Cultural structure

54 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel hayatı (1204-1461)

"Trabzon İmparatorluğu'nun Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Hayatı (1204-1461)" adını verdiğimiz bu çalışmamız giriş, üç ana bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde konuya bütünlük kazandırmak amacıyla Trabzon İmparatorluğu'na adını veren Trabzon şehrinin adı, fizikî coğrafyası hakkında bilgi verilip, tezimizde kullanmış olduğumuz dönemin kaynakları tanıtılmıştır. Birinci bölümde, Trabzon İmparatorluğu'ndaki idari yapı ele alınmıştır. Birinci bölümün ikinci kısmında ise bölgedeki demografik yapı ve bu demografik yapıdaki değişim süreci incelenmiştir. Sosyo-ekonomik tarih araştırmalarının temelinde yatan nüfus olgusu özenle incelenmesi gereken bir unsur olduğu için Trabzon İmparatorluğu'nda yaşayan halkın nüfus miktarı ve nüfusun yapısında yaşanan değişimler dönemin kaynaklarının verdiği bilgiler dâhilinde ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezimizin ikinci bölümünde ise; Trabzon İmparatorluğu'nun ekonomisi ve bu ekonomiye etki eden faktörler ele alınmıştır. Buradan hareketle bölgenin ticari bakımdan önemi, Türklerin Karadeniz ticaretine dâhil olma süreçleri ve Trabzon İmparatorluğu ile ilişkileri incelenerek; Venedik ve Ceneviz'in Karadeniz ticaretindeki rolleri, Moğolların Karadeniz ticaretinde nasıl rol aldıkları, Trabzon'dan İran'a uzanan seyahat güzergâhı ve ticarî boyutları değerlendirilmiştir. Trabzon İmparatorluğu'nun özellikle XIII. yüzyılın ikinci yarısında demografik yapısında görülen değişim ve bu değişimle birlikte ortaya çıkan ekonomik faaliyetlerdeki canlanma incelenmiştir. Üçüncü bölümde; bölgede yaşanan yoğun ticari ilişkiler neticesinde kültürel alandaki etkileşimler değerlendirilerek, bölgedeki kültürel etkileşimin mimariye etkileri incelenmiştir. Sonuç olarak; XIII. ve XV. yüzyıllarda Doğu Karadeniz Bölgesi'nde hüküm süren Trabzon İmparatorluğu'nun sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerindeki gelişmeler imparatorluğun çevresindeki Türklerle ilişkileri ekseninde incelenmiş ve kaynakların imkân verdiği ölçüde detaylı bir şekilde ortaya konmaya çalışılmıştır.

Ekonomik hayatEkonomik yapıKaradeniz+6
Tebessüm Yıldız
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Erken Demir Çağı'nda Orta Anadolu: Kültürel yapı ve arkeolojik veriler

Bu çalışma, Erken Demir Çağı'nda (M.Ö. 1200-800) Orta Anadolu'nun kültürel özelliklerini, dönemin mimari ve seramiklerini tartışarak değerlendirmeyi amaçlar. Bu bağlamda, Gordion, Boğazköy / Hattuşa ve Kaman-Kalehöyük'ü içeren üç ana merkezin yanı sıra İç Anadolu'daki çeşitli il sınırlarında gerçekleştirilen arkeolojik yüzey araştırmaları da veri olarak kullanılmıştır. Bu merkezlerdeki Erken Demir Çağı arkeolojik verilerinde de izlenildiği üzere, M.Ö. birinci binin başlarında kültürel ve bölgesel çeşitlilik mevcuttur; bu muhtemelen 1200'den sonra Hitit krallığının yıkılışından sonra merkezi otoritenin olmamasından kaynaklanır M.Ö. birinci binin başına tarihlenen seramikleri değerlendiren birçok bilim insanı, özellikle Erken Tunç ve Orta Tunç Çağı'na tarihlenen yerel malzemelerle (yani 3. Binin sonlarına ve M.Ö. 2. binyılın ilk yarısı) bir bağlantı bulmaya çalışmaktadırlar. Anahtar Kelimeler: Orta Anadolu, Geç Tunç Çağı sonu / Erken Demir Çağı Geçişi, seramik, mimari, kültürel yapı, 1200-800 M.Ö. Gordion, Hattuşa, Kaman-Kalehöyük

BoğazköyErken Demir ÇağıGordion+7
İlker Çakmak
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Ezidi women's diaspora

In this study, the role of women in Ezidi culture and the effects of migrations on women are examined. Women in agricultural societies have a secondary role, their main place being the home and this space became even narrower for Ezidis, a closed community. This is because of the fact that they experienced exclusion and pressure for long years. Anxiety of extinction became a pressure mostly on women. This limited case study with the members of Ezidi diaspora demonstrated that migration meant the access to the right to live, to be educated, to existing as an individual both for women and men and running away from pressure. It is important to note that there is limited research on the Ezidi migration and the Ezidi diaspora. Even though there are some studies on Ezidi culture related with the study of Ezidi history and religion, there is a gap in sociological studies. This study on the Ezidi women's diaspora was conducted via communication with Ezidi associations in different parts of the world. The social media enabled to connect with these associations. Through these associations, it was possible to find some interviewees who had accepted to communicate with me and tell their experiences. Listening to them telling their own stories enriches our point of view. Despite the language DIASPORA, it was possible to communicate with them easily. Communication was made especially with young people between the ages of 20 and 26.Bu çalışmada Ezidilik kültüründe genel anlamda kadının rolü ve göçlerin kadın rolündeki etkileri incelenmektedir. Tarım toplumu içindeki kadının ev ile sınırlı kalan alanı Ezidi için daha dar bir alana sıkışmışlardır. Yıllar içerisinde yaşadıkları dışlanma ve baskının bu duruma neden olduğunu vurgulanmaktadır. Yıllar boyunca yaşanılan yok olma endişesi en çok kadınların üzerinde baskı hissetirmeye başlamıştır. Göç, hem kadınlar hem de erkekler için sadece baskıdan kaçış anlamına değil aynı zamanda eğitim hakkının, geçinme şansının ve birey olarak var olmayı ifade etmektedir. Türkiye'de Ezidiler üzerine yapılan az sayıda çalışma genellikle inançcın yapısı ve kökenleri üzerinde durmaktadır. Sosyolojik araştırmalar çok fazla konu edilmemektedir. İçe kapalı, çok fazla alana dağılmış olan Ezidi topluğu ile ilgili hazırladığım çalışmada öncelikli olarak yurt dışında bulunan derneklerle iletişim haline geçerek gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda sosyal medya sayesinde daha rahat bir şekilde ulaşım sağlanmıştır. Yurtdışındaki derneklerle bağlantıya geçerek görüşmeciler bulunmasına gayret edilmiş ve böylece Ezidi diasporası üzerine bilgi sahibi olunması hedeflenmiştir. Kendi ağızlarından kendi terimleriyle onları dinlemenin bakış açısını zenginleştirdiğini belirtmek gerekir. Kürtçe bilmememe rağmen göçler sayesinde yaşadıkları toplumun dilini benimsemiş olan Ezidi gruplarla kolaylıkla iletişime geçilebilmiştir. Son derece sıcak ve içten bir şekilde konuşma fırsatı bulunmuştur. Özellikle görüşmelerimde 20-26 yaş arasındaki gençlerle iletişime geçilmiştir.

