Family attitude

78 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin çocuklarının boş zamanlarını organize etme tutumları üzerine sosyolojik bir inceleme: İstanbul'da bir saha çalışması

Bu çalışmanın amacı, İstanbul'daki farklı gelir gruplarından ebeveynlerin ortaokul çağındaki çocuklarının boş zamanlarını organize etme davranışları ile sahip oldukları sosyal, kültürel ve ekonomik sermayeleri arasındaki ilişkiyi sosyolojik olarak analiz etmektir. Ebeveynlerin çocuklarının hane içi ve hane dışı sosyalizasyonlarına yönelik tutumları çocukların eylemde bulunabilme kapasitesi (agency) odağında ele alınmaktadır. Çalışmanın örneklemi, 2016-2017 akademik yılında İstanbul'a bağlı Üsküdar ilçesinin farklı mahallelerindeki iki ortaokula giden çocukların ebeveynleridir. Nitel yöntemin benimsendiği bu çalışma kapsamında, amaçlı örnekleme tekniğiyle belirlenen 365 ebeveyne anket uygulaması yapılmış ve kota örnekleme tekniğiyle belirlenen 37 ebeveyn, öğretmen ve idareciyle yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Saha çalışmasından elde edilen veriler ışığında orta gelirli ailelerinin çocuklarının sosyalizasyon ortamlarının büyük ölçüde sokak gibi kurguya açık alanlardan kapalı mekânlara dönüştüğü ifade edilebilir. Sürekli hedef koyan pragmatist eğilimlere sahip ebeveynler, çocukların meşgul oldukları faaliyetleri daha yoğun ve çok yönlü biçimde gözetim altına almaktadır. Çocukların kendilerine özgü akran kültürü oluşturma süreçlerinin ebeveynlerin otoritesine doğrudan bağımlı olduğu tespit edilmiştir. Yeni medya araçlarının, ebeveynlerin evde ve dışarıda çocuklar üzerindeki denetim ve tahakküm alanlarını genişleterek bir süper gözetim aygıtı haline geldiği bulgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Çocuk, Boş zaman, Ebeveyn Otoritesi, Çocukluk Sosyolojisi,İstanbul.

Aile tutumuAna-baba tutumuBoş zamanları değerlendirme+6
Hamide Elif Üzümcü
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişki

İnsan çevresinden etkilenen sosyal bir varlıktır. Bir çocuğun ilk sosyal çevresi ise doğduğu andan itibaren onunla etkileşim kuran ailesidir. Sorumluluk da çocuk tarafından ilk olarak ailede öğrenilir. Erken çocukluk dönemi, kişilik ve bireysel kimlik ediniminde elzem bir zaman dilimidir. Bu dönemde ebeveynlerin çocuğa sergilediği tavır ve tutumlar, ilerde çocuğun bürüneceği kişiliğe etki etmektedir. Ebeveynlerin tavır ve tutumları çocuk için sorumluluk alabilmeyi destekleyebileceği gibi sorumluluk almaya engel de teşkil edebilmektedir. Sorumluluk edinimi ailede başlar ve zamanla kişinin kendi deneyimleriyle desteklenir. Bu çalışmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2024- 2025 eğitim öğretim yılında Bingöl il merkezinde bulunan resmi anaokulu ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların öğretmen ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmış olup araştırmaya katılım sağlayan veliler ulaşılabilir örneklemi oluşturmuştur. Örneklem; 297 kız, 311 erkek olmak üzere toplam 608 çocuğun ebeveyn ve öğretmenlerinden oluşmaktadır. Verilerin toplanması için Ebeveyn Tutum Ölçeği, Sorumluluk Düzeyleri Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul öncesi dönem çocuklarının sorumlu davranma düzeyleri ile demokratik ebeveyn tutumu arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna karşılık otoriter, izin verici ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumları ile çocukların sorumlu davranma düzeyleri arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca ebeveyn tutumları; çocuğa, ebeveyne ve aileye dair çeşitli demografik verilere göre incelenmiştir. Sonuçlar alanyazındaki diğer araştırmaları referans alarak tartışılmış ve gerekli önerilere yer verilmiştir.

Aile tutumuAna-baba tutumuDemokratik tutum+7
Emine Katıksız
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp 1 dıyabetes mellitus tanısı olan ergenlerde yatışı olan ve olmayan hastaların benlik saygısı ve aile tutumlarının karşılaştırlması

Giriş: Tip 1 Diyabetes Mellitus (DM) hastalığı çocuk ve ergenlerde bilinen en yaygın kronik hastalıklar arasında tanımlanmaktadır ve bu nedenle bu popülasyonda önemli sağlık problemlerini temsil etmektedir. T1DM tanısı olan çocuk ve ergenlerde hastalık bütüncül olarak ele alınmalıdır, fiziksel boyutunun yanında tedavi uyumunu önemli derece etkileyen hasta ve bakım verenlerinin psikolojik durumları, uyum güçlükleri ve hastalığa yaklaşımları da değerlendirilmelidir. Bu çalışmada yatış gerekliği olan ve olmayan hastaların arasında hastanın benlik saygı düzeyi ve anne baba tutumunun tedavi uyumunda ön görücü olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın etik kurul onayından sonra Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Çocuk Endokrinologi servisinde tip 1 diyabet tanısıyla yatışı olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 12-18 yaş arası 40 çocuk ve ergen vaka grubu olarak ve yaş ve cinsiyet açısından benzer özellikler gösteren, çocuk endokrinoloji polikliniğinde yatışları olmadan T1DM tanısıyla takip edilen ve çalışmaya dahil olmayı kabul eden 38 çocuk ve ergen kontrol grubu olarak alınmıştır. Her iki grupta aydınlatılmış onay formu alındıktan sonra araştırmacı tarafından sosyodemografik özelliklerinin yer aldığı bir veri toplama form doldurulmuştur. Psikiyatrik bozukluklar tanıları yarı yapılandırılmış Okul Çağı Çocukları için Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi- Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonuyla (ÇDŞG-ŞY) araştırmacı tarafından değerlendirilmiştir ayrıca katılımcılardan Anne Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve Coopersmith Benlik Saygı Envanterinin doldurulması istenmiştir. Bulgular: Çalışmamızın vaka ve kontrol grubunda hastaların yaşları ve cinsiyetleri anlamlı farklılık göstermemiştir (p >0.05). Vaka grubunda tanı yaşı ortalama 8.5 ± 4.1 ve kontrol grubunda 10.6 ± 3.1 olarak saptanmıştır ve sonuç olarak vaka grubunda tanı yaşı, kontrol grubundan anlamlı olarak daha düşük tespit edilmiştir (p = 0.023). Çalışmamızda vaka grubunun ortalama son HbA1c düzeyleri 9.4 ± 2.1 ve kontrol grubunun ortalama son HbA1c değeri 7.6 ± 1.2 olarak belirlenmiştir, vaka grubunda bu değer istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p <0.001). ÇDŞG-ŞY-DSM-5 yarı yapılandırılmış psikiyatrik değerlendirme sonuçları vaka grubunda daha fazla Depresyon tanısı, Yaygın Anksiyete Bozukluğu ve Sosyal Fobi tanısı olarak belirlenmiştir (depresyon p <0.001), (yaygın anksiyete p <0.001), (sosyal fobi p = 0.011). Vaka grubunda %76.2 annelerin demokrat tutumu ve %23.8 otoriter tutumu gösterdikleri belirlenmiştir. Bu grupta babaları tutumu %69.0 demokrat ve %31.0 otoriter olarak görülmüştür. Kontrol grubunda annelerin %92'si demokrat ve %7.9'u otoriter tutum sergilerken babaların %84.2'si demokrat tutum ve %15.8'i otoriter tutum göstermişler. Guruplar arası karşılaştırmada anlamlı olarak vaka grubunda otoriter anne baba tutumu daha fazla görülmüştür (Anne Demokrat p=0.006), (Baba Demokrat p= 0.023). Coopersmith Benlik Saygı Envanterinin alt boyut puan ortalamalarının dağılımına bakıldığında vaka grubu katılımcıların benlik saygı tam ve genel puanı kontrol grubundan anlamlı olarak düşük bulunmuştur ve benzer şekilde ev aile öz saygı puanı anlamlı farklılık göstermiştir (tam puan p=0.007), (genel puan p= 0.048), (aile ev puan p=0.002). Sonuç: Çalışmamızda, kronik bir hastalık olan T1DM'in kötü metabolik kontrol ve uygun düzeyde olmayan tedavi uyumu ile çocuk ve ergenlerin düşük benlik saygısı ve yaşadığı ailede otoriter anne baba tutumuyla ilişkisi gösterilmiştir. Ayrıca bu çalışmada metabolik kontrolü kötü giden vaka grubunda elde ettiğimiz yüksek ruhsal hastalık oranları, T1DM'in sadece fiziksel bir hastalık olmadığını, bireyin psikolojik, sosyal, emosyonel işlevselliğini de olumsuz etkilediğini düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: T1DM, benlik saygısı, otoriter anne baba tutumu, psikiyatrik tanı

