Essential oils
73 theses under this subject heading
Farklı koşullar altında elde edilen Rosmarinus officinalis uçucu yağlarının kimyasal içeriklerindeki değişimlerin incelenmesi ve kemometrik analizleri
Bu tez çalışmasında, Muğla'da kültürü yapılan Rosmarinus officinalis L. (biberiye) türünün farklı koşullarda elde edilen uçucu yağlarının kimyasal içeriğinin GC-MS ile tespit edilmesi, antikolinesteraz, tirosinaz, α-amilaz ve α-glukosidaz enzim inhibisyon potansiyellerinin ortaya konması ve verilerin kemometrik olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Lamiaceae familyası türü olan Rosmarinus officinalis (Biberiye) hem süs hem kozmetik hem de tıbbi açıdan dünyanın birçok yerinde yetiştirilen bir kültür bitkisidir. Ülkemizde "Biberiye, Kuş dili" olarak bilinir ve anavatanı Kuzey Afrika ve Akdeniz ülkeleridir. R. officinalis iğneye benzeyen ince yapraklı, mor çiçekli ve çalı görünümlüdür. Akdeniz çevresinde yaygın olarak yetişen bitkinin genç sürgünleri baharat, kendisi ise süs bitkisi olarak kullanılmaktadır. Çiçeklerinin haşlanmasıyla şurup, çiçeklerinden ve yapraklarından "biberiye ispirtosu", kolonya vb. yapmaya yarayan değerli bir uçucu yağının kozmetikte özellikle cilt bakım ürünlerinde kullanıldığı bilinmektedir. R. officinalis çayının sindirim sistemine de faydalı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle R. officinalis türünün uçucu yağı çeşitli farmakopilere girmektedir. Avrupa Farmakopisinde "Rosemary Leaf ve Rosmarini folium" ismiyle yer almaktadır ve genel olarak uçucu yağı hidrodestilasyon yöntemiyle elde edilmektedir. Ülkemizde geniş Akdeniz iklimi üzerinde kültürü yapılan bu önemli türün uçucu yağının içeriklerindeki kimyasalların standardizasyonu için kurutma türünün ve uçucu yağ çıkartılmada kullanılan suyun pH'ın net olarak bilinmesi önem taşımaktadır. Fitoterapötik ve aromaterapötik kullanımı yaygın olan R. officinalis türünün uçucu yağının kimyasal içeriğinin çeşitli etmenlerle değişip değişmediğini, standardize edilip edilemeyeceğinin araştırılmasının yapılması amaçlandı. Bu amaçla, Muğla-Köyceğiz yöresinden toplanan R. officinalis, parçalara bölünüp farklı şartlar altında kurutmaya bırakıldı. R. officinalis bitkisi toplandıktan hemen sonra, güneş altında ve karanlık ortamda 1., 2., 3., ve 4. gün, ve son olarak meyve kurutma makinesinde kurutuldu. Her bir kurutma yöntemi için ayrılan örneklerin herbiri ayrıca üçe bölünerek hidrodestilasyon işleminde sırasıyla, pH=5.8, pH=7.0 ve pH=8.0'e getirilmiş su kullanılarak uçucu yağlar çıkartıldı. Böylelikle 30 adet uçucu yağ elde edildi. Elde edilen uçucu yağların kimyasal içerikleri GC-MS cihazında analiz edilerek uçucu bileşenleri belirlendi. Ayrıca, tıpta ve kozmetikte kullanım alanı olan için R. officinalis türünün 30 adet uçucu yağının asetilkolinesteraz, bütirilkolinesteraz, tirozinaz, α-glukosidaz ve α-amilaz inhibisyon aktiviteleri test edildi. Uçucu yağların majör bişenleri α-pinen (%0,001 ile %19,6), ecaliptol (%0,001 ile %53,2), camphor (%0,13 ile %18,6), borneol (%0,13 ile %35,4), verbenon (%0,24 ile %98,1), ilginç bir şekilde kurutma ve pH etkilerinden dolayı farklılık gösterdi. Avrupa Farmakopisinde yer alan diğer majör bileşenlerin camphen (%0,001 ile %5,5), β-pinene (%0,001 ile %4,9), myrcene (%0,001 ile %1,9), p-cymene (%0,001 ile %2,97), limonene (%0,001 ile %4,3), α-terpineol (%0,27 ile %12,1) ve bornyl acetate (%0,001 ile %7,8) de % bileşen miktarlarının yüksek oranda değiştiği izlendi. Bu tez kapsamında R. officinalis bitkisinin uçucu yağının içeriğinin çeşitli etmenlerle değiştiği ve enzim inhibisyon deneylerinin farklılık gösterdiği görüldü. Hem GC-MS verilerine hem de biyoaktivitelere kemometrik yöntemlere tabii tutularak aradaki farklılıklar belirlendi. Meyve kurutma makinesi ile kurutulan bitki örneğinden elde edilen uçucu yağların Avrupa Farmokopisine en uygun olduğu tespit edildi. Bu tez çalışmasının sonuçları, bitki özütleme, uçucu yağ elde etme bakımından önemli olduğundan halk sağlığını korumak adına uçucu yağ üreten firmalar açısından önem arz ettiğini düşünmekteyiz.
Crenosciadium siifolium ve glaucosciadium cordifolium (apiaceae)'un farmasötik botanik yönünden araştırmaları
Bu çalışmada Apiaceae (Umbelliferae) familyasına ait Türkiye'de doğal olarak yetişen biri endemik ve tehlike kategorisi (EN) olmak üzere iki monotipik tür olan Crenosciadium siifolium Boiss. et. Heldr. ve Glaucosciadium cordifolium (Boiss.) Burtt. & Davis, farmasötik botanik yönden araştırılmış ve bu türlerin morfolojik, anatomik, palinolojik özellikleri ayrıntılı olarak ışık ve taramalı elektron mikroskobunda (SEM) ortaya konmuştur. Kimyasal çalışmalarımızda ise bitkilerin yağ verimleri belirlenip, uçucu yağ analizleri yapılarak, antimikrobiyal etkilerine bakılmıştır. Türlerin morfolojik özelliklerini belirlemek amacıyla genel görünüşleri, çiçek durumu, tek çiçek, meyve ve meyveye ait kısımlar çizilmiş, doğal ortamlarında çekilen fotoğraflarıyla birlikte verilmiştir. Ayrıca meyve yüzeylerinin mikromorfolojik özellikleri taramalı elektron mikroskobunda (SEM) incelenmiştir. Anatomik çalışmalarda bitkilerin gövde, yaprak ve meyvelerinden alınan kesitlerle iç yapısı aydınlatılmıştır. Her iki türde de gövdeler yuvarlak ve çizgilidir. C. siifolium 'da iletim demetleri 13-17, G. cordifolium'da ise 17-24 adet olup, halka şeklinde düzenlenmiştir. C. siifolium'da öz boşken, G. cordifolium'da öz doludur ve yer yer salgı kanalı içerir. C. siifolium'da yaprak bifasiyal, diğerinde monofasiyal tiptedir. C. siifolium merikarp anatomisi enine kesitte, beşgenimsi şekilde ve salgı kanalları çoktur. G. cordifolium'da merikarp eliptik şeklinde ve daha az salgı kanallıdır. C. siifolium polenlerinin şekli perprolat, diğerinin ise europlat-perprolattır ve her ikisi de rugulat ornemantasyona sahiptir. Kimyasal çalışmalarda bitkilerin toprak üstü kısımlarından, distilasyonu sonucu uçucu yağ elde edilmiş ve uçucu bileşiklerin GK ve GK-KS analizleri gerçekleştirilmiştir. C. siifolium'un uçucu yağ temel bileşenleri diterpen (% 35.9), β-Pinen (% 19.9) ve (Z)-β-Osimen (% 9.8)'dir. G. cordifolium'un uçucu yağ ana bileşenleri ise Sabinen (% 42.1), α- Pinen (% 17.1) ve α-Fellandren (% 10.1)' dir. Antimikrobiyal çalışmalarda ise Klinik Laboratuvar Standartları Enstitüsü'ün (CLSI) standart protokollerine göre uçucu yağların antikandidal ve antibakteriyal etkileri 14 patojen mikroorganizmaya karşı denenmiştir. Anahtar Kelimeler: Apiaceae, anatomi, morfoloji, palinoloji, SEM, uçucu yağ
Eskişehir aktarlarında satılan Tilia flos örneklerinin farmakognozik incelenmesi ve uçucu yağlarının bileşimi
