Pain-postoperative

163 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Abdominal cerrahi işlem uygulanan hastalarda ağrı algısı ile ameliyat sonrası hissedilen ağrı şiddeti arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu araştırma, abdominal cerrahi işlem uygulanan hastalarda ağrı algısının ameliyat sonrası ağrıya etkisini incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini bir devlet hastanesinin Genel Cerrahi ile Kadın Hastalıkları ve Doğum servislerinde abdominal cerrahi girişim geçiren 126 hasta oluşturmuştur. Eylül 2018-Ocak 2019 tarihleri arasında yürütülen çalışmada veriler Tanıtıcı Bilgiler Formu, Ağrı Özellikleri Formu ve Ağrı İnançları Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistikler, t testi, ANOVA, Pearson korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırmadaki hastaların %73' ünün kadın, yaş ortalamasının 48.63, %67.5' inin ilköğretim mezunu olduğu saptanmıştır. Hastaların %86.1'inin orta ve üstü şiddette ağrısının olduğu, %96.7' sinin ağrı şiddetinin zamanla azaldığı, %46.8' inin ağrı şiddetinin beklediğinden az olduğu, %92.1' inin ağrı nedeniyle aktivitelerini yerine getirmekte zorlandığı belirlenmiştir. VAS skorunun 8. saatte en şiddetli iken, 16., 24., ve 32. saatlerde anlamlı bir şekilde azaldığı (p<0.05), cinsiyetin ve ağrı şiddetinin beklenilenden fazla olmasının VAS ile ilişkili olduğu saptanmıştır (p<0.05). Hastaların Organik İnançlar puan ortalaması 3.12, Psikolojik İnançlar puan ortalaması 2.37 olarak bulunmuştur. Hastaların eğitim durumu arttıkça psikolojik inançlar puanının azaldığı, jinekolojik cerrahi geçiren hastaların organik inançlar alt boyut puan ortalamasının daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0.05). Hastaların organik inanç boyut ortalaması ile sadece 24. saat VAS skoru arasında ilişki olduğu (p<0.05), psikolojik inançlar alt boyut puan ortalaması ile VAS skorları arasında bir ilişki olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, abdominal cerrahi uygulanan hastaların orta ve üstü şiddette ağrısının olduğu, cinsiyetin ve ağrı beklentisinin deneyimlenen ağrıyı, eğitim durumunun ve uygulanan cerrahi tipinin ise ağrı inançlarını etkilediği belirlenmiştir. Bu bağlamda, etkili ağrı kontrolünün sağlanmasında ağrıya yüklenen anlam ve ağrı inançlarının belirlenmesi, hastaların ağrısına yönelik sunulacak bakımın şekillendirilmesinde ve bireyselleştirilmesinde ağrı algısının göz önünde bulundurulması önerilmektedir.

AğrıAğrı yönetimiAğrı şiddeti+3
Fatih Mehmet Dişçeken
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2020
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Laparoskopik üst üriner sistem cerrahilerinde transversus abdominis plane blok uygulanan ve uygulanmayan hastalarda postoperatif ağrı ve komplikasyonların değerlendirilmesi

Amaç: Minimal invaziv cerrahilerde postoperatif ağrı yönetiminde uygulanan multimodal yaklaşımda rejyonal yöntemlerin önemli bir yeri vardır. Bu yöntemlerden olan transversus abdominis plane (TAP) blok son yıllarda oldukça popüler olmuştur. Laparoskopik üst üsriner sistem cerrahisi planlanan hastalarda ultrason (USG) eşliğinde preoperatif TAP blok yapılan grup ile TAP blok yapılmayan kontrol grubunu postoperatif ağrı durumu, ilaç kullanımı ve yan etkilerini, postoperatif hasta konforunu prospektif olarak karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Üroloji kliniğimizde 2022 Kasım - 2023 Haziran tarihleri arası böbrek, üreter tümörü veya taşı, böbrek kisti, böbrek atrofisi, üreteropelvik darlık sebepleriyle laparoskopik üst üriner sistem cerrahisi yapılması planlanan 18-85 yaş arası oryante ve koopere olan, çalışmaya katılmayı kabul eden, aktif enfeksiyonu olmayan, kanama diyatezi normal olan hastalar, gebe olmayan, ağır komorbid hastalıkları, obezitesi ve geçirilmiş batın cerrahileri olmayan hastalar çalışmaya dâhil edildi. Hastalar randomize kontrollü olarak sırayla ilk 21 kişi kontrol grubu, ikinci 21 kişi çalışma grubu olacak şekilde iki gruba ayrıldı. Kontrol grubuna TAP blok yerine postoperatif ağrı durumuna göre intravenöz analjezik ilaç uygulandı. Çalışma grubuna genel anestezi indüksiyonu sonrası anestezi uzmanı tarafından USG eşliğinde unilateral TAP blok uygulandı. Postoperatif ağrı değerlendirmesi için Vizüel Analog Skala (VAS) skorları (1. 2. 6. 12. ve 24. Saat) kullanıldı. VAS skoru 4 ve üstü olan hastalara intravenöz olarak sırayla önce tramadol, sonra parasetamol uygulandı. Kullanılan analjezik miktarları ve türleri, gelişen yan etkiler, ateş, atelektazi, postoperatif mobilite, gaz çıkışı, dren, taburculuk, hemogram, glomerüler filtrasyon hızı (GFR) takibi ve olası komplikasyonlar prospektif olarak araştırıldı. v Bulgular: Çalışmaya toplam 42 olgu dâhil edildi. Bu hastaların 16'sı kadın, 26'sı erkekti. Gruplar karşılaştırıldığında yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi (BMİ), sigara kullanım oranı, komorbid hastalık, tanı ve tedavi türü, taraf dağılımı, operasyon süresi anlamlı (p>0,05) farklılık göstermemiştir. TAP blok yapılan grupta 1.saat, 2.saat, 6.saat, 12.saat VAS skorunu TAP blok yapılmayan gruptan anlamlı (p<0,05) olarak daha düşük bulduk, 24.saat VAS skorunda anlamlı (p>0,05) farklılık saptanmadı. TAP blok yapılan grupta postoperatif ilk 24 saatte Tramadol ve Parasetamol kullanım oranını TAP blok yapılmayan gruptan anlamlı (p<0,05) olarak daha düşük tespit ettik. TAP blok yapılan grupta hipotansiyon oranı ve gaz çıkarma günü (bağırsak aktivasyonu) TAP blok yapılmayan gruptan anlamlı (p<0,05) olarak daha düşüktü. Sonuç: Laparoskopik üst üriner sistem cerrahisi geçirecek olgularda preoperatif dönemde genel anesteziye ilave USG-TAP bloğun uygulanması, postoperatif ağrıyı, analjezik tüketimini azaltarak ve olası yan etkileri engelleyerek daha iyi hasta konforu sağlamaktadır. Anahtar kelimeler: Minimal İnvaziv Cerrahi, Laparoskopik Ürolojik Cerrahi, TAP Blok

AğrıAğrı yönetimiAğrı-postoperatif+7
Bilal Çelikörs
Hitit University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Spinal anestezi altında total diz artroplastisi yapılan hastalara USG eşliğinde yapılan adduktor kanal bloğu, IPACK blok ve geniküler sinir bloğunun postoperatif analjezik etkinliklerinin karşılaştırılması

Amaç: Total diz artroplastisi (TDA) sonrası hastalarda şiddetli postoperatif ağrı olmaktadır. Bu durum hasta memnuniyetini azaltmakta, mobiliteyi geciktirmekte ve hastanede kalış süresini uzatmaktadır. Günümüzde postoperatif ağrı yönetiminde multimodal analjezinin bir parçası olan periferik sinir blokları yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada adduktor kanal bloğu (AKB), popliteal arter ve diz kapsülü arası infiltrasyon bloğu (IPACK) ve geniküler sinir bloğunun (GSB); postoperatif VAS skoru, opioid tüketimi ve mobilite üzerine etkileri araştırıldı. Gereç ve yöntem: Bu çalışma prospektif, randomize, çift kör olarak planlandı. Spinal anestezi altında primer TDA planan 90 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar üç gruba (n=30) ayrıldı. Hastalara AKB (grup A), IPACK blok (grup I) ve GSB (grup G) uygulandı. Periferik sinir blokları 15 mL %0,375 bupivakain ile spinal anestezi uygulamasından önce gerçekleştirildi. Hastaların postoperatif dönemde VAS skoru, opioid tüketim miktarı ve mobilizasyon testleri karşılaştırıldı. Bulgular: Gruplar ASA skorları ve demografik özellikler açısından benzerdi. VAS skorları 4., 6. ve 12. saatte grup G'de diğer iki gruba göre istatistiksel olarak anlamlı düşüktü (sırasıyla; P=0,006, P=0,040, P=0,041). Postoperatif ilk 12 saatte VAS skorları grup G'de grup A ve grup I'ya göre daha düşük bulundu. Ameliyat sonrası ilk 24 saatte tüketilen toplam opioid miktarı grup G'de diğer iki gruba göre istatiksel olarak anlamlı olacak şekilde daha düşüktü (P=0,014). Hastaların üç metre yürüme testini tamamlama süresi GSB uygulanan grupta AKB ve IPACK blok uygulanan gruplara göre daha kısaydı ancak bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Sonuçlar: Geniküler sinir bloğu TDA'da postoperatif VAS skorlarında belirgin düşme sağladığı ve opiod tüketimini azalttığı için postoperatif analjezide AKB ve IPACK blok yerine tercih edilebilir. Anahtar Kelimeler: Total diz artroplastisi, adduktor kanal bloğu, IPACK blok, geniküler sinir bloğu

