Corporate governance
163 theses under this subject heading
Kurumsal yönetim ve finansal raporların zamanında sunumu: BİST Kurumsal Yönetim Endeksi'nde yer alan işletmeler üzerinde bir inceleme
Zamanında sunum, finansal bilginin karar alıcıların kararlarını etkileyebileceği zamanda mevcut olmasıdır. Bu durumda kurumsal yönetimi benimsemiş işletmelerin, finansal bilgilerini tam, zamanında ve doğru şekilde kamuoyu ile paylaşmaları beklenen bir durumdur. Bu çalışmanın 2 ana amacı vardır. Birinci amacı, kurumsal yönetim uygulamalarının finansal tablolarının zamanında sunumuna etkisini incelemek; ikinci amacı da finansal tablolarının yayımlanma süresi ile işletmelerin büyüklüğü, aktif ve öz sermaye kârlılık oranı, finansal kaldıraç oranı ve denetim firması gibi işletmeye özgü faktörler arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Bunun için önce, BİST Kurumsal Yönetim Endeksi (KYE)'nde işlem gören işletmelerin endekse girmeden önceki ve girdikten sonraki dönemlerde finansal raporlarının kamuoyuna sunum zamanları sıklık analizi yapılarak incelenmiştir. Daha sonra, finansal raporların zamanında sunumu üzerinde etkisi olduğu düşünülen işletmeye özgü faktörler arasındaki ilişkiler regresyon analizi ile araştırılmıştır. Sıklık analizi sonuçlarına göre, BİST KYE'ndeki işletmelerin, BİST KYE'ne girdikten sonraki yıllarda finansal raporlarını endekse girmeden önceki yıllara kıyasla daha erken kamuoyuna sundukları ortaya çıkmıştır. Korelasyon analizi sonuçlarına göre de BİST KYE öncesinde işletme büyüklüğü ve kaldıraç oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi bulunmuştur. BİST KYE sonrasında ise işletme büyüklüğü ve aktif karlılık oranı hariç, incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. BİST KYE'ndeki işletmelerin endekse dâhil olduğu döneme bakmaksızın 2005 ve 2017 yılları arasındaki dönem için yapılan regresyon analizinde ise işletme büyüklüğü hariç incelenen diğer faktörlerin finansal raporların zamanında sunumu üzerinde olumlu etkisi vardır. İşletme büyüklüğü incelenen bütün dönemlerde finansal tabloların erken sunumunu olumsuz etkilediği ortaya çıkmıştır
Kurumsal yönetim uygulamalarının risk raporlama düzeyine etkisi: BIST 100 endeksinde yer alan finansal olmayan şirketler üzerine ampirik bir araştırma
Küresel krizler ve büyük şirket skandalları sonrasında risk raporlama oldukça önemli hale gelmiştir. Son zamanlarda yatırımcılar şirketlerin karşı karşıya olduğu riskler hakkında daha nitelikli bilgi talep etmekte ve sadece geçmiş riskler değil aynı zamanda geleceğe yönelik riskler hakkında da bilgi sahibi olmak istemektedirler. Ayrıca zorunlu veya teşvik edici birtakım düzenlemeler şirketleri daha fazla risk raporlaması yapmaya iten diğer faktörlerdir. Bu çalışmanın amacı kurumsal yönetim uygulamalarının şirketlerin risk raporlama düzeyindeki etkilerini analiz etmektir. Bu bağlamda BIST100 endeksinde yer alan ve finansal olmayan şirketlerin faaliyet raporlarındaki risk raporlama düzeyi içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada risk açıklamaları; finansal risk, faaliyet riski, teknolojik risk ve stratejik risk olmak üzere 4 alt başlığa ayrılmış ve 'parasal ve parasal olmayan', 'geleceğe yönelik ve geçmişe dönük' ve 'olumlu, olumsuz ve nötr' olması yönünden sınıflandırılmıştır. Faaliyet raporlarındaki cümleler risk birimi olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın elde ettiği genel bulgulara göre, şirketler sınırlı sayıda gelecek riski raporlamaktadır ve olumsuz ya da olumlu risklerden daha çok nötr riskleri açıklama eğilimindedirler. Buna ek olarak Türk şirketlerinin faaliyet raporlarında en fazla finansal riskleri raporladığı gözlemlenirken teknolojik riskleri diğer risk türlerine göre daha az sayıda raporladığı görülmektedir. Toplam risk açıklamalarının yaklaşık yüzde 53'ü parasal risk açıklamaları niteliği taşırken yüzde 47'si parasal olmayan risk açıklamalarından oluşmaktadır. Çalışmada yönetim kurulu büyüklüğünün, yönetim kurulundaki kadın üye yüzdesinin, bağımsız üye yüzdesinin ve şirket büyüklüğünün risk raporlaması ile anlamlı ilişkili olduğu tespit edilirken, yönetim kurulunun toplantı sıklığı ve kaldıraç düzeyi ile risk raporlama düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Buna ek olarak enerji ve teknoloji sektörlerinde yer alan şirketlerin risk açıklama düzeylerinin imalat sektöründekilere göre daha fazla olduğu sonucu elde edilmiş, diğer sektörlerin şirketlerinin ise imalat şirketlerine göre risklerini daha az açıkladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Risk Raporlaması, Risk Açıklamaları
Kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda kurumsal yönetim yeryüzü doktorları örneği
Kâr amacı gütmeyen organizasyonlar toplumda gönüllülük esasına dayanan, özerk, toplum içerisinde yaşanan sorunlara alternatif çözüm yolları üreterek toplumun refahını tahsis etmek amacı ile birçok alanda çeşitli faaliyetler gerçekleştiren organizasyonlardır. T.C. İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi Başkanlığı'nın 10.06.2016 tarihli güncel verilerine göre faal dernek sayısı 109.072'dir. Sayıca fazla olan derneklerin kurumsal yönetimin temel prensipleri olan adillik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkelerine hangi düzeyde uyum sağladığı bağışçılar açısından önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı kâr amacı gütmeyen organizasyonlarda kurumsal yönetimin önemini ortaya koymaktır. Araştırma dokümanlara ulaşım ve yüz yüze görüşmelerin uygunluğu nedeniyle nitel araştırma yöntemlerinden vaka analizi ile desenlenmiştir. Araştırma kapsamında yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile araştırmanın örneklemi olan organizasyonda görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen görüşmeler ve doküman incelemelerinin sonucunda organizasyonun kurumsal yönetimin temel prensiplerine orta düzeyde uyum sağladığı tespit edilmiştir. Araştırmanın sonucunda organizasyonun kurumsal yönetimin temel prensipleri kapsamında geliştirmesi gereken alanlar tespit edilerek organizasyon ile paylaşılmıştır. Anahtar Kelime: Sivil Toplum, Kâr Amacı Gütmeyen Organizasyonlar, Kurumsal Yönetim.
