile ilgili problemler, iletişime bağlı problemler, kişisel merak ve öğrenmeye bağlı problemler, korkuya bağlı problemler, maddi duruma bağlı problemler, diğer problemler) ne gibi çözümler aramaktadırlar, bu problemleri çözerken nasıl bir yol izlemektedirler ve kimlerden yardım almaktadırlar. Bu tür soruların cevapları çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışmada, çocuk okurların gündelik hayatında son derece önemli yer tutan problem çözme, çıkarımda bulunma, analiz yapma ve değerlendirme gibi üst düzey bilişsel becerilerini geliştirebilecekleri düşünülmektedir.

KahramanlarKlasik edebiyatProblem çözme+7
Çağdaş Yılmaz
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aslı Der'in eserlerinde çocuk ve aile ilişkisi

Edebiyat, toplumu yönlendirmede ve geliştirmede temel bileşenlerin en önemlilerindendir. Bu bağlamda toplumun çekirdeği durumundaki aile ve ailenin toplumu yapılandırmada yetiştireceği çocukların önemi açıktır. Zira insana yapılan yatırım bir yönüyle topluma diğer yönüyle de medeniyete katkı sunmaktadır. Edebiyatın önemli dallarından biri olarak çocuk edebiyatı gerek çocukları gerekse aileleri yakından ilgilendirmektedir. Bu konuda günümüz yazarlarından Aslı Der'in eserleri içerik ve çeşitlilik yönüyle tarafımızca incelenmeye değer bulunmuştur. Araştırmamızda Aslı Der'e ait çocuk kitaplarının çocuk ve aile ilişkisi bağlamında veriler sunup sunmadığının belirlenmesi hedeflenmiştir. Öncelikle çocuk edebiyatı başlığı altında kavramsal çerçeve ele alınmıştır. Araştırmada yazarın yedi kitabı incelenmiş ve veriler değerlendirilirken nitel araştırma tekniklerinden doküman incelenmesi yöntemiyle konu, çocuk ve aile özelinde ele alınmıştır. Araştırma neticesinde Aslı Der'in eserlerinin çocuk ve aile ilişkisi çerçevesinde zengin veriler sunduğu ve felsefik içerik barındıran mesajlarını fantastik ögelerle destekleyerek çocuklara ilettiği görülmüştür. Bu anlamda eserlerin tümünde aynı yoğunlukta olmamakla beraber çocuk aile ilişkisinde temel kabul edilebilecek sevgi, iletişim, empati, özlem ve güven gibi duyguların işlendiğine rastlanmıştır.

AileAile içi ilişkilerDer, Aslı+4
Tuğba Erdem
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarını incelemektir. Araştırmada, nicel ve nitel araştırma desenlerinin birlikte kullanıldığı karma araştırma desenlerinden eş zamanlı desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim- öğretim yılında Van ili sınırları içinde Millî Eğitim Bakanlığı (MEB)'e bağlı anaokullarında ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın nicel boyutunda 618 katılımcıya, nitel boyutunda ise 70 katılımcıya ulaşılmıştır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen "Çocuk Haklarına İlişkin Ebeveyn Algı Ölçeği (ÇHİEAÖ)" ve "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmada SPSS bilgisayar paket programı kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi için normallik testine başvurulmuş ve verilerin normal bir dağılım sergilemediği görüldüğünden non-parametrik testlerden Mann- Whitney U Testi ve Kruskal- Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde ise içerik analizine başvurulmuştur. Araştırmanın sonucunda; ebeveynlerin çocuk haklarına ilişkin algılarında yaş ve bilgi sahibi olma değişkenlerinin anlamlı farklılık gösterdiği ancak cinsiyet, öğrenim durumu, meslek ve sosyoekonomik düzeyi değişkenlerinde anlamlı farklılığın olmadığı ve nitel sonuçların nicel sonuçları destekler nitelikte olduğu tespit edilmiştir.

AlgıAna-baba algısıEbeveynler+5
Samet Dokumacı
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Masalların bireylerin sorun çözümüne katkısı üzerine kuramsal bir çalışma

