Derivatives
54 theses under this subject heading
Türkiye'de türev piyasaları çerçevesinde vadeli işlemler ve varant piyasaları: Malatya örneği
Türkiye'de ve dünyada türev piyasaları çerçevesinde vadeli işlemlere ilk olarak tarımsal ürünler konu olmuştur. İlk organize vadeli işlem piyasası 1848 yılında, o dönemde bir ticaret merkezi olan CBOT (Chicago Board of Trade) bünyesinde kurulmuştur. Finansal vadeli işlem sözleşmeleri ise 1972 yılında Bretton Woods sisteminin terkedilmesi sonucu faiz oranları ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların yatırımcılar açısından risk oluşturmaya başlamasıyla birlikte faiz ve kur riskine karşı korunma sağlamak amacıyla ortaya çıkmıştır. Yatırımcıların bu ihtiyacını karşılamak amacıyla 1972 yılında ABD'de CBOT tarafından yedi yabancı para birimi için düzenlenen vadeli işlem sözleşmelerinin işlem göreceği piyasa olan IMM -Uluslararası Para Piyasası kurulmuştur. Daha sonra vadeli işlem piyasalarında işlem gören türev araçlar hızlı bir gelişme süreci içerisine girmiştir. Forward, futures, opsiyonlar, swap işlemleri ve menkul kıymet borsalarında işlem gören warrantlar sisteme eklenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde finansal piyasalar, ikinci bölümde vadeli işlem piyasaları çerçevesinde türev araçlar ve varrantlar tanıtılmıştır. Üçüncü ve son bölümde Malatya ilinde varantlara ilişkin bir anket uygulaması yapılmış, Malatya ilinde bulunan yatırımcıların varantlara bakış açısı incelenmiştir.Anahtar SözcüklerTürev Araçlar, Vadeli İşlemler, Futures, Forward, Swap, Opsiyon, varant, Warrant.
Türk bankacılık sektöründe türev araç kullanımı
Hayatın her alanında karşımıza çıkan risk, finans piyasalarında özellikle bankacılıkta büyük önem taşımaktadır. Küreselleşme ile birlikte başlayan uluslararası sermaye hareketleri, ülkemizdeki bankacılık sektörünü de içine almıştır. Bankalarda varlık yönetimiyle ilgili risklerin önem dereceleri değişmiş ve yenileri eklenmiştir. Bütün bu gelişmeler "risk" kavramının iyi anlaşılması gerekliliğini doğurmuş ve risk ölçme ve riskten kaçınma yöntemlerine olan ihtiyacı arttırmıştır. Risklere karşı önlem olarak, yeni piyasa araçları türetilmiştir. Bu yeni finansal araçlar arasında en önemlileri türev piyasaları kavramı olup bu kavram forward, futures, opsiyon ve swap sözleşmelerini içermektedir. Tezgah üstü (OTC) piyasalar ve borsalarda işlem gören bu ürünler esas olarak fiyat dalgalanmalarının açığa çıkardığı riskleri ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaktadır. Bu çalışmada, dünyada 1980'lerden itibaren ortaya çıkan risk yönetimi anlayışı sonucu ilgi görmeye başlayan türev araç piyasalarının önemi, tarihi gelişimi işleyiş esasları ve Türkiye'de türev piyasalara ilişkin gelişmelere ayrılmış mevcut durum ve sorunlar incelenmiştir. Son yıllarda ülkemizde bu ürünlerin işlem hacminde ciddi artışlar ortaya çıkmıştır. Buna rağmen türev ürünlerin kullanımı Türkiye'de yeterince gelişmemiştir. Çalışmada izlenilen yöntem, türev ürünler ve türev piyasalara ilişkin veri taramasıdır. 2005-2013 dönemi incelenmiştir. Sonuç olarak Türkiye'de faiz oranına kıyasla döviz kuru riskine karşı daha fazla risk algılamasının olduğuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türev Piyasalar, Vadeli Piyasalar, Opsiyonlar, Swap, Risk Yönetimi
Türev ürün kullanımının banka riski ve performansına etkisi: Geçiş ülkeleri ile gelişmekte olan ülkeler örneği
Finansal türevler, sermaye piyasasının ve tezgahüstü piyasalarının verimliliğini artıran enstrümanlar olup, riskten korunma, spekülasyon ve arbitraj amacıyla kullanılmaktadır. Bankalar, finansal piyasanın riskine, belirsizliğine karşı korunma sağlamak ve geleneksel banka operasyonlarından elde edilecek gelirden daha fazla gelir elde etmek için finansal türevleri kullanmaktadırlar. Literatürde yapılan çalışmalarda daha çok gelişmiş ülkelerde türev kullanımının banka riski ve performansı üzerine etkisinin araştırıldığı ancak geçiş ve gelişmekte olan ülkelerde türev kullanımının banka riski ve performansı üzerinde durulmadığı görülmüştür. Bu doğrultuda bu tez çalışmasında geçiş ve gelişmekte olan ülkelerde türev kullanımının banka riski ve performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, geçiş ve gelişmekte olan ülkelerde türevleri kullanan ve sürekli faaliyet gösteren bankaların 2011-2018 yıllarına ait yıllık bilanço ve gelir tablosu verileri kullanılarak elde edilen verilerle iki örneklem oluşturulmuştur. Birinci örneklem 8 geçiş ülkesinde sürekli olarak faaliyet gösteren 50 bankadan oluşmaktadır. İkinci örneklem ise, 21 gelişmekte olan ülkede sürekli olarak faaliyet gösteren 181 bankadan oluşmaktadır. Çalışmada, bilanço ve gelir tablosundan elde edilen veriler kullanılarak panel veri regresyon analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, geçiş ülkeleri örnekleminde banka riskini temsil eden Z skoru ile türev ürünlerinin kullanımı arasında negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu ve türev ürünlerin kullanımının bankaların riskini azalttığını tespit edilmiştir. Gelişmekte olan ülkelerin örnekleminde ise, bu ilişkinin pozitif olduğu ve türev ürünlerin kullanımının bankaların riskini arttırdığı sonucuna varılmıştır. Her iki örneklemde banka performansını temsil eden aktifler karlılığı ile türev ürünlerinin kullanımı arasında herhangi bir ilişki bulunmuştur. Geçiş ülkelerinin örnekleminde banka performansını temsil eden riske göre düzeltilmiş kar ile türev ürünlerinin kullanımı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur ve türev ürünlerin kullanımının bankaların riske göre düzeltilmiş karını arttırdığı bulunmuştur. Gelişmekte olan örneklemde ise herhangi bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir.
