Society
142 theses under this subject heading
Toplum sanat ilişkisi ve süreç
Bu sanatta yeterlik tezi, sanat yoluyla kamusal alan oluşturulabilir mi sorunsalını irdelemektedir ve Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından desteklenen bir proje çalışmasıdır. Kamuyla beraber yapılan sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özellikleri incelenerek, projenin kapsamı belirlenmiştir. Projenin yöntemi olarak literatür taraması kullanıldığı gibi, bu konuda çalışan kişilerle birebir görüşmeler yapılmış ve proje dahilinde 43 kişinin katıldığı Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesinde 'Kamusal Alanda Diyalog' isimli bir sergi oluşturulmuştur. Toplum Sanat İlişkisi ve Süreç Tez Projesi üç bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölümde, kamusal alan ve kamusal sanatın ortak kelimesi, 'kamusal'ın anlamsal değerlendirmesi yapılmış, projenin bu kavramlarla ilişkisi belirlenmiştir. Projenin geleneksel kamusal sanat çalışmalarından farklı olarak, ilişkilere dayanması ve kamusal alanda kamuyla beraber kamu için yapılan bir sanat türü olan yeni tip kamusal sanatın özelliklerini içermesi ele alınmıştır. İkinci Bölümde ise, sanatın, geleneksel özelliklerinden koparak, toplumla yapılan sanat çalışmalarına giden yolu açan, sanat içindeki kavramlar ve sanat çalışmaları incelenmiştir. Özellikle tarihsel avangard ve avangard gibi akımlardan örnekler verilmiştir. İkinci Bölümün son kısmında ise, yeni tip kamusal sanat olarak tanımlanan sanat çalışmalarına yöneltilen eleştiriler üzerinde durulmuştur. Üçüncü ve son bölümde, toplumun ve günlük yaşantının, yeni tip kamusal sanata ve projenin oluşumuna katkısı araştırılmıştır. Projenin, toplumla birebir ilişkili olan bir sanat türünü ele alması, toplum ve sanatın buluşmasıyla ilgili saptamalar içeren verilerin ortaya çıkmasını sağlanmıştır. Bu araştırmayla, Eskişehir'deki kamu kurum yöneticileri, üniversite rektörleri, sivil toplum örgütleri yöneticileri, Eskişehir'in en eski esnafı, tek kadın milli piyango satıcısı, en eski lületaşı ustası, gibi toplum içerisinde var olan karakterlerin birbirleriyle ve sanat öğrencileriyle buluşması temel alınmıştır. Bu bağlamda karşılıklı gerçekleşen etkileşimle birlikte, Kamusal Alanda Diyalog Sergisinde sergilenen portre resimler ortaya çıkmıştır. Böylelikle katılımcıların, resimler yoluyla, kendilerinin ve birbirlerinin farkına vardıkları kabul edilebilir. Araştırmanın adında da var olduğu gibi, insanlar arasında gerçekleşen diyalog temelinde, sanat ve toplum ilişkileri üzerine, öğrencilerin ve araştırmacının deneyimler elde etmesi yönünde, toplum, sanat ve süreç kavramlarıyla ilgili, resim sanatı eğitiminde de kullanılacak pek çok veri ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: Kamu, Kamusal, Sanat, Toplum, Yeni tip kamusal sanat, Diyaloğa dayalı sanat.
Kültür tarihi boyunca çocuk ve kadınlara uygulanan şiddet içeren gelenekler: Adli bilimlere antropolojik bir bakış açısı
Dünya üzerindeki bütün toplumlarda cinsiyetlerin kültürel ve sosyal olarak yerleşik beklentilerine ve davranışlarına dayanan uygulamalar bulunmaktadır. Geçmiş zamanlarda dâhil olmak üzere özellikle günümüz toplumunda kadın ve çocukların üzerinde gerek psikolojik, gerekse fiziksel anlamda bir şiddet giderek artmaya devam etmektedir. Şiddet ve istismar biçimleri genellikle kadınların ve çocukların cinsiyetler arası eşitliğini, güvenliğini, haysiyetini, öz benliklerini ve temel haklarını kabul etmeyen insan hakları ihlallerinin en yaygını olarak görülmektedir. Yapılan tez çalışmasında kadın ve çocuklara uygulanan zararlı geleneklerin temeline inilmiştir. Bu çalışmanın yapılma sebebi geçmiş zamanlardan günümüze kadar olan süreçte kültürlerin, normların, dinlerin ve değerlerin farklı yorumlanarak kadın ve çocuklara zarar verilmesidir. Yaşanılan çevreler ne kadar değişirse değişsin toplumların genelinde yıkılamayan tabular mevcut. Örnekten yola çıkarsak insanlar yaşamları boyunca inanışları uğruna birçok uygulama gerçekleştirmiştir. Ancak birilerini kurban ederken bir zamanlar kendilerinin de onların yerinde olduğunu ve aynı istismarı kendilerinin de yaşadıklarını unutarak zararlı gelenekleri günümüze taşımışlardır. Çalışmamızın asli amacı insanın en temel hakkı olan yaşama hakkının gelenek adı altında tehlikeye atıldığını göstermektir. Her geleneğin uygulanmaması gerektiği gibi, hukukun ve yasaların yeri geldiğinde insanların inanışlarının önünde tutulmasının doğru olmasıdır. Yaşamın doğum ile başladığı düşünülürse bebeklikten yetişkinliğe kadar olan süreç içerisinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine göre kasten ve yasadışı her türlü şiddet suçtur. Kültürel (sosyal) antropoloji ve Adli bilimlerin kesişim noktası bu kısım olmuştur. Böylelikle sadece kendi alanında değil diğer birçok bilimlere de katkı sağladığı görülmektedir. Adli bilimler ise adaletin tecellisi amacıyla yararlanılan tüm bilim dallarını kapsamaktadır. Bu çalışmada bahsedilen her türlü zararlı uygulama insanların bedeni ve ruhu üzerinde, herhangi bir tedavi amacı olmaksızın, mağdurların sağlığı ve insan hakları üzerinde olumsuz etkisi olan kültürel veya geleneksel nedenlerle kasıtlı olarak yapılan tüm uygulamaları içermektedir.
Muhammed b. Muhtar eş – Şankıti'nin düşüncesinde din toplum ve siyaset
Bu çalışmada Şankıti'nin İslam Medeniyetinde Anayasal Kriz/Büyük Fitneden Arap Baharına isimli eserinden hareketle İslam Medeniyetinin içerisinde bulunduğu Anayasal Krizin ne olduğunu, bu durumun nedenlerini ve sunulan çözüm önerilerini incelemeye çalıştık. Çalışmamız Giriş kısmı hariç üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde konunun günümüzdeki önemine değinerek İslam siyasal değerleri açısından ele alınmasının gereğini vurguladık. İslam siyasal tarihinin ilk dönem olaylarını inceleme altına aldığımız birinci bölümde Hz. Muhammed'in vefatıyla başlayan ve Cemaat Yılı olarak adlandırılan uzlaşmalarla son bulan süreçteki siyasal yaşanmışlıkları, Anayasal Kriz kavramının anlaşılabilmesi için olduğu şekliyle ortaya koymaya çalıştık. Çalışmamızın ikinci bölümünde, hicretin birinci asrında tecrübe edilen siyasi olayların Müslümanların inanç sahasına nasıl taştığını ve siyaset ile itikat arasındaki ilişkiyi gözler önüne sermeyi amaçladık. Çalışmamızın üçüncü bölümünü ise günümüze kadar taşınan siyasi ve itikadi problemlerin küllerinden kurtularak mevcut siyasal krizin çözümü noktasında Şankıti'nin önerilerini incelemeye ayırdık.
