Economic relations

94 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Avrasya Ekonomik Birliği ve Türkiye ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu ve geleceği

Ülkeler ekonomilerine ekonomik büyüme ve kalkınma sağlamak amacıyla bölgesel ekonomik entegrasyona gitmektedir. Avrupa Birliği en başarılı ekonomik entegrasyon örneği olarak kabul edilmektedir. Avrasya Ekonomik Birliği de son yıllarda giderek artan ekonomik entegrasyon girişimlerinden biri olup, sahip olduğu büyük pazar potansiyeli ve enerji altyapısı ile dikkati çeken bir oluşumdur . Bu çalışmada, Belarus, Kazakistan ve Rusya tarafından kurulmuş olan Avrasya Ekonomik Birliği ve Birliğin Türkiye ile ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu ve geleceği açıklanmaya çalışılmıştır. Avrasya Ekonomik Birliği ve Türkiye ekonomik ilişkilerinin mevcut durumu incelenmiş, ticaret, yatırım ve enerji ilişkilerine değinilmiş ve en perspektifli alanlar açıklanmıştır. Avrasya Ekonomik Birliği'ni bir bölgesel ekonomik oluşum olarak yakından tanımak için ekonomik entegrasyon teorisi ve teorinin çerçevesinde teorinin gelişimi, ekonomik entegrasyon etkileri ve aşamaları ve Avrasya Ekonomik Birliği'nin gelişim süreci incelenmiştir. Avrasya Ekonomik Birliği'nin güncel sorunları, genişleme çabaları ve geleceği Rusya ve Batı ülkeler arasındaki politik kriz dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Avrasya Ekonomik Birliği'nin ve Türkiye ile ilişkilerinin geleceğine ilişkin tespitler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik entegrasyon, Avrasya Ekonomik Birliği.

Avrasya Ekonomik BirliğiEkonomiEkonomik bütünleşme+4
Askhad Baatyrbekov
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Economic policies for post-conflict recovery:Comparative study between Rwanda and Burundi

The research tried to investigate the role of economic policies in post-conflict economic recovery. The contribution of the policy reforms made by the governments of Rwanda and Burundi to their economic recovery and development are compared. The main objectives of the study were to identify the role of military expenditure in reducing the risk of new conflict and examine the contribution of domestic investment, foreign aid and FDI to the economic recovery of the two countries. The result from VECM model indicates that domestic investment, foreign aid, foreign direct investment and military expenditure have long run significant effect on economic growth of Burundi and Rwanda. In the short run military expenditure has no any effect on the real GDP in Rwanda but it has significant positive effect on economic growth in Burundi. Also domestic investment does not promote the economic growth and recovery in Burundi. Also the result from Granger Causality test shows that in Burundi; domestic investment Granger causes real GDP. there is unidirectional effect coming from foreign direct investment to real GDP. On the other hand, for Rwanda domestic investment Granger causes real GDP at 5% significance level and there is unidirectional causality coming foreign aid to real GDP in Rwanda. Keywords: Recovery, Economic Policies, Foreign Direct Investment, Domestic Investment

African countriesBurundiEconomy+7
Husseın Jımale
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası sistemde güvenlik anlayışı ile iktisadi ilişkilerin enerji kaynakları bağlamında analizi ve Hazar bölgesi örneği

ÖZET Soğuk Savaş sonrası dönem için, güçlü devletlerin sadece askeri kuvvetleri ile her şeyi yapamayacakları, uluslararası sisteme yön veren bir etkililiğe sahip olmanın, ekonomik geleceğini garantilemekten geçtiği bir anlayışa doğru değişim yaşanmaktadır. Bu çerçevede, uluslararası düzeyde meydana gelen tüm çatışmaların kıt olan kaynakların paylaşımı mücadelesinden kaynaklandığı, kaynak kıtlığı ile ekonomik güvenliği ve dolayısıyla ülke güvenliğini eş tutan bir bakış açısı ile devletlerin, ekonomik varlıklarının ve bu varlıklara dayalı güvenlik stratejilerinin giderek daha önemli bir hale gelmekte olduğu tespit edilebilir. Çalışmanın birinci bölümünde uluslararası sistemin teorik çerçevesi araştırılırken güvenlik ağırlıkta teorik yapılanmalar incelenmekte, uluslararası ilişkiler sistemi ile ilgili kavramsal inceleme yapılırken, aynı zamanda Dünya Savaşları ve sonrasında uluslararası sistemi meydana getiren güçlerin güvenlik algılaması ile oluşan uluslararası politik teorilerin güvenlik yapılanmaları hakkında tespitler yapılmaktadır. Soğuk Savaş sonrasının güvenlik yapılanmaları analizinin yapıldığı ikinci bölüm, iki alt bölümden oluşmaktadır. Birinci alt bölümde Soğuk Savaş dönemi çözülüşünün hemen sonrası uluslararası sisteme getirdiği yeni yapılanmalar ile ilgili analizler yapılmaktadır. Bu bölümün ikinci alt bölümü ise, Körfez Savaşları ve 1 1 Eylül terörist saldırılan ile uluslararası hegemonyanın enerji kaynaklan temelinde nasıl oluşmaya çalıştığı yönünde yapılan incelemelerle ilgilidir. Çalışmanın üçüncü bölümünde, enerji kavramının iktisadi analizi gerçekleştirilirken, sanayileşme tarihi açısından enerji kaynaklan irdelenmekte ve günümüze kadarki süreç incelenmektedir. Ekonomik gelişimin enerji kaynaklan ile olan pozitif yöndeki ilişkisi, enerji rezerv-üretim-tüketim istatistikleri bölümünde verilen ayrıntı grafik ve tablolar aracılığı ile ortaya konmaya çalışılmaktadır. Nihayet dördüncü bölümde, Hazar enerji kaynaklarının mevcut potansiyeli ve dünya enerji gereksiniminin karşılanabilir düzeyleri ile birlikte karşılaştırmalı bir analiz yapılmış, Hazar'ın enerji kaynaklarının geliştirilmesinde ve tüketim bölgelerine ulaştırılmasında ortaya çıkan Hazar'ın statüsü ve boru hattı sorunları ayrıntılarıyla incelenmiştir. Hazar Denizi'ne komşu ülkelerden Hazar'ın enerji kaynaklan açısından önem taşıyan üç ülke Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan'ın enerji kaynakları ve bu kaynakların nakli sorunları ile birlikte yürütülen enerji-politik mücadele, bölge ve bölge dışı aktörlerin stratejileri ile birlikte ele alınarak incelenmiştir.