أَل اء َفا ظَزَاجل اَ هَّقاتَ شتمَ قرآن ال َكرم
This dissertation, named by The words of al-Jazaa and their derivatives in the Holy Quran: analytical linguistic study, deals with the words of al-Jazaa found in the Book of God Almighty which amounted to 117 words, as well as the expressions indicating al-Jazaa in different conjugations, structures and derivations where the study dealt with these expressions in an analytical linguistic study. according to its four levels: (phonetic, morphological, grammatical, and semantic). The study followed the descriptive analytical approach, starting from the first levels of the study to its end, it is the appropriate method for limiting the words of al-Jazaa in the Qur'anic text, analyzing and studying them in practice. The most important results of this study that all the letters of al-Jazaa are from voiced sounds, including the
Yeni 8-aril-1,3-dimetilksantin türevlerinin sentezi ve karakterizasyonu
Xanthine is a heterocyclic aromatic organic compound belongs to purine bases. It has many derivatives present in nature, such as caffeine in coffee leaves and beans, theophylline in black and green tea leaves, and theobromine in seeds of the Theobroma cocoa tree. Because of the similarity between the xanthine skeleton and the skeleton of two important purine derivatives, adenine and guanine, it is considered as an important therapeutic molecule. Thus, recently the treatments of various diseases are targeted by xanthine derivatives. The diversity of the substituted groups in xanthine molecules gives it importance to be a drug candidate in many treatments, including anti-parkinsonism and anti-Alzheimer's, anti-cancer, anti-asthmatic and bronchodilation, anti-diabetic, anti-depressant, anti-inflammatory, diuretic, anti-microbial, sirtuin inhibitors and ligands of adenosine receptor subtypes. C-8 position in the xanthine molecule have a significant impact on biological activity. So many prodrugs were designed through 8-substitution. In this thesis, new 8-substituted xanthine derivatives were synthesized by reacting the corresponding aldehydes with 5,6-diamino-1,3-dimethyluracil to form Schiff bases and then performing the ring-closing reaction using iodine. Spectroscopic methods were applied to confirm the structures of the synthesized xanthine derivatives. The poor solubility of these derivatives in water and common organic solvents limited the techniques used to characterize the products, especially the 13CNMR analysis. Experimental attempts have been made to solve this solubility problem. Thus, the xanthine derivatives were reacted with sodium hydroxide to form xanthine sodium salts. The solubility of the products in water significantly improved and the product completely dissolved in water, but the expected results could not be obtained from NMR analysis which was performed in D2O. Then we planned to improve the solubility of the products in common organic solvents by converting it to silyl derivatives. The silyl derived Schiff bases were obtained by reacting silylated salicylaldehyde derivative and 5,6-diamino-1,3-dimethyluracil. In the final step, silyl derived xanthine derivative, which was completely soluble in dichloromethane, was obtained.
Kur riski duyarlılığı, kur riski ölçümü ve türev ürün-kur riski ilişkisi: Türk mevduat bankaları üzerine bir uygulama
Türkiye gibi gelişen piyasa ekonomileri 1990-2001 döneminde önemli finansal krizler yaşamışlardır. Bu krizlerde bankaların açık pozisyonları ve kur riski önemli birer değişken olmuştur. Yaşanan bu krizler sonrasında uygulanan yeni politikalar bu ülkelerde bir finansal risk yönetim kültürünün oluşmasını da beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda bu çalışmada öncelikle, 2000'li yılların başı ile yeniden yapılandırılan Türk mevduat bankalarının bu yeni dönemde kur riskine duyarlı olup olmadıkları incelenmiştir. Ardından bankaların taşıdıkları döviz pozisyonları nedeniyle uğrayabilecekleri maksimum kayıp tutarlarının tespitine dönük olarak kur riski ölçümünde kullanılacak en uygun VaR modelinin tespiti ve kur riski yönetimine dönük olarak kullandıkları swap, opsiyon, futures ve forward kontratların bankaların kur riski duyarlılığını azaltıp azaltmadığı incelenmiştir. Çalışma bulguları Türk mevduat bankalarının kur riskine duyarlı olduklarına dair güçlü kanıtlar sunmaktadır. Ayrıca kur riski ölçümünde Euro için student-t dağılımına sahip FIGARCH, Dolar içinse aynı dağılım varsayımı altında GARCH modelinin kullanılmasının daha doğru bir karar olacağı anlaşılmaktadır. Türev ürünlere gelince, bankaların türev ürünleri kullanarak kur riski duyarlılığını azaltmada başarılı oldukları anlaşılmaktadır. Fakat 2007-2008 krizi dikkate alındığında bankaların kriz öncesi döneme göre hem kur riski duyarlılığının arttığı hem de türev ürün kullanımına dayalı olarak kur riski duyarlılığını azaltmada daha az başarılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türev ürün kullanımının Türk bankacılık sektörü'nün etkinliği ile ilişkisi
Çalışmanın amacı, Türk Bankacılık Sektörü' nün etkinliğinde türev ürün kullanımının rolünü ortaya koymaktır. Bu amaçla 2005-2016 yılları arasında faaliyet gösteren kamu, özel ve yabancı sermayeli bankaların etkinlikleri araştırılmış ve bu etkinlikleri üzerinde türev ürün kullanmalarının etkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Türev ürün kullanmanın etkinlik üzerinde bir etkisinin olup olmadığı test edilirken bazı kontrol değişkenleri de modele dahil edilmiştir. Bankaların etkinliği Veri Zarflama Analizi ile; türev ürün kullanımının etkinliğe etkisi ise Tobit regresyon analizi ile test edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, türev ürün kullanımının etkinlik üzerindeki etkisi istatistiksel olarak anlamlı ve negatiftir. Çalışmada kullanılan kontrol değişkenlerinden aktif büyüklüğünün bankaların etkinliği üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi yokken, toplam borçlar ve sermaye yeterlilik rasyosunun etkinlik üzerindeki etkisi pozitif ve anlamlı çıkmıştır.
