International Accounting Standarts
70 theses under this subject heading
Kiralama işlemlerinin UMS 17 ve UFRS 16 standartlarına göre karşılaştırılmalı olarak incelenmesi ve şirketlerin finansal durumuna etkisi
Kiralama işlemi ile ilgili standartlar, küresel finans piyasalarında şeffaflık, hesap verilebilirlik, güvenirlik ve etkinliğin sağlanmasında uluslararası standartların geliştirilmesini misyon edinmiş olan Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK) tarafından yayınlamaktadır. UMSK, mevcut durumda uygulamada olan UMS17 Kiralama İşlemleri standardının yerini alacak olan UFRS16 Kiralama İşlemleri standardını 13 Ocak 2016'da yayınlamıştır. Bu doktora tez çalışmasının amacı, UMS17 ile yeni UFRS 16 standartlarını kiracı ve kiraya veren açısından karşılaştırmalı olarak ele alarak benzerlikler ve farklılıklarını incelemek, ihtiyaca uygunluğunun artıp artmadığını araştırmak ve yeni standardın finansal tablolar üzerindeki etkilerini tespit etmektir. Çalışmanın amacına uygun olarak, BIST'te işlem gören (mali kuruluş hariç) ve faaliyet kiralama sözleşmelerini bilanço dışında (dipnot olarak)gösteren şirketlerin dipnotları incelenmiş ve UMS 17 ile UFRS 16'nın karşılaştırılmasına ilişkin finansal tablo kalemlerine finansal rasyo hesaplamaları yapılmıştır. Yapılan hesaplamalardan sonra elde edilen verilerin karşılaştırılmasına ilişkin olarak SPSS programı kullanılarak istatistik analiz ve testler uygulanmıştır. Çalışma sonucu elde edilen bulgulara göre, UFRS 16'nın; şirketlerin kiralamayı raporlama tercihine, kullanma yoğunluğuna ve faaliyette bulunulan sektöre göre farklı olmakla birlikte, kiralamayı kullanan tüm şirketler üzerinde önemli etkilere yol açtığı görülmüştür. Sektör bazında değerlendirdiğimizde ise özellikle imalat sektöründe, şirket bilançolarının gerçek görüntüsüne kavuşacağı, mevcut durumdan daha gerçekçi ve daha objektif bir görüntüye sahip olacağı tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: UFRS 16, UMS 17, Faaliyet Kiralama İşlemleri, Kira Aktifleştirme.
MSUGT, BOBİ FRS ve TMS/TFRS'nin ölçme/değerleme ve raporlama esaslarına göre analizi
İşletmelerin farklı ülkelerde faaliyet göstermesi, muhasebe uygulamalarının da bulunduğu ülke mevzuatlarına göre hazırlanması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Farklı mevzuatlara göre hazırlanan muhasebe sistemleri ve finansal tablolar, finansal tablo kullanıcılarının, işletmelerin finansal performanslarını karşılaştırılmasını güçleştirmektedir. Bu durum yayımlanan uluslararası finansal raporlama standartları ile bütün dünyada ülke uygulamalarında yeknesaklığı sağlanması, Kobiler için de özel bazı çalışmaların yapılması ihtiyacını ortaya çıkartmıştır. Kobiler için, ihtiyaçlarına uygun, tam setin genel yapısından ayrılmadan onlara özgün daha yalın bir standart yayımlanması ihtiyacı gündeme gelmiştir. Bu doğrultuda KGK tarafından 2014 yılında yerel finansal raporlama standardı çıkarılması için çalışmalara başlamış, yapılan bu çalışmalar 2017 yılında sonuçlanmıştır. 29 Temmuz 2017 tarihli 30138 sayılı resmi gazetede Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS), AB 34 numaralı direktifiyle uyumlu bir şekilde hazırlanarak 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konulmuştur. Bu çalışmanın amacı, Muhasebede yer alan ölçme/değerleme ve raporlama uygulamalarının Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT), Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) açısından karşılaştırmalı olarak inceleyip uygulamada oluşabilecek benzerliklerin ve farklılıkların varlığını ortaya koymaktır.
Türkiye'deki finansal tablo denetim planlaması uygulamalarının uluslararası denetim standartlarına uygunluğu ve bir araştırma
Denetim planlama ile başlamakta ve denetim çalışmasının her aşamasında planlama yapılırken elde edilen veriler kullanılmaktadır. Dolayısıyla planlama faaliyeti denetim sürecinin en önemli aşamasıdır.İyi bir denetim planı denetçiye en üst düzeyde zaman kazancı, optimum risk ve maliyet avantajları sağlayabilmekle birlikte, denetimin başarısını ve kalitesini arttıracaktır. Bu da ancak uluslar arası nitelikteki standartlara uygun olarak gerçekleştirilen denetim faaliyetleri ile mümkündür.Çalışmanın amacı, Sermaye Piyasası Kurulu'na bağlı Bağımsız Denetim Şirketlerinin ve 3568 Sayılı Yasaya göre denetim yapan Yeminli Mali Müşavirlerin, finansal tablo denetim planlaması uygulamalarının, uluslar arası denetim standartlarına uygun olup olmadığını ölçmek, değerlendirmektir.Bu çalışmayla Türkiye'de Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında faaliyet gösteren 12 Bağımsız Denetim ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. ve kendi nam-ı hesabına bağımsız olarak çalışmakta bulunan 25 Yeminli Mali Müşavir, 4 Yeminli Mali Müşavirlik LTD.ŞTİ., 2 Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş. tarafından gerçekleştirilen denetim planlaması çalışmalarının, uluslar arası denetim standartlarına uygunluğu, anket yöntemiyle elde edilen verilerin yorumlanması yoluyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Türkiye'deki finansal tablo denetim planlaması uygulamalarının uluslar arası denetim standartlarına uygun olup olmadığına yönelik olarak yapılan değerlendirme neticesinde tüm deneklerin olumlu yanıtlar verdiği tespit edilmiş ve genel olarak standartların belirlediği kriterlere yüksek düzeyde katılım olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Denetim, Uluslararası Denetim Standartları, Planlama, Denetim Planlaması.
Aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanması ve faaliyet sonuçlarına etkisinin incelenmesi
Sermaye piyasalarında aracılık faaliyetlerinde bulunan aracı kurumlar finansal raporlama esasları olarak Uluslararası Muhasebe Standartlarını benimsemiştir. Aracı kurumların faaliyet sonuçlarının raporlanması açısından değerlendirildiğinde bu durum geleneksel gelir tablosu uygulaması yerine kapsamlı gelir tablosu uygulamasına geçildiğini göstermektedir. Kapsamlı gelir tablosu uygulaması, dönem içinde raporlanan gelir ve gider kalemlerine ek olarak öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların da gelir tablosuna ilave edilmesini gerektirmektedir. Bu uygulama aracı kurumların finansal performansını daha geniş bir bakış açısı ile değerlendirmeye imkan tanımaktadır. Kapsamlı gelir tablosu, dönem karı ya da zararı kalemine öz kaynaklarda raporlanan gerçekleşmemiş kazanç ya da kayıpların ilave edilmesi ile hesaplanan toplam kapsamlı gelir kalemi ile son bulmaktadır.Bu çalışmada, sermaye piyasalarının önemli oyuncularından biri olan aracı kurumların dönem karı ya da zararı kalemi ile toplam kapsamlı gelir kalemleri karşılaştırılarak kalemler arasındaki değişimler tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, aracı kurumlar ile ilgili genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, aracı kurumların muhasebe sistemleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde gelir kavramı ve kapsamlı gelir kavramları ile ilgili açıklamalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümde ise aracı kurumlarda kapsamlı gelirin raporlanmasına ilişkin uygulama örneğine yer verilmiş sonuçları yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Aracı Kurumlar, Uluslararası Muhasebe Standartları, Toplam Kapsamlı Gelir, Kapsamlı Gelir Tablosu.
Muhasebe standartlarında ihtiyatlılık ilkesi ve finansal sürdürülebilirlik ilişkisi: BİST uygulamaları
Bu tez çalışması ile 2005-2019 yılları arasında Borsa İstanbul (BIST)'da kesintisiz olarak işlem gören işletmelere ait 15 yıllık veriler yıllık bazda incelenmiş ve bu verilerden hareketle işletmelerin ihtiyatlılık düzeyleri ile finansal sürdürülebilirlikleri arasında bir ilişki olup olmadığı test edilmiştir. Finansal sürdürülebilirlik bağlamında TMS/TFRS'lere göre raporlama yapan işletmelerin uzun vadede dönem kârı ve kapsamlı kâr rakamları ile dönem sonu hisse senedi fiyatları ele alınmıştır. İşletmelerin ihtiyatlılık düzeylerinin hesaplanmasında Givoly ve Hayn (2000) tarafından geliştirilen "Negatif Tahakkuklar Yöntemi" kullanılmıştır. Araştırma ile işletmelerin finansal durum tabloları, nakit akış tabloları ve kâr/zarar ve diğer kapsamlı gelir tablolarından faydalanılarak elden edilen veriler panel veri istatistiksel analizi yöntemi kullanılarak test edilmiştir. Araştırma sonucunda işletmelerin ihtiyatlılık düzeyleri negatif olarak arttıkça, uzun dönemde işletmelerin toplam kapsamlı kârı ve dönem sonu hisse senedi fiyatlarının arttığı, dönem kârlarının ise azaldığı tespit edilmiştir.
Entelektüel sermayenin bilanço analizine etkisi ve BİST bilişim sektörüne yönelik örnek bir uygulama
Çalışmanın ilk bölümünde entelektüel sermaye kavramının temelini teşkil eden bilgi kavramı, bilgi toplumu ve bilgi ekonomisi ele alınacaktır. İkinci bölümünde ilk olarak maddi olmayan duran varlık kavramı üzerinde durulacak ardından entelektüel sermayenin tanımı, kapsamı ve unsurları ele alınacaktır. Üçüncü bölümde entelektüel sermaye ölçüm yöntemleri üzerinde durulacaktır. Dördüncü bölümde ilk olarak mali analiz ve mali analizde bilanço tahliline genel bir bakış açısı getirilerek uluslararası muhasebe standardı UMS-38 çerçevesinde entelektüel sermaye açıklanmaya çalışılacak ardından entelektüel sermayenin bilanço ile ilişkisi ve bilançoya etkisi ayrıntılı bir şekilde tartışılacaktır. Beşinci ve son bölümde ise entelektüel sermayenin bilanço analizinde kullanılmasına ilişkin örnek çalışma ele alınacaktır. Çalışma kapsamında Borsa İstanbul Bilişim sektöründe faaliyet gösteren 14 firmanın 2016-2018 yılları bilançoları birleştirilerek ortalama sektör bilançosu oluşturulmuştur. Hazırlanan bilançodan elde edilen verilerle ilk olarak, BİST Bilişim Sektörü için entelektüel sermaye öncesi oran analizi ve dikey yüzde analizi yapılmıştır. Sonraki aşamada sektörün entelektüel sermayesi hesaplanmış ve son olarak da hesaplanan entelektüel sermaye değeri üzerinden bilanço oluşturularak dikey yüzde analizi ve oran analizi yapılmak suretiyle entelektüel sermaye öncesi ve sonrası karşılaştırılmıştır.
