Family functions

82 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde özdenetim becerilerinin ve aile işlevlerinin belirlenmesi

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de madde kullanım sorunu, yeni ve farklı arayışların üst düzeyde olduğu, toplumda en fazla risk altında olan ergenlik dönemi için önemlidir. Araştırma, madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin özdenetim becerileri ve aile işlevlerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Hatay ili Samandağ ilçesine bağlı liselerde öğrenim gören 6792 öğrenci, örneklemini ise 2017-2018 eğitim-öğretim yılında 12 lisede öğrenim gören 670 öğrenci oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Aile Değerlendirme Ölçeği, Ergenlerde Özdenetim Beceri Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ANOVA, Bonferroni, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Spearman ve All Pairwise kullanılmıştır. Araştırmamızda sigara, alkol ve yasadışı maddelerden herhangi birini kullanma oranı ¼ (% 25.8) olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan madde kullanan ergenlerin ADÖ alt ölçek puan ortalamaları ikinin üstünde yani sağlıksız algılanmış olup madde kullanmayan ergenlerin ADÖ alt ölçek puan ortalamaları genel işlevler alt ölçeği hariç sağlıksız olarak algılanmıştır. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin ADÖ ve EÖDBÖ ile cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, anne baba kavga etme durumu, ailede sigara ve alkol kullanma durumu gibi değişkenlerde istatistiksel olarak pozitif yönde zayıf bir korelasyon tespit edilmiştir. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde özdenetim becerileri ile aile işlevleri arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırmamızın sonuçları doğrultusunda madde kullanan ergenlerin, madde kullanmayanlara göre aile işlevlerini daha sağlıksız algıladıkları, özdenetim becerilerinin de daha düşük olduğu söylenebilir. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde anne babası çok sık kavga eden ergenlerin aile işlevlerinin daha sağlıksız algılandığı ve özdenetim becerilerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Bu nedenle anne ve babalara ergenlik dönemi özellikleri, iletişim becerileri, ebeveyn tutumlarının ergenler üzerindeki etkisi gibi konularda eğitim verilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Madde kullanımı, ergenlik, aile işlevleri, özdenetim becerileri

AileAile işlevleriErgenler+2
Funda Can
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Psikotik hastaların bakım verenlerinin duygu dışavurum düzeyleri, aile işlevselliği ve etkileyen değişkenler

Bu çalışmada, psikotik bozukluk tanısı alan hastaların bakım verenlerinin duygu dışavurum düzeyleri, aile işlevselliğinin ve bunları etkileyen değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı nitelikteki bu araştırma Temmuz 2020-Aralık 2020 tarihleri arasında Gaziantep Şehitkamil Devlet Hastanesi, Dr. Ersin Arslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve bu hastanelere bağlı bulunan toplum ruh sağlığı merkezlerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın yapıldığı merkezlerde yatarak ve ayaktan tedavi gören ve psikotik bozukluk tanısı alan hastaların bakım verenleri araştırmanın evrenini, çalışmaya katılmayı kabul eden 180 bakım veren araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "Duygu Dışavurumu Ölçeği (DDÖ)" ve "Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ)" uygulanarak toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (One-way ANOVA), Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Bu araştırmada bakım verenler tarafından yanıtlanan, ADÖ toplam puan ortalaması 2,32±,41, DDÖ toplam puan ortalaması 19,68±6,04, olarak belirlenmiştir. Bu sonuca göre psikotik hastalara bakım verenlerin duygu dışavurum düzeylerinin ve bakım verenler tarafından algılanan aile işlevselliklerinin sağlıksız düzeyde olduğu yorumu yapılmıştır. Bakım verenlerin ölçek puanlarıyla, bakım verenlerin ve hastaların çeşitli tanıtıcı özellikleri ve klinik özellikleri arasında ilişkilere rastlanmıştır. Psikiyatri hemşirelerinin psikotik bozukluk tanılı hastaların bakım verenlerine aile işlevselliğini ve duygu dışavurumunu uygun şekilde destekleyecek psikoeğitimler vermesinin hastaların yararına olacağı öngörülmektedir.

Aile işlevleriBakım verenlerBakım verme yükü+6
Şafak Karataş
Gaziantep University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Akran zorbalığı ile ergenlerin algıladıkları aile işlevselliğinin incelenmesi

Akran Zorbalığı İle Ergenlerin Algıladıkları Aile İşlevselliğinin İncelenmesi Bu araştırma, ergenlerin akran zorbalığı davranışına yönelme durumlarını, sosyo-demografik özellikler, aile işlevselliği ve ergenin özelliklerine göre değişip değişmediğinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri 2018-2019 eğitim öğretim yılında halen eğitimine devam eden lise 1-2-3-4. sınıf öğrencilerinden elde edilmiştir. Araştırma Ankara İli Çankaya İlçesi Özel Kampüs Temel Lisesinde eğitim görmekte olan 343 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. İncelenen değişkenlere ilişkin veriler "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği" Türkçe uyarlaması T.Ayas (2008) ve M. Pişkin (2002), "Aile Değerlendirme Ölçeği" Bulut (1990) ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrenciler seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden amaçsal kotalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Verilerin istatistiksel analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında ergenin özelliklerinden en fazla zorbalık davranışı gösterme durumu cinsiyet faktöründe görülmektedir. Buna göre erkekler kızlara oranla daha çok zorbalık davranışı sergilemektedir. Ergenlerin aile işlevselliğinin tüm boyutlarında görülen sağlıksızlık ergenin zorbalık davranışı gerçekleştirmesinde en önemli etken olarak bulunmuştur. Özellikle aile işlevselliğinin roller, iletişim, duygusal reaksiyon gösterebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranışın kontrol edilebilmesi ve yaygın işlevlerde görülen sağlıksızlık ergenlerin zorba ve kurban olma durumlarını arttırmaktadır. Araştırmanın bulgularına göre ergenin sosyo-demografik özelliklerinden zorbalık davranışını etkileyen en önemli faktörlerin anne-baba mesleği olduğu özellikle de anne ve babası memur olan öğrencilerin zorbalık davranışına daha çok yöneldiği görülmüştür. Bu araştırmanın özellikle okul sosyal hizmeti, akran zorbalığı ve aile işlevselliği ile ilgili literatüre önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile işlevselliği, akran, akran zorbalığı, ergen, okul sosyal hizmeti

Aile işlevleriAile işlevleriAkran+7
Nilüfer Ünal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Health Sciences
2019
20
Master'sOpen AccessTR

Kasaba ailesi üzerine sosyolojik bir inceleme: İnece örneği

Köy ve kent arasında kalan kasaba yerleşimleri, gün geçtikçe azalmaktadır. Geçmişe göre varlığını sürdürebilen az sayıda kasaba mevcuttur. İnece' de günümüzde kasaba olarak varlığını sürdüren yerleşim birimlerindendir. Kasabaları oluşturan ailelerde, köy ve kent ailesi özelliklerini içinde barındırmanın yanı sıra, kendine özgü yapısıyla farklılıklar içermektedir. Araştırmada İnece kasabası ailesinin zaman içerisindeki değişimini anlayabilmek için nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Ailelerin yapılarını, zamanla geçirdikleri değişimleri, hayatın akışı içerisinde anlayabilmek adına derinlemesine görüşme ve tam katılımcı gözlem tekniği uygulanmıştır. Elde edilen bilgiler analiz edilerek bulgu ve yorumlar kısmında ayrıntılı olarak başlıklar halinde ele alınmıştır.

