Fire
70 theses under this subject heading
Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültü
Dört unsurdan biri olan ateş, insanoğlunun hayatında çok önemli bir yerde durmaktadır. Tarihin ilk sayfalarından bugüne kadar insana hem korku hem güven kaynağı olmuştur. Dört unsur, kendisinde var oluştan başlayan ve bu gün de devam eden hayatın gizli kodlarını tutmaktadır. Bu gizli kodlar uzun zaman aşamasında insan tarihi geliştikçe zenginleşmiş, her halk için geçmişine bir ayna tutmuştur. Zamanla kült haline dönüşen ateş, farklı zaman dilimlerinde ilgi çekmiş ve kodların çözülmesi için kaynak olarak görülmüştür. Türk Halk Kültürü Bilimi'nin de çok araştırılmış konularından biri olan ateş, kültürel kodların öğrenilmesinde büyük önem arz etmektedir. Kült ve kültür olarak çok zengin bir konu olması onun üzerinde yeniden farklı açılardan çalışmaların yapılmasına imkan sağlamıştır. Azerbaycan ve Türkiye halk kültüründe ateş kültünün incelenmesi kültürel kodlardaki ortak ve farklı açıların ortaya konulması açısından önem arz etmektedir. İster eski dinlerde isterse de eskiden gelen, halkın yarattığı edebiyat örneklerinde ateş kültünün önemli bir yeri vardır. Ateşin insanoğlunun doğum, yaşantı ve ölümünde sahip olduğu rolü onu geçmiş, şimdi ve gelecekteki sonsuzluğunu simgelemektedir. Bu sebeple yaşam var oldukça ateş kültü her zaman yaygın bir etkide olacak ve yeni kültürel kodların ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Çalışma esnasında her iki ülkenin kültüründeki ortak ve farklı kodların tespit edilecektir. Diğer taraftan Azerbaycan Halk Kültürü Bilim'ine ateş kültü ile ilgili ilk bütüncül çalışmayı sunarak akademik ve kültürel katkıda bulunmaya çalışılacaktır. Türkiye Halk Bilimi için ise Azerbaycan'la karşılaştırma şeklinde incelenen ateş kültü çalışmasıyla katkıda bulunmak amaçlanıyor. Çalışmayı önemli kılan faktörler vardır. Şöyle ki yapılacak olan çalışma ateş kültünün önemini ve yerini ortaya koymakla kalmayacak, bu kültün yaşantımızda varlığını hangi şekilde devam ettirdiğini ve ya hangi sebeplerden günümüze ulaşmadığını ortaya koyacaktır. Diğer önemli faktör, sırf iki ülkeyi kapsayacak ateş kültü çalışmasının yapılmamış olmasıdır. Araştırma esnasında Halk Bilimi veri ve yöntemleri kullanılacaktır. Konu hem coğrafi genişlik, hem de tarihi derinlik içerisinde ele alınacaktır. İki ülkede ateş kültünü kapsayacak bu çalışma gelecekte bu konuyla ilgili yapılacak başka çalışmalar için kaynak olmakla beraber, yönlendirici bir rol oynayacaktır. Azerbaycan'da ateş kültüyle ilgili çalışmalara katkı sağlayacaktır. Ateş kültünün karşılaştırma şeklinde incelenmesinde bir ilk olacaktır. Ateş kültünün sırf Azerbaycan ve Türkiye'deki ortak ve farklı yanlarını konu edinen bir çalışmaya tesadüf edilmemiştir. Bu yüzden bu çalışma Türkiye Halk Bilim'ine de katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: Ateş, Azerbaycan, Türkiye, halk kültürü, kült, kültür
Duvar kaplamasının yol tüneli yangınına etkisi
Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de karayolu üzerinde birçok tünel bulunmakta ve sayıları giderek artmaktadır. Karayolu tünelleri ulaşım açısından kolaylık sağlamakla beraber işletilmesi ve güvenliğinin sağlanması açısından oldukça zor bir yapıdır. Hacimsel olarak kapalı bir kutu gibi düşünülen tünellerde yangın gibi olumsuz bir durumda tünel içerisinde neler olacağının belirlenmesi, olası senaryolar düşünülerek gerekli emniyet tedbirlerinin alınması gerekmektedir. Can güvenliği ile beraber içerideki sistemlerin ne derecede etkileneceğinin bilinmesi alınacak tedbirler ve kurulacak sistemlerin belirlenmesi açısından da büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temeli tünel içerisindeki bir yangında oluşan yüksek sıcaklık dağılımının olası etkilerinin incelenmesidir. Bununla beraber beton duvarlar üzerine eklenecek herhangi bir katmanın sıcaklık dağılımını nasıl değiştireceği de araştırılmıştır. Yangına bağlı oluşacak ısının duvar yüzeyinden transferi ve farklı özelliklere sahip katmanlar üzerinde etkileri incelenmiştir. Normalde tünel yapı itibariyle, toprak yoğunluklu bir dağ içerisine gömülü beton yüzeylere sahip olduğundan çalışmada kullanılan model iki tabaka olarak tasarlanmıştır. Üçüncü tabaka olarak ise Kalsiyum-silikat, Alüminyum ve Nikel olmak üzere üç ayrı katman eklenerek, ısı transferi karakteristikleri incelenmiştir. Nümerik analizler ANSYS/FLUENT programı ile standart k-ɛ modeli kullanılarak yapılmıştır. Herhangi bir fana yani cebri bir havalandırmaya sahip olmayan tüneller esas alınarak kütlesel akışa sahip sıcak bir gaz üzerinden modelleme yapılmış ve çözümler zamana bağlı olarak yapılmıştır. Üçüncü katman ile yapılan analizlerde en fazla ısı transferi Alüminyum ile Nikel tabakalarda elde edilmiştir. Sonuçlar üzerinde ısı iletim katsayısı ile beraber ısıl atalet, yoğunluk ve özgül ısının da etkili olduğu gözlenmiştir. Ayrıca üç katmanlı Kalsiyum-Silikat tabaka ile iki katmanlı tabakada benzer sonuçlar elde edilmiştir.
Performance of space steel structure under fire
In the fire resistance and design, high temperature has an obvious effect on the physical and mechanical properties of steel. When the temperature of structural members which are under fire increases, their resistance reduces significantly until they reach the critical level. And also, the structural defects affect its capacity. The aim of this study is to provide analysis of models on the behaviours of steel structural members in fire as single elements, in truss and in space steel frame. Specifically, this study also, emphases the effect of initial geometric imperfection on structural compression members under fire conditions. The ABAQUS/Explicit finite element program is used to conduct all computational simulations for all structural analyses. The beam elements are used with considerable material and geometric nonlinearity. The solutions of a number of investigations on individual structural element, on truss members and the space frame subjected to the external loads at both ambient and increased temperatures, with and without initial imperfection are conducted. For single members, ABAQUS solutions is compared to theoretical solutions. According to the analyses throughout this study, the structural member can create very significant forces at high temperatures due to thermal expansion constraint. These thermally generated forces diminish the column's capacity to withstand external load and also the initial imperfections reduce the structure capacity as well. Therefore, the performance of columns exposed to fire might be significantly impacted by thermally generated forces.
