Industry businesses
85 theses under this subject heading
Örgütsel alt kültürlerin bireysel ve örgütsel temelleri: Bir sanayi firmasında araştırma
Örgütsel alt kültürler, belirli değer ve normların ya da anlayışların örgüt çalışanları arasında sadece belirli bir grup tarafından paylaşılması ve kendi aralarında benimsenmesi ve savunulması ile tanımlanmaktadır. Alt kültürler, çalışanların tecrübelerini, sezgilerini, beklentilerini, tutum ve davranışlarını örgütün bütününe ilişkin kültürel unsurlara nazaran daha derinden etkilemektedir. Örgütsel alt kültürler doğru yönetilemezlerse örgüt içinde ciddi sorunlara yol açabilecek potansiyel taşırlar. Örgütsel alt kültürlerin doğru yönetilebilmesi için onları anlamaya, anlamak içinde örgüt içerisinde hangi faktörler etrafında şekillendiğini belirlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle çalışmada Türkiye'de bir firmada oluşan örgütsel alt kültürlerin hangi faktörler etrafında şekillendiğini belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmada, bir sanayi firmasında oluşabilecek alt kültürlerin bireysel, örgütsel ve toplumsal temeller bakımından nasıl farklılaştıkları incelenmiştir. Bu amaçla, Osmaniye ilinde büyük bir sanayi firması genelinde, mavi ve beyaz yakalı toplam 469 çalışandan anket yolu ile veriler elde edilmiştir. Analizler sonucunda, rasyonellik eğilimi, hiyerarşi eğilimi, klan eğilimi ve destek eğilimi olmak üzere 4 kültürel boyut belirlenmiştir. Bu boyutlar kümeleme analizine tabi tutularak, örgüt içerisinde rasyonellik, hiyerarşi ve pasif olmak üzere üç farklı alt kültürün bulunduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, bulgular Türkiye'nin toplumsal düzeydeki kültürel farklılaşmalarının, iş ile ilgili değer ve anlayışlara yansımak suretiyle firmada oluşan alt kültürlerin oluşumda etkili olabileceği görüşünü destekler niteliktedir. Analiz sonuçlarında belirlenen alt kültürlerin, genel olarak yöneticinin liderlik tarzı etrafında şekillendiği anlaşılmaktadır. Örgütsel alt kültürlerin bireyler etrafında şekillendiğini ve yayıldığını işaret etmektedir. Anahtar kelimeler: Örgütsel alt kültürler, alt kültürler, liderlik, kültürel farklılaşma, Türkiye
Kaynak tüketim muhasebesi ve endüstri 4.0'ın üretim işletmeleri üzerindeki etkisi
Günümüzde işletmelerin kârlarını en yüksek seviyeye çıkarmalarında maliyetlerin düşürülmesi önemli bir etkendir. Maliyetlerin belirlenmesinde ise, verilerinin doğru ve zamanında hesaplanmasının yanında güncel olması da önemlidir. Bu nedenle zaman içerisinde birçok yeni yaklaşım ortaya çıkarılmış ve yeni öneriler geliştirilmiştir. Geliştirilen bu yaklaşımların yine de bazı konularda yetersiz kaldıkları düşünülmektedir. Zaman içerisinde Alman Maliyetleme Modeli ile faaliyet tabanlı maliyetleme modelinin birleşmesiyle ortaya çıkan kaynak tüketim muhasebesi modeli geliştirilmiştir. Bu çalışmada kaynak tüketim muhasebesi modelinin temel varsayımları araştırılmış ve Bir Üretim İşletmesi'nde uygulanarak sonuçları değerlendirilmiştir. Geleneksel maliyetleme modeli kullanan bu işletmenin kaynak tüketim muhasebesi modeline geçmesi halinde maliyet kalemlerinde yaratacağı azalışlar ile maliyet unsurlarında oluşan değişimler ortaya konulmuştur. Yaşanan değişimlerle birlikte teknolojinin hayatımızın her aşamasında yer alması Endüstri 4.0 devrinin başlamasını sağlamıştır. Artık nesneler birbiri ile iletişime geçebilmekte, robotlar üretimin her aşamasında yer alabilmektedir. Bu nedenle Endüstri 4.0 muhasebe açısından yenilikler getirmekte ve bu durum maliyetlere de yansımaktadır. Özellikle güncel konuların izlenmesi ve yorumlanması amacı ile yapılan bu çalışmada; güncel maliyetleme yaklaşımları, kaynak tüketim muhasebesi modeli ve Endüstri 4.0 ele alınmıştır. Endüstri 4.0'ı 2011 yılından beri uygulayan Siemens A.G. şirketi verilerinden yararlanılarak finansal tabloları analiz edilmiştir. Analiz sonucunda şirketin Endüstri 4.0 ile olumlu sonuçlar elde ettiği tespit edildiği için, "Bir Üretim İşletmesi'nde de uygulanmıştır. Çalışmanın uygulama bölümünde, öncelikle Bir Üretim İşletmesi'nde kaynak tüketim muhasebesi modeli uygulanarak analizler yapılmıştır. Daha sonra aynı üretim işletmesinde Kaynak tüketim muhasebesi modelinin teknoloji ile ilişkilendirilmesinin maliyetlerde yaratacağı sonuçlar merak edildiğinden Endüstri 4.0 ile ilişkilendirilerek yeniden maliyetleme yapılıp analiz edilmiştir. Ortaya çıkan sonuçlar değerlendirildiğinde kaynak tüketim muhasebesi modeli ile Endüstri 4.0 yaklaşımının birlikte uygulanması sadece kaynak tüketim muhasebesi modelinin uygulanmasına göre atıl maliyetlerin % 6,8 oranında azalmasına neden olmaktadır. Yapılan literatür taramasında kaynak tüketim muhasebesi modeli ile Endüstri 4.0 yaklaşımını birlikte ele alan bir çalışma tespit edilmemiştir. Bu da çalışmanın özgün değerini ortaya koymaktadır. Anahtar Kavramlar: Kaynak Tüketim Muhasebesi, Endüstri 4.0, Güncel Maliyetleme Yaklaşımları
BİST sanayi işletmelerinde maliyet yönetim sistemlerinin işletme karlılığına etkisi