AileAile işlevleriAile yapısı+2
Aylin Özçark
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde görülen kural dışı davranışların aile işlevelliği, aile risk faktörleri ve yaşam kalitesi açısından incelenmesi

Bu araştırmada 14-18 yaş aralığında bulunan ergenlerde görülen kuraldışı davranışların aile işlevselliği, aile risk faktörleri (anne-babanın alkol kullanma durumu, ev içi şiddet, ebeveyn çatışması,?) ve yaşam kalitesi (yüksek-düşük) açısından incelenmesi amaçlanmıştır.Araştırma 9, 10, 11 ve 12. sınıfa devam eden 695 lise öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin kuraldışı davranış düzeylerine ilişkin veriler ?Kuraldışı Davranış Ölçeği? (Kaner, 2001), aile işlevselliğine ilişkin veriler ?Aile Değerlendirme Ölçeği? (Bulut, 1990), aile risk faktörlerine ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Aile Risk Faktörleri Anketi?, kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu?, yaşam kalitesi düzeylerine ilişkin veriler ise ?Kindl Yaşam Kalitesi Ölçeği? ( Ravens-Sieberer ve Bullinger, 1998) kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis' ten yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; problem çözme, iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme, davranış kontrolü ve genel işlevler açısından sağlıksız işlev gösteren aileye sahip ergenler, sağlıklı işlev gösteren aileye sahip ergenlere kıyasla kuraldışı davranışları daha yüksek oranda göstermektedir.Bunun yanında geniş aileye sahip olan, anne-baba eğitim düzeyi yüksek olan, gelir düzeyi yüksek olan, anne-babası alkol kullanan, anne-babası sık sık kavga eden, aile içi şiddet gören, anne-babasından ilgi, sevgi görmeyen, ebeveyni otoriter tutuma sahip, ailesinde ruhsal hastalığa sahip kişi ya da kişiler olan, ailesinde herhangi bir suçtan ceza almış kişi ya da kişiler olan ve yaşam kalitesi düşük olan ergenler arasında kuraldışı davranışların görülme sıklığı daha fazla bulunmuştur. Buna karşın, anne babaların birliktelik durumuna göre ve ailenin göç etme durumuna göre ergenlerin kural dışı puanları arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır.Anahtar Sözcükler: Ergenlik, kural dışı davranış, aile işlevleri, risk faktörü, yaşam kalitesi

Aile içi ilişkilerAile işlevleriErgenler+4
Fatoş Bulut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin öz-kimlik grafiklerinin aile işlevselliği açısından değerlendirilmesi: Bir idiyografik çalışma

Bu araştırmada, yaş ortalamaları 17 olan, 11. sınıfa devam eden 97 ergene Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ) (Bulut, 1990) uygulanmış ve bu ölçekten alınan veriler doğrultusunda, ADÖ'nün tüm alt boyutlarında ailesini işlevsel algılayan 8 ve yine tüm alt boyutlarında ailesini işlevsel algılamayan 8 olmak üzere 16 ergenin repertuar ağı tekniğinin sağladığı veriler doğrultusunda öz-kimlik grafikleri incelenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Adana İli Merkez Çukurova İlçesi sınırları içinde olan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı, Hasan Adalı Anadolu Lisesi'nde 11. sınıfta öğrenim gören ve tek kardeşe sahip olan 16 ergen oluşturmuştur. Katılımcılarla ilgili kişisel ve ailesel özelliklere ilişkin veriler araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, bilgisayar tabanlı analiz programı olan İNGRİD veri analizi programı kullanılmıştır. Araştırma modeli, idiyografik karakterli olması (iç geçerliğin dikkate alınması) nedeniyle nicel vaka analizi olarak belirlenmiştir. Araştırmada repertuar ağı yöntemiyle toplanan verilerin sağladığı bilgiler doğrultusunda öz-kimlik grafikleri incelenen ergenlerin, (i) öz-kimlik grafiğinde bulunan, öz ve ideal öz elementleri arasındaki öklid uzaklığın hesaplanmasıyla benlik saygılarının düzeyinin; (ii) repertuar ağında yer alan elementleri, x (öz) ve y (ideal öz) eksenli ve 4 (kabul, idealleştirme, çatışma, ikircikli) alanlı öz-kimlik grafiğinde hangi alanda konumlandırdıklarının ve (iii) ailesini işlevsel algılayan ve algılamayan ergenlerin öz ve ideal öz elementlerinin diğer elementlere olan uzaklığından yola çıkılarak belirlenen benlik entegrasyonlarının hangi kategoriye girdiğinin ortaya çıkarılması hedeflenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, ailesini işlevsel algılamayan ergenlerden 5'inin benlik saygısının düşük düzey olduğu, 3'ünün ise yüksek düzey benlik saygısına sahip olduğu görülmekteyken; ailesini işlevsel algılayan ergenlerin 1'inin benlik saygısının düşük düzey, 4'ünün orta düzey, 3'ünün ise yüksek düzey olduğu görülmüştür. Araştırmada gruplar arası bir karşılaştırma esas alınmamış olmakla birlikte, benlik saygısı ile ilgili bulgular, aile işlevselliğinin benlik saygısının yüksek olmasını etkilemezken, aile işlevselsizliğinin benlik saygısının düşük olmasında etkili olabileceğiyle ilgili ipuçları vermiştir. Repertuar ağında yer alan elementlerin, öz-kimlik grafiğinde ne şekilde konumlandıklarıyla ilgili bulgular incelendiğinde, ailesini işlevsel algılayan ergenlerin merkezi elementlerinin (öz, ideal-öz, sosyal öz) ve aile üyelerini temsil eden (annem, babam, kardeşim) elementlerinin, ailesini işlevsel algılamayan ergenlere göre daha fazla kabul alanına konumlandıkları görülmektedir. Bu sonuç, ailesini işlevsel algılayan ergenlerin, işlevsel algılamayan ergenlere göre kimliklerini tanımlarken, olmayı arzuladıkları ben'lerini (ideal ben), sosyal öz'lerini ve aile üyelerini kendi güncel özlerine (ben) daha fazla benzer algıladıkları anlamına gelebilmektedir. Öz-kimlik grafiğinden hareketle, repertuar ağında yer alan elementlerin öz ve ideal öz elementlerine olan uzaklıklarının hesaplanmasıyla ortaya konan benlik entegrasyonu kategorileriyle ilgili bulgular incelendiğinde ise, ailesini işlevsel algılayan ergenlerin 5'inin sağlıklı benlik entegrasyonu oluşturduğu görülmüşken, bu sayının ailesini işlevsel algılamayanlarda ise 3 olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra ailesini işlevsel algılamayan 5 ve ailesini işlevsel algılayan 3 ergenin zayıf benlik entegrasyonuna sahip oldukları tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Repertuar ağı tekniği, öz-kimlik grafiği, benlik entegrasyonu, benlik saygısı, aile işlevselliği.