DiasporaWomenCulture+2
Nazlıgül Candaş
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya-Altıntaş folkloru

Teknolojik yapıdaki hızlı ve çarpıcı gelişmeler, yaşamın hemen her yerinde olduğu gibi, bir zincir halinde kültürel birikimi de etkilemekte, insanoğlunun ilk çağlarındaki çok kültürlülüğünü, evrensel bir tek kültürlülüğe doğru götürmektedir. Bu durum folklorik ögelerin de hızla değişip yok olmasına ortam oluşturmaktadır. "Kütahya-Altıntaş Folkloru" adını verdiğimiz çalışmamızda, eksen alınan halkbilimi yöntemleri ile sözünü ettiğimiz kültür unsurları incelenerek, yöre insanının geçmişten geleceğe aktardığı tüm maddi ve manevi folklor ürünlerinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Herhangi bir halkbilimsel incelemeye konu edilmemiş olan Altıntaş coğrafyası sahip olduğu birikimle tipik bir İç Batı Anadolu yerleşmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Elde edilen bulgular, yörenin bir geçiş coğrafyası olduğunu doğrulamakla beraber, günümüzde hala canlı tutulan yöreye özgü bir folklor varlığının da bulunduğunu göstermektedir. Altı bölüm halinde vücuda getirilen çalışmada, edinilen bulgularla Altıntaş İlçesinin folklor hazinesinin kayıt altına alınarak, sonraki süreçte daha farklı araştırmalara kaynaklık etmesi öngörülmektedir.

DerlemeEkonomik yapıGelenekler+7
Mustafa Dinç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan aşiret, şeyh ve ağa oluşumlarının yönetsel sosyoloji açısından incelenmesi

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Türkiye genelinde görülmeyen farklı bir sosyal yapı söz konusu. Duverger'in ifade ettiği "devletsiz toplum" modeli yöre insanı tarafından adeta benimsenmiş bulunmaktadır. Çünkü devletin yapamadığını Ağa, Şeyh, Bey gibi bir resmi statüsü olmayan insanlar yapmaktadırlar. Bu da yönetim mekanizmasında kargaşa ve alışık olmadığımız bir anlayışı doğurmaktadır. İşin ilginç tarafı ise yöre insanı yukarıda ifade etmeğe çalıştığımız gibi resmi statüsü olmayan insanlardan memnun olmadığı halde bir aşirete mensup olmayı ve o aşiret reisinin büyüklüğüyle övünmeyi büyük bir erdemlilik olarak görmektedir. Şeyhliğin ve ağalığın oluşturduğu sacayağının diğer bir adımını aşiret olgusu oluşturmaktadır. İşte doğu ve Güneydoğu insanının sosyal yapısı bununla içiçedir. Çünkü halkın sırtından geçinen bu müessesenin insanları, halkı "aşiretçilik" şemsiyesi altında idare etmeye devam etmektedirler. Bu şemsiye "milletleşmenin" önünde bulunan en büyük engel ve gayri resmi bir şekilde kurulan müessesenin en büyük dayanağıdır. Doğu ve Güneydoğu'nun kalkınması için evvela çok büyük miktarda toprak sahibi olan bu ağaların ve şeyhlerin eski anlayışı sürdürmelerinin yerine, sosyal değişmeyi, teknolojik ilerlemeyi ön plana çıkarmaları gerekir. Bu, bölge kalkınmasını daha da kolaylaştıracaktır. Bölgenin kalkınmasında ikinci, belki de en önemli etken zihniyetle ilgilidir. Yıllardan beri Doğu ve Güneydoğu'yu geriye götüren, kalkınmasını engelleyen zihniyet değişmediği müddetçe bölgede yaşayan insanlar rahat edemeyecektir. Eğer bölgede işsizlik varsa, fakirlik varsa bunun sebebi "girişimciliğin" olmamasıdır. Girişimciliği de önleyen en büyük engel yılların birikimi olan bu zihniyettir. Bunun için eğitim tabana yayılmalı ve bu zihniyetin izalesine gidilmelidir. Ancak bunun çok zaman alacağı açıktır. Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması yıllarında olduğu gibi, kalkınmanın; eğitime ek olarak İktisadi Devlet Teşekküllerinin yörede oluşturulması ile desteklenmesi gerekir. Aynı zamanda yöre özelliğini gözeten bir toprak reformu ile mevcut olumsuz sosyal ve ekonomik yapı olumlu yönde etkilenebilir. Şüphesiz özel Teşebbüsün teşviki de gerekir. Ancak bu teşviklerle 74 yıllık cumhuriyet tarihimizde yeterli değişim bu bölgede sağlanamamıştır.

AğalıkAşiretlerDoğu Anadolu bölgesi+5
İsmail Kıran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Kurtuluş "Eşref Efendi Sokak" ve çevresi tarihsel çevre çözümleme ve korunması üzerine bir araştırma

Kurtuluş(Tatavla) semtinde yer alan Eşref Efendi Sokak ve çevresinde yapılan çalışma, bölgeyle ilgili incelemeleri, koruma ve sağlıklılaştırma çalışmalarını içermektedir. Çalışma alanındaki korunması gerekli doku çoğunlukla 19.yy. sonu ve 20.yy. başlarına ait sivil mimari örnekleridir. Kurtuluş(Tatavla)'da lö.yy. ile 19.yy. arasında tam anlamıyla özerk bir Rum yerleşmesi yer almıştır. 19.yy. sonu ve 20.yy. başlarında Rumlar,Ermeniler,Museviler ve Türkler dört etnik grup oluşturmuşlardır. Azınlık gruplarından büyük bölümü,Balkan Savaşı,Kurtuluş Savaşı yıllarında ve en son Cumhuriyet döneminde İstanbul'dan ve bölgeden göç etmişlerdir. Batılılaşma düşüncesine sahip yabancı azınlığın uzun yıllar Kurtuluş(Tatavla)'da yaşamaları konutların yapım tarzı,mekansal örgütlenmesi ve cephe düzenlemelerinde çeşitlilik doğurmuştur. Böylece bölgede farklı kültür gruplarının konut geleneği bir konut mozaiği oluşturmuştur. Çalışma bölgesi olarak seçilen alan da bu konut mozaiğinin önemli örneklerini içeren bir açık hava müzesi niteliğindedir. Çalışma,tarihsel araştırmayı,bölgeye ilişkin analitik çahşmaları,korunması gerekli yapıların tespitini,rölövelerin hazırlanmasını ve seçilen pilot bölgenin bilimsel korumanın ilke ve yöntemleri doğrultusunda düzenlenmesini içermektedir. Ayrıca tarihi dokunun çevre ile bütünleştirilerek yaşamasını sağlamak için önerilerde bulunmuştur. Böylece bölgeyle ilgili düzenli bir arşiv oluşturarak yapılacak Koruma Amaçlı İmar Planı çalışmalarına veri oluşturmak ve gelecek nesillere bir belge bırakmak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültürel mozaik,Tarihi doku,Koruma,Sağlıklılaştırma,Düzenli arşiv.