Eskişehir Ormanlarında Tilia argentea, Tilia rubra ve Gökçekaya'da Tilia platyphyllos yetiştiği saptanmıştır. Tilia cordata'nın braktesinin alt ve üst epiderma hücre duvarlarının dalgalı iken T. rubra'nın düz duvarlı, T. argentea'da alt epidermanın dalgalı olduğu görülmüştür. T. rubra ve T. cordata braktesinde tek hücreli örtü tüyü, T. argentea'da bol miktarda çok kollu (8-9) yıldız örtü tüyü vardır. Diğer anatomik yapılar ise üç türde aynı olarak gözlenmiştir. Çiçekte farklı görülen ovaryumdaki yıldız örtü tüyleri T. cordata, T. rubra'da 4-6 kollu iken, T. argentea'da 8-9 kolludur ve daha sık bulunmaktadır. Bursa T.argentea örneğinde yabancı madde miktarı %2'nin altında olup, Farmakopeye uygundur. Diğerleri ise uygun değildir. Kurutmada kayıp, toplam kül ve asitte erimeyen kül tayini analiz sonuçları farmakopeye uygun bulunmuştur. Örneklerin çiçek oranı % 53-70, su distilasyonu ile elde edilen uçucu yağların verimi T. cordata'da %0,02, T.argentea örneklerinde %0,02 ve T.rubra örneklerin de %0,01-0,03 ve Düzce T.cordata (tıbbi tür) örneğinin uçucu yağında, trikosan %28, heneikosan %19, nonakosan %13, hekzadekanoik asit % 8, pentakosan % 6 ve hekzahidrofarnesil aseton % 6 ana bileşikler olarak bulunmuştur. Eskişehir, Manisa, Balıkesir, Amasya T.rubra örneklerinin uçucu yağlarında ki ana bileşikler, trikosan (%22, 29, 42, 25), hekzadekanoik asit (%22, 17, 7, 26), kaur-16-en (%11, 6, 3, 0), hekzahidrofarnesil aseton (% 8, 7, 8, 6), heneikosan (%7, 9, 2, 14), pentakosan (%7, 7, 11, 6) olarak saptanmıştır. Bursa, Kütahya T.argentea uçucu yağlarında hekzadekanoik asit (%31, 40), trikosan (% 21, 12), hekzahidrofarnesil aseton (%14, 7), pentakosan (%7, 4), kumin aldehit (%0, 7), linoleik asit (%5, 4) ana bileşikler olarak bulunmuştur.
Hyperıcum perforatum L. (sarı kantaron) bitkisinin fitokimyasal profili ve farmakolojik potansiyelinin değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında, tıbbi aromatik bitki olan Hypericum perforatum L. uçucu bileşenlerinin kimyasal içeriği ve bileşenlerin tedavi edici potansiyelleri incelendi. Bu kapsamda bitki örnekleri üç farklı yöreden temin edildi. Yöntem olarak hidrodestilasyon (Clevenger aparatı) ve ekstraksiyon (Soxhlet sistemi) kullanılarak uçucu yağ elde edildi. Elde edilen yağın kimyasal bileşenleri, GC-MS ile analiz edildi. Tanımlanan bileşiklerin terapötik açıdan önemi, literatür verileriyle karşılaştırılarak değerlendirildi. Ayrıca, kimyasal yapı özelliklerinin belirlenmesi için FTIR analizleri yapılarak; bitkinin elementel bileşiminin tespiti amacıyla SEM-EDX elementel iz analizleri kullanıldı. GC-MS analiz verilerine göre majör bileşenler; alfa pinen (%34,85-2,59), germakren D (%21,23-14,57), spatulenol (%8,75-2,53), oktan-2-metil (%8,67-1,38), nonan-3-metil (%7,53-0,58), beta pinen (%7,23-1,87), gama murolen (%5,80-0,41), beta karyofilen (%10,27-2,17), delta kadinen (%6,98-1,24), siklosativen (%5,22), bisiklogermakren (%5,03-3,52), seyşellen (%5,06), siklododekan (%8,19-1,92), alfa desen (%7,95), palmitik asit (%10,94-5,63), elaidik asit (%32,80-4,42), linoleik asit (%39,72-4,72), oleik asit (%52,23-0,49), n-tetrakosan (%10,14-5,63), oktaetilen glikol (%5,19-2,42), (Z)-9,17-oktadekadienal (6,78) ve etil oleat (%11,70) olarak tanımlandı. Hidrodestilasyon yöntemiyle terpen bileşiklerinin, ekstraksiyon yöntemiyle ise yağ asitlerinin yoğun olduğu gözlendi. Bitkilerin toprak üstü kısımlarının hidrodestilasyon ile seskiterpen ve seskiterpenoid, ekstraksiyon ile alifatik hidrokarbon ve yağ asitlerinin; tohum kısımlarının ise hidrodestilasyon ile monoterpen, ekstraksiyon ile yağ asitleri bileşenlerinin baskın olduğu saptandı. FTIR analiz verilerine göre yöresel değişim, moleküller arasında büyük bir farklılık göstermedi. Bitki ve tohumları SEM-EDAX ile analiz edilmiş, %97'ye yakın C ve O elementleri, %3 civarında K, P, Ca, Mg, S, Si, Na ve Al elementleri gözlendi. Analiz verilerine göre elde ettiğimiz element, bileşen ve moleküllerin, literatürde cilt iyileştirici, ilaç etken maddeleri ve bazı hastalıkların tedavilerinde kullanıldığı görüldü.
Umbelliferae familyasına ait bazı tıbbi-aromatik bitkilerde kimyasal kompozisyon, kalıntı analizleri ve antimikrobiyel aktivitenin belirlenmesi
Bu çalışmada anason, kimyon, kişniş ve rezene tohumlarının yapılarında bulunan biyoaktif bileşenler ile bu bileşenlerin antimikrobiyel özellikleri ve antioksidan aktivitelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla anason (Pimpinella anisum L.) tohumları Burdur, kimyon (Cuminum cyminum L.) tohumları Konya, kişniş (Coriandrum sativum L.) tohumları Isparta, rezene (Foeniculum vulgare Mill. var. dulce) tohumları ise Antalya menşeili ticari ürün olarak temin edilmiştir. Tohumlarda yüksek basınç sıvı kromatografisi (HPLC) ile taranan aflatoksin ve okratoksin, gaz kromatografisi (GC) yöntemi ile taranan pestisitler tespit edilememiştir. İndüktif eşleşmiş plazma-kütle spektroskopisi (ICP-MS) ile analiz edilen toksik ağır metallerden kurşun (Pb), dört tohum örneğinde de tespit edilirken arsenik (As) ve civa (Hg) hiçbir örnekte belirlenmemiştir. Etanol ve metanol ile hazırlanan tohum ekstraktlarında ABTS, FRAP, DPPH ve CUPRAC metotları ile antioksidan aktivite analizleri gerçekleştirilmiştir. Uygulanan dört metot da anasonun metanol ekstraktının en yüksek, kişnişin etanol ekstraktının ise en düşük antioksidan aktiviteye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Tüm tohum örneklerinin sıvı kromatografisi-uçuş zamanlı kütle spektrometresi (LC/Q-TOF /MS) ile belirlenen fenolik bileşik kompozisyonlarında en yüksek düzeyde bulunan biyoaktif bileşenler neoklorojenik ve klorojenik asit olmuştur. Gaz kromatografisi (GC) ile gerçekleştirilen analizlerde anason, kimyon, kişniş ve rezene uçucu yağ kompozisyonlarında en yüksek miktarda tespit edilen bileşenler ve oranları sırasıyla % 94.66 trans anetol, % 20.3 kuminaldehit, % 81 linalol ile % 83.96 trans anetol olarak belirlenmiştir. Anason, kimyon, kişniş ve rezene uçucu yağları ile tohumlarının etanol ve metanol ekstraktlarının Saccharomyces cerevisiae (ATCC 9763), Schizosaccharomyces pombe, Aspergillus niger (ATCC 16404), Penicillium roqueforti, Lactococcus lactis, Bacillus subtilis ve Escherichia coli (ATCC 25923) üzerine antimikrobiyel aktiviteleri incelenmiştir. Tohumların etanol ve metanol ekstraktlarının hiçbir mikroorganizmaya antimikrobiyel etki göstermediği, uçucu yağların ise Lactococcus lactis, Bacillus subtilis ve Escherichia coli (ATCC 25923)' ye karşı antimikrobiyel etki gösterdiği belirlenmiştir.
