Audiences
73 theses under this subject heading
Espor izleme ve para harcama motivasyonu
Bu araştırma ile espor izleyicilerinin cinsiyet, yaş ve eğitim durumu değişkenleriyle beraber espor izleme motivasyonunun bireylerin para harcama motivasyonlarının yordayıcısı olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada iki aşamalı araştırma deseni kullanılmıştır. Birinci aşamada "E-spor İzleyici Motivasyonu (EİMÖ), (Motivation Scale of E-sports Spectatorship) ölçeği'" nin Türkçeye uyarlanması ve "Espor izleyici Para Harcama Motivasyonu Ölçeği (EİPHMÖ), ("Esports Audience Spending Motivation) ölçeği"'nin geliştirilmesi gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise espor izleme motivasyonu ve espor izleyici para harcama motivasyonları ilişkisinin belirlenmesi amacıyla ilişkisel tarama yöntemi kullanmıştır. Araştırmanın örneklemini kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen ilk aşama için 709 ikinci aşaması için ise 1046, toplamda 1755 espor izleyicisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak yazar tarafından Türkçe adaptasyonu gerçekleştirilen EİMÖ, yazar tarafından geliştirilen EİPHMÖ ve kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin toplanması sürecinde espor izleyicilerine gönüllülük esasına uygun veri toplama aracı hem çevrimiçi formlar aracılığı ile hem de elden dağıtılarak uygulanmıştır. Verilerin analiz işlemlerinde öncelikle varsayımlar test edilmiştir, iki yönlü Manova, regresyon ve iki yönlü Anova analizleri uygulanmıştır. Gerçekleştirilen istatiksel işlemlerde Sosyal Bilimler için İstatistik Paket (SPSS) paket programı ve Yapısal Eşitlik Modeli (Amos) istatistiksel yazılım paketi kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyet ve eğitim değişkenlerine göre izleme motivasyonlarında anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Para harcama durumu değişkenine göre izleyici motivasyonları rekabetçi yön, sosyalleşme fırsatı, arkadaş bağları ve beceri takdiri alt boyutlarında, para harcayan katılımcıların daha yüksek düzeylere sahip olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların cinsiyete ve/birlikte eğitim durumlarına göre izleme motivasyonları arkadaş bağları ve oyun bilgisi alt boyutlarında anlamlı olarak farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Anlamlı farklılığın erkeklerde lise ile üniversite grupları arasında üniversite lehine anlamlı olduğu görülmektedir. Katılımcıların eğitim ve/birlikte para harcama durumlarına göre espor izleme motivasyon ölçeğinde temel etki değerinin sosyalleşme fırsatı, arkadaş bağları, beceri takdiri, eğlenceli yönü, dramatik yönü ve yarışma heyecanı alt boyutlarında anlamlı olarak farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmek için yapılan çoklu karşılaştırmalar incelendiğinde sosyalleşme fırsatı, arkadaşlık bağları, beceri takdiri ve yarışma heyecanı boyutunda eğitim durumu lise olanlarda para harcayanlar lehine, eğlenceli yön boyutunda eğitim durumu üniversite olanlarda para harcamayanlar lehine, dramatik yön boyutunda ise eğitim düzeyi lise olanlarda para harcayan grubun lehine anlamlı farklılık görülürken eğitim durumu üniversite olanlarda para harcamayan grup lehine anlamlı farklılık görülmektedir. Son olarak izleme motivasyonu, harcama motivasyonunu %4 düzeyinde açıklamaktadır.
Futbol seyircilerinin empatik eğilimleri ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Şanlıurfa örneği)
Bu çalışmanın amacı futbol seyircilerinin empatik eğilimleri ile sporda saldırganlık ve şiddet düzeyleri arasında ilişki olup olmadığının araştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, Şanlıurfa ilinde bulunan futbol seyircileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise evrenden tesadüfi olarak seçilen, 18 yaş ve üzeri 285, toplam 312 futbol seyircisi katılımcıdan oluşmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak geliştirilen kişisel demografik özelliklerini tespit etmek için bilgi formu kullanıldı. da Dökmen (1988) tarafından geliştirilen "Empatik Eğilim Ölçeği" envanteri kullanıldı. ''Sporda Seyirci Saldırganlığı ve Şiddet Ölçeği" Şanlı (2014) tarafından geliştirilen envanter kullanılmıştır. Ayrıca katılımcıların araştırmacı tarafından Araştırma problemlerine cevap bulmak için deneklere uygulanan anketler bilgisayar ortamında SPSS 15,0 ile girildi. Araştırma sonucunda Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının cinsiyete göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05).Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının spor yapma süresine göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının lisanslı sporcu olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Empatik Eğilim Ölçeği puanlarının alkol kullanma durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanların cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının yaşa göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının spor yapma süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p<0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının lisanslı spor yapma şekline durumuna göre anlamlı farklılık göstermediği bulgusu elde edilmiştir (p>0,05). Saldırganlık ve Şiddet Ölçeği puanlarının alkol kullanma durumuna göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir ( p<0,05). Yapılan normallik sınamasında her iki ölçek puanlarının normal dağılım gösterdiği tespit edildiğinden t testi uygulanmıştır, takım algısı değişkenlerine göre karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (OneWay ANOVA) testi uygulanmıştır. ANOVA testinde gruplar arasında anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi iki grup arasında olduğunu belirlemek amacıyla LSD Post Hoc testinden yararlanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla öncelikle Pearsonkorelasyon analizi yapılmıştır. Analizlerde anlamlılık düzeyi 0,05 (p<0,05) olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seyirci, Saldırganlık, Şiddet, Spor, Empati.
Habitus kavramı çerçevesinde belgesel sinemada izleyici alışkanlıkları ve gerçeklik yanılsamaları
20. yüzyılın ikinci yarısında sosyal bilimler alanında ve sanat disiplinlerinde etkisini hissettirmeye başlayan gerçeklik krizinin en çok etkilediği alan belgesel sinema olmuştur: `Gerçekliğin sinemasal temsili' olarak nitelenen belgesel sinema, hem kurmaca sinemayla arasındaki sınırların giderek belirsizleşmesinden, hem de izleyici algısındaki özdeşleşmeci dönüşümden dolayı gerçeklikle ilişkisinde ciddi sorunlar yaşamaktadır.Belgesel sinema, bu gerçeklik krizini kendi estetik olanaklarıyla aşabilecek durumdadır. Bunun için yapılması gereken, özdeşleşmeci seyirci davranışlarının, yani `seyirci habitusu'nun yapısal bir çözülmeye uğratılarak dönüştürülmesi, film ve gerçeklik algılarının yeniden inşa edilmesidir.Bu çalışmada, `seyirci habitusu'nu çözmek için etkili bir estetik yöntem olarak Brecht'in `epik tiyatro' kuramından hareketle tasarlanan `epik belgesel' düşüncesi önerilmektedir.
