Physical activity
495 theses under this subject heading
Farklı branştaki sporcuların bilişsel davranışçı ve fiziksel düzeylerinin çoklu zeka üzerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, farklı branştaki sporcuların bilişsel davranışçı ve fiziksel düzeylerinin çoklu zeka üzerine etkisini incelenmektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden ölçek yöntemi kullanılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli ile yapıldı ve araştırma verileri anket yöntemiyle elde edildi. Araştırmanın örneklemini Hatay ilinde farklı branşlardaki spor kulüplerinde oynayan 414 sporcu oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, birinci bölümde kişisel bilgiler, ikinci bölümde "Bilişsel Davranışçı ve Fiziksel Aktivite Ölçeği" (BDFAÖ), üçüncü bölümde "Çoklu Zeka Ölçeğinden" (ÇZÖ), oluşan anket kullanıldı. Ölçekteki ifadelerin değerlendirilmesinde, 5 puanlı Likert tipi (1= hiç katılmıyorum – 5 = tamamen katılıyorum) ölçeklerden faydalanıldı. Araştırmanın sonuçlarına göre sporcuların cinsiyet değişkenine göre sonuç beklentisi alt boyutunda kişisel engeller, mantıksal-matematiksel zeka, bedensel-kinestetik zeka alt boyutları arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Fakat diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Eğitim durumu değişkeninde sonuç beklentisi alt boyutunda istatistiksel bakımdan anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Üniversite ve üstü eğitim programından mezun olan sporcuların lise ve altı mezun olan sporculara göre sonuç beklentisi değişkeni sıra ortalamalarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Gelir düzeyi değişkenine göre istatistiksel bakımdan herhangi bir anlamlı farklılık bulunamamıştır. Branş değişkenine göre mantıksal-matematiksel zekada Kruskal-Wallis testi sonucunda anlamlı bir farklılık tespit edilirken diğer alanlarda istatistiksel bakımdan anlamlı farklılık bulunamamıştır (p<0,05). Daha sonra branşlar arasında mantıksal-matematiksel zeka alt boyutunda anlamlı farklılığın hangi branştan kaynaklandığını tespit etmek amacıyla tekrarlı Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Yapılan Mann-Whitney U testleri sonucunda her ne kadar branş değişkenine göre mantıksal-matematiksel zeka alt boyutunda anlamlı farklılık tespit edilse bile Tip1 hataya neden olmamak için P değerinin belirlenen yeni anlamlılık seviyesinin altında olduğu için istatistiksel bakımdan anlamlılık yoktur şeklinde değerlendirilmiştir. Hobi değişkeninde öz düzenleme alt boyutunda istatistiksel bakımdan anlamlılık tespit edilirken diğer alt boyutlarda anlamlı bir farklılık tespit edilememiştir. Spor yaşı ile ilgili sadece doğacı zeka pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Davranışçı ve Fiziksel Aktivite, Çoklu Zeka, Spor, Zeka
Üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı: üniversite de öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ve fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesidir. Bu çalışmanın katılımcı grubunu Muğla Sıktı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Eğitim Fakültesi 3. ve 4. Sınıflarda öğrenim gören 136 kadın ve 164 erkek toplam 300 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi" kısa formu ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" anketleri gerekli izinler alınarak gönüllü katılım sağlayan öğrencilere yüz yüze uygulanmıştır. Ölçme araçlarının uygulanması ile ilgili düzenlemelerin yapılması ve verilerin toplanması aşamasından sonra yanlış ya da eksik girilmiş veriler araştırma dışında tutularak analizleri yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22.0 paket program kullanılmıştır. Veriler hem fakültelere göre hem de cinsiyete göre ayrı ayrı analiz edilmiştir. Bu amaçla, değişkenlerin karşılaştırılmasında Tek yönlü ANOVA testi uygulanmıştır. Cinsiyete göre ve fakültelere göre değişkenlerin analizinde ise Çok Faktörlü Varyans analizi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan istatistiksel analizler %95 güven aralığında .05 ve .01 hata düzeylerinde gerçekleştirilmiştir. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının tüm boyutlarında cinsiyete bağlı değişiminin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı (p > 0,05), fakat Fiziksel Aktivite ve Egzersiz (p = 0,008), Manevi Gelişim (p = 0,00), Stres Yönetimi (p=0,020) ve Toplam Sağlık Davranışları Biçimi skorlarının (p=0,034) fakültelere bağlı değişiminin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05).Bunun yanında cinsiyet ve fakülte değişkenlerinin sağlıklı yaşam biçimi alt boyutlarında ve toplam skoru üzerindeki ortak etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı gözlenmektedir (p > 0,05). Sonuç olarak; üniversite öğrencilerine fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme imkanı sunulduğunda öğrencilerin sağlıklı yaşam davranışını benimsemesinde etkili olacağını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Sağlık, Egzersiz, Sağlıklı Yaşam Biçimi, Fiziksel Aktivite
Sağlık çalışanlarının fiziksel aktivite seviyesi, depresyon düzeyi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi: Çankırı Devlet Hastanesi'nde bir çalışma
Fiziksel aktivitenin (FA) bedensel, bilişsel ve ruhsal sağlık üzerine bilinen birçok faydası vardır. Egzersizin depresyon belirtilerinin azaltması ve yaşam kalitesini artırması gibi olumlu etkileri bilinmesine rağmen, dünya nüfusunun büyük bir kısmı fiziksel olarak aktif değildir. Mesleki tükenmişlik riski yüksek olan sağlık profesyonellerinin de egzersize yeterince katılım sağlamadıkları bilinmektedir ancak literatürde fiziksel aktivite seviyesi, depresyon düzeyi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalar sınırlıdır. Bu nedenle çalışmamızda sağlık profesyonellerinin fiziksel aktivite seviyeleri ile depresyon düzeyi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlandı. Prospektif kesitsel bir anket çalışması olan bu çalışma Çankırı Devlet Hastanesi'nde yürütüldü. Hastanede çalışan 128 sağlık profesyoneli (20-55 yıl, 78K/50E) gönüllülük esasına dayalı olarak çalışma grubuna dahil edildi. Kişilere ait demografik bilgiler kaydedildi. Fiziksel aktivite seviyesi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Form, depresyon düzeyi Beck Depresyon Envanteri ve yaşam kalitesi Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak değerlendirildi. Verilerin analizinde Spearman Korelasyon analizi kullanıldı. Fiziksel aktivite seviyesi ile depresyon düzeyi ve yaşam kalitesinin alt parametreleri arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki yoktu. Depresyon düzeyi ile yaşam kalitesinin bedensel alanı (r= -0.335, p<0.001), ruhsal alanı (r= -0.578, p<0.001), sosyal alanı (r= -0.436, p<0.001) ve çevresel alanı (r= -0.418, p<0.001) arasında negatif orta düzeyde bir ilişki vardı. Çalışma grubunun yalnızca %14'ü yürümeyi tercih ederken, %36.7'si fiziksel olarak aktif değildi. İşe ulaşım, sağlık profesyonelleri için fiziksel aktivitenin temelini oluşturuyor gibi görünmektedir. Sağlık profesyonellerinin fiziksel aktivite seviyesinin artmasını sağlayacak önemli bir faktör, depresyon ve yaşam kalitesi üzerinde olumlu etkilerin olabilmesi için, fiziksel aktivite farkındalığı sağlayacak yaklaşımların planlanması olabilir. Fiziksel aktiviteyi değerlendirmede sübjektif yöntemler ve objektif yöntemleri birlikte kullanmak değerlendirme sonuçlarının daha objektif olmasına fayda sağlayabilir. Fiziksel aktivite seviyesinin düşük olmasına sebep olan bariyerlerin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: "Depresyon", "fiziksel aktivite", "sağlık profesyonelleri", "yaşam kalitesi."
