Population

248 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

19. yüzyılda Cisr-i Ergene kazasında nüfus ve sosyal yapı

GGünümüzde neredeyse tüm devletler nüfus ile ilgili çeşitli çalışmalar yapıp bunların istatistiki bilgilerini muhafaza etmektedir. Nüfus verileri çok çeşitli bilgiler içerdiği için devleti oluşturan toplumun potansiyelini de gözler önüne serer ve gelecek planlamalarına dayanak oluşturur. Bu sebeple dünyada modern anlamda ilk nüfus sayımları 18. yüzyılda yapılmaya başlanmıştır. Osmanlı Devleti de 19. Yüzyılın ilk yarısında modern anlamda ilk nüfus sayımını gerçekleştirmiştir. Sadece erkeklerin sayıldığı bu sayımda amaç devletin asker ve vergi ihtiyacını karşılamak olarak belirlenmiş ve 1831 yılında II. Mahmud döneminde başlamış ve bitirilmiştir. Anadolu ve Rumeli topraklarında yapılan bu sayım bize Devletin nüfusu hakkında birtakım istatistiki bilgiler sunmaktadır. Günümüzde nüfus defterlerine dayanılarak yapılmış tez çalışmaları az sayıdadır. Bu nedenle bu sayım defterlerine dayanarak "19. Yüzyılda Cisr-i Ergene Kazasında Nüfus ve Sosyal Yapı" başlıklı bir tez çalışması yapmayı planladık. Bu çalışmada, Cisr-i Ergene'nin ilk nüfus sayımındaki toplam nüfusunu, nüfusun değişimi, nüfusun yaşa göre dağılımı, nüfusun dinamizmi, kullanılan adların analizi, ödenen vergiye göre nüfusun dağılımı gibi belli başlı konuları analiz ettik. Analizlerin sonucunda da o dönemde devletin yapmış olduğu savaşların, çıkarmış olduğu kanunların ve bölgede yaşanan kıtlıkların veya salgın hastalıkların nüfusun yapısını ve sosyal dokusunu hangi yönde ve nasıl etkilediğini ortaya koymaya çalıştık. Bu çalışma ile günümüzde devletler tarafından uygulanması muhtemel nüfus ile ilgili politikaların, toplumların geleceğini hangi yönde ve nasıl etkileyeceği hakkında fikir sahibi olmayı hedefledik.

19. yüzyılEdirne-UzunköprüErgene havzası+5
Mehmet Şimşek
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2786 numaralı Kars vilayeti Zaruşad (Arpaçay) sancağı nüfus defterinin transkripsiyon ve değerlendirilmesi

XIX. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu için hemen hemen her alanda yeniliklerin yapıldığı bir yüzyıl olmuştur. Vergi sisteminin yeniden düzene konulması ve devletin gelir kaynaklarının tespit edilebilmesi için II. Mahmud döneminde bir takım ıslahat çalışmaları yapılmıştır. Bu doğrultuda 1826 yılında II. Mahmud tarafından Yeniçeri Ocağı kaldırılmış, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye kurulmuştur. Yeni kurulan bu ordunun hem askerî hem de ekonomik ihtiyaçlarının giderilmesi için 1831 yılında ülke genelinde nüfus sayımı yapılmıştır. Osmanlıda erkek nüfusuna yönelik olarak yapılan bu sayım, modern anlamda ilk nüfus sayımı olma özelliği taşımaktadır. Bu çalışmamızda, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Nüfus Defterleri Fonu'nda bulunan Kars Vilayeti'ne bağlı Zaruşad Sancağı'na ait 2786 numaralı defterin nüfus yapısı incelenmiştir. Tez çalışmamızda, Nüfus Defteri'nden elde ettiğimiz bilgilerden hareketle karyelerin (köylerin) sayısı, her köyün nüfusu ve bu köylerde yaşayan ailelerin isimleri, kullandıkları unvanlar belirlenmiştir. Ayrıca defter sayesinde bölgeye yönelik yaşanan göç ve nakiller hakkında da bilgi sahibi olmaktayız. Ayrıca, 2786 Numaralı Nüfus Defteri, söz konusu bölgedeki mahalli idareciler yani görevde bulunan muhtarlar, imamlar, askerler hakkında, özür durumu olup vergiden muaf tutulan insanlar, halkın kullandığı yerel isimler, lakaplar ve insanların fiziksel, kişisel özellikleri gibi önemli ayrıntılara ulaşmamıza imkân sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Nüfus, II. Mahmud, Kars Vilayeti, Zaruşad, Arpaçay.

19. yüzyılKars-ArpaçayMahmud II+4
Adalet Kılınç
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

2209-2210-2211 No'lu Müslim Nüfus Defterlerine göre Havza'da demografik yapı

Osmanlı'nın uzun ömürlü, büyük bir imparatorluk olmasının en önemli nedeni uyguladığı siyasi, sosyal, ekonomik ve askerî politikalardır. Merkeziyetçi bir devlet olan Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren vergi yükümlüsü halkı ve hâlihazırda asker sayısını belirlemek için nüfusu "Memleket Tahriri" adıyla kayıt altına alarak timar sistemini uygulamıştır. 17. yüzyıla gelindiğinde iç isyanlar ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle timar sistemi uygulanamamış ve zamanla önemini yitirerek yerini iltizama bırakmıştır. Olağanüstü durumlarda toplanan Avarız vergisi sürekli toplanan vergi haline gelmiş ve avarız vergisi yükümlüsü halk kayıt altına alınarak nüfus sayımı bu şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu uygulama 18. yüzyıl boyunca da devam etmiştir. 19. yüzyıla gelindiğinde Yeniçeri Ocağı 1826'da II. Mahmud tarafından kaldırılarak yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediyye adıyla yeni bir ordu kurulmuştur. Yeni kurulan bu orduya asker toplamak için 1828 ile 1829 yılları arasında ilk modern nüfus sayımı başlamış fakat aynı tarihlerde yaşanan Osmanlı-Rusya Savaşı nedeniyle kesintiye uğramıştır. Bu sayım 1830'da yeniden başlamış ve 1831 yılında tamamlanmıştır. Bu sayım, Osmanlı Devleti'nin ilk modern nüfus sayımı kabul edilmiştir. Yapılan nüfus sayımı kayıt altına alınmış ve böylece "Nüfus Defterleri" oluşmuştur. Bu defterler Osmanlı Devleti'nin 19. yüzyılı için önemli sosyal, ekonomik ve askerî bilgiler sunmaktadır. Nüfus defterlerine kişilerin isimleri, meslekleri, yaşları, askerlik ve fiziki durumları kaydedilmiştir. Ayrıca sayım yapılan bölgenin idari yapısı ve yerleşim yerlerinin isimleri de kaydedilmiştir. Bu kayıtlar, tarih bilimcileri için önemli veriler olarak kabul edilmektedir. Havza Kazası ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Osmanlı arşivinde nüfus defterleri kataloğunda 14 defter bulunmaktadır. Tez çalışmamızda 2209 (H.1256/M.1840), 2210 (H.1259/M.1843) ve 2211 (H.1259/M.1843) numaralı nüfus defterlerinin transkripsiyonu yapılmıştır. Ayrıca bilgiler analiz edilerek; yaş, meslek, lakap, fiziki özellik vb. bilgilerle ilgili tablolar oluşturularak değerlendirmeler yapılmıştır. Sivas vilayetine bağlı Amasya sancağı içerisinde yer alan Havza Kazası'nın sosyal ve nüfus yapısı ile ilgili bilgiler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Havza, Müslim, Askerlik, Nüfus Sayımı, Nüfus Defterleri.