T.C. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığının 2020 yılı araç yangını kayıtlarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada, 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arasında İstanbul'da gerçekleşen araç yangınlarının genel durumu, sayısı, aylara göre sayı değişikliği, nedenlerine göre sayıları, aylara göre yangın çıkış nedenleri, ilçelerindeki araç yangın sayıları v.b bakımından ilçelerine, nedenlerine ve aylara göre gösterdikleri dağılımı, yangınlara karşı alınan tedbirler ve müdahale aşamasında kullanılan araç ve ekipmanın neler olduğu ve bunların araç yangınını nasıl etkiledikleri incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde 01.01.2020-31.12.2020 tarihleri arasında meydana gelen araç yangınlarına ait tüm veriler oluşturmaktadır. Verilerin girişi ve analizinde "Statiscial Package for Social Sciences (SPSS) 25" programı kullanılmıştır. İncelemeler sonucu verilerin sayı ve yüzde dağılımları yapılmış ve aralarındaki anlamlı ilişkilerini anlayabilmek için Pearson Corelasyon değerlerine bakılmıştır. Araştırmada 1509 araç yangını verileri incelenmiştir. Araç Yangınlarının en fazla olduğu ilk 3 ilçe sırasıyla %5,9 (n=89) Esenyurt, %5,2 (n=78) Pendik, %5,1 (n=77) Ümraniye, en az olduğu ilçeler, %0,9 (n=14) Beyoğlu, %0,8 (n=12) Beşiktaş, %0,8 (n=12) Şile' dir. Araç Yangınlarının nedenleri olarak 2020 yılı içinde en sık meydana gelen nedenler %59,6 (n=900) ile Elektrik, %13,1 (n=199) Tespit Edilemedi ve %11,0 (n=166) ile Kızışma olurken en az sıklıkta araç yangını görülen nedenler %3 (n=4) ile Kimyasal Madde Tutuşması, %0,2 (n=3) ile Bilgisayar ve %0,2 (n=3) ile Yangın Zannı olmuştur. Toplam araç yangının en sık meydana geldiği ilçeler %5,9 (n=89) ile Esenyurt, %5,2 (n=78) ile Pendik ve %5,1 (n=77) ile Ümraniye olurken en az araç yangının meydana geldiği ilçeler %0,9 (n=14) ile Beyoğlu, %0,8 (n=12) ile Beşiktaş ve%0,8 (n=12) ile Şile olmuştur. Araç Yangınlarının en sık meydana geldiği aylar %10,7 (n=162) ile Ocak, %10,2 (n=154) ile Ekim ve %10,1 (n=152) ile Haziran olurken en az sıklıkta araç yangını görülen aylar %5,4 (n=81) ile Mayıs, %5,8 (n=88) ile Nisan ve %6,6 (n=100) ile Aralık olmuştur. Araç Yangınlarının ay ve nedenlerine göre incelendiğinde ocak ayında en sık meydana gelen %7,2 (n=109) ile elektrik nedenli araç yangınlar olurken bilgisayar ve lpg oto nedenli araç yangınlar hiç karşılaşılmamıştır. Şubat ayında en sık meydana gelen %5,1 (n=77) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen ve kimyasal madde tutuşması nedenli araç yangınları hiç karşılaşılmamıştır. Mart ayında en sık meydana gelen %4,9 (n=74) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, sabotaj, kimyasal madde tutuşması, bilgisayar ve benzin parlaması nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Nisan ayında en sık meydana gelen %3,2 (n=48) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, lpg oto, kimyasal madde tutuşması ve bilgisayar nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Mayıs ayında en sık meydana gelen %3,0 (n=46) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken bilgisayar, lpg oto ve sabotaj nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Haziran ayında en sık meydana gelen %6,8 (n=102) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, araç yangınları olurken bilgisayar, kimyasal madde tutuşması, lpg oto ve sigara nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Temmuz ayında en sık meydana gelen %5,3 (n=80) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen ve sabotaj nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Ağustos ayında en sık meydana gelen %4,2 (n=64) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, sabotaj, lpg oto, kimyasal madde tutuşması ve bilgisayar nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Eylül ayında en sık meydana gelen %5,6 (n=85) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, sabotaj, kimyasal madde tutuşması, bilgisayar ve benzin parlaması nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Ekim ayında en sık meydana gelen %6,2 (n=94) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen, kimyasal madde tutuşması ve lpg oto nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Kasım ayında en sık meydana gelen %4,8 (n=72) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken yangın zannı olarak tespit edilen ve lpg oto kaynaklı araç yangınları ile karşılaşılmamıştır. Aralık ayında en sık meydana gelen %3,3 (n=49) ile elektrik nedenli araç yangınları olurken kimyasal madde tutuşması, bilgisayar ve benzin parlaması nedenli araç yangınları ile karşılaşılmamıştır.
Çok kriterli karar analizi ile oluşturulan orman yangını risk haritalarının gerçekleşen orman yangınları ile karşılaştırılması (Manavgat örneği)
Yangınlara karşı hassas ormanlara sahip Türkiye'de, orman alanları için CBS tabanlı orman yangını risk modellerinin oluşturulmasına dair çalışmalar artmaktadır. Ancak ortaya çıkan sonuçların gerçekleşen yangınlarla ne denli örtüştüğüne dair çalışmalara literatürde rastlanmamaktadır. Manavgat İlçesinde 2021 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında büyük ölçekli orman yangınları yaşanmıştır. Bu tez ile hem son dönemde hem de daha önceki yıllarda çıkan orman yangınları ile CBS tabanlı orman yangını risk modellerinin karşılaştırması yapılacaktır. Orman yangınlarında meydana gelecek zararları en aza indirmek ve yangın yönetimi karar destek sürecine katkı sağlamak amacıyla yapılan CBS tabanlı orman yangını risk modellerinin gerçekleşen orman yangınları ile ne denli örtüştüğü, CBS ortamında elde edilen verilerin zayıf kaldığı, geliştirilmesi gereken yönlerinin olup olmadığı ortaya çıkarılacaktır.
