Erzincan
84 theses under this subject heading
Malatya, Elazığ, Erzincan ve Tunceli illerine bağlı bazı ilçelerden Ümitvar dut tiplerinin seçimi
Bu çalışma 1997 yılında Tunceli-merkez, Tunceli-Çemişgezek ilçesi Ulukale köyünde, Elazığ-Ağm ilçesi Beyelması köyünde, Malatya-Arapkir ilçe merkezinde ve Erzincan-Kemaliye ilçesi Apçağa köyünde en iyi dut tiplerini seçmek amacıyla yürütülmüş bir araştırmadır. Çalışmada meyve ağırlığı, meyve eni, meyve boyu, yaprak eni, yaprak boyu, yaprak sapı uzunluğu, meyvelerde SÇKM ve asitlik değerleri gibi bazı pomolojik özellikler incelenmiştir. Çalışma sonucu kurutmalık olarak 24-BD-02 ve 62-BD-02 tipleri, Pekmezlik olarak 62-BD-03 ve 23-BD-02 tipleri belirlenmiştir. 44-MD-01 ve 24-KD-01 tipleri belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Seleksiyon, beyaz dut, kara dut, mor dut
Erzincan türküleri üzerine bir inceleme
Bu çalışmada TRT Türk Halk Müziği Repertuvarı ile diğer kaynaklarda bulunan Erzincan yöresi türküleri edebî ve müzikal açıdan incelenerek halk bilimi metotlarına göre tasnif edilmiştir. Erzincan türkülerinin metinlerini bir araya toplayan bilimsel bir çalışma bu zamana kadar gerçekleştirilmediğinden tezimizin ilk amacı böyle bir bilimsel çalışmanın yapılması yönündedir. Ayrıca Türk folklor araştırmalarına katkıda bulunmak, Erzincan yöresi türkülerinin tasnifini yaparak bu konuda yapılacak olan diğer çalışmalara bir basamak oluşturmaktır. Çalışmamızda TRT Repertuvarı ve diğer kaynaklar taranıp beş yüz elli dört metine ulaşılmıştır. Erzincan'ın ulaşabildiğimiz bütün kırık havalarını bir araya getirmenin yanında Erzincan türkülerinin özelliklerine, şekil ve yapı incelemelerine değinilmiş, dağınık halde bulunan metinlerin bir araya getirilmesine gayret gösterilmiştir. Çalışmamızın başında türküler hakkında gerekli bilgiler verilmiş, metinler bentlerine göre sıralanmış, sözlük ve dizin çalışmasıyla tamamlanmıştır.
Sicill-i Ahvâl kayıtlarına Göre Erzincanlı memurlar
Yapmış olduğumuz bu çalışma ile Yakınçağ döneminde Osmanlı memurlarına ait sicil kayıtlarının tutulmasında önemli bir yeri olan Sicill-i Ahvâl defterleri esas alınarak Erzincan doğumlu memurlar tanıtılmaya çalışılmıştır.Sicil defterlerinin tutulması eski dönemlere dayanmaktadır. Roma, Sasani ve Selçuklu Devleti dönemlerinden gelen sicil defteri tutma geleneğine Osmanlı döneminde de devam edilmiştir. Genellikle bunlar padişahlara, hanedan üyelerine ve üst düzey bürokratlara aittir. Ancak II. Abdülhamid döneminde artan memur sayısı ile birlikte sicil defteri tutulması bütün memurları içine alacak şekilde genelleştirilmiştir. Bunlarda memurların atamaları, maaşları nakil işlemleri gibi birçok bilginin yer aldığı görülmektedir.
Elazığ ve Erzincan yöresi sığır ayak hastalıklarının değerlendirilmesi
Erzincan ve Elazığ yörelerinde, sığırlarda ayak hastalıklarının prevalansının araştırılması amaçlanmıştır. Bu yörelerde farklı yaş ve cinsiyette Erzincan yöresinde 3000, Elazığ yöresinde 1000 baş olmak üzere toplam 4000 baş sığır, ayak hastalıkları ve tırnak deformasyonları yönünden incelendi. Yıl boyunca her mevsimde işletmeler ve meralar ziyaret edilip hayvanlar ayak hastalıkları yönünden muayene edildi. Hayvanların otladığı meralardan toprak numunesi alınıp içeriğinde bulunan iz elementlerin tespiti için analize gönderilmiştir. Yıl boyu nem ve yağış tespiti için meteorolojiden veriler toplanmıştır. Erzincan yöresindeki sığırlarda yapılan araştırmada 106 ayakta yalnızca tırnak deformitesi, 62 ayakta yalnızca ayak hastalığı görülürken, 99 ayakta ise tırnak deformitesi ile birlikte ayak hastalığı tespit edildi. Elazığ yöresindeki sığırlarda yapılan incelemelerde 39 ayakta yalnızca tırnak deformitesi, 22 ayakta yalnız ayak hastalığı görülürken, 38 ayakta ise tırnak deformitesi ile birlikte ayak hastalığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak aritmetik ortalamaları alındığında Erzincan yöresi sığırlarda ayak hastalıklarının prevalansı % 9,8, Elazığ yöresi sığırlarda ayak hastalıklarının prevalansı %8.9 olarak tespit edilmiştir
Tarihi gelişim sürecinde Alevilikte Dedelik kurumu (Tunceli ve Erzincan örneği)
ÖZETTarihi Gelişim Sürecinde Alevilikte Dedelik Kurumu(Tunceli ve Erzincan Örneği)Seher Kont ErdoğanFırat ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüTarih Anabilim DalıYakın Çağ Tarihi Bilim DalıELAZIĞ ? 2012 Sayfa: X+115Bu çalışmada Alevliğin tarihi gelişimine kısaca değinilerek Alevi Bektaşi inan-cının karakteristik özellikleri örneklerle açıklanmaya çalışılmış, çalışma alanımız olan Dersim Aleviliği'nin inanç öğelerini Tunceli ve Erzincan bağlamında, Erzincan Büyük-kadağan köyü Ağuiçen Ocağından olan ve ataları kendi anlatılarına göre sekiz veya do-kuz nesil önce Dersim'den göç etmiş olan Mustafa Erdoğan Dede ve İsmail Erdoğan Dede, Beşsaray köyü Hıdır Abdal ocağından (Düşkünler Ocağı) Ahmet Uğurlu Dede; Tunceli Nazımiye ilçesinde ikamet eden Kal Ferat Ocağından Ali Hıdır Çetin Dede, Ovacık Koyungölü köyü Celal Abbas Ocağından Zeynel Dede, Baba Mansur Ocağından Süleyman Cevahir Dede ile yapılan görüşmeler ele alınarak Erzincan ve Tunceli örnekleri ışığında tarihten günümüze dedelik kurumunun işleyişi açıklanmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular sonuç kısmında özetlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Alevilik, ocak, Dersim'de ocaklar, dedelik, Alevi- Bektaşi tasav-vufu