Üniversite öğrencilerinin spora dayalı fiziksel aktivitelere katılımları ve yaşam kalitelerinin akademik başarı ve sosyalleşme üzerine etkisi (Eskişehir Osmangazi Üniversitesi örneği)
Bu çalışmanın amacı; Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde 2. ve daha üst sınıflarda öğrenim gören öğrencilerin spora dayalı fiziksel aktivitelere katılımları ve yaşam kalitelerinin akademik başarı ve sosyalleşme üzerine etkilerinin değerlendirilmesidir. Araştırmaya 2013-2014 eğitim-öğretim yılında 2. ve daha üst sınıflarda farklı programlarda öğrenim gören 1057 gönüllü öğrenci katılmıştır. Katılımcıların spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım düzeylerinin belirlenmesi için Cooper fiziksel aktivite ölçeği, yaşam kalitelerini belirlemek için WHOQOL BREF ölçeği, akademik başarılarını belirlemek için genel not ortalamaları, sosyalleşme durumlarını belirlemek için ise spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 18.0 ve LISREL 8.80 paket programlarından yararlanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ilk aşamada kayıp değerler, uç değerler ve verilerin normal dağılımı belirlenmiştir. Demografik özellikler (cinsiyet, yaş, aylık harcama miktarı, barınma biçimi, eğitim görülen alanlar ve sınıf) için frekans ve yüzde tablolarından, güvenirlik testlerinden (Cronbach Alpha), yaşam kalitesi ve spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme ölçeklerinin geçerliliğini tespit etmek için açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizlerinden yararlanılmıştır. Demografik özelliklere göre spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım düzeyi, yaşam kalitesi, akademik başarı düzeyi ve spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme değişkenleri arasındaki farklılığı belirlemek için t testinden, ki-kare bağımsızlık testinden, tek yönlü varyans analizinden (ANOVA), çoklu karşılaştırma testlerinden (Tukey HSD ve Tamhane T2), araştırma modelinde yer alan spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım, yaşam kalitesi ve alt boyutları, akademik başarı, spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme ve alt boyutları arasındaki ilişki düzeyini belirlemek için korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım ile yaşam kalitesi arasında (0.57), spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım ile akademik başarı arasında (0.43), spora dayalı fiziksel aktivitelere katılım ile sosyalleşme arasında (0.31), yaşam kalitesi ve akademik başarı arasında (0.31), yaşam kalitesi ve spora dayalı fiziksel aktiviteyle sosyalleşme arasında (0.44) düzeyinde pozitif yönlü anlamlı bir ilişki (p<0.01) olduğu tespit edilmiştir.
Aktif video oyunlarının oksijen tüketimine ve enerji tüketimine etkisinin cinsiyetler arası karşılaştırılarak incelenmesi
Bu araştırmanın temel aldığı amaçlar (1) farklı aktif video (AV) oyunlarının bazı fizyolojik değişkenlere etkisini incelemek, (2) farklı AV oyunlarının fizyolojik etkilerini klasik egzersizle kıyaslamak ve (3) farklı AV oyunlarının fizyolojik etkilerini cinsiyetler arasında karşılaştırmaktır. Çalışmaya 43 (n=22 erkek, n=21 kadın) gönüllü katılımcı dâhil edilmiştir. Beş farklı koşulda (dinlenirken, televizyon seyrederken, tempolu yürüyüş sırasında, AV dans oyunu ve AV dövüş oyunu oynarken) oksijen tüketimi (VO2) ve karbondioksit üretimi (VCO2) ile kalp atım hızı (KAH) ölçülmüştür. Bunun yanı sıra enerji tüketimi (ET), metabolik eşdeğer (MET) ve solunum değişim oranı (SDO) hesaplanmıştır. Algılanan zorluk derecesi (AZD) ile eğlence puanı beş farklı koşulda kaydedilmiştir. Farklı koşulda kaydedilen VO2, KAH, ET, SDO ve MET değerleri istatistiksel açıdan farklı bulunmuştur (p<0,01). Bunun yanı sıra SDO hariç incelenen diğer fizyolojik değişkenler için grup x ölçüm etkileşimi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuş olup gruplar arasında önemli fark kaydedilmiştir (p<0,01). AZD ve eğlence puanı (dinlenik durum hariç) kadın ve erkek katılımcı grupları arasında karşılaştırıldığında gruplar arasında önemli fark bulunmamıştır (p>0,05). Bunun yanı sıra kadın ve erkek katılımcı gruplarında farklı koşullarda kaydedilen AZD ve eğlence puanları istatistiksel açıdan farklı bulunmuştur. Sonuç olarak AV dans oyunu ve AV dövüş oyunu yüksek şiddetli egzersiz kriterlerini sağladığı gösterilmiştir (>6 MET). Bundan dolayı AV oyunları ile fiziksel aktivite önerilebilir. Anahtar Sözcükler: Aktif video oyunları, Fiziksel aktivite, Enerji tüketimi, Oksijen tüketimi, Kalp atım hızı
Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi
Başlık: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi Amaç: Araştırmanın amacı tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışı, fiziksel aktivite düzeyi ve sağlık durumu algısına etkisini saptamaktır. Yöntem: Araştırma tek merkezli, tek kör, paralel grup, yedi haftalık takip süresi olan randomize ön test-son test tam deneysel tasarımda yapıldı (Clincal Trials: NCT05567146). Çalışma Aksaray il merkezinde bulunan eğitim programları farklı üç lisede (mesleki ve teknik, Anadolu ve fen lisesi) 65 ergen (29'u müdahale, 36'sı kontrol) ile 16 Mayıs 2022- 2 Eylül 2022 tarihleri arasında yürütüldü. Çalışmada müdahale grubuna yedi hafta boyunca oyunlaştırma tekniği uygulandı. Çalışmada SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak intention-to treat (ITT) analizi yapıldı. Bulgular: Müdahale grubunun fiziksel aktivite düzeyi, beslenme davranışı, meyve ve sebze tüketimi değişim süreci toplam ve alt boyut puanı ile sağlık durumunu algılama puanlarındaki değişimin kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu bulundu. Ayrıca müdahale grubundaki ergenlerin su ve soda içme sıklığı ile enerji içeceği içme sıklığının kontrol grubuna göre istatiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi. Yapılan uygulamanın ergenlerin süt ve süt ürünleri içme sıklığı ile meyve suyu, gazlı içecek, çay ve kahve içme sıklığına etkisi olmadığı belirlendi. Sonuç: Tele hemşirelik ile gerçekleştirilen oyunlaştırma tekniğinin ergenlerin beslenme davranışını ve sağlık durumu algısını iyileştirmede; fiziksel aktivite düzeyini, meyve-sebze tüketimini, su ve soda içme sıklığını artırmada ve enerji içeceği içme sıklığını azaltmada etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Adölesan, beslenme, ergen, fiziksel aktivite, oyunlaştırma, tele hemşirelik.
Kronik hastalığı olan bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin değerlendirilmesi
Deniz, K. Kronik hastalığı olan bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin değerlendirilmesi. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Tıpta Uzmanlık Tezi, Eskişehir, 2024. Fiziksel aktivite yetersizliği, küresel ölümcüllük oranı ve kronik hastalıklar açısından başta gelen beş risk faktöründen biridir. Bireyler günlük planlamalarını yaparken egzersize yer ayırmayı unutmamalıdır. Fiziksel aktivite kronik hastalıklar üzerinde etkili olup bazı kronik hastalıkların fiziksel aktivite düzeyinin artması ile görülme oranlarında azalma ortaya konmuştur. Bu araştırmayla amacımız kronik hastalığı olan bireylerde cinsiyet, yaş, medeni durum, birlikte yaşama durumu, sosyal medya kullanımı, günlük uyku süresi, günlük televizyon izleme süresi ve çocuk sayıları gibi değişkenler ile fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Çalışmamız etik kurul onayından 31 Aralık 2023'e kadar Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Polikliniği'ne başvuran 18 yaş ve üstü çalışmamıza katılmayı kabul eden kronik hastalığı olan 167 (%55.3)'si kadın, 135 (%44.7)'i erkek toplamda 302 katılımcı ile yapıldı. Katılımcıların vücut kitle indeksi sonucuna göre %44.04'ü normal kilolu,%31.79'u kilolu,%20.53'ü obez olup %3.64'ü zayıftır. Katılımcıların kronik hastalıkları içerisinde en sık rastlananları %16.6 ile hipertansiyon ve %16.2 ile solunum sistemi hastalıklarıdır. Katılımcıların %58.6'sı sürekli ilaç kullanmıyorken, %41.4'ü sürekli ilaç kullanmaktadır.% 62.3'ü bir (1) kronik hastalığa sahipken; %23.8'i iki (2) kronik hastalığa, %13.9'u ise üç (3) ve daha fazla kronik hastalığa sahiptir. Katılımcıların %60.3'ünün fiziksel aktivitesi şiddetli düzey iken, %30.8'inin orta düzeyli, %8.9'unun düşük düzeydedir. Sonuç olarak, çalışmamıza katılan kronik hastalığı olan bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin genel itibariyle yeterli düzeyde (orta şiddetli düzey/şiddetli düzey) olduğu görülse de, bazı değişkenlere göre değerlendirdiğimizde fiziksel aktivite düzeylerinin düşük düzeyde olduğunu tespit ettik. Kronik hastalığı olan bireylere yönelik rehabilitasyon protokolleri oluşturulmalı, takipleri kapsamlı biyopsikososyal bakış açısıyla düzenlenmeli, ergoterapik ve psikolojik destek ile fiziksel aktivite eğitim programları başlatılmalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite düzeyi, kronik hastalıklar
Obez bireylerin fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi
Obezite ile mücadelede fiziksel aktivite düzeyinin belirlenmesi önemlidir. Bu çalışmada obez bireylerin farklı yöntemler ile fiziksel aktivite düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 30 kadın (yaş X=32,9±7,3 yıl) ve 16 erkek (yaş X=36,4±8,4 yıl) olmak üzere toplam 46 obez (BKİ kadın X=37,6±6,6 kg/m2, erkek X=34,2±4,3 kg/m2; vücut yağ yüzdesi kadın X=%40,9 ve erkek X=%35,4) gönüllü birey katılmıştır. Sağlık kuruluşuna başvuru yapan obez bireyler için bilgi formu hazırlanmış ve vücut kompozisyon ölçümleri Tanita BC-1000 ile, Fiziksel aktivite ölçümü ise, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi - Kısa Form (UFAA-KF) ve Sense Wear Armband (SWA; BodyMedia, USA) yöntemi ile yapılmıştır. İstatiksel analiz olarak; Kruskal Wallis, Mann Whitney U, Ki kare, Fischer's Exact testi ve Spearman Rho Korelasyon kullanılmıştır ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Katılımcıların adım sayısı ortanca değerleri 9323 adım/gün (kadın ve erkeklerde sırasıyla 8796; 