Spor seyircilerinin siber zorbalık davranışlarının incelenemesi
Araştırmanın amacı doğrultusunda, çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Ayrıca, durum tespiti yapılacağından dolayı, çalışma, betimsel nitelik taşımaktadır. Araştırmanın evrenini, ülke genelinde bulunan spor seyircileri oluştururken, örneklemini ise rastgele yöntemle seçilmiş ve farklı branşlarda spor seyircisi olan 1029 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ve Karaca (2019) tarafından geliştirilen ve Spor seyircilerinin sözel zorbalık, fiziksel zorbalık ve siber zorbalık davranışları ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz, Independent Simple T-testi ve One Way ANOVA testleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, erkek seyircilerin zorbalık ve siber zorbalık düzeyleri kadınlara göre daha yüksek bulunmuştur. Branşlara bakıldığında, futbol seyircilerinin zorbalık ve siber zorbalık düzeylerinin diğer branşlardan yüksek olduğu görülmüştür. Yaş ilerledikçe, iş durumu seviyesi arttıkça ve eğitim düzeyi arttıkça zorbalık ve siber zorbalık düzeyinin azaldığı, bekar seyircilerin evli seyircilere göre zorbalık ve siber zorbalık düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Taraftar derneği üyesi seyircilerin ve deplasman müsabakalarına sık giden seyircilerin zorbalık ve siber zorbalık düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Müsabaka takip türü ve müsabaka izleme sıklığı ile zorbalık ve siber zorbalık arasında anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca sosyal medya kullanım cihazı türünün, müsabaka izleme şeklinin ve sosyal medya kullanım amacının zorbalık ve siber zorbalık düzeyine etki etmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Passolig elektronik bilet uygulamasının Türkiye profesyonel futbol ligi üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, son dönemlerde sıkça tartışılan PASSOLİG Elektronik Bilet Sistemi uygulamasının Türkiye Profesyonel Futbol Ligi üzerine etkilerinin ele alınarak incelenmesidir. Futbol, Dünya'da olduğu gibi Türkiye'de de spor tarihinin en popüler ve taraftar sayısı en fazla olan oyunudur. Bu durumdan dolayı dünyada ve ülkemizde de futbol bir eğlenceden ziyade makroekonomi modeline ve sosyal hayatı belirleyen bir akım haline gelmiştir. Küresel etkisi ve insan üzerindeki sosyal ve kültürel boyutu düşünüldüğünde ekonomik planlamalar bunun üzerine inşa edilerek; futbol federasyonu, yöneticiler ve kulüpler bu etkiyi mümkün olduğu kadar çeşitlendirip gelir şekline dönüştürmüşlerdir. Tüm bu açıklamalar ışığında futbol ekonomisinin tekeli haline getirilmeye çalışılarak yeni yöntemlerle ''PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması'' daha kalıcı ve kontrol edilebilir dönüşüm haline getirilmiştir. Futbol oyununun temelinde, kulüpler ve taraftarlar arasında rekabet ortamının olması dolayısıyla rekabet şiddeti de doğurmaktadır. Türk futbolundaki şiddet olaylarının önüne geçmek amacıyla 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliği Önleyici Kanun çerçevesinde PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması 19 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe koyulmuştur. PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması yürürlüğe girdikten sonra taraftarlar arasında boykot edilmiş konu mahkemeye taşınmıştır. "PASSOLİG Kart" satışlarında ücret talep eden firma eleştirilmiş, stadyuma gelen taraftar ortalamalarında düşüş yaşanmıştır. Nitel araştırma yöntemine göre hazırlanan bu çalışmanın verileri 19 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe giren PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulamasının medyada çıkan haberler, haber yorumları, PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması temalı panellerden elde edilen bilgiler, gazetelerin genel yayın yönetmenleri ve taraftar grupları ve dört büyük takımı destekleyen taraftarlar ile yapılan mülakatlar oluşturmaktadır. Doküman incelemesi, içerik analizi ve söylem analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması stadyumlardaki şiddeti azaltmak ve şiddet gösteren kişilerin tespit edilmesi konusunda gerekli bir uygulama olduğu fakat PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulamasının taraftarlara yeterli derecede tanıtılamadığına ve anlatılamadığı ayrıca yetkili firmanın PASSOLİG tanıtımında yeterince etkili olamadığı tespit edilmiştir. Ayrıca PASSOLİG Elektronik Bilet Uygulaması ile birlikte stadyumlar içerisinde ki şiddet olaylarının önüne geçildiği, taraftarların ailesi ile birlikte gidip hoşça vakit geçirebildiği ortamlar haline geldiği saptanmıştır.
Postmodern televizyonu kadınların okuma biçimleri: Müge Anlı ile Tatlı Sert programı üzerine bir alımlama çalışması (Diyarbakır örneği)
Postmodernizmin kavram olarak ilk kullanımı sanat, mimari ve edebiyat alanında modernlikten sonraki dönemi tarif etmek için olmuştur. 1960'lı yıllardan itibaren sosyo-politik ve ekonomik alanda yaşanan bazı dönüşümler bu dönüşümleri açıklama-anlama noktasında postmodern kavramın epistemolojik bir çerçevede yeniden kullanılmasını da zorunlu kılmıştır. Günümüzde hala oldukça tartışmalı bir kavramsallaştırma olan postmodernlik/postmodernizm, bazı düşünürler tarafından modernlikten tam bir kopuşu işaret ederken, bazıları ise onu modernliğin yeni bir biçimi/uzantısı şeklinde tanımlamayı tercih etmişlerdir. Bu kültürel alan içinde postmodern çağ bir yandan farklılıkların ve yerelliğin görünümünü artırırken bir yandan da tüm kitle iletişim araçlarını, özellikle de televizyonu dönüştürmüş ve dönüştürmeye de devam etmektedir. Bu dönüşüm Fransız televizyon kuramcısı François Jost (2002)'un tanımladığı gibi yeni bir anlatı evreninin kurgulanmasıyla, bunu yaparken de başta izleyicinin bu kurgu içinde yeniden tarif edilmesiyle kendisini gösterir. Baudrillard'ın da hipergerçeklik olarak tanımladığı bu anlatıda, Ignaciot Ramonet'nin Post-TV olarak tanımladığı günümüz televizyonu bir yandan gerçeği en saf haliyle gösterdiğini iddia ederken bir yandan da, hem kendini hem de izleyicisini yeniden bir anlatı olarak inşa eder. Bu yakınsamanın oluşturduğu "format yayıncılığı" düzeni içinde söz konusu yakınsamayı en iyi temsil eden yapımlar olarak "Reality-Show"lar karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, postmodern televizyonun başat formatlarından olan ve Türkiye'deki televizyon yayıncılığında da önemli yer tutan reality şov programlarının kadın izleyiciler tarafından nasıl alımlandığını inceleyerek söz konusu formatların izleyicisiyle anlatı evrenleri çerçevesinde nasıl bir ilişki kurduğunu anlamayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede çalışmadan 'Müge Anlı İle Tatlı Sert' programının Kasım 2017- Ocak 2018 dönemindeki yayınları programın sadık izleyicileri arasından seçilen on beş kadın izleyiciyle birlikte izlenerek onların programı okuma biçimleri derinlemesine görüşme ve odak grup çalışması yöntemleriyle anlamlandırılmaya çalışılmıştır. Bu anlamda çalışmanın yeniden düzenlenen medya, özellikle televizyon yayıncılığı içinde gelenekselden yeniye doğru uzanan dönüşümü, kadın izleyicilerin bakış açısıyla tartışmaya açmak gibi özgün bir yaklaşım içinde olacağı da iddia edilebilir.