Bu çalışmada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın İlköğretim öğrencileri için önerdiği "Anadolu Masalları (1-2)" kitabındaki masalların bireylerin sorun çözümüne katkısı kuramsal açıdan ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, İlköğretim programlarında sıkça karşılaşılan sorunlar göz önüne alınarak belirlenen on beş Anadolu Masalı incelenmiş olup tesbit edilen sorunlar, dört ana başlık altında değerlendirilmiştir. Çalışma da Anadolu Masallarında hangi sorunlar olduğu ve bu sorunların çözümünde nasıl bir yol izlenebileceği kuramsal açıdan ele alınmıştır. Çalışma da bireylerin hangi sorunlarla karşılaştığı ve sorunları çözümlemede kullandıkları yöntemler incelenmiştir. Veri analizinde doküman inceleme yöntemi ve betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Belirlenen masallar özetlenerek ayrıntılı bir şekilde içerik analizi yapılmış, bireylerin sıkça karşılaştığı sorunlar tespit edilmiştir. Daha sonra sorunların bulunduğu alanlar alıntılanarak belirlenen dört madde çereçevesinde masallar yorumlanıp sorunların analizi yapılmıştır. Her bir masalda bulunan sorunlar ve sorunların çözümü sonucunda kazanılan değerler tablolaştırılmıştır. İncelenen Anadolu Masallarında, bireyin hayat boyunca sıklıkla karşılaştığı ve çözümlemek zorunda kaldığı sorunlara yer verildiği görülmüştür. Masallarda kıskançlık, kurnazlık, kötülük, ihanet, cimrilik gibi temel sorunların sıkça yer aldığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, masalların bireylerin sorun çözme becerilerini geliştirmekte faydalı olduğu ve bu nedenle eğitim öğretimde masallardan faydalanmanın sorunların çözümünde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma sonucunda Anadolu Masallarının öğrencilerin sorun çözme yeteneklerini güçlendirmede eğitici bir araç olarak kullanılabileceği düşüncesine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Masal, Sorun, Anadolu Masalları, Masal Anlatıcılığı

EdebiyatEdebiyat eğitimiMasallar+1
Zeynep Arslan
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi ile ilişkisi

Bu araştırmada, ergenlerde sosyal medya bağımlılığının sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi ile ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Ankara ili merkez ilçelerinde yer alan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve resmi eğitim kurumlarına devam eden 14-18 yaş aralığında 359 ergenle çalışılmıştır. İlişkisel tarama modeline dayanarak desenlenmiş araştırmada örneklem seçimi olarak ulaşılabilir örnekleme kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, ergenlerin sosyal medya bağımlılığını değerlendirmek amacıyla Günüç (2009) tarafından geliştirilen ve Çömlekci ve Başol (2019) tarafından revize edilen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, ergenlerin sosyal görünüş kaygısını değerlendirmek amacıyla; Doğan (2010) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Sosyal Görünüş Kaygısı Ölçeği ve ergenlerin sosyal fobilerini değerlendirmek amacıyla; Demir ve ark (1999) tarafından geliştirilen Çapa Çocuk ve Ergenler için Sosyal Fobi Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına ulaşabilmek amacıyla Sosyal Bilimler için Veri Analizi Paket Programı (SPSS) 22.0 kullanılarak, ilişkisiz gruplarda t testi, varyans analizi, Kruskal Wallis H testi, pearson korelasyon analizi testi ve basit doğrusal regresyon analizi işlemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; ergenlerin sosyal medya bağımlılığı, sosyal görünüş kaygısı ve sosyal fobi puanları ile sosyal medyada geçirilen süre arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu; ergenlerin sosyal görünüş kaygısı, sosyal medya bağımlılığı ve sosyal fobi puanları arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonucunda ergenlerin sosyal medya bağımlılığı puanlarının sosyal görünüş kaygısı puanlarını; sosyal medya bağımlılığı puanlarının sosyal fobi puanlarını ve sosyal görünüş kaygısı puanlarının sosyal fobi puanlarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Beden Algısı, Dijital Etkileşim, Sosyal Fobi, Sosyal Görünüş Kaygısı, Sosyal Medya Bağımlılığı.

ErgenlerSosyal fobilerSosyal görünüş kaygısı+6
Hacı Salih Dalgalı
Selçuk University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Serebral palsili çocuklarda 3 metre geri yürüme testinin propriosepsiyon, gövde kontrolü ve kas kuvveti ile ilişkisi