9540 adım/gün) bulunurken (p>0,05), MET düzeyleri 1,3 MET/gün'dür (kadın ve erkeklerde sırasıyla 1,3; 1,4 MET/gün). Katılımcıların adım sayısına göre aktivite düzeyi değerlendirildiğinde %32,6'sı (n=15) "sedanter/düşük aktif", %67,4'ü (n=31) "orta/yüksek aktif" düzeyinde; UFAA'ya göre değerlendirildiğinde ise %19,6'sı (n=9) "düşük aktif", %80,4'ü (n=37) "orta/yüksek aktif" düzeyindedir (p>0,05). UFAA-MET puanları ile adım sayısı arasında ise anlamlı ilişki bulunmamaktadır (r=0,188; p>0,05). SWA ile karşılaştırıldığında, anketin %21,7 yüksek tahmin, %8,7 oranında düşük tahminde bulunduğu belirlenmiştir (p>0,05). Sonuç olarak, obez bireylerin adım sayısına göre "biraz aktif" kategorisinde yer almasına rağmen MET düzeylerinin düşük olması obezite ile mücadelede egzersizin şiddetinin önemini göstermektedir. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeylerinin yöntemlere göre değişebileceği ve yöntem belirlenirken örneklem grubuna göre sınırlılıklar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Obezite, SWA, UFAA
Fiziksel aktivite ile iş motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma, fiziksel aktivite ile iş motivasyonu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya en az bir ay düzenli fiziksel aktivite yapan 18-65 yaş arası 190'ı kadın (38,23±7,81 yıl), 194'ü erkek (38,55±8,05 yıl) olmak üzere toplam 384 kişi gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan sosyo-demografik özelliklerin yer aldığı bilgi formu ile birlikte fiziksel aktivite düzeyi değerlendirmesi için, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) önerileri referans olarak alınmıştır. Katılımcıların iş motivasyonu düzeylerini belirlemede Gagne, Forest, Gilbert, Aube, Morin, ve Malorni tarafından 2010 yılında geliştirilen Çok Boyutlu İş Motivasyonu Ölçeği (ÇBİMÖ) kullanılmıştır. İstatistiksel analiz olarak, Kolmogorov Smirnov, Mann Whitney U, Kruksall Wallis H, Dwass Steel Critchlow Flinger testi ve Spearman's Rho Korelasyon kullanılmış ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Çalışmanın sonucuna göre, katılımcıların, %51,04'ü (n=196) 2 gün ve altı, %48,96'sı (n=188) 3 gün ve üstü, %42,19'u (n=162) 149 dk ve altı, %57,81'i (n=222) 150 dk ve üstü aktivite yaptıkları; içsel motivasyon alt boyutunun, kadınlarda fiziksel aktivite türüne göre farklılık gösterdiği (p<0,042); motive olamama alt boyutunun, 45 saat ve üzeri çalışan kadınlarda daha yüksek olduğu (p<0,047) sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların, cinsiyete göre fiziksel aktiviteye katılım süre ve sıklığı, fiziksel aktivitenin yapıldığı zaman ve alan ile iş motivasyonu alt boyutları arasında anlamlı ilişki bulunmamıştır (p>0,05). Bu çalışma sonucunda, katılımcıların DSÖ önerilerine uyum sağlamadıkları, bununla birlikte yalnızca kadınlarda fiziksel aktivite türü bakımından içsel motivasyon alt boyutunun farklılık gösterdiği görülmektedir. Katılımcıların fiziksel aktivite önerilerine uyum sağlamaması, motivasyon alt boyutlarını etkilemiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin fiziksel aktivite ve internet bağımlılığı ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya Hitit Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören 1419 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" , "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (IPAQ)'' ve "Young İnternet Bağımlılığı Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 programından yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin normallik düzeyi One Sample Kolmogorov-Smirnov, ölçek puanlarının karşılaştırılmasında; Ki Kare ve Mann Whitney U, yüzdelik dağılımların belirlenmesinde frekans analizi ve ölçek puanlarının arasındaki ilişkilerin incelenmesinde Spearman Korelasyon analizi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda, öğrencilerin öğrenim gördükleri üniversitelere, fakültere, yaş gruplarına, BKİ gruplamasına, cinsiyete, düzenli fiziksel aktivite yapma durumu, sigara kullanma durumu, kendine ait bilgisayarı olması durumu, internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre fiziksel aktivite düzeyleri ve fiziksel aktivite şiddetleri anlamlı farklılık göstermektedir (p<0,05). Üniversite öğrencilerinin, sigara kullanma durumu, alkol kullanma durumu ve internet başında bir seferde geçirdikleri ortalama sürelere göre internet bağımlılığı düzeyleri anlamlı olarak farklılık göstermektedir (p<0,05). Spor bölümlerinde okuyan öğrencilerin şiddetli aktivite düzeyi sağlık bilimleri fakültesinde okuyan öğrencilerden daha yüksek olduğu anlamlı olarak bulunmuştur (p<0,05). İki farklı bölümün üniversite öğrencilerinin genel olarak hafif fiziksel aktivite puanının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile internet bağımlılığı semptomları arasında anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Fiziksel aktivite düzeyi düşük olan öğrencilere boş zamanlarında fiziksel aktivite yapmaları konusunda teşvik edilmelidir.