Aile işlevleriBenlik saygısıErgenler+4
Erdinç Çağlayan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde aile işlevselliğinin, bilişsel gelişim ve duygusal gelişimin bir işlevi olarak sosyal problem çözme becerileri: Yapısal Denklem Modellemesi

Bu araştırmanın amacı, farklı Sosyokültürel özelliklere ve düşük ekonomik yaşam şartlarına sahip 48–66 ay arası çocukların sosyal problem çözme becerileri temelinde aile işlevselliği; bilişsel gelişim boyutunda yürütücü fonksiyonlar (bellek, bilişsel esneklik ve ket vurma) ve dil becerileri; duygusal gelişim boyutunda ise empatinin bileşenleri; algısal,bilişsel ve duygusal bakış açısı alma arasındaki ilişkileri yapısal denklem modeli kullanarak ortaya koymak ve geliştirilen modeli (ABDS modeli) yaş, bağlanma türleri, sosyal referans alma becerilerine, benlik algısına göre incelemektir. Araştırmanın modeli ilişkisel tarama modeli olarak planlanmıştır.Araştırmada aile işlevselliğinin, bilişsel gelişimin ve duygusal gelişimin bir işlevi olarak erken çocukluk döneminde sosyal problem çözme becerileri incelenirken yapısal denklem modeli kullanılarak test edilmiştir. Araştırmanın evrenini Adana ili Seyhan, Çukurova, Yüreğir,Sarıçam merkez ilçelerinde okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48–66 ay arası çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak istenilen örnekleme ulaşabilmek için sırası ile seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi, amaçsal uygun örnekleme yöntemi ve tabakalı amaçlı örnekleme olmak üzere üç farklı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden amaçsal benzeşik örnekleme yöntemi kullanılarak Seyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam Kaymakamlıkları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından elde edilen bilgiler doğrultusunda belirlenen (en çok ayni ve nakdi yardım alan mahalleler) ve içerisinde bağımsız anaokulu bulunan mahallerden benzeşik bir küme oluşturulmuştur. Oluşturulan küme içerisinden, amaçsal uygun örnekleme yöntemi ile araştırmaya dahil edilecek çocukların yaşadığı mahalleler seçilmiştir. Seçilen bu mahalleler, ulaşım koşulları ve zaman göz önünde bulundurularak belirlenmiştir. Son olarak tabakalı amaçsal örnekleme yöntemi ile 48-66 ay arası çocuklar örneklem içerisinde 48-54, 54-60 ve 60-66 ay arası olmak üzere üç yaş grubundan da eşit oranda temsil edilmiştir. Araştırmaya 48-54 ay (27 kız; 25 erkek), 54-60 ay (26 kız; 26 erkek), ve 60-66 ay (27 kız; 25 erkek) aralıklarında her ayda 52 çocuk olmak üzere 156 çocuk, 139 anne ve 17 baba katılmıştır. Araştırmada çocukların sosyal problem çözme becerileri ölçmek için Wally Sosyal Problem Çözme Testi; bilişsel gelişim boyutunda yürütücü fonksiyonları ölçmek için İşler Bellek Ölçüm Aracı/The Map Task (ileri ve geri yönlü bellek için), Deve-Cüce Oyunu (ket vurma için),Londra Kulesi Testi (bilişsel esneklik için) ve dil becerilerini ölçmek için Ortalama Sözce Uzunluğu; duygusal gelişim boyutunda empati için Üç Dağ Deneyi (algısal bakış açısı alma için),Beklenmedik Yer Değişikliği Testi ve Beklenmedik Durum/İçerik Testi (bilişsel bakış alma için),Duygusal Bakış Açısı Alma Testi (duygusal bakış açısı alma için); moderatör olan değişkenler bağlanma türlerini belirlemek için Bağlanma Stilleri Öykü Tamamlama Testi, sosyal referans alma için Sosyal Referanslama Testi ve benlik algısını ölçmek için Cassidy Kukla Görüşme Formu ölçme aracı olarak kullanılmıştır. Ayrıca araştırmaya katılacak olan çocukların ebeveynleri ile görüşmeler yapılarak Kişisel Bilgi Formu ve aile işlevselliğini ölçmek için Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmanın verileri 30 Nisan 2015- 15 Ocak 2016 tarihleri arasında araştırmacı tarafından toplanmıştır. Araştırmacı tarafından her çocuk ile farklı günlerde üç oturum olmak üzere 156 çocuk ile yapılan 458 oturumda araştırmanın verileri toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler, araştırmanın genel hipotezi ve alt hipotezleri doğrultusunda AMOS ve SPSS paket programları kullanılarak analiz edilmiştir. Her çocuk için SPSS programına girilen veriler alan yazına dayanarak geliştirilen ABDS modeli (aile işlevselliği, bilişsel gelişim, duygusal gelişim, sosyal problem çözme modeli) için yapısal denklem modeli kullanılarak AMOS 22 programında test edilmiştir. İlk modelin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin test edilen model ile iyi uyum göstermediği anlaşılmıştır.Elde edilen bulgular doğrultusunda ilk ABDS modelinde modifikasyonlar yapılmıştır. Modifikasyon ile geliştirilen ABDS modelinin test edilmesi ile elde edilen uyum değerleri incelenmiş ve veri setinin, test edilen model ile iyi uyum gösterdiği anlaşılmıştır. Geliştirilen ABDS modelinde, ailenin işlevselliği ile çocukların duygusal gelişimi ve bilişsel gelişimi onların sosyal problem çözme becerilerindeki değişimin %98'ini açıklamıştır.Geliştirilen ABDS modelinde, çocukların yaşadığı ailenin aile işlevselliği onların sosyal problem çözme becerilerini hem doğrudan hem de duygusal gelişim düzeylerine ve bilişsel gelişim düzeylerine etkileri aracılığıyla dolaylı olarak etkilemiştir. Geliştirilen ABDS modeli sırayla yaş, bağlanma, sosyal referans alma ve benlik algısına göre incelenmiştir.Bütün moderatör değişkenler için veri setinin test edilen model ile kabul edilebilir düzeyde uyum gösterdiği anlaşılmıştır.Çocukların bilişsel gelişim düzeylerinin ve duygusal gelişim düzeylerinin aile işlevselliğinin, sosyal problem çözme becerileri üzerindeki etkisinde kısmen aracılık rolüne sahip olduğu görülmüştür. Araştırmanın bulguları, Sosyal-Bilgi İşleme Modeline duygusal süreçlerin bütünleştirilmiş hali ve Sosyokültürel Tarihsel Kuram çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler; Sosyal problem çözme becerileri, aile işlevselliği, bilişsel gelişim, duygusal gelişim, erken çocukluk dönemi, yapısal denklem modeli (yapısal eşitlik modeli).