Divan şiirinde ateş
Ateşin bulunması insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Bu keşif insan hayatının ve kültürünün değişip gelişmesinde önemli roller üstlenmiştir. Ateşin insan hayatındaki yeri ve önemi zamanla edebi eserlerde de yer almasını sağlamıştır. Hayatın hemen her unsurunun farklı boyut ve şekillerde söz konusu edildiği Divan şiirinde de geniş ve çeşitli çağrışımlarla ateşe yer verilmiştir. Divan şairleri ateşin rengi, gücü ve etkisinden yola çıkarak şiirlerinde edebi sanatların da yardımıyla özgün benzetmeler ve renkli hayaller ortaya koymuşlardır. Bu tezde XV.-XIX. yüzyıllara ait divanlardan seçilmiş örnek beyitlerden yola çıkılarak Divan şiirinde ateşin yeri, kullanım şekilleri, özellikleri ve Divan şairinin şiir dünyasına etkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ateşin diğer kelimelerle olan anlam ilgileri de dikkate alınarak, ateş etrafında şekillenen benzetme ve hayal unsurları tespit edilerek değerlendirilmiştir. Tezde anâsır-ı erbaanın bir unsuru olarak ateşin özellikleri, din ve tasavvuf kültüründeki, mitolojideki yeri, divan şiirinin geleneksel tipleriyle olan ilgisi, ateşin bulunduğu mekânlar, ateşle ilgili benzetmeler, gelenekler, inançlar, vb. ayrıntılı olarak incelenmeye çalışılmıştır. İnceleme, örneklerden yola çıkılarak ve metin merkezli olarak yürütülmüştür. Ayrıca ateş redifli şiirler de çalışmanın sonuna eklenmiştir.
Elektrik tesisatı ve ekipmanlarının yangından korunmasında kullanılan otomatik yangın söndürme sistemlerinin incelenmesi
Ülkemizde elektrik kaynaklarında meydana gelen kaza-olaylar neticesinde elektrik kaynaklı yangınlar büyük oranda görülmektedir. Elektrik kaynaklı kazalar birçok sebepten dolayı oluşabilmekte olup, kazaların önceden kestirilmesi çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Çok ani şekilde meydana gelen bu kazaların en büyük sonuçlarından bir tanesi yangındır. Bu yüzden elektrik kaynaklarında oluşabilecek yangınlara karşı gerekli önlemlerin alınması, birçok yangının engellenmesini sağlayacaktır. Elektrik yangınları günümüzde çok büyük kayıplara neden olmaktadır. Bunun için can ve mal güvenliğinin sağlanması için elektriğe bağlı yangınların incelenmesi önem arz etmektedir.
Yangınların iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirilmesi
Çalışmada; işyeri yangınlarını anlayabilmek için itfaiye birimlerince düzenlenen yangın raporlarında yer alan istatistikleri ortaya koyarak, iş sağlığı ve güvenliği açısından değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında 2019 yılı içerisine Adana Büyük Şehir Belediyesi İtfaiyesi tarafından kayıt altına alınmış işyeri yangın raporları incelenerek veriler toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde dağılımları tanımlayıcı istatistiklerden; frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma değerleri kullanılmıştır. Araştırma kapsamına alınan işyeri yangınlarının mevcut durum analizlerinde ve grup içi karşılaştırmalarda ki kare testi kullanılmıştır. En fazla işyeri yangınının özel sektörde meydana geldiği (p=.000) ve özel sektördeki her bin işyerinden 3,93'ünde yangın çıktığı belirlenmiştir. Yangınlar en fazla hizmet alanında faaliyet gösteren işyerlerinde çıkmıştır (p=.000). İşyeri yangınlarının, başlıca elektrik ve ateşli cisim düşmesi/düşürülmesi nedenleri ile meydana geldiği (p=.000); başlıca yangın çıkış yerlerinin personel çalışma alanları ve depolama alanları olduğu belirlenmiştir (p=.000). İşyerlerinde yangın güvenliği konusuna gereken önemin verilmediği, yangın güvenliği ile ilgili işyerlerinde yapılan çalışmaların ve işyerlerinin olanaklarının yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Yangın, Yangın Güvenliği, Yangın İstatistikleri
Kastamonu Orman İşletme Şefliğinin yanıcı madde ve topoğrafik özelliklere göre yangın tehlikesinin haritalanması
Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü içerisindeki yangına duyarlılığı fazla olan karaçam türünün yoğun olduğun olarak bulunduğu Kastamonu Merkez Orman İşletme Şefliği çalışma alanı olarak seçilmiştir. Kastamonu Merkez Orman İşletme Şefliğinin Coğrafi Konumu, orman alanı, alan içerisindeki köyler, iklim özellikleri, bitki ve orman topluluklarının çeşitleri hakkında bilgi verilmiştir. Kastamonu Orman İşletme Şefliğinin orman alanları yangın risk potansiyeli ile yangın tehlike potansiyeli parametreleri dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. Yangın risk ve tehlikesi potansiyeli değerlendirmesinde kullanılan parametrelerden ağaç tür kompozisyonu sınıfları içerisinde: saf karaçam türleri, karaçam ve diğer yapraklı türler, karaçam ve diğer ibreli türler, açıklık alanlar, bozuk türler, diğer ibreli ve diğer yapraklı türler bulunmaktadır. Bakı Faktörü sınıfları içerisinde: Açıklık alanlar, Kuzey bakılı, Kuzeydoğu bakılı, Doğu bakılı, Güneydoğu bakılı, Güney bakılı, Güneybatı bakılı, Batı bakılı, Kuzeybatı bakıları bulunmaktadır. Tarım alanına yakınlık sınıfları içerisinde tarım alanına yakınlığı 0-100m, 101-200m, 201-300m ve >300m üstü değerler bunmaktadır. Yerleşim alanına yakınlık sınıfları içerisinde 0-100m, 101-200m, 201-300m ve >300m üstü değerler bunmaktadır. Yola yakınlık faktörü sınıfları içerisinde 0-100m, 101-200m, 201-300m ve >300m üstü değerler bunmaktadır. Gelişme Çağı sınıfları içerisinde açıklık alanlar, gençlik çağı, sıklık çağı, ince ağaçlık çağı, orta ağaçlık çağı, kalın ağaçlık çağları bulunmaktadır. Meşçere Kapalılığı sınıfları içerinde açıklık alanlar, bozuk (<=10), %11-%40 arası kapalılık, %41-%70 arası kapalılık, %71-%100 kapalılıkları bulunmaktadır. Eğim Faktörü sınıfları içerisinde <=%5 eğim, %6-%15 arası eğim, %16-%35 arsı eğim, >%35 üstü eğimler bulunmaktadır. Yangın risk ve tehlike potansiyeli değerlendirilmesinde: Çok düşük değer, düşük değer, orta değer, yüksek değer, çok yüksek değerler olarak değerlendirme yapılmıştır. Kastamonu Merkez Orman İşletme Şefliğinin yangın riski ve tehlikesi potansiyeli hassasiyet sınıflandırması haritaları oluşturulmuştur.