Geleneksel maliyet sistemlerinin yetersiz kalmasından dolayı, maliyetlerin yönetimi ve kontrolü, maliyetleri düşürme çabaları, işletmeleri yeni maliyet yaklaşım sistemlerine yönlendirmiştir. İşletmelerin maliyet yönetimini gerçekleştirememesi durumunda karlılığını dolayısıyla da varlığını sürdürmesi mümkün olmayacaktır. Bu tez çalışmasının amacı, Borsa İstanbul (BİST) İmalat Sanayi Sektöründe yer alan işletmelerin, maliyet yönetim sistemlerinin tespit edilmesi ve tercih ettikleri maliyet yönetim sistemlerinin işletme karlılığına etkisinin araştırılmasıdır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, maliyet kavramı, maliyet sistemleri ve maliyet yönetimi kavramları ele alınmıştır. İkinci bölümde maliyet yönetim sistemlerinden; Faaliyet Tabanlı Maliyetleme, Hedef Maliyetleme, Kaizen Maliyetleme, Kalite Maliyetleme, Mamul Yaşam Dönemince Maliyetleme ve Tam Zamanında Üretim ile ilgili ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, BİST sanayi işletmelerinde tercih edilen maliyet yönetim sistemleri ve bu sistemlerin işletme karlılığı üzerindeki etkisi analiz edilmiştir. Çalışmada, veriler, BİST'te yer alan sanayi işletmelerine uygulanan anket yöntemi ile elde edilmiştir. Hem mail hem de telefonla ulaşılan işletmelerden 44'ü anket sorularını yanıtlamayı kabul etmiştir. Dolayısıyla örneklem sayısı 44 olarak gerçekleşmiştir. Anket çalışması, SPSS 15 programında parametrik olmayan testlerden Kruskall Wallis Yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda örneklemde yer alan işletmelerden, 18'i Faaliyet Tabanlı Maliyetleme Sistemini ve 14'ü de Tam Zamanında Maliyetleme Sistemini kullandığı belirlenmiştir. Hedef Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısı 4, Kaizen Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısı 4 ve Kalite Maliyetleme Sistemini kullanan işletme sayısının 1olduğu tespit edilmiştir. Herhangi bir sistem kullanmayan işletme sayısı ise 3'tür. Kruskal Wallis Test Yöntemi ile yapılan analiz sonucunda işletmelerdeki maliyet yönetim sistemleri ile sektörleri, net satışları ve net karları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.
Pazar rekabeti kapsamında yöneticilerin inovasyon algısı ile seçilen toplam kalite yönetimi uygulamalarının ürün kalitesine ve inovasyonuna etkisi
Rekabetin yoğun olduğu günümüzde işletmeler arası rekabetin sürdürülebilir olması bakımından teknolojik gelişmelerin takip edilmesi ve bulunmuş her bir yenilikten işletmelerin faydalanmasının önemi çok büyüktür. Günümüzde daha rekabetçi ve verimli bir yapıya bürünebilmek için farklı sektörlerdeki gelişmelerden faydalanarak daha inovatif yenilikçi hamlelerin yapılmasına fazlasıyla ihtiyaç vardır. İnovasyon günümüzde hem gelişmiş hemde gelişmekte olan ülkeler açısından çok önemlidir. Ülke ekonomisinin gelişmesinde ve refah düzeyinin artmasında da güvenli bir etkendir. Dolayısıyla bütün ülkeler inovasyona büyük önem vermek zorunda olup inovasyon yeteneklerinin gelişmesi için uluslararası stratejiler belirlemek durumundadırlar. Türkiye mobilya endüstrisinde faaliyette bulunan işletmelerin inovasyon konusunda başarı ya da başarısızlığın hangi faktörlere bağlı olduğunu; işletmelerin yaptıkları yapamadıkları inovasyonu hangi unsurların etkilediği etkilemediği, ne gibi yetersizliklerin olduğuna yönelik mevcut durumun saptanması ve tespit edilen yetersizliklerin çözümüne katkı sağlayacak modelin oluşturulması ve modele yönelik önerilerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu noktada çalışmanın problemi olarak işletmelerin seçilmiş Toplam Kalite Uygulamalarından (TKY) ne şekilde faydalandığını, bu faydalanılan uygulanılan yöntem veya yöntemlerin işletmelerde ürün kalitesi ve inovasyonu'na katkı sağlayıp sağlamadığı ile yöneticilerin pazar rekabeti kapsamında inovasyon algılarında olumlu bir etki oluşturup oluşturmadığı bilgisine ulaşılması planlanmaktadır. Bir başka ifadeyle işletmelerde çalışan yönetici vasfındaki kişilerin inovatif algılarının davranışlarının azlığı dikkat çekmiştir ve bu algıyı değiştirmede artırmada seçilen Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarından daha çok hangisinin etkisinin katkısının olduğu etraflıca araştırılıp analiz edilmiştir. Türkiye de faaliyette bulunan KOBİ düzeyindeki orta büyüklükte bulunan mobilya işletmelerinin inovasyon yapmadaki yetersizliklerini ortaya çıkarıp bu yetersizliklere çözüm önerileri geliştirip pazar rekabeti kapsamında inovasyon yeterliliği kazandıracak faydalı modelin oluşturulmasıdır. Bu model kapsamında söz konusu işletmelerin hangi yöntemi uygularlarsa daha kısa yoldan inovatif hamleleri gerçekleştirebileceğini görmesini sağlamak ve gelişen gelişmekte olan Türkiye mobilya sektör ekonomisine bilimsel nitelikte katkılar yapmaktır. Ayrıca işletmelerin daha pratik inovatif hamle yapmasına ve farkındalık kazanmasına yardımcı olarak zorlaşan pazar rekabeti koşullarında başarılı olarak ayakta kalmalarını sağlayacak uygun model belirlenmeye çalışılmıştır. Mobilya sektörünün gelişmiş olduğu illerdeki işletme orta kademe yöneticilerine yönelik olarak geliştirdiğimiz literatüre bağlı özgün model çerçevesinde 336 adet anket uygulaması yapılmış ve elde edilen veriler SPSS istatistik paket program aracılığıyla analiz edilip Yapısal Eşitlik Modeli (LISREL 8.54) programıyla da modelin geçerliliği değerlendirilmiştir. Ayrıca kurulan modele yönelik alternatif olası aracı değişken modelleri de geliştirilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre kurmuş olduğumuz modelin doğrulayıcı faktör analizi ile tüm uyum indekslerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca aracı değişkenler ile kurulan model sonucuna göre; yöneticilerin inovasyon algısının teknoloji yönetimi / Ar-Ge değişkeni ile ürün kalitesi ve inovasyonuna etkisi; kıyaslama, müşteri odaklılık ve stratejik plan değişkenlerine göre daha anlamlı olduğu ve tam aracılık etkisi gösterdiği, diğer değişkenlerle kısmi aracılık etkisi gösterdiği saptanmıştır. Bu sonuçtan hareketle söz konusu mobilya sektöründe faaliyet gösteren orta ölçekli işletmeler (KOBİ); teknoloji yönetimi / Ar-Ge'ye yatırım yaptığı sürece pazarda rekabet edebilme ve orta kademe de çalışan mobilya yöneticilerinin inovasyon yapma yapabilme konusunda sıkıntı yaşamayacağı bulgu ve önerilerimiz arasındadır.