KorumaKültürel yapıTarihi doku+2
Birben Uzsan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyetin ilk yıllarında Salihli kazası (1923-1933)

"Cumhuriyetin İlk Yıllarında Salihli Kazası (1923-33)" adlı tez çalışmasında Osmanlı Devleti'nin son yılları, Milli Mücadele dönemi ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş yılları ele alınmıştır. Kazanın idari, sosyal, kültürel ve ekonomik yapısında meydana gelen değişim, dönüşüm yerel ve genel boyutlarıyla verilmeye çalışılmıştır. Salihli kazasının adı ve kuruluşundan başlayarak, bölgenin iklimi, bitki örtüsü, coğrafi özellikleri incelenmiştir. Bununla konunun farklı boyutlarının daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. Ardından Osmanlı son dönemlerinde hızla gelişen ve bir kaza kimliğine kavuşan Salihli'nin içinde yer aldığı bölgenin kısa tarihçesi verilmiştir. Salihli kazasının tarihi ile ilgili yapılan tüm çalışmalar antik Sart şehri ile başladığı için aynı yol tercih edilmiştir. Salihli kazasının, Yunan işgaline karşı hangi özelliklerinden dolayı Milli Mücadele'nin merkezlerinden biri olduğu üzerinde durulmuştur. Burada yaşanan hâkimiyet mücadelesi tüm yönleriyle ele alınmıştır. Salihli'nin işgal yılları ve kurtuluşunda yaşanan acılar, dönemin hatıralarından takip edilmiştir. Yunanlıların çekilirken verdikleri zararları ve Salihli yangınının uzun yıllar silinmeyen izleri takip edilmiştir. Osmanlı döneminde Kafkasya ve Balkanlardan gelen göçmenler ile Cumhuriyet döneminde Yunanistan ile yapılan mübadele sonunda gelen göçmenlerin sorunları araştırılmıştır. Bu göçlerin Salihli'nin sosyal ve ekonomik yapısında nasıl bir değişime yol açtığı analiz edilmiştir. Salihli kazasında eğitim, kültür ve sosyal yaşamda meydana gelen değişimler, gelişmeler dönemin gazetelerinden ve hatıralarından takip edilmiştir. Salihli kazasında bayındırlık ve imar faaliyetleri, belediye hizmetleri ile ulaşımda yaşanan değişimler işlenmiştir. Kazanın iktisadı yapısında yaşanan değişimler, gelişmeler farklı kaynaklar ve istatistikler analiz edilerek verilmiştir.

Cumhuriyet DönemiDemografik yapıEkonomik yapı+6
Süleyman Ayhan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

196 Numaralı Besni Şer'iyye Sicilinin transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Siyasal olaylar bölgelerin sosyo-kültürel ve ekonomik gerçeklerinden ayrı düşünülemez. Bu olgular birbirlerini etkilemektedir. Transkripsiyon ve değerlendirmesi yapılan 196 Numaralı Besni Şer'iyye sicilinde 1910?1912 yılları arasında bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik durumlarına ait tespitlerde bulunulmuştur. Bu değerlendirmeler neticesinde bölgede asayiş sorunlarına rastlanılmamıştır. Kadının toplum hayatındaki etkinliğinin yanında din değiştirme hareketlerine karşı Gayr-i Müslim ahalinin önyargılı hali görülmüştür. İdare mekanizmasının ve Müslüman ahalinin dini konulardaki hassas tavrı belgelere yansımıştır. Mahkeme süreçleri, bölgenin ekonomi yapısı, Müslim ve Gayr-i Müslim ahali arasındaki ilişki, vakıflar ve mahalli yapılanma konusunda tespitlerde bulunulmuştur. Şer'iyye Sicilleri bu açılardan tarihe kaynaklık eden kıymetli belgelerdir.Anahtar kelimeler: Şer`iyye Sicili, Behisni, Ma'muretü'l-`Aziz, Mecelle, Vakıf, Mehir

20. yüzyılAdıyaman-BesniEkonomik yapı+5
Sadık Çetin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan'ın Osmanlı Devleti sonrasında yeniden yapılanma süreci (1918-1953)

Giriş bölümünde 1918 yılına kadar Azerbaycan tarihi ve Osmanlı devleti sonrasında yeniden yapılanma süresiyle (1918-1953) ilgili genel bilgiler verdik ve tezin tanıtımını yaptık. Daha sonra 1918 yılına kadar olan gelişmeler, 1918-1953 yıllarında Azerbaycan'ın politik, ekonomik, kültürel yapılanmasından bahsettik. En sonda tezde kullanılan kaynakların listesini verdik.

AzerbaycanAzerbaycan tarihiEkonomik durum+7
Tural Verdıyev
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Pazarlama faaliyetlerinde alt kültür etkisi ve Kalecik - Çamlıdere ilçeleri örneği

Günümüz işletmeleri artan rekabet koşulları ile beraber pazarlama stratejileri geliştirme ve değiştirmeye başlamışlardır. İşletmelerin Pazarlama faaliyetleri, hedeflenen Pazar, Pazar bölümü için farklılaşmaktadır. Bu yüzden işletme her bir Pazar için farklı strateji ve kararlar ile hareket etmektedir.Bu amaçla işletmeler hedeflenen pazarın davranış, tutum ve kültürüne göre pazarlama faaliyetlerini geliştirmekte ve hatta değiştirmektedirler. Özellikle küresel bazda faaliyeti bulunan işletmeler her bir farklı Pazar için, o pazara hitap eden pazarlama faaliyeti üretir. Kültür ve alt kültür unsurları burada önem arz etmektedir. Çünkü hedef pazarın egemen kültürü ve egemen kültürü oluşturan alt kültürlerin davranış ve tutumlarına göre pazarlama faaliyetlerini şekillendirmektedir.Bu çalışmadaki amaç pazarlama faaliyetlerinin alt kültür üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Ayrıca alt kültür unsurunun pazarlama faaliyetleri ile ilişkisi de değerlendirilmiştir. Ankara ili Çamlıdere ve Kalecik ilçeleri arasında ki alt kültür farkının değerlendirilmesi yapılmıştır.Araştırma gıda, kıyafet ve mobilya/beyaz eşya üzerinde yoğunlaştırılmıştır. Alt kültür farklılığını ortaya çıkarmak için yaş ve eğitim alt kültürü değişkenleri ile değerlendirilmiştir. Araştırma kapsamında Ankara ili Çamlıdere ve Kalecik ilçelerinde ikamet eden kişiler araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırma kapsamında Çamlıdere ilçesinde 300 adet ve Kalecik ilçesinde 300 adet olarak, toplamda 600 anket araştırma kapsamına alınmıştır. Anket analizinde SPSS-15.0 paketi kullanılarak analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde regresyon analizi yapılmıştır.ANAHTAR KELİMELER:1.Pazarlama,2.Pazar analizi,3.Kültür,4.Alt kültür

Alt tabakaAnkara-KalecikAnkara-Çamlıdere+8
Burak Çetin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim birinci kademe öğrencilerinin resimlerinde sosyal çevre ve kültürel yapının yansımaları