Animasyon destekli öğretim sürecinin matematiksel ilişkilendirme becerilerine etkisi: Türev kavramı örneği
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan 2018 matematik öğretim programına baktığımızda; matematiksel okuryazarlık seviyesi gelişmiş, matematiksel kavramları anlayan ve bu kavramları günlük hayatta kullanabilen, üst bilişsel bilgi ve becerilerini geliştirebilen bireyler yetiştirmeyi amaçladığını görürüz. Bu amaçlara ulaşabilmek için bireylere kazandırılması gereken önemli becerilerden bir tanesi ilişkilendirme becerisidir. Matematiğin temelinde var olan ve gelişmesinde çok kritik bir rol üstlenen ilişkilendirme, öğretim sürecinde bireylere kazandırılması gereken temel becerilerdendir. Ayrıca farklı sınıf seviyelerindeki öğrencilerin matematiksel ilişkilendirme becerisine hangi düzeyde sahip olduklarını, bu becerinin uygulamada öğretmenler tarafından nasıl ele alındığını ve ne tür çalışmalar gerçekleştirildiğini belirleyen çalışmaların sayısı da oldukça yetersizdir. Sonuç olarak, matematiksel kavramların öğretim süreçlerini ilişkilendirme becerisi ile bütünleştirerek yorumlayan alternatif yöntemlerin planlanması gerekmektedir. Bu noktada animasyon destekli eğitimin faydalı olabileceği düşünülmektedir. Animasyon destekli öğretimin; öğrencilerin bilimsel süreç becerilerine katkı yaptığı, kavramları anlama ve somutlaştırmada yardımcı olduğu ve derse olan ilgiyi arttırıp akademik başarıyı yükselttiği görülmüştür. Bu çalışmanın amacı animasyon destekli öğretimin matematiksel ilişkilendirme becerisi üzerindeki etkisini türev bağlamında araştırmaktır. Araştırma; verilerin niteliği, veri toplama süreci ve verilerin analizi dikkate alındığında nitel ve nicel araştırma yaklaşımlarının birlikte kullanıldığı karma araştırma yaklaşımı ile tasarlanmıştır. Bu araştırmada, deney grubu adaylarının matematiksel ilişkilendirme becerilerinde öğretim süreci sonrasında oluşan değişimin araştırıldığı nitel kısım, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması ile şekillenmiştir. Araştırmanın nicel kısmı ise nicel araştırma desenlerinden ön test-son test deney-kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Türev konusu; deney grubuna matematiksel ilişkilendirme bağlamında hazırlanmış olan animasyonlarla anlatılırken, kontrol grubuna geleneksel öğretim sürecine dayalı öğretim yöntemi ile anlatılmıştır. İki grup arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı ortaya konulmuştur. Araştırmanın bulguları incelendiğinde; süreç öncesinde deney ve kontrol grubu adaylarının düşük başarıya sahip olduğu, süreç sonrasında ise kontrol grubu adaylarının orta düzey, deney grubu adaylarının ise yüksek düzey başarıya ulaştığı tespit edilmiştir. Deney grubu adaylarının ön test-son test yanıtları ayrıntılı olarak incelendiğinde ise adayların kavramsal öğrenmelerinde artış olduğu, kavrama ilişkin gerçek hayattan ve farklı disiplinlerden verilen örneklerin çeşitliliğinin arttığı görülmüştür. Çalışma sonucunda, animasyon destekli öğretimin derslere entegre etmenin bireylerin ilişkilendirme becerisi üzerinde olumlu etkisinin olduğu belirtilmiş ve eğitim-öğretimde teknolojiyle zenginleştirilmiş bir program hazırlanmasının gerekliliği vurgulanmıştır.
Türkiye'de vadeli işlemler piyasasının gelişimi: Dünyadaki gelişmiş ve gelişmekte olan bazı ülke piyasaları ile mukayeseli bir yaklaşım
Özellikle son yıllarda finansal piyasaların küreselleşmesi hacmin muazzam büyümesine ve finansal işlemlerin çeşitlendirilmesine yol açmıştır. Finansal türevler bu büyümenin temel unsurları olarak ön plana çıkmaktadır. Türkiye'de 1980'lerden sonra uygulanan dışa açık ekonomi politikaları yeni finansal araçların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Daha sonra 2005 yılında vadeli işlem ve opsiyon borsası kurularak bu tarihlerden sonra türev araçlar konusunda işlem hacimlerinin giderek arttığı görülmektedir. Bu çalışmada ekonomik gelişmişlik seviyesi ile finansal sistemin genel durumunu bazı makroekonomik göstergeleri kullanarak, türev araçlar olan vadeli işlem ve opsiyon piyasaları üzerinde etkisi olup olmadığı incelenmiştir. Bu kapsamda gelişmiş ülke olan Almanya, gelişmiş ülke tanımına çok yakın Güney Kore ve gelişmekte olan Türkiye'nin işlem hacimleri gözü önüne alınmıştır. Araştırmanın sonucunda, bazı makroekonomik değişkenlerin vadeli işlem ve opsiyon piyasalarını güçlü bir şekilde etkilediği görülmüştür.
