Aile işlevleri

Bu konu başlığı altında 104 tez

DoktoraAçık ErişimTR

Ailede anababa tutum ve davranışına etki eden faktörlerin araştırılması

Bu araştırma ana-baba tutum ve davranışı ile ailenin birlik ve değişime uyum yeteneği arasındaki ilişkiyi belirlemek, sosyoekonomik ve demografik faktörlerin aile işlevlerine uyum, tutum ve davranışlar üzerindeki etkisini incelemek amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına Ankara ilinin merkez ilçelerinden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilen 0-6 yaş grubunda sağlıklı en az bir çocuğu bulunan ve birlikte yaşayan 450 aile dâhil edilmiştir. Araştırma verileri; ana-babaların ebeveyn olarak tutum ve davranışlarını belirlemede Ana-Baba Tutum ölçeğinin, aile içi ilişkilerdeki işlerliği belirlemek için de Aile Birliği ve Değişime Uyum Yeteneği ölçeğinin ve ailelere ilişkin sosyoekonomik ve demografik bilgilerin yer aldığı anket formu ile toplanmıştır. Ailelerden elde edilen veriler SPSS 26 ve R programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde normallik dağılımının tespiti için uygulanan Kolmogorov–Smirnov testi sonucu verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle non-parametrik testlerden; iki değişkenli testler için Mann–Whitney U testi, bağımlı ve bağımsız değişkenlerin analizi için Kruskal-Wallis Testi, iki bağımlı değişken için Friedman testi ve değişken tespiti için Ki-Kare analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ikamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe ebeveynlerin serbest ana-baba tutumuna, baba yaşı arttıkça ihmalkâr ve otoriter ana-baba tutumuna, çocuk sayısı fazla olan ve küçük yaşta çocuğu olanların aşırı koruyucu ana-baba tutumuna sahip oldukları bulunmuştur (p<0,05). İkamet edilen ilçenin sosyoekonomik düzeyi yükseldikçe aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneğinin kaotik olduğu, hane halkı toplam gelirinin artması ile dengeli uyum gösterdikleri saptanmıştır. Aile işlevlerindeki birlik ve değişime uyum yeteneği ile algılanan gelir düzeyi arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür (p<0,05). Demokratik ana-baba tutumuna sahip olan ailelerde aile işlevlerinin gerçekleştirilmesinde dengeli birlik, otoriter ana-baba tutumuna sahip ailelerde ise dengeli esnek bir aile birliği ve uyumunun olduğu saptanmıştır. Ana-baba tutumları ile aile işlevleri açısından aile birliği ve değişime uyum yeteneği arasında istatistiksel olarak da anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir (p<0,05).

Aile içi ilişkilerAile işlevleriAile tutumu+5
Hüsniye Ceyda Mısırlıoğlu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

6 ile 11 yaş arasında çocuklarda görülen ruhsal sorunların annelerin bağlanma düzeyi, çocuk yetiştirme tutumu ve aile işlevleri ile olan ilişkisi

Bu araştırma, 6 ile 11 yaş arasındaki çocuklarda görülen ruhsal sorunlar ile annelerin bağlanma düzeyi, çocuk yetiştirme tutumları ve aile işlevlerine göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu araştırma İstanbul ili içerisinde bulunan birbirinden farklı danışmanlık ve psikiyatri merkezlerinde 6-11 grubu çocuğa sahip 91 anneden oluşmaktadır. Annelere Kişisel Bilgi Formu, İlişki Ölçekleri Anketi, CBCL-Çocuk Davranışları Değerlendirme Ölçeği (4-18 yaş formu), Aile Değerlendirme Ölçeği, PARI- Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksek analizleri SPSS 21.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma) ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t-testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi kullanılmıştır. Tek yönlü varyans analizleri sonucunda farkın anlamlı olduğu durumlarda hangi gruplardan kaynaklandığını bulmak için Tukey analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, aile değerlendirme ölçeğinde demografik özelliklere göre anlamlı farklılıklar görülmüştür. Aynı şekilde çocuk yetiştirme tutumu ile demografik özellikler arasında da anlamlı farklılıklar görülmüştür.Ölçekler arasındaki ilişkilere bakıldığında aile değerlendirme ölçeği ile çocuk davranışları arasında, aile değerlendirme ile çocuk yetiştirme tutumu arasında ve çocuk davranışları ile çocuk yetiştirme tutumları arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Diğer yandan bağlanma stilleri ile çocuk davranışları arasında herhangi anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Stili, Çocuklarda Görülen Ruhsal Sorunlar, Çocuk Yetiştirme Tutumu, Aile İşlevleri

Aile işlevleriAna-baba tutumuBağlanma stilleri+3
Gözde Nalbantoğlu
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi çocuklarda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtilerinin, davranışsal, sosyal problemler, aile işlevselliği ve ebeveyn tutumları ile ilişkilerinin incelenmesi

Problemin tanımı: Bu araştırmanın amacı DEHB belirtileri gösteren 4-6 yaş aralığındaki çocukların sosyal, davranışsal problemlerini tespit etmek, aile işlevselliklerini ve ebeveynlerinin tutumlarını incelemektir. Yöntem: Katılımcılar, İstanbul Kadıköy ilçesinde yer alan 2016-2017 yılları arasında anaokullarına devam eden 4-6 yaş aralığındaki öğrencilerin ebeveynlerinden ve öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmaya toplam 92 ebeveyn ve 14 öğretmen katılmıştır. Araştırılması amaçlanan bilgiler Sosyodemografik Form, DSM-V Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Formu, Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeği, Aile Değerlendirme Ölçeği ve Ebeveyn Tutumları Ölçeği ile elde edilmiştir. Bulgular: Conners Ebeveyn Değerlendirme Ölçeğinin analizi sonucunda DEHB belirtileri gösteren çocukların sosyal problemler, kaygı, karşı gelme, duygusal değişkenlik, mükemmeliyetçilik ve psikosomatik belirtileri, DEHB belirtileri göstermeyen çocuklara oranla daha fazla yaşadıkları tespit edilmiştir. Aile Değerlendirme Ölçeği sonucunda dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtileri gösteren çocukların ailelerinde iletişim, duygusal tepki verebilme, davranış kontrolü ve genel işlevler alanlarında sağlıksız işlevsellikleri olduğu görülmüştür. Ebeveyn tutumları açısından bakıldığında ise DEHB belirtileri gösteren çocukların ebeveynlerinin otoriter ve aşırı hoşgörülü tutumu daha fazla sergilediği görülmüştür. Sonuç: Araştırmanın alanyazınına katkısı DEHB olan çocukların ilkokulda yaşayabilecekleri problemlerin önlenmesi yada en aza indirilmesinin okul öncesi dönemde çocukların DEHB belirti düzeylerinin değerlendirilmesi ile sağlanabileceğinin önemini vurgulamaktır. Okul öncesi dönemde DEHB belirtileri gösteren çocukların davranışsal ve sosyal anlamda belirti göstermeyen çocuklardan farklılaşması ayrıca çocukların ebeveynlerinin tutumlarının farklı olması 4-6 yaş aralığında alınacak önemlemlerin önemini göstermektedir. Aile işlevselliği ve bahsedilen diğer alanlardaki problemlerin boyutları büyümeden önemlemler alınması çocuk için olumlu değişimler sağlayacaktır. Bu araştırma ile okul öncesi dönemin ileriki yaşların yordayıcısı olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, okul öncesi dönem, çocukluk çağı, aile işlevselliği, ebeveyn tutumları