Kastamonu'da yaşanan afetler (1930-1945)
Kuzey Anadolu Fay Hattına yakınlığıyla bilinen Kastamonu'da tarihî süreç içerisinde pek çok deprem yaşanmıştır. Yakın tarihimizde yaşanan ve henüz hafızalardan silinmemiş olan 1943 Tosya-Lâdik Depremi Kastamonu ve çevresindeki büyük bir alanı etkilemiştir. Can kaybının Kastamonu genelinde bin rakamının üzerine çıktığı, bir o kadar da insanın yaralanmasına neden olduğu deprem, binlerce vatandaşın da evsiz kalmasına neden olmuştur. Kaynaklar incelendiğinde Kastamonu merkez, ilçe ve köylerinde depremle birlikte aynı zamanda sel, heyelan, dolu, fırtına ve yangın gibi pek çok afetin yaşandığı görülmektedir. Bu afetlerden orman yangınları arasında dikkatsizlik sonucu çıkan orman yangınlarına karşılık, bilinçli olarak çıkarılan orman yangınları dikkatleri çekmektedir. Okul, eczane, otel ve onlarca dükkânın yandığı hane yangınlarının yanı sıra neredeyse evlerinin tamamı yanan pek çok köy yangını da yangın vakaları arasındadır. Yaz aylarında dolu ve sel afetlerine maruz kalan Kastamonu'da can kayıpları yaşanmış, hayvanlar telef olmuş; ev ve iş yerlerini su basmış, köprü ve tarım arazileri zarar görmüştür. Köylülerin zaman zaman maruz kaldığı yıldırım düşmesi hadiselerinde de ölüm ve yaralanmalar olmuştur. Ayrıca aşırı kar, fırtına, tipi ve don olayları zaman zaman genel hayatı olumsuz etkilemiş, yollar kapanmış ve donarak hayatını kaybeden insanlar olmuştur. Yaşanan afetlerle birlikte sosyal devlet anlayışı gereği yaraların sarılması için evi yananlara devlet ormanlarından kerestelik ağaç verilmiş, depremden etkilenenlere çadır ve iaşe desteği sağlanmış, dolu ve selden tarım ürünleri zarar görenlere hububat verilmiştir. Vatandaşlar dönemin basın araçları kullanılarak bilinçlendirilmeye çalışılmış, köşe yazarları ise afetlerle ilgi dikkat çekici yazılar kaleme almıştır.
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerinde dört unsur: Ateş-hava-su-toprak
Çalışmamızın konusu, Cumhuriyet Dönemi şairi, yazarı ve edebiyat tarihçisi Ahmet Hamdi Tanpınar?ın ilmi ve edebi eserlerinde ateş, hava, su, toprak unsurlarını tespit edilerek değerlendirilmesidir. Tezimizde, Türk kültüründe ve edebiyatımızda önemli bir yer tutan dört unsurun, Tanpınar?ın ilmi ve edebi eserlerindeki yeri, bu unsurlardan hangisinin daha ağırlıkta olduğunun tespit edilmesi amaç edinmiştir. Ahmet Hamdi Tanpnar?a ilginin giderek arttığı günümüzde, ele aldığımız konu, Tanpınar?ın edebi şahsiyetinin netleşmesine önemli katkılar sağlayacaktır. Sonuç olarak Ahmet Hamdi Tanpınar için bir su sanatçısı diyebiliriz. Su en çok edebi eserlerinde, Huzur ve Aydaki Kadın'da vardır. Tanpınar'ın eserlerinde dört unsur su,hava,toprak ve ateş şeklindedir.
Altınkaya baraj havzasında yangın sonrası bazı toprak özelliklerinin belirlenmesi
Orman yangınları dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de ormanlarımızın devamlılığını tehdit eden tehlikelerin başında gelmektedir. Ülkemiz konumu itibari ile Akdeniz iklim kuşağında yer alması sebebiyle özellikle yaz kuraklığında daha dikkatli olunmalıdır. Ormanlar biyotik ve abiyotik birçok etkenlerin meydana getirdiği çeşitli tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışmada Vezirköprü Orman İşletme Müdürlüğü Akçay Orman İşletme Şefliğinde meydana gelen yangının farklı meşcere tiplerindeki toprakların bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, her bir meşcere tipinden (Çza, Çzab3 ve Çzc3) yangının meydana geldiği alanlardan 8 örnekleme noktası ve kontrol parsellerinden 4 örnekleme noktası olmak üzere toplamda 36 örnekleme noktası belirlenmiştir. Her bir örnekleme noktasından 3 farklı derinlik kademesinden (0-10 cm, 10-20 cm ve 20-40 cm) olacak şekilde 3 tekrarlı toplamda 324 adet toprak örneği alınmıştır. Araştırma alanından alınan toprak örnekleri üzerinde tekstür, organik madde, pH ve elektriksel iletkenlik (EC) gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler varyans analizi yöntemleri ile karşılaştırılmış, farklılıklar ve ilişkiler araştırılmıştır. Araştırma sahasında istatistiksel anlamda farklılıklar belirlenmiştir.