Farklı bitkisel ekstrelerin ve uçucu yağ emülsiyonlarının insan fibroblast hücrelerinin göçü üzerindeki etkilerinin in vitro yara iyileşme modelinde araştırılması
Giriş ve Amaç: Yara iyileşmesi, inflamasyon, proliferasyon ve yeniden modelleme olmak üzere üç ana fazdan oluşan dinamik bir süreçtir. Günümüzde yara tedavisinde kullanılan yöntemlerin sınırlılıkları, alternatif tedavi yaklaşımlarına olan ilgiyi artırmıştır. Bitkisel ekstreler ve uçucu yağların, yara iyileşmesi sürecinde potansiyel faydaları olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, Matricaria recutita L. çiçek, Hypericum perforatum L. toprak üstü kısmı, Calendula officinalis L. çiçek ve Plantago major L. yaprak ekstreleri ile Laurus nobilis L. yaprak, Salvia officinalis L. yaprak, Origanum onites L. toprak üstü kısmı ve Helichrysum italicum (Roth) G. Don. toprak üstü kısmı uçucu yağlarının, in vitro yara iyileşmesi modeli olan çizik testi üzerindeki etkilerinin insan dermal fibroblast hücrelerinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmada 1 kontrol ve 8 deney grubu (4 ekstre, 4 uçucu yağ emülsiyonu) oluşturulmuştur. Her madde için 8 farklı konsantrasyonda (100, 80, 60, 40, 20, 10, 5 ve 0 µg/mL) MTT sitotoksisite testi uygulanmış ve hücre canlılığı değerlendirilmiştir. Uygun konsantrasyonlar belirlendikten sonra, insan dermal fibroblast hücreleri üzerinde çizik testi uygulanmış ve yara uzunlukları 0., 24. ve 48. saatlerde mikroskobik görüntüleme yöntemiyle ölçülmüştür. Veriler SPSS yazılımında değerlendirilmiş; normallik analizleri sonrası ANOVA ve post-hoc testler (LSD, Tukey) uygulanmıştır. Bulgular: İn vitro yara iyileşmesini değerlendirmek amacıyla uygulanan çizik testi sonuçlarına göre, 24. saatte EM2 ve EX2 gruplarında yara kapanmasının kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde hızlı olduğu saptanmıştır (p<0.05). Buna karşılık, EX3 ve EX4 gruplarında yara kapanması anlamlı şekilde gecikmiştir (p<0.05). 48. saatte yalnızca EX4 grubu yara kapanmasını istatistiksel olarak anlamlı şekilde yavaşlatmaya devam etmiştir. EM2, 24. saatte etkili iken 48. saatte bu etkisini kaybetmiştir. EM3, EM4 ve EX2 gruplarında yara kapanması hücresel olarak olumlu seyretse de bu farklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. EM1 ve EX1 ise her iki zaman noktasında da kontrol grubu kadar canlılık yüzdeliği göstermiştir. Sonuç: Çalışma, belirli bitkisel ekstrelerin ve uçucu yağların insan fibroblast hücrelerinde yara iyileşmesini in vitro ortamda destekleyebileceğini ortaya koymuştur. Bu sonuçlar, bitkisel ürünlerin yara bakımında potansiyel yardımcı tedavi olarak değerlendirilmesini desteklemektedir. Ancak bu verilerin klinik geçerliliği için ileri düzeyde in vivo ve klinik çalışmalar gerekmektedir.
Çukurova koşullarında iki farklı kökenli fesleğen (ocimum basilicum l.)'nin verim ve uçucu yağları üzerinde araştırmalar
ÖZ Bu araştırma, farklı kökenli (Adana ve Osmaniye) fesleğenlerin (Ocimum basilicum L) Çukurova koşullarında verim ve uçucu yağ miktarını saptamak amacıyla Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme tarlasında yapılmıştır. Denemede en yüksek taze herba verimi 3629.33 kg/da ile 1. hasatta Osmaniye kökenli fesleğende, en yüksek uçucu yağ oranı %2.23 ile 3. hasatta Adana kökenli fesleğenin kuru çiçeklerinde, en yüksek uçucu yağ verimi 2.53 l/da ile 3.hasatta Osmaniye kökenli fesleğeninin taze yapraklarında saptanmıştır.
Medikal uygulamalarda kullanılabilecek uçucu yağ içeren modifiye polivinil alkol (PVA) esaslı hidrojellerin sentezi ve karakterizasyonu
Hidrojeller; yüksek su tutma kapasiteleri, yumuşak doku benzeri elastik yapıları ve biyouyumlu özellikleri sayesinde medikal uygulamalarda yara örtüsü, doku mühendisliği iskeleleri ve kontrollü ilaç salım sistemleri gibi çok sayıda alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu amaca yönelik sıklıkla tercih edilen polivinil alkol (PVA), hidrofilik yapısı, kimyasal kararlılığı ve toksik olmaması ile dikkat çekmektedir. Ancak sınırlı fonksiyonel gruba sahip olması, çapraz bağlanabilirliğini ve çok yönlü kullanım potansiyelini kısıtlamaktadır. Bu kapsamda, PVA'nın kimyasal olarak maleik anhidrit (MA) ile modifiye edilmesi sayesinde reaktif gruplar kazandırılmış ve böylece hem UV ışık ile çapraz bağlanabilirliği hem de fonksiyonelliği artırılmıştır. Bu tez çalışmasında, modifiye edilen maleatlanmış PVA (PVA-MA), biyolojik esaslı jelatin ile 3:1 oranında karıştırılarak, N,N′-Metilenbisakrilamid (MBAm) ve etilen glikol dimetakrilat (EGDMA) gibi çapraz bağlayıcılar eşliğinde UV ışığı altında kürlenerek hibrit hidrojel sistemleri sentezlenmiştir. Ardından, bu yapıya farklı oranlarda (%4, %7, %10, %13, %18) lavanta uçucu yağı ilave edilerek sistemin hem antimikrobiyal hem de emülsiyon yapılı hidrojel formu oluşturulmuştur. Böylece bu çalışmada, klasik hidrojel yapılarla birlikte hidrofobik uçucu yağ fazını kapsülleyebilen, çift fazlı ve terapötik etkili emülsiyon hidrojellerin geliştirilmesi de hedeflenmiştir. Üretilen hidrojellerin morfolojisi, termal kararlılığı, şişme değerleri ve antibakteriyal etkinlikleri incelenmiştir. Sonuç olarak, bu tez çalışması yalnızca klasik hidrojel sistemlerinin ötesine geçerek, emülsiyon yapılı, çift fazlı, uçucu yağ yüklü hidrojel sistemlerinin tasarlandığı ve karakterize edildiği yenilikçi bir yaklaşım sunmaktadır. Elde edilen sistemlerin, özellikle biyomedikal alanda antibakteriyel yara örtüleri olarak kullanılabilecek potansiyele sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, UV ile çapraz bağlanması sayesinde, endüstriyel üretime uygun, çevre dostu ve hızlı kürlenebilen bir malzeme sistemi geliştirilmiştir.
