Equality of women and men

81 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de cinsiyet eşitliği söylemi ve uygulamaları: Karşılaştırmalı analiz

Toplumsal cinsiyet, insanların oluşturduğu ilk topluluk yapısından günümüze kadar varlığını sürdürmekte olan, cinsiyetlere kültür ve inançların etkisiyle yüklenen anlam, değer ve roller bütünüdür. Bu roller her ne kadar her iki cinse birden çeşitli davranış kalıpları atfetse de bundan daha olumsuz etkilenen cins genellikle kadınlar olmuştur. Cinsiyet eşitsizliğine maruz kalan kadınlar 19. yüzyılda feminizm akımı ile seslerini duyurmayı başarmışlardır. Ülkeler 20. yüzyılda cinsiyet eşitliği adına çeşitli uluslararası antlaşmalar imzalamaya ve birçok uygulamayı hayata geçirmeye başlamışlardır. Ülkemizde toplumsal cinsiyet algısı kendini kadına karşı şiddet, namus, namus cinayetleri, cam tavan gibi çeşitli şekillerde göstermektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yoğunlukta yaşanan cinsiyet eşitsizlikleri ise feodal ilişkilerin tasfiye edilememesi ve moderniteye entegre olunamamasının bir sonucudur. Bu tezde öncelikle toplumsal cinsiyet olgusununun tarihsel gelişimi ile Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık olarak yayınladığı Küresel Cinsiyet Eşitliği Farkı Raporu'nda ilk 4 sırada yer alan İzlanda, Norveç, Finlandiya ve İsveç ile Türkiye'nin toplumsal cinsiyet eşitliği adına yaptıkları kanun ve uygulamalar incelenecektir. Ardından Türkiye'de cinsiyet eşitliği söylemi, eğitim ve iş alanında cinsiyet eşitliğinin durumu tartışılacak ve son olarak ise "Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliği mümkün mü?" sorusuna yanıt aranacaktır. Anahtar Kelimeler: Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Türkiye'de Söylem

CinsiyetKadın-erkek eşitliğiKarşılaştırmalı analiz+2
Tuğçe Artar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Psychoanalytic and philosophical exploration of Heart of Darkness by Joseph Conrad

Through a comprehensive analysis informed by psychoanalytic biography, Machiavellianism and Schopenhauerism, this thesis aims to provide new insights into Heart of Darkness by Joseph Conrad, contributing to a deeper understanding of its timeless themes in this inner journey. Analyzing the novella from a psychoanalytic perspective provides valuable insights into the themes and characters in Heart of Darkness, which have been influenced by Conrad's own experiences and psychological struggles. In addition, the atrocity and Machiavellian traces in Heart of Darkness show the improbability of wholly satisfaction for the endless will and how these transform Kurtz into a cruel man when external restraints are absent in the dark Congo River. Lastly, the study highlights that Heart of Darkness presents its readers a dark sorrowful gloomy atmosphere in the most parts. The theme of pessimism in HOD has its reflection from Conrad's own pessimistic view which is the reflection of his concurrence with Schopenhauerian philosophy. Pessimism and darkness felt throughout the novella is only a small side of the Schopenhauerian view. It might be declared that Heart of Darkness is a mannish novella where women are nameless, inferior, insignificant, and deathly silent most of the time except for occasional cries. This thesis explores how Conrad's psychoanalytic biography hints at biographical signs in Heart of Darkness. Furthermore, it also studies Machiavellian view to search for the evil in this inner journey, and highlights Schopenhauerian influence in the sense of pessimist, gloomy, sorrowful atmosphere which is nourished with an inferior view of women.

Western philosophyEquality of women and menAutobiography+1
Ceylan Yeşilot
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve türkiye'de kadınlara yönelik uygulanan güncel pozitif ayrımcılık politikalarının pandemi döneminde kadın istihdamına etkisi

Sanayi devriminden bu yana kadınlar çalışma hayatında karşılaştığı sorunlar giderek artmakta ve günümüzde de koronavirüs salgının baş göstermesi ile birlikte ele alınması elzem haline gelmiş konular arasında bulunmaktadır. Eski çağlardan beri çoğu ataerkil toplum gereği kadınların çalışma hayatlarındaki yerleri ya sadece ücretsiz tarım işçiliği ya da ev işleri ve aile bireylerinin bakımının üstlenilmesi ile sınırlı kalmıştır. Kadınların iş yaşamında yer almaları sosyal dengenin sağlanması açısından önemli olduğu kadar, ülke ekonomisine destek olması bakımından da fayda sağlamaktadır. Bu itibarla, bulundukları çalışma hayatında zor şartlarda tutunmaya çalışan kadın çalışanların, pandemi döneminde çıkarılan ve kendilerine yönelik olarak uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının neler olduğu merak edilmiştir. Kadınlara yönelik uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının neler olduğu, gelişim süreci ve pozitif ayrımcılık olgusuna dair kavram ve teoriler kadınlar özelinde ele alınmıştır. Kadınların toplumsal ve ekonomik koşullarında yapılacak her türlü iyileştirmeyi kapsayan bu politikalar, pandemi döneminde getirilen yeni eklemeleri ile birlikte Türkiye başta olmak üzere belirlenen diğer dünya ülkeleri üzerinden incelenmiştir. Literatürde, ülkelerin birçoğunun pandemi döneminde aldığı önlemlerin tek bir eserde var olmaması sebebiyle, bu eksikliğin kapatılması öngörülmektedir. Kadınlara yönelik uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının, tarihte sadece kadınların fıtratlarına göre dezavavantajlı durumda olmaları ile sınırlı kalmış olması gibi, bu durumun pandemi döneminde de pek değişmediği ve yeni politikaların da yine kadınların ev içeri işler ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları üzerinden düzenlemelere tabi tutulduğu görülmektedir. Bu bağlam her bir yenilik içeren politika, aldığı yorum ve eleştirilerle birlikte değerlendirilmiştir. Kadınların, sadece çalışma hayatında mesleki yeterlilikleri ile var olmaya çalışan kişiler olmasıyla değil, pandemi döneminde de anne ve eş olma rollerine göre pozitif ayrımcılık politikalarının şekillenmeye devam ettiği gözlemlenmiştir.

EşitlikKadın haklarıKadın iş gücü+4
Sara Gülşah Çevik
Süleyman Demirel University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerin kadın sorunlarına yaklaşımı

Günümüzde kadın ve erkek eşitsizliğine dayanan sorunlar insan hakları düzeyinde toplumsal bir sorun olarak algılanmaktadır. Kadınların toplum tarafından oluşturulmuş özellikleri onların sorunlarına da neden olmaktadır. 1980?li yıllardan itibaren insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi ve kadın sorunlarında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmelerin ve yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı, kadın-erkek eşitliğinin toplumun bütün kesimleri tarafından benimsenmesinin kadına yönelik yaklaşımların değişmesi ile oluşacağı görülmektedir.Toplumların ekonomik ve sosyal hayatını derinden etkileyen küreselleşme süreci, yerel yönetimlerin sosyal politikalar üzerindeki görevini dönüştürürken aynı zamanda toplumsal dengenin sağlıklı olabilmesi için önemli görevler yüklemektedir. Sosyal hayatın yerel kaynaklarla düzenlenmesi belediyelerin planlama, düzenleme ve uygulamalarını etkileyen bir yaklaşımdır.Bu çalışmada, yerel yönetimlerin kadınlara yönelik uyguladıkları çalışmalar yanında bütçeleme, kentli hakları, çevre hareketleri, sağlık ve sosyal hizmet uygulamaları incelenmiş ve farklı siyasal partilerin yönettikleri belediyelerin kadın sorunlarına yaklaşımları araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Toplumsal Cinsiyet 2. Cinsiyet Eşitliği 3. Kadın Sorunları 4. Yerel Yönetimler 5. Belediyeler

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriCinsel ayrımcılık+7
Gülten Koçum
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Women in politics in islamic states: A case study of Afghanistan and Pakistan