AnaljeziklerAnesteziAnestezi-spinal+5
Gökçe Çiçek Dal
Hitit University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Erektör spina düzlem bloğu ile rektus kılıf bloğunun intraoperatif ve postoperatif etkinliklerinin karşılaştırılması

Çalışmamızda göbek altı median (GAM) ve göbek üstü median (GÜM) kesi uygulanacak genel cerrahi hastalarında, erektör spina düzlem bloğu (ESDB) ve rektus kılıf bloğu (RKB)'nun intraoperatif ve postoperatif analjezik etkinliklerini prospektif ve randomize kontrollü olarak karşılaştırmayı amaçladık. Çalışma, etik kurul onayı ve hastaların yazılı onamı sonrası, GAM-GÜM kesi uygulanacak, Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) sınıflaması I-III olan, 18-75 yaş aralığında 60 hastada gerçekleştirildi. Hastalar demografik verileri kaydedilerek rutin monitorizasyon ve genel anestezi indüksiyonu sonrası, grup ESDB ve grup RKB olarak ikiye ayrıldı. Hastaların hemodinamik verileri indüksiyon öncesi, indüksiyon sonrası 1. dakika ve intraoperatif 30 dakikalık periyotlarda kaydedildi. Bütün hastalara morfin ile hazırlanmış hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulandı. Hastaların intraoperatif hemodinamik verileri ve uygulanan opioid miktarları, postoperatif istirahat ve öksürmekle görsel analog skalaları, ilk HKA dozuna gereksinim zamanı, postoperatif opioid tüketimleri, kurtarıcı analjezik gereksinimi, ilk mobilizasyona kadar geçen süreleri, opioid yan etkileri, hasta ve cerrah memnuniyeti değerlendirildi. İntraoperatif hemodinamik veriler ve uygulanan opioid miktarları iki grupta benzer bulundu. ESDB grubunda postoperatif ağrı skorlarının istirahatte (60. dakika, 2., 4. saat) ve öksürmekle (60. dakika, 2., 4., 8. saat) daha düşük (p<0,05) ve ilk HKA dozuna gereksinim zamanının daha uzun olduğu saptandı (p=0,001). Postoperatif HKA ile toplam morfin tüketimi ESDB grubunda düşük bulundu (p=0,028). Ek analjezik ihtiyacı iki grupta benzerdi (p=0,085). İlk mobilizasyona kadar geçen sürenin ESDB grubunda daha kısa olduğu (p<0,001), opioide bağlı yan etkilerin benzer olduğu (p=0,129) bulundu. Hasta memnuniyeti iki grupta benzerdi (p=0,356). Cerrah memnuniyeti ESDB grubunda yüksekti (p=0,010). Sonuç olarak GAM-GÜM kesi uygulanan hastalarda ESDB'nun RKB'na göre daha etkin postoperatif analjezi sağladığı kanısına varıldı. Anahtar kelimeler: Erektör spina düzlem bloğu, rektus kılıf bloğu, ağrı yönetimi, median laparotomi.

AnaljeziAğrı yönetimiAğrı-postoperatif+3
Emre Salman
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Video yardımlı torakoskopik cerrahi hastalarında postoperatif analjezi amacıyla uygulanan serratus anterior plane blok ile erektör spina plane blok etkinliklerinin karşılaştırılması

Prospektif ve randomize planlanan çalışmamızda, video yardımlı torakoskopik cerrahi (VATS) uygulanacak hastalarda postoperatif analjezi amacıyla uygulanan serratus anterior plan bloğu (SAPB) ve erektör spina plan bloğunun (ESPB) etkilerini karşılaştırmayı amaçladık. Etik kurul onayı ve hastalardan alınan yazılı onam sonrası, elektif VATS uygulanacak, Amerikan Anestezistler Derneği (ASA) sınıflaması I-II olan, 18-80 yaş 70 hasta çalışmaya alındı. Hastaların demografik verileri kaydedilerek rutin monitorizasyon ve standart anestezi indüksiyonu sonrası SAPB (n=35) ve ESPB (n=35) uygulanan gruplar olarak ikiye ayrıldı. Hastalara morfin içerikli hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulandı. Hastaların hemodinamik verileri indüksiyon öncesi/sonrası ve intraoperatif 30 dakikalık periyotlarla kaydedildi. İntraoperatif opioid tüketimleri, ayılmada kalış süreleri, istirahat ve öksürmekle Vizüel Analog Skala (VAS) skorları, ilk HKA gereksinim zamanları, postoperatif opioid tüketimleri, kurtarıcı analjeziklerin ilk gereksinim zamanları ve miktarları, mobilizasyon zamanları, opioid yan etkileri, hastanede yatış süreleri, hasta ve cerrah memnuniyetleri değerlendirildi. ESPB grubunda istirahatte (0. dk, 60. dk ve 2. sa) ve öksürmekle (0. dk) VAS skorları daha düşük (her değişken için p<0,05) ve ilk HKA gereksinim zamanı daha uzun bulundu (p=0,001). Postoperatif HKA ile morfin tüketimi ESPB grubunda (2., 4., 8. ve 12. sa) daha düşük gözlendi (her değişken için p<0,005). Diğer izlem parametreleri ve opioide bağlı yan etkiler benzer bulundu. Sonuç olarak VATS girişimlerinde ESPB uygulanan grupta erken dönem postoperastif VAS skorlarının daha düşük, opioid tüketiminin daha az ve ilk analjezik gereksinim zamanının daha uzun olması nedeniyle, ESPB'nin SAPB'a göre daha etkin ve uzun süreli analjezi sağladığı kanısına varıldı.

AnaljeziAğrıAğrı yönetimi+5
Osman Sıla Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Proksimal femur ve kalça cerrahilerinde l4 seviyesinde USG rehberliğinde yapılan ESP bloğu ile spinal anestezinin etkinlik ve güvenliğinin karşılaştırılması

Giriş ve Amaç: Birçok komorbiditesi olan yaşlı hasta popülasyonunda karşılaşılan kalça kırıklarında ılımlı sedasyon altında tek başına Lomber Erektör Spina Plan bloğunu etkin ve güvenli cerrahi anestezi ve postoperatif analjezi açısından spinal anestezi ile karşılaştırmayı amaçladık. Materyal Metot: Çalışmamız için proksimal femur ve kalça cerrahisi için opere olacak 68 ASA I-III aralığında olan hasta dahil edildi. Hastalar iki eşit gruba ayrıldı. Bir gruba L4 düzeyinden USG rehberliğinde 30 mL lokal anestezik ile Erektör Spina Plan Bloğu; diğer gruba ise L4-L5 aralığından spinal anestezi uygulandı. Erektör Spina Plan bloğu yapılan iki hasta yetersiz blok nedeniyle çalışmanın sonraki hesaplamalarından çıkarıldı. Hastalar perioperatif olarak cerrahi anestezi yeterliliği, vital bulgular ve postoperatif olarak da yan etki ve analjezi ihtiyacı açısından takip edildi. Bulgular: Her iki grupta demografik veriler arasında anlamlı fark yoktu (p>0,05). Anestezi başarı skoru değerlendirilmesinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Erektör Spina Plan Bloğu yapılan hastalarda hipotansiyon insidansı anlamlı derecede düşük bulunmuştur (p<0,05). Postoperatif ilk analjezik ilacın uygulanma zamanları spinal anestezi yapılan grupta 2,24±0,94 ve Erektör Spina Plan bloğu yapılan grupta 11,17±1,40 olarak bulunmuş ve istatistiksel olarak anlamlıdır (p=0,001). Sonuç: Kalça operasyonlarında ılımlı sedasyon altında Lomber Erektör Spina Plan bloğunun spinal anesteziye alternatif olabilecek yeterli anestezi oluşturduğu, ve düşük hipotansiyon insidansı ve uzun post operatif analjezi süresi üstünlük göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kalça kırığı, Erektör Spina Plan Bloğu, Spinal Anestezi, Postoperatif Analjezi, Hipotansiyon

AnaljeziAnesteziAnestezi-spinal+6
Muhammed Gökhan Abay
Gaziantep University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Gömülü yirmi yaş cerrahisinde ozon tedavisinin postoperatif ağrı, ödem, trismus ve kan akımı üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

Gömülü mandibular yirmi yaş cerrahisi sonrasında oluşabilecek komplikasyonların giderilmesine yönelik pek çok yöntem uygulanmaktadır. Bölgedeki yara iyileşmesi kalitesi ve kanlanma oranları farklı yöntemlerle değişebilmektedir ve hasta konforu için de önem taşımaktadır. Çalışmamızda topikal ozon (Apoza-Ozone DTA) uygulamasının yirmi yaş diş çekiminden sonra oluşan ağrı, ödem, trismus ve operasyon bölgesindeki yumuşak doku kanlanması üzerine etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Mandibulada çift taraflı tam gömülü yirmi yaş dişleri bulunan, yaşları 18-24 arasında değişen 40 hasta (26 kadın, 14 erkek) çalışmaya dahil edilmiştir. Randomize kontrollü split mouth tasarım ile ozon ve kontrol grupları olmak üzere iki grup oluşturulmuştur. Ekstraoral olarak belirlenen noktalar arası ve ağız açıklığı metrik ölçümleri ile trismus ve ödem, VAS ile ağrı değerlendirmeleri yapılıp, kullanılan NSAİİ lar kaydedilmiştir. Komşu dişte bir ve yumuşak dokuda belirlenmiş üç nokta olmak üzere toplam dört noktadan Lazar Dopler Flowmetre ile preoperatif, postoperatif 3. ve 7. günlerde kan akışı ölçümleri yapılmıştır. Çalışmamızın sonucunda ozon grubunda 3. günde ödem istatistiksel olarak anlamlı azalma göstermiştir. Trismus açısından postoperatif 3. ve 7. gün değerlerinde azalma daha fazla kaydedilmiştir. Ağrı daha az hissedilmiş ve alınan toplam ağrı kesici sayısı daha az kaydedilmiştir. Komşu dişin pulpal kan akımı azalışı, ozon grubunda kontrol grubuna kıyasla postoperatif 3. günde istatistiksel alarak anlamlı gözlenmiştir. Yumuşak dokudaki kan akımı değerlendirildiğinde, ozon grubunda 3 noktada kan akımının 3. günde 1. güne göre anlamlı seviyede arttığı, 7. günde ise bir noktada ilk güne göre anlamlı artışın devam ettiği gözlenmiştir (p<0,05). Çalışmamızda elde edilen veriler ile ozon uygulamasının postoperatif komplikasyonları azalttığı ve kan akımı üzerinde olumlu etkileri olduğunu gözlenmiştir.