Futbol hakemlerine göre seyirciyi saldırganlığa yönlendiren faktörler
Bu araştırmada futbol hakemlerine göre seyirciyi saldırganlığa yönlendiren faktörler incelenmiştir. Bu araştırma, tarama modeli kapsamında ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak, Özmaden (2004) tarafından geliştirilen "Futbol Seyirci Saldırganlığı Ölçeği" kullanılmıştır. Bu çalışmanın evreni, 2019-2020 sezonunda, profesyonel futbol müsabakalarında görev alan Türkiye Futbol Federasyonuna bağlı, Ege Bölgesi hakemleridir. Örneklem grubunu profesyonel olarak aktif hakemlik yapan Aydın (18 kişi), Denizli (24 kişi), İzmir (106 kişi), Muğla (17 kişi) ve Manisa (29 kişi)) illerindeki toplam 195 futbol hakemi oluşturmaktadır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik, ve parametrik olmayan testler kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliliği Cronbach's Alpha katsayısı ile belirlenmiştir. Araştırma sonucunda; Meslek değişkeninde sadece spor medyası alt boyutunda p<0.05 düzeyinde anlamlı farklılık vardır. Klasman düzeyinde ise sadece hakem alt boyutunda p<0.05 düzeyinde anlamlı farklılık görülmektedir. "Yaş'', ''Eğitim durumu'', Gelir düzeyi" "Fiziksel saldırıya maruz kalma" değişkenlerinde anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Anahtar Kelimeler: Futbol hakemi, Saldırganlık, Şiddet
Basketbol seyircilerinin takımlarına duydukları güven ile sadakat düzeylerinin değerlendirilmesi(Pınar Karşıyaka örneği)
Bu araştırmanın amacı, basketbol seyircilerinin takımlarına duydukları güven ve sadakat düzeylerinin belirlenmesi ve Pınar Karşıyaka basketbol takımı taraftarlarının takımlarına karşı duydukları güven ve sadakat düzeylerine göre stratejik satış planları oluşturabilmesine yardımcı olmaktır. Araştırmada elde edilen veriler, Pınar Karşıyaka müsabakalarını izlemeye giden taraftarlardan yaşları 13-71 arasında değişen 283 (205 erkek,78 kadın) kişiden toplanmıştır. Araştırmada basketbol seyircilerinin marka güvenini ölçmek için Chaudri ve Hollbrook (2001)'un geliştirdiği "Marka güveni Ölçeği"kullanılmış, takıma olan sadakati ölçmek için Bauer, Stokburger-Sauer ve Exler, (2008), Mahony, Madrigal ve Howard (2000), Fink, Trail, ve Anderson (2002)'ın çalışmalarında kullanılan ölçeklerden faydalanılmıştır. Bu ölçekler Yıldız (2010) tarafından Türkçeye uyarlanmıştır. Araştırma sonucunda düzenli spor yapma, eğitim durumu ve stadyumda maça gitme durumuna göre Pınar Karşıyaka basketbol seyircilerinin arasında marka güveni açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Marka güveni açısından diğer demografik değişkenlerde anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Ortaöğretim mezunlarının (lise ve öncesi) davranışsal sadakat düzeylerinin, yükseköğretim mezunlarından daha yüksek olduğu bulunmuştur. Korelasyon analizi sonucuna göre, marka güveni ile tutumsal sadakat ve davranışsal sadakat, tutumsal sadakat ile davranışsal sadakat arasında pozitif yönlü ve güçlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Cinsel çekicilik unsuru içeren reklamlar: Göçmen kadın TV izleyicilerine yönelik tutum değerlendirmesi
Günümüz teknoloji toplumunun en önemli unsurlarından biri şüphesiz reklamlardır. Tüketiciler gün içerisinde yüzlerce defa reklamlara maruz kalmaktadırlar ve hangi reklamların daha iyi algılanacağı ve hatırlanacağı o reklamın başarısını doğrudan etkilemektedir. Nasıl ki reklam verenler kendi ürünlerini satmak için rekabet ediyorlarsa, reklamlar da daha etkin olabilmek için kendi içlerinde rekabet etmektedirler. Cinsellik, reklam etkinliğini arttırmak amacı ile sıklıkla kullanılan bir tekniktir. Bu tekniğin en sık kullanılan şekli ise kadın bedeninin cinsel çekicilik unsuru olarak sergilenmesidir. İnsan doğası gereği cinsellik odaklı bir varlıktır fakat toplumsal kurallar cinselliğin bastırılmasına yol açmaktadır. Her ne kadar bastırılmaya çalışılsa da cinsellik daima dikkat çekici olmaktadır. Bunun farkında olan reklamcılar ise cinselliği reklamlarında kullanmaktadırlar. Kadın bedeninin cinsel çekicilik unsuru olarak sergilenmesi, birçok tartışma sebep olmuş olmasına karşın halen sıklıkla kullanılmaktadır. Bu da göstermektedir ki her ne kadar aksi görüşler olsa da cinsellik reklam etkinliğini arttırmaktadır. Bu çalışmada da ülkemizde Gaziantep ilinde ikamet eden Suriyeli göçmen kadın televizyon izleyicilerinin cinsel içerikli reklamlara, bu reklamlarda sunulan markalara ve reklamlarda rol alan kişilere karşı tutumları incelenmiştir. Çalışma sonucunda, literatürde sunulan diğer çalışmaların paralelinde olarak, kadın mültecilerin cinsel içerikli reklamlara olumsuz tutumlarının olduğu fakat sunulan markaya karşı tutumlarının genellikle nötr (yansız) olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların cinsel çekicilik içermeyen reklam izleyenlerin tutumlarının cinsel çekicilik içeren reklamları izleyenlere göre, daha olumlu tutumlara neden olduğu saptanmıştır. Çalışmanın ilgili literatür bağlamında ele alınışı ve örneklem evreni açısından özgün olması nedeniyle, araştırmacılara rehberlik edeceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Reklam, tüketici davranışları, cinsel çekicilik, göçmenler, göçmen kadın TV izleyicileri
Beden eğitimi ve spor yüksek okulu öğrencilerinin futbol müsabakalarına katılım kararlarını etkileyen faktörler
Bu çalışma, Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu öğrencilerinin futbol müsabakalarına katılım kararlarını etkileyen faktörlerin belirlenerek, bazı değişkenlere göre bu algılamaların farklılaşıp farklılaşmadığı tespit etmek amacıyla desenlenmiştir. Tarama modelindeki bu çalışmada, Gencer ve Aycan (2008)97 tarafından geliştirilen ?Seyirci Katılım Karar Ölçeği? ve ?Kişisel Bilgi Formu? veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Sınırlandırılmış evren kullanılan bu çalışmada, 6 üniversiteden 1009 öğrenci nihai verilerin toplanmasında yer almıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi (One-Way ANOVA) ve Tukey testi kullanılmıştır. Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin futbol müsabakalarına katılım kararlarında fiziksel çevre, rakip takım ve toplumsallaşma fırsatı faktörleri ?biraz?, tuttuğu takım, programın uygunluğu ve müsabakanın cazibesi faktörleri ?oldukça? boyutu ile etkilidir. 2. Beden eğitimi ve spor yüksekokulu öğrencilerinin futbol müsabakalarına katılım kararı faktörleri cinsiyete, okunan bölüme, göre değişmezken, tutulan takıma, futbola olan ilgi düzeylerine, göre değişmektedir.
