Credits
251 theses under this subject heading
Designing a credit system to match better performing students with best foundation universities
A private credit system is designed in this thesis, since there is not a system providing a financial support for the students, who have sufficient scores from university entrance exams for paid education in the best foundation universities in Turkey. This financial support is created for borrowing from the banks while necessary collateral being provided by the Education Guarantee Fund and another support is presented by a repayment system, in which the students make payments in direct proportion to their incomes after graduation. At the same time, the government provides interest subsidy support for the repayments of the students, thus the repayment cost for the student is decreased. This research study is composed of six sections; first section is the introduction, the second section is importance of higher education, the third section is the analyzing better performing students and best foundation universities, the fourth section is financing higher education with loans, the fifth section is policy suggestion for financing the higher education, and the sixth section is the conclusion. The finance need of the students, who had sufficient scores for the best foundation universities, was supported by a field research conducted on 253 students. In order to fulfill the finance need of the students, applicable credit systems were discussed and it was determined that the most effective credit system was Education Guarantee Fund.
Tüketicilerin kredi kullanma sürecinde banka tercih nedenleri: Tekirdağ/Süleymanpaşa ilçesinde bir araştırma
Banka hizmet pazarlama faaliyetleri günün şart ve isteklerine göre sürekli olarak değişime uğramaktadır. Bunun nedeni de yoğun rekabet ortamında bankaların tüketicilerin değişen yaşam koşul ve isteklerini göz önünde bulundurmak zorunda olmalarıdır. Kredi pazarlama faaliyetleri de bankanın pazar faaliyetlerinin bir parçasıdır. Bireysel kredilerde vade, faiz vb. parasal faktörler hariç tüketicilerin kararında etkili olan başka faktörlerde vardır. Özellikle teknolojide yaşanan değişim ile artık banka şubeleri akıllı telefonlar ile cebimize kadar inmiştir. Kredi kullanmaya kadar birçok bankacılık işlemi tek bir tuş ile gerçekleştirilebilmektedir. Tüketicilerde bankaların bu teknolojileri yakından takip etmelerini önemsemekte hızlı ve hatasız bir şekilde işlemlerini gerçekleştirmek istemektedirler. Bunların dışında tüketicilerin bankaya güven duyması, bankanın imajı vb. gibi birçok faktör tüketicilerin kredi kullanımında banka tercihlerini etkilemektedir. Kısaca bankalar tüketicilere kredilerini pazarlarken birçok unsuru göz önünde bulundurmalıdır. Bu çalışmada tüketicilerin kredi kullanımında banka tercihinde hangi unsurların daha önemli olduğu tüketicilere yapılan anketler ile belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonunda tüketicilerin bankadan kredi çekerken krediyi kolay alabilmesi, faiz, vade, masraf gibi etmenlerin tüketicilerin banka tercihinde büyük öneme sahip olduğu sonucuna varılmıştır. Tüketicilerin kredi kullanımında banka tercihinde en az etkili olan unsurlar ise bankanın iç ve dış görünümü, bankanın reklamları, arkadaş, aile ve akraba tavsiyesi olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler:Tüketici, banka, tüketici kredisi, Tekirdağ
Türkiye'de banka kredileri ile ekonomik büyüme ilişkisi
Finansal gelişme, finansal sistemin niceliksel büyüklüğünden ve niteliksel özelliklerinden oluştuğu için tek bir değişkenle ölçülemez ve bu nedenle farklı değişkenler finansal gelişmenin bir ölçüsü olarak kabul edilir. Bu nedenle ekonomik büyüme ile finansal kalkınma arasındaki ilişki ülkelere, örneklem dönemine ve finansal gelişme göstergelerine göre değişikenlik gösterebilir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de finansal gelişme ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi, banka kredileri açısından 1998-2020 dönemlerine ait aylık verileri kullanarak incelemektir. Bu amaçla çalışmada finansal olmayan sektöre verilen banka kredileri finansal gelişme göstergesi olarak dikkate alınmıştır. Ayrıca, ekonomik büyüme ile banka kredileri arasındaki ilişki özel sektör ve kamu bankaları tarafından krediler açısından da incelenmiştir. Düşük ve yüksek finansal baskı dönemlerinde ekonomik büyüme ile banka kredileri arasında asimetrik bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Eşik Değerli VAR modeli kullandık. Analiz sonuçları, düşük finansal stres dönemlerinde özel banka kredisi ile ekonomik büyüme arasında çift yönlü Granger nedenselliği olduğunu göstermektedir. Ancak, finansal stresin yüksek olduğu dönemlerde sadece ekonomik büyümeden özel banka kredisine yönelik tek yönlü bir nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Diğer taraftan, kamu banka kredisi her iki rejimde de ekonomik büyümenin Granger nedeni olarak bulunmuştur. Bu bağlamda, yüksek finansal baskı dönemlerinde kamu bankaları ekonomik büyümeye önemli bir katkı sağlamaktadır.