Bu araştırmada amaç, sosyal çevrenin ve kültürel farklılıkların ilköğretim birinci kademe çocuk resimlerine nasıl yansıdığını görmektir. Bu amaç doğrultusunda yöresel ve kültürel farklılıkların ilköğretim birinci kademe çocuk resimlerine yansımalarını görmek için Ankara, Siirt ve Kurtalan'da öğrenimlerine devam eden 1., 2., 3., 4. ve 5. sınıfta bulunan 150 öğrenci üzerinde araştırma yapılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Örneklemi; amaçlı örneklem yöntemiyle belirlenmiştir. Öğrencilerden bir günlük yaşantılarını resmetmeleri istenmiştir.Araştırmanın sonuçları; öğrencilerin içinde bulunduğu sosyal çevrenin ve olanakların resimlerine de yansıdığını göstermektedir. Kültürel yapının ve yöresel özelliklerin çocuk resimlerine çeşitlilik getirdiği ve renk, şema, mekan, anlatımsallığa yansıdığı gözlemlenmiştir. Araştırmada öğrencilerin resimlerinin değerlendirilmesinden çıkan sayısal veriler ise, öğrencilerin çizgisel gelişim düzeylerinin birbirine yakın olduğunu göstermektedir.Anahtar kelimeler; Sosyal Çevre, Kültürel Yapı, Birinci Kademe Öğrencileri, Öğrenci resimleri.

Kültürel yapıResimlerSosyal çevre+2
Elif Karaşin
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet'ten günümüze toplumsal olayların giyim üzerindeki etkilerinin incelenmesi (1920-2010)

Çevre koşullarının olumsuz etkilerinden korunmak amacıyla ortaya çıkan giyim, zamanla bireyin kişisel bir parçası halini almıştır. Giysi giyinme aracı olarak medeniyetlerin dönemlerine ait özelliklerinin sunumudur ve uygarlığın gelişimini gösteren en önemli öğelerinden biridir.Tarih içinde toplumsal yapının temelleri atıldıktan sonra toplumu oluşturan bireylerin kendi kültürel, sınıfsal, siyasal yapısı çerçevesinde giyindiği ve toplumdaki yerine göre giyimde değer yargılarını oluşturduğu görülmüştür.Bu araştırmada 1920-2010 tarihleri arasında ?Cumhuriyet'ten Günümüze Toplumsal Olayların Giyim Üzerindeki Etkilerinin İncelenmesi? konu edilmiştir. Araştırmada tarihi yöntem kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında literatür taraması yapılmıştır. Araştırma materyalini; yazılı dökümanlar, giysi fotoğrafları ve giysi kalıntılarından çekilmiş fotoğraflar oluşturmuştur.Araştırma Türkiye'de Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte çağdaşlaşma hareketlerinin başlaması ile giyimde meydana gelen değişim, yenileşme ve bunların etkilerinin nasıl süregeldiğini incelemek amacı ile planlanıp yürütülmüştür.Araştırmada net sonuçlara ulaşabilmek için, kavramsal çerçevede öncelikle giyim, moda ve toplumun tanımları yapılmış, aralarındaki sıkı ilişkiye değinilmiştir. Giyim ve toplumda yapılaşma araştırmanın sınırlılıkları çevresinde toplumsal yapının; kültürel, sınıfsal, siyasal öğeleriyle kaynaşık olarak sunulmuştur. Giyimin toplumsal olaylardan ne denli etkilendiği giyim tarihinden alınan örneklerle somutlaştırılmıştır.Bu aşamadan sonra Cumhuriyet Dönemi öncesi giyimin genel özellikleri, Batı ile ilişkilerin değişmesiyle giyimin genel özellikleri, devrimler ve çağdaşlaşma hareketlerinin giyime etkilerinden bahsedilmiştir. Cumhuriyet tarihinin giyim özelliklerinin oluşumunu belirlemek amacıyla Mustafa Kemal Atatürk'ün giyim hakkındaki görüşlerine ve giyim alanına önemli katkıları olan ?Şapka İnkılâp?ı ve ?Bazı Kisvelerin Giyilmeyeceğine Dair Kanun?a değinilmiştir.Başta toplum alanındaki devrimler olmak üzere giyim kültürel, sınıfsal ve siyasal yapılara bağlı olarak değişim içindedir. Özellikle Cumhuriyet'in ilk yıllarında giyim alanının batılılaşma, çağdaşlaşma, modernleşme ve toplumsal yaşamda kişi rollerinin değişimiyle de etkileşim içinde olmuştur.Araştırma sonucunda, başta toplum alanındaki inkılâplar olmak üzere giyimin kültürel, sınıfsal ve siyasal yapılara bağlı olarak değişim içinde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu yıllarda giyim alanının batılılaşma, çağdaşlaşma, modernleşme ve toplumsal yaşamda kişi rollerinin değişimiyle de etkileşim içinde olduğu saptanmıştır. Eğitim sistemindeki değişimden sonra ise giyim alanında açılan eğitim-öğretim kurumları ile halk bilinçlenmeye başlamıştır. Kadınların Türk Giysi Devrimi'nde öncü roller üstlendiği ve modernleşmeye, moda olanı giymeye daha çabuk uyum gösterdikleri görülmüştür. Erkekler açısından ise bu sürecin siyasal boyuta taşınarak daha sancılı geçtiği ve Kıyafet Kanunu'nun gereklerini zorlamalar, yasaklar çerçevesinde yerine getirdikleri ve zaman zaman da karşı gelmelerin olduğu görülmüştür.Zamanla giyim alanındaki modernleşme amacına ulaşmıştır. Giyim ve toplumsal yapı ilişkisi içinde Türk toplumunda 1920-2010 yılları arasındaki geçen süreçte giyim alanında saygı değer bir ilerleme kaydetmiş, insanlar kendilerini giydikleri ile anlatmaya ve toplumdaki konumunu giysisine yansıtmaya devam etmiştir.Anahtar kelimeler: Giyim, çağdaşlaşma, toplumsal etkileşim.

CumhuriyetCumhuriyet DönemiGiyim+8
Seher Yılmaz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Bizans İmparatorluğu Döneminde Nusaybin'in siyasi, sosyal, iktisadi, mimari ve kültürel durumu: IV.-X. yüzyıl