Irak'ta sosyal ağlar üzerinden radyo ve televizyon yayınlarını izleme alışkanlıkları üzerine bir inceleme
Sosyal medya günümüzde bilgi alma, eğlence, oyun oynama ve statü kazanma gibi birçok motivasyon ile takip edilebilmektedir. Her şeyden önce sosyal medyada bilginin yayılma hızı ve kullanıcıların bilgi alma motivasyonları radyo ve TV yayıncılarını bu alana çekmektedir. Bu kapsamda sosyal medya üzerinden radyo ve TV yayıncılığının çeşitli açılardan incelenmesinin önemli bir araştırma alanı olarak öne çıktığı değerlendirilmektedir. Bu çalışmada sosyal medya üzerinden yayın yapan radyo ve TV yayınlarının takip edilmesinde dinleyicilerin/izleyicilerin motivasyon kaynaklarının neler olduğu ve hangi demografik özelliklere göre değiştiğinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda Irak'ın başkenti Bağdat'ta yaşayan ve sosyal medya platformları üzerinden radyo ve TV yayınlarını takip eden 257 izleyici/dinleyiciye anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Sonuçlar sosyal medya üzerinden yayın yapan radyo ve TV yayınlarının izleyicilerinin/dinleyicilerinin tutumlarının cinsiyet, yaş, eğitim durumu, gelir durumu, meslek, sosyal medya platformlarına günlük ayrılan süre ve en çok TV, radyo yayınlarının izlendiği/dinlendiği sosyal medya platformuna göre farklılaştığını göstermektedir.
Futbol seyircilerinin taraftarlık ve şiddet ifadelerine yaklaşımlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, stadyumlarda maç izleyen futbol seyircilerinin taraftarlık ve şiddet ifadelerine yaklaşımlarının incelenmesidir. Araştırmaya katılan toplam 327 seyircinin 208'i bay, 119'u bayandır. 102'si 16-20 yaşlarında, 87'si 21-25 yaşlarında, 42'si 26-30 yaşlarında, 31'i 30-34 yaşlarında, 25'i 35-39 yaşlarında, 40'ı 40 ve üstü yaşlardadır. İlköğretim mezunu 32, lise mezunu 154 ve üniversite-lisansüstü eğitim düzeyinde olan 141 kişi araştırma katılmıştır. Son olarak meslek değişkenine göre araştırma grubunun 174'ü öğrenci, 46'sı serbest meslek, 22'si memur, 16'sı emekli, 31'i işçi, 27'si ev hanımı, 11'i işizdir. Araştırma tarama modelindedir. Araştırma problemine ilişkin mevcut bilgiler ilgili literatürün taranmasıyla sistematik bir şekilde verilmiş, konu hakkında teorik bir çerçeve oluşturulmuştur. Ayrıca araştırma ile ilgili bir ölçek uygulanmış ve bu ölçek yoluyla elde edilen verilerle probleme çözüm aranmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, betimleyici istatistik kullanılmıştır. Demografik bilgilerin çözümlenmesinde yüzde frekansları alınmış, bazı değişkenlere göre farklılığı test etmek için t-test, ANOVA ve Tukey HSD testi uygulanmıştır. Araştırmaya katılan seyircilerden elde edilen bulgulara göre, seyircilerin büyük çoğunluğunun takımlarının lisanslı ürünlerini satın aldıklarını görmekteyiz. Kendi ev sahibi oldukları müsabakalarda rakip takım taraftarlarının da stadyumda ki yerlerini almalarını istemektedirler. Yıllık kombine kartlarına kararsız bir tutum sergilemektedirler. İç saha maçlarına çok ilgili oldukları halde aynı ilgiyi dış saha maçlarına göstermemektedirler. Maç öncesi stadyuma girmeden önce alkol tüketmediklerini görmekteyiz. Müsabakalarda polisin seyirciyi kışkırttığını düşünmektedirler. Medya' da çıkan stres dolu haberlerin şiddeti artırdığını düşünmektedirler ve sahaya yabancı madde atmaya pek sıcak bakmamaktadırlar. Ayrıca tribünde küfür etmeye pek sıcak bakmamaktadırlar ve yeni çıkan Sporda Şiddet yasasının çok başarılı olacağını düşünmemektedirler.
Sinema filmlerindeki ürün yerleştirme uygulamaları ve marka farkındalığına yönelik izleyici tutumları arasındaki ilişkiler: Oflu Hoca'nın Şifresi 2 filmi örneği
Günümüz pazarlarında yaşanan hızlı gelişme, pazarda rekabet avantajı yaratmayı güçleştirmektedir. İşletmeler, benzer ürünlerde rekabet üstünlüğü sağlamak için markalı ürünleri ile ilgili mesajları doğru hedef kitlelere, doğru zamanda ve doğru yerde ulaştırabilmelidirler. Markalı ürünlerin temelde farkındalık yaratma ve bunu arttırma çabasına yönelik olarak bir bedel karşılığında çeşitli medya mecralarında bilinçli ve planlı olarak yerleştirilmesi, ülkemizde özellikle son yıllarda çokça kullanılmaya başlanan bir uygulamadır. Kavramın öneminin ilk fark edildiği uygulamalar ise sinema filmlerindeki ürün yerleştirmeler olmuştur. Sinema filmlerinin, gösterilmeye başlandığı tarihten itibaren hikayeleri, oyuncuları, filmlerin müzikleri ve hikayelerinin geçtikleri mekanlar gibi faktörlerle seyircileri üzerinde güçlü bir etki yarattığı görülmektedir. Bu çalışma kapsamında sinema filmlerinde ürün yerleştirmeye yönelik tutumların, ürün yerleştirmenin kabul edilebilirliği, etik değerlendirme, yerleştirmede destinasyon özellikleri, tüketicinin karar verme davranışı, hafıza ve ürün yerleştirme başarısı gibi çeşitli yönlerden açıklanması amaçlanmıştır. Ayrıca izleyicilerin yerel ve yerel olmayan markalar açısından tutumları marka farkındalığı boyutları olan hatırlama ve tanıma çerçevesinde araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre izleyicilerin ürün yerleştirmeye yönelik tutumlarının kabul edilebilirlik, etik, davranış ve destinasyon olmak üzere dört farklı boyutta toplandıkları ve izleyici tutumlarının filme yerleştirilen markaların yerel ve yerel olmaması durumuna göre marka farkındalığı boyutları olan hatırlama ve tanıma açısından farklılıklar gösterdiği saptanmıştır. Bu sonuçlardan hareketle, pazarlamacılar için çeşitli strateji önerileri geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ürün Yerleştirme, Marka Farkındalığı Boyutları, Tutum,Sinema Filmleri, Yapısal Eşitlik Modeli
Hakkârili izleyicilerin televizyon izleme tercihleri doyumları ve TRT 6