Banka kredi kanalının finansal hızlandıran üzerinden asimetrik etkinliği: Yükselen piyasa ekonomileri için bir analiz
Parasal aktarım mekanizması, para politikası stratejisinin reel ekonomi ve enflasyon oranına aktarım sürecini ifade etmektedir. Para otoritelerinin uyguladıkları para politikası kararları, ekonomiyi çeşitli kanallar vasıtasıyla etkileyebilmektedir. Parasal aktarım mekanizması birçok kanal tarafından açıklanabilmektedir. Yükselen piyasa ekonomileri için banka kredi kanalı, ekonominin potansiyeline ulaşması ve kaynak tahsisinde etkinlik için öneme sahiptir. Bu çalışmanın amacı banka kredi kanalının finansal hızlandıran bağlamında etkinliğini yükselen piyasa ekonomileri özelinde araştırmaktır. Bu bağlamda banka kredi kanalının etkinliği, finansal hızlandıran değişkeni ile genişletilerek E-7 ülke grubu için (Brezilya, Endonezya, Hindistan, Meksika, Rusya ve Türkiye) Eşik-VAR analizi ile incelenmektedir. Analiz dönemi, Brezilya için 2007:3-2020:5, Endonezya için 2010:1-2020:2, Hindistan için 2011:11-2020:5, Meksika için 2004:1-2020:5, Rusya için 2007:12-2020:5 ve Türkiye için 2006:1-2020:5 yılları arasında aylık verilerden oluşmaktadır. Analiz sonuçlarına göre, Rusya için yüksek rejimde banka kredi kanalının etkin şekilde çalıştığı tespit edilmiştir. Meksika ve Brezilya için düşük rejimde, Türkiye için yüksek rejimde kısmen bir etkinin mevcut olduğu saptanmıştır. Öte yandan, Endonezya ve Hindistan için ise, banka kredi kanalının etkinliğini destekleyen kanıt elde edilememiştir.
Sağlık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin uzun dönemli borçluluk ve likidite dinamikleri ile banka kredileri kullanım düzeylerinin karşılaştırılması
İşletmelerin borçluluk düzeyleri kısa vadeli borç ödeme güçleri anlamında likiditelerini etkilemektedir. Mevcut likidite düzeyi ise işletmelerin gelecekteki borçlanma imkânlarının önemli belirleyicilerindendir. Bu çalışma, Türkiye'de sağlık sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin uzun dönemde sahip oldukları borçluluk ve kısa vadeli finansman eğilimleri ile borçlarını ödemekte veya çevirmekte kullandıkları likidite dinamikleri arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Genel olarak işletmelerin likidite seviyeleri sadece yakın gelecekte kullanabilecekleri borçlanma tercihinde etkili olmaktadır. Bu çalışma ise uzun dönemde sağlık sektörü özelinde geçmişte kullanılan hem kısa hem de uzun vadeli birikimli borç seviyelerinin de işletmelerin likidite düzeyi üzerinde oldukça etkili olduklarını ortaya çıkartmaktadır. Çalışmada kullanılan üçer yıllık ortalamalar halinde ele alınan sektör verileri analizi sonrasında; uzun dönemde kısa vadeli banka kredilerinin kısa vadeli yabancı kaynaklara oranı ve banka kredilerinin yabancı kaynaklara oranının sağlık sektörü işletmelerinin likidite veya asit-test oranları üzerinde istatistiksel olarak önemli derecede etkili oldukları ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın bulgularının ve sonuçlarının sağlık sektörü işletmelerinin finansal yönetimlerinde borçlanma ve kısa vadeli likidite yönetimi konularında karar alıcılara yardımcı olması beklenmektedir.
Katılım bankalarının reel sektöre verdikleri kredilerin büyümeye etkisi: 2005-2017 dönemi Türkiye örneği
Bu araştırma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde bankacılık sektörüne genel bir bakış yapılmıştır. İkinci bölümde Türkiye'de bulunan Katılım Bankaları ve Türkiye ekonomisine etkileri teorik olarak araştırılmıştır. Son bölüm de ise Türkiye'de faaliyet gösteren Katılım Bankaları'nın reel sektöre verdikleri kredilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisini; 2005 yılı ilk çeyreğinden 2017 yılı ilk çeyreğine kadar olan dönemi kapsayacak şekilde, üçer aylık (çeyreklik) veriler kullanılarak ekonometrik analizler ve testler yapılmıştır. Bu çalışmada ADF ve PP birim kök testleri ile durağanlık sınaması yapılmıştır. Johansen eşbütünleşme ve Granger nedensellik analizleri gerçekleştirilmiştir. Son olarak Granger nedensellik testi ile Katılım Bankaları kredilerinden GSYİH'a doğru tek yönlü ve pozitif bir nedensellik bulunmuştur. Kalkınma ve Yatırım Bankaları ile GSYİH'a doğru tek yönlü ve pozitif nedensellikten söz edilirken, Mevduat Bankalarından GSYİH'a doğru çift yönlü ve pozitif bir nedensellik söz konusu olduğu görülmüştür.
Bankalar tarafından sunulan kurumsal kredi türleri ve sektörlerine göre kredi taleplerinin değerlendirilmesi: Örnek bir uygulama
Rekabet koşullarının yoğun olduğu günümüzde, bankaların karlılıklarını devam ettirebilmek için, kredilendirme sürecini doğru ve verimli bir biçimde yönetmeleri gerekmektedir. Tahsis edilen kredilerin sorunlu hale gelmesi, bankalara ek maliyet getirmektedir. Sorunlu kredilerin artması, bankalar açısından zaman ve gider kalemini arttırmakta ve kredi/mevduat dengesini olumsuz etkilemektedir. Bu noktada, kredi taleplerinin doğru bir şekilde değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Tezin amacı, finans sektöründe kredi açma görevleriyle faaliyet gösteren bankalarda, kurumsal kredi türleri ve müşteri taleplerinin değerlendirilmesindeki süreci ele almaktır. Bu çalışmada, farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin kredi talepleri ve bu taleplerin değerlendirilmesi hususunda bankaların göz önünde bulundurduğu koşulların incelenmesi ile kredi taleplerini değerlendirmede hangi konulara önem verdiğinin ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.
