Audiences

90 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Bourdieucu yaklaşımla Ankara Devlet Tiyatroları seyircilerinin beğeni kültürü

Bu çalışmada, Pierre Bourdieu'nün kuramından hareketle Ankara Devlet Tiyatroları seyircilerinin tiyatro beğenisine odaklanılmıştır. Bu bağlamda Devlet Tiyatrolarının kuruluşu, gelişimi ve siyaset alanıyla olan ilişkiselliği "alan" kavramıyla ele alınmış, seyircilerin beğenileri habitus, kültürel sermaye ve kültürel tüketim bağlamında incelenmiştir. Nicel araştırma yöntemi kullanılan çalışmada Ankara'da Devlet Tiyatrosu seyircisi 200 kişiye anket uygulanmış, veriler Çoklu Mütekabiliyet Analiziyle (Multiple Correspondence Analysis MCA) değerlendirilmiştir. Araştırmadan elde edilen temel sonuçlara göre, Ankara ilindeki Devlet Tiyatroları seyircilerinin beğenisi toplumsal uzam ile ilişkilidir.

AnkaraBourdieu, PierreDevlet tiyatroları+6
Koray Ateş
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa tiyatrosunda sahne ve seyirci ilişkisi

'Avrupa Tiyatrosunda Sahne ve Seyirci İlişkisi' başlığını taşıyan, bu yüksek lisans tez çalışması; tarihsel süreci içerisinde, 'sahne ve seyirci ilişkisini incelemek', tartışmaları bugün dahi geçerliliğini koruyan 'seyircide bir eylem alanının mümkün olup olmadığı' ve de 'seyirci algısını belirleyen ögeler' hususunda bir araştırma yapmak gayesiyle ortaya çıkmıştır. Bu bakımdan ilk olarak sanat olgusu içerisinde alıcı kavramı incelenerek; alıcının, sanat eseri ve sanatçı ile birlikte eşit öneme sahip olduğu belirlenmiştir. Daha sonra alıcının tiyatrodaki karşılığı olan seyirci kavramı araştırılarak, sahnenin tamamlayıcı ögesinin seyirci olduğu ve sahnede yaratılanı kendi bakış açısıyla anlamlandırma yetisine sahip olduğu vurgulanmıştır. Bir şimdiki zaman sanatı olarak görülen tiyatro sanatı, aynı zamanda da bir eylem sanatı olarak değerlendirilmektedir. Hannah Arendt'in eylem tanımlamasında yer alan eylemin sürekliliği göz önüne alındığında; sahnede başlayan her bir eylem, yeni bir eylemi de beraberinde getirmektedir. Bu eylemsellik sahne üzerindeki oyuncuyu etkilediği gibi aynı zamanda edilgen konumdaki seyircileri de bu eylemselliğe sürüklemektedir. Yani seyircinin eylemliliği; oyunu kendi bilgi ve kültür birikimi, yaşantıları, psikolojik durumu gibi pek çok veri ışığında değerlendirme, analiz etme ve yorumlama yetisi olarak kabul edilebilmektedir. Bu bağlamda belirtilmelidir ki her ne kadar bir yönetmen sahnelediği oyun çerçevesinde seyirciye ulaşmak üzere yola çıksa da seyircinin tiyatro eserinden alımlaması farklılıklar gösterebilmektedir. Yapılan tez çalışmasının da temel problemi olarak belirlenen bu durum; tez içerisinde seyirci algısının felsefik ve psikolojik veriler çerçevesinde değerlendirilmesine sebebiyet vermiş; seyirci algısını belirleyen ögeler de sahne üzerinde yer alan göstergeler üzerinden örneklendirilmiştir. Hiç şüphesiz ki yönetmenler; sahnelemelerini, seyirci ile buluşması adına yaratmakta ve bu yolla seyirciye anlatmak istediklerini göstermek üzerine kurgulamaktadırlar. Eğer ki bir yönetmen, seyirci algısını gözetmek ve hedef kitlesini bilmek suretiyle oyuna yöneliyorsa; seyirci ile kurduğu ilişki daha çok netlik kazanacaktır. Bu tez çalışmasının hipotezi olarak da belirlenen bu düşünce yapısından yola çıkılarak; Patrice Pavis'in alımlamanın koşulu olarak sunduğu psikolojik, toplumbilimsel ve antropolojik olmak üzere üç alandaki inceleme yapısı; yönetmenlerin sahneleme sürecinde, seyircinin olanak ve olanaksızlıklarını gözlemleyebileceği bir yaklaşım olarak incelenmiştir. Bu yöntemle; bir yönetmenin sahnelemesi gereken oyunu nitelendirmesi kolaylaşabileceği ve seyirciyle iletişimine de katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.

AlımlamaAvrupaAvrupa sanatı+5
Aytunç Özer
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Performans, taziye ve seyirci

Bu çalışmada, "Performans Teorisi" ışığında İran taziyesinin önemi ortaya konurken, bu teori ile taziye ritüelinin ilişkisinin belirtilmesi amaçlanmış ve ritüelin tarihî, siyasi ve kültürel yönleri incelenmiştir. Ayrıca bu ritüelin performans ve tiyatro yönü, yeni bir bakış açısıyla gösterilmiştir. Bu tezdeki üç kavram, yani performans, ritüel ve tiyatro, tezin konusuna paralel olarak açıklandıktan sonra, taziye terimi detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Ayrıca taziye ritüelindeki seyirci ve oyuncu ilişkisi incelenmiştir. Çalışmada, taziye seyircilerinin izledikleri oyunla ilgili katılımları ile inanç konusu değerlendirilmiş ve bu törensel gösterinin kimliği, Amerikalı yönetmen Richard Schechner'in Performans Teorisi çerçevesinde incelenmiştir. Ayrıca taziye konusunu içeren ritüel ve performans kavramları analiz edilerek seyirci ve oyuncu arasındaki enerjinin hem zihinsel hem bedensel eylem olarak nasıl bir alışveriş içinde olduğu ortaya konmuştur. Bu alışverişin hem bireysel hem toplumsal olarak sebep olduğu dönüşümden bahsedilmiştir.

Dini törenKültürPerformans+6
Golnaz Asldını
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Tiyatro kostümlerinin izleyiciler üzerinde oluşturduğu olumlu/olumsuz etkilerin incelenmesi.