Hakkârili izleyicilerin televizyon izleme tercihleri, doyumları ve TRT 6 adını taşıyan bu çalışmada ilk olarak; kitle iletişim araştırmaları konusunda izleyiciyi merkeze alan kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı geleneğinin tarihsel gelişimi, yaklaşımın temel dayanakları ve bu yaklaşıma yöneltilen eleştirilerden söz edilmektedir.Çalışmanın ikinci kısmında, ülkemizde farklı dil ve lehçelerde yapılan radyo ve televizyon yayıncılığı mevzuat boyutuyla irdelenmeye çalışılmış, bu alanda ülkemiz görsel işitsel mevzuatının AB mevzuatına yakınlaştırılması çalışmaları ele alınmıştır. Hatırlanacağı üzere, ilk olarak TRT'de ve sonrasında özel radyo ve televizyon kuruluşları bünyesinde yapılmış olan farklı dil ve lehçelerdeki yayınlar, 24 saat yayın yapan TRT 6 ile birlikte farklı bir boyut kazanmıştır. Ayrıca bu bölümün sonlarına doğru, farklı dil ve lehçelerde yayın konusunda AB İlerleme Raporlarındaki yorum ve eleştirilere de yer verilmektedir.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde, yapılmış olan alan araştırmasının sonuçları ortaya konulmaya çalışılmıştır. Hakkârili izleyicilerin televizyon izleme tercihleri ve doyumlarının neler olduğu, televizyon izleme motivasyonları ve alışkanlıkları ile sosyo-demografik değişkenler arasındaki ilişkiler araştırılmış ve son olarak Hakkarili izleyicilerin Kürtçe yayın yapan televizyon kanallarından en çok hangilerini izledikleri ile TRT 6 kanalının yayına başladığı günden bu zamana kadar Hakkâri ilinde algılanışı, kanala yönelik tutum ve davranışlar ortaya konulmaya çalışılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kullanımlar ve Doyumlar Kuramı, Farklı Dil ve Lehçelerde Yapılan Radyo ve Televizyon Yayınları, TRT 6.
Yöneticilerin kültürel değerleri ve izleyici profili tercihleri
Bu çalışmada lider ve izleyici etkileşimi bağlamında ve genel olarak yöneticilerin kültürel değerleri çerçevesinde, yöneticilerin izleyici profili tercihlerinin nasıl farklılık gösterdiği araştırılmıştır. Öncelikle kültür kavramına değinilerek kültürel değerler için bir temel oluşturulmaya çalışılmıştır. Ardından kültürel değerlerin kişilerin davranış şekillerini nasıl etkilediği aktarılmıştır.İkinci bölümde ise izleyicilik kavramı, daha önce yapılan çalışmalar ışığında boyutları ve özellikleri ile birlikte ortaya konmuştur. Kuramsal çerçeveye geldiğimizde ise öneriler geliştirerek; kültürel değer boyutlarının, yöneticilerin izleyici profili tercihlerini ne şekilde etkilediği açıklanmıştır. Bu doğrultuda sektörler ve meslek grupları arasından 316 beyaz yakalı çalışandan veri toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS programı yardımıyla analiz edilerek çalışma yapılan alandaki yöneticilerin izleyici profili tercihleri ortaya konulmuştur.Araştırma sonucunda toplulukçu ve dişi özellikler gösteren, güç mesafesi yüksek, belirsizlikten kaçınan ayrıca babacan davranış beklentisi değerlerine sahip olan yöneticilerin izleyici profili tercihlerinde pasif katılımlı ve bağımlı, eleştirel olmayan düşünme yapısındaki izleyici tipi yönünde hareket edecekleri bulgulanmıştır. Bireyci ve eril özellikler gösteren, güç mesafesi ve belirsizlikten kaçınma oranları düşük değer yargılarına sahip olan yöneticilerin ise tam tersi bir şekilde izleyici profili tercihlerinde aktif katılımlı ve bağımsız, eleştirel düşünebilen izleyici tipi yönünde hareket edecekleri sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Kültür, izleyicilik, izleyici çeşitleri, izleyici profili tercihleri
İletişim kuramlarında hedef kitle konumlandırmalarının karşılaştırılması
Bu çalışmada kitle iletişim araçlarının hedef kitlesi olarak önemli bir yere sahip olan izleyicinin farklı iletişim kuramlarında nasıl konumlandırıldığını eleştirel bir biçimde incelemek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, ana akım yaklaşımlardan Güçlü Etki kuramları, Lasswell'in İletişim Formülü ve Matematiksel İletişim Modeli, eleştirel yaklaşımlardan ise Frankfurt Okulu ve İngiliz Kültür Araştırmaları çerçevesinde ana akım ve eleştirel yaklaşımlarda izleyicinin ne şekilde konumlandırıldığı toplumsal ve tarihsel bir bağlamda incelenmiştir. Bu çalışma izleyiciyi niteliksel tarihsel tasarım yöntemine göre inceleyen betimleyici ve kuramsal bir çalışmadır. Çalışmanın ana argümanına göre izleyici gerek ana akım yaklaşımlarda gerekse eleştirel yaklaşımlarda ?pasif? ya da ?aktif? olarak değerlendirilir, ancak her iki yaklaşımda yer alan kuramlarda da izleyiciyi konumlandırma açısından bir tutarlılık olmadığı görülür.
Kadınların taraftarlık düzeyi ve sporu seyretme güdüleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, sporun toplumsal çerçevesinde kadın taraftarların destekledikleri takım ile özdeşleşme düzeyinin belirlenmesi ve seyirci olarak onları müsabakaları izlemeye güdüleyen içsel ve dışsal güdü faktörlerini demografik değişkenler kapsamında incelemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, genel tarama modellerinden biri olan anlık tarama yaklaşımı ve ilişkisel tarama modeline göre dizayn edilmiştir. Araştırmanın çalışma evreni Batı Karadeniz ve Marmara bölgesinde bulunan kadın taraftarlar dan oluşmuştur. Örneklem grubu ise; seçkisiz örnekleme yöntemlerinden biri olan basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 542 katılımcıdan oluşmuştur. Çalışmada veri toplama aracı olarak; Taraftarın takımına olan bağlılığını ölçmek için, Wann ve Branscombe (1993) tarafından geliştirilen ve Günay ve Tiryaki (2003) tarafından Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan tek boyutlu, 7 soru dan oluşan ve Cronbach's alfa iç tutarlık katsayısı 0.96 olan "Spor Taraftarı Özdeşleşme Ölçeği" kullanılmıştır. Sporu seyretme güdülerini ölçmek için, Polat ve Yalçın (2020) tarafından geliştirilen 45 sorudan oluşan ve Cronbach's alfa iç tutarlık katsayısı 0,93 ile 0,96 olan, "Spor seyircileri için dışsal güdü ölçeği (SSİDGÖ-9 alt boyut) ve spor seyircileri için içsel güdü ölçeği (SSİİGÖ-7 alt boyut)" kullanılmıştır. Toplanan veriler normal dağılım özelliği gösterdiği için istatistiksel çözümlemelerde Parametrik Hipotez testlerinden Pearson Korelasyon analizi, t-testi, ANOVA ve MANOVA ile, Tukey Post Hoc analizleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda; kadın taraftarların sporu seyretme güdüleri ve özdeşleşme düzeyleri ile yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, mesleği, spor yapma sıklığı, sporu seyretme sıklığı, takip ettikleri brans, tv yayın abonelikleri, sahip oldukları çocuk sayısı, taraftarı oldukları takım ve satın alma davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.