Üniversite gençlerinin suça ilişkin algıları
Araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin suça ilişkin algılarına ulaşmak, konuyu sosyolojik kuramlar ve kavramlar çerçevesinde analiz etmektir. Aynı zamanda çeşitli kavramlar dahilinde toplumun suça dair algıları ile üniversite gençliğinin suça ilişkin algıları arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışmamızın ilk aşaması literatür taramasının yapıldığı ve teorik bilgilerin yer aldığı kavramsal çerçeveden oluşmaktadır. Kavramsal çerçeve içerisinde adli bilimler ve adli sosyolojiye dair bilgiler, suç olgusu, suç türleri ve teorileri, kriminoloji, kurumların ve kavramların suçlu davranışını açıklamaya yönelik genel değerlendirilmesi yer almaktadır. Bu değerlendirmeler adli sosyolojik bakış açısı ile ele alınmıştır. Teorik kısımdan sonra araştırmanın metodolojisi açıklanmıştır. Uygulamalı bölümde ise veri toplama aracı olarak yüz yüze anket yöntemi kullanılmış, elde edilen veriler SPSS programında analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Gençlerin suça ilişkin algılarına ulaşmak için hazırlanan anket soruları 20 sorudan oluşmuş ve basılı olarak sunulmuştur. Nicel araştırma modeli ile yapılan çalışmada evrenimiz Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimler Fakültesi'nde öğrenim gören öğrenciler olup örneklem grubu olarak 280 kişi belirlenmiştir ve araştırma için yeterli sayıya ulaşılmıştır. Suçun oluşumunda şehrin ve mekânların etkisinin olduğu görüşü katılımcıların geneli tarafından belirtilmiştir. Suç oranlarının eğitim düzeyi arttıkça azalacağını ifade etmişlerdir. Çeşitli faktörler açısından değerlendirtildiğinde öğrencilerin çoğunluğu, ekonomik şartların, işsizliğin ve kimsesizliğin bireyleri suça sürüklemede etkili olduğu belirtmişlerdir. Katılımcılar büyük oranda, alkol ve madde bağımlılığın bireyleri suça sürüklediği görüşündedirler. Bireylerin suça sürüklenmesinde aile, akran ve okul gibi faktörlerin etkili olduğu görüşü de katılımcılar arasında yüksek orandadır. Ayrıca karşılaştırılan kriterlerin genelinde suçla ilgili olan dizi ve filmlerin, izlenilen ve okunan haberlerin günümüzde artan suç davranışlarına etkisinin olduğu görüşü çoğunluktadır. Katılımcılar suç oranlarının azalması için uygulanan cezai yaptırımların caydırıcı olmadığını düşünmektedirler. Sonuç olarak toplum genelinin suç algısına yönelik teorik çalışmadan elde edilen veriler ile üniversite öğrencilerinden alınan görüşler benzer özellikler barındırmaktadır.
Münevver Ayaşlı'nın eserlerinde değişen toplum ve dindarlık
Araştırmamızın konusunu Münevver Ayaşlı'nın eserlerinde değişen toplum ve dindarlık ilişkisi ihtiva etmektedir. Kendisi Cumhuriyet dönemi yazarlarından olan Ayaşlı, yaşadığı süreçte eserleriyle topluma yön vermeyi amaçlamıştır. Osmanlı Devleti'nin en şatafatlı dönemlerini kısmen görmüş, gerileme ve batışına bizzat şahitlik etmiştir. Bu süre zarfında kaleme aldığı eserler, o dönemdeki Osmanlı toplumunun dinî-sosyolojik hayatındaki değişimi ve dönüşümüne kaynaklık eder niteliktedir. Konu belirleme safhasında, din sosyolojisi alanında alanyazın taraması yapılmış ve Ayaşlı hakkında çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Amacımız yazarımızın döneme ışık tutan eserlerinin analizi ile alana katkı sağlamaktır. Nitel araştırmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yazarın hayatından bahsedilmiş ve kaleme aldığı eserler hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise Ayaşlı'nın yaşadığı dönemdeki Osmanlı toplumunun değişim ve dönüşüm süreci anlatılmıştır. Literatür tarama sürecinde ise önce Ayaşlı'nın eserleri, sonrada Ayaşlı'nın yaşadığı döneme dair yazılı, sözlü ve görüntülü kaynaklardan yararlanılmıştır. Ayaşlı'ya göre Osmanlı Devleti'nde askeri alandaki eksiklik iktisadi hayatla devam etmiş ve Batılılaşma her alanda kendini göstermiştir. Osmanlı'nın gerileme döneminde düşün dünyası farklı görüşler içerisindedir. Bu farklı düşünceler Osmanlı'yı kurtarma adına değişik fikir akımlarını ortaya çıkarırken, Osmanlı kültür ve medeniyetinin özünü korumayı hedeflemiştir. Özellikle siyasi alandaki yönetim değişiklikleri ile dinin hayatın içinden soyutlanıp özelleştirilmesini, toplumsal hayatta modernleşmenin yanında sekülerleşmenin de ortaya çıkmasını kaçınılmaz kılmıştır. Bu bağlamda Ayaşlı'da milliyetçilik, kültür emperyalizmi, Türklük ve İslam davası gibi meselelere yanıt aranmıştır. Sonuç olarak; Ayaşlı'nın görüşleri ekseninde, toplumun yönetim biçimi, ekonomik yapısı, kültürel değerleri, din anlayışları ve dindarlık oluşumları Osmanlı'dan cumhuriyete geçiş süreci içerisinde analiz edilmiştir. Yeni rejim, Ayaşlı'da eski ve yeni Türk şeklinde ifade biçimini ortaya çıkarmıştır. Cumhuriyet dönemi reformları ve sosyal hayata etkisi toplumun özellikle muhafazakâr kesiminde radikal bir yapılanma olarak karşılanmıştır. Toplumsal değişimle birlikte Türkiye'nin dinî yaşayış biçimi bireye özgü olarak şekillenmiştir. Modernizm ve sekülerizmin etkisi ile din kurumu da özelleştirilmiştir.