19. yüzyılDemografiDemografik yapı+7
Melek Özayvaz Özen
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel yıkıntı görüntüleri

Çevresel sorunlar, insan aktivitelerinin biyolojik ve fiziksel çevre üzerindeki zararlı etkilerinin toplamına verilen addır. Bunlar, canlı organizmaları, doğrudan veya dolaylı olarak etkileyebilen fiziksel, kimyasal, biyolojik ve sosyal faktörlerdir. Temel çevre sorunları; İklim değişikliği, hava kirliliği, çevresel bozulma ve doğal kaynakların tükenmesidir. Biz insanlar, sadece üstün zekaya sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda ihtiyaçlarımızı karşılamak için çevreyi değiştirme yeteneğimizde de farklılıklar gösteriyoruz. Çevremizdeki sürekli değişim, insan türünün hayatta kalması için bir tehdit oluşturmaktadır. Biliyoruz ki değişim, doğanın temel yasasıdır. Ancak zaman içinde yapılan değişiklikler insanları farklı biçimde etkiler. Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabında da belirttiği gibi; ''Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan, değişime iyi adapte olabilendir hayatta kalan.'' (Esin, 15.14.2021. Erişim:https://tinyurl.com/mztwknas) Bu teori insanlara uygulandığında, çevreye en iyi uyum sağlayabilenlerin hayatta kaldığını söyleyebiliriz. 2005 yılında yayınlanan Milenyum Ekosistem Değerlendirme raporları, insanların ekosistem üzerindeki etkisinin yüksek olduğunu vurgulamaktadır. (Davidson, 22.10.2021.Erişim:https://tinyurl.com/5n9xa3fk) İnsanoğlunun doğasındaki kendini yok etme eğilimi, yavaş ama emin adımlarla bizi yıkıma yaklaştırmaktadır. Nüfus artışı, tüketim kültürünün hızla yayılması , doğal kaynakların azalması, doğanın hassas dengesini alt üst etmektedir. Endişe verici olan, tüketicilerin taleplerini karşılamaya çalışan endüstrinin çevreye zarar vererek, insan türünün varlığını tehdit etmesidir. Günümüzde nüfus artışını kontrol altına alabilmek için, yeni bir küresel anlaşmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Doğal afetlerin, savaşların, kontrolsuz üretimin veya tüketimin neden olduğu çevresel yıkım, sadece çevrecilerin, bilim insanlarının, politikacıların ya da devlet adamlarının sorunu değil, aynı zamanda sanatçıların da ilgilendiği bir sorundur. Kontrol edilmeyen sanayileşmenin beraberinde getirdiği çevre kirliliği ve çarpık kentleşme , özellikle Birinci Dünya Savaş'ından hemen sonra Batılı sanatçıların eserlerinde ele alınmıştır. ii Tez kapsamında, eserlerine yer verilmesi düşünülen sanatçıların, çevresel yıkım konusunda kullandıkları yöntem, malzeme ve tekniklerin, güncel sanattaki yansımaları incelenecektir. Bu konuda kavramsal çerçeve ele alınıp, Agnes Denes, Olafur Eliasson, Edward Burtynsky, Mel Chin, Mary Mattingly, Cai Guo-Qiang gibi sanatçıların eserleri, eğilimleri, ve kavramlarından söz edilecektir. Bu araştırmada, uygulama çalışmalarının betimleme ve içerik analizleri yapılacaktır. Anahtar Sözcükler: Ekoloji, Biyolojik, İklim değişikliği, Çevre, Darwin, Çevre bilimciler, Nüfus, Atık, Tüketimcilik.

AtıklarDarwin, Charles RobertEkoloji+7
Homa Taghıbıglou
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili kesme çiçek seralarından toplanan tetranychus urticae koch (Acarina: Tetranychidae) popülasyonlarının abamectine direnç düzeyleri ve g314d mutasyonun belirlenmesi

İki noktalı kırmızıörümcek Tetranychus urticae Koch (Acari: Tetranychidae) ülkemizde ve dünyada birçok üründe zararlı olan akar türlerinden birisidir. T. urticae birçok endüstri bitkisinde, süs bitkilerinde, açık ve örtüaltı sebzelerinde önemli ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu çalışmada Antalya ili kesme çiçek üretim seralarından toplanan T. urticae popülasyonlarının abamectin için LC değerleri, direnç oranları ve G314D nokta mutasyonunun varlığı araştırılmıştır. LC değerlerinin belirlenmesinde ilaçlama kulesi yaprak disk yöntemi kullanılmıştır. Tarla popülasyonlarının LC50 değerleri hassas popülasyonun LC50 değerlerine oranlanarak direnç düzeyleri belirlenmiştir. GSS, SV1, SV2, AO1, AO2, AO3, AO4, AO5 ve AO6 popülasyonlarının LC50 değerleri sırasıyla 1,63; 381,55; 350,25; 1385,71; 1207,79; 2,62; 321,95; 414,29 ve 377,73 μl/100 ml su olmuştur. LC50 değerlerine göre hassas popülasyonla karşılaştırılan tarla popülasyonlarının direnç oranları 1,61 ‐ 850 kat arasında değişmiştir. Bu çalışmada dirençli akarlarda yaygın görülen G314D nokta mutasyonu mutasyonlara özel problar kullanılarak real‐time PCR ile incelenmiştir. Realtime PCR ile mutasyon taraması yapılan 8 tarla ve bir hassas popülasyonda G314D nokta mutasyonu belirlenememiştir.

AcarinaAntalyaBitki koruma+7
Erdem Solmaz
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Boylu ardıç'ta (Juniperus excelsa bieb.) bazı kozalak ve tohum özellikleri bakımından populasyonlar arası farklılıklar

Bu çalışmada, Boylu Ardıç'ta (Juniperus excelsa Bieb.) bazı kozalak ve tohum özellikleri bakımından populasyonlar arası farklılıkların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Isparta, Burdur ve Antalya illerinde türün doğal yayılış alanlarından 30 farklı populasyondan kozalak toplanmıştır. Toplanan kozalakların eni ve ağırlığı ile bu kozalaklardan elde edilen tohum sayısı, tohum eni, tohum boyu, bin tane ağırlığı, dolu tohum oranı ölçümleri değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler SPSS paket programında değerlendirilmiştir. Bu kapsamda tohum ve kozalak özellikleri bakımından populasyonları karşılaştırmak amacıyla varyans analizi ve Duncan testi yapılmıştır. Ayrıca, kozalak toplanan populasyonları bulundukları bakı ve rakıma göre iki gruba ayırarak gölgeli ve güneşli bakılar ile alçak ve yüksek rakıma göre tohum eni ve tohum boyu bakımından kıyaslamak amacıyla da "t" testi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, hem kozalak eni ve tohum sayısı hem de tohum eni ve tohum boyu bakımından populasyonlar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Güneşli bakılarda ortalama tohum eni 2,52 mm, gölgeli bakılarda ortalama tohum eni 2,41 mm; güneşli bakılarda ortalama tohum boyu 4,54 mm, gölgeli bakılarda ise 4,40 mm'dir. Bin üç yüz metre rakımın üstündeki populasyonlarda ortalama tohum eni 2,46 mm; ortalama tohum boyu 4,42 mm iken, bin üç yüz metrenin altındaki populasyonlarda ortalama tohum eni 2,48 mm; ortalama tohum boyu 4,54 mm olarak ölçülmüştür. Tohum eni ve tohum boyunun gerek güneşli bakılarda gerekse bin üç yüz metre altındaki populasyonlarda daha yüksek değerlerde olduğu görülmektedir. Bu sonuçlardan hareketle Boylu ardıçta kozalak, tohum özellikleri ile tohumların çimlenme kabiliyetleri, morfolojik ve fizyolojik fidan özellikleri bakımından populasyonlar arası ve populasyon içi farklılıkların belirlenebileceği araştırma çalışmaları tamamlanarak kozalak ve tohum hasat alanlarının belirlenmesi uygun olacaktır.