Futbol seyircisinde şiddet eğiliminin mvq (maudsley vıolence questıonnaıre) ile değerlendirilmesi
Bu çalışma günümüzde artan futbol şiddetine neden olan etmenleri ortaya koymak ve tartışmak amacıyla yapılmıştır. Çalışma genel tarama yöntemlerinden olan betimsel modele uygun yürütülmüştür.Katılımcılar, Diyarbakırspor-Yeni Malatyaspor, Diyarbakırspor-Balıkesirspor maçlarından önce müsabakaya gelerek bilet alan genç bireylerden oluşmaktadır. Rastgele örnekleme yöntemi kullanılarak örneklem oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak MVQ (Maudsley Violence Questionnaire) kullanılmıştır. Türkçeye çevrilen test, Walker (2005) tarafından geliştirilmiş ve cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı 0.91 olarak hesaplanmıştır. Diyarbakırspor taraftarlarından 298 kişiye yüz yüze görüşme yapılarak değerlendirme alınmıştır. Araştırmaya alınan toplam 298 kişiden 268 erkek olup, yaş ortalama ve standart sapma değerleri 22.87 ± 5.23, geri kalan 30 bayan seyircinin yaş ortalama ve standart sapma değeri ise 20.11 ± 4.86 olarak bulunmuştur. Verilerin çözümlenmesinde Khi-kare analizi, frekans, ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırma bulgularına göre 28 erkek, 5 kadın olmak üzere toplam 33 kişi şiddet yanlısı olarak belirlenmiştir. Şiddet yanlısı olarak bulunan toplam 33 kişi, daha üst şiddet olarak tanımlanan 42 maşizmo sorularından 10'na tamamen katılmış, geri kalan soruların bazılarına da kısmen katıldıkları belirlenmiştir.Sonuç olarak; toplumumuzdaki bazı gençlerin potansiyel suç işleyebilecek şiddet içinde oldukları ve acilen konuyla ilgili belirtilen önlemlerin alınması gerektiği söylenebilir.
Antik heykel ve izleyicilik
Bu çalışma MÖ V. yüzyıl ve MS I. yüzyılları arasında izleyici ve sanat çalışması etkileşimlerine ait kanıtlar içeren Antik Yunan metinlerini incelemek amacı ile hazırlanmıştır. Çalışma, Antik Yunan izleyicisinin izleme sürecinde etkin ve sesli bir katılımcı olduğunu önerilen diğer modellerden daha farklı bir biçimde ele almayı amaçlar. Antik izleyici için olağan izleme yöntemi duygusal olarak bağlanılan, sosyal ve sesli bir model olarak tanımlanabilir. Antik izleyici, heykeli, çalışmanın tanımlayıcı bir yazı içermediği durumlarda da söylem ve toplumsal etkileşimin bir aracı olarak kullanır. İzleyici çalışmayı tarif etmek için sahip olduğu bilgiye, yerel belirleyicilere ve yazınlara eşit derecede bağlı kalır. İzleyici bu kaynakların yokluğunda da izleme süresince sanat çalışmasının anlamını farklılaştırarak tahminlerde bulunur. Antik izleyici kendisi ve sanat nesnesi arasındaki sınırları kaldırarak bir oyun alanı yaratır ve kendisini betimlenen olayların ya da temsil edilen kimselerin tanığı olarak kabul eder. Antik izleme süreci üzerine yapılan bu çalışma etkin bir söylem aracılığı ile anlanlandırma ve üretme eyleminde izleyicinin rolünü vurgular ve Antik dönemde izleme tecrübesine dair belirli bir dönem için tutarlılığını koruyan, izleyicinin seçkinliğinden bağımsız gelişen ve sanat çalışmasını eşlik eden bir yazına ihtiyaç duymayan bir yöntem önerir. Antik izleyici için heykel hafızayı tetikleyen, kültürel kimliği güçlendiren ve aktaran didaktik bir araç olarak işlev görür.Anahtar Kelimeler: Sanat, Heykel, Yunan, İzleyici, Yerel Belirleyiciler, Antikite.
Futbol seyircilerinde taraftarlık özdeşleşme düzeyi ve sponsorluğun değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı PTT 1. Lig maçlarına katılan futbol seyircilerinde taraftarlık özdeşleşme düzeyinin ve sponsorluk algısının incelenmesidir. Tez çalışmasının evrenini Antalya merkezinde Akdeniz Üniversitesi Yerleşkesinde bulunan ve Antalyaspor maçlarının oynanmakta olduğu stadyuma seyirci olarak katılan bireyler oluşturmaktadır. Evren sayısı bilinmediğinden örneklem formülü kullanılarak (𝑛 = 𝑡 2𝑝𝑞/𝑑 2 ) = 385 sayısı elde edilmiştir. Veri kayıplarına karşın en az 500 kişilik bir örneklem kullanılmış, 395 adet anket çalışmaya uygun nitelikte bulunmuştur. Veri toplama aracı olarak 3 bölümden oluşan bir anket formu kullanılacaktır. Birinci bölümde katılımcılara ait demografik bilgiler ve katılımcıların maçlara katılım biçimleri ve sıklıklarının irdelendiği sorular bulunmaktadır. Anket formunun ikinci bölümünde Wann ve Branscombe (1993) tarafından geliştirilen ve Günay ve Tiryaki (2003) tarafından dilimize uyarlanan Spor Seyircisi Özdeşleşme Ölçeği kullanılmıştır.Ölçeğin iç tutarlık katsayısı çalışmamızda α=.894 olarak bulunmuştur. Anket formunun üçüncü bölümünde Speed and Thompson (2000) tarafından geliştirilmiş olan "Sponsorship Questionnaire (SQ)" ilk madde havuzu kullanılmıştır. Sponsorluk Değerlendirme Ölçeği adıyla bilinen ve Türk diline adaptasyonu Alay (2004) tarafından yapılan ölçeğin içtutarlık katsayılar çalışmamızda α = 683-868 arasında bulunmuştur. Bulgular incelendiğinde ise taraftar özdeşleşme düzeyi ile etkinlik, sponsorluk ve ürünle ilgili değerlendirmeleriyle ilgili toplam 11 alt boyuttan 9'unda pozitif yönde anlamlı korelasyon olduğu görülmüştür. Spo rkulüpleri açısından önemli olan bir bulguya göre taraftarlık özdeşleşme düzeyi ile etkinliğe yönelik sevgi/bağ (r=0.406, p<0.001). ,etkinliğin statüsü(r=0.337, p<0.001) arasındaki korelasyonların yüksek olduğu görülmektedir. Sponsorlukla ilgili değerlendirmelere bakıldığında katılımcıların gerek etkinliğe yönelik tutumları, gerek sponsora yönelik tutumları ve gerekse ürüne yönelik tutumlarını gösteren 11 adet alt boyutun tümü arasında anlamlı korelasyonlar olduğu tespit edilmiştir. Bu sonucun sponsorlar açısından elde edilen önemli bulgusu ise bütün bu alt boyutların ürün kullanımı ile anlamlı korelasyona sahip olmasıdır. Ürün kullanımını en olumlu etkileyen faktör sırasıyla ürünü benimseme (r=.643, p<0.001), sponsor-etkinlik uyumu (r=.476, p<0.001), ürünle ilgilenme (r=.456, p<0.001), sponsorluk yapma sıklığı ve seçiciliği (r=.447, p<0.001) ve de sponsorun samimiyetidir (r=.423, p<0.001). Buradan da görülüyor ki sponsora yönelik olumlu algılarla ürün kullanımı arasında pozitif yönde bir ilişki bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Futbol seyircisi, tarafdarlık özdeşleşmesi, sponsorluk değerlendirmesi.