İsmet Altıkardeş'in din sosyolojisine katkıları
İsmet Altıkardeş'in din sosyolojisi üzerine yapılan bu çalışma, düşünürümüzün din sosyolojisine katkılarını detaylı bir şekilde ortaya koymayı amaçlamaktadır. Altıkardeş'in çalışmaları, İslam'ın insan hayatını nasıl düzenlediği ve sosyal sorumluluklara nasıl önem verdiği konusuna dair önemli bir bakış açısı sunmaktadır. Bu çalışma, Altıkardeş'in bu konudaki görüşlerinin derinlemesine analizini sağlayarak din sosyolojisi alanına katkıda bulunacaktır. Bu çalışma, Altıkardeş'in din sosyolojisinin temel kavramlarını, yani insan, toplum ve din kavramlarını inceleyerek başlamaktadır. Çalışmada, bu kavramları detaylı bir biçimde ele alarak Altıkardeş'in bu temel yapıları nasıl değerlendirdiğini açıklamayı hedeflemektedir. Din sosyolojisine katkıları bağlamında Altıkardeş'in, eğitim olgusuna yaklaşımı, sosyal meselelere bakışı, din anlayışı, Müslümanların çağdaşlaşması konusundaki görüşleri ve iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olma kriterlerine dair düşünceleri bu çalışmanın odak noktasını oluşturur. Altıkardeş, eğitimin insan kalitesini yükseltmede önemli bir rol oynadığına inanmaktadır. Kaliteli bir eğitimin, insanların bilgi ve becerilerini nasıl geliştirdiği, bireylerin kendilerini nasıl tanımalarına yardımcı olduğu ve topluma faydalı bireyler olmalarını sağladığı konularını analiz etmektedir. Altıkardeş, sosyal meselelerde ortaya çıkan sorunların çözümünün İslam'ın temel prensiplerine bağlı kalarak sağlanacağına inanmaktadır. Tez, Altıkardeş'in sosyal sorunlara yaklaşımını ve bu sorunların İslam'ın prensiplerine nasıl uygun bir şekilde çözülebileceği konusundaki düşüncelerini ele alarak, günümüz toplumunun karşılaştığı sosyal zorluklara değerli bir perspektif sunmayı amaçlamaktadır. Altıkardeş, dinin sadece bireysel bir inanç sistemi olmadığını, aynı zamanda toplumu düzenleyen ve ahlaki bir çerçeve sunan bir sistem olduğunu savunmaktadır. Tez, Altıkardeş'in din anlayışını ve dinin çağdaşlaşma sürecinde nasıl bir rol oynadığına dair görüşlerini inceleyerek, dinin toplumsal dinamiklere etkilerini incelemektedir. Araştırma sürecinde nitel araştırma yönteminde kullanılan literatür taraması ve yorumlayıcı paradigma, Altıkardeş'in bakış açısını derinlemesine anlamak ve analiz etmek için uygun bir çerçeve sağlamıştır. Altıkardeş'in kitapları, makaleleri ve birebir görüşmeler, tezde ana kaynak olarak kullanılmıştır. Ayrıca, Altıkardeş'in düşüncelerini destekleyen ayetler ve hadisler de tezde kullanılmıştır. Bu çalışma, Altıkardeş'in din sosyolojisine dair özgün ve önemli katkılar sunan bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Çağdaş bir Müslüman bireyin temel sorunu Altıkardeş'e göre, kendi içsel varlığıdır. Bu bağlamda, çağdaşlık ideali, bilinçli bir zihin, mantıklı düşünce, seçme yeteneği, araştırıcılık, dürüstlük ve ahlaki davranışların birleşimini gerektirir. Altıkardeş'in bu konulardaki düşünceleri, günümüz toplumunun dini ve sosyal dinamiklerine dair değerli bir perspektif sunmaktadır.
Popüler kültür bağlamında okuma: lise öğrencilerinin popüler kültüre karşı tutumları ile okumaya karşı tutumlarının karşılaştırılması (Tavşanlı örneği)
Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirilen popüler kültürün kitle kültürüne dönüşmesi, okuma alışkanlığının azalmasına dolayısıyla da halkın anlam üretimlerinin kaybolmasına neden olur. Halkın popüler kültür düzeylerinin okuma ile ilişkilendirilerek irdelenmesi, günümüz modern toplumundaki bireyin anlam dünyasını anlamaya yardımcı olur. Popüler kültür kavram olarak halkın çoğunluğu tarafından benimsenen kültürel beğenilerini ifade eder. Günümüzde bu beğeniler, haz ve isteklerin kolayca doyurulması ile şekillenir. Halk, kendisi için üretilen hazır kültür içeriklerini tercih ederek yani sadece tüketerek popüler kültürü şekillendirir. Popüler kültür içerikleri kitle iletişim araçlarıyla dağıtılır ve bireyler bu metinleri yazılı, görsel ve işitsel olarak okurlar. Okuma bilinen anlamıyla, kitapla etkileşim süreci olarak okuyucu ve metin arasındaki iletişimdir. Okuyanın okuduğu metni anlamlandırabilmesi, onu etkin bir şekilde değerlendirebilmesi zihinsel bir beceriyi gerektirir. Popüler kültürün bireyi pasifleştirmesi sonucu okuma becerileri de bundan etkilenir. Bireyin kendine sunulan popüler metinleri edilgin bir biçimde değil de etkin bir biçimde okuyabilmesi toplumu ve popüler kültürü sorgulamasına neden olur. Bu nedenle toplumların popüler kültürden etkilenmeleri ile okuma alışkanlıkları arasında bir etkileşim vardır. Bu çalışmada, popüler kültüre ilişkin öğrenci tutumları ile okumaya ait öğrenci tutumları arasında karşılaştırma yapılmaktadır. Bu karşılaştırma yapılırken popüler kültüre karşı olumlu tutum geliştirenlerin okumaya ait tutumlarının olumsuz olacağı varsayımından hareket edilmektedir.
Anayasa yapım sürecinde toplumun etkisi
Anayasalar, yönetimlerin güçlerini keyfi kullanmalarını önlemek adına en üst hukuk normu olarak görülen belgelerdir. Ancak anayasalar, içerikleri ve kullanım alanları açısından sadece hukuki değil, siyasi ve toplumsal özellikler de taşımaktadır. Anayasaların toplumsal bir sözleşme olması, anayasa yapım süreçlerinde de toplumun aktif olarak katılımını gerektirmektedir. Anayasa yapım süreçlerini inceleyen bu çalışma da üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; tarihi süreçte anayasa yapım süreçleri incelenmiştir. İlk yazılı anayasa olan ABD'nin anayasa yapım süreci, tarihi olaylarla birlikte değerlendirilerek ele alınmıştır. Ardından ABD'de başlayan anayasa yapım sürecinin Avrupa'ya yayılması incelenmiş ve dünyadaki anayasa yapım süreçleri değerlendirilmiştir. Bir sonraki kısımda ise, Avrupa'da başlayan bu anayasa yapım geleneğinin Türkiye üzerindeki etkileri incelenip; tarih boyunca hem Osmanlı Devleti'nde hem de Türkiye'de yaşanan anayasa yapım süreçleri, öncesi ve sonrasında yaşanan olaylar dikkate alınarak değerlendirilmiştir. İkinci bölümde; Eski Anayasacılık Anlayışından itibaren dünyadaki anayasa yapım süreçlerindeki değişimler incelenmiştir. Demokratik ve katılımın yoğun olduğu bir anayasa yapım sürecinin hangi demokratik yönetim biçimlerinde daha aktif gerçekleştiği, anayasa yapım süreci aşamaları ve katılımlı anayasa yapım süreçleri üzerinde yapılan olumlu ve olumsuz değerlendirmelerden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde; günümüzde yapılmış olan ve katılımın yoğun olduğu anayasa yapım süreçleri incelenmiştir. Bu bağlamda Güney Afrika Cumhuriyeti ve İzlanda'nın anayasa yapım süreçleri ve bu ülkeleri bu sürece yönelten etmenler değerlendirilmiştir.
Edebiyat sosyolojisi çerçevesinde George Orwell'ın Distopya romanlarında toplum tasavvuru: 1984 ve Hayvan çiftliği örnekleri
Bu çalışmada ünlü İngiliz romancı George Orwell'ın "1984" ve "Hayvan Çiftliği" distopik romanları sosyolojik olarak incelenmiştir. Romanların ana gövdesini oluşturan ideal toplum tasavvurları, gelecek toplumlarının totalitarizme dönüşme potansiyelleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. İnsanoğlu yaşamının ilk anından bu yana içerisinde yaşadığı dünyayı değiştirme ve kendine yaşam alanı oluşturma gayesi içerisinde olmuştur. Bu çaba onu hem fiziksel hem de zihinsel açıdan geliştirmiştir. Böyle bir çabanın ürünü olan ütopyalar da onun daha iyi bir yaşam sürme isteğini, ideallerini ve arayışlarını dile getirmektedir. Bu ideallerinde her yönüyle daha iyi, daha güzel veya daha müreffeh bir toplum ya da dünya sistemi tasarlanmakta olduğu söylenebilir. Bu iki romanda totalitarizm ve tahakkümün sınırlarının zorlandığı, bireysel ve toplumsal farklı kimliklerin benzeştirme çabası içinde yok edildiği; düşünmeyen ve sorgulamayan bireylerin arzulandığı; adalet, özgürlük ve eşitliğin dağılımının toplumun tüm kesimleri için mutluluk üretemediği yaşam alanları resmedilmiştir. Ayrıca iktidarın sosyal adalet, eşitlik ve özgürlük alanlarını daraltarak tahakküm aracı haline dolayısıyla totalitarizme dönüştürmesi distopik bir toplum kurgusunun korku ve zorbalık üretme potansiyellerine karşı uyarılar içermektedir. İncelenen bu romanlarda iktidarlarca tasarlanan dünyanın uzunca bir süre varlığını koruyamadıkları görülmektedir. Orwell'ın bu eserleri yazdığı dönem ve gelecek için iktidar gücünün totalitarizme dönüşmesini ve buna bağlı olarak yaşanılan sorunlar hakkında gelecek toplumlarına önemli projeksiyonlar sunmakta, yerinde sosyolojik tespitler ve uyarılar yaptığını görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Edebiyat Sosyolojisi, Ütopya, Distopya, Totalitarizm, 1984, Hayvan Çiftliği.
