Construction contracts

74 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Yıllara yaygın inşaat, taahhüt ve onarım işlerinde muhasebe işlemleri inşaat taahhüt işletmelerinde iç kontrol ve denetim

Ülkemizde inşaat sektörü ekonomi açısından lokomotif sektörlerden birisi olup Cumhuriyetin ilanı ile gelişmeye başlayan bir sektördür. Cumhuriyetin ilk yıllarında demiryolu hatları ve büyük su projeleri ile başlayan inşaat sektörü, dünyadaki liberalleşme rüzgarlarının başladığı İkinci Dünya Savaşından sonra tırmanışa geçmiştir. Genel olarak emek-yoğun bir teknoloji ile çalışan inşaat sektörünün istihdamın yaratılması ve işsizliğin azaltılmasında payı büyüktür. Türkiye, bölgesinde pek çok inşaat alt sektöründe üretim kapasitesiyle üretim üssü olma özelliğini taşımaktadır. Demir-çelik, çimento, seramik ve kaplama malzemeleri, mimarlık, boya ve yapı kimyasalları, seramik sağlık gereçleri, yalıtım, plastik boru ve profil, iklimlendirme, soğutma ve klima, aydınlatma, doğal taş ve mermer gibi bir çok alt sektörün can damarı inşaat sektörüdür.Ülkemizde inşaat işleri vergi hukuku açısından yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile yıllara yaygın olmayan inşaat ve onarım işleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işlerinin başlangıç ve bitiş tarihleri farklı dönemlerde olması nedeniyle farklı bir vergileme sistemine sahiptir.Bu çalışmanın amacı, çok farklı coğrafyalar ve bölgelerde faaliyet gösteren inşaat taahhüt işletmelerinin denetim ve iç kontrol sisteminin incelenmesine yöneliktir.Bu çalışmada, yıllara yaygın inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinin yapısı, özellik arz eden hesapların işleyişi ile TMS 11 İnşaat sözleşmeleri standardı detaylı olarak incelenmiş olup, inşaat taahhüt ve onarım işletmelerinde iç kontrol sistemi ve denetimin nasıl olması gerektiğini incelemeye çalışılmış ayrıca bilanço hesapları, stok hesapları ve maliyet hesaplarının denetimi açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: İnşaat, TMS 11, Denetim, İç Kontrol,

Bağımsız denetimDenetimMuhasebe+7
Yusuf Özlü
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye Muhasebe Standardı 11 inşaat sözleşmeleri kapsamında inşaat taahhüt işlemlerinin muhasebeleştirilmesi, raporlanması ve uygulama örneği

İnşaat işletmeleri için yıllara yaygın inşaat taahhüt işlerinde dönem kârı veya zararı ile maliyetlerin doğru tespit edilmesi ve ilgili oldukları hesap dönemlerine aktarılması çok önemlidir. Yıllara yaygın inşaat taahhüt işlerinin muhasebeleştirilmesinde ülkemizde kullanılan yöntem tamamlanma yöntemidir. Bu yöntemde, inşaat işinin kârının veya zararının, gelirinin, maliyetinin tespit edilebilmesi için işin tamamının yapılması gerekir. İş tamamlandıktan sonra kâr veya zarar ortaya çıkmaktadır. Bir diğer yöntem olan tamamlanma oranı (yüzdesi) yöntemi ise Türkiye Muhasebe Standardı 11'in İnşaat Sözleşmeleri Standardının kabul ettiği yöntemdir. Tamamlanma oranı yöntemi, bir inşaat işi yıllara yaygın olarak başladığında farklı hesap dönemleri oluşturduğunu ve dönemsellik ilkesine uyulması gerekliliğini gösterir. Bu yöntemde muhasebeleştirme yapılırken işin tamamlanma oranına göre gelir ve maliyetler kayıt edilir ve hangi dönemde gerçekleştilerse o hesap dönemlerine aktarılır. Böylelikle finansal tablolar güvenilir olur, kullanıcıların daha doğru ve güvenilir bilgilere ulaşması da sağlanmış olur. Anahtar Kelimeler: 1. ĠnĢaat 2. ĠnĢaat Muhasebesi 3. ĠnĢaat SözleĢmeleri 4. MuhasebeleĢtirme 5. Raporlama.

MuhasebeMuhasebe standartlarıTürkiye Muhasebe Standartları+5
Hilal Tezgelmez
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

TMS 11 inşaat sözleşmeleri ve TMS 18 hasılat standartlarının, TFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardı ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi

Finansal tablolar incelenirken üzerinde durulan en önemli kalemlerden birisi net dönem karıdır. Net dönem karı bir sonuç hesabıdır ve en önemli bileşeni de hiç şüphesiz ki hasılattır. Dolayısıyla, hasılata ilişkin muhasebe politikaları şirketin performansının sunumu ve değerlendirilmesi anlamında önem taşımaktadır. Hasılat, farklı standartlara göre farklı şekillerde hesaplanmıştır. TMS 11 İnşaat Sözleşmeleri, inşaat sözleşmelerine ilişkin gelir ve maliyetlerle ilgili muhasebe uygulamasının açıklanması ile ilgilidir. TMS 18 Hasılat; Mal satışları, hizmet sunumları ve işletme varlıklarının başkaları tarafından kullanılmasından sağlanan faiz, isim hakkı ve temettüler ile ilgili işlem ve olaylardan kaynaklanan hasılatın muhasebeleştirilmesinde uygulanmaktadır. 28 Mayıs 2014 tarihinde yayımlanan "TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat Standardı" hasılat kavramına mevcut TMS 11 ve TMS 18'den farklı bir bakış açısı getirmektedir. Hasılatın kazanılmasını edim yükümlülüğünün gerçekleştirilmesine bağlayan standart, bu koşulun zamanın belirli bir noktasında veya zaman süresince olmak üzere iki farklı şekilde gerçekleştirilebileceğini belirtmektedir. Ayrıca standart, hasılatın ne zaman ve ne tutarda muhasebeleştirileceğini belirlemek için, müşteriyle yapılan sözleşmeye dayalı ve kontrolün transferine odaklanan beş aşamalı bir model içermektedir. Standardın bir diğer önemli noktası ise hasılat kayıtlarında gerçeğe uygun değer kavramı yerine "işlem fiyatını" dikkate almasıdır. Bu çalışmanın amacı; TMS 11 ve TMS 18 Hasılat standartlarının ilgili örneklerle açıklanarak, yeni hasılat standardı TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat standardının örneklerle açıklanarak aradaki temel benzerlik ve farkların açıklanmasını sağlamaktır. Çalışmanın hazırlanmasında literatür taraması yapılmış, TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat standardı" hasılat kavramına mevcut TMS 11 ve TMS 18'den farklı muhasebeleştirme ilkeleri getirmiş olduğu ilgili örneklerle açıklanmıştır. TFRS 15 Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat standardı uygulayacak işletmelerin bu konuda bilgi sahibi olmaları, standardın uygulanması açısından faydalı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Hasılat, TMS 11, TMS 18, TFRS 15