Demir çağı’nın sonlarından 6. yüzyılın sonlarına kadar erzincan
Bu çalışma, Doğu Anadolu’nun Yukarı Fırat Havzası’nda yer alan Erzincan ve çevresinin, Demir Çağı’nın son evrelerinden 6. yüzyılın sonlarına kadar uzanan tarihsel gelişimini incelemektedir. İncelenen dönem, bölgede siyasal egemenliklerin sıkça değiştiği, farklı kültürel unsurların bir arada varlık gösterdiği ve coğrafi koşulların tarihsel süreç üzerinde belirleyici olduğu bir süreci kapsamaktadır. Erzincan, doğal geçitleri, verimli ovaları ve önemli ulaşım güzergâhları sayesinde Antik Çağ boyunca askerî ve ekonomik açıdan stratejik bir konumda yer almıştır. Çalışmada Doğu Anadolu coğrafyası, antik ve modern kaynaklar ışığında değerlendirilmiş; Fırat Nehri başta olmak üzere bölgedeki akarsuların yerleşim düzeni ve tarihsel sınırların oluşumundaki rolü vurgulanmıştır. Erzincan’ın prehistorik dönemlerden Demir Çağı’nın sonuna kadar uzanan tarihsel süreci ele alınmış; Urartu, Kimmer, İskit, Med ve Pers hâkimiyetleri bağlamında bölgenin siyasal yapısı değerlendirilmiştir. Urartu Devleti’nin bölgedeki idarî ve mimari varlığı, özellikle Altıntepe Kalesi kazılarından elde edilen arkeolojik veriler üzerinden incelenmiştir. Urartu sonrası süreçte Kimmer ve İskit hareketleri, Med ve Pers egemenliği ile Helenistik Dönem’de Seleukoslar, ardından Parth ve Roma hâkimiyeti çerçevesinde Erzincan’ın bölgesel ve imparatorluklar arası ilişkilerdeki yeri ele alınmıştır. Özellikle Roma-Parth mücadeleleri bağlamında Satala Karargâhı’nın stratejik önemi vurgulanmıştır. Çalışma, Erzincan il sınırları içerisinde tespit edilen höyükler, yerleşimler ve kalelerden elde edilen arkeolojik veriler doğrultusunda bölgedeki yerleşim sürekliliğini ortaya koyarak, Erzincan’ın Antik Çağ’da yalnızca bir geçiş alanı değil, aktif ve dinamik bir tarihsel mekân olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.
Erzincanlı Aşık Ahmet Cemil`in hayatı, edebi kişiliği ve eserleri
Bu çalışmada,Erzincanlı mutasavvıf şair Ahmet Cemil'in hayatı, edebi kişiliği ve eserleri ele alınmıştır. Tez, özet, sözbaşı ve giriş'ten sonra üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde, ilk olarak Erzincan'ın tarihi, sosyal ve kültürel durumu, coğrafi konum ve özellikleri, iklim, bitki örtüsü, Erzincan kültürünün tarihsel toplumsal evrimi incelenmiş, ikinci olarak ise Erzincan aşıklık geleneği içerisinde yer alan aşıklara yer verilmiştir. Bu aşıklarımız, Vehbi Hayyati (Terzi Baba), Şemsi Hayal (Leblebici Baba), Taştan Kartal (Seyfi), Seyfı Fındık, Müslüm Kumru (Aşık Seyrani), Kemahlı Tahir (Tahir Yavuzaslan, Tiryakioğlu), Aşık Davut Sulari, Aşık Beyhani ve Aşık Müslüm Akbaba'dır. Çalışmanın birinci bölümünde aynı zamanda asker olan Ahmet Cemil'in hayatı, sanatı ve edebi kişiliğine yer verilmiştir ; ikinci bölümde şiirler muhteva yönünden incelenirken dinî ve tasavvuf? pek çok kavrama yer verilmiştir. (Allah, Kur'an, Peygamberler, Dört Halife, Melekler, Yezit, derviş, pir, mürşit, veli, nefis, dünya, felek.keramet v.s.);üçüncü bölümde ise, Ahmet Cemil Divanı'nda yer alan 46 şiire yer verilmiştir.Son bölüm ise kaynakça, sözlük ve fax-mile'den oluşmaktadır.
Erzincan il merkezi ve çevresindeki zeminlerin standart penetrasyon deneyi verileri kullanılarak sıvılaşma potansiyelinin belirlenmesi
Deprem sonrası meydana gelen hasarların en önemli nedenlerinden biri olan zemin sıvılaşması, kohezyonsuz ve suya doygun kumlu, siltli zeminlerde tekrarlı ve geçici yükler altında meydana gelmektedir. Bu çalışma Erzincan ili ve çevresinin sıvılaşma potansiyelini değerlendirilmesini içermektedir. Kuzey Anadolu Fay Hattına olan yakınlığı nedeniyle, Erzincan ilinin olası bir depremde etkilenebileceği düşünülmektedir. Bu amaçla çalışmada, ampirik ifadeler kullanılarak deprem senaryoları üretilmiş, 6.0, 6.5, 7.0 ve 7.5 deprem büyüklükleri için sıvılaşma potansiyelleri belirlenmiştir. Sıvılaşma potansiyeli standart penetrasyon deneyi (SPT) verileri kullanılarak araştırılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında, farklı yerlerde 63 sondaj kuyusu açılmış ve standart penetrasyon deneyleri (SPT) yapılmıştır. Sondaj kuyularından örselenmiş ve örselenmemiş zemin numuneleri alınmış, bu numuneler üzerinde, zeminin fiziksel özelliklerini belirlemek amacıyla deneyler yapılmıştır. Sıvılaşma potansiyel analizleri Seed ve Idriss (1971), Tokimatsu ve Yoshimi (1983) ve Iwasaki vd. (1981) olarak anılan üç farklı yöntemle yapılmıştır. Sıvılaşma analizlerinin kısa bir süre içerisinde tamamlanması amacıyla, MATLAB programlama dili kullanılarak, sıvılaşma analiz programları hazırlanmış ve sıvılaşma analizleri bu program üzerinden yapılmıştır. Çalışmanın son aşamasında ise farklı deprem büyüklükleri için sıvılaşma potansiyeli haritaları hazırlanmıştır. Analiz sonuçları, yer altı suyu ve kumlu-siltli zeminlerin varlığında, bölgenin sismik özellikleri nedeniyle sıvılaşma potansiyelinin artacağını göstermektedir.