الهوية في الشعر العراقي المعاصر(2006-2016)
The study was based on a cultural methodology that has become of great standing and has emerged on the contemporary critical scene, which we can only describe as comprehensive. The research was launched through the interface that the cultural systems call for, through poetic reading, revealing the hidden secrets, and interrogating poetic texts, because of the implications of this study, in which it becomes clear to us the depth of meanings and goals in the light of critical studies, through applied criticism and reading an analysis of the poetic texts found in the poets' collections. The research dealt with generations of modern poets, and we wanted from this poetry that appeared and spread after the events that accompanied the occupation, especially the events after 2006, and the violent sectarianism that accompanied them. Contemporary Iraqis felt that it became present by an act in the individual imagination of each one of them, which made it capable of imposing its authority in the Iraqi society, due to its legitimacy and the great acceptability it enjoys, whether it was due to its declared systems or the implicit actions that have the ability to moving things according to data. We find it has dominated the production of the Iraqi poet through religious patterns, and his attempt to reveal the religious hegemony and patterns that managed to impose a state of consciousness and subconsciousness. As a result of the deteriorating and chaotic situation in which the Iraqis are living due to the domination of the religious establishment, the poetic motive became clear and evident in rejecting all religious practices and their activities, so they rebelled against them through a variety of ways, including direct rejection or symbolism, warning and ridicule and other ways. Keywords: identity, poetry, Iraqi society, contemporary Iraqi culture, groups in the society.
الحخف المه ر اس خ اس خم/ ناوة دردعخة
The name of presented research The Crafts and Professions in the Holy Qur'an: An Objective Examination. This study aims to investigate the concepts of craftsmanship and profession in the Qur'an and shed light on their general importance in human life, specifically in the lives of Muslims. This study aims to introduce the crafts and professions mentioned in the Qur'an, examine the types and characteristics of these crafts and professions, and explain the crafts and professions prohibited by Islamic law. This study is based on an objective methodology that involves reviewing and analyzing relevant Quranic verses, as well as examining commentaries and Islamic sources related to this topic. Additionally, the aim of this study is to explain the obtained results. The following elements are as follows: The Qur'an necessitates that every Muslim exert effort, work, and strive to obtain the sustenance that Allah assists them in acquiring, and to fulfill beneficial deeds. In this context, without holding a condescending view towards any profession, it emphasizes the importance of enhancing crafts and professions, continuous learning, constantly improving skills, and acquiring the necessary knowledge. One of the most significant recommendations of the Quran is to recognize the importance of crafts and professions in society, make efforts to enhance them, and strengthen ethical standards and values in professional and occupational choices. Furthermore, it encourages the spirit of exertion and diligence in all fields, promoting the motivation for effort and hard work.
Karamanlı Aynî Divanı'nın cemiyet açısından tahlili
Divan edebiyatı, döneminin sosyal hayat unsurlarını bünyesinde barındıran bir edebiyattır. Karamanlı Aynî, XV. yüzyılda Anadolu'da yaşamış Divan şairlerinden biridir. Hayatının büyük bir bölümünü Karamanoğulları Beyliği'nin merkezi konumunda olan Karaman'da geçirmiştir. Cem Sultan ve Karaman beyi Kasım Bey ile yakın ilişkiler kurarak dönemin siyasi, sosyal, kültürel ve edebî olaylarına şahitlik etmiştir. Karamanlı Aynî Divanı, içtimâî hayat unsurları açısından zengin bir içeriğe sahip olması, siyasi bir divan olması, hacimli bir eser olması, Cem şairlerinin eserleri arasında günümüze ulaşan tek eser olması, Cem Sultan, Kasım Bey, Karamanoğulları Beyliği ve Osmanlı Devleti ile ilgili önemli ipuçları barındırması, tezkirelerde kendine yer bulamaması, lisansüstü düzeyde veya tahlil bazında hakkında herhangi bir çalışmanın yapılmaması bakımından çalışılmaya değer bulunmuştur. Bu çalışmanın amacı, Karamanlı Aynî Divanı'nın cemiyet unsurları açısından incelenmesidir. Bu amaçla, Aynî Divanı'nda yer alan Türkçe şiirler ele alınarak tahlil edilmiştir. Divanda yer alan cemiyet unsurları titizlikle fişlenmiş, bulgular tasnif edilerek alt başlıklar oluşturulmuş ve şiirler değerlendirilerek sonuçlara ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda Karamanlı Aynî Divanı'nın cemiyet unsurları açısından oldukça zengin bir muhtevasının olduğu tespit edilmiştir.
Ivan Illich'in 'Okulsuz Toplum' önerisinin işlevselci ve çatışmacı yaklaşımlar açısından incelenmesi
Eğitim toplumun temel sosyal kurumlarından biridir. Bireyin içinde yaşadığı toplumda bilgi, beceri, tutum ve değerlerini geliştirdiği süreçlerin toplamıdır. Toplumun üyeleri için sosyalleşme veya sonradan katılanlar içinse bir bütünleşme ve kaynaşma sürecidir. Günümüzde eğitim kurumunun, en başta gelen alt kurumu okuldur. Okullar toplumun ihtiyaçları doğrultusunda bireyin yetiştirilmesi ve topluma kazandırılmasına aracılık ederler. Elbette her kurum gibi okullarında, aksayan veya bireyin yada toplumun faydalarını gözetmeyen işlevleri vardır. Radikal bir toplum eleştirmeni olan Ivan Illich'e göre ise, okulların bireyin ve toplumun aleyhine olan işlevleri lehine olanlara göre oldukça fazladır. Ona göre, okullarbireyi kapitalist sistemdeki kurumsal yapıların faydaları doğrultusunda üretmeye ve tüketmeye sevk ederler, sistemin ideolojisini aşılarlar, otoriteye itaati meşrulaştırırlar, bireyi gereken şekilde eğitmezler ve eşitsizlik yaratırlar. Illich açısından okulların ortadan kaldırılması, sebep oldukları tüm bu olumsuz durumların sonu demektir. Illich, okulların kaldırılmasını önerirken, mevcut teknolojileri de göz önünde bulundurarak kendi eğitim yöntemlerini önerir. Illich'in önerisinin farklı yaklaşımlar üzerinden değerlendirilerek çözümlenmesi okullar ve onların işlevlerinin anlaşılması adına faydalı olacaktır. Bu çalışmanın amacı, Illich'in `Okulsuz Toplum' önerisini, `işlevselci' ve `çatışmacı' yaklaşımların kavramlarını göz önünde bulundurarak hermeneutik okumayla çözümlemeye çalışmaktır.Anahtar Sözcükler:Eğitim, Okul, Kurumsal Yapılar, Teknoloji, Eşitsizlik.