Finansal tablolarHasılatMüşteriler+7
Emine Acer
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

UFRS 15 müşteri sözleşmelerinden hasılat standardının getirdiği değişikliklerin değerlendirilmesi

Firmaların yapmış oldukları finansal gayretler verilen kâr ya da zarar tabloları içinde açık biçimde verilmektedir. Söz konusu tablonun en önemli unsurlarından birisi hasılatın sunulduğu kısımdır. Hasılat; firmaların yaptığı faaliyetlerinden dolayı meydana gelen gelirlerini ifade etme Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (UFRS) açısından hasılatın ölçümü ve raporlanması üzerinde titizlikle durulan konular arasındadır. Hasılatın ölçümü ve raporlanması konusunda birçok standart yayınlanmış, zamanla söz konusu standartlar yürürlükten kaldırılmış, yerine yenileri yayınlanmış veya güncellenmiştir. UFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı yayınlanmıştır. UFRS 15 Standardı ile birlikte, eski düzenlemelerden farklı olarak "Edim Yükümlülüğü" kavramı ile işin safhaları ayrılması, ileride gerçekleşmesi muhtemel risklerle ilgili karşılıkların ayrılması yöntemindeki değişiklik gibi yenilik ve değişiklikler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı; İnşaat sektörü özelinde UFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardı çerçevesinde ortaya çıkan yeni kavramları tartışarak, sözleşme varlığı ve yükümlülüğünün raporlanmasının nasıl yapılacağını açıklarken önceki standartla karşılaştırmak suretiyle işletmelerin finansal raporlamasına ve finansal tablo kullanıcılarına sağladığı yararları değerlendirmektir. İnşaat firmalarına yönelik yapılan uygulamalar ile gerek Gelir Vergisi Kanunu, gerek TMS 11 (İnşaat Sözleşmeleri Standardı) ve gerekse de bu standardın yerini alan UFRS 15 uygulamaları ile konu hakkındaki farklılık ve deşiklikler vurgulanmaya çalışılmıştır.

Finansal raporlama standartlarıHasılatSatış hasılatı+6
Burak Candar
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel dönüşüm mevzuatı çerçevesinde inşaat sözleşmesi

Bu çalışmanın amacı, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un düzenlediği anlamda riskli olan bir yapının yıkımını ve yerine yenisinin yapımını konu alan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin incelenmesidir. Eser sözleşmesinin özel bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, noterde düzenleme şeklinde yapılan ve tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Sözleşmede, tarafların hak ve yükümlülüklerinin, net bir şekilde ve doğru ifadelerle yer alması gerekir. Her taşınmazın durumunun birbirinden farklı olduğu gibi, her inşaat sözleşmesi de somut olaya özel, mevzuata, fen ve standartlara, tarafların isteklerine uygun hükümler içermelidir. Bu nedenle çalışmamızda, uygulamada karşılaşılabilecek sorunlar değerlendirilerek, öneriler sunulmaya çalışılmıştır. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; kentsel dönüşüm kavramı, kentsel dönüşümün amacı, temel kavramları, Türkiye'de kentsel dönüşüm uygulamaları genel olarak ele alınmış, ardından 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespitinin, inşaat sözleşmesini ilgilendirebilecek noktaları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, riskli yapının yıkımını ve yerine yeni bir yapının inşasını konu alan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ve bu sözleşme kapsamında arsa sahibi ile yüklenicinin borçları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine aykırılık ve sözleşmeye aykırılığın hukukî sonuçları üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise, söz konusu sözleşmenin sona ermesi konusu ele alınmıştır. Son olarak sonuç bölümünde, çalışmamız kapsamında incelediğimiz hususlara ve yapmış olduğumuz değerlendirmelere genel bir bakış sunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Riskli Yapı, Eser Sözleşmesi, İnşaat Sözleşmesi, Yüklenici, Arsa Sahibi, Yıkım, Yapım

Kentsel dönüşümMal sahibiRiskli yapı+2
Ece Karaduman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir amaçlı inşaat projelerinin temel katılımcılarının sürdürülebilirlik ile ilgili görev ve sorumlulukları