Aile tutumuBenlik saygısıDiabetes mellitus+5
Tellı Zadehgan Afshord
Bezmialem Vakıf University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli çocuklara sahip ailelerin sosyal dışlanma problemi üzerine bir araştırma: Çorum örneği

Bu çalışmada, engelli çocuklara sahip olan ailelerin toplumsal yaşama katılımlarını etkileyen ve/veya engelleyen sosyal dışlanma problemi başta olmak üzere sorunlarını tespit etmek, ayrıca engel tipinin engelli ailesinin sosyal yaşam üzerindeki etkisini ve engel tipleri arasında ailelerin toplumsal yaşama katılımları açısından farklılık olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır. Aynı zamanda çalışmada, engelli bireylere sahip olan ailelerin kurumsal, sosyo-ekonomik ve psikososyal açıdan yaşadıkları sosyal dışlanma ve toplumda var olagelmiş bu dışlanmanın zaman içindeki değişimi ve ailelerin geleceğe yönelik beklentileri de incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümde kavramsal çerçevede engellilik olgusu, engellilik türleri ve sosyal dışlanma kavramları üzerinde durulmuş olup, ikinci bölümde ise engelli birey ve ailelerin içinde bulundukları durumu anlamlandırmada toplumsal bilinç ve eğitimin rolü üzerinde çalışılmıştır. Üçüncü bölümde çalışmanın yöntemi hakkında bilgi verilmiş olup, dördüncü bölüm bulgular kısmından oluşmaktadır. Çalışma, Çorum il merkezinde bulunan İlk Arzum Özel Eğitim Ve Rehabilitasyon Merkezinde eğitimine devam eden engelli öğrencilerin ebeveynleri ile yapılmıştır. Araştırmada veriler derinlemesine görüşme formu uygulanarak toplanmıştır. Yapılan görüşmeler neticesinde engelli bireylerin ve ailelerinin toplumsal yaşama katılımlarında değişik biçimlerde sosyal dışlanmaya maruz kaldıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Engellilik, Engelli Birey ve Aile, Sosyal Dışlanma

Aile sorunlarıAile tutumuEbeveynler+6
Hüseyin Başkaya
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hiperaktivite ve dikkat eksikliği (HADE) teşhisi konulmuş ilköğretim birinci kademe öğrencilerinin annelerine yönelik psikososyal yardım uygulaması: Deneysel çalışma

Bu çalışmada, Hiperaktivite ve Dikkat Eksikliği (HADE)/Öz denetim ve Motivasyon Sorunu (ÖMS) yaşayan ilköğretim 1. Kademe öğrencilerinin annelerine yönelik olarak, Diana Baumrind'in (1967) çalışması doğrultusunda hazırlanan bir psikososyal yardım programı uygulanmış ve bu eğitim sonucunda öğrencilerin HADE/ÖMS puanlarında farklılaşma olup olmadığı incelenmiştir. Eğitimde, annelerin çocuklarıyla ilişkilerini yeniden düzenlemelerinde yardımcı olmak amacıyla doğru ve etkili iletişim, çocuklarının yaşlarına uygun sosyal, bilişsel, duygusal, davranışsal talepler, gelişimi destekleyici denetim kurma biçimleri, sıcak, yakın ve destekleyici bir ilişki kurmanın yolları konuları hakkında bilgi verilmiştir. Örneklem Adana Seyhan ilçesinde bulunan iki, Mersin Toroslar ilçesinde bulunan bir ilkokuldan seçilen 50 öğrenci ve bu öğrencilerin annelerinden oluşmaktadır. Veriler, Conners Öğretmen Değerlendirme Ölçeği (CÖDÖ), Conners Anababa Değerlendirme Ölçeği CADÖ), Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumu Ölçeği (AHÇYTÖ) ile toplanmıştır. Araştırmanın deneysel kısmından elde edilen nicel veriler, 2009-2012 yılları arasında yürütülmüş olan Evde Destek Çalışması'na (EDÇ) katılan 4 anne ile yarı yapılandırılmış görüşme formuyla elde edilen bilgilerle desteklenmiştir. Evde Destek Çalışması da Baumrind'in bulguları doğrultusunda olgunluk talepleri, iletişim, denetim, sevecenlik çatısı üzerine oturtulmuştur; deneysel çalışmadan farklı olarak, ev ortamında anne ve çocukla yoğun ve yakın bir ilişki kurmayı, gözlem yapmayı, dönüt vermeyi, model olmayı, eşlik etmeyi, anne ve çocuğun gerilimini azaltmayı, ailenin yıpranmış ilişkilerini yeniden doğru bir şekilde kurmayı içermektedir. EDÇ'den elde edilen bilgilerin değerlendirilmesinde betimsel analiz tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, deneysel çalışmada annelere verilen 2 aylık eğitim sonucunda, anne-çocuk ilişkilerinin gelişim açısından destekleyici bir niteliğe bürünmesinde önemli olan problem çözme, iletişim, duygusal tepki verebilme, genel işlevler ve demokratik tutum puanlarında olumlu yönde bir artış görülmüştür. Gelişim açısından engelleyici aşırı koruyuculuk, sıkı/katı disiplin, ev kadınlığı rolünün reddi, karı koca geçimsizliği gibi tutumlara dair puanlarda azalış görülmektedir. Öğrencilerin HADE/ÖMS'ye özgü davranış puanlarında ise .05 güven aralığında anlamlı bir farklılaşma olduğu (p=0.008), puan ortalamalarının %25 azalarak 63,08'den 47,32'ye düştüğü tespit edilmiştir. EDÇ grubunda yer alan çocukların puan ortalamaları ise %61,6 azalarak 41,75'ten 16,00'ya düşmüştür. EDÇ'ye katılan annelerin, deneysel çalışmaya katılan annelerin kazanımlarına ilaveten roller ve gereken ilgiyi gösterme alt boyutlarında gelişim kaydettikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: HADE/ÖMS, psikososyal yardım, aile, çocuk yetiştirme tutumları

Aile eğitimiAile içi ilişkilerAile tutumu+7
Ayşegül Harputlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde kişilik özelliklerinin ve aile tutumlarının karar verme, problem çözme, irritabilite üzerine etkisi