AntalyaArdıçBurdur+7
Süleyman Demir
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysanoptera: Thripidae)'in seçili çilek seralarında popülasyon değişimi ve dağılımı

Çilek yetiştiriciliğinde bitki koruma ile ilgili sorunlar önemli bir yer tutmaktadır. Kırmızıörümcekler ve tripsler çileklerde görülen başlıca zararlılar olup Antalya ilinde bunların içerisinde en önemlisi Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysanoptera: Thripidae)' dir. Bu çalışma 2017 yılında yürütülmüş olup, Antalya ili Serik ilçesinde bulunan üç çilek serasında mavi tuzaklar yardımı ile ve doğrudan çiçeklerde yapılan Frankliniella occidentalis sayımı ile zararlının popülasyon değişimleri ve sera içi dağılımları belirlenmiştir. Araştırma üç farklı serada yürütülmüş olup, 4 da olan 1. seraya ve 3.5 da olan 2. seraya 25 adet mavi yapışkan tuzak, 2.5 da olan 3. seraya ise 15 adet mavi yapışkan tuzak asılmıştır. Tuzaklar her hafta toplanarak, tripslerin sayıları kaydedilmiştir. Tuzakların değiştirildiği tarihlerde bitki üzerinde bulunan tripsler ise mavi yapışkan tuzakların hemen altındaki ve yakınındaki üç bitkiden on çiçek seçilerek gözle ve lup yardımıyla incelenip, hasat tarihine kadar sayımları yapılmıştır. Çalışma sonucunda, her üç serada da çiçeklenme başlangıcı olan kasım ayında zararlı belli bir popülasyon seviyesine ulaşmış, daha sonra aralık ortasında seviye düşmüştür. Aralık ayı ortasından itibaren popülasyon artışa başlamış ve bu artış çilekler hasat edilinceye kadar devam etmiştir. Tuzak başına düşen zararlı sayısı, 0.6 ila 1904.2 arasında değişim göstermiştir. Tüm üretim sezonu ele alındığında ise tuzak başına ortalama zararlı sayısı üç serada sırasıyla 287.2, 72.3 ve 271.27 thrips/tuzak olmuştur. Çiçek başına düşen zararlı sayısı 0.0 ila 2.5 arasında değişim göstermiştir. Tüm üretim sezonu ele alındığında ise çiçek başına ortalama zararlı sayısı üç serada sırasıyla 0.26, 0.08 ve 0.16 thrips/çiçek olmuştur. Burada yürütülen çalışmadan elde edilen veriler ışığında daha önce yapılan araştırma sonuçları doğrultusunda önerilen ekonomik zarar eşiği değerleri göz önüne alındığında bölgede F. occidentalis'e karşı kimyasal bir mücadeleye gerek olmadığı kanaati oluşmuştur.

Bitki yetiştirmeBitki yetiştirme ortamlarıFrankliniella occidentalis+5
Sevgi Turan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kökenli pestisitlerin Konya ili derbent ilçesi çilek üretim alanında bulunan emici zararlı türlerinin popülasyonları üzerine etkileri

Bu çalışmada, farklı kökenli pestisitlerin kabarla çilek çeşidi üzerinde Frankliniella occidentalis Pergande, (Thysanoptera: Thripidae) Tetranychus urticae Koch, (Aracnida: Acari) Chaetosiphon fragaefolii (Pentatrichopus) Cockerell (Hemiptera: Aphididae)'in popülasyon seviyelerine etkisi araştırılmış ve ayrıca, farklı pestisit uygulamalarının kâr, verim ve maliyet analizleri de gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2016 ve 2017 yılları arasında, Konya'nın Derbent ilçesinde 1 da alanda yürütülmüştür. Tesadüf blokları deneme desenine göre dizayn edilen çalışmada, haftalık olarak gerçekleştirilen çiçek yaprak ve meyve örneklemeleriyle zararlı türlerin ekonomik zarar eşiklerini geçip geçmedikleri belirlenmiş ve buna göre pestisit uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Muameleler çevre dostu (K+) (Lecanicillium lecani, Azadiracthin, Paecilomyces fumosoroseus), konvansiyonel preparatlardan (K-) (Deltamethrin, Abamectin, Imidacloprid, Methomyl, Hexythiazox, Spirodiclofen+Abamectin, Thiacloprid) ve kontrol bloklarından oluşmuştur. Çalışma sonuçlarına göre, kontrol bloklarındaki zararlı popülasyonları ile (K+) ve (K-) uygulamalarındaki zararlı popülasyonu karşılaştırıldıklarında her iki yılda da (K+) ve (K-) uygulamalarının istatistiki olarak % 95 güvenle bir fark yaratmağı ve zararlı popülasyonlarını düşürdükleri saptanmıştır. Yapılan ekonomik analizler sonucunda, 1 da alanda (K+) uygulamasında çilek üretimi 214,053 kg, (K-) uygulamasında 216,129 kg ve hiçbir uygulamanın yapılmadığı Kontrol bloklarında ise 159,747 kg olarak gerçekleşmiştir. Yapılan analizler sonucunda Derbent ilçesinde üreticilerin konvansiyonel preparatlar yerine çevre dostu preparatları tercih etmesi durumunda zararlı popülasyonlarını ekonomik zarar eşiğinin altına çekebileceği ve verimde de herhangi bir kayıp oluşmayacağı belirlenmiştir. Çilek üretiminin her muamele için Derbent ilçesinde kârlı olduğu ancak ilaç fiyatlarının düşürülmesi ve farklı fiyattan pazarlama olanakları sonucunda (K+) uygulanan bloklardan elde edilen kârın daha fazla olacağı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaprakbiti, kırmızıörümcek, thrips, Azadiracthin, Lecanicillium lecanii, Paecilomyces fumosoroseus.

AcarinaAzadirachta indicaBitki koruma+7
Dudu Kaymakçıoğlu
Isparta University of Applied Sciences · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Eurygaster austriaca Schrk. (Hemıptera: Heteroptera: Scutellerıdae) popülasyonlarındaki genetik farklılıkların belirlenmesi

Bu tez çalışmasında, Türkiye genelinde 17 ilin buğday ekim arazilerinden toplanan Eurygaster austriaca Schrk. popülasyonlarının 14 farklı AFLP moleküler marker primer kombinasyonuyla genotip farklılıklarının ortaya konulması hedeflenmiştir. Yassı vücutlu süne (E. austriaca) ile ilgili gerçekleştirilmiş herhangi bir moleküler çalışmaya rastlanamadığı için genotipleme protokolü olarak AFLP metodu tercih edilmiştir. Yassı vücutlu süne için hiçbir genom bilgisi mevcut olmadığından, herhangi bir dizi bilgisine bağlı olmayan ve ayrıca duyarlı ve güvenilir bir teknik olduğu kabul edilmiş olan AFLP tekniği kullanılmıştır. Moleküler çalışmaların sonucunda, en yüksek polimorfizm Uşak popülasyonunda %45.4, en düşük polimorfizm oranı Bursa popülasyonunda %17.7 olarak belirlenmistir. En yüksek polimorfizm oranını (%86.8) elde ettiğimiz reaksiyonda kullanılan primer çifti EcoRI ATT – MseI CGG'dir. En düşük polimorfizm oranını (%53.9) elde ettiğimiz reaksiyonda kullandığımız primer çifti ise, EcoRI ACC – MseI CCC'dir.AMOVA (Analysis of Molecular Variance) analizi sonucunda elde edilen popülasyonlar arası varyasyon değeri %23.08 düzeyinde bulunmuş, popülasyonlar içerisinde ise bu değer %76.91 seviyesinde tespit edilmiştir. PhiST değeri 0.23 olarak bulunmuştur. Popülasyonlar arası genetik farklılaşma, neighbour joining ve UPGMA dendrogramları popülasyonların farklılaşmalarını belirlemiştir. Görsellik açısından ek olarak Principle Coordinate Analizi popülasyonların gruplanmalarını daha net bir şekilde ortaya koymuştur.