Bu çalışma, serebral palsili çocuklarda 3 metre geri yürüme testinin (3MGYT) propriosepsiyon, gövde kontrolü ve kas kuvveti ile ilişkini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya Haziran 2021-Ocak 2022 tarihleri arasında Gaziantep Engelsiz Yaşam Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde tedavi alan Gaziantep sınırları içersinde yaşayan, yaş ortalamaları 10.43±2.76 olan 30 serebral palsili çocuk dahil edildi. Dahil edilme kriterleri, İletişim Fonksiyon Sınıflama Sistemi (CFCS) ≤ 3 olması, Modifiye Ashworth Skalası (MASH)'na göre alt ekstremite kaslarının tonusunun ≤2 olması, Kaba Motor Fonksiyon Sınıflandırma Sistemine (GMFCS) göre Seviye-I ve II olması, bilinen herhangi bir görme problemi olmaması, iletişime engel olacak düzeyde zihinsel geriliği olmadan sözel komutları takip edebilmesi, epileptik nöbeti olmamasıydı. Dahil edilen çocukların demografik ve hastalık bilgileri kaydedildi. Geri yürüme becerileri 3MGYT ile değerlendirildi. Propriosepsiyon değerlendirmek için dijital gonyometre kullanıldı. Gövde kontrolü değerlendirmek için Gövde Kontrol Ölçüm Skalası (GKÖS), kas kuvveti için digital kas dinamometresi (Power Track II), yürüyüş değerlendirmesi için Gilette Fonksiyonel Yürüme Değerlendirme Anketi (GFYDA) kullanıldı. Veri analizi sonucunda GMFCS'lerine seviye I ve II olan çocukların spastisiteleri karşılaştırıldığında; hamstring, gastro-soleus, gastrocnemius spastisitelerinde seviye I lehine anlamlı fark bulundu (p<0.05). 3MGYT, GKÖS, GFYDA sonuçları karşılaştırıldığında ise seviye I lehine anlamlı fark bulundu (p<0.05). 3MGYT ile alt ekstremite propriosepsiyonu, gövde kontrolü ve yürüyüş arasındaki ilişki incelendiğinde, anlamlı ilişki bulunmadı (p>0.05). 3MGYT ile GFYDA arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki bulundu. 3MGYT ile alt ektremite kas kuvvetleri arasındaki ilişki incelendiğinde, ikisi arasında anlamlı ilişki bulunmadı (p>0.05). SP'li çocukların alt ekstremite propriosepsiyonu ile alt ekstremite kas kuvvetlerinin ilişkisi incelendiğinde yalnızca kalça ekstansiyon propriosepsiyonu ile iliopsoas kas kuvveti arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulundu (p=0.023). GFYDA ile alt ektremite kas kuvveti arasındaki ilişki incelendiğinde, ikisi arasında anlamlı ilişki bulunamadı (p>0.05). Sonuç olarak SP'li çocuklarda ileri yürüme fonksiyonu iyileştikçe geri yürüme becerisinin de arttığı; ancak propsiosepsiyon, gövde kontrolü ve kas kuvvetinden etkilenmediği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Serebral Palsi;3 Metre Geri Yürüme; Propriosepsiyon; Gövde Kontrolü; Kas kuvveti

Gövde kontrolüKas kuvvetiPropriyosepsiyon+4
Enver Katırcı
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üç metre geri yürüme testinin serebral palsi'li (SP) çocuklarda uygulanabilirliği ve güvenirliğinin incelenmesi

Çalışmamızın amacı Üç Metre Geri Yürüme Testi (3MGYT)'nin Serebral Palsi (SP)'li çocuklarda uygulanabilirliği ve güvenirliğinin incelenmesidir. Çalışmaya yaş ortalamaları 12.34±3.78 olan, GMFCS 1 ve 2 düzeyindeki 55 SP'li çocuk ve 30 kontrol grubu (37 erkek/18 kız) dahil edildi. 3MGYT'nin güvenirliği için GMFCS seviyelerine göre Intraclass Correlation Coefficient (ICC) kullanıldı. MDC tahminleri, temel veriler kullanılarak hesaplandı. 3MGYT'nin geçerliği, Yukarı Aşağı Merdiven İnip Çıkma Testi (YAMİÇT), Pediatrik Berg Denge Ölçeği (PBDÖ), Süreli Kalk Yürü Testi (SKYT), Fonksiyonel Uzana Testi (FUT), Dört Kare Adım Testi (DKAT) arasındaki korelasyon değerlendirildi. 3 MGYT'in değerlendirici içi ve değerlendiriciler arası güvenilirliği GMFCS seviye 1'de (Intra-rater ICC=0,981-0,987, inter-rater ICC=0,982-0,993) ve GMFCS seviye 2'de (Intra-rater ICC=0,927-0,933, inter-rater ICC=0,954-0,968) mükemmel bulundu. GMFSC 1 için değerlendiriciler içi MDC değerleri 1,17-1,22 sn idi. GMFSC 2 için 1,40-1,42 sn idi. GMFCS 1 için değerlendiriciler arası MDC değerleri ise 1,00-1,28 sn, GMFSC 2 için MDC değerleri ise 1,08-1,22 sn bulundu. GMFCS 1'de 3MGYT'nin 3MGYT ile PBDÖ, SKYT, FSST arasında çok güçlü korelasyon bulundu. GMFCS 2'de, 3MGYT ile YAMİÇT arasında orta, PBDÖ arasında güçlü, SKYT arasında orta, DKAT arasında güçlü korelasyonla istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu (p<0,05). 3MGYT, SP'li çocuklarda uygulanabilir, geçerli ve güvenilir bulundu. 3MGYT, kolay ve ekipman içermemesi açısından SP'li bireylerde dinamik dengenin, fonksiyonel mobilitenin ve düşmenin değerlendirilmesinde klinikte kullanılabilir bir testtir.

Güvenilirlik ve geçerlilikSerebral palsiTeşhis testleri+2
Ömer Faruk Çelik
Sanko University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00

Related subjects