Nusaybin, bilinen tarihi Asurlular dönemine kadar uzanan kadim ve önemli bir şehirdir. Nemrut tarafından kurulduğu klasik kaynaklarda sıkça belirtilen bu şehir, antik dönem kaynaklarında da adı geçmekle birlikte Roma İmparatorluğu hâkimiyetine geçtikten sonra Mezopotamya'da bir sınır şehri olarak daha önemli ve stratejik bir rol üstlendi. İlk kez MÖ. 68 yılında Lucullus döneminde Romalılar Nusaybin'e sahip oldular. Sonraki dönemlerde Part ve Roma savaşlarının paylaşılamayan arazilerinden biri oldu ve bu süreçte Pers-Roma sınırında Roma ordularının askeri harekât üssü olarak önemli bir görev ifa etti. 363 Barışı akabinde Sasanilere terk edildikten sonra 507 yılında yeni istihkâm şehri Dara inşa edilinceye kadar Bizans İmparatorluğu doğu sınırında yaklaşık bir buçuk asırlık bir bocalama süreci geçirdi. Bizans imparatorluğu bu tarihten sonra Nusaybin'i ezeli rakibi Sasanilerden geri alamadı. Sasanilerin inkırazından sonra, imparatorluğun yeni rakibi Müslüman Araplardı ve şehir 639'da diğer Mezopotamya şehirleriyle birlikte Müslümanların eline geçti. Bizans'ın Abbasiler dönemine tekabül eden X. asır ortalarında gerçekleştirdiği birkaç girişim, çok kısa süren hâkimiyetlerle sonuçlandı.Bizans İmparatorluğu çağında Nusaybin, sosyal açıdan çokçeşitli ve iktisadi açıdan İpekyolu güzergâhında bir ticaret gümrük şehri olarak var oldu. Mimari açıdan klasik Roma tarzının askeri, dini ve sosyal mimari unsurları kent ve yakın çevresindeki yapılar üzerinde egemen oldu. Dini açıdan Hıristiyan kiliselerinin ikiye ayrıldığı dönemde Sasanilerin koruması altında monofizitçilere karşı diyofizit anlayışın en önemli merkezi oldu. İlmi açıdan kentte kurulan akademi vesilesiyle özellikle Süryaniler arasında tıp, hukuk, felsefe, mantık, astronomi ve dilbilgisi gibi alanlarda temayüz etmiş önemli isimler yetişti. Bu akademinin eğitim kadrosunda önemli yer eden Yakub, Efraim, Narsay, Barsawmo, Pavlos ve Baboy gibi isimlerin gerek ilkçağ eserlerini tercüme ederek günümüze ulaştırmaları gerekse kendi meydana getirdiği eserler, Araplar tarafından muhafaza edilip tercüme edilerek Haçlı Seferleri kanalıyla Avrupa'ya taşınmış ve aydınlanma çağının başlamasında önemli bir görev ifa etmiştir.Anahtar Kelimeler: Nusaybin, Dara, Mezopotmaya, Bizans İmparatorluğu, Sasaniler, Justinian, Hüsrev, Nusaybin Okulu, Nusaybinli Yakub, Efraim, Narsay, Barsawmo, Pavlos

Bizans DönemiEkonomik durumKültürel yapı+4
Ahmet Kütük
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kentler için kültürel markalaşma süreci ve Şanlıurfa örneği

Bu araştırmanın amacı, 2023 Turizm Stratejisi'nde yer alan marka kültür kentlerinden biri olan Şanlıurfa'nın bu hedefi gerçekleştirebilmesi için yapması gerekenler üzerine bir eylem planının oluşturulmasına yardımcı olmak amacıyla yapılmıştır.Bu araştırmada öncelikle mevcut literatür taranmış, daha sonra Şanlıurfa'ya gelen yerli turistlere anket uygulanarak elde edilen veriler SPSS programı aracılığıyla yorumlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2023 Turizm Stratejisinde yer alan Şanlıurfa kenti oluşturmaktadır.Anketler, 2010 yılının Haziran ve Temmuz aylarında Şanlıurfa'ya gelen yerli turistler, KKTC vatandaşları ve diğer ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarına uygulanmıştır.Elde edilen verilere göre Şanlıurfa, kültürel kent markalaşması aşamasında potansiyeli çok yüksek olan bir kent olmasına rağmen markalaşabilmek adına gerçekleştirmesi gereken adımlar çok fazladır. Öncelikle tarihi ve kültürel varlıklarının bakım ve onarımını yapması, alt yapı ve üst yapı eksiklerini tamamlaması ve kültürel marka kimliği oluşturma noktasında kişiliğini, logosunu ve sloganını belirlemelidir. Daha sonra tutundurma araçlarını etkili bir şekilde kullanması ve kültürel bir imaja sahip olması gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Destinasyon markalama, kent markalama, kültürel markalama, marka kimliği, marka imajı

Kent kimliğiKentlerKültür+6
Taner Erişen
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurkuyu Kasabası sözlü kültürü üzerine bir inceleme

Bir milletin edebiyatı, nesilden nesle aktarılan kültürel öğelerin başında gelir. Kültürel değerler ve edebiyat toplumun yaşantısıyla direkt ilintilidir. Toplumun yaşantısında yaşanan küçük ve büyük olaylar kültürel değerleri ve edebiyatı etkiler. Gelişen ve değişen dünyamızda sözlü kültür ürünlerini yazılı olarak kayıt altına almadığımız takdirde unutulmaya mahkûmdur. Halk edebiyatının ana kaynağı ise halkın meydana getirdiği ürünlerdir. Bu anlayışla "Çukurkuyu Kasabası Sözlü Kültürü Üzerine Bir İnceleme" isimli bu tezde, Çukurkuyu Kasabası'nın sözlü kültür ürünleri ele alınmış ve bu sözlü kültür ürünleri saha araştırmasıyla kaynak kişilerden derlenip incelendikten sonra kayıt altına alınıp sözlü kültür ürünleri hazinesi ortaya çıkarılmıştır. Tezde, sözlü kültür ürünlerinin tanımı ve çeşitleri hakkında bilgi verilmiş, derlenen sözlü kültür ürünlerinin başlıklar halinde sınıflandırılmaları yapılmış ve sınıflandırmaların derlenen sözlü kültür ürün örnekleri ile desteklenmesi sağlanmıştır. Çalışmanın birinci bölümünde araştırma alanıyla ilgili bilgiler, araştırmanın arka planı, amacı, problemi, önemi ve kuramsal çerçeve, yöntem hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde tezin yapılma yöntemiyle ilgili bilgiler sunulmuştur. Çalışmanın bulgular bölümünde Anonim Halk Edebiyatı manzum ürünleriyle (mani, ninni, ağıt, tekerleme) ilgili bilgiler verilip Çukurkuyu Kasabası'nda derlenen halk edebiyatı manzum ürünlerinden örnekler sunulmuştur. Anonim Halk Edebiyatı manzum-mensur ürünleri başlığında (bilmece, atasözü, deyim, halk hikâyesi, alkış-kargış) hakkında bilgiler verilip Çukurkuyu Kasabası'nda bu türler için derleyebildiğimiz örneklere yer verilmiştir. Anonim Halk Edebiyatı mensur ürünleri (masal, lakaplara) başlığında ise Çukurkuyu Kasabası'nda tesbit edebildiğimiz ürünlere yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda ise sonuç ve öneriler, kaynak şahıslar, kaynakça bulunmaktadır. Çukurkuyu Kasabası'nın sözlü kültür ürünleri saha araştırmasıyla derlenerek kayıt altına alınmıştır. Kaynak kişilerle görüşmeler neticesinde Çukurkuyu Kasabası'nın gerek maddi gerek manevi değerlerinin sözlü kültür ürünlerine yansıdığı saptanmıştır.