Genetik varyasyonPopülasyonTürkiye
Serdar Bilginturan
Isparta University of Applied Sciences · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2009-2017 tarihleri arasında Avrupa'ya giden göçmenlerin göç rotalarının CBS kullanılarak görsel analizi

Göç insanlık tarihi kadar eski bir kavram olmakla birlikte bir yerden başka bir yere kalıcı ya da geçici olarak gitmeyi ifade etmektedir. Her dönem için farklı anlam kazanmasına rağmen günümüzde göç olgusu özellikle savaş ya da doğal afet gibi nedenlere bağlı olarak gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğrudur. Bununla birlikte daha genel olarak göçlere neden olan itme ve çekme faktörleri bulunmaktadır. Bunlardan itme faktörleri; Güvenlik problemleri, yüksek suç, özellikle kırsal kesimlerde üst üste yaşanan ürün telefleri, kuraklık, sürekli yaşanan taşkınlar, fakirlik ve savaştır. Çekme faktörleri ise; iş bulma kolaylığı, refah seviyesinin yüksek olması, iklim şartlarının iyi olması, daha güvenli ve az suç oranı, politik olarak istikrar, verimli topraklar, doğal afet riskinin daha az olması vb. dir. Günümüzde göç olgusunun en yoğun yaşandığı bölgelerin başında Avrupa Birliği ülkeleri gelmektedir. 2011 yılında başlayan ve Arap Baharı olarak nitelendirilen Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki siyasal istikrarsızlık ve çatışmalı duruma bağlı olarak bu bölgelerden Avrupa Birliği ülkelerine sürekli göç yaşanmaktadır. Bu göçlerin nedenleri arasında coğrafi yakınlığın payı büyüktür. Göçlerin yoğunlaşmasına bağlı olarak geçişlerin nispeten daha kolay olduğu yerlerde göç rotaları oluşmuştur. Bu rotalar özellikle kaçakçılar tarafından yoğun bir şekilde kullanılmaktadır. Coğrafi Bilgi Sistemleri göç çalışmaları açısından oldukça yararlı bir araç olarak kullanılabilmektedir. Bu özelliğine rağmen göç çalışmalarında CBS tabanlı pek fazla çalışma yapılmamıştır. CBS'nin en büyük yararı farklı verileri bir arada toplaması ile doğru analizlere imkân sağlamasıdır. Tez kapsamında yapılan çalışmada ulaşılan sonuçlar CBS'inden yararlanılarak ulaşılmıştır. Çalışmada ArcMap 10.2 kullanılmıştır. Çalışma alanı göçlerin nihai varış yeri olan Avrupa'dır. Bununla birlikte kaynak ülkeler ise büyük oranda Afrika ile Ortadoğu başta olmak üzere Asya ülkeleridir. Frontex ve IOM (Uluslararası Göç Organizasyonu) gibi farklı kurumlar tarafından göç rotaları belirlenmiştir. Çalışmada bu rotalar referans olarak kullanılmıştır. Bununla birlikte sadece rotalar belirlenmemiş olup bu rotaların tercih sebepleri de (coğrafi yakınlık ve çatışmadan kaçmak vb.) belirlenmiştir. Bunlara ilave olarak ülkemizin de içinde bulunduğu Doğu Akdeniz rotası ayrıntılı olarak incelenmiş ve bu rota içinde Türkiye'nin yeri detaylı olarak aydınlatılmaya çalışılmıştır. Doğu Akdeniz rotası içerisinde 10 ülke belirlenmiştir. Bu ülkeler bu rotayı en fazla kullanan ülkeler olmakla birlikte kapsamlı olarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Göç Rotaları, Coğrafi Bilgi Sistemleri, Avrupa, Ortadoğu

CoğrafyaGöçlerNüfus
Güneyi Vural
İstanbul Technical University · Bilişim Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kentleşme politikalarının mülk sahipliğine etkileri: Van'da Cumhuriyet Caddesi örneği (1957-2010)

İnsanlık tarihinde, kentler önemli bir yer tutmaktadır. Kent salt durağan bir olgu değil dinamik bir yapı olarak toplumu ekonomik, siyasal ve kültürel yönleriyle değişime zorlar. Bu değişim süreci, kentleşme olarak tanımlayabileceğimiz; fiziksel olarak kentsel mekân, toplumsal olarak insan ilişkileri şeklinde dışa yansır. Kent, aynı zamanda birey ve devlet arasındaki tarihsel gerilimde sergilenen bir sahne durumundadır. Özgür birey ya da hukuki dayanaklarıyla özgürleşmiş bireylerden oluşan toplumsal yapı, ancak ve sadece kentleşme sürecinde verdiği mücadelelerle oluşmuştur. Kentleşme, aynı zamda toplumsal ve politik mücadeleler içermektedir. Kentleşme, kentsel planlama, kentsel mekân, kentsel sermaye ve rant ilişkilerini barındırır. Van kenti, 1. Dünya savaşı öncesinden başlayarak demografik düzenlemelerle "Modern Ulus Devlet"in yeni ulus inşası için uygun hale getirilmiştir. Bu dönemde dışarıdan tahkim edilen Türk nüfus yeni Van kentinin oluşumunu ve toplumsal belleğini inşa etmiştir. Bu tez çalışması, devlet politikaları ve uygulamaları çerçevesinde kentsel ve toplumsal planlamanın nasıl gerçekleştirildiğini görmek için 1957-2010 tarihleri arasındaki Van Cumhuriyet Caddesindeki mülkiyetin yeniden sahiplendirilmesi başta olmak üzere kamu ve özel mülkiyetin el değiştirmesinin tarihsel ve sosyolojik sonuçlarını saptamayı amaçlamaktadır. Bir durum (örnek olay) çalışması olan araştırma, doküman (tarihsel rapor, belge ve planlamalar) ve arşiv kayıtlarını (Van Tapu Kadastro İl Müdürlüğü Verileri) inceleyerek iddia edilen durumlar arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışmıştır. Böylelikle, bu araştırmanın amacı; arşiv ve tarihsel kaynakları tarayarak elde edilen veriler ile Van kentinin geçirdiği tarihsel ve kentsel değişime, devletin örgütlü ve bilinçli planlama ve müdahalelerine, kentsel nüfus değişimine ve sermaye bağlamında mülkiyet sahiplendirmeye dikkat çekerek tartışmaktadır.