Sanayi işletmelerinde toplam kalite yönetimi ve ISO 9000 uygulamalarının performans üzerine etkisi
Kalite kavramı ile müşterinin sosyo-ekonomik durumu ve kişisel özelliklerine bağlı olarak değişebilen, farklı ihtiyaç ve beklentiler doğrultusunda şekillenebilen bir anlayış kastedilmektedir. Kalite'nin iyileştirilmesi ve sürekli gelişiminin sağlanabilmesi için yapılacak her faaliyet Toplam Kalite Yönetimi'nin ilgi alanına girmektedir.Kalite Yönetim Sistemleri, kaliteyi iyileştirmek ve sürekli gelişimi sağlayabilmek için isletmelerin neleri yapmaları gerektiğini söylerken, Toplam Kalite Yönetimi anlayışı da isletmelerin bu hedeflere nasıl ulaşabileceğine dair ip uçları vermektedir. Bahsedilen bu kalite hedeflerine ulaşmak, isletmelerin, bu hedeflerin bireysel hedeflere indirgenerek tüm çalışanların katılımının sağlandığı bir Performans Değerlendirme modeli geliştirmeleri ile mümkün olabilir.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, toplam kalite yönetimi konusu işlenmiştir. Kalite tanımı ile beraber, kalitenin tarihi gelişimi ve boyutları verildikten sonra toplam kalite yönetimi genel bir çerçevede anlatılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ISO 9000 kalite standardının gelişimi ve içeriği hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde performans kavramı üzerinde durulmuş ve işletmelerin performans değerlendirmede hangi yöntemleri kullanacakları, bu değerlendirmelerin işletmelere ne tür fayda sağlayacağı hususu değerlendirilmiştir.Dördüncü bölümde konu ile ilgili anket uygulamalarına dayalı veriler analiz edilip yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Toplam Kalite Yönetimi, ISO 9000 Kalite Standardı, Performans, Kalite.
Performans değerlendirme ile performansa dayalı ücret ve bir endüstri işletmesi örneği
Bu çalışmanın temel amacı, performans değerlendirme ve performansa dayalı ücretin Türkiye'de uygulanmasına ilişkin bazı bulgu ve bilgiler ortaya koymaktır. Bu amaçla, çalışmada, öncelikle performans yönetim sistemi incelenmektedir. Ardından da performans değerlendirme ve performans değerlendirme yöntemleri ayrıntılı olarak analiz edilmektedir. Çalışmanın son bölümünde ise, performans değerlendirme ve performansa dayalı ücretin Türkiye'deki uygulamasını ortaya koymak amacıyla, Türk özel sektörünün önde gelen işletmelerinden biri alan araştırması kapsamında incelenmektedir. Bu bölümde, söz konusu işletmenin, performans değerlendirme ve performansa dayalı ücreti nasıl uyguladığı ayrıntılı biçimde analiz edilmektedir. Bilindiği gibi, örgütler, küreselleşme sürecinde yaşanan hızlı değişimlere ve hızla artan küresel rekabete uyum sağlayabilmek için insan kaynaklarının stratejik yönetimine önem vermek zorundadırlar. Bu bağlamda, modern insan kaynaklan yönetiminin en önemli bileşenlerinden biri olan performans değerlendirme, örgütlerin giderek gereksinim duydukları bir uygulama halini almaktadır. Türkiye'de de, performans değerlendirme ve performansa dayalı ücrete olan ilginin giderek arttığı görülmektedir. Özellikle, özel sektördeki işletmelerin, bu uygulamalara yoğun ilgi göstermeye başladıkları bilinmektedir. Alan araştırması kapsamında incelenen işletmenin, yeni/çağdaş gelişmelere göre hazırlanmış bir performans değerlendirme sistemi kullandığı görülmektedir. Öte yandan, işletmenin değerlendirme sonuçlarım, öncelikle ücretlendirmede temel kriter olarak kullandığı anlaşılmaktadır. İşletmede, ücret artışlarının temel girdisi, performans değerlendirme çalışmaları kapsamında çalışanların, dönem başında belirlenen "Hedefler"e ve "Yeterlilikler ne oranda ulaştığım değerlendiren ve ortaya koyan 5'li skaladır.