1990 sonrası sanatta etkileşim bağlamında sanat eseri ve izleyici
"1990 Sonrası Sanatta Etkileşim Bağlamında Sanat Eseri ve İzleyici" isimli tez, küreselleşme, neoliberalizm ve internet gibi 1990'lı yılları etkileyen olguların sanatı değiştirme ve dönüştürme potansiyelini göz önünde bulundurarak, bu dönemden öncesini ve sonrasını, sanat eseri ve izleyici etkileşimi bağlamında açığa çıkan örnekleri temel alarak araştırmıştır. İzleyicinin sanat yapıtına bir ileten konumuna geçerek müdahil olması bağlamında ele alınan 'etkileşim', Fütürizm'den başlayarak gözlemlenmiştir. Hazır nesne, kolaj ve zaman gibi kavramların sanat yapıtının ve sunumunun özelliklerini değiştirecek şekilde sorgulanması, öncü akımların ve sanatçıların çalışmalarında, sanat eseri ve izleyici etkileşimi bağlamında örneklerin arttığını göstermiştir. Sanat eserinin sunulmasında önemli bir bileşen olan mekâna yapılan müdahaleler ve sanatın galeri/müze dışına çıkması da etkileşimi arttıran unsurlardır. Sanat eseri ve izleyici etkileşimini, teknoloji, internet ve iletişimin gelişmesi doğrudan etkilenmiştir. Büyük ölçekli sergilerin küreselleşme ve neoliberalist gelişmelerle finansal olarak desteklenmesi, sanat yapıtlarının sunum imkânlarını arttırmıştır. Böylece sanat eseri ve izleyici etkileşimini öne çıkaran yapıtların görünürlüğü artmıştır. Üç bölümden oluşan tezin birinci bölümünde, 20. yüzyılın başından itibaren Fütürizm ve Dadaizm'le başlayan sanat yapıtına izleyicinin dâhil olma süreci, 1950 sonrasında sanattaki açılımlar ve sanat mekânının çeşitlenmesiyle birlikte incelenmiştir. İkinci bölüm, iletişim ağlarının gücündeki artış, teknolojik, sosyolojik, politik, ekonomik gelişmelerle birlikte sanatın daha güçlü bir odağa dönüştüğü 1990 sonrası döneme odaklanmıştır. Yapıtların arkasındaki kurumsal desteklerin arttığı, günümüz sanatını etkileyen ve yönlendiren son kerte bağlamında, 1990 sonrası sanatta, ele alınan sanat eseri ve izleyici etkileşimi içeren örnekler, dönemin özelliklerini ortaya koyacak şekilde oluşturulmuştur. Üçüncü bölümde ele alınan kişisel çalışmalar, sanat eseri ve izleyici ilişkisini etkileşim bağlamında sorgulayan ön uygulama ve değerlendirmelerdir. Bu çerçevede sanat eseri ve izleyici etkileşimi bağlamında elde edilen deneyimin gelecek yeni uygulamalara ve kuramsal yapılanmalara ışık tutması ve açılımlara olanak vermesi hedeflenmiştir.
Futbol seyircilerinde taraftarlık özdeşleşme düzeyi ve etkinliğin kalite algısının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı futbol seyircilerinde taraftarlık özdeşleşme düzeyinin ve etkinliğe yönelik kalite algılarının Akdeniz Üniversitesi Yerleşkesinde bulunan ve Antalyaspor maçlarının oynanmakta olduğu stadyuma seyirci olarak katılan bireylerde incelenmesidir. Tez çalışmasının evrenini Antalya merkezinde Akdeniz Üniversitesi Yerleşkesinde bulunan ve Antalyaspor maçlarının oynanmakta olduğu stadyuma seyirci olarak katılan bireyler oluşturmaktadır. Evren sayısı bilinmediğinden örneklem formülü kullanılarak (n=t^2 pq/d^2) = 385 sayısı elde edilmiştir. Veri kayıplarına karşın en az 500 kişilik bir örneklem kullanılmıştır. 500 anketin toplam 471'i çalışmaya uygun nitelikte bulunmuştur. Veri toplama aracı olarak Wann ve Branscombe (1993) tarafından geliştirilen ve Günay ve Tiryaki (2003) tarafından dilimize uyarlanan Spor Taraftarı Özdeşleşme Ölçeği ve Ko, Zhang, Cattani ve Pastore (2011) tarafından geliştirilmiş olan ve Türk kültürüne uyarlaması Şimşek (2013) tarafından yapılan etkinliğin kalite algısı ölçeği kullanılmıştır. İstatistiksel analizde ise Mann Whitney U, Kruskal Wallis testlerinden, Spearman Korelasyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde katılımcıların taraftar özdeşleşme düzeyi ile etkinliğin kalite algısına yönelik değerlendirmeleri arasındaki korelasyon incelendiğinde taraftar özdeşleşme düzeyi ile etkinliğin kalite algısı ölçeklerinin alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı korelasyonların olduğu görülmektedir. Buna göre taraftar özdeşleşme düzeyi arttıkça etkinliğin kalitesine ilişkin görüşlerin de daha olumlu hale geldiği söylenebilmektedir. Taraftarlık özdeşleşme düzeyinde erkeklerin daha yüksek skorlar elde etiği, etkinliğin kalite algısında da çevre ve oyun alt boyutlarında ve de ölçeğin genel ortalamasında erkek seyircilerin daha yüksek ortalamalara sahip olduğu görülmüştür. Buna göre erkeklerin hem destekledikleri takıma hem de izledikleri etkinliğe yönelik daha olumlu tutumlara sahip olduğu söylenebilmektedir. Özdeşleşme düzeyi yükseldikçe bireylerin gerek karşılaşmaların yapıldığı stadyum ortamı ve çevresine, gerek oyuncuların becerilerine, sunulan eğlence ve diğer aktivitelere gerekse diğer bireylerle olan etkileşime yönelik algıları da daha olumlu hale gelmektedir. Bu olumlu bakış, karşılaşmalara daha çok katılma, takımların lisanslı ürünlerine daha çok talep gösterme ve sponsorluk faaliyetlerine yönelik farkındalığın artması ile sonuçlanabilecektir. Bireylerin sosyalleşmesine katkı sağlayan ve spor endüstrisine ekonomik girdiler sunan kulüplerin özdeşleşme konusunun üzerinde önemle durması gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Taraftarlık, Kalite, Futbol.