Stoklar ve maddi duran varlıklara ilişkin muhasebe standartlarının işletmelerce açıklanan muhasebe bilgi düzeyine etkisi; Türkiye'deki işletmeler üzerine bir uygulama
Küreselleşen dünyada, farklı ülkelerde faaliyet gösteren firmaların ticari ve ekonomik ilişkilerinin giderek artması, hem ülkeleri hem de firmaları birbirine yakınlaştırmaktadır. Firmalar faaliyette bulundukları ülkelerde kendi iç dinamiklerinin etkisiyle oluşturdukları muhasebe sistemlerine uygun bir şekilde muhasebe kayıtlarını tutmak zorundadırlar. Gerek firmalar gerekse işletme ile ilgilenen yatırımcı, paydaş ve kamu kuruluşları muhasebeleştirme sürecinde oluşan bilgileri kullanarak kararlar alabilmektedir. Artan rekabet ve küreselleşme ortamında, farklı ülkelerde farklı kurallara göre finansal raporların hazırlanması, bu tabloların karşılaştırılmasında sıkıntılara yol açmaktadır. Bu nedenle finansal tabloların uyumlaştırılması doğrultusunda Uluslararası Muhasebe Standartları'nın kullanımı bir zorunluluk haline gelmiştir. Bir çok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de 2005 yılı itibariyle Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) tabi işletmelerin Uluslararası Muhasebe Standartları'na uyumlu şekilde muhasebeleştirme ve raporlama işlemlerinin yapılması zorunlu kılınmıştır. 2013 yılı itibariyle de SPK'ya tabi işletmelerin yanında belirli büyüklükteki birçok işletmeye Yeni Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan değişiklikle yasal defterlerini ve finansal tablolarını standartların öngördüğü şekilde hazırlama mükellefiyeti getirilmiştir. Bu çalışmada, SPK'ya kayıtlı firmaların 2005 öncesi uymak zorunda olduğu muhasebe mevzuatı ile 2005 sonrası uymak zorunda oldukları uluslararası muhasebe standartları ile uyumlu Türk Muhasebe Standartlarına göre hazırladıkları faaliyet raporlarında açıkladıkları bilgi düzeyi karşılaştırılarak, Uluslararası Muhasebe Standartları'nın firmalarca açıklanan muhasebe bilgi düzeyine etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın odak noktasını maddi duran varlıklar ve stoklar standardı oluşturmaktadır. SPK'ya kayıtlı 100 firmanın 2003, 2007 ve 2012 yıllarına ait faaliyet raporları bu iki standart açısından analiz edilmiştir. Faaliyet raporlarından elde edilen verilerden hareketle ölçülen açıklanan muhasebe bilgi düzeyi çoklu regresyon yöntemiyle analiz edilmiştir. Firmaların Uluslararası Muhasebe Standartları ile uyumlu TMS'lerin yayınladığı 2005 sonrası yıllık faaliyet raporlarında açıkladıkları muhasebe bilgi düzeyinde artış olduğunu gösteren analiz sonuçları, UMS'ların firmaların açıkladığı bilgi düzeyine etkisi olduğuna işaret etmektedir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası muhasebe standartları, maddi duran varlıklar ve stoklar standardı, açıklanan muhasebe bilgi düzeyi
Uluslararası muhasebe standartları kapsamında ertelenmiş vergi ve vergi oranlarındaki değişikliğin işletme karlılığına etkisi: Borsa İstanbul'da kayıtlı işletmeler üzerine bir araştırma
Dönem faaliyetlerinin sonucu olarak ortaya çıkan, ancak zamanlama ve ölçüm farklarından dolayı gelecekteki ödenecek vergiyi etkileyecek olan ertelenmiş vergi, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları'na (UFRS) göre hazırlanmış finansal tablolarda yer almaktadır. Ertelenmiş verginin finansal durum tablosunda ve işletme kar zarar tablolarında yer alması verginin mali analizdeki etkisini artırmıştır. Çalışmada, vergi oranlarındaki değişimin neden olacağı TMS 12 Gelir Vergileri standardına göre hesaplanarak muhasebeleştirilen ertelenmiş vergideki farklılaşmanın işletme karlılığına etkisi ele alınmıştır. Bu kapsamda finansal tabloları UFRS'ye göre oluşturulan ve Borsa İstanbul (BİST) 100 endeksinde yer alan şirketler, ertelenmiş vergi yapılarına göre sınıflandırılmış ve farklı vergi oranlarında oluşan Öz kaynak Karlılığı (ROA), Varlıkların Karlılığı (ROE) ve Satışların Karlılığı (ROS) oranları hesaplanmış ve analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, işletmelerin vergi oranlarındaki değişimden ertelenmiş vergi yapıları nedeniyle farklı şekillerde etkilenebileceğini göstermektedir. Vergi oranlarındaki artış, net ertelenmiş vergi gelirine sahip işletmelerin oluşturduğu sınıfın karlılık oranlarını artırmış, net ertelenmiş vergi giderine sahip işletmelerin oluşturduğu sınıfın ise karlılık oranlarının azalmasına neden olmuştur. Vergi oranlarındaki azalış ise tam tersi etkiler yaratmıştır.
UFRS 40 yatırım amaçlı gayrimenkuller standardının gayrimenkul yatırım ortaklıklarındaki kullanımı ve mali performansa olan etkilerinin ölçülmesi:BİST örneği
Çalışmada, Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının UFRS sonrası UMS 40 "Yatırım Amaçlı Gayrimenkuller Standardı"nı kullanmaları ve mali performanslarına olan etkisi incelenmiştir. Öncelikle UMS 40 Yatırım Amaçlı Gayrimenkuller Standardı ayrıntılı olarak incelenmiş ve muhasebe kayıtları örneklerle açıklanmıştır. Daha sonra Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının finansal piyasalardaki yeri ve önemi incelenmiştir. Bu doğrultuda BİST' te işlem gören 5 adet GYO'nun UFRS öncesi ve UFRS sonrası mali tablolarında nasıl bir değişimin olduğu bu değişimin GYO'ların mali performanslarını nasıl etkilediğini ölçmek için Rasyo Modelinden yararlanılmış ve panel veri regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda UFRS sonrasında Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının özellikle aktif karlılık oranı, öz sermaye karlılığı ve net karında ciddi artışların meydana geldiği görülmüştür. Bu artışın en önemli nedenlerinin URFS sonrası mali tablolarda yapılan düzenlemeler ve gerçeğe uygun değer muhasebesi olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: UFRS/UMS 40, finansal tablolar, GYO, mali performans
Uluslararası muhasebe standardlarına göre amortismana tabi varlıkların vergi hukuku açısından incelenmesi ve ertelenmiş vergi yönünden değerlendirilmesi
Küreselleşmeyle birlikte uluslararası piyasaların gelişmesi, işletmelerin dünyaya açılmak istemeleri, uluslararası şirketlerin farklı ülke uygulamaları nedeniyle karşılaşmakta oldukları sorunların ortadan kaldırılması gibi nedenler sonucunda Uluslar arası Muhasebe Standardlarının oluşturulmasına ihtiyaç duyulmuştur. Standardların amacı; ilgililere doğru, güvenilir, uyumlu, şeffaf ve karşılaştırılabilir finansal tabloların hazırlanmasını sağlanmaktır. Ülkemizde ve dünyada uygulamalarda birliği sağlamak amacıyla muhasebe standardları ile ilgili gelişmeler yaşanmaktadır. Bu standardlar Muhasebe Kurulu tarafından oluşturulmuş ve Türkiye'de Türkiye Muhasebe Standardları Kurulu tarafından aynen Türkçe'ye çevrilmiştir.Oluşturulan Standardlar ile Vergi Mevzuatımız arasındaki uygulama farklılıklarından dolayı ertelenmiş vergi kavramı ortaya çıkmaktadır. Ertelenmiş vergi uygulamalarına neden olan unsurlardan biride amortismanlardır. Amortisman konusu, amortismana tabi varlıklar, uygulanan amortisman yöntemleri, amortisman süresi gibi konular standardlarla birlikte değişmekte ve ödenecek vergi tutarını etkilemektedir.Amortismana tabi olan UMS-16 Maddi Duran Varlıklar Standardı, UMS-38 Maddi Olmayan Duran Varlıklar Standardı ve UMS-40 Yatırım Amaçlı Kullanılan Gayrimenkuller Standardı ele alınmış ve mevcut uygulamalar ile karşılaştırılmıştır. Ertelenmiş vergi uygulamalarına neden olan amortisman ile ilgili uygulamalar hem Standardlar hem de Vergi Mevzuatı açısından ele alınarak karşılaştırılmıştır.
