Figure

73 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Semiha Berksoy'un figürlerinde kimlik arayışı

Semiha Berksoy neredeyse bir asır dolu dolu geçen sanat yaşamıyla modern ve çağdaş Türk sanatının en önemli isimlerinden birisidir. Türkiye'nin ilk kadın opera sanatçısı olmasının yanı sıra tiyatro, edebiyat, sinema ve görsel sanat gibi farklı disiplinlerde de pek çok işe imza atmıştır. Tüm disiplinleri birbirine bağlayan gesamkunstwerk (tümel sanat) felsefesiyle sanat yapmıştır. Görsel sanatlarda hiçbir sanat topluluğuna ve akıma ait olmadan kendi yörüngesinde, üslup sorunu çekmeden, sanatın merkezine kendini alarak özgün bir üretim dili geliştirmiştir. Buradan hareketle tematik ve kategorik bir incelemenin yolunu açacak ortak imgeler kullanmıştır. Semiha Berksoy'un resimlerindeki imgelerin kaynağını anlamak ve bunların kullanımını değerlendirmek için eserlerin dışına çıkmak, anlam dünyasına girmek gerekmektedir. Zira kendi kişisel hayatından taşan imgelerin kaynağı anlaşıldığında portre ve otoportelerindeki anlamlar bulunmuş olur. Bu çalışmada resimlerin incelemesi yapılırken yanlış veya öznel saptamalara gidilmemesi ve imgelerin doğru kaynağına ulaşmak adına sanatçının biyografisi referans alınarak "sanatçıya dönük eleştiri" metodundan yararlanılmıştır. Sanatçının ailesine, yaşadığı yerlere, yakın çevresine ve onu besleyen tüm yaşam detaylarına dair detaylı bir okuma yapılarak bu kaynaklar çeşitlendirilmiştir. Ressam kimliğini bilimsel bir biçimde ortaya koymak adına sanatçının hayatı ve diğer sanat dallarındaki kariyeri de farklı başlıklar altında incelenmiştir.

Berksoy, SemihaFigürFigüratif resim+4
Hamra Aydın Koyuncu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türklerde ikonografi (hayvan üslubu) ve grafik tasarımında uygulanması

Sanat Tarihi'nin en önemli dallarından biri olan İkonografi, toplumların ilk oluşmaya başladığı dönemlerden itibaren kullanılmıştır. İnsanların inançlarını, gündelik hayatlarını, ritüellerini resme, sembollere ve figürlere yansıtması bir iletişim aracı haline gelmiş ve etkileri günümüze kadar uzanmıştır. Grafik tasarım ise, bir mesaj iletmek, bir görsel ortaya çıkarıp geliştirmek ya da bir fikri veya düşünceyi bir görsel haline getirmek gibi konuları içeren bir sanat dalıdır. Bu iki dal, birbiri ile iç içedir. Bu çalışmada, ikonografi sanatının grafik tasarımında uygulanması konusu, geçmişten günümüze uzanan bir süreçle birlikte anlatılmıştır. Toplam iki bölümden oluşan tezin birinci bölümünde ikonografi ile ilgili bilgiler verilmiş ve özellikle Türk ikonografisinde yaygın olarak kullanılan pek çok hayvan figürü detaylı olarak anlatılmıştır. Tezin asıl konusunu kapsayan ikinci bölümde ise grafik tasarımın ana araçlarından biri olan logonun tanımı yapılmış ve birinci bölümde anlatılan ikonografik figürlerin günümüz logolarına uyarlanması hakkında detaylı bilgiler verilmiştir. Logoların görselleri, açıklamaları ile birlikte kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: İkonografi, Sembol, Figür, Grafik, Logo

FigürGrafik tasarımıHayvan figürleri+6
Zeynep Kul
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kuş figürlü Osmanlı mangırlarının seramik form ve yüzeylerde yorumları

Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarında basılıp kullanılan mangır olarak adlandırılan bakır paralar, üzerlerindeki sultan adları, sultan mühürleri, hayvan figürleri, nakış desenlerinin bulunduğu pullar çok çeşitli çalışma alanları sunmaktadır. Osmanlı Devleti'nde kuş figürü, gücü, kuvveti ve kudreti temsil ettiği için çok önemli ve özeldir. Kuş betimlemeleri, mimaride, minyatürde, tezhipte, el sanatlarında, süslemede, seramik sanatında ve hatta günlük hayatta kullandıkları paraların üzerinde kullanılmıştır. Kuş Figürlü Osmanlı Mangırları, arkeoloji ve nümismatik alanında yaşanan gelişmelerle günümüze dek ulaşabilmiş ve az sayıdaki parça koleksiyonerler aracılığıyla belli başlı müzelerde sergilenmektedir. Osmanlı bakır paralarından olan mangırlar, hem kültürel bakımdan önemli bir değere sahip olup hem de doku bakımından oldukça zengin parçalardır. Bu çalışmada, Osmanlı mangırları üzerinde yer alan kuş figürleri ve desenler yeniden yorumlanarak seramik form ve yüzeylerde kullanılmıştır. Uygulamalarda, seramik sanatında kullanılan çeşitli şekillendirme ve dekorlama teknikleri kullanılmış özgün sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bakır, Kuş, Mangır, Para, Seramik

BakırFigürKuş figürü+7
Serçin Serteser
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Uyku

İnsanın kendinde ve doğada yarattığı tahribat ile gelişen "uyma ve statü" kaygısının uyku metaforu üzerinden ifade edilmesi amaçlanmış, tasarım mekanları içerisinde güçsüzleşen ve biçimlenen bedenin "uyuyan insan" formu uyku kavramı ile bütünleşmiştir. Özgür hareket alanı olarak sunulan her yerde gözleniyor olmak, bedene ve zihne müdahale ile (ceza, tedavi yöntemleri, mahremiyet ihlali, statü kaygısı, okul, iş hayatı) günümüzde robotlaşan hayatı destekleyen yaşam, merkezinde uyku olan modern dünya tasvirleri olarak çalışmaların içeriğini oluşturmaktadır. Carl Gustav Jung'ın bahsettiği "kişiliğimizle olan ilişkimizin modern dünyadaki kaybı" bedende uykulu ve ölü kimlikler olarak tanımlanmıştır. Günlük yaşantının rutin eylemleri içerisinden seçilen "dış mekanda uyuya kalan" insanların izlenim notları ile kaydedilmesi, çalışmanın ve araştırmanın kaynağını oluşturmaktadır. Bu kaynaklar oluşturulurken ev dışı sosyal alanlarda uyuyakalan insanlar uzun süre izlenmiş, görsel notlardan referansla asıl çalışmalar ortaya çıkarılmıştır. Araştırma sürecinde uyku kavramı, bedeni himayesine alan yaşam biçimlerine hizmet eden yeni yaşam alanlarında yer bulmuştur. Dış uyaranlara karşı bilincin kendini kapattığı, diğer yönüyle olup biteni görmezden gelen kitleler bütünü bireyin kendisi tarafından da izlenebilecek formlara dönüşmektedir. Eric From'un "Robotsu uydumculuk" olarak tanımladığı bu süreç, kontrol mekanizmalarına hizmet eden mekanlarda biçimlenen bedenin aynı zamanda zihinsel bir uyku halidir. Bedenin ve fikirlerin siyasal kuşatılması, bu kuşatmaya karşı eylem ve eylemsizliklerin, soyutlanmış ya da soyut kurgu mekanlarla bir araya getirilerek birey-dünya ilişkisi tasvirleri oluşturulmuştur. Gözlem ve izlenim notları ile gelişen araştırma, resim, heykel ve ortam odaklı deneysel sanat çalışmaları, yazılı-görsel veri oluşturma süreci ile birlikte ifadeyi destekleyecek kurgularla sunulmuştur. Uyku kavramı ayrıca mecaz anlatımları, sanat tarihi, mitoloji ve modern dünyada ki yeriyle de ele alınmış, gün içerisinde izlenen bedenin "hal" ve "an" betimlemeleri, anlık figür formunu ele alan sanatçıların eserlerinden örnekler ve konuların incelenmesi ile ilişkilendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uyku, mekan, beden, figür, form.