Türk Ticaret Kanunu'nun getirdiği yenilikler açısından aile işletmelerinde kurumsal yönetimin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında düzenlenerek zorunlu uygulama esasına dönüştürülen kurumsal yönetim ilkeleri ile ilgili hükümlerin aile işletmeleri açısından nasıl etkiler doğuracağını ortaya koymaktır. Çalışmada aile işletmeleri ve kurumsal yönetim konuları hakkında genel bir çerçeve çizilmiş ve kurumsal yönetimin dört temel öğesi olan şeffaflık, adillik, hesap verebilirlik ve sorumluluk ilkeleri kapsamında 6102 sayılı kanunda yapılan düzenlemeler değerlendirilmiştir. Çalışma içerisinde kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri ile ilgili olarak belirli kategoriler oluşturulmuştur. Bu kategorilerde yer alan düzenlemeler öncelikle ilkeler kapsamında değerlendirilmiş, daha sonra bu düzenlemelerin aile işletmeleri açısından yaratacağı olumlu olumsuz durumlar irdelenmiştir.
Evaluating the impact of corporate governance on firm performance using board index
In 2013, the CMB at the İstanbul Stock Exchange increased the weight assigned to the Board of Directors component of its Corporate Governance index to 35% from the previous 25%. This did more than underscore the importance the exchange attaches to the role of the Board of Directors in the management of the shareholder' wealth and by extension shaping up the firm. Interpreting this as a recognition of the vital role of the board, I sought to expand on the work of Abdıoğlu and Kılıç (2015) by putting more focus on the role of women in the boards and the effect of the busy chairman as well as the presence of outside directors on the ability of the board to perform their monitoring function. I also employ a different method of evaluating performance (EVA) together with the accounting measures of ROE and ROA, which I regress against the Board index - formulated for the firms included in the BİST 100 index (excluding financial firms). The results reveal a strong positive relationship between the index created and EVA measured performance. Leading to the conclusion that corporate governance is vital in determining the performance of the firm. However, the index did not have any relationship with neither ROA nor ROE measured performance. This contrast points to the difference in the methods used to measure performance.
Yönetim kurulu kalite endeksi ve finansal performans ilişkisi
Yönetim kurulu firmaların karar almada en önemli organlarından biridir. Kurulu oluşturan üyelerin firma performansı üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır. Kurul üyelerinin etnik kökeni, bağımsız olup olmama durumu, cinsiyet çeşitliliği ve finansal uzmanlığa sahip olup olmaması firmanın performansını büyük ölçüde etkilemektedir. Literatürde bu unsurların ayrı ayrı ele alınarak birçok kez incelendiği tespit edilmiştir. Fakat ilk kez bir arada inceleyip ele alan kişi ise Bin-Sariman' dır. Yönetim kurulunda bulunan üyelerin firma performansına etkisinin incelenmesi için 2015 yılında Bin-Sariman tarafından bir endeks oluşturulmuştur. Bu endeks Yönetim Kurulu Kalite Endeksidir. Çalışmada Bin-Sariman'ın oluşturduğu endeksten faydalanılmış ve firma performansı üzerine etkileri incelenmiştir. Bu çalışmada Yönetim Kurulu Kalite Endeksinin firmaların finansal performansına etkisinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Borsa İstanbul'da işlem gören 136 adet imalat sanayi firmalarının verilerinden yararlanılmıştır. Çalışmanın veri setini 2015 – 2018 yılları oluşturmaktadır. Her yıl 3'er aylık dönemler olmak üzere ele alınmıştır. Kullanılan veriler FİNNET veri dağıtım sistemi ve Kamuyu Aydınlatma Platformundan (KAP) ulaşılarak Dinamik Panel Veri Analizi uygulanmıştır. Analizde kullanılan bağımlı değişkenler aktif karlılık (ROA), öz sermaye karlılığı (ROE) ve piyasa değeri/defter değeri (PDDD), bağımsız değişken ise yönetim kurulu kalite endeksi (BDQ)'dir. Kontrol değişkenlerini firma yaşı (FY) ve kaldıraç oranı (KO) oluşturmaktadır. Uygulanan Dinamik Panel Veri Analizi sonuçlarına Yönetim Kurulu Kalite Endeksi aktif karlılık, öz sermaye karlılığı ve piyasa değeri/defter değerini olumlu yönde etkilemiştir. Buna göre BDQ arttıkça ROA, ROE ve PDDD artmaktadır.