Monetary transmission mechanism and banking sector: The case of Turkey
Changes in the financial and economic structure have put banks, particularly credit, at the center of economic policies in Türkiye over the last two decades. This dissertation examines the linkage between monetary transmission and the banking sector for the Turkish economy, covering the period between 2003 and 2021. The first chapter investigates the money-output and credit-output relationships using the time-varying Granger causality framework. The research finds a causal link between money and output with temporal variations. Accordingly, it suggests that money has a predictive content for output in the pre-global financial crisis period (GFC). However, the causal relationship between money and output disappears after 2015. On the other hand, while the results do not indicate any causality from the credit to output in the pre-GFC period, they identify several causal episodes in the post-GFC period. The study also clarifies that the credit-output linkage in the Turkish economy has weakened after 2015. The such result points out the importance of selective credit policies. The findings also suggest that money has no predictive power for output during economic downturns, while credit is somewhat predictive, except for the GFC. The second chapter analyzes the interest rate pass-through to the deposit and lending rates using a time-varying parameter VAR methodology. The results reveal that the pass-through is incomplete and time-varying. Furthermore, the changes in policy rates are mostly transmitted to the bank rates within one month. The empirical evidence also shows a more robust and stable pass-through for the deposit rates than the lending rates. However, the responses of lending rates to the policy rate appear to be more volatile between 2014 and 2021. Finally, the results suggest heterogeneity across loan rate responses. Accordingly, pass-through is found to be the fastest and highest for commercial loans and the slowest and weakest for housing loans.
The role of financial constraints and credit conditions on firms' export behaviour: Evidence from Turkish manufacturing industry
Global merchandise trade highly depends on the financial sector to provide different financial products. This thesis aims to understand the impact of financial constraints and credit conditions on Turkish manufacturing firms' exporter status and export intensity. This is the first firm-level investigation that concurrently illustrates the effects of credit conditions, financial constraints, and their interaction on the export performance of Turkish firms. This study uses a comprehensive dataset on the Turkish manufacturing firms between 2006 and 2018, which includes detailed information on firm characteristics and financials, and macroeconomic variables. In order to correct bias from a non-random selection of exporters, the empirical analyses rely on the Heckman two-step procedure. According to the empirical results, except for the solvency ratio, financial constraints generally do not amplify or dampen the impact of changes in credit costs. The results also highlight the importance of credit costs and access to the financial system. An increase in the cost of commercial loans negatively affects export intensity of the firms. Access to bank loans and profitability positively impact the probability of being an exporter. Nevertheless, for exporters, an increase in bank loans is associated with a lower level of export intensity. Furthermore, the solvency and ROE ratios of the firms exhibit an inverse relationship with their export intensity. These results suggest that policies that incentivize and support manufacturing exports by providing better access to finance and lower cost of credit can help improve export performance of firms.
KOBİ kredileri
KOBİ'ler sadece ekonomik hayatta değil sosyal hayatta da geniş bir yer tutmaktadır. İstihdam alanı oluşturan ve bunu sürdürmede başarılı olma arzuları, cesaretli adımları ve yatırım yapma istekleri ekonomiye her zaman artı bir değer kazandırmaktadır. KOBİ'ler istihdamın ve üretimin önemli bir bölümünü karşılamakta ve ekonomide önemli bir yer tutmaktadır. Tüm dünyada ülkeler, ekonomilerinin dinamiğini oluşturan KOBİ'lerin desteklenmesine yönelik politika ve programlar geliştirirken, bankalar da "KOBİ Bankacılığı" adı altında KOBİ'lere yönelik kredi imkânlarını devreye sokmaktadır. 2000'li yıllara gelinince bankaların çoğu, mevduat bankacılığı şeklinde çalışırken ekonominin lokomotifi olan KOBİ'leri geç de olsa fark etmeye başladılar. Ekonomiye katma değeri yüksek olan KOBİ'lere yönelik çıkarılan krediler ile istihdamın arttırılıp ekonominin dinamiğini oluşturmaları amaçlanırken, bu işletmelerin büyümesiyle bankacılık karlılığının da büyümesi hedeflenmiştir. Dört bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde, Kobilerin tanımı ve temel özelliklerine değinilmiştir. İkinci bölümde avantaj ve dezavantajları ile Türkiye ve dünya ekonomisindeki önemi anlatılmıştır. Üçüncü bölümde, Türkiye'de KOBİ'lerin desteklenmesi ve destek sağlayan belli başlı kurum ve kuruluşlar belirtilmiştir. Dördüncü bölümde bankalarda genel kabul görmüş kredi çeşitleri ve bazı bankalarda KOBİ'lere yönelik verilen hizmetlerle beraber bir firmanın finansman teknik analiziyle ekonomiye sağlayacağı katma değer konuları ele alınmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre tüketici kredi sözleşmesi