Üniversite öğrencilerinde anomi: MCBÜ örneği
Norm, belirli olaylar karşısında toplumun diğer üyeleri tarafından bireyden beklenilen davranışlardır. Normsuzluk yani anomi ise bu normların belli olmaması durumudur. Bireylerin toplumla bağını sağlayan, adeta pusula işlevini ifa eden normların işlevlerini yitirmesi ise bireyin belirli olaylar karşısında nasıl davranacağını bilememesi ile sonuçlanmaktadır. Normlar, her ne kadar bireylerin özgürlüğünü kısıtlayan ve bireyin davranışlarını belirleyen hayali bir çember çizmiş olsa da aynı zamanda bireylere o çember içinde özgürlük imkânı sağlar. Üniversite öğrencilerinin özgürlükle olan bağları, çoğu zaman bu çemberi görmezden gelme ile sonuçlandığı görülmektedir. Bireylerin özellikle de üniversite öğrencilerinin topluma yönelik algıları, toplumun geleceğine ve sürdürülebilirliğine yönelik önemli bir konum teşkil etmektedir. Bu noktada araştırmada üniversite öğrencilerinin anomik sayılabilecek tutumlara sahip olup olmadıkları ve bu tutumların hangi bağımsız değişkenlerle ilişkili olduğunun tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma tanımlayıcı nicel bir saha araştırmadır. Manisa Celal Bayar Üniversitesinde 400 öğrenci örneklem olarak belirlenmiş ve tamamına anket uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS.26 programı aracılığı ile değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde anomi ile ilgili araştırmada kullanılan kavram ve kuramların bir çerçevesi oluşturulmuştur. İkinci bölümde modern ve postmodern toplumda anominin yansımaları ele alınmış ve bu doğrultuda literatürde yapılan çalışmalara ve tartışmalara yer verilmiştir. Araştırmanın son bölümünü ise saha araştırması oluşturmaktadır. Araştırmada katılımcıların orta düzeyde anomi yaşadıklarına ulaşılmıştır. Yüksek düzeyde anomi yaşanılan durum, katılımcıların toplumla bağını sağlayan önderlere ilişkin anomi düzeylerinde görülmektedir. Katılımcıların düşük düzeyde anomi yaşadıkları durum ise aile kurumuna yönelik norm ve değerlere ilişkindir. Bağımsız değişkenler ve anomi düzeyleri incelendiğinde dindarlık düzeyleri ve tanımlanan kimlikler ile anomi düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Türkiye Selçukluları döneminde Ahilerin devlet ve toplum ilişkileri
Ahilik teşkilatı Müslüman Türk toplumunun en uzun süreli ve toplumu derinden etkileyerek biçimlendirmiş en önemli organizasyonlarından birisidir. Ahilik, içerisinde geliştiği toplumu siyasi, ekonomik ve toplumsal açıdan etkilemiş ve şekillendirmiştir. Çalışmamızda Ahiliği oluşturan etmenler kapsamında, Horasan aklı ve Yesevilik düşüncesinin, Fütüvvet ve tasavvuf yapısının ve Türk kültürünün Ahilik teşkilatının oluşumunu nasıl etkilediği anlatılmıştır. Ahi Evran'ın Ahilik içerisindeki etkisi belirtilmiştir. Ahiliğin Şiî-Bâtınilik ile ilgisi olup olmadığı araştırmamızın özgün yönünü oluşturmaktadır. Çalışmamızda Ahilerin siyasi ve toplumsal ilişkileri incelenmiştir. Siyasal ilişkiler kapsamında özellikle Türkiye Selçuklu Devleti dönemi, Kösedağ yenilgisi ve Moğol istilası dönemi ile Türkiye Selçuklu Devleti'nin yıkılması sonrası dönem çalışma alanımızı oluşturmuştur. Ahilik teşkilatının Türkiye Selçuklu Devleti sınırları içerisinde yayılıp gelişmesine sultanların etkisi olmuş, özellikle I. Gıyaseddin Keyhüsrev, I. İzzettin Keykavus ve I. Alaaddin Keykubat gibi sultanların Fütüvvet teşkilatına girmeleri Ahiliğin şehirlerden köylere kadar ulaşmasına katkı sağlamıştır. Sultan I. Alaaddin Keykubat dönemi Ahiler açısından bir dönüm noktasıdır. Sultan I. Alaaddin döneminde Ahiler en zirve dönemlerini yaşamışlardır. Fakat I. Alaaddin Keykubat'ın zehirlenerek öldürülmesi, II. Gıyaseddin Keyhüsrev'in yönetimi yıllarında uygulanan yanlış siyasetler sonucu meydana gelen Türkmen isyanları ve devamında Kösedağ yenilgisi sonrası gerçekleşen Moğol tahakkümü Ahiler üzerinde baskı ve sindirme olaylarına neden olmuştur. Ahiler tüm olumsuzluklara rağmen hem Beylikler döneminde hem de kuruluşuna zemin hazırlayarak Osmanlı Devleti döneminde varlıklarını sürdürmüşlerdir. Ahilerin toplumsal gruplarla ilişkileri kapsamında, kendi döneminde bulunan dini zümreler ile ilişkileri incelenmiş, özellikle Ahilerin Yesevilik ve Evhadilik ile bağı, Bektaşilik'in kurucusu Hacı Bektaş ile Babailer lideri Baba İlyas'ın Ahi Evran ile dostluğu belirtilmiştir. Babailer isyanının siyasi ve ekonomik nedenleri, Babailerle Ahilerin ilişkileri incelenmiştir. Mevleviler ile Ahilerin kimi zaman olumlu kimi zaman da olumsuz ilişkileri anlatılmıştır. Kalenderilik mensuplarıyla Ahilerin ilişkileri açıklanmıştır.
Antik çağ'dan bugüne Anadolu medeniyetlerinde yaşayan farklı toplumlardaki antropometrik ve radyolojik değerler
Boy uzunluğu, toplumlar hakkında bilgi vermesi açısından literatürde önemli bir parametre olarak kabul edilmiş ve birçok araştırmacı iskelet kalıntılarından boy uzunluğu tahmini için farklı yöntemler geliştirmiştir. Günümüzde kullanılan ve geçerliliğini koruyan çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Bu projede ilk aşamada, günümüz populasyonundaki yetişkin bireylerin kemik radyografilerinden elde edilen ölçümlerle boy uzunluğu regresyon denkleminin oluşturulması, daha sonra bu denklemin Antik dönemde yaşamış toplumlara ait yetişkin isketlere uygulanması ve değişik boy uzunluğu tahmin yöntemleri ile kıyaslayarak iskelet boylarındaki farklılıkların incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda, Van ve Kütahya bölgelerinde yapılan kazılardan elde edilen eski Anadolu toplumlarına ait 158 (84 erkek, 74 kadın) iskelet ile günümüz toplumundaki 167 (97 erkek, 70 kadın) sağlıklı bireyin radyografik görüntülerden alt ve üst ekstremitede bulunan altı uzun kemiğin (humerus, radius, ulna, femur, tibia ve fibula) maksimum uzunluk ölçümleri alınmıştır. Populasyonumuza ait bireylerin maksimum kemik uzunluklarından boy uzunluğu tahmini için doğrusal ve çoklu regresyon denklemleri oluşturulmuştur. Bu denklemlerde standart hata 1,68-4,09 cm aralığında bulunmuştur. Ayrıca toplumumuzdaki kadın ve erkeklerde, boy uzunluğu ile sağ maksimum humerus uzunluğu ölçümleri arasında yüksek bir pozitif korelasyon görülmüştür. Çalışma sonucunda, elde ettiğimiz regresyon denklemleri boy uzunluğu tahmininde oldukça güvenilir ve başarılı sonuçlar vermiştir. Bu denklemler özellikle ülkemizde yapılan kazılarda elde edilen tarih öncesinde yaşamış toplumlara ait boy uzunluğu tahmininde bize oldukça kolaylık ve tahmin doğruluğu sağlayacaktır.