Kurumsal yönetim kapasitesinin hisse fiyatı ve sürü davranışı üzerine etkisi
Etkin Piyasalar Hipotezi, sürü davranışı ve kurumsal yönetim çerçevesinde çalışmanın temel amacı, farklı bakış açısıyla kurumsal yönetim derecelendirmesinin hisse fiyatı ve sürü davranışı üzerine olası etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç dahilinde ise araştırma çerçevesinde üç alt amaç belirlenmiştir. İlk alt amaç, Kurumsal Yönetim Endeksi'nde yer alan şirketlerin yıllar itibarıyla almış oldukları kurumsal yönetim derecelendirme puanının sabit (değişmeyen), yukarı (artan) ve aşağı (azalan) yönlü hareketlerinin hisse fiyatı üzerindeki olası etkisini Olay Çalışması ile ortaya koymaktır. Araştırmanın ikinci alt amacı; Kurumsal Yönetim Endeksi özelinde ve Borsa İstanbul'da öne çıkan 16 endekste olası sürü davranışı varlığını tespit ederek, tahmin edilebilir piyasa hareketlerinin yaygınlaşıp yaygınlaşmadığını belirlemektir. Son olarak üçüncü alt amaç ise; sürü davranışı perspektifinde ve belirlenen kriter dahilinde kurumsal yönetim puanı yüksek veya düşük olarak kategorize edilen şirketlerde olası sürü davranışı varlığını tespit etmektir. Bu kapsamda araştırmada öncelikle sürü davranışı ölçme yöntemlerinden Christie ve Huang (1995) Modeli sonrasında Chang, Cheng ve Khorana (2000) Modeli kullanılmıştır. Olay Çalışması yöntemi kullanılarak kurumsal yönetim derecelendirme puanındaki farklılaşmanın hisse fiyatına etkisini ortaya koyan analiz sonuçlarına göre, kurumsal yönetim puanı yıllar itibarıyla sabit/yukarı/aşağı paylardan oluşan piyasanın, katılımcılara ortalama üzerinde getiri elde etme fırsatı sunduğu tespit edilmiştir. Sürü davranışı perspektifinde, Kurumsal Yönetim Endeksi özelinde Borsa İstanbul'da öne çıkan diğer 16 endekste Christie ve Huang (CH) (1995) Modeli sonuçlarına göre herhangi bir sürü davranışı varlığına rastlanmazken, Chang, Cheng ve Khorana (CCK) (2000) Modeli sonuçları neticesinde ise bazı endekslerde sürü davranışı görülmüştür. Ayrıca sürü davranışı kapsamında Kurumsal Yönetim Endeksi'ne dahil olan ve belirlenen kriter çerçevesinde kurumsal yönetim puanı yüksek/düşük olarak gruplandırılan şirketlerde hem CH Modeli hem de CCK Modeli'ne göre sürü oluşumu lehine herhangi bir kanıt bulunamamıştır.
Kurumsal yönetim bağlamında kurumsal kaynak planlaması (KKP) uygulamalarının entegrasyonu ve iç denetim performansına etkisi
Küresel ekonomik işbirliklerinin gerçekleştirilmesi ile birlikte işletmecilik faaliyetlerinde teknoloji kullanımının yaygınlaşmasına bağlı olarak Kurumsal Kaynak Planlaması uygulamaları ortaya çıkmış ve kullanımı her geçen gün yaygınlaşarak artış eğilimi göstermiştir. Üretim, ticaret ve hizmet uygulamalarının; farklı bölgelere ve coğrafyalara taşınması kurumsal yönetim anlayışının geliştirilmesi üzerinde baskı yaratmış ve denetim faaliyetleri de bu durumdan kendisine düşen payı almıştır. İşletme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesine ilişkin öncelikle sermayenin uluslararası alanda hareket etmesi işletme fonksiyonlarının farklı coğrafyalarda gerçekleştirilmesine olanak sağlamış fakat bu durum söz konusu fonksiyonların yönetilmesini ve kontrol altına alarak denetlenmesini önemli zorluklar ile karşı karşıya getirmiştir. Bu eksende, finansal düzenlemeler yoluyla işletmecilik faaliyetlerinin kontrol altına alınması bakımından uluslararası hukukta yeni yönetişimsel düzenlemeler ve uygulamalar zorunlu hale gelmiş olup yetkili devlet otoritelerinin yaptırımlar uygulamasını gerektirmiştir. Gerçekleştirilen faaliyetlerin etkinliğinin ve verimliliğinin değerlendirilerek elde edilen çıktıların gerçek ya da zahiri olmasının belirlenmesinde iç kontrol kavramının kapsamı genişlemiş ve önemi kritik bir rol üstlenmiş olup bu doğrultuda iç denetim faaliyetleri hayati bir öneme sahip olmuştur. Çünkü denetlemenin olmadığı bir yerde eksikliklerin ortaya koyularak gelişimin desteklenmesi ve elde edilen sonuçların verimliliğinin araştırılması ve artırılması günümüz küresel ekonomik ortamında neredeyse imkânsız hale gelmiştir. Bu noktada, kurumsal yönetim bağlamında KKP uygulamalarının iç denetim faaliyetleri üzerindeki etkisi önemli bir merak konusu olmuş ve Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından söz konusu merakın giderilmesi ve bilimsel bir zeminde önlem alınması önemli bir gereklilik olarak görülmüştür. Bu çalışmada; kurumsal yönetim bağlamında KKP uygulamalarının iç denetim faaliyetlerinin yapısı ve performansı üzerindeki etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nitel analiz yöntemi benimsenmiş olup yapılan analizler sonucunda; ulusal menşeili işletmelere kıyasla özellikle uluslararası menşeili ve profesyonel iç denetim ekibine sahip olan işletmelerde KKP uygulamalarından sonra iç denetim fonksiyonu (İDF)'nun yapısının BT'ye yöneldiği, denetçilerin kabiliyet ve mesleki yeterliliklerinin genişlemesi ile birlikte İDF'nin yapısının genişlediği ve geliştiği tespit edilmiş olup performansının pozitif yönde arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Kurumsal Kaynak Planlaması, İç Denetim
Muhasebede ihtiyatlılık ve kurumsal yönetim: Borsa İstanbul üzerine ampirik bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, muhasebede ihtiyatlılık kavramının ve kurumsal yönetim anlayışının önemini ortaya koymaktır. Son yıllarda yaşanan küresel skandallar muhasebe uygulamalarına karşı bir güvensizliği de beraberinde getirmiştir. Muhasebe uygulamalarını etkileyen unsurlarından biri olan ihtiyatlılık kavramı kurumsal yönetim anlayışıyla beraber finansal tablolarda sunulan bilgilerin güvenilirliğini etkilemektedir. Çalışmada, Eviews programı kullanılarak Kamu Aydınlatma Platformu BİST 100 endeksine tabi şirketlerde ihtiyatlılığı etkileyen faktörlerin neler olduğu araştırılmaktadır. Bu kapsamda panel veri analiz yöntemi kullanılarak 2006-2013 yılları arasında şirketlerin ihtiyatlılık uygulamalarıyla ilgili değişkenler arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Bölümün sonunda, elde edilen bulgular ile bu ilişki hakkında genel bir değerlendirme yapılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Muhasebede İhtiyatlılık, Kurumsal Yönetim, Tahakkuk.
İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi: BİST 100 üzerinde bir uygulama
İşletmelerin daha fazla ekonomik kar elde etmek için doğal kaynakları tüketmesi, çevresel sorunları da beraberinde getirmiştir. İşletmelerin faaliyetlerini sürdürürken kar elde etmenin ötesinde, topluma ve çevreye karşıda sorumluluklarını yerine getirme çabası, kurumsal sosyal sorumluluk kavramı ile ifade edilmektedir. İşletmelerin çevre bilinci ile faaliyetlerini sürdürmesini esas alan kurumsal sosyal sorumluluk, işletmelerin kurumsal yönetim anlayışının bir parçası olarak görülmektedir. Dolayısıyla etkili bir kurumsal yönetime sahip işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirmesi beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisini incelemektir. Çalışmada 2016 yılı Borsa İstanbul'da BİST100 endeksinde işlem gören 91 işletmeye ait veriler kullanılmıştır. İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi İkili Lojistik Regresyon (Binary Logistic Regression) tekniği ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları ile kurumsal yönetim düzeyleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca analizde kontrol değişkeni olarak; işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı, öz sermayenin defter değeri ve ekonomik performans değişkenleri kullanılmıştır. Kontrol değişkenlerinden işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı ve öz sermayenin defter değeri değişkenleri ile işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları arasında istatistiki açıdan anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Yönetim,
İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi: İMKB üzerine bir uygulama
Bu çalışmada kurumsal yönetimin sürdürülebilirlik üzerindeki etkisi incelenmeye hedeflenmiştir. Bunun için sürdürülebilirlik kavramı ve bu kavramının kurumsal yönetim ile olan ilişkisi incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde sürdürülebilirlik kavramı hakkında tarihsel gelişimi, önemi ve boyutları hakkında literatür araştırması yapılmıştır. Sürdürülebilirlik raporlaması ile ilgili kuruluşlar incelenmiştir ve örneklemi oluşturmak için en yaygın kullanılan Küresel Raporlama Girişiminin (GRI) oluşturduğu raporlama kılavuzu hakkında bilgiler verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde kurumsal yönetim kavramı, teorileri, ilkeleri hakkında literatür araştırması yapılmıştır. Ayrıca hem Yurtdışında hem de Türkiye'de yapılan, sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetim ilişkisini inceleyen çalışmalar derlenmiştir. Tezin üçüncü bölümünde ise, Borsa İstanbul'da işlem gören ve GRI Standartlarına göre sürdürülebilirlik raporu hazırlayan 17 işletmenin 2013-2016 yılları arasındaki 68 işletme/yıl verisi, tek tek işletmelerin konsolide mali tablolarından ve sürdürülebilirlik raporlarından toplanmıştır. Türkiye'de işletmelerin sürdürülebilirlikleri ile kurumsal yönetim arasındaki ilişkinin analizinde Dengeli Panel Veri Analizi kullanılmıştır. İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarının sürdürülebilir raporlama (GRI Raporlama Standartlarına uygun) hazırlamalarıyla ölçüldüğü çalışmada, kurumsal yönetim uygulamaları ise; yönetim kurulunun yapısına ilişkin özellikler (büyüklüğü, bağımsız üye sayısı, toplumu etkileyen üyelerin varlığı), ceo ikiliği ve sosyal sorumluluk komitesinin varlığı ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca işletmelerin büyüklüğü ve karlılığı da sürdürülebilirlik uygulamalarını etkilemesi muhtemel değişkenler olması sebebiyle modelde kontrol değişkenleri olarak dahil edilmiştir. Böylece işletmelerin sürdürülebilirliklerini etkileyen ve kısıtlayan kurumsal yönetim faktörleri belirlenmiştir. Yapılan analiz sonucunda işletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarını arttıran faktörler, yönetim kurulunda yer alan toplumu etkileyen üyeler ve işletme karlılığı olarak tespit edilmiştir. İşletmelerin sürdürülebilirlik uygulamalarını azaltan faktörler ise yönetim kurulu büyüklüğü, yönetim kurulunda yer alan bağımsız üyeler, sosyal sorumluluk komitesinin varlığıdır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilirlik Raporlaması, Kurumsal Yönetim
Kurumsal sosyal sorumluluk ve kurumsal yönetimin arasındaki etkileşimin veri zarflama analizi: BİST kurumsal yönetim endeksi firmaları üzerinde bir uygulama
Firmalar, farklılık yaratmak ve sürdürülebilir hedeflere uluşmak amacıyla kurumsal yönetimlerinde kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerine yer verildiği görülmektedir. Kurumsal yönetimin ve kurumsal sosyal sorumluluğun arasındaki etkileşimin BİST kurumsal yönetim endeksleri üzerindeki etkisinin tespit edilmesinin amaçlandığı bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde kurumsal sosyal sorumluluk kavramı, yaklaşımları, sorumluluk alanları, Türkiye'de ve Dünya'da kurumsal yönetimin gelişim süreci ile ilgili detaylı bilgiler verilmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde kurumsal yönetim kavramı, ilkeleri, teorileri ve yayınlanan raporlar, Türkiye'de ve Dünya'da kurumsal yönetim sistemleri üzerinde detaylı bilgiler verilmektedir. Bu bölümde son olarak literatürde yer alan Türkiye'de ve Dünya'da kurumsal yönetim ve kurumsal sosyal sorumluluğa ilişkin yapılmış çalışmalardan bahsedilmiştir. Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise, kurumsal yönetim ve kurumsal yönetim uygulamalarının BİST kurumsal yönetim endeksli firmaların üzerindeki verimlilikleri incelenmektedir. Söz konusu örneklem, Veri Zarflama Analizi yöntemi uygulayarak en az girdiyle maksimum çıktıyı üreten girdi-çıktı bileşimini bulmaktır. Bölümün sonunda, elde edilen bulgular ışığında genel bir değerlendirme yapılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Yönetim, Veri Zarflama Analizi
Yönetim kurulu özelliklerinin bankaların risk alma eğilimi üzerinde etkisi
Çalışmada yönetim kurulu özelliklerinin, bankaların risk alma eğilimine etkisi incelenmiştir. 2005–2016 dönemleri kapsamında, hisse senetleri Borsa İstanbul Bankacılık Endeksinde işlem gören 12 bankaya ait veriler kullanılarak Panel Veri Analizi yapılmıştır. Çalışmada ki bağımlı değişken, risk alma eğilimlerinin ölçüsü olarak, aktif getiri oranı ile hesaplanmış olan Z Skor verileridir. Bağımsız değişkenler ise, yönetim kurulu özelliklerinden tecrübe, ikilik, cinsiyet, bağımsızlık, eğitim düzeyi, toplam üye ve yaş değişkenlerinden oluşmaktadır. Mevcut literatür de, çalışmalar ağırlıklı olarak yönetim kurulunun işletme performansı etkisi üzerine yapılmış olup; yönetim kurulu özelliklerinin, işletmelerin risk alma eğilimi üzerine yapılan çalışmalar sınırlı sayıda bulunmaktadır. Elde edilen sonuçlara göre, yönetim kurulunun risk alma eğilimi üzerine etkisi bağımsızlık ve yaş değişkenleriyle negatif ve anlamsız bir etkiye sahiptir. Eğitim düzeyi, cinsiyet, tecrübe ve toplam üye değişkenleriyle de pozitif ancak anlamsız etki mevcuttur. İkilik değişkeni ise, yönetim kurulunun risk alma eğilimine negatif bir etki yapmaktadır ve istatistiksel olarak anlamlıdır. Yönetim kurulunun risk alma eğilimini ikilik değişkeninin etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.