Origanum micranthum Vogel'un kültüre alınması ve etken maddeleri ile antioksidan aktivitesinin araştırılması
Origanum micranthum vogel Türkiye'de Çukurova Bölgesinde endemik olarak yetişir ve bitki çayı olarak tüketilir. Bu araştırmada farklı bölgelerden (İnköy-Tarsus/Mersin, Bahşi-Tarsus/Mersin, Akoluk-Feke/Adana) toplanan Origanum micranthum bitkisi 2012-2014 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümünde kültüre alınmıştır. Bu bitkilerde ve on yıl önce toplanarak kültüre alınan O. micranthum bitkilerinde bazı önemli morfolojik özellikleri, uçucu yağ ve bileşenler ile antioksidan aktiviteleri doğal bitkilerde ve kültürü yapılanlarda araştırılmıştır. Doğal florada bitki boyu 9-25 cm, uçucu yağ % 0.11-0.47 arasında değişmiş, ana bileşen lokasyonlara göre değişmiştir. Kültürü yapılan bitkilerde bitki boyu ilk yıl 8.6-21.1 cm,ikinci yıl 12.3-23.6 cm,taze herba ağırlığı birinci yıl 7-21 g/bitki, ikinci yıl 31-243g/bitki, uçucu yağ birinci yıl % 0.61-1.65, ikinci yıl % 1.05-1.63 arasında değişmiştir. Uçucu yağ bileşenleri kültür formu ve İnköy lokasyonunda carvone olurken, diğer lokasyonlarda linalool, terpineol, terpinen, cis-sabinene hydrate olmuştur. Uçucu yağların ve kalan sulu fazı için DPPH, CUPRAC ve FOLIN yöntemleriyle antioksidan aktiviteleri incelenmiştir. Hem uçucu yağlarda hemde sulu fazlarda yüksek antioksidan özellik saptanmıştır. En güçlü antioksidan aktivite Akoluk lokasyonundan elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Origanum micranthum, Endemik, Uçucu yağ, Antioksidan aktivite
Çukurova koşullarında achillea türlerinde (Achillea biebersteinii Afan. ve Achillea asplenifolia Vent.) farklı biçim zamanlarında verim ve kalitenin saptanması
Antik çağlardan beri Achillea türlerinin yaprakları ve çiçekleri ilaç olarak, kozmetikte ve gıda endüstrisinde kullanılmaktadır. Çukurova koşullarında Achillea biebersteinii Afan. L. ve Achillea asplenifolia Vent. türlerinin farklı biçim zamanlarında (çiçeklenme başlangıcı, tam çiçeklenme ve çiçeklenme sonrası) bitki boyu, dal sayısı, yeşil herba verimi, drog herba verimi, drog çiçek verimi, uçucu yağ içeriği, verimi ve bileşimi incelenmiştir. Deneme 2020 yılında bölünmüş parseller deneme desenine göre yürütülmüştür. Bölgemiz koşullarında, özellikle Bulgaristan kökenli A. asplenifolia Vent. türünün dal sayısı (31.86 adet), yeşil herba verimi (959.85 kg/da), drog herba verimi (239.96 kg/da), drog çiçek verimi (111.93 kg/da) değerleri ile uçucu yağ verimleri (35.94 l/da) bakımından en iyi sonuçları verdiği belirlenmiştir. Biçim zamanları arasında yeşil herba verimi (1051.82 kg/da) ve drog herba verimi (262.95 kg/da) bakımından en yüksek sonuçlar tam çiçeklenme zamanından elde edilmiştir. Uçucu yağların bileşimi açısından Achillea biebersteinii Afan. türünde en yüksek çıkan temel bileşenler Eucalyptol ve Santolina alcohol olduğu görülürken Achillea asplenifolia Vent. türünde Camphor/(+)-2-Bornanone olmuştur. Eucalypto ve endo-Borneol her iki türde de yüksek miktarda bulunan ortak bileşenlerdir. Santolina alcohol Achillea biebersteinii Afan. türünde β-Pinene, Camphor/(+)-2-Bornanone ve Chamazulene ise Achillea asplenifolia Vent. türünde en yüksek çıkan bileşenler arasında yer almaktadır.
Çukurova koşullarında yetiştirilen ıtır (Pelargonium graveolens) bitkisinde farklı biçim zamanının verim ve kalite özelliklerine etkisi
Çukurova Üniversitesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme alanında 2021 yılında yapılan bu araştırmada; Itır (Pelargonium graveolens) bitkisinde farklı biçim zamanlarının verim ve kalite özelliklerine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada çiçeklenme öncesi, tam çiçeklenme ve çiçeklenme sonrası olmak üzere 3 farklı dönemde biçimler yapılmıştır. Elde edilen verilere göre Pelargonium graveolens bitkisinde en yüksek bitki boyu (34.3 cm), dal sayısı (10.10 adet), taze herba verimi (716.37 kg/da), kuru herba verimi (161.3 kg/da), taze yaprak verimi (537.4 kg/da), kuru yaprak verimi (106.77kg/da)'nin çiçeklenme sonrası dönemde yapılan biçimlerden elde edilmiştir. En yüksek uçucu yağ oranı (%0.31) ve uçucu yağ verimi (11.3 kg/da) ise tam çiçeklenme döneminde elde edilmiştir. Uçucu yağ ana bileşenlerinin geraniol (%3.14-18.1), citronellyl formate (%11.8-15.7), citronellol (%27.9-36.5) ve l-menthone (%7.49-9.33) olarak tespit edilmiştir.
Farklı yörelerden toplanan yapışkan kazayağı (Chenopodium botrys L.) bitkisinin kimyasal içerik GC-MS analizleri ve antioksidan aktivitelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada Türkiye'nin farklı yörelerinden (Afyonkarahisar, Isparta ve Konya) toplanan Chenepodium botrys L. Bitkisi uçucu yağlarının kimyasal içeriğinin ve antioksidan aktivitelerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Uçucu yağlar GC ve GC-MS ile analiz edildi. GC ve GC-MS analizlerine göre; Afyonkarahisar, Isparta ve Konya illerinden toplanan bitkilerin uçucu yağlarında sırasıyla; uçucucu yağların %94,45, %96,96 ve %94,41'ine karşılık gelen sırasıyla; 27, 24 ve 16 bileşenaydınlatıldı. Uçucu yağlarda, ledol ve elemol ana bileşenler olarak tespit edildi. Uçucu yağların antioksidan aktiviteleri özellikleri farklı yöntemler kullanılarak belirlendi. Bu bağlamda, fosfomolibdenyum yöntemiyle toplam antioksidan aktivite, 1,1-difenil-2-pikrilhidrazil radikali üzerine serbest radikal giderim aktivite ve demir (III) iyonlarını indirgeme gücü testleri yapıldı. Afyonkarahisar ilinden toplanan bitkinin uçucu yağı, fosfomolibdenyum testiyle yapılan toplam antioksidan aktivite (7,49 mmol AAEs/g uçucu yağ), DPPH radikal süpürüm (%13,35; 2 mg/ml derişimde) ve indirgeme gücü (0,251; 700 nm'deki absorbans olarak 2 mg/ml derişimde) testlerinde en yüksek aktivite gösterdi. Bu uçucu yağı aktivite bakımından Isparta ve Konya illerinden toplanan örneklerin uçucu yağları takip etti. DPPH radikal süpürüm ve indirgeme gücü testlerinde, aktivitenin uçucu yağ derişiminin artmasına parallel olarak arrtığı tespit edildi. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, farklı illerden toplanan Chenopodium botrys bitkisi uçucu yağlarının oksidatif proseslerin yönetilmesinde doğal bir ürün kaynağı olarak kullanılabileceğini göstermektedir.