Yakın halkalarda türevler
Bu tez çalışmasında, yakın halkalarda ve -yakın halkalarındaki türevlerin bazı özellikleri ele alınmıştır.Birinci bölümde, yakın halkalar ve bunların türevleriyle ilgili genel tanım ve teoremler verildi.İkinci bölümde, -yakın halkaları ve bunların türevleri ele alındı. Altı kısımdan oluşan bu bölümün birinci kısmında -yakın halkalarında -türevler incelendi. İkinci kısımda, asal ve yarı asal -yakın halkalarında -türevler ele alındı. Üçüncü kısımda -yakın halkalarında -türevlerinin tanımları ve ilgili teoremler verildi. Dördüncü kısımda, ikinci kısımdaki asal ve yarı asal -yakın halkalarında -türevler için verilen bazı teoremlerin iki taraflı türevler için de sağlandığı gösterildi. Beşinci ve altıncı kısımlar olan son iki kısımda ise, sırasıyla, birinci ve üçüncü kısımda verilen -yakın halkalarında -türevlerin ve -türevlerin genelleştirilmiş halleri ve ilgili teoremler verildi.
Türev ürünlerin kullanımının katılım bankalarının finansal performansına etkisi
Bankacılıkta türev ürünlerin kullanımı, 2019 yılında bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü kadar büyüklüğe ulaşmıştır. Bankaların hem kaynak yapılarının çeşitlendirilmesi hem de yeni gelir getirici kaynaklar oluşturmak adına özellikle finansal türev ürünlerin kullanımlarında işlem hacimleri giderek artmaktadır. Çalışmanın temelini Katılım Bankalarının bankacılık sektörü içerisindeki payının daha artırılabilmesi için türev ürünlerin kullanımının teşvik edilmesi gerekliliği yaklaşımı oluşturmaktadır. Bu çalışmamız türev ürünlerin kullanımının Katılım Bankalarının finansal performanslarına etkisinin incelenmesi üzerine yapılmaktadır. Katılım bankalarının bilançolarının aktif kalemleri içerisinde yer alan türev ürünler dikkate alınarak, Katılım Bankalarının aktif kalitesi, sermaye yeterliliği, kârlılık ve likidite gibi finansal performans ölçütlerine olan etkisi incelenerek gelecek açısından bir perspektif oluşturulmaya çalışılmıştır. Türev ürünlerin kullanımının Katılım Bankaların finansal performansına etkisi sonuç itibariyle değerlendirildiğinde, çalışmada kullanılan CAMELS performans kriterlerinden aktif kalitesi, sermaye yeterliliği, kârlılık ve likidite kriterleri açısından bakıldığında olumlu sonuçlar ortaya çıkmıştır. Türev ürünlerin kullanımının artması ile katılım bankalarının aktif kalitelerinin ve sermaye yeterliliklerinin yükseldiği görülmektedir. Türev ürünlerin likidite ve kârlılık ölçütlerine olumlu etki etmediği ortaya konulsa da türev ürünlerin kullanımı diğer hazine işlemlerini tetiklediği, özellikle dış ticaret müşterileri kazanımı noktasında pozitif katkı sağladığı görülmektedir.
Kesirli mertebeden türev ve integrallerin bazı eşitsizliklere uygulanması
Kesirli mertebeli türev ve integraller oldukça popüler bir konudur. Kesirli mertebeli türev ve integral kavramı popüler olsa da bu konudaki ilk çalışmalar 1600'lü yıllarda olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada kesirli mertebeden türev ve integral kavramının nasıl ortaya çıktığı açıklanmıştır. Tarih boyunca kesirli mertebeden türev ve integraller üzerine çalışan bilim adamları tanıtılmıştır. Bilim adamlarının bu konuya farklı bakış açıları ifade edilmiştir. Daha sonra kesirli mertebeden türev ve integralleri daha iyi anlamak için önemli tanım ve teoremler ele alınmıştır. Yine kesirli mertebeden türev ve integrallerden en önemli yere sahip olan, Riemann-Liouville kesirli türev ve integrali, Grünwald Letnikov kesirli türevi ve Caputo kesirli türevi tanımlanmış, özelliklerine yer verilmiş, bazı özel fonksiyonların kesirli türev alma şekilleri incelenmiş, bunlara ait örnekler verilmiştir. Ayrıca bunların kesirli türev değişim grafiği çizilmiştir. Son olarak kesirli integraller yolu ile konveks fonsiyonlar için bazı eşitsizlikler ele alınmıştır. Bu eşitsizliklerin sağlandığı ıspatlanarak, bunlarla ilgili uygulamalar yapılmıştır.
Ters yüz edilmiş öğrenme ortamında gerçekleştirilen türev öğretiminin ilköğretim matematik öğretmen adaylarının kavramsal ve işlemsel bilgileri üzerine etkisinin incelenmesi
Sürekli yaşanan değişim ve gelişimler bireyin-toplumun eğitim-öğretim süreçlerinden beklentilerini de değiştirmiştir. Öğrencinin pasif rol üstlendiği geleneksel yaklaşımlar önemini yitirmekle birlikte bunun yerine bireysel farklılıkları önemseyen, öğrenme sürecinde öğrenciyi ve öğrenmeyi öne alıp aktif rol üstlenmesini sağlayan, etkileşim-iletişim fırsatları yaratan yaklaşımlar öne çıkmaktadır. Bu yaklaşımlardan biri de teknolojiyi öğrenme sürecine entegre edip sınıf içi sürecin daha anlamlı öğrenme için yapılanmasına olanak sağlayan ters yüz edilmiş sınıf (TYS) modelidir. Bu araştırmada TYS yöntemiyle türev öğretiminin İlköğretim Matematik Öğretmenliği 1. sınıf öğrencilerinin kavramsal ve işlemsel bilgileri üzerindeki etkisi, öğrencilerin kavramsal ve işlemsel bilgilerinde karşılaşılan sorunlar ile TYS uygulama sürecinde öğrenciler ile araştırmacı öğretmenin yaşadığı güçlüklerin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmış olup araştırmanın nicel kısmı ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen şeklindedir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 öğretim yılının güz döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programı'nda öğrenim görmekte olan 54 birinci sınıf üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışma grubu kontrol (n=27) ve deney (n=27) olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Kontrol grubunda herhangi bir müdahale yapılmamış, öğretim geleneksel öğretmen merkezli yaklaşımlarla sürdürülmüştür. Deney grubunda ise ters yüz edilmiş sınıf yaklaşımının uygulandığı bir tasarım uygulanmıştır. Öğrenciler ders öncesi içerikle ilgili çalışmalar yapıp konuya hazır halde gelmişler ve öğretimin yüz yüze kısmı öğrencilerin daha aktif olmasını sağlayacak şekilde yapılandırılmıştır. Araştırma sonucunda deney ve kontrol grubu ortalamalarına uygulanan bağımsız gruplar t testi analizi sonucunda deney ve kontrol grupları arasında işlemsel son test puanları yönünden anlamlı bir farklılık oluşmadığı (p=0,090; p>0,05), kavramsal son test puanları yönünden anlamlı farklılığın (p=0,009; p<0,05) oluştuğu görülmüştür. Araştırmada öğrencilerin işlemsel bilgileri öne çıkmış olup kavramsal bilgilerde türevin farklı gösterimleri ve bu gösterimler arasındaki ilişkilendirmeler ile türeve temel olan bilgilere yönelik eksiklikler tespit edilmiştir. Öğrencilerin modelle ilgili genel olarak olumlu değerlendirmeler yaptıkları görülmüş olup TYS modelin dinamik doğasının öğrencilerin kavramsal bilgilerini artırmak için potansiyele sahip olduğu düşünülmektedir.