BedenBiçimFigür+2
Döndü Özkök
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Resimde ifadeye yansıyan gizli erotizm

Toplumsal ve kültürel anlamda bir iletişim aracı olan figüratif resim sanatında, sanat tarihinin başlarından bu yana ifade, beden, cinsellik ve erotizm kavramları bir anlatım biçimi olarak ortaya koyulmuştur. Bu araştırma kapsamında figürlerin erotik çizgideki bedensel hareketleri ile ifadeleri biçimsel olarak incelenmeye çalışılıp, insanın cinsel anlamda, hayvani güdülerinden uzaklaşıp, estetize edilmiş erotik ifade biçimlerine değinilmektedir. Sanat tarihinde önemli bir mesele olan kadın vücudu yüz yıllar boyu tartışmalı bir sürece maruz kalmış, bedende mükemmele ve eşsizliğe ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çeşitli sanatçıların kadın bedenine ve ifadelerine yaklaşımları incelenmiş; güzel olanın ne olduğuyla birlikte, ortaya çıkarılan eserlerin verdiği duygu durumları ele alınmıştır. Yaratılan her bir eserde, biçimsel ve estetik değerler gözlenip, erotizmin, insanı kıştırtan, hüzünlü ve tekinsiz yanları özellikle yüzde ve bedende gözlemlenmiştir. Sanatçılar eserlerinde gerçeği bulmayı ve resmetmeyi amaçlar. Erotizm insanlığın en saf halindeki gerçekliğidir. İnsanoğlunun yalnızlığa karşı olan bir tür zaafı vardır ve bunu aşmak için cinsel dürtülerini su yüzüne çıkarmaktadır. İkili ilişkilerde arzuladığı hisleri ortaya koyan insanoğlu bunu birbirine yasak meyveyi vererek başlatır ve bu cinsel dürtüler tarih boyunca evrilip sürer. Bu süreçte sürekli olarak baskı gören çıplak ve nü'ler sanat tarihinden hiçbir zaman silinememiştir. Öyle ki, bu baskılara karşı da, her zaman bir tür tepki olarak ayakta kalmıştır. Çıplaklık, araç olarak kullandığı kadın figürünü, estetik ve toplumsal anlamda bir simge haline getirmiş, cinselliğin üremekten bağımsız olarak görülmesine ve seyredilmesine aracı olmuştur. Aşkın, yaşamın ve ölümün izini bir arada barındıran çıplak ve nü, ekspresyonizmden romantizme birçok akımda kullanılmıştır ve insanın içinde bulunduğu dehşeti, hüznü ve korkularını dile getirmiştir. Sanatta, sonsuzluğa uzanan bir kapı açan erotizm, çıplağı bir simge haline getirmiştir. Anahtar sözcükler: Figür, portre, ifade, cinsellik, erotizm, beden, resim, sanat

BedenCinsellikErotizm+5
Onur İzci
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2020
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

At figürü üzerine artistik uygulamalar

Sanat tarihinde hayvan figürü sanatçıların kendilerini ifade etmesinde vazgeçemedikleri bir konu olmuştur. At formu geçmişten günümüze sosyal ve kültürel mirasımızda yer edinmiştir. Bireyin kendini anlatmada özdeşleştirdiği at formunda birçok simgesel güçlü anlamlar saklıdır. Başta özgürlük, kahramanlık, çeviklik, atılganlık, dostluk ve estetik çizgiler olduğundan, zengin ifade sembollerini barındırmaktadır. Bu zengin sembolleri kullanarak kişi kendini sanat yoluyla ifade edebilir. Ülkemiz seramik sanatında at konusu çok çeşitli şekillerde ele alınmış olabilir. At formu bu çalışmada düşünsel özgürlükle özdeşleştiği için seçilmiştir. Seramiğin plastikliği ile atın estetik duruşu eşsiz varyasyonlara yol açmaktadır. Anılarda atla olan karşılaşmalar tasarımların itici gücü oldu. Eserler mitoloji, gelenek-görenek ve at simgesinin yarattığı öznel duygularla şekillendirildi. Bu çalışmada; malzemenin sınırsız olanaklarını değerlendirme çabası, at formlarındaki döngü, içindeki savrulma ve her an ileri atılma eylemi ve bireyin kendi içindeki özgür olma arayışıyla birleşti. Birey olarak benim varoluş sürecim; sanat yoluyla özümde kendimi arayıp bulma hikayem ile ilişkilidir.

AtlarFigürHayvan figürleri+2
Mehmet Çelik
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Anime karakterlerinin seramik bünyelerde yorumlanması

Sanat çalışma raporunun birinci bölümünde; Animasyon ve animenin tanımı yapılarak anlatılmaktadır. Günümüz çizgi sinemasının başlangıçtan bugüne dek devamlılığının sağlanıyor olması, canlandırma sanatının en önemli görsel unsurlardan biri olduğunun sonucudur. Norman MCLAREN, Winsor MCCAY, Emile COHL'un canlandırma sinemasına yapmış oldukları yenilik ve katkılarından bahsedilen ikinci bölümde; Walt Disney ve karakterlerinin, Conan the Barbarian (Barbar Conan)'ın gelişim süreçleri ele alınmıştır. ''Animasyon ve Çizgi Filmin Türkiye' deki Tarihi Gelişimi'' adlı üçüncü bölümde; Türkiye' deki Animasyon sanatının gelişimine katkıda bulanan sanatçılar ve yapmış oldukları çalışmalar örnekler verilerek araştırılmıştır. ''Seramik/Animasyon ilişkisi ve çalışan sanatçılar'' adlı dördünce bölümde; canlandırma sanatını seramik form ve bünyelerden faydalanarak aktaran sanatçılardan bahsedilmiştir. Kişisel seramik uygulamalarının bulunduğu altıncı bölümde; üç boyutlu seramik figürler ile kullanılan kaidelerde çizgisel devamlılığa yer verilerek anlatılmak istenen yaşamsal döngü ve hikayeler ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Animasyon, canlandırma, çizgi, devamlılık-tamamlama, seramik

CanlandırmaCanlandırma sanatıDevamlılık+5
Murat Paralı
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın bedeninin mekân olarak seramik malzemeyle yorumlanması