The present thesis aims to determine the actual states of women in politics of Afghanistan and Pakistan and find out the factors that effect on women's political participation and restrict the level of participation. This thesis emphasizes that the equal participation of men and women in governmental process and political affairs is essential for reaching to the free and fair society. Through findings of this thesis the success of democracy is directly dependent on the equality based on gender, ethnic, creed, religion and so on. The research context of this thesis goes to Islamic states and particularly analyzing the status of women in Afghanistan and Pakistan. The traditional culture, patriarchy, misinterpretation of religion founded as the main obstacles of women deprivation of politics within these two Islamic democratic states, that these factors causes for the emergence of gender based violence, discrimination, rape and idea of behaving with women as the second gender. This thesis goes to analyze and find out the different interpretation of Islam and democracy perspectives regarding to women social and political activities. Through this thesis we found out that the level of women's political participation had been raised after 2000 in both countries, reforms 2000 in Pakistan and coming of new democratic regime along with international support caused for women to be more empowered and active in politics and persuaded women to get apart in political and social affairs of these two societies. Analyzing of historical circumstances of women in both countries, helped this thesis to be more serious in finding the actual position of women in two traditional societies, that are mostly influenced of patriarchal culture in case of women. The share of women in politics had been raised, but only in numbers, while still women who are direct or indirect involved in political affairs or legislative organs experiencing a symbolic role with no authority of decision making. This thesis found out that the women are still used as a tool for having more power in government and more seats in legislative body of government in Pakistan, and for getting more support of international community by government in Afghanistan. Along with the above factors that helped women to be involved in politics, the legal contexts of both countries motivated women to be aware of their rights and participate in elections as voters and as candidate, but there have never been a fully protected atmosphere for women to compete with male candidate of the elections. The reasons that are found in this thesis again goes to the deep rooted traditional culture and misconception of Islam. The recommendation of this thesis for empowering the women for their equal rights goes to combat for annihilation of traditional culture and establishing the a theory along with democratic aspects.

AfghanistanDemocracyWomen policians+7
Mohammadsharıf Afzal
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Döneminde kadın-erkek eşitliği, Şırnak özeli

Kadın sorunu eski tarihlere dayanan ve günümüzde de daha köklü bir çözüme kavuşmamış sorunlar kümesidir. Kadın sorunu sadece bir var olma sorunundan daha fazlasıdır. Kadın yaşamın her alanın da arka plana atılmıştır. Ailenin içinde hizmetçi, tarlada bedava emek gücü, erkeğin gözünde nüfusu artırmaya, soyunu devam ettirmeye yarayan adeta bir obje olarak görülmüştür. Kadınları birçok din yorumcuları, pek haksız şekilde, 'acıların kaynağı, günahın sembolü, şeytanın aracı' gibi göstermeye çalışmışlardır. Semavi ve Tek tanrılı inançlarda olsun diğer semavi olmayan ve çok tanrılı dinlerde olsun kadın hep arka planda kalmış, erkekler gibi hak etiği rolü toplumsal alanda edinememiştir. Kadın antik çağda hor görülmüş köle, bakıcı, hizmetçi bir insandan çok obje olarak görülmüş olmasından kaynaklı geçmişten günümüze yaşadıkları sorunlar, ötelenmeler ve benzeri sıkıntılar kadınları birlikte bir amaç doğrultusunda bir araya getirmiş ve zaman içerisinde örgütlenme kültürü edinmişlerdir. Kadınlar haklarını Cumhuriyetin ilanından günümüze modern dönemde yüksek teknolojik olanaklar, siber ortam gibi mecralarda, televizyon kanallarında, sokakta ve diğer şekillerde meramlarını dile getirme yolunda süren bir süreç izlenmiştir. Kadınlar bir birey olarak yaşamın kısaca her alanında haklarını edinmek için tarih içerisinde çok meşakkatli bir mücadele vermişlerdir. Türkiye'de Cumhuriyet döneminden önce kadınlar Vapurlarda alt kısımda oturmalarına müsaade edilen, eğitim hakları olmayan, siyasal alanda temsil hakkı olmayan bireylerdi. İkinci Meşrutiyet ile beraber adım adım haklarını almaya başlamış ve örgütlenmişlerdir. Cumhuriyetin İlanını takiben Türk Medeni Kanunundan başlayarak, 1930 yılında seçme hakkı, 1934 yılında ise seçilme hakkı gibi yaptığı reformlarla arzu edilen seviyede olmasa da bazı haklar tanındı. Devletin yapısının Cumhuriyete dönüşmesi ile eğitim, hukuk, kadının statüsünü laikleştirmek, kimsenin dini inancına ve vicdan hürriyetine karışmadan din ve devleti, din ile hukuku ayırmayı çağın bir gerekliliği olarak görülmüştür. Kadınlar Cumhuriyetin ilanından sonra Ekim 1923'te Türk Kadınlar Birliğini kadın haklarını aramak için kurmuşlardır. Kadınlar haklarını aramak ve seslerini duyurmak için çeşitli şekillerde örgütlenmişlerdir. Türkiye'de kadınlar siyasal alanda çok partili sisteme geçiş ile beraber daha fazla siyasal alanda yer almalarına rağmen istenen seviyede değildir. Şırnak ilinde ise; Kadın hareketi ve kadın hakları gelişmelerini il genelinde gerek aşiret, oba sisteminin etkinliğini koruması gerekse ülkemize sınır komşu ülkelerin geri kalmışlığının etkisinde kalmasından dolayı ülke geneline göre geride takip etmiştir. Şırnak ilinin sosyal ve kültürel yapısı araştırılmış bundan yola çıkılarak kadının toplum içindeki statüsü, yaşadığı sıkıntılar, aile içinde ve toplum içinde maruz kaldığı sorunlar ve şiddet araştırılmıştır. Şırnaklı kadınların kendine özgüveni, toplum içindeki saygınlığı, eğitim durumu gibi durumları da araştırılmıştır. Şırnak ilinde toplumun inanç öğeleri üzerinden kadına bakışı inanç yapılarına göre kadının toplumdaki yeri incelenmiştir. İl genelinde aile içi evlilikler, töre cinayetleri gibi sorunlar ve adli makamlara yansıması araştırılmıştır. Şırnak ili il Milli Eğitim Müdürlüğünün verdiği rakamlardan yola çıkılarak belli bir tarihi kronolojiye göre eğitime devam eden ilk ve orta öğretim ile yükseköğretime geçen kız çocuk sayısı araştırılmıştır. Ekonomik anlamda ise yeterli sayıda istihdam olanağı olmayan Şırnaklı kadınların emek gücü ve iş kaynakları araştırılmıştır. Şırnak ilinde kadın bireylerin siyasal mecradaki yeri, kendilerine tanınan kota seçimlerde İl Meclisi, Belediye Meclisi, Belediye Başkanlığı, Milletvekilliği gibi temsiliyetler araştırılmıştır. Kadın sorunu henüz tamamen çözülmüş bir sorun değildir. Şırnak ilinde de kadın sorunları ve mücadelesi devam etmektedir. Bu araştırma ile kadının meslek, ekonomik gücü, yaş, eğitim, ilişki durumu ve aile durumuna göre toplumun kadına bakışı, kadına karşı uygulanan şiddet ve kadının statüsü araştırılmaktadır.