Aile içi ilişkilerAile işlevleriAna-çocuk ilişkisi+7
Beril Börekçi
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde kullanımında duygu düzenlemenin etkisi ve ebeveynlerde evlilik uyumunun incelenmesi

Bu çalışmada madde kullanımında duygu düzenlemenin etkisi ve ebeveynlerindeki duygu düzenleme ve evlilik uyumunun etkisi araştırılmıştır. Araştırma, Ağustos-Kasım ayları arasında madde kullanımıyla ilgili bir rehabilitasyon merkezinde rehabilitasyon sürecinden geçen madde kullanım geçmişine sahip İstanbul'da yaşayan 18-35 yaş arasındaki 30 erkek ve onların ebeveynleri ile İstanbul'da yaşayan 18-35 yaş aralığındaki 30 madde kullanım geçmişi olmayan katılımcı ve ebeveynlerine Demografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Güçlüğü-Kısa Form Ölçeği ve Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği'nden oluşan anket formunun uygulanmasıyla gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, madde kullanım geçmişine sahip çocuğu olan ebeveynlerin, kontrol grubundaki ebeveynlere göre daha fazla duygu düzenleme güçlüğü yaşadığı ve daha düşük çift uyumuna sahip olduğu, madde kullanım geçmişine sahip yetişkinlerin de kontrol grubundaki yetişkinlere göre daha fazla duygu düzenleme güçlüğü yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Aile işlevleriDuygu düzenlemeEvli çiftler+5
Fatih Genç
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Annenin kapsayıcı işlevi ile 3-6 yaş arası çocuklarda görülen depresif belirtiler arasındaki ilişkide baba rolünün etkisinin incelenmesi

Bu çalışma, 3-6 yaş arasındaki çocuklarda görülen depresif belirtiler ile annenin kapsayıcı işlevi ve baba rolü arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma nicel olarak tasarlanmış olup çalışmanın araştırma modeli ilişkisel tarama modelidir. Çalışmanın evreni, İstanbul'da alanın uzman hekimi tarafından değerlendirilip, yönlendirilmesi ile 3-6 yaş arası depresif belirtileri olan çocukların anne/babaları oluşturmaktadır. Araştırma, 386 anne-baba çiftinden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında, çocukların depresif belirtilerini değerlendirmek amacıyla Çocuk Depresif Semptom Ölçeği (ÇDSÖ) kullanılmış, annenin kapsayıcı işlevini ölçmek için Kapsayıcı İşlev Ölçeği (KİÖ) ve baba rolü ile ilgili veriler için Baba Katılım Ölçeği (BAKÖ) uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 28.0 programı ile analiz edilmiştir. Değişkenlerin dağılımı kolmogorov simirnov, shapiro-wilk test ile ölçülmüştür. Dağılımı normal olmayan nicel bağımsız verilerin analizinde mann-whitney u test uygulanmıştır. Nitel bağımsız verilerin analizinde ki-kare test uygulanmıştır. Korelasyon analizinde ise spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, çocukların depresif belirtilerinin annenin kapsayıcı işlevi ve baba katılımı ile ilişki içinde olduğunu göstermektedir. Çalışma sonucunda annenin kapsayıcı işlevi ile çocuklarda görülen depresif belirtiler arasında negatif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğunu ve baba katılımının da bu ilişkiyi şekillendiren bir faktör olduğu bulunmuştur. Özellikle, annenin kapsayıcı işlevinin güçlü olduğu durumlarda çocuklarda görülen depresif belirtilerin daha düşük seviyelerde olduğu gözlemlenmiştir. Baba katılımının, annenin kapsayıcı işlevine bağlı olarak çocukların ruhsal durumlarına olumlu katkı sağladığı tespit edilmiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür ile tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.

Aile işlevleriAnnelerBabalar+5
Buse Onat Yıldırım
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çekirdek aileye ve tek ebeveynli aileye sahip ergenlerin sosyal kaygı düzeyleri ile empatik eğilimleri arasındaki ilişki ve sosyoterapi

Bu araştırmanın amacı çekirdek ve tek ebeveynli aileye sahip ergenlerin empatik eğilim düzeyleri ile sosyal kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Birey için aile doğumdan önce başlayan ve ölüme dek süren yaşam döneminde bilişsel, duyuşsal, tinsel, fiziksel ve sosyal gelişimlerine etki eden en önemli kurumdur. Bireyin yaşam döngüsü olduğu gibi aile'nin de bir yaşam döngüsü vardır ve bu döngü içerisinde aile sistemini oluşturan alt sistemlerin durumlarına göre farklı türlerde aileler oluşmaktadır. Tek ebeveynli aileler ebeveyn alt sisteminde bir üyenin kaybı ya da üyelerin evlilik birliklerini sonlandırması ile oluşabilmektedir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinde olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi liselerde 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde 9.ve 10.sınıflar arasında eğitim öğretim gören 143'ü tek ebeveyne sahip, 237'si çekirdek aileye sahip toplam 380 ergen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak araştırmacının ergenlerin sosyo-demografik özelliklerine ulaşmak amacıyla hazırladığı 'Ergen Görüşme Formu', Aydın ve Sütçü (2007), tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan ' Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği (ESKÖ)' ve Kaya ve Siyez (2010), tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılan 'KA-Sİ Empatik Eğilim Ölçeği-Ergen Formu' kullanılmıştır. Araştırma bulgularında ergenlerin cinsiyetleri, eğitim-öğretimlerine devam ettikleri okul türü ile, babalarının çalışma durumu, empatik eğilim düzeyleri arasında ve psikolojik destek almaları, babalarının çalışma durumu ve göç deneyimleri ile sosyal kaygıları arasında ve ergenlerin harçlık düzeyleri ve aile durumları arasında anlamlı bir ilişki anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır (p < 0,05). Araştırma bulguları sonucunda ergenlerin empatik eğilimleri ile sosyal kaygı düzeyleri arasında fakat pozitif yönde (r = ,09) zayıf ve anlamlı olmayan (P = ,065 > 0,05) ilişki saptanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular Sosyal Hizmet alanı için önemli bulgular içermektedir. Elden edilen bulgular çerçevesinde çocuk ve gençlik refahı alanı ve ailelerle sosyal hizmet alanlarında müracaatçı sistemlerinin ihtiyaç ve gereksinimlerini ortaya koymakta ve bireylerin sosyal hizmet müdahalesine duydukları gereksinimleri ortaya koymaktadır.