Giriş: Çocuk ve ergen popülasyonda yaygın görülen dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda kişilik özelliklerinin ve aile tutumlarının, karar verme, problem çözme becerisi ve irritabilite ile ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya DEHB tanısı olan, 12-18 yaş arası 69 olgu ve 69 sağlıklı kontrol dâhil edilmiştir. Katılımcıları ÇDŞG-ŞY-T ve DSM-5'e göre yapılan klinik görüşme ile psikiyatrik tanılar açıdan değerlendirdik. Olgu ve kontrol grubu çocuk ve ergenler EKVÖ, PID-5-BF, Düzey 2 İrritabilite Ölçeği 11-17 Yaş ve PÇE, ebeveynleri ise AHÇYT, SVF, Turgay DSM-IV Yıkıcı Davranış Bozuklukları Değerlendirme Ölçeği doldurdu. Bulgular: Kırsal kesimde yaşamanın DEHB riskini arttırdığını bulduk. Olguların annelerinin daha düşük eğitim düzeyleri olduğunu gördük. Olgu grubunun arkadaş ve kardeş ilişkilerinde, ödev yapmalarında ve evdeki uyumunda çok daha fazla sorun yaşadığını, teknolojik cihaz kullanımına daha erken yaşta başladıkları, problem çözme becerilerinin sağlıklı kontrollere göre oldukça düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. DEHB olan bireylerde incelediğimiz olumsuz kişilik özelliklerinin hepsinin karar vermede öz saygı üzerine istatistiksel olarak anlamlı şekilde negatif, olumsuz karar verme stilleriyle pozitif ilişkili olduğunu gördük. Yine çalışmamızdaki tüm kişilik özelliklerinin olumlu karar verme özelliği olan ihtiyatlı seçicilikle negatif ilişkide olduğu; dizinhibisyon, psikotizm ve uzak olmanın ise istatistiksel olarak anlamlı fark ortaya koyduğunu gördük. DEHB olan bireylerde negatif kişilik özellikleri artıkça problem çözme becerilerinin düştüğü, incelediğimiz kişilik özelliklerinin irritabiliteyle pozitif ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. DEHB olan çocuk ve ergenlerde aile tutumlarıyla çocuğun karar verme, problem çözme becerilerinin ilişkili olmadığı, irritabiliteyle ise sadece ev kadınlığı rolünün reddinin anlamlı ilişkide olduğu sonucuna ulaştık. Tartışma ve Sonuç: Çalışmamız sonucunda DEHB olan bireylerde sosyal becerilerin ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesini hedefleyen erken terapötik müdahalelerin gerekli olduğu, DEHB olan bireylerin kişilik özelliklerinin değerlendirilip, uygun şekilde müdahale edilmesiyle karar verme stillerine, irritabilite ve problem çözme becerilerine olumlu katkı yapabileceği düşünülmektedir.

Aile tutumuDuyarlılıkErgenler+5
Hüseyin Eren Köse
Manisa Celal Bayar University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda aile tutumları ve ilaç kullanımına etkisi

ÖZET Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunda Aile Tutumları ve İlaç Kullanımına Etkisi Amaç: Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, genetik ve çevresel etkenlerin değişik orandaki katkısıyla ortaya çıkan ve çocuğun yaşam kalitesini bozan nörogelişimsel bir bozukluktur. Aile tutumları hastalığın seyrinde ve şiddetinde oldukça önemli yer tutmaktadır. Bu çalışmada, DEHB'li bireylerin ebeveynlerinin aile tutumunun DEHB belirtileri üzerindeki etkisi ve ilaç kullanımındaki yanıta katkısı incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: 6-12 yaş aralığında DEHB'li 167 olgu çalışmaya alınmıştır. Tedavi öncesi-sonrasında Conners Anne-Baba Derecelendirme Ölçeği (CADÖ), Turgay Aile DEHB ölçeği (TÖ) ve Stroop Test uygulanmıştır. Tedavi öncesinde ayrıca Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ), Conners Öğretmen Derecelendirme Ölçeği (CÖDÖ), Anne-Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği (AHÇYTÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Olguların yaş ortalaması 8.3±1.7 idi. Olguların % 73,7'si erkek, % 26,3'ü ise kızdır. Olguların % 62,3'ü DEHB-DE, % 37,7'si ise Bileşik alt tiptir. Olguların % 50,9'u ailesini otoriter, % 37,1'i izin verici/hoşgörülü, % 10,2'si ihmalkar, % 1,8'i ise demokratik olarak algılamaktadır. DEHB-DE tipin ailesi, bileşik tipe göre çocuklarını daha fazla korumakta ve demokratik davranmakta iken, bileşik tipin aileleri, DEHB-DE tipe göre evlilik çatışması ve ev kadınlığı reddi daha fazla olmakta; olgulara daha fazla disiplin uygulamaktadır. Otoriter ve hoşgörülü aile tutumunda tedavi sonrası CADÖ alt puanlarında istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler saptanmıştır. Sonuç: İşlevsel olmayan disiplin yöntemleri ile aile içi çatışma artmakta, ebeveyn-çocuk arasındaki iletişim bozulmaktadır. Tedaviye verilen yanıt farklı aile tutumlarında benzer şekilde ve anlamlı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: DEHB, aile tutumu, disiplin, ilaç kullanımı.

AileAile tutumuDikkat+3
Oğuz Sevince
Çukurova University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde görülen internet bağımlılığı ile algılanan anne baba tutumu ve iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinde görülen internet bağımlılığı ile algılanan anne baba tutumu ve iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup, araştırmaya Adana ili merkez ilçelerinden Çukurova, Seyhan ve Yüreğir ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullar arasından seçkisiz tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen altı okul dahil edilmiştir. 2016-2017 eğitim - öğretim yılında araştırmaya dahil edilen okullardan 612 öğrenci seçilerek çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", "İnternet Bağımlılığı Ölçeği", "Anne Baba Tutum Ölçeği" ve "İletişim Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler; bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizleri kullanılarak yorumlanmıştır. "İnternet Bağımlılığı Ölçeği"ne göre öğrenciler; "İnternet Bağımlısı", "Sınırlı Semptom Gösteren" ve "Semptom Göstermeyen" olmak üzere üçe ayrılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre; katılımcılar arasında internet bağımlısı öğrenci tespit edilmemiş olup sınırlı semptom gösteren öğrencilerin oranı %7,68'dir. Çalışmada öğrencilerin internet bağımlılığı puanlarının cinsiyet, sınıf, günlük internet kullanım süresi, internet kullanım geçmişi ve oynadıkları dijital oyunların yaş sınırı ile anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Çalışmada öğrencilerin internet bağımlılık puanlarıyla demokratik, ihmalkar ve müsamahakar ebeveyn tutumu ve iletişim becerileri arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: İnternet bağımlılığı, anne baba tutumu, iletişim becerileri

Aile tutumuAna-baba tutumuBağımlılık+5
Fikri Pekel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Koruyucu aile yanında kalan çocukların aile aidiyet duygularına etki eden faktörlerin değerlendirilmesi: İzmir örneği