2021 Türkiye orman yangınları sürecinde Orman Genel Müdürlüğü'nün Twitter'daki kriz iletişimi
Kriz kavramı, olumsuz bir olayın gerçekleşmesiyle değil, insanların o olay hakkında olumsuz konuşmaya başlamasıyla ortaya çıkar. İnsanlar konuşmaya başladığı anda ise devreye kriz iletişimi girer. İnsanların gündem hakkında konuştuğu bir yerde krizler de konuşulmaya başlar ve böyle bir ortamda sosyal medya, krizin hem kaynağı hem de çözüm yeri olabilir. Günümüzde artık kişiler veya kurumlar için sosyal medya, dijital varlığın bir göstergesi konumundadır. Güncel gelişmeler doğrultusunda, sahada yaşanan bir krizin sosyal medyaya yansımalarını ve uygulanan kriz stratejilerini analiz edebilmek maksadıyla; 28 Temmuz – 12 Ağustos 2021 tarihleri arasında Türkiye'de meydana gelen ve Cumhuriyet tarihinin en büyük orman yangınları olarak kabul edilen 299 orman yangınıyla mücadele eden Orman Genel Müdürlüğünün 16 günlük süre zarfında Twitter üzerinden paylaştığı içeriklerde kullandığı kriz iletişim stratejilerinin incelenmesi bu çalışmanın ana konusunu oluşturmuştur. Kuruma ait Twitter paylaşımları, W. T. Coombs'un Durumsal Kriz İletişimi Teorisi çerçevesinde hazırlanan kodlama cetveli kullanılarak içerik analizi yöntemine tabi tutulmuş, elde edilen veriler frekans analizi tekniğiyle işlenmiştir. Tespit edilen bulgular neticesinde, kurumun Twitter'ın sunduğu teknik imkânları ve gerekliliklerini etkin olarak uyguladığı fakat çoğunlukla tek yönlü iletişim metoduyla içerik paylaştığı, iki yönlü etkili iletişimin gereklerini yerine getirmede tercihen yetersiz kaldığı, bununla beraber, içinde bulunduğu krizin kurum itibarı üzerindeki yıkıcı etkisini azaltmak için izlediği kriz müdahale stratejileri arasından destekleme stratejisine ağırlık verdiği saptanmıştır. Kurum uyguladığı stratejilerle, paydaşlarının empati kurma duygusuna hitap ederek krizin beraberinde getirdiği toplum baskısının empati sayesinde toplum desteğine dönüştürmeyi hedeflemiştir. Çalışmada faydalanılan kriz müdahale stratejilerinin başka örnek olaylar üzerinde, geliştirilerek uygulanması hâlinde çalışmanın akademik literatüre olan katkısının daha da artacağı düşünülmektedir.
Urla yarımadası güneydoğusunda (Seferihisar-Menderes) orman yangını risk modellemesi ve yangın simülasyonu
Doğal veya insan kaynaklı afetler olarak tanımlanan orman yangınları ekosisteme büyük zararlar veren, can ve mal kayıplarına neden olan, fauna ve flora üzerinde önemli zararlara yol açan olaylardır. Yangın sırasında müdahale planlı bir şekilde yapılmadığı takdirde ortaya çıkan kayıplar çok daha büyük boyutlara ulaşabilmektedir. Afet risk çalışmalarında orman yangınlarının erken tespiti ve riskli alanların belirlenmesi, oluşacak yangının hareketinin modellenmesi hayati bir öneme sahiptir. Yangın simülasyon araştırmalarında, yangın alanlarından elde edilen gerçek verilerle oluşturulan modeller Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımı ile görüntülenebilmekte ve afet risk karar destek sistemleri içerisinde değerlendirilebilmektedir. Bu çalışmada, 2019 yılında İzmir Urla bölgesinde meydana gelen orman yangını araziden elde edilen bitki yakıt özellikleri, topografik özellikler, peyzaj özellikleri, meteorolojik özellikler çerçevesinde değerlendirilerek, yangın risk modelleri oluşturulmuş ve elde edilen bulgular ışığında yangın simülasyonu yapılmıştır. Çalışma alanında var olan kızılçam ormanları ve kuru çalıların geniş yer kaplaması riski artırmaktadır. İklim ve hava şartlarının yaz aylarında kurak bir hal alması yangın riskinin artmasına sebep olmaktadır. Çalışma alanında var olan topografik özellikler ve yangın anında ulaşım yollarının engebeli arazide yer alması riski arttıran bir diğer etkendir. Urla yarımadası turizme uygun bir lokasyonda yer almasından dolayı, insan faktörü ve buna bağlı risk kendini göstermektedir. Tüm parametreler değerlendirildiğinde, oluşturulan yangın risk haritası verilerine göre, en riskli alanların %70'lik bir bölgeyi kapladığı, orta derece risk değerine sahip alanların %28 ve riski düşük alanların %2'lik bir alanı kapladığı tespit edilmiştir. Üretilen bu model sayesinde 2008, 2009 ve 2019 yıllarında çalışma alanında meydana gelen yangınların riskin yüksek olduğu alanlarda meydana geldiği önemli bir bulgu olarak elde edilmiştir. Buna göre çalışma modeli ile gerçek yangın lokasyonları uyumluluk göstermektedir. Çalışmada ayrıca risk modelinin yanında alanda meydana gelecek bir yangına ait davranış ve yayılım özellik analizlerinin belirlenmesine yönelik simülasyon çalışmaları yapılmıştır. 2019 yılında meydana gelen yangının modelde tekrar simüle edilmesiyle, yangında hasar gören arazi verileri ile model verileri arasında %90 uyumluluk sağlandığı gözlemlenmiştir. Ayrıca simülasyonlarda farklı literatür modelleri kullanılarak, sistematik testler yapılmıştır. Bu sayede risk modeli çeşitli koşullar altında incelenmiştir. Araştırmada yangın risk tespitinde kullanılan parametrelerin belirlenmesinde en önemli unsurun farklı açılardaki ve değişkenlerin farklı koşullar altındaki testleri ile gerçekleşebileceği tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bir başka önemli bulgu ise, yangın model analizlerinin yapılması ile karar destek mekanizması içerisinde var olan afet riskinin önceden belirlenmesi veya afet zararlarını azaltma çalışmalarında önemli katkı sunacağı öngörülmesidir. Anahtar Kelimeler: 2019 Urla Yangını, Yangın Risk Modelleme, Flammap, Yangın Simülasyonu, Coğrafi Bilgi Sistemleri
Kızılçam orman topraklarında yangın sonrası fenolik madde değişimi ve bu değişimin kızılçam fide gelişimi ile ilişkilendirilmesi