Ev sahipliğiKent planlamaKentleşme+5
Yakup Ataş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çivril (dikey boyutta bir yerel tarih çalışması)

Araştırma konumuzu oluşturan Çivril, geniş ve verimli ovası nedeniyle tarihin her döneminde önemle seçilen bir yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Çevrede yapılan kazılardan anlaşıldığına göre, MÖ. 3000 yıllarına kadar uzanan geçmişte sırasıyla Hitit İmparatorluğuna bağlı "Arzava Krallığı" (MÖ.1324-1294), "Frigler, Lidyalılar, Selevki Krallığı, Bergama Krallığı, Roma ve 1119 yılına kadar Bizanslıların hâkimiyeti görülmektedir. 1119 tarihinden itibaren Çivril, Selçukluların eline geçmiştir. Tarihin önemli savaşlarından olan Myriokephalon savaşı da bu topraklar üzerinde gerçekleşmiştir. Ege bölgesinin İç Batı Anadolu'da Denizli ili sınırları içinde ve Denizli'ye 95 km uzaklıkta yer alan Çivril İlçesi; aynı zamanda Denizli ilinin yüz ölçümü bakımından en geniş ilçesidir. Yeryüzü şekilleri bakımından zengin ve verimli topraklara sahiptir. Çivril 1831 yılında Kütahya sancağına bağlı Şeyhlü kazasının bir köyüdür. 1880 yıllarında ise Çivril idari bakımdan Sandıklı kazasının Işıklı Nahiyesi'ne bağlı bir köy iken 1892 yılında nahiye olmuştur. 1910-11 yıllarında Afyon iline bağlı bir kaza haline dönüşen Çivril; 1925 yılında da Türkiye'nin Denizli iline bağlı bir ilçe konumundadır. Çivril ilçesi ile ilgili yapılan bu çalışmada eski dönemlerden beri Anadolunun genelinde görülen, ekonominin temelini meydana getiren, tarım ve hayvancılığın; dini hayatı hareketlendiren vakıf kültürünün ve eski dönem Çivril nüfusunun ayrıntıları incelenecektir. Bu incelemede Çivril'e kayıtlı olan hanelerin büyük çoğunun ziraatle uğraştığı ve nerdeyse her hanede hayvancılık yapıldığı görülmektedir. Şahıslar kendi geçimlerinin yanısıra tımar ve zaviyeler içinde üretimde bulunmuştur. Osmanlı Devleti vergilerin çoğunu tarımsal ürünlerden almıştır. Kayıtlarda geçen dini görevlilerin çokluğu ve zaviyelere verilen önemlere bakılacak olursa da dini hayatın canlılığını da edinilen diğer bilgiler arasındadır. Nüfus kayıtlarını incelediğimizde ise dinamik bir nüfusun varlığını görmekteyiz. Ayrıca kayıtlarda muhacir ve misafir kayıtlarına da yer verilmesi bize nüfus hareketliliği hakkında da bilgi vermektedir. Son olarak araştırmamızda geniş yer verdiğimiz Nüfus ve Temettuat kayıtlarındaki meslek durumlarına baktığımızda Çivril'in çok eskilerde köy hüviyetinde olsa dahi bir kasaba kadar hareketlilik sergilediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çivril, Tarım, Nüfus, Ekonomi, Dini Hayat

Denizli-ÇivrilDini hayatEkonomi+4
Keziban Şahin
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Güre kazası: Dikey boyutta bir yerel tarih araştırması

Günümüzde Uşak ilinin bir bucağı olan Güre; tarihsel süreçte sırasıyla Lidya, Persler, Roma İmparatorluğu, Doğu Roma (Bizans), Anadolu Selçuklu Devleti, Germiyanoğlu Beyliği ve Osmanlı Devletinin sınırları içinde yer alarak, uzun yıllar Ege bölgesinde küçük bir yerleşim yeri olarak idari yapısını koruduğu görülmektedir. Bu çalışmada; Osmanlı Devleti döneminde Güre'nin nüfus, ekonomi ve sosyal yapısı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu bağlamda XVI. ve XIX. yüzyıl Osmanlı dönemi kaynakları ile Güre nüfusunun sayısal değeri ve değişimi, kadın-erkek nüfusu, erkeklerin yaş ve tipolojik özellikleri, ekonomik faaliyetleri, mesleki durumu ve verdiği vergiler hakkındaki bilgiler değerlendirilecektir. Bu çalışma; Osmanlı Devlet merkezi ve büyük vilâyetlerinin dışında küçük bir taşra yerleşim birimi hakkında bilgiler vermesi açısından önem arz etmektedir. Tez, 1530 yılı muhasebe, 1676 yılı avârız, 1831 yılı nüfus, 1844- 1845 yılı temettuat defterleri ve XIX. yüzyıl Aydın Vilâyet Salnameleri esas alınarak hazırlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Güre, Avarız Defteri, Muhasebe Defteri, Nüfus Defteri, Temettuat Defteri, Aydın Vilayet Salnameleri.

NüfusOsmanlı DönemiSosyoekonomik durum+4
Sevgi Balaban
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bozdoğan - Nazilli Nüfus defterleri - H. 1246 - örnekleminde Ege nüfus yapısı

Bozdoğan ve Nazilli tarih süresince Ege Bölgesi'nde varlıklarını koruyan iki yerleşim birimidir. Her iki yerleşim yeriyle ilgili daha önce yapılmış araştırmalar bulunmaktadır. Fakat Hicri 1246 tarihli nüfus defterleri bu araştırmaların hiçbirine konu ve kaynak olmamıştır. Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'ndeki nüfus defterlerini esas alarak hazırladığımız bu çalışmada Bozdoğan ve Nazilli'nin coğrafi konumları tarif edilmektedir. Bozdoğan ve Nazilli'nin dikey boyutta tarihleri hakkında bilgiler verilmiştir. Daha sonra esas alınan Hicri 1246 Tarihli Nüfus Defterlerinin tenkit ve tahlili yapılmıştır. Son olarak yerleşim yerlerinin geçmişle günümüzdeki benzerlikleri ve farklılıklarının mukayesesi yapılmıştır. Bu araştırmamıza bakılarak Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet dönemi Ege bölgesi nüfusuna dair çıkarımlarda bulunmak mümkündür.

Aydın-BozdoğanAydın-NazilliDemografik özellikler+5
Ahmet Semih Topcu
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Börklüce karyesi (Dikey boyutta bir yerel tarih araştırması)

Börklüce karyesi Osmanlı döneminden kalma bir köy olup günümüzde hala varlığını devam ettirmektedir. Börklüce geçmişte Demirci kazasına bağlı iken günümüzde ise Manisa'nın Kula ilçesine bağlı bulunmaktadır. Bu yerel tarih çalışması; Osmanlı arşiv kaynaklarından Temettuat, Nüfus, Tahrir ve Avarız defterleri ile Berat ve Sicil kayıtları, Salnameler ve günümüze kadar gelebilen mezar taşları ve ayrıca köy halkından derlenen sözlü bilgiler kullanılarak hazırlanan mikro ölçekli bir yerel tarih araştırmasıdır. Köyün önemini artıran husus, Osmanlı devletinin kuruluş sürecinde patlak veren şeyh Bedreddin isyanında yer alan Börklüce Mustafa ile bağı olması ihtimalidir. Bu bağın temelinde iki unsur yer almaktadır. Bunlardan ilki, Börklüce köyü ahalisi ile Börklüce Mustafa'nın aynı aşirete mensup olmaları, diğeri ise belki de bu köyü kuranların, isyan sonucu dağıtılan aşiret mensupları olması ihtimalidir. Bu sebepten dolayı bu yerleşim biriminin sosyal, ekonomik ve nüfus yapısı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bu şekilde Osmanlı devletinin en alt idari yapısı olan köy olgusu üzerinden Osmanlının belirli dönemlerde yaşadığı buhranları da görebilme imkânı ortaya çıkmış olacaktır. Anahtar Kelimeler: Börklüce, Temettuat, Nüfus, Avarız, Börklüce Mustafa