AğrıAğrı-postoperatifCerrahi-diş hekimliği+7
Habibe Dere
Gaziantep University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kalça protezlerinde postoperatif analjezi için kullanılan epidural infüzyon ve bolus tekniklerinin karşılaştırılması

Amaç: Çalışmamızda, kalça protezi sonrası, postoperatif ağrı tedavisinde, epidural bolus doz uygulamasının etkinliğini, devamlı Eİ ile karşılaştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya kalça protezi operasyonu planlanmış ASA 1-3 kategorisinde, 40-70 yaş arası, kombine spinal epidural anestezi tekniği uygulanan, 60 hasta dahil edildi. Hastalara L3-L4 veya L4-L5 aralığından, 3 mL heavy bupivakain (Marcain®) ile spinal anestezi uygulandı. Daha sonra epidural boşluğa kateter yerleştirildi. Epidural kateterden 10 μg adrenalin ile 10 mg lidokain yapılarak kateterin intratekal ve intravenöz alanda olmadığı gösterildi. Hastaların vaka boyunca, spinal anestezi öncesi ve sonrası, spinal anestezinin 1, 3, 5, 10, 15, 20, 25, 30, 40, 50, 60, 70, 80, 90, 110, 130. dakikaların daki nabız, sistolik ve diastolik kan basınç değerleri, oksijen saturasyon değerleri, Bromage Skorları, takip edildi. Operasyon sonrası analjezi için kullanacakları %0.125 lik bupivakain içeren 330 ml solüsyon hazırlandı. Hastalar randomize olarak iki gruba ayrıldı. Grup B için HKA cihazı, 6 ml bolus verecek şekilde, kilitli kalma süresi ise 30 dakika olacak şekilde ayarlandı ve epidural kateterden 48 saat uygulandı. Grup İ için HKA cihazı, 6 ml/saat infüzyon ve 6 ml bolus verecek şekilde, kilitli kalma süresi ise 30 dakika olacak şekilde ayarlandı ve epidural kateterden 48 saat uygulandı. Operasyon sonrası iki grup arasında 12. 24. ve 48 saatlerde ve ilk oturma ile ilk walker kullanma zamanlarındaki KAH, OAB, SpO2 değerleri karşılaştırıldı. Ayrıca hasta ve cerrah memnuniyet düzeyleri, VAS,VAS-H değerleri, motor blok düzeyi, HKA cihazında denenen, verilen ve tüketilen toplam ilaç miktarları, ek olarak uygulanan analjezi miktarları ve gelişen yan etkiler iki grup arasında karşılaştırıldı. Bulgular: VAS değerleri; 24. ve 48. saatlerde Grup B'de, Grup İ'ye göre anlamlı düzeyde düşük bulundu (p<0.05). Toplam tüketilen analjezik miktarı, Grup İ'de Grup B'ye göre; ilk oturma, walker kullanma, postoperatif 12, 24 ve 48. saatlerdeki zaman diliminde, anlamlı düzeyde daha yüksekti (p<0.0001). Cerrah ve hasta memnuniyet düzeyleri; tüm zaman aralıklarında Grup B de Grup İ'ye göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0.05). Ek analjezik tüketim düzeyleri; Grup İ'de, Grup B'ye, göre 24 ve 48. saatlerde anlamlı düzeyde yüksek bulundu(p<0.05). Postoperatif görülen motor blok düzeyleri 12. ve 24.saatlerde Grup İ'de, Grup B'ye göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p<0.05). Her iki grupta da hiçbir yan etki gözlenmedi. Sonuç: Kalça protezi operasyonlarında, EI olmadan, HKA cihazı ile aralıklı bolus doz uygulamalarının; motor blok ve herhangi bir yan etki oluşturmadan, yüksek hasta ve cerrah memnuniyet düzeyi sağlanarak, daha düşük analjezik kullanarak, daha iyi postoperatif analjezi sağlandığı kanısına vardık.

AnaljeziAnaljezi-epiduralAnaljezikler+6
Emine Yılmaz Güler
Bezmialem Vakıf University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Fasya iliaka kompartman bloğu için en uygun lokal anestezik volümü: Üç farklı volümün karşılaştırılması

AMAÇ: Fasya iliaka kompartman bloğu (FİKB) alt ekstremite cerrahilerinde postoperetif ağrıyı azaltmak için son dönemde sıkça tercih edilen bir analjezi yöntemidir. Çalışmamız da total kalça artroplastisi planlanan hastalarda postoperatif analjezi amacıyla uygulanan FİKB' de volümün etkisini araştırmayı amaçladık. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya etik kurulu onayı alındıktan sonra, total kalça artroplastisi planlanan ASA I-II-III 18-85 yaş arası 45 hasta dahil edildi. Bütün hastalara genel anestezi uygulandı ve inhalasyon anestezisi ile idame sağlandı. Hastalar kapalı zarf çekme yöntemi ile üç gruba ayrıldı. Grup 1' e 30 ml, grup 2' ye 40 ml ve grup 3' e 50 ml volüm içinde LA solusyonu hazırlandı. Operasyon bitiminde supin pozisyonda USG eşliğinde suprainguinal yaklaşımla FİKB uygulandı. Derlenme odasında hastalara tramadollü iv-HKA cihazı bağlandı. Derlenme odasında VAS≤5 oluncaya kadar hastalar takip edildi gereken hastalara ek analjezik yapıldı. Hastaların derlenme odası giriş, 1., 6., 12., 18., 24. saat VAS, tramadol tüketimi ve memnuniyet anket değerleri kayıt altına alındı. BULGULAR: Çalışmamız yaşları 18 ile 85 arasında değişen, 10' u (%22,2) erkek ve 35' i (%77,8) kadın olmak üzere toplam 45 olgu üzerinde yapılmıştır. Olguların yaş ortalaması 60.7±11.30 yıldır. Olgular 15'er kişilik üç grup altında incelenmiştir. Gruplara göre olguların yaş, kilo, boy, VKİ ve cinsiyet dağılımları ile anestezi süresi ve cerrahi süre ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır (p>0.05). Grup 2 deki olguların 1. saat, 6. Saat, 12. saat, 18. saat ve 24. saatlerdeki VAS değerleri, total tramadol tüketim miktarları, verilen bolus sayıları, istedikleri bolus sayıları grup 3' den istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur (p<0.05). Her üç grupta da komplikasyona rastlanmamıştır. SONUÇ: FİKB total kalça artroplastisisinde postoperatif analjezi sağlayan etkin bir kompartman bloğudur. Bu çalışmada en düşük ağrı skorları ve analjezik gereksinimi 2mg/kg bupivakain içeren 40 ml LA kullanılan grupta elde edilmiştir.

Alt ekstremiteAnestetikler-lokalAnestezi+6
Hazan Dağlı Aslan
Bezmialem Vakıf University
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Asemptomatik apikal periodontitisli dişlerde EDDY cihazı ile yapılan sonik aktivasyonun kök kanal mikrobiyotası ve postoperatif ağrıya etkisinin değerlendirilmesi: Prospektif randomize kontrollü klinik çalışma