Dünya nüfusundaki artış ve teknolojideki gelişmeler insanların enerji ihtiyacında da aynı oranda artışa sebep olmaktadır. Tüm dünyada üretilen enerjinin yarısına yakınını tüketen binaların enerji verimliliğini sağlamak ve çevreye olan etkilerini en aza indirgemeyi hedefleyen dünyanın birçok ülkesinden çeşitli kurum ve kuruluşlar, sürdürülebilirlikle ilgili önemli çalışmalar yürütmektedir. Özellikle gelişmiş devletler, insanları sürdürülebilirlik konusunda bilinçlendirmek için bu kurum ve kuruluşları desteklemesinin yanında yatırımcıları sürdürülebilir yapılara yatırım yapmaya teşvik edecek bir takım düzenlemeler getirmektedir. Bu düzenlemelere örnek olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin Nevada eyaletinde sürdürülebilir binaların emlak vergilerine uygulanan indirim gösterilebilir. Devletlerin yatırımcılara sağladığı teşviklerin yanında sürdürülebilir yapıların enerji tasarrufu ile elde ettiği düşük işletme maliyetleri, doluluk oranlarının yüksek olması ve yüksek kira getirileri de yatırımcıları sürdürülebilir binalara diğer adıyla yeşil binalara olan ilgisini artırmaktadır. Yeşil binalar ile ilgili yapılan çalışmalar ve yatırımcıların yeşil binalara olan ilgisindeki artış göz önüne alındığında sürdürülebilir yapılara olan eğilimin daha da artacağını söylemek mümkündür. Bu doğrultuda yeni yapılacak veya yenilenecek binaların daha büyük oranda sürdürülebilir niteliklere sahip olacağı anlaşılmaktadır. Ancak inşaat sektörü için çok yeni olan bu yeşil bina kavramı, birçok problemi de beraberinde getirecektir. Bu problemlerin en önemlilerinden bir tanesi ise sözleşme dokümanlarında tanımlanan sürdürülebilirlik görevlerinin ve sorumluluklarının proje katılımcılarınca anlaşılmaması olacaktır. Bu sebeple sürdürülebilir binaların tasarımı ve yapımı için oluşturulmuş az sayıdaki sözleşme formları arasında güvenirliği ve bilinirliği en fazla olan AIA A201 sözleşme dokümanları ailesi incelenmiştir. Tez kapsamında öncelikle AIA A201-2007 SP, A401-2007 SP, B101-2007 SP ve C401-2007 SP sözleşme dokümanlarında proje katılımcıları için tanımlanmış sürdürülebilirlik maddeleri tespit edilmiş ve tercüme edilmiştir. Ardından inşaat profesyonellerine kılavuzluk yapması amacıyla proje katılımcılarının sözleşme maddelerinde açıklanan görev ve sorumlulukları açıklanmış ve LEED sertifikasyon sistemi üzerinden örnekler verilmiştir. Geleneksel proje teslim sisteminde sürdürülebilir amaçlı inşaat projelerinin sözleşmesinde proje katılımcılarının görevleri incelenirken AIA'in sürdürülebilir projelerin sözleşmeleri için hazırladığı kılavuz dokümanlar ve ilgili kitaplar incelenmiştir. Sözleşme formlarında belirtilen terimlerin ve maddelerin anlaşılması maksadıyla LEED sertifika sistemindeki karşılıkları ortaya konulmuştur. Sürdürülebilirlikle ilgili sözleşme maddeleri ile birlikte bu maddelerin referans gösterdiği sözleşme maddelerine de tez içerisinde yer verilmiş ve açıklamalar daha kapsamlı şekilde yapılmıştır. AIA A201 sözleşme dokümanları ailesinin ve ilgili kaynakların incelenmesi sonucunda Mal sahibinin sürdürülebilirlik ile ilgili tüm aşamaları onaylamada tek yetkili kişi olduğu, projenin Sürdürülebilirlik Hedefini yakalaması için tek sorumlu taraf olduğu ve Mimarı projenin Sürdürülebilirlik Hedefinin yakalanması için destekleyici görevlerinin olduğu anlaşılmaktadır. Mimarın ortaya konulan sürdürülebilirlik görevleri ana başlıklar halinde Mal sahibinin sürdürülebilirlik danışmanlığı, sözleşme idaresi, projenin tasarımı ve Mal sahibinin Sertifikasyon Kuruluşu ile olan ilişkilerini yürütmek üzere sürdürülebilirlik temsilciliği olarak listelenmiştir. AIA A201 genel şartnamesinde Yüklenicinin sürdürülebilirlik görevlerini sürdürülebilirlik planında belirtilen şekilde yapması beklenir. Yüklenici bu sözleşme ile projeyi Sürdürülebilirlik Çalıştayında belirlenen Sürdürülebilirlik Unsurlarını gerçekleştireceğini taahhüt eder. Sürdürülebilirlik Unsurlarının gerçekleştirilmesi kapsamında Mal sahibi adına sözleşme idaresini ve sertifikasyon temsilciliğini yürüten Mimara Sürdürülebilirlik Dokümanlarını zamanında teslim etmesi gerektiği belirtilmektedir. Mal sahibi, Mimar ve Yüklenici için yukarıda belirtilen sürdürülebilirlik görevleri ve sorumluluklarından yapılan çıkarımlara göre sürdürülebilir amaçlı inşaat projelerinde yol gösterici bir doküman olan Sürdürülebilirlik Planı örnek olarak hazırlanmış ve tezin ekinde (EK A) belirtilmiştir. Sözleşme dokümanlarında sıkça bahsedilen ve sürdürülebilir amaçlı inşaat projelerinde Sürdürülebilirlik Hedeflerinin gerçekleştirildiğinin tespiti için çok önemli olan Sürdürülebilirlik Dokümanlarının LEED sertifikasyon sisteminde neler olduğu EK B'de verilmiştir. Verilen örnekler yalnızca kılavuz olması amacıyla hazırlanmış olup, projenin konumuna, Mal sahibinin beklentisine, proje katılımcılarının kapasitesine veya taraflar arasında uzlaşılan özel koşullara bağlı olarak farklılık gösterebilir. Tezin tamamı incelenirken bu örneklerin mutlak doğru olmadığı, değişik şekillerde biçimlendirilmesinin mümkün olduğu göz önüne alınmalıdır.