Günümüzün önemli sanat dallarından tiyatro, eskiden edebiyat sanatının içinde bir bölüm olarak kabul ediliyordu. Tiyatronun edebiyatı ilgilendiren yanı, tiyatro metnidir, ancak tiyatro metinsizde olabilir. Tiyatronun kendine özgü bir sanat olarak kabulü 19. yüzyıla rastlamaktadır. Tiyatronun gelişmesiyle birlikte sahne ve kostüm tasarımı da gelişim göstermiştir. Tasarım, günümüzde hemen her alanda yer edinmiş önemli bir olgudur ve birçok dalda ele alınmıştır. Tiyatro kostüm tasarımı da, bunun bir boyutudur. Kostüm tasarımı, birçok alanda etkili olmuştur. Özellikle günümüzde, tiyatro sahnesinde, önemli bir yere sahip olan kostüm tasarımı, izleyiciler açısından da oldukça önemlidir. Sahne sanatlarında kostümün en belirgin ve gösterişli giysilerden sade kıyafetlere kadar, oyunun performansında ve senaryonun anlatımında önemli bir etkisi vardır. Kostüm, oyuncunun iç dünyasının, rolünün dışa aktarılmasında büyük bir önem taşımaktadır. Ayrıca kostüm eserin oynandığı yer, zaman ve dönemin izleyiciye görsel olarak aktarılmasında büyük katkı sağlamaktadır. Kostüm tasarımının izleyicilere yansımasında, izleyiciler üzerinde oluşturduğu etkiler son derece önemlidir.

Giysi tasarımıGiysilerKostüm+6
Zeliha Yücel
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası Türk televizyon dizilerinde edebiyat uyarlamalarının aktarım biçimlerine eleştirel bir bakış ve geçişimli medya uygulamaları: Ayşe Kulin - Türkan

Bu araştırma kaynakça dahil beş bölümden oluşmaktadır. Tezin giriş bölümünde teze konu olmuş temel kavramların tanımlamaları yapılarak, uyarlamaların genel olarak Dünyada ve Türkiye'deki tarihsel süreçleri alınmıştır. Kamu ve özel televizyon kanallarında uyarlama dizilere/filmlere ve televizyon yayıncılığının tarihsel süreci içinde nasıl bir politika izlediğine kısaca değinilerek, anlatılar birer örneklem üzerinden değerlendirilmiştir. İkinci bölümde ise, çalışmanın amaç ve yönteminden söz edilmiştir. Gerçek yaşamdan biyografik bir anlatıya uyarlama bir eser olan Ayşe Kulin'in "Türkan, Tek ve Tek Başına" adlı eserinin geçişimsel medya üzerinden izleyiciyi nasıl dönüştürdüğü üzerinden değerlendirmeler yapılmaktadır. Üçüncü bölümde bulgular ve yorumlara yer verilmiş olup çalışmanın sonuç bölümünde ise belirlenen örneklem belli ölçütler çerçevesinde yorumlanmaktadır.

DizilerEdebiyat uyarlamalarıEleştiri+6
Doğuş Demir
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sanatsal eylemin Mimesis bağlamında izleyiciyle ilişkisi

İnsana özgü yaratıcı bir eylem olan sanat, aynı zamanda insanın ontolojik temeline ışık tutmaktadır. Bu bakımdan yaratıcı eylemi gerçekleştiren sanatçı, söz konusu eylemiyle eser ortaya koymakla kalmaz, aynı zamanda eyleminin izleyicisi olarak ontolojik alanda kendini inşa eder. Mimesis olarak meydana gelen söz konusu yaratıcı 'eylem-insan' ilişkisi, bu çalışma boyunca izleyiciyi de kapsayacak çerçevede ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda insanı tanımlayan sanatsal eylemin ontolojik temelini, tarihsel süreciyle paralel biçimde gözlenmesine imkân veren tragedya, bu yönüyle çalışmamızın ana ekseni olarak yer almıştır. Tragedya, aynı zamanda yaratıcı eylemin tüm türlerini bünyesinde barındıran yapısı nedeniyle mimesis'in söz konusu özelliğinin tüm sanatsal faaliyetlerdeki ortak noktasına işaret etmektedir. Çalışma boyunca sanatçı ve eylemiyle ortaya çıkan mimetik ilişkinin eser yoluyla izleyici için de geçerli olduğu ifade edilmeye çalışılmıştır. Mimesis vasıtasıyla, sanatsal eylem ile izleyici arasında meydana gelen ontolojik ilişkiyi tragedya zemininde incelemek için, söz konusu ilişkinin Nietzsche düşüncesinde Antik Yunan Tanrıları Apollon ve Dionysos ile sembolize edildiği "Tragedyanın Doğuşu" başlıklı eseri ele alınmıştır. Sanatsal eylemin izleyiciyle mimesis bağlamında kurduğu ilişkinin, günümüze kadar etkisinin devam ettiği şekliyle geçirdiği evrimsel sürecin ilk kırılmaları Aristoteles'in "Poetika" başlıklı eseriyle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bir sanat düşüncesinden öte insanın yaşamı algılayış biçimine yönelik asırladır yürürlükte olan Aristoteles tasarımına, izleyeni eyleme çağıran sanatsal üretimlerle son vermeye niyetli bir hareket olarak Dada, çalışmamızda yer almıştır. Dada hareketinin absürt olarak nitelendirilen, farklı disiplinlerde hayata getirilmiş çalışmaları, bilinen anlamıyla 'yapan-bakan' ilişkisinden öte, izleyicinin zihninde yeniden inşa edilen özelliğiyle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler : Sanat ve İzleyici, Mimesis, Nietzsche, Aristoteles, Dada.

AristotelesDadaMimesis+4
Dolunay May
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital platformlar sonrası izleyici alışkanlıklarının kuşaklara göre değerlendirilmesi