Bu tez çalışmasının amacı kök kanal irrigasyonunun etkinliğini artırmak amacı ile kullanılan EDDY'nin kök kanal mikobiyotasına ve postoperatif endodontik ağrıya etksinin geleneksel irrigasyon ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir. Bu amaçla kök kanallarından alınan örnekler laboratuvarda Bacteroides ve Firmicutes bakteri gruplarının primer dizilerinin kullanıldığı gerçek zamanlı PCR deneylerine tabi tutulmuş ve mikrobiyal yükteki değişim araştırılmıştır. Hastalara tedavi sonrasında dağıtılan Sayısal Analog Skala aracılığı ile postoperatif ağrı ölçülmüştür. Çalışmamıza Bezmialem Vakıf Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne tedavi olmak amacı ile başvuran hastalardan belirlenen kriterleri karşılayan gönüllüler dahil edilmiştir. Buna göre tek kök ve tek kanallı dişlerinde asemptomatik apikal periodontitis bulguları bulunan, sağlıklı, erişkin ve son dönemde antibiyotik ve non steroid antienflamatuar ilaç kullanmamış olan endodontik tedavi gereksinimi bulunan bireyler iki gruba ayrılmıştır. Bir grupta geleneksel irrigasyon tekniği kullanılmışken diğer grupta EDDY cihazı kullanılmıştır. Her iki grupta da kök kanal tedavisine başlamadan önce steril pamuk peletler ile örnek alınmıştır. Bu örnekte bakteri varlığı tespit edilirse ilgili dişin çalışma dışı bırakılmasına karar verilmiştir. Kanal tedavisi sırasında şekillendirme ve irrigasyondan önce ve sonra olacak şekilde iki örnek alınmıştır. İlk seansın sonunda hastalara hissettikleri ağrıyı not alacakları sayısal analog skala dağıtılmıştır. İkinci seans randevularda bu skalalar toplanmış ve kanal tedavileri tamamlanmıştır. Alınan kanal içi örnekler kullanılarak gerçek zamanlı PCR deneyleri gerçekleştirilmiştir. Sonuçların değerlendirmesinde t testi ve Mann-Whitney-U testi kullanılırken postoperatif ağrı sonuçlarının değerlendirilmesinde Friedman testi kullanılmıştır. Sonuçlar değerlendirildiğinde EDDY cihazı hem Bacteroides (p=0,023) hem de Firmicutes (p=0,002) gruplarında daha yoğun bakteri eliminasyonu sağlamıştır. Postoperatif ağrı değerlendirmesinde ise yalnızca tedavi sonrasındaki 1. saatte EDDY grubunda anlamlı düzeyde daha fazla postoperatif ağrı saptanmıştır (p=0,010). Bunun dışındaki zamanlarda anlamlı farklılık görülmemiştir (p>0,05). Çalışmamızda EDDY cihazının geleneksel irrigasyona göre faydalı olduğu saptanmıştır. Tedavi sonrası ilk saat dışında anlamlı postoperatif ağrı farkı oluşturmadığı belirlenmiştir. EDDY kullanılan daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

AğrıAğrı-postoperatifDental pulpa boşluğu+4
Abdulkadir Tiftik
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Supraklavikular brakiyal pleksus bloğunda levobupivacaine eklenen tramadol hidroklorür'ün farklı dozlarının postoperatif analjezi üzerine etkileri

Amaç: Çalışmamızda supraklavikuler brakiyal pleksus bloğunda levobupivakaine eklenen tramadol hidroklorür (HCl)'ün farklı dozlarının, postoperatif analjezi üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Fakültemiz Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra, arteriyo-venöz fistül (A-V) açılacak üroloji hastaları ile üst ekstremite cerrahisi uygulanacak ortopedi hastaları çalışma kapsamına alınarak, toplam 60 hastaya supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu uygulandı.Hastalar rastgele üç gruba ayrılarak; Grup I'de 40 ml volüm içinde % 0.5'lik levobupivakain kullanıldı. Grup II'de aynı doz ve volümdeki levobupivakaine 0,5 mg/kg tramadol HCl ve Grup III'de ise 1 mg/kg tramadol HCl eklendi. Blok supraklavikuler teknik ile periferik sinir stimülatörü yönlendiriciliğinde uygulandı. Uygulamanın başlamasını takiben cerrahi başlama süresi, sedasyon ve analjezi düzeyleri Vizüel Analog Skala ve Verbal Rating Scala (VAS, VRS) ile değerlendirilerek, hemodinamik parametreler blok öncesi ve blok sonrası 5.,10., 15., 30., 45., 60., 90., 120. dakikalarda ölçümleri yapılarak kaydedildi. Operasyon esnasında ve postoperatif derlenme odasında hastalarda; bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu, ağrı ve horner sendromu gelişip gelişmediği izlendi. Bulantı ve kusması olan hastalarda 4 mg Ondansetron IV (intravenöz) yapılması planlandı. Hastaların ağrı başlama süreleri postoperatif ikinci gün ziyaret edildiklerinde sorularak öğrenildi ve kaydedildi. Ağrıları başladığında oral tramadol HCl kullanmaları önerildi. Postoperatif 48. saatte hastaların ağrılarının ne zaman başladığı sorularak kaydedildi.Bulgular: Grupların demografik verileri ve hemodinamik parametrelerinin benzer olduğu ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı belirlendi. Cerrahi başlama süresi Grup I'de 30.5 ± 4.1, Grup II'de 20.5 ± 2.2 ve Grup III'de ise 17.4 ± 2.6 dakika olup istatistiksel olarak üç grup arasında anlamlı fark saptanırken (p < 0.05), Grup II ile Grup III arasında ise istatistiksel olarak bir fark bulunmadı (p > 0.05). Peroperatif ve postoperatif dönemde her üç grupta da VAS, VRS ve sedasyon değerleri arasında istatistiksel olarak farklılık saptanmadı (p > 0.05). Postoperatif ağrı başlama süreleri; Grup I'de 8.7 ± 1.4, Grup II'de 12.2 ± 0.5 ve Grup III'de 16.3 ± 2.1 saat olup istatistiksel olarak Grup I ile Grup II ve Grup III arasında anlamlı farklılık bulunurken (p < 0.05), Grup II ile Grup III arasında ise istatistiksel olarak bir fark saptanmadı (p > 0.05).Çalışmamızda Grup II ve Grup III' ün Grup I'e göre cerrahi başlama süresinin daha kısa ve postoperatif analjezi süresinin de daha uzun olduğu saptandı (p < 0.05). Grup II ve grup III arasında ise cerrahi başlama ve postoperatif analjezi süreleri açısından bir farkın olmadığı belirlendi (p > 0.05).Sonuç: Supraklavikuler brakiyal pleksus bloklarında % 0.5 levobupivacaine eklenen tramadol HCl 0.5 mg/kg ve tramadol HCl 1mg/kg ile daha erken cerrahi başlama süresi ve daha uzun postoperatif analjezi sağlanabildiğini, ancak tramadol HCl 0.5 mg/kg ve 1mg/kg dozları arasında cerrahi başlama ve postoperatif analjezi süreleri arasında bir farklılık olmadığı belirlendi.Anahtar kelimeler: Levobupivakain, Postoperatif analjezi, Supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu, Tramadol HCI.

AnaljeziAnaljeziklerAnestezi+3
Faruk Kurtcu
Çukurova University
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuklarda lumbar paravertebral ve kaudal bloğun postoperatif ağrı tedavisindeki etkileri

Amaç: Bu çalışmamızda tek taraflı inguinal herni, hidrosel ve inmemiş testis olgularında yapılan lumbar paravertebral ve kaudal blokta levobupivakainin peroperatif anestezik ajan tasarrufu ve postoperatif ağrı tedavisi analjezi üzerindeki etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu'nun ve ebeveynlerin onayı alındıktan sonra tek taraflı inguinal herni, hidrosel ve inmemiş testis nedeniyle çocuk cerrahisi tarafından cerrahi uygulanan, Amerikan Anestezi Cemiyeti (ASA) I-II grubu, 1-12 yaşları arasındaki 70 çocuk çalışmaya dahil edildi. Hastalar rastgele 2 gruba ayrıldı.I. Gruba maske ile indüksiyon sonrası ameliyat edilecek üstte kalacak şekilde lateral dekübitis pozisyonu verilip levobupivakain (% 0,25) 0,2 ml/kg volüm ile paravertebral blok uygulandı.II. Gruba maske ile indüksiyon sonrası sol lateral dekübitis pozisyonu verilip levobupivakain (% 0,25) 0,5 ml/kg volüm ile kaudal blok uygulandı.Olguların sevofluran konsantrasyonları ile intraoperatif ve postoperatif sistolik ve diastolik kan basınçları, kalp atım hızları kaydedildi. Ağrı (CHEOPS) skorları, ebeveyn memnuniyeti dereceleri, ek analjezik gereksinimi olan olgu sayısı ve yan etkiler not edildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, operasyon süreleri, hemodinamik parametreleri bizbirine benzerdi. İntraoperatif 10., 15., 30., ve 60. dakikalarda kaydedilen sevofluran konsantrasyonu Grup I'de Grup II'den daha düşük olarak saptandı. (p=0,001) Postoperatif ilk 24 saatte analjezik gereksinimi olan olgu sayısı, Grup I'de 5, Grup II'de 12 olarak belirlendi. (p=0,050) Olguların postoperatif analjezi süresinin Grup I'de Grup II'ye oranla istatistiksel olarak uzun olduğu saptandı. (p=0,050) Grup I de ebeveyn memnuniyeti açısından mükemmel ve iyi şeklinde değerlendirme yapan ebeveyn sayısı fazla iken Grup II de iyi ve kötü şeklinde değerlendirme yapan ebeveyn sayısı fazla idi. (p=0,010) Postoperatif CHEOPS değerleri her iki grupta 120. dk dışında benzerdi. Hiçbir olguda hipotansiyon, bradikardi ve solunum depresyonu gözlenmedi.Sonuç: Çocuklarda lumbar paravertebral blok uygulamasının kaodal bloğa göre peroperatif anestezik gereksinimi daha çok azalttığı, daha uzun postoperatif analjezi sağladığı, ek analjezik gereksinimi daha çok azalttığı ve ebeveyn memnuniyetini arttırdığı kanısına varıldı.Anahtar Sözcükler: Çocuklar, lumbar paravertebral blok, levobupivakain, kaudal blok, postoperatif ağrı, peroperatif anestezik ajan tasarrufu.