LEEDMal sahibiYüklenici firmalar+2
Oğuz Müftüoğlu
İstanbul Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin temerrüdü

Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmemiş olmakla birlikte Yargıtay kararlarında geçtiği şekliyle "Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" geniş bir uygulama alanı bulmakta birlikte birçok hukuki ihtilafa da yol açmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bir tarafın yapı meydana getirmeyi, bir tarafın ise meydana gelen yapının bedeli olarak arsa payı mülkiyeti devretmeyi üstlendiği karma tipli bir sözleşmedir. Ülkemizin sosyo-ekonomik durumu göz önüne alındığında uygun bir çözüm yolu olarak görülen bu sözleşme; ekonomik gücü ya da teknik bilgisi inşaatı üstlenmeye yetersiz arsa/hisse sahibi ile sermaye sahibi yükleniciyi bir araya getirmektedir. Nakdi bir bedel ödemeksizin taşınmazını değerlendiren arsa sahibi karşısında, inşaat maliyetini yüklenerek ortaya çıkan inşaattan bağımsız bölüm elde eden yüklenici bu sözleşmenin taraflarıdır ve sıkı şekil şartına bağlı bu sözleşme, kendi içinde bir kar dengesi barındırmaktadır. İçtihat taraması yapıldığında sözleşme ile ilgili hukuki ihtilafların, yoğunlukla yüklenicinin temerrüdünden kaynaklandığı görülecektir. Sözleşme ile sağlanan kar dengesi; yapı malzemelerinin inşaat süresince fiyat artışına uğraması, malzemelerin sözleşme şartlarında belirtilen standartlardın altında kullanılması, inşaat işinin belirlenmiş sürede tamamlanamaması gibi nedenlerle bozulmakla birlikte hukuki uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Çalışmamızda kullanıldığı üzere yüklenicinin temerrüdü hususu kanunumuzda özel olarak ele alınmamakla birlikte, Türk Borçlar Kanununda düzenlenmiş borçlunun temerrüdüne denk düşmektedir. İlk bölümde yüklenicinin temerrüdü, temerrüdün şartları ve kısmi temerrüt işlenmiş, ikinci bölümde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin temerrüdünün hukuki sonuçları ele alınmış, üçüncü ve son bölümde ise işbu çalışmamız doktrinde var olan geriye etkili ileriye etkili fesih konusunu izaha taliptir. Anahtar Kelimeler: Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi, Yüklenicinin Temerrüdü, Sözleşmeden Dönme, Sözleşmenin Feshi, Temerrüt

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiFesihSözleşmeden dönme+5
Bahoz Can Denli
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapıya ilişkin inşaat sözleşmesi akdedilmesi

Uygulamada, bir yapı hakkında riskli yapı tespiti yapılmasıyla, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uygulama alanı bulmakta ve kentsel dönüşüm süreci başlamaktadır. 6306 sayılı Kanun'un iradesi, riskli yapının yıkılarak riskin bertaraf edilmesinden sonra yerine risksiz, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yapıların inşa edilmesi yönündedir. Maliklerce, riskli yapıdaki riskin bertaraf edilmesine yönelik izlenecek yola karar verilmesinden sonra bu kararın uygulanması amacıyla sözleşme akdetme gereği ortaya çıkabilecektir. Bu sözleşmelerin özel hukuk kişileriyle veya idareyle akdedilmesi mümkündür ancak idare ile akdedilen sözleşmeler çalışmamızın konusunu oluşturmadığından, kapsam dışı bırakılmıştır. Riskli yapının yıkılarak yerine risk teşkil etmeyen yapının inşa edilmesi, uygulamada genellikle yükleniciler ile riskli yapının sahipleri arasında sözleşme akdedilmesiyle gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmanın konusu da 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca riskli olduğu tespit edilen yapının yıkılarak yerine risksiz bir yapının inşasını konu alan inşaat sözleşmeleridir. Çalışmamız toplamda üç bölümden oluşmakta olup, birinci bölümde 6306 sayılı Kanun'un amacı ve kapsamı, riskli alan ve riskli yapı kavramları genel olarak ele alınmış, ardından riskli yapı hakkında alınabilecek kararlar ve karar alma usulü hususları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, riskli yapı tespitinin hukuki sonuçları, alınan kararlarda ve akdedilen sözleşmelerde uyulması gereken esaslar incelenmiştir. Birinci ve ikinci bölümde kentsel dönüşüm sürecine genel bir çerçeve çizildikten sonra üçüncü bölümde, riskli yapının yıkılarak yeniden inşa edilmesini konu alan inşaat sözleşmesi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi ele alınmıştır. 6306 sayılı Kanun'un altıncı maddesi uyarınca akdedilebilecek olan ve uygulamada sıkça karşılaşılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi; sözleşmenin tanımı, unsurları, düzenlenme biçimleri, kurulması ve geçerliliği, şekli ve içeriği, hukuki niteliği, sözleşmenin hazırlanması, yorumlanması, tamamlanması ve uyarlanması başlıkları altında irdelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, bu çalışma kapsamında incelediğimiz hususlar ve tarafımızca yapılan değerlendirmeler genel olarak derlenmiştir.

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiKanunlar 6306 sayılıKentsel dönüşüm+2
Itır Bora
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sözleşmelerinde ek iş

İnşaat sözleşmelerinin zamana yayılan yapısı gereği sözleşmenin başında kararlaştırılmayan bir kısım işlerin ifa süreci devam ederken sözleşme konusu işe ilave edildiğine sıklıkla rastlanılmaktadır. Ek iş olarak adlandırılan bu çeşitten işlerin tanımının yapılarak, unsurlarının net bir şekilde belirlenmesi yüksek önem taşımaktadır. Zira ek işlerin inşaatın teslim vadesi başta olmak üzere sözleşmedeki farklı noktalara etki ettiği kabul edilmektedir. Bu nedenle tez çalışmamızda inşaat sözleşmeleri kapsamında meydana gelen ek işler üzerine araştırma ve inceleme yapılmaya çalışılmıştır. Tez çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde inşaat sözleşmesi hakkında genel bilgiler verilmiş, ikinci bölümde ek işlerin tanımı, unsurları, uygulama alanları ve benzer kavramlardan farkı açıklanmaya çalışılmış, üçüncü bölümde ek işlerin inşaat sözleşmesindeki taraf borçları ile ilişkisi ortaya konmaya çalışılmış, dördüncü ve son bölümde ise ek iş meydana getirilmesinin sonuçları açıklanarak çalışmamız sonlandırılmıştır.