Avarız DefteriBörklüce MustafaManisa-Kula-Börklüce+4
Oğuz Şentürk
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gireniz/Pamukören karyesi (Osmanlı Döneminde) dikey boyutta bir yerel tarih araştırması

Tarihi çok eski dönemlere dayanan Gireniz karyesinin günümüzdeki ismi Pamukören'dir. Osmanlı Devleti zamanında Gireniz karyesi ilk olarak Kestel'e (Nazilli), sonra Kuyucak kazasına bağlanmış bir köydür.1955 tarihinde belediye teşkilatı kurulunca kasaba olmuştur. Günümüzde Pamukören, Aydın ili Kuyucak ilçesine bağlı bir mahalledir. Osmanlı arşiv kaynakları olan tahrir, nüfus, temettüat defterleri ışığında ve salnameler, kitabeler ile köy halkından alınan bilgilerle hazırlanan bu araştırma bir yerel tarih çalışmasıdır. Bu bağlamda Gireniz'in geçmişi tarihsel belgelerle incelenip gün yüzüne çıkartılmaya çalışılmıştır. H.1251/M.1835-36, H.1256/M.1840-41 tarihli nüfus defterleri ve H.1260-61/M.1845 tarihli temettüat defterinin tahlili yapılarak köyün nüfus, sosyal ve ekonomik durumu hakkında kapsamlı bilgi verilmiştir. Bu araştırmada Gireniz karyesinde şahıs adları, nüfus yapısı, insan tipolojisi, nüfus hareketleri, meslekler, askerlik, sağlık, aileler, arazi ve hayvan varlığı, yetiştirilen ürünler ile ödenen vergiler değerlendirilerek, yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gireniz, Tahrir, Nüfus, Temettüat, Yerel Tarih.

Aydın-Kuyucak-PamukörenNüfusOsmanlı Dönemi+5
Kevser Timur
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gediz ilçesinin ekonomik coğrafyası

Gediz İlçesi; Kütahya İlinin 91 km. güney batısında, İç Anadolu ile Batı Anadolu arasında bir geçit üzerindedir. Coğrafi olarak ilçe yüksek dalgalı bir plato üzerinde kurulmuştur. İlçenin en önemli yer şekilleri "Murat Dağı ve Şaphane Dağı" olarak bilinmektedir. İlçenin kuzeyinde Hisarcık ve Emet, Güneyinde Uşak ve Banaz bulunmaktadır. İlçenin doğusunda Çavdarhisar, Aslanapa ile Altıntaş yer almakta, batısında ise Şaphane ile Simav yer almaktadır. Gediz ilçesi coğrafi olarak Gediz çevresine göre daha alçak düzeyde olduğu için iklim çevreye göre daha ılımlı bir karakter göstermekte olup, ilçe Akdeniz ve karasal iklim arasında bir geçiş iklimine sahiptir. Genel olarak ilçe alanının büyük bir kesimi dağlık gür ve geniş ormanlarla kaplıdır. Gediz' de ilk yerleşim yaklaşık M.Ö. 1000-700 yıllarında başlamış olup, ilçenin ilk sakinleri Frigyalılar olarak bilinmektedir. Gediz İlçesinin Ekonomik Coğrafyası, başlıklı bu çalışma; "Gediz İlçesinin doğal ve beşeri özelliklerinin İlçedeki sosyal ve ekonomik yapı üzerindeki etkilerini coğrafi bakımdan irdelemeye" yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda geçmişten günümüze bölgede doğa-insan etkileşiminin nasıl geliştiği, nüfus ve yerleşmenin ne şekilde dağıldığı ve bu dağılıma sebep olan nedenler araştırma kapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca çalışmada kırsal ve kentsel yerleşim yerlerindeki sorunları incelenmeye ve bu sorunlara çözüm yolları aranmaya çalışılmıştır. İlçe merkezi ve çevresinde yer alan yerleşim yerlerindeki farklı dağılım ve nüfus hareketleri ve demografik özellikler belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ilçenin arızalı yer şekillerine sahip olması, dağlık alanların ve engebeli arazilerin çok olması nedeniyle bu arazilerin daha rasyonel ve verimli nasıl kullanılması gerektiği araştırılarak, bu bağlamda tarımsal alanlar için hangi faaliyetlerin daha uygun olacağı konusunda fikirler geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu araştırmaya yönelik olarak öncelikle araştırma sahasındaki beşeri faaliyetler üzerinde etkili olan doğal ortamlar incelenmiş, daha sonra araştırma sahasındaki nüfus artış ve azalışları, yerleşme çeşitleri ve ekonomik faaliyetleri etkileyen diğer sebepler irdelenmiş ve elde edilen bu bulgular araştırmamıza dahil edilmiştir. Bu bağlamda araştırmamızın hedeflerine ulaşılabilmesi için araştırma sahası ziyaret edilerek, araştırma sahasında bulunan kişi ve kurumlarla görüşmeler yapılarak sorunların kaynağı belirlenmeye çalışılmıştır. Görüşme ve mülakatlar sonucu elde edilen bilgiler literatürle ilişkilendirilerek yorumlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca "YÖK Ulusal Tez Merkezi, Üniversite ve Şehir Kütüphanesinde" araştırma yapılarak konu ile ilgili kütüphane katalogları taranmış ve araştırma sahası ile ilgili olan veriler çalışma kapsamında değerlendirilmiştir.

Coğrafi özelliklerEkonomiEkonomik coğrafya+2
Ali Ulutürk
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Besni Şehri'nin mekânsal gelişimi ve şehirleşmeye bağlı problemler

Dünya genelinde şehirleşme hareketlerinin ortaya çıkış biçimleri ve dönemleri bir bütünlük arz etmemektedir. Sanayi Devrimi ile başlayan şehirleşme hareketi ülkemizde 1950 yılından sonra görülmeye başlanmış ve 1980 yılından sonra ise hızlı bir şekilde devam etmiştir. Şehirleşme hareketine bağlı olarak nüfusu artan yerleşmelerde yeni mekansal gelişim alanları ortaya çıkmasına bağlı olarak bazı yerleşmelerde şehrin mekansal gelişim yönünde de değişmeler görülmektedir. şehirleşme olayı meydana gelirken özellikle bazı bölgelerde hızlı bir şekilde gerçekleşmiş ve bu buna bağlı olarak plansız, çarpık yerleşmeler, gecekondular ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla şehirlerde sosyal hayata, kültüre, ekonomiye, çevreye, sağlık ve altyapıya dair sorunlar meydana gelmiştir. Bu çalışmada, Besni'nin ilk kurulmuş olduğu sahadan başlayarak, günümüze kadar gelen süreçte meydana gelen mekansal değişiklikler, fonksiyonel özellikler ve yerleşmenin şehirleşmesinde coğrafi özeliklerinin etkisi incelenmiştir. Ayrıca yeni mekansal gelişim alanları tarihi coğrafya perspektifiyle incelenmeye çalışılmış ve şehirleşme olgusu ile meydana gelen başlıca sorunlar değerlendirilmiştir. Çalışma sahası olan Besni yerleşmesi Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde Adıyaman iline bağlı bir şehir merkezidir. Besni Şehri ilk çağlardan beri yerleşme alanı olarak ortaya çıkmış ve Mezopotamya Bölgesi içinde idari olarak önemli bir ilçe yerleşmesi konumundadır. 1927'de şehrin nüfusu 7014 kişi iken 2019 yılında 34584 olmuş ve genel olarak şehir nüfusu sürekli artış göstermiştir. Besni şehrinde hakim ekonomik fonksiyon hizmet sektörü olmakla birlikte sanayi ve inşaat sektörlerinin de payı azımsanmayacak kadar çoktur. Şehrin etki alanında bulunan kırsal nüfusun fazla olmasına bağlı olarak ticari iş yerleri ağırlıktadır. 2000 yılından sonra kırsal kesimden şehir merkezine doğru göçler artış göstermiş ve şehrin mekansal olarak batı yönüne doğru gelişimi hızlanmıştır. Şehrin ilk kuruluş nüvesini oluşturan Besni kalesi etrafında savunma fonksiyonu ön planda olan bir yerleşme olarak kurulmuştur. Kurulduğu arazi yapısının eğimli, dar ve engebeli bir yapıya sahip olmasına bağlı olarak zamanla yer değiştirmiştir. Buna bağlı olarak günümüzdeki şehir alanı eski şehir alanın 5 km kuzeyinde kurulmuştur. Yeni şehir alanına taşınmalar hızlı bir şekilde gerçekleşmiş; plansız, düzensiz büyümeye bağlı olarak Besni şehrinde de şehirsel sorunlar ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Şehir, Mekânsal Gelişim, Besni, Fonksiyon, Problemler