Cumhuriyet DönemiEşitlikKadın sorunları+3
İkbalhan Miroğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Fas aile hukukunda boşanma ve şikâk

XX. Yüzyılda Fas'ın bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte aile hukuku alanında kanunlaştırma faaliyeti başlamıştır. İlk olarak 1957 yılında Mâlikî mezhebinin hükümleri kanun formunda düzenlenerek Müdevvenetü'l ahvâli'ş-şahsiyye ismi ile bir aile kanunu hazırlanmıştır. Ancak bu kanun halkın beklentilerini karşılamayınca 2004 yılında yeni aile kanunu olan Müdevvenetü'l-üsra yürürlüğe girmiştir. Müdevvenetü'l-üsra'da aile hukukuna ilişkin konularda kadın ve erkeklerin eşitliğini esas alan bir dizi değişiklik yapılmıştır. Cinsiyet eşitsizliğinin açık bir şekilde görülmesi sebebiyle en çok tartışılan mesele boşanma olmuştur. Bu hususta kadın-erkek eşitliğini sağlamak amacıyla Müdevvenetü'l-üsra'ya boşanmayla ilgili bir dizi yenilik yapılmakla birlikte iki yeni boşanma türü daha eklenmiştir. Söz konusu yeni boşanma türlerinden biri olan şikâk, kadınlara herhangi bir sebep göstermeden kolay bir şekilde boşanma imkânı tanımıştır. Başlangıçta kadınlara yönelik olarak getirilen bu boşanma türü, prosedür ve bazı haklar edinilmesi bakımından da avantaj sağlaması nedeniyle erkekler tarafından da çokça başvurulan bir tür olmuş ve Fas'ta boşanmanın seyrini değiştirmiştir. Bu yeniliklerin hem Mâliki mezhebi'nin hükümleri hem de evrensel ilkeler ışığında yapıldığı ifade edilse de klasik yorumların dışına çıkılmış ve İslâmın hükümlerine aykırı hükümler verilmiştir.

Aile hukukuBoşanmaKadın-erkek eşitliği+2
Elif Evdüzen
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Van kent örneğinde kadın istihdamına yönelik çalışmalar ve kente etkisi

Bu yüksek lisans tezi çalışmasında kadının kent yaşamındaki yeri, kentin oluşumu ile kadının modern öncesi ve modern sonrası dönemlerinin bilgileri aktarılmıştır. Kentte toplumsal farklılıklarla birlikte kamusal alan, kadının kamusal alandaki görünürlüğü ve ataerkillik incelenmiştir. Göç etkisi ele alınarak, Van kent özelinde kadın istihdamına olan etkisi, kadının işgücüne katılımı ve yasal düzenlemeler aktarılmıştır. Genel anlamda yerel yönetim birimleri, bağımsız kuruluşlar ve merkezi yönetime bağlı kurumlar istihdam ve kent çalışmalarını etkileyen paydaşlardır. Van kenti özelinde bu paydaşlardan valilik, belediyeler, sivil toplum kuruluşları, Avrupa birliğine bağlı projelerin yönetildiği bağımsız kuruluşlarla yapılandırılmamış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler ve literatür taraması sonrasında elde edilen bilgilerle araştırmanın amacı olan; Van'da kadın istihdamına yönelik çalışmalar ve kente etkisi ortaya konulmuştur. İstihdam ve gelişmişlik düzeyi kentlerin gerçek anlamda oluşumunu tamamlanmasını sağlamaktadır. İnsan ihtiyaçlarının sınır tanımaması, Sanayi Devrimi, kitlesel göçler ve kırsal alanın bu dönüşümler karşısında yetersizliği insanları büyük yerleşim yeri olan kentlere yönlendirmiştir. Göçle birlikte kadının yeri ve kadın emeği bu yeni üretim alanlarında ücrete tabi olmaya başlamıştır. Göçler Van ilinde de kentlerde ücretli kadın emeğini görünür kılmıştır. Bu durum kenti dönüştürme açısından son derece önemlidir. Kentlileşme olgusunu ve sürecini oluşturacak en önemli bileşen kadın emeğinin görünür olmasıdır. Uygulanacak pozitif bir ayırımla kadın emeğinin istihdama katılması, yönetimin tüm bileşenleri ile kadını kent hayatına entegre etmesi, Van ilinin kalkınmasını ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler : Van, Kadın, İstihdam, Göç, Emek. Sayfa Sayısı : 145 Tez Danışmanı : Dr. Öğr. Üyesi Aysun YARALI AKKAYA

Ev eksenli çalışmaHegemonik erkeklikKadın işçiler+7
Neslihan Bozbay Karakoyun
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Birleşmiş Milletler'de toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemenin değerlendirilmesi

Cinsiyet eşitliğini sağlamak ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek amacıyla hükümetler politikalarının tamamına cinsiyet eşitliğini yaymaya çalışmaktadır. Bu kapsamda kadın haklarını korumak, ekonomi, politika ve sosyal hayatta kadınların daha aktif olmasını sağlamak amacıyla toplumsal cinsiyet eşitliğinin tüm politikalara yayılması hedeflenmektedir. Bu durum, kamu politikalarının her alanına cinsiyet eşitliğinin uygulanmasını ifade etmektedir. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliklerden kaynaklanan sorunları ortadan kaldırmak amacıyla ortaya çıkmıştır. Bu bütçeleme sistemi kadınlar için ayrı bir bütçe yapmak anlamına gelmemektedir. Mevcut ulusal ve yerel bütçe sistemine, cinsiyet perspektifinden bakmayı, kadın ve erkeklerin ihtiyaçları doğrultusunda bütçe hazırlamayı gerekli kılmaktadır. Ülkelerin gelişmişlik seviyeleri, politika süreçleri ve cinsiyet eşitliği seviyeleri, uygulanan cinsiyete duyarlı bütçelemede farklılıklar oluşmasına neden olmaktadır. Çalışmanın amacı; cinsiyete duyarlı bütçelemenin, cinsiyet eşitliğinin sağlanması yönündeki katkılarını ortaya koymaktır. Bu kapsamda cinsiyete duyarlı bütçelemeyi destekleyen uluslararası kuruluşlardan Birleşmiş Milletler; mevcut uygulamaları, sağlandığı finansal ve teknik destekler ile öncelikli öneme sahiptir. Birleşmiş Milletler uygulamaları çerçevesinde toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemenin, ülkelerin cinsiyet eşitliği seviyelerine göre farklılaşan oranlarda katkı sağladığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bütçeleme, Cinsiyet Eşitliği, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme.

Birleşmiş MilletlerBütçeBütçe sistemleri+6
Fatma Açar
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde biyografik hikayeler aracılığı ile toplumsal cinsiyet eşitliği: Bir eylem araştırması

Bebeklikten itibaren insanlar toplumsal cinsiyet rollerine yönelik kalıp yargılar oluşturmaya başlarlar. İlk olarak doğdukları ailede bu rolleri öğrenmeye başlayan kızlar daha dişil rolleri, erkekler ise daha eril rolleri benimserler. Bu çalışma kapsamında biyografik hikayeler ve çeşitli medya kaynakları kullanılarak geliştirilen eleştirel okuryazarlık uygulamaları bağlamında hazırlanan okul öncesi eğitim etkinlikleri ile 60-72 aylık çocukların toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin kalıp yargılarının belirlenmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği algısının oluşmasına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Eylem araştırması olarak planlanan bu çalışma hafta içi her gün günde yaklaşık 90 dakika olmak üzere toplam 14 hafta sürmüştür. Veri toplama araçları olarak video kayıtları, fotoğraflar, etkinlik dokümanları (çocukların çizdikleri resimler, afişler, kartlar, vb.), araştırmacı günlükleri, öğretmenle gerçekleştirilen mülakat kullanılmıştır. Çalışmada öncelikle çocukların mevcut toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına dair bilgi düzeyleri tespit edilmiş, daha sonra eleştirel okuryazarlık bağlamında hazırlanan okul öncesi etkinliklerini içeren bir eylem planı hazırlanarak toplumsal cinsiyet kalıplarına göre daha çok erkeklere atfedilen 10 meslek seçilmiş ve bu mesleği yapan kadın ve erkeklerin biyografik hikayeleri çocuklarla paylaşılmıştır. Gerçekleştirilen eleştirel okuryazarlık etkinliklerinde çocukların daha çok bu biyografik hikayeler aracılığı ile mevcut durumu eleştirel gözle analiz edip ön bilgilerini de kullanarak bir değerlendirmeye ulaşmalarına yardımcı olunmuştur. Çalışmanın sonunda çocuklarla birlikte bir sosyal hareket başlatılarak bu etkinliklerin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedeflenmiştir. Toplanan veriler çok yönlü etkileşim analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda uygulama öncesinde çocukların toplumsal cinsiyet kalıpları ve rolleri hakkında bilgi seviyelerinin toplumda var olan toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına paralel olduğu, gerçekleştirilen etkinliklerin bu kalıp yargıları ve rolleri değiştirmeye katkı sağladığı, uygulama sonrasında algılarının toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik olumlu yönde değişmeye başladığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Biyografik hikayeCinsiyet rolleriEleştirel okuryazarlık+6
Nilüfer Gürcan
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İşgücü piyasasında toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve gelir dağılımı