AnaljeziAnestetiklerAnestezi+5
Remzi Tuğ
Çukurova University
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Supraklavikular brakiyal pleksus bloğunda Levobupivakain'e eklenen Morfin Hidroklorür'ün farklı dozlarının postoperamtif analjezi üzerine etkileri

Amaç: Çalışmamızda supraklavikular brakiyal pleksus bloğunda levobupivakaine eklenen Morfin hidroklorür (HCl)'ün farklı dozlarının, postoperatif analjezi üzerine etkilerini araştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Fakültemiz Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra, arteriyo-venöz fistül (A-V) açılacak üroloji hastaları ile üst ekstremite cerrahisi uygulanacak ortopedi hastaları çalışma kapsamına alınarak, toplam 60 hastaya supraklavikular brakiyal pleksus bloğu uygulandı.Hastalar rastgele üç gruba ayrılarak; Grup I'de 40 ml volüm içinde % 0.5'lik levobupivakain kullanıldı. Grup II'de aynı doz ve volümdeki levobupivakaine 0,025 mg/kg morfin HCl ve Grup III'de ise 0.05 mg/kg morfin HCl eklendi. Blok supraklavikuler teknik ile periferik sinir stimülatörü yönlendiriciliğinde uygulandı. Uygulamanın başlamasını takiben cerrahi başlama süresi, sedasyon ve analjezi düzeyleri Vizüel Analog Skala ve Verbal Rating Scala (VAS, VRS) ile değerlendirildi ve kaydedildi. Hemodinamik parametreler blok öncesi ve blok sonrası 5.,10., 15., 30., 45., 60., 90., 120. dakikalarda ölçümleri yapılarak kaydedildi. Operasyon esnasında ve postoperatif derlenme odasında hastalarda; bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu ve horner sendromu gelişip gelişmediği izlendi. Bulantı ve kusması olan hastalarda 4 mg Ondansetron IV (intravenöz) yapılması planlandı. Hastaların ağrı başlama süreleri postoperatif ikinci gün ziyaret edildiklerinde sorularak öğrenildi ve kaydedildi. Ağrıları başladığında oral tramadol HCl kullanmaları önerildi. Veriler istatistiksel olarak one way ANOVA ve ki-kare testiyle değerlendirildi, p< 0.05 değerleri anlamlı kabul edildi.Bulgular: Grupların demografik verilerinin benzer olduğu ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı belirlendi. Cerrahi başlama süresi Grup I'de 32.9 ± 9.4, Grup II'de 24,0 ± 11,1 ve Grup III'de ise 20,0 ± 7,8 dakika olup istatistiksel olarak üç grup arasında anlamlı fark saptanırken (p < 0.05), Grup II ile Grup III arasında ise istatistiksel olarak bir fark bulunmadı (p > 0.05). Peroperatif ve postoperatif dönemde her üç grupta da VAS, VRS ve sedasyon değerleri arasında istatistiksel olarak fark saptanmadı (p > 0.05). Postoperatif ağrı başlama süreleri; Grup I'de 9,3 ± 2,8 , Grup II'de 13,3 ± 1,5 ve Grup III'de 16,6 ± 2,3 saat olup istatistiksel olarak Grup I ile Grup II ve Grup III arasında anlamlı farklılık bulunurken (p < 0.05), Grup II ile Grup III arasında ise istatistiksel olarak bir fark saptanmadı (p > 0.05). Yan etki olarak bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu ve Horner sendromu hiçbir olguda gözlenmedi.Sonuç: Supraklavikuler brakiyal pleksus bloklarında % 0.5 levobupivakaine eklenen 0.025 mg/kg ve 0.05mg/kg Morfin HCl ile daha erken cerrahi başlama süresi ve daha uzun postoperatif analjezi sağlanabildiğini, ancak 0.025 mg/kg ve 0.05mg/kg Morfin HCl dozları arasında cerrahi başlama ve postoperatif analjezi süreleri arasında bir fark olmadığı kanısına varıldı.Anahtar kelimeler: Levobupivakain, Postoperatif analjezi, Supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu, Morfin HCI.

AnaljeziAnaljeziklerAğrı-postoperatif+4
Bilal Başanalan
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz artroskopilerinden sonra intravenöz olarak uygulanan Lornoksikam ile intravenöz olarak uygulanan Tenoksikamın postoperatif analjezik etkinliklerinin karşılaştırılmas

Amaç: Diz artroskopilerinden sonra intravenöz olarak uygulanan lornoksikam ile intravenöz olarak uygulanan tenoksikamın postoperatif analjezik etkinliklerinin karşılaştırılmasını amaçladık.Gereç ve Yöntem: Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü İlaç Klinik Araştırmalar Etik Danışma Kurulu onayı ve hastaların sözlü-yazılı onayı alındıktan sonra diz artroskopisi uygulanacak 50 hasta çalışmaya alındı. Tüm olgulara standart genel anestezi indüksiyonu ve idamesi uygulanarak rastgele iki grup oluşturuldu. Grup I'de 8 mg lornoksikam intravenöz olarak turnike açılmadan 10 dakika önce uygulandı, grup II'de 20 mg tenoksikam turnike açılmadan 10 dakika önce intravenöz olarak uygulandı. Postoperatif 30., 60., 120., 240. dakikalarda VAS dinlenmekle ve hareketle değerlendirildi. VAS 5 ve üzerindeki değerlerde ek analjezik uygulandı. Analjezik uygulama saatleri kaydedildi. Ayrıca postoperatif bulantı ve kusma takibi yapıldı.Bulgular: Grupların demografik özellikleri karşılaştırıldığında istatistiksel olarak fark saptanmadı (p>0,05). Gruplarda postoperatif analjezi değerlendirildiğinde; kaydedilen dinlenmekle ve hareketle 30.,60.,120.,240. dakika vizüel analog skala değerlerinde her iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p=0,945, p=0,693, p=0,596, p=0,044, p=0,492, p=0,461, p=0,084, p=0,024). Postoperatif bulantı kusma yönünden ve ek analjezik gereksinimi açısından gruplar değerlendirildiğinde gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05)Sonuç: Diz artroskopilerinden sonra intravenöz olarak uygulanan lornoksikamın ve tenoksikamın etkin bir postoperatif analjezi sağladığı düşünüldü. İntravenöz olarak uygulanan her iki yöntemde de dinlenme ve hareketle ağrıların zaman içerisinde istatistiksel olarak anlamlı derecede azaldığı saptanmasına rağmen bu azalmanın uygulanan ilaçlar arasında anlamlı farklılık yaratmadığı gözlemlendi.Anahtar Sözcükler: Nonsteroid antiinflamatuar ilaç, lornoksikam, tenoksikam, postoperatif ağrı

Antiinflamatuar ajanlarAntiinflamatuar ajanlar-nonsteroidAntiinflamatuar ajanlar-nonsteroid+5
Tuncay Kalan
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Alt ekstremite cerrahisinde kombine spinal epidural blok uygulanan hastalarda, preoperatif gabapentinin postoperatif ağrı üzerine etkisinin değerlendirilmesi

ÖZETAmaç: Alt ekstremite cerrahisinde, Kombine Spinal Epidural Anestezi (CSEA) sık olarak uygulanmaktadır. Nöropatik ağrı ve kronik ağrıdaki etkinliği kanıtlanmış olan gabapentinin son zamanlarda preoperatif uygulamalarının postoperatif ağrıyı azalttığı bildirilmektedir. Bu çalışmamızda alt ekstremite cerrahisinde, kombine spinal epidural anestezi uygulanan hastalarda, preoperatif gabapentinin postoperatif ağrı ve yan etkiler üzerine etkileri araştırıldı.Gereç ve Yöntem: Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayı alındıktan, sonra çalışmamıza alt ekstremite cerrahisi uygulanan 18-65 yaş arası, ASA I-II? grubu olgular alındı. Olgular rastgele iki gruba ayrıldı. Grup 1'e (n=30) (Grup P); Spinal aralıktan % 0,5 levobupivakain (10-15 mg) ve fentanil (25 ?g) uygulandı. Postoperatif dönemde spinal blok kalktıktan sonra epidural aralıktan morfin (3mg) uygulandı. Grup 2; (n=30) (Grup G); Grup I'e ilave olarak preoperatif 1-2 saat önce 600 mg gabapentin uygulandı.Postoperatif dönemde hemodinamik veriler (SAB, DAB, KAH), ağrı skoru (VAS), sedasyon skoru, kaşıntı skoru, antihistaminik gereksinimi, ek doz analjezik gereksinimi ve diğer yan etkiler (bulantı, hipotansiyon, solunum depresyonu, EKG değişikliği, bradikardi) değerlendirildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, hemodinamik parametreleri, operasyon süreleri, sedasyon skorları birbirine benzerdi. Postoperatif ağrı skorlarının (VAS) 30. dakika, 60. dakika, 18 ve 24. saatlerde grup G'de daha düşük olduğu saptandı (p<0,05). Postoperatif dönemde Grup P'de 18. saatte 10 hastada, 24. saatte 8 hastada kaşıntı saptandı. Grup G'de ise hiçbir hastada kaşıntı saptanmadı. (p<0,001, p<0,005). Grupların, bulantı skorları ve diğer yan etkiler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu.Sonuç: Alt ekstremite cerrahisinde CSEA uygulanan hastalarda, preoperatif gabapentinin postoperatif ağrı düzeyini ve opioidlere bağlı olarak gelişen kaşıntıyı istatiksel olarak azalttığı, bulantıyı ise etkilemediği sonucuna varıldı.Anahtar Kelimeler: Kombine Spinal Epidural Anestezi, Gabapentin, Opioid, Preemptif analjezi, Postoperatif Analjezi.