Çarpımsal analizde ters nodal problemler
Bu tez çalışmasında çarpımsal analizde mutlak değer, limit, süreklilik, türev ve integral kavramları tanımlanmış ve detaylandırılmıştır. Buna ek olarak çarpımsal analizde diferensiyel denklemler ele alınarak çözüm yöntemleri ifade edilmiştir. Çarpımsal analizde Sturm-Liouville denklemi kurularak, bu denklemi içerisinde bulunduran problemin özdeğerleri ve öz fonksiyonlarının spektral özellikleri çarpımsal analizde incelenmiştir. Spektral analizde ters problem türlerinden birisi olan ters nodal problemler çarpımsal analizde ele alınmış ve Sturm-Liouville denklemi için ters nodal problemin çözümü çarpımsal analizde yapılmıştır.
Lokal türevli singüler sturm-liouville operatörlerinin temel spektral teorisi ve uygulamaları
Bu çalışmada, son zamanlarda tanımlanmış Mittag-Leffler fonksiyonu içeren M-türevli ayrık sınır koşullarına sahip Sturm-Liouville problemi için bazı önemli spektral veriler incelenmiştir. Beş bölümden oluşan çalışmanın ilk kısmında konunun tarihçesi hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci kısımda çalışmamız için gerekli olan temel tanım ve teoremler verilmiştir. Üçüncü kısımda sonlu bir aralıkta Sturm-Liouville sınır değer probleminin spektral verileri detaylı bir şekilde gösterilmiştir. Dördüncü bölümde M-türevli singüler Sturm-Liouville problemi incelenmiştir. Beşinci bölümde ise elde edilen bilimsel sonuçlar verilmiş ve bu sonuçların değerlendirilmesi şekillerle birlikte yapılmıştır.
Türev ürünlerin TMS/TFRS'ye göre muhasebeleştirilmesi ve TDHP ile karşılaştırılması
Finansal piyasalar, günümüz dünyasında küreselleşmenin de etkisiyle büyüyen ekonomilerde, para ve sermaye hareketlerinin gerçekleşmesi gibi etkin ve önemli bir işleve sahiptir. Fakat bu işlevi yerine getirirken gerek sistematik gerekse sistematik olmayan bazı riskleri de bünyesinde barındırmaktadır. Bundan dolayı da işletmelerin bu risklerden kendilerini koruyabilmeleri için etkin bir risk yönetimi politikasına sahip olmaları gerekmektedir. Spekülatif kar elde etmek amaçlı olarak da kullanılan türev ürünler ise işletmeler tarafından risk yönetimi çerçevesinde riskten korunmak amacıyla da kullanılabilmektedir. Türev ürünlerin muhasebeleştirilmesinde de kullanım amacının öncelikli olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirleme sonucu işletmeler riskten korunma muhasebesi veya spekülasyon muhasebesi uygulamalarına göre muhasebeleştirme işlemlerini gerçekleştirecektir. Burada ise işletmelerin muhasebeleştirme işlemlerinin TMS/TFRS' ye göre yapılması ile TDHP' ye göre yapılması arasında bazı farklılıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışmanın amacı; genel olarak finansal piyasaları ve bu piyasaların bir parçası olan türev piyasaları tanıtarak, türev ürünlerle ilgili muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde temel türev ürünler olan forward, futures, opsiyon ve swap sözleşmelerin TMS/TFRS' ye göre muhasebe kayıtlarını yapıp bu kayıtların TDHP' ye göre muhasebe kayıtlarındaki farklılıklarını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda genel olarak ilk kayda alma, değerleme ve sözleşmenin vade tarihi geldiğinde kapatma işlemlerindeki farklılıklar ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada finansal araçların değerleme ve muhasebeleştirilmesine iliş¬kin; Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayınlanan TMS 32, TMS 39, TFRS 7 ve TFRS 9 ile Tek Düzen Hesap Planı (TDHP) ilkelerinden yararlanılmıştır.