Televizyon icat edildiği günden bugüne dünyayı değiştiren bir cihaz olmayı başarmıştır. Bilgi edinme, eğlendirme, haberdar etme, kamuoyu oluşturma gibi birçok rolü üstlenmiş yüz seneyi aşkın zamandır toplumunun en yaygın kullandığı kitle iletişim araçlarından biri olmuştur. Karasal yayıncılık, kablolu yayıncılık, uydulu yayıncılık teknolojiye entegre olarak teknik olarak sürekli dönüşen televizyon yayıncılığının şekli dijitalleşmenin egemen olduğu son yıllarda internet yayıncılığı ile yeni bir form daha elde etmiştir. İnternetin yaygınlaşması ve hızlanması, internet aracılığı ile akıllı cep telefonu, tablet ve taşınabilir bilgisayar gibi cihazlar ile yine internet üzerinden çevrimiçi (online) ya da çevrimdışı (offline) izleme imkanları sunan yeni dijital yayın mecraları ortaya çıkmıştır. Geleneksel yayıncılık ezberlerini bozan, daha düşük maliyetli yayıncılık fırsatı sunan, internet üzerinden daha fazla insana ulaşılmasını hedefleyen bu dijital platformlar televizyona kuvvetli bir alternatif olmayı başarmıştır ve dünya genelinde gün geçtikçe daha fazla kabul görmeye ve çoğalmaya devam etmektedir. Toplumlarla karşılıklı etkileşim içerisinde olan televizyon yayıncılığı bir yandan bu işlevini sürdürürken öte yandan daha bireysel hatta interaktif bir deneyim sunma yönünde adımlar atmaya devam etmektedir. Küresel birer fenomen olmayı başarmış bu dijital yayın mecralarına gösterilen ilgi farklı yaş gruplarında, farklı eğitim ve ekonomik koşullarda yaşayan insanlarda çeşitlilik gösterebilmektedir. Bu çalışma geleneksel televizyon izleme alışkanlıkları ve izleyicilerin tercihlerinin YouTube, Netflix, Amazon Prime, IPTV gibi yeni yayın mecraları ile nasıl, ne yönde değiştiğini, X kuşağı, Y kuşağı ve Z kuşağı özelinde tercih ve alışkanlıkların ne gibi benzerlik ya da farklılıklar gösterdiğini, dijital platformlardan ve geleneksel televizyon yayını yapan yayıncılardan beklentilerin neler olduğunu katılımcılara internet ortamında sunulan anket çalışması ile tespit etmeyi amaçlamaktadır.

Dijital platformlarKuşaklarTelevizyon+6
Cihan Toğuşlu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ayna nöronlar bağlamında tiyatroda yabancılaştırma kavramının seyirci üzerindeki etkisi

1990'ların başında yapılan araştırmalar sırasında bazı nöronların şaşırtıcı özellikleri keşfedilmiştir. Gözlem ile etkinleşen bu sistem, gözlemlenen eylemleri aynalamakta ve empati kurmayı sağlamaktadır. Empatinin biyolojik yönlerine ışık tutan ayna nöronların kişilerarası iletişimde de önemli bir rolü vardır. Sahne ve seyirci ilişkisi bağlamında bir iletişim modeli olan yabancılaştırma kavramı, seyircinin oyuncu ile empati ilişkisine karşı çıkmış, ideolojik çerçevede seyircide eleştirel bakışı, duygular yerine akla yöneltmeyi amaçlamıştır. Bu etkiyi sağlamak için sahne üzerinde bazı tekniklere başvurulmuştur. Buradan hareketle ayna nöronların, yabancılaştırma tekniğiyle sahnelenen bir oyun karşısında seyirci üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Sahne ve seyirci ilişkisi bağlamında, sahnede sunulan karşısında, seyircide oluşan etkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Anahtar sözcükler: Ayna Nöronlar, Empati, Tiyatro, Seyirci, Yabancılaştırma.

Ayna nöronlarEmpatiNöronlar+5
Begüm Algan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Peter Brook Tiyatrosu'nda oyuncu-seyirci ilişkisi

Tiyatronun oluşumu ve gelişimi incelendiğinde, anlatım aracı olarak seyircinin sahneyle ve oyuncuyla olan ilişkisinin temel alındığı görülmektedir. Çağdaş Tiyatro'nun gelişimiyle ele alınan farklı yaklaşımlar, oyuncu ve seyircinin konumunu yeniden belirlemiştir. Tiyatronun doğduğu günden bu güne vazgeçilmez ögelerini oluşturan oyuncu ve seyirci kavramları sahnenin temel dinamiğini oluşturmuş ve derinlikli etkiyi bu kavramlar yoluyla sağlamayı amaçlamıştır. Tarihsel süreç incelendiğinde bu kavramların misyonunun yenilendiği ve işlevselliğinin yön değiştirdiği görülmektedir. Oyuncu ve seyirci ilişkisi tiyatronun biçimselliğine daima yön vermiş ve doğrudan etki etmiştir. Çağdaş Tiyatroda yeni biçimler ortaya koyan farklı çalışmalar yapılmaktadır ve bu alanda araştırmalar devam etmektedir. Peter Brook'un ortaya koyduğu Boş Alan ve Dolaysız Tiyatro kavramları da Çağdaş Tiyatro'nun gelişmesinde temel yapı taşlarından birini oluşturmuştur. Bu araştırmada Çağdaş Tiyatronun evrimi ve Peter Brook'un ortaya koyduğu modern tiyatro biçimi, oyuncu-seyirci ekseni çerçevesinde incelenmektedir. Bu çalışmada 'Literatür Tarama' yöntemi kullanılmıştır. Araştırma için Çağdaş Tiyatro üzerine yazılmış yayınlardan, Peter Brook'un kendisinin kaleme aldığı kitaplardan, dergilerde yazılmış makalelerden ve yayınlanmış tezlerden yararlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Peter Brook, Oyuncu, Seyirci, Çağdaş Tiyatro

Brook, PeterModern tiyatroOyuncu+5
Ekin Aksu Kavraal
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Parasosyal ilişki teorisi perspektifinden ürün yerleştirme etkililiği

Reklam, hemen hemen hayatımızın her alanında bazen farkında olup bazen de farkında olmasak da karşımıza çıkan iletişim çalışmalarındandır. Günlük hayatın reklamlar tarafından kuşatıldığı bireyler tarafından belki de en çok televizyon karşısında hissedilmektedir. Merakla beklenen dizinin bir anda reklam tarafından bölünmesi izleyiciyi kimi zaman rahatsız edebilmektedir. Bunun sonucunda ise izleyici bu keyfinin bölünmemesi için reklamlardan kaçmak amacıyla kanal değiştirmekte veya aynı eğlenceyi reklamlar tarafından bölünmemesi için internetten izleme yolunu tercih etmektedir. Reklamcılar tarafından dezavantaj olarak algılanan bu tercih reklamcıları/markaları ürün yerleştirme uygulamalarına yöneltmiştir. Para-sosyal ilişki ve para-sosyal etkileşim, medya etkisi söz konusu olduğunda önemli konulardan biridir. Para-sosyal ilişki, izleyicinin en sevdiği karakterle tek yönlü bir ilişki kurup, karakteri arkadaşı gibi görme durumudur. İlk kez Horton ve Wohl (1956) tarafından ortaya atılan kavram kendinden sonra gelen çalışmaları etkilemiştir. Literatürde ürün yerleştirme etkililiğinde psikolojik kuramların etkisi ise dikkat çeken konulardan olmuş ve ürün yerleştirme ile psikolojik kuramları ilişkilendiren çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışma ise Türkçe literatürde para-sosyal ilişki ve ürün yerleştirmeyi ilişkilendiren ilk çalışmalardan olması itibariyle önem taşımaktadır. Çalışmada ürün yerleştirme etkililiğinde para-sosyal ilişkinin rolünü ortaya koymak amaçlanmaktadır. Uygulama aşamasında Uşak'ta 406 kişiye anket yapılmış, elde edilen veriler SPSS 23 programına girilmiştir. Analizlerde ise katılımcıların frekans dağılımları alınmış, Bağımsız Örneklemler T-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Mann Whitney U, İki Değişken için Ki Kare testleri uygulanmıştır.