AnaljeziAnestezi-spinalAğrı-postoperatif+6
Yavuz Orak
Çukurova University
2010
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hasta kontrollü tramadol kullanan hastalarda intravenöz deksketoprofen lornoksikam ve diklofenak sodyum'un analjezi ve tramadol tüketimine etkilerinin karşılaştırılması

Çalışmanın Amacı: Bu prospektif, randomize, çift kör, kontrollü çalışma; postoperatif hasta kontrollü tramadol kullanan hastalarda, anestezinin sonlanmasından 30 dakika önce başlayan ve 24 saat boyunca aralıklı bolus olarak devam eden deksketoprofen, lornoksikam ile diklofenak Na'un analjezik ve tramadol tüketimine etkilerinin karşılaştırılması amacıyla planlandı.Gereç ve Yöntem: İlaç Araştırmaları Etik Kurulu onayı ve hastaların yazılı onayını takiben elektif laparotomi uygulanan 80 hastada çalışıldı Hastalar rastgele seçimle dört gruba ayrıldı. Anestezi bitiminden otuz dakika önce birinci grup (Grup I) 50 mg intravenöz deksketoprofen, ikinci grup (Grup II) 8 mg intravenöz lornoksikam, üçüncü grup (Grup III) 75 mg intravenöz diklofenak sodyum, dördüncü grup (Grup IV); kontrol grubu ise 2 ml % 0,9 serum fizyolojik aldı. Periton kapatılırken tüm hastalara postoperatif ağrının yönetimi için tramadol (1 mg/kg) yükleme dozu verildi. Tramadol 0,2 mg/kg bolus doz veren hasta kontrollü analjezi (HKA) cihazını hastaların kullanmasına izin verildi.HKA başlamasından sonra, hasta konforu, sedasyon, ağrı skorları, toplam tramadol tüketimleri, ek meperidin gereksinimi ve yan etkiler , ilk dakikalarda ve1., 2., 6., 12., 24. saatlerde kaydedildi.Bulgular: Grup IV'te postoperatif 30. dakikadan sonraki her bir çalışma periyodu için ağrı skorları diğer gruplara göre önemli derecede yüksekti.(p<0.01) Ağrı skorları 15. dakika, 1. saat, 6. saat ve 12. saatte Grup IV'te Grup III'e göre önemli derecede yüksekti (p<0,01). Grup III'te Tramadol tüketimi postoperatif ilk saatten sonra her bir çalışma periyodu için Grup IV'e göre önemli derecede düşüktü (p<0,009). Tramadol tüketimi, Grup IV'te postoperatif 2. saatten sonraki her çalışma periyodu için diğer çalışma gruplarına göre önemli derecede yüksekti (p<0,001). Ek meperidin gereksinimi Grup IV'te postoperatif 30. dakikadan sonraki her çalışma periyodu için diğer çalışma gruplarına göre önemli derecede yüksek bulundu (p<0,01). Gruplar arasında yan etkiler açısından önemli bir fark tespit edilmedi.Sonuç: Diklofenak sodyum, diğer tedavi gruplarıyla karşılaştırıldığı zaman en az tramadol tüketimi ve en düşük ağrı skorlarını sağladı.Anahtar kelimeler: Postoperatif ağrı, deksketoprofen, lornoksikam, diklofenak sodyum, tramadol, hasta kontrollü analjezi.

AnaljeziklerAntiinflamatuar ajanlarAğrı+4
Refika Kılıçkaya
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Preemptif oral gabapentin-tramadol ile Parasetamol-tramadol kullanımının postoperatif tramadol kullanımı üzerindeki etkilerinin karşılaştırılması

Amaç: Postoperatif ağrı kontrolünde rutin uygulanan yöntemlerden birisi intravenöz yoldan hasta kontrollü analjezi (HKA) ile tramadol uygulamasıdır. Biz bu çalışmada meme küçültme operasyonu uygulanan hastalarda preemptif oral gabapentin tramadol kombinasyonu, parasetamol tramadol kombinasyonu ile tek başına tramadol kullanımının postoperatif tramadol tüketimi üzerindeki etkilerinin karşılaştırılmasını amaçladık.Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra çalışmaya meme küçültme ameliyatı yapılacak yaşları 18 ? 60 arasında, ASA I-II grubu 51 hasta alındı. Hastalar rastgele üç gruba ayrıldı. Grup GT (gabapentin-tramadol); operasyondan bir saat önce gabapentin 600 mg tablet ve tramadol 35 mg damla verildi. Operasyon bitiminden 30 dakika önce 1 mg/kg iv tramadol ve 10 mg metoklopramid HCL yapıldı. Grup PT (parasetamol-tramadol); operasyondan bir saat önce parasetamol 500 mg tablet ve tramadol 35 mg damla verildi. Operasyon bitiminden 30 dakika önce 1 mg/kg iv. tramadol ve 10 mg metoklopramid HCL yapıldı. Grup T (tramadol); operasyondan bir saat önce tramadol 35 mg damla verildi. Operasyon bitiminden 30 dakika önce 1 mg/kg iv. tramadol ve 10mg metoklopramid HCL yapıldı. Operasyon bitiminde her üç gruba da postoperatif hasta kontrollü analjezi (HKA) uygulaması ile tramadol (100 cc % 0,09 serum fizyolojik içerisine 300 mg konulup, 0,2 mg/kg HKA doz, 15 dk kilitli kalma süresi) infüzyonuna başlandı. Grupların peroperatif SpO2, KH, SKB, DKB, ekstübasyon, göz açma, sözlü uyaranlara yanıt süreleri, postoperatif ağrı skorları (VRS, VAS), sedasyon düzeyleri, toplam tramadol tüketimi, ek analjezik ihtiyacı ve yan etkileri (bulantı, kusma, çift görme vb.) not edilerek değerlendirildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, operasyon süreleri, ekstübasyon, göz açma, sözlü uyaranlara yanıt süreleri, peroperatif SpO2, KH, SKB değerleri postoperatif ağrı skorları (VRS, VAS), toplam tramadol tüketimi birbirine benzerdi. Peroperatif 2. saatteki DKB değerlerinin ve postoperatif 12. saatteki ek analjezik gereksiniminin parasetamol-tramadol grubunda daha yüksek olduğu bulundu. Yan etkiler karşılaştırıldığında gruplar arasında çift görme dışında anlamlı fark yoktu. Çift görme sıklığı gabapentin-tramadol grubunda daha yüksek bulundu.Sonuç: Meme küçültme operasyonlarında preemptif oral yoldan verilen gabapentin-tramadol, parasetamol-tramadol ve düşük doz tramadol uygulamalarının intraoperatif hemodinamiyi etkilemediği, postoperatif HKA de tramadol ile kombine edildiğinde her üç uygulamanında etkin analjezi ve düşük ağrı skorları sağladığı, 24 saatlik toplam tramadol tüketiminin ve postoperatif 12. saat dışında ek analjezik gereksiniminin benzer olduğu bununla birlikte erken postoperatif dönemde gabapentin-tramadol uygulanan olgularda çift görme insidansının daha yüksek olduğu kanısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Gabapentin, hasta kontrollü analjezi, preemptif analjezi, tramadol damla

AnaljeziAnaljeziklerAnaljezikler+3
Müge Can
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Meme kanseri cerrahilerinde gabapentin uygulamasının preoperatif anksiyete ve postoperatif analjezi üzerine etkisi

Amaç: Preoperatif anksiyetenin azaltılması ve intraoperatif- postoperatif ağrı kontrolü amacıyla yapılan premedikasyon anestezide rutin uygulanan yöntemlerdendir. Biz bu çalışmada meme kanseri nedeniyle opere olacak hastalarda preemptif oral gabapentin uygulamasının anksiyete ve postoperatif tramadol tüketimi üzerindeki etkilerinin karşılaştırılmasını amaçladık.Gereç ve Yöntem: Etik kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra çalışmaya meme kanseri nedeniyle opere olacak, yaşları 18 ? 60 arasında, ASA I-II grubu 62 hasta alındı. Hastalar rastgele 2 gruba ayrıldı. Her 2 gruba preoperatif Sürekli Kaygı Ölçeği bakıldı. Grup 1'e; operasyondan bir saat önce Gabapentin tablet 600 mg verildi, operasyondan hemen önce olguların Durumluluk Kaygı Ölçeği değerlendirildi. Grup 2'ye ise herhangi bir premedikasyon yapılmadı ve olguların Durumluluk Kaygı Ölçeği değerlendirildi. Postoperatif analjezi sağlamak amacıyla bazal infüzyonsuz HKA yöntemi kullanıldı. Operasyon süresince standart monitörizasyon olarak hastaların EKG, kalp atım hızı ( KAH), non-invaziv olarak sistolik- diyastolik ( SAB- DAB) kan basınçları izlendi. Her iki gruba da postoperatif analjezi amacıyla operasyon bitiminden 30 dk önce 1mg/kg iv. tramadol yapıldı. Tüm olgulara antiemetik olarak metoklopramid HCL 10mg iv. olarak yapıldı. Olgularda postoperatif VAS düzeyleri, HKA pompasındaki total tramadol tüketimi derlenme odasında 5, 10, 15, 30, 45 ve 60.dakikalarda ve hastanın yatırıldığı serviste 4, 8, 12, 24. saatlerde kaydedildi.Bulgular: Grupların demografik özellikleri, operasyon süreleri,, SAB, DAB, OAB değerleri ve anksiyete skorları birbirine benzerdi. İntraoperatif 10. ve 60. dakikalarda ölçülen KAH değerleri, postoperatif 24 saatte toplam tramadol tüketimi, postoperatif 15,30,45. dk ve 1,2,4,12,24. saatlerdeki VAS değerleri gabapentin verilen grupta kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde düşük bulunduSonuç: Meme kanseri operasyonlarında preemptif oral yoldan uygulandığında; 600 mg Gabapentinin intraoperatif hemodinamiyi etkilemediği, postoperatif HKA' de etkin bir analjezi ve düşük ağrı skorları sağladığı, 24 saatlik toplam tramadol tüketimini azalttığı, durumluluk kaygı düzeylerini ise etkilemediği kanısına varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Gabapentin, anksiyete, hasta kontrollü analjezi, preemptif analjezi