A study of Raqqa tribes in Syria social, political and economic profiles
This study starts from the premise that a clan or tribe is a political phenomenon first and foremost. Of course, the clan is a social entity it was formed within the social life of human beings and to achieve social needs. It could also be an economic entity or a security institution whose tribal men exchange services and benefits and protect each other in the face of all forms of external danger; The clan is often an ethnic entity as well, because it is based on blood kinship or lineage in origin. Kinship here may be real, or it may be hypothetical, which tribesmen imagine in response to a specific situation. This research aims, through its six chapters, to clarify the tribal structure in the province of Raqqa and explain the basic concepts and differences between tribe and clan, as well as other terms that are often used in their incorrect locations. This research also aims to discuss social changes and tribal customs and traditions that have developed over time, in addition to researching the policies of states, governments and authorities that have successively controlled the province of Raqqa. And exploring the implications and results of these policies on the relationship that linked the state and the tribe since before the collapse of the Ottoman Empire and passing through all the authorities and governments that ruled this region up to the 2011 Syrian uprising, which is still going on to this day, and discussing their very large effects on the structure of the tribe and the relationship of tribe members between them and the relationship with them. Other tribes and the relationship of the tribal community as a whole with the authority and the state.
Dişi Kurdun Rüyaları'ndan Dağlar Yıkıldığı Zaman-Ebedi Gelin romanına Cengiz Aytmatov: Konu, bakış açısı toplum ve birey
Siyasi çalkantıların pek dinmediği Kırgız coğrafyası ve içinde yaşayan insanları, tabiatı, tüm canlıları bir ressam gibi çizen yazar Cengiz Aytmatov tezimizin konusunu oluşturmaktadır. Tek başına çok geniş bir konu olan Aytmatov'un milli kimlikten sıyrılarak evrensele geçiş romanı olan ?Dişi Kurdun Rüyaları? ndan son romanı olan ?Dağlar Yıkıldığı Zaman - Ebedi Gelin? e kadar olan süreçte yazarın toplum ve birey, bakış açısı ve olay bakımından nasıl bir değişim ya da gelişim gösterdiğini, olayları ele alışı, eserlerinde vurgulamak istediği düşünceyi, romanlarını satır satır analiz ederek göstermeye çalıştık.İncelediğimiz eserlerde gördük ki yazar adım adım milli kimliğinden sıyrılarak evrensel bir kimliğe bürünmekte, olaylara sadece bir Rus, bir Kırgız değil insan merkezli yaklaşmaktadır. Ayrıca, baskı döneminde yaşayan bir Kırgız yazarının, hayatı ne şekilde anlattığını görmek istedik. Aytmatov'un incelenen tüm romanlarında ?doğal yaşam vurgusu? bariz bir biçimde kendisini hissettirmekte, ana temayı oluşturmaktadır.Cengiz Aytmatov, konusu çok çeşitli mekân ve coğrafyalarda geçen eserlerinde esasen insanlığın asli meselesi olan iyi-kötü çatışmasını ele almış; bundan yola çıkarak insanın tabiatına aykırı her tür faaliyetin evrenin var olan düzenini ve geleceğini tehdit eden en büyük tehlike olduğu fikrini temel bir tez olarak işlemiştir.Giriş dışında incelemem, Aytmatov'un özel ve sanat yaşamının anlatıldığı birinci bölüm, ?Cengiz Aytmatov'un Eserleri¬nin özet ve analizleri? ile tüm romanlarının konu, bakış açısı, toplum ve birey başlıkları altında karşılaştırıldığı ikinci bölüm ve sonuç bölümünün yer aldığı üçüncü bölümden meyda¬na gelmiştir.Çalışmamda yeni eleştiri ile tarihi eleştiri yöntemini kullandım, yazarla ilgili yazı ve dergileri, YÖK'teki tezleri taradım. Yazarın kendi eserlerini ise esas olarak aldım.Anahtar kelimeler: Cengiz Aytmatov, Dişi Kurdun Rüyaları, Dağlar Yıkıldığı Zaman - Ebedi Gelin, Kassandra Damgası, Kırgız Edebiyatı, Cengiz Hana Küsen Bulut, Toplum ve Birey, Bakış açısı
Hastanede yatan toplumda gelişen pnömoni hastalarında pnömoni ağırlık indekslerinin tanı ve tedavideki değeri ve birbirleri ile olan ilişkisi
VII. ÖZETTGP, tüm dünyada yaygın ve ciddi bir sağlık sorunudur. Ülkemizde altsolunum yolu infeksiyonları, ölüm nedenleri arasında %4,2 ile 5. sırada yeralmaktadır. Tanı konulur konulmaz uygun antibiyotik tedavisininbaslanmasının mortalite üzerine etkili olduğu gösterilmistir (3). Pnömonitedavisindeki gecikmenin morbidite ve mortaliteyi artırdığı bilinmektedir (14).Bu olgularda baslangıçta seçilen uygunsuz antibiyotik seçimi kötü prognostikfaktör olarak öne çıkmaktadır (15). Eriskin TGP hastalarının tanı ve tedavisiiçin, pnömoni siddetini değerlendiren indeksler içeren rehberleryayınlanmıstır. Pnömoni siddet indeks skorları ve infeksiyon belirteçleriolguların hastaneye yatıs kararı, tedavisi konusunda yol gösterici olurken,yatıs süresi, prognoz, mortalite ve maliyet hakkında ön görüde bulunabilir.Çalısmamızda pnömoni ağırlık indekslerinden PSI, CURB-65, CRB-65, A-DROP ve SOAR indekslerinin tanı ve tedavideki değerlerinin vebirbirleri ile olan iliskisinin değerlendirilmesi amaçlanmıstır.Çalısmamıza Türk Toraks Derneği Eriskinlerde Toplumda GelisenPnömoni Tanı ve Tedavi Uzlası Raporu'na göre yatıs endikasyonu bulunuphastaneye yatırılan 90 TGP tanılı olgu alındı. Türk Toraks Derneği SolunumSistemi ?nfeksiyonları Çalısma Grubu tarafından hazırlanan Pnömoni VeriTabanı kullanılarak hazırlanan hasta izlem formuna, hastanın ilk yatıs günübilgileri, yatısı sırasında ve taburcu olduğu günde kontrol bilgileri ve toplamtedavi maliyeti kaydedildi.