Amaç: Koruyucu aile hizmetinden yararlanan korunma altındaki çocukların aile aidiyet duygusuna etki eden faktörleri betimlemeyi ve hizmeti çocuk yararına daha iyi hale getirecek önerilere ulaşmayı amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma betimleme amaçlı niteliksel bir çalışmadır. Veriler, yüzyüze yapılan derinlemesine görüşme yolu ile İzmir'de koruyucu aile hizmetinden yararlanan koruma altındaki 12-18 yaş aralığındaki çocuklar ile koruyucu ailelerinden toplanmıştır. Görüşmeler Maxqda Programı aracılığıyla tümevarımsal tematik analiz yolu ile incelenmiştir. Bulgular: Katılımcılardan elde edilen veriler incelendiğinde "Koruyucu Ailenin Çocukla İlişkisini Etkileyen Faktörler" ve "Çocukların Aile Aidiyet Duygusunu Etkileyen Faktörler" şeklinde iki ana tema altında kümelendikleri görülmüştür. Koruma gereksinimi duyan çocuklarının kişisel özelliklerine saygı duyan, sorunlarına duyarlı, iletişim ve baş etme becerileri yüksek, çocukları ile kaliteli vakit geçirmek konusunda arzulu koruyucu ebeveynlerin çocuklarının aile aidiyet duygusunun yüksek olduğu görülmüştür. Koruyucu aile olmak isteme nedenlerinin, çocuğun kişiliğinin, öz ailesi hakkındaki düşüncelerinin ya da çocukların travmatik yaşam deneyimlerinin aile aidiyet duygusu üzerindeki etkisinin çok sınırlı olduğu anlaşılmıştır. Sonuç: Koruyucu aile hizmetinden yararlanan çocukların aile aidiyet duygusunu etkileyen faktörler, ailelerin iletişim ve başetme becerileri olup çocuklarına karşı demokratik anne-baba tutumu sergileyen aileler için hissedilen aidiyet duygusu yüksektir. Anahtar kelimeler: Koruyucu aile, korunma gereksinimi duyan çocuk, aile aidiyet duygusu

AidiyetAidiyet duygusuAile+4
Hüray Aydoğan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarında otizm spektrum bozukluğu olan annelerin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinin çocuktaki otizmin ağırlık derecesine göre karşılaştırılması

Bu çalışma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış olan çocukların annelerinin etkilenme düzey ve şekillerini saptamayı amaçlamıştır. Bu amaçla yapılan çalışma nedensel karşılaştırma modeli bağlamında yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu otizm spektrum bozukluğu olan 194 çocuğun annesinden oluşmaktadır. Araştırma verileri Sosyo-Demografik Form, Beck Depresyon Envanteri, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2 Türkçe Versiyonu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi bağımsız örneklemler t testi ve Mann-Whitney U testi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda otistik bozukluk indeks puanları yüksek olan çocukların annelerinin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeyleri, otistik bozukluk indeks puanları düşük olan çocukların annelerinin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinden anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ve olası çözümler literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile hayatıAile işlevleriAile tutumu+7
Atila Tunçel
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Tüketici davranışını belirleyen faktörlerden biri olarak okul öncesi (4-6 yaş grubu) çocuğun aile satın alma kararına etkisi (Akhisar uygulaması örneği)

Modern pazarlama anlayışı tüm faaliyetlerinin merkezine tüketiciyi koymuştur. Tüketicinin memnun edilmesi yolu ile uzun dönemde karlılık, günümüz modern pazarlama anlayışını benimsemiş işletmelerin amacıdır. İşletmeler istek ve ihtiyaçlarını tatmin edecekleri tüketicileri yakından tanıma gereksinimi duymaktadırlar. Aile toplumun en küçük karar birimidir. Günümüz de anne baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile yapısı yaygın olarak karşımıza çıkmakta ve bu aile içinde kararlar eşitlikçi bir yaklaşım ile alınmaktadır. Toplumun değişen sosyoekonomik yapısı, aile içindeki rollerin de değişmesine neden olmuştur. Yeni aile yapısı içinde, artık çocuklar da kararlarda söz hakkına sahip aile bireyleri durumundadırlar. Bu çalışma ile 4-6 yaş grubu çocukların ailelerin satın alma kararlarına etkileri farklı ürün grupları dikkate alınarak incelenmiştir. Ayrıca anne-babaların çocukları ile birlikte alışveriş deneyimleri ve çocukların tüketici olarak sosyalleşmesi konularında düşünceleri araştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; örneklem grubu içinde yer alan ailelerde anne ve babaların büyük çoğunluğunun 31-35 yaş aralığında ve üniversite mezunu oldukları, annelerin ev hanımı, memur ve öğretmen, babaların ise esnaf, işçi ve öğretmen oldukları görülmektedir. Örneklem büyük oranda orta gelirli, iki çocuklu, eşitlikçi ve çekirdek ailelerden oluşmaktadır. Çocuklar özellikle kendi kullanımlarında olan ürünler söz konusu olduğunda ailenin satın alma davranışı üzerinde anne babalarından daha etkilidirler. Çocukların satın alma davranışına etki eden faktörler; ihtiyaç, sosyal çevre, reklamlar, aile bireyleri, mağaza ve vitrinler, promosyonlar ve internettir. Araştırmada bu faktörlerin; ailenin tipi, annenin eğitimi ve mesleği, babanın eğitimi ve mesleği, ailenin toplam geliri, çocuk sayısı, çocuğun cinsiyeti, çocuğun marka farkındalığı, reklam mesajı farkındalığı, fiyat farkındalığı ve çocuğun bilinçli bir tüketici olması düşüncesi ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca çocukların tüketici olarak davranışları ile annenin yaşı ve eğitimi, babanın yaşı ve eğitimi, ailenin aylık toplam geliri ve çocuk sayısı arasında ilişki tespit edilmiştir. Okul öncesi eğitim aşamasında bulunan 4-6 yaş grubu çocukların araştırma evreninin kısıtlılığı çerçevesinde ailenin satın alma ve tüketim kararlarında çeşitli düzeylerde etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Aile, Çocuk, Satın alma, Tüketici, Tüketim

Aile tutumuManisa-AkhisarOkul öncesi dönem+5
Sinem Kabasakal
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Aile yapısının, aile tutumlarının ve televizyonun 2 - 4 yaş arası çocukların dil gelişimine etkisinin incelenmesi (Muş ili örneği)