Kısıtlar teorisi ve yönetim muhasebesi açısından değerlendirilmesi: Bir sanayi işletmesinde uygulama
ÖZET KISITLAR TEORİSİ VE YÖNETİM MUHASEBESİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ: BİR SANAYİ İŞLETMESİNDE UYGULAMA Elif N.ÜNAL Yüksek Lisans Tezi, İstetme Anabilim Data Danışman: Prof. Dr. Nihat KÜÇÜKSAVAŞ Eylül, 2000, 137 sayfa Firmaların rekabet avantajı kazanabilmelerinde en önemli umurlardan birisi zaman unsurudur çünkü artan rekabet ortamında müşteri memnuniyetinin sağlanabilmesi ve dolayısıyla pazar paylarmın artabumesi için müşterilerin istek ve ihtiyaçlarına çabuk cevap vermek gerekmektedir, öyle ki en kaliteli bir ürün büe, ihtiyaç duyulduğunda mevcut değilse müşteri için bu ürünün değeri azalacaktır. Bu da müşterilerin firma ürünlerine olan bağlılığının ve dolayısıyla firmanın pazar payının ve kannm azalmasına neden olacaktır. Bu yüzden müşterilerin taleplerini zamanında yerine getirmek gerekmekte bunun için de ürünlerin zamanında tamamlanması gerekmektedir. Bunu başarabilmede kısıtlar teorisi oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Çünkü üretim sürecinde ortaya çıkan kısıtların yönetilmesi ile aşın yan mamul stoklan ve dolayısıyla maliyetler azalmakta, süreç daha akıcı ve verimli hale gelmekte ve bu şekilde ürünler zamanında tamamlanıp müşterilere çabuk bir şekilde sunulabilmektedir. Bunların sonucu olarak da firmaların karlılığı artmaktadır. Bu çalışma üe, firmaların karlılıklarının arttırılabilmesi için, üretim sürecinde ortaya çıkan kısıtların tespit edilip ortadan kaldırılmasının yani yönetilmesinin önemine yönelik bir araştırma yapmak amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, araştırmanın teorik bölümünde, kısıtlar teorisi süreç muhasebesi konusuyla birlikte yönetim muhasebesi açısından incelenmiştir. Uygulama bölümünde ise bir imalat firmasında yapılan tanımlayıcı ve keşifsel olay çahşmalan ile teorinin firma karma olan etkisi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kısıt, Darboğaz, Süreç, Kısıtlar Teorisi, Süreç Muhasebesi, Kısıt Yönetimi
İşletmelerde eğitim ve geliştirme: Bir holdinge bağlı sanayi işletmelerindeki uygulamalara yönelik bir araştırma
Çağımızda yaşanan hızlı teknolojik değişim ve gelişmeler ve bilgiye duyulan ihtiyaç nedeniyle, işletmeler, sürekli olarak kendilerim yenilemek, kendilerine bir yön, bir hedef belirlemek ve böylece içinde bulundukları rekabet ortamında varlıklarım devam ettirmek durumunda kalmaktadırlar. Ancak, işletmelerin varlıklarım devam ettirebilmeleri için sadece iyi teknolojilere sahip olmaları yetmemekte aynı zamanda belirli niteliklere sahip yöneticilere de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu noktadan hareketle, bu çalışmada yönetici ve yönetim kavramlarının üzerinde durulmasının yanı sıra yönetici eğitimi ve gelişimi, bu eğitim ve gelişim ihtiyacının saptanması, eğitim programlarının planlanması ve yönetilmesi konularına da değinilmiştir. İşletmelerin yaşama ve gelişme güçleri, nitelikli yöneticilerin varlığı ile doğru orantılıdır. Yönetim kavramı, yönetim süreci, yönetim sürecinin özellikleri, yönetim düşüncesinin evrimi ve yönetici kavramları, yöneticilik ile liderlik kavramları arasındaki farklar, üzerinde durulması gereken başlıca konulardır. İşletmelerin hedefe ulaşmada bir araç olmalarından hareketle, istenilen hedefe ulaşılması bir anlamda o işletmedeki yönetim sürecine ve bu süreçte yer alan yöneticilerin gerekli yöneticilik becerilerine sahip olmalarına bağlı olmaktadır. İstenilenIV niteliklere sahip yöneticilerin yetiştirilmesi için işletmelerdeki eğitim programlarının planlanması, eğitim planlamasında yaşanan süreçler ve uygulanacak yöntemler, uygulanan eğitim fâaliyetleri sonuçlarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi, yukarıda belirtilen düşünce doğrultusunda ele alınması gereken öncelikli noktalan oluşturmaktadır. Yönetici eğitimindeki temel hedeflerden biri olan yüksek nitelikli profesyonellerin yetiştirilmesi konusunda sadece teorik bilgilere bağlı kalmak yerine uygulamadan da örnekler verilmesi yoluna gidilmiştir. Bu bağlamda, bir holdinge bağlı sanayi işletmelerinde uygulanmakta olan eğitim ve geliştirme uygulamalarından örnekler ve bu eğitim programlarının değerlendirilmesi hususuna ilişkin bilgiler aktarılmıştır. Verilen eğitimler sonucunda yönetici eğitimi ve geliştirme politika ve uygulamalarının sözkonusu işletmelerin gelişim ve değişimlerine olan etkilerinin belirlenmesine yönelik araştırma yapılması gereği de doğmaktadır. Her düzenlenen eğitim faaliyeti sonunda, eğitim faaliyetinin değerlendirilmesine ilişkin bir form katılımcılara verilerek bu formlardan elde edilen bulgular doğrultusunda istatistiksel veriler elde etme yoluna gidilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada hedeflenen husus günümüz işletmelerinin rekabetçi bir ortamda ayakta kalma ve sürekli değişen ve gelişen bir iş ortamına ayak uydurmaları için ihtiyaç duyduktan nitelikli yöneticilerin eğitilmesi faaliyetlerinin incelenmesidir. İşletmenin hedefine ulaşmasında verilen eğitimlerin değerlendirilmesi ve bu değerlendirmelerden bir takım veriler elde edilmesi de aynca ele alınan ve üzerinde önemle durulan bir konu olmaktadır. Anahtar Kelimeler: 1. Eğitim 2. Geliştirme 3. Eğitim Semineri 4. Eğitim Değerlendirmesi 5. Sanayi İşletmeleri
Sermaye yapısının belirleyicileri: Ürdün sanayi şirketlerinde bir uygulama
Bu çalışmanın amacı, Ürdün'de faaliyet gösteren sanayi şirketlerinin sermaye yapısı kararlarına etki eden içsel faktörleri belirlemektir. Çalışmada Ürdün'de faaliyet gösteren 28 şirketin 2005-2020 yılları arasındaki verileri kullanılarak, panel regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgular aktif büyüklükteki artışın toplam borcun aktife oranını artırdığını; aktif karlılığı, özsermaye karlılığı, satışların büyümesi, aktif devir hızı ve alacak devir hızının artmasının ise toplam borcun aktife oranını düşürdüğünü ortaya koymuştur. Kısa vadeli borcun toplam aktife oranı için oluşturulan model sonuçları aktifteki artışın ve aktif devir hızı artışının kısa vadeli borç oranını artırdığını; buna karşın aktif karlılığı, özsermaye karlılığı, satışların büyümesi, maddi duran varlık toplam aktife oranı ve alacak devir hızının artmasının kısa vadeli borçlanma oranını düşürdüğünü göstermiştir. Son olarak elde edilen bulgular aktif büyüklükteki ve maddi duran varlıkların aktife oranındaki artışın uzun vadeli borç oranını artırdığını; ancak aktif karlılığı, aktif devir hızı ve alacak devir hızının artmasının uzun vadeli borçlanma oranını düşürdüğüne işaret etmektedir.