Tüketicinin korunması, Hukuk otoritesinin Anayasal haklara dayalı olarak tüketiciye karşı yerine getirdiği yükümlerden birisi olmakla birlikte AB uyum sürecinin getirdiği gerekliliklerden bir başkası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda Türkiey'de 4077 Sayılı eski Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a gelininceye kadar ki süreçte yapılmış yasal düzenlemeler kredi verenler lehine işlemekle birlikte tüketicinin bu süreçteki mağduriyetini giderecek sağlıklı bir yasal uygulama da söz konusu olmamıştır. 4077 Sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler, tüketicinin korunması noktasında eksikler ihtiva etmekle birlikte yine mağduriyetler söz konusu olmuş ve bu anlamda yapılan değişiklikler ile birlikte 2013 yılında 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kabul edilerek 2014 yılında yürürlüğe konulmuştur. Yeni Kanun, temelinde tüketicinin korunması ilkesiyle hareket etmenin yanı sıra eTKHK'da yer alan eksiklerin giderilmesini de sağlayabilmiştir. Bu doğrultuda eski kanunda yer bulamayan konular ele alınmış ve belirsizlikler giderilmeye çalışılmıştır. Tüketici kredileri konusunda yeni kanunda yapılan yenilikler tüketici lehinde olmakla birlikte kredi verene göre daha bilgisiz olan tüketicinin bu eksikliğini de muhafaza eder niteliktedir. Tüketici kredilerinde faiz konusu, sözleşme içeriğinin tüketici aleyhinde değiştirilemeyeceği, cayma hakkında süre ve sonuçlara ilişkin düzenlemeler gibi birçok hususun ele alındığı yeni kanun ile birlikte tüketici hakları daha çok savunulur olmuş ve hukuki olarak tüketicinin hakları muhafaza altına alınmıştır. Bu noktada uygulamada görülen eksikler ise kredi verenin keyfi uygulamalarda bulunabileceği (sözleşmede yer alması gereken temerrüt faiz oranı gibi) durumlardır. Bu hususun sağlanabilmesi için ise tüketicinin daha sağlıklı ve net bir biçimde bilgilendirilmesi kaçınılmaz gerekliliktir. Anahtar Kelimeler: Tüketici, Kredi, Tüketici Kredisi, Tüketici Kredi Sözleşmesi.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde banka genel kredi sözleşmesine kefalette kefilin sorumluluğunun kapsamı
Tezin amacı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde banka genel kredi sözleşmesine kefalet halinde kefilin sorumluluğunun kapsamının tespit edilmesi ve gerektiğinde bilimsel önerilerde bulunmaktır. Tez giriş, üç ana kısım ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte uygulamada sıklıkla düzenlenen banka genel kredi sözleşmesine kefalet verildiğinde, ne gibi gelişmeler yaşandığı, hususunda kısaca bilgi verilerek konunun önemi belirtilmiştir. İlk bölüm iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısımda banka genel kredi sözleşmesinin tanımı ve özellikleri açıklanmış, sonrasında banka genel kredi sözleşmesinin hukuki niteliği konusunda farklı görüşlere değinilmiştir. İkinci kısımda ise genel olarak kefalet sözleşmesi ele alınmış ve kefalet sözleşmesinin tez konusu kapsamında önemli olan özellikleri incelenmiştir. İkinci bölümde banka genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun kapsamı incelenmiştir. Bu bölümde öncelikle, banka genel kredi sözleşmesine kefaletin türünün müteselsil kefalet olup olmadığı ve müteselsil kefile başvuru koşulları ele alınmıştır. Sonrasında, banka genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun kapsamına giren alacak kalemleri tespit edilmiştir. Son olarak, kefilin azami miktara kadar sorumlu olması ve banka genel kredi sözleşmesi limitinin azami miktara kadar sorumluluk açısından kefilin sorumluluğuna etkisi incelenmiştir. Üçüncü bölümde banka genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumluluğunun belirlenmesi bakımından uygulamada önem taşıyan, kefilin sorumluluğunun azalmasına veya sona ermesine neden olan bazı unsurlar ve bu unsurların kefilin sorumluluğunu nasıl etkilediği incelenmiştir. Tezin sonuç kısmında ise çalışmada vardığımız sonuçlar açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Banka Genel Kredi Sözleşmesi, Kefalet Sözleşmesi, Kefil, Kefilin Sorumluluğu, Kefilin Sorumluluğunu Etkileyen Unsurlar.