AileAile işlevleriEmpati+7
Mertcan Topal
Uşak University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pandemi döneminde 6-18 yaş grubundaki özel gereksinimli çocukların annelerinin tükenmişlik düzeyleri ve aile işlevselliğinin incelenmesi

çevrimiçi form aracılığı ile Gönüllü Katılım Formu, Kişisel Bilgi Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Çocukların yaşı, cinsiyeti, özel gereksinim alanı, annenin yaşı, çalışma durumu, öğrenim durumu, çocuk sayısı ve ekonomik düzey ile annelerin tükenmişlik durumu ve aile işlevselliği arasındaki değişime bakılmıştır. Ayrıca annelerin çevreden aldığı sosyal desteğe göre tükenmişlik ve aile işlevselliği durumları incelenmiştir. Dağılıma ait homojenliğin test edilmesinde Kolmogorov–Smirnov Testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde; Bağımsız Örneklemler t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bonferroni Post-Hoc Testi kullanılmıştır. İki ölçekten elde edilen puanların arasındaki ilişkininin yönü ve boyutunu belirlemek için de Pearson Korelasyon analizi uygulaması yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, tükenmişlik ile aile işlevselliği arasında ilişki saptanmıştır. Tükenmişlik yaşayan annelerin aile işlevsellik durumlarının olumsuz etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Özel gereksinimli çocuğun yaşı, cinsiyeti, özel gereksinim alanı ile annelerin tükenmişlik düzeyleri ve aile işlevselliği arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Annenin yaşı, çalışma ve öğrenim durumu, çocuk sayısı ve ekonomik düzeyi ile tükenmişlik ve aile işlevselliği arasında ilişki elde edilmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip annelerin çevreden sosyal destek alması ise daha az tükenmişlik yaşadıkları sonucunu ortaya koymuştur. Sosyal destek alan annelerin daha sağlıklı aile işlevlerine sahip olduğu belirlenmiştir.

Aile işlevleriAnnelerCOVID 19+5
Eylül Sevimli
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Development of an instrument to measure paternal postpartum depression

The main aim of the current thesis was to develop a reliable and valid paternal postpartum depression (PPD) scale and to investigate psychosocial factors associated with PPD. To pursue this aim, a multi-method design was performed in that a qualitative and quantitative study were conducted, sequentially. In the qualitative strand, 12 fathers with moderate to high depression were interviewed, and obtained data was analyzed through Interpretative Phenomenological Analysis (IPA). Four super-ordinate themes were conceptualized: (1) Motherhood as an Idealized yet Overburdening Phenomenon, (2) Masculinity Related Pressures on Fathers, (3) Masculine Expression of Fatherhood Related Stress, and (4) Compromisation of Couple Relationship due to Parenthood. This strand aimed to gain an in-depth understanding of paternal postpartum depression experiences to delineate items of the newly developed scale. The second quantitative strand had two aims in itself: (1) development and psychometric validation of the paternal postpartum depression scale and (2) testing a moderated mediation model. Sample of the quantitative strand for psychometric validation included 190 fathers with new babies aged between 2 and 8 months old. New fathers completed the newly developed Paternal Postpartum Depression Scale (PPDS), Beck Depression Inventory (BDI), Edinburgh Postnatal Depression Scale (EPDS), and The Satisfaction with Life Scale (SWLS). Based on the results obtained from Exploratory Factor Analysis (EFA), final version of PPDS consisted of 27 items with a 2-factor structure. Cronbach's alpha values were satisfactory. Correlation analysis revealed that PPDS was positively correlated with BDI and EPDS scores and negatively correlated with SWLS. Secondly, a moderated mediation model was tested by using PROCESS software to investigate mediating roles of parenting stress and marital adjustment on the relation between father's attachment styles and paternal depressive symptoms; and to inspect whether maternal depression moderated the proposed relationships. Accordingly, data obtained from 145 father-mother dyads were included for the subsequent analyses. The results showed that perceived parenting stress significantly mediated the relationship between paternal attachment styles and depression scores, and maternal depression significantly moderated this relationship. However, no significant impact was found for marital satisfaction in the model alone or with the involvement of maternal postpartum depression as the moderator. Findings were discussed in line with the relevant literature. Keywords: Paternal Postpartum Depression, Maternal Depression, Parenting Stress, Child Mental Health, Family Functioning, Interpretative Phenomenological Analysis

Family functionsFathersFatherhood+4
Elif Usta
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between parental differentiation of self and internalizing and externalizing problems in Turkish adolescents: The mediator roles of family functioning and adolescents' differentiation of self

The aim of the current study was to investigate the relationship between parental differentiation of self and adolescents' internalizing and externalizing problems through the mediating roles of family functioning and adolescents' own self-differentiation level using two models. The proposed models hypothesized that high levels of maternal and paternal self-differentiation would lead to improved family functioning, which would in turn predict higher levels of self-differentiation in adolescents and subsequently lower levels of internalizing and externalizing problems in adolescents. The participants were 201 adolescents between the ages of 14-18 and their parents. Data was collected from high schools with the permission of Ministry of National Education. While parents completed Revised Version of Differentiation of Self Inventory (DSI-R) and Family Assessment Device(FAD) measures, adolescents completed Revised Version of Differentiation of Self Inventory (DSI-R) and Family Assessment Device(FAD) and Strengths and Difficulties Questionnaire(SDQ). The data was analyzed with Serial Multiple Mediation Analysis in SPSS. The results indicated that family functioning and adolescents' self-differentiation level mediated the relationship between maternal and paternal self- differentiation; and adolescents' internalizing and externalizing problems. The proposed mediation models were approved by the results of the study. When the differences between female and male adolescents were analyzed, the results indicated the relationship between maternal and female adolescents' differentiation of self and the relationship between family functioning and female adolescents' internalizing and externalizing problems were among the significant findings. These findings demonstrate the significance of parental differentiation of self, family functions and to what extent adolescents are differentiated in terms of psychological difficulties observed during adolescence.

Family functionsDifferentiation of selfExternalizing+5
Berfin Nur Sarıoğlu
TED University · Lisansüstü Programlar Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

18-30 yaş arası evli çiftlerde ayrılık anksiyetesinin evlilik doyumu üzerine etkisinin kadın ve erkeklerdeki ilişkisi

Ayrılma anksiyetesi anne ya da bağlanma nesnesinden ayrılık yaşama veya ayrılık düşüncesinin yer alması olarak ifade edilmektedir. Yetişkin ayrılma anksiyetesi bozukluğu (YAAB) ise yaşamın erken dönemlerinde kendini gösteren ve çocukluk ayrılık anksiyetesi ile benzer semptomlar taşıyan anksiyete bozukluğu olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda araştırmada, erken evli çiftlerde ayrılık anksiyetesinin evlilik doyumu üzerine etkisinin kadın ve erkeklerdeki farkının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma, "ilişkisel tarama modeli"ne uygun olarak hazırlanmıştır. Araştırmanın evrenini Bursa ilinde yaşayan 18-30 yaşındaki (100 kadın ve 100 erkek) bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Bursa ilinde yaşayan 18- 30 yaşında (100 kadın ve 100 erkek) evlilik yapmış, evli çiftler oluşturmaktadır. Araştırmada 18-30 yaş arası evli çiftlerde ayrılık anksiyetesinin evlilik doyumu üzerine etkisinin kadın ve erkeklerdeki ilişkisinin belirlenmesi amacıyla genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeline göre yapılacaktır.Araştırma bulgularına göre cinsiyet, yaş ve eğitim durumu değişkenlerinin evlilik doyumunu yordamadıkları görülmüştür. Evlilik doyumu ile yetişkin ayrılma anksiyetesi arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Yetişkinlik ayrılma anksiyetesinin evlilik doyumunu yordadığı saptanmıştır. Cinsiyet ve eğitim durumu değişkenlerinin Yetişkinlik ayrılma anksiyetesiniyordadığı sonucu elde edilmiştir.