Piyasa ekonomisi içinde yaratılan gelirin, üretime katılan faktörler ya da bireyler arasında nasıl bölüşüleceği, bu bölüşümün iktisadi sistem üzerindeki etkileri ve adaletli olup olmadığı iktisat disiplini boyunca tartışılan bir konu olmuştur. Bu tartışmalar içinde analiz birimin üretim faktörleri mülkiyetine dayalı toplumsal sınıflardan bireye doğru kayması, işgücü piyasası içindeki dinamiklerin tartışılması için daha geniş bir zemin yaratmıştır. Böylece işgücü piyasasında cinsiyete dayalı bir ayrımcılığın etkileri daha görünür hale gelmiştir. Ancak bu görünürlük hâkim iktisadi yaklaşımın ayrımcılık tanımının izin verdiği ölçüde gerçekleşmiştir. Hâkim iktisadın dar ve soyutlayıcı yaklaşımı karşısında feminist yaklaşım, toplumsal cinsiyet çözümlemesini ortaya koyarak ayrımcılığın doğası ve niteliği hakkında daha bütüncül ve kapsamlı bir bakış açısı sunmuştur. Feminist yaklaşımın çıkış noktasını oluşturduğu bu çalışmada, kadınların işgücü piyasasındaki dezavantajlı konumu ve işgücü piyasasında kadınlara yönelik ayrımcılık, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık /eşitsizlik olarak okunmaktadır. Bu bağlamda çalışmada, işgücü piyasasında toplumsal cinsiyet eşitsizliğin bireysel gelir dağılımına etkisi ücret-maaş eşitsizliği üzerinden araştırılmaktadır. Bu amaçla kantil regresyona dayalı ayrıştırma Machado-Mata yönteminden yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye işgücü piyasasında tam zamanlı çalışanlar arasında, kadınlar ücret-maaş dağılımı boyunca erkeklerden daha düşük gelir etmekte ve bunun önemli bir bölümü cinsiyete dayalı ayrımcılıktan kaynaklanmaktadır. Kadın -erkek arasındaki en güçlü eşitsizlik dağılımın alt bölgelerinde yani nispeten daha düşük gelirli işgücü arasında ortaya çıkmıştır. Bu durum tam zamanlı çalışan kadın ve erkek arasında kadınlar aleyhine bir yapışkan zemin etkisini işaret etmektedir. İşgücü piyasasında cinsiyete dayalı ayrımcılığın etkilerini araştıran ayrıştırma yöntemleri önemli bulgular sunmakla birlikte hâkim iktisadi yaklaşımın etkisi, bu bulguların alanını oldukça daraltmaktadır. Bu analizlerde toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümün yarattığı eşitsizlikler analiz dışına itilmekte, bir diğer ifade ile "mesele" edilmemektedir. Bununla birlikte toplumsal cinsiyete dair bu bakış açısı iktisat disiplini içinde genel bir eğilim niteliğindedir. Bu bağlamda çalışmada, uygulanan ampirik modele dair bulgular ve bu analizlerin kavramsal sınırlarını belirleyen kuramsal yaklaşıma ait toplumsal cinsiyetçi bakış açısının sorgulanması bir arada sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: Gelir Dağılımı, İşgücü piyasası, Ayrımcılık Teorileri, Quantile Regresyon , Ayrıştırma Yöntemler

AyrımcılıkCinsel ayrımcılıkCinsiyet eşitsizliği+4
Neslihan Kılınç
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, yapabilirlik ve yapabilirlikten yoksunluk: Sosyal politika yansımaları

Bu çalışma kapsamında eğitim yaşamlarının bir döneminde şartlı eğitim yardımından yararlanmış genç kadın ve erkeklerin onların değer verdikleri bir yaşam sürmek üzere çeşitli alanlardaki yapabilirliklerini etkileyen başta toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri olmak üzere çeşitli eşitsizlikler, bu eşitsizlikler nedeniyle karşılaştıkları engeller ve bu engellerle mücadele deneyimleri ele alınmıştır. Niteliksel araştırma metodolojisinin tercih edildiği çalışmada, 16 kadın ve 12 erkekle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Derinlemesine görüşmelerde, yapabilirlik yaklaşımının teorik çerçevesinden yararlanılarak hazırlanmış görüşme yönergesi kullanılmıştır. Veriler, MAXQDA programı kullanılarak çözümlenmiş ve veri çözümleme sürecinde temellendirilmiş kuram çalışmasının metodolojik adımları izlenmiştir. Bugün tümü Keçiören'de ikamet eden görüşmecilerin büyük çoğunluğu, tarımsal üretimden koparak İç Anadolu bölgesindeki köy ve kasabalardan Ankara'ya gelen ailelere mensuptur. Görüşmecilerin yarısı, halen sosyal yardımlardan yararlanmaya devam ederken, önemli bir kısmı ise ya yakın zamanda yeniden sosyal yardım başvurusunda bulunmuş ya da yararlandıkları yardımlar yakın tarihte sonlandırılmıştır. Yardım alan ailelerin çocuklarının daha uzun süre eğitim yaşamında kalmaları amacıyla sağlanan şartlı eğitim yardımından yararlanmış genç kadın ve erkeklerin yarısı maddi yoksulluk, kurumsal olanaksızlıklar ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi yapısal eşitsizliklerin kesişiminde eğitim yaşamlarını erkenden terk etmek zorunda kalmışlardır. Bugün ise, geçmişe oranla yaşam koşullarının görece iyileştiği ancak işgücü piyasasının güvencesiz koşullarından olumsuz etkilendikleri ve sosyal yardımlara olan ihtiyacın sonlanmadığı görülmektedir. Sadece maddi transferlere dayanan yardımların yararlanıcıları olan genç kadın ve erkelerin yapabilirlik alanlarını, ekonomik, kültürel, siyasal ve toplumsal özgürlüklerini genişletebilmek ve onları yapabilirlikten yoksun bırakan yapısal eşitsizliklerle mücadele edebilmek için özgürleştirici ve dönüştürücü sosyal politikalara gereksinim bulunmaktadır. Sosyal yardımlar, ailelere kısmi ekonomik destekler sunulmasının dışında onları yoksullaştıran ve kendi yaşamları üzerinde sınırlı eylemlerde bulunabilecek biçimde kısıtlayan farklı biçimlerdeki eşitsizliklere duyarlı olmalı, hak temelli ve bütüncül bir kurguyla planlanmalıdır. Yardım alanlarla çalışan ve sosyal politikaların sahadaki uygulayıcısı konumundaki bir meslek olan sosyal hizmet ise, baskı karşıtı ve feminist sosyal hizmet gibi özgürleştirici ve eleştirel uygulamalarla bu eşitsizliklere meydan okuma ve onları dönüştürme potansiyelini barındırmaktadır.