Risk of company on foreign currency exchange borrowings in Turkey
Turkey is a fast developing country, large manufacturing firms are started their big projects and some of them use foreign currency borrowing to finance their projects, these firms are exposed to a high risk from fluctuations of the currency when pay the borrowing. Foreign exchange risks strategies and techniques in managing the risks has become very important to international companies, while the risk of borrowing becoming low when the fluctuation of exchange rate is positively linked to income in the company. Due to the globalization, the exchange rate movements, deepening entered the financial markets. And also, have been more important for both the financial institutions and the real sector, also for non-profit organization concerning the exchange rat risk for both assets and liability. Management of exchange rate risk exposure affecting the competitiveness of the companies. The research focusing on the effect of exchange rate volatility on the company profits and evidence from Turkey. The effect of exchange rate fluctuations on firm performance are negatively rely on the total sales. When the companies have a high share of exports, are more vulnerable to exchange rate fluctuations, a low exporting firms are more control the liability dollarization after the crises. The recently positive correlation of liability dollarization with the export ratio and the firm size may be limiting the risk. The finding of this study suggest that, however of the improvement of the leverage ratios and interest rate risk, after 2001 financial crises in Turkey, liability dollarization and short maturity structure of debt are still appear to be the main sources of fragility in Turkish corporate sector against external upcoming financial shocks. After the 2001 a financial crises, the private companies in Turkey are like to borrow from abroad capital markets more than in comparison to local markets in order to achieve low interest rate on borrowing. Since 2010, the argument about the importance of choosing effective exchange rate regimes in Turkey cannot be ignored as of the size of risk that the country endure it and the affect in the political stability, also influence the developing the finance method, and the construction sectors. The goal of this research is to measure the effect of exchange rate volatility and the affection on the profitability, also to give the ways how to measure the ratios that used by the companies to control the risk of volatility, also this research discussed the types of derivative instrument used by the companies in order to minimize the risk of exchange rate volatility. The goal of this research is to highlight the riskiness of borrowing abroad and how it can affect the company profitability. This paper is give a solution in order to avoid this risk by using a derivative market while borrowing through foreign currency. The research provide the methods and ways firms can apply in order to be in safe against the volatility of exchange rate. The data gathered and collected from the financial statement of one of the biggest construction company in Turkey called ENKA Company, which analyzed to measure the ratios and test the changes of effective interest rate and measure the DuPont system to test the company ability to pay the borrowing and avoid the risk. This research is prepared in two main parts; the first part, takes and reviewed the relevant literature of the foreign currency systems, hedging policies of the companies, the derivative instruments, hedging currency risk with a financial derivative, reviewed the Turkish economic, followed by analyzing the financial statement one of the biggest companies in Turkey. Finally, it is concluded that according to analyzed financial statement of ENKA corporation for the period 2011-2017 found 2017 the company obtain the highest borrowing, and this affecting the leverage ratios and the company capability to pay the loan, it is suggest for the company to use derivative instrument in order to avoid the exchange rate fluctuations. Keywords: Exchange Rate Risk, Foreign Currency Loans, Borrowing Risk, Hedging, Future Markets, Industry Protection, Turkish's Economy, current account deficit, international investment position.
The impact of banking credit on economic growth and inflation: The case of Nigeria
Banking credits have been studied by many authors,and most of them have concluded that credit given by banks is necessary for economic growth and has an influence on inflation. The study aims to investigate the role of bank credit in the economic growth of Nigeria and inflation rate. Macroeconomic variables which include Domestic credit (DC), Net domestic credit (DOMCRE), Gross domestic product (GDP) and inflation were used. The data were collected from the Central Bank of Nigeria, World Bank World Development Indicators data, and the National Bureau of Statistics of Nigeria for the 1996-2014 period. In the empirical analysis at first,the variables were represented using descriptive statistics and graphics of the variables. For the econometric analysis, Granger causality test was used. Before the Granger causality test; the integration level of the variables were investigated using unit root test. The unit root test shows that all variables are first-order integrated. The result shows that GDPS is the Granger cause of Domestic Credit and Net Domestic Credit. There is no Granger causality between inflation and any other variable. Keywords: Bank Credit, Economic Growth, Inflation,Nigeria
Kurumsal/ticari kredi taleplerinin değerlendirilmesi
Kredi, bankaların güven duyulan kişi veya kuruluşlara, belirlenen bir süre sonunda geri ödenmek şartıyla satın alma gücü sağlanması şeklinde ifade edilebilir. Firma analizi yapılırken firmanın finansal verileri ayrıca iç ve dış kaynaklardan elde edilen bilgiler banka politikasına ve mevzuatına uygun bir şekilde değerlendirilir. Kredinin anapara ve faizinin ödenmemesi durumu kredi riski olarak ifade edilir. Riski minimize etmek adına kredi talep eden tarafın doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılan bir takım analizler sonucunda kredi teklifinin hazırlanıp hazırlanmayacağına karar verilir. Kurumların ihtiyaç duymuş olduğu kredi ile firmalar verimliliğini artırır ve bu şekilde ekonominin de büyümesine katkıda bulunur. Kredi genel olarak nakit ve gayrinakit olarak sınıflandırılır. Kredilendirme süreci kullandırım öncesi ve kullandırım sonrası olarak kredi başvurusundan tasfiye edilmesine kadar olan bir süreçtir. Bu noktada banka personelinin sektör ve ekonomi bilgisine, politikalar, yönetmelik, prosedür ve iş akışına hakim olması ve görevinin gereğini yerine getirebilecek düzeyde eğitime sahip olması gerekmektedir. Başvurusu yapılacak kredinin neden talep edildiğinin ve kullanım amacının saptanması bunlarla ilgili cevapların sağlanması gerekmektedir. Böylece karşılaşılabilecek riskin kaynağı öngörülmesi, mali tahlil ve istihbarat aşamalarında önem verilmesi gereken hususların tespiti ve doğru sonuçların elde edilmesi sağlanacaktır. Randevu talep edilirken görüşülecek kişilerin isim ve unvanlarının, görüşülecek yer ve açık adresin doğru olarak alınması, müşteri ile paylaşılacak kartvizit, broşür veya evrakların şube personelinin yanında bulundurulması gerekmektedir. Kredi başvurusu hususunda doküman seti evrakları eksiksiz temin edilir. Firmanın mali durumu, faaliyet sonuçları ve göstermiş olduğu eğilimleri kredi talebinin olumlu veya olumsuz sonuçlanmasına neden olmaktadır. Kredi tahsis edilmesi durumunda kredi yönetim sürecine geçiş olmaktadır. Buradaki öncelikli amaç batık kredi sayısını en aza indirgemek ve maksimum karlılık çerçevesinde çalışmalar yapmaktır. Anahtar Kelimeler: Kredi riski, mali analiz, kredilendirme süreci.