Bu çalışmada, yangınların vejetasyon tarafından salgılanan ve toprakta biriken allelopatik fenolik maddeler üzerindeki etkisi ve yangın nedeniyle fenolik madde miktarında ortaya çıkabilecek potansiyel değişimin kızılçam (P. brutia Ten.) tohum çimlenme ve fide gelişimi ile toprağın fiziksel ve kimyasal parametreleri üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda Muğla'nın Fethiye İlçesi'ne bağlı Göcek bölgesinde 2019 yılında meydana gelen örtü ve tepe yangınları ile tahrip olan alanlardan ve yanmamış alanlardan alınan toprak örnekleri fenolik madde miktarları, fiziksel ve kimyasal toprak özellikleri, kızılçam tohum çimlenmesi ve fide gelişimi açısından karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, toprak örneklerine ait toplam fenolik madde miktarları düşük ve birbirine yakın bulunmuştur. Tohum çimlenmesi ve fide gelişimi değeri açısından en yüksek toplam boy, gövde ve kök uzunluğu değerleri örtü yangın alanı topraklarında, en yüksek kuru ağırlık ve taç uzunluğu değerleri yanmamış alana ait topraklarda tespit edilmiştir. En yüksek çimlenme oranı tepe yangın alanı topraklarında bulunmuştur. Toprak analizleri sonucunda örtü yangın alanı topraklarında satürasyon, organik madde, toplam organik karbon, azot, potasyum, magnezyum ve katyon değişim kapasitesi değerleri yüksektir. Tepe yangın alanı topraklarında elektriksel iletkenlik, kireç, fosfor ve kalsiyum değerleri, yanmamış alan topraklarında ise pH değeri en yüksek bulunmuştur. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular, çalışma alanlarında toplam fenolik madde birikimin allelopatik etkilere neden olabilecek miktarlarda olmadığını ancak yangının toprağın fiziksel ve kimyasal parametreleri üzerinde önemli etkiler meydana getirebileceğini ve bu değişimlerin kızılçam tohum çimlenmesini ve fide gelişimini etkileyebileceğini göstermektedir
Anadolu masallarında su ve ateş
Varoluşunun sırrını öteden beri sorgulayan ve bu sırrı çözmeye çalışan insan, zaman içerisinde öze ulaşmayı başarmış ve saklı kalanları anlama gayesine ermiştir. İnsanın, bilgisine ulaşmak istediği öz, su ve ateş içerisine gizlenmiştir. Bu unsurların özü yansıtması ve öze ulaşmayı sağlaması, insanoğlunun varoluş sırrını da ortaya koyar niteliktedir. Bu yönüyle su ve ateş, insanın maddi ve manevi yolculuğunda hem araç hem de amaçtır. İnsanın araç ve amaç edindiği su ve ateş unsurları gerçek ve sembolik boyutuyla çalışmamızın esasını oluşturmaktadır. Ayrıca bu unsurların halk edebiyatının anlatı türleri içerisinde farklı yönleriyle yer alması, kolektif bilinç dışının bir yansıması olarak vücut bulmaktadır. Çalışmamızda, su ve ateş unsurlarının anlatı türlerinden olan masallardaki gerçek ve sembolik boyutu çok yönlü bir bakış açısıyla incelenmiştir. Nitekim halkın ortak hafızasının ürünü olan masallar, sembolik anlamlarla yüklü, çözümlenmeyi bekleyen bir derya gibidir. Amacımız, bu deryanın içerisindeki bilinmeyenleri ortaya çıkarıp kültürel kodları anlamlandırmaktır. Bu bakımdan bir hazine konumunda olan masallarda yer alan su ve ateş unsurları ile insan doğasının engin bilgisi aynı perspektiften bakılarak çözümlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Su, ateş, masal, sembol, çözümleme
Renk açıcı kimyasal maddelerin bazı ağaç malzeme ve verniklerin yanma özelliklerine etkileri
Bu çalışma, renk açma işleminin bazı ağaç malzeme ve verniklerin yanma özelliklerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu maksatla, Doğu kayını (Fagus orientalis L.) ve sarıçam (Pinus sylvestris L.) odunlarından ASTM D 358 esaslarına uyularak hazırlanan örnekler, sodyum hidroksit (NaOH), hidrojen peroksit (H2O2), kalsiyum hidroksit (Ca(OH)2) ve sodyum silikat (NaSiO3)' ın % 18'lik çözeltisi ile renk açma işlemi yapıldıktan sonra, ASTM D 3023 esaslarına göre su bazlı (Sb) ve sentetik (Sn) vernikler ile kaplanmıştır. Renk açma işlemi yapılan örneklerin yanma özellikleri ASTM E 160?50' ye göre belirlenmiştir. Sonuç olarak, alev kaynaklı yanma sıcaklığı; ağaç türü, renk açma gereci ve vernik çeşidi etkileşimine göre en yüksek S+R2+Sb' de (501.3), en düşük Dk+Sn' de (368.9), alev kaynaksız (kendi kendine) yanma sıcaklığı; ağaç türü, renk açma gereci ve vernik çeşidi etkileşimine göre en yüksek sarıçamda (647.4), en düşük Dk+Sn' de (543.4), kor hali yanma sıcaklığı; ağaç türü, renk açma gereci ve vernik çeşidi etkileşimine göre en yüksek Dk+R3+Sb' de (572.0), en düşük Dk+R3+Sn' de (235.2) elde edilmiştir. Buna göre, yangına dayanıklı olması istenen mobilya ve dekorasyon uygulamalarında, R2 çözeltisi (NaOH+Ca(OH)2+H2O2) ile renk açma işlemi yapılmış sentetik vernikli sarıçam ağaç malzeme kullanımı önerilebilir.
Binaların yangın güvenliğinin ulusal yangın yönetmeliğine göre analiz edilebilmesine yönelik bilgisayara dayalı bir model önerisi
Bu doktora tezinin amacı ?Tasarım aşamasındaki binalar ve mevcut binalarda yangın güvenlik önlemlerinin Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığını otomatik olarak analiz edebilen ?Yangın Yönetmelik Kontrol Otomasyon (YYKO)? modelinin geliştirilmesi, bu bağlamda Ülkemizde yapılan binaların yangın güvenlik önlemlerinin iyileştirilmesine katkıda bulunmaktır. Bu çalışma da ilk olarak tez konusu ile ilgili yapılmış olan Ulusal ve Uluslararası bilimsel araştırmalar incelenmiş, tez kapsamında geliştirilen model için bilgisayar programlama dilleri irdelenmiş bunun sonucunda Microsoft Visual Studio.Net 2008 platformu ve Visual Basic.Net programlama dili kullanılarak YYKO modeli tasarlanmıştır. YYKO modeli hem Windows hem de Web uygulaması olmak üzere iki farklı yapıda geliştirilmiştir. Her iki modelde de arayüz formlar oluşturulup, BYKHY'te yer alan mimari hükümler bu formlarda çizgisel anlatım eklenerek soru formatına dönüştürülmüş, kullanıcıların kolay yanıtlayabileceği şekle getirilmiştir. Model; formlardan alınan bilgileri, merkezi bir veri tabanında kayıt altına almaktadır. Son bölümde ise örnek olarak seçilen hastane binaları önce geleneksel kontrol tablosu yöntemiyle sonra geliştirilen model ile BYKHY hükümlerine göre yangın güvenlik seviyesi açısından analiz edilmiş, sonuçlar karşılaştırılarak, geliştirilen model sınanmıştır.