Ek işFazla çalışmaSözleşmeler+2
Koray Özdoğan
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sözleşmelerinde cezai şart ve götürü tazminat

Bu çalışmanın konusu inşaat sözleşmelerinde yer alan cezai şart kayıtları ile götürü tazminat kayıtları arasındaki farkların ortaya konmasıdır. Cezai şart, Kıta Avrupası Hukuk sisteminde yaygın olarak kullanılmakta iken, cezai şart uygulamaları, Anglo-Amerikan hukuk sistemlerinde kabul edilmemektedir. Cezai şart, "ceza koşulu" adı altında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179. – 182. Maddeleri arasında düzenleme alanı bulmuştur. Cezai şartın tanımı kanunda yer almamakla birlikte inşaat sözleşmelerinde yer alan cezai şart, en genel olarak, yüklenici tarafından sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde yüklenicinin iş sahibine ödemeyi taahhüt ettiği ekonomik değeri olan bir edim olarak tanımlanabilir. Götürü tazminat ise, yasal mevzuatımızda herhangi bir düzenleme alanı bulmamıştır. Bu kurum, Anglo-Amerikan hukuk sisteminde yaygın kullanımı sonucu, Kıta Avrupası hukuk sisteminde uygulama alanı bulan bir kurumdur. Götürü tazminat ise, yüklenici tarafından sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde iş sahibinin uğradığı zararı gidermek için ödenecek tazminat miktarının önceden belirlenmesi olarak tanımlanabilir. Cezai şart ve götürü tazminat, amaç, talep edilebilirlik unsurları, ispat yükü, uygulanacak hükümler ve sınırları açısından farklılık göstermekte olup, bu çalışmada farklılıklar incelenmiş ve mahkeme kararları ortaya konmuştur.

Cezai şartGötürü tazminatSözleşme şartlarının ihlali+3
Betül Çetintaş
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe girmesi ile hukuk sistemimize yeni sözleşme türleri dahil olmuştur. Bu sözleşme türlerinden biri de ön ödemeli konut satış sözleşmeleridir. Uygulamada özellikle henüz proje aşamasında olan konutların satış sözleşmelerinde taraf olan tüketicilerin yaşadığı sorunlar dikkate alınarak, tüketicilere bedeli peşin veya taksitle ödendikten sonra satılacak konutlara ilişkin ön ödemeli konut satış sözleşmeleri ile ilgili ayrıntılı düzenlemeler getirilmiş olup, bu düzenlemelerle tüketicilerin korunması amaçlanmıştır. Ön ödemeli konut satış sözleşmelerinin şekil şartı, satıcının sağlayacağı teminat, konutun teslimi, tüketicinin sözleşmeden cayma ve dönme haklarının ne şekilde kullanılacağı hukuken düzenlenme altına alınmıştır. Bu düzenlemeler uygulamada yaşanan sorunları engelleyecek ve tüketiciler ile satıcıların buluştuğu inşaat sektöründe güven ortamının sağlanmasına hizmet edecektir. Ön ödemeli konut satış sözleşmeleri ile ilgili tüketici hukuku alanındaki düzenlemeler ayrıntılı olmakla birlikte, ayrıca 6502 sayılı Kanun ile düzenlenmemiş konularda genel hükümlerin uygulanması, tüketicilerin ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ilişkin yeterli hukuksal düzenlemelere sahip olduklarının göstergesidir. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde tüketici hukukunun tarihsel gelişimi ve tüketici hukukunun temel kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde ön ödemeli konut satış sözleşmelerine ayrıntılı biçimde yer verildikten sonra, üçüncü bölümde ön ödemeli konut satış sözleşmeleri benzer sözleşmelerle karşılaştırılmış olup daha sonra ön ödemeli konut satış sözleşmelerinin ilişkili olduğu sektörlerin incelenmesi ile çalışmamız tamamlanmıştır.

KonutKonut kredisiSatış sözleşmeleri+6
Burak Koçaker
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin alacak hakkının devri

Bu çalışmada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve bu sözleşme nedeniyle yükleniciden bağımsız bölüm veya arsa payı satın alan üçüncü kişilerin hukuki durumu; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tanımı, hukuki niteliği, unsurları, türleri ve sona ermesi hakkında genel bilgiler verilerek, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olan alacağın devri hükümleri kapsamında, öğreti ve Yargıtay uygulamaları dikkate alınmak suretiyle incelenmiştir. Daha sonra her iki konu ile ilişkili olarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında üçüncü kişilerin talep hakları açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca taşınmaz satışında, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olan alacağın devri hükümlerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı ve Yargıtay'ın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle yüklenicinin edindiği hakkın, alacağın devri hükümlerine tabi olduğu yönündeki istikrarlı kararlarına esas hukuki görüşü, öğretideki ağırlıklı görüş ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışma ile Yargıtay'ın tahvil yoluna başvurarak alacağın devrine ilişkin öğretideki ağırlıklı görüş ile çelişen uygulamaları irdelenerek, ortaya çıkan farklı hukuki sonuçların değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler : Arsa Payı Karşılığı, Alacağın Devri, Üçüncü Kişi, Yüklenici

Alacak hakkıAlacakların devriArsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi+5
Zekiye Gizem Durmuşoğlu
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

UFRS 15 (Müşterilerle yapılan sözleşmelerden doğan hasılat) standardının, TMS 18 (Hasılat) ve TMS 11 (İnşaat sözleşmeleri) standartlarıyla karşılaştırmalı uygulama ve yorumları

İşletmelerin muhasebe uygulamalarına baktığımızda hasılat, anlam veya tanım itibariyle farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıkların ortadan kaldırılması, hasılatın net ve tek bir tanımı olması gerekmektedir. Sürekli gelişmekte olan dünya ekonomisinin dinamikleri olan finansal bilgi kullanıcıları, muhasebenin en önemli özelliği olağan dönemsellik ilkesine net bir cevap alabilme, uluslararası düzeyde şeffaf, anlaşılabilir ve karşılaştırılabilir finansal bilgilere ihtiyaç duymaktadırlar. Bu ihtiyaçların giderilmesi açısından, tek bir dili konuşan, aynı standartları uygulayan muhasebe sistemlerinin hazırlanması kaçınılmaz olmuştur. Bu bağlamda daha önce hazırlanmış olan TMS 18 (hâsılat standardı) ve TMS 11 (inşaat sözleşmeleri)‟in yetersiz kalması yeni bir çalışmayı zorunlu kılmıştır. 2010 yılında çalışılmaya başlanılan,28 Mayıs 2014 yayımlanan ve 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren yıllık raporlama dönemlerinde uygulamaya girecek olan UFRS 15 (Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat Standardı), TMS 11 (inşaat Sözleşmeleri) ve TMS 18 (Hasılat Standardı)‟in yerini alacaktır. Bu çalışmada, mevcut TMS 18 ve TMS 11 Standartları ile Yeni Hasılat Standardı UFRS 15,ayrı ayrı açıklanıp yorumlanarak örnek uygulamalarla karşılaştırılmış olup, Yeni Hasılat Standardının uygulamaya getirmiş olduğu yenilikler de çeşitli örneklerle açıklanıp yorumlanmıştır.