Bir rekreasyon faaliyeti olarak basketbol maçlarına katılımı etkileyen faktörler (BEKO basketbol ligi Antalya örneği)
İş ve yaşamla ilgili zorunluluk ve görevler yerine getirildikten sonra kalan ve bireylerin özgürce kullanım hakkına sahip oldukları boş zaman, topluma rahatlama, eğlenme ve kişilik geliştirme olarak yansımaktadır. Son yıllarda hızla artan teknolojik gelişmelerin en önemli yararlarından birisi de iş başında harcanan zamana göre boş zamanın % 25 artmasıdır.Boş zamanın insan hayatına bu kadar büyük oranlarda artmış olması, insanların bu zamanlarını değerlendirmek , kendi gelişimlerini sağlamak için rekreatif etkinler programlamaya başlamıştır .Rekreatif etkinlikler aktif ya da pasif, tek başına ya da grupla, genç-yaşlı, erkek-kadın, kapalı veya açık alanlarda herhangi bir zamanda yapılabilecek etkinlikler olduğundan dolayı insanların dinlenme, eğlenme ve gelişmelerini sağlayan ve kapsam alanı sınırsız her bireye her zaman ve her yerde hitap edebilecek etkinliklerdir. Böylece, etkinliklere katılım yoluyla bireyler kendilerini ifade edebilme, gizli güçlerini ortaya çıkarma ve geliştirme, yaratıcılığını artırma ve beden ve ruh sağlığını koruma imkânına sahip olur. Bu sebeplerden dolayı boş zamanları değerlendirebilecekleri programlar ortaya koymak ülkemiz açsından da bir zorunluluktur.Boş zamanlarını spor karşılaşmalarını izleyerek rekratif bir etkinlikle geçiren bireylerin o spor karşılaşmasında sunulan hizmetin algılanmasını sağlamak için , spor kulüplerinin , seyircilerin beklediği ve arzuladığı hizmeti sunmak gibi sorumlulukları,tezde vurgulanmıştır.Ülkemizde basketbola artan ilgi;beyaz gölge dizisinin ülkemizde yayınlanması ve daha sonra balkan şampiyonasında alınan şampiyonluk ile başlamış ve daha ileriki yıllarda Efes pilsen spor kulübünün Avrupa da Koraç kupası finali oynaması, daha sonra 1996 yılında Koraç kupasını ülkemize getirmesi 2000 yılında oynamış oldukları Final Four ve 2002 Avrupa şampiyonasının ülkemizde düzenlenmesi bu turnuvada aldığımız Avrupa ikinciliği ile beraber basketbolcularımızın dünyanın en önemli organizasyonlarından NBA de ve Avrupa da oynuyor olması ve en son olarak 2010 Dünya basketbol şampiyonasının yine ülkemizde düzenlenecek olması basketbolun popülaritesini arttırmıştır.Basketbol ülkemizde futboldan sonra en çok seyirciye sahip branş olarak karşımıza çıkmaktadır. Federasyonların, kulüplerin ve sponsorların basketbola artan bu izleyici kitlesinin ilgisinin kaybolmaması için basketbol müsabakalarına izleyici kitlesini kaybetmemek ve bu sayıyı fazlalaştırmak için öneriler sunulmuştur.
Prime Time'da yayınlanan yerli dizilerdeki kadın temsillerinin kadın izleyici üzerindeki etkisi
Televizyon; kültür ve gündelik yaşam ile ilişkili, toplumsal kültürü kimi zaman yeniden üreten, kimi zaman dönüştüren; ürettiği içerikler ile toplumun kültürel yapısını hem temsil eden, hem de eleştiren bir konumdadır. Yayınları ile gerçekleştirdiği ülkenin kültürünü yeniden üreten televizyon; bunu doğrudan değil, kurgusal hikâye anlatımları ile yapmaktadır. Toplumsal cinsiyet rollerinin televizyondaki temsili de, toplumun beklentilerini karşılamaya yönelik, mevcut değerler ve normların devamını destekler niteliktedir. Bunun sonucu olarak; Türk televizyonlarındaki kadın temsilleri, ataerkil toplumsal yapı kaynaklı eril bakış açısı ile sunulmakta; ancak bu sunum daha çok dolaylı yollardan yapılmakta ve beğeniye hitap eden kurgular içerisine yerleştirilerek gerçekleştirilmektedir. Bundan ötürü söz konusu içeriklerin toplum içerisindeki kadın izleyicilerin, bu rolleri, itiraza yönelmeden, memnun bir şekilde kabul etmesine hizmet ettiği söylenebilir. Çalışmanın amacı; Türk televizyonlarında prime time'da yayınlanan Türk dizilerinin kadın rollerine ne derecede ve hangi yönde etki ettiğini tespit etmektir. Alımlayıcı bağlamı oluşturan kadın izleyicilerin, tükettikleri bu içerikler aracılığıyla, mevcut toplumsal cinsiyet rollerini korumaya mı yoksa dönüştürmeye mi yöneldiklerinin tespitini yapmak amaçlanmış, bunun için nicel araştırma yöntemlerinden olan "anket" uygulaması yapılmış ve belirtilen yaş aralığında (30-45 yaş) yer alan kadın izleyicilere yöneltilen sorulara verilen cevaplar sonucunda elde edilen bulgular ile objektif veriler ortaya konarak, bu verilerin değerlendirme ve yorumlaması yapılmıştır. Türk televizyonlarında en çok izlenen zaman diliminde yayınlanan diziler arasından, en yüksek izlenme oranına sahip olmaları ve kadın temsillerinin çeşitliliği sebebiyle "Yasak Elma" ve "Sadakatsiz" dizileri ele alınarak, bu dizilerin kadın izleyicileri üzerinde araştırma yürütülmüştür. Ekme (Yetiştirme) Kuramı çerçevesinde, nicel araştırma yöntemi kullanılarak yapılan çalışmanın neticesinde; kadın izleyicilerin, söz konusu dizilerdeki kadın temsillerinden, karakterler ile özdeşleşme, yakın ilişkiye girme, parasosyal iletişim kurmak suretiyle etkilendikleri; bu etkileşimin yönüne göre toplum içerisindeki konumlanmalarını tanımlayıp anlamlandırdıkları görülmüştür. Dolayısıyla; söz konusu dizilerin, temsil ettiği kadın rolleri ile toplumu ve kültürü hem yansıttığı hem dönüştürdüğü sonucuna varılmıştır.