Halk bilimiHalk edebiyatıKültür+4
Niyazi Durukan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessEN

Cultural adaptation as a translation strategy: Studying adaptation series shaped by culture with case studies from Turkey

This study aims to deal with adaptation series which has been a controversial issue in terms of Translation Studies and to discuss the cultural factors shaping adapted series within the context of Translation Studies. This discussion is going to be conducted by utilizing from culture-oriented theories such as Skopos Theory, Polysystem Theory and Norms brought by the modern Translation Studies. It is widely known that, media is a mass communication tool with its growing effect on people in their everyday lives. It is the most effective and fastest way to provide communication through geographic, cultural and linguistic borders. In providing interactions between the cultures by means of media, the effect of translation is undeniable. With the influence of the globalized world, Turkish translation of foreign origin series has increased dramatically and they have been easily and instantly reaching to the target viewers by means of translation. Handling the influence of cultures over translation phenomenon in visual media in terms of Translation Studies had aroused my interest. I believe the result observations of this research will help researchers of various fields to develop a new understanding of the current state of the communication relationship between the Turkish and foreign cultures in terms of adapted series, and of the current position of the cultural interaction that occurs by means of translation in visual media.

CultureCultural structureIntercultural communication+6
Nur Özge Bahtiyar
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

42 Numaralı Vidin Şer'iyye Sicil Defteri'nin transkripsiyonu: H. 1144 - 1146 / M. 1732 - 1733

42 numaralı Vidin Şer'iye Sicili H.1144-1146 / M.1732-1733 senelerini ihtiva etmektedir. Bu Şer'iye Sicili XVIII. yüzyıl Osmanlı Devleti'ne tabi Vidin kazasında meydana gelmiş olup, mahkemede sonuçlanan bütün olayları ele almaktadır. Vidin halkının miras, evlenme, boşanma, şikâyet, ölüm, vergi, halkın birbirleriyle olan ilişkileri, İslamiyet'e geçiş gibi konular detaylı bir şekilde yer almakla birlikte, Vidin kazasının sosyo-ekonomik, demografik, kültürel, hukuki, askeri ve benzeri özelliklerine de gözler önüne sermektedir. Transkripsiyon ve değerlendirmesini yaptığımız 42 numaralı Vidin şer'iye sicili toplam 232 hükümden oluşmakla birlikte bu hükümlerin 76 adet tereke, 28 ferman, 5 buyruldu, 98 hüccet, 11 ilam, 6 maruz, 2 mektup, 1 Arapça, 3 arzuhal, 2 berat gibi konunları ele almaktadır. Anahtar Kelimeler Osmanlı Devleti, Vidin, Şer'iye Sicili, Mahkeme, Kadı,

18. yüzyılAskeri yapıDemografik yapı+6
Ensar Tüncer
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis'in iktisadi ve kültürel durumu (1920-1950)

Bitlis'in 1920-1950 yılları arasındaki sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerinin ele alındığı bu çalışmada genel olarak bölgedeki diğer illere kıyasla ilgili alanlardaki gelişiminin zayıf olduğu görülmüştür. Bitlis'te cumhuriyet dönemi sosyal ve kültürel uygulamalar siyasi etkenlerden ayrı düşünülemez. Cumhuriyetin ilanından sonra hızla ekonomik, sosyal, kültürel, sağlık ve bayındırlık ile ilgili ihtiyaçların giderilmeye çalışıldığı ve halkın iskân edilmesi ile ekonomik durumunun yükseltilmesi, köylülerin, çiftçilerin toprağa sahip olması için gerekli çalışmaların yapılması için çalışmalar başlatılmıştır. Ancak yüzyıllardır süren geleneksel yapı nedeniyle cumhuriyet rejimine ve yapılanmasına yönelik en büyük direnç doğu vilâyetlerinde ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet yıllarında bir taraftan bu vilâyetlerin imarı ile uğraşılırken aynı zamanda rejime yönelik direncin kırılması için de büyük çaba sarf edilmiştir. Ulusal birlik ve beraberliği sağlamak adına bu çabalar siyasi olduğu kadar sosyal alanda da kendini gösterir. Erken Cumhuriyet dönemi Kemalist rejimim tüm ideolojilerinin uygulama sahalarından biri olan Bitlis'tede sağlanmaya çalışılacaktır. Değişime direnç noktasında yer yer isyan noktasına varan olaylar meydana gelmiştir. İnkılapların uygulamaya geçmesinden sonra bu direncin görünür sonuçları isyan olarak bölgede varlığını göstermiştir. Bölgede yapılan faaliyetlerin Şeyh Sait İsyanı'na neden olan etkenleri ortadan kaldırmaya yönelik olduğu görülür. Özellikle bölgede Türkçe'yi yaygınlaştırmak için yapılan faaliyetler kültürel faaliyetlerin büyük bir alanını kapsamıştır. Yine bu dönemde yapılan sürgün ve zorunlu göçler siyasi ve sosyal faaliyetlerin birbirini tamamladığı ve aynı amaca yönelik olduğunu gösterir. Bitlis'in yakın il ve ilçelerden tamamen ayrı olarak müstakil bir demografik yapıya, kültüre ve tarihe sahip olduğunun vurgulandığı bu çalışma ile bölgenin yerel tarihine katkı sağlamak amaçlanmıştır.

BitlisEkonomiEkonomik durum+6
Faysal Yalçın
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi yapı bilgi modellemesi (TYBM) yönteminin taşınmaz kültür varlıklarında belgeleme amaçlı kullanılabilirliğinin araştırılması; Afyonkarahisar Ulu Camii örneklemi

UNESCO Dünya Mirasları olan kültür varlıklarının gelecek nesillere aktarılabilmesi için koruma ve belgeleme çalışmalarında, disiplinlerarası iş birliğiyle müdahale kararlarının hızlı ve doğru alınması, miras yapısının geçmişten günümüze geçirdiği değişimlerin pratik yöntemlerle güncellenmesi, yapının hassas şekilde ölçülüp analiz edilmesi gerekmektedir. Belgeleme çalışmalarında teknoloji ile gelişen ve tercih edilen modern yöntemler, geleneksel belgeleme yöntemlerine alternatif oluşturmakta ve çalışmalara hız kazandırmakta fakat beklenen faydayı sağlayamamaktadır. Bina yaşam döngüsü boyunca fayda sağlayan Yapı Bilgi Modellemesi (YBM), inşası gerçekleşecek yapıya ait verileri tek bir platformda depolayabilen, disiplinlerarası iş birliğini kolaylaştıran, kesintisiz veri akışı sağlayabilen, otomatik revizyon kapasitesine sahip bir ekosistemdir. Yapı Bilgi Modellemesi'nin kültür varlıklarının koruma ve belgeleme çalışmalarına entegrasyonu Tarihi Yapı Bilgi Modellemesi (TYBM) olarak adlandırılmaktadır. TYBM sayesinde kültür varlıklarına ait eski ve güncel veriler tek bir platformda depolanarak veri kayıplarının önüne geçilmekte, yapılan hassas ölçümlerle kültür varlığının detaylı modeli üretilebilmekte ve YBM ekosisteminin sunduğu bütün potansiyeller UNESCO Dünya Mirası yapılarının belgelenme çalışmalarında kullanılabilmektedir. Çalışmada, geleceğin belgeleme yöntemi olması beklenen TYBM yöntemi, UNESCO Dünya Mirası ve Anadolu'nun Orta Çağ Dönemi Ahşap Direkli ve Kirişli Camilerinden birisi olan Afyonkarahisar Ulu Camisi'nin modern belgeleme yöntemlerinden lazer tarama ile nokta bulutu verileri üretilip otomatik araçlarla tasarım elemanlarına göre sınıflandırılan kafes modeller YBM yazılımlarında akıllı nesne kütüphanelerine dönüştürülerek oluşan sanal modeli ile bütün diğer verileri tek bir dosyada birleştirilerek uygulanmaktadır. Çalışma, TYBM yönteminin ulusal ve uluslararası kültür varlıklarının belgeleme çalışmalarında kullanımını yaygınlaştırarak, koruma uzmanlarına bir kılavuz niteliği taşıyacaktır.