Cinsiyet eşitsizliğiKadın-erkek eşitliğiSosyal politika+4
Çağıl Öngen Köse
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında huzurevlerinde kalan yaşlı kadınların yaşam deneyimleri

ARSLAN, Merve. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Bağlamında Yaşlı Kadınların Sorunları ve İhtiyaçları: Huzurevlerinde Yaşayan Yaşlı Kadınların Yaşam Deneyimleri, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2021. Bu araştırma huzurevinde kalan yaşlı kadınların gençlik ve yetişkinlik döneminde yaşadıkları cinsiyete özgü sorunların toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve ekolojik sistem yaklaşımı bağlamında değerlendirilmesi ve bu sorunların yaşlılık dönemine olan etkisinin ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Yaşlılık dönemine ilişkin araştırmaların yaygın olmasına rağmen yaşlılık dönemini kadın odağında ele alan çalışmaların oldukça sınırlı olması sebebiyle bu araştırmanın kadınların yaşlılığı konusundaki bilgi eksikliğinin giderilmesine katkı sunacağı umulmaktadır. Araştırmada metodolojik olarak nicel araştırma deseni kullanılmış ve araştırma genel tarama modelinde yapılmıştır. Araştırma Ankara ilinde 4 farklı özel huzurevlerinde yaşayan 76 yaşlı kadınla yürütülmüş ve araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanması esnasında, tüm dünya genelinde Covid-19 pandemi sürecinin yaşanması nedeniyle huzurevlerine girişlerin yasaklanması üzerine araştırmanın verilerinin bir kısmı araştırmacının gerçekleştirdiği yüz yüze görüşmelerle toplanırken büyük bir kısmı ise huzurevlerinde çalışan sosyal hizmet uzmanları aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda ulaşılan önemli sonuçlar şöyledir: Yaşlı kadınların genelinin dul olduğu ve çevrenin baskısından çekinme ya da kadınların tekrar evlenmesini uygun bulmama gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinden kaynaklanan kalıp yargılardan dolayı yeniden evlenmeyi düşünmedikleri tespit edilmiştir. Yaşlı kadınların eğitim durumlarına bakıldığında neredeyse yarıya yakını ilkokul eğitimlerini bile tamamlayamamıştır. Yaşlı kadınların eğitim hayatlarını yarıda bırakmalarının sebepleri arasında babalarının okula göndermemesi, ailede ev işlerine yardım etmek zorunda olmaları ve kız çocuklarının okula gitmesinin hoş karşılanmaması gibi toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan eğitim fırsatlarına erişimde yaşanan engeller bulunmaktadır. Katılımcıların ekonomik durumlarına bakıldığında çoğunluğunun ev hanımı olduğu, eşinden kalan emekli maaşıyla ya da kamu yardımıyla geçindiği, sosyal güvencesiz olduğu tespit edilmiştir. Yaşlı kadınların aile içerisindeki rol ve sorumluluklara ilişkin düşüncelerine bakıldığında bazı konularda toplumsal cinsiyet rollerinin etkisinin olduğu görülmektedir. Yaşlı kadınlar çocuklarla ilgilenmenin ve ev işlerinin kadının sorumluluğunda olduğunu belirtirken evin geçimini sağlamanın, para kazanmanın, tamirat yapmanın ve evi yönetmenin ise erkeğin sorumluluğunda olduğunu söylemektedir. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda; yaşlı kadınların yaşamın önceki dönemlerinde eğitim imkanlarına erişimde engeller yaşaması, çalışma yaşamında cinsiyetçi ayrımcılıklarla karşılaşması, evlilik ve aile içi ilişkilerinde toplumsal cinsiyet rollerine bağlı hayat sürmesi ve medeni durumuna dair sorunlarla karşı karşıya kalması yaşlılık döneminde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanan daha derin problemler yaşamasına neden olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Sözcükler: Yaşlı kadınlar, yaşlı kadınların sorunları, toplumsal cinsiyet eşitsizliği

Cinsiyet rolleriHuzurevleriKadın sorunları+6
Merve Arslan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessEN

Essays on education inequality of women in Turkey

Despite advances in women's educational attainment in Turkey over the past 50 years, improvements in persistent inequality cohorts, lower intergenerational mobility and unequal opportunities in transition have remained important. This dissertation consists of three essays examining inequalities at the interface between demographic change and the educational level of women. Each essay has its own introduction, methods, results and conclusions. The essays have one thing in common that they are based on data from the TDHS 2013 and differ in their approach to the demographic perspective. In the first essay I examined the development of educational inequality in the women's cohorts in Turkey. Using non-parametric and parametric methods, I have found that the relationship between early life circumstances and women's education levels has not weakened over time. In addition to the inequality of opportunity, changes in the socio-economic composition of the population across the cohorts are also driving the result. In the second essay, I examined the divergent paths of young women in transition to adulthood in relation to education and employment. Despite the decreasing gender gap in schooling at all levels, labor force participation is still low, which increases the NEET rate. The results show that inactivity status is not only related to early life circumstances, but also to preferences and efforts. In the third essay, I examined intergenerational educational mobility between mothers and daughters using conventional and demographic methods. Mobility has not improved in the older cohorts. Affected by the most recent educational reforms, the younger daughters show greater mobility, the extent of which has been dampened by assortative mating and increased by differences in fertility.

EducationInequalityOpportunity equality+4
Serdar Polat
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyetlendirilmiş bir meslek olarak kabin memurluğu: Disipline edilmiş bedenler ve duygusal emek

Kadın çalışanların ağırlıkta olduğu bir alan olan havacılık sektörünün belirleyicilerinin, kabin memurlarının hayatları üzerindeki etkisi, çeşitli güzellik mitleriyle özdeşleştirilen meslek çalışanlarının, sınırlandırılmış beden politikaları karşısında tutumları, duygusal emek yükü ve cinsiyetçi politikalar belirlenerek, bu politikaların kadın yaşamlarına etkisi tespit edilmek üzere bir çalışma yapılmıştır. Görünmez bir meslek olarak tanımlanabilecek mesleği icra eden kabin memuru kadınların temsili bol ancak kendi söylemlerinin hemen hemen hiç yer almadığı literatüre, kendi hikayelerinin ve söylemlerinin kazandırılmasının hedeflendiği çalışma da Türkiye'de bulunan hava yolu şirketlerinde halen çalışmakta olan ya da bir dönem kabin memurluğu yapmış kadınlar derinlemesine görüşmeler yapılarak katkı sağlamışlardır. Çalışma kadın kabin memurları üzerine odaklanmakta ve onların toplumsal olarak cinsiyetlendirilmiş öznelliklerinin bu sınırlı bağlamda nasıl kurulduğunu ve müzakere edildiğini araştırmaktadır

Cinsel kimlikDuygusal emekHavacılık sektörü+6
Sezen Demirhan
Ege University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci hemşirelerin kadına uygulanan şiddete ilişkin tutumları ve etkileyen faktörler