Çukurova koşullarında ölmez çiçek (Helichyrsum italicum) bitkisinin farklı gelişme dönemlerinde verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Ölmez çiçek, dünyada ticareti yapılan ve uçucu yağı değerli olan hem terapötik özellikleri bakımından önemli hem de kozmetik sektöründe yaşlanma karşıtı olarak kullanılan bir bitkidir. Araştırma Çukurova Koşullarında Ölmez Çiçek (Helichyrsum italicum) bitkisinin farklı gelişme dönemlerinde ( çiçeklenme başlangıcı, tam çiçeklenme ve çiçeklenme sonrası) verim ve kalite özellikleri (bitki boyu, taze ve kuru herba verimleri, taze ve kuru çiçek verimleri) yanı sıra uçucu yağ oranı ve bileşenleri belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Ölmez Çiçek (H. italicum) bitkisinde en yüksek bitki boyu (47.80 cm), taze herba verimi (784.83kg/da), kuru herba verimi (361.32 kg/da), taze çiçek (203.80 kg/da) ve kuru çiçek verimleri (111.64 kg/da) çiçeklenme sonrası dönemde yapılan hasattan elde edilmiştir. Çiçek uçucu yağ oranı en yüksek değer %0.88 ile çiçeklenme başlangıcı dönemde, uçucu yağ verimi ise (0,40 l/da) tam çiçeklenme döneminden elde edilmiştir. H. italicum bitkisinde yapılan üç farklı hasat zamanında uçucu yağ ana bileşenleri α-Pinene (%15.11-22.16), γ-curcumene (%7.57-18.2 ), neryl acetat (%6,31-8.53), italidion I (%8.25-14,72), italidion II (%5.38-8.98), caryophyllene (%3.66-4.43), β-selinene (%4.27-5.36) olarak tespit edilmiştir. Bu çalışmada; verim ve uçucu yağ kalitesi göz önüne alındığında H.italicum için en uygun hasat zamanının çiçeklenmeye başlangıç ve tam çiçeklenme dönemi olduğu saptanmıştır.
Gaziantep florasına ait bazı Lamiaceae türlerinin antioksidan ve radikal temizleme aktivitelerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, Gaziantep ilinde doğal olarak yetişen Lamiaceae familyasına ait Ajuga chamaepitys, Lallemantia iberica, Lamium amplexicaule, Marrubium parviflorum, Mentha pulegium, Moluccella laevis, Phlomis armeniaca, Salvia multicaulis, Salvia palaestina, Salvia syriaca, Satureja aintabensis, Scutellaria tomentosa, Teucrium polium ve Ziziphora capitata türlerinin metanol, n-hekzan ve uçucu yağ özütlerinin in vitro antioksidan aktiviteleri DPPH, ABTS, demir indirgeme gücü, metal şelatlama, ß-karoten/linoleik asit ve DNA koruma deneyleri ile değerlendirilmiştir. Yapılan deneyler sonucunda bitkiler arasında en yüksek antioksidan aktiviteye T. polium'a ait metanol özütünün sahip olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Bitkilerin fenolik, flavonoid ve flavonollerinin toplam içerikleri güncel metotlarla belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda en yüksek total fenolik içeriğinin yine T. polium'da olduğu tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizlerinde fenolik bileşiklerle antioksidan aktiviteler arasındaki ilişki pozitif olarak önemli bulunmuştur. Uçucu yağların kompozisyonları GC-MS analizleri ile ve metanol özütlerinin fenolik asit içerikleri HPLC-DAD ile belirlenmiştir. Yapılan analizlerde tüm bitkilerde rozmarinik asit ve o-kumarik asit tespit edilmiştir. Ayrıca bitkilerde gallik asit, proto-kateşik asit, p-hidroksibenzoik asit, vanilik asit, kafeik asit, klorojenik asit, sirinjik asit, p-kumarik asit, ferulik asit ve trans-sinnamik asit çeşitli miktarlarda tespit edilmiştir.
Properties and application of whey protein isolatebased edible films containing clove and apricot essential oils
The targets of the study were to examine the effect of clove and apricot essential oils on the mechanical, antimicrobial and barrier properties of whey protein (WPI) based edible films and to investigate the applicability of the films to a food system. Clove and apricot essential oils were added to WPI solutions were coded as C-WPI and A-WPI, respectively. Kaşar cheese were selected as the food system. Cheese sample were sliced and dipped into WPI, C-WPI, A-WPI solutions and uncoated samples were prepared as control, then they were stored at 4° C for 28 day. Texture profile and microbiological analysis of the samples were evaluated to determine changes in structural properties of the cheese and antimicrobial properties of the films during storage.As it was aimed, both essential oils were bring in films antimicrobial property, further clove has more pronounced effect than apricot. It was determined that addition of essential oils to edible films decreased tensile strength and elastic modulus but increase percent elongation at break. But more pronounced effect of addition of the oils was observed for elastic modulus values than tensile strength. The elastic modulus value of C-WPI decreased to one-fifth of the WPI value. According to the results of texture profile analysis and rheological analysis essential oils incorporated edible films did not show a distinct differences with respect to WPI based film coated and uncoated cheese samples.
Antioxidative effect of essential oils of Thymbra spicata on palm and corn oils
In this study, Rancimat Method, which is one of the Accelerated Shelf-Life Test(ASLT) method, was used to determine the effect of Thymbra spicata extract on theoxidative stability of corn oil and palm oil. For the comparison of the effect ofThymbra spicata extract butylated hydroxyltoluene (BHT) was used as a standardantioxidant. During the ASLT, the conductivity was followed at three temperatures,90, 100 and 120oC, with the addition of Thymbra spicata essential oils and BHT tocorn and palm oils. The concentrations of Thymbra spicata essential oils and BHTused were in the range of 1.39-5.49 mg ml-1 and 0.014-2.4 mg ml-1 respectively.The same concentrations of both antioxidants used were also added into corn andpalm oils to observe the chenge in peroxide value under storage temperatures of 15,25 and 35oC.2,2-Diphenyl-1-picrylhydrazyl (DPPH) free radical-scavenging test was used for thedetermination of scavenging effect of Thymbra spicata extract. BHT was used as thestandard antioxidant. The scavenging effect of Thymbra spicata extract was found tobe 75.7 % while scavenging effect of BHT was found to be 73.7 %. Scavengingeffect of Thymbra spicata was found to be significant compared to BHT.It was observed that the corn oil was less stable to oxidation than palm oil. Theaddition of Thymbra spicata and BHT increased the induction times of corn oil andpalm oil at each studied temperature. As the temperature decreased the inductiontime increased. Thymbra spicata extract was more effective than BHT.