Mekân ve beden kavramlarının karşılıklı ilişkisi sanat çalışması raporunun odak noktasıdır. Mekân ve beden kavramlarının ilişkisi üzerinden, mekân olarak kadın bedeni imgesi irdelenmektedir. Mekân kavramının sanat ile ilişkisi yanı sıra kişisel bellekteki mekâna doğru genişlemektedir. İlk çağlarda figürinlerle görünür olan kadın bedeni, güncel çalışmalarla mekân ve bedeni problem edinen sanatçılar incelenmiştir. Yapılan araştırmalar ve kişisel uygulamalarda, kadın bedeni bir mekân olarak yorumlanmaktadır. Mimari bir unsur olarak görülen mekân, içerisinde bedeni barındırmaktadır. Kadın bedeni ise tensel bir mekân olarak ifade edebileceğimiz üretken bir yapıdır. Bu bağlamda araştırma, mekânın ve bedenin fiziksel tanımlarıyla sınırlandırılamayan ve karşılıklı ilişkileri kişinin hafızasında yeniden üretildiği fikri üzerine kuruludur. Anahtar Sözcükler: Beden, kadın, mekân, seramik, mekân üretimi, figürin

BedenFigürFigürün+5
İpek Yağuş
Hacettepe University · Institute of Fine Arts
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk yüksek baskı resim sanatında figür

Baskı resim sanatının tarihi Milattan öncelere dayansa da ilk baskı ile yapılan resimlere Rönesans Döneminde Almanya'da rastlandığı bilinmektedir. Rönesans dönemine kadar uzanan ahşap baskı sanatı, sanatçılar tarafından yazı ve resimler için kullanılmıştır. Ahşap baskı sanatının gelişiminde önemli bir rolü olan, matbaanın kurucusu ve tipografinin mucidi Johannes Gutenberg'dir. Sanatçılardan önemli bir isim ise Albrecht Dürer'dir. Ahşap baskının gelişmesiyle birlikte baskı işleri kolaylaşıp, ağır ilerleyen baskı işi hız kazanmıştır. Yazıların hızlı basımı, kitapların çoğaltılmasına olanak sağlamıştır. Bu da daha çok kişiye ulaşımı ve okuma imkânını sağlamaktadır. Baskı resim sanatının avantajlarından biri olan çoğaltma işlemi, metin içerisine yerleştirilen ya da farklı amaçlarla kullanılan görsellerin değişime uğramadan seri baskılarda kullanımına da olanak tanımıştır. Yüzyıllar geçtikçe farklı tekniklerin de ilavesi ile baskı resim yapma işi Dünya'nın her tarafında ilgi görmüştür. 20. yüzyıla gelindiğinde özellikle Avrupa'daki türeyen Modern Sanat akımlarının da baskı resimden yararlandığı görülmüştür. Türkiye'de baskı resim süreci 18. yüzyılda başlar. İbrahim Müteferrika ile ilk baskı resim girişimlerinin başlaması, sonrasında Sanayi-i Nefise Okulunda baskı atölyesinin kurulması ve bunları diğer kurumların takip etmesi ile birlikte, özellikle Türk Yüksek Eğitim okullarında baskı resim sanatı gelişme göstermiştir. Bu okullardan yetişen ressamlar ve akademisyenler memleketin her bir yanına dağılarak baskı resim sanatlarının öğretilmesini ve geliştirilmesini sağlamışlardır. Son 20 yıl içinde özellikle uluslararası ve ulusal çaptaki baskı resim dallarında yapılan bienaller, yarışmalar vb. faaliyetlerin yanı sıra açılan müzeler de baskı sanatlarına olan ilgiyi arttırmıştır. Günümüzde deneysel baskı resim yapan sanatçılar ile özellikle figür resmine farklı bir bakış da getirilmiştir. "Türk Yüksek Baskı Resim Sanatında Figür" adlı çalışmamın giriş bölümünde araştırmanın konusu ve problemi, amacı, önemi, sınırlılığı, yöntemi ve evren örneklemi anlatılmıştır. Kavramsal Çerçeve Bölümünde Yüksek Baskı Resim Sanatının Tarihi Gelişimi ve Teknikleri değerlendirilmiştir. Bulgular ve Yorumlar Bölümünde Türkiye'de yüksek baskı resim tekniği ile figür çalışan sanatçılardan Turgut Zaim, Muammer Bakır, Mustafa Aslıer, Nevzat Akoral, Mürşide İçmeli, Ercan Gülen, Gören Bulut, Yunus Güneş, Hasan Kıran ve Ejmel Yalçıntaş'ın 3'er adet eserine yer verilip değerlendirilmiştir. Uygulama çalışmaları bölümünde ise bu tez kapsamında uygulama yapılma gerekliliğine değinilmiş ve Nimet Kaymaz'ın Yüksek baskı resim sanatında yapmış olduğu 10 adet çalışması ele alınarak figürlü eserleri değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sanat, Resim, Baskı Resim, Ağaç Baskı, Linolyum, Avrupa, Türkiye

Ağaç baskıBaskı resimFigür+5
Nimet Kaymaz
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında uçak figürü