Araştırmanın temel amacını aile yapısının, aile tutumlarının ve televizyonun 2- 4 yaş arasındaki çocukların dil gelişimine etkisinin incelenmesi oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışma grubu, 2-4 yaş aralığında çocuğu olan 131 anne ve baba ile çocuklarından seçilmiştir. Araştırmada nicel verileri toplama aracı olarak Aile Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), Denver II Gelişimsel Tarama Testi, Peabody Resim Kelime Testi, TV İzlem Formu kullanılmıştır. Ele alınan amaçlar doğrultusunda SPSS 21 paket programı kullanılarak betimleyici istatistikler yapılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline başvurulmuştur. Araştırmada Fisher sonuçlarına göre, gelir düzeyine göre alıcı dil düzeylerinin değiştiği görülmektedir (x2= 17.172, p < 0,05). 2-4 yaş arası çocukların sosyoekonomik düzeylerine göre Denver puanları farklılaşmıştır (x2=14,828, p= 0,019). Ailelerin gelir düzeyleri ile çocukların dil gelişimi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu çalışmada ebeveyn tutumlarına yönelik bulgulara bakıldığında ülkemizde bu yönde yapılmış diğer çalışmalarla bir uyum söz konusudur. Peabody Resim Kelime Testi ortalama puanları açısından değerlendirildiğinde özellikle çekirdek ailelerde çocukların alıcı dil becerilerinin daha yüksek oranda (ileri düzey) (%37) temsil edildiği anlaşılmaktadır. Denver testi ortalama puanları açısından değerlendirildiğinde özellikle çekirdek ailelerde çocukların genel dil becerilerinin daha yüksek bir oranda (%49) temsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır. 2-4 yaş arası çocukların anne eğitim durumuna göre dil gelişimleri, alıcı dil (Peabody Resim Kelime Testi) açısından (X2= 13.584, p < 0,05) anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Anne eğitim düzeyinin alıcı dil üzerinde etkili olmasına karşılık genel dil gelişim düzeyinde etkili olmaması araştırmanın bir diğer önemli bulgusudur. 2-4 yaş arası çocukların baba eğitim durumuna göre dil gelişimleri, alıcı dil (Peabody Resim Kelime Testi) açısından (x2=12,34; p>0,05) anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Bir başka ifade ile babanın eğitimi durumu ile çocukların alıcı dil nitelikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmada sosyoekonomik düzeyin, annenin ve babanın eğitim durumunun dil gelişimine etkisi olduğu anlaşılmıştır. Aile tiplerinden geniş aile türündeki anne ve babanın eğitim durumu ile bu ailelerin ekonomik düzeylerinin düşük olması dolayısıyla çocuklarının dil düzeylerinin daha düşük olduğu düşünülmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda örneklem grubu genişletilerek araştırmanın tekrarlanabileceği, farklı yaş grubundaki çocuklar ve aileleri ile farklı yerleşim bölgelerinde yeniden yapılabileceği önerilebilir. Kardeş sayısı ve TV'de izlenen program türlerinin dil gelişimine etkisini belirlemek amacıyla araştırma genişletilebilir. Ayrıca örneklem grubunu kırsal ve kentsel yerleşim merkezinde yaşayan çocukların oluşturduğu bir çalışmanın yapılması da düşünülebilir. Anahtar kelimeler: Aile yapısı, aile tutumu, televizyon, dil gelişimi, çocuk.

AileAile tutumuAile yapısı+4
Filiz Altıparmak Ercan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik sorunlarının yaşanmasında eşlerin aile bireylerinin müdahalelerinin etkisi

Araştırmanın temel amacı eşlerin aile bireylerinin evliliğe müdahalelerinin evlilik çatışmalarındaki yerini irdelemektir. Çalışmada bireylerin eşlerinin aile üyeleriyle yaşadığı problemlerin nedenleri ve bu problemlerin eşler arasındaki ilişkilere yansıması üzerine odaklanılmaktadır. Araştırma kapsamında, katılımcılarının Elazığ'da yaşayan gelin, damat, kayınvalide ve kayınbabaların oluşturduğu, toplamda 34 kişiyle derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Bu araştırmada evlilikte eşlerin aile bireylerinin müdahalelerinin, evliliğin özellikle ilk dönemlerinde, eşler arasında çatışmaların yaşanmasında ve hatta boşanma kararının alınmasında önemli bir neden olduğu, evlilikte uyum ve mutluluğu azalttığı ve aile müdahalelerinden kaynaklanan problemlerin gelin, damat, kayınvalide ve kayınbabalar tarafından farklı algılandığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Aile, Evlilikte Ebeveyn Müdahaleleri, Evlilikte Çatışma.

Aile içi ilişkilerAile müdahalesiAile sorunları+7
Semra Altuğ
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin bilişim teknolojileri kullanımlarına yönelik ebeveynlerin denetimleri ve tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrenci ebeveynlerinin çocuklarının bilişim teknolojileri kullanımlarına yönelik tutumlarını, davranışlarını, denetimlerini ve getirdikleri sınırlamaları ortaya koymak ve ebeveynlerin bu tutumları ile öğrencilerin ders başarıları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu doğrultuda araştırmada öncelikle kullanılacak bir ebeveyn teknoloji tutum ölçeği geliştirilmiş ve uygulanmış; daha sonra öğrenciler ve ebeveynlerle görüşmeler yapılmıştır. Bu nedenle araştırma hem nicel hem de nitel verilere yönelik yürütüldüğü için karma yöntem şeklinde desenlenmiştir. Ölçek geliştirme sürecinde öncelikle pilot uygulama yapılmış; elde edilen veriler analiz edilerek ölçek üzerinde düzeltmeler yapılmıştır. Faktör analizi ve güvenirlik çalışmaları ardından ölçeğe son şekli verilmiştir. Demografik soruların, teknoloji kullanım durumlarının ve 18 maddelik ölçeğin yer aldığı anket Elazığ ili Merkez ilçede yer alan yedi devlet okulu ve dört özel okulda öğrenim gören 354 6. ve 7. sınıf öğrenci ebeveynlerine uygulanmıştır. Nitel veri toplama boyutunda ise rastgele belirlenen 13 öğrenci ve ebeveynleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Başarı bağımlı değişkenine yönelik elde edilen verilere göre; evinde bilgisayar ve internet erişimine sahip olan ve bu teknolojileri kullanmalarına izin verilen öğrencilerin sahip olmayan ve kullanmayanlara göre ders başarılarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ebeveynlerin çocuklarının bilişim teknolojileri kullanımlarına yönelik tutumları ile öğrenci ders başarı puanları arasındaki ilişki belirlenirken faktörler ayrı olarak ele alınmıştır. Ebeveynlerin teknolojinin eğitimde kullanımına yönelik tutum puanları ile öğrencilerin fen ve teknoloji, bilişim teknolojileri ve yazılım, yabancı dil derslerine yönelik başarı puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu; ebeveynlerin teknolojinin olumsuz etkilerine yönelik tutumları ile öğrencilerin fen ve teknoloji, bilişim teknolojileri ve yazılım derslerine yönelik başarı puanları arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanı sıra ebeveynlerin çocuklarının bilişim teknolojileri kullanımlarına yönelik tutumlarının olumlu olduğu ve özellikle eğitim amaçlı kullanmalarını destekledikleri; ancak çocuklarının sanal ortamlarda karşılaşabilecekleri olası riskler ve güvenlik tehditleri noktasında tedirgin oldukları ve bu nedenle çocuklarını bilgilendirerek, kontrol ederek ve bazı sınırlamalar getirerek önlem aldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilgi ve İletişim Teknolojileri (BİT), Ebeveyn, Tutum, Denetim ve Sınırlamalar, Başarı

AileAile işlevleriAile tutumu+7
Duygu Gür
Fırat University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitime devam eden çocukların kaygıları ile ebeveynlerinin kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Kaygı, kaynağı belirsiz olan, belirli bir süre devam eden endişe durumu olarak ortaya çıkar. Kaygı insanların günlük hayatlarında sık sık ve farklı düzeylerde yaşadıkları duygu durumu olarak adlandırılabilir. Hem okul öncesi dönem çocuklarında ve hem de onların ebeveynlerinde farklı zamanlarda farklı düzeylerde kaygıya rastlanmaktadır. Kaygı ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmıştır. Ancak ebeveyn kaygıları ile çocuk kaygılarının birlikte çalışıldığı araştırmaların sınırlı sayıda olduğu görülmüştür. Yapılan bu araştırma, çocuklarının kaygıları ile ebeveynlerin kaygıları arasındaki ilişkiyi, bunları etkileyen çeşitli değişkenleri ortaya koyması bakımından önemlidir. Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitime devam eden çocukların ve ebeveynlerinin kaygılarının çeşitli demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi ve çocukların kaygıları ile ebeveynlerinin kaygıları arasında bir ilişki olup olmadığının ortaya konmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu okul öncesi eğitime devam eden 468 çocuk ve onların ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; çocuk ve ebeveyn bilgi formları ile Okul Öncesi Kaygı Ölçeği ve Yetişkinlik Ayrılma Anksiyetesi Anketi kullanılmıştır. Verilerin normal dağılmadığından verilerin analizinde; non-parametrik testlerden Mann Whitney U, Kruskal Wallis H ve Spaerman RHO'su kullanılmıştır Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; kız çocukların kaygı düzeyleri erkek çocuklardan anlamlı derecede yüksektir. Ayrıca çocukların okul öncesi eğitime devam süresi arttıkça kaygı düzeylerinin azaldığı ve öğrenim düzeyi yüksek ebeveynlerin daha az kaygılı çocuklar yetiştirdikleri görülmüştür. Ebeveynlerin kaygı düzeylerine ilişkin bulgularda ise; annelerin babalara göre daha kaygılı oldukları, eğitim düzeyi ve gelir durumu yüksek ebeveynlerin kaygı düzeylerinin düşük olduğu bulgusu el edilmiş ve ebeveyn kaygıları ile çocuklarının kaygıları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk kaygısı, Ebeveyn kaygısı, Okul öncesi