AfyonkarahisarKültür varlıklarıKültürel miras+5
Harun Mevlüt Tunay
Eskişehir Technical Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bozkır kültür çevresinde insan unsuru (Başlangıçtan Göktürk Dönemi sonuna kadar)

255 ÖZET Çin şeddinden Tuna nehrine kadar uzanan geniş bozkır arazisinde bozkır kültürü vücuda getirilmiş ve geliştirilmiştir. Doğu ve batı kollarına ayrılan bozkırda bu gelişimin ne zaman tamamlandığının tarihini tespit etmek oldukça zordur. Bozkır kültürü temsilcilerinin dünya tarihindeki en mühim rolleri egemenliğin ortaya çıkışında ve devlet oluşumuna giden yolda etkin rol oynamalıdır. Bir diğer özellikte bozkır kültür temsilcilerinin yaşam tarzında düşünce ve inanç sahasında ortaya koydukları benzerliklerdir. Kimine göre bu benzerlikler aynı coğrafyada yaşamış olmanın kaçınılmaz bir sonucudur ve aynı şartlarda yaşayan her topluluk aynı ürünleri ortaya koyar. Bu noktada insan topluluklarının tarihi geçmişi ve manevi hayatı pek hesaba katılmadığından yanlış çıkarsamalar yapılmıştır. Tüm kültür unsurları arasındaki benzerlikler maddi imkanlarla izahdan daha karmaşık ve geniş bir açılımla değerlendirilebilir. Bu nedenle bozkır kültürünün oluşumu ve gelişiminde, Türk topluluklarının tarihinin iyice anlaşılabilmesi ve öneminin kavranması gerekmektedir. Bozkır insanı yaşadığı coğrafyanın, sert ve haşin tabiat şartlarının etkilerini üzerinde taşımış ve güçlü olmayı öğrenmiştir, iktisadi manada göçebe hayvan yetiştiriciliği temeline dayanan bozkır kültüründe iktisadi tercihler, toplulukların kimliklerinin oluşumunda ve ortaya konulan ürünlerde de söz sahibi olmuştur. Bu bağlamda bozkır kültürünün iktisadi temelinde at yetiştiriciliği yatmakta bunu koyun ve sığır yetiştiriciliği takip etmektedir. Bozkır insanı beslenme karakterleri ve giyim tarzları konusunda da kendine özgü bir düşüncenin tezahürlerini ortaya koymuş ve faydacılık- prensibi üzerine hareket etmiştir. Bozkır insanının ruh dünyasının şekillenmesinde en önemli maddi unsurlar at ve demirdir. Bozkır insanı atını sadece iktisadi bir araç olarak görmemiş inanç dünyalarında ve ruh hallerinde ona nazım bir mevki vermiştir. Sahip olduğu demir madeni sayesinde askeri başarılar kazanmış ve kişiliğindeki savaşçı kimliğin oluşumuna katkıda bulunmuştur.256 Bozkır toplulukları sağlıklı bir cemiyet hayatı sürdürmüş, bir arada yaşamanın ve hayatın getirdiği anlaşmazlıkları çözmek için hukuk kuralları oluşturmuş, tehlikelere karşı koyabilmek ve ortak amaçlar için hareket edebilmek için teşkilatlanabilme becerisini ortaya koymuştur. Bir otorite etrafında toparlanma ve emirlere itaat etme inancı sayesinde büyük başarılara imza atmış ve bir biri ardına vücuda gelen büyük cihan devletlerinin kurucuları olmuşlardır. Bozkır insanı dini hayatıyla sosyal ve siyasi yaşantısı arasında sağlıklı ve faydalı bir bağ kurmayı başarmıştır. Yaşadığı coğrafya ve tabiatın ağır şartları altında manevi açıdan kendini korumak ve anlam veremediği şeyleri kendince yorumlamak konusunda son derece başarılıdır. Büyü ve sihir anlayışının yanında, manevi güçlerle irtibat ve iletişim konusunda bugün şamanizm dediğimiz bir inancın yaratıcısıdır. Gök-Tanrı inancının gelişimini tamamlamasıyla bozkır insanı, ilahi görevlendirme ve Tanrı desteği anlayışıyla büyük başarılara giden yoldaki manevi destekleyicileride yanına almış bulunmaktadır. Tabiat kuvvetlerine inanma, çevresinde gördüğü cansız her nesnenin bir ruhu olduğu ve bunların desteğini alma düşüncesi bozkır insanının kainat kuvvetleriyle ahenk içinde yaşama isteğinin bir sonucudur. Atalar kültü inancı ve erken dönemlerde daha güçlü hissedilen totemistik inanç unsurları da bu anlayışın bir tezahürü gibi gözükmektedir. Bozkır insanı hayatı ve kainatı farklı algılamış ve yorumlamıştır. Sahip oludu sürat sayesinde ulaşılamaz ve gidilemez anlayışını terketmiştir. Bu anlayışın sonuçları; kendini ilahi kudretlere yakın hissetme ve dünyayı dar gören bir zihniyete sahip olmak olarak açıklanabilir. Bozkır insanı dünya devleti düşüncesinin ve bu düşüncenin oluşturduğu felsefenin de yaratıcısı olmuştur. Bunun yanında insani değerlerin ve karakter özelliklerinin oluşması da bu tarihsel süreç içerisinde sosyolojik bir değer kazanmış ve ruh hallerinin oluşum süreci tamamlanmıştır. Bu ruhi vasıflar disiplin ve nizam severlik, verilen görevi ifa etme düşüncesi, sözünde durmak, kurnazlık, cesaret, dayanıklılık, hükmetme, şeklinde özetlenebilir.