Portakal kabuğu uçucu yağının alabalık yemi raf ömrü üzerine etkileri
Portakal işleme endüstrisi atıkları, benimsenen teknolojiye bağlı olarak yaklaşık meyvenin %50 ila %70'ini oluşturmaktadır. Elde edilen ürün atık olarak nitelendirilmesine karşın pek çok değerli bileşiği içermekte ve firmalar için büyük ekonomik kayıplar da doğurmaktadır. Pazar doygunluğu nedeniyle firmalar atık yönetimi zorluklarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu atıkların imhası kendine özgü özellikleri, ekonomik ve çevresel faktörlerden ötürü bazı yasal sınırlamaların da varlığıyla önemli bir sorun haline gelmektedir. Su ürünleri yetiştiriciliğinin en önemli faaliyet alanlarının başında ise balık yetiştiriciliği gelmektedir. Balık yetiştiriciliğinde toplam maliyetin %60–70'ini yem ve yemlemeye bağlı giderlerin oluşturduğu bilinmektedir. Bu nedenle yem kalitesi ve yem maliyetleri önemli bir konudur. Balık yemi üretiminde ise kullanılan balık yağı ve balık unu yemin hızlıca bozulmasına sebep olmaktadır. Bu bozulmanın ve diğer kalite kayıplarının önüne geçmek için de balık yemlerine sentetik katkılar katılmaktadır. Ancak son yıllarda gelen yasal sınırlandırmalar ve artan tüketici bilinci doğal katkılara olan ilgiyi artırmıştır. Bu çalışmanın amacı da portakal suyu endüstrisi atığı portakal kabuğundan izole edilen, doğal bir katkı olan uçucu yağın kalitatif içeriğini belirlemek ve bu yağla katkılanmış balık yemlerinin depolama sürecinde meydana gelen değişimleri tespit etmektir. Bu kapsamda çalışma için kullanılacak olan portakal kabukları temin edilip hidrodistilasyon yöntemi ile çalışan clevenger düzeneği kullanılarak portakal kabuklarından uçucu yağ elde edilmiştir. Yağ içeriği gaz kromotografisi/kütle spektrometresi kullanılarak tespit edilmiş, elde edilen kromotogram W9N11 kütüphanesi ile kontrol edilerek yağın kalitatif içeriği belirlenmiştir. Yapılan analiz neticesinde elde edilen yağın uçucu içeriği belirlenmiş ve içeriğin majör bileşeninin D-limonen olduğu tespit edilmiştir. Daha sonra içeriği belirlenen uçucu yağ literatürde alabalık için uygunluğu belirtilen yem rasyonuna ‰0; 0,5; 1; 3 oranlarında ilave edilerek deneysel yem grupları oluşturulmuştur. Yemler 60 gün boyunca standart depolama şartlarında, yem çuvalları içerisinde saklanmış ve depolama süresince periyodik örnekler alınıp örnekler üzerinde besinsel, mikrobiyolojik, yapısal ve oksidasyonu belirler analizler gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonunda portakal kabuğu uçucu yağının balık yemlerinde üreyen toplam mezofilik aerobik bakteri, maya ve küfler üzerine koruyucu anlamlı bir etkisinin bulunmadığı (p>0,05), saklama süresinde besin madde değerlerinin zamana bağlı değişim gösterdiği ancak bu değişimin yemlerin içerdiği portakal kabuğu yağı miktarı ile anlamlı ilişki içerisinde olmadığı (p>0,05), yemlere katkılanan portakal kabuğu uçucu yağının yem taneciklerinin yapısal özellikleri üzerinde bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikle portakal kabuğu uçucu yağının yemlerde gerçekleşen yağ oksidasyonunu anlamlı ölçüde engellediği (p<0,05) gözlenmiştir. Bu sebeple balık yemleri içerisine en az ‰1 oranında portakal kabuğu uçucu yağı ilavesinin 60 günlük depolama süresi sonunda diğer gruplara nazaran yağ oksidasyonu sonucu oluşan peroksit miktarını hala kabul edilebilir değerlerde olmasını sağladığı gözlemlenmiştir.
Bazı Juniperus taksonlarının uçucu yağlarının GC-MS analizi
Bu çalışmada Kastamonu'da yabani olarak yayılış gösteren J. oxycedrus L., J. excelsa Bieb., J. communis L. var. nana Syme., J. sabina L. türlerinin iğne yaprak ve meyvelerinin hidrodistilasyon ile elde edilen uçucu yağlarının verimliliği ve hidrosolleride dahil kimyasal madde içerikleri GC-MS analizi ile tesbit edilmiştir. Yaprak ve meyve örnekleri Kastamonu sınırları içinden yayılış gösterdikleri bölgelerden toplanmıştır. Meyve ve yaprak materyallerinde uçucu yağların verimlilik oranları yaklaşık %(m/y), J. oxycedrus'de %0,85/0,40, J. excelsa'da %1,20/0,90 , J. nana'da %1,95/1,50 , J. sabina'da %1,93/2,30 olarak tesbit edilmiştir. GC-MS analizi sonuçlarına göre 4 juniperus spp. türünün meyve (m), meyve hidrosolü (mh) yaprak (y) ve yaprak hidrosolü (yh) içeriklerindeki %2'nin üstündeki ana uçucu bileşenler sıralanmıştır. J. oxycedrus (m)'de, myrcene %36,75 / α-pinen %31,40 / germacrene-D %11,47 / limonene %3,58 / caryophyllene %2,74; (mh)'de, α-terpıneol %21,23 / (R)-linalool %19,79 / terpinen-4-ol %19,71 / l-Verbenone %5,41; (y)'da, α-pinen %21,67 / limonene %21,26 / caryophyllene oxide %5,53 / germacrene-D %4,44; (yh)'de, trans-carveol %16,94 / 1-verbenone %10,55 / α-terpıneol %8,41 / cuminyl acetate %7,38 / carveol %5,06. J. excelsa (m)'de, α-pinen %80,91 / α-cedrol %2,52 / myrcene %2,23; (mh)'de, verbenol %23,19 / verbenone %22,33 / pinocarveol %13.64 / α-phellandren-8-ol %10,17 / cis-carveol %5,28; (y)'de, (+)-α-pinene %58,98 / α-cedrol %14,52 / -cedrene %2,58; (yh)'de, verbenone %25,26 / %16,75 / - fenchyl alcohol %10,46 / pinocarveol %7,14. J. communis var. nana (m)'de, germacrene-D %24,48 / germacrene B %8,92 / α-pinene %7,24 / D-limonene %6,03 / -myrcene %5,68 / -elemene %4,29 / α-humulene (CAS) %4,21 / caryophyllene %3,94 / 1(10),5-germacradien-4-ol %3,94 / sabinene %2,68; (mh)'de, terpinen-4-ol %47,52 / α-terpıneol %18,28 / 9-Dodecyn-1-ol %4,28; (y)'da, α-pinene %27,97 / germacrene-d %13,86 / -3-carene %11,62 / D-limonene %6,00 / -myrcene %3,72; (yh)'de, Silane, diethylheptyloxyoctadecyloxy- %42,50 / terpinen-4-ol %23,68 / silane, diethylheptyloxyoctadecyloxy- %10,80 / α-terpıneol %5,18. J. sabina (m)'de, sabinene %48,89 / terpinen-4-ol %11,27 / myrcene %6,64 / trans-sabinol %4,59 / -terpinene %3,86 / α-pinene %3,38; (mh)'de, terpinen-4-ol %73,82 / α-terpıneol %4,22 / p-2-menthen-1-ol %2,76; (y)'de, trans-sabinol %35,73 / thujone %25,08 / sabinene %12,53 / 3-thujanone %5,76 / myrcene %2,78; (yh)'de, α-thujone %43,14 / terpinen-4-ol %13,73 / 3-thujanone %11,41 / trans sabinol %9,63 / cıs-sabınol %5,56 / linalool %3,69 / linalool oxide cis %3,22 ANAHTAR KELİMELER: Ardıç, Uçucu yağ, Hidrosol, Hidrodistilasyon, GC-MS, Yağ asitleri
Karma yeme iki farklı metot ile korunan esansiyel yağ karışımı ilavesinin kronik gürültüye maruz bırakılan yumurtacı bıldırcınlarda performans ve bazı kan parametreleri üzerine etkisi
Bu çalışma, kronik gürültüye maruz bırakılan yumurtacı bıldırcınlarda (Coturnix coturnix Japonica); temel karma yeme ilave edilen bitkisel yağ karışımının (portakal kabuğu yağı + defne yaprağı yağı + kekik yağı) performans parametreleri, yumurta kalitesi, bazı kan parametreleri, antioksidan parametreler ve besin maddelerinin sindirilme derecesi üzerine olan etkilerini belirlemek üzere yürütülmüştür. Araştırmada; her grupta 25 adet olmak üzere toplam 100 adet yumurtacı bıldırcın kullanılmıştır. Grupların her biri 5 adet yumurtacı bıldırcın içeren 5 alt gruba ayrılmıştır. Hayvanlara günde 8 saat süre ile 100 dB şiddetinde gürültü, 56 gün boyunca uygulanmıştır. Araştırma grupları; gürültü uygulanmayıp karma yeme sadece zeolit katılan Negatif Kontrol (NK) grubu, gürültü uygulanıp karma yeme sadece zeolit katılan Pozitif Kontrol (PK) grubu, gürültü uygulanıp karma yeme zeolit ile stabil hale getirilen 400 ppm dozunda bitkisel yağ karışımı ilave edilen Zeolit grubu ve gürültü uygulanıp karma yeme mikrokapsulasyon ile stabil hale getirilen 400 ppm dozunda bitkisel yağ karışımı ilave edilen Kapsül grubu şeklinde oluşturulmuştur. Canlı ağırlık, yumurta ağırlığı ve yem tüketimi bakımından gruplar arasında istatistiksel olarak bir farklılığın olmadığı (P>0.05), ancak en iyi yemden yararlanma oranı (P<0.001) ile en yüksek yumurta veriminin kapsül grubunda olduğu belirlenmiştir (P<0.01). Yumurta kalite kriterlerinden, ak yüksekliği (P<0.001), ak uzunluğu (P<0.001) ve haugh birimi (P<0.01) bitkisel yağ karışımı ilave edilen gruplarda kontrol