Adıyaman-BesniCoğrafi özelliklerFonksiyonlar+6
Mülayim Altuntaş
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Uşak kazası Bulkaz karyesinin sosyo-ekonomik durumu üzerine bir yerel tarih çalışması

Bu tez çalışmasının amacı Osmanlı Dönemi'nde Uşak kazasına bağlı Bulkaz karyesinin sosyo-ekonomik durumu, nüfus yapısı ve nüfus hareketliliklerini ortaya koymaktır. Bu sebeple çalışmamızın yerel tarih araştırmalarına ve özellikle Uşak'ın yerel tarihi hakkında araştırma yapacaklara bir katkı sağlayacağı beklenmektedir. Bulkaz karyesinin 17. - 19. yüzyıllar arasındaki sosyo-ekonomik durumu ve nüfus yapısını ortaya çıkarmak için farklı arşiv malzemelerinden yararlanılmıştır. Bahsedilen bu kaynaklar 2498 numaralı Avarız defteri (1676), 1643 ve 1648 numaralı nüfus defterleri (1831-1841) ve 9406 numaralı temettuat defteridir (1844-1845). Bu kaynakların günümüz Türkçesine transkripsiyonu yapılarak Bulkaz karyesine ait nüfus yapısı ve sosyo-ekonomik özellikleri içeren önemli bulgular elde edilmiştir. Böylelikle karyede yaşamış kişilerin yaş ortalamaları, doğum-ölüm kayıtları, tipolojileri ile ekonomik faaliyetlerini kapsayan gelir ve giderlere ait mühim bilgiler ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Uşak Kazası, Bulkaz Karyesi, Nüfus Defteri, Temettuat Defteri, Sosyo-Ekonomik Yapı

NüfusNüfus DefterleriOsmanlı Devleti+4
Cemile Barlık
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyılın ilk yarısında Gelibolu kazasının sosyo-ekonomik durumu

Bu çalışmanın amacı 19. yüzyılın ilk yarısında Gelibolu kazasının sosyo-ekonomik durumu, nüfus yapısı ve hareketliliklerini ortaya koymaktır. Bu sebeple Gelibolu kazasının 19. yüzyılın ilk yarısında sosyo-ekonomik durumu ve nüfus yapısını ortaya çıkarmak için farklı arşiv malzemelerinden yararlanılmıştır. 155 (1842/1843), 285 (1843/1844), 321 (1844/1845), 923 (1847/1848) numaralı cizye defterleri, 4057 (1830/1831), 4060 (1841/1842), 4064 (1844/1845), 4066 (1844/1845), 4068 (1844/1845), 4071 (1844/1845) numaralı nüfus defterleri ve 16.124 (1840/1841), 16.125 (1840/1841) numaralı temettuat defterlerinden hareketle Gelibolu kazasına ait nüfus yapısı ve sosyo-ekonomik özelliklerini içeren çeşitli tespitler yapmak mümkün olmuştur. Başta kazanın sosyo-ekonomik dinamikleri ve nüfus özellikleri olmak üzere kişilerin yaş ortalamaları, tipolojileri, sağlık durumları, askerlik ile ekonomik faaliyetlerini kapsayan gelir ve giderlere ait mühim bilgiler ortaya çıkarılmıştır. Bu sebeple çalışmamızın yerel tarih araştırmalarına örnek olması ve özellikle Gelibolu tarihinin bir kesitini/19. yüzyılın ilk yarısını detaylı şekilde ortaya koyması bakımından alana katkı sağlanması beklenmektedir.

19. yüzyılCizye DefterleriKent tarihi+7
Gürkan Gül
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Azizler köyü (Dikey boyutta bir yerel tarih araştırması)

Bu araştırmanın amacı Osmanlı Devleti döneminde Uşak kazasına bağlı Azizler Karyesinin sosyo-kültürel özelliklerini ortaya koymaktır. Daha önce hiçbir müstakil çalışmaya konu olmamış olan Azizler Karyesinin başta nüfus ve nüfus hareketliliği olmak üzere iktisadi yapısı, ziraî faaliyetleri, şahıs ve aile özellikleri gibi birçok farklı yönü dikey boyutta bir çalışma yapılarak gün yüzüne çıkarılmaya çalışılmıştır. Dünya ölçeğinde giderek popüler olan mikro tarih çalışmaları bir yandan çalışılan konu üzerinde derinlemesine araştırmalar yapılmasını sağlarken diğer yandan da küçük parçalardan hareketle büyük resmin görülmesine katkı sağlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında çalışmamız bir Osmanlı köyünün mikro düzeyde incelenmesi olarak görülmekle birlikte Uşak kazası ve geniş perspektifte Osmanlı taşrası üzerine bir deneme girişimi olacaktır. Bu çalışmada Azizler Karyesinin XVI. ve XIX. yüzyıllar arasında değişen sosyo-ekonomik faaliyetlerini ve nüfus yapısını ortaya koymak için çeşitli arşiv kaynaklarından faydalanılmıştır. 438 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defteri I-II (M. 1530), 2498 numaralı Avarız Defteri (M. 1676), 1643 numaralı Nüfus Defteri (M. 1831), 1648 numaralı Nüfus Defteri (M. 1841), 9440 numaralı Temettuat Defteri (M. 1844-1845) arşiv belgeleri çalışmamıza kaynaklık etmektedir. Bu belgelerin günümüz Türkçesine transkripsiyonu yapılarak Azizler Karyesinin nüfus ve sosyo-ekonomik özellikleri hakkında bilgiler ortaya çıkarılmıştır. Elde edinilen bilgiler sonucunda geleneksel bir Osmanlı Devleti köyünde yaşamış kişilerin yaş ortalamaları, doğum-ölüm kayıtları, tipolojileri ile ekonomik faaliyetlerini kapsayan gelir ve giderlere ait önemli bilgilere ulaşılmıştır.