Yüzyıllardır insanoğlunun ilgisini çeken en büyük eylemlerden biri 'uçmak' olmuştur. Uçma isteği, kimi zaman insanların hayallerini süslemiş, kimi zaman ise uçma eylemini gerçekleştirme planlarını kurdurmuştur. Sonunda insanoğlu birçok farklı alet yaparak uçmak isteğini eyleme dönüştürmeyi başarmıştır. Özellikle son yüzyılda yapılan uçma eylemleri sayesinde şehirler, ülkeler arası havadan yolculuk çok ileri boyutlara taşınmış, uzay araştırmaları alanında yapılan uçma eylemleri sayesinde gezegenler ve uzay hakkında bilgilere ulaşılmıştır. Gelecekte hava yolu ile bireysel ulaşım isteği yeni uçuş eylemlerini de beraberinde getirecektir. Tarihi süreç içerisine bakıldığında Müslüman alimlerden Abbas İbn Firnas'ın uçuş çalışmaları yaptığı, Osmanlı Dönemi'nde Hezarfen Ahmet Çelebi'nin kollarına kendi tasarladığı kanatları takarak Galata Kulesi'nden Üsküdar'a kadar uçtuğu, Lagari Hasan Çelebi'nin kendi tasarladığı roket ile bir süre havada kalmayı başardığı görülmüştür. 20. yüzyılın başlarında da Vecihi Hürkuş, Emrullah Ali Yıldız, Nuri Demirağ ve Baykar Bayraktar uçak ve havadan ulaşım konusunda kayda değer gelişmelere katkı sağlamışlardır. Dünya ülkelerinde de uçma düşüncesi çok sayıda kişi tarafından eyleme dönüştürülmüştür. Rönesans Dönemi sanatçısı Leonardo Da Vinci kuşların uçuş şekillerinden ve kanatlarından yola çıkarak uçma konusunda tasarımlar yapmış, Otto Lilienthal uçuş çalışmalarında bulunmuş, 20. yüzyılın başlarında Wright Kardeşler ilk motorlu uçağı üreterek uçmayı başarmışlardır. Uçma isteği bilimsel gelişmelerle eyleme dönmeye başladıkça, sanatçılar tarafından da sanat yapıtlarında konu edilmeye başlamıştır. Leonardo Da Vinci'nin uçuş konulu çizimleri kayda değer ilk sanatsal çizimler olmuş, motorlu uçakların üretilmesi ve özellikle 1. Dünya Savaşında ve 2. Dünya Savaşında savaş uçaklarının kullanılması sürecinde ressamlar tarafından tuvallerde uçak figürleri yer almaya başlamıştır. Yolcu taşımacılığının toplumun çoğunluğunun hayatında yer almaya başlaması ile beraber hava taşıtları da toplum arasında ilgi odağı olmuştur. Bu gelişmelerden sanatçılar da doğal olarak etkilenmişlerdir. Resim sanatında da uçma düşüncesi ve uçak figürleri oldukça yer almıştır. Resim sanatında uçma ve uçak figürünün yer aldığı eserleri günümüzde bir araya toplama gereği duyulmuş ve konu ile ilgili olarak bu tez çalışması ortaya çıkarılmıştır. Bu kapsamda konu ile ilgili yapılan çalışmalar araştırılarak bir araya getirilmiş, çalışma dahilinde yorumlanmıştır. Ayrıca konu ile ilgili uygulama çalışmaları da yapılmıştır. "Resim Sanatında Uçak Figürü" adlı bu tez çalışmasında Giriş bölümünde tezin konusu, amacı, önemi, sınırlılığı ve yöntemi verilmiştir. Kavramsal Çerçeve bölümünde kaynaklardan yararlanılarak uçma isteğinin uçma eylemine dönüşünün tarihi sürecinden bahsedilmiş, uçma eyleminin gelişimi anlatılmış, Rönesans Döneminden başlayıp Leonardo Da Vinci'nin çalışmalarıyla devam eden ve 20. yüzyılda Empresyonizm başta olmak üzere, Fütürizm, Dadaizm, Süprematizm, Sürrealizm, Soyut Ekspresyonizm, Soyut Sanat, Pop Art Sanat akımlarında ve Çağdaş Sanat sürecinde sanatçılar tarafından uçma konusunda yapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. Bulgular ve Yorumlar Bölümünde ise yapıtlarında uçak figürü kullanan Batı Resim Sanatında Gerardo Dottori, Sonia Delaunay, Roy Lichenstein, Anselm Keifer ve Philippe Vercellotti, Türk Resim Sanatında Mehmet Gürbüz Gürer, Murat Ilgın, Osman Törer, Barış Sarıbaş ve Nihat Evren Derman'ın yapıtlarında yer alan uçak figürü sanatsal olarak ele alınarak değerlendirilmiştir. Uygulama Çalışmaları adlı son bölümde ise tez konusu kapsamına giren çalışmalar ele alınarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Uçmak, Uçak, Resim, Sanat.

Batı resim sanatıFigürResim sanatı+3
Raziye Yüzer
Necmettin Erbakan University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öznenin inşası bağlamında şeytan figürü ve müzik diline etkisi

Şeytan figürü tarihsel serüveni boyunca topluluk tarafından belirlenen öznenin sınırları ötesindekileri temsil eder. Bu öznenin gereklilikleri ise her topluluğun kendini var ederken kurduğu epistemeye göre değişir ve bu doğrultuda kurduğu değer sisteminin dışında kalanlar üzerinden belirlenir. Bu bağlamda Şeytan hiçbir zaman bağımsız bir figür değil, özne üzerinden belirlenmiş ötekinin temsili olma özelliği taşır. Bu özelliği dolayısıyla felsefi, edebi, dramatik ve müzikal açıdan öznenin ve öznelliğin tarihindeki güç ilişkilerini açığa çıkarır. Ortaçağ'da yalnızca belirli bir sınıf tarafından bilinen kutsal dil üzerinden aktarılan bilgi, bu sınıfın kurduğu değer sistemini denetlenemez ve sorgulanamaz kılar. Bunu yapanlar ise Şeytan ile bağdaştırılıyor ve müzik dilinin bir parçası olduğuna inanılan göksel armonide kendine yer edinemez. Hildegard von Bingen'in Ordo Virtutum'unda bu anlayışın uzantısı olarak Şeytan, konuşan ama şarkı söyleyemeyen, canavarsı bir figür olarak karşımıza çıkar. Reform döneminden itibaren dinin rasyonelleşen diliyle birlikte Şeytan'a dair söylem gittikçe irrasyonelliğe yönelmeye başlar ve müziğin rasyonelleşen dilinde akla hitap etmeyenle, yani hazla ilişkilendirilir. Moderniteye başkaldıran romantik düşüncede ise Şeytan, ironinin müzikal karşılığı hâline gelerek tüm kabul edilmişleri yıkan bir güç hâline gelir. Franz Liszt'in Faust Senfonisi'ndeki müzikal fikir üretmeyen ancak varolanları yok eden Mefistofeles bu anlayışın en belirgin müzikal yansımalarından biri olarak kabul edilebilir. Bu bilgiler ışığında Şeytan'ın tarihine öznenin inşa edilişi bağlamında bakıldığı zaman, yeni bir kimlik belirlendiği, sınırların yeniden çizildiği Eski ve Yeni Ahit arası, Yeni Ahit sonrası Hristiyan cemaatinin kuruluşu, Reform dönemi gibi toplumsal kriz dönemlerine veya Romantik düşüncede olduğu gibi kurulu düzene başkaldırılan dönemlerde Şeytan'ın özelikle başvurulan bir figür olduğu görülür. Bununla birlikte Şeytan'ın hem kurulu düzenin savunucuları hem de başkaldıranları tarafından başvurulan bir figür olması, Şeytan'ın gelenekten bağımsızlaşarak simgesel anlamda farklı anlamlar kazandığını da gösterir. Yüzyıllar içerisinde ötekilik üzerinden beslenen Şeytan figürü, kazandığı zengin malzeme sayesinde öyle güçlenir ki dini bağlamdan tamamıyla özerk bir şekilde öznelerin imgeleminde kendine yer edinmeyi başarır. Bu çalışmada literatür taraması ve seçilmiş eserlerin analizleri çerçevesinde oluşturulan öznenin tarihine dair öteki üzerinden sunulan bakış göstermektedir ki; Şeytan figürünün tarihi, topluluğun niteliği ne kadar değişirse değişsin genellikle kontrol edilemediği için tehlikeli görülen bilginin, kontrolün ve hazzın libidosu motifi merkezinde gelişmektedir.