AileAile tutumuEbeveyn davranışı+5
Ahmet Bora
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de TIMSS 2015 uygulamasına katılan 4. sınıf öğrencilerinin fizik başarısının öğrenci ve aile özellikleri açısından incelenmesi

Bu çalışmada 2015 Uluslararası Matematik ve Fen Eğilimleri Araştırması (TIMSS 2015) uygulamasında ele alınan öğrenci ve aile faktörlerinin Türkiye'deki 4. sınıf öğrencilerinin fizik başarıları ile nasıl bir ilişki içerisinde olduğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma grubunu Türkiye' den TIMSS 2015 katılımcısı 6341 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Uluslararası Eğitimsel Başarıyı Değerlendirme Birliği'nden alınan veriler kullanılmıştır. Verilerin içeriğinde öğrenci ve aile özellikleri ve fizik başarı puanları yer almaktadır. Öğrencilerin fizik başarılarını etkileyen faktörleri tespit etmek için çok değişkenli regresyon analizi kullanılmıştır. Bu kapsamda bağımlı değişken öğrenci fizik başarısı; bağımsız değişkenler ise öğrenci ve aileye ait 21 değişken olmuştur. Araştırma bulgularına göre ilk aşamada sekiz değişkenden oluşan öğrenciye ait değişkenler girilmiştir. Bu değişkenler TIMSS 2015 4.Sınıf fizik başarısının %31,6'sını açıklamaktadır. İkinci aşamada 13 değişkenden oluşan aileye ait değişkenler girilmiştir. İki aşamadan oluşan tüm model fizik başarısındaki toplam varyansın %49,3'ünü açıklamaktadır. Son modelde öğrenciye ait değişkenlerin tümünün bağımlı değişken üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu görülürken aileye ait 13 değişkenden okul öncesi erken okuryazarlık etkinlikleri yaptırma düzeyi, ebeveynin okula ilişkin algı düzeyleri ve ebeveynin matematik ve fene karşı tutum düzeyi dışında kalan değişkenlerin anlamlı bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin fen dersinde kendine güvenme düzeyi, ebeveynin eğitim seviyesi, ebeveynin eğitim beklentisi, evde test dili konuşma sıklığı değişkenlerinin ise fizik başarısına en fazla katkı sağlayan değişkenler olduğu tespit edilmiştir.

Aile desteğiAile işlevleriAile tutumu+6
Gamze Yıldız
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim düzeyleri farklı bireylerin küresel ısınma konusundaki bilgileri ve aile yaşamındaki uygulamaları

Bu araştırma, Konya ili Ereğli ilçesinde yaşayan eğitim düzeyleri farklı bireylerin küresel ısınma konusundaki bilgilerinin ve aile yaşamındaki uygulamalarının belirlenmesini saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına alınan bireyler, araştırmacının görev yaptığı ilçe merkezinde görev yapan öğretmenler ve öğrenci velileri basit tesadüfî örneklem yoluyla seçilmiştir. Elde edilen verilerin sayı ve yüzde oranları tablolara yansıtılmıştır.Araştırmaya 125 üniversite öğrenim düzeyi ve 125 lise ve altı öğrenim düzeyine sahip olmak üzere toplam 250 birey katılmıştır.Verilerin toplanması amacıyla, bireylerin demografik bilgileri, küresel ısınma ve konutta enerji tasarrufu konusundaki bilgileri ve küresel ısınma, konutta enerji tasarrufu ve çevre koruma ile ilgili davranışlarının tespitine yönelik 76 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır.Değerlendirmeler sonucunda, üniversite düzeyinde öğrenim gören bireylerin küresel ısınma, ev araçları, ısınma, aydınlanmaya ilişkin bilgilerinin lise ve altı düzeyinde öğrenim gören bireylerden daha fazla olduğu saptanmıştır. Üniversite düzeyinde öğrenim gören bireylerin küresel ısınma, evsel atık, su tasarrufuna ilişkin davranışlarına lise ve altı düzeyinde öğrenim gören bireylerden daha fazla dikkat ettikleri, lise ve altı düzeyinde öğrenim gören bireylerin elektrik tasarrufuna ilişkin davranışlarının üniversite düzeyinde öğrenim gören bireylerden daha fazla dikkat ettikleri görülmüştür.Araştırmalardan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, bireylerin küresel ısınma, enerji tasarrufu, su tasarrufu, evsel atık, aydınlanma, ev araçları konusundaki bilgi ve uygulamalarının yükseltilmesine yönelik gerekli önlemlerin alınması önerilmektedir.Anahtar Kelimeler: Küresel ısınma, enerji tasarrufu, aile, eğitim düzeyi.

AileAile tutumuBilgi+6
Mülvin Öztürk
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Hamilelerin ev ve aileye ilişkin sorumluluklarını yerine getirmede karşılaştıkları sorunların araştırılması

Bu araştırma, kadınların hamilelik döneminde değişen duygu ve davranışlarını, ev işlerini kolaylaştırmak için kullandıkları ev aletlerini, ev işlerinde destek aldığı kişileri ve çalışan hamile kadınların işlerinde, evlerinde ne kadar zorlandıklarını saptamak amacıyla planlanıp yürütülmüştür. Araştırma, Ankara ili Altındağ ilçesi Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Araştırma ve Eğitim Hastanesine 2008 yılı içerisinde başvuran 400 hamile üzerinde yapılmıştır. Araştırma verileri hazırlanan anket formlarına bağlı kalınarak, hamile kadınlarla yüz yüze yapılan görüşmeler sonucunda toplanmıştır.Araştırmaya katılan hamile kadınlar, yaş grubu olarak en çok (%42.0) 24-? yaş grubunda ve ± 26.3 yaş ortalamasındadırlar. Kadınlardan ilköğretim (%43.8) mezunu olanlar çoğunluktadır. Hamilelerden 2 yıl ve 2 yıldan daha az zamandır evli (%39.8) olanlardan, ilk hamilelikleri (%45.0) ve hamileliklerinin son trimesterende (%46.8) olanlar çoğunluktadır. Hamile kadınlar (n=400) arasında çalışanların (58) oranı yaklaşık %15 kadardır. Kadınların ailelerinin yarıya yakını (%40.3) 601-1000TL arasında ve ortalama ± 1105.8TL aylık aile gelirine sahiptir.Araştırma sonucuna göre; kadınların hamileliklerinin ilk trimesterende aşırı bulantı ve kusmaları, II. trimesterende ise düşük tehdidi olduğu zaman ev işlerinde desteğe ihtiyaçlarının arttığı saptanmış, yapılan istatistiksel araştırma sonucuna göre de aradaki farkın önemli olduğu tespit edilmiştir (p<.05). Hamile kadınlardan 31 yaş ve üzerinde olanların diğer yaş gruplarına (24-? yaş ve 25-30 yaş) göre ev süpürmede ve yer silmede daha çok zorlandıkları belirlenmiştir, yapılan istatistiksel araştırma sonucuna göre de fark önemli bulunmuştur (p<.05). Kadınların hamileliklerinin son trimesterende ev süpürmede ve alışverişe çıkmada daha çok zorlandıkları saptanmıştır, bu dönemde görülen zorlanmalar anlamlı bulunmuştur (p<.05). Kadınların hamileliklerinin her üç trimesterlerinde de halı silmede ve kapı-pencere temizliğinde çok zorlandıkları tespit edilmiştir (p<.05). Yemek yapmada ise her üç trimesterde olanların yaklaşık yarısının zorlanmadığı fakat en fazla zorlanmaların ilk trimesterde olduğu görülmüştür, yapılan istatistiksel araştırma sonucuna göre de aradaki farkın önemli olduğu saptanmıştır (p<.05).Eşlerin hamilelik döneminde öncesine kıyasla eşlerine daha çok yardım ettikleri saptanmıştır. Bununla birlikte kadınlara hamilelik esnasında yükseköğretim mezunu eşlerin, ilköğretim ve ortaöğretim mezunu eşlerden daha fazla yardım ettikleri bulunmuştur.Araştırma sonucunda; kadınlar hamilelikleri süresinde çeşitli zorlanmalarla yüz yüze gelmekte ve eğitim düzeyi yüksek erkekler hamilelik döneminde eşlerine daha fazla destek olmaktadırlar.Anahtar Kelimeler: Kadın, Hamilelik, Ev İşleri