Kurumsal yönetimin; finansman, yatırım kararları ve firma performansı üzerindeki etkisi: BİST kurumsal yönetim endeksinde bir uygulama
İşletmeler açısından, kurumsal yönetimin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Kurumsal yönetim anlayışına sahip işletmelerde, kurumsal yönetim uygulamalarının doğrudan ve dolaylı olarak firma performansı, finansman ve yatırım kararları üzerindeki etkisi bulunmaktadır. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı, kurumsal yönetim uygulamalarının firma performansı, finansman ve yatırım kararları üzerindeki etkisinin araştırılıp incelenmesidir. Bu çalışmada, diğer çalışmalardan farklı olarak kurumsal yönetim puanı da değişken olarak hesaplanmıştır. Bu amaç ile BIST Kurumsal Yönetim Endeksinde bulunan imalat sektöründeki 11 adet işletmenin 2013-2021 yılları arasındaki bilanço ve gelir tablosu verileri kullanılarak finansal oranlar hesaplanmış ve söz konusu veriler panel veri analizi yöntemi ile test edilmiştir.. Yapılan analiz sonucunda, kurumsal yönetimin, firma performansına, finansman ve yatırım kararlarına etkisinin olduğu saptanmıştır.
Kurumsal yönetim uygulamalarının denetim kalitesi üzerine etkisi: BİST-100 şirketleri üzerine bir araştırma
Kurumsal yönetim, bir işletmenin sürdürülebilmesinde ve kontrol altında tutulmasında kullanılan işletme içi bir sistemdir. Denetim kalitesi, denetim sürecinde olan bir firmanın, muhasebe sisteminde meydana gelen maddi hata, yanlışlık, eksiklik ya da düzensizlik gibi olayların açığa çıkartılmasıyla birlikte bunların olması gerekene uyumlu bir biçimde raporlanma olasılığıdır. Böylelikle şirketlerin güven ve itibarını korumak adına ya denetim kalitesini arttırmaları ya da kurumsal yönetim uygulamalarını yaygınlaştırmaları gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmada, şirketlerin kurumsal yönetim uygulamalarının denetim kalitesine etkisi araştırılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Borsa İstanbul 100 (BİST-100) endeksinde işlem gören farklı sektörlerden 96 şirketin 2012-2016 yıllarına ait verileri kullanılmıştır. Araştırmada, bağımlı değişken olarak denetim kalitesi, bağımsız değişken olarak da kurumsal yönetim uygulamaları yer alırken denetim kalitesi göstergesinin değerlendirilmesinde denetim firmasının büyüklüğü tercih edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesinde İkili Lojistik Regresyon analizi kullanılmıştır. Her yıl için ayrı ayrı gerçekleştirilen analizler sonucunda, kurumsal yönetim uygulamalarının denetim kalitesine etkisinin her yıl artış göstererek devam ettiği gözlemlenmiştir. Son yılın verileriyle sınıflandırma yüzdesinin en yüksek orana ulaşması, o yılda oluşturulan modeldeki bağımsız değişkenlerin denetim kalitesi üzerindeki etkisini en iyi açıklayan yıl durumuna getirmiştir. Sınıflandırma yüzdesinin en yüksek olduğu yılın son yıl olması denetim kalitesinin iyi anlaşıldığını da göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Denetim, Denetim Kalitesi, Kurumsal Yönetim, Borsa İstanbul, Lojistik Regresyon
Aile işletmelerinde kurumsal yönetim anlayışı ve profesyonelleşmenin işletme performansına etkileri
Global dünyada işletmelerin varlıklarını devam ettirmeleri; geçmişteki kurulum ve kazanımlarının yanında, günün koşullarına adapte olmasına ve geleceğini global yapıya uyumlu planlamasına da bağlıdır. Global yapıya adapte ve/veya uyumlu olma düzeyi işletme faaliyetlerinin kurumsal yönetim anlayışı ile birlikte profesyonel yöneticiler tarafından organize edilmesine ve yönlendirilmesine bağlıdır.Kurulum aşamasında birey ve/veya bireyler tarafından inşa edilen ve ilk zamanlarda basit organizasyonel davranışlarla başarılar elde edebilen aile işletmeleri zaman içerisinde günün hızla değişen ve karmaşıklaşan piyasa koşullarına ayak uydurmakta zorlanmaktadırlar. Bilgiye verilen değer ve faydalanma alternatiflerindeki değişiklikler, teknolojideki hızlı değişim, zorlu rekabet piyasası ve çevre koşullarının her gün farklılaşması ile birlikte işletmelerin kurulum aşamasındaki yapısı yetersiz kalmaktadır. Bu şartlar altında işletmelerin yaşam sürelerini ve performanslarını en yüksek düzeyde tutmaya yönelik bir yapılanmanın ve yönetim tarzının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Profesyonelleşme ve bunun tetikleyicisi olan kurumsallaşma küçük çaptaki işletmelerin faaliyetlerini daha sağlıklı devam ettirmeleri ve stratejik planlarına ulaşmadaki performansları kurumsallaşma düzeyiyle orantılı olacaktır.Bu çalışma, kurumsal yönetim anlayışı ve profesyonelleşmenin yönetim bilimi içerisindeki açılımını ve farklı yönetim tarzlarıyla etkileşimini, bununla birlikte, bu etkileşimin çıktılarıyla işletme performansı arasında bir ilişki olup olmadığını ortaya koyarak, yönetim literatürüne katkıda bulunmakla birlikte, örgüt sahip, ortak ve liderlerine işletmenin içinde bulunduğu durumu iyi analiz etme ve kurumsallaşma sürecini iyi yönetme de yol gösterici olacaktır.