Kent tarihiNüfusNüfus Defterleri+7
Safiye Dikmen
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

GAP koşullarında bazı inci darısı (Pennisetum glaucum (L.) R.Br.) popülasyonlarının agromorfolojik karekterizasyonu

Araştırma, GAP koşullarında bazı inci darısı (Pennisetum glaucum (L.) R. Br.) Popülasyonlarının ot verimi ve kalitesinin saptanmasının yanısıra, hasat sırasında alınan bitkilerin mevcut salkımlarının tane verimleri ve verimle ilişkili bazı özelliklerin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü deneme alanında (Akçakale/Şanlıurfa) 2021 yılında, ikinci ürün koşullarında yürütülmüştür. 22 adet inci darısı popülasyonu materyal olarak kullanılmıştır. Deneme 2 tekrarlamalı olarak ekilmiştir. Biçimler, başaktaki tanelerin hamur olum döneminde yapılmıştır. Her tekrarlama ve popülasyonda, hasat sırasında alınan 3 bitkide verim ve verimle ilişkili özellikler incelenmiştir. Ot verimi ve verimle ilişkili özellikler Popülasyonlara göre değişmekle birlikte; çiçeklenme gün sayısının 71.0-86.50 gün, bitki boyunun 186.0-300.83 cm, ana saptaki yaprak sayısının 7.83-16.33 adet/sap, fertil sap sayısının 2.83-6.50 adet/sap, vejetatif sap sayısının 0.0-1.66 adet/sap, toplam sap sayısının 3.83-7.33 adet/sap, yaş ot veriminin 773.66-2335.0 g/bitki, kuru ot oranının %38-51 ve kuru ot veriminin ise 338.68-1183.51g/bitki arasında değiştiği saptanmıştır. Tohum ve tohum verimiyle ilgili incelenen özellikler Popülasyonlara göre değişmekle birlikte; başak uzunluğunun 18.50-28.16 cm, başak çapının 15.62-26.19 mm, başakta tane ağırlığının 1.63-28.23 g, bin tane ağırlığının 5.67-14.10 g ve tohum çimlenme oranının %92.66-100.0 arasında değiştiği saptanmıştır. Ayrıca Popülasyonlara göre değişmekle birlikte önemli ot kalite özelliklerindeham protein (HP) oranının %7.81-12.68, nötral deterjandan çözünmeyen lif (NDF) oranının %52.42-62.29, asit deterjanda çözünmeyen lif (ADF) oranının %37.86-44.98, sindirilebilir kuru madde (SKM) oranının %53.85-59.40, kuru madde tüketi (KMT) oranının %1.93-2.31 ve nispi yem değerinin (NYD) 81.40-106.78 arasında değiştiği saptanmıştır. Araştırmada yer alan Popülasyonlardan 5581, 8155, 8350, 8707 ve 8818 kodlu popülasyonların kuru ot verimi bakımından; 1834, 5581, 8288, 8562 ve 9157 Popülasyonların ise başaktaki tane verimi bakımından;1834, 7860, 8276, 8288,8562 ve 9157 Popülasyonların ise ot kalitesi bakımından öne çıkan bu popülasyonlar olduğu ve söz konusu Popülasyonlarla ileride yapılacak ıslah çalışmalarında değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İnci darısı, (Pennisetum glaucum (L.) R.Br.), Popülasyon, kalitesi, ot verimi, tane

KarakterizasyonOt verimiPopülasyon+2
Veysi Bahşiş
Şırnak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Siyasî-sosyal ve ekonomik yönleriyle Diyarbakır (1946-1960)

İnsanlık tarihinin ilk yerleşim yerlerinden biri olan Diyarbakır, ticaret yolları üzerinde yer almış ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Diyarbakır'da hüküm sürmüş devletlerin kültürel, sosyal ve ekonomik zenginlikleri günümüze kadar gelmiştir. Bu bağlamda Diyarbakır'ın 1946-1960 yılları arasındaki siyasi, sosyal ve ekonomik yapısı ortaya konulmuştur. Toplam dört bölümden oluşan tezin ilk bölümünde; ilin kısa bir tarihçesi, coğrafi konumu, ilin adı üzerindeki değişiklikler ve nüfus yapısı üzerinde durulmuştur. Tezin ikinci bölümünde; Diyarbakır'da kurulan siyasi partiler ve faaliyetleri, ülke genelinde yapılan dört genel seçimin şehre yansımaları, seçim mitingleri ve propagandaları, seçilen milletvekillerinin doğum yerleri, yaş grupları, eğitim seviyeleri ve meslekleri birinci el kaynaklardan istifade edilmek suretiyle ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tezin üçüncü bölümünde Diyarbakır'ın sosyal ve kültürel alandaki faaliyetleri ve değişimi üzerinde durulmuştur. Eğitim alt başlığında özellikle TÜİK verileri detaylı analiz edilerek şehirde mevcut olan okul, öğretmen ve öğrenci sayıları verilmiştir. Elde edilen veriler tek parti dönemi ve çok partili dönem olarak incelenmiş ve çeşitli karşılaştırmalar yapılmıştır. Bu bölümde ayrıca halk eğitimi, kütüphaneler ve eğitim ile ilgili dernek ve kuruluşlar, Halkevi faaliyetleri, ulaşım, sağlık hizmetleri, spor faaliyetleri, sinema ve tiyatro alt başlıkları da yer almaktadır. Tezin dördüncü ve son bölümünde; Diyarbakır'ın ekonomik faaliyetleri elde edilen veriler ışığında değerlendirilmiştir. Ekonominin tarım ve hayvancılığa dayandığı şehirde bunlara bağlı gelişen sanayi, fabrika, küçük imalathaneler, el tezgâhları, oda, cemiyet ve derneklerin durumu açıklanmıştır. İlde üretimi en fazla yapılan tarım ürünleri ile hayvan türleri tespit edilerek, ülke ve bölge geneli karşılaştırmaları yapılmıştır. Anahtar Sözcükler Diyarbakır, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Sosyal ve Kültürel, Ekonomi, Hayvancılık, Tarım.

Cumhuriyet Halk PartisiDemokrat PartiDiyarbakır+7
Asım Kaçmaz
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessEN

Fertility heterogeneity in Turkey: Fertility trajectory clusters through birth cohorts

The decline in fertility, rapid urbanization and the increase in women's education levels in Turkey are simultaneous transformations. The coexistence and mutual interaction of these transformations is the focal point for the interpretation of fertility trajectories in Turkey. This thesis explores Turkey's heterogeneous fertility structure by examining the fertility trajectories of women between 1944 and 1978 cohorts. Using six waves (1993, 1998, 2003, 2008, 2013, 2018) of the Turkey Demographic and Health Survey data, sequence analysis was employed to calculate fertility trajectories and form clusters from these trajectories. The background similarities of women in the same fertility trajectory cluster were investigated with distance analysis, calculated predicted probabilities of cluster membership from multinomial logistic regression results. Results show that the total time spent with 5 or more children decreased significantly, the time spent childless in the reproductive zone has been extended and spacing has increased, particularly between second and third births. Over time, types of fertility trajectory clusters remained similar (and named with respect to their tempo and quantum of fertility as; "one child-norm", "two children-norm", "three children-norm", "four children-norm" and "five or more children-norm"). The emergence of the same heterogeneous fertility trajectories for each cohort confirmed that fertility is heterogeneous in Turkey. The heterogeneous structure of one child-norm cluster in the younger cohorts indicates an absence of a transition to childlessness from this cluster. The two children-norm dominates the fertility behavior. For three children-norm cluster, the fact that a subgroup that spent a longer time with two children in the most recent period can be an indication of the evolution of this fertility behavior into two children-norm. Women in one child-norm and two children-norm clusters were found to be highly similar to each other compared to their cohort. Greater spacing between births or even stopping after the first child became a preferred option among educated women who grew up in cities. For women who grew up in rural areas and uneducated women, the transition to lower fertility behaviors continues.

FertilityHeterogeneousGenerations+2
Faruk Keskin
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2022
00

Related subjects