AileAile işlevleriAile tutumu+6
Hasibe Akın
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretime geçişte uygulanan SBS'lerin ailelerin sosyal yaşantısına etkileri ve ailelerin bu sınavlara ilişkin duygu ve düşünceleri

Bu araştırmanın amacı, 6., 7. ve 8. sınıfta öğrenim gören öğrencilere yönelik uygulanan Seviye Belirleme Sınavı'nın (SBS) ailelerin sosyal yaşantısı üzerindeki etkilerini belirlemek ve ailelerin ve bu sınava ilişkin duygu ve düşüncelerini tespit etmektir.Araştırmanın çalışma grubunu 2009?2010 eğitim öğretim yılında Ankara ili Çankaya ve Keçiören İlçelerinden seçilen altı ilköğretim okulu ve bu okullarda öğrenimine devam eden 6, 7 ve 8. sınıflardaki 359 öğrencinin ailesi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak 2 ana bölümden oluşan bir anket kullanılmıştır. I. Bölüm ailelere ait demografik bilgiler ve sınava hazırlık çalışmaları ile ilgili sorulardan oluşmaktadır. II. Bölümde, Ural ve Erktin (2002) tarafından geliştirilen ?Sınava Yönelik Algılanan Önem Ölçeği (SYAÖ): Veli Formu? kullanılmıştır.Öğrencilerin SBS'ye hazırlık kapsamında yaptığı çalışmaların türlerinin ve sürelerinin frekans ve yüzde dağılımları ile velilerin yaptıkları harcamaların miktarı, verilerin özelliklerine göre tablolaştırılmıştır. Ayrıca SBS'lerin ailelerin sosyal yaşantılarına etkileri ve ailelerin bu sınavlara ilişkin duygu ve düşüncelerine ilişkin ifadelerin frekans ve yüzde dağılımları alınarak tablolaştırılmıştır.Araştırma sonucunda toplanan 359 anketten elde edilen bulgulara göre; araştırmaya katılan öğrencilerin %62'sinin dershaneye devam ettikleri, % 18'nin etüt veya kursa gittikleri, %11'nin ise özel ders aldıkları görülmektedir. Ailelerin dershane için yaptıkları yıllık toplam ortalama harcama 2928 TL'dir.Bulgulara göre, çocukların; ailece yapılan etkinliklere, kitap okumaya, sportif ve sanatsal etkinliklere yeterince zaman ayıramadıkları; ailelerin, SBS'lerin genel anlamda çocuklarını olumsuz yönde etkilediğini gözlemledikleri söylenebilir. Diğer taraftan velilerin yaklaşık olarak yarısının okul başarısının dikkate alınması açısından notların hesaplamaya katılmasını doğru bulduğu, diğer yarısının yaklaşık 3/5'nin ise notların adil olmadığını düşündüğü görülmektedir.Sınav hazırlıklarının hem öğrenciler hem aileleri için zorlayıcı olduğu; gerek öğrencilerin gerekse ailelerinin kaygı ve stres yaşadığı; ailelerin sosyal yaşamlarını değiştirerek, çocuğunun sınav hazırlıklarına göre yeni bir yaşam programı düzenlediği ve sınav hazırlıklarının tüm aileyi etkilediği sonucuna varılmaktadır. Ayrıca velilerin çoğunun, SBS ile kazanılan okullarda okumayı üniversiteye girişte başarılı olmanın ilk adımı olarak gördükleri, çocuklarının iyi bir işe ve iyi bir geleceğe sahip olabilmesi için SBS'de başarılı olması gerektiğini düşündükleri ve çocuklarının gelecekteki eğitim yaşantısı konusunda duygusal sıkıntılar yaşadıkları söylenebilir. Bu araştırmada, bu bulgular ışığında ortaöğretime geçiş sistemine yönelik ve ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalara dair öneriler sunulmuştur.

Aile tutumuAnkara-KeçiörenAnkara-Çankaya+6
Simla Şinik Biba
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Otizmli çocuğa sahip ebeveynlerde benlik saygısı üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın amacı otizm tanısı almış çocukların ebevenyleri ile bu tanıyı almamış çocukların ebeveynlerinin benlik saygısı açısından karşılaştırılmasıdır. Çalışmada 94 otizm tanısı almış çocuğu olan 94 ebeveyn deney grubuna, otizm tanısı almamış çocuğa sahip 94 ebeveyn ise kontrol grubuna atanmıştır. Kişilerin benlik saygısı ölçeğini belirlemek için Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve sosyo demografik veri formu kullanılmıştır. İlk olarak deney grubu ve kontrol grubu benlik saygısı açısından karşılaştırılmış, daha sonraki analizde ise otizm tanısı almış çocuğa sahip ebeveynler cinsiyet açısından karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20.0 programı ile analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırma için Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda otizmli çocuğa sahip ebeveynlerin bu tanıyı almamış ebeveynler ile karşılaştırıldıklarında daha düşük benlik saygısına sahip oldukları görülmektedir. Öte yandan otizm tanısı almış ebeveynler cinsiyet açısından karşılaştırıldığında erkeklerin kadınlara göre daha yüksek benlik algısı puanları aldıkları görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Otizm, Benlik Saygısı, Düşük Benlik Saygısı

Aile içi ilişkilerAile sorunlarıAile tutumu+7
Aynur Kaya
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

2-4 yaş grubunda çocukları olan ailelerin aile hayatı ve çocuk yetiştirme tutumu (Diyarbakır örneği)