Türkiye'de tarımın finansmanı ve tarım bankacılığının bankacılıktaki ve ekonomideki yeri, etkileri ve önemi
Bu araştırma kapsamında tarım bankacılığının önemi incelenmiştir. Bu amaca yönelik tarım bankacılığı yapan bankalar ve tarımın finansmanı üzerine uzmanlaşmış kurumlar ile görüşülmüştür. Araştırma sonuçları göstermiştir ki Türkiye'de tarım bankacılığı daha çok T.C Ziraat Bankası tekelindedir ve devlet destekli fonlar özel bankalar aracılığıyla verilememektedir. Bu durum da tarım bankacılığının gelişmesine engel olmaktadır. Tarım kredi kartı kullanımı çok yaygındır fakat bu kartın kullanımında çiftçilerin giderlerini iyi finanse edememesi durumu söz konusudur. Çiftçilerin genellikle yaş olarak geçkin bireylerden oluşması mobil bankacılık anlamında beklenilen ve istenilen düzeyde gelişme sağlayamamasına etkendir. Bu anlamda gelecekte, çiftçi yaşının düşmesiyle birlikte mobil bankacılığında daha aktif bir şekilde kullanılacağı ve tarım finansmanına erişimin daha da kolaylaşacağı düşünülmektedir. Türkiye'deki tarım politikalarının gelişimi, ülkenin sosyal, siyasal ve ekonomik gelişmişliğindeki olumsuzluklardan etkilenmektedir. Tarım politikalarının yetersiz olması çiftçilerin durumlarındaki eksiklik ve yetersizlikler yine tarım politikalarını olumsuz yönde etkilemektedir. Tarıma yönelik mikro finansman kurumlarının önünün açılması, tarım kredi kooperatiflerine para ve sermaye piyasalarına doğrudan ulaşım imkânı tanınması, Tarıma yönelik mikro finansman kurumlarının desteklenmesi, PTT kanalı ile kırsal kesimlere erişim sağlanması ve kredi kullandırımı yapılabilmesi, üreticiler iyi finanse edebilmek amacı ile kooperatif bankacılığı gibi yeni oluşumların önünün açılması gerekmektedir. Tarımın finansmanı bir değer zinciri olarak ele alınmalı ve tarımsal sürecin tamamını finanse edilebilmelidir.
Bankacılık sisteminde ticari kredi taleplerinin değerlendirilerek limit tahsisi ve bir uygulama
Kredi, bankaların kârlılığını, başarısını, rekabet gücünü etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Bu sebeple kredilendirme bankaların temel amaçlarından biriyken aynı zamanda riskli bir işlemdir. Kullandırılan her kredi bankalar için minimum düzeyde de olsa risk oluşturur ve bankalar bu riski tamamen ortadan kaldırılamazlar. Bu bağlamda bankalar kredi kullandırırken aldıkları riski minimize etmek amacıyla mevcut ve yeni müşterilerine kredi analizi yaparlar. Kredi analizi, bankalar tarafından pazarlama sonucunda ulaşılan müşteriler ile kredi talebinde bulunan firmaların, kullanacakları kredilerin geri ödemelerinde herhangi bir olumsuzlukla karşılaşılmaması amacıyla yapılan ölçüm çalışmasıdır. Kredi analizi çalışmaları ile kredi kullanacaklar hakkında bankalar finansal ve finansal olmayan analiz yaparlar. Finansal olmayan analizde firmanın ve ortaklarının geçmiş iş performansları, varlıkları, diğer bankalardaki limitleri ve çalışma koşulları, piyasa hakimiyetleri, sektördeki yeri ve tanınmışlığı hakkında bilgi toplarlar. Finansal analiz kısmında ise firmadan elde edilen mali verileri inceleyerek gerekli düzeltme işlemlerine tabi tutarlar ve analiz işlemini tamamlarlar. Yapılan analiz sonucu olumlu ise firmaya tahsis edilecek limitin hangi vade ve teminat koşullarına göre verileceği ile firmadan beklenen verim, seyyaliyet ve kredinin geri dönüşü hakkında cevap aranır.
Türkiye'de bankacılık faaliyetlerinde krediler ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin incelenmesi
Ekonomik büyüme ve banka kredileri arasındaki ilişki, ekonomik faaliyetlerin genel seviyesi ile banka kredileri arasındaki ilişkidir. Genellikle, ekonomik büyüme ile banka kredileri arasında pozitif bir ilişki vardır, yani ekonomik büyüme arttıkça bankaların verdikleri krediler de artar. Bu ilişki, bankaların ekonomik büyümeyi desteklemeyi amaçlayan makroekonomik politikaların bir sonucudur. Bankalar, ekonomik büyümeyi desteklemek için kredi verirler ve böylece üretim ve satışların artmasına yardımcı olurlar. Ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla verilen krediler, özellikle KOBİ'lerin üretim ithalat ve ihracat için gerekli finansman kaynağını sağlamaktadır. Bu ilişki, araştırmalar ve analizler ile desteklenmektedir. Ekonomik büyüme ve banka kredileri arasında bir ilişki vardır ve bu ilişki, makroekonomik politikaların önemli bir parçasıdır ve üretim artışına dayanır. Bu konu, geçmişten günümüze birçok araştırmanın konusu olmuştur. Bireysel krediler talebi etkilerken, arzın talebi etkilemesi sonucu inşaat sektörü ve diğer sektörlerin üretim ve satışı doğrudan veya dolaylı olarak etkilenir. Küçük ve orta ölçekli işletmelere yönelik mali destek ve proje destekleri, küçük ve orta ölçekli işletmelerin üretim ve ihracatının teşvik edilmesinde olumlu rol oynamıştır. Bu çalışma, yıllar itibariyle ekonomik büyüme ve bankacılığın gelişimini incelemektedir. Analiz bölümünde, 2007-2021 döneminde bireysel ve KOBİ banka kredileri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi analiz etmek için veriler kullanılmıştır. Birim kök testleri ile değişkenlerin durağanlık yapılarını ve ARDL analizi ile değişkenler arasındaki uzun dönemli ilişki incelenmiştir.