Hemşirelerin fiziksel aktivite düzeylerinin yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeylerine etkisi
Fiziksel aktivite düzeyinin iyi olmasının, fiziksel ve ruhsal sağlığa olumlu etkilerinin olduğu açık bir şekilde bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, HİTÜ Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmakta olan hemşirelerin fiziksel aktivite düzeylerinin yaşam kalitesi ve tükenmişlik düzeylerine etkisinin incelenmesidir. Çalışmaya 212 hemşire (147 kadın ve 65 erkek) gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmanın yapılabilmesi için gerekli izinler çalışma öncesinde alınmıştır. Verilerin toplanması amacıyla, Maslach Tükenmişlik Envanteri, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılmıştır. Deneklerin demografik verilerinin toplanması için ise kişisel bilgi formu kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerin yapılabilmesi için SPSS 22.0 kullanılmıştır. Elde edilen verilerin normal dağılıma uygunluğun test edilmesi için Shapiro-Wilk testi uygulanmış, normal dağılıma uygun olmadıkları görüldüğünden, parametrik olmayan testler kullanılarak analizler gerçekleştirilmiştir. İkili grup karşılaştırmalarında MannWhitney U testinden, ikiden fazla grupların karşılaştırılması için ise Kruskal-Wallis H testinden faydalanılmıştır. Gruplar arasındaki ilişkilerin incelenmesi için Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Tüm istatistiklerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlenmiştir. Gerekli durumlarda Bonferroni düzeltmesi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, tükenmişlik düzeyi ile fiziksel aktivite düzeyi arasında negatif yönlü ve orta düzeyde korelasyon olduğu, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma arasında ise pozitif yönlü ve orta düzeyde korelasyon olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte, hemşirelerin 112 hemşirenin inaktif ve 53 hemşirenin minimal aktif kategoride yer aldıkları ve bunun da %77,8'lik bölümü oluşturduğu görülmüştür. SF-36 puanlarına göre; BKİ kategorisi, cinsiyet, medeni hal, eğitim durumu ve mesleki tecrübe değişkenlerine göre fiziksel fonksiyon puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Deneklerin tükenmişlik ölçeği alt boyutlarından elde ettikleri puanların; medeni hal, BKİ kategorisi, mesleği isteyerek seçme durumu, kıdem yılı ve görev yeri değişkenlerine göre anlamlı farkların olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular neticesinde, hemşirelerin çalışma koşullarının yoğun olduğu, fiziksel aktivite düzeylerinin istenilen düzeyde olmadığı, kıdem yılı arttıkça tükenmişlik ve yaşam kalitesi düzeylerinin kötüleştiği bulunmuştur.
Beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite, kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite, kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya Çorum ilinde görev yapmakta olan 191 (104 erkek, 87 kadın) beden eğitimi öğretmeni gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmanın yapılması için gerekli Etik Kurulu İzni Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu'ndan, kurum izni ise Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yazılı olarak alınmıştır. Araştırmaya gönüllü olarak katılan beden eğitimi öğretmenlerine bilgilendirilmiş gönüllü olur formu onaylatılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 25.0 (IBM, ABD) kullanılmıştır. Gruplar arasındaki farkların incelenmesi için; ikili grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi, çoklu grup karşılaştırmalarında Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Deneklerin fiziksel aktivite düzeylerini ölçmek için Türkiye'de geçerlik ve güvenirlik çalışması Öztürk (2005) tarafından yapılan Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği, benlik saygısı ve kendini sabotaj düzeylerini ölçmek için, Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen ve Tukuş (2010) tarafından Türkçeye uyarlanan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ile Jones ve Rhodewalt tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Akın (2012) tarafından yapılan Kendini Sabotaj Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, beden eğitimi öğretmenlerinin fiziksel aktivite düzeylerinin genel olarak düşük olduğu, kendini sabotaj ve benlik saygısı düzeylerinde ise, negatif yönde ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Mülteci çocuklarda fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışmada ülkelerinden zorunlu göç sonucunda Türkiye'ye gelen mülteci çocukların yaşam kaliteleri ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişki düzeyinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma Çorum ili merkezde ikamet eden, 14-17 yaş aralığında ve mülteci olarak kabul gören 100 çocuğun gönüllü katılımı ile yapılmıştır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgileri içeren "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde "Lise Yaşam Kalitesi Ölçeği (LİSEYKÖ)" kullanılmıştır. İstatistiksel test seçimi için verilerin normallik dağılımı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri ile değerlendirilmiştir. Bağımsız iki grup karşılaştırmaları veri normal dağılmadığı için Mann Whitney U testi ile gerçekleştirilmiştir. Bağımsız üç grup arasındaki karşılaştırmalar veri normal dağılmadığı için Kruskal-Wallis testi ile yapılmıştır. Kruskal-Wallis test sonrası farklı olan grupları belirlemek için Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U Post hoc ikişerli karşılaştırma testi uygulanmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler veri normal dağılımına uygun olarak Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırılmıştır. LİSEYKÖ'nün güvenirliği Cronbach alpha katsayısı ile değerlendirilmiştir. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p<0,005 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların Türkiye'de spor yapma durumları, Türkiye'de yaptığı spor branş, geldikleri ülkede spor yapma durumları, geldikleri ülkede yaptığı spor branşı ve spor yaşları ile LİSEYKÖ toplam ölçek ve tüm alt boyut ölçek puanları arasında istatistiki anlamlı farklılıklar bulunmuştur. (p<0,05). Sonuç olarak fiziksel aktivite ve sporun farklı kültürden gelen mülteci çocukların, yerleştikleri ülkelerdeki yaşam kalitelerini pozitif yönde etkilediği ve bu etkileşimin sporun bütünleştirici özelliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişki
Dünya ve Türkiye'de inaktiviteye ve vücut kompozisyonu ile ilgili bilgisizliğe bağlı çocuklar ve adölesanlarda aşırı kiloluluk ve obezite prevalansı artmaktadır. Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin egzersiz davranışı düzeyleri ile vücut kompozisyonuna yönelik bilgi ve tutumları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır. Verilerin toplanması için 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Amasya Üniversitesinin il merkezinde bulunan fakülte ve yüksekokullarda halen öğrenim gören 5457 öğrenciye google veri tabanı üzerinden hazırlanan anket linki çevrimiçi ortamda gönderilmiş ve araştırmaya 15 gün içerisinde toplam 1280 gönüllü kişi katılmış ve değerlendirilmiştir. Verilerin istatistiksel analizlerinde sırasıyla, çapraz çizelgeler hesaplanmış ve ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi ile değişkenler arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde Spermann sıralı korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Bu çalışmanın sonuçlarında; erkeklerin kadınlardan yaş olarak anlamlı düzeyde daha büyük, daha uzun boylu, daha kilolu, yüksek VKİ'li ve fiziksel açıdan daha aktifken, her iki cinsiyet arasındaki sağlık, sigara kullanım oranları ve aylık gelir düzeyleri farklı değildir. Sadece "Obezitenin sağlık için ne ölçüde zararlı olduğunu düşünüyorsunuz?" algısı kadınlarda daha yüksektir. Düzenli fiziksel aktivite yapan erkekler, sedanterlere kıyasla istatistiksel düzeyde daha yaşlı, egzersiz davranışı düzeyleri daha yüksek, obezitenin sağlık için büyük ölçüde zararlı olduğunu düşünmekte ve mevcut kilo durumundan memnundur. Düzenli fiziksel aktivite yapan kadınlar; istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek egzersiz davranış düzeyine sahip, obeziteyi sağlık için daha çok zararlı görmekte, mevcut kilo durumundan memnuniyetleri düşük, mevcut kilo durumunu anlamlı düzeyde daha çok değiştirme eğiliminde ve aynaya baktıklarında kendilerini daha az beğenenlerdir. Sonuç olarak, üniversiteler bilimsel yöntemlerle toplanan verilere dayalı geliştirilen fiziksel ve sportif aktivite programları ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik eğitimleri planlamalı ve uygulamalıdır. Anahtar Kelimeler: Fiziksel aktivite, Mutluluk, Obezite bilgisi, Sağlık.