AzerbaycanEkonomik ilişkilerEnerji kaynakları+7
İsmail Hakkı İşcan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Kalkınma yardımları kapsamında Türkiye-Afrika ekonomik ilişkileri (2000-2019)

Kalkınma yardımları genellikle azgelişmiş ülkelerin ekonomik ve insani sorunlarının çözülmesine yönelik yapılmaktadır. Dünya çapında geleneksel ve yükselen donör ülkeler başta olmak üzere pek çok ülke kalkınma yardımı faaliyeti yürütmektedir. Ancak günümüzde gerçekleştirilen yardımlara rağmen azgelişmiş ülkelerdeki ekonomik ve insani sorunlar çözülebilmiş değildir. Bu noktada yardımların hangi alanlara yapıldığı ve ne kadar etkili olduğu sorusu ön plana çıkmaktadır. Geleneksel donör olarak kabul edilen batılı ülkeler, yardım yaptıkları ülkelerde genelde proje bazlı yardım faaliyeti yürütmektedir. Türkiye ise yükselen donör ülke konumunda genelde insani yardım odaklı kalkınma yardımı faaliyeti yürütmektedir. Çalışmada, Türkiye'nin dünya çapında yaptığı tüm kalkınma yardımları incelenmiştir. Ardından, Türkiye'nin Afrika kıtasına yaptığı tüm yardımlar incelenmiştir. Sonunda ise Türkiye'nin Afrika kıtasında en çok yardım yaptığı ülkeler olan Somali, Sudan ve Nijer ülkelerine gerçekleştirdiği resmi kalkınma yardımları ve ekonomik ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada, 2000-2019 yılları arasında Türkiye'nin Afrika kıtasına yaptığı yardımların arttığı ve Türkiye-Afrika arasındaki dış ticaret hacminin büyüdüğü belirlenmiştir. Türkiye'nin 2000-2019 yılları arasında Somali, Sudan ve Nijer ülkelerine yaptığı yardımların genelde artan seyir izlediği belirlenmiştir. Bu yardımlar genelde insani yardım odaklı yapılmaktadır. Ayrıca kalkınma yardımlarının bu ülkelerin eğitim, sağlık ve sosyal alt yapı alanlarındaki gelişimlerinin desteklenmesine yönelik yapıldığı belirlenmiştir. Türkiye'nin bu ülkeler ile kurduğu kalkınma işbirliği politikaları sonucunda taraflar arasındaki ekonomik ilişkiler gelişmiştir. Dolayısıyla taraflar arasındaki dış ticaret hacmi büyümüştür. Ancak dış ticaret hacimlerinin Türkiye açısından halen çok düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Afrika ülkeleriDış yardımlarEkonomik ilişkiler+7
Ahmet Ulcay
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Geçiş sonrası Çin'in uluslararası ticarete entegrasyonu

Çin 1978 yılında ekonomik anlamda bir dönüşüm süreci başlatmıştır. Bu dönüşüm süreci kendi dinamikleri çerçevesinde ve herhangi bir özel stratejiye dayanmadan gerçekleşmiştir. Diğer geçiş ekonomilerinden farklı olarak Çin'de ekonomik anlamda bir serbestleşme yaşanırken bu durum siyasi anlamda bir serbestleşmeye dönüşmemiştir. Bugün hala ülkeyi tek parti olan Çin Komünist Partisi yönetmektedir. 1949-1978 yılları arasında merkezi planlamacı ekonomiyi benimseyen Çin 1978 yılından sonra serbest piyasa ekonomisine yönelik reformlar yapmıştır. Bu reformların sonuçları pek çok önemli makro ekonomik göstergeye olumlu olarak yansımıştır. Çin uzun yıllar boyunca yüksek büyüme oranları yakalamış buna ek olarak da ihracat, ithalat ve dış ticaret hacimlerinde dünyanın gelişmiş ülkeleri ile rekabet etmektedir. Yapılan reformlar ile Çin dünyanın fabrikası haline gelmiş ve pek çok önemli uluslararası yatırımcı için cazip bir ülke olmuştur. Başlangıçta ucuz işgücü sayesinde ülkeye gelen şirketlerden piyasa becerileri öğrenilerek ilerleyen dönemde Çin kendi ulusal markalarını yaratmıştır. Çin'in Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliği ayrıca bir dönüm noktasıdır. Üyelikten sonra Çin'in dış ticaret hacmi hızla yükselmiş ve küresel ekonomiyle entegrasyon seviyesi artmıştır. Günümüz dünyasında ekonomik ilişkiler ile siyasi ilişkiler bir bütünlük arz etmektedir. Çin bu hususa dikkat ederek uluslararası aktörlerle olan karşılıklı ve çok taraflı ilişkilerine önem vermiştir. Tüm bunlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde Çin'in 1978 sonrasında uluslararası ticarette başarılı bir şekilde entegre olduğu görülmüştür.

Ekonomik bütünleşmeEkonomik ilişkilerGeçiş ekonomisi+6
Onur Uzma
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk-Yunan ekonomik ilişkileri (1980-2010)

Bu çalışmada Türkiye ve Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkiler ve bu ilişkilerin derecesinin devletlerin çatışmasının önüne geçip geçemeyeceği incelenmiştir. Ekonomik ilişkiler analiz edilirken, Keohane ve Nye'ın ?karmaşık karşılıklı bağımlılık? teorisinden yararlanılmıştır. Buna göre, çatışmacı devletlerin kuracakları ekonomik ilişkilerde birbirlerine bağımlı olmaları, devletleri çatışmadan uzaklaştıracak ve ticaretin kârını elde etme çabasına girmelerini sağlayacaktır.Çalışmada bu bağlamda birinci bölüm içinde ekonomi ve siyaset ilişkisi incelenmiş, çatışmacı devletlerin analizinde kullanılacak olan ?karmaşık karşılıklı bağımlılık? teorisinin anlamı ve teoriyi oluşturan sacayakları analiz edilmiştir. İkinci bölümde, çalışma kapsamında incelenecek olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki tarihsel problemlere ve Türkiye'nin 1980 yılı sonrasındaki dönüşümüne göz atılmış ve iki ülkeyi birbirine bağlayan bir parça olarak Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkileri incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ekonomik ilişkiler ve bu ilişkilerin ülkeler arasında karşılıklı bağımlılık yaratıp yaratmadığı analiz edilmiştir. Ekonomik ilişkilerde karşılıklı bağımlılığın olup olmamasının uyuşmazlıkların çözümüne ve iki ülke arasında diyalog ortamının yaratılmasına yapmış olduğu etki ortaya konulmuştur. Ayrıca AKP hükümetleri döneminde tercih edilen komşularla yakınlaşma politikası ve bu politikanın Yunanistan'a yansımaları da incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda ise iki ülke arasında, henüz bir bağımlılık ilişkisinden söz edilemeyeceği, ancak sürece göz atıldığında, ekonomik ve siyasi ilişkilerdeki işbirliğinin geliştirilmesine koşut olarak ilişkilerin her geçen gün iyiye doğru seyrettiği yorumu yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Türkiye, Yunanistan, karmaşık karşılıklı bağımlılık, siyasal ekonomi.