UFRS 9'un banka performansına karşılıklar bakımından etkisi
Son yıllarda Uluslararası Finansal Raporlama Sistemi'nin 9 numaralı bölümünün dünyada ve Türkiye'de önemi oldukça artmıştır. 2008 yılında Amerika'da başlayan ve küresel bir hale gelen krizden sonra Uluslararası Finansal Raporlama Komitesi bankacılık sektörünün temellerini daha sağlam bir hale getirmek için çalışmalara başlamış ve Haziran 2014'te UFRS-9'un son halini yayınlamıştır. Türk bankacılık sektörünün 2017'deki en büyük gündem maddesi, yayınlanan bu standarta uyum sağlamak olmuştur. BDDK'nın 22 Haziran 2016 tarihinde resmi gazetede yayınlamış olduğu "Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" 01.01.2018 tarihinde yürürlüğe girmiş ve bankalar bilançolarında ayırdıkları karşılıkları bu standarta göre hesaplamaya başlamışlardır. Bu çalışmada öncelikle, BDDK'nın bir önceki yönetmeliğine göre kredi karşılıklarının nasıl hesaplandığı, UFRS-9'a geçiş ile birlikte finansal araçlardaki sınıflandırma ve ölçüm kriterleri, beklenen kredi zararı hesaplamasının nasıl yapıldığı anlatılmıştır. Konunun yeni olması ve literatürde bu konunun yok denecek kadar az olması dolayısı ile bu hesaplamalar çalışmada detaylı olarak anlatılmıştır. BDDK'nın önceki yönetmeliği ve UFRS-9'a göre yayınlanan standartlar ve hesaplamalar anlatıldıktan sonra, örnek bir kredi portföyü seçilmiştir. Seçilen bu kredi portföyünün içerisinde her gruptan kredi bulundurulmasına özellikle özen gösterilmiştir. Her grupta bulunan krediler için, karşılık tutarları hesaplanmış ve iki durum birbiri ile karşılaştırılmıştır. Birinci aşamada bulunan kredilerde yapılan karşılık hesaplamasında BDDK'nın ilk durumda daha muhafazakar davrandığı görülmüştür. Birinci aşamada bulunan krediler standart nitelikli ve herhangi bir sıkıntısı olmayan krediler olduğu için UFRS-9'a göre bu sınıfta bulunan kredilere daha az karşılık ayrılması gerektiği yapılan hesaplamalarda ortaya çıkmıştır. Kredi değerliliğinde azalma olan krediler ikinci ve üçincü aşamada izlenmektedir. İkinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için UFRS-9 ömür boyu karşılık ayrılması gerektiğini belirtmektedir. Birinci aşamada bulunan kredilerde BDDK'nın daha muhafazakar davrandığı sonucuna ulaşılırken, ikinci ve üçüncü aşamada bulunan krediler için bu durum tam tersi olarak gerçekleşmiştir. UFRS-9'a göre bu aşamadaki krediler için daha fazla karşılık ayrılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, yapılan çalışmada toplam verilere bakıldığında kredi karşılık rakamlarında %4'lük bir artışın olması öngörülmüştür. Karşılık rakamındaki bu artışın bankaların net karında bir azalmaya neden olacağı fakat bu durumun banka performansına olan etkisinin sınırlı kalacağı öngörülmektedir. Bunun yanı sıra bankaların derecelendirme sistemlerindeki farklılık ve geçmişteki veri stoklarının kalitesi her bankanın karşılık rakamlarını değiştirmektedir ve bu durumun da bir standartizasyona bağlanması gerektiği önerilmektedir.
Evaluation of stacking for predicting credit risk scores
Over the past few years, credit scoring has got an increasing attention for the financial institutions and has become a popular research topic. The purpose of this study is to construct an ensemble classification model based on the machine learning techniques to increase the prediction performance of credit scoring. First; Logistic Regression, Multivariate Adaptive Regression Splines, Support Vector Machines, Random Forest, Gradient Boosting are selected as base classifiers and fitted on the data sets. Second, a stacked generalization ensemble model is integrated through these base classifiers. The model is evaluated on four real-life credit scoring data sets to test its prediction performance and effectiveness. Four performance metrics are chosen to evaluate performance of single base models and stacking. The results demonstrated that the model has slightly better performance than the single base model classifiers in terms of different performance criteria. This study shows that this method can be an alternative and provide an effective decision support for the financial institutions. Keywords: Credit Scoring, Machine Learning, Stacking, Classification, Probability of Default
The impact of financial management practices on the loan performance of the commercial banks in Baghdad
Commercial banks strive to manage their working capital well while organizing their budgets to enhance their financial performance. Even though many studies have been done to figure out how well bank loans work based on different predictors, little progress has been made in studying the characteristics of loan performance in terms of loan cost effectiveness and default rates. As a result, the focus of this study was to find out the impact of financial management practices (risk management - working capital management - budgeting) on loan performance (loan cost efficiency - default rates) of commercial banks in Baghdad. This thesis relied on the quantitative approach by distributing a questionnaire to the employees of some Iraqi banks. This study found that the better the working capital management and budget management, the higher the cost efficiency of the loan. As for risk management has little effect on the cost efficiency of the loan, and the better the risk management and working capital management, the lower the default rates. Banks can improve the loan performance by incorporating financial management strategies to their operations. It may also help policymakers influence their policies and improve financial management approaches in banks as a way to improve loan performance.