17. yüzyıl Sebk-i Hindî şâirlerinden Neşâtî Dîvan'ında ateş ve su
ÖZET Yüksek Lisans Tezi 17. Yüzyıl Sebk-i Hindi Şâirlerinden Neşâtî Divân'ında Ateş ve Su Ramazan ERDOĞDU Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı 2004; 86 Anâsır-ı erba'anın iki önemli öğesi olan " ateş " ve " su " hem dünya hem de insanlık tarihinde önemli bir yere sahip olmuştur. Ateş, temel işlevleri olan ısıtma, yakma ve aydınlatma dışında insanın iç dünyasında da derin izler meydana getirmiştir. İlkel toplumlardan modern toplumlara kadar olan süreçte ateşin farklı biçimlerde algılanışı söz konusu olmuştur. Hatta bazen ilâhî kimlik dahi kazanmıştır. Şâirler gerçek hayatin bu vazgeçilmeyen öğesi karşısında duyarsız kalmamıştır. Neşâtî de bu öğeyi büyük bir hayranlıkla eserlerinde işlemiştir. Neşâtî hayatın özünü ateşte aramış, yaşadığı ayrılıkları ve acılan " ateş " olgusuyla dışa vurmaya çalışmıştır. Su, canlıların hayat kaynağı olarak büyük önem taşıyan ikinci unsur olmuştur. Bütün bitkilerin ve hayat sahiplerinin hayat kaynağı olan su, bu özelliği ile Neşâtî'nin üzerinde önemle durmasına sebep olmuştur. Neşâtî' de su, övgülerinde ve âşığın aşk yolundaki acılarının ifâde edilişinde coşkunluğun kaynağı olmuştur. Anahtar Kelimeler: Anâsır-ı erba'a, ateş, su,
Yeraltı raylı taşıma sistemi istasyonu için yangın modellemesi ve simülasyonu
Bu çalışmada bir ?Ankaray yeraltı raylı taşıma istasyonu? örnek alınarak kapalı bir hacimde akış ve yanma incelenmiştir. Çalışmanın birinci aşamasında ticari bir HAD programının performans analizini yapabilmek amacıyla, küçük ölçekli ateşe dayanıklı bir yarım istasyon modeli imal edilmiştir. İmal edilen modelin simetri ekseni ısıya dayanıklı camla örtülmüş, böylece model içinde oluşturulan yangını izleme ve dijital video ve fotoğraf makinası ile kaydetme imkanı elde edilmiştir. Bu deneylerde hava akımı olmayan durumlar, 1m/s ve 3m/s sabit hava akımı giriş şartı olan durumlar için yanma incelenmiştir. Bu deneylerde çeşitli yerlerden hız ve sıcaklık ölçümleri yapılmış ve elde edilen sonuçlar ile bir veritabanı oluşturulmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında ise deneylerin yapıldığı küçük ölçekli model bilgisayar ortamına aktarılmış ve ticari bir Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) programı kullanılarak deneylerin sayısal simülasyonları gerçekleştirilmiştir. HAD ile simülasyonlara başlamadan önce teorik bir araştırma ile hangi modellerin kapalı bir ortamdaki yanmayı modellemede kullanılamayacağı belirlenmiş ve simülasyonlar önceden belirlenen bu modeller kullanılarak yapılmıştır. Türbülans modellerindeki sayıca fazlalık nedeniyle bu modellerin performansları önce zamandan bağımsız çözümlerde denenmiş, zamana bağlı çözümler için en uygun türbülans modeli belirlenmiştir. HAD ile elde edilen simülasyon sonuçları, deney sonuçlarından elde edilen veritabanı ile karşılaştırılmış ve metro istasyonu yangını gibi kapalı bir ortamdaki yanmayı en iyi temsil edebilecek sayısal çözüm parametreleri seçilmeye çalışılmıştır. Çalışmalar sonunda, sayısal simülasyonlardan elde edilen akış karakteristiklerinin deneysel verilerle örtüştüğü ve sayısal modelin akımı iyi temsil ettiği görülmüştür
Ahşap kolonlarının tabii yangın dizaynı
31 Yüksek Lisans; Tea AHŞAP KOLONLARIN TABİİ YANGIN DİZAYNI Sedat SAVAŞ Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü İnşaat Mühendisliği Anabilim Dah 1995, Sayfa: 72 Ahşap çok eski zamanlardan buyana kullanılan bir yapı dananı olmuştur. Özellikle savaş yıllarında diğer yapı malzemelerinin temininin zorluğundan dolayı kullanımı çoğalmıştır. Ancak diğer yapı malzemeleri gibi ahşapta yangından büyük ölçüde etkilendiğinden zamanla çeşitli standartlar yaymlanmıştır.(DIN 4102 Kısmı 2 ve Kısım 4). Daha önce yapılan çalışmalarla norm yangım etkisi amadaki ahşap kolonların yangına dayanım süreleri bulunmuştur. Fakat gerek deneysel gerekse teorik olarak ISO 834yangınma göre sıcaklıklar sürekli artış gösterdiğinden gerçek bir yangın ortamı ile birleşmemektedir. Çünkü tabii yangınlarda ısınma ve parlama (flash over) fazı sonunda soğuma fazı gelmektedir. Bu nedenle ahşap kolonların bazı tabii yangın etkilerine karşı göçme gösteremiyeceği bilinmektedir. Ayrıca mevcut yangın yükleri gözönüne alındığında termik etki bir ISO 834 yangınından daim düşük olacağı için ahşap kolon dizaynında daha küçük kesitler bulunabilir. Bu sebeplerden dolayı, yaptığımız çalışmada tabii yangına göre ahşap kolon dizaynı yapılmıştır. Yapılan deneysel ve teorik ön çalışmalar sonucu, eşdeğer yangın süresine bağlı olarak ahşap kesitlerde kömürleşme hızı saptanmıştır. Ayrıca numunelerin elastisite modülü ve basınç dayanımı deneysel olarak bulunmuştur. Bu ön çalışmaların sonucunda tabii yangın etkisi altındaki ahşap kolonların servis yükü atanda yangına dayanım süresini, kömürleşme hızını, elastik modülünü ve bu değerlere göre seçilecek kesit abakları verilmiştir. Sonuçlar tabii ahşap kesitler için bulunmuş olup, lamelli-ahşap kesitler için geçerli ANAHTAR KELİMELER: Yangın Dzaynı Ahşap Kolon, Kömürleşme Oranı, İkinci Mertebe Teorisi, Tabii Yangın, Yük Taşıma Kapasitesi Yangın Korunumu.