MedyaParasosyal etkileşimReklamlar+3
Semra Akıncı
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemada seyir pratiklerinin ve ortamlarının dönüşümü : Adana ve İstanbul örneği

Bu çalışmada sinemada seyir pratiklerinin ve ortamlarının dönüşümü meydana koyulmuş, Adana ve İstanbul şehirlerindeki sinema ilgilileri incelenmiştir. Bu amaçla 20 kişiyle görüşülmüş, bu kişiler kartopu örneklem yöntemi başlığına uygun şekilde seçilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde yeni iletişim teknolojileri, yeni medya, sinemanın endüstriyel yapısı, film yapım aşamaları üzerinde durulmuş, ikinci bölümde ise seyir pratiklerinin ve ortamlarının zamansal dönüşümü, tiyatronun sinemayla ilgisi, dünya sinema tarihinin seyir pratiklerinin ve ortamlarının değişimi, Türk sinema tarihinin seyir pratiklerinin ve ortamlarının değişimi, Türkiye'de film seyir ortamlarının değişimi anlatılmıştır. Son bölümde ise İçerik Analizi ile derinlemesine görüşme metinleri çözümlenmiş ve sonuçlar ortaya konmuştur.

SeyircilerSinemaSinema sektörü+2
Akif Büyüktolu
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital çağda izleyiciliğin değişimi ve dönüşümü: The Irishman örneği

Bu tezde günümüz izleyici alışkanlıklarının ve izleme biçimlerinin değişimi ve dönüşümü dijital platformlar ve The Irishman (Scorsese, 2019) örneği üzerinden incelenmiştir. Çalışmada The Irishman'in nasıl izlendiği ve alımlandığından hareketle izleyicilerin kültürel bir tüketim biçimi olarak film izleme etrafında geliştirdikleri ve benimsedikleri pratiklerin dijitalleşme ve COVID-19 pandemisi ile nasıl bir dönüşüme uğradığı ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışma teorik ve metodolojik olarak izleyiciyi tekilleştirme ve izleyici deneyimlerini genelleme eğilimlerine karşı çıkan Morley'nin (2002) etnografik tutumundan; koşullu izleme biçimleri ve izleyicilerin filme duygusal katılımına vurgu yapan Barker'ın "izleme stratejileri" (2006) kavramından ve kültürel alanı hem onu şekillendiren sosyal yapılar hem de o alandaki öznelerin pratikleriyle birlikte ele alan Bourdieu'nun (1990, 1996) ilişkisel yaklaşımından yararlanmaktadır. Alan araştırması kapsamında 20 izleyici ile yarı-yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiş, bulgular katılımcıların gündelik yaşantıları içinde genel olarak medya ile ilişkilenme biçimleri ve kültürel ürünleri tüketim şekilleri bağlamında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda izleyicilerin tüketim alışkanlıklarının salt yeni ortaya çıkan teknolojiler güdümünde değil tarihsel bir izlekte ele alınması gereken toplumsal işlev, ihtiyaç ve kullanımlara bağlı olarak dönüşüme uğradığı; sinema ve televizyonun yeni formları içinde (talep üzerine video gibi) medya metinlerinden üretilen anlamların hemen her zaman önceki deneyimler, yatkınlıklar, beklenti ve duygusal yatırımlar doğrultusunda şekillendiği ortaya çıkmıştır. Diğer yandan, filmlere erişim ve izleme biçimlerinin dijitalleşmesi özellikle COVID-19 pandemisiyle daha görünür kılınmış, bu süreçte ekran deneyimlerinin karşısına koyulan sinema deneyimini ve sinemanın sosyal anlamını yeniden sorgulama gerekliliği doğmuştur. Sinema-dışı seyir gün geçtikçe daha çok izleyici tarafından benimsenir ve varsayılan izleme biçimi haline gelirken, sinemanın ulaşılması zor ve belki de bu yüzden daha özel bir deneyim olarak kalması beklenmektedir. Ayrıca filmlere erişimin bir problem olarak hala geçerliliğini koruduğu ve bundan kaynaklı toplumsal eşitsizliklerin söylemsel olsa dahi dijital uzama taşındığı, izleyici cephesinde kültürel beğenilere dayalı ayrımların dijital platformlar ve "içerikleriyle" yeniden üretildiği bulgulanmıştır.

BeğenilmeCOVID 19Değişim+7
Murathan Güraras
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Konu modellemeye dayalı bir izleyici araştırması: Survivor Türkiye Yunanistan 2019

Bu çalışmada, izleyicilerin yorumları bağlamında toplumsal cinsiyet, hegemonik erkeklik ve milliyetçilik anlatılarının, bir reality show programında nasıl yarıştırıldığı incelenmiştir. "Survivor'da yarıştırılan nedir?" sorusundan hareket eden bu araştırmanın amacı, yayınlanmaya başladığı tarihten itibaren 7'den 70'e geniş bir izleyici kitlesi yaratan 'Survivor' programında üretilen anlamlarla, farklı yaş, cinsiyet ve statülere sahip izleyicilerin okumaları arasındaki ilişki, konu modelleme yöntemi ile ortaya koymaktır. Toplumsal cinsiyete ilişkin egemen anlatıların ve milliyetçi söylemlerin, programda nasıl yeniden üretildiği ve bu çerçevede programın izleyiciler tarafından nasıl yorumlandığı çalışma için önem taşımaktadır. Bu kapsamda elde edilen verilere dayanarak, Türkiye'de en çok izlenen reality show programı olan 'Survivor' programının konu modelleme yöntemine dayalı bir metin analizi yapılmıştır. Yapılan analizler neticesinde ise milliyetçilik anlatılarının, geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin ve hegemonik erkeklik söylemlerinin, programda yer alan yarışmacılar, program yorumcuları ve araştırmaya dahil olan katılımcılar tarafından sıklıkla yeniden üretildikleri sonucuna varılmıştır.