MuhasebeMuhasebe standartlarıStandartlar+5
Gürkan Akkın
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

FIDIC çerçevesinde milletlerarası inşaat sözleşmeleri ve uyuşmazlık çözüm yöntemleri

İnşaat sektörü günümüz sektörlerine bakıldığında büyük çaplı bir ekonomik gelir kaynağı olması sebebiyle önem arz etmektedir. Bunun bir uzantısı olarak da gerek devletler gerekse özel hukuk kişileri bu sektörde bir yarış sergilemektedirler. Ayrıca devletler bu sektörü kendilerine hem yerli hem de yabancı yatırımcı çekme düşüncesiyle de geliştirme çabası göstermektedirler. İnşaat sektörü de diğer sektörlerde olduğu gibi zamanla değişime uğramış ve bu değişimler karşısında inşaat sözleşmesi neticesinde girilen ilişkide çıkabilecek uyuşmazlıkların hızlı bir şekilde çözümlenmesi ihtiyacı kendisini daha da fazla göstermiştir. İnşaat ilişkilerinde tarafların sözleşmeyi gereği gibi yürütebilmeleri için uyuşmazlık çıkmadan yahut en geç uyuşmazlık çıktığı anda bu durumun çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Uyuşmazlığın çıkmadan yahut çıktığı anda çözümlenmesi gerek zaman kaybının önüne geçilmesi ve bunun sonucunda maliyet artışının engellenmesi, gerekse de tarafların arasındaki ilişkinin zarar görmemesi bakımından önemlidir. Ancak uluslararası ilişkilerin artmasıyla beraber uyuşmazlıkların yabancılık unsuru içermesi, uyuşmazlıkları ulusal düzeyden uluslararası bir düzeye taşımış ve bunun neticesinde uyuşmazlıkların çözümü zorlaşmıştır. Bu sebeple devletler inşaat sektöründeki uyuşmazlıklarda yaşanabilecek tıkanıklıkları çözmek amacıyla gerek ulusal, gerekse uluslararası düzenlemeler yapma ihtiyacı duymuşlardır. Bu amaç doğrultusunda FIDIC (Federation Internationale Des Ingenieurs-Conseils) tarafından çıkarılan Standart Sözleşmelerin düzenlendiği kitaplar, milletlerarası inşaat sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar bakımından en yaygın başvurulan bir kaynak haline gelmişlerdir. FIDIC tarafından içerisinde uyuşmazlık çözüm yollarının da ayrıntılı şekilde düzenlendiği ve taraflara yol gösterici nitelikte olan 1987, 1999 ve 2017 tarihli üç adet Standart Sözleşme bulunmaktadır. Bu çalışmamızda FIDIC Standart Sözleşmeleri kapsamında inşaat sözleşmelerinde tarafların arasındaki ilişkiye uygulanacak maddi hukuk hükümleri ve uyuşmazlıkların çözümü için öngörülmüş olan mekanizmalar, inşaat sektörünün ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak değerlendirme konusu yapılacaktır.

Devletler özel hukukuFIDICSözleşmeler+3
Rumeysa Özyürek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesinde üçüncü kişinin hukuki durumu

Çalışmamızın konusu kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ile hak kazanan üçüncü kişilerin hukuki durumu oluşturmaktadır. Konumuz kapsamında öncelikle kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin genel özellikleri incelenmiştir. Bu incelemede kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin tanımı, tarafları, unsurları, hukuki niteliği, düzenleniş biçimleri, şekli ve hükümleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Bundan sonra çalışmamızın ana konusunu oluşturan kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi ile hak kazanan üçüncü kişilerin hukuki durumu ele alınmıştır. Bu bağlamda üçüncü kişilerin hak kazanım biçimleri, sözleşmenin yüklenici temerrüdü, ifa imkânsızlığı ve tam tazminat ödenerek sona ermesi hâlleri ile sözleşmedeki şekle aykırılık hâli ele alınarak incelenmiştir. İncelememiz kapsamında, bağımsız bölüm sahibi olmak için yüklenici ve arsa sahibi ile işlem yapan üçüncü kişilerin, uygulamada karşılaştığı sorunlara ilişkin doktrindeki görüşler ve Yargıtay uygulaması ele alınmıştır. Çalışmamızın son bölümünde ise, kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi açısından mevzuatımızda kanuni düzenleme olmaması ve Yargıtay uygulamasından doğan olumsuz sonuçlara dikkat çekilerek, eleştiri ve önerilerde bulunulmuştur.

Arsa payı karşılığı inşaat işleriArsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiMal sahibi+3
Dilek Sertler
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

The formation of construction contracts in Turkey and Libya and a comparison of the rights and liabilities of the parties

This thesis is an attempt to examine the conditions of the construction contracts in the Libyan and Turkish law so as to reveal the weaknesses in the formulation of the Libyan law contracts according to the Turkish law, such as FIDIC contract models to reduce conflicts and disputes, and to benefit from the Turkish experience in the construction industry. This is in light of the fact that there is an imbalance in the obligations of the parties in terms of contracts as regards force majeure conditions and the arbitration clause, in addition to the Allocate of risks cause behind the problems of construction projects in Libya nowadays, which should be corrected and reformulated in line with the development of international contracts. Keywords: Construction contract, Turkish code of obligation, Libyan civil code. FIDIC, Public works contract

FIDICLibyaContracts+6
Saleh Ahmed Alshadlı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin sorumlulukları