Adana ili sanayi işletmelerinde hizmet içi eğitim bir uygulama
Malzeme ihtiyaç planlaması ve bir sanayi işletmesinde uygulaması
ÖZET Bu araştırma çok aşamalı üretim sistemlerinde üretim çizelgelerini belirlemek için kullanılan bir malzeme yönetim tekniği olan Malzeme ihtiyaç Planlaması * nı (MRP) araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla MRP sistemi tanıtılmış ve uygulanma aşamasında izlenecek yöntem ve gerekli şartlar açıklanmıştır» Ayrıca MRP yapılırken izlenecek yaklaşım çerçevesinde,, MRP girdileri, MRP çıktıları ve MRP sisteminde sipariş miktarını bulma teknikleri irdelenmiştir. MRP sistemi işletmelerin yapısına ve yönetim şekline göre değişiklikler arz etmektedir. Uygulama yapılan işletmede MRP sisteminin işleyişi incelenmiş ve bilgisayar programı. qeliştirilmiştir.
Tam zamanında üretim sistemi ve bir sanayi işletmesinde uygulama
Teknoloji ve pazardaki gelişmeler sonucu artan rekabet ortamı, işletmeleri kaynak kullanımında tutumlu olmaya zorlamaktadır. Tam zamanında üretim (TZÜ) sistemi, geleneksel kitle üretim yöntemlerinden farklı bir yaklaşımla; ürün çeşitliliğini azaltmadan, üretimin her aşamasında kaynak israfını önleyerek işletmenin rekabet gücü ve karlılığını artırmaktadır, ancak TZÜ felsefesi ve yöntemlerini işletmelerde yerleştirmek zor bir uygulamadır. Bu çalışma, TZÜ sisteminin Türk metal imalat sektöründe uygulama imkan ve unsurları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Araştırma probleminin çözümü için bir imalat işletmesinde uygulamalı araştırma gerçekleştirilmiştir. Başarılı bir TZÜ uygulaması için gerekli unsurlar incelenerek, bu konuda öneriler sunulmaktadır. Saha araştırması iki yıllık bir süreyi kapsamaktadır. Çalışmada, TZÜ sistemi orijinal model çerçevesinde en özgün haliyle tanıtılmaktadır. Özellikle TZÜ uygulamaları için Türkiye'ye özgü şartlar üzerinde durularak, işletme genelinde yaşanan değişimi yönetmek ve yapılan düzenlemelerde başarılı olabilmek için TZÜ felsefesi, teknikleri, altyapı unsurları ve alt-sistemleri ayrıntılı biçimde açıklanmaktadır. Araştırmada veri ve bilgi toplamak için iki farklı yöntem izlenmiştir. Bunlar: Uygulama yapılan işletmede; detaylı saha araştırması ve gözlem ile tecrübeli kişilerle karşılıklı görüşmelerdir. İlk aşamada, araştırma sahası seçilen çelik boru imalat işletmesindeki TZÜ uygulamasına ilişkin veriler toplanmıştır. Konuyla ilgili veriler 1993 yılı TZÜ öncesi ve 1995 yılı TZÜ uygulama dönemi faaliyet değerlerinden alınmıştır. TZÜ uygulamesı üe sağlanan gelişme düşeyler!, bu İki dönemin karşılaştırılmalıyı® belirlenmiştir. İkinci Aşamada İse Türkiye şartlarında imalat işletmelerinde, TZÜ uygulamasında etkinliği artırıcı faktörler araştırılmıştır. Uygulama yapılan işletmede, çalışan personelin konuyu değerlendiriş tarzına bağlı kalınarak, tecrübelerini tespit etmek ve yorumlamak şeklinde bir yöntem izlenmiştir. İşletme personeli ile yapılan karşılıklı görüşmeler, TZÜ konusundaki görüş ve fikirlerini ortaya koymaktadır. Uygulama yapılan işletmeden elde edilen araştırma sonuçlan, bazı elverişsiz durumlara rağmen, TZÜ sisteminin Türk metal imalat işletmelerinde uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Ayrıca uygulamada etkinliği artma bazı unsurlar ile TZÜ uygulamasına ilişkin bir pilot proje önerisi sunulmaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, TZÜ sistemi uygulamalarının Türk metal imalat işletmeleri için rekabet gücünü artırmada önemli bir şans ve belirleyici bir faktör olduğunu göstermiştir.
Bilgi sistemleri ve bir sanayi işletmesinde uygulama
ÖZET Günümüz işletmelerinde organizasyonların gittikçe karmaşık bir yapı alması; bunların yönetilmeleri, denetlenmeleri ve hedeflerine odaklanabilmeleri için daha fazla bilgi kullanma ve paylaşma ihtiyacına neden olmaktadır. Artan bilgi hacmi; ihtiyaç duyulan bilginin denetlenmesini, istenilen kapsam ve zamanda alınmasını güçleştirmiştir. Bu gelişmeler; işletmeleri kullanacakları bilginin ihtiyaçlarına yönelik olarak; sınıflandırılması, modellenmesi, saklanması ve işlenmesi doğrultusunda etkin BS kullanımına zorlamaktadır. Bu araştırmanın amacı, BS'nin işleyişi ve uygulama şekillerini teorik olarak incelemek, işletmelerde BS kurma ve kullanma aşamalarında karşılaşabilecek olası sorunlar ve yapılması gereken işlemlere değinmek olarak özetlenebilinir.. Uygulama yapılan şirkette BS'nin işleyişi, sorunları ve sorunlarının çözümüne yönelik tespitler yapılmıştır. Anket çalışması ile de bölgemiz işletmelerinin BS'ne yaklaşımı ve beklentileri değerlendirilmiştir. vii
İmalat sanayinde inovasyon: Sanayi kuruluşlarında inovasyon aktivitelerinin inovasyon performansı üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de imalat sanayi sektöründe inovasyon adına neler yapıldığını ortaya koymak ve inovasyon aktivitelerinin (türleri, işbirlikleri ve engellerinin) inovasyon performansı üzerinde etkilerinin olup olmadığını incelemektir.Çalışmada, inovasyon aktiviteleri ve inovasyon performansını ortaya koyan göstergeler Türkiye'nin ilk 500 büyük sanayi kuruluşu arasına giren 110 imalat sanayi kuruluşuna uygulanan anket çalışmasıyla belirlenmiştir. İnovasyon türlerindeki çoklu iç ilişkiyi ortadan kaldırmak için değişkenler faktör analizine tabi tutulmuş, aktivitelerin inovasyon performansı üzerinde etkilerinin olup olmadığının incelenmesi için regresyon analizi ve bağımsız iki örnek t- testi uygulanmıştır. Analiz sonucunda; inovasyon türlerinin ve işbirliklerinin inovasyon performansını olumlu etkilediği, inovasyon engellerinin ise beklenenin aksine inovasyon performansı üzerinde etkili olmadığı bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, inovasyon performansı, faktör analizi, regresyon analizi, bağımsız iki örnek t-testi