AnaljeziAnksiyeteAğrı+6
Seda Kişi
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Supraklavikular Brakial Pleksus Bloğunda Preoperatif Gabapentinin, Postoperatif Ağrı Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi

Amaç: Üst ekstremite cerrahisinde supraklavikular brakial pleksus bloğu uygulanan hastalarda, preoperatif uygulanan Gabapentinin, postoperatif ağrı üzerine etkisinin değerlendirilmesini amaçladık.Gereç ve yöntem: Üniversite Etik Kurul onayı ve olguların yazılı onayları alındıktan sonra, arteriyo-venöz fistül açılacak üroloji hastaları, debritman veya flep uygulanacak plastik ve rekonstriktif cerrahi hastaları ile üst ekstremite cerrahisi uygulanacak ortopedi hastaları çalışma kapsamına alınarak, toplam 60 hastaya supraklavikular brakiyal pleksus bloğu uygulandı.Hastalar rastgele iki gruba ayrılarak; Grup I'de 40 ml % 0,5'lik levobupivakain ve 0,5 ?g/kg fentanil kullanıldı Grup II'de ise bloktan 30-45 dakika önce oral 800 mg gabapentin kullanıldı. Blok supraklavikuler teknik ile periferik sinir stimülatörü yönlendiriciliğinde uygulandı. Uygulamanın başlamasını takiben cerrahi başlama süresi, sedasyon ve analjezi düzeyleri Vizüel Analog Skala ile değerlendirildi ve kaydedildi. Hemodinamik parametreler blok öncesi ve blok sonrası 5., 10., 15., 30., 45., 60., 90. ve 120. dakikalarda ölçümleri yapılarak kaydedildi. Operasyon esnasında ve postoperatif derlenme odasında hastalarda; bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu ve Horner Sendromu gelişip gelişmediği izlendi. Bulantı ve kusması olan hastalarda 4 mg Ondansetron intravenöz yapılması planlandı. Hastaların ağrı başlama süreleri postoperatif ikinci gün ziyaret edildiklerinde veya telefon ile kendilerine sorularak öğrenildi ve kaydedildi. Ağrıları başladığında oral tramadol HCl kullanmaları önerildi.Bulgular: Grupların demografik verileri ve hemodinamik parametrelerinin benzer olduğu ve aralarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığı belirlendi. Cerrahi başlama süresi Grup I'de 25,67 ± 3,77 ve Grup II'de 20,50 ± 2,48 olup istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p<0,05). Preoperatif ve postoperatif dönemde her iki grupta da Vizüel Analog Skala ve sedasyon değerleri arasında istatistiksel olarak farklılık saptanmadı (p>0,05). Postoperatif ağrı başlama süreleri; Grup I'de 14,60 ± 1,14 ve Grup II'de 20,43 ± 2,36 olup istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulundu (p<0,05). Hastalarda diğer yan etkilere rastlanmadı.Sonuç: Üst ekstremite cerrahisinde uygulanan supraklavikular brakiyal pleksus bloklarında, preoperatif oral yoldan uygulanan 800 mg gabapentinin hemodinamik değişiklikler ve diğer yan etkilere yol açmaksızın cerrahi başlama süresini kısalttığı ve postoperatif analjezi süresini uzattığı kanısına varıldı.Anahtar kelimeler: Levobupivakain, Postoperatif analjezi, Supraklavikuler brakiyal pleksus bloğu, Fentanil, Gabapentin, Preemptif analjezi.

AnaljeziAnestetiklerAğrı+6
Halil Kahveci
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Diz protezi ve alt ekstremite cerrahisinde postop ağrı tedavisinde Levobupivakain, Levobupivakain+Deksametazon ile femoral sinir bloğu

Amaç: Periferik sinir situmilatörü yardımıyla % 0,5 levobupivakain ve buna eklenen 8 mg deksametazon ile yapılan femoral sinir bloğu ile postoperatif dönemde hastanın ağrı kontrolü ve ağrı duymadığı toplam sürede artış olması amaçlanmıştır.Gereç ve yöntem: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Danışma Kurulu onayı ve gönüllülerin yazılı ve sözlü onayları alındıktan sonra, diz protezi ve alt ekstremite cerrahisi yapılacak ortopedi ve travmatoloji hastaları çalışma kapsamına alınarak, toplam 40 hastaya femoral sinir bloğu uygulandı.Hastalar rastgele iki gruba ayrılarak; Grup I'de 20 ml volüm içinde % 0,5'lik levobupivakain kullanıldı. Grup II'de aynı doz ve volümdeki levobupivakaine 8 mg (2 ml) deksametazon eklendi. Blok periferik sinir stimülatörü yönlendiriciliğinde uygulandı. Hemodinamik parametreler blok sonrası 1., 5., 15., 30., 60., 120. dakikalarda ölçümleri yapılarak kaydedildi. Blok sonrası ölçülen ilk değerler kontrol grubu kabul edildi. Ortopedi ve Travmatoloji servisinde takip ve tedavisi süren hastaların postoperatif 6., 12., 24., saat ölçümleri değerlendirildi. 2. ve 3. gün Vizüel Analog Skala ve yan etki değerleri de kaydedildi. Ağrıları başladığında intravenöz tramadol hidroklorür 1 mg/kg kullanmaları önerildi.Bulgular: Demografik veriler birbirine benzerdi. Yapılan ölçümlerde sistolik arter basıncı, diyastolik arter basıncı, ortalama arter basıncı, kalp atım hızı, oksijen saturasyonu, vizüel analog skala ve yan etki değerleri benzer bulundu. Postoperatif ağrı değerlendirdiğimiz çalışmamızda, blok sonrası Vizüel Analog Skala değerleri, levobupivakain + deksametazon kullandığımız grupta ilk 60 dakikada sadece levobupivakain kullandığımız gruba göre anlamlı derecede düşük bulundu (p<0,05).Sonuç: Postoperatif analjezi için yapılan tek doz femoral sinir bloğu, diz protezi ve alt ekstremite cerrahi girişimlerinde etkili bir yöntemdir. Lokal anestezik ilaca eklenen deksametazon erken dönemde analjezi sağlamada sadece lokal anestezik ilaca göre daha etkindir ancak sonraki dönemlerde etkinliği saptanamamıştır.Anahtar kelimeler: Femoral sinir bloğu, levobupivakain, deksametazon, Vizüel Analog Skala

Anestetikler-lokalAğrıAğrı-postoperatif+6
Müge Güzel Türkoğlu
Çukurova University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Major abdominal cerrahilerde postoperatif analjezi için epidural levobupivakaine ilave edilen tramadol ile morfin'in etkilerinin karşılaştırılması

ÖZETMajor Abdominal Cerrahilerde Postoperatif Analjezi İçin Epidural Levobupivakaine İlave Edilen Tramadol İle Morfin'in Etkilerinin KarşılaştırılmasıAmaç: Çalışmamızda; major abdominal cerrahi uygulanan hastaların postoperatif analjezilerinin sağlanmasında levobupivakainin tek başına ve morfin ile tramadol eklenmiş haliyle, hasta kontrollü analjezi yöntemi ile epidural yol kullanarak, analjezi, hemodinami ve cerrahi stres yanıt'a etkileri açısından karşılaştırmayı amaçladık.Gereç ve Yöntem: Çukurova üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu ve hastaların yazılı bilgilendirilmiş onamı alınarak majör abdominal cerrahi uygulanacak yaşları 18-65 arasında ASA I-II grubu 60 erişkin hasta çalışmaya alındı. Tüm hastalara preoperatif olarak oturur pozisyonda steriliteye uygun şekilde Tuohy iğnesi (18 G) kullanılarak epidural kateter (20 G) yerleştirildi. Hastalar rastgele Levobupivakain (Grup L), Levobupivakain +Morfin (Grup LM), Levobupivakain+Tramadol (Grup LT) olmak üzere 3 gruba ayrıldı. Genel anestezi uygulanan hastalara operasyon bitiminden 30 dk önce epidural kateterden yükleme dozu olarak: Grup L'e 25 mgr % 0,5 Levobupivakain + 15 mL % 0,9 izotonik, Grup LM'e 25 mg % 0,5 Levobupivakain + 14,5 mL % 0,9 izotonik + 100 mikrogram morfin ve Grup LT'e 25 mgr % 0,5 Levobupivakain + 13 mL % 0,9 izotonik + tramadol 100 mg uygulandı. Preoperatif dönemden itibaren operasyon süresince hastalarımızın hemodinamik parametreleri intraoperatif 5.dk, 15. dk, 30. dk, 45. dk ve 60. dk'larda ölçülerek kaydedildi. Hastalara postoperatif dönemde hasta kontrollü analjezi uygulayabilmeleri için cihazları epidural kateterlerine takıldı. Buna göre; Grup L'deki hastalarda bolus dozu Levobupivakain 12 mg, Grup LM' deki hastalara bolus dozu Levobupivakain 12 mg+morfin 1.2 mg, Grup LT'deki hastalara ise bolus dozu Levobupivakain 12 mg+tramadol 12 mg ve 3 grubunda kilitli kalma süreleri 15 dk olacak şekilde düzenlendi. Postoperatif dönemde hastalar vizüel analog skala, epidural hasta kontrollü analjezi'den talep edilen ve bolus verilen levobupivakain, morfin ve tramadol'ün doz ve sayıları ve yan etkileri yönünden postoperatif 30. dk, 1., 2., 6., 12., 24., saatlerde izlenerek kaydedildi.Bulgular: Grupların demografik verileri benzerdi. Vizüel analog skala skorlarının Grup L'de Grup LM ve Grup LT'ye göre anlamlı derecede yüksek olduğu, opiyoid eklenmemiş grup olan Grup L'de Grup LM ve LT'ye göre daha az bulantı kusma görüldüğü saptandı. Çalışmamızda hemodinamik verilerde klinik olarak anlamlı değişikliklerin görülmediği, hiçbir hastada efedrin ihtiyacı olmadığı ve levobupivakain ile motor blok oluşmadığı belirlendi.Sonuç: Sonuç olarak postoperatif analjezide bir opiyoid ile kombine edilmiş lokal anestezik ajanın sürekli epidural analjezi şeklinde uygulanması etkin bir yöntemdir. Çalışmamızda yan etki insidansının artmasına karşın en etkili analjezinin Levobupivakain +Tramadol Grubu ile sağlandığı görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Epidural hasta kontrollü analjezi, levobupivakain, morfin, postoperatif ağrı, tramadol