KOBİ'ler için TFRS'de finansal tabloların sunuluşu ve bir endüstri işletmesi örneği
Dünyada ve Ülkemizdeki ekonomilerin % 95'lik kısmını Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) oluşturmaktadır. Şirketler kesiminde büyük bir paya sahip olan KOBİ'lerin kendilerine özgü yapılarının varlığı zorunlu olmuştur. Bu özel yapılardan biri de finansal raporlamadır. Finansal Raporlama Standartlarının giderek yaygınlaşması KOBİ'lerde bu standartların nasıl uygulanacağını gündeme getirmiştir ve bu soruna yönelik IASB tarafından 2009 yılında KOBİ'ler için UFRS yayınlanmıştır. KOBİ'ler İçin UFRS, küçük düzeydeki işletmelerin kapasiteleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak hazırlanmış, 239 sayfadan oluşan, müstakil bir Standarttır. Tam set UFRS'lerdeki varlık, borç, gelir ve harcamaların ölçümleri ile muhasebeleştirilmelerine ilişkin ilkeler basitleştirilmiş, KOBİ'leri ilgilendirmeyecek olan bölümler çıkarılmış ve zorunlu tutulan açıklamalar azaltılmıştır. KOBİ'lerin raporlama yükünün daha da azaltılması amacıyla, söz konusu KOBİ'ler İçin UFRS her yıl (veya daha yakın aralıklar) yerine, üç yılda bir gözden geçirilmesi öngörülmüştür. Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde Türkiye'de uluslararası muhasebe standartlarına uyumlu yasal düzenlemeler yapılmış, Türkiye'deki muhasebe ve finansal raporlamaya ilişkin çok başlı uygulamaya son vermek amacıyla, muhasebe standartlarını oluşturmak ve yayımlamak üzere idari ve mali özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK) kurulmuştur. Bu çalışmada; Dünyanın çeşitli ülkelerinde uygulanan ulusal muhasebe sistemleri arasındaki farklılıkları giderecek, finansal raporların karşılaştırılabilirliliğini sağlayacak KOBİ'ler için TFRS'nin neler getirdiği araştırılacak. KOBİ'ler için TFRS'nin sunum standartlarına ilişkin bölümleri(1-2-3-4-5-6-7-8-9-10.Bölümler)oluşturan kavramlar ve ilkeler, finansal tabloların sunumu ve finansal tablolar ile ilgili konular üzerinde durulacak ve bir endüstri işletmesinde uygulama yapılacaktır.Anahtar Kelimeler: Küçük ve Orta Büyükteki İşletmeler (KOBİ), Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS),KOBİ'ler için TFRS, Sunum Standartları
Maden işletmelerinde duran varlıklar için ayrılmış amortismanların uluslararası muhasebe standartları ve vergi uygulaması açısından değerlendirilmesi
Amortisman konusu genel olarak benzerlik gösterirken, maden işletmelerinde uygulanacak amortisman özellikli bir durum göstermektedir. Çünkü amortismanda esas olan yararlı ömürdür. Bu durumda maden işletmelerinde yararlı ömre konu olan varlık, maden işletmesine fayda sağlayan ya da elde edilmesi için maliyetine katlanılan unsur olan maden cevheridir. Tükenen varlık maden miktarıdır. Bu nedenle amortisman uygulaması yapılırken baz alınacak unsur çıkarılan maden miktarının toplam rezerve oranıdır. Amortisman uygulamasının yürütülmesinde Kamu Gözetimi Muhasebe ve denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan TMS 16 ve TFRS 6 belirleyici standarlarlardır. Ayrıca amortisman uygulamasının vergi mevzuatı yönünden nasıl uygulanması gerektiği de ilgili kanunlarda yer almıştır. Çalışmamızda amortisman uygulaması hem muhasebe standartları hem de vergi mevzuatı açısından irdelenmiş olup; Tek Düzen Hesap Planı?nda maden işletmelerinin özellikli durumu dikkate alınarak yeni düzenlemelerin yapılması gerektiği, maden üretimi sona erdikten sonra kanuni yükümlülük olan eski hale getirme işlemi için katlanılacak meblağın üretim süresi boyunca karşılık ayrılarak yapılması gerektiği ve maden işletmeleri üzerindeki denetim mekanizmasının düzenli ve etkin olması gerektiği sonuçlarına varılmıştır.
Borçlanma maliyetlerinin muhasebe standartları ve KOBİ'ler için UFRS-TFRS, vergi mevzuatı kapsamında değerlendirilmesi
İşletmeler faaliyetlerini devam ettirebilmek için fona ihtiyaç duyarlar. Bu fonların temininde özsermayelerini ve yabancı kaynaklarını kullanırlar. Yabancı kaynaklar; kredi kurum ve kuruluşlarından, para ve sermaye piyasalarından sağlanmaktadır. Bu kaynakların işletmeye; faiz, kur farkı ve vade farkı gibi ek maliyetleri olmaktadır. Buna borçlanma maliyetleri denir. Bu maliyetlerin, doğru, güvenilir, anlaşılır ve karşılaştırabilir bir şekilde mali tablolarda sunulması amacıyla muhasebe standartları yayınlanmıştır.Kamuya hesap verme zorunluluğu olan işletmeler TMSK'nın (Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu ? ) yayınlamış olduğu TMS 23 (23. Türkiye Muhasebe Standardı) kapsamında borçlanma maliyetlerini raporlamaktadır. Kamuya hesap verme zorunluluğu olmayan işletmeler ise KOBİ TFRS (Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Türkiye Finansal Raporlama Standartları) borçlanma maliyetlerine veya TMS 23'e göre mali tablolarını raporlarlar. Her iki standarda göre; borçlanma maliyetleri gider olarak mali tablolarda yer almalıdır. Ancak; TMS 23 Borçlanma Maliyetleri Standardı borçlanma maliyetine konu olan varlığın özellikli varlık olması durumunda aktifleştirilebileceğinden söz eder. KOBİ TFRS ise; borçlanma maliyetlerinin gider hesaplarında izlenmesi gerektiğini vurgular.Tez çalışması kapsamında; TMSK'nın yayınlamış olduğu KOBİ TFRS Borçlanma Maliyetleri ile TMS 23 Borçlanma Maliyetleri'nin hükümleri örnek bir işletme üzerinde karşılaştırma yapılarak değerlendirilmiştir. Buna göre; KOBİ TFRS Borçlanma Maliyetleri; işletmelere vergi açısından avantaj sağlayan, uygulanması kolay olan bir standarttır. Söz konusu standart; karşılaştırılabilir mali tabloların oluşturulması ve standartlaşmanın ülke geneline yayılması açısından önemlidir.