Otizmli bireylerin fiziksel aktivite programlarına katılım nedenleri ve beklentileri: Aile ve eğitimci üzerine nitel bir araştırma
Bu araştırma, otizmli bireylerin fiziksel aktivite ile rehabilitasyon programlarına katılarak fiziksel gelişim, motor beceri, bilişsel ve zihinsel gelişim, sosyalleşme, günlük yaşam becerileri ve yaşam kalitelerinde olan değişimleri incelemek ayrıca, bu tarz programlara katılmanın maddi karşılığı ve devlet politikası olarak ne kadar önemsendiğini saptamak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya gönüllü olarak 16 otizmli çocuk sahibi ebeveyn ve 15 fiziksel aktivite eğitmeni katılmıştır. Çalışmamız, olayların akışına duygusallık katılmasına müsaade etmeyen, içinde açık uçlu sorular bulundurup kişinin hikâyesini olduğu gibi aktarmasını sağlayan yarı yapılandırılmış gözlem formu hazırlanarak, aileler ve eğitmenlerle görüşme yapılarak yapılmıştır. Görüşmeler pandemi dolayısıyla telefon ile yapılmış ve kayıt altına alınmıştır. Veriler kaydedilerek yazıya dökülmüş ve manuel analiz yöntemi kullanılarak ayrıştırılmıştır. Analizler sonucunda araştırmada beklenti içinde olunan parametrelerin, fiziksel aktivite ile rehabilitasyon sonucunda olumlu geliştiği ve otizmli bireyin yaşam kalitesini arttırdığı görülmüştür. Devlet yatırımlarının son derece eksik olduğu, katılım göstermek isteyenlerin özel programlara katılması gerektiği ve ekonomik olarak zorlayıcı bir süreç olduğu katılımcılarından alınan veriler ışığında çalışmamızda belirtilmiştir. Çalışmamız sayesinde otizmli bireyin yaşam standartlarının arttırılmasının mümkün olduğu ve her birinin bu tarz rehabilitasyon programlarına katılma noktasında eşit şartlara sahip olmasının önemli olduğu görülmüş olacaktır. Anahtar Kelimeler: Otizm, Fiziksel Aktivite, Yaşam Standartı, Politika
Yaşlılarda fiziksel aktivitenin kırılganlık düzeyi ile ilişkisinin incelenmesi
Kırılganlık yürüme, hareket, denge, kas kuvveti, motor işleme, biliş, beslenme, dayanıklılık ve fiziksel aktivite gibi birçok alanı etkileyen çok boyutlu kavramdır. Amacımız FAST'in Türkçe adaptasyonunu yaparak profesyonel spor yapmış ve sedanter yaşlı yetişkinlerin fiziksel aktivite düzeyi ve kırılganlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. 65 yaş üstü sedanter (SYY, n=300) ve profesyonel spor yapmış yaşlı (PSYYY, n=100) 450 birey çalışmanın örneklemi oluşturdu. Veri toplama araçları katılımcıların sosyo-demografik bilgilerinin sorgulandığı anket, Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa ve FAST-TR ölçeği idi. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programlarından yararlanıldı. Ölçeğin geçerlik analizinde kapsam geçerliği uygulandı. Güvenirlik analizi Cronbach Alfa katsayısı ve test-tekrar test ile incelendi. Fiziksel aktivite ile kırılganlık düzeyi arasındaki ilişki Ki-Kare korelasyonu ile incelendi. Diğer değişkenlerin karşılaştırılmasında ise Student T test uygulandı. p<0.05 anlamlı kabul edildi. FAST-TR kapsam geçerliği ortalama 0,99 idi. Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,794, test-tekrar test güvenirliği 0,747 idi. PSYYY'lerin hafıza, hareketlilik, mod, fiziksel performans, genel sağlık durumu, ilaç ve çoklu morbite ve kontinans alan ortalamaları SYY'lere göre anlamlı olarak düşük olduğu saptandı. Beslenme, fonksiyonel durum ve ağrı alanı ortalamaları arasında ise anlamlı bir fark yoktu. Her iki grubun kırılganlık düzeyi ile yaş grubu, eğitim durumu, gelir durumu, çocuklarıyla görüşme sıklığı, yaş algısı, yaşlılığı değerlendirme durumu arasında ilişki saptanmadı. PSYYY'lerde fiziksel aktivite skoru ile kırılganlık skoru arasında p=0,017 düzeyinde ilişki bulundu. SYY'lerin düşük yaşam kalitesi ve yüksek toplam kırılganlık skoru arasında negatif düşük korelasyon saptandı p=0,002. Her iki grubun fiziksel aktivite, ve toplam kırılganlık puanı arasında ilişki saptanmadı (p=0,186, p=0,049). PSYYY'lerin fiziksel aktivite ve yaşam kalitesi ortalamaları SYY'den anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p<0,05). PSYYY'lerin kırılganlık ortalamaları SYY'lerden p<0,001 düzeyinde istatiksel olarak anlamlı düşük olduğu saptandı. Sonuç olarak FAST-TR 65 yaş üstü bireylerin kırılganlık düzeylerini belirlemede oldukça geçerli ve güvenilir bir ölçme aracıdır. Kırılganlık yaşam kalitesini düşüren faktörlerden biri olup fiziksel aktivite yaşam kalitesini arttırdığı gibi, kırılganlığı da önleyebilir.