İşletmelerin kar yönetimi uygulamalarında kurumsal yönetim yapılarının etkisi: İMKB üzerine bir uygulama
Son yıllarda yaşanan muhasebe skandalları ile büyük ekonomik kayıplar yaşanması, işletmelerin finansal raporlarının kalitesinin sorgulanmasına neden olmuştur. Yöneticilerin mevcut yasal muhasebe düzenlemeleri çerçevesinde karları azaltmaya ya da arttırmaya yönelik gerçekleştirdiği kar yönetimi uygulamaları işletmelerin gerçek dışı karları raporlamasını sağlamaktadır. Bu durum, paydaşların işletme için yanlış kararlar almasına ve hem mikro hem de makro açıdan kaynakların etkin kullanımını engelleyerek, ekonomik kayıplar yaşanmasına neden olmaktadır. Literatürde işletmelerdeki kurumsal yönetim anlayışının kar yönetimi uygulamalarını azalttığı ve finansal raporlama kalitesini arttırdığına yönelik bulgular yer almaktadır. Bu tez çalışmasının amacı Türkiye'de, kar yönetimi uygulamalarında kurumsal yönetim faktörlerinin etkili olup olmadığını ve kar yönetimi uygulamalarını kısıtlayan kurumsal yönetim faktörlerini tespit etmektir. Ayrıca Türkiye'de işletmelerin kar yönetimi uygulamalarını literatürde yer alan modellerden hangisinin en iyi ölçtüğü de belirlenecektir.Bu amaçla tezin uygulama bölümünde öncelikle toplam tahakkuklardan hareketle kar yönetimi uygulamalarının göstergesi kabul edilen ihtiyari tahakkuklar hesaplanmıştır. Bu hesaplama yapılırken kar yönetimi uygulamalarının ölçülmesine yönelik literatürde bulunan farklı modeller kullanılarak Türkiye'de istatistiki açıdan kar yönetimi uygulamalarını en iyi ölçen model belirlenmiştir. Bu model ile kar yönetimi uygulamaları ölçülmüş ve kar yönetimi uygulamaları ile kurumsal yönetim arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Kurumsal yönetim; yönetim kurulu, denetim komitesi ve sahiplik yapısı olmak üzere üç ana başlık altında ölçülmüştür. Böylece kar yönetimi uygulamalarını etkileyen ve kısıtlayan kurumsal yönetim faktörleri belirlenmiştir. Ayrıca tez çalışmasında kar yönetimi uygulamaları ve kurumsal yönetim arasındaki ilişki kar yönetimi uygulamalarının amacı (gelir arttırıcı ve gelir azaltıcı) ve bağımsız denetim kalitesi açısından da incelenmiştir.İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına kayıtlı 125 işletmenin 2006-2010 yılları arasındaki 625 işletme-yıl verisi tek tek işletmelerin faaliyet ve Kurumsal Yönetim İlkeleri Uyum Raporlarından toplanmıştır. Kar yönetimi uygulamalarını en iyi ölçen modelin belirlenmesinde Jones, Düzeltilmiş Jones, Kothari ve Larcker Richardson Modelleri literatürde en sık kullanılan modeller olması sebebiyle temel alınmıştır. Bu modeller Sıradan En Küçük Kareler Yöntemi (Ordinary Least Squares-OLS) tekniği kullanılarak Dengeli Panel Data analizi ile tahminlenmiştir. Bu modellerden ilgili örneklem döneminde Türkiye'de kar yönetimi uygulamalarını en iyi ölçen modelin Larcker Richardson Modeli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kar yönetimi uygulamaları ile kurumsal yönetim arasındaki ilişkinin analizinde Genelleştirilmiş En Küçük Kareler Yöntemi (Generalized Least Squares- GLS) tekniği kullanılmıştır. Ana örneklem grubu için Dengeli, alt örneklem (gelir arttırıcı, gelir azaltıcı kar yönetimi uygulamaları yapanlar; en büyük 4 bağımsız denetim işletmeleri tarafından denetlenen, denetlenmeyen işletmeler) grupları için ise Dengesiz Panel Data Analizi kullanılmıştır.Yapılan analiz sonucunda işletmelerde kar yönetimi uygulamalarını arttıran kurumsal yönetim faktörleri; blok sahiplik ve yönetimsel sahiplik ile denetim komitesi ve yönetim kurulu büyüklüğü olarak tespit edilmiştir. Kar yönetimi uygulamalarını azaltan kurumsal yönetim faktörleri ise yönetim kurulu ve denetim komitesinin bağımsızlığı olarak belirlenmiştir. Ayrıca Türkiye'de kar yönetimi uygulamalarının çok az farkla da olsa gelir azaltıcı yönde yapıldığı sonucu bulunmuştur. İşletmelerde kar yönetimi uygulamalarının önlenmesi için yönetim kurulu ve denetim komitesinde yer alan bağımsız üye sayısının arttırılması ve blok sahipliğin azaltılması gibi kurumsal yönetim kalitesinin arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Kar Yönetimi Uygulamaları, Kurumsal Yönetim
Kurumsal muhasebe derecelendirmesi ve halka açık şirketlerde uygulaması
Son yıllarda ortaya çıkan finansal krizler ve buna bağlı olarak yaşanan şirket skandalları kurumsal yönetimin önemini gittikçe arttırmıştır. Şirketlerin sorumlu olduğu taraflar şirketin şeffaf yönetildiğini, hak ve menfaatlerinin adil bir şekilde gözetildiğini ve şirketin planlanan hedeflere ulaştığına emin olmak ister. Bunun; bir yöntemi olarak Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi gündeme gelmiştir. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi bir itibar ve rekabet unsuru olarak görülmektedir. Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi yaptırmak isteyen ve bundan yüksek not almak isteyen halka açık şirketlerin muhasebe sistemlerinin kurumsallaşması gerekir. Muhasebe sistemlerinin kurumsallaşmasını sağlayan kriterler: Muhasebe Sisteminin Organizasyonu, Muhasebe El Kitabı, Etik Kodlar, Bilgi Açıklama Politikası, Bilgi Teknolojilerinin Kullanım Düzeyi ve Denetimdir. Çalışmada bu kriterlerin önemlilik düzeyi tablosu geliştirilmiştir. Kurumsal Muhasebe Derecelendirmesi notlarına dayanak oluşturacak görüşlerin belirlenmesine yönelik kanıtları içeren veri derleme formu geliştirilmiştir. Veri derleme formundan elde edilen görüşlere göre Kurumsal Muhasebe Derecelendirme notları oluşturulmuştur. Kurumsal Muhasebe Derecelendirmesi halka açık üç şirkette uygulanmıştır. Uygulama sonuçlarıyla birlikte değerlendirildiğinde muhasebe sistemlerini kurumsallaştırmak isteyen halka açık şirketler öncelikli olarak şu üç konuya dikkat etmelidir: • Muhasebe el kitabı oluşturmalı ve yazılı hale getirmeli, • Etik kodlar geliştirmeli, • Kurumsal yatırımcılar ve diğer tüm taraflar için erişilebilir bir internet sitesi kurmalı ayrıca uluslar arası yatırımcıların da faydalanması için İngilizce olmalıdır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim Derecelendirmesi, Kurumsal Muhasebe, Kurumsal Muhasebe Derecelendirme Kriterleri, Kurumsal Muhasebe Derecelendirmesi, Kurumsal Muhasebe Uygulaması.
Yönetim kurulu yapısının etkinlik, strateji kurma ve firma performansı üzerindeki etkisi: Anadolu 500 şirketleri üzerinde bir araştırma
Yönetim kurulları yönetim tartışmaları içinde, giderek önemi artan bir ilgiyle ele alınan konuların başında gelmektedir. Yönetim kurulları düzenleyici kurumlarca Kurumsal Yönetimin merkezinde yer alırken yapılan akademik tartışmalarda şirketlerin en önemli karar merkezi, işletmenin birçok olayda en önemli temsil organı olarak görülmektedir. Özellikle büyük ölçekli ve halka açık işletmelerde yönetim kurulları kurumsal yönetim uygulamalarının merkezindedir ve temelde önemli bir rol oynar. Bu nedenle yönetim kurulu yapısını etkileyen dinamikleri anlamaya çalışmak oldukça önemlidir. Bu çalışmada gözetilen en temel amaç Türkiye'de bu kapsamda değerlendirilebilecek işletmelerin yönetim kurullarının yapısal özelliklerini Türkiye ölçeğinde ortaya koymaktır. Bunun yanında kurul yapısını belirleyen dinamikler ile kurulların etkinliği ve stratejik kapasiteleri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Bu amaçla çalışmanın örnek kütlesi olarak, bölgesel eğilimlere de izin vereceği düşünülen Anadolu 500 listesinde yer alan işletmelere yönelik olarak bir anket çalışması yapılmıştır. Çalışma kapsamında 500 şirketin tamamına ulaşılmış ve bunlardan ankete olumlu yanıt verenler içinde kayda değer 200 işletmenin verileri analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın amacı kapsamında geliştirilen hipotezlerin test edilmesi sonucunda ulaşılan bulgulara göre yönetim kurullarının yapısını belirleyen kurulun üye sayısı, kurulun bağımsızlığı, kurulun cinsiyet dağılımı, kurul üyelerinin mesleki deneyimi ve yaş ortalaması gibi özelliklerin yönetim kurulu etkinliğinde herhangi bir farklılığa yol açmadığı görülmüştür. Yine aynı değişkenlerin yönetim kurullarının strateji geliştirme becerisi üzerinde de herhangi bir farklılığa yol açmadığı anlaşılmıştır. Buna karşılık Yönetim Kurulu etkinliği ile işletme performansı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişkinin varlığı saptanmıştır. Yine işletme performansı ile yönetim kurullarının strateji geliştirme becerisi arasında da güçlü ve olumlu bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetim Kurulu, Yönetim Kurulu Yapısı, Kurumsal Yönetim.
Mevduat bankalarında şeffaflığın performans üzerindeki etkisinin incelenmesine yönelik bir araştırma
2008 küresel ekonomik kriz tüm dünyada çok sayıda şirketin ciddi şekilde zarar görmesine neden olmuştur. Bu durum, kurumsal yönetim kavramının gerekliliğini ve şeffaflığın önemini ortaya koymuştur. Bununla birlikte yöneticiler şirketlerin adil, sorumlu, hesap verebilir ve şeffaf yönetilmelerini sağlamak için çeşitli düzenlemeleri gündeme getirmiştir. Şeffaflık sadece kurumsal yönetimin dört temel ilkesinden birisi olarak bilinirken yaşanan krizlerden sonra daha geniş anlamlar kazanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiyede faaliyet gösteren mevduat bankalarının şeffaflık seviyelerinin banka performansı üzerinde etkili olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Şeffaflık seviyelerinin sayısal olarak ifade edilebilmesi için literatürde sıklıkla tercih edilen, güvenilirliği test edilmiş Standard & Poor's (S&P) tarafından geliştirilen şeffaflık ve kamuyu aydınlatma metodolojisi kullanılarak endeks oluşturulmuştur. Banka performansı, ana degişken olan aktif kârlılık (KAR), Borsa Getirisi, Mevduat Miktarı ve Takipteki Krediler oranları ile temsil edilmektedir. Araştırma kapsamında Türkiye'de 2011-2019 yılları arasında faaliyet gösteren Katılım Bankaları ve Yatırım ve Kalkınma Bankaları dışında kalan Mevduat Bankaları incelenmektedir. Verilerinde süreklilik olan 22 mevduaat bankasına ait 9 yıllık veri GMM yöntemi ile araştırılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre şeffaflığın takipteki krediler ve karlılık ile negatif ve anlamlı bir etkileşimi ve hisse senedi getirileri ile pozitif ve anlamlı bir etkileşimi olduğu, mevduat üzerinde ise anlamlı bir etkisi olmadığı gözlemlenmiştir.