UMS 2 Stoklar Standardı uygulama örnekleri ve Türk vergi mevzuatı karşısındaki durumu
Küreselleşen dünyada ticaret uluslar arası boyut kazanmıştır bu da muhasebede tüm dünyada ortak bir dil kullanmayı zorunlu hale getirmiştir ki bu ortak dil uluslararası finansal raporlama ve muhasebe standartlarıyla oluşmuştur. Uluslar arası muhasebe standartlarıyla muhasebeye dünya çapında ortak bir dil getirilmiş ve finansal tablo kullanıcılarının daha fazla ve doğru bilgiye ulaşmaları sağlanmıştır.Bu çalışmanın birinci bölümünde stoklar standardına açıklama getirilmiş ve uygulama örnekleri verilmiştir. İkinci bölümde stoklar ve değerleme işlemlerinin Vergi Usul Kanunu açısından değerlendirilmesi ve UMS 2 Stoklar Standardı ile Vergi Usul Kanunu arasındaki farklılık ve benzerliklere değinilmiştir. Üçüncü bölümde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu açısından stok değerleme işlemleri ve dördüncü bölümde Sermaye Piyasası Kurulu açısından mali raporlama ve stok değerleme konusu açıklanmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile işletmelere, TMSK' nin yayımlaşmış olduğu standartlara bire bir uyumun hükmedildiği ve bu sayede işletmelerin mali rapor hazırlamada muhasebe standartlarına bir adım daha yakınlaştırıldıkları söylenebilir.Sermaye Piyasası Kurulunun yayımlamış olduğu XI seri nolu 1 ve 29 sıra nolu tebliğlerde TMSK' nin yayımladığı muhasebe standartlarına uyum sağlama amacında bulunulduğu açıkça görülmektedir.Vergi Usul Kanunu incelendiğinde TMSK' nin yayımladığı standartlar ile her hangi bir uyum içerisinde olmadığı görülmektedir. Bu da finansal rapor düzenleyicilerini zor durumda bırakıp vergi kanunu ve standarda uyum ihtiyacı gereği artı bir emek harcanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle Vergi Usul Kanunu'nda da Türk Ticaret Kanununda olduğu gibi kısa zaman içerisinde önemli değişikliklerin yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Muhasebe bir bilgi sistemi olduğuna göre muhasebe ve finansal raporlama standartları ile daha doğru ve ayrıntılı bilgi üretildiği için işletmelerin muhasebe standartlarına uygun muhasebeleştirme yapmaları ve finansal tablolarını standartlara göre hazırlamaları teşvik edilmeli bunun için yapılması gereken çalışmalara hız verilmelidir.Anahtar Sözcükler1.Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları,2.UMS/TMS,3.Stoklar.
Bankacılık sektörü risk yönetiminde türev finansal araçların kullanılması ve uluslararası muhasebe standartları çerçevesinde muhesebeleştirilmesi
"Bankacılık Sektörü Risk Yönetiminde Türev Finansal Araçların Kullanılması ve Uluslararası Muhasebe Standartları Çerçevesinde Muhasebeleştirilmesi" adıyla sunulan bu tez çalışmasının amacı; ülkemiz mali piyasalarının kalbini oluşturan Bankalardaki son yıllarda kullanılmaya başlayan finansal araçlardan Türev Ürün Sözleşmelerinin (forward, futures, swap ve Opsiyon), Türk Bankacılık sektöründeki Uluslararası Muhasebe Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde ne şekilde muhasebeleştirildiklerini ortaya koymak ve Türk Bankacılık sektöründeki kullanımını ve muhasebeleştirilmesini, IAS/TMS 39'a göre bankalarda da uygulanan ?Riskten Korunma Muhasebesi? uygulamalarının etkilerini örnekleriyle belirlemektir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Bankacılık sektöründeki risklerden bahsedilerek tanımlamaları yapılmış, çeşitleri açıklanmış ve bankacılıkta risk yönetiminin önemine vurgu yapılarak türev finansal araçların bankacılık risk yönetimindeki yer alış şekli anlatılarak önemi vurgulanmıştır.Birinci bölümde kısaca değinilerek genel tanımlaması yapılan türev finansal araçlar, ikinci bölümde; tek tek ele alınarak tanımlamaları yapılmış, özellikleri anlatılmış, çeşitleri sayılmış, avantajlı ve dezavantajlı yönleri anlatılarak birbirleriyle karşılaştırmaları yapılmıştır.Üçüncü bölümde; Bankacılık sektöründe türev finansal araçların muhasebeleştirme ilke ve standartlarından bahsedilerek Uluslararası Muhasebe Standartları çerçevesinde Türk Bankacılık sektöründeki muhasebeleştirme uygulaması örneklerle anlatılmıştır.Son bölüm olan dördüncü bölümde ise tüm bu anlatım ve uygulamaların bir değerlendirmesi yapılmıştır.
Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda türev ürünlerin uluslararası muhasebe standartlarına göre muhasebeleştirilmesi
Riskin yatırımcıların içinde bulundukları ortamdaki tüm değişkenliklerden doğduğu varsayımından hareket ederek, işletmelerin karşılaştıkları risk, faiz taşıyan menkul değerlere, dövize, hisse senedi, borsa endeksi ve benzer endekslere ve fiziksel mallara dayalı olabilmektedir. Böylece yatırımcılar kendilerini faiz oranındaki, döviz kurundaki veya fiyatlardaki değişimlerden kaynaklanan risklere karşı korumayı hedeflemektedir. Bu nedenle de türev finansal araçlar günümüzde hızla artan bir önem kazanmaktadır.Dünya ekonomileri giderek artan boyutta sınır ötesi fon akımlarıyla karşı karşıya bulunmaktadır. Muhasebe ve finansal raporlama sistemleri de, bu gelişen piyasaların etkinliğini destekleyebilecek veya bu etkinliğin azalmasına sebep olabilecek önemli bir unsur haline gelmiştir.Küresel finansal piyasalarda, Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK) tarafından oluşturulan Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) olmak üzere, muhasebe ve finansal raporlama sistemleri ile ilgili iki temel düzenleme bulunmaktadır.Finansal araçların muhasebeleştirilmesi ve finansal raporlaması her iki raporlama standardı tarafından da ayrıca düzenlenmiştir. Ancak, futures, forward, opsiyon ve swaplar gibi yeni ve son derece karmaşık sözleşmelerin muhasebe ve finansal raporlama sistemlerinin yeni yeni oturmaya başlaması nedeniyle, her iki raporlama standardında da ancak 2001 yılı itibarıyla uygulamaya geçebilmiştir.Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu tarafından, finansal araçların raporlanmasına ilişkin iki ayrı düzenleme yapılmıştır. Bunlardan UMS 32, finansal araçların mali tablolarda gösterimi ve bunlara ilişkin mali tablolarda yapılacak açıklamaları kapsarken; UMS 39, finansal araçların mali tablolara alınması ve değerlemesine ilişkin hususları düzenlemiştir. Son olarak 01.07.2007 tarihinden sonra yürürlüğe giren IFRS 7 Finansal Araçlar: Kamuoyuna Açıklama standardı yürürlüğe girmiştir. IFRS 7 ile birlikte aşağıdaki değişiklikler oluşmuştur:?UMS 32'de yer alan açıklama gereklilikleri söz konusu standarttan çıkartılarak, başlığı Finansal Araçlar: Sunum olarak değiştirilecek; ve?UMS 32'ye ilişkin açıklama gereklilikleri ile ilgili diğer standartlardan referanslar genellikle eşdeğer nitelikte olan UFRS 7'ye olan referanslar ile yer değiştirmiştir.Türk sermaye piyasalarında ise, türev finansal araçlar Seri:XI, No:19 sayılı ?Vadeli İşlem ve Opsiyon Sözleşmelerinin Muhasebesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ? ile düzenlenmiştir.Ülkemizde bu standartlara istinaden vadeli işlemler Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda işlem görmektedirler.Anahtar Sözcükler1.Türev2.Vadeli Teslim Piyasası3.Gelecek Piyasaları4.Değiş-Tokuş Piyasaları5.Opsiyon
Türkiye'nin uluslararası finansal raporlama standartlarına geçiş sürecinin bağımsız denetçiler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, denetim firmalarında yardımcı denetçi, denetçi, kıdemli denetçi, baş denetçi ve sorumlu ortak baş denetçi unvanları ile çalışmakta olan personelin UFRS karşısındaki durumlarının tespit edilmesidir. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek için, Ankara ve İstanbul'da bulunan 57 adet denetim şirketine ulaşılarak ilgili kişilere, literatürde geliştirilmiş bulunan ölçeklere dayanarak hazırlanmış bir anket formu yöneltilmiştir. Değerlendirmeye alınan 112 adet anket formu SPSS 16 paket programı aracılığıyla faktör analizine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak katılımcıların, UFRS ile ilgili yayımları, standartlar üzerinde yapılan değişiklikleri ve yorumları takip ederek, UFRS hakkında yeterli bilgi düzeyine ulaştıkları saptanmıştır. Ayrıca, uygulamaya geçmek için verilen ön sürenin yeterli olduğu, ancak UFRS'ye geçişte işletmelerin başarılı olamayacakları; çünkü işletmelerin UFRS hakkında yeterli bilgi düzeyine sahip olmadıkları sonuçlarına da ulaşılmıştır.
TFRS çerçevesinde KOBİ muhasebe standartlarının muhasebe meslek grupları tarafından algı düzeylerinin tespitine yönelik uygulama: Marmara bölgesi örneği
Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları borsada işlem gören şirketler ile para ve sermaye piyasasında faaliyet gösteren diğer mali kuruluşlar tarafından kullanılmaktadır. Bu standartların ülke ekonomisinde büyük öneme sahip olan Küçük ve Orta Ölçekli İşletme (KOBİ)?ler için uygulanmasının zor olması nedeniyle Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu tarafından bağımsız KOBİ Standartları (KOBİ UFRS) hazırlanıp, 09.07.2009 tarihinde yayımlanmıştır. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için hazırlanan standartlar, finansal raporları kullananların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde Tam Set Uluslararası Finansal Raporlama Standartları?nın sadeleştirilmiş ve basitleştirilmiş halidir. KOBİ Finansal Raporlama Standardı, kaliteli ve iyi bir raporlamayı basit hale getirmiştir. Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarında tercihli uygulamalar varken, KOBİ Standardında sadece basit uygulamaya yer verilmiş ayrıca kayda alma ve ölçmede basitleştirme sağlanmış ve dipnotlardaki açıklamalarda azaltmalar olmuştur. Küçük ve orta ölçekli işletmeler için Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının uygulanabilmesi Küçük ve orta ölçekli işletmelerin standartlar hakkında bilgilendirilmesi ve standartların doğru bir şekilde uygulanabilmesi meslek mensuplarının yetkinlikleri ve farkındalıkları ile sağlanacaktır. Bu standartların muhasebe uygulayıcıları tarafından ne ölçüde takip edildiği ve ne derecede uygulamada kullanıldığı konusunda şüpheler mevcuttur. Bu nedenle, yayınlanan muhasebe standartları hakkında muhasebe uygulayıcılarının ne derecede haberdar olduklarını, uygulamada mevcut bilgilerini ne derecede kullandıklarını ve meslek elemanlarının düşünceleri arasında farklılık olup olmadığını belirlemek, bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu amaçla, Marmara Bölgesinde yer alan illerde anket çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan Tam set Uluslararası Finansal Raporlama Standardı ve KOBİ?ler için Türkiye?deki KOBİ?lerin buna ne kadar hazır olduğunu muhasebe meslek mensupları üzerinde yapılan farkındalık anketiyle değerlendirmektir. Çalışmanın araştırma bölümünde küçük ve orta ölçekli işletmeler için Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının muhasebe mesleğine katkısı, meslek mensuplarının küçük ve orta ölçekli işletmeler için Uluslararası Finansal Raporlama Standartları hakkında bilgi düzeyi ve küçük ve orta ölçekli işletmeler için Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının uygulanabilirliği faktörleri sorgulanmaktadır. Bu amaç için ana kütle olarak Marmara Bölgesi?ne kayıtlı muhasebe meslek mensupları ele alınmış, hazırladığımız anket formu ile yüz yüze anket çalışması uygulanmış ve sonuçları IBM SPSS Statistics 20 Programı ile değerlendirilmiştir. Ki-Kare ve Independent Sample T-Test ile analiz edilen anket sonuçlarına göre meslek mensupları arasında cinsiyet, çalışma şekli, eğitim durumu, yaş, mesleki tecrübe ve unvan değişkenleri açısından istatistiki olarak anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS), Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS), KOBİ Muhasebe Standartları (KOBİ TFRS)
Menkul kıymetler ve mali duran varlıkların muhasebeleştirme esaslarının uluslararası muhasebe standartları ve Türkiye uygulamaları açısından incelenmesi
Tez çalışmamızda; Menkul Kıymetler ve Mali Duran Varlıklarla ilgili uygulanan muhasebe politikaları incelenmiştir. Tezde; öncelikle, Menkul Kıymetler ve Mali Duran Varlıkların muhasebeleştirilmesi ile ilgili ülkemizde uygulanan mevzuat hükümleri karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Daha sonra, konuya ilişkin olarak yayınlanmış olan Uluslararası Muhasebe Standartları ve Türkiye Muhasebe Standartları karşılıklı olarak ele alınmıştır. Uluslararası Muhasebe Standartlarından 2001 'de yürürlüğe girmiş olan IAS 39 hükümleri açıklanmıştır. Ülkemizde uygulanan muhasebe politikalarının tespitine yönelik olarak yapılan bir araştırma ile konu tamamlanmıştır. Ülkemizde konuyla ilgili olarak yürürlükte olan düzenlemeler arasında farklılıklar vardır. Araştırma sonuçları da işletmelerin aynı konuda birden fazla düzenlemeyi dikkate aldıklarını ortaya koymuştur. İşletmeler muhasebeleştirme yaparken öncelikle Sermaye Piyasası Kanununu dikkate almaktadırlar. İkinci olarak da Vergi Usul Kanununu uygulayan işletmeler, Türkiye Muhasebe Standartlarını ise; uygulama imkanı bulamamaktadırlar. Ülkemizde muhasebe uygulamaları ile ilgili konularda yasal mevzuat arasında uyum sağlanmalıdır. Aksi halde işletmeler muhasebeleştirme işlemlerinde güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. Bunun yanı sıra Uluslararası Muhasebe Standartları ile uyumun da her zaman gerekli olduğu ortadadır. Sonuç olarak; hem ülkemiz içinde ve hem de uluslararası düzeyde uyumu yakalayabilmemiz için, Türkiye Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulunun yayınladığı Türkiye Muhasebe Standartları yasal mevzuat açısından kabul görmelidir.
Kamu iktisadi teşebbüslerinde Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu`nca yapılan muhasebe denetiminin uluslararası denetim standartlarına göre değerlendirilmesi
171 ÖZET YILMAZ, Hikmet, Kamu iktisadi Teşebbüslerinde Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'nca Yapılan Muhasebe Denetiminin Uluslararası Denetim Standartlarına Göre Değerlendirmesi, Master Tezi, Danışman: Yrd.Doç.Dr. C.Yiğit Özbek, v+171s. Genel bir çerçeve oluşturmak için öncelikle genel anlamıyla denetim ve bu işi yürüten denetçi kavramları açıklanmıştır. Buradan hareket ile muhasebe denetimi üzerinde durulmuş ve bu kavram açıklanmıştır. Muhasebe denetiminin gelişimi, türleri, yöntemleri ve muhasebe denetiminin gerekliliği ile yararları ortaya konmuştur. Ayrıca uluslar arası denetim standartlarına göre muhasebe denetimi ve denetçi kavramları açıklanmak suretiyle bu çalışmanın konusuyla ilgili temel kavram ve konular açıklanmıştır. Genel kabul görmüş uluslararası denetim standartları gruplandırılarak incelenmiştir. Bu standartlar Yüksek Denetleme Kurulu'nun denetim standartlarının değerlendirilmesinde ölçü olarak kullanılmak üzere ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (IFAC) tarafından yayınlanan denetim standartları ve bunlara ilişkin ayrıntılı açıklamalar (denetim yönergeleri) esas kaynak olarak alınmıştır. Türkiye'de muhasebe denetiminin gelişimi, kapsamı, dayanakları ile bu denetimin yapıldığı alan ve denetimi yapan kişi ve kurumlar hakkında çok özet bilgi verilerek, muhasebe denetiminin ülkedeki durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Yüksek Denetleme Kurulu'nca kamu iktisadi teşebbüslerinde yapılmakta olan muhasebe denetimi üzerinde durularak, bu denetimde uygulanmakta olan Yüksek Denetleme Kurulu denetim standartları ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Yüksek Denetleme Kurulu'nun Kamu iktisadi teşebbüslerindeki denetiminde uygulamakta olduğu denetim standartlarının, uluslararası denetim standartları ile karşılaştırması sonucu, arada önemli farklılıkların bulunmadığı, tespit edilen farklılıkların esas itibarıyla Yüksek Denetleme Kurulu'nun bir kamu denetim organı olmasından kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. Denetim standartları arasındaki farklılıklar giderilip, Yüksek Denetleme Kurulu'nun denetim standart ve uygulamalarının uluslararası denetim standartları ile uyumunun tam olarak sağlanmasıyla, Türkiye'de yapılan muhasebe denetiminin daha da geliştirilmesinin imkan dahilinde olduğu ortaya çıkmıştır.
Uluslararası denetim standartlarının Türkiye uygulamaları açısından incelenmesi ve değerlendirilmesi
Türkiye Denetim Standartları'nın oluşturulmasına katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmış olan ve "Uluslararası Denetim Standartlarının Türkiye Uygulamaları Açısından İncelenmesi ve Değerlendirilmesi" başlığını taşıyan bu çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, denetim kavramının çerçevesi belirlenmeye çalışılmıştır. Temel kavramlar başlığını taşıyan bu bölümde, denetimin tanımından başlanarak, tarihi gelişimi içerisinde oluşan denetim ile ilgili kavramlar ele alınmıştır. İkinci bölümde, 3568 Sayılı Kanun hükümlerine ülkemizdeki denetim uygulamaları incelenmiştir. 3568 Sayılı Kanuna göre yapılan denetimler daha çok uygunluk denetimi olduğu için, bu bölümde özellikle yeminli mali müşavirlere verilen tasdik görevlerine ağırlık verilmiştir. Ayrıca 3568 Sayılı Kanunun denetim standartları açısından ne gibi katkıları olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, 2499 Sayılı Kanun hükümlerine göre ülkemizdeki bağımsız denetim uygulamaları incelenmiştir. Ülkemizde bağımsız dış denetimin ana çerçevesini çizen bu kanun hükümlerine göre denetim standartlarının mevcut durumu ele alınmıştır. Dördüncü bölüm Uluslararası Denetim Standartlarına ayrılmıştır. IF AC tarafından yayınlanmış olan standartların ele alındığı bu bölüm, çalışmanın da ana konusudur. IFAC tarafından yayınlanan 35 adet Uluslararası Denetim Standartlarının tamamının ele alındığı bu bölümde, standartlar mümkün olduğu ölçüde özetlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca her standart, ilgili Türkiye uygulaması ile karşılaştırılarak ülkemizdeki mevcut durumun eksik yönleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç bölümünde, çalışmanın genel olarak bir değerlendirmesi yapılmış ve muhasebe denetiminde uluslararası niteliklere uygun standartların kullanılması ile işletmelerimizin dünyadaki diğer işletmelerle aynı dili kullanacağı ve sonuçta işletmelerimize olan güvenin uluslararası boyut kazanacağı kanaatine varılmıştır. Ekonomik olarak hızla tek pazar haline gelmekte olan dünyamızda bu durumun sağlayacağı faydalar ise sınırsızdır. xııı
Uluslararası muhasebe skandalları ve bilgi teknolojisindeki gelişmelerin sürekli denetim üzerindeki rolü
Dünyada özelikle iletişim ve bilgi teknolojileri açısından sürekli bir gelişme yaşanmaktadır. Bu durum hem özel sektörü hem de kamu sektörünü ciddi anlamda etkilemektedir. Sınırların daraldığı, ekonomik ilişkilerin iç içe girdiği bir dünyada her gün farklı alanlarda farklı teknolojik ilerlemeler sağlanıyor. Bu da verilen hizmetin kalitesini, verimliliğini ve birçok alanda kolaylığı sağlarken aynı zamanda birçok riskleri de beraberinde getirmektedir. İşletmelerde bilgi teknolojilerinin yaygın bir şekilde kullanılması, muhasebe sistemlerinde bilgisayar kullanımının artması, teknolojilerin denetimini de gündeme getirmiştir. Bu sebeple çeşitli denetim teknikleri oluşturulmuştur. Çağımıza en uygun olduğu düşünülen, doğabilecek tehlikeleri ve riskleri kısa sürede önleyerek en aza indirebilecek bir "Sürekli Denetim Sistemi'' geliştirilmiştir. Bilgisayar destekli denetim yazılımlarıyla birlikte ortaya çıkan sürekli denetim kavramı, işletme verilerinin elektronik ortamda oluşturulmasıyla olması gereken denetimin anlık veya kısa süre içinde yapılması sağlanmaktadır. Aynı zamanda muhasebe denetim olaylarında olabilecek hata ve hileler en kısa sürede tespit edilerek ve bilgiye ulaşma kolaylaşmaktadır. İç ve dış denetçiye zaman, kâğıt vb. tasarruf olanakları sağlayan sürekli denetim, verilerin tamamını denetleyerek güvenilirlik ve doğruluk seviyesini en üst düzeye çıkarabilmektedir. Çalışmada, denetim, denetim süreci, ülkelerde yaşanan finansal krizler ve gittikçe gelişen bilgi teknolojilerinin sürekli denetim üzerindeki etkisinden bahsedilmiştir. Devamında sürekli denetim sistemiyle ilgili kamuda ve özellikle özel sektörde çalışan yönetici ve diğer çalışanlara yönelik anket çalışması yapılmıştır. Sürekli denetim kapsamında yapılan alan çalışmasıyla, kişilere uygulanan denetim kavramı ve sürekli denetimin gelecekte uygulanma düzeyiyle ilgili analizler yapılmış ve sonuçları değerlendirilmiştir.
5411 sayılı Bankacılık kanunundaki özel ve genel karşılıklar, muhasebeleştirilmesi ve vergi mevzuatı karşısındaki durumu
Bu tez çalışmasında; 5411 Sayılı Bankacılık Kanunundaki karşılıklara (kredi karşılıkları) ait bankacılık ve vergi mevzuatında yer alan kanuni ve idari düzenlemelere yer verilmiştir. Kredi karşılıklarına ilişkin her iki mevzuatta yer alan düzenlemelerin kıyaslanması neticesinde, bankaların vergisel uygulamalarını etkileyen tartışmalı hususların olduğu tespit edilmiştir. Vergilendirmenin temel ilkleri, normlar hiyerarşisi ve bankacılık sektörünün işlemleri göz önünde bulundurularak uygulamaların yerindeliği değerlendirilmiştir. Kredi karşılıklarının muhasebeleştirilmesi aşamasında ise; muhasebe standartlarında ve tek düzen hesap planında yer alan düzenlemelere değinilmiş, özel ve genel karşılıkların ticari kar-mali kar kavramları için ifade ettiği önem üzerinde durulmuş, mali ve finansal tablolar oluşturulurken ticari kardan mali kara geçiş aşamasında izlenmesi gereken adımlar izah edilmiş ve örneklendirilmiştir. Konunun bankacılık sektöründe nasıl uygulanması gerektiği yönünde öneriler oluşturulmuştur. Sonuç olarak; katılım bankacılığı ve geleneksel bankacılık ayrımı gözetmeksizin, genel karşılık tutarlarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak kurumlar vergisi matrahına ilave edilmesi, özel karşılık tutarlarının ise kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerekmektedir.
İnsan kaynaklarına yönelik faaliyetlerin Türkiye muhasebe standartlarına göre muhasebeleştirilmesi ve Türkiye'deki uygulama boyutu: İMKB örneği
İnsan kaynakları faaliyetleri ile ilgili düzenlemeler içeren TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar, TMS 26 Emeklilik Fayda Planlarında Muhasebeleştirme ve Raporlama ve TFRS 2 Hisse Bazlı Ödemeler çeşitli yönleriyle ele alınması gereken uluslararası nitelikteki muhasebe standartlarıdır. Söz konusu Standartlarda yer alan düzenlemeler çerçevesinde finansal tabloların hazırlanmasıyla doğru, güvenilir, şeffaf ve karşılaştırılabilir bilgilerin değişik çıkar gruplarına sunumunun yanı sıra işletmelerin insan kaynaklarına verdiği değer de kısmi olarak ortaya konulmuş olacaktır.Çalışmanın konusunu oluşturan ve insan kaynakları faaliyetlerine yönelik değişik özellikte düzenlemeler içeren TMS 19, TMS 26 ve TFRS 2 Standartları arasında Türkiye'de en yaygın kullanılanı TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardıdır. Bu durum söz konusu Standartların Türkiye'deki uygulanma boyutunun ortaya konulması amacıyla hisse senetleri İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB)'nda işlem gören 235 işletmenin finansal tablo ve dipnotlarının incelenmesine dayalı olarak yapılan araştırmada da tespit edilmiştir. İçerik analizi yönteminin kullanıldığı araştırma ile Türkiye'deki işletmelerin çalışanlarına insan kaynakları faaliyetleri çerçevesinde daha çok ücret yönetimi içinde değerlendirilen değişik faydalar sağladığı ve bu faydalardan da kıdem tazminatının araştırmaya dâhil edilen tüm işletmelerde uygulandığı sonucuna ulaşılmıştır. Tanımlanmış fayda planı kapsamında değerlendirilen kıdem tazminatı şeklindeki faydaların çalışanlara sağlanmasında yasal bir zorunluluğun bulunması, TMS 19 Çalışanlara Sağlanan Faydalar Standardının Türkiye'de yaygın olarak kullanılmasının en önemli nedenidir.