AileAile işlevleriAyrılık kaygısı+5
Gökçe Gülersoy
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyum düzeyleri ile aile işlevleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyum düzeyleri ile aile işlevleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmamızın evrenini; İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesinde yaşayan, 06-25 yaş aralığında zihinsel engelli çocuğa sahip, 190 kadın, 42 erkek toplam 232 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında, veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler online ortama taşınarak, zihinsel engelli çocuğa sahip ailelerin, soruları dijital ortamda yanıtlamaları sağlanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 25 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada; dağılım analizi, tanımlayıcı analiz ve parametrik hipotez testlerinden bağımsız örneklem T testi ve ONE-WAY ANOVA analizi, ilişki için ise Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmamızda ebeveynlerin Yaşam Doyumu Ölçeğinden aldıkları toplam puanlar incelediğinde, yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, ailelerin çocukları üzerinden herhangi bir sosyal destek alıp almaması, eşlerin çocukların bakımında birbirlerine yardımcı olup olmamaları, çocukların engel durumları ile ilgili rahatsız edici çevresel tepkiler, çocuğun engel derecesi, çocuğun engel türü değişkenlerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ebeveynlerin cinsiyet, ailede veya akrabalarında engelli birey olup-olmama, engel ve engellilik ile ilgili herhangi bir eğitim alıp-almama ve çocuklarının cinsiyeti değişkenlerine göre ise Yaşam Doyumu düzeylerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Ebeveynlerin Aile Değerlendirme Ölçeğinden aldıkları toplam puanlar incelendiğinde, cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir durumları, ailede ve akraba da başka engelli olup olmama durumu, eşlerin çocukların bakımında birbirlerine yardımcı olmaları, çocukların engel durumları ile ilgili rahatsız edici çevresel tepkiler nelerdir, çocuklarının engel türü ve çocuğun engel derecesi değişkenlerine göre, Aile Değerlendirme Ölçeğinin toplam skorunda ve bazı alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı ölçüde farklılıklar ve sağlıksız aile işlevleri tespit edilmiştir. Ebeveynlerin engel ve engellilik ile ilgili herhangi bir eğitim alıp-almama ve çocuklarının cinsiyeti değişkenlerine göre ise Aile Değerlendirme Ölçeğinin toplam skorunda ve tüm alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlardan yola çıkarak engelli çocuğa sahip ebeveynlerin yaşam doyumu düzeyleri ve aile işlevleri arasında zayıf düzeyde negatif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Başka bir ifade ile aile işlevlerinin bozuk olması ailelerin yaşam doyumlarını olumsuz yönde etkileyeceği sonucuna ulaşılmıştır.

Aile işlevleriAna-babaEngelli çocuklar+2
Nihal Kayhan
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerini etkileyen faktörlerin incelenmesi

Araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerini etkileyen faktörleri incelemek ve bu çerçevede okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerinin desteklenmesinde ailenin etkisini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu çalışma nicel araştırma türlerinden korelasyonel araştırma modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinin Silivri ilçesinde bulunan bir ilkokulun dört anasınıfının öğrencileri (81 öğrenci) oluşturmaktadır. Örneklem seçkisiz olmayan tabakalı amaçsal örnekleme dayalı belirlenmiştir. Araştırmada çocuklar, aileler ve öğretmenlerin demografik bilgilerini elde etmek için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Bulut'un uyarladığı 60 maddelik "Aile Değerlendirme Ölçeği" çocukların aileleri tarafından doldurulmuştur. Ersay'ın uyarladığı "Çocukların Duygularına Verilen Cevaplar Ölçeği (Öğretmen Formu)" çocukların öğretmenleri tarafından doldurulmuştur. Batum ve Yağmurlu'nun uyarladığı "Duygu Düzenleme Ölçeği" aile tarafından doldurulmuştur. Normal dağılıma uygunluk için Kolmogorov Smirnov ve Shapiro Wilk testi kullanılmıştır. Gruplara göre verilerin karşılaştırılmasında normal dağılıma uyan veriler için tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örnekler t testi, normal dağılım göstermeyenler için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Boyutlar arasındaki ilişkiler için Pearson ve Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerinde cinsiyete bağlı farklılık bulunmamıştır. Roller ve olumsuzluk değerleri arasında pozitif yönlü zayıf düzeyde istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Genel işlevde annenin sigara kullanma durumuna göre istatiksel fark anlamlıdır. Davranış kontrolünde babanın sigara kullanma durumuna göre istatiksel fark anlamlıdır. Okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerini etkileyen faktörleri ortaya çıkarmayı amaçlayarak ele aldığımız farklı değişkenlerle araştırmanın alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: duygu düzenleme, okul öncesi dönem, aile işlevleri

Aile işlevleriDuygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğü+2
Özgün Ezgi Yurdaışık
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İşitme cihazı veya koklear implant kullanan çocukların rehabilitasyonunda aile işlevselliğinin değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı, rehabilitasyon programları sürecinde eğitimlerde aktif olan işitme cihazı veya koklear implant kullanan işitme kayıplı çocukların ailelerine geçerli ve güvenilir bir ölçek sayesinde ailelerin rehabilitasyondaki işlevselliklerinin incelenerek belirlenmesidir. Literatürde ise ailenin rehabilitasyon sürecindeki işlevselliğinin hangi faktörlerden etkilendiğine yönelik bir çalışma bulunmamaktadır. Araştırmamız 0-18 yaş aralığında işitme kayıplı çocuğa sahip 110 ebeveyn ile gerçekleştirildi. Ailelerin, çocuklarının sağlığı açısından rehabilitasyon sürecindeki işlevselliğini değerlendirmek amacıyla Rehabilitasyonda Aile İşlevselliği Ölçeği online anket üzerinden ebeveynlerin katılımı ile gerçekleştirildi. Ölçek 48 madde ve 4 faktörden oluşmaktadır. Bu faktörler; farkındalık, tutum ve davranış, toplumsal katılım ve rehabilitasyona katılım olmak üzere ailelerin işlevselliği daha detaylı olarak incelendi. Araştırmamızın bulgularında; anketin farkındalık ile tutum ve davranış faktörlerinin değerlendirilmesi sonucu anlamlı ve yüksek çıkmıştır. Böylece ailelerin rehabilitasyon eğitimlerinin farkında olarak durumu önemsediği düşünülmektedir. Fakat toplumsal katılım ve rehabilitasyona katılım faktörlerinin değerlendirilmesi sonucunun ise aynı düzeyde anlamlı ve yüksek çıkmadığı görülmüştür. Bu yüzden ailelerin rehabilitasyon sürecinde tutarsız ve istikrarsız olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak işitme kayıplı çocukların gelişim düzeyinin normal yaşıtlarındaki çocuklar ile aynı olmamasının sebebi çocuklardaki işitme kaybı varlığının ilk tespitinden sonra ailelerin çocuklarını erken tanı ve erken rehabilitasyon eğitimleri ile düzenli olarak desteklemediği için ailelerin durumu yeteri kadar önemsemediği düşünülebilir. Anahtar Kelimeler: İşitme Kaybı, işitme cihazı, koklear implant, rehabilitasyon, aile işlevselliği

Aile işlevleriKoklea hastalıklarıKoklear implantlar+5
Ceren Ergün
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ekrana maruz kalmanın çocukların iyilik hali üzerindeki etkisi: Duygu düzenleme ve aile işlevselliğinin rolü