Bilimsel çalışmalarda genel olarak yüklenicinin sorumlulukları açısından ele alınan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, sözleşmenin diğer tarafı olan arsa sahibine de çok önemli sorumluluklar yüklemektedir. Ancak kendisinin arsa payı devretmek haricinde hiç bir yükümlülüğü ve sorumluluğu bulunmadığını ve tüm sorumluluğun yükleniciye ait olduğunu düşünen arsa sahipleri bu durumun çoğu zaman bilincinde değildir. Oysa arsa sahiplerinin sözleşmenin hukuki boyutuna dair bu düşüncelerinin aksine hem sözleşmenin diğer tarafı olarak hem de inşa edilecek yapı eserinin maliki olacak kişiler olarak farklı hukuki gerekçelerle, pek çok kişiye karşı sorumlu durumdadırlar. Arsa sahiplerinin sorumluluklarının sadece bir kısmı sözleşmenin diğer tarafı olan yükleniciye karşıdır ve sorumlulukların neler olduğunun sözleşme metninden tespit edilmesi çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bu çalışmada arsa sahibinin sorumluluk sınırları tespit edilerek, arsa sahibinin gerek yüklenici gerekse başka kişilerce ileri sürülebilecek talepler karşısında nasıl bir hukuki yol izleyebileceği, sözleşmenin yapılması aşamasında bu taleplerin önüne geçme imkânı bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa bunu sözleşmede ne gibi koşulların yer alması ile sağlayabileceğinin ele alınması amaçlanmıştır

ArsaArsa payı karşılığı inşaat işleriArsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi+5
Ayşe Usta Bayrakçı
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Anahtar teslim inşaat sözleşmesi

Günümüzde inşaat sektörü, artan nüfus ve teknolojiye bağlı olarak sürekli gelişmektedir. Bu alanda uzmanlık gerektiren büyük çaplı projeler, ön plâna çıkmaktadır. Ancak bu projeler, karmaşık yapıda olup büyük riskleri ve sorunları beraberinde getirirler. Bu sorunların var olan inşaat sözleşmesi modelleriyle aşılması, taraflar için kimi zaman zor olmaktadır. Bu bakımdan iş sahipleri, sözleşme özgürlüğü kapsamında, daha profesyonel sonuç alabilecekleri, inşa eserinin kurulumu kadar sorunsuz işletilmesinin de sağlandığı ve sonraki süreçte tesiste ortaya çıkabilecek problemleri en aza indirebilecekleri sözleşme ilişkisi kurma arayışına girmişlerdir. Bu arayışın bir sonucu olarak taraflar, yeni bir inşaat sözleşmesi modeli olarak anahtar teslim inşaat sözleşmesini oluşturmuşlardır. Anahtar teslim inşaat sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen isimsiz bir sözleşmedir.

Anahtar teslimi inşaat sözleşmesiSatış sözleşmeleriSözleşmeler+2
İpek Betül Aldemir Toprak
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

FDIC çerçevesinde uluslararası inşaat sözleşmeleri

Son yıllarda hızla artmakta olan uluslararası inşaat çalışmalarında, taraflar arasında ortaya çıkması muhtemel uyuşmazlıkların çözümünde genel tip (standart)FIDIC sözleşmeleri kullanılmaktadır. Taraflarının, farklı devlet vatandaşı olduğu veya farklı ülkelerde ikamet ettiği ya da sözleşme konusu olan ödemelerin bir ülkenin sınırlarının dışına çıktığı sözleşmelerde(uluslararası) oluşabilecek uyuşmazlıkları çözümleyecek uluslararası bir mahkeme bulunmadığından dolayı FIDIC sözleşmeleri etkin olarak uygulanmaktadır. FIDIC sözleşmeleri tasarım aşamasından yapım aşamasına kadar birçok teknik detayı içermekle birlikte, inşaat mühendisliği alanında özellikle son yıllarda ulaşılan bilgi, birikim ve bilgisayar-elektronik temelli teknik altyapı uygulamalarındaki gelişmelere bağlı olarak, bu sözleşmelerde farklı yaklaşımların ortaya konulması gündeme gelebilir. Bu nedenle, FIDIC sözleşmelerinde üzerinde durulan geleneksel inşaat uygulamalarının geoteknik, hidrolik, mekanik, ulaştırma ve yapı malzemesi gibi farklı teknik başlıklar altında incelenmesinin taraflara çeşitli faydalar sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda, Türk Hukuku ve Uluslararası Hukuktaki 'sözleşme' kavramı, FIDIC sözleşmeleri özelinde incelenerek, ulaşılan sonuçlar ve öneriler sunulmaktadır.

FIDICStandartlarSözleşmeler+4
Ali Fırat Çabalar
Gaziantep University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Comparative analyis of consequences of breach of contracts and the implementation in standard construction contracts

This study focuses on elaborating on the various sanctions that arise in the event one party of a contract fails to perform their part of obligation. Each of the widely recognized sanctions are analyzed and examined from the position or perspective of major legal families. Common law and Civil law are the main legal traditions. However, they are quite distinct and different. While their common goal is creating a fair and just legal system which provides certainty and protection to all legal families, each of these two systems has its own unique manner in how they deal with legal issues. The events of their respective histories have led towards certain fundamental similarities and differences. As such, this study looks at how similar contractual sanctions have been dealt with under Civil law, Common law, as well as the approach of international sources of law towards the same sanction. In the same connection, there is an increase of globalization in the world economy and people across various legal jurisdictions are entering into contracts. In light of that, this study pays a particular attention to standard construction contracts. FIDIC contracts, are reputed as the leading contracts in international engineering and construction projects, as such, in the third chapter of this study, we shall conclude by looking at how the law governing standard international contracts, i.e. FIDIC Contracts, deal with the various sanctions. The reason for looking at these construction contracts is because they operate in an international environment, characterized by conflict of jurisdictions, and as such the study aims to show what the law governing international standard construction contracts stipulates, this is more so in order to determine how these laws have been able to adopt or rather assimilate the various influences from the diverse legal backgrounds and how they create a balance between people from different legal backgrounds that enter into such contracts. Key Words: Contractual Remedies; Specific Performance; Damages; Termination; Liquidated Damages; Penalty; Withholding; Price Reduction; International Contract; Comparative Study; Standard Construction Contracts