Endüstriyel işletmelerde lojistik fonksiyonlar aracılığıyla sunulan müşteri hizmetleri ve müşteri tatmini boyutlarının ölçülmesi
Başlangıçta pazarlama ve dağıtımın bir parçası olarak kabul gören lojistik, pazarlamanın gelişiminin hızlanması ile birlikte 1950' li yıllar sonrasında ayrı bir inceleme alanı olarak zemin kazanmaya başlanmıştır. Müşteri hizmetleri, müşteri ihtiyaçlarının karşılanmasında önemli bir faktör olduğu için, lojistiğin de önemli bir unsuru olarak kabul edilmektedir. Tezin odak noktası, lojistik hizmetler bağlamında müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesi, anlaşılması ve bunların karşılanması anlayışı içerisinde tatmin ve bağlılık doğuran müşteri-tedarikçi karşılıklı etkileşimi olmuştur. En geçerli müşteri tatmin yaklaşımı, müşterilerin hizmet öncesi beklentiler geliştirmesini ve işlem sonrası algılamalarına bakarak beklentilerinin karşılandığını veya karşılanmadığını değerlendirdiği beklenti-karşılanması paradigmasıdır. Pazarlama yazını incelendiğinde işletme karlılığını artıracak şekilde, müşteri hizmetleri, müşteri tatmini ve müşteri bağlılığı arasındaki ilişkiyi ortaya koyan çok sayıda model ve çalışma görülebilmektedir.Çalışma kapsamında lojistik fonksiyonlarla sunulan müşteri hizmetleri (lojistik hizmetler), sanayi işletmeleri ve müşterileri açısından araştırılmıştır. Bizzat tedarikçi tarafından müşteriye sunulan, müşterinin satın aldığı ürünler ve satın alma işleminin kalitesi ile oldukça yakından ilgili olan bu hizmet türünde, lojistik hizmet boyutları ve ilişki boyutları temel öğeler olarak görülmüştür. Çalışmada Mentzer vd. (1989) ile Parasuraman vd.(1985,1988) tarafından oluşturulan müşteri ilişkileri ve müşteri tatmini modellerinden yola çıkılarak, yukarıda belirtilen konular incelenmeye çalışılmıştır. Çalışma tedarikçi-müşteri ilişkisini ve müşteri ihtiyaçları ile bu ihtiyaçların tatmini konularını müşteri bakış açısıyla değerlendirilmesi yönüyle önceki çalışmalardan ayrışmaktadır.Araştırma hipotezlerine ilişkin olarak yapılan testlerin sonuçlarına göre lojistik hizmet kalitesi boyutlarının tamamı genel müşteri tatmini üzerinde pozitif etkilere sahiptir. Ancak bu etkilerin büyüklüğü göz önüne alındığında sipariş öncesi ve sipariş hizmetlerinin genel tatmin üzerinde en etkili faktörler olduğu görülmektedir. Literatürde belirtilen tatmin unsurları ile uyumlu olan bu tespitler tedarikçi konumundaki işletmelerin, müşterileri ile uzun vadeli ilişkilerin yaratılmasının yolları hakkında ipuçları sunmaktadır.Tedarik zinciri yönetimi uygulamalarının, incelenen işletmeler için, halen yenilik konumunda olduğunu, bu konuda bilgi sahibi olan yönetici sayısının kısıtlı olduğunu ve uygulama sayısının yetersiz olduğunu söylemek mümkündür. Bu haliyle temel yenilik haline gelmesi ve yaygın uygulamalarıyla iş yapma biçimlerinde değişim yaratması için zamana ihtiyaç olduğu söylenebilir.Bu çalışmada, araştırma modelinde tanımlanan ilişkiler ve bir bütün olarak oluşturulan model test edilmiştir. Araştırma modelinde genel tatmin seviyesi ile lojistik hizmet kalitesinin arasında ilişki olduğu ortaya konulmuştur.Çalışmanın değerlendirilmesi yapılarak uygulamacılara ve gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Lojistik, Hizmet Kalitesi, İlişki Kalitesi, Lojistik Hizmet Kalitesi
İşletme grubu ilişkisinin firma performansına etkisi: İMKB'de bir uygulama
İşletme grupları hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülke piyasalarında görülen piyasa ile firma arası kompleks yapılardır. Bu çalışma Türkiye'de işletme grubu ilişkisinin firma performansı üzerine etkisini çeşitli performans ölçütleri (ROA, ROIC, Tobin Q vb.) kullanarak ölçmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada kullanılan örneklem 2002-2009 yılları arasında İMKB'de hisse senetleri işlem gören 82 sanayi işletmesinden oluşmaktadır. Çalışmanın amacına uygun olarak örneklemdeki firmalar üç ana gruba ayrılmıştır. Bu gruplar; büyük işletme gruplarının oluşturduğu grup, küçük işletme gruplarının oluşturduğu grup ve herhangi bir gruba bağlı faaliyet göstermeyen bağımsız şirketlerin oluşturduğu gruplardır. Analiz sonuçlarına göre, büyük bir işletme grubuna bağlı şirketler daha iyi performans göstermekte, küçük ve bağımsız şirketler ise hemen hemen aynı oranda performans göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Firma Performansı, Performans Ölçütleri, İşletme Grupları, Holdingler, Dinamik Panel Veri Analizi
Genel olarak alacak yönetimi ve Adana'da faaliyet gösteren sanayi işletmeleri üzerinde bir uygulama
Mal veya hizmetlerin kredili satışı, müşterileri çekmek ve karlılığı artırmak için günümüz rekabetçi ekonomik sisteminin temel unsurlarından biridir. Bu doğrultuda kurumsal işletmelerin başarısını ve dolayısıyla ülkenin refahını arttırmak amacıyla kredili satışlardan oluşan alacakların etkin olarak yönetilmesi kurumsal işletmelerin performansında büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı; Adana'da faaliyet gösteren sanayi işletmelerinin alacak yönetim politikalarını incelemektir. Çalışmada Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 22 firmaya e-posta yoluyla anket uygulanmıştır. Çalışma sonucunda işletmelerin temel alacak yönetimi fonksiyonlarını yerine getirdikleri, ancak modern yönetim teknikleri kullanmadıkları belirlenmiştir. Çalışma sonuçları doğrultusunda işletmelere finansal yönetimle ilgili ve spesifik olarak alacak yönetimi ile ilgili öneriler sunulmuştur. Ayrıca gelecek araştırmalar için öneriler de geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler:Kredili satış, alacak yönetimi, tahsilat yönetimi, kredi koşulları.