Yaşlı bireylerde fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Son yıllarda hareketsizlik kaynaklı gerek psikolojik gerekse fizyolojik sağlık problemleri giderek artış göstermektedir. Hemen her bireyi yakından ilgilendiren bu problem toplum açısından büyük önem arz eden yaşlı bireyleri bilhassa ilgilendirmektedir. Öyle ki; hareketsizlik kaynaklı azalma eğiliminde olan yaşam kalitesi bu bireylerde başarılı – sağlıklı yaşlanma durumunu engellemektedir. Bu bağlamda araştırmamızda; yaşlı bireylerde fiziksel aktivite, yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, Aydın, Muğla, Çorum, Amasya, İzmir ve Tokat illerinde bulunan huzur evlerindeki (n=207) kadın, erkek (n=195) toplam 402 gönüllü yaşlı birey katılmıştır. Veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Uluslararası Fizilsel Aktivite Ölçeği Kısa Formu" ve "Başarılı Yaşlanma Ölçeği" ve "Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 23.0 paket programı kullanılmıştır. Verilere uygulanan normallik analizi neticesinde normal dağılım gösterildiği tespit edildikten sonra, gruplar arasındaki farkı belirlemek için Independent Sample t test ve boxplot, ölçek ortalama puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirebilmek için ise Pearson Korelasyon analizi ile birlikte saçılım grafiği uygulanmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde; çalışmaya dâhil edilen kadın ve erkek katılımcıların başarılı yaşlanma düzeyleri arasında anlamlı farklılığın olmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Diğer yandan, yaşam kalitesi ölçeği toplam puanlari ile fiziksel aktivite düzeyi arasında ve son olarak fiziksel aktivite düzeyi toplam puanı ile yaşam kalitesi ölçeği genel sağlık alt boyut puanları arasında pozitif yönlü orta düzeye bir ilişkinin olduğu ve bu ilişkinin istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görülmektedir (p<0,05). Sonuç olarak; toplumsal alanda var olan yaşlı bireylerin fiziksel aktiviteye katılım durumlarının yaşam kalitesi ve başarılı yaşlanma kavramlarıyla ilişkisinin göz ardı edilemeyecek bir önemi olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda; yaşlı bireylerin yaşam kalitesi düzeylerinin artırılması için düzenli olarak fiziksel aktiviteye katılımları, yaşamlarının geri kalanında kendi işlerini yapabilme hususunda hem destekleyici bir unsurdur hem de bu bireylerin daha başarılı bir yaşlanma sürecinde olmalarına olumlu katkıları vardır.
Migren hastalarında kronobiyolojiye göre fiziksel aktivite, uyku, kafein kullanımı ve beslenme durumunun incelenmesi
Migren, bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kronik bir hastalıktır. Bu araştırmada, migren hastalarında kronobiyolojiye göre fiziksel aktivite, uyku, kafein kullanımı ve beslenme durumunun incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya nöroloji polikliniğine başvuran ve migren tanısı alan gönüllü 80 kadın (yaş ort: 37,04±9,0) hasta katılmıştır. Bu bireyler için kişisel bilgi formu hazırlanmış ve vücut kompozisyon ölçüleri (vücut ağırlığı, boy uzunluğu, bel ve kalça çevresi) alınmıştır. Katılımcılara, Küresel Fiziksel Aktivite Anketi, Kafein Tüketim Bozukluğu, Hedonistik Yeme, Sabahçıl-Akşamcıl Anketi ve Epworth Uykululuk Skalası, Baş Ağrısı Etki Ölçeği (HIT-6) Migren Özür Değerlendirme Skalası (MIDAS), Vizuel Ağrı Skalası (VAS) uygulanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ile birlikte, bağımsız örneklem T testi ve Mann-Whitney U testi, Tek Yönlü Varyans Analizi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır ve anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmıştır. Bireylerin kronotiplere göre fiziksel aktivite düzeyleri, uyku, kafein kullanımı ve yeme tutumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p>0,05). MIDAS, HIT-6 ve VAS ağrı değerleri ile karşılaştırıldığında ise yalnızca MIDAS puan kategorisine göre anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Migren yaşı ile kronotip puanları ve kronotip kategorileri arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak, kronotipe göre akşamcıl olan birey sayısının daha fazla olduğu, migren yaşı fazla olan bireylerin ise kafein kullanımlarının, yeme tutumlarının daha düşük düzeyde olduğu ve uykululuk düzeyleri normal olan birey sayısının daha fazla olduğu görülmektedir.