Aile işlevleriBilişsel gelişimDuygusal gelişme+6
Münire Aydilek Çiftçi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

4-6 yaş çocukların ekran kullanımının, ebeveyn ekran kullanımı ve aile işlevleri ile ilişkisi

4-6 Yaş Çocukların Ekran Kullanımının, Ebeveyn Ekran Kullanımı ve Aile İşlevleri ile İlişkisi Amaç: Bu çalışmanın amacı okul öncesi çocukların ekran kullanım alışkanlıklarının ebeveynlerin ekran kullanım alışkanlıkları ve aile işlevleri ile ilişkisinin araştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı kesitsel tipteki çalışmada, gerekli izinler alındıktan sonra Adana Sarıçam ilçesindeki tüm anaokullarına tarafımızca oluşturulan anketler dağıtıldı. Sınıf öğretmenleri aracılığıyla ebeveynlere ulaştırılan anketlerden eksiksiz doldurulanlar (n=198) analiz edildi. Aile işlevleri "Aile Değerlendirme Ölçeği" ile değerlendirildi. Ekran süreleri, tablet, televizyon, cep telefonu ve bilgisayar karşısında geçirilen süreler toplanarak hesaplandı. Bulgular: Çocukların %57,6'sının hafta içi, %76,3'ünün hafta sonu ekran kullanım sürelerinin iki saatin üzerinde olduğu saptandı. Çocuğun yaşının, annenin çalışma durumunun, anne-baba eğitiminin ve devam edilen okulun çocukların ekran sürelerini etkilediği bulundu. Ebeveynlerden %88,9'u ekran konusunda aile içi kurallarının olduğunu, %62,6'sı çocuklarının yemek yerken ekran karşısında olduğunu, %44,4'ü çocuklarının kendine ait bir ekranının olduğunu, %90,9'u aile veya çocuk hekimlerinden ekran kullanımı konusunda herhangi bir öneri almadıklarını bildirdi. Ekran konusunda aile içi kuralların olmamasının, çocukların kendilerine ait ekranlarının olmasının, hekimlerin ekran kullanımı konusunda öneride bulunmamasının çocukların ekran kullanım sürelerini arttırdığı saptandı. Çocukların ekran kullanım süreleri ile ebeveynlerin ekran kullanım süreleri arasında pozitif yönde orta derecede ilişki saptandı. Aile işlevleri ile çocukların ekran kullanım süreleri arasında ilişki bulunamadı. Sonuç: Ebeveynlerin ekran kullanım alışkanlıkları ile çocuklarının ekran kullanım süreleri arasındaki güçlü ilişki göz önüne alındığında, bu yaş grubunda birçok teması olan aile hekimlerinin bunu fırsata çevirebilecekleri ve daha aktif rol alabilecekleri düşünülmüştür. Bu doğrultuda ülkemizde birinci basamağa yönelik hazırlanmış olan rehberlere ekran kullanımı konusunda danışmanlık hizmetinin eklenmesi bu konuda farkındalığı ve uygulanabilirliği arttırabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: okul öncesi çocuk, ekran süresi, ebeveyn, aile işlevleri

Aile işlevleriAna-babaBağımlılık+7
Emine Çelik
Çukurova University
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanımı olan ve olmayan ergenlerde aile işlevlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmada, madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin algıladıkları aile işlevleri, aile işlevlerinin madde kullanımı üzerine etkisi, araştırmaya katılan ergenlerin sosyo-demografik özelliklerinin madde kullanımına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma vaka- kontrol çalışmasıdır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı yüzde dağılım ve tanımlayıcı istatistikler, Kolmogorov Simirnov normallik testi, Mann Whitney U testi yapıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edildi. Çalışmamızın vaka grubunu Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Çocuk ve Genç Psikiyatri Polikliniği biriminde tedavi gören geçmişte ve verilerin toplandığı zamanda madde kullanımı olan 14-18 yaşları arasında 96 ergen oluşturdu. Kontrol grubunu ise Manisa Merkezde bulunan üç liseden 311 ergen oluşturdu. Veriler Ekim 2021– Mart 2022 tarihleri arasında, 'Tanıtıcı Bilgi Formu' ve 'Aile Değerlendirme Ölçeği' kullanılarak toplandı. Bulgular: Madde kullanan ergenlerin %77,1'inin 15 yaş ve üzerinde, %50'sinin erkek, %58,3'ünün çekirdek aile, %92,7'sinin kaldıkları yerin ev olduğu, %40,6'sının büyükşehirde yaşadığı, %57,3'ünün gelirinin gidere eşit, %80,2'sinin anne ve babaların sağ olduğu, %53,1'inin anne eğitimin durumunun ilkokul üzeri, %69,8'inin anne mesleğinin ev hanımı olduğu, %60,4'ünün baba eğitim durumunun ilkokul üzeri, %39,6'sının baba mesleğinin işçi olduğu bulundu. Madde kullanmayan ergenlerin ise, %75,2'sinin 15 yaş ve üzerinde, %53,1'inin erkek, %77,8'inin çekirdek aile, %98,7'sinin kaldıkları yerin ev olduğu, %65,6'sının büyükşehirde yaşadığı, %74,6'sının gelirinin gidere eşit, %91'inin anne ve babaların sağ olduğu, %70,4'ünün anne eğitimin durumunun ilkokul üzeri, %54,3'ünün anne mesleğinin ev hanımı olduğu, %86,5'inin baba eğitim durumunun ilkokul üzeri, %49,8'inin baba mesleğinin işçi olduğu saptandı. Sonuç: Ergenlerin madde kullanma durumları ile aile değerlendirme alt boyutları ortalama puanları arasında anlamlı fark olduğu (p<0,05), tüm alt boyutlarda madde kullanan ergenlerin, madde kullanmayan ergenlerin ortalama puanlarından daha yüksek olduğu bulundu. Anahtar Kelimeler: Madde kullanım bozukluğu; ergenler; aile işlevleri, hemşirelik.