Erzincan yöresi halk oyunları ezgilerinin ritimsel yönden incelenmesi
Bu araştırma, Erzincan yöresi halk kültürü içerisinde canlılığını koruyarak süregelmiş halk oyunları eserlerinin ritim kalıplarının belirlenmesi ve incelenmesini kapsamaktadır. Bu doğrultuda tespit edilen eserlerin kayıt altına alınıp kalıcı hale getirilerek geleceğe aktarılması araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Erzincan yöresi halk oyunları ezgilerinin ritimsel yönden incelenmesini konu edinen bu araştırmada tarama modeli esas alınarak değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada genel olarak veriler, literatür tarama yöntemi ve alanda kaynak kişilerle yapılan görüşmeler ile elde edilmiştir. Ek olarak, araştırma konusu çerçevesinde Erzincan yöresinde oynanan halk oyunlarına yönelik bilgi edinmek ve yapılacak olan müzikal incelemeye katkı sağlamak amacıyla önceden belirlenen kaynak kişilerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya konu olan Erzincan yöresinde oynanan halk oyunlarına ait toplam 27 adet eser tespit edilmiştir. Tespit edilen bu eserlerin ezgi ve ritim notaları ayrı olarak notaya alınmış ve alınan ritim notaları üzerinden eserlerin ritim kalıpları incelenmiştir.
Kop Dağları Erzincan-Erzurum-Bayburt ultramafik ve mafik kayaçlarının jeolojik, petrolojik ve metallojenik incelemesi
ÖZET İnceleme alam Kopdağlan (Erzincan-Erzurum-Bayburt) silsilesinin önemli bir bölümünü kapsar. Doğu Pontid Güney Zonu ile Anatolid tektonik birlikleri arasındaki ortak noktayı temsil eden inceleme alanında bugüne kadar detaylı bir jeolojik çalışma yapılamamıştır. Genelde ültramafik kayaç gruplarının yüzeylendiği bu alanda tortul ve metamorfîk kayaçlardan başka diğer magmatitler de yeralır. Ültramafik kayaçlar başlıca dünit, harzburjit, lerzolit ve daha az oranda da verlit ve piroksenitlerden oluşurlar. Tortul kayaçlara gelince; Liyas, volkano-sedimanter kayaçlarla; Malm- Alt Kretase, kireçtaşlarıyle; Üst Kretase, kınntılı-karbonatlı kayaçlarla; Eosen, kalın ve masif konglomeralarla; Miyosen ise kırıntılı araseviyelerin de bulunduğu karbonatlı kayaçlarla temsil edilirler. Metamorfîk kayaçlar ise; rejyonal metamorfizma ürünü gnays, mikaşist, amfibolit, kloritşist ve serisitşistlerden oluşurlar. Gnays ve mikaşistlerin köken kayaçlarmı pelitler ve kumtaşlan, amfiboliüerinkini ise eski bazaltik kayaçlarla grovaklar oluştururlar. Ültramafit haricindeki diğer magmatik kayaçlar ise bazik (gabro, diyabaz, bazalt), ortaç (diyorit, andezit), ve asit (tonalit, kuvarslı diyorit, granofir, dasit) kayaçlardan ibarettir. Rejyonal metamorfîk karakterli olan gnays, amfibolit, mikaşist ve diğer metamorfitler inceleme alanının en yaşlı kayaç grubunu oluşturup kıtasal kabuğa karşılık gelirler. Sübkontinental karakterli oldukları belirlenen ültramafik kayaçlar sözkonusu metamorfitler içerisine sokulum yapmışlardır. Bazaltlar hariç diğer tüm asit, ortaç ve bazik magmatik kayaçlar kalkal kalen ve VAG karakterlidirler. Bazaltlar ise toleyitik ve MORB+WPB karakter sunarlar. İnceleme alanındaki bütün kayaçlar tektonik olarak güneye doğru itilmişlerdir. Öyle ki en yaşlı birimleri en üstte, en genç olanları da en altta görmek mümkündür. Kabuk kalınlaşması olarak bilinen bu durum K-G yönünde büyük bir sıkışma rejimi ile açıklanır. vnYukarda sözü edilen ültramafîtler ve beraberindeki magmatik kayaçlar ark gerisi bir havzanın ürünleridirler. Sözkonusu bu kayaçlar ark gerisi bir havzada kıta kabuğuna sokulum yapmışlardır. Kabuğun Liyas öncesinde açılmaya başlanması ve Üst Kretase öncesinde sıkışmaya uğrayarak üst manto yükseüminin sona ermesi, kıtasal bir kabuğun rifüeşerek okyanusal bir kabuğun geUşiminin ilk aşaması olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca ültramafiüerin yerleşim yaşının Jura- Alt Kretase, yüzeylerime yaşının ise Üst Kretase öncesi olduğu sonucuna varılmıştır. Kromit madenciliği açısından bölge son derece verimlidir. Önemli kromit yatakları dünit, nadiren de harzburjitler içinde bulunur. Dünit içerisindeki kromit kütlelerinin rezervi bir kaç yüz tondan 70 bin tona, tenörleri ise (0*203 %) en çok % 55' e kadar değişir. Harzburjitler içindeki kromit kütleleri en çok Mbin tona, tenörleri ise en çok % 62'ye kadar değişir. Kromitler ile ilgili yapılan çalışmalar sonucu, bunların kökenleri, cevher-yan kayaç ilişkileri, yataklanma şekilleri, strüktürleri, mikrokimyasal özellikleri, birbirleriyle olan ilişkileri ortaya çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ültramafik kayaç, Subkontinental peridotit, Kromit, Kop dağlan, Türkiye. vm
Kuzeydoğu Anadolu'da ilk iskân izleri