Ekonomik ilişkilerKarşılıklı bağımlılıkSiyasal ekonomi+4
Nazlı Usta
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Bosna-Hersek ile olan siyasi ve iktisadi ilişkileri (1990-2010 dönemi)

Uluslararası arenada devletler birbirleriyle diplomatik ilişkilerini geliştirmeye özen göstermektedir. Birçok ülke karşı tarafla kendi ulusal çıkarı için ilişkiler kurmaktadır. Fakat, Türkiye ve Bosna-Hersek'in ilişkileri bu çıkar ilişkisinden çok ötededir. Türkler ve Boşnaklar uzunca süre aynı kaderi paylaşmışlardır. Birbirlerine kültürel ve dini yönden sıkı sıkıya bağlanmışlardır. Günümüzde ise bu ilişkiler yine aynı özenle devam etmektedir. Bu çalışmada, Türkiye ve Bosna-Hersek'in 1990-2010 tarihleri arasındaki siyasi ve iktisadi ilişkileri ele alınmaktadır. Türklerin ve Boşnakların günümüzdeki ilişkilerini en iyi şekilde anlayabilmek için bu çalışma, Osmanlı Devleti dönemi Bosna'daki durumdan başlanılmıştır. İleriki bölümlerde Yugoslavya Krallığı ve Yugoslavya Federal Cumhuriyeti zamanlarındaki Bosna'da tez çalışmasında yer almaktadır. İki devletin siyasi ve iktisadi ilişkilerini zorlanmadan anlayabilmek için Bosna-Hersek'in idari ve siyasi yapısı detaylı bir şekilde bu çalışmada kendine yer bulmuştur. Tez çalışmasının esas bölümlerini oluşturan başlıklar ''Türkiye ve Bosna-Hersek Arasındaki Siyasi İlişkiler'' ve ''Türkiye ve Bosna-Hersek Arasındaki İktisadi İlişkiler'' olarak belirlenmiştir. Bu bölümlerde iki devletin siyasi ve iktisadi anlaşmaları ile birbirleriyle olan siyasi ve iktisadi işbirlikleri açıklanmaktadır. Bu çalışmanın hipotezi ise Türkiye'nin Bosna-Hersek'e olan yardımları ile Bosna-Hersek'in kendi ayakları üzerinde durabilecek bir devlet durumuna gelebileceği ve yeniden patlak verecek bir savaşı Türkiye'nin bölge ülkelerini diplomatik yöntemlerle bir araya getirme çabasıyla engellemeye çalıştığı ve başarılı olduğu üzerine belirlenmiştir.

Bosna-HersekEkonomik ilişkilerSiyasi ilişkiler+3
Halil Bay
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

XXI.yüzyılda Türk-Rus ilişkileri (2000-2020)

Bu çalışmada 21. Yüzyılda Türk-Rus ilişkileri kapsamlı bir şekilde ele alınmaktadır. Türk-Rus ilişkilerinin geçmişine baktığımız zaman iki toplum arasındaki ilişkileri VI. asırdan itibaren başlatmak mümkünse de kaynaklar ilk resmi ilişkiyi 1492 yılından itibaren başlatırlar. Türkiye-Rusya ilişkilerinin Soğuk Savaş sonrası 1990'lı yıllarından itibaren daha da önemli hale geldiği görülür. SSCB'nin dağılmasından sonra Türk-Rus ilişkileri yeni bir boyut kazanır. 1990'lı yıllar, iki ülke arasındaki münasebetlerde birçok sorunlarla karşılaşıldığı yıllar olarak da bilinir. Rekabetin de ağır bastığı bu dönemin en önemli alanını ekonomik-ticari ilişkiler oluşturur. 1990'lı yıllardan günümüze kadar olan sürede ekonomik ve ticari ilişkilerin her zaman siyasi ilişkilerini gölgede bıraktığını söylemek yerinde olur. Üç bölüm halinde ele aldığımız bu çalışmanın birinci bölümünde 2000 yılına kadar Türk-Rus ilişkilerinin tarihi gelişimi, ikinci ve üçüncü bölümlerde ise 2000-2020 yılları arasındaki siyasi, diplomatik, askeri ve güvenlik konularındaki ilişkiler ile ekonomik ve ticari ilişkiler detaylı bir şekilde ele alınmaya çalışılmıştır. Araştırmamızda gördüğümüz kadarıyla ekonomik ve ticari ilişkiler iki ülke arasındaki işbirliğinde lokomotif rolünü üstlenerek siyasi, askeri iv ve güvenlik konuları ile üçüncü ülkelerle olan ilişkilere de farklı bir nitelik kazandırmıştır. Bunun en dikkat çekici göstergesi olarak iki ülke arasında hızla artan dış ticaret cirosunu ve 2000'li yılların başından itibaren günümüze kadar iki ülkenin yönetiminde bulunan liderlerin büyük çabasını belirtmek gerekir. Bu yıllarda ekonomik ortaklık zemininde yeniden şekillenen ikili ilişkiler bağlamında birçok stratejik projeye imza atılıp hayata geçirilmiştir. İki ülke arasındaki ilişkilerinde genel olarak henüz tam anlamıyla stratejik ortaklık seviyesine ulaşmasa da ekonomik-ticari ve enerji gibi alanlarda stratejik boyuta çıktığı görülür. Çalışmamızda şu da görülmüştür ki, Türk-Rus ilişkilerinde yakalanan ivme ve ilişkilerin iyi bir düzeyde olması, bölgesel istikrar ve ortak çıkarlara da hizmet etmektedir. Bu noktadan hareketle yaptığımız araştırmada 2000-2020 yılları arasında Türk-Rus ilişkilerinin nasıl bir seyir izlediği ve iki ülke arasında siyasi-diplomatik, ekonomik-ticari, askeri-güvenlik ve enerji alanındaki ilişkilerin nedenleri ve sonuçları kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır.

21. yüzyılAskeri ilişkilerDiplomasi+6
Suınbay Suyundıkov
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Afganistan ve iran arasındaki ticari ve siyasi ilişkiler

Asya kıtasının kalbine yakın Orta Asya'nın bir parçası olan Afganistan, Kıta'nın doğu ile batı ve kuzey ile güney arasında önemli geçiş noktasıdır. Orta Asya ülkelerin doğal gazı, petrolü ve elektriği Güneydoğu Hindistan boru hattıyla Afganistan üzerinden Pakistan, Hindistan ve uluslararası piyasalara aktarılmaktadır. Afganistan'ın Stratejik önemi, komşu ülkeleriyle mücadele etmesine neden olmuştur. Bu çalışmada Afganistan'ın komşularından İran ile Ticari ve siyasi ilişkileri incelenmiştir. 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezine gerçekleştirilmiş olan terör saldırılarından sonra ABD Afganistanı karşı askeri harekatı başlattı. Taliban rejiminin devrilmesinden sonra, Afganistan'deki yeni yönetim ülkenin kalkınması, ekonomik büyümesi, yeniden yapılandırılması ve muhtelif alanlarında reformlar yapmıştır. İran ekonomisi, büyük ölçüde petrole dayalıdır. İhracat gelirleri %80 petrol ihracatından elde etmektedir. İran'in Irak ile 8 yıllık savaş aynı zamanda ABD ve Avrupa Birliğin İran'a uygulanan ambargoları İran ekonomisine olumsuz etkilemiştir. 2001'dan sonra Afganistan ve İran arasındaki ticari ilişkiler genişlemiştir. 2016 yılında Hindistan, İran ve Afganistan arasında transit konusunda yapılan Çabahar Limanı analşmanın sonucunda, Afganistan denize çıkış alternatif yolu bulmuştur. Etnik, tarihî, kültürel, ekonomik, güvenlik ve dış unsurlar, ABD, Pakistan ve Suudi Arabistan, Afganistan ve İran arasındaki ilişkileri belirleyen unsurlardır. Ayrıca, su ve sınır problemi Afganistan ve İran arasındaki ilişkilere olumsuz etkilemiştir. İran, etnik ve kültürel faktörlerden yararlanarak Afganistan'da nüfuz alanı genişletmiştir. Anahtar Kelimeler: Afganistan, İran, Genel Ekonomi, Afganistan Dış Ticareti, Afganistan Siyasi İlişkiler.