Aile işlevleriErgenlerErgenlik+1
Hacer Tunç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk acil servisine başvuran adli çocuk olguların aile işlevselliğinin değerlendirilmesi

Ailenin; mevcut kültürün taşıyıcısı ve savunucusu olmak, ekonomik birlik ve bütünlük içerisinde olmak, çocuğun sosyalleşmesini ve eğitimini sağlamak, psiko-biyolojik bütünlüğü oluşturmak, bireylerle diğer toplumsal kurumlar arasında köprü görevi kurmak gibi geleneksel bazı işlevleri vardır. Çocukların gelişim süreçleri içinde çeşitli ev içi ve ev dışı kazalar geçirmesi kaçınılmazdır bir durumdur ve bu kazalara bağlı yaralanma/ölüm riskleri aile düzenini bozabilmekte ve işlevselliğini etkilemektedir. Bu çalışma çocuk acil servisine başvuran adli nitelikli çocuk olguların aile işlevlerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla; ailenin sosyodemografik verilerinin belirlenebilmesi için "Aile Bilgi Formu", aile işlevselliğini değerlendirmek için ise "Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ)", babaların çalışmaya gönüllü katılımı reddetmesinden dolayı, gönüllü olan annelere uygulanmış ve çalışma grubu ile eşleştirilmiş kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır. Çocuk acil servisine başvuran adli nitelikli 124 çocuğun yaş ortalaması 6,78±5,18 (min: 1; max: 17)'dir. Annelerin yaşı değerlendirildiğinde; 18-25 yaş arası 15 (%12,1), 26-30 yaş arası 37 (%29,8), 31-40 yaş arası 56 (%45,2) ve 41 yaş ve üzeri ise 16 (%12,9) anne olduğu belirlenmiştir. Çocuk acil servisine başvuran adli nitelikli çocuk olguların annelerine uygulanan ADÖ'ye göre; annelerin yaşı, eğitim durumu, çalışıp çalışmadığı kontrol grubu ile karşılaştırıldığında Aile Değerlendirme Ölçeği toplam puanları arasında istatistiksel anlamda farklılık tespit edilmiştir (p<0.001). Eğitim düzeyi düşük ve yaşı küçük olan annelerin kontrol grubuna göre sağlıksız aile işlevselliğine sahip olduğu düşünülmektedir. Araştırma sonucunda ebeveynler ve çocuk arasında sağlıklı aile işlevselliğinin kurulabilmesi, dolayısıyla çocuklarda hayati yaralanma ve ölüme sebebiyet verebilecek ev içi ve ev dışı kazaların önlenmesine yönelik önerilerde bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Aile, Aile İşlevselliği, Çocuk, Adli Çocuk Olgular, Hemşirelik

Acil servis-hastaneAcil tıpAdli tıp+5
Sevi Ünal
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde kişisel ve ailesel işlevselliğin depresyon-anksiyete riskine etkisi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmada üniversite birinci sınıf öğrencilerinde kişisel ve ailesel işlevselliğin belirlenmesi ve depresyon anksiyete riskine olan etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamız üniversite birinci sınıf öğrencilerinden, örnekleme çıkan ve gönüllü olan 383 katılımcı ile yapılmıştır. (197 kadın,186 erkek, yaş ortalaması 19,8±1,7) Katılımcıların sosyal işlevselliği sosyal atom ölçeği, ailesel işlevselliği aile apgar ölçeği, depresyon duygudurumu Beck depresyon ölçeği(BDÖ) ve anksiyete duygudurumu Beck anksiyete ölçeği(BAÖ) ile belirlendi. Bulgular: Katılımcılarımızın % 51,4'ü kadın, % 48,6'sı erkektir. Ortalama BDÖ puanı 13,5±8,0'dır. BDÖ'ye göre % 72,6'sı normal, % 27,4'ü depresif duygu durumunda olduğu belirlenmiştir. BAÖ'ye göre % 35,8'i hafif, % 21,9'u orta ve % 15,7'si şiddetli düzeyde anksiyete olduğu belirlenmiştir. Depresif duygu durumunun kadınlarda, parçalanmış ailelerde, ailesel işlevselliğin düşük olduğu kişilerde anlamlı olarak daha çok görüldüğü ortaya konmuştur (sırasıyla p<0,05, p<0,05, p<0,001). Sosyal atom puanları ile depresyon duygu durumu arasında anlamlı ilişki saptanamamıştır. Sosyal atom anne ve baba puan ortalamaları ile depresyon duygu durumu arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. (sırasıyla p<0,05, p<0,01) Anksiyetenin kadınlarda daha fazla görüldüğü bulunmuştur. (p<0,01) Anksiyete düzeyleri arttıkça sosyal atom genel toplam puan ortalamalarının düştüğü gözlenmiştir. (p<0,05) Sonuç: Üniversite öğrencilerinde depresyon ve anksiyete duygu durumunun görülme sıklığının azalması, ailesel ve kişisel işlevselliğin arttırılmasıyla mümkün olabileceği düşünülmektedir. Aile hekimlerine düşen en büyük sorumluluk hem kişisel hem de ailesel işlevselliğin arttırılmasına yönelik yaklaşımlarda bulunmaktır. Anahtar kelimeler: Sosyal atom, aile apgarı, anksiyete, depresyon

AdanaAileAile işlevleri+3
Selin Kızılgök
Çukurova University
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinde aile işlevselliğinin ve algılanan ödev başarılarının bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, İlkokul 4.sınıf öğrencilerinin aile işlevselliklerinin belirlenmesi ve başta algılanan ödev başarısı olmak üzere çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma betimsel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 yılında Osmaniye ili merkez ilçesindeki 6 ilkokulda öğrenim gören 1000 4.sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veriler, Bulut (1990) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Aile Değerlendirme Ölçeği" (ADÖ), Hong ve Milgram (1996, 1998, 2001) tarafından geliştirilen ve İflazoğlu (2005) tarafından uyarlanan "Algılanan Ödev Başarı Ölçeği" ve demografik özellikleri Bacanlı tarafından (1997) geliştirilen ve araştırmacı tarafından düzenlenen ''Kişisel Bilgiler Formu'' ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler araştırmanın genel ve alt amaçları doğrultusunda SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları araştırmaya katılan öğrencilerin gereken ilgiyi gösterme alt boyutunda aile işlevlerini sağlıksız olarak algıladıklarını; problem çözme, iletişim, roller, davranış kontrolü, duygusal tepki verebilme ve genel işlevler boyutlarında sağlıklı olarak algıladıklarını göstermiştir. Algılanan ödev başarı ölçeğinde ise araştırmaya katılan öğrencilerin kendi algıları doğrultusunda belirlenen ödev başarılarının yüksek olduğu görülmüştür. Aile işlevsellik puanları ile algılanan ödev başarı puanları arasında pozitif yönde düşük bir korelasyon olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin cinsiyete göre aile işlevselliği puanları incelendiğinde kız öğrenciler lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamaları ile toplam çocuk sayısı arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Bulunan bu anlamlı farkın toplam çocuk sayısının artışı lehine olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamaları ile baba eğitim durumu arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bulunan bu anlamlı farkın iletişim, roller, duygusal tepki verebilme, gereken ilgiyi gösterme boyutlarında ve hiçbir okul mezunu olmayan ya da ilkokul, ortaokul mezunu olan babalar lehine olduğu görülmektedir. Öğrencilerin aile işlevselliği puan ortalamalarının anne eğitim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için yapılan inceleme de bulunan anlamlı farkın tüm alt boyutlarda ve hiçbir okul mezunu olmayan ya da ilkokul/ortaokul mezunu olan anneler lehine olduğu görülmüştür. Öğrencilerin aile işlevselliği puanları sosyo-ekonomik düzeylerine göre incelendiğinde problem çözme boyutu dışındaki alt boyutlarda anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Buna göre problem çözme boyutu hariç diğer tüm boyutlarda alt sosyo-ekonomik düzeye sahip olan ailelerde aile işlevselliği daha yüksek görülmüştür. Öğrencilerin algılanan ödev başarı ölçeği puanlarının cinsiyet değişkeni ile arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan incelemede kızların lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin kardeş sayıları, anne baba eğitim durumları ve sahip oldukları sosyo-ekonomik düzeyleri ile algılanan ödev başarı ölçeğinden alınan puanlar arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan incelemede ise anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Araştırma sonuçları öğrencilerin öğretmen ve velileri ile paylaşılabilir. Böylece velilerde aile işlevselliği konusunda farkındalık oluşturulabilir. Aile işlevselliği konusunda çeşitli seminer ve programlar düzenlenebilir. Anahtar kelimeler: Aile, aile işlevselliği, algılanmış ödev başarısı, ödev.