Küresel marka yaratmada Turquality projesi: Bir sanayi işletmesinde uygulama
Bu çalışmada, Turquality programı kapsamında faaliyet gösteren üretim işletmesinin markalaşma ve küreselleşme süreçleri incelenerek, Turquality programının söz konusu incelenen işletmenin markalaşma ve küreselleşme süreçlerine olan katkıları ortaya konulmuştur. Çalışmada; Turquality Marka Destek Programı kapsamında 30.05.2017 tarihinden itibaren destek almaya hak kazanmış, imalat sektöründe makine üretimi yapan bir firmanın yetkilileri ile yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiş ve daha önce hazırlanan sorular sorulmuştur. Söz konusu görüşmeler, firmanın Turquality destek başvurusu kabul edildiği tarihten itibaren Turquality Uzmanı olarak görev yapan yetkilisi ve üst düzey yöneticileri ile gerçekleştirilmiştir. Firma yetkililerinin verdiği cevaplar görüşme esnasında kaydedilmiş ve firmadan Turquality programından önce ve sonrasındaki ciro, ihracat değerleri, çalışan sayısı, üretim adedi ve tutundurma faaliyetleri bütçesinin verileri de belirli bir periyodu kapsayacak şekilde temin edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile yapılan vaka analizi sonucunda, Turquality desteklerinin, firmanın yeni pazarlara açılmasını ve ihracatını arttırmasını sağlamıştır. Destekler sayesinde firmanın yurtdışındaki piyasalarda rekabet gücü ve pazar payı artmıştır.
İşe alım süreçlerinde sosyal paylaşım sitelerinin önemi: Sanayi işletmelerinde nitel bir araştırma
Günümüz iş dünyasında yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte her geçen gün artan rekabet koşulları iş gücü yapısında değişimlerin yaşanmasına neden olmuştur. Yaşanan değişimler karşısında işletmelerin hedeflerine ulaşabilmesi için doğru adayın, doğru işe yerleştirilmesi önem arz etmektedir. Bu amaçla günümüzde geleneksel yöntemler yerine daha proaktif bakış açısına sahip sosyal paylaşım siteleri tercih edilmeye başlanmıştır. Bu tez çalışmasında temel amaç, işe alım sürecinde sosyal paylaşım sitelerinin tercih edilme durumunu, bu süreçte kullanılan araçların belirlenerek yarattığı avantaj ve dezavantajlarına göre nasıl bir stratejiyle hareket edildiğini ortaya koymaktır. Bu kapsamda sanayi işletmelerinde çalışan on dört insan kaynakları uzmanı ve yöneticisi için nitel bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmada yarı yapılandırılmış mülakat tekniğiyle hazırlanan sorular kolayda örnekleme yöntemi aracılığıyla belirlenen katılımcılara yöneltilmiştir. Görüşmeler neticesinde ulaşılan verilerle içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre, LinkedIn ve Facebook gibi sosyal paylaşım sitelerini kullanarak kurumsal politikaların ön planda tutulduğu ve işe alım sürecinde sosyal paylaşım sitelerinin destekleyici rol oynadığı görülmüştür. Sosyal paylaşım sitelerinin bu süreçte daha çok adayın örgüte uyum sağlanmasına yönelik ön değerleme ve eleme yapmak için tercih edildiği gözlenmiştir.
Lojistik yöneticilerinin endüstri 4.0'ın işletme düzeyindeki etkilerine ilişkin görüşleri üzerine nitel bir araştırma: Bursa örneği
Küreselleşme ile birlikte meydana gelen teknolojik ve ekonomik gelişmeler, küresel pazarların ortaya çıkması, rekabetin küreselleşmesi ve son olarak da Dördüncü Sanayi Devrimi'nin yani bir diğer adıyla Endüstri 4.0'ın ortaya çıkışıyla her işletmede olduğu gibi lojistik sektöründe de işletmeleri hatasız ve daha etkili çalışmak zorunda bırakmıştır. Bu zorunluluklar neticesinde lojistik sektörü Endüstri 4.0 kapsamında; özellikle yeni iş modelleri, yeni müşteri beklentileri, pazar arayışları ve teknolojik gelişimleri içerisinde barındıran çok kapsamlı ve dinamik bir yapıya sahip olması sebebiyle lojistik ve tedarik zincirini dijital bir ortama taşımış ve yeniden yapılandırmıştır. Çalışmada bugün birçok sektörü etkileyen Endüstri 4.0'ın kârlılık, maliyet, işgücü, verimlilik ve yatırım anlamında etkileri çerçevesinde lojistik yöneticilerinin bilgi düzeyleri ve bu konuda yaptıkları hazırlıklara ilişkin görüşleri üzerine odaklanılmıştır. Araştırma, kuramsal bilgilerden ve Bursa'da faaliyet gösteren lojistik firmaları kapsamında yapılan ampirik bir çalışmadan oluşmaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; Endüstri 4.0'ın temel kavramları kapsamında, Endüstri 4.0'ın tanımı, gelişim süreci ve bileşenleri açıklanmıştır. İkinci bölümde; lojistik kavramı ve Endüstri 4.0 ile ilişkisi kapsamında, lojistiğin temel kavramları, lojistiğin Endüstri 4.0 ile ilişkisi ve Endüstri 4.0'ın lojistik işletmeler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise araştırmanın uygulamasına yer verilmiştir. Üç lojistik yöneticisi ile yüz yüze gerçekleştirilen mülakatlar, araştırmacı tarafından yapılan içerik analizi sonucunda, Maxqda programında analiz edilerek "Endüstri 4.0'ın İşletmelere Sağlayacağı Avantajlar", "Endüstri 4.0'a Geçişte Karşılaşılan Zorluklar", "İşletmelerin Endüstri 4.0'a Hazır Olma Düzeyleri" başlıklarında sınıflandıktan sonra modellenmiştir. Elde edilen bulgular çalışmanın üçüncü bölümünde detaylı şekilde incelenmiştir.