AfganistanEkonomik ilişkilerSiyasi ilişkiler+3
Jan Muhammad Hemat
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk savaş sonrası Türkiye - İsrail ilişkileri: Ekonomi politik analiz

Türkiye ile İsrail, bulundukları coğrafi konumları itibariyle jeo-stratejik ve politik olarak bölgede ve uluslararası konjonktürde oldukça önemli iki ülkedir. İki ülke arasındaki diplomatik ve siyasi ilişkiler İsrail devleti kurulduğundan beri devam etmektedir. Soğuk savaş döneminde nispeten daha zayıf kalan ikili ilişkiler, 1990'lı yıllara gelindiğinde iki ülke arasındaki yakınlaşmanın artması ile hızla gelişmiş ve derinleşmiştir. Buna bağlı olarak ticari ve ekonomik ilişkiler de özellikle soğuk savaş dönemde, siyasi ilişkilere bağlı olarak artarak ilerlemiştir. Türkiye ve İsrail siyasi gerilimler yaşadıkları dönemlerde bile ekonomik, ticari ve askeri işbirliklerini devam ettirmişlerdir. İki ülke ilişkileri Ortadoğu coğrafyasının karmaşık ve değişken güç dengeleri nedeniyle, çok kırılgan bir yapıya sahip olduğu için özellikle 2000'li yıllarda diplomatik ve siyasi krizler yoğun olarak yaşanmıştır. Bu çalışmada her iki ülke arasında yaşanan politik ilişkilerin ekonomik ilişkilere olan yansılmaları hisse senedi piyasaları baz alınarak olay inceleme metodolojisi vasıtasıyla incelenmiştir. Gerçekleştirilen analizler neticesinde olumlu ilişkilerden Mavi Marmara tazminat anlaşmasının, krizlerden ise Mavi Marmara krizinin ekonomik etkilerinin yoğun şekilde hissedildiğini söylemek mümkündür. Bunun yanında yaşanan diğer olumlu gelişme ve krizlerin tek tarafla yansımaları olduğu gözlemlenmiştir. Çalışma neticesinde her iki ülkenin ekonomik ilişkilerinin politik olaylara karşı duyarlılığının çok da yüksek olmadığı sonucuna varılmıştır.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik ilişkiler+5
Aslı Aymalı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Afganistan ekonomik ilişkileri ve sonuçları: Tarihsel bir bakış

Türkiye'nin Osmanlı Devletinden itibaren ortak sınırı sahip olmasa da kardeş, dost ülke olarak tanımladığı, ilişkilerinin her daim samimi olduğu Orta Asya ülkesi Afganistan olmuştur. Afganistan'ın Türkiye için özel bir öneme sahip olması Türkiye'nin stratejik derinliği bağlamında Afganistan ile güçlü tarihi bağlarının bulunmasıdır. Türkiye'nin Afganistan'a yönelik izlediği politika diğer Orta Asya ülkeleri ile ilişkilerinden farklı kendine has özellikleri bünyesinde barındıran bir özel ilişki türüdür. Osmanlı Devleti döneminde işbirliği anlamında bir ortaklıktan söz etmek mümkün olmasa da Afganistan liderleri tarafından rol model olarak alınmış, ilişkiler dostane şekilde gelişmiştir. Atatürk döneminde ilişkiler restore edilmiş Afganistan uluslararası alanda desteklenmiştir. Soğuk savaş döneminde iki ülkenin farklı politikalar izlemesi ilişkilerde durgunluk dönemine girilmesine neden olmuştur. 11 Eylül sonrası Türkiye'nin özel konumu Afganistan'da barış ve istikrarın sağlanması açısından önem arz etmektedir. Bu tezin ana konusu Türkiye Afganistan arasındaki ekonomik ilişkileri tarihi arka plana değinerek kronololojik şekilde incelemek ve açıklamaktır. Tez konusu olarak Türkiye Afganistan ilişkilerinin tercih edilmesinde uluslararası ilişkiler alanında iki ülke ilişkilerinin kendine has özel bir ilişki türü olduğunu gösteren çalışmaların yetersiz olması yatmaktadır. Afganistan bulunduğu konum itibariyle jeostratejik açıdan Orta Asya'ya açılan kapı, Orta Asya ülkeleri ile ilişkilerin kesiştiği hassas ülkedir. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Afganistan'ın yapısıyla ilgili genel hususlar, coğrafi konumu ve bugünkü durumu çözümlenmiştir. İkinci bölümde Afganistan'ın sosyal yapısı ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ekonomi ve dış ticarete yer verilip değerlendirilmiştir. Son bölümde ise soğuk savaş sonrasi türk-afgan ilişkileri incelenmiştir.

AfganistanEkonomik ilişkilerSosyoekonomik gelişmeler+4
Mohammad Alım Alızada
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Gürcistan arasındaki siyasi ve iktisadi ilişkiler

Gürcistan Kafkas ve Karadeniz bölgesinde jeopolitik ve iktisadi bakımından oldukça önemlidir. Türkiye ve Gürcistan'ın tarihi, siyasi ve iktisadi inişli ve çıkışlı olmakla birlikte münasebetleri devamlı olmuştur. Gürcistan'ın Bağımsızlığı ile birlikte Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hatlarının katkısıyla ikili ve çoklu ilişkiler artmıştır. Gürcistan, Türkiye'nin Kafkaslara açılan kapısı olarak da oldukça önemlidir. İki ülke arasında pek çok ticari ve siyasi anlaşma imzalanmış olsa da aralarındaki ticaret hâlâ potansiyelin altındadır. Gürcistan'ın iklimi ve doğal kaynakları zengindir ve bölgeden kısmen müspet ayrışır. İkilinin imzaladıkları 1 Kasım 2008 yılında yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması ile Gürcistan Avrupa'ya daha kolay ihracat yapma imkânı elde etmiştir. Gürcistan ile Azerbaycan'ın imzaladıkları "Yüzyılın Anlaşması" ile de iki ülke uluslararası arenada ve kendi aralarında görünürlüklerini arttırmış ve ilişkilerini geliştirmişlerdir. Bu çalışmada, Türkiye ve Gürcistan'ın ithalat-ihracat rakamları, imzaladıkları siyasi, ticari ve kültürel anlaşmalar sayesinde gün geçtikçe büyümektedir. Gürcistan'ın hidroelektrik, tarım, turizm gibi farklı sektörlerde verdiği teşviklerle ülkeye yatırımcı çekmeye çalışılmaktadır. Üç bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde Gürcistan tarihi, ticari ve ikili ilişkileri incelenmiştir. İkinci bölümde Türkiye'nin 1990 sonrasından günümüze kadar ekonomik durumu ve Gürcistan ile ilişkileri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde iste Gürcistan'ın teşvikleri Türkiye ile karşılaşılan sorunlar, olası iş fırsatları ve öneriler ele alınmıştır.

EkonomiEkonomik ilişkilerGürcistan+4
Khatia Khachıdze
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Recent rapprochement of Turkish and Qatari relations and the collapse of the GCC

Qatar, that is referred as a "small but effective state" in the literature, has differentiated itself from the others with its independent foreign policy from the neighboring countries in its region, competing with them and implementing an active foreign policy during the Arab Spring process in the region, and the investments it has made to develop alliances and has come to the fore more than the countries in the region. Qatar, which may face many external threats in its region for these reasons, has come under the influence of the United States of America (U.S), which cares primarily about its natural resources, in order to protect its national integrity and minimize security problems, and on the other hand, it has taken steps to create other allies by using its financially powerful instruments in its foreign policy. Qatar has investments worth 335 billion dollars in the countries of the world from fashion to real estate, from finance to industry, and from tourism to retail. With an investment volume of 18 billion dollars, Turkey has become the seventh country that invests the most in Turkey and has been frequently featured in the press in this respect. Qatar has created the image of a rich country with its large volume of investments and has managed to become popular in the world agenda with this aspect. As of 2015, Qatar accelerated its company investments and made approximately 7 billion dollars of company purchases in Turkey. Economic and trade relations between the two countries have begun to develop with these investments. Along with the Gulf Crisis, the development of military and diplomatic relations makes Qatar an important actor for Turkey as well. Keywords: Türkiye, Foreign Policy, Qatar Relations, Gulf Cooperation Council, Tamim, Erdoğan

Military relationsEconomic relationsQatar+7
Oktay Yalçın
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çin Halk Cumhuriyeti ekonomisinin Türkiye ekonomisi üzerine etkileri

1 Ekim 1949'da kurulan Çin Halk Cumhuriyeti, 1970'li yılların sonuna kadar dışa kapalı bir ekonomik yapıda gelişimini sürdürmüştür. 80'li yıllarda ise, ülkede uluslararası sistem ile bütünleşmek için uygulanmaya başlayan ?açık kapı? politikaları ile hızlı bir ekonomik büyüme ve kalkınma süreci başlamıştır. Çin 1992 yılında ?Sosyalist Piyasa Ekonomisi?ni uygulamaya koymuş ve böylece dış ticarete dayalı bir dışa açılma politikası izlemeye başlamıştır. Çin Halk Cumhuriyeti, başarılı reformlar ve 2001 yılındaki Dünya Ticaret Örgütü üyeliğiyle birlikte önemli bir küresel aktör haline gelmiştir. Yıllar itibariyle gerçekleştirilen yüksek büyüme hızı, kalabalık nüfusu ve kalkınmakta olan ekonomisi ile Çin, ülkeye ihracat yapan ülkeler için büyük bir hedef pazar ve fırsat olarak görülebilir. Diğer taraftan ÇHC, ihracat yaptığı ülkelere karşı düşük işgücü maliyetleri, devletin uyguladığı teşvikler, yüksek doğrudan yabancı yatırımlar gibi faktörler sayesinde sağladığı rekabet avantajı ile de, özellikle gelişmekte olan ülke ekonomilerinde iç piyasalar için bir tehdit haline gelmiştir.Türkiye ile ÇHC ekonomik ve ticari ilişkileri henüz arzu edilen seviyede değildir. Türkiye açısından en büyük sorun 1990'lı yıllardan bu yana Çin karşısında hızla artan dış ticaret açığıdır. İki ülke arasındaki yatırım ilişkileri de henüz istenilen seviyelerde değildir. Bu çalışmada Çin'in ekonomik gelişim süreci ve dünya ticaretindeki yeri, Türkiye ile ticari ilişkileri ve Türkiye ekonomisi üzerine etkilerinden bahsedilecektir. Ayrıca, Türkiye'nin Çin'e olan dış ticaret açığını azaltması ve iki ülke arasında uzun vadeli ve dengeli bir ekonomik ilişki kurulabilmesi için çözüm önerileri öne sürülecek ve Türkiye'nin Çin'le olan ekonomik ilişkilerinde alınması gereken önlemlere değinilecektir.

Dış açıkEkonomik etkiEkonomik gelişmeler+3
Demet Hartoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Irak ekonomik ilişkileri ve Gaziantep-Irak ihracatı

Ülkeler tüm ihtiyaçlarını karşılayacak miktarda kaynağa sahip olmadıkları gibi ihtiyaç duyduklarından fazlasına sahip olduğu kaynakları da israf etmemek isterler. Bundan dolayı ülkelerin kendilerinde fazla olan malları satıp, az olanları satın almaları uluslararası ticarette bulunmaları, ülkelerin birbirleriyle ticaret yapmaya götüren başlıca nedendir. Çalışmada Türkiye – Irak ve Gaziantep – Irak ekonomilerinin genel görünümleri ve dış ticaret göstergelerine yer verilmiştir. Ayrıca iki ülke arasında ithalata ve ihracata konu olan ürünler ve ülkemizin önemli ticaret ve sanayi merkezlerinden biri olan Gaziantep'in sanayi ve ticarette katma değer yaratarak ürettiği ürünlerin gerek ülke gerekse bölge ekonomisinin gelişmesi yönünden nasıl bir ekonomik güç potansiyeline sahip olduğu ve Gaziantep'ten Irak'a yapılan ihracatın nitelikleri ve istatistikleri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın bulgularına göre Türkiye'nin Irak'a ihracat potansiyelini kullanmasında ve Gaziantep'in Irak'a yapacağı ihracatını arttırmasını sağlayacak faktörler ve artış sonrası elde edebileceği avantajlar belirtilmiştir. Bu çalışmanın temel amacı Türkiye ve Gaziantep'ten Irak'a yapılan ihracatın detaylı analizi ile birlikte nasıl arttırılabileceğini tespit etmektir.

EkonomiEkonomik ilişkilerEkonomik iş birliği+5
Hüseyin Aras
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

1923-2019 yılları arası Türkiye-Polonya ilişkileri

Osmanlı Devleti ile Lehistan arasında 1414 yılında başlayan kadim dostluk bazı tarih safhalarında çeşitli sınavlardan geçmiştir. Lehistan'ın başka ülkeler tarafından parçalanması, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı sürecinde topraklarına yapılan işgallerle birlikte bu ilişkiler bir süreliğine de olsa sekteye uğramak zorunda kalmıştır. 1923 yılında imzalan Lozan Antlaşmasıyla birlikte iki devlet arasında da dostluk ve ticaret antlaşması imzalanarak temelden sağlam gelen bu ilişkiler daha güçlenmiştir. Cumhuriyetinin ilanından II. Dünya Savaşı dönemine kadar ikili ilişkiler aynı seyrinde devam etmiştir. II. Dünya Savaşıyla birlikte Polonya'nın neredeyse yok olma sürecine girmesi diplomatik ilişkilerin duraklamasına neden olmuştur. Bu süreçten sonra Türkiye-Polonya ilişkileri askıya alınmış ve iki ülke arasındaki temaslar 1990'lı yıllara kadar zayıflamıştır. Bu tarihten sonra Polonya'nın sosyalizm idaresini bırakıp liberal demokrasiye geçmesi ikili ilişkilerin tekrar eski düzeyine kavuşmasını sağlamıştır. Ayrıca Cumhuriyetin ilk yıllarından II. Dünya Savaşı'na kadar Polonya'dan çeşitli alanlarda uzmanlar Türkiye'ye gelerek Türk ekonomisine katkı sağlamıştır. Halen Polonya da yaşayan Türkler ile Türkiye'de yaşayan Polonyalıların iki ülke arasındaki dostluk ilişkisine katkılarını canlı olarak görmeye devam etmekteyiz. Günümüzde Osmanlı-Polonya ilişkileri 605.yılına ulaşmıştır. Gerek ticaret ilişkileri gerek diplomatik ilişkiler bakımından dostlukları halen sürmektedir.

Ekonomik ilişkilerKültürel ilişkilerOsmanlı Devleti+7
Sevim İlhan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye - Suriye ekonomik ilişkilerinde Gaziantep'in yeri

90 yıllık aradan sonra birbirlerine yakınlaşan Türkiye ve Suriye ülkeleri arasında sosyal, siyasal, ticari, kültürel ve bilimsel alanlarda birçok işbirliğine gidilmiştir. İki ülke arasındaki coğrafi yakınlığın yanı sıra tarihi ve kültürel bağlar da ticaret hacminin artırılmasında önemli rol oynamıştır. Özellikle Türkiye ile Suriye arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi doğrultusunda imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması ile iki ülke arasında ticareti engelleyen faktörlerin ortadan kaldırılması amaçlanmış; böylelikle ticarete hızlı bir ivme kazandırılmıştır. Ayrıca Suriye ile mevcut sınır kapılarında kurulması hedeflenen Sınır Ticaret Merkezleri de, iki ülke sınır ticaretini iyi bir noktaya getirerek Türkiye-Suriye dış ticaretinin daha da gelişmesini sağlayacaktır.Gelişmiş sanayi yapısı ve yüksek ticaret hacmi ile geniş bir bölgesel pazara hitap eden Gaziantep İli, komşu ülke Suriye ile Karkamış Sınır Kapısı'ndan sınır ticaretini gerçekleştirmekte; sanayi yönünden olduğu kadar ticaret yönünden de dikkatleri çekmektedir.Tarih boyunca ortak bir kültürü paylaşmış olan Gaziantep-Halep İlleri arasında var olan ortak kültürün devamlılığı ve kültürel altyapının geliştirilmesine yönelik gerçekleştirilen projelerle birlikte; ekonomi, ticaret, sanayi, ulaşım, turizm, enerji, basın ve eğitim alanlarındaki ikili işbirlikleri hızla devam edecek ve bu illerin gelişmesine katkıda bulunacaktır.

Ekonomik ilişkilerGaziantepSuriye+3
Ferda Nakıpoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve İsrail'in ihracat performansı üzerine bir karşılaştırma

Küreselleşme sonucu artan rekabet ortamında, bütün ülkeler uluslar arası piyasalarda rekabet gücü ve ihracat performansını artırarak, ekonomik büyüme ve dolayısıyla refah artışına katkı sağlamaya çalışmaktadır. Birçok ülkenin rekabet gücünü artırmaya yönelik politikaları arasında, ihracatın bileşiminde teknoloji yoğun ürünlerin ağırlık kazanmasına dönük olanlar ön plâna çıkmaktadır. Bu politikaların tercihinde, gelişme sürecini yakın dönemde tamamlamış Güney Kore ve İsrail gibi ülkelerin deneyimleri etkili olmuştur. Ekonomik büyüme performansında etkili olan ihracata odaklanan çalışmamız, Türkiye ve İsrail'in 1960'lardan bugüne sergilediği ihracat performansını konu edinmiştir. Bu çerçevede, literatürde yer alan ihracat performansı üzerinde etkili faktörler bağlamında iki ülkenin kaynakları ve ihracat performansı incelenmiştir. Çalışmamızın temel amacı, Türkiye ve İsrail'in ihracat performansının karşılaştırılmasıdır. Bu doğrultuda birincil amaç, ihracat performansını etkilediği düşünülen GSYİH, nüfus, beşeri sermaye, ulaşım alt yapısı, makro ekonomik durum, Ar&Ge, teknolojik yetenekler ile yerli ve yabancı yatırımların incelenmesidir. İkinci amaç, ülkelerin ihracatının miktar ve bazı ekonomik büyüklüklere oranı bakımından karşılaştırılmıştır. Son olarak ihracat performansı kalitatif bir yaklaşımla ele alınıp ülkelerin ihracatları teknolojik yoğunluklarına göre tasnif edilerek karşılaştırılmıştır. Araştırmamızda ihracat performansıyla ilgili makro ekonomik değişkenler Dünya Bankası veri tabanından alınmıştır. İhracatın teknolojik yoğunluğunun belirlenmesinde ise BM Comtrade veri tabanından alınan veriler kullanılmıştır. Ulaşılan bulgular arasında, 1960?2005 yılları arasında her iki ülkenin miktar olarak yakın düzeyde ihracat yaptığı, ihracatın GSYİH'ya oranı bakımından 1980'lerde İsrail'in Türkiye'den iki kat yüksek performans gösterdiği, teknolojik yoğunluk bakımından Türkiye'nin orta ve düşük teknolojiye, İsrail'in ise yüksek teknolojiye dayanan ihracat yapısına sahip olduğu bulgulanmıştır. Çalışmada Türkiye ve İsrail'in ekonomik özelliklerinin ortaya çıkarılarak mukayese edilmesi, araştırmanın özgün değerini oluşturduğu gibi, ulaşılan bulgular ulusal rekabet politikaları için gerekli bilgileri sağlaması açısından önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: İhracat performansı, Teknolojik yoğunluk, Türkiye, İsrail

Ekonomik ilişkilerKarşılaştırmalı analizPerformans+5
Hakan Bilgütay
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

1918-1946 yılları arası Türkiye-Suriye iktisadi ilişkileri

1918-1946 döneminde Türkiye ve Suriye arasında iktisadi ilişkileri inceleyen araştırmada, temel olarak Fransa'nın koruyuculuğu altındaki Suriye'de manda idaresinin uyguladığı politikalar ve bu yönde şekillenen ekonomik yapıya ilave olarak Türkiye ile ticari ilişkilerinin boyutları ve bileşimi incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışmada ilk olarak, Türkiye ekonomisinin genel görünümü ve Fransız mandası altında Suriye ekonomisi ve söz konusu dönemde uygulanan iktisat politikalarının ticari ilişkiler üzerindeki etkileri çözümlenmiştir. Ayrıca söz konusu dönemde Türkiye ve Suriye arasında günümüzde bile zaman zaman gündeme gelen Hatay sorununun doğuşu irdelenmiştir. İkinci olarak ise 1926-1942 yılları arasında Türkiye ile Suriye arasında ticaretin boyutları, bileşimi, söz konusu ticaretin Türkiye için nisbi önemi ile birlikte ticaretin geçirdiği değişiklikler açığa çıkarılmıştır. Bu amacı gerçekleştirmek üzere dönem içinde ticareti oluşturan malların çeşitli açılardan tasnifi ve oranlanması yöntemiyle ticari ilişkinin yapısal analizi gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın sonucunda Suriye'nin Türkiye ile ticari ilişkilerin, iki ülkenin tarihi ve kültürel bağları ve konumundan doğan avantajları göz önünde tutulduğunda beklenen düzeyde gerçekleşmediği görülmüştür. Büyük oranda tarımsal hammaddeler olmak üzere küçük miktarda endüstriyel ürünlerin ticareti yapılmakla birlikte, iki ülke arasında ticaret 30'lu yılların genel konjonktürüne uygun olarak azalmıştır.Anahtar kelimeler: Türkiye Ekonomisi, Suriye Ekonomisi, Fransız Mandası, Suriye-Türkiye Ticari İlişkileri.

21. yüzyılDünya krizi 1929Ekonomi+5
Halil Küçükbiltekin
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de enerji tüketimi, büyüme ve cari açık ilişkisi

Enerji tarih boyunca insanoğlunun en önemli gereksinimi olmuştur. Bu gereksinim, endüstri devrimi ve makineleşmeyle birlikte hız kazanmıştır. Enerji günümüzde dünyanın en önemli stratejik kaynağı konumundadır.OPEC ülkelerinin dünyada monopol olması, petrol zengini olmayan ülkeleri dışa bağımlı hale getirmiştir. Bu durum petrol zengini olmayan ülkeler için dışa bağımlılığı artıran bir unsur olmuştur.Bu çalışmada Dünya'da ve Türkiye'de, enerji kaynaklarına uygulanan politikalara değinilmiş. Ayrıca Türkiye ekonomisinde büyüme, enerji tüketimi ve cari açık ilişkisi analiz edilmiştir. Yapılan ekonometrik analizin sonucu olarak, enerji tüketiminde meydana gelen artışların, ekonomik büyümeyi de arttırdığı, bu durumun ise, cari açığı arttırıcı etki yaptığı görülmüştür.

Cari açıkEkonometrik analizEkonomik büyüme+3
Güldem Kerimoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlıktan sonra Tacikistan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki dış siyaset, ekonomik güçlendirme ve gelişmeye yönelik ilişkiler

Bu tezde Sovyetler Birliğinin dağılmasını izleyen dönemde Türkiye ile Tacikistan arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. İki ülke ilişkileri, 1991-1995 yılları arasında Tacikistan'ın Türkiye ile ilişkileri, ekonomik koşullarının olumsuzluğu, Tacik İç Savaşı ve bu ülkenin İranve Rusya ile olan yakın ilişkisi nedeniyle kısıtlı kalmıştır. 1996-2004-2010 arası dönemde ise iki ülke ilişkileri Tacikistan'ın Orta Asya coğrafyasının ayrılmaz bir parçası olduğunun Türkiye tarafından daha iyi anlaşılması, Tacik İç Savaşının önemli bir siyasal uzlaşı ile sonuçlanması ve Tacikistan'ın bölgesel istikrar için vazgeçilmezliği gibi etkenler nedeniyle gelişmiştir. Türkiye-Tacikistan ilişkilerinde bugün gelinen nokta değerlendirildiğinde, bağımsızlığın hemen ardından gelen ilk yıllara oranla ilerleme olduğu, fakat bu ilerlemenin henüz istenen düzeyde gerçekleşmediği sonucuna varmak mümkündür. Anahtar Kelimeler: 1. Tacikistan, 2. Bölgesel İstikrar, 3. Türkî Cumhuriyetler, 4. Tacikistan İç Savaşı, 5. Türk Tacik İlişkileri.

Ekonomik gelişmelerEkonomik ilişkilerTacikistan+5
Gulyam Yuldashev
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Rus iktisadi ilişkilerinde müteahhitlik hizmetleri (1991-2001)

Soğuk savaş sonrasında Türk-Rus ilişkilerini, daha önceki dönemden ayıran en önemli etken, iki ülke halkları arasında giderek artan doğrudan temaslar olarak görülebilir. Bu süreçte Türkiye ve Rusya etkin şekilde ekonomik ve siyasal dönüşümden geçmektedir. İki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesinde hem ekonomik ilişkilerin hem de iki ülkenin dış politikaları nedeniyle artan politik diyaloglar etkili olmuştur. Türk istihdam verilerine bakıldığı zaman sektörün toplam istihdam içindeki payı % 6 civarında seyretmekle birlikte bunun bağlantılı diğer sektörlerle birlikte değerlendirilmesi, istihdama gerçek katkısını ortaya koyar. Ancak sektörün istihdam yapısının genellikle eğitim seviyesi düşük, mevsimlik işçilerden oluşan yapısı, özellikle kırsal kesimden büyük göç dalgalarının yarattığı işsizlik sorunlara maruz kalan Türk ekonomisi için diğer sektörlerle karşılaştırıldığında kısa vadede etkin imkânlar sunduğu görülmektedir. SSCB ile Türkiye arasında 1984 yılında imzalanmış olan ve 1987 yılında yürürlüğe girmiş olan doğalgaz anlaşması Rusya'da Türk müteahhitlik sektörünün önünü açmıştır. 1989 yılından itibaren başta Moskova olmak üzere Minsk, Borisov ve Kiev gibi şehirlerdeki taahhüt işlerini almaya başlayan Türk müteahhitlik firmaları ciddi zorluklar yaşayarak bu bölgede istihdam olanağı sağlamıştır. 1990 da Sovyetleri Birliği'nin yıkılmasıyla birlikte 1990 lı yıllarda Rusya Almanya'dan sonra Türkiye'nin önemli bir ticari partneri olarak önemini korumuştur. Kuveyt krizi ve Körfez savaşının olduğu 1990-1991 döneminden sonra kapanan Orta Doğu pazarının ardından Rusya Federasyonu Türk müteahhitlik alanının en büyük pazarı durumuna gelmiştir. 1990 yılından itibaren 133 Türk müteahhitlik firması 733 proje üstlenmiş ve toplamda 12,8 milyar dolarlık taahhüt işi almıştır. Türk-Rus ilişkileri henüz stratejik ortaklık düzeyinde olmasa da ticaret, enerji gibi sektörlerde bu seviye yakalanmıştır. Buradan Türk-Rus ilişkilerinde işbirliği ve rekabetin uzun yıllar devam edeceğine dair işaretler çıkarılabilir. İki ülke yüzlerce yıl devam eden jeopolitik mücadeleyi bir anlamda ekonomik işbirliğine çevirmek için çaba sarf etmektedir. Bu kapsamda iki ülke ticari ilişkilerinin devamlılık göstermesi, ticari ilişkilerinin durumu, Rusya'da uzun yıllardır faaliyetine devam eden müteahhitlik firmalarının değişen siyasal ve ekonomik koşullara rağmen önemli projelere imza atması, bunların iki ülke ekonomik ilişkilerine etkisi ele alınacaktır

EkonomiEkonomik faaliyetlerEkonomik ilişkiler+7
Taha Kutalmış Gündoğdu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hindistan-İran diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkileri (1979-2012)

İki ülke-Hindistan ve İran-dünyanın büyük medeniyetleri arasındadır. İki ülke arasındaki ilişkiler nesillerden nesillere geçen yüzlerce yıllıktır. Hindistan ve İran aralarındaki ilişkilerde birçok iniş ve çıkış yaşadı, bunun sebebi uluslararası ve bölgesel kısıtlamalar ya da iç dinamikler yüzünden olmuştur. Ayrıca Hindistan'ın İngiliz yönetimi, bölünmesi ve Pakistan'ın yaratılmasıyla İran'la olan doğrudan toprak bağlantısını kaybetti. 21.yüzyıla gelindiğinde, Hindistan hızlı büyüyen ekonomiye sahip uluslararası düzeyde umut verici güçlerden biri olarak ortaya çıktıkça ikili ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldı. Küresel düzeyde İran, Hindistan için önemli bir ülkedir. Özellikle İran'ın coğrafi konumu, büyük enerji kaynakları ve Orta Asya ülkelerine ve Afganistan açılan bir kapı olarak yer almaktadır. Ayrıca, İran Orta sınıfı için ucuz ve yüksek kaliteli eğitim fırsatları Hindistan'da mevcuttur. Savunma sektöründe İran, modernizasyonunda Hindistan'dan önemli ölçüde yardım alabilir. Bu nedenle, Hindistan ve İran arasındaki ilişki, karşılıklı ve uzun vadeli bir stratejik ilişki geliştirmek için çok güçlü bir temel sağlayabilecek çıkarlara dayanmaktadır. Hem Hindistan hem de İran dünya siyasetinde önemli ve gelişmekte olan bölgesel güçlerdir ve her ikisi de dünya siyasetinde aktif ve baskın bir küresel güç rolünü oynamayı dört gözle bekliyor. Bu çalışma, uluslararası bir sistemin yapısının önemini ve devlet davranışının birincil belirleyicisi olma rolünü vurgulayan neorealizm teorisine göre Hindistan ve İran arasındaki stratejik ilişkilere odaklanmaktadır. Bu tez, stratejik ilişkilerin şekillenmesinde sistem, güvenlik ve ekonomi gibi en önemli etkileyen faktörleri belirleyerek uluslararası sistemde ülkeler arasında stratejik ilişkiler kurmanın çeşitli bileşenlerini incelemektedir. Hindistan ve İran arasındaki ilişkiler, başta güvenlik, enerji ve Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru olmak üzere birçok konuda derinleşiyor. Ancak, stratejik ilişkilere ulaşmak için iki ülkenin önünde uzun bir yol var. Bu tez, Hindistan-İran arasındaki diploması, siyasi ve ekonomik ilişkilerde küresel ve bölgesel aktörlerin nasıl etkili olduğunu sorusunu açıklamaya amaçlamaktadır.

DiplomasiEkonomik ilişkilerHindistan+3
Sohrab Rasa
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kadına yönelik ekonomik şiddetin iş yaşamına yansımaları: Elazığ ili örneği

İnsanlık tarihi ile birlikte oluşan şiddet olgusu birçok toplumsal ve bireysel unsurdan etkilendiği için karmaşık bir yapı sergilemektedir. Bu karmaşık yapı, şiddet kavramının kolaylıkla tanımlanmasını zorlaştırmaktadır. Genel olarak şiddet; kuvvet kullanma, kötü söz söyleme veya aşağılayıcı davranışlarda bulunma şeklinde tanımlanabilmektedir Geçmişten günümüze hem gelişmiş toplumlarda, hem de az gelişmiş toplumlarda şiddet varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Şiddet; fiziksel, psikolojik (duygusal), cinsel ve ekonomik olmak üzere dört başlıkta sınıflandırılmaktadır. Çalışmanın konusunu şiddet türlerinden belki en az bilineni olan ekonomik şiddet oluşturmaktadır. Ekonomik şiddet kişilerin çalışma ve gelir sağlama özgürlüklerinin kısıtlanması, mal alışverişlerinin engellenmesi, gelirlerine el konulması ve gelir sağlamak üzere çalıştırılmaya zorlanılması gibi eylemlerden oluşmaktadır. Kadına yönelik ekonomik şiddet ise kadının isteği dışında parasal kararların eşi, ailesi veya herhangi bir kişi tarafından yönetilmesi, kadının parasına el koyulması yoluyla harçlık verilmesi veya harçlık verilmemesi, ailesinin parasal tasarruflarında kadının görüşünün alınmaması gibi durumlar olarak tanımlanmaktadır. Bu durumlara ek olarak, kadının tasarruf yapma yetkisinin olmaması, çalışmasına izin verilmemesi veya izin verilse de çalışmasının belli şartlar ile kısıtlanması da ekonomik şiddet kavramı içerisinde yer almaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada ekonomik şiddet olgusunun temeli, kadına yönelik şiddetin çeşitleri ve nedenleri, Dünya'da ve Türkiye'de kadın işgücüne katılım durumu ve şiddet gören kadınlara ait rakamlara yer verilmiştir. Çalışmada erkek ve kadın öğretmenlerin ekonomik şiddet algısı Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı kamu ve özel okullarında görev yapan öğretmenler örneklem alınarak incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı kamu ve özel okullarında görev yapan kadın ve erkek öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışmada 300 adet kadın ve 300 adet erkek olmak üzere 600 kişiye anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmada model kapsamında 23 ana hipotez ve 13 alt hipotez geliştirilmiş ve test edilmiştir. Ekonomik şiddet algılarına ilişkin anlamlı bir farklılığın olup olmadığını tespit etmek amacıyla değişkenler arasında t testi ve Tek yönlü (One way) Anova testi yapılarak sonuçlar yorumlanmıştır.

Ekonomik etkiEkonomik hayatEkonomik ilişkiler+7
Zülküf Narlıkaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Related subjects