Eskiçağ Tarihi araştırmalarında yazının önemli bir ölçü olması, zaman olarak bizi bir sınırlamaya götürür. Tarih öncesi (Prehistorya) ile tarihi çağlar (Historya) arasındaki bu sınır yazının ortaya çıkışı ile kendiliğinden çizilir. Yazılı ve yazısız tarih arasındaki sürece de Ön Tarih Çağları (Protohistorya) denilmektedir. Türkiye'nin Kafkaslar'a açılan kapısı olan Kuzeydoğu Anadolu Tarih Öncesi Çağlardan günümüze kadar yerleşime sahne olmuştur. Kuzeydoğu Anadolu'nun tarih öncesi ve tarihi çağları ile ilgili olan bu çalışma, bölgenin sahip olduğu coğrafi konumundan dolayı ayrı bir önem kazanmaktadır. Bölge coğrafyası, tarih öncesi çağlarda insanların yaşaması için gerekli olan tarım alanları, su kaynaklarını bünyesinde barındırmaktadır. Bunun sonucu olarak da bu çalışmamız daha çok Erzincan, Erzurum ve Kars ile sınırlandırılmaya çalışılmıştır. Kuzeydoğu Anadolu'daki ilk çalışmalarını K. Kökten yapmıştır. Bu çalışmalar sonucunda bölgenin Paleolitik, Epipaleolitik, Kalkolitik ve İlk Tunç çağlarında iskân gördüğü anlaşılmıştır. Kuzeydoğu Anadolu'da özellikle de Son Kalkolitik ve Son Tunç Çağı boyunca varlığını sürdüren Karaz kültürünün etkileri görülmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalarla bölgenin Eskiçağ tarihi ve arkeolojisine dair ciddi ilerleme kaydedilmiştir. Çalışma sahamıza giren ve Kuzeydoğu Anadolu bölümünde yer alan Erzurum'da Paleolitik Çağ aletlerine, Kars'ta Paleolitik, Mezolitik ve Neolitik döneme tarihlenen yerleşmelere ve bu döneme ait buluntulara rastlanılmıştır. Erzincan'da ise Kalkolitik Çağ ve sonrasına tarihlenen yerleşme yerlerine ve buluntulara rastlanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuzeydoğu Anadolu, İskân, Erzurum Kars, Erzincan, Tarih öncesi
Sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik inançlarının belirlenmesi: Erzincan örneği
Ruhsal hastalık, insanoğlu var olduğu zamandan beri süregelen bir hastalık türüdür. Tıpkı bedenin yıpranması, rahatsızlanması gibi ruhun da çökmesi, yorulması araştırma konusu olmuştur. Toplumda çeşitli sebeplerden dolayı ruhsal hastalığa karşı kültür temelli belli bir inanç ve tutum geliştirilmiştir. Çoğu zaman bu inanç ve tutum, olumsuz bir dayanağa sahiptir. Bu tez çalışmasında, toplum temelli meslekler içinde yer alan sosyal hizmetin ruhsal hastalıkları nasıl değerlendirdiği, değerlendirirken hangi kriterlere dikkat ettiği ele alınmıştır. Nitekim ruhsal hastalık, olumlu veya olumsuz inançlar ile sosyal hizmet açısından önemli bir yerde durmaktadır. Özellikle müracaatçının ruhsal açıdan ele alınması, sosyal çalışmacının lisans eğitiminde aldığı derslerin niteliğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılmıştır. Veriler sosyal hizmet lisans öğrencilerinin katkısıyla toplanmış olup SPSS ile istatistiksel analizi yapılmıştır. Sonuç olarak sosyal hizmet lisans öğrencilerinin ruhsal hastalığa yönelik inançları belirlenmeye çalışılmıştır. Ortaya çıkan veriler çeşitli sosyodemografik özelliklerle yorumlanmıştır. Ruhsal hastalığın öneminin anlaşılması için sosyal hizmet eğitiminde psikiyatrik sosyal hizmetin ne kadar anlamlı bir ders olduğu değerlendirilmiştir.
Erzincan ili müzik yetenek haritasının belirlenmesine yönelik bir inceleme
Eğitim programları bireye genel kültür, sosyal davranışlar ve meslek beceriler kazandırmayı hedefler. Buradaki amaç hem eğitimde, hem de yaşantısında kişinin mutlu olmasını sağlamaktır. Bunu da her bireyi kendi yeteneğine uygun öğretim programına yerleştirerek sağlayabiliriz. Buradan yola çıkarak, eğitim programlarında öğrencilerin kendi yetenekleri doğrultusunda ne ölçüde yararlanabileceklerini önceden anlayabilmek için onların yetenek düzeylerinin ve türlerinin bilinmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Bu araştırmada 2017-2018 Eğitim Öğretim yılında Erzincan merkez ve ilçelerinde eğitim öğretimine devam eden 13/15 yaşarası 270 öğrenciye müzik yetenek testi uygulanmıştır. Müzik yetenek testinin soruları Milli Eğitim Bakanlığı'nın Güzel Sanatlar Liseleri müzik bölümü giriş sınavı için hazırlamış olduğu sınav yönergesinde bulunan müziksel işitme, ritimsel bellek, ezgisel bellek, müziksel söyleme ve çalma kriterleri dikkate alınarak araştırmacı tarafından oluşturulmuştur. Müzik yetenek testine verilen cevapların puanlanması ise Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlemiş olduğu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Yetenek Testi Değerlendirme Ölçütlerine göre yapılmıştır. Hazırlanan sorular ve müzik yetenek testine verilen cevapların değerlendirmeleri için uzman değerlendirme formları oluşturularak üç alan uzmanının görüşüne sunulmuştur. Alan uzmanlardan alınan dönütlerden sonra veriler SPSS programına girilmiştir. Erzincan ili merkez ve ilçelerinde teste katılan deneklerin müziksel işitme, ritimsel bellek, ezgisel bellek, müziksel söyleme ve çalma kriterlerine göre yetenek durumlarının gösteren grafikler ve tablolar oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre Erzincan İli Müzik Yetenek Haritasında puanlamanın yukarıdan aşağıya doğru Merkez, Tercan, Kemah, İliç, Kemaliye, Refahiye, Üzümlü Otlukbeli, Çayırlı ilçeleri şeklinde olduğuna ulaşılmıştır. Araştırma, Erzincan'ın hangi ilçesinde daha yetenekli öğrencilerin bulunduğunun saptanması ve müzik yetenek durumları açısından ne tür bir okula devam etmeleri bağlamında önem kazanacaktır. Anahtar Kelimeler: Müziksel yetenek, yetenek haritası, müziksel işitme.