Dijital ekranlar son yıllarda sadece yetişkinler değil, ergenler, orta yaş grubundaki çocuklar hatta okul öncesi dönemdeki çocukları etkileyen ve tüm bu grupların üzerinde, aile yaşamları, iletişimleri, ilişkileri üzerinde çeşitli etkiler yaratan bir olgu haline gelmiştir. Bir yandan insan ekran ilişkisi bir yandan da ekranın insan insana etkileşimin arasına bu denli girmesi ekran kullanımının önemli bir araştırma konusu haline gelmesine sebep olmuştur. Bu noktada, ekran kullanım süresini yordayan faktörlerin araştırılması ve bu doğrultuda risk gruplarının belirlenmesi açısından önemli hale gelmiştir. Araştırmanın amacı, ekrana maruz kalma süresinin kendini düzenleme, duygu düzenleme ve psikolojik iyilik hali üzerindeki etkilerini anlamaya çalışmaktır. Bu amaç doğrultusunda, Ankara ili içinde ağırlıklı olarak 6 farklı ortaokuldan veri toplanmıştır. Toplamda 326 çocuk ve bu çocukların ebeveyni (anne veya babasından biri) araştırmaya katılmıştır. Öğrenciler 11-14 yaş aralığında, 204'ü kız, 122'si erkek öğrencidir. Bu çocukların anne veya babasının yalnızca birinden çalışmaya dahil olması istenmiştir. Çalışmaya 250 anne, 76 baba dahil olmuştur. Çalışmada, ekrana maruz kalma süresi hakkında ayrıntılı bilgi istenmiştir. Ayrıca, Güçler ve Güçlükler Anketi, Ergenler için Öz Düzenleme Ölçeği ve Duygu Düzenleme Anketini doldurmaları istenmiştir. Ebeveynler bu ölçeklerin yanında kendileri için Kısa Semptom Envanteri, Ebeveynlik Stres Ölçeği ve Çiftler Uyum Ölçeğini doldurmuşlardır. Çocukların ekran kullanım süresi hem kendi bildirimleri hem de ailelerinin bildirimleri ile çocukların duygu düzenleme becerileri, öz düzenleme becerileri ve iyilik hali ayrıca ebeveynlerin psikolojik semptomları, ebeveynlik stresi ve eşleri ile uyumu korelasyon ve hiyerarşik çoklu regresyon analizleriyle incelenmiştir. Çalışmanın üç temel amacı vardır. İlk olarak demografik değişkenlerin çalışma değişkenleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu amaçla, demografik değişkenlerin -cinsiyet, yaş, ebeveyn eğitimi, ailenin gelir düzeyi ve kardeş sayısı-ekrana maruz kalma süresi, farklı dijital aletlerin kullanım süresi, ergenlerin iyilik hali, kendini düzenleme ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisi alanyazını kapsamında ele alınmıştır. Bunun ardından hem çocukların ve hem de anne/babanın çocuklar için yaptığı bildirim arasındaki fark alanyazındaki bilgiler dahilinde ele alınmıştır. Buna göre, çocuklar kendilerinin duygu düzenleme, kendini düzenlemede daha yetkin olduğunu bildirirken, anne/babanın çocuklarının daha az düzenleme becerilerine sahip olduğunu düşündüğü bulunmuştur. Çalışmanın üçüncü amacına yönelik olarak, çocuğun iyilik halini, kendini düzenleme becerileri ve duygu düzenleme becerilerini yordayan faktörler incelenmiştir. Ekrana maruz kalma süresinin özellikle kendini düzenleme becerilerinde ve çocuğun iyilik halini yordamada önemli etkisi olduğu görülmüştür. Bu bulgular güncel alanyazını kapsamında ele alınmıştır. Son bölümde, çalışmanın sınırlılıkları, gelecek çalışmalar için öneriler ve çalışmanın klinik doğurguları aktarılmıştır.

Aile işlevleriDuygu düzenlemeEkran+6
Bilgen Işık Karaşahin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile işlevselliğini yordamada özel gereksinim türü ile duygu düzenleme güçlüğünün etkileşimli rolünün incelenmesi

Araştırmanın amacı, duygu düzenleme güçlüğünün moderatörlüğünde farklı engel türlerine sahip ve normal gelişim gösteren çocukların ailelerinin aile işlevsellik düzeylerini karşılaştırmaktır. Çalışmanın katılımcılarını zihinsel engel 31, otizm spektrum bozukluğu 29, dil ve konuşma güçlüğü 31, bedensel engel 29 ve normal gelişim gösteren 60 bireyin ailelerinin olduğu 181 kişi oluşturmaktadır. Çalışmanın katılımcılarına, Aile Bilgi Formu, Aile Değerlendirme Ölçeği ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği uygulanmıştır. İlk olarak betimsel değişkenlerle, araştırmanın değişkenleri arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Sonra özel gereksinim türünün aile işlevselliği ile ilişkisini ortaya koymak için tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Analiz sonucunda, özel gereksinim türünün aile işlevselliği ile ilişkisi olmadığı ancak özel gereksinimli olma ve normal gelişim gösterme arasında aile işlevselliği üzerinde anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. En son analiz ise, özel gereksinimi olan çocuğa sahip olma ile duygu düzenlemenin aile işlevselliği üzerindeki etkileşimli rolünü belirlemek için çoklu doğrusal hiyerarşik moderatör etki analizi uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, özel eğitim süresi arttıkça duygusal tepki verme sorunları azalmakta, ailede başka özel gereksinimli bireyin oluşu duygu düzenleme güçlüğünü arttırmakta, anne ve baba eğitimi arttıkça ailede iletişim sorunları azalmakta, duygusal tepki verme güçlükleri ve genel işlev sorunları azalmaktadır. Anne ve babanın yaşı arttıkça, duygu düzenleme güçlüğü azalmaktadır. Duygu düzenleme güçlüğü, özel gereksinimi olan ve normal gelişim gösteren çocukların ailelerinin aile işlevselliği üzerinde moderatör değişkendir.