Hegemonik erkeklikKonu modellemeMilliyetçilik+7
Rabia Aybike Erman
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Enhancing user experience of 3D displayed virtual scenes with content analysis and minimizing effects of virtual reality sickness

Providing a depth-rich Virtual Reality (VR) experience to users without causing discomfort remains to be a challenge with today's commercially available head-mounted displays (HMDs), which enforce strict measures on stereoscopic camera parameters for the sake of keeping visual discomfort to a minimum. However, these measures often lead to an unimpressive VR experience with shallow depth feeling. We propose the first method ready to be used with existing consumer HMDs for automated stereoscopic camera control in virtual environments (VEs). Using radial basis function interpolation and projection matrix manipulations, our method makes it possible to significantly enhance user experience in terms of overall perceived depth while maintaining visual discomfort on a par with the default arrangement. In our implementation, we also introduce the first immersive interface for authoring a unique 3D stereoscopic cinematography for any VE to be experienced with consumer HMDs. We conducted a user study that demonstrates the benefits of our approach in terms of superior picture quality and perceived depth. We also investigated the effects of using depth of field (DoF) in combination with our approach and observed that the addition of our DoF implementation was seen as a degraded experience, if not similar.

Visual comfortComfortVirtual reality+4
Emre Avan
Hacettepe University · Bilişim Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Dijitalleşme sürecinde seyir pratikleri ve seyir deneyiminin değişimi

Dijitalleşme hem seyir deneyiminin mekânsal bağlamını hem de seyircinin izleme pratiklerini dönüştürmüştür. Sinemaya gitmek, önce gezici gösterimlerle, sonra yerleşik salonlarda kalabalıklarla karanlıkta film seyredilen önemli bir toplumsal pratik olmuştur. Video teknolojisiyle birlikte film, evlere dağıtılabilmeye, taşınabilmeye başlamıştır. Kolektif seyir deneyiminden bireysele bölündüğü izleme biçimleri ortaya çıkmıştır. Sinema salonundaki tek seferlik seyirden kaydedilebilen, durdurulabilen, ileriye, geriye sarılabilen, kesintili ve tekrarlanan izleme deneyimleri gelişmiştir. Bilgisayar teknolojisiyle dijital altyapıya sahip olan filmler, seyircinin filmle kurduğu bağın niteliğini değiştirmiştir. Gerçekliği yeniden inşa eden, görüş alanını kaplayan, seyirciyi hikâyenin içine alan hatta akışını seyircinin belirlediği anlatıların önü açılmıştır. Dijitalleşmeyle, film disklere sıkıştırılarak hafiflemiş, birden fazla ekranda izlenebilmeye başlamıştır. Genişbant, dijital platformların yükselişine ortam hazırlamıştır. Böylelikle seyirci istediği filmi istediği zamanda ve ekranda izleyebilmektedir. Etkileşimli ikincil ekran kullanımı, sosyal mecraların getirdiği hızla, medya içeriğini tüketme biçimleri, film izleme pratiklerine de sirayet etmiştir. Bu çokluğun ve çoğullaşmanın içerisinde, filmleri günlere bölerek ya da ard arda izleyebilmekte hatta seçeneklerin çokluğundan kararsız kalarak izlemekten vazgeçebilmektedir. Pandemi sürecinde, filmin gösterim ayağı olan sinema salonları kapalı kalırken, seyirci, dijital platformlarda daha çok film izlemeye başlamıştır. Seyir deneyiminin gerçekleştiği ekranların çoğullaştığı, mekânsızlaştığı durumda seyircinin konumlanışı, seyir pratikleri çalışma kapsamında sınıflandırılmıştır. Sınıflandırma yapılırken, seyircilerin sinemaya gitme sıklığı, etki eden faktörler, salon seyrine yönelik tercihler, dijital platformlarla ilişkileri, ekran tercihleri ve yeni medyayla birlikte ortaya çıkan film izleme pratikleri incelenmiştir. Karma yöntemle yapılan çalışmada kartopu örneklemeyle, Türkiye'de yaşayan 632 anket katılımcısının yanıt verileri toplanarak SPSS üzerinden analiz edilmiştir. Anket çalışmasıyla eşzamanlı olarak 13-74 yaşları arasında 22 seyirciyle birlikte sinemanın gösterim ve dağıtım zincirinden ve dijital platform yetkililerinden oluşan 6 sektör temsilcisiyle görüşmeler yapılarak dijitalleşme sürecinde değer zinciri ve seyircinin değiştiği değerlendirilmiştir. Çalışmada dijitalleşmeyle çoğullaşan film izleme pratiklerinde, sinema salonundan dijital platformlara pandeminin etkisiyle daha da hız kazanan kaymaya rağmen, radikal bir dönüşten çok değişken, akışkan seyirci tipolojileri, çoklu seyir pratiklerinin ortaya çıktığı görülmüştür.

Aktif izleyiciDijital platformlarPandemiler+7
Nil Yüce
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sinematerapi bağlamında göç psikolojisi ve seyirci deneyimleri

Sinematerapi yöntemi, özdeşleşme (identification), Katarsis (Catarsis), İçgörü (İnsight), ve bütünleşme (universalisation) olmak üzere dört aşamada uygulanmaktadır. Sinematerapi genel olarak yardımcı bir terapi yöntemidir. Sinema, bireyin kendisi ve çevresi ile ilgili farkındalık geliştirmesinde önemli bir rol oynar. Ayrıca kişiler arası bağları güçlendirici ve bireylerin problem çözebilme süreçlerine olumlu etkisi vardır. Sinematerapi çalışmalarında sinemanın rehabilite edici etkisi birçok araştırmacı tarafından ifade edilmiştir (Berg-Cross, Jennings ve Baruch, 1990). Sinematerapinin uygulanacağı bireyin hayatı ile ilişki kurabilecek bir filmin belirlenmesi, bu yardımcı terapi yönteminde önemli bir yere sahiptir. Sinematerapinin ilk aşaması olarak film karakterleri ile özdeşleşme kurulması sağlanır. İkinci olarak, duygusal boşalımın olduğu katarsis aşamasına geçilir. Üçüncü olarak sorunlar ile ilgili içgörü ya da bir başka ifadeyle farkındalık geliştirilir. Son olarak ise film karakterlerinin yaptığı hatalar ve yaşanan sorunlar ile ilgili çözüm önerilerinden kazanımlar sağlanması ve problemi yaşayan bireylerin yaşadıkları sorunların sadece kendilerine mahsus olmadığına dair yararlar sağlanır. Bu çalışma, sinematerapi yöntemi çerçevesinde sinemanın filmler aracılığıyla seyirci ile kurmuş olduğu ilişkiyi odağına alırken, göçmen seyirciler ölçeği kapsamında günümüzde sinema ve izleyici ilişkisini anlamak ve bu çerçevede bir tartışma yürütmeyi amaçlamaktadır. Türkiye, siyasi, iktisadi, dini ve etnik baskılar gibi çeşitli sebeplerden dolayı sığınma talebinde bulunmuş, pek çok mülteciye ev sahipliği yapmaktadır. Göçmenler ile ilgili eğitim, sağlık, sosyal çalışmalar gibi farklı alanlarda çalışmalar yürütülse de göç ve sinema alanlarında yapılan alan araştırmaları sayıca yetersizdir. Araştırma temel olarak sinematerapi ve seyirci deneyimlerinden hareket ederek, göç konusunu ele alan filmlerin göçmen seyirci deneyimine nasıl bir etkisi olduğuna dair alımlama çalışması üzerinden ilerlemiştir. Çalışmanın amacı göçöemlerin bakış açısından yola çıkarak, onların göç süreci ile ilgili deneyimlerine odaklanmak ve sinematerapi ile oluşacak değişimleri gözlemlemektir. Göç meselesi kapsamında ise ait olma duygusu, benlik algısı, sosyal kimlikler ve göçmenlerin ayrımcılık ve önyargı temsilleriyle nasıl bir ilişki kurduklarının yanı sıra bireysel çözüm önerileri ele alınmıştır. Araştırma sinema ve psikoloji ilişkisi kapsamında, göç temalı filmlerin izlenmesine, filmlerin tartışılmasına, genel olarak psikoloji alanında kullanılan sinematerapi yönteminin araçlarının film çalışmaları alanında uygulanmasına ve göçmen seyirci deneyimlerine odaklanmıştır.