Comparative lawInternational lawInternational conventions+1
Gago Mealii Rıgga
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden hak kazanan üçüncü kişinin hukuki durumu

Çalışmamızın konusu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden hak kazanan üçüncü kişilerin hukuki durumudur. Çalışmamız üç bölüm altında incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde, üçüncü kişinin kazanımının dayanağını oluşturan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi incelenmiştir. Bu incelemeye dayanılarak, üçüncü kişinin hak kazanım biçimleri tespit edilmiş ve bunların sonuçları değerlendirilmiştir.İkinci bölümde, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin sona ermesi durumunun üçüncü kişiler bakımından sonuçları incelenmiştir. İlk olarak, uygulamada sıklıkla görülen yüklenicinin temerrüdü nedeniyle sözleşmenin sona ermesinin sonuçları ve üçüncü kişinin kazanım biçimi de göz önüne alınarak, üçüncükişinin kazanımı sorunu üzerinde durulmuş; ikinci olarak ise ifa imkansızlığının üçüncü kişinin kazanımına etkileri değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde ise, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin şekil koşuluna ve geçersizliğine değinildikten sonra, şekil eksikliği nedeniyle geçersiz sözleşmenin geçerli bir sözleşme gibi sonuç doğurması durumu incelenmiş ve söz konusu durumların üçüncü kişi bakımından sonuçları belirlenmiştir.

Arsa payı karşılığı inşaat işleriSözleşmeden dönmeSözleşmeler+3
Gürkan Coşkun
Çankaya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi Borçlar Kanunu'nda özel olarak düzenlenmiş olan bir sözleşme tipi değildir. Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş olan istisna (eser) sözleşmesi ile taşınmaz satım sözleşmesinin unsurlarını barındıran karma nitelikli bir sözleşmedir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde sözleşmenin taraflarından arsa (iş) sahibi arsanın belirli paylarını müteahhide devretmek borcu altına girmekte, müteahhit ise arsa üzerine inşa edeceği binanın belirlenen bağımsız bölümlerini arsa sahibine teslim etme borcunu üstlenmektedir. Dolayısıyla tarafların karşılıklı olarak sözleşmeden doğan hak ve yükümlülükleri mevcuttur. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde eserin ayıplı olması halinde müteahhidin ayıba karşı tekeffül borcu doğar ve arsa sahibi bundan doğan haklarını kullanabilir. İmkansızlık hallerinde sözleşme sona ereceği gibi sözleşmeye aykırı davranan veya edimini ifada temerrüde düşen taraf hakkında edim alacaklısı sözleşmeyi feshedebilir.

Arsa payıArsa payı karşılığı inşaat işleriSözleşmeden dönme+3
Karaman Şeyma
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhidin arsa sahibi ve üçüncü kişiler karşısındaki durumu

Kanunda düzenlenmiş sözleşme tipleri arasında bulunmayan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri arsa sahibinin, arsasına ait belirli payları müteahhide devretmeyi taahhüt ettiği, müteahhidin de bu arsa üzerinde bina inşa ederek belirlenen bağımsız bölümleri arsa sahibine teslim etmeyi yükümlendiği sözleşmeler olarak tanımlanır. Hukuki niteliği itibarı ile taşınmaz satım sözleşmeleri ve istisna sözleşmelerinin unsurlarını içerisinde barından bu sözleşmeler, doktrin ve uygulamada çift tipli karma sözleşmeler olarak nitelendirilmektedir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin şekli konusunda da herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. Bu sözleşme noterde düzenleme şeklinde resmi şekil şartına uygun olarak yapılmak zorundadır. Bu şart sözleşmenin geçerlilik şartıdır.Sözleşmede tarafların karşılıklı olarak yükümlülükleri söz konusudur. Müteahhit sözleşme ile inşaatı, sadakat ve özen yükümlülüğü altında, imar ve inşa mevzuatına uygun inşa etmeyi üstlenmekte, inşaat yapılırken de gerekli sağlık ve güvenlik önlemlerini almakla yükümlü olmaktadır. Ayrıca müteahhit arsa sahibine sözleşmede kararlaştırılan niteliklere uygun olarak ve kararlaştırılan zamanda binayı teslim etmeyi de taahhüt etmektedir. Bunlar karşısında arsa sahibi de sözleşmede belirlenen arsa paylarını müteahhide devretmeyi yükümlenmektedir.Anahtar Kelimeler: Arsa, Kat, İnşaat, Müteahhit, Sözleşme, Sorumluluk

Arsa payı karşılığı inşaat işleriArsa payı karşılığı inşaat sözleşmesiMüteahhitler+2
Burak Sabuncu
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat sözleşmesinde yüklenicinin sorumluluğu

Ülkemiz ekonomisinde, büyük önemi olan İnşaat sözleşmesi TBK'da düzenlenen eser sözleşmesinin özel bir türü ve uygulamada en çok karşılaşılan bir sözleşmedir. İnşaat sözleşmesine ilişkin TBK m. 470 - 486 arasında düzenlenen eser sözleşmesi ile ilgili özel hükümlerin yanı sıra TBK. nun ilgili genel hükümleri de uygulanacaktır. İnşaat sözleşmesinde, sözleşmenin tarafları olan yüklenici ve işsahibinin yerine getirmesi gereken sorumlulukları vardır. Uygulamada sık karşılaşılan uyuşmazlıklar daha çok yüklenicinin sorumluluklarından kaynaklandığından kaleme aldığım bu tezimde yüklenicinin sorumluluğuna değinmeye çalıştım. Tezimde yüklenicinin sorumluluğunu inşaatın tesliminden önce ve tesliminden sonra olmak üzere uygulanacak hükümleri iki ayrı başlık altında detaylı bir şekilde ele almaya çalıştım. Anahtar Kelimeler: İnşaat Sözleşmesi, yüklenici, işsahibi, inşaatı teslim öncesi, inşaatı teslim sonrası, sorumluluk.

Borçlar hukukuHukuki sorumlulukMüteahhitler+6
Ahmet Sivri
Çankaya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00

Related subjects