Aile işlevleriDuygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğü+1
Kübra İlkay
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Serebral palsili çocukların ebeveynlerine uygulanan aile eğitimi programının aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 7-18 yaş arasında Serebral Palsi'li çocuğu olan ebeveynler için geliştirilen aile eğitim programının ebeveynlerin; aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk düzeyleri üzerindeki etkisini ve bu etkinin kalıcılığını incelemektir. Araştırma, Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı İller Bankası Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi Okulu'nda Mayıs 2017 ile Haziran 2018 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmada ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; deney grubunda 14, kontrol grubunda 14 olmak üzere toplam 28 ebeveynden oluşmuştur. Deney grubunda yer alan ebeveynlere haftada bir gün olmak üzere sekiz ardışık hafta boyunca araştırma kapsamında geliştirilmiş olan "Serebral Palsi Aile Eğitim Programı" uygulanmış, kontrol grubunda yer alan ebeveynlere ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney ve kontrol grubunu oluşturan ebeveynlerin aile işlevleri 'Aile Değerlendirme Ölçeği'nden, yılmazlık düzeyleri 'Aile Yılmazlık Ölçeği'nden, umutsuzluk düzeyleri ise 'Beck Umutsuzluk Ölçeği'nden elde edilen veriler aracılığı ile değerlendirilmiştir. Her iki gruba da adı geçen ölçekler aracılığı ile ön test ve son test uygulamaları yapılmış, kalıcılık testi uygulamaları ise sadece deney grubuna son test uygulamalarından dört hafta sonra gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında yapılan analizlerde; gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U-Testi, grup içi karşılaştırmalarda ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Tüm analizler %95 güven aralığında yapılmış ve p<0,05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Verilerin analizinden elde edilen bulgulara dayanılarak; deney grubuna uygulanan Serabral Palsi Aile Eğitim Programı'nın ebeveynlerin aile işlevleri, yılmazlık ve umutsuzluk düzeyleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu ve bu etkinin kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Aile eğitimiAile işlevleriAna-baba eğitimi+6
Habibe Dilsiz
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ortaokula devam eden kaynaştırma öğrencilerinin yaşam doyumları, aile işlevleri ve kaynaştırma hakkındaki görüşlerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; kaynaştırmaya devam eden özel gereksinimli öğrencilerin yaşam doyumları ile, özel gereksinimli öğrenci ailelerinin işlev düzeylerinin ve özel gereksinimli öğrencilerin kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin arasındaki ilişki olup olmadığını incelemektir. Çalışmanın katılımcılarını; Ankara'da kaynaştırma eğitimine devam eden zihinsel, işitsel, bedensel yetersizliği ve öğrenme güçlüğü olan öğrenciler ve aileleri oluşturmaktadır. Çalışmaya 176 öğrenci katılmıştır. 55 zihinsel yetersizlik, 42 bedensel yetersizlik, 46 işitsel yetersizlik ve 33 öğrenme güçlüğü tanılı öğrencinin 91'i kız, 85'i erkektir. Çok Boyutlu Öğrenci Yaşam Doyumu Ölçeği, Aile Değerlendirme Ölçeği ve araştırmacı tarafından tasarlanan Kaynaştırma Öğrencilerinin Kaynaştırma Hakkındaki Görüşlerine İlişkin Anket Formu kullanılmıştır. Uygulama sonrasında uygun istatistiksel analizler uygulanarak demografik bilgi formundan elde edilen verilerin her birinin öğrencilerin yaşam doyumları, aile işlev düzeyleri ve kaynaştırmaya ilişkin görüşleri ile ilişkisi ortaya konmuştur. Buna ek olarak bütün ölçeklerden elde edilen verilerin arasındaki korelasyon saptanmıştır. Çalışma sonucunda yaşam doyumu yüksek öğrencilerin aile işlev düzeylerinin yüksek olduğu ve kaynaştırmaya ilişkin görüşlerinin olumlu olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

AileAile işlevleriKaynaştırma eğitimi+3
Nihan Atlan
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Aile işlevleri ve bağlanma stillerine göre öznel iyi oluş düzeyinin incelenmesi

Bu çalışmada, aile işlevleri ve yetişkinlik bağlanma stillerine göre öznel iyi oluş düzeyleri arasında farklılık olup olmadığı araştırılmak istenmiştir. Aile işlevleri sağlıklı ve sağlıksız işlevler; yetişkinlik bağlanma stilleri ise korkulu, kaçıngan, güvenli ve saplantılı olmak üzere kategorilenmiştir. Öznel iyi oluş ise pozitif duygulanım ve yaşam doyumunun toplanıp, bu toplamdan negatif duygulanımın çıkarılması ile tek boyut ile analiz edilmiştir. Araştırmaya 2014–2016 yılları arasında Ege Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencisi toplam 696 birey katılmıştır. Araştırmada Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ), Pozitif ve Negatif Duygu Durum Ölçeği (PNDÖ), Yaşam Doyumu Ölçeği (YDÖ) ve İlişki Ölçekleri Anketi (İÖA) kullanılmıştır. Veriler SPSS 18 ile 2 x 4 Faktöriyel ANOVA kullanılarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, aile işlevlerine göre öznel iyi oluş düzeylerinde anlamlı farklılık olduğu ve bu farkın sağlıklı aile işlevleri lehine olduğu, yetişkinlik bağlanma stillerine göre öznel iyi oluş düzeylerinde anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Bulunan farklılık güvenli bağlanma lehinedir. Yapılan ikili karşılaştırmalar sonucu anlamlı farklılık sadece güvenli bağlanma ile diğer korkulu, kaçıngan ve saplantılı bağlanma stilleri arasında bulunmuştur. Aile işlevleri ve yetişkinlik bağlanma stilleri ortak etkisine göre ise öznel iyi oluş düzeyinde anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Bulgular ilgili literatür kapsamında tartışılmıştır. Sağlıklı aile işlevleri ve güvenli bağlanma stilinin öznel iyi oluş düzeyini arttırdığına yönelik bulgular literatür ile benzerlik göstermekteyken, aile işlevleri ve bağlanma stilleri ortak etkisinin anlamlı olmadığına yönelik bulgu ilgili literatürde çalışılmış farklı değişkenlerin varlığı ile birlikte değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öznel İyi Oluş, Aile İşlevleri, Yetişkinlik Bağlanma Stilleri, Üniversite Öğrencileri

Aile işlevleriBağlanmaBağlanma stilleri+2
Gözde Kocamaz Karagözlü
Ege University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

9-11 yaş arası çocukların yaşam kalitesinin aile işlevselliği ve sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma aile ilişkileri algıları (destekleyici aile ilişkileri ve engelleyici aile ilişkileri) ile cinsiyet, yaş ve kardeş sayısı değişkenlerinin 9-11 yaş arası çocukların yaşam kalitesi düzeylerini yordama gücünü belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi MEB Tebliğler Dergisi (2018) verilerine göre İzmir ili 1. Hizmet bölgesinde bulunan ilkokullar ve ortaokullardan yargısal örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma bu yöntem ile seçilen 6 ilkokul ve 6 ortaokuldan tesadüfi olarak belirlenen 3.4. ve 5. sınıf düzeylerinde eğitim gören toplam 783 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak Çocuklar İçin Genel Yaşam Kalitesi Ölçeği (Kid-KINDL) ve Çocuklar İçin Aile İlişkileri Ölçeği (ÇAİÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizi, çoklu regresyon analizi kullanılarak yapılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, çocukların yaşam kalitesi düzeyinin destekleyici aile ilişkileri ile pozitif, engelleyici aile ilişkileri ile negatif yönde ilişkili olduğu, ancak cinsiyet, yaş ve kardeş sayısı değişkenlerinin ise çocukların yaşam kalitesi düzeyi ile anlamlı bir ilişki göstermediği tespit edilmiştir. Son olarak araştırma bulguları; destekleyici ve engelleyici aile ilişkileri puanlarının birlikte çocukların yaşam kalitesi düzeyini anlamlı olarak yordadığını ve yaşam kalitesi düzeyindeki değişimin %35.8'ini açıkladığını ortaya koymuştur. Bulgular, ilgili araştırmalar çerçevesinde tartışılmış ve bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Yaşam Kalitesi, İyi oluş, Aile İlişkileri, Aile İşlevleri.