BellekGöç politikalarıGöçler+6
Saygın Koray Doğaner
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Analysis of the relationship between football clubs and their consumers from a gender perspective

Football is by far world's most popular and most lucrative sport. However, it is overwhelmingly considered a 'male interest' while female consumers are less interested in supporting a club, or in football in general. From a marketing point of view, this major discrepancy has significant consequences. The fact that football is regarded as a male sport leads the sporting media to underline the virile components of this sport, thus alienating female viewers. This vicious circle in turn damages and ignores the marketing potential of female masses. Hence, in our thesis, we will try to understand how the game of football has turned into a male hobby where female viewers were excluded. Furthermore, this thesis will outline the ways in which this problem can be mediated for more female viewers to be included in the fan-base. With the inclusion of female masses, football marketing, and sporting media would gain a significant fan base to reach its consumers. Besides the advantage of sheer numbers, the increasing diversity of fan-base would help football industry to reinvent their image. To reach this conclusion, the required data set was collected via a survey and the analysis of this dataset via descriptive statistics, as well as correlation, factor and regression analyses. Finally, we will be suggesting a new way to understand how football consumers consume by redesigning Holt's consumption metaphors via statistical techniques we utilize.

GenderFootballFootball clubs+3
Efe Ünsal
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Kitle iletişim kuramlarında etki sorunsalı ve bir izleyici araştırması

Kitle iletişim kuramlannda etki sorunsalı ve bir izleyici araştırması" başlıklı bu çalışmada medyada etki sorunsalı ele alınırken izleyici-metin etkileşimi değerlendirilmektedir. Birinci bölümde etki sorunsalına liberal ve eleştirel paradigmanın yaklaşımı ve kuramsal kökenleriyle izleyici araştırması, ikinci bölümde televizyon program tür kavramı ve haber/haber program türünün yapısal özellikleri konu edilmektedir. Çalışmanın uygulama bölümünde ise bir haber program olan Arena ve Arena üzerinde yapılan izleyici araştırması değerlendirilmektedir. Araştırma sonuçlarına göre Hall'un öne sürdüğü hegemonik, müzakereli ve eleştirel olmak üzere üç çeşit okumadan oluşan model doğrulanmaktadır. Bir haber program olan Arena'nın olayları sisteme eleştiri yöneltmeksizin, yapılandırarak sunduğu görülmektedir. Programda iknanın Uğur Dündar kişiliği üzerine kurulan mit aracılığıyla işlediği gözlenmektedir. Ayrıca tüm program boyunca metin kapatılarak izleyici yorumlan kontrol altında tutulmaya çalışılmaktadır. Bu amaçla görüntü üstü ses, müzik, konuyu çağrıştıracak film kareleri ve imge en fazla kullanılan araçlardır. Tüm bu çabalara karşın çalışma gruplarında eleştirel okumanın görülmesi metnin nihai belirleyiciliği görüşüne kuşkuyla yaklaşılmasına yol açmaktadır. Ancak Hegemonik okumanın hayli yüksek olması, müzakereli okumanın da çoğunlukla hegemonik okumaya dönüşmesi izleyici araştırmalarında, metnin ve medyanın ekonomik bir birim olduğunun gözardı edilmemesi gereken aşamalar olduğu sonucuna götürmektedir

ArenaEtkileşimHaber programları+5
İncilay Cangöz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Spor seyircilerinin iletişim becerileri ile fiziksel sözel zorbalık davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırma, spor seyicilerinin iletişim becerileri ile fiziksel-sözel zorbalık davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada İletişim Becerileri Ölçeği ile Spor Seyircilerinin Sözel Fiziksel Zorbalık Davranışları Ölçeği kullanılmıştır. Bu araştırmanın evrenini Türkiye'de bulunan spor seyircileri oluştururken, örneklemini Türkiye'de bulunan ve spor seyiricisi olan 465'i kadın 345'i erkek olmak üzere toplam 810 spor seyircisi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında yer alan spor seyircilerine google formlar aracılığı ile ulaşılmış ve elde edilen veriler SPSS 25.0 paket programında analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde frekanslar alındıktan sonra verilerin güvenirliği için güvenirlik analizi, çarpıklık ve basıklık normallik testi yapılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlendiği için araştırma bulgularında parametrik testler uygulanmıştır. Anova analizlerinde anlamlı farklılığın yönünü belirlemek için Post-Hoc (Tukey) testi yapılmıştır.Verilerin analizinde, spor seyircilerinin iletişim becerileri ve fiziksel-sözel zorbalık davranış düzeylerini belirlemek için betimsel istatistikler kullanılmıştır. İletişim becerileri ve fiziksel-sözel zorbalık davranışları arasında ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. İlgili analizlerde anlamlılık düzeyi α = 0,05 olarak değerlendirilmiştir. Spor seyircilerinin iletişim becerileri ile fiziksel-sözel zorbalık davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla gerçekleştirilen bu araştırmada sonuç olarak; erkek olan spor seyircilerinin kadın spor seyircilerine oranla daha fazla fiziksel-sözel zorbalık davranışı sergilediği bunun yanında, gelir durumu düşük düzeyde olan spor seyircilerinin daha fazla fiziksel-sözel zorbalık davranışı sergiledikleri tespit edilmiştir. Mevcut araştırmada elde edilen bir diğer sonuç ise; iletişim becerisi düzeyleri düşük olan spor seyircilerinin iletişim becerisi yüksek olan bireylere oranla daha fazla fiziksel-sözel zorbalık davranışları sergiledikleri tespit edilmiştir. Elde edilen bu sonuçlardan hareketle, iletişim becerisi ile fiziksel-sözel zorbalık arasında bir ilişkinin bulunduğu söylenebilir.