Institutional and organizational underpinnings of corporate social responsibility and corporate governance practices: BIST listed companies, 2010-2017
New institutionalism attaches importance to institutional effects in explaining the adoption or diffusion of organizational practices. Although isomorphism and decoupling are commonly studied concepts, studies examining both of these are rare. In addition, organizational practices are often examined individually in the literature, and the consequences of their differences are not considered. In this thesis, in order to conceptualize the deficiencies in the literature and to contribute to these issues with empirical analysis, this thesis examines the adoption and decoupling of two different organizational practices. These practices are corporate social responsibility and corporate governance. Since these are different practices, their adoption is thought to be shaped by different institutional and organizational antecedents. In addition, it is assumed that decoupling in different applications is determined by different predictors. In this exploratory research, empirical data were collected for companies listed in Borsa Istanbul (BIST) for the years 2010-2017. Data on the institutional and organizational antecedents of these practices regarding the extent to which these companies have adopted and implemented corporate governance and corporate social responsibility were collected and analyzed longitudinally. Empirical findings show that the antecedents of adoption and practice differ, and that the antecedents of each differ also between the practices that we examine.
Yönetim kurulu özelliklerinin kurumsal yönetim uygulamalarına etkisi: BİST XKURY şirketleri üzerine inceleme
Bu çalışmada, yönetim kurulunda cinsiyet farklılığı, yaş farklılığı ve eğitim düzeyi gibi özelliklerin kurumsal yönetim uygulamaları üzerindeki etkisi; kurumsal yönetim endeksine dahil 53 şirketin kurumsal yönetim derecelendirme raporları ve yönetim kurulları nitel analiz yöntemi olan içerik analiziyle incelenerek araştırılmaya çalışılmış ve ulaşılan bulgulara çalışmada yer verilmiştir.
The role of corporate governance and financial technology applications in enhancing the financial performance of the commercial banks in Iraq
Corporate governance is an important and necessary practice to develop the proper functioning of banks to confirm banks' management integrity to fulfill obligations, and pledges and to ensure that banks achieve their objectives legally and economically. In addition to the means of control, they provide that efforts increase quality and develop performance, leading to preserving all parties' interests. Financial technology applications are also significant for banking services; therefore, the main purpose of this study is to investigate the role of corporate governance and financial technology applications in enhancing the financial performance of commercial banks in Iraq. The survey questionnaire was used for obtaining empirical data from managers working within Iraqi commercial banks. The data analysis was conducted by using SPSS, and Amos 23. The results showed that implementing corporate governance positively related to financial technology applications. The results also demonstrated that financial technology applications significantly influence the improve financial performance improvement, and there was a direct impact of corporate governance on the financial performance of commercial banks in Iraq. Furthermore, results displayed that financial technology applications in Iraqi commercial banks partially mediated the impact of corporate governance on financial performance. The study contributes to literature since there is a lack of studies combining these significant variables and examining them within the banking sector. The results provide unique information to the bank managers to improve their understanding of corporate governance and financial technology applications in Iraqi commercial banks.
İnternette finansal raporlama: İMKB'de işlem gören firmalar üzerinde bir inceleme
Küresel rekabetin hızla arttığı günümüzde, yaşanan şirket skandalları ve denetim sorunlarıyla birlikte işletmelerin ve devletlerin kurumsal yönetime daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Bunun nedeni, işletmelerde kurumsal yönetim anlayışının yerleşmesinin firmaları daha şeffaf, sorumluluk sahibi, hesap verebilir ve adil işletmeler konumuna taşımasıdır. Özellikle uluslararası yatırımcıların ve sermaye piyasalarının daha önemli hale geldiği günümüzde şeffaflık ve kamuyu aydınlatma görevini yerine getiren işletmeler diğerleri karşısında daha avantajlı olmaktadırlar.Kurumsal yönetim temelde paydaşların bilgilendirilmesi anlayışına dayanmaktadır. Özellikle son yıllarda ortaya çıkan teknolojik gelişmeler işletme faaliyetleri kadar paydaşların bilgilendirilmesinde kullanılan araçları da etkilemektedir. Ortaya çıkan bu yeni araçlardan bir tanesi de kurumsal internet siteleridir. Kurumsal internet siteleri günümüzde paydaşların bilgilendirilmesinde yaygın olarak kullanılan ve işletmelere ilişkin gerçek zamanlı bilgi sağlayan bir araç konumundadır. Bu nedenle kurumsal internet siteleri ve finansal raporlamanın internet üzerinden yapılması kurumsal yönetimin etkin şekilde uygulanmasında giderek daha fazla önem kazanmaktadır.Çalışmanın amacı İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda işlem gören firmaların finansal raporlama açısından internet kullanımını ve etkileyen faktörleri incelemektir. Bu amaçla kurumsal yönetim ve internette finansal raporlamaya ilişkin literatür taranmıştır. Literatür araştırmasına dayanılarak internette finansal raporlama (İFR) ölçeği geliştirilmiş ve bu ölçeği etkileyen faktörler tespit edilmiştir. Ölçekte yer alan kriterler dahilinde İMKB 100 endeksinde işlem gören firmaların internet siteleri incelenerek veri toplanmıştır. Elde edilen veriler regresyon, t testi, ANOVA gibi istatistiki yöntemler ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucu şirketlerin sahiplik yapısı, büyüklük, karlılık, kaldıraç oranı, sektör ve KURY endeksine dahil olması internet sitelerinin İFR puanlarını zayıf kuvvetinde etkilediği saptanmıştır.