Araştırma, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde 2015-2016 akademik yılında öğrenim gören öğrencilerin, kadına yönelik şiddete ilişkin tutumlarını ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapılmış tanımlayıcı ve ilişkisel bir alan çalışmasıdır. Araştırma, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde 2015-2016 akademik yılı güz döneminde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan toplam 1432 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 1086 kişi oluşturmuştur. Araştırmanın örnekleminin evreni temsil etme gücü %75.8 olarak bulunmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında; "Veri Toplama Formu" ve "Kadına Uygulanan Şiddete İlişkin Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; frekans, yüzde, pearson ki-kare ve fisher'ın kesin ki-kare testi, One Way Anova ileri analizinde Dunnett's T3, Bonferroni ve bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma kapsamına alınan 1086 öğrencinin yaşları 17–28 arasında olup, yaş ortalamaları 20.99±1.54 olarak saptanmıştır. Öğrencilerin %84.4'ünün kadın, %15.6'sının erkek olduğu, % 21.2'sinin 1.sınıf, %30.9'unun 2. sınıf, %29.6'sının 3.sınıf, 18.3'ünün ise 4. sınıf (intörn) öğrencisi oldukları bulunmuştur. Öğrencilerin %60.3'ünün annesinin ilköğretim, %21.8'inin ise lise düzeyinde eğitime sahip olduğu, babalarının ise %50.1'inin ilköğretim, % 30.5'inin lise, % 11.3'ü ise lisans düzeyinde eğitim aldıkları saptamıştır. Öğrencilerin %32.5'inin eğitim hayatları boyunca herhangi bir zamanda kadına yönelik şiddete ilişkin bir eğitim aldıkları, %67.5'inin ise hiçbir eğitim almadıkları saptanmıştır. Kadına yönelik şiddete ilişkin eğitim aldığını ifade eden öğrencilerin %46.5'i bu eğitimi lisede, %42.8'i lisans eğitimi esnasında, %4.5'i hem lisede hem de lisansta aldıkları saptanmıştır. Araştırma kapsamına aldığımız öğrencilerin %21.6'sı aile içi şiddete tanık olurken, %78.4'ü tanık olmadığı, %40.1'i yaşamları boyunca en az bir kez şiddete maruz kaldığı, %59.9'u ise herhangi bir şiddete maruz kalmadıklarını bildirmişlerdir. Öğrencilerin Kadına Uygulanan Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği toplam puan ortalaması 33.68±10.22'dir. Kadına Uygulanan Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği; "Ekonomik şiddet" alt grup puanı (11.49±4.72), "Duygusal, psikolojik, cinsel şiddet" alt grup puanı (11.82±4.53), "Meşrulaştırıcı mitler" alt grup puanı (4.50±2.07), "Neden açıklayıcı mitler" alt grup puanı (5.87±2.29) olarak bulunmuştur. Öğrencilerin birlikte yaşadıkları kişiler, ailelerinin en uzun süre yaşadığı bölge, öğrencilerin en uzun süre yaşadıkları bölge, aile tipleri, babalarının eğitim durumları, mezun oldukları lise, kadına yönelik şiddet eğitimi alma durumları, şiddet eğitimi almak isteme durumları, şiddet karşısında bildirim yapıp yapmama düşünceleri, bir arkadaşı veya tanıdığının şiddet yaşıyor olma durumunun mesleki yaklaşımına etkisi, yaşamlarında herhangi bir şiddete maruz kalma durumları ile öğrencilerin kadına uygulanan şiddete yönelik tutum ölçeği toplam puan ortalamaları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak, öğrenci hemşirelerin yaklaşık beşte birinin aile içi şiddete tanık olduğu ve beşte ikisinin yaşamları boyunca en az bir kez şiddete maruz kaldıkları saptanmıştır. Öğrenciler içerisinde de şiddete maruz kalma oranlarının azımsanmayacak kadar yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca, öğrenci hemşirelerin büyük çoğunluğunun daha önce şiddet konusunda eğitim almadıkları, ancak "Kadına Uygulanan Şiddete İlişkin Tutum Ölçeği" puanlarının düşük olduğu, dolayısıyla şiddete yönelik çağdaş görüşe sahip olduklarını göstermektedir. Bu sonuçlar, öğrenci hemşirelerin şiddete yönelik olumlu tutuma sahip olduklarını göstermektedir. Anahtar Kelimeler; kadına yönelik şiddet; öğrenci hemşireler; tutum

Kadın sağlığıKadın-erkek eşitliğiTutum değişikliği+6
Nurdan Tuğçe Günal
Ege University · Institute of Health Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Contesting the terrain of the ambiguous: The struggle of gender migration and the issue of sex reassignment in Turkey

This thesis aims to analyze the puzzle that the sex reassignment is an officially recognized right; however it is regulated in a sense that the applicant individual should confirm his/her adaptation to an archetypal transsexual within the scope of regulation. Through the reading of sex reassignment process, this study tries to understand how `equal? citizenship in Turkey turns out to be exclusivist in the case of trans individuals. It argues that despite the legalization of sex re-assignment indicates an emancipatory attempt at the first instance, its practice reflects the lawmaker?s ?heteropatriarchal? rationale. In its scrutiny of legal framework of sex reassignment, this study maintains that word of law aims to dissolve ambiguities, and control the process in a way that it leaves the final say to the medical and legal experts.Furthermore, this study intends to show that trans individuals, in order to be allowed to undergo sex reassignment, endeavor and in a way are forced to persuade the officials that they fit into the frame drawn for the ?transsexual? prototype; while they might not want to live within that frame completely. In addition to that, this thesis emphasizes the demand of the trans individuals for a better regulation that would be systematized in consideration, and in harmony with their own definitions and their own needs. Under the light of the combination of legal and theoretical frameworks of the issue of sex reassignment with the fieldwork, this thesis suggests that a politics that would make sense, should on the one hand recognize the right of reassignment, and on the other hand it should reveal and struggle against the heteronormative and heterosexist mental structure that enforces the individuals to fit into the predetermined patterns in the reassignment process.

Gender rolesSex preferenceEquality+5
Deniz Şahin
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama sürecinde uygun iş bağlamında kadın istihdamının artırılması: Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye karşılaştırması

Kadın ve erkeğe öngörülen sosyal roller hak, fırsat ve kaynaklar dağılımında eşitsizlikler meydana getirmektedir. Eşitsizliğin yaratmış olduğu olumsuzlukların daha çok kadınları etkilediği bilinen bir gerçektir ve bu eşitsizlik yalnız kadınların değil ülkelerin sorunudur. Bu açıdan toplumsal cinsiyet eşitsizliği gelişmişlik seviyesi, gelir, statü, istihdam, refah seviyesi, rekabet gücü, kalkınma gibi temel konularda önemli bir belirleyicidir. Çalışma içerisinde eşitsizliği pekiştiren etmenlere, toplumsal cinsiyet eşitliği getirilerine ve Avrupa Birliği ülkeleri ile Türkiye'nin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama sürecindeki düzenlemelerine yer verilmektedir. Çalışmanın amacı olan kadın ve kadın istihdamının sağlanması belirtildiği üzere toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ile ilgilidir. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlandığı koşullarda meydana gelen uygun iş kavramı kadınların çalışma hayatı içerisindeki temel hakları, sosyal güvenlik ve sosyal diyalog haklarının korunmasına imkân sağlamaktadır. Bu bağlamda kadın istihdamı; genel iş gücü katılım, genel istihdam, yarı zamanlı istihdam, kayıt dışı istihdam ve işsizlik oranları gibi temel veriler Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye açısından karşılaştırılmıştır. Veriler ışığında Avrupa Birliği ülkelerinin büyük ölçüde toplumsal cinsiyet eşitliğini sağladığı ve uygun iş adına kadın istihdamında başarılı bir görünüm sergilediği tespit edilmiştir. Türkiye'de ise uygun iş bağlamında kadın istihdamının umulan seviyelerde gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Bu açıdan Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarına etkin politikalarla ağırlık verilmesi gerektiği önerisinde bulunulmuştur.

Avrupa BirliğiKadın-erkek eşitliğiKadınlar+3
Nihal Aydın
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Evrensel tasarım temelli toplumsal cinsiyet rolü programının üniversite öğrencileri üzerindeki yansımalarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, evrensel tasarım temelli toplumsal cinsiyet rolü programının üniversite öğrencileri üzerindeki yansımalarının incelenmesidir. Araştırma, katılımcıların Evrensel Tasarım Temelli Toplumsal Cinsiyet Rolü Programı ile sürdürülebilir kalkınma amaçlarından olan cinsiyet eşitliği kapsamında farkındalık kazandırmayı amaçlamıştır. Araştırma karma araştırma desenlerinden iç içe geçmiş karma desen ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu bir vakıf üniversitesinde 2021-2022 eğitim öğretim yılı içinde lisans eğitimi gören 15 kadın (%83,3) ve üç erkek (%16,7) üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama araçları Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği, odak görüşmesi, yansıtma yazıları ve öğrenme günlüğüdür. Toplanan nicel veriler SPSS programında Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizi ise içerik analizi tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel bulguları, katılımcıların ön test ve son test puanları arasında son test lehine eşitlikçi cinsiyet rolü, kadın cinsiyet rolü, evlilikte cinsiyet rolü alt boyut toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığını; geleneksel cinsiyet rolü ile erkek cinsiyet rolü alt boyut toplam puanları arasında son test lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunduğunu ortaya koymuştur. Araştırmanın nitel bulguları, cinsiyet rolleri için yapılan çalışmaların katılımcıların bakış açısı ve farkındalığını artırıcı etkileri olduğu, programın katılımcı katkısını baz alan bir eğitsel tasarım modeli ile planlamanın, katılımcıların motivasyonunu artırdığını ortaya koymuştur.