AileAile işlevleriBaşarı+6
İlhan Ecem Tapanyiğit Solmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ailenin çözülmesi süreci olarak boşanma olgusu ve din: Sosyolojik bir yaklaşım (Kilis ili örneği)

Sosyo-kültürel değişimlerin çok hızlı yaşandığı zamanımızda değişimden en fazla etkilenen kurumların başında aile gelmektedir. Bu değişimlerin aile üzerindeki en olumsuz ve hızlı artış gösteren sonuçlarından biri de boşanmadır. Sanayileşmeyle birlikte ivme kazanan göç, kentleşme, değerlerde değişme, bireyselleşme, eş seçimindeki kriterlerin değişmesi, kadınların iş hayatında daha fazla yer almaya başlamasıyla evliliğin ertelenmesi veya azalması, çocuk yapmama, mahremiyetin dönüşümü gibi modern süreçler sekülerleşmeye yol verirken; seküler bakışla gerileme ve değişme sürecine giren din ve dindarlıklar ile birlikte ailede çözülme ve boşanmalar başlamış ve sosyal bir sorun olarak son yıllarda artış göstermeye devam eden boşanma olgusu araştırmacıların dikkatini bu konuya çekmiştir. Bu çalışmada 2016 yılı TÜİK verilerine göre 1,22 kaba boşanma hızıyla (TÜİK, 2014, s. 3) bölge ortalamasının üzerinde ve Türkiye ortalamasına yakın olan Kilis iline ait boşanmaların sosyo-dini sebepleri ve sonuçları araştırılmıştır. Çalışma, Kilis için bu konunun incelendiği ilk araştırma olma özelliğine sahiptir. Araştırmanın verileri boşanmış otuz altı kişiyle derinlemesine mülakat yapılarak elde edilmiş ve sonuçlar diğer araştırma verileriyle karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Saha araştırması 2016 Haziran ayında başlamış ve 2016 Aralık ayında tamamlanmıştır. Çalışma, giriş kısmı hariç iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında konu, problem, amaç ve gerekçe, referanslar ve araştırmanın yöntemi üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde kavramsal ve kuramsal bağlamda evlilik, aile ve boşanma, toplumsal değişme/çözülme ve din ilişkisi ele alınmış, ikinci bölümde ise saha araştırmasının bulguları değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre, boşanmayla sonuçlanan evliliklerin bir kısmında evliliğin daha kuruluş aşamasında etkili olan, ama o zaman pek hissedilmeyen ve ya sonraki aşamalarda ortaya çıkan; evlenecek kişilerin ailelerinin evliliği onaylamamaları ve ailelerin aşırı müdahalesinin olduğu görülmüştür. Bazı evliliklerde ise sonradan diğer bazı problemler yaşanmaya başlanmıştır ki bunlar sırasıyla şunlardır: Eşlerden birinin ihaneti/aldatma, uyuşturucu, alkol ve kumar bağımlılığı, dedikodu, hatalı tercih, uyumsuzluk ve doyumsuzluk, sorumsuzluk, kadının itaatsizliği, eşlerin sosyo-kültürel yapı farklılıkları, eşlerin ailesine bağımlı ya da zayıf kişilikte olması/özgüven eksikliği, ekonomik ve sınıfsal farklılıklar, annenin oğlunu kıskanması, yalan-hile ve sahtekârlık, aracıların beklentilerinin karşılanmaması, aile içi taciz ve aile içi şiddettir. Fakat bunlardan farklı olarak çoğunluk, mahkeme sonuçlarına göre boşanma nedenini şiddetli geçimsizlik şeklinde ifade etmişlerdir.

AileAile işlevleriAile yapısı+5
Nedim Öz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın konukevinde kalan kadınların yaşadıkları şiddet ile aile işlevleri algıları arasındaki ilişki: İzmir örneği

Amaç: Bu araştırmada, şiddetin konukevinde kalan kadınların aile işlevleri algıları üzerinde etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, İzmir Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) na bağlı konukevlerinde Ekim 2016 ile Eylül 2017 tarihleri arasında kalan ve çalışmaya katılmaya gönüllü kadınlar ile yapılmıştır. Araştırma kapsamında 96 kadın ile görüşülmüş, sosyo-demografik veri formu ve ardından aile değerlendirme ölçeği uygulanmıştır. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada, sosyo-demografik veri formu ile kadınların medeni durumları, çocuk sayıları, ekonomik durumları, şiddet öyküsünün varlığı gibi verilerin elde edilmesi ve bu verilerin Aile Değerlendirme Ölçeğinden elde edilen veriler ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Bulgular: Araştırmanın 96 katılımcısından 59'unun şiddet yaşantısı olduğu, 37'sinin ise şiddet yaşantısı olmadığı görülmektedir. Şiddet öyküsü olduğunu belirten katılımcıların %89,8'i fiziksel şiddete, %39,0'u cinsel şiddete, %91,5'i psikolojik şiddete, %62,7'si ise ekonomik şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir. Şiddet gören kadınların %91,5'i eşlerinden ya da partnerlerinden%8,5'i ise diğer aile üyelerinden şiddet gördüklerini ifade etmişlerdir. Kadınların şiddet yaşantısı durumları ile Aile Değerlendirme Ölçeği alt puanlarının tamamı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Ayrıca tüm şiddet türleri ayrı ayrı değerlendirilmiş, yine aynı şekilde tüm şiddet türleri ile Aile Değerlendirme Ölçeği alt puanlarının tamamı arasında istatistiksel olarak anlamı bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir(p<0.05). Sonuçlar: Şiddet kadınların aile işlevleri algısını olumsuz etkileyerek beraberinde aileye de etki etmektedir. Birey ve aileden başlayarak tüm toplumu olumsuz etkileyen bir olgu olarak, kadına yönelik şiddetle mücadele, uluslararası düzenlemeleri, ulusal düzenlemeleri ve devlet eli ile yürütülen sosyal politikaların yanında toplumsal dayanışmayı ve kararlılığı gerektirmektedir. Anahtar Sözcükler: Aile İşlevleri Algısı, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet, Kadın Konukevi, Sosyal Hizmet