Analjezi-epiduralAnaljeziklerAnaljezikler+4
Zeynep Usul Türkoğlu
Çukurova University
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Kök kanal tedavisinde Nd:YAG ve diyot lazerin postoperatif ağrı üzerine etkisi

Bu çalışmada kök kanal tedavisinde Nd:YAG ve 940 nm diyot lazerin postoperatif ağrı üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İn vivo şartlarda yürütülen bu çalışma önceden belirlenen kriterlere uygun kök kanal tedavisi gereksinimi olan 102 hasta üzerinde gerçekleştirilmiştir. Hastalar rastgele üç gruba ayrılmıştır. Kontrol grubundaki hastaların kök kanalları rotary enstrümanlar ve pasif step-back tekniğinin kombinasyonu kullanılarak genişletilmiş ve % 2.5'luk NaOCI ile irrige edilmiştir. Kontrol grubundaki protokole ek olarak ikinci grupta kök kanallarına Nd:YAG lazer, üçüncü grupta ise diyot lazer uygulanmıştır. Kanalların tamamı gutta perka ve kanal dolgu patı ile lateral kondensasyon tekniğine göre doldurulmuştur. Hastalardan Görsel Analog Skalası ile endodontik tedavinin ardından 12., 24., 48. ve 72. saatlerde hissettikleri postoperatif ağrı seviyelerini belirlemeleri istenmiştir. Sonuçta üç grup arasında ağrı insidansı yönünden anlamlı bir fark bulunamamıştır (p>0,05).

AğrıAğrı-postoperatifKök kanal tedavisi+2
Fatma Tunç
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Majör abdominal cerrahide farklı iki dozda kullanılan remifentanil infüzyonunun desfluran tüketimine etkisi

Amaç: Majör abdominal cerrahi uygulanacak olgularda anestezi sırasında farklı iki dozda kullanılan remifentanil infüzyonunun desfluran tüketimi, postoperatif ağrı ve analjezik ihtiyacı üzerine etkisinin araştırılması amacıyla planlandı. Gereç ve Yöntem: Plasebo kontrollü, randomize, çift kör çalışmamız Çukurova üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurulu ve hastaların yazılı bilgilendirilmiş onamı alınarak majör abdominal cerrahi uygulanacak yaşları 18-65 arasında ASA I-II grubu 90 erişkin hasta üzerinde gerçekleştirildi. Hastalarda anestezi indüksiyonu tiyopental (3-5 mg/kg) ile sağlandıktan sonra desfluran (%6), azot protoksit (% 66) ve oksijen (%33) kombinasyonu ile anestezi idamesi sağlandı. Entübasyon sonrası I. Gruba salin (% 0.9 NaCl) infüzyonu, II. Gruba düşük doz remifentanil (0.125 mcg/kg/dk) ve III. Gruba yüksek doz remifentanil (0,25 mcg/kg/dk) uygulanmak üzere 3 eşit gruba ayrıldı. Hastalarda anestezi derinliği BIS değerleri 40-60 arasında tutulacak şekilde desfluran konsanrasyonu % 1 volüm değiştirilerek ayarlandı. Operasyon bitimine 30 dakika kala 1 mg/kg tramadol ve 10 mg metoklopramid uygulandı. Hastaların intraoperatif 1. dk, 5.dk, 15. dk, 30. dk, 60. dk, 90. dk ve 120. dakikalarda hemodinamik parametreleri, BİS değerleri ve desfluran konsantrasyonları kaydedildi. Postoperatif 1. dk, 5.dk, 10. dk, 15. dk, 20. dk ve 30. dakikalarda hemodinamik parametreler, ağrı skorları, analjezik ihtiyacı ve komplikasyonlar kaydedildi. Bulgular: Desfluran konsantrasyonu grup 1'de grup 2 ve 3'e göre 1 ile 60. dakikalar arasındaki dönemlerde istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,05). Ortalama desfluran tüketiminin dakikada Grup 1'de 1,612 gr, Grup 2'de 1,468 gr ve Grup 3'de 1,416 gr olduğu ve aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlendi. Postoperatif ortanca ağrı (VAS) skorları, ek analjezik ihtiyacı ve bulantı kusma oranlarının Grup 3'de grup 1 ve 2'ye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu belirlendi(p<0,05). Sonuç: Çalışmamızda, majör abdominal cerrahi uygulanan olgularda anestezi sırasında iki farklı dozda kullanılan remifentanil infüzyonunun, desfluran tüketimini azalttığı, intraoperatif daha stabil bir hemodinami sağladığı fakat postoperatif ek analjezik ihtiyacı ve bulantı-kusma sıklığının arttığı kanısına varıldı Anahtar Kelimeler: remifentanil, desfluran, Bispektral indeks

AnaljeziAnestetiklerAnestezi+4
Ümit Kara
Çukurova University
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Çocuklarda perkütan nefrolitotomi ameliyatlarında ultrason eşliğinde yapılan torakal paravertebral bloğun hemodinami ve postoperatif ağrı üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışmada böbrek taşı nedeniyle perkütan nefrolitotomi ameliyatı planlanan pediatrik hastalarda bupivakain ile ultrason eşliğinde yapılan torakal paravertebral bloğun peroperatif anestezik ajan tüketimi ve postoperatif analjezi üzerine etkinliğinin araştırılması planlandı. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma Etik Kurul onayı ile hastalardan bilgilendirilmiş onam formu alınarak yapıldı. 1-5yaşarası, böbrek taşı nedeniyle perkütan nefrolitotomi yapılması planlanan 40 hasta çalışmaya dahil edildi ve hastalar rastgele iki gruba ayrıldı. Tüm hastalara genel anestezi uygulandı ve entübe edildi. Grup I hastalara pron pozisyon verildikten sonra ultrason eşliğinde 0.5ml/kg bupivacain %0.5 ile torakal paravertebral blok (T10-T11, T11-T12, T12-L1); Grup II hastalara ise postoperatif analjezik olarak 15 mg/kg parasetamol yapılması planlandı. Postoperatif dönemde eğer FLACC > 4 ise 1 mg/kg tramadol yapılması planlandı. Olguların intraoperatif sevofluran konsantrasyonları ile intraoperatif ve postoperatif sistolik ve diyastolik kan basınçları, kalp atım hızı, oksijen saturasyonu kaydedildi. Postoperatif dönemde ağrı skoru (FLACC), ebeveyn memnuniyet derecesi, ek analjezik ihtiyacı olan olgu sayısı ve yan etkiler (bulantı, kusma, hipotansiyon, bradikardi, solunum sıkıntısı vb.) kaydedildi. Bulgular: Demografik özellikler, operasyon süreleri, hemodinamik parametreler gruplar arasında benzerdi. İntraoperatif sevofluran konsantrasyonu istatistikse lolarak GrupI'de GrupII'den daha düşük saptandı (p=0,000). Postoperatif GrupI'de analjezik gereksinimi olan olgu yokken, GrupII'de 18 (%90) olgu belirlendi. GrupI'de ebeveyn memnuniyeti açısından mükemmel ve iyi şeklinde değerlendirme yapan ebeveyn sayısı, GrupII'de ise iyi ve kötü şeklinde değerlendirme yapan ebeveyn sayısı yüksek bulundu. Postoperatif FLACC değerleri GrupI'de GrupII'den istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük saptandı (p=0,000). Olguların hiç birinde hipotansiyon, bradikardi ve solunum depresyonu gözlenmedi. Sonuç: Pediatrik olgularda ultrason eşliğinde torakal paravertebral blok uygulamasının, sistemik analjezi uygulanımına göre perioperatif anestezik gereksinimi ve ek analjezik gereksinimi daha çok azalttığı ve ebeveyn memnuniyetini arttırdığı kanısına varıldı. Anahtar kelimeler: Ultrason eşliğinde torakal paravertebral blok, perkütan nefrolitotomi, çocuk.

AnesteziAğrı-postoperatifCerrahi-ürolojik+5
Fatma Gülşah Akıncı
Çukurova University
2014
00

Related subjects