CinsiyetCinsiyet rolleriEvrensel tasarım+5
Nida Nilüfer Güleryüz
Bahçeşehir University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

2021-22 eğitim öğretim yılı 6. ve 7. sınıfların Türkçe dersi öğretim programında kullanılan metin ve görsellerin toplumsal cinsiyet bağlamında irdelenmesi

Bu tez çalışmasında 2021-2022 eğitim öğretim yılında 6 ve 7. Sınıflarda uygulanan Türkçe dersi öğretim programında kullanılan metinlerin görsellerin toplumsal cinsiyet bağlamında irdelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Bu bağlamda, 2021-2022 eğitim öğretim yılı için Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onaylanan ortaokul düzeyinde kullanılan 3 Adet 6. Sınıf Türkçe ders kitabı ve 3 Adet 7. sınıf Türkçe ders kitabı olmak üzere 6 adet kitap incelemesi sağlanmıştır. Türkçe ders kitaplarının görselleri içerik analizi/ kelime sıklığı yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada kullanılan materyaller ders kitabı görselleridir. Görseller detaylı içerik analizine tabi tutulmuş ve her görsel belgenin belirlediği kategorilere göre incelenmiştir. Çalışma kapsamında, Türkçe dersine ait öğrenci kitapları ve kitaplarda bulunan görseller kategori oluşturabilmek için genel anlamda incelemeye tabi tutulmuştur. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemine başvurularak, kitapların görsellerinden elde edilen veriler kodlanmış, bu kodlara göre temalar bulunmuş ve düzenlenmiştir. Veriler, bilgisayar ortamına aktarılmış ortaya çıkan temalar tanımlanmış, Tablo haline getirilmiş ve bulgular halinde yorumlanarak sunulmuştur. Çalışmada 925 adet görsel incelenmiştir. Ders kitaplarında yer alan görseller ve metinler içerik çözümlemesi yapılarak toplumsal cinsiyet temsilleri yapılmıştır. Toplumsal cinsiyet kavramının ders kitaplarında nasıl işlendiği figürlerin; birlikte gösterildiği kişiler, figürlerin gösterildiği eylemler, figürlerin gösterildiği mekânlar, figürlerin gösterildiği nesneler Göz önünde bulundurularak irdelenmiştir.

Ders kitaplarıKadın-erkek eşitliğiOrtaokullar+5
Afranur Modoğlu
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Cinsiyete dayalı tokenizm: Kadın şeflerin mesleki problemleri ve mesleklerini bırakma eğilimleri

Tokenizm teorisine göre, örgütler içinde ırk, cinsiyet, cinsel yönelim ve etnik köken gibi kimlik özellikleri nedeniyle sayıca azınlıkta kalan bireyler, bulundukları ortamlarda olumsuz deneyimlerle karşı karşıya kalabilmektedirler. Özellikle erkek egemen yapısıyla öne çıkan profesyonel mutfaklar, kadın şeflerin cinsiyet temelli yaşadıkları eşitsizliklerin görünür olduğu alanlardan biridir. Profesyonel mutfaklarda kadın şeflerin temsili sınırlı olup, bu durum mesleki deneyimlerini doğrudan etkileyen bir unsur haline gelmektedir. Bu bağlamda profesyonel mutfaklarda kadın şeflerin deneyimlerini ele alan bu araştırma, kadın şeflerin cinsiyete bağlı tokenizm algılarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yönteminden faydalanılmış olup, kadın şeflerin deneyimlerini tokenizm kuramsal çerçevesi doğrultusunda anlamak üzere fenomenolojik yaklaşım benimsenmiştir. Veri elde etme sürecinde, kadın şeflerin kişisel ve mesleki deneyimlerini ayrıntılı biçimde ortaya koyabilmek amacıyla derinlemesine görüşme tekniği tercih edilmiş, yarı yapılandırılmış bir soru formu oluşturulmuştur. Amaçlı örnekleme tekniği ile profesyonel mutfaklarda hali hazırda görev yapan ve çalışılan işletmede toplam mutfak kadrosu içindeki temsil oranı %15'in altında olan toplam 35 kadın şefle derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcı verileri, MaxQDA 24 Pro programı aracılığıyla tokenizm teorik çerçevesi rehber alınarak kodlanmış, içerik analiziyle yorumlanmıştır. Araştırma bulguları, kadın şeflerin profesyonel mutfaklarda çalışma koşullarının mesleki dinamikler nedeniyle oldukça zorlayıcı olduğunu ve egemen grup tarafından kadınların cinsiyet temelli genelleme, dışlanma, yetkinlik sorgulaması, duygusal ve fiziksel zayıflık ima etme gibi söylem ve davranışlara maruz bırakıldığını vurgulamaktadır. Bu bağlamda araştırmada profesyonel mutfaklarda çalışan kadın şeflerin tokenizm kuramının öngördüğü deneyimlere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık katılımcıların genel olarak mesleği bırakma yönünde bir eğilim taşımadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar kadın şeflerin gelecek planlarında akademik kariyere yönelme veya kendi işletmesini açma gibi planları olsa da, bu kararların temel belirleyicisinde cinsiyete bağlı tokenizm sınırlı bir varlık göstermektedir. Bu durumun yaşanmasındaki temel nedeninin ise profesyonel mutfaklardaki yoğun çalışma temposu, uzun mesai saatleri, fiziksel ve ruhsal yorgunluk gibi yapısal zorluklar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte araştırma, kadın şeflerin de hemcinsleri hakkında söylemleriyle toplumsal cinsiyet kalıplarının yalnızca erkekler tarafından değil, kadınlar tarafından da içselleştirilebildiğini ortaya koymaktadır. Son olarak elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlar ışığında sektörel ve akademik öneriler sunularak alanyazına katkı sağlamaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın Şef, Tokenizm, Cinsiyete Dayalı Tokenizm, Cinsiyet Ayrımcılığı, Toplumsal Cinsiyet

AşçılarAşçılıkGastronomi+7
Bükre Aslan Savaşan
Balıkesir University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal bilgiler öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğini kavrayışı ve öğretim faaliyetlerine yansıtması