Dicle Üniversitesi Hastaneleri hastane afet planı ve acil yönetimi
Afetlerde yönetim; afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla yapılması gereken tüm çalışmaların esaslarının ortaya konması, yönlendirilmesi, koordine edilmesi ve etkili bir biçimde uygulanabilmesi için toplumun tüm kurum ve kuruluşlarıyla, kaynaklarının yönetilmesini ve yönlendirilmesini gerektiren bir süreçtir. Afetlerde özellikle sağlık hizmetlerinin yönetimi öncelikli konu olmakta ve bu konuda önceden eğitim almış personelin görev yapması hizmetlerin etkililiğini artırmaktadır. Çalışmamız hastane afet yönetimini gözden geçirerek daha önce meydana gelen 3 olgunun afet yönetimini geriye dönük tartışarak gözden geçiren gözlemsel çalışmadır. Birinci olgu, 2014 yılında Diyarbakır-Lice karayolunda meydana gelen LPG-araç patlaması olayıdır. İkinci olgu, 2015 yılında Diyarbakır'da miting sırasında meydana gelen patlama olayıdır. Üçüncü olgu ise, 2017 yılında hastanemiz (Dicle Üniversitesi hastanesi) radyoloji bölümünde meydana gelen yangın olayıdır. Birinci olayda 69 ikinci olayda ise 102 hasta etkilenmiştir. Üçüncü olayda 2 ameliyathane personeli etkilenmiş olup yoğun bakımlar boşaltılmış ve devam eden ameliyatlara son verilmiştir. Sonuç olarak, Doğal afetler konusunda ülke çapında gerekli bilgilendirmeler ve düzenlemeler yapılmalı, gerekli eğitimler verilmelidir. Herhangi bir anda meydana gelen doğal afeti yönetebilecek kadar yeterli sağlık kuruluşu, sağlık çalışanı ve gerekli tıbbi ekipman ve malzeme hazır bulunmalıdır. Her ülke başına gelecek doğal afeti yönetebilecek kapasitede olmalıdır. Anahtar kelimeler: Hastane afet planı, doğal afetler, patlama, yangın, yanıklar.
Hava kurtarma ve yangınla mücadele çalışanlarının fiziksel aktivite düzeyleri ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışma Havalimanı Hava Kurtarma ve Yangınla Mücadele (HKYM) çalışanlarının fiziksel aktivite düzeyi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Araştırma, Diyarbakır Havalimanı'nda görev yapan HKYM üzerinde tanımlayıcı kesitsel bir çalışma olarak gerçekleştirildi. Katılımcıların sosyodemografik özellikleri kişisel veri formu, fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi düzeyleri Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form (IPAQ Short Form) ve Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa (WHOQOL-BREF) Form ölçekleri kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya alınan 42 bireyin (41 erkek, 1 kadın) yaş ortalaması 36,90±6,46 (minimum 24-maksimum 54)'dır. Araştırmaya alınan HKYM çalışanlarında ortalama IPAQ toplam puanı 2226,49±1998,35 saptandı. ≤30 yaş (4263,71±2115,57) (çok aktif), ≥31 yaş (1819,04±1732,16)'tan (p=0,04); bekarlar (3002,54±1869,04) (çok aktif), evlilerden (1878,60±1986,30) (p=0,049); meslekte ≤10 yıl (3402,73±2312,02) olanlar, ≥11 yıl (1809,11±1728,74) (p=0,038) olanlardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı. WHOQOL-BREF yaşam kalitesi ortalama ölçek puanı; erkek (15,56±2,34), ≤30 yaş (17,47±1,71), bekar (16,62±1,97), ≤10 yıl çalışma süresine (17,04±1,51) sahip, sigara kullanmayan (15,90±1,83), alkol kullanmayan (15,57±2,49), kronik hastalık ve ilaç kullanımı olmayanların (15,86±2,06) bedensel alanda yüksek hesaplandı. IPAQ toplam MET (r=0,427, p=0,005), şiddetli MET (r=0,390, p=0,011), hafif MET (r=0,327, p=0,035) ile WHOQOL-BREF'in bedensel alanı arasında pozitif yönde orta derecede istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanırken, diğer alanlarda anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0,05). Sonuç: Bu çalışma, HKYM çalışanlarının fiziksel aktivite düzeyi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamamıza katkı sağlamaktadır. Bu bulgular, bu meslek grubundaki evli, 30 yaş ve 10 yıl üzeri görev yapan bireylere yönelik sağlığı koruyucu yaklaşımlar ve fiziksel aktivite ile yaşam kalitelerini artırıcı programlar planlanabilir. Anahtar Kelimeler: Yaşam Kalitesi, Fiziksel Aktivite Düzeyi, Hava Kurtarma ve Yangınla Mücadele
Yüksek sıcaklık şoku uygulamalarının doğal çam türlerinin (Pinus sp.) tohum özelliklerine etkisi
Bu çalısmada; Türkiye'de genis yayılıs gösteren Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arnold. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmobe), sarıçam (Pinus sylvestris L. var . hamata (Steven) Fomin. ) ve kızılçam (Pinus brutia Ten.) türlerinin tohum ve dolayısıyla gençlestirmeleri üzerine yangınlar sonrası olusan yüksek sıcaklıkların etkisi belirlenmistir. Deneme kapsamında kullanılan dogal türlere, sistematik botanik açıdan yakın türlerdeki sıcaklık soku ve süreleri uygulamaları baz alınarak toplam 5 farklı sıcaklık soku [kontrol (sıcaklık soku uygulanmamıs tohum), 80, 100, 120 ve 140 oC ] ve 5 degisik maruz kalma süresi (1, 3, 5, 7 ve 9 dakika) tatbik edilmistir. Çalısma kapsamında kullanılan üç türün çimlenme yüzdeleri üzerine sıcaklık soku, sıcaklık uygulama süresi ve her iki faktörün birlikte etkisi istatistiki olarak önemli bulunmustur. Ayrıca, gerek çimlendirme dolabı gerekse fidanlık kosullarında yürütülen denemelerde; sarıçam ve Anadolu karaçamı tohumlarına uygulanan tüm sıcaklık soklarında, kontrole göre diger islemlerde çimlenme yüzdesi düserken, kızılçam v tohumlarında 80 oC'lik sıcaklık soku uygulaması tohumun çimlenmesi üzerinde tesvik edici rol oynamıstır. Üç çam türünde yapılan denemelerde 120 oC'nin üzeri ve 5 dk'dan daha uzun süreli sıcaklık uygulamalarının çimlenmeyi düsürdügü ve tohum canlılıgını yok edici etki yaptıgı belirlenmistir. Deneme kapsamında kullanılan aynı türün farklı orijinlerinden ve aynı orijinli tohumlara uygulanan farklı islemlerin önemli çimlenme varyasyonu göstermesi, yüksek sıcaklık soku ve süresi ile ilgili çalısmaların orijin ve genotip bazında daha ileri çalısmalara gereksinim gösterdigini ortaya koymaktadır. Diger bir ifadeyle, yüksek sıcaklık soku streslerine dayanıklılık gösteren populasyon ve genotiplerin belirlenmesi gerektigi sonucuna varılmıstır.