Aile içi ilişkilerAile işlevleriOrtaokul öğrencileri+7
Tuğba Tümer
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadına yönelik şiddet farkındalığı oluşturmada psikoeğitimin aile işlevselliğine etkisi

Bu araştırma aile içi şiddete yönelik verilen psikoeğitim programının şiddete ilişkin tutuma ve aile işlevselliğine olan etkisini değerlendirmek amacıyla tasarlanan ön test - son test uygulamalı eğitim müdahalesi olan kesitsel ve tanımlayıcı tipte bir alan araştırmasıdır. Araştırma, İzmir ilindeki belediyelere bağlı kadın dayanışma merkezlerine (İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Dayanışma Merkesi, Karşıyaka Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Gaziemir Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Bornova Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Buca Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Çiğli Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Narlıdere Belediyesi Pakize Ateş Kadın Dayanışma Merkezi, Konak Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Balçova Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi) psikolojik danışmanlık almak amacıyla başvuran evli, 15-49 yaş arasındaki 40 kadına Ağustos 2013- Kasım2013 tarihleri arasında uygulanmıştır. Psikoeğitim öncesinde kadınlara, Sosyo-demografik ve Şiddet Öyküsüne İlişkin Veri Toplama Formu, Aile İçi Şiddete Yönelik Bilgi Formu, Kadına Uygulanan Şiddete İlişkin Tutum Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Daha sonra toplam 6 oturumdan oluşan ve ayda iki kez olmak üzere düzenlenen grup eğitimi uygulanmıştır. Psikoeğitim sonrasında Aile İçi Şiddete Yönelik Bilgi Formu, Kadına Uygulanan Şiddete İlişkin Tutum Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği tekrar uygulanmıştır. Psikoeğitim öncesinde, KUŞİTÖ uygulanan kadınların tutum puanları (X̅= 42.40±16.53), ölçek ortalamasının (X̅=57) altında olduğu görülmüştür. Bu sonuç da kadınların tutum yaklaşımlarının modern eğilim gösterdiğini göstermiştir. Psikoeğitim sonrasında KUŞİTÖ uygulanan kadınların tutum ortalamaları (X̅=30.62±6.72), ön test tutum ortalamalarına göre anlamlı düzeyde düşme göstermiştir (p<0.05). Bu sonuç da kadınların psikoeğitim sonrası tutum yaklaşımlarının modern eğilim gösterdiğini göstermiştir. Araştırmaya katılan kadınların ADÖ ön test toplam puanı X̅=2.15±0.49 çıkmıştır. Bu sonuca göre aile ilişkilerinin ortalama düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan kadınların ADÖ ön test toplam puanı X̅=2.00±0.39 çıkmıştır. Araştırmaya katılan kadınların son test ADÖ toplam puanları ön teste göre düşme göstermesine rağmen ADÖ'nin tüm alt boyutlarında anlamlı düşme görülmemiştir (p>0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda; Kadına şiddete yönelik verilen psikoeğitimin etkinliği değerlendirmeye yönelik çalışmaların İzmir ili dışındaki kadın dayanışma merkezlerinde de yapılması, kadına şiddete yönelik verilen psikoeğitimin etkinliğini değerlendirmeye yönelik örneklem sayısının daha büyük olduğu çalışmalar yapılması, psikiyatri hemşirelerinin kadına yönelik şiddet konusunda bilgilendirme ve tutum değişikliği sağlamada psikoeğitimi kullanmaları konusunda bilgilendirilmesi ve eğitilmesi önerilebilir.

AileAile işlevleriHasta eğitimi+3
Pınar Mutlu
Ege University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2016
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençlerinin aile işlevselliği ve sosyalizasyon süreçleri üzerine karşılaştırmalı bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençlerinin aile işlevselliği ve sosyalizasyon süreçlerinin karşılaştırılarak incelenmesidir. Ayrıca aile işlevselliği, sosyal bağlılık, prososyal ve antisosyal davranışlar arasındaki ilişkiler yapısal eşitlik modeli çerçevesinde ele alınmıştır. Betimsel bir model olan araştırmanın örneklemini, yaşları 18 ile 25 arasında değişen 424 Türk genci oluşturmuştur. Türkiye örneklemini Türkiye'de doğup büyümüş 217 birey temsil ederken, Avrupa örneklemini Avrupa Birliği ülkelerinde doğup büyümüş 207 birey oluşturmuştur. Araştırma kapsamında veriler Aile Uyum ve Yeteneğini Değerlendirme Ölçeği-IV, Sosyal Bağlılık Ölçeği, Yetişkin Prososyallik Ölçeği ve Riskli Davranışlar Ölçeği-Antisosyal Davranışlar Alt-Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, prososyal ve antisosyal davranışların toplam örneklemde cinsiyete göre farklılaştığı, kadınların prososyal davranışlar, erkeklerin ise antisosyal davranışlar düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Örneklemler ayrı ele alındığında bu bulgular Türkiye örnekleminde desteklenmiş ancak Avrupa örnekleminde kadınlar ve erkekler arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Cinsiyete göre farklılıklar örneklemler arasında karşılaştırıldığında, Avrupa örneklemindeki erkeklerin aile birliği düzeyinin Türkiye örneklemindeki erkeklere göre daha yüksek olduğu, antisosyal davranışlar açısından en yüksek ve prososyal davranışlar açısından en düşük puan ortalamasının Türkiye'de yaşayan erkeklerde bulunduğu, Türkiye'de yaşayan kadınlar ile Avrupa'da yaşayan erkeklerin ise ilgili değişkenler açısından anlamlı şekilde farklılaşmadığı görülmüştür. Diğer yandan, araştırma değişkenleri Türkiye ve Avrupa örneklemi için kıyaslandığında, aile işlevselliği açısından Avrupa örnekleminde aile birliği, aile esnekliği ve katılık düzeyi, sosyalizasyon açısından ise prososyal davranış düzeyi Türkiye örneklemine kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur. Bunun yanı sıra değişkenler arasındaki ilişkilere göre, aile işlevselliğinin sosyal bağlılık düzeyini ve prososyal davranışları pozitif, antisosyal davranışları negatif yönde yordayacağı yönünde hipotezler doğrulanmıştır. Ayrıca, aile işlevselliği ile prososyal davranışlar arasındaki ilişkide, sosyal bağlılık ve antisosyal davranışlar kısmi aracılık rolü üstlenmiştir. Ek olarak değişkenler arasındaki ilişkilerde kültürün düzenleyici rolü incelenmiş, Türkiye'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan Türk gençleri arasında anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir.

Aile işlevleriAntisosyal davranışlarAvrupa Birliği+7
Buğra Öztürk
Pamukkale University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Engelli üyeye sahip ailelerdeki bireylerin psikolojik dayanıklılığı ile algılanan aile işlevselliği arasındaki ilişki

Aile üyeleri arasındaki etkileşimin kalitesine işaret eden aile işlevselliği, ailenin duygusal bağlılığı ve değişime karşı uyumu gibi birçok yapıyı içine alır. Aile işlevselliğini tehdit eden hastalık, ölüm, yoksulluk vb. birçok değişken bulunmaktadır. Engelli bir üyenin bulunması halinde de aile işlevselliği risk altındadır ve aile üyeleri yeni koşullara uyum sağlamak zorunda kalabilir. Sağlıklı bir aile işleyişi ise, değişen koşullara uyum sağlayabilme yeteneği olarak tanımlanabilen psikolojik dayanıklılık üzerinde önemli bir rol oynar ve aile üyelerinin psikolojik dayanıklılık geliştirmelerine yardımcı olabilir. Bu çalışmanın amacı engelli üyeye sahip ailelerdeki bireylerin psikolojik dayanıklılığı ile algılanan aile işlevselliği arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini Ankara'da yaşayan ve ailesinde engelli bir üye bulunan yetişkinler oluşturmaktadır. Evren içinden amaçsal örnekleme yöntemi ile seçilen 141 yetişkin ise araştırmanın örneklemi oluşturmaktadır. Katılımcıların algılanan aile işlevselliğini ölçmek amacıyla Aile Değerlendirme Ölçeği, katılımcıların psikolojik dayanıklılığını ölçmek için ise Yetişkin Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni psikolojik dayanıklılık, bağımsız değişkeni algılanan aile işlevselliğidir. Aile işlevselliğinin psikolojik dayanıklılık üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla aşamalı regresyon analizi kullanılmıştır. Aşamalı regresyon analizi sonuçlarına göre, iletişim ve genel işlevler alt boyutları, psikolojik dayanıklılığın anlamlı bir yordayıcısı olarak bulunmuştur. Dolayısıyla engelli üyeye sahip ailelerdeki bireylerin psikolojik dayanıklılığı artırılmak isteniyorsa, aile faktörünü göz ardı etmemek gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Aile İşlevselliği, Engellilik, Sosyal Hizmet, Psikolojik Dayanıklılık.