İnsanlar toplumsal canlılardır ve toplum içinde varlığını sürdürmek için topluma uyum sağlama eğilimindedirler. Bireylerin davranışları içinde bulundukları kültüre uygun olarak doğum öncesinden başlayarak aile ve toplum tarafından atfedilmiş kriterlere göre şekillenmeye başlamaktadır. Cinsiyetler biyolojik bir durum iken, kız ve oğlan çocuklara toplumsal alana girdiklerinde sosyal çevreleriyle birlikte farklı cinsiyet rolleri yüklenmektedir. Toplumun bireye yüklediği bu cinsiyet rollerine toplumsal cinsiyet denilmektedir. Bu roller içinde bulunulan kültürün dil kalıplarından, kalıp yargılarından, geçmiş yaşam deneyimlerinden etkilenebilmektedir. Toplumsal cinsiyet rolleri ailenin ve yakın çevrenin tutumlarıyla başlamakla birlikte eğitim yoluyla sürdürülebilmektedir. Eğitim aşamasında toplumsal cinsiyet rollerinin farkındalığı eşitliğin sağlanabilmesi için bir araç olarak kullanılabilir. Bu çalışma toplumsal cinsiyet rollerinin devamı olabilecek ya da eşitliği sağlamada araç olabilecek sosyal bilgiler öğretmenlerine odaklanmaktadır. Araştırma, sosyal bilgiler öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında sahip oldukları kavrayışlar ve bu kavrayışların öğretim faaliyetlerine (öğretim yöntem ve teknikleri, sınıf içi iletişim vb.) yansıtılmasını incelemektedir. Mevcut durumu ortaya çıkarmak, derinlemesine incelemek, açıklamak ve yorumlamak için nitel yöntemlerden durum çalışması tercih edilmiştir. Çalışmada sosyal bilgiler öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet kavrayışlarını derinlemesine araştırabilmek için iç örneklem ve anahtar konumdaki az sayıda gönüllü bir katılımcı grubu seçilmiştir. Gönüllülerde kadın-erkek, farklı şehirlerden, yaş grubundan öğretmenler ile maksimum çeşitlilik sağlanmaya çalışılmıştır. Araştırmada 22 sosyal bilgiler öğretmeni ile görüşmeler yapılmış ve 6 öğretmenle gözlemler yürütülmüştür. Görüşmeler Seidman'ın üçlü görüşme tekniği ile yarı yapılandırılmış olarak gerçekleştirilmiştir. Gözlemler 12 hafta devam etmiştir. Verilere araştırmacı günlüğü, hikâye tamamlama etkinliği, öğretim programı ve ders kitabı incelemeleri de eklenmiştir. Görüşme, gözlem verileri ve dokümanlar bir arada düşünülerek içerik analizi ile bulgular yazılmış, 6 öğretmenin anlatı analizi bulguları ayrıca değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularından çıkan sonuçlar, sosyal bilgiler öğretmenleri toplumsal cinsiyet meselesini eşitlik üzerinden değil ayrımcılıklar üzerinden tanımlamaktadırlar ve günlük konuşma dilinden atasözlerine, argodan nefret söylemlerine kadar dilin pek çok alanında cinsiyetçi söylemlerin olduğunda hemfikirdirler. Öğretmenlerin toplumsal cinsiyet kavrayışları yetiştikleri aile ortamından daha çok kurdukları aile ve içinde bulundukları fiziki çevre, çevrenin kültürü etkilemektedir. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine önem verdikleri ancak öğretim faaliyetlerine yansıtamadıkları bunun deneni olarak, toplumsal cinsiyet eşitliğini konusunda yeterli bilgiye ve eğitime sahip olmadıkları, kendilerini yeterli bulmadıkları, toplumsal cinsiyet konusunu derslere taşımada kendilerini sınırlandırılmış ve kontrol altında tutuluyor hissettikleri sonuçlarına ulaşılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğinde geleceğe dair umutsuz oldukları, ders kitaplarına materyal olarak önem verdikleri anlaşılmıştır. Sosyal bilgiler öğretmenleri İstanbul Sözleşmesinin kadınları ve kadın haklarını koruduğu görüşünde birleşmektedirler ve sözleşmenin iptalini olumsuz olarak değerlendirmektedirler.

Branş öğretmenleriCinsiyet rolleriKadın-erkek eşitliği+4
Melek Öztürk Kökpınar
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsiyet eşitsizliğini etkileyen faktörlerin C5.0, CART, CHAID analizi yöntemiyle sınıflandırılması

Bu çalışmada Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporundan elde edilen verilerle, toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin büyüklüğünün rakamlarla ve zamana bağlı olarak değişiminin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ülkelerin profilini oluşturan dört temel fonksiyon (sağlık, eğitim, ekonomi ve siyaset) ele alınmıştır. Çalışmada veri madenciliği sınıflandırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. 144 ülke için 2006-2016 dönemini kapsayan bir panel veri seti oluşturulmuş ve bu veriler Dünya Ekonomi Formundaki raporlardan temin edilmiştir. CART, C5.0 ve CHAID algoritmaları ile yapılan analiz sonucunda karar ağaçları oluşturulmuş ve ülkelerin cinsiyet eşitsizlik oranını ortaya çıkaracak oranın hangi değişkenin etkisi ile gelişmiş ya da gelişmemiş kategori de olduğu belirlenmek istenmiştir. C5.0, CART, CHAID algoritmaları kullanılarak yapılan analiz sonuçlarına göre en önemli değişkenlerin X5 (profesyonel ve teknik işçiler) değişkeni ve X4 (kanun yapıcılar, yetkililer ve yöneticiler) değişkeni olduğu ve bu iki değişkenin kök düğümün ilk bölünme noktasını oluşturdukları ve X13 (yönetici pozisyonundaki kadınlar) değişkenin de karar ağacının ikinci düğümden devam ederek diğer bölünmeyi oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet eşitsizliği, veri madenciliği, sınıflandırma.

AlgoritmalarCinsiyetCinsiyet rolleri+4
Zeliha Sezer
Osmaniye Korkut Ata University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlı bakımında erkek bakıcılar: Nazilli örneği

Dünya genelinde yaşlı nüfusunun hızla artması bakım ihtiyacının da artmasına sebep olmaktadır. Yaşlı bakımı alanında, kadınların baskın konumu halen devam etmekle birlikte son yıllarda erkeklerin de yaşlanan ebeveynlerinin bakım ihtiyaçları için sorumluluk üstlendiği görülmektedir. Ancak az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde erkekler tarafından üstlenilen bu sorumluluk diğer ülkelere göre daha düşük seviyededir. Bu araştırmanın amacı, erkeklerin yaşlılara informal bakım verme deneyimlerini keşfetmek ve analiz etmek, ayrıca bakım verenlerin kişisel deneyimlerini ve bakım süreci ile olan ilişkilerini anlamaktır. Araştırmanın evrenini Nazilli'de yaşayan ve yaşlı bakımı yapan erkek bakıcılar oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, Nazilli'de yaşayan ve yaşlı bakımı yapan erkek bakıcılar arasında kartopu örnekleme yöntemi ile ulaşılan 15 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu form aracılığıyla örneklemde yer alan 15 erkek bakıcı ile derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen veriler Maxqda 2022 programına aktarılmış ve içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. İçerik analizi sonucunda, yaşlı bakımında erkek bakıcıların rolü teması altında bakım verenin bakım süreciyle ilgili algısı, bakım sürecinin ortaya çıkma nedeni, bakım veren kişi olma motivasyonu, bakım sürecinde yaşanan zorluklar, bakım sürecinde yaşanan zorlukları aşma yolları, bakım verende yaşanan değişiklikler, bakım alan ve bakım veren arasındaki ilişki durumu ve çevrenin erkek bakıcı rolüne bakışı adlı sekiz kategori belirlenmiştir. Bu kapsamda, katılımcıların bakım sürecini iyilikte bulundukları bir görev veya sorumluluk gibi gördükleri ve bakım sürecini cinsiyetten bağımsız değerlendirdikleri belirlenmiştir. Bakım sürecinin ortaya çıkmasındaki en önemli sebebin bakım verdiği yakınının günlük yaşam aktivitelerini gerçekleştirememesi olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların bakım veren olmalarındaki en önemli motivasyonun bakım alana iyi bir yaşam sunma isteği olduğu saptanmıştır. Katılımcıların bakım sürecinde en fazla yaşadığı zorluğun fiziksel zorluklar olduğu belirlenmiştir. Bakım sürecinde yaşanan zorlukları aşma konusunda, bakım alanın gelirinin, evde bakım parasının ve çevredeki insanlar ve profesyoneller tarafından verilen informal ve formal desteklerin etkili olduğu tespit edilmiştir. Bakım verme sürecinin bakım verenin daha sabırlı biri olmasını sağladığı saptanmıştır. Katılımcıların tamamında, bakım veren ve bakım alan arasındaki ilişkinin bakım öncesine göre daha güçlü olduğu tespit edilmiştir. Bakım verenin çevresindeki çoğu kişinin bir erkek olarak yaşlı bakımında bulunulmasını takdir ettiklerini fakat bazı kişilerinde bakım sürecine cinsiyetçi yaklaşarak erkek bakıcı rolünü benimsemedikleri belirlenmiştir.

Aydın-NazilliBakıcılıkBakım verenler+6
Şükrü Çağdaş Bardakçı
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

Related subjects