Çalısmaya aldığımız 90 olgunun 28 (%31)'i erkek, 62 (%68,9)'sikadındı. Yas ortalaması 68 olarak saptandı. En sık semptomlar sıraylahalsizlik, balgam çıkarma ve öksürüktü. Ek hastalığı olan 74 (%82,2) olgudaen sık KOAH bulunmaktaydı ve olgularımızın %17,8'i aktif olarak sigaraiçiyordu. Daha önceden inhale kortikosteroid kullanan hastaların sayısı 32(%%58), sistemik kortikosteroid kullananların sayısı ise 10 (%11,1) idi. 90olgunun 13 (% 14,4)'ünün sistolik tansiyon değeri < 90 mmHg, 38110olgunun(%42,2) diyastolik kan basıncı ? 60 mmHg, en sık oskültasyonbulgusu lokalize raller ve bronsial solunum sesiydi. Radyolojik olarak en sık1-2 lobda konsolidasyon bulgusu mevcuttu, 19 (%21,1) olguda plevralefüzyon vardı. Olguların biyokimya, hemogram, arter kan gazı, infeksiyonbelirteçlerinden CRP ve PCT değerlerine bakıldı. Tüm olguların pnömoniağırlık skorları hesaplandı ve tek tek indekslerin ortalama skor değerlerininolguların hastaneye yatısını gerektiren değerler olduğu bulundu. Olgular,Türk Toraks Derneği Eriskinlerde Toplumda Gelisen Pnömoni Tanı veTedavi Uzlası Raporu'na göre gruplandırılarak, uygun antibiyotik tedavisibaslandı. En çok Grup II hasta olduğu ve 64 hastanın rehbere uygun tedavialdığı görüldü. 19 olgumuzda (%:21,1) komplikasyon gelisti ve 13(%14,4)olguda tedavi değisikliği yapıldı. Ortalama yatıs süresi 9,46 ± 5,11gün ve ortalama hastane fatura bedeli 2989 ± 4209 liraydı. Olgularıntedaviye verdikleri 1 aylık yanıt incelendiğinde 70(% 77,8) olguda tamiyilesme, 5(%5,6) olguda ölüm saptandı.Çalısmamızda değerlendirdiğimiz pnömoni ağırlık indeksleri PSI,CURB-65, CRB-65, SOAR ve A-DROP indeksleriydi ve bu indeksler herhasta için skorlanıp karsılastırıldığında, pnömoninin siddetini belirlemeaçısından tüm indekslerin birbirleri ile korele oldukları, hastalığın siddetinibenzer sekilde saptadıkları gösterildi. PSI'e göre hastalığın siddeti arttıkça,diğer indekslerin de skorlarında artıs ve PCT, CRP değerlerinde artıssaptandı. PSI ile CRP, PCT, CURB-65, CRB-65, A-DROP ve SOARindeksleri arasında istatistiksel olarak anlamlı iliski saptandı. CURB-65 veCRB-65 indekslerinin kendi aralarında en güçlü korelasyonu gösterdikleri,ikisinin PSI, A-DROP, SOAR indeksleri ve PCT değerleri ile pozitifkorelasyon gösterdiği görüldü. PSI ile A-DROP arasında pnömoni siddetinibelirleme açısından 2. en güçlü korelasyon olduğu, A-DROP'a göre pnömonisiddeti arttıkça, PSI'e göre de arttığı görüldü. A-DROP'a göre hastalıksiddetinde artısla CRP, PCT değerlerinde artıs veya azalma saptanmadı,aralarında istatistiksel anlamlı iliski bulunamadı. SOAR indeksine göre111hastalık siddeti arttıkça, PSI, CURB-65, CRB-65, A-DROP, SOARindekslerine göre de hastalık siddetinde artıs olduğu, PSI, CURB-65, CRB-65, A-DROP, SOAR indeksleri ile korele olduğu saptandı, ancak SOARindeksine göre pnömoni siddetinde artıs ile PCT ve CRP'de artıs olmadı,aralarında istatistiksel olarak anlamlı iliski saptanmadı.Bakılan diğer parametrelerle indeksler arasındaki korelasyonarastırıldı ve PSI, A-DROP, SOAR indekslerine göre pnömoni ağırlığındaartıs olduğu durumlarda PaO2/FiO2 oranının azaldığı görülürken, CURB-65ve CRB-65'e göre değerlendirme ile istatistiksel anlamlı iliski olmadığısaptandı. PSI ve A-DROP indeks skorlarına göre pnömoni siddeti arttıkçakomplikasyon gelisiminde artıs saptanırken, CURB-65, CRB-65, SOARindeksleri ile komplikasyon gelisimi arasında istatistiksel anlamlı iliskiolmadığı görüldü. Hastane fatura bedeli ile PSI ve SOAR indeksi arasındaistatistiksel anlamlı iliski yokken, CURB-65, CRB-65, A-DROP'a görepnömoni ağırlığında artıs olması durumunda hastane fatura bedelinin arttığıgörüldü. Olgularda PSI, CURB-65, CRB-65, A-DROP ve SOAR indekslerinegöre pnömoni ağırlığı ile pnömoninin radyolojik yaygınlığı ve yatıs süresiarasında anlamlı iliski olmadığı görüldü.?nfeksiyon belirteçlerinden CRP ve PCT'nin birbiri ile korele olmadığı,aynı ağırlıktaki pnömoni olgularında, benzer biçimde artmadığı görüldü. CRPile PSI arasında pozitif korelasyon olduğu, PSI'e göre pnömoni siddetininarttığı durumlarda CRP değerlerinde artıs olduğu görülürken; PCT düzeyiarttıkça PSI, CURB-65, CRB-65'e göre pnömoni siddetinde artıs olduğugösterildi.Tedavi sonucu ve tedavi sonucunu etkileyen parametrelerarastırıldığında, inhale kortikosteroid kullanmının, PaO2/FiO2 oranın, yasın,sistolik ve diyastolik kan basıncı değerlerindeki değisikliğin, tedavininrehbere uygunluğunun tedavi sonucunu etkilemediği görülürken; tedavideğisikliği yapılan olgularda, 1 aylık tedavi sonucu değerlendirilmesindemortalitede artıs olduğu görüldü.112Sonuç olarak çalısmamızda, pnömoni ağırlık skorlamalarından PSI,CURB-65, CRB-65, A-DROP ve SOAR indekslerinin genel olarak birbirleri ilekorele olduğu bulunmustur. Bu nedenle her hastane ve hekim kendisi için enuygun skorlama sistemini seçebilir. PSI, klinikteki sonuçlarla en fazlakorelasyon göstermesi nedeniyle tanı ve tedavi değerlendirmesinde en etkiliskorlama sistemidir ancak parametre sayısının fazlalığı nedeniyle kullanımızordur ve vakit almaktadır. Bunun yerine, daha az parametre içermesi,kullanım kolaylığı, CURB-65 indeksinde olmayan oksijenasyon parametresiiçermesi ve PSI ile yakın korelasyonu nedeniyle, PSI yerine A-DROPindeksi kullanılabilir. CURB-65 ve CRB-65 indeksleri arasında güçlükorelasyon olması nedeniyle, kan üresinin bakılamadığı sağlık kuruluslarındaCRB-65, CURB-65 yerine kullanılabilir. ?nfeksiyon belirteçlerinden PCT,CRP'ye göre pnömoni ağırlık indeksleri ile daha fazla korele olmasınedeniyle imkanlar dahilinde CRP'ye tercih edilebilir. Pnömoni ağırlıkindeksleri ve rehberlere göre tanı ve tedavi yararlılığı, fazla sayıda olgu ileyapılan çalısmalarla ortaya konulmalı, her ülke kendi rehberini olusturmalıdır.