Bu çalışmada 2-4 yaşları arasındaki çocukları olan ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın verileri 2017-2018 yılları arasında Diyarbakır İlindeki 2-4 yaş grubunda çocukları olan 102.924 aileden seçkisiz olarak seçilen 356 ebeveyne ölçek uygulanarak toplanmıştır. Çalışma kapsamında ebeveynlere demografik bilgileri içeren bir veri formu ve Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeğinin 3 alt boyutu uygulanmıştır. Elde edilen veriler istatistiksel olarak SPSS 21 Paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında annelerin babalara göre daha demokratik tutum sergiledikleri, ebeveyn tutumları çocuğun cinsiyetine ve algılanan ekonomik düzeye göre farklılaşmadığı, tek çocuk sahibi olan ebeveynler birden fazla çocuğu olan ebeveynlere göre daha demokratik tutum sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak daha genç olan anneler, yaşı daha ileri olan annelere göre daha kontrolcü tutum sergilerken, babaların yaşları ilerledikçe daha demokratik tutum sergiledikleri, eğitim seviyesi daha düşük olan daha kontrolcüdürler ve çocuklarına daha sıkı disiplin uyguladıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. İlgili sonuçlar literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile hayatıAile tutumuAna-baba tutumu+3
Mahmut Kurttekin
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin ve ailelerinin meslek liselerine bakış açıları (Kastamonu örneği)

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin ve velilerinin meslek liselerine bakış açılarını ortaya çıkarmaktır. Araştırma modeli betimseldir. Seçilen örnekleme anket uygulanmıştır. Bu anketlerden elde edilen veriler ile okul müdürlüklerinden alınan verilerin çözümlenmesinde istatistiki analizler kullanılmıştır. Anketler Kastamonu il merkezinde yer alan 19 ilköğretim okulundaki sekizinci sınıf öğrencilerine ve bu öğrencilerin velilerine uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini 218 kız, 178 erkek olmak üzere toplam 396 öğrenci ve 396 veli oluşturmaktadır.Araştırma sonucunda; öğrencilerin %89,9'unun meslek lisesine gitmeyi planlamadıkları, %27,9'unun gitmek zorunda kalsalar dahi meslek lisesine gitmek istemedikleri görülmüştür. Öğrencilerin ve velilerin en olumlu baktığı meslek lisesi, sağlık meslek lisesidir. Araştırmada ortaya çıkan bir diğer bulgu ise, meslek liselerine çok zeki olmayan ve dersleri zayıf olan öğrencilerin gittiği düşüncesinin yaygın olmasıdır. Ancak bu okulların gerekliliğini de bilmektedirler. Veliler ise gerekliliği konusunda daha bilgili olmalarına rağmen, onlar da meslek liselerine, dersleri zayıf ve çok zeki olmayan öğrencilerin gittiğini düşünmektedirler. Ayrıca verilen eğitimin üniversiteyi kazandırmayacağını ve yeterli olmadığını da belirtmişlerdir.Öğrencilerin meslek lisesini tercih etmeleriyle genel başarı notu ve gelir düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin meslek lisesinin tercih etmeleriyle eğitim kalitesi ve üniversiteye yönelik avantajlar arasında da anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin meslek lisesini tercih etmeleriyle cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır.

AileAile tutumuKastamonu+5
Ayşegül Aslıhan Kızılcık
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessEN

The effects of social support, perceived family environment, loneliness and emotion regulation difficulties on nonsuicidal self-harm behaviors & suicide ideation

The purpose of the present study was to examine the effects of social support, perceived family environment, loneliness and emotion regulation difficulties on nonsuicidal self-harm behaviors and suicide ideation among 414 Turkish college students, between the ages of 17 and 19. Demographic Questionnaire, Brief Symptom Inventory, The Difficulties in Emotion Regulation Scale, Cognitive Emotion Regulation Questionnaire, Family Assessment Device, Inventory of Statements about Self-injury, The Multidimensional Scale of Perceived Social Support, Suicide Ideation Scale, UCLA Loneliness Scale were used to collect data. The students with nonsuicidal self-injury behaviors reported more psychological problems and treatment history compared to the participants without nonsuicidal self-injury behaviors. Cutting, pinching, pulling hair, scratching, banging and hitting were found to be related with low socio-economic status. Females were found to show biting, pinching, pulling hair and scratching more frequently compared to men. Many nonsuicidal self-harm behavior functions were found to be positively correlated with self-blame, acceptance, rumination, putting into perspective and catastrophizing, suicide ideation, symptoms, emotion regulation difficulties and family dysfunction. The associations of nonsuicidal self-harm and suicide ideation with other study variables were investigated through regression analysis. Self-blame, catastrophizing, blaming others, positive reappraisal, loneliness, communication in the family, family support, impulsivity, limited access to emotion regulation strategy, lack of emotional clarity, depression, anxiety and negative-self predicted suicide ideation. Positive reappraisal, blaming others, family support, impulsivity and hostility were found to predict nonsuicidal self-harm behaviors. The mediating role of difficulties in emotion regulation on the relationship between loneliness and self-injury was supported in our study. The findings of the present study were discussed in the light of the relevant literature with clinical implications and future suggestions. Keywords: nonsuicidal self-harm, suicide ideation, social support, family environment, loneliness, emotion regulation difficulties.

FamilyFamily functionsFamily attitude+5
Şebnem Yüksel Sevindik
Doğuş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemi sürecinin otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip aileler üzerindeki etkisinin incelenmesi

2019 yılı Aralık ayı sonunda Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan koronavirüs kısa sürede tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Koronavirüs ile başlayan pandemi sürecinin etkileri hala devam etmektedir. Bu araştırmada Covid-19 pandemi sürecinin otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip aileler üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla araştırmada görüşülen anne ve babalara, pandemi tedbirlerine dair duygu ve düşünceleri, pademinin aile yaşantılarına etkileri, pandeminin çocukları üzerindeki etkileri ve gelecekte böyle bir durum yaşanması halinde sunulacak desteklerin ne olması gerektiği alt amaçlar olarak belirlenmiş ve bunlara yanıtlar aranmıştır. Araştırmanın katılımcıları, Kırklareli ilinde yaşayan ve otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip 3 baba ve 12 anne olmak üzere toplam 15 kişiden oluşmaktadır. Araştırma fenomenoloji desenin kullanıldığı nitel bir araştırmadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre pandemi ve tedbirleri ebeveynlerin genel olarak olumsuz duygu ve düşüncelere kapılmalarına neden olmuştur. Aile yaşantısında beslenme ve uyku düzenlerinde bazı değişimler yaşanmıştır. Bu süreçte aileler sağlıklarını korumak için maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyma, vitamin ve gıda takviyesi alma gibi çeşitli önlemler almışlardır. Ailelerin sosyal yaşam ve iletişimleri genel olarak olumsuz etkilenirken çocuklarının eğitiminde uzaktan eğitim ve canlı derslere katılamadıkları için çeşitli çalışmalar yaparak eğitime katkı sağlamaya çalışmışlardır. Bakım ve ihtiyaçları karşılama konusunda genel olarak sorun yaşamasalar da zorlandıkları noktalar da olmuştur. Pandeminin genel olarak çocuklarının rutinlerini değiştirdiği, problem davranışlarda artış olduğunu, bunlarla mücadele etmek için çeşitli yollar denediklerini, akademik ve sosyal gelişimlerinde gerilemeler olduğunu, çocukların maske ve temizliğe alıştığını ifade etmişlerdir. Gelecekte böyle bir durum yaşanması halinde eğitim kurumlarının kapanmaması ve eğitimin kesintiye uğramamasını, sağlık hizmetlerinde kolaylıklar sağlanmasını, ailelere maddi ve bilgilendirici destekler sunulmasını önermişlerdir. Araştırmada bulgular doğrultusunda yasa koyuculara, uygulamaya ve ileri araştırmalara yönelik öneriler verilmiştir.

Aile içi ilişkilerAile tutumuCOVID 19+4
Yasin Öz
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects