Historic buildings

70 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Arkeolojik mirasın korunmasında ören yeri müzelerinin rolü

ÖZET Ülkemizde ören yeri müzeleri ile ilgili yapılan ilk çalışma olan bu tezin amacı, ören yeri müzelerinin arkeolojik mirasın korunmasında neden gerekli olduğunu tespit etmek; ülkemizde mevcut ve kurulmakta olan ören yeri müzeleri için tanım, yer ve bina, bölümler, yönetim ve kadro, koleksiyon ve sergileme, güvenlik ve eserlerin korunması ile ilgili öneriler getirmektir. Bu tezde kütüphaneler ve internet aracılığıyla yabancı ve Türkçe kitaplar, tezler, süreli yayınlar taranmış; ABD, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, Macaristan ve Yunanistan'daki müzelerin bağlı olduğu kurumlar, müze müdürlükleri, T.C. Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Çatalhöyük Ören Yeri Müze Projesi yetkililerden yazdı açıklamalar alınmış; gönderilen kanun metinleri, müze rehber kitapları, kataloglar, broşürler, istatistiki bilgiler incelenmiş; ülkemizde ören yeri müzesi olarak değerlendirilebilecek Side, Gordion, Milet, Aphrodisias, Pamukkale (Hierapolis) Arkeoloji Müzeleri ziyaret edilmiş, müze müdürleri ve Çatalhöyük Ören Yeri Müze Projesi yetkilileri ile görüşülmüştür. Bütün bu yöntemlerle tezde sunulan bilgileri destekleyecek slayt, kanun metinleri; müze kataloglarından, broşürlerden ve konuyla ilgili yayınlardan fotoğraf, harita, çizim gibi malzemeler elde edilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkan bu tez, Giriş; Tanımlar; Ören Yerlerinin Tahrip Nedenleri; Ören Yeri Müzelerinden Örnekler; Arkeolojik Mirasın Korunmasında Ören Yeri Müzelerinin Rolü; Ülkemizde Mevcut ve Kurulmakta Olan Ören Yeri Müzeleri için Öneriler ve Sonuç olmak üzere yedi bölümden oluşmaktadır. Bu tezde, ören yeri müzelerinin uluslararası alanda veya ülkemizde resmi herhangi bir tanımının yapılmadığı; ABD ve Avrupa'da ören yeri müzelerinin, ülkemizde ise ören yeri müzesi niteliğinde müzelerin olduğu; Akropolis, Çatalhöyük, Troia, Zeugma ve Aphrodisias'ta ören yeri müzelerinin kurulması konusunda girişimlerde bulunulduğu; Akropolis, Çatalhöyük ve Aphrodisias'ta ören yeri müzelerinin projelendirildiği tespit edilmiştir. Bu tez kapsamında yapılan araştırmalar sonucunda arkeolojik eserlerin kendi ortamında korunmasına ve araştırılmasına imkan vermek; ören yerlerinin güvenliğini sağlamak; ören yerinin ve ören yeri müzesinin bulunduğu bölgenin tanıtımını yapmak için ören yeri müzelerinin gerekli olduğu; mevcut kanunlar, teşkilatlanma şeması ve kadro yapısı değiştirilerek, arkeolojik mirasın korunması için ören yeri müzelerinin kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır. n

Arkeoloji müzeleriKorunmaMüzeler+2
Nevra Ertürk
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Organik malzemeli müze eserlerinin (kağıt, ahşap, dokuma, deri) mikrobiyoloji kökenli etkenlerle bozulması ve alınacak önlemler

Organik malzemeli müze eserleri, kendi yapı özelliklerine ve içinde bulundukları çevre koşullarına bağlı olarak zaman içinde bozulurlar. Müzelerin öncelikli sorumluluğu; var olmalarını sağlayan eserleri korumak, onlar için en uygun çevre koşullarım gerçekleştirmektir. Ortam koşullan nem, sıcaklık, ışık, biyolojik zararlılar, hava kirliliği... gibi unsurları kapsar. Koleksiyonların bulunduğu iç mekanlarda iklimin sürekli ve düzenli olarak ölçülmesi ve elde edilen veriler yorumlanarak bu doğrultuda ortam koşullarının denetlenmesi gerekir. Çalışmamızın Genel Bilgiler kısmında anlık / sürekli / bilgisayarlı ölçüm cihazlarının kullanımı, verilerin değerlendirilmesi, iç iklim değişkenlerini düzenlemek için kullanılabilecek malzeme ve yöntemler üzerinde durulmuş; ortam koşullan ve kendi yapısındaki maddelere bağlı olarak eserleri tutan mantarlar, bakteriler ve parazitler yapı ve yaşam özellikleri ile bozucu etkileri bakımından incelenmiştir. Bir kısım organik eserlerdeki mikrobiyoloji kökenli bozulmaları incelemek üzere farklı koleksiyonlarda bulunan örneklerle çalışılmıştır. Kağıt malzemeye örnek olarak özel bir koleksiyonda bulunan küflenmiş kitaplardan; ahşap malzemede görülebilen çeşitli bozulma tiplerini örnekleyebilmek için Manisa Müzesi'ne ait Sardes Bin Tepeler 89 Tümülüsü odun buluntularından, IH. Ahmed Çeşmesi ahşap saçaklarından ve Büyükada'da bir ahşap evden; dokumalarda karşılaşılanları aramak amacıyla İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunan Bizans dokuma parçalarından; deri eserleri tutan mikroplan incelemek üzere Topkapı Sarayı Müzesi'ne ait bir parşömen elyazmadan; karışık malzemelilerde karşılaşılanları örneklemek amacıyla da Atagök'e ait tuval resimlerinden ve bir özel koleksiyonda bulunan güzel yazı levhasından alınan örneklerde etken aranmıştır. Örnekler çıplak gözle ve mikroskop altında incelenmiş, kültürler hazırlanmış, bunlar da mikroskopta ve çıplak gözle incelenmiş, sırasında ileri tanım yöntemlerine de başvurularak etken olan bakteri ve mantarlar tanımlanmıştır. Bu eserlerden ayırdığımız mikropların mücadelede kullanılabilecek ilaçlara duyarlılığım ortaya çıkarmak amacıyla, konservasyon literatüründe eserlere uygun olduğu bildirilmiş dört antifungal madde kullanılarak duyarlılık deneyleri yapılmış ve herbirinin bu kökenler üzerinde etkin olduğu en düşük yoğunluk belirlenmiştir. Örnek eserlerimizdeki bozulmaların %80.81'inde mikropların etken olduğu, bu etkenlerin %15.39'unu bakteri, %65.26'sım mantarların oluşturduğu görülmüştür. İncelediğimiz materyallerden, kağıttan Aspergillus rriger; ahşapta Sardes buluntularından Gram pozitif koklar, Cladosporium sp, Eupenicillium alutaceum, E. crustaceum, Ajellomyces capsulatus; HI. Ahmed Çeşmesi saçaklarından Penicillium frequentans, Acremonium charticola; Büyükada, ahşap evden Verticitlium cinnabarinum, Fusarium sporotrichioides; deriden Trichophyton verrucosum, dokumalardan Alternaria tenuis; kanşık malzemelilerden resim P.implicatum, Mucor sp.; güzel yaza levhasından P. chrysogenum ayrılmıştır. Bu materyallerden %15.39'u bakteri ve %65.26'sı mantar olmak üzere toplam %80.8I'inde mikroorganizmalar etken olarak ayrılmıştır. Duyarlılık deneylerimizde de Aspergillus niger için en düşük yoğunlukta etkili olan madde TBZ (0.33 jug/ml); Alternaria tenuis için TBZ (1.33 ug/ml); Trichophyton verrucosum için potasyum sorbat (20.00 ug/ml); Eupenicillium alutaceum ve E crustosum için TBZ (0.66 ug/ml); Verticillium cinnabarinum için potasyum sorbat (20.00 ug/ml); Acremonium charticola için potasyum sorbat (2.00 ug/ml); Fusarium sporotrichioides için TBZ (1.33 ug/ml); Histoplasma capsulatum için potasyum sorbat (2.00 (Jg/ml); Cladosporium sp için TBZ (0.66 ug/ml); P.frequentans için TBZ (0.33 ug/ML); P.implicatum için potasyum sorbat (0.50 ug/ml); Mucor sp için TBZ (0.66 ug/ml) olarak belirlenmiştir. Mikroorganizmalar sahip oldukları zengin enzimler vasıtasıyla eserlerin malzemelerini parçalayarak kullanır, çıkartılanyla lekelere sebep olabilirler. Eserlerdeki bozulmanın önlenmesi için ortamın düzenlenmesi ön koşuldur. Organik malzemeli eserlerin uzun vadeli olarak korunması ve geleceğe aktarılabilmesi için depo ve sergi alanlarında uygun çevre koşullarının sağlanması öncelikle gerekir. Bunun yanı sıra ortama ve mikroplarla infekte olmuş eserlere uygun kimya maddeleri ve yöntemler kullanılarak ilaç uygulanması da gerekebilir. Uygun ilacın seçiminde duyarlılık deneyleri yapılması etkin ilacın seçilebilmesi bakımından önem taşır. Diğer yandan bu eserlerle yakın temasta olan kişilerin olası hastalık tehlikelerinden korunabilmesi için eldiven, maske ve önlük kullanmaları yararlı önlemlerdir. Çeşitli yabancı ülkelerde kültür varlıklarında mikrobiyoloji kökenli bozulmalarla ilgili çalışmalarda ayrıldığı bildirilen mikroorganizmalarla tez sonuçlarımız karşılaştırılmış, benzer saprofit mantarlar ve bakterilerle karşılaşıldığı görülmüştür. Ancak parşömen elyazmadan ayırdığımız T.verrucosum insanda deri ve eklentilerinde dermatofitoza yol açmaktadır. Sardes buluntularından ayırdığımız H.capsulatum ise sessiz infeksiyonlardan ölümle biten ağır hastalıklara kadar çeşitli şiddette belirtilerle seyreden bir infeksiyondan sorumludur. Müze eserleriyle ilgili dış kaynaklı çalışmalarda solunum yoluyla alınabilecek mikropların bulunduğu bildirilmişse de gerçek patojen mantarların da bulunabildiği ilk kez tezimizde gösterilmiştir.

BozulmaKorunmaMüzeler+1
Ayşe Serda Kantarcıoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir ilinin kültürel değerlerinin resim sanatı ile yorumlanması

Kültürler, asırlar içinde değerler bütünü oluştururlar. Sahip oldukları bu değerler bütünü ile kültürler, ayakta kalarak yaşamaya devam ederler. Bunlar görünen ve görünmeyen değerler bütünü şeklindedir. Bu çalışma, Kırşehir ilini, görünen kültür değerleri üzerinden "Kültür ve Kültürel Tasarım" eksenli ele almaktadır. Zengin bir kültürel mirasa sahip Kırşehir, pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Türk kültürünün yaşatıldığı bir merkez olmuştur. Bu gerçekliği ile Kırşehir, tarihi eserleri, kültürü ve yetişmiş büyük insanları ile, önemli bir yere sahiptir. Kültürel değerlerimiz, ilerleyen süreçte ciddi kayıplara maruz kalmıştır. Günümüz dünyasında, insanların gündemlerinden düşen, yok olmaya mahkum gibi görünen kültürel varlığımızın yaşatılması, sahip çıkılması, manevi bir değer olarak saklanması ve sonraki nesillere aktarılması çok önem arz etmektedir. Kırşehir ilinin kültürel değerleri ve yeri tespit edilerek var olan bulgularına ulaşılmıştır. İlde bulunan kültürel değerler, resim sanatı ile yorumlanmış, varolan kültürel miras, resim sanatı yoluyla anlamlandırılmıştır. Sahip olunan kültürel varlığa vurgu yapılmıştır. Kültürel varlığımıza, özellikle Kırşehir ilinin kültürel varlığına dönük farkındalık oluşturup katkı sunmak amaçlanmıştır. Çalışma, kültür ve kültürel tasarım eksenli ele alınmıştır. Bu çalışmada, literatür taraması yapılarak Kırşehir ilinin kültürel değerlerinin ve yerinin tespiti yapılmış, fotoğraflarla belgelenmiştir. Kırşehir ilinde bulunan ; camiler, medreseler, kiliseler, kervansaraylar, köprüler, kaleler, türbeler, Kırşehir iline ait abdal kültürünün önde gelen isimleri, evlenme gelenek ve görenekleri, konuları araştırılmıştır. Bu kültürel değerlerden Cacabey Medresesi, Ahi Evran, Abdal Kültürü, Aşıkpaşa, Dokuma Geleneği konuları ile camilerden bazıları sanatsal olarak yorumlanmış, resim sanatıyla aktarılmıştır. Teknik olarak tuval üzerine yağlı boya, akrilik boya ile rölyef teknikleri kullanılmıştır. Çalışmalar; sürrealist, expresyonist bir bakış açısıyla soyut etkiler hedeflenerek ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırşehir, tarih, kültür, sanat ,resim sanatı

El sanatlarıKültürKültürel değerler+4
Bülent Köylü
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihi yapıların hasar onarım tespiti ve restorasyon çalışmaları

Bu inceleme içersinde tarihi yapının tanımı,tarihi yapılarda kullanılan malzemeler,tarihi yapılarda meydana gelen hasar onarım ve güçlendirme çalışmları incelenmiştir.

Tarihi eserler
Burçin Amman
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

14. yüzyıldan Cumhuriyet Dönemine kadar yabancı seyyahların gözünden Bursa ilindeki mimari eserler

Bu tezde 14. yüzyıldan 1923 yılına kadar günümüz Bursa ili sınırları dâhilinde seyahatler yaparak burada karşılarına çıkan mimari eserlere yer veren seyyahların tanımlamaları değerlendirilmiştir. Yapılan tanımlamaların güvenilir olup olmadıklarının tespit edilmesi için ilk olarak seyahatnamelerin yapısal incelemesi yapılmış ve mevcut problemler ortaya konulmuştur. Çalışmanın devamında Bursa ili ve ilçelerindeki Osmanlı Dönemi öncesi ve Osmanlı Dönemi eserleriyle ilgili seyahatnamelerde yer verilen bilgilerin tamamı değerlendirmeye alınmıştır. Yapılarla ilgili karanlıkta kalan bazı hususlar da yine bu kaynaklar aracılığıyla aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca özellikle Bursa ili merkezi örneğinde deprem, yangın, savaş gibi bazı afetlerin yapılar üzerinde meydana getirdiği tahribatlara seyyahların aktarımları paralelinde yer verilmeye gayret edilmiştir. Seyahatnamelerde Osmanlı yönetimi ve halkının eski eserlere yönelik tutumlarıyla ilgili seyyahların görüşlerinin önemli yer ettiği görülmüş ve bu aktarımlara ayrı bir bölümde yer verilmiştir. Bu yöndeki tanımlamalar bazı durumlarda seyyahların önyargılarının şekillendirdiği düşünceler olabilmekle birlikte özellikle 19. yüzyılda yaşanan ihmalkârlıkları ve bozulmaları ortaya koyması açısından önemli sonuçlara ulaşılmasını sağlamıştır. Ele aldığımız seyahatnamelerde karşımıza çıkan gravür, çizim gibi görsellerin de yine ayrı bir bölümde değerlendirilmesine çalışılmıştır.

BursaMimari eserlerSeyahatname+3
Fahri Yıldırım
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarihi tekstillerin konservasyon sürecine katkıları açısından arkeometrik incelemelerin önemi: Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki Osmanlı dönemi klapdanlı tekstillerin arkeometrik analizleri

Kültürel malzeme mirasının paha biçilmez bir parçası olan çeşitli tarihi tekstiller ve üretiminde kullanılan malzemeler sosyal geçmişe tanıklık etmektedir. Başlangıçta tekstil bir nesne ihtiyaçtan üretilmiş olmasına rağmen daha sonra ihtişam, güç ve kudretin birer sembolü haline gelmiştir. Bu özelliklere katkı sağlayan temel unsurlardan en önemlisi bulundurduğu altınlı ve gümüşlü metalik ipliklerdir. Tekstil nesneler organik yapıları nedeniyle yaşlanma davranışının yanında döneminde kullanım, çevresel faktörler, kötü yönetim, hatalı koruma-onarım müdahaleleri, uygun olmayan depolama ve sergileme koşulları, vb. farklı etmenlerden dolayı bozulmaları hızlanır. Günümüzde kullanılan arkeometrik yöntem ve teknikler ile tekstil eserlerde kullanılan malzemelerin karakterizasyonu, malzeme üretim yöntemleri ve hatta bozulma ürünleri tespit edilebilmektedir. Araştırmamızda, Topkapı Sarayı Müzesi Padişah Elbiseleri Seksiyonu'nda yer alan 15. ila 19. yüzyıllar arasına tarihlenen toplam 19 adet tekstil eser üzerinde inceleme yapılmıştır. İncelenen klapdanlı saray kumaşlarının belgelenmesi, dönemsel tekstil malzeme teknolojisi ve kullanılan malzemelerin çeşitliliğinin saptanması, tekstil eserlerin kimliklerinin ve üretim yöntemlerinin belirlenmesi, bozulma ürünlerinin saptanması hedeflenmiştir. Ön inceleme ve teknik özelliklerin (dokuma tekniği, iplik büküm yönü, çözgü/atkı sıklığı) belirlenmesi için bir optik mikroskop; boyarmadde analizleri için HPLC-DAD; klapdan ipliklerdeki çekirdek iplik türü, genel morfoloji, metalik iplikteki şeridin kimyasal bileşimi ve korozyon ürünlerinin tespiti için SEM-EDX tekniklerinden yararlanılmıştır. Ayrıca, tekstil eser üzerindeki renkli alanlardan CIELAB spektrofotometresi ile renk ölçümü yapılmıştır. Gerçekleştirilen analizler sayesinde, incelenen tekstil eserlerin belgelenmesi yapılmış, uygun koruma-onarım yöntemleri belirlenebilmiş ve onarım işlemlerinde kullanılacak malzeme seçimi konusunda sağlıklı ve doğru bir karara varmak mümkün olabilmiştir. Ayrıca, farklı dönemlere ait Osmanlı saray kumaşlarının incelenmesi, yapılacak bir veri alt tabanı oluşumunun önünü açmış olacaktır.

ArkeometriDokuma kumaşlarKonservasyon+7
Emine Torgan Güzel
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf Ziya Paşa'nın hayatı ve yaptırmış olduğu eserler

Bu tez çalışmasında Yusuf Ziya Paşa'nın hayatı, yaptırmış olduğu eserlerin Osmanlı Siyasi ve Türk - İslam Sanatı Tarihi bakımından önemi ele alınmıştır. Tez birinci giriş, Yusuf Ziya Paşa'nın hayatının anlatıldığı ikinci, eserlerinin katalog olarak ele alındığı üçüncü, karşılaştırma ve değerlendirme dördüncü ve sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Kaynakça, arşiv belgeleri, planlar, haritalar ve fotoğraflar teze eklenmiştir. Birinci bölümde; konunun tanımı, sınırları, amacı, yöntem ve kaynak araştırmaları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Yusuf Ziya Paşa'nın hayatı önemli kısımları ile ele alınmıştır. Yusuf Ziya Paşa (Yusuf Ziyaeddin Paşa) Türk Siyasi Tarihi ve Sanat Tarihi açısından önemli bir şahsiyettir. Aslen Gürcü olan Yusuf Ziya Paşa küçük yaşta köle olarak geldiği payitaht da hocalar tayini ile eğitimine önem verilmiş dini ilimler, hüsn-ı hatt, muhasebe işleri tahsilinin yanı sıra ve ata binip kılıç kullanarak silahşorluk eğitimlerini de almıştır. Aldığı bu eğitimlerin ve yeteneğinin bir sonucu olarak Maden Eminliği, III. Selim ve II. Mahmut devirlerinde iki kez sadrazamlık, Trabzon, Bağdat, Basra, Konya ve Halep Valiliği, Fransa'nın Mısır'a saldırısı üzerine üç yıldan fazla süren ordu komutanlığı, Eğriboz, Karlıili ve Sakız Muhafızlığı gibi önemli görevlere getirilmiştir. Bu görevler icabı birçok şehirde bulunmuştur Üçüncü bölüm katalog çalışmasıdır. Osmanlı mimarisinde sultan, paşa ve sadrazam gibi devlet büyüklerinin gerek hayır amaçlı gerekse kendi isimlerini yaşatmak amacıyla yaptırdıkları eserler ile hem maddi hem de manevi olarak Türk Sanatına ve toplum hayatına katkı sağlamışlardır. Yusuf Ziya Paşa'nın yaptırmış olduğu eserler yüzyıl itibari ile (18. yy sonu - 19. yy başı) Batı etkisinin Anadolu'daki yansımalarını göstermeleri bakımından önemli yapılardır. Bu yapılardan günümüze gelenler, Malatya Yusuf Ziya Paşa Camii ve Türbesi, Çemişgezek Ulukale Köyü Camii, Keban Yusuf Ziya Paşa Külliyesi, Elazığ İli Keban İlçesi Hamam (Yusuf Ziya Paşa Konağı Hamamı), Erzurum Yusuf Ziya Paşa Köşkü (Nüzhet-ül Hazra), Çemişgezek Tağar Köprüsü ve Üsküdar Yusuf Ziya Paşa Çeşmesi (Köşe Çeşmesi)'dir. Vakfiyelerde ve kaynaklarda geçen yapı örnekleri ise, Erzurum İli Palandöken İlçesi Abdurrahman Gazi Türbesi, Elazığ İli Keban İlçesi Han (Yusuf Ziya Paşa Hanı), Elazığ İli Keban İlçesi Eski Kürtkendi Camii, Elazığ İli Keban İlçesi'nde Mektep ve Gümüşhane İli Kelkit İlçesi'nde Hamam'dır. Bu yapı örneklerinin plan, mimari, süsleme ve işlevleri açıklandıktan sonra eserler tarihsel olarak ele alınmış dönemi içerisinde değerlendirilmişlerdir. Dördüncü bölümde yapıların aynı türdeki diğer eserlerle ile plan tipolojisi ve bezemesel üslup açısından karşılaştırmaları yapılarak, eserlerin Türk Sanatı'nın gelişim çizgisindeki yeri açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır. Tez çalışmasında, Yusuf Ziya Paşa ve eşi Ayşe Hatun Vakfı'na ait vakfiyeler, diğer arşiv belgeleri ve kitabelerin tercümesi yapılarak eserler ile birlikte değerlendirilmesi yapılmıştır. Sonuçta; Yusuf Ziya Paşa da dindar ve hayırsever kişiliğinin bir sonucu olarak da görev yaptığı şehirlerde cami, medrese, türbe gibi dini yapılar ile mektep, hamam, han, kütüphane, çeşme ve köprü gibi sosyal amaçlı hayratlar da yaptıran bir devlet büyüğü olarak tarihe geçtiği vurgulanmıştır. Yaptırmış olduğu farklı işlevleri olan bu yapıların yanı sıra güzel sanatlar ile de uğraşan Paşa Keban'daki külliye için yapmış olduğu hat levha örnekleri ile yalnızca siyasi bir şahsiyet olmadığını sanatçı kişiliğinin de olduğunu göstermektedir. Yusuf Ziya Paşa'nın yaptırmış olduğu eserlerin çizilmiş planları gözden geçirilmiş, gerekli olanlar yeniden tarafımızdan düzeltilmiştir. Eserlerin tamamı yerinde incelenmiş ve fotoğrafları çekilmiştir. Bazı arşiv belgeleri tarafımızdan ilk defa okunmuş ve değerlendirilmiştir. Bunların tamamı tezimize eklenmiştir.

BiyografiCamilerDini eserler+7
Selda Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı öncesi Çemişgezek tarihi

Geçmişi, tarih öncesi devirlere kadar uzanan Çemişgezek, Anadolu coğrafyasının doğusunda, Yukarı Fırat Bölümü'nde yer alan önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Çemişgezek yöresinde yapılan kazı çalışmaları sonucunda elde edilen veriler, eski çağlardan itibaren zengin bir kültür ve medeniyetin varlığını ortaya koymaktadır. Bulunduğu coğrafyadan dolayı Anadolu'nun doğusu ile batısı ve de kuzeyi ile güneyi arasında, adeta bir geçiş güzergâhında olan yöre birçok devlet, beylik ve toplulukların elde etmek için mücadele ettiği sahalardan biri olmuştur. Çemişgezek, tarihi süreç içerisinde Subarlar, Hurriler, Mitanniler, Hititler, Urartular, Roma, Sasaniler, Müslüman Araplar, Bizans, Türk beylikleri, Anadolu Selçukluları, Moğol, İlhanlı, Timur, Akkoyunlu, Karakoyunlu, Safeviler ve Osmanlı gibi çeşitli devlet ve de beyliklerin egemen olduğu bir alan olmuştur. Bulunduğu Tunceli bölgesinde yaşama en elverişli yerlerden biri olan yöre, kültürlerin kaynaştığı ve aynı zamanda insan unsuru olarak ta gelişime ve yeniliğe her zaman açık olan bir yapıda olmuştur. Günümüzde Tunceli iline bağlı ilçe merkezi olan Çemişgezek'te geçmişten günümüze ulaşmayı başarabilen başta Türk dönemi olmak üzere birçok tarihi eser de mevcuttur. Anahtar Kelimler: Çemişgezek, Pulur (Sakyol), Ortaçağ, Türk Beylikleri, Tarihi Eserler

Beylikler DönemiKent tarihiOrta Çağ+2
Taşkın Doğan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Darende'deki kültür varlıklarının çağdaş seramik sanatına uyarlanması

Darende, tarih içerisinde ne zaman kurulduğu bilinmemekle beraber Hititlere kadar uzanan geçmişi, coğrafi ve jeopolitik yapısıyla daima önemli bir konuma sahip olmuş bir ilçedir. Ticaret yollarının geçtiği sarp kayalıkların Tohma ırmağı tarafından derin kanyonlara dönüştürüldüğü fiziki yapısı ve doğal güzellikleriyle daima ilgi odağı olmuş tarih boyunca gündemde kalmayı başarmış önemini yitirmemiştir. Bölgedeki siyasi çekişmelerle sürekli el değiştirmiş çeşitli devlet ve beyliklerin egemenliği altında kalmıştır. Bu tarihi süreç bölgeye önemli bir konum ve kültürel zenginlik katmış birçok farklı kültüre ev sahipliği yapmasını sağlamıştır.Bu çalışmanın amacı: insanlığın ilk ortaya çıkışından bugüne kadar gelen, değişik biçimlerde yüzyıllar boyunca kullanılan seramikle, Darende tarihini kültürel zenginliklerini doğal güzelliklerini bir araya getirmek, gelecek nesillere tanıtmak farklı form ve yüzeylerde oluşturulan tasarımlarla bölgedeki kültürel çeşitliliğe mimari yapıya ilgi uyandırmak, geçmişle geleceğin sentezini yapmaktır.Anahtar Kelimeler: Darende, Kültür, Mimari, Çağdaş Seramik Sanatı, Malatya

BedestenlerCamilerHamamlar+10
Alper Aytekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Van ve Bitlis yörelerindeki Urartu Dönemine ait eserler ve bölgede yapılan kazılar

Urartu Krallığı, Van Gölü Havzası merkez olmak üzere Doğu Anadolu'da M.Ö. 9 ve 6. yüzyıllar arasında hüküm sürmüş önemli bir uygarlıktır. Bu çalışmada kendilerini Bianili olarak adlandıran Urartu Krallığı, özellikle Urartu Krallığı'nın merkezini oluşturan Van Gölü Havzası'ndaki önemli mimari yapıları ve bu bölgede ele geçen buluntular ele alınmıştır. Urartu uygarlığının doğup-geliştiği Van Gölü Havzası, bilindiği üzere prehistorik dönemlerden itibaren birçok farklı milletin mesken edindiği önemli bir yer olmuştur. Özellikle çalışmanın temelini oluşturan bölge Erken Demir Çağı'nda çok yoğun bir yerleşime sahne olmuştur. Bu bölge Urartular ve Proto Urartuların kökenleri ve gelişimleri hakkında bizlere önemli ipuçları vermesi açısından da oldukça önemlidir Bölge bu kadar önemli olmasına rağmen yeteri kadar araştırma ve arkeolojik kazı çalışması yapılmaması nedeniyle bilimsel açıdan hala kapalı bir kutu konumundadır. Tez çalışmamızla ileride yapılacak bilimsel çalışmalara katkı sağlamaya çalıştık. Bu konuda çalışma yapmamıza neden olan temel etki, arkeolojik olarak karanlık olan bu bölgenin aydınlanmasıyla dünyanın tarihi yol haritasında bazı değişikliklerin olma ihtimalidir. Yaklaşık yüzyıldan bu yana Urartuları daha iyi tanımak için kazı ve yüzey araştırmaları yapılmaktadır. Tezimde elde edilen yazılı kaynaklar ve arkeolojik veriler bir arada değerlendirilerek Urartular Krallığı hakkında önemli bilgiler verilmektedir. Ayrıca bu veriler ışığında Urartuların Anadolu ve Dünya medeniyetinin gelişmesindeki rolü de ispatlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Urartular, Demir Çağı, Kazı Çalışmaları, Arkeoloji, Kaleler, Sulama Kanalı, Gölet.

Arkeolojik kazılarBitlisDemir Çağı+3
İhsan Kızmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

İstanköy(KOS)'de arşiv belgelerine göre Türk devri yapıları

Tarihi eserler bakımından zenginliklerle dolu önemli bir yerleşim merkezi konumundaki İstanköy'de inşa edilmiş binaların çoğunluğu Osmanlı dönemine aittir ve bu mimarî varlıklardan büyük bir kısmının Sanat Tarihi açısından şimdiye kadar yeterince incelenip tanıtılmadığı görülmektedir. Böyle bir boşluğu gidermek amacıyla, İstanköy(Kos)'de Arşiv Belgelerine Göre Türk Devri Yapıları başlıklı bu araştırmaya yönelerek, öncelikle daha önceki sınırlı sayıdaki yayınlar ve arşiv belgelerinde kayıtlı bilgilerin derlenmesi ardından, şehir merkezindeki mevcut binaları bizzat inceleyip, fotoğraflarla belgelemek suretiyle tespit işlemlerini tamamladıktan sonra, sistematik katalog düzeni içinde her birinin ayrıntılı tanıtımını ve ayrı bir bölüm halinde bütün eserlerin karşılaştırma ve değerlendirmelerini yaparak, Türk Sanatı Tarihi gelişim çizgisindeki yerlerini belirlemeye çalıştık.Araştırmamızda, İstanköy'ün mimarî varlıkları ile zengin bir şehir dokusuna sahip bulunduğu, halen ayakta kaldığı tespit edilebilen cami/mescid, türbe, hamam, şadırvan ve çeşme olmak üzere toplam 39 adet eser ile açıkça anlaşılmaktadır ve bunların tamamı bu çalışmamız kapsamına alınmıştır.Mevcut yapılar, kronolojik bakımdan 16. yüzyıl sonlarından 20. yüzyıla kadar geniş bir zaman dilimine aittir. Çoğu müstakil inşa edilmekle birlikte,Lonca Cami ve Yenikapı Camileri etrafında, bir kısmı arşiv belgelerinde geçen, bir kısım da yapı kalıntılarına dayanarak bir külliyle bütünlüğünü içinde tespit edilmeye çalışılmıştır.İstanköy'deki Türk Devri Mimarî Eserleri'ne yönelik bu araştırmamızla, konumuz kapsamındaki binalardan bir kısmının deprem, gibi afetlerle tamamen ya da kısmen ortadan kalktığı, günümüze sağlam gelebilmiş bir kısmının da insan eliyle yapılan tahribat izleri taşımalarından dolayı asıl vasıflarını kaybettikleri ortaya çıkmaktadır. Çoğunlukla bakımsız vaziyette kendi hallerine bırakıldıkları anlaşılan bu eserler hakkında, arşiv bilgilerinin derlenmesi, günümüze ait durumlarının belgelenmesi, topluca kataloglanarak tanıtılması ve sanat tarihi değerlerinin belirlenmesi şeklinde ana hatlarını sıralayabileceğimiz çalışmamız, esasen bilimsel kriterlerle sürdürdüğümüz bir araştırma ve inceleme ürünü oluşturmak maksadıyla hazırlanmıştır. Ama aynı zamanda bir daha tekrar yerine konulamayacak çeşitli niteliklere sahip İstanköy'deki Türk Mimarîsi'nin mümkün mertebe en iyi şekilde korunması, onarılması ve gelecek kuşaklara aktarılarak sonsuza kadar yaşatılmasına da katkı sağlayacağına inanıyoruz.

KalelerKülliyelerMedreseler+7
Safiye Özata
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Necîb Efendi Tarihi Koyunoğlu Yazma nüshası

Mustafa Necib Efendi Tarihi Osmanlı Devleti'nde 1803?1808 yılları arasında meydana gelen olayları konu edinen bir eserdir. Kitapta; Yeniçeri Ocağı'nın bozulması, Yeniçerilerin devlete karşı gelmeleri, yapılması düşünülen askerî ve diğer alanlardaki yeniliklere karşı çıkışları; Edirne Vakası, Kabakçı Mustafa İsyanı gibi olaylar anlatılmaktadır. Ayrıca Osmanlı Devleti'nin Avrupa devletleri ile olan ilişkileri, Avrupa'da vuku bulan siyasî ve askerî olaylar hakkında bilgiler de verilmektedir.Müellif bu olayların yaşandığı zaman diliminde Osmanlı Devleti'nin çeşitli kademelerinde yer alan görevlilere de önem vermiştir. Olayları anlatırken bu devlet adamlarını ve görevlerini esas almıştır.Müellifin kendi el yazması olan bu kitabın tamamı, tarafımızdan, günümüz Türkçesine transkribe yapılmıştır. Araştırmamız süresince bu eser üzerine yapılan başka çalışmalar görülmüş ve değerlendirmede dikkate alınmıştır.Necib Efendi Tarihi, Osmanlı elçileri, dönemin idarî kadrosundaki yöneticileri ve III. Selim devri olayları hakkında kaynak olarak daima istifade edilecek bir öneme sahiptir.Anahtar Sözcükler: Tarih-i Mustafa Necib Efendi, III. Selim, Nizâm-ı Cedid, Yeniçeri Ocağı, IV. Mustafa, Kabakçı Mustafa.

KitaplarMustafa Necib EfendiSelim III+7
Oğuzhan Dik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim 7. sınıf öğrencilerine resim-iş dersinde tarihi çevre bilinci uyandırılması (Şükûfe Nihal İlköğretim Okulunda bir uygulama)

11 ÖZET Türkiye'nin her köşesi tarihe ışık tutan, çeşitli kültürlere ait çok zengin tarihi mekanlar ile doludur. Böylesine zengin tarihi mirasa sahip bir ülkede yaşayan bireylerin, sahip oldukları değerlerin farkında olup, bunlara sahip çıkmaları hem bireysel hem de toplumsal görevleri arasında olmalıdır. Türkiye böylesine zengin tarihi çevreye sahip iken her geçen gün bu zenginliklerin birer birer yok oluşu, bunların önemini her geçen gün biraz daha arttırmakta ve korunması gereğini daha da acil bir hale getirmektedir. Bu nedenle, her şeyden önce sahip olduğumuz değerlerin farkında olmadığımız gerçeğinden hareketle, ilköğretimde resim-iş dersi kapsamında bu amaçla bir çalışma yapılmak istenmiştir. İlköğretim Okulu Ders Programlan, Resim-İş Programı (M.E.B.;2000) 6-7-8. sınıfların genel amaçlarından 17. madde (Tarihi ören yerlerini, anıtları, müzeleri, sanat galerilerini, atölyelerini ve tasarım stüdyolarını tanıyarak, kültür ve tabiat varlıklarına sahip çıkabilme) ve 7. sınıfların özel amaçlarından 26.maddelerine (Tarihi eserleri, anıdan, müzeleri, galerileri, sanatçı ve tasanmcı atölyelerini tanıyarak sanat eserlerini koruyabilme) yönelik tarihi çevre bilincini uyandıracak olan uygulamalı bir çalışma yapılmıştır. Çalışma, Ankara ili Yenimahalle ilçesi Şentepe semtinde bulunan Şükufe Nihal İlköğretim Okulunda 7. sınıf öğrencilerinden random yoluyla oluşturulan 21 öğrencilik örneklem grubuyla yapılmıştır. Çalışma, kontrolsüz ön-son test metodu ile yapılmıştır. Testler uzman görüşleri alındıktan sonra uygulanmıştır. Deney evresinde ders sunumu, slayt gösterisi, gezi-gözlem-inceleme ve uygulama etkinlikleri yapılmıştır. Ders programı, uygulamaya yeni başlayan Disipline Dayalı Sanat Eğitimi yöntemi ile hazırlanmıştırin ve resim-iş dersinde tarihi çevre bilincinin uyandırılmasında rolü ortaya konmak istenmiştir. Çalışma kapsamında ilk önce öğrencilere ön test uygulanmıştır ve tarihi çevre hakkında mevcut bilgileri ölçülmüştür, ardından öğrencilere tarihi çevre hakkında bilgi verilip, yaşadıkları şehirdeki tarihi mekanlar hakkında slayt gösterisi yapılmıştır. Gezi-gözlem ve inceleme yapmak için Ankara' mn tarihi mekanlarından Hacı Bayram Camii'ne gidilerek tarihi yapı ziyareti gerçekleştirilmiştir. Burada kalem işi süslemeler incelenip, cami içi çalışma kağıtları yanıtlandıktan sonra motif çizimleri yapılmıştır. Gezi sonrasında okulda, öğrencilerle süslemeler ile ilgili konuşulduktan sonra uygulama çalışması hakkında bilgi verilmiştir. Uygulama çalışması cami içinde incelenen kalem işi süslemelerden çizilen motiflerden yola çıkılarak yapılmıştır. Öğrenciler cami içinde en çok hoşlarına giden motifin eskiz çizimini yaptıktan sonra sınıfta bu çizimleri istedikleri teknik ve istedikleri malzeme ile çalışarak yeni bir tasarım içinde kullanmışlardır. Uygulama çalışması üç ders sonunda tamamlandıktan sonra en son öğrencilere son test uygulanmıştır.

Resim iş dersiResim iş eğitimiSanat eğitimi+5
Hülya Albayrak
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır'ın kentsel sit dokusu

Güneydoğu Anadolu bölgesinde yerleşik yaşam, özgün uygarlıklar kuran Hurrilerin; Urfa, Diyarbakır, Mardin, Kerkük bölgelerini yurt edinmeleriyle başlamıştır. Elcezire denilen Fırat ile Dicle nehirleri arasında, verimli tarım topraklarını kullanan ve Yukarı Dicle boylarına yerleşen Hurriler, Diyarbakır ve yakın çevresinde yerleşik yaşama geçen ilk millettir .M.Ö. 13. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Asurlular, Aramiler, Urartular, İskitler, Medler, Persler, Makedonyalılar, Selevskoslar, Partlar, Büyük Tigran İdaresi, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Şeyhoğulları, Hamdaniler, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları, Nisanoğulları, Artuklular, Eyyubiler, Moğollar, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar Diyarbakır'a egemen olmuştur. Kent, önemli yerleşim merkezlerinin kültür ve ideolijik alanlarının kesiştiği ve kimlik oluşturduğu bir tarihi geçmiş üzerinde şekillenmiştir .Kent surları, Roma döneminde inşa edilmiş ve günümüze kadar her uygarlığın, kitabe, figüratif bezemelerle üzerine eklemeler yaptığı bir kültür mirası olarak anıtsal özelliğini korumuştur/korumaktadır .Diyarbakır'ın kentsel tarihi dokusu ve mimari kimliğinin yer aldığı Suriçi bölgesi, halen özgünlüğünü koruyan somut ve soyut dinamikleriyle, varlığını sürdürmektedir. Kentsel sit alanı ilan edilen Suriçi bölgesinde; İçkale ve dışkale olmak üzere tarihi dönemlere ait pek çok mimari yapı ve öğeler bulunmaktadır. Mekansal zenginliğin üzerinde bulunan sosyal doku, geleneksel tarihi çevreyle bütünleşmiş ve Diyarbakır'ın bulunduğu coğrafya itibariyle tarihi merkez olmasında önemli bir rol oynamıştır.Bu çerçevede, güncel koruma olgusu ve yerel yansımaları, Diyarbakır yapılı tarihinin, geleceğe doğru aktarılmasında ayrıca bir önem taşımaktadır. Özellikle Suriçi Bölgesine ilişkin geçmiş plan kararlarının ve yürütülen Revizyon Koruma Amaçlı İmar Planının, Diyarbakır'ın tarihini korumada ne tür önlemler aldığı ve müdahaleler geliştirdiği değerlendirilmelidir. Bu kapsamda, benzer hassasiyetlere sahip farklı kaleli kent örneklerine ilişkin uygulamalar, koruma pratiğinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacağından incelenmiştir. Elde edilen sonuçlarla; teorik bir planlama süreci kapsamında bir modelleme önerisi sunularak plan çalışmalarına ilişkin somut öneriler tartışılmıştır.Anahtar sözcükler: Diyarbakır Kent Tarihi ve Kimliği, Suriçi Eski Kent Merkezi, Kaleli Kent Uygulamaları.

DiyarbakırKent kimliğiKent tarihi+3
Özlem İnce
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Diyarbakır Merkez maddi kültür varlıkları

Diyarbakır tarihi açıdan büyük bir önem taşıyan Mezopotamya ve Bereketli Hilal bölgesinde yer alır. Mezopotamya eski Yunancada

DiyarbakırKültür varlıklarıTarihi eserler+1
Metin Özçelik
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nden seçilen eserler ile ait oldukları kültürlerdeki matematik izlerine genel bakış

Anadolu bereketli toprakları ile tarihin tüm zamanlarında farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde Anadolu'da yaşamış uygarlıklara ait eserler sergilenmektedir. Anadolu coğrafyası Paleolitik dönemden başlayarak kültürel miras öğesi olarak birçok yerleşimden izler taşır. Bu tezde Anadolu Medeniyetleri Müzesi koleksiyonu temel alınarak gün ışığına çıkmış bazı eserler üzerine yorumlar yapılmıştır. Matematik okul hayatı boyunca işe yararlılığının sorgulandığı bir derstir. Oysaki matematik sanatın oluşum sürecinde olduğu gibi hayatın her alanında temel taşı olarak varlığını sürdürmektedir. Matematiğin arkeolojik obje ile etkileşiminin incelendiği bu çalışmada arkeolojik eserlerde matematiksel tanımlamalara gidilmiştir. Seçilen eserlerde matematik incelemesi yapılırken yer yer matematik ders müfredatındaki konularla örneklendirmeler de sağlanmıştır. Bu çalışmada tarih, arkeoloji, matematik ve geometri bilimleri arasında iş birliği kurulup disiplinler arası bir şekilde inceleme yapılarak matematik ve sanat üzerine yorumlarda bulunulmuştur. Matematiğin dili sembollerden oluşur. Geçmiş kültürlerde matematiğin sanat alanında uygulamalarına değinileceği için, sembolizmin tanımından, sembolün çağrışımlarından bahsedilmiştir. Uygarlıkları incelemeden önce hüküm sürdükleri dönemi hatta kendilerinden önceki dönemi de tanımak gerekir. Bu kapsamda Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenen eserlerin bir kısmının bulunduğu dönem ya da ait oldukları uygarlıklar temel alınarak, Anadolu'da yaşamış uygarlıkların bu topraklarda birbirlerine katkılarını, sanatsal anlamda incelemenin yanı sıra matematik ve geometrinin izlerine odaklanılmıştır. Paleolitk Dönem'de Yarımburgaz Mağarası ve Karain Mağarası Neolitik Dönem'de Göbeklitepe, Çatalhöyük, Kalkolitik Dönem'de Hacılar, Tunç Çağı'nda Hatti ve Hitit Uygarlıkları'nın izlerinin görüldüğü Alacahöyük, Boğazköy, Kültepe yerleşimleriyle Demir Çağı'nda Frig Uygarlığı'nın başkenti Gordion'da bulunan eserlerle ve Doğu Anadolu'da Urartu Uygarlığı'nın Altıntepe, Adilcevaz yerleşimlerinden örnekler verilerek eserler üzerinde matematiksel ve geometrik anlamda yorumlar yapılmıştır.

Anadolu Medeniyetleri MüzesiArkeoloji müzeleriArkeolojik eserler+5
Meryem Soydemir
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Stadiasmus Maris Magni' adlı eserin çevirisi ve yorumlanması

Bu çalışmada antikçağa ait bir coğrafya metni olan 'Stadiasmus Maris Magni' adlı eserin Hellence aslından bir çevirisi ve içeriğine ilişkin genel bir yorumlama sunulmuştur. Bu bağlamda ilk olarak coğrafya metinlerinin yazım formatlarındaki değişimleri izlemek adına bu değişimlere neden olarak antikçağda teritoryal genişleme hareketleri üç alt başlıkta ana hatlarıyla ele alınmıştır. İlk aşama olarak Arkaik dönemde gerçekleşmiş olan Büyük Kolonizasyon dönemi, ikinci aşama olarak MÖ IV. yüzyıl Makedon egemenliği akabinde gerçekleşen Büyük İskender'in Doğu Seferi, son aşama olarak ise Roma Cumhuriyet ve İmparatorluk dönemlerinde görülen eyaletleşme süreci ele alınmıştır. Ana hatlarıyla aktarılan bu tarihsel sürecin devamında ise antikçağ coğrafya yazımının önemli örnekleri kronolojik bir sıra içerisinde tanıtılmaya çalışılmıştır. Bunu takiben bu çalışmanın odak noktasını oluşturan 'Stadiasmus Maris Magni' adlı periplous formatında yazılmış coğrafya metninin Hellence aslından bir çevirisi ve içeriğe ilişkin bir yorumlama yapılmıştır. Söz konusu metnin antikçağa ait coğrafya metinleri ve coğrafya yazımında kullanılan diğer formatlar arasındaki yerinin net olarak anlaşılabilmesi için khorographia formatında yazılmış başka bir coğrafya metni olan Strabon'un Geographika adlı eserinin XV. kitabı ele alınmıştır. Bu kitabın da Hellence aslından bir çevirisi ile genel bir değerlendirme sunulmuştur. Ardından her iki formata ilişkin bir karşılaştırma yapılmış ve son olarak bir genel değerlendirme ve sonuç bölümüyle çalışma son bulmuştur.

Akdeniz havzasıAntik ÇağEski Çağ tarihi+4
Özge Acar
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2016
10
Master'sOpen AccessTR

Antalya'da yer alan Osmanlı Dönemi tek kubbeli cami ve mescitler

Bu çalışmada Antalya ili ve ilçelerinde, Osmanlı Dönemi'nde inşa edilmiş olan tek kubbeli cami ve mescitler ele alınmıştır.Tez, ?Giriş?, ?Katalog?, ?Değerlendirme? ve ?Sonuç? olmak üzere dört ana başlık altında incelenmiştir.Birinci bölüm olan ?Giriş? kısmında; konunun tanımı, amacı ve sınırlandırılması yapılmış; araştırmanın yöntemi ortaya konulmuş, konu ile ilgili kaynaklar değerlendirilmiş ve Antalya'nın tarihçesine kısaca değinilmiştir.?Katalog? bölümünde Osmanlı döneminde Antalya'da inşa edilen cami ve mescitlerin sahip oldukları bütün mimari ve diğer özellikleri tanıtılmıştır.?Değerlendirme? bölümünde katalogda yer alan yapılar plan, malzeme, süsleme, yapı elemanları, cephe elemanları, kitabeler gibi ana başlıklar altında, hem kendi içerisinde hem de çağdaş örneklerle karşılaştırılmıştır.?Sonuç? bölümünde araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara dayanarak genel yargılar ortaya konulmaya çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Antalya, Osmanlı, Cami, Mescit, Tek Kubbe, Mimari

AntalyaCamilerDini yapılar+4
Serkan Kılıç
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

19. Yüzyılda Efes harabeleri İngiltere'ye nasıl götürüldü?

Efes antik kentindeki arkeolojik kazı çalışmaları; Avrupa'da Rönesans'la birlikte gelen fikirlerden etkilenen arkeoloji meraklılarının, antik dönem sanat eserlerine ilgi duymalarıyla ve diğer ülkelere eski eser arayışına çıkmaları sonucunda başlamıştır. Yunan ve Roma medeniyetlerinden kalma zengin kalıntıların bulunduğu Anadolu, Avrupalıların dikkatini çekmiştir. Bu amaçla Anadolu'ya gelen yabancıların yaptığı kazılar, Maarif Nezareti tarafından izne bağlanmışsa da, bazı araştırmacılar izin alırken bazıları ise izin almamıştır. İngilizler ve Avusturyalılar bu kazılar sonucunda elde ettikleri eserleri, kurdukları müzelerde sergilemişlerdir. Efes antik kentinden İngiltere'ye götürülen eserler de British Museum'da sergilenmiştir. Osmanlı Devleti, eski eserlerin korunması konusunda Tanzimat dönemine kadar bir bilince sahip değilken, Tanzimat döneminin getirdiği birtakım yeniliklerle farklı bir süreç başlamış ve varolan eserler için ilk defa müze kurma fikri 1840 yılında ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda da 1846'da Fethi Ahmet Paşa tarafından resmi ilk müze kurulmuştur. Bu tarihten itibaren Anadolu'dan çıkarılan eski eserler kurulan müzede toplanarak sergilenmeye başlanmıştır. Anadolu'ya kazı yapmak amacıyla gelen kişiler, Osmanlı Devleti'nin içerisinde bulunduğu siyasi ve ekonomik zayıflığından faydalanmışlardır. Bazen eski eserleri satın almışlardır. Kimi zaman da antik eserleri gizlice götürmüşlerdir. Bu durum 1881'de Müze-i Hümayun müdürü olan Osman Hamdi Bey ve birtakım aydın grup tarafından tepki ile karşılanmıştır. Osman Hamdi Bey, özellikle Osmanlı Devlet müzeciliğinin gelişimini ve Osmanlı İmparatorluğu'nda arkeolojinin sağlam temellere oturmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Efes, Efes Harabelerinin Nakli, Mr. Wood, Mr. Benndorf, Osman Hamdi Bey, Tarihi Eser Kaçakçılığı.

19. yüzyılKaçakçılıkOsmanlı Devleti+4
Sıdıka Tamtürk
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Necip Fazıl Kısakürek ve tarihi görüşlerinin incelemesi

Bu tez çalışmasında; Necip Fazıl Kısakürek'in tarih konulu eserleri incelenmiş olup, bu eserlerinde yer alan maddi hatalar ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu çerçevede, Necip Fazıl Kısakürek'in ağırlıklı olarak Cumhuriyet tarihi üzerine yazdıkları irdelenmiş ama aynı zamanda Osmanlı tarihine de girilmiştir. Bugün Cumhuriyet'i ayakta tutan devrimlerin ve atlatılan önemli badirelerin hemen hemen tümünün Necip Fazıl Kısakürek'in kaleminden de anlatıldığını görürüz. Vahdettin, İskilipli Atıf, Şeyh Sait gibi tarihi karakterlerin ve Menemen Olayı, 150'likler, Dersim İsyanı gibi meselelerin özne olduğu Necip Fazıl Kısakürek'in tarih konulu kitaplarında İşte bu anlatılanlarda kasıtlı veya kasıt olmaksızın verilen yanlış bilgilerin, bir sonraki nesillerin tarih anlayışını etkilediğine şahidiz. Necip Fazıl Kısakürek'in tarih konulu eserlerinde yapılan yanlışlar, halkın bir kısmında karşılık görmüş ve birçok yazarın da kendisini kaynak ve örnek alması ile birlikte çığ gibi büyümüştür. İşte tam da bu yüzden bu çalışmada Necip Fazıl Kısakürek'in tarih konulu eserleri incelenmiş ve sorunun köküne inilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet Devrimleri, Menemen Olayı, Dersim İsyanı, Vahdettin, Şeyh Sait, Necip Fazıl Kısakürek,

BiyografiCumhuriyet tarihiDersim ayaklanması+6
Ahmet Özgür Türen
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa'da tarihi çevrenin korunması-uygulamalar

Ülkemizdeki tarihi çevre koruma çalışmalarını ve örnek lerini incelemeyi amaçlayan bu çalışma beş bölümden oluşmak tadır. Birinci bölümde, konunun önemi ve yapılmak istenenleri açıklayan giriş yer almaktadır. îkinci bölümde, tarihi çevre korunmasının nedenleri, Eski Türk kentlerinin özellikleri, karşılaşılan sorunlar ve koruma yöntemleri açıklanarak örnekler verilmiştir. Üçüncü bölümde, Bursa kenti örnek olarak seçilerek in celenmiştir. Kentin gelişimi ve yapılan planlama çalışmala rı, bu çalışmaların tarihi doku ile ilişkileri açıklanmıştır, Dördüncü bölümde Bursa 'da tarihi konut dokusu ve tica ret alanlarının mimari özellikleri, koruma amaçlı planları iki örnek alanda açıklanmıştır. Daha sonra tarihi çevre ko ruma düzenleme uygulamaları, çeşitli kurumlarca yapılan ça lışmalar incelenmiştir. Beşinci bölümde araştırma sonuçları değerlendirilmiş tir.

BursaTarihi eserlerTarihi çevre
Tülya Hatiboğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
1990
00
Master'sOpen AccessTR

Erciş Karakoyunlu Dönemi tarihi ve kültür varlıkları

Türkistan'da boylar halinde yaşayan ve Moğol istilaları sonucunda Anadolu'ya göç eden Barani ve Baranlu gibi aşiretler, XIV. yy.'ın ikinci yarısında Bayram Hoca önderliğinde bir araya gelerek Karakoyunlu Devleti'ni kurmuşlardır. Devlet yıllarının ilk zamanlarında Erciş başta olmak üzere Van Gölü çevresinde kurdukları hâkimiyetin ardından zamanla bütün Doğu Anadolu, Irak, Azerbaycan ve İran'a hâkim olmuşlardır. Karakoyunlular, tarihte Moğollar ile verdikleri kıyasıya mücadeleler, Osmanlı ile Timur Devleti arasında cereyan eden 1402 Ankara Savaşı'nın müsebbibi, akraba devlet Akkoyunlular ile aralarındaki anlaşmazlıklar gibi tarihi olaylarla tanınmaktadırlar. Bir asırdan fazla bir süre tarih sahnesinde kalan ve bağımsızlık kurdukları coğrafyanın Türk yurdu olarak kalması hususunda cihat ve fütuhat anlayışını benimseyen Karakoyunlular için Erciş büyük önem arz etmektedir. Hâkim oldukları coğrafyada önemli faaliyetler gerçekleştirdikleri gibi ilk başkentleri Erciş olması münasebetiyle siyasi faaliyetlerini burada yoğunlaştıran Karakoyunlular, şehrin imarına da önem vermişlerdir. Bugün ilçenin birçok noktasında bulunan ve yok olmaya yüz tutmuş eserler, bir yandan dönemin tarihine ışık tutarken diğer yandan Karakoyunluların sanatsal olarak geldiği nokta, bölgenin kültürel mirasına sağladıkları katkı ve sonraki dönemlere etkileri hakkında da önemli bilgiler sunmaktadır. Erciş ve çevresindeki kültür varlıkları içinde Karakoyunlu dönemine ait mimari eserler önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada, Karakoyunluların Erciş'teki faaliyetleri ile bu döneme ait kültür varlıklar incelenmiş, eserlerin Türk-İslam sanatı içindeki yerleri ve önemleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Günümüze ulaşmayan eserler ise tarihi kayıtlar ışığında değerlendirilmiştir.

KarakoyunlularKültür varlıklarıMimari eserler+5
Evren Bingöl
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İnşaat masraf defteri ve bazı arşiv belgelerine göre Nakşıdil Valide Sultan Külliyesi

Bu çalışma, Nakşıdil Valide Sultan'ın İstanbul'un Fatih İlçesinde yer alan külliyesini tanıtmak ve arşiv belgeleri bağlamında yapıların inşa süreci ve geçmişine ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır. İnsanlara yardım etmeyi yaşamlarının gayesi haline getiren valide sultanlardan biri olan Nakşıdil Sultan, yaşamı boyunca hayır ve hasenat işleri ile uğraşmış dini, ilmi ve sosyal alanlarda önemli eserler inşa ettirmiştir. Nakşıdil Sultan'ın eserlerinden biri olan türbe, sıbyan mektebi, çeşme, sebil ve imarethâneden oluşan külliyesi, İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü'nde (1970) lisans çalışması olarak hazırlanmış ancak bu çalışmada arşiv kaynakları kullanılmamıştır. Bununla birlikte bugüne değin yapılan araştırmalara bakıldığında yapıların inşa sürecini ve geçirdiği onarımları da ele alan kapsamlı bir çalışma bulunmamaktadır. Buna istinaden hazırlanan çalışmada, Nakşıdil Sultan Külliyesini daha kapsamlı bir şekilde incelemeye gayret edilmiştir. Söz konusu külliye yapılarının tespiti için ilk olarak Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi arşivlerine başvurulmuş, bunun yanında arşivlerden ulaşılabilen diğer belge ve görsel malzemeler ile birlikte mimarlık ve sanat tarihi alanındaki literatürden de faydalanılarak yapıların tarihsel süreçleri ve onarımları ile zaman içerisindeki değişimleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Külliye yapılarının anlatıldığı ikinci bölümde ele alınan inşaat masraf defteri yapıların ilk inşa durumunu ortaya çıkarması, inşaat aşamasında yapılan masrafları, kullanılan malzeme çeşitlerini ve çalışan işçi gruplarını içermesi açısından oldukça önemlidir. Bunun dışında BOA, VGMA ve Türbeler Müzesi Müdürlüğü'nden temin edilen bir kısım belgeler ile yapıların onarımlarından ayrıca bahsedilmiştir. Sonuç bölümünde genel bir değerlendirme yapılarak tamamlanmıştır.

KülliyelerNakşidil Valide Sultan VakfıOnarım+4
Handan Koçyiğit
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Roma imparatorluğu döneminden Emevi dönemine: Şam Ulu Camii ve çevresindeki kentsel dokunun biçimlenişi

This research reconstructs the formation process of the Great Mosque of Damascus and the surrounding urban tissues by reinterpreting them as a result of continuous transition from Roman to Umayyad phases. The imperial palace mentioned in early sources, located within the church's enclosure requires further attention (Sack, 1989) as part of the Mosque resembles the layout of a Roman praetorium as well as the arrangement of the palace of Theodoric depicted in the mosaic of St. Apollinare Nuovo in Ravenna (Camiz, 2008). Process-based morphological analysis (Maffei & Maffei, 2018) revealed that the temenos is part of a larger organisation derived from Roman headquarters (Burns, 2003). Similar arrangements of fortified enclosures located at the Strata Diocletiana with the parts of the Mosque and the surrounding urban fabrics supported the presence of partial transformations which took place during inter-transitional phases. Thus, this study hypothesizes that the temple's outer enclosure of the peribolos was enlarged during the empowerment of the military structures in the region under the reign of Emperor Diocletian in late 3rd century. The other part of the study investigates the pre-Islamic building forms and their transformation processes by analysing the current urban context including remaining monuments and examining other building variants in the Syrian region. This part of the study revealed that the inner architectural order of the western side of the Mosque is remarkably similar to the remains of the western arcades still visible outside the walled enclosure. Finally, this study represents phase plan diagrams on the transformation process of the Umayyad Mosque and the surrounding urban tissues by combining historical sources and synthetical morphological analysis observed on the current urban structure as well as the architecture form of the Great Mosque of Damascus.

Military buildingOmayyadsOmayyads Period+7
Louaı Al Husseın
Özyeğin University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00

Related subjects