Öğretmen adaylarının toplumsal uzaklıkla ilgili görüşleri
Öğretmen adaylarının toplumsal uzaklık konusundaki görüşlerini tespit etmeye yönelik bu çalışmada, nicel araştırma deseni ve betimsel- tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini Gaziantep Üniversitesinde Sosyal Bilgiler, Türkçe, Matematik ve Sınıf öğretmenliği bölümlerinde 2017-2018 yılında öğrenim gören öğretmen adayları oluşturmuştur.Araştırmada veri toplama aracı olarak beşli likert tipi ölçek kullanılmıştır. Bogardus'un kullandığı ölçeğe araştırmacının kendisi tarafından yeni maddeler de eklenerek yeniden düzenlenmiştir. Oluşturulan ölçek dört yüz bir öğretmen adayına uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. SPSS programına girilen verilerin analizi için yüzde, frekans, aritmetik ortalama, t testi ve varyans analizleri yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, kadınların toplumsal uzaklık puanları ile erkeklerin toplumsal uzaklık puanları arasında anlamlı bir farklılaşma meydana geldiği, farklı yaş düzeyinde bulunan katılımcıların toplam uzaklık puanlarının istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği ve katılımcıların toplumsal uzaklık puanlarının gelir düzeyi değişkenine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sosyal Bilgiler, Toplum, Toplumsal Uzaklık, Öğretmen Adayları
Tüketim kültürü ve değişen törensel yemek algısına etkisi: Gaziantep örneği
Toplumların yemekle ilgili algısı sadece biyolojik bir ihtiyacı karşılamaya odaklı değildir. Yemek yemek her ne kadar biyolojik bir gereksinim olsa da toplumların bunu tüketme biçimleri birbirinden farklıdır ve içinde bulundukları çağın kültürüne uyum sağlayarak değişim gösterir. Toplumların değişen tüketim alışkanlıkları ve beraberinde oluşturduğu tüketim kültürü törensel yemek anlayışının da değişmesine yol açmıştır. Özellikle içinde bulunduğumuz bilim ve teknoloji çağında post modern toplumlar hızla tüketmekte ve bu durum da toplumsal olarak gerçekleştirilen törensel yemeklerin algısında kitlesel çapta bir değişime yol açmaktadır. Bu değişimi toplumların tüketim alışkanlıklarından oluşan kültür göz önünde bulundurulduğunda tören yemekleri gibi kitlesel yemeklerin sunumundaki şekilsel, mekânsal ve tüketim alışkanlıklarına bağlı değişiklikleri somut bir biçimde gözlemlemek mümkündür. Daha önceki dönemlerde evlerde geleneksel olarak hazırlanan törensel yemeklerin yerini; son yıllarda sayıları hızla artan yemek şirketlerinin hazırladığı yemekler ve organizasyon şirketlerinin tasarladığı mekânlara uygun bir biçimde hazır paket halinde tüketilmesi üzerine düzenlediği törenler almaktadır. Bu tezde tüketim kültürünün başta doğum mevlidi, sünnet, düğün ve cenaze törenleri temel alınarak Gaziantep'teki törensel yemek algısına etkisi incelenmiştir. Tezin ilerleyen bölümlerinde törensel yemekten kastedilen doğum mevlidi, sünnet, düğün, cenaze törenleri yemekleridir ve gelecekte bu alanda yapılacak çalışmalara ışık tutması hedeflenmiştir.
Edebiyat dergiciliğinde din ve toplum: Mavera dergisi örneği
Bu çalışmada genel itibariyle, "Mavera Dergisi'nde dini ve toplumsal ögeler nasıl işlenmiştir? İşlenen dini ögeler hangi bakış açısıyla değerlendirilmiştir? Sosyal değişim, modernleşme kavramları nasıl ele alınmıştır?" Sorularına nitel araştırma yöntemi ve söylem analizi tekniği kullanılarak yanıt aranmıştır. Dönem itibariyle Türkiye'de toplumsal değişimin hızlandığı bir süreçte yayın yapan Mavera Dergisi, kendisini "muhafazakar fikir ve edebiyat dergisi" olarak tanımlamıştır. 1970'li yılların sonu, 1980'ler ve 1990 yılı boyunca yayın hayatını sürdüren dergi, çeşitli dini ve toplumsal konuları kendi gündemi yapmış ve okuyucularına sunmuştur. Çalışmaya girizgah mahiyetinde Mavera Dergisi hakkında bilgilendirmelerle başlanmıştır. Akabinde Mavera Dergisi'nde din olgusu işlenmiştir. Ardından Mavera Dergisi'nin temel yaklaşımlarını oluşturan dört temeli izah edilmiştir. Son olarak Mavera Dergisi'nde sosyal değişim ve modernleşme işlenmiş ve çalışma genel sonuca bağlanmıştır. Ulaşılan sonuç itibariyle Mavera Dergisi, dini işlevsel perspektiften bakarak değerlendirmiş ve toplum ve birey için iyi yönlerini ortaya çıkarmıştır. Derginin bu işlevselci yaklaşımlarının ardında ümmetçilik ve tasavvuf yer almaktadır. Toplumsal anlamda gerek sosyal değişmeyi gerek ise modernleşmeyi gündemine almışlar ve batı kaynaklı değişimi reddetmişlerdir. Değişimin veya modernleşmenin karşıtı olmadıklarını ifade etmişler ve değişimin, modernleşmenin ancak İslam ve İslam medeniyeti ile mümkün olabileceğini savunmuşlardır.
Libya'da Senusilik hareketi
Araştırma, Senusilik tarikatıyla ilgili, İslami ve ıslah edici davet olarak kurucusunun hayatı, soyu, eğitimi ve tarikatı kurma çabasına, liderlik olarak kendisinden sonra gelenlerin hayatına sıkıca bağlanan bu tarikat ve ortaya çıkış etkenleri, diğer bölgeler haricinde Sirenayka'yla olan bağlantısının etkenleri üzerinde durmaktadır. Ayrıca araştırmacı, bu tarikatın en önemli ilkelerine, özellikle Vahabilik olmak üzere diğer İslami mezhep ve hareketlerle olan bağlantısına, ekonomik, toplumsal, sini ve siyasi olmak üzere her açıdan Senusi toplumunu inşa eden yapı olarak Senusi zaviyelerinin sistemine değinmektedir. Yine araştırmacı, Senusi Kardeşlere, temellerine ve tarikat içindeki rütbelerine, Senusi tarikatını desteklemek, fikirlerini yaymak, ilkelerini ve temel kabullerini yaymak için üstlendikleri role de değinmektedir. Anahtar kelimeler: Senusilik-toplum- siyasi
Cezayir aydınının din ve toplum anlayışı
Aydınlar toplumun en önemli kültürel ve entelektüel unsurlarıdır. Toplumu doğru yola yönlendiren, yanlışı açıklayan ve toplumsal kriz anlarında topluma çözüm verenler onlardır. Başka bir ifadeyle, toplum için Aydınlar, insan için su gibidir, insanlar onlara her zaman ihtiyaç duyarlar ve yokluğunda ölürler. Bu bağlamda aydınlanma her toplumda aynı değildir ve her toplumun kendi aydınlanması vardır. Cezayir aydınlanma söyleminin özellikleri, Cezayir ulusal tarihindeki mücadele aşamasında ortaya çıkmaya başladı. Başlangıcını Cezayir devletinin kurucusu olan Prens Abdülkadir'in (1808-1883) liderliği döneminde belirleyebileceğimiz Cezayir aydınlanma hareketi, takdiri hak eden çok önemli fikirlere ulaşmıştır. Cezayir aydınlarının çabaları, Cezayir toplumunda olumsuz bir değişim oluşturmaya ve onu dininden, kimliğinden ve kökeninden uzaklaştırmaya yönelik birçok girişimin engellenmesinde önemli etkilere sahiptir. Bunun yanı sıra Cezayir aydınları din ve toplum ile ilgili yeni fikirler getirmişlerdir. Buna dayanarak "Cezayir Aydınının Din ve Toplum Anlayışı" adı verilen bu çalışma, onların fikirlerini tartışmayı ve yakından tanımayı hedeflemektedir. Araştırma, yirminci yüzyılda yaşamış en önde gelen on Cezayir aydınının, din ve Cezayir toplumu ilişkisindeki etkilerini mercek altına almaktadır. Anahtar Kelimeler: Cezayir, Aydın, Din, Toplum.