Bankacılık sektörü risk yönetiminde türev finansal araçların kullanılması ve uluslararası muhasebe standartları çerçevesinde muhesebeleştirilmesi
"Bankacılık Sektörü Risk Yönetiminde Türev Finansal Araçların Kullanılması ve Uluslararası Muhasebe Standartları Çerçevesinde Muhasebeleştirilmesi" adıyla sunulan bu tez çalışmasının amacı; ülkemiz mali piyasalarının kalbini oluşturan Bankalardaki son yıllarda kullanılmaya başlayan finansal araçlardan Türev Ürün Sözleşmelerinin (forward, futures, swap ve Opsiyon), Türk Bankacılık sektöründeki Uluslararası Muhasebe Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde ne şekilde muhasebeleştirildiklerini ortaya koymak ve Türk Bankacılık sektöründeki kullanımını ve muhasebeleştirilmesini, IAS/TMS 39'a göre bankalarda da uygulanan ?Riskten Korunma Muhasebesi? uygulamalarının etkilerini örnekleriyle belirlemektir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Bankacılık sektöründeki risklerden bahsedilerek tanımlamaları yapılmış, çeşitleri açıklanmış ve bankacılıkta risk yönetiminin önemine vurgu yapılarak türev finansal araçların bankacılık risk yönetimindeki yer alış şekli anlatılarak önemi vurgulanmıştır.Birinci bölümde kısaca değinilerek genel tanımlaması yapılan türev finansal araçlar, ikinci bölümde; tek tek ele alınarak tanımlamaları yapılmış, özellikleri anlatılmış, çeşitleri sayılmış, avantajlı ve dezavantajlı yönleri anlatılarak birbirleriyle karşılaştırmaları yapılmıştır.Üçüncü bölümde; Bankacılık sektöründe türev finansal araçların muhasebeleştirme ilke ve standartlarından bahsedilerek Uluslararası Muhasebe Standartları çerçevesinde Türk Bankacılık sektöründeki muhasebeleştirme uygulaması örneklerle anlatılmıştır.Son bölüm olan dördüncü bölümde ise tüm bu anlatım ve uygulamaların bir değerlendirmesi yapılmıştır.
Spekülasyon ve hedging amaçlı türev araç kullanımının bankaların faiz oranı ve döviz kuru riskine etkisi: Borsa İstanbul'da işlem gören bankalar üzerine bir uygulama
Finansal sistemde teknolojinin hızla gelişmesi ve değişmesi, globalleşen dünyada sınırların ortadan kalkması, sistemin içinde olan bütün kurumların ve bireylerin maruz kaldıkları risklerin çeşitlenmesine ve belirsizliklerin artmasına neden olmaktadır. Özellikle sabit kur rejimin sona ermesiyle arz ve talebe bağlı olarak döviz kurlarında yaşanan ani dalgalanmalar ve artan belirsizlik, kurumları döviz kuru riskiyle karşı karşıya getirmiştir. Bu süreçte uluslararası piyasalarda yaşanan faiz dalgalanmaları da faiz riskini oluşturmuştur. Finans kurumlarının risk ve belirsizlikten korunma ihtiyacının artmasından dolayı bu riskleri elimine etmek için yeni finansal araçlar geliştirmişlerdir. Maruz kalınan risklerin artması, daha önceleri ticari mallar için uygulanan türev ürünlerin artık risklerden korunma amacıyla kullanılmasına neden olmuştur. Finansal sistemin en önemli oyuncularından biri olan bankalar için de risk ve türev ürünlerle risk yönetimi önemli hale gelmiştir. Bu çalışmada 2010-2018 dönemi 6'şar aylık verileri kullanılarak bankalarda spekülasyon ve riskten korunma amaçlı türev araç kullanımı ile faiz ve kur riskleri arasındaki ilişki panel veri analizi yöntemi ile araştırılmıştır. Ampirik bulgulara göre spekülasyon amaçlı kullanılan türev araçlar ile kur riski arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü ilişki tespit edilirken, riskten korunma amaçlı türev araç kullanımı ile kur riski arasında herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Diğer bir bulguya göre spekülasyon ve riskten korunma amaçlı türev araç kullanımı ile faiz riski arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü ilişkinin varlığı ortaya çıkarılmıştır. Anahtar kelimeler: Türev ürünler, faiz oranı riski, döviz kuru riski, panel veri analizi
Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda türev ürünlerin uluslararası muhasebe standartlarına göre muhasebeleştirilmesi
Riskin yatırımcıların içinde bulundukları ortamdaki tüm değişkenliklerden doğduğu varsayımından hareket ederek, işletmelerin karşılaştıkları risk, faiz taşıyan menkul değerlere, dövize, hisse senedi, borsa endeksi ve benzer endekslere ve fiziksel mallara dayalı olabilmektedir. Böylece yatırımcılar kendilerini faiz oranındaki, döviz kurundaki veya fiyatlardaki değişimlerden kaynaklanan risklere karşı korumayı hedeflemektedir. Bu nedenle de türev finansal araçlar günümüzde hızla artan bir önem kazanmaktadır.Dünya ekonomileri giderek artan boyutta sınır ötesi fon akımlarıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Muhasebe ve finansal raporlama sistemleri de, bu gelişen piyasaların etkinliğini destekleyebilecek veya bu etkinliğin azalmasına sebep olabilecek önemli bir unsur haline gelmiştir.Küresel finansal piyasalarda, Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK) tarafından oluşturulan Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) olmak üzere, muhasebe ve finansal raporlama sistemleri ile ilgili iki temel düzenleme bulunmaktadır.Finansal araçların muhasebeleştirilmesi ve finansal raporlaması her iki raporlama standardı tarafından da ayrıca düzenlenmiştir. Ancak, futures, forward, opsiyon ve swaplar gibi yeni ve son derece karmaşık sözleşmelerin muhasebe ve finansal raporlama sistemlerinin yeni yeni oturmaya başlaması nedeniyle, her iki raporlama standardında da ancak 2001 yılı itibarıyla uygulamaya geçebilmiştir.Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu tarafından, finansal araçların raporlanmasına ilişkin iki ayrı düzenleme yapılmıştır. Bunlardan UMS 32, finansal araçların mali tablolarda gösterimi ve bunlara ilişkin mali tablolarda yapılacak açıklamaları kapsarken; UMS 39, finansal araçların mali tablolara alınması ve değerlemesine ilişkin hususları düzenlemiştir. Son olarak 01.07.2007 tarihinden sonra yürürlüğe giren IFRS 7 Finansal Araçlar: Kamuoyuna Açıklama standardı yürürlüğe girmiştir. IFRS 7 ile birlikte aşağıdaki değişiklikler oluşmuştur:?UMS 32'de yer alan açıklama gereklilikleri söz konusu standarttan çıkartılarak, başlığı Finansal Araçlar: Sunum olarak değiştirilecek; ve?UMS 32'ye ilişkin açıklama gereklilikleri ile ilgili diğer standartlardan referanslar genellikle eşdeğer nitelikte olan UFRS 7'ye olan referanslar ile yer değiştirmiştir.Türk sermaye piyasalarında ise, türev finansal araçlar Seri:XI, No:19 sayılı ?Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerinin Muhasebesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ? ile düzenlenmiştir.Ülkemizde bu standartlara istinaden vadeli işlemler Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda işlem görmektedirler.Anahtar Sözcükler1.Türev2.Vadeli Teslim Piyasası3.Gelecek Piyasaları4.Değiş-Tokuş Piyasaları5.Opsiyon
External public debt management: Use of derivative instruments
Public debt is a financing tool that is frequently applied for increasing public spending in the face of increasing public costs or for financing large countrywide public investments.There have been many different schools of though and theory put forth on public debt from ancient times to the present day. The impossibility of achieving an equilibrium between market conditions and the understanding the state?s role of the social state in the economy is a reality accepted by virtually every country today. Taken in this context, for those countries that lack the internal dynamics for public debt financing to go the route of external borrowing to cover public debt is an unusual phenomenon.Budget deficits in developing countries have reached serious levels due to many global crisis?s that have developed in International markets, and cyclical changes that occur as a result of inflationary pressures. These countries which do not have a robust economy and financial structure had to resort to foreign borrowing to finance public deficits.This process of borrowing that gained substantial acceleration especially during 1980s, effecting the debt rates and services of developing countries? economies and thus jeopardizing the status of countries that has been the lender. This situation revealed that developing countries needed to focus on public domestic and external debt management. From this period forward, the debt management issues such as debt stock limit, risk ratio, internal and external debt sustainability gained importance for developing countries. During the same period, the derivative products emerged as a result of the studies performed in order to reduce the risks brought by borrowing in international markets. These products began to be used effectively by many developed countries to avoid risks such as exchange rate, interest rate, inflation. These products that were used in these markets grew as time went on and with the promotion of certain economic and financial institutions began to attract the attention of developing countries.The situation in Turkey was not different than in other developing countries. Especially after 1980, the external public debt levels increased sharply by means of economic and financial reforms that had been performed during this period. The derivative instruments which ensure the risk management and which emerged in the '80s as an alternative in the public internal and external debt management only began to attract attention at the end of the 90s in Turkey and the trading volume could be increased with the opening of the Derivatives Market in 2002. But this interest remained confined only to the private sector.It is not possible to ignore the benefits that may be obtained by use of derivative instruments when the past experiences of Turkey are observed.In this study it is explained the importance of a sound external public debt management and the advantages of use of derivative instruments within this frame. It is signified that evaluation and development of the derivative market will be advantageous, both in order for the economic development plans to be executed in a more clear way and in terms of assistance to the monetary policies to become successful.
Türev ürünlerin kullanımı ile bankaların kârlılık performansı arasındaki ilişkinin analizi
Günümüz dünyasında hemen hemen tüm alanlarda olduğu gibi finansal piyasalar üzerinde de hızlı değişimler ve dönüşümler yaşanabilmektedir. Özellikle finansal alanda yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte finansal varlıklara daha kolay yatırım yapılabilmektedir. Finansal varlıkların fiyatlarında meydana gelen dalgalanmalar birtakım riskleri de beraberinde getirmektedir. Başlangıçta risklerden korunmak amacıyla ortaya çıkan türev piyasalar günümüzde daha çok spekülasyon amacıyla kullanılmaktadır. Dünya'da yaygın olarak kullanılan türev ürünlerin özellikle Türk bankacılık sektöründe de kullanımının son yıllarda yaygınlaşması nedeniyle bu tezde türev ürünlerin bankaların kârlılıkları üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Türk bankacılık sektöründe de yaygın olarak kullanılan türev ürünlerin 2005Q4-2020Q4 dönemleri için bankaların aktif kârlılığı, özkaynak kârlılığı ve net faiz marjı üzerindeki etkileri Vektör Otoregresif (VAR) Modeli kullanılarak incelenmiş ve mevduat bankaları ve katılım bankaları ayrı ayrı analiz edilmiştir. VAR modeli bulgularına göre; mevduat bankalarının türev araç kullanımında meydana gelen 1 standart hatalı şok karşısında net faiz marjının anlamlı tepkiler verdiği görülürken, katılım bankalarının türev ürün kullanımında ise özkaynak kârlılığının anlamlı tepkiler verdiği görülmüştür. Mevduat ve katılım bankalarının varyans ayrıştırması analizinde mevduat bankalarının türev ürün kullanımının sırasıyla en fazla net faiz marjı, daha sonra aktif kârlılığı ve özkaynak kârlılığı üzerinde etkisi olduğu görülürken, katılım bankalarında ise türev ürün kullanımının en fazla özkaynak kârlılığı üzerinde etkisi olduğu görülmüştür. Ayrıca yapılan Toda-Yamamato nedensellik testi ile katılım bankalarında türev ürün kullanımı ile özkaynak kârlılığı arasında çift yönlü bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir.
Türev ürünler ve Türk bankacılık sektörü uygulamaları
Her geçen gün gelişen teknoloji ile globalleşen finansal piyasalarda başlayan uluslararası para hareketleri, mobil hale gelen sermaye hareketleri, bankalar açısından fayda sağlamakla birlikte, yeni problemleri ve riskleri de beraberinde getirmiştir. Bu amaçla bankalar kendilerini ve müşterilerini korumak, oluşabilecek risklere karşı önlem almak için alternatif ürünlere yönelmeye başlaması ile türev ürünler ortaya çıkmıştır. Çalışmada finansal piyasaların en önemli aktörlerinden olan bankaların ülkemizde yıllar itibari ile artan türev işlem hacimlerinden yola çıkarak bankaların türev ürün kullanım kararları incelenmiştir. Bu amaçla, 2008-2016 yılları arasında Türk Bankacılık Sektörü aylık türev işlem hacimleri alınmış, 8 bağımsız değişken seçilerek bu değişkenlerin, türev işlemleri nasıl etkilediği analiz edilmiştir. Seçilen bağımsız değişkenlerden dört tanesi (net kar/zarar, sermaye yeterlilik rasyosu, aktif karlılık ve öz sermaye karlılığı) ile türev ürün kullanım arasında ilişki bulunamamış, diğer dört değişkenden, sadece aktif büyüklük ile etkileşim pozitif yönde çıkarken diğer üç değişken (özkaynak büyüklüğü, likidite yeterlilik rasyosu ve net faiz marjı) arasında negatif etkileşim olduğu belirlenmiştir.