AileAile içi ilişkilerAile içi şiddet+7
Firdes Çağlayan
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel istismara uğramış ve uğramamış 12-18 yaş arası çocukların anne baba tutumları ve aile işlevselliklerinin değerlendirilmesi

Amaç: Çalışmada cinsel istismara uğramış 12-18 yaş arasındaki çocukların, anne baba tutumlarının ve aile işlevselliklerinin kontrol grubu ile karşılaştırılarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırma, cinsel istismara uğramış 12-18 yaş arası 98 çocuk ve onların yaş ve cinsiyet olarak benzeri olan 196 çocuk ile yapılan nicel bir araştırmadır. Aile değerlendirme ölçeği, anne baba tutum ölçeği ve sosyodemografik anket formu ve cinsel istismara özgü bilgi formu veri toplama araçlarıdır. Veriler SPSS for Windows 25.0 ve Stata 14.0 programı aracılığıyla işlenmiş ve çözümlenmiştir. Bulgular: Olguların aile işlevselliklerinin kontrollere göre daha kötü düzeyde olduğu; anne-baba tutumları açısından yapılan karşılaştırmada "koruyucu tutum" boyutunda orta düzeyde, "demokratik tutum" ve "otoriter tutum" boyutu ile özet tutum puanında yüksek düzeyde aralarında bir farklılığın olduğu ve olguların kontrollere göre daha sağlıksız aile işlevselliğine ve daha otoriter anne-baba tutumuna sahip olduğu tespit edilmiştir. Sonuç: Çocuğun içinde bulunduğu aile işlevselliğinin sağlıksız olması ve çocuğu yetiştiren ebeveynlerin tutumunun otoriter olması çocuğun cinsel istismara uğrama riskini arttırmaktadır. Sağlıklı bir aile sisteminin ve ebeveynlerin sağlıklı tutuma sahip olmadığı ortamlarda çocuktan başlayarak aileye doğru devam eden bir sosyal hizmet müdahale planı gerekmektedir.

Aile işlevleriAna-babaAna-baba tutumu+4
Sezin Ünal
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde internet bağımlılığı ve aile işlevselliği ilişkisi

Amaç: Ergenlerde internet bağımlılığı ve aile işlevselliği ilişkilerinin incelenmesidir Gereç ve Yöntem: Çalışma tanımlayıcı ve ilişkisel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Ergen Davranım Bozukluğu Polikliniği'ne başvuran 12-18 yaş aralığındaki ergenler arasından amaçlı örneklem yoluyla seçilmiş 86 çocuk oluşturmuştur. Bulgular: Ergenlerin internet bağımlılık düzeyi ortalaması 32,58±7.76'dır. Katılımcılar genel ve bireysel bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda semptom göstermeyen kullanıcılar olarak tanımlanabilir. Bireysel bir değerlendirme yapıldığında ise 24 öğrencinin (%27,9) sınırlı semptom gösteren, 61 öğrencinin (%70,9) semptom göstermeyen kullanıcı, 1 (%0,1) öğrencinin patolojik internet kullanıcısı olduğu belirlenmiştir. Sonuçlar: Ergenlerin İnternet Bağımlılığı Ölçeğinden aldıkları toplam puanları ile Aile Değerlendirme Ölçeği (Çocuk) arasında negatif yönde çok zayıf, roller alt boyutu arasında negatif yönde çok zayıf, gerekli ilgiyi gösterme alt boyutu arasında negatif yönde çok zayıf, davranış kontrolü alt boyutu arasında negatif yönde çok zayıf, genel işlevler alt boyutu arasında negatif yönde çok zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir.

AileAile işlevleriBağımlılık+3
Gizem Akdaş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün yetenekli çocuklara sahip ailelerin aile işlevselliği

Bu araştırmanın amacı, üstün yetenekli çocuklara sahip ailelerin aile işlevselliğini derinlemesine incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma nitel araştırma deseni olan ve bilinen ya da farkında olunan olguları derinlemesine araştırmayı sağlayan, olgu bilim çalışması olarak oluşturulmuştur. Bu kapsamda uzman görüşü alınarak ebeveyn ve çocuk formu olmak üzere görüşme formları hazırlanmıştır. Görüşmeler anne, baba ve çocuk olmak üzere toplam üç aile ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler NVİVO nitel araştırma programı ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak üstün yetenekli çocuklara sahip ailelerin aile işlevselliği aile içi bağlılık, aile içi destek, aile içi sınırlar, aile içi ritüeller, aile içi roller ve aile içi iletişim boyutları ile kapsamlı olarak ele alınabilmektedir. Bu boyutlardan ise üstün yetenekli çocuklara sahip ailelerde bağlılığın diğer boyutlara göre daha güçlü olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Aile, Aile İşlevselliği, Üstün Yeteneklilik

AileAile işlevleriÜstün yetenek+1
Merve Çalışkan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan ve normal çocukların ana-babalarında zihin kuramı ve yürütücü işlevlerin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocukların anne- babaları ve sağlıklı çocukların anne-babalarında OSB ve DEHB belirtileri, zihin kuramı ve yürütücü işlevlerin karşılaştırılmasıdır.

Aile işlevleriAna-babaAna-baba tutumu+5
Sümeyra Çelik
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarında otizm spektrum bozukluğu olan annelerin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinin çocuktaki otizmin ağırlık derecesine göre karşılaştırılması

Bu çalışma, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış olan çocukların annelerinin etkilenme düzey ve şekillerini saptamayı amaçlamıştır. Bu amaçla yapılan çalışma nedensel karşılaştırma modeli bağlamında yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu otizm spektrum bozukluğu olan 194 çocuğun annesinden oluşmaktadır. Araştırma verileri Sosyo-Demografik Form, Beck Depresyon Envanteri, Beck Umutsuzluk Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Envanteri ve Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği-2 Türkçe Versiyonu kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi bağımsız örneklemler t testi ve Mann-Whitney U testi kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda otistik bozukluk indeks puanları yüksek olan çocukların annelerinin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeyleri, otistik bozukluk indeks puanları düşük olan çocukların annelerinin depresyon, tükenmişlik ve umutsuzluk düzeylerinden anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ve olası çözümler literatür ışığında tartışılmıştır.