Orta ölçekli kentlerde yaşam kalitesi: Erzincan örneği
Kentleşme süreciyle birlikte ortaya çıkan ve giderek çeşitlenen kentsel sorunlar kentlerin ölçeklerine bağlı olarak yaşam kalitesi üzerinde farklı etkiler yaratmaktadır. Büyük ölçekli kentler ekonomik fırsatlar, eğitim ve sağlık hizmetlerinin çeşitliliği gibi önemli avantajlar sunarken; yoğun trafik, çevresel baskı, yüksek yaşam maliyeti ve sosyal karmaşa gibi dezavantajları da beraberinde getirmektedir. Buna karşılık orta ölçekli kentler daha sakin, güvenli ve doğayla uyumlu bir yaşam imkânı sunduğu için bireylerde yaşam kalitesinin daha yüksek olacağı yönünde bir algı oluşmaktadır. Ancak bu çalışma, bu varsayımın her zaman geçerli olup olmadığını Erzincan kent merkezi örneği üzerinden değerlendirmektedir. Erzincan kent merkezi örneği, orta ölçekli kentlerin sahip olduğu potansiyel avantajlara rağmen, yerel ve kamusal hizmetlerin yeterli düzeyde olmaması durumunda yaşam kalitesi algısının beklenen seviyeye ulaşamayabileceğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, yaşam kalitesinin yalnızca fiziksel çevreye değil, ekonomik fırsatlar ve kamusal hizmetlerin niteliğine de bağlı olduğunu göstermektedir. Erzincan örneği ile orta ölçekli kentlerin kendi yapısal sorunlarını ve açmazlarını aşamadığı sürece, yaşam kalitesi algısında beklenen seviyeyi sağlayamayacağını ortaya koyarak kent ölçeği ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin daha karmaşık olduğunu vurgulamaktadır.
Tersine lojistik faaliyetleri: Erzincan ve Erzurum illerinde bir uygulama
Lojistik kavramı; en doğru ürünü, en doğru yere, en doğru zamanda ve hasarsız olarak ulaştırmayı amaçlayan bir sistemdir. Globalleşen pazarlarda işletmelerin birbirlerine rekabet üstünlüğü sağlamalarının biride lojistik faaliyetlerdir. Lojistik, ileri yönlü bir faaliyet olarak algılanırken, ters lojistik tam tersi yönlü bir faaliyettir. Lojistikte tek birimden çok birime taşıma söz konusu iken, ters lojistikte çoktan teke taşıma söz konusudur. Ters lojistik; yeniden kullanım, geri dönüşüm ve katma değerli geri kazanım olarak tanımlanabilir. Tüm bu süreçler; Ürün Yenileştirme, Yeniden Üretim, Ürünün Kısmi Kullanımı (Ürün Yamyamlaştırma), Geri Dönüşüm, Yakma ve Gömme (İmha Etme), Direkt Yeniden Kullanım/Yeniden Satış gibi ters lojistik faaliyetleri ile mümkündür. Böylece; kullanım ömrünü tamamlamış ya da üretim sürecinden hasarlı çıkan ürünler, yeniden üretim sürecine sokularak değerlendirilebilir. Bunun mümkün olmadığı durumlar da ise; ürünler, çevreye en az zarar verecek şekilde imha edilebilir. Çalışmanın teorik kısmında lojistik ve ters lojistik faaliyetleri, süreçleri ve kapsamlarından bahsedilmiştir. Uygulama kısmında ise Erzincan ve Erzurum illerinde faaliyet gösteren işletmelere anket uygulaması yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS.20 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir
Kurum imajı ve Erzincan Üniversitesinin kurum imajının belirlenmesine ilişkin bir uygulama
İşletmelerin ve kurumların rekabet içeren bir piyasada kendilerine yer edinme ve var olma çabası, iç ve dış paydaşlar açısından nasıl algılandıklarını önemli kılmaktadır. Kurumların rekabette öne çıkmak için verdikleri hizmetin ya da sundukları ürünün özgünlüğü ne kadar önemliyse, hedef kitlenin ürün ya da hizmeti veya kurumu veya işletmeyi nasıl algıladığı aynı şekilde önem kazanmaktadır. Kurum imajı kurumun hedef kitlesi tarafından nasıl algılandığıdır. Yapılan birtakım araştırmalar kurumların var olduklarını düşündükleri imajı ile hedef kitlesinin algıladığı imajın farklılaştığını göstermektedir. Sürekli yenilenen ve ilerleyen enformasyon çağında kurumların rekabet yeteneğini artırmaları için nasıl algılandıkları önemlidir. İmaj önem arz ettiği için kurumlar ve işletmeler nasıl algılandıklarıyla ilgili birtakım imaj çalışmaları yapmak durumdadır. Bu imajı oluştururken kurumlar vizyonlarını ve misyonlarını iyi belirlemeli, piyasada neden var olduğunu ve gelecekte nerede olmak istediğini saptamalıdır. Bu doğrultuda da kurumsal kültür ve kimlik oluşturma açısından imaj belirlemek önem taşımaktadır. Kurumsal imaj bağlamında gerçekleştirilen bu çalışma Erzincan Üniversitesinin ilişkin imajın öğrenciler tarafından nasıl algılandığını ölçmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın hedef kitlesi Erzincan Üniversitesi'nde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma 5'li likert ölçeğine dayanan bir anket uygulamasıyla desteklenmiştir.