FaustFigürMüzik+6
İdil Özcan
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Selçuklu çini ve seramiklerindeki fantastik figürlerden günümüze çağdaş uyarlamalar

Fantastik figürler, insanların doğaya karşı verdikleri mücadelelerden, düşmanlardan veya felaketlerden korunmak için hayal güçlerinin etkileriyle oluşturdukları doğaüstü tılsımlı yaratıklardır. Bu figürler, insanların hayal güçlerinin etkilerini taşıdığı gibi aynı zamanda doğada var olan vahşi hayvanların güçlü özelliklerini de barındırmaktadır. Fantastik figürlerin fiziksel özellikleri incelendiğinde ise insan başlı ve hayvan gövdeli veya farklı vahşi hayvanların uzuvlarından bir araya gelen melez bedenleri vardır. Farklı türlerin birleşiminden oluşan hibrit veya bileşik karakterli fantastik figürler, geçmişten günümüze pek çok kültüre ait sanat eserlerinde ve ikonografik sahnelerde karşımıza çıkmaktadır. Fantastik figürlerin gelişim süreci, Selçuklu coğrafyasındaki sanat eserlerinde de sıkça görülmektedir. Özellikle 11- 13.Yüzyıl Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu Dönemi çini ve seramik eserlerde sfenks, grifon, siren (harpi) ve ejder figürlerinin tasvir edildiği bilinmektedir. Fantastik figürler taşıdıkları uğurlu anlamları bulundukları kompozisyonlar içerisine yansıtmıştır. Kompozisyonlar içerisinde fantastik figürler, eserlerde tek başına tasvir edildikleri gibi çeşitli ikonografilerde de yer alarak farklı sahnelerin oluşmasına katkıda bulunmuş ve bunun yanı sıra üç boyutlu figürinler olarak da karşımıza çıkmıştır. Tek başına fantastik yaratıkların tasvir edildiği kompozisyonlarda bu tılsımlı figürler, çoğunlukla formların merkezinde resmedilmiştir. Bunun yanı sıra fantastik figürler, ikonografik sahnelerdeki farklı kompozisyonlara da dâhil olup tılsımlı özelliklerini esere yansıtmıştır. İkonografik sahneler arasında hükümdar ve taht, avcı ve süvari, orman temalı av, müzisyen ve eğlence tasvirli kompozisyonlarda fantastik figürler boy göstermiştir. Ayrıca fantastik figürler, bazı kompozisyonlarda astroloji ve burçlar kuşağı gibi birçok temaya göndermeler yaparak çeşitli sembolik anlatımların oluşumunu sağlamıştır. Bugün dünya çapındaki önemli müzelerin ve özel koleksiyonların içerisinde yer alan eserlerde, fantastik figürlerin bulunduğu örneklere rastlanmaktadır. İncelenen çini ve seramik eserler ışığında oluşturulan katalog çalışmasında, fantastik figürlerin tasvir edildiği örnekler üzerinde birçok farklı teknikte ve formda üretim olduğu görülmektedir. Çeşitli çini ve seramik eserler üzerinde gözlemlenen fantastik figürlerin, stilizasyon, tema, kompozisyon ve sahneleme çalışmaları incelenip değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda fantastik figürler, özgün bir desen tasarımına dâhil edilip eser çalışması gerçekleştirilmiştir. Çini panoya ve seramik forma uygun bir şekilde hazırlanmış fantastik figürlü desenler, sır altı tekniğinde uygulanıp fırınlanmıştır. Böylece fantastik figürler üzerine odaklanan eser metni çalışması, katalog çalışması ve özgün bir eser tasarımı süreciyle beraber tamamlanmıştır.

Fantastik figürlerFigürSelçuklu sanatı+7
Dilan Atasayar
Mimar Sinan Fine Arts University · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Açık-koyu bağlamında mekan ve figür üzerine bir dizi resim önerisi

Bu çalışmada, gece ve gündüz arasındaki karşıtlığın ortadan kalkmasına sebep olan yaşanmışlıkların, ışıltılı gecelerin ve parlak neonların altında, sabaha kadar akıp giden trafikte gizilliğin tamamen kalkması, ışığa yüklenen anlamlar ve bunların algılanması ile ilgili yapılan resimler ortaya konulmak istenmiştir. Oluşturulan bu resimler, tez içeriğine de büyük katkı sağlamıştır. Bu bağlamda yapılan resimler de, geceyi ışıklı modern kent yaşamına tezat bir nitelikte sunmak ve gizemi aynı mekân içinde soluyan, yorgun ve ürkek bedenlerle tamamlamak için öznel aktarımlara başvurulmuştur. Bu aktarımlarda, resimlerdeki ve yazılardaki ortak duyguları ön plana çıkarmaktadır. Çünkü ışık, yaşam enerjisi gibidir, ta ki gölgeler gelip onu sürükleyene kadar. Salt gölgelerle gizem kazanmaz ışık, çoğu zaman da tek başına gizilliğini ortaya koyar. Günümüzde, gece ve karanlık geçmişte de olduğu gibi gizemli, dramatik bir atmosfer oluşturmaktan gittikçe uzaklaşmaktadır. Buda gecenin, insan yaşamındaki korkuyu da beraberinde getiren ve insana ürperti veren o gizilliğini, ortadan kaldırmış oluyor. Ama yinede yalnız, içedönük, loş karanlıkların bireylerde bıraktığı tek başına yaşama hissi, izleyicide dokunaklı ve iç burkan gerçekliklerin varlığına sebep olmaktadır. Kalabalık yaşanan gece hayatı, barlar, kulüpler ya da gecenin hissedildiği her yerde; yalnızlığa itilen, kalabalık içinde olmasının yanında tek başına bile fark edilmeyen hayatların ve o hayatları bir kimlik gibi üzerinde taşıyan insanların, yalnızlık karşısında yaşadıkları, yalnız kaldıkları sahneler resmedilmiştir. Bununla birlikte, resimler de meydana gelen açık-koyu ilişkisi ele alındığında, geceyi gece gibi hissettirmek için mekânlar ve o mekânların içini dolduran savurgan ve çoğu zaman da yalnız bedenler resmedilmiştir. Karanlığı ortadan ikiye ayıran ışık, kendi gölgesinde kaybolmaya yüz tutmuştur. Bu da figürlerin, yalnızlığını daha çok ortaya koyar. Bu bağlamda şekillenen resimler korkudan uzaklaşır. Bu resimler de, var edilen gerçeklikle ve o gerçekliği içinde barındıran bireylerle ve yaşamlarla şekillenir.

DramatikFigürGece+6
Derya Gül
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
20
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Resim sanatında kadın figürü betimlemeleri

Bu araştırmada resim sanatında kadın figürü betimlemeleri ele alınmıştır. Araştırmanın konusu, bilinen insanlık tarihi içinde, insan eliyle yapılmış olması ve biricikliği bakımından sanat eseri olarak da görülen, bulunmuş ilk arkeolojik kadın formlarından, günümüz sanatına yansımış kadın figürlerine kadar geniş bir yelpazade değerlendirilmiştir. Seçilmiş örneklerde kadın figürünün, sanat eserlerine yansıtılmasının ardındaki toplumun sosyolojik, ekonomik ve politik durumları okunmaya çalışılmıştır. Bu araştırma için çeşitli bilimsel kitaplar, dergi ve internette yayınlanmış makaleler, yayınlanmış tezler, videolar ve müze web sayfaları taranmıştır. Araştırma beş bölüme ayrılmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde, ilk insan inanışlarının sanatsal ürünü Venüs heykelciklerinden başlayarak Rönesansa kadar olan süreçte, sanatın daha çok dini inanışların somut olarak kendisini ifade etme durumunda ortaya çıkmış kadın figürleri üzerinde durulmuştur. Çıplaklık ile Nü arasındaki fark ikinci bölümde ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde 15. yüzyıldan itibaren, Reform hareketleri ve Karşı Reform hareketlerinin resim sanatını nasıl etkilediği tartışılmıştır. Ayrıca Protestan inancının geliştiği yerlerde yaşanan toplumsal değişim, kadın figürü üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır. Dördüncü bölümde aydınlanma felsefesi ile sanayi devriminin oluşturduğu yeni toplumsal yapı ve yönetim biçimlerinin değişimi ele alınmıştır. Beşinci bölümde ise endüstri ve sanayi devriminin insanı yaşamak zorunda bıraktığı modern hayatın sanata yansıması ile postmodern sanatı oluşturan etkenler, kadın betimlemeleri referans alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın Figürü, Resim Sanatı, Anaerkil, Ortaçağ, Modernizim.