SeyircilerSporSpor müsabakaları+3
Songül Demir
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de reklam denetimi ve izleyicilerin yasaklı televizyon reklamlarını değerlendirmesi: Coca Cola, Vodafone ve TEB örneği

Reklamcılık sektörü, tüm dünyada hızla genişleyen bir teorik ve pratik alana sahiptir. İnsan doğasının etik ilkeleri ve genişleyen reklamcılık sektörünün kontrol edilmesi gerektiği görüşünden dolayı reklam etiği ve reklam denetimi konuları gündeme gelmiştir. Reklamın denetimi ile ilgili mevzuat hükümleri, reklamcılıktaki değişimlerle bağlantılıdır. Reklam mevzuatı reklamcılıkta yaşanan değişimlerden ilham alır. Reklamın etikliğini denetleyen bu mevzuat için ortalama tüketici kıstası son derece önemlidir.Reklam Kurulu Türkiye'de reklam denetimi ile ilgili en yetkili kurumdur. Bu çalışmada, Reklam Kurulu'nun yasaklamış olduğu transformasyonel televizyon reklamlarının ve reklam etiği ile ilgili Türkiye'de en çok tartışılan konulardan biri olan örtülü reklam ve ürün yerleştirme konularının tüketicilerce nasıl değerlendirildiği ortaya koyulmaya çalışılacaktır.

DenetimDeğerlendirmeReklam ahlakı+6
Özal Karadeniz
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Espor izleme ve para harcama motivasyonu

Bu araştırma ile espor izleyicilerinin cinsiyet, yaş ve eğitim durumu değişkenleriyle beraber espor izleme motivasyonunun bireylerin para harcama motivasyonlarının yordayıcısı olup olmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada iki aşamalı araştırma deseni kullanılmıştır. Birinci aşamada "E-spor İzleyici Motivasyonu (EİMÖ), (Motivation Scale of E-sports Spectatorship) ölçeği'" nin Türkçeye uyarlanması ve "Espor izleyici Para Harcama Motivasyonu Ölçeği (EİPHMÖ), ("Esports Audience Spending Motivation) ölçeği"'nin geliştirilmesi gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada ise espor izleme motivasyonu ve espor izleyici para harcama motivasyonları ilişkisinin belirlenmesi amacıyla ilişkisel tarama yöntemi kullanmıştır. Araştırmanın örneklemini kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen ilk aşama için 709 ikinci aşaması için ise 1046, toplamda 1755 espor izleyicisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak yazar tarafından Türkçe adaptasyonu gerçekleştirilen EİMÖ, yazar tarafından geliştirilen EİPHMÖ ve kişisel bilgiler formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin toplanması sürecinde espor izleyicilerine gönüllülük esasına uygun veri toplama aracı hem çevrimiçi formlar aracılığı ile hem de elden dağıtılarak uygulanmıştır. Verilerin analiz işlemlerinde öncelikle varsayımlar test edilmiştir, iki yönlü Manova, regresyon ve iki yönlü Anova analizleri uygulanmıştır. Gerçekleştirilen istatiksel işlemlerde Sosyal Bilimler için İstatistik Paket (SPSS) paket programı ve Yapısal Eşitlik Modeli (Amos) istatistiksel yazılım paketi kullanılmıştır. Katılımcıların cinsiyet ve eğitim değişkenlerine göre izleme motivasyonlarında anlamlı farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Para harcama durumu değişkenine göre izleyici motivasyonları rekabetçi yön, sosyalleşme fırsatı, arkadaş bağları ve beceri takdiri alt boyutlarında, para harcayan katılımcıların daha yüksek düzeylere sahip olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların cinsiyete ve/birlikte eğitim durumlarına göre izleme motivasyonları arkadaş bağları ve oyun bilgisi alt boyutlarında anlamlı olarak farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Anlamlı farklılığın erkeklerde lise ile üniversite grupları arasında üniversite lehine anlamlı olduğu görülmektedir. Katılımcıların eğitim ve/birlikte para harcama durumlarına göre espor izleme motivasyon ölçeğinde temel etki değerinin sosyalleşme fırsatı, arkadaş bağları, beceri takdiri, eğlenceli yönü, dramatik yönü ve yarışma heyecanı alt boyutlarında anlamlı olarak farklılaşma olduğu tespit edilmiştir. Anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmek için yapılan çoklu karşılaştırmalar incelendiğinde sosyalleşme fırsatı, arkadaşlık bağları, beceri takdiri ve yarışma heyecanı boyutunda eğitim durumu lise olanlarda para harcayanlar lehine, eğlenceli yön boyutunda eğitim durumu üniversite olanlarda para harcamayanlar lehine, dramatik yön boyutunda ise eğitim düzeyi lise olanlarda para harcayan grubun lehine anlamlı farklılık görülürken eğitim durumu üniversite olanlarda para harcamayan grup lehine anlamlı farklılık görülmektedir. Son olarak izleme motivasyonu, harcama motivasyonunu %4 düzeyinde açıklamaktadır.