Karaerik üzüm çeşidinin klon seleksiyonu yoluyla ıslahı üzerinde bir araştırma
Bu çalışma 1999-2001 yıllan arasında Erzincan ili, Üzümlü ilçesi Merkez, Bayırbağ Beldesi ve Pişkidağ Köyü'nde Karaerik üzüm çeşidi üzerinde yürütülmüştür. Toptan seleksiyon yoluyla çeşidin verim potansiyeli yüksek, kaliteli ve tane çatlama oram düşük olan klon baş omcaları belirlenmiştir. Çalışmada tartılı derecelendirme metodu kullanılmıştır. Tartılı derecelendirmeye esas olan kriterler olarak doğum oram (sürgün basma salkım sayısı), salkım ağırlığı, tane ağırlığı, olgunluk indisi, tane çatlama oram, tane renk ve iriliği yönünden salkım homojenliği ile salkım sıklığı üzerinde durulmuştur. Bu özellikler yanında, tartılı derecelendirmeye esas olmayan, klonların tanıtımında kullanılan salkım basma tane sayısı, salkım eni, salkım boyu, salkım şekli, tane eni, tane boyu, tane en/boy oram, tane basma çekirdek sayısı, şıranın suda çözünür kuru madde, asit ve indirgen şeker içeriği ile bazı yaprak özellikleri de incelenmiştir. Söz konusu kriterler yönünden Karaerik populasyonunda klonlar arasında önemli varyasyonlar olduğu tespit edilmiştir. Üç yıllık ortalamalara göre klonlar arasında, tane çatlama oranında %73.2, salkım ağırlığında %33.6, olgunluk indisinde %23.0, doğum oranında %20.9 ve tane ağırlığında %19.2 oranında varyasyon olduğu belirlenmiştir. Çalışmada tartılı derecelendirme sonucu 200 klon baş omca adayı içerisinden, 650 ve üzeri puan alan 22 klon (24 Ü-KE 83, 24 Ü-KE 213, 24 Ü-KE 306, 24 Ü-KE 317, 24 Ü-KE 325, 24 P-KE 407, 24 P-KE 410, 24 P-KE 425, 24 P-KE 432, 24 Ü-KE 451, 24 Ü-KE 460, 24 Ü-KE 477, 24 Ü-KE 489, 24 Ü-KE 490, 24 Ü-KE 500, 24 P-KE 521, 24 Ü-KE 971, 24 P-KE 1585, 24 P-KE 1590, 24 P-KE 1823, 24 P-KE 1833 ve 24 P-KE 1987), klon baş omcası olarak seçilmiştir. Seçilen klonların salkım ağırlığı, tane ağırlığı, doğum oram ve olgunluk indisi ortalaması populasyon ortalamasından daha yüksek, tane çatlama oram ise daha düşük bulunmuştur. Seçilen klonlar ıslah çalışmasının ileriki aşamalarında klon koleksiyon bağında değerlendirmeye alınacaktır. 2002, 213 sayfa Anahtar kelimeler: Üzüm, Karaerik, Erzincan, klon seleksiyonu, ıslah
Finansal bilgi düzeyinin finansal başarısızlık üzerindeki etkinliğinin analizi: Erzincan ili KOBİ yöneticileri üzerinde bir uygulama
Küreselleşen ve gelişen piyasalar firmalar için yoğun rekabet koşullarını beraberinde getirmiştir. Bu rekabet ortamıyla birlikte etkin bir finansal yönetim sergileyemeyen firmaların finansal başarısızlıkla karşılaşma riskleri daha da artmıştır. Rekabet koşullarından en çok etkilenen birimlerin KOBİ'ler olması finansal başarısızlık kavramının KOBİ'ler açısından irdelenmesini daha önemli kılmaktadır. Günümüz piyasa şartları göz önüne alındığında finansal nedenlerden kaynaklı başarısızlıklar ön plana çıkmaktadır. Bu araştırmada da finansal başarısızlığa neden olan finansal etkenler ele alınmıştır. Bu amaçla finansal bilgi düzeyinin firma başarısı üzerindeki etkinliğinin tespit edilebilmesi için Erzincan ilinde yer alan KOBİ'ler nezdinde bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya konu olan firmaların başarısızlık durumlarının belirlenebilmesi için 2014-2017 yılları arasındaki finansal tablolarından yararlanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre KOBİ'ler finansal başarısızlık durumlarına göre gruplara ayrılmış ve her grup ayrı ayrı analiz edilmiştir. Araştırmada finansal bilgi düzeyinin belirlenebilmesi için söz konusu firmaların yöneticilerine anket araştırması uygulanmıştır. Araştırmanın amaçları doğrultusunda geliştirilen hipotezler Dirençli Hatalar Kullanan Tesadüfi Etkiler Modeli ile test edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre firma başarısı ile finansal bilgi düzeyi arasında anlamlı ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Finansal Başarı, Finansal Bilgi Düzeyi, KOBİ
Determination of antibiotic susceptibility of Staphylococcus aureus strains
ABSTRACT Determination of Antibiotic Susceptibility of Staphylococcus aureus Strains Introduction and Aim: Staphylococcus aureus causes infections with high morbitide and mortality such as bacteremia, pneumonia, meningitis, endocarditis, toxic shock syndrome and osteomyelitis. The aim of this study was to determine the antibiotic susceptibility of S. aureus strains isolated from various clinical specimens. Material and Methods: 264 S. aureus strains which isolated from various clinical specimens came to Microbiology Laboratory of Erzincan University Mengücek Gazi Training and Research Hospital were taken to the study, between January 2015 and December 2016. Conventional methods (Gram stain, catalase and coagulase test) and VITEK 2 automated system (bioMérieux, France) were used for bacterial identification