FigürFigüratif resimFigüratif resim+5
Gülser Aktan
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Düşlerin resimsel yorumu

Bu rapor kapsamında ele alınan düş kavramı, temelini, insanın kendi içinde yaşadığı düş ve gerçek kurgusundan alır. Düş ve gerçek, bu anlamda aslında bütünüyle iç içedir ve farkındalığın yarattığı farklılıklarla kurguya ve anlatıma yansır. Yani insan, düşün ve gerçeğin ne kadar farkındaysa, anlatımı o kadar bu farkındalığı ve kendini anlatır. Kurgulanan, buradan yola çıkarak, tümevarım ya da tümdengelim şeklinde, konuyla bütün ya da tamamen alakasız görünür.Çalışmanın birinci bölümünde düş ve gerçek, öncelikle kavram olarak ele alınmış, gerçek ve mecaz anlamda tanımlarından yola çıkılmış, aslında vizyonun gelişmesine bağlı olarak öğrenilenin ve öğretilenin ve her insanın tarihsel sürecinin bir sonu olarak oluşan bilinçlerin yaratılarından, genel olarak söz edilmiştir. Bu yaratıların, nasıl ortaya çıkıp, nasıl geliştiği, bilinçli ya da bilinçsiz ele alınan, seçilen figürlerin ve kavramların, aslında insanın geçmişiyle ve düşleriyle bir bütün oluşturduğu, bunlardan bağımsız düşünülünce anlamını yitirdiği vurgulanmaya çalışılmıştır. Hem bir bütünden, hem de bu bütünü oluşturan parçalardan söz edilmiş, gerek tümevarım gerekse tümdengelim düşünce biçimleriyle konuya yaklaşılmış, `biz mi düşlerimizin belirleyicisiyiz yoksa düşlerimiz mi bizi belirliyor? Bizi diğerlerinden farklı yapan düşlerimiz mi?' sorularına yanıt verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde düş ve gerçek kavramları sanat tarihi süreci içerisinde değerlendirilmiş ve farklı tarzlarda çalışan sanatçılara ve akımlara yer verilmiştir. Özellikle dada ve gerçeküstücülük üzerinde durulmuş ve bu tarzlarda çalışan sanatçıların düş kavramıyla ilgili düşünceleri vurgulamaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise tez konusu kapsamında yapılan resimler, kavramsal açıdan değerlendirilmiş, resimlerde yer alan kavramların anlamları ve resimlerde yer alış amaçları üzerinde durulmuştur. Resimlerin plastik çözümlemeleri yapılmış, resimler, açık-koyu, renk, mekân, armoni ve biçim anlamında değerlendirilmiştir.

DüşlerFigürGerçeklik+4
Sema Öcal
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
20
Master'sOpen AccessTR

Günümüz Türk sanatı renk ve figür ilişkisi

Türk resminin geçmiş tarihlerindeki gelişim ve değişim skalasına bakılacak olursak, o dönemlerdeki sosyo-ekonomik alandaki statüden dolayı hep Batı etkisinde kalmıştır. Batıdan alınan tarzlar ve gelişim etkileri azda olsa kendi kültürümüz doğrultusunda uygulanıp yeni sentezler ortaya çıkmıştır. Ama geçmiş dönemlerdeki Batı hayranlığının bir furya haline gelmiş olmasından dolayı kendi gelişimimizi etkilemiştir. Neyse ki günümüz Türk resmi o furyadan sıyrılıp kendi gelenek ve göreneklerimiz doğrultusunda ilerleme göstermiştir. 1990 sonrası sanat camiasında eski olan tarzın ve ideolojinin geride bırakılıp, yeni tarz ve üslup arayışına girilmesi o dönemin bariz özelliğidir. Geçmiş dönemlerde yapılan geleneksel sanat türleri ile modern yaşamın izleri birbiri içinde yoğrularak yeni üsluplar ortaya çıkarılmıştır. Bu tutum amacına olduğundan fazlasıyla ulaşıp çok çeşitlilik olarak nitelendirilmiştir. Teknolojinin getirmiş olduğu yeniliklerin de sanata olduğundan daha fazla katkısı olmuştur. Yabancı dillerde yazılan kitapların Türkçeye çevrilmesi, Bianellerin, Trianellerin eskiye nazaran ülkemizde daha fazla oluşu sanatın dilini geliştirmiştir. Artık sanatçıların çoğu bir araya gelerek ortaklaşa sanat işleri yapmışlar ve resim sergileri açmışlardır. Bu da sanatın en sağlam duruşu niteliğindedir. Türk resim sanatına uluslararası bir dil kazandırılmıştır. 1990 sonrası Türk Sanatında; figüratif eğilimlere, kavramsal soyut eğilimlere, renk ve farklı tekniklerin uygulanmasında üslup ve yeni yaklaşımlara Türk sanatçılardan örnekler ve eserleri hakkında yer verilmiştir.

FigürKavramsal sanatPlastik sanatlar+5
Ali Özhilal
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Metafizik içerikli resimlerde figür analizi

Bu tez çalışmasında resim sanatında metafiziğin geçmişten günümüze kadar hangi aşamalardan geçerek, sanata nasıl yön verdiği ve etkileri incelenirken, felsefede ve diğer sanat alanlarında ki yansımaları da bir bütün olarak ele alınmıştır. Tarihsel ve sosyal gelişimlerle birlikte başlayan kültürel evrimler, değişimler de sanatı etkilemiş olup, meydana gelen düşünce anlayışları, sanatın birçok alanına yayılmıştır. Edebiyat, müzik, sinema, sahne sanatları gibi alanlardaki değişim ve gelişimi bu sebeple görmekteyiz. İlkel dönemden itibaren başlayan ruh-tin ilişkisi, Rönesans klasik dönem vb. aşamalardan geçerek Fransız devrimi, endüstri devrimi ile birlikte Modern resim anlayışı ve süreciyle metafiziksel bakış açıları da değişmiştir. Metafizik resim anlayışı her dönem ve zamanın içerisinde var olarak etkisini farklılıklarıyla ve dönemin özelliklerini taşıyarak devam ettirmiştir. Varlık kavramı incelenmiş olup, ruh-madde arasındaki ilişki üzerinde durulmuştur. Felsefe, edebiyat, müzik, sinema, sahne sanatlarındaki metafizik etkilerine bakılmıştır. Varlık bilim, mimesis ilişkileri ve resim sanatının evreleriyle birlikte sanatçıların eserlerindeki metafiziksel değişimler üzerinde durulmuştur. Toplumsal kültürel sanatsal evrimin metafizik bilinci etkileyip farklı boyut ve gelişimlere yönlendirdiği anlatılmıştır. Bu tez çalışmasıyla Nesrin BİNGÖL' ün resimlerindeki fizik ötesi anlayış üzerinde durulmuştur