Aktif izleyiciE-sporE-spor oyunları+6
Muzaffer Emir Orak
Hitit University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında göz yanılsaması

Yanılsama tarih boyunca çeşitli yöntemler kullanılarak oluşturulmaya çalışılan özellikle sanat alanında kullanılan bir terimdir. Yanılsama teriminin resim sanatıyla olan ilişkisi, sanat tarihi boyunca çeşitli yöntemler kullanılarak farkı boyutlar kazanmıştır. Resim sanatındaki yanılsama terimi kullanılan teknik, uygulanan zemin ve mekân algısına göre ayrılmış ve adlandırılmıştır. Kendi içerisinde ayrılan yanılsama terimini resim sanatında Trompe l'oeil, Quadratura ve Anamorfoz teknikleri temsil etmiştir. Özellikle perspektif tekniğinin bulunup benimsenmesiyle birlikte resim sanatındaki yanılsama türlerinin gelişim gösterdiği görülmüştür. Perspektif tekniğinin doğru uygulanmasıyla birlikte oluşan derinlik etkisi, gerek sanatçıların yapıtlarını benimsemelerine gerek de izleyicilerin bu yapıtlara eski dönemlere nazaran daha fazla ilgi göstermelerine olanak sağlamıştır. Derinlik ve perspektifin kullanılmasıyla daha gerçekçi ve aslına uygun çalışmaların üretilmesi, sanatçıların taklit yani mimesis kavramından yola çıkarak eserlerine izleyici kavramını da dahil etmesi, resim sanatındaki yanılsama tekniğinin günümüze kadar gelişip taşınmasını sağlamıştır. İzleyici kavramının yanılsama yöntemine dahil olmasıyla birlikte farklı arayışlara yönelen sanat camiası, gelişen teknoloji ve imkânların da kullanılmasıyla yanılsamayı farklı boyutlara taşımıştır. Optik yanılsamaların bulunması tam da bu süreç sonucunda gerçeklemiştir. Optik yanılsamaların bulunması ve kullanılmaya başlanmasıyla birlikte yanılsama terimi resim sanatına özgü bir terim olmaktan çıkmış ve izleyicinin daha fazla ilgisini çeken ve anlamakta zorluk çektiği bir hal almıştır. Ponzo yanılsaması, Zollner yanılsaması, Müller-Lyer yanılsaması ve Zıtlık yanılsaması bu optik yanılsama türleri arasında en fazla bilinen ve kullanılan yanılsama yöntemleri olmuştur. Optik yanılsama türleri yanılsamanın tarihi boyunca hiç olmadığı kadar ilgi duymasını sağlayan bir süreci de beraberinde getirmiştir. Anahtar Kelimeler: Görsel Algı, İzleyici, Mimesis, Trompe l'oeil, Yanılsama

Görsel algılamaGöz yanılmalarıMimesis+4
Anıl İbrahim Demir
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

2017-2018 tiyatro sezonunda İstanbul'da sahnelenen 3 özel tiyatro afişinin işlevinin yönetmen-tasarımcı-seyirci ilişkisi üzerinden incelenmesi ve bu doğrultuda 20 adet oyun afişinin tasarlanması

Grafik Tasarım Bölümü yüksek lisans tezi kapsamında yapılan bu araştırma grafik sanatların en yaygın türü olan afiş tasarımının kültürel afişler kategorisinin bir kolu olan oyun afişleri üzerinedir. Günümüzde bir oyun afişinin iletişim aracı olarak işlevini koruyup koruyamadığını, afişin tiyatro seyircisi üzerinde bir etkisi olup olmadığını yönetmen-tasarımcı-seyirci ilişkisi üzerinden ölçmeyi hedeflemekte, bu bağlamda çıkan sonuçları grafik tasarım literatüründe tartışmaya açmaktadır. Araştırmanın amacı yaklaşık yedi yıldır araştırmacı tarafından gözlemlenen afiş-seyirci ilişkisindeki problemleri bir temele oturtarak bu araştırma sayesinde elde edilen bulgular üzerinden çözüm önerisi sunmaktır. Bunu yaparken "Bir tiyatro afişi günümüzde bir iletişim aracı olarak işlevini ne kadar yerine getirebilmektedir?", "Oyun afişi-seyirci ilişkisi nasıldır?", "Bir oyun yönetmeni oyun afişinden ve afiş tasarımcısından ne beklemektedir?", "Afiş tasarımcısının oyun afişlerine yaklaşımı nasıldır?", "Afiş tasarımcısı-yönetmen ilişkisi nasıldır?", "Tasarımcı ve yönetmenin birbirlerinin beklentilerini karşılaması sonucu tasarlanan afiş, seyirci üzerinde işlevini ne kadar yerine getirir?" gibi sorular üzerine araştırmanın temelini oturtmuştur. Üç oyun seçilmiş ve bu sorular temelinde oyunların yönetmenlerine ve afiş tasarımcılarına yarı yapılandırılmış görüşme, seyircilerine ise anket formu uygulanmıştır. Sonuç olarak nitelikli afiş üretilmesinin önemi vurgulanmış ancak bunun öncesinde temel problemin tiyatro seyircisinin afiş ile kurduğu ilişkiyle ilgili olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda seyirci-afiş ilişkisinin gelişmesi ve bölümlerde vurgulanan ideal ilişki sürecine ulaşılması için birtakım öneriler getirilmiştir. Yapılan araştırma oyun afişlerinin konumunu, kullanıldığı yeni mecraları, bugünkü işlevini, seyirciyle olan ilişkisini ortaya koymuş, bundaki sonraki süreç için dikkate değer bir kaynak olmuştur. Bunlara ek olarak yüksek lisans tezinin proje ayağı kapsamında 15 adet basılı, 5 adet hareketli olmak üzere toplam 20 adet oyun afişi tasarlanmıştır. Bu afişler tasarlanırken çalışma boyunca vurgulanan nitelikler doğrultusunda ilerlenmiştir.

AfişlerSeyircilerTasarım+4
Songül Karakoç
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Oğuz Atay romanlarının Poyraz Karayel dizisinde ürün yerleştirmesi olarak kullanılması ve genç izler kitle üzerindeki etkileri

Nowadays, marketing experts are trying many ways to reach and promote their brands and products to potential target audiences. Developing technology and changing patterns of consumer behavior have forced brands to create and use innovative and novel ways of reaching consumers. In an environment where consumers are increasingly uncomfortable with advertising and trying many tactics to avoid exposure to it, brands find it difficult to differentiate their products. The emergent situation that encourages brands to seek new ways for addressing particular audience groups is very important for the development of product placement. Today, product placement practices are employed by the publishing sector as by all other sectors. In this thesis, the placement of Oğuz Atay's novels Tutunamayanlar (1972) and Tehlikeli Oyunlar (1973) in the TV series Poyraz Karayel (2015-2017) is examined as a case of embedded marketing on the air. The in-depth interviewing method was used, and three young people, who watched the series and read the book, were interviewed in August-September 2019 to see whether and how their opinions on Oğuz Atay and his work, in particular, and on literature in general, were affected by this placement practice. The research has shown that the placement of literary works in TV shows has not caused any discomfort to the young audience. Besides, it has been observed that these product placement practices arouse curiosity in the young audience towards literature in general and can contribute to an increase in their awareness about related literary works and their authors. Keywords: Oguz Atay, Underground Literature, Product Placement, Embedded Marketing, Television, TV Series, Poyraz Karayel, Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar

Atay, OğuzYoungsAdvertisements+7
Can Durmaz
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Related subjects