and to determine antibiotic susceptibility. Antibiotic susceptibility of strains was evaluated according to EUCAST criteria. Results: 61,36% of S. aureus strains were isolated from hospitalized patients and 38,64% were isolated from polyclinic patients. The isolates were obtained from samples of 64 tracheal aspirate, 55 blood, 44 wound, 44 urine, 29 nose, 28 other (ear, catheter, sterile body fluid, etc.). In the S. aureus strains, 69 (26.14%) were identified as MRSA and 195 (73.86%) as MSSA. Vancomycin, teicoplanin, linezolid, tigecycline and daptomycin were found to be the most effective antibiotics when antibiotic susceptibilities of these strains were examined. The highest resistance rate was detected against penicillin. Conclusion: The rate of MRSA detected in our study was high. Vancomycin, teicoplanin, linezolid, tigecycline and daptomycin are the most effective antibiotics to S. aureus. Along with the introduction of national data, all centers should identify their own resistance profile to set appropriate antibiotic policies and up-to-date information on prophylactic treatments. Keywords: Antibiotic, Erzincan, Staphylococcus aureus, Susceptibility
Atatürk döneminde Erzincan (1923-1938)
Erzincan tarih bakımından oldukça zengin bir geçmişe sahiptir. Tarih boyunca birçok devletin hâkimiyeti altında bulunan önemli bir şehir olmuştur. Yerleşim birimi itibariyle farklı fonksiyonel özellikler göstermiştir. Kimi dönem bir üs, kimi dönem bir ticaret şehri, kimi dönem de önemli savaşlara ev sahipliği yapmıştır. Osmanlı devletinde bir dönem vakıf şehri olmasına karşın, bir dönem de bağımsız liva olma özelliği göstermiştir. Erzincan I. Dünya Savaşı döneminde çok zorlu günler geçirmiş, mimari başta olmak üzere, sosyal, kültürel ve iktisadi açıdan büyük bir değişime maruz kalmıştır. Başta ekonomi olmak üzere, siyaset, yönetim, eğitim ve kültür alanlarında tam manasıyla bir enkaz devralan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhuriyet yönetimi, her türlü yokluğa rağmen ülke genelinde topyekûn bir kalkınma hamlesine girişmişti. Erzincan'ın kaderi de Cumhuriyetle değişmeye başlamış ve şehir modernleşme çabası içine girmiştir. Başta eğitim olmak üzere hayatın her alanında yeni, modern kurumlar oluşturulmaya çalışılmıştır. Osmanlı Devleti'nin son döneminde büyük yokluk ve yıkım yaşayan Erzincan halkı, yapılan yenilikleri anlamaya, modernleşme yolunda yüksek bir kavrayış ve yetenekle yürümeye azimli olduğunu göstermiştir. Bu çalışmanın amacı, yeni Türkiye Devleti'nin kuruluş sürecinde tüm ülkede gerçekleşen dönüşümün bir parçası olan Erzincan'ın idari, siyasi, sosyo-kültürel ve iktisadi hayatını ortaya koymaktır.
Erzincan Üniversitesi öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılık düzeyinin belirlenmesi ve ilişkili faktörlerin değerlendirilmesi
Akıllı telefon kullanımı ülkemizde ve dünyada her geçen gün artmakta, akıllı telefonlar hayatın her alanına girmekte ve insanlarda bağımlılık oluşturmaktadırlar. Bu bağımlılığın tanısını koyabilmek ve insanların tedavilerini yapabilmek için çalışmalar devam etmektedir. Bu araştırma Erzincan Üniversitesi 2017-2018 öğretim yılında eğitimlerine devam eden öğrencilerin akıllı telefon bağımlılık düzeyi ve ilişkili faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 2017-2018 öğretim yılında eğitimlerine devam eden 741 öğrenci dâhil edilmiştir. Çalışmada öğrencilerin sosyodemografik özelliklerini sorgulayan bilgi formu ve Kwon M ve arkadaşları tarafından geliştirilen Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği – Kısa Form kullanılmıştır. Çalışmamızda elde edilen veriler SPSS for Windows 22.0 Programı kullanılarak analiz edilmiştir. Niteliksel verilerde gruplar arası farklılıklar incelenirken Ki kare testi kullanılmıştır. Sonuçlar yorumlanırken anlamlılık düzeyi olarak p< 0,05 alınmıştır. Çalışmamızda öğrencilerin %37,3'ünün (n:266) akıllı telefon bağımlısı olduğu saptanmıştır. Çalışmamızda akıllı telefon bağımlılığı ile yaş, boş zamanlarda yapılan aktivite, internet kullanımının daha çok nerede olduğu, sosyal medya üyeliğinin varlığı, ilk cep telefonuna sahip olma yaşı, cep telefonu değiştirme sıklığı, telefon için yapılan aylık harcama tutarı, cep telefonu kullanımında en sık amaç, ders sırasında telefon kullanımı, akıllı telefonun hayatı etkileyip etkilememesi ve kendini akıllı telefon bağımlısı olarak görüp görmeme arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Bu araştırmada akıllı telefon bağımlılığının üniversite öğrencileri için bir tehlike olduğu görülmüştür. Akıllı telefon bağımlılığı ile mücadelede halk sağlıkçılara, diğer sağlık çalışanlarına, öğrencilere, öğretim üyelerine, internet kuruluşlarına ve sivil toplum örgütlerine önemli görevler düşmektedir.
Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde depresyon tanısı konmuş hastalarda bazı biyokimyasal parametrelerin hastalığın şiddeti ile bir ilişkisi olup olmadığının araştırılması
Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Depresyon Tanısı Konmuş Hastalarda Bazı Biyokimyasal Parametrelerin Hastalığın Şiddeti ile Bir İlişkisi Olup Olmadığının Araştırılması Amaç: Bugüne kadar yapılmış çeşitli çalışmalar, D vitamini, demir ve tiroit hormonlarının düzeyleri ile depresyon hastalığı arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir. İncelediğimiz kadarıyla yaşadığımız bu coğrafyada depresyon hastalığının şiddeti ile D vitamini, demir ve tiroit hormonlarının düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığının değerlendirildiği bir çalışma yoktur. Bu çalışmanın amacı; bu bölgede D vitamini, demir ve tiroit hormonlarının düzeylerinin, depresyon hastalığının şiddeti ile ilişkili olup olmadığının araştırılmasıdır. Yöntem: Çalışmamıza 2013–2017 yılları arasında Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde depresyon teşhisi konulmuş 3985 hasta dâhil edildi. Araştırmanın amacına yönelik olarak bu hastaların D vitamini, demir ve tiroit hormonları ölçümleri hastane kayıtlarındaki hasta dosyalarından incelendi. Tanı ile biyokimyasal ölçüm sonuçları arasındaki ilişki, bu sonuçların hastaların yaşı ve cinsiyeti ile ilişkisi ve tanının hastaların yaşı ve cinsiyeti ile ilişkisi istatistiksel olarak incelendi. Bulgular: Elde edilen veriler uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edildiğinde tanı ile biyokimyasal ölçüm sonuçları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunamadı. Bulgular değerlendirildiğinde her iki cinsiyette de D vitamini düzeyinin belirgin ölçüde düşük olduğu bulundu ( yaklaşık 13 ng/ml ) . Bu bulgulara göre; yaş-demir düzeyi arasında negatif zayıf bir ilişki bulunurken (r=-0.094), cinsiyet-demir düzeyi arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki bulundu (r=0.072, r=0.222). Ayrıca yaş-serbest T3 düzeyi arasında negatif zayıf bir ilişki bulunurken (r=-0.348), cinsiyet- serbest T3 düzeyi arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki bulundu (r=0.245). Bunun yanı sıra yaş-serbest T4 düzeyi arasında negatif zayıf bir ilişki bulunurken (r=-0.069), cinsiyet- serbest T4 düzeyi ve cinsiyet- tanı arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki bulundu (r=0.123, r=0.036). Son olarak da yaş-TSH dizeyi ve cinsiyet- TSH düzeyi arasında negatif zayıf bir ilişki bulundu (r=-0.103, r=-0.109). Sonuç: Bu çalışmanın sonucunda, depresyon hastalığının şiddeti ile D vitamini, demir ve tiroit hormonlarının düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamış olmasına rağmen yapılan farklı çalışmalar bu ilişkinin varlığını ispatlamıştır. Bu teşhise sahip hasta grubu dikkate alındığında özellikle D vitamini düzeyinin aşikâr bir şekilde düşük bulunması dikkat çekicidir. Örneklemimizi oluşturan hastalar, ICD-10 şiddet sınıflandırmasına göre hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Fakat bu sınıflandırmaya tabi hasta gruplarındaki veri sayısının eşit dağılmaması istatistiksel açıdan değerlendirmeyi kısıtlamıştır. Bu nedenle depresyon hastalığının teşhis ve tedavisinde daha yüksek başarı sağlanabilmesi açısından, daha geniş popülasyonlarda bu biyokimyasal parametrelerle olan ilişkinin araştırılmasının daha faydalı olacağı kanaatindeyiz. Anahtar Sözcükler: D vitamini, Demir, Depresyon ve Tiroit Hormonları.
Ortaçağ'da Erzincan'ın tarihi coğrafyası
Erzincan ilk çağdan beri önemli bir yerleşim yeri olmuştur ve birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Erzincan'ın coğrafi konumu burasını yaşanır ve yurt tutulur bir merkez yapmakla birlikte, Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar olan geçiş güzergâhları üzerinde bulunması Erzincan'ı Anadolu için ayrıca önemli merkez kılmıştır. Erzincan ve çevresi birçok olayın da gerçekleştiği bir bölge olmuştur. Bu sebeple Erzincan Anadolu Tarihi açısından önem arz etmektedir. Bölge XI. Asırda Türklerin eline geçtikten sonra kısa süreliğine Moğol hâkimiyeti kurulsa bile daha sonra hep yine Türklerin eline geçerek Türk egemenliğinde kalmayı devam ettirmiştir. Bu çalışmada Erzincan'ın tarihi coğrafyası hakkında bilgi vererek coğrafyanın bir bölgenin tarihini nasıl etkilediğini ve nasıl bir katkı da bulunduğunu aktarmaya çalıştık. Anahtar Kelimeler: Erzincan, Tarihi Coğrafya, Mengücekliler, Selçuklular, Ticaret Hayatı.
İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin çalışma kitaplarında yaptıkları yazım ve noktalama hatalarının tespiti (Erzincan örneği)
Bu araştırmanın amacı, Erzincan ili merkez ilkokullarında okuyan 4. sınıf öğ-rencilerinin Türkçe dersi çalışma kitabı-1'de yaptıkları noktalama ve yazım hatalarını tespit etmektir. Araştırmanın desenini nitel araştırma desenlerinden durum çalışması (case studies) oluşturmaktadır. Bu araştırmanın çalışma gurubunu 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Erzincan il merkezindeki 7 tane ilkokulda öğrenim görmekte olan 58 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesinde nitel örnekleme yöntem-lerinden biri olan kolay ulaşılabilir durum örneklemesi (convenience sampling) se-çilmiştir. Araştırmanın verileri, Kişisel Bilgi Formu ile Noktalama İşaretleri ve Yazım Biçimleri Kontrol Listesine dayalı olarak toplanmıştır. Araştırmada elde edilen verileri çözümlemek için SPSS ve Microsoft Office Excel Çalışma Sayfası kullanılmıştır. Elde edilen veriler belirlenen başlıklara göre tasnif edilmiş ve veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Yapılan bu araştırmanın sonucunda, noktalama işaretlerinden nokta, virgül, noktalı virgül, üç nokta, soru işareti, uzun çizgi, eğik çizgi, tırnak işareti, denden işareti, yay ayraç ve kesme işaretini çalışma kitaplarında kullanan öğrencilerin bu noktalama işaretleri ile ilgili becerileri yeterince kazanamadıkları görülmüştür. Ancak çalışma kitaplarında, noktalama işaretlerinden iki nokta, ünlem işareti ve kısa çizgiyi kullanan öğrencilerin bu noktalama işaretleri ile ilgili becerileri yeterince kazandıkları tespit edilmiştir. Çalışma kitaplarında yazım biçimlerinden soru eki mi, mı, mu, mü, sayıların yazılışı, kısaltmaların yazılışı ve büyük harflerin yazılışı ile ilgili becerileri kullanan öğrencilerin, bu yazım biçimleri ile ilgili becerileri yeterince kazanamadıkları görülmüştür. Çalışma kitaplarında yazım biçimlerinden bağlaç olan ki ve da, de'yi kullanan öğrencilerin bu yazım biçimleri ile ilgili becerileri yeterince kazandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca Türkçe dersi çalışma kitabı-1 ile 2015 yılında hazırlanan Türkçe Dersi Öğretim Programının tam olarak uyuşmadığı da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkçe Dersi Çalışma Kitabı-1, Noktalama İşaretleri, Ya-zım Biçimleri, İlkokul.