FigürFigüratif resimFigüratif sanat+3
Nesrin Bingöl
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Modern dönem ve sonrasında heykel sanatında figür

Modernizmin başladığı 19. yüzyılın ilk yarısından günümüze kadar ki süreçte heykel sanatında figürün yerini konu alan tezde, üç ana bölüm bulunmaktadır. Birinci bölümde heykel ve figürün genel tanımı ile bedenin dönemsel süreç içinde edindiği yere; ikinci bölümde Modernizmden başlayarak Postmodern dönemi de içine alan tarihsel süreçte heykel sanatında insan figürünün yaşanan gelişme, değişim ve dönüşümlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise hızla gelişen sanayileşme, üretim, yenilenme ve toplum yapısının değişmesiyle heykel sanatında figüratif yapıtlar vermiş olan sanatçıların eserlerinde figürü kullanımları, yaşanan biçimsel ve içeriksel değişimler sonucunda farklı bakış açılarını figüre yansıtma biçimleri ve kişisel yaklaşımları üzerinden eserleri incelenmiştir.

BedenFigürHeykel+4
Hande Gün
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Figüratif resimde dinamizm

'Figüratif Resimde Dinamizm' adlı yüksek lisans tez çalışması bilimsel araştırma yöntemleri ile bilimsel temellere oturtmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu bütünde; figüratif resmin Rönesans'a kadar olan tarihsel gelişimi ve 20. Yy da görülen figür resmi, 'Figüratif Resimde Dinamizm' başlığı altında indirgenen parametreler doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu tezde hedef; sanat tarihindeki önemini her zaman koruyan figüratif resmin, insanlığın doğa karşısındaki duygularını ve fikirlerini çizgilerin, renklerin, biçimlerin, seslerin ve ritimlerin yardımıyla, güzel ve çarpıcı bir dille ve kişisel tavırlarla ifade etmenin ruhsal bir haykırışa dönüşünü, tarihsel sınıflandırılmalarla başlıklara ayırmak ve bunları bilimsel teorilerle destekleyerek açıklamaktır. Geleneksel sanat anlayışındaki sanatçıların harekete olan çeşitli yaklaşımları, yaşanılanan anın öncesi ve sonrası olarak her iki evresini de anlatırken harekete ve dinamizme verdikleri önem, ilk resmin varoluşundan itibaren her daim bir olay örgüsünü anlatan figür resimlerinde anlatılan olayın içindeki hareket incelenmiş ve akademik bir dille sunulmaya çalışılmıştır. Netice itibari ile 'Figüratif Resimde Dinamizm' konulu bu araştırmada, figürün sanattaki gelişimi ve sanatçılar arası farklı üsluplara dönüşümü 20. Yy öncesi ve sonrası olarak incelenmiş, faydalı ve geliştirilebilir bir bilgi bütününe dönüştürülmüştür.

BedenDinamizmFigür+4
Erman Gürcüm
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da Erken Bizans Dönemi figürlü zemin mozaikleri

Anadolu'da Erken Bizans Dönemi Figürlü Zemin Mozaikleri konulu tez kapsamında; literatür ve dokümantasyon taramasına bağlı olarak Anadolu'da kazılarla ortaya çıkarılan dini yapılarda yer alan figürlü zemin mozaikleri incelenmiştir. Çalışma ile Erken Bizans dönemi resim sanatına ilişkin bilgilerimize de kaynaklık eden figürlü zemin mozaiklerinin bir bütün içinde görülebilmesi açısından figür kaynakları, teknik, üslup ve ikonografik anlamlarının ortaya koyulması amaçlanmıştır.Anadolu'da Erken Bizans Dönemi kilise yapılarında görülen figürlü zemin mozaikleri M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısı ile M.S. 7. yüzyıl arasındaki döneme tarihlenmektedir. Dini yapıların zeminlerinde bulunan mozaiklerde vahşi ya da evcil memeli hayvan türleri, çeşitli kuşlar ile kişiselleştirilmiş nehir figürleri ve çok az sayıdaki günlük yaşam sahnesinde yer alan insan betileri yer almaktadır. Figürler bitkisel ve geometrik kompozisyonlardaki bölmelerde, yüzeye serbest yerleştirilmiş kompozisyonlarda ya da tekil panellerde görülür.Helenistik ve Roma Döneminde prototipleri bulunan kompozisyon düzenleri ve figürler, imparatorluğun farklı bölgelerinde de görülmektedir. Bu da çeşitli yazarlar tarafından ileri sürülen desen kitaplarının varlığını desteklemektedir. Diğer yandan mozaiklere ilişkin yorumlar ve yazıtlar figürlerin/kompozisyonların Hıristiyan doktrini açısından çeşitli anlamlar taşıdığını da ortaya koyar. Anadolu'da Erken Bizans Dönemine ait figürlü zemin mozaiklerinde görülen ?Barışçıl Krallık? ve ?Yaşam Kaynağı / Pınarı? ikonografisi kesin olarak saptanabilen Hıristiyan imgeleridir.Kireçtaşı, mermer, terrakota ve camdan elde edilen tesseralar ile opus tessalatum tekniğiyle yerinde üretilen mozaiklerde figürlerin natüralizmden uzak şematik bir yaklaşım içinde ele alındıkları ve sembol değeri taşıdıkları görülür. Aynı dönemden günümüze ulaşan İstanbul Büyük Saray'a ait mozaiklerin üslubunun karşısında yer alan bu yaklaşım Hıristiyanlığın gizemci bakışında aranabilir.Erken Bizans Dönemi zemin mozaiklerinde kullanılan figürlerin Helenistik ve Roma döneminde prototiplerinin bulunduğu, o dönem yaşayan insanlarca üzerinde uzlaşılmış belirli anlamlar taşıdığı, gezici ustaların model kitaplarında bu figürlerin betileri ve sembolik anlamlarıyla yer aldığı ve dekorasyonu yaptıran kişinin tercihine göre zemine döşendiği ileri sürülebilir.Sonuç olarak Anadolu'da bulunan kilise zeminlerinde yer alan mozaiklerle ilgili kapsamlı yayınlar yapıldıkça daha ayrıntılı sonuçlara ulaşılabilecektir.

AnadoluErken Bizans DönemiFigür+3
Emine Özkaya Daloğlu
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Soyut resimde figüratif anlatım biçimleri

Araştırmada soyut resimde figüratif anlatım biçimleri kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Ayrıca soyut resim sanatında kullanılan figürün sanatçıların üslup farklılıklarına göre ele alış biçimlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde; soyut resmin tanımı ve felsefi düşüncesi, soyut resmin ortaya çıkış nedenleri ve soyut sanat akımlarına yer verilmiştir.Araştırmanın ikinci bölümünde, soyut resimde figüratif anlatım biçimleri ve figür kullanan sanatçılar yer almaktadır.Araştırmanın üçüncü bölümünde; Türk soyut resminde figürün kullanımı ele alınmış, Türk resminde figür kullanan sanatçılar incelenmiştir.Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışma soyut resim sanatında figüratif anlatım biçimleri ve soyutlamalarını ele alan yerli ve yabancı sanatçıların resimleriyle sınırlandırılmıştır.Anahtar Kelimeler: Soyut, Soyut Resim, Figür.