Aile hayatıAile işlevleriAile tutumu+7
Atila Tunçel
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısı alan çocukların ve sağlıklı çocukların annelerinin anksiyete, depresyon düzeyleri ve aile işlevselliği açısından karşılaştırılması

DEHB tanısı almış çocukların anneleri ile sağlıklı çocuklara sahip annelerin yaşadıkları depresyon, kaygı düzeyi ve aile işlevlerinin karşılaştırmalı bir şekilde incelenmesidir. Çalışma grubu Şanlıurfa Çocuk Hastalıkları Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi Polikliniği'ne başvuran, DSM-5 tanı kriterlerine göre DEHB tanısı alan, 6-16 yaşları arasında çocuğa sahip 180 anneden oluşmaktadır. Kontrol grubu ise 6-16 yaş arası normal gelişim gösteren çocuğa sahip 180 anneden oluşmaktadır. Katılımcılara Beck Depresyon Ölçeği, Beck Anksiyete Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca DEHB tanısı almış çocuğa sahip olup olmama ve psikiyatrik ilaç kullanmanın birlikte anksiyete üzerinde anlamlı bir ortak etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Aile işlevlerinde ise DEHB tanısı almış çocukların annelerinin sağlıklı çocukların annelerine kıyasla "Problem Çözme", "İletişim", "Roller", "Duygusal Tepki Verebilme", "Davranış Kontrolü", "Gereken İlgiyi Gösterme" ve "Genel İşlevler" alanlarında artmış oranda sorun yaşadıkları saptanmıştır.

Aile işlevleriAnksiyeteAnneler+5
Sever Beşaltı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynini kaybetmiş evli bireylerde evlilik doyumunun aile işlevselliği açısından açıklanması

Bu araştırmanın amacı ebeveynini kaybetmiş olan evli bireylerde aile işlevselliğinin evlilik doyumu ile ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmanın örneklemini, Batman'da yaşayan evlilik öncesi ya da sonrasında ebeveynlerinden birini kaybetmiş 103 erkek, 134 kadın olmak üzere 237 evli birey oluşturmaktadır. Çalışmada Evlilik Yaşam Ölçeği (EYÖ), Aile İşlevselliği Ölçeği (AİÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanmış Sosyo–demografik Bilgi Toplama Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 23.0 paket program kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre EYÖ ile AİÖ ve ölçeğin alt boyutlarından aile içi destek, aile içi roller, aile içi bağlılık, aile içi ritüeller, aile içi iletişim ve aile içi sınırlar arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aile içi bağlılık, aile içi ritüeller ve aile içi sınırlar alt boyutları kişilerin Evlilik Yaşam Ölçeği puanlarını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Tüm modelin evlilik doyumundaki toplam varyansın % 26'sını açıkladığı bulunmuştur.

Aile işlevleriEbeveyn kaybıEvli çiftler+2
Coşkun Algan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin rolünün incelenmesi

Bu çalışma madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin rolünü derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, bu nitel araştırma bilenen bir olguyu derinlemesine incelemek için tasarlandı ve yürütüldü. Araştırma verileri madde bağımlılığı tedavisinde başarı sağlamış dört ergen ve bunların ebeveynlerinden, görüşme tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma kapsamında verilerin toplanmasında uzman görüşü yardımıyla hazırlanan aile ve çocuk görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA nitel araştırma programı ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak madde bağımlılığı tedavi sürecinde aile işlevselliğinin alt boyutlarından aile-içi iletişim, aile-içi destek, aile içi sınırlar, aile içi ritüeller, aile içi roller ve aile içi bağlanma ve güven boyutları ile kapsamlı olarak ele alınmıştır. Ergenlerin madde bağımlılığı tedavi sürecinde başarılı olmalarını sağlayan en önemli aile işlevsellik boyutunun "Bağlanma-Güven" olduğu belirlenmiştir. Bu boyutu sırayla "Aile-içi iletişim" ve "Aile-içi destek" alt boyutları takip etmiştir. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Aile İşlevselliği, Tedavi Süreci

AileAile desteğiAile içi ilişkiler+4
Muhittin Dar
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Seçim teorisi temelli aile işlevselliği müdahale programının geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı seçim teorisi Temelli Aile İşlevselliği Ölçeği ve Aile İşlevselliği Müdahale Programı geliştirmek ve etkililiğini test etmektir. Bu doğrultuda iki aşamalı bir çalışma planlanmıştır. Birinci aşama ölçek geliştirme, ikinci aşama müdahale programı geliştirme olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında psikometrik analizler sonucuna göre 30 maddelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında seçim teorisi temelli aile işlevselliği müdahale programı geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Program seçim teorisi ve aile işlevselliği bileşenlerini kapsayacak şekilde yedi oturum olarak geliştirilmiştir. Uygulamaya 8 çift 16 katılımcı katılmıştır. Uygulamalar online olarak yürütülmüştür. Katılımcılardan ön-son ve izleme testi olarak nicel veriler toplanmıştır. Ön, son ve izleme testlerine ek olarak uygulama sonunda görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular geliştirilen müdahale progamının istatistiksel olarak manidar olmadığını göstermiştir. Nitel bulgular incelendiğinde kontrol grubunun geçirdiği değişimlerin aile işlevselliğini doğrudan etkileyen etkenler olduğu görülmüştür.

AileAile işlevleriAile müdahalesi+5
Merve Usta
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gülten Dayıoğlu'nun romanlarında aile müessesesi

Toplumun en küçük birimi olan aile; insanlık tarihi kadar eskidir. Bireyin, toplum ile bağını oluşturan ve devamını sağlayan sosyal bir bağdır. Toplumların sahip oldukları inanç değerlerini, sosyo-ekonomik farklılıklarını, politik görüşlerini, kültürel zenginliklerini vb. olguları ele alındığında odak noktasının aile ekseninden geçtiği görülmektedir. Aile kavramının İslamiyet öncesi ve İslamiyet sonrası toplumlardaki değişimi esas alındığında ciddi bir takım değişimler yaşadığı bilinmektedir. Yaşadığı tahavvüllerle birlikte aile, toplumsal yapının sosyal, kültürel ve ekonomik olarak varlığını devam ettirmedeki temel kurumlarından biri olmaya devam etmektedir. Toplumdaki tüm gelişmeler ve değişimler aile hayatına yansır. Bu bağlamda aile ve toplum birbirinden ayrılmaz bir parçadır. Gülten Dayıoğlu, romanlarında aile müessesesi temasına yer veren yazarlardandır. O, Türk Çocuk Edebiyatı'nda yerini almış, üç kuşağın Masalcı Anne'sidir. Çalışmamızda, Gülten Dayıoğlu'nun romanlarında aile yapısının, işlevinin, anne-baba, çocuk, dede-nine, akraba, komşu, ekonomik durum, gurbet gibi durumların toplumsal hayat içerisindeki değişim ve dönüşümlerinin aile müessesine olan etkileri incelenmiştir.

AileAile işlevleriDayıoğlu, Gülten+4
Hilal Yusufoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Related subjects