Çağdaş maliyetleme yöntemlerinden faaliyet tabanlı maliyetlemenin sanayi işletmelerinde uygulanabilirliği
Globalleşen dünya ile hızla artan üretim, beraberinde yeni üretim teknolojilerinin meydana getirilmesine yol açmıştır. Teknolojinin artması maliyet yapılarında birtakım değişmelere sebep olmuştur. Yıllar öncesinde geliştirilen ve günümüz dünyasında yetersiz kalan geleneksel maliyetleme yöntemleri yerine, işletmelerin geleceğini etkin bir şekilde planlayan ve kendilerine yol gösteren ve bunun yanı sıra alınacak kararlarda yardımcı olacak bir yönteme ihtiyaçları vardır. Faaliyet Tabanlı Maliyetleme yöntemi işletmelerde katma değer yaratan ve yaratmayan faaliyetlerin ortaya çıkarılması ve bu sayede işletmelerin dikkatini katma değer yaratan faaliyetlere çekmesini sağlar. Bu çalışmada öncelikle üretim ortamındaki değişiklikler için geleneksel maliyetleme yönteminden başlanarak geliştirilen çağdaş maliyetleme yöntemleri anlatılacaktır. Son olarak da faaliyet tabanlı maliyetlemeni yöntemi detaylı olarak ele anılıp, sanayi işletmelerinde uygulanabilirliği araştırılıp çalışma sonlandırılacaktır.
Endüstri kuruluşlarında iş kazalarının işveren ve iş güvenliği uzmanı açısından hukuki boyutunun incelenmesi
İnsan gücü yerine makine gücünün kullanılması, maliyetlerin düşürülüp üretimin artırılması, analiz yapma, üretim takibi, güvenlikli ve hızlı üretim, insan kaynaklı hataları en az seviyeye indirme, daha az enerji ve ısı tüketimi kavramlarının tamamı endüstriyi oluşturmaktadır. Endüstri kuruluşlarında çalışanlar çeşitli faktörlere bağlı olarak iş kazasına maruz kalabilmektedir. Kazaların oluşmaması veya minimize edilmesinde işveren ve iş güvenliği biriminde görevli iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarına büyük sorumluluklar düşmektedir. İşyerlerinde kazalar meydana geldikten sonra ise İşveren hakkında hukuk süreci başlamaktadır. Bu çalışmada, iş kazalarının İşveren ve İş Güvenliği Uzmanı açısından hukuki boyutunun ortaya konulması, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde İşveren ve İş Güvenliği biriminde görevli uzmanlarının sorumlulukları incelendi ve Yargıtay kararları değerlendirildi. İş kazalarının ilgili mevzuat hükümleri ve hukuk sisteminde nasıl açıklandığı, uygun illiyet bağı, taksir, kast, kusur ve sorumluluk, maddi ve manevi tazminat unsurları gibi ilgili kavramlar ayrıntılı olarak ele alındı. Sonuç olarak, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki taraflar belirlenip bunların hak, yükümlülük ve sorumlukları mevzuat hükümleri çerçevesinde incelendi ve Yargıtay kararları ile örneklenerek değerlendirildi.
Endüstriyel tesislerde doğalgaz kurulumu ve kullanımı nedeni ile oluşan riskler ve önleme tedbirleri
Günümüzde sanayi ve teknolojide çok hızlı gelişmelerle karşılaşılmaktadır. Diğer yandan üretim için enerji gereksinim artmakta gerek endüstriyel işletmelerde gerekse konutlarda enerji ihtiyacını karşılamak için çeşitli alternatif enerji kaynaklarından yararlanılmaktadır. Ülkemizde özellikle son yıllarda temiz bir enerji kaynağı olması nedeniyle doğal gaz kullanımı yaygınlaşmaktadır. Ancak doğal gaz dağıtım tesisatlarında ve kurulumunda yeterince önlem alınmadığı takdirde iş kazaları kaçınılmaz olmaktadır. Gerek sanayi gerekse konutlarda artan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için ülkemizde hemen hemen tüm şehirlere doğal gaz götürülmeye çalışılmaktadır. Doğalgazın geldiği şehirlerde ikinci aşama olarak iç tesisat yapımları başlamaktadır Bu tez çalışmasında endüstriyel tesislerde doğalgaz tesisatları ve kurulumu iş sağlığı ve güvenliği bakımından incelenmiş, riskler Fine Kinney metodu kullanılarak değerlendirilmiş ve önerilerde bulunulmuştur. Yapılan çalışmaya göre en yüksek risklerin kaynak kaçağı olduğu görülmüştür.
Sanayi işletmeleri açısından çevre ve yeşil pazarlama
ÖZET Ekolojik sistemlerin kapasitesi, insanların üretim ve tüketim faaliyetlerindeki artışı karşılayamaz hale gelmiş ve dünyayı tehdit eden bir çevre krizinin eşiğine gelinmiştir. Bu nedenle işletmeler, faaliyetlerinin ve ürünlerinin çevre üzerindeki etkilerini ölçmeli, bu etkilerin azaltılması için iyileştirme çalışmaları yapmalıdır. Diğer taraftan da tüketiciler satın alma faaliyetlerinde, kişisel ihtiyaçlarını tatmin etmenin yanında, çevreye verecekleri zararı da göz önünde bulundurmalıdır. Toplumlar bilinçli ve sistemli çalışmalarla, varlıklarını sürdürmek için ihtiyaç duydukları kalkınma çabalarını çevreyi tahrip etmeden de yürütebilirler. Yeşil pazarlama, çevresel açıdan daha sorumlu bir bilinçle oluşturulmuş ürünleri satın almayı tercih eden tüketiciler (yeşil tüketiciler) için mal ve hizmetleri üretme, fiyatlandırma, dağıtma ve / veya satma faaliyetlerinin oluşturduğu bir süreçtir. Bu süreci izleyen işletmeler, çevrenin korunması felsefesini kurum kültürüne yerleştirmiş işletmelerdir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi, işletmelerin yeşil uygulamalara geçişi ve bu konudaki başarısı tüketicilerin çevre bilinciyle doğru orantılıdır. Günümüzde gelişmiş ekonomilerde çevre bilinci üst düzeyde iken, az gelişmiş toplumlarda bireylerin önceliği çevreye duyarlılık değil, temel ihtiyaçların karşılanmasıdır. Yeşil pazarlamanın yaygınlaşması için, az gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarda öncelikle tüketicilere çevre bilinci aşılanmalı, ardından işletmeler bu doğrultuda yönlendirilmelidir.