FigürFigüratif resimResim sanatı+2
Nilgün Kutlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1950 sonrası Türk resim sanatında figür

Bu araştırma ?1950 sonrası Türk resim sanatında figür? konusunu içermektedir. Araştırmanın birinci bölümünde; figür ve figüratif resim, Türk resim sanatında figüratif resmin başlangıcı, Avrupa resim sanatının Türk resim sanatına etkileri, figür ve figüratif resim sanatı kavramlarının çağdaş Türk resim sanatı içerisindeki yeri ve tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde; 1950 öncesi ve 1950 sonrası Çağdaş Türk Resminin oluşumu ele alınmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde ise; 1950 sonrası Türk resim sanatında figüratif resim yapan sanatçılar ve eserleri ele alınmıştır. Türk resim sanatında figürün evreleri, kullanım şekilleri ve oluşum boyutları araştırılarak, 1950 sonrası Türk resim sanatında figüratif resim yapan sanatçılar ve eserlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırma, figürün yapıtlar üzerinde farklılaşarak günümüze kadar nasıl bir noktaya geldiğinin anlaşılması açısından önemlidir. Tarama modelinde desenlenen araştırma, 1950 sonrası Türk resim sanatında figüratif resim yapan; Nuri İyem, Cihat Burak, Haşmet Akal, Neşet Günal, Nedim Günsur, Orhan Peker, Özdemir Altan, Yüksel Arslan, Mehmet Güleryüz, Mustafa Ayaz, Neşe Erdok, Burhan Uygur, Alaaddin Aksoy, Nedret Sekban ve Aydın Ayan gibi sanatçılarla sınırlıdır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre 1950 sonrası Türk resim sanatında yeni figüratif anlayışla çalışmalar yapılmıştır. Bu yönde çalışan sanatçılar arasında, Avrupa?nın ekspresyonizm akımından etkilenen, naif etkinlik yolları arayan, düşsel tarzda eğilimleri olan, toplumsal sorunları konu olarak seçen sanatçılar toplumun sorunlarına çözüm arayışını sürdürmüş ve figür resmi Türk resim sanatının bütün dönemlerinde etkili olduğu ve bu etkinin evrensel bir sanat dili yaratılması çabasının karşısında gelişen ulusal bir sanat yaratma eğiliminde somutlaşmış olduğu görülmektedir. Bu durum açıkça sanatçılarımızın yapıtlarında kendisini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Figüratif Resim; Çağdaş Türk Resim Sanat

FigürResim sanatıResimler+1
Serap Gümüş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Batılılaşma sürecinde Türk resminde figür mekân ilişkisi

Bu araştırmada Osmanlı Devleti'nin Batılılaşma süreci içinde yer alan 19. yüzyılın son çeyreğinden, Cumhuriyetin Kuruluşu ile yeni bir sürece giren Türkiye'nin 1950 yıllarına kadarki dönemi içinde Türk Resim sanatında figür ve mekân ilişkisinin ele alınışı kuramsal bir çerçevede incelenmiştir. Araştırma, Türk Resminde mekân figür ilişkisini ele alan sanatçılar ve yapıtlarıyla sınırlandırılmıştır. Araştırmada Osmanlı devletinin son döneminde başlayan ve Cumhuriyetin kuruluşu ile devam eden modernleşme ve çağdaşlaşma düşüncesi ve bu değişimin, yenilik arayışının resim sanatında figür ve mekân ilişkisi çerçevesindeki etkisi ele alınmıştır. Bu değişimde Osmanlı padişahlarınca saraya davet edilen yabancı ressamlar, azınlıklar ve batıya eğitim almaya giden asker ressamların önemli katkıları olmuştur. Batılılaşma süreci ile birlikte özellikle Avrupa'da ortaya çıkan akım ve oluşumların paralelinde Türkiye de de resim sanatı gelişme göstermiştir. Bu gelişimin hızlı ve içselleştirilememiş bir gelişme olduğu söylenebilir. Çünkü batıdaki kültür sanat ortamındaki yaşanan süreç (Rönesans ve Barok gibi) Türk sanat ortamında yaşanmadığından içselleştirilememiştir. Minyatürden batı resminin genel kurallarına geçiş sürecinde figür, model sorunu, daha ortada olmayan sanat akademilerinin kuruluşu ve akademik anlamda eğitim verebilecek sanatçıların yabancı oluşu ya da yeterli olmayışına rağmen resimde çağdaş ülkelerle paralellik sağlanması açısından ilerleme olduğu görülmüştür. Resim sanatında bu değişime paralel olarak mekân ve nesnelerin daha gerçekçi ifade buluşu, nesnelerin ve en önemlisi insanın bir fotoğraf gerçekliği ya da izlenimci anlayışın romantizmle harmanlanmış yeni senteziyle, bazen dışavurumcu bir tavırda ya da soyutlanmış bir kurgu içinde yer alışı önemli bir gelişme olarak görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Resim sanatı, Resimde Figür, Resimde Mekân, Türk Resmi, Figür ve mekân ilişkisi.

BatılılaşmaFigürFigüratif resim+4
Mustafa Devran Tosun
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Jan Vermeer'in resimlerinde figür, mekân ve yalnızlık ilişkisi

Bu araştırma "Jan Vermeer'in resimlerinde figür, mekân ve yalnızlık ilişkisi" konusunu içermektedir. Araştırmada 17. yüzyılda Hollanda'da yaşayan Jan Vermeer'in resimlerinin figür, mekân ve yalnızlık ilişkisi doğrultusunda incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırma bu modele dayalı nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Janr (Tür) resminin Hollanda altın çağında içlerinde bulunan sayısız mesajlarla oluşturulmuş, her kesime hitap eden resimler olduğu anlaşılmıştır. Janr resminin, dolayısıyla Jan Vermeer'in resimlerinin bütünleştiği, toplumunun manevi değerlerinin yansıtıldığı yerin "Hollanda" olduğu belirtilmiştir. Jan Vermeer'in resimlerinin ise sosyal ve kültürel etmenler göz önünde bulundurularak oluşturulduğu, yalnızlığı yansıttığı belirtilmiştir. Eleştirel değerlendirme bağlamında tartışıla gelen kimliğine ve yapıtlarına ilişkin görüşlere özel olarak dikkat çekilmiş, Feldman'ın Araştırıcı Sanat Eleştirisi Yöntemine göre Vermeer'in tarihten, mitolojiden yola çıkarak döneminin beğenilerine göre oluşturduğu resimlerine ve yalnızlığı yansıtan resimlerine analizler yapılmıştır. Analiz kapsamında seçilen bu resimlerde, plastik eleman ve ilkelerin kullanılışına dair açıklamalar getirilmiştir. Jan Vermeer'in resim serüveni bütünsel olarak ele alınmış olup sanatçının bu resimlerde ortaya koyduğu semboller üzerinden değerlendirilme yapılmıştır. Hollanda Janr resmi içinde yer alan Jan Vermeer'in resimlerinin niteliğinin önemli olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: 17. yüzyıl, Hollanda, Janr Resmi, Jan Vermeer, Figür, Mekân, Yalnızlık.

FigürHollandaMekan+3
Derya Abana
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00

Related subjects