gruplarından istatistiksel olarak daha yüksek, kabuk ağırlığının (P<0.01) ise daha düşük olduğu tespit edilmiştir. En düşük yumurta eni ve sarı yüksekliği zeolit grubunda belirlenirken (P<0.001), en düşük kabuk oranı (P<0.01) ise pozitif kontrol grubunda tespit edilmiştir. Denemede glikoz düzeyi bakımından negatif kontrol grubu ile pozitif kontrol grubu ve zeolit grupları arasında istatistiksel olarak bir farklılık belirlenirken (P<0.05), stresin etkisi ile yükselen glikoz ve kolesterol düzeyleri kapsül grubunda bir miktar düşmüştür. Kolesterol düzeyi bakımından negatif kontrol grubu pozitif kontrol grubundan istatistiksel olarak farklı bulunmuş (P<0.05), gürültü stresinin etkisi ile yükselen kolesterol düzeyi bitkisel yağ ilave edilen gruplarda azalmıştır. Trigliserit düzeyi üzerine bitkisel yağ karışımının olumlu yönde etkisi olmuş, trigliserit seviyesi bu gruplarda kontrol gruplarından daha düşük olarak belirlenmiştir (P<0.05). Toplam protein düzeyi üzerine ne gürültü stresinin nede kullanılan bitkisel yağın bir etkisi olmamıştır (P>0.05). Karma yemin kuru madde (P<0.05) ve ham yağ (P<0.001) sindirilme dereceleri bakımından en düşük değerler pozitif kontrol grubunda tespit edilirken, ham protein sindirilme derecesi bitkisel yağ ilave edilen gruplarda kontrol gruplarından daha yüksek düzeyde belirlenmiştir (P<0.01). Plazma malondialdehit (MDA) düzeyi bakımından negatif kontrol grubu ile pozitif kontrol grupları arasında farklılık belirlenirken (P<0.05), bitkisel yağ ilave edilen gruplar ile her iki kontrol grubu arasında bir farklılık şekillenmemiştir. En yüksek plazma katalaz düzeyi kapsül grubunda tespit edilmiştir (P<0.05). En düşük karaciğer MDA düzeyi negatif kontrol grubunda belirlenmiş (P<0.05), kapsül grubu istatistiksel olarak negatif kontrol grubu ile benzerlik göstermiştir. Karaciğer glutatyon (GSH), glutatyon peroksidaz (GSH-Px) ve katalaz enzim düzeyleri bakımından kapsül grubu ile negatif kotrol grubu arasında istatistiksel olarak farklılık olduğu tespit edilmiştir (P<0.05). Kalp MDA düzeyi bakımından negatif kontrol grubu ile kapsül grubu pozitif kontrol grubu ile zeolit grubundan farklı bulunmuştur (P<0.01). En yüksek katalaz düzeyi kapsül grubunda belirlenmiştir (P<0.05). Çalışmada, ölüm oranı bakımından gruplar arasında istatsitiksel olarak bir farklılık tespit edilememiştir (P>0.05). Sonuç olarak; antioksidan özellikleri nedeni ile kullanılan bitkisel yağların gürültü stresinin olumsuzluklarını azaltıcı yönde etki gösterdiği belirlenmiştir. Ancak bitkisel yağların stabilitesinde kullanılacak olan mikrokapsulasyon yönteminin etkinliği ile ilgili olarak ekstra çalışmalara ihtiyaç olduğu kanaatine varılmıştır.
Pertek (Tunceli) yöresindeki bazı tıbbi ve aromatik bitkilerin morfolojik ve kimyasal (uçucu yağları) yönünden incelenmesi
Bu çalışmada, Pertek (Tunceli) ilçesinde doğal olarak yetişen Apiaceace familyasına (Malabaila dasyantha ve Lisaea strigosa) ve Lamiaceae familyasına ait 4 tür (Salvia candidissima subsp. candidissima ve Salvia aethiopis) morfolojik ve kimyasal yönden incelenmiştir. Bu türlerin morfolojik ve morfometrik özellikleri belirlenmiş ve uçucu yağları analiz edilmiştir. Bu bitki türlerinin uçucu yağları, toprak üstü kısımlarının damıtma yöntemiyle uçucu yağ bileşenleri özel olarak saptanmıştır. Bu bitki örneklerinin toprak üstü kısımlarının ve Malabaila dasyantha bitkisinin toprak üstü kısımları ve meyvesinin uçucu yağları clevenger apareyi kullanarak su distilasyonuna tabi tutulmuş ve uçucu yağları elde edilmiştir. İncelenen türlerin uçucu yağlarının kalitatif ve kantitatif kompozisyonu GC ve GC-MS (Gaz kromatografisi- Kütle spekrometrisi) sistemi kullanılarak belirlenmiştir. Bu türlerin morfolojik özellikleri belirlenerek literatür bilgileri ve diğer çalışma sonuçları ile kıyaslanmıştır. Uçucu yağ kimyasal sonuçları da literatür ile karşılaştırılıp, sonuçlar doğal ürünler ve kemotaksonomik yönden tartışılmıştır.
Farklı esansiyel yağlar ve kitosan ile hazırlanan filmlerle ambalajlanmış Luciobarbus esocinus filetolarının 2±1°c'de raf ömrünün araştırılması
Bu çalışmada, kitosan ve kekik, karanfil, biberiye esansiyel yağları ile hazırlanan yenilebilir filmlerle kaplanmış Luciobarbus esocinus filetolarının 2±1°C'de muhafazası esnasında kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal değişimleri incelenmiştir. Deneysel örneklerin oluşturulması için Luciobarbus esocinus filetoları normal, vakum paketleme, kitosan, kekik yağı ilaveli kitosan, karanfil yağı ilaveli kitosan ve biberiye yağı ilaveli kitosan yenilebilir filmleri ile kaplanarak toplamda 6 grup (A, B, C, D, E ve F) elde edilmiştir. Çalışmada kullanılan fileto ve deneysel örneklerin filmle kaplama işleminden sonra besin kompozisyonu (nem, ham protein, ham yağ ve ham kül) belirlenmiştir. Araştırmada incelenen örneklerin 2±1°C'deki muhafazası süresince üç günde bir kimyasal (pH, TVB-N, Peroksit sayısı, TBA), mikrobiyolojik (Toplam mezofilik aerob, toplam anaerob bakteriler, toplam psikrofilik aerob, laktobacillus, lipolitik, maya ve küf, koliform grubu bakterilerin sayımı) ve duyusal (Renk, koku, gevreklik, görünüş, lezzet, genel beğeni) olarak analizleri yapılmıştır. Bu araştırma üç tekerrürlü, analizler iki paralel olarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler neticesinde, taze filetoların 12. günde, vakum paketlenmiş filetoların 15. günde, kitosanla ve biberiye ilaveli kitosan ile kaplanmış filetoların 27. günde, kekik ilaveli ve karanfil ilaveli kitosan ile kaplanmış filetoların ise 30. günde muhafaza süreleri sona ermiştir. Sonuç olarak, kitosan yenilebilir filmlerin içerisine esansiyel yağların da ilave edilmesiyle ürünün raf ömrü üzerinde olumlu etki gösterdiği, özellikle kekik ve karanfil eklenmiş kitosan yenilebilir filmlerin bu konuda kayda değer olduğu ve ürünün kimyasal, mikrobiyolojik ve duyusal kalitesi üzerine olumlu etki gösterdiği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kitosan, Yenilebilir Film, Luciobarbus esocinus, Kekik, Karanfil, Biberiye
Çiğ ette Aeromonas hydrophila üzerine inhibitör maddelerin etkisinin araştırılması
Bu çalışmada Ankara ilinde tüketime sunulan dana kıyma örneklerine inhibitör maddelerin Aeromonas hydrophila (A. hydrophila) üzerine 1. Ve 7. Gün, mezofilik ve psikrofilik ortamda etkisi araştırılmıştır. Bu örneklere %3 ve %5 NaCl; %1 ve %2 Laktik asit; %3, %4 ve %5 Sodyum laktat (NaL); %1 ve %2 Kekik (Origanum minutiflorum) uçucu yağının inhibitör etkisinin araştırması yapılmıştır.1. gün inoküle kontrolleri ile inhibitör maddelerle muamele yapılmış dana kıyma örnekleri Plate Count Agar (PCA) ve Ampisilinli Glutamate Starch Phenol Red Agar (GSP) plaklara ekim yapılmıştır. Ekim yapılan plakların biri psikrofil ortama, diğeri mezofilik ortama inkübasyona bırakılmıştır. 1. gün yapılan çalışmanın aynısı 7. gün, - 10oC'de buzdolabında saklanmış olan örneklerle tekrarlanmıştır.%3 NaCl ile muamele edilen örneklerde 7. gün A. hydrophila sayısında azalma olmuştur. %5 NaCl ile muamele edilen örneklerde 1. gün azalma, 7. gün tamamen azalmaya rastlanmıştır. %1 ve %2 Laktik asit muamelesinde ise 1. gün mezofil ve psikrofil ortamlarda azalma gözlenmiştir. 7. gün de ise tamamen üreme olmamıştır. %3 Sodyum laktat 1. gün ve 7. gün mezofilik ortamda üremede azalma, psikrofil ortamda ise tamamen üreme engellenmiştir. %4 ve %5 NaL muamelesinde üreme olmamıştır. %1 kekik uçucu yağının 1. gün mezofilik, psikrofilik ortamda azalmaya rastlanmıştır. %2 Kekik uçucu yağının 1. gün ve 7. gün mezofil ortamda azalma, psikrofil'de ise tamamen üreme olmamıştır.Çalışmada kullanılan tüm inhibitör maddelerin A. hydrophila'nın ortalama değerlerini düşürdüğü gözlenmiştir. 1. ve 7. gün mezofilik ve psikrofilik ortamda NaL'ın en etkili inhibitör olduğu tespit edilmiştir.Çalışmadan elde edilen bulgular paired-sample Wilcoxon Signed Rank Testi analiz sonuçlarına göre anlamlıdır (p<0,05).