Bozkır kültürüBozkırlarEski Türkler+5
İbrahim Onay
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel ve devlet liselerinde örgüt kültürü (Ankara ili örneği)

Özel ve Devlet liselerindeki kültürel yapının belirlenerek aralarında bir fark olup olmadığının araştırılması bu araştırmanın amacım oluşturmuştur. Araştırma tarama modelindedir. Özel ve devlet liselerindeki örgütsel kültür yapısının ölçülmesinde nicel yöntem kullanılmıştır. Özel ve devlet liselerinde çalışan yönetici ve öğretmenler araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmanın evrenini, Ankara iline bağlı Çankaya.Yenimahalle, Keçiören, Mamak, Altındağ, Etimesgut ve Gölbaşı merkez ilçelerinde bulunan 29 özel ve 61 devlet lisesi oluşturmuştur. Araştırma evreninden 1 1 özel 16 devlet lisesi oranlı küme örnekleme yolu ile alınarak araştırmanın örneklemi oluşturulmuştur. Araştırmada 85 yönetici ve 505 öğretmene anket uygulanmıştır. Araştırmada verilerin istatistiksel analizinde yüzde, aritmetik ortalama, Kruskal-Wallis testi, Mann- Whitney -U Testi, t- testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Farklılıkların anlamlalık sınamasında anlamlılık değeri p=<. 0.5 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın sonucunda özel ve devlet liselerindeki kültürel yapı, birbirlerine benzeşik özellikler sergilese de özel liselerin daha olumlu bir örgütsel kültüre sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca örgütsel kültür ile demografik özellikler arasında bir anlamlı farklılıklar bulunmaktadır.Araştırmamn bulguları örgütsel kültür konusunda yapılan araştırmaların bulgularım desteklemektedir.

Devlet okullarıKültürel yapıLiseler+3
Ali Rıza Terzi
Gazi University · Institute of Educational Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Salnamelerinde Bergama

Aydın Vilayet Salnameleri'ne Göre Bergama Kazası adlı tezimiz iki bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm, 1879-1908 seneleri arasında 25 defa yayınlanmış olan Aydın Vilayet Salnamelerinde Bergama Kazası ile ilgili kısımların transkripsiyonundan oluşmaktadır. İkinci bölümde ise Salnamelerdeki bilgiler ışığında Bergama Kazası'nın idari, sosyal, iktisadi ve kültürel durumunun bir değerlendirmesini yaptık.

Ekonomik yapıKültürel yapıOsmanlı Devleti+5
Ramazan Uyar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Demokrat Parti Dönemi'nde Trabzon (1950-1960)

Demokrat Parti'nin iktidarı boyunca Trabzon'da, sosyal, kültür, ekonomi ve siyasi alanlarda önemli değişimler yaşanmıştır. Sosyal alanda başta yerleşim yerlerinin isimleri olmak üzere, ilçe ve bucaklarda düzenlemeler yapılmış, hastaneler, sağlık merkezleri ve birçok sosyal tesis hizmete açılmıştır. 1950?60 yıllarında Trabzon'un altyapısı adeta yeniden inşa edilmiştir. Kültür alanında, eğitim çalışmaları öncelikli olarak ele alınmış ve Trabzon'un her ilçesine okul inşa edilmiştir. Demokrat Parti, Trabzon'a en büyük mirasını Karedeniz Teknik Üniversitesi'nin kuruluşunu gerçekleştirerek bırakmıştır. Bu dönemde ayrıca halk eğitim çalışmaları hızlandırılarak, yeni sinemalar açılmış ve şehre gelen birçok tiyatro ve konser topluluğu temsiller vermiştir. Trabzon Musiki ve Trabzon Liselerinden Yetişenler cemiyetlerinin çalışmaları ile düzenlenen kültürel organizasyonlar, Trabzon'un kültürel hayatına canlılık getirmiştir. Başta Demokrat Parti yanlısı ?Doğu? olmak üzere yeni gazete ve dergiler yayın hayatına girmiş, tıpkı siyaset gibi basın da iki kutba ayrılmıştır.Özellikle II. Dünya Savaşı döneminde kıtlık ve yoksullukla mücadele eden Karadeniz halkı, DP'nin ilk yıllarından itibaren bölgeye dağıtılan ucuz buğday sayesinde açlık tehdidinden kurtulmuştur. Tütün, fındık gibi ihraç ürünlerine kıymet verilmiş, Trabzon Limanı, ihracat ve ithalatta önemli bir merkez olmuştur. Hükümetin kararnameleri ile Trabzon'da çay yetiştirilmesi teşvik ve hayvancılık ıslah edilmiştir. Ulaşımda başta havaalanı olmak üzere karayolu çalışmalarına da hız verilmiştir. Yeni sanayi kuruluşları açılmıştır. Şehirdeki işyerlerinin sayısında artış olmuştur. Sosyo-ekonomik sıkıntılar giderilmeye çalışılmış ve birçok kişiye Belediye, yardım amaçlı maaş bağlamıştır. 1950 yılına kadar siyasette CHP'nin önde olduğu Trabzon'da, 1954 ve 1957 yıllarındaki genel seçimleri, DP liste halinde kazanma başarısını göstermiştir. 1950?60 yılları arasında DP ve CHP'lilerin rekabetine sahne olan Trabzon siyasetinde, Hürriyet Partisi, Millet Partisi, Cumhuriyetçi Millet ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi de kendilerine yer edinmeye çalışmışlardır. 1960 darbesi ile DP'nin Trabzon milletvekilleri yargılanmış ve bazıları hakkında ağır hapis cezaları verilmiştir.

27 Mayıs 1960 ihtilaliAskeri müdahaleDemokrat Parti+5
Zehra Arslan
Karadeniz Technical University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

376 numaralı Diyarbakır Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyon ve değerlendirilmesi

Günümüzde siyasî tarih araştırmalarının yanı sıra sosyal, kültürel ve iktisadî tarih araştırmaları da giderek hız kazanmış bulunmaktadır. Bu çalışmalar yapılırken, günümüze kadar arka planda kalan ve kültür tarihimizi aydınlatmada son derece önemli olan arşiv vesikaları da yavaş yavaş gün ışığına çıkarılmakta, bunlardan geniş ölçüde yararlanılmaktadır.Yapılan bu tez çalışmasının amacı 376 nolu Diyarbakır Şer`iyye Sicilinin değerlendirmesini yapıp bu belgeler ışığında Diyarbakır'ın o döneme ait sosyo-ekonomik, idarî, kültürel ve adlî yapısının incelenerek bölgenin tarihinin araştırılmasına katkıda bulunmaktır. Şer`iyye Mahkemeleri, Osmanlı Kuruluş-Tanzimat Dönemi arası tek kadılı yargılama usulüne dayalı, halka ait her türlü yargılamanın yapıldığı mahkemelerdir. Tanzimat sonrasında yapılan değişikliklerle Şer`iyye Mahkemeleri'nin yargılama yetkilerinin çoğu yeni açılan Ticaret ve Nizamiye mahkemelerine devredilmesiyle Şer`iyye Mahkemeleri'nin en önemli unsuru olan kadıların da önemi azalmıştır. Şer`iyye Sicilleri incelendiğinde, bu belgeler halkın hayat şartlarını, toplumsal ilişkilerini, kullanılan her türlü eşyayı, geçim kaynaklarını ve benzeri birçok önemli hususları ortaya koyduğundan, zengin bir kaynak oluşturmaktadır. Defterdeki 223 adet kaydın içeriğinde, tereke ve miras, vakfiye, hırsızlık, alacak-verecek, nafaka talepleri, hırsızlık ve kaybolma, su, nikah, emanet, diyet, mülkiyet gibi davalar bulunmaktadır.

19. yüzyılDiyarbakırKültürel yapı+5
Hasan Özgür
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Related subjects