Dünya Bankası kredilerinin performansının belirleyicileri: Türkiye örneği
Bu çalışmada, DB'nın Türkiye'ye sağladığı kredilerin, kredi düzeyinde başarı faktörleri analiz edilmektedir. Literatürde makro değişkenler kullanarak ülkeler arası karşılaştırmayı inceleyen çalışmalar, aynı ülke içindeki krediler arasındaki farklılıklarının önemli bir kısmını gözden kaçırabildiğinden, bu çalışmanın, kredi kullanım büyüklüğü açısından Türkiye gibi önemli bir ülkeyi kredi seviyesinde incelemesi özgün tarafını oluşturmaktadır. İncelenen krediler kapsamında yürütülen program ve projelerin tamamlanma tarihleri 1997-2017 arasında değişmektedir. Analizlerde bağımlı değişken olarak her bir kredi için DB IEG birimi tarafından verilen başarı notları kullanılmıştır. İstatistiksel yöntemler aracılığıyla kredi/program/proje düzeyindeki bağımsız değişkenlerin kredi başarısı ile istatistiksel ilişkileri analiz edilmiş ve lojistik regresyon yöntemiyle bu değişkenlerin başarıyı tahmin etme gücüne bakılmıştır. Nihai olarak, analiz sonuçları literatür bulgularıyla mukayese edilerek tartışılmış, politika önerileri geliştirilmiş ve gelecekteki araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Dünya Bankası, Kredi Başarısı, Kalkınma Yardımları, Dış Yardımların Etkililiği, Program Kredileri, Proje Kredileri, Performans
A threshold cointegration analysis of Turkish loan rates
After global financial crisis in 2008, new discussions raised in the monetary transmission mechanism literature. In this sense, in end-2010, the Central Bank of Republic of Turkey (CBRT) has adopted unconventional approach where multiple interest rates would be used to conduct a more effective monetary policy. This study assesses how policy-induced changes in interbank money market rates affect commercial banks' interest rates for consumer, vehicle, housing and commercial loans in Turkey over the period of 2011M1-2019M7. To do so, asymmetric threshold cointegration approach by Enders and Siklos (2001) is employed, where threshold autoregressive (TAR) and momentum threshold autoregressive models (MTAR) is used to capture the asymmetric adjustment behaviour of the loan rates. Empirical results show that complete pass-through exists only in consumer and vehicle loan rates while incomplete pass-through exists in housing and commercial loan rates. The asymmetric adjustment behaviour appears to vary across loan types and different model specifications. Specifically, the asymmetric adjustment in housing loan rates in the form of downward rigidities implies that housing loan rates respond faster to increases in interbank money market interest rates. Within this context, our findings suggest that several steps to intensify the competition in banking sector could provide complete and symmetric pass-through processes, which will eventually strengthen the efficiency of monetary transmission mechanism. Keywords: Interest Rate Pass-Through, Loan interest rates, Asymmetric Threshold Cointegration
Covid-19 salgınının Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması ve karşılıklarına etkisi
Bu çalışmada temel olarak Covid-19 salgınının Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması, tahsili gecikmiş alacak bakiyesi ve krediler için ayrılan karşılıklar üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Bu kapsamda ilk olarak bankaların vermiş olduğu kredilerin sınıflandırılmasının muhasebe ve finansal kökeni niteliğindeki IAS-39 standardına değinilmiş daha sonra ise IAS-39 standardına getirilen eleştirilerden ve IFRS-9'a geçiş sürecinden bahsedilmiştir. Bir sonraki bölümde ise IFRS-9 standardından ve bu standart ile getirilen beklenen kredi zararları modelinden bahsedilmiş olup, bu standardın ülkemizdeki mevzuat izdüşümü olan eski ve yeni Karşılık Yönetmeliklerine değinilmiştir. Çalışmanın son bölümlerinde ise Covid-19 salgınının dünyada ve ülkemizdeki etkileri ve bunları gidermek için alınan önlemlerden bahsedilmiş ve Türkiye'deki bankaların kredi sınıflandırması, karşılıkları ve tahsili gecikmiş alacaklarına yönelik etkileri üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu etkilere yönelik olarak kamu ve denetim otoriteleri ile bankalar tarafından uygulanan politika ve alınan kararlar çerçevesinde bazı tedbir, eleştiri ve öneriler sunulmuştur. Sonuç kısmında ise salgının ülkemizdeki kredi sınıflandırması ve karşılıkları üzerindeki etkilerine yönelik genel bir değerlendirmede bulunulmuş ve bazı sorunlara dikkat çekilerek bunların çözümünün salgın sonrası dönem adına önemi vurgulanmıştır.