Labiatae familyasına ait bazı endemik türlerin önemli bitki patojeni bakteriler üzerine antimikrobiyal etkisinin araştırılması
Bütün dünyada oldugu gibi ülkemizde de hastalık ve zararlılardan ari ürün yetistirmek için çesitli mücadele yöntemleri denenmektedir. Bu yöntemlerden biri, bitkisel materyaller ve bitkisel ekstraktlar kullanılarak hastalık ve zararlılarla mücadele etmektir. Bu çalısma kapsamında Labiatae familyasına ait endemik türler olan Origanum minutiflorum O. Schwarz & P. H . Davis, Sideritis erytrantha Boiss.& Heldr. apud Bentham subsp. erytrantha, Salvia tchihatcheffii (Fisch.& Mey.) Boiss., Satureja wiedemanniana (Lalem.) Velen. ve Thymus sipyleus Boiss. subsp. sipyleus bitkilerinin uçucu yaglarının antimikrobiyal etkisi, bitkilerde hastalık olusturan yirmi bakteriye karsı denenmistir. Denemeler invitro kosullarda besi ortamı üzerinde yapılmıs ve uçucu yagların olusturdukları inhibisyon zon çapları belirlenmistir. Olusan inhibisyon zon çapları 0-54 mm arasında degismistir. Ayrıca bu uçucu yagların bakterilerin gelisimini engelledigi en düsük konsantrasyonlar (MIC) belirlenmistir. MIC degerleri en düsük 125 ?g/ml, en yüksek ise >500?g/ml bulunmustur. Kimyasal analizler sonucunda, Origanum minutiflorum uçucu yagının ana bilesenini % 73,93 oranla Carvacrol, Sideritis erytrantha var. erytrantha uçucu yagının ana bilesenlerini % 17,75 g-terpinene, % 11,81 b-caryophyllene ve % 9,96 Sabinene maddelerinin olusturdugu belirlenmistir. Bunun yanında, Salvia tchihatcheffii uçucu yagının ana bilesenleri % 44,45 oranla 1,8-cineole ve % 12,19 Camphor'dur. Ayrıca Satureja wiedemanniana uçucu yagının ana bilesenlerini % 11,55 p-cymene, % 9,45 Menthadiene ve %7,22 Spathulenol ve Thymus sipyleus subsp. sipyleus uçucu yagının ana bilesenlerini % 44,98 1,8- cineole ve % 12,19 Camphor'dur. nvitro denemeleri sonucu en etkili bulunan O. minutiflorum bitkisinin uçucu yagının etkisi, Xanthomonas vesicatoria bakterisine karsı denenmistir. Bu deneme sabit kosullardaki iklim odasında yetistirilen domates bitkileri üzerinde gerçeklestirilmistir. Denemelerde bes farklı karakter kullanılmıstır. lk olarak uçucu yag domates bitkilerine uygulanmıstır. Kırksekiz saat sonra Xanthomonas vesicatoria bakterisi aynı bitkiler üzerine uygulanmıstır. 0-4 skalasına göre yapılan degerlendirme sonucunda, Xanthomonas vesicatoria bakterisi tarafından olusturulan hastalıgın % 81,25 oranında engellendigi tespit edilmistir. Yapılan varyans analizi ile de karakterler arasındaki farkın önemli oldugu ve 3 farklı grup olustugu belirlenmistir. Anahtar Kelimeler : Labiatae, endemik türler, uçucu yag, antimikrobiyal etki, bitki patojeni bakteriler
Rezene (Foeniculum vulgare L.) bitkisinin tarımsal verim ve bazı kalite özelliklerine farklı dozlarda uygulanan organik gübrelerin etkisi
Bu araştırma rezenenin (Foeniculum vulgare L.) verim ve bazı kalite özelliklerine farklı dozlarda uygulanan inek ve koyun organik gübrelerinin etkisini belirlemek amacıyla, Bursa - İznik iklim şartlarında 2020 yılında yürütülmüştür. Deneme ''Tesadüf Blokları Deneme Desenine'' göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Bu çalışmada 4 farklı dozda (750, 1500, 2250 ve 3000 kg/da) yanmış inek ve koyun gübresi ile kontrol (gübresiz) koşullarında rezene yetiştirilmiştir. Araştırmada, bitki boyu (73,63-81,48 cm), bitki başına dal sayısı (4,94-5,61 adet), şemsiye sayısı (18,31-20,17 adet/bitki), şemsiyecik sayısı (292,53-329,52 adet/şemsiye), bin meyve ağırlığı (6,61-7,41 g) tespit edilmiştir. Meyve verimi (53,04-79,91 kg/da), biyolojik verim, (600,02-844,67 kg/da), hasat indeksi (%8,54-11,68), uçucu yağ oranı (%2,88-3,27), uçucu yağ verimi (1,68-2,42 l/da) ve sabit yağ oranı (%14,71- 25,38) tespit edilmiştir. Uçucu yağ bileşenleri sırasıyla t-anetol (%32,54-42,51), kafur (%18,55-20,93), limonen (%10,12-16,18) ve anisaldehit (%2,47-14,08) olarak tespit edilmiştir. Yağ asitleri sırasıyla petroselinik asit (%16,95-65,93), kaprik asit (%4,24-48,36), linolenik asit (%1,9-17,05) ve cis 4.7.10.13.16.19- dokosaheksaenoik (%1,93-14,79) olarak tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; inek ve koyun gübrelerinin bir çok verim değeri üzerine etkili olduğu, verim bakımından 2250 kg/da inek gübre dozu uygulaması, uçucu yağ ana bileşeni bakımından 2250 kg/da koyun gübre dozu uygulaması, yağ asitleri bakımından 1500 kg/da koyun gübre dozu uygulaması önerilebilir.