AileAile içi ilişkilerAile işlevleri+2
Ramazan Kocakaya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde özdenetim becerilerinin ve aile işlevlerinin belirlenmesi

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de madde kullanım sorunu, yeni ve farklı arayışların üst düzeyde olduğu, toplumda en fazla risk altında olan ergenlik dönemi için önemlidir. Araştırma, madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin özdenetim becerileri ve aile işlevlerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Hatay ili Samandağ ilçesine bağlı liselerde öğrenim gören 6792 öğrenci, örneklemini ise 2017-2018 eğitim-öğretim yılında 12 lisede öğrenim gören 670 öğrenci oluşturmuştur. Veriler Tanıtıcı Bilgi Formu, Aile Değerlendirme Ölçeği, Ergenlerde Özdenetim Beceri Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik, ANOVA, Bonferroni, Student t, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Spearman ve All Pairwise kullanılmıştır. Araştırmamızda sigara, alkol ve yasadışı maddelerden herhangi birini kullanma oranı ¼ (% 25.8) olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan madde kullanan ergenlerin ADÖ alt ölçek puan ortalamaları ikinin üstünde yani sağlıksız algılanmış olup madde kullanmayan ergenlerin ADÖ alt ölçek puan ortalamaları genel işlevler alt ölçeği hariç sağlıksız olarak algılanmıştır. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin ADÖ ve EÖDBÖ ile cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, anne baba kavga etme durumu, ailede sigara ve alkol kullanma durumu gibi değişkenlerde istatistiksel olarak pozitif yönde zayıf bir korelasyon tespit edilmiştir. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde özdenetim becerileri ile aile işlevleri arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Araştırmamızın sonuçları doğrultusunda madde kullanan ergenlerin, madde kullanmayanlara göre aile işlevlerini daha sağlıksız algıladıkları, özdenetim becerilerinin de daha düşük olduğu söylenebilir. Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerde anne babası çok sık kavga eden ergenlerin aile işlevlerinin daha sağlıksız algılandığı ve özdenetim becerilerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Bu nedenle anne ve babalara ergenlik dönemi özellikleri, iletişim becerileri, ebeveyn tutumlarının ergenler üzerindeki etkisi gibi konularda eğitim verilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Madde kullanımı, ergenlik, aile işlevleri, özdenetim becerileri

AileAile işlevleriErgenler+2
Funda Can
Hatay Mustafa Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genel lise öğrencilerinin aile işlevlerinin ve denetim odaklarının incelenmesi

Bu arastırmada genel lise ögrencilerinin aile islevlerinin ve denetim odaklarının cinsiyet, sınıf düzeyi, dogum sırası, anne baba egitim düzeyi, anne baba arasındaki anlasmazlık düzeyi degiskenleri açısından farklılasıp farklılasmadıgı ve denetim odagı ile aile islevleri arasındaki iliskiler incelenmistir. Arastırmanın evrenini, 2005?2006 egitim-ögretim yılında Eskisehir ilinde bulunan 10 resmi genel lisede ögrenim görmekte olan 8794 ögrenci olusturmustur. Arastırma kapsamına 9 lise alınmıs ve her sınıf düzeyinden subeler rasgele belirlenerek evrenin %9.30'na karsılık gelen 815 ögrenci örneklemi olusturmustur. Genel lise ögrencilerinin aile islevleri algılarına iliskin veriler ?Aile Degerlendirme Ölçegi? (Bulut, 1990) ile, denetim odagı algılarına iliskin veriler ise ?Nowicki-Strickland Denetim Odagı Ölçegi? (Yesilyaprak, 1988) ile toplanmıstır. Genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel niteliklerine iliskin verilerin toplanması için arastırmacı tarafından hazırlanan ?Kisisel Bilgi Formu? kullanılmıstır. Arastırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin çözümlenmesi ?SPSS 10.0.0. for Windows? paket programı ile bilgisayar ortamında gerçeklestirilmistir. Verilerin analizi sırasında, betimleyici istatistiklerin yanı sıra bagımsız gruplar arası t testi uygulanmıstır. Bagımsız degisken düzeyi ikiden fazla olan degiskenlere iliskin farkların önem kontrolü, varyansların homojenligi durumunda tek yönlü varyans analizi ile, varyansların homojen olmadıgı durumlarda ise parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis Testi ile belirlenmistir. Varyansların homojen olup olmadıgı ise Levene istatistigi ile belirlenmistir. Tek yönlü varyans analizi sonucunun önemli bulundugu durumlarda, farkın hangi ortalamalar arasındaki farklardan kaynaklandıgını belirlemek amacıyla Tukey HSD testi yapılmıstır. Kruskal Wallis Testinin sonucunun önemli bulundugu durumlarda ise, farkın hangi ortalamalar arasındaki farklardan kaynaklandıgını belirlemek amacıyla olası tüm ikili karsılastırmalar için Mann Whitney U testi kullanılmıstır. Ayrıca, aile islevlerinin denetim odagını yordayıcılıgını saptamak ve bu örüntünün kızlara ve erkeklere göre degisip degismedigini belirlemek amacıyla çoklu regresyon analizinin asamalı seçim yöntemi kullanılmıstır. Tüm istatistiksel çözümlemeler için önemlilik düzeyi .05 olarak alınmıstır. Genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel nitelikleri ile ilgili olarak ele alınan degiskenlerden cinsiyet, dogum sırası, babaların egitim düzeyi ve anne baba arasındaki anlasmazlık düzeyine göre aile islevlerinin farklılastıgı görülmüstür. Bununla birlikte, genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel nitelikleri ile ilgili olarak ele alınan degiskenlerden sınıf düzeyi ve anne egitim düzeyine göre aile islevlerinin farklılasmadıgı görülmüstür. Genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel nitelikleri ile ilgili olarak ele alınan degiskenlerden cinsiyet, sınıf düzeyi, anne babalar arasındaki anlasmazlık düzeyine göre denetim odagının farklılastıgı belirlenmistir. Bununla birlikte, genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel nitelikleri ile ilgili olarak ele alınan degiskenlerden dogum sırası, anne egitim düzeyi, baba egitim düzeyine göre denetim odagının farklılasmadıgı belirlenmistir. Ayrıca, genel lise ögrencilerinin aile islevlerinden genel fonksiyonlar, gereken ilgiyi gösterme, iletisim ve roller islevleri ile denetim odagı arasında anlamlı iliski bulunmustur. Aile islevlerinden genel fonksiyonlar, gereken ilgiyi gösterme, roller ve davranıs kontrolü islevlerinin kız genel lise ögrencilerinin denetim odagını anlamlı olarak yordadıgı belirlenmistir. Aile islevlerinden gereken ilgiyi gösterme ve iletisim islevlerinin erkek genel lise ögrencilerinin denetim odagını anlamlı olarak yordadıgı belirlenmistir.

Aile işlevleriDenetim odağıEğitim psikolojisi+4
Melike Doğan
Anadolu University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2006
00

İlgili konular