Matematik öğretmeni adaylarının türev kavramını anlamaları ve yaptıkları hatalar
Bu araştırmanın amacı, matematik öğretmeni adaylarının türev kavramı ile ilgili anlamalarını ve bu kavramı anlama sürecinde karşılaştıkları zorlukları ortaya koymak şeklinde belirlenmiştir. Türev kavram olarak limit, değişim oranı ve teğet/eğim kavramları ile yakından ilişkilidir ve bu kavramlar kullanılarak tanımlanmaktadır. Bu sebeple bu araştırmada öğretmen adaylarının türev kavramı ile ilgili anlamaları ortaya koyulurken türev ile limit, türev ile değişim oranı ve türev ile teğet/eğim arasındaki ilişkiler dikkate alınmıştır.Araştırma bir özel durum çalışmasıdır. Bir devlet üniversitesinde ortaöğretim fen ve matematik alanları eğitimi bölümü matematik öğretmenliği programına devam eden 45 öğretmen adayı çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında veriler birer hafta ara ile uygulanan 3 yazılı sınav (1. yazılı sınav türev ve limit ilişkisine; 2. yazılı sınav türev ve değişim oranı ilişkisine; 3. yazılı sınav türev ve teğet/eğim ilişkisine odaklanan sorulardan oluşmaktadır) ve 6 öğretmen adayı ile yapılan klinik mülakatlardan elde edilmiştir. Yazılı sınavlardan elde edilen veriler öncelikle "tam doğru yanıt", "kısmen doğru yanıt", "yanlış yanıt" ve "yanıt yok" şeklinde dört temel kategoride sınıflandırılmış ve her kategoriye düşen cevaplar frekans ve yüzdelerle ifade edilmiştir. Ayrıca öğretmen adayları tarafından verilen yanlış cevaplar kendi içinde benzerlik ve farklılıklarına göre gruplandırılmıştır. Bu şekilde öğretmen adayları tarafından üretilen yanlış tipleri ortaya konmuştur. Öğretmen adaylarını doğru ve yanlış cevaplara götüren fikirleri ortaya koymak için yürütülen klinik mülakatlardan elde edilen veriler ise benzerlik ve farklılıklarına göre sınıflandırılmıştır. Yapılan çalışma öğretmen adaylarının türev kavramı ile ilgili olarak yüzeysel anlamaya sahip olduklarını göstermektedir. Anlamaları daha çok kavrama ilişkin tanımlarla sınırlı olan öğretmen adaylarının, tanımların içeriklerini tam olarak özümsemediği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle türev?limit, türev?değişim oranı ve türevteğet/eğim kavramları arasındaki ilişkileri yorumlamaya çalışırken zorlandıkları ve bu ilişkilerin niteliği hakkında çok fazla fikirleri olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının cebirsel formda bir noktada türev kavramını yorumlamada, grafiksel ve tablo gösterimlerine oranla daha başarılı oldukları ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Türev Kavramı, Öğretmen Adayı, Anlama, Hatalar
Türev araçlar ve Türk bankacılık sektöründeki uygulamaları
Gün geçtikçe daha fazla globalleşen finans piyasaları sayesinde dünya ülkeleri, adeta ortak bir finans dünyası oluşturmuşlardır. Gelişen teknoloji ve finans sektörü sayesinde, para transferleri saniyeler içinde gerçekleştirilebilmektedir. Öyle ki, dünya etrafında her gün yüksek miktarlarda para birimi yer değiştirmektedir. Bu nedenle, finans sektörünün bu denli büyüdüğü bir piyasada yatırımcılar arz ve talebe göre oluşan ani dalgalanmalardan etkilenmemek için çeşitli yollarla kendilerini koruma altına alma gereksinimini duymaktadırlar. Bu amaçla yola çıkılarak geliştirilen türev ürünler de, yatırımcıların çeşitli yollarla kendilerini korumaya alabilecekleri bir araç haline gelmiştir. Kurumların bu araçları kullanarak gelecekle ilgili belirsizlikleri en aza indirebilmeleri, bu ürünlere olan ilgiyi günden güne artırmaktadır. Bu çalışmanın amacı; ülkemiz finans sektörünün en büyük kurumları olan bankaların giderek artan türev araç kullanımlarını inceleyerek, daha çok hangi ürünlerde yoğunlaştıklarına ilişkin analiz gerçekleştirmektir. Bu amaçla oluşturulan kavramsal çerçevede; öncelikle türev piyasalardaki ürünler (forward, futures, opsiyon ve swap) açıklanmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Türk Bankacılık Sektörü ve risklerine ilişkin genel bilgi verilerek, risk türleri detaylandırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, 2012 ve 2011 yılları için aktif büyüklüğüne göre ilk 10 banka, analize dahil edilmiştir. İlk 10 bankanın incelenme nedeni; piyasanın genel bir görünümü hakkında bilgi vermesi amacıyla yeterli olmasıdır. Çünkü aktif büyüklüğü açısından ilk 10 banka sıralamasında yer alan bankalar, bankacılık sektörünün 2012 yılı sonu itibariyle, %87'ünü oluşturmaktadır. Yapılan analizde, bankacılık sektöründe daha çok hangi türev ürünlerin bulunduğuna, türev ürünlerin TL ve YP olarak işlem hacimlerine yer verilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen veriler 2012-2011 yılları bazında karşılaştırmalı olarak ele alınarak sonuç ve öneriler kısmı oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Finansal Piyasalar, Türev Piyasalar, Türev Ürünler