Tip II diyabetli bireylerde fiziksel ve pulmoner fonksiyonların incelenmesi
Çalışmamız tip II diyabetli bireylerin fiziksel ve pulmoner fonksiyonların incelemek için planlanmıştır. Katılımcıları değerlendirmek üzere Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi (UFAA), 6 dakika yürüme testi (6DYT), solunum fonksiyon testi (SFT), Charlson Komorbidite indeksi ve Cornell Kas iskelet Sistemi Rahatsızlıkları Anketi (KİSRA) uygulanmıştır. Bu çalışmaya 58 tip II diyabetli (yaş ortalaması 53,32 ± 5,86 yıl) ve 52 nondiyabetik (yaş ortalaması 51,40 ± 5,79 yıl) olmak üzere toplam 110 katılımcı dâhil edilmiştir. Çalışma sonucunda çalışma ve kontrol grubuna ait 6DYT mesafeleri sırasıyla 507,2 ±51,70 m ve 532,23 ± 50,32 m olarak tespit edilmiştir ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlıdır (p<0,05). Çalışma ve kontrol grubuna ait solunum fonksiyon testi parametreleri incelendiğinde sırasıyla FVC 2,82 ± 0,74 L ve 3,23 ± 0,84 L, FEV1 2,30 ± 0,57 L ve 2,57 ± 0,60 L olarak bulunmuştur (p<0,05). Çalışma ve kontrol grubuna ait komorbidite skoru sırasıyla 1,83 ± 0,82 ve 0,12 ± 0,32 olarak saptanmıştır (p<0,05). Çalışma grubunda mevcut değişkenler arası ilişki incelendiğinde; VKİ ile kas iskelet sistemi rahatsızlıkları (KİSR) arasında pozitif yönde anlamlı (r=0,423, p=0,001), VKİ ile yürüme mesafesi arasında ise negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur (r=-0,457, p=0,000). Bu çalışmanın sonuçları tip II diyabetin fonksiyonel kapasite, solunum fonksiyonları ve komorbid hastalıklar üzerine negatif yönde etkili olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Tip II diyabet, fiziksel aktivite düzeyi, fonksiyonel kapasite, solunum fonksiyonları, komorbidite, kas iskelet sistemi rahatsızlıkları
Rekreasyonel amaçlı fitness yapan bireylerin egzersiz motivasyon, beslenme değişim ve fiziksel aktivite düzeylerinin araştırılması
Bu araştırma rekreasyonel amaçlı fitness branşı ile ilgilenen bireyleri egzersize motive eden faktörler ile bu bireylerin beslenme değişim süreçleri ve fiziksel aktivite düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırma Grubunu 2016-2017 yılları arasında Pamukkale Üniversitesi Ömer Halis demir araştırma ve uygulama merkezinde 17 yaş ve üzeri farlı meslek grubundan 561 (%53,5) Erkek, 489 (%46,5) Kadın olmak üzere 1050 rekreasyon amaçlı fitness branşıyla ilgilenen katılımcılar oluşturmaktadır. Araştırmanın amacına ulaşmak için ''Rekreasyonel Egzersiz Motivasyon Ölçeği'' , ''Beslenme Değişim Süreçleri Ölçeği'' , ''Uluslar Arası Fiziksel Aktivite Ölçeği (Kısa Formu)'' ve araştırmacı tarafından oluşturulan ''Kişisel Bilgi Formu'' kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi aşamasında veriler Microsoft Excel 2007 programında düzenlenmiş, SPSS 21 for Windows paket program kullanılarak çözümlenmiştir. Elde Edilen verilerin dağılımlarının nasıl olduğuna ilişkin fikir edinmek amacıyla kolmogorovsmirnov testi sonuçları incelenmiş olup verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Katılımcıların Fiziksel Aktivite düzeyi, Beslenme değişim süreçleri ve rekreasyonel egzersiz motivasyon düzeyleri cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu ve meslek durumu değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi için mannwhitney u testi ve kruskalwallis testleri uygulanmıştır. Elde edilen analiz sonuçları p<0,05 anlamlılık düzeyinde yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre cinsiyet değişkeni açısından katılımcıların fiziksel aktivite düzeyine ilişkin metabolik eş değer, rekreasyonel egzersiz motivasyonu alt boyutlarından Rekabet, Vücut ve Dış Görünüm, sosyal ve eğlence ile beceri gelişimi alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar gözlemlenmiştir. Beslenme değişim süreçlerine ilişkin olarak ise bilinç düzeyinde artış, Dramatik Yardım/Duygusal Canlandırma, Çevreyi yeniden değerlendirme, kendi kendine değerlendirme, Sosyal Serbestlik/Özgürlük, Karşıt/Zıt Durum, Yardım Edici İlişkiler, Güçlendirme Yönetimi, Kendi Kendini Özgürleştirme, Uyaran Kontrolü, Kişiler Arası Sistem Kontrolü alt boyutlarında istatistiksel anlamda anlamlı farklılaşma olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma sonucunda cinsiyet değişkeninin hem fiziksel aktivite düzeyine ilişkin metabolik eşdeğerlik düzeylerinin yanı sıra rekreasyonel egzersiz motivasyonlarında bazı alt boyutlarda farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca beslenme değişim süreçlerine ilişkin olarak cinsiyet farklılıklarının ilaç kullanımı dışında tamamen farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Motivasyon, Beslenme Değişim Süreçleri, Fiziksel Ak
Hemodiyaliz hastalarının egzersiz yararları ve engelleri algısının fiziksel aktivite düzeyine etkisi
Bu araştırmanın amacı, hemodiyaliz hastalarının egzersiz yararları ve engelleri algısının fiziksel aktivite düzeyine etkisini belirlemektir. Araştırma 10 Eylül-10 Aralık 2021 tarihleri arasında (Bursa Özel A Merkez Diyaliz Merkezinde) hemodiyaliz tedavisi gören ve araştırmaya alınma kriterlerine uyan kronik böbrek yetmezliği olan hastalar ile tanımlayıcı, kesitsel ve ilişki arayıcı olarak yapıldı (n=190). Araştırma verilerinin toplanmasında, Hasta Tanıtım Formu, Hemodiyaliz Hastaları Egzersiz Yararları/Engelleri Ölçeği (DPEBBS), Uluslararası Fiziksel Aktivite Kısa Formu (UFAA) kullanıldı. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze tekniği ile toplandı. Verilerin analizinde; SPSS (Statistical Package for The Social Sciences) versiyon 20 kullanıldı ve tanımlayıcı istatistiksel metotlar, parametrik karşılaştırma testleri ve korelasyon testleri kullanıldı. Hastaların yaş ortalamaları 62,24±12,53 yıl olup, hemodiyaliz tedavisi alanların %60,5'i erkek, %70,52'si evli ve %37,9'u ilkokul mezunudur. Hastaların %88,4'ü çalışmıyor ve %53,7'sinin geliri giderine denk olduğu tespit edildi. Egzersiz Yararları ve Engelleri Ölçeği toplam puan ortalaması 65,04±10,28'dir. Cinsiyet, eğitim durumu, günlük aktivitelerini bağımsız yapabilme, egzersiz yapma, tıbbi tanı ve ek kronik hastalığının olması durumlarına göre Egzersiz Yararları ve Engelleri Ölçeği toplam puan ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermektedir(p<0,05). Haftalık MET toplam puanına göre hastaların %84,2'si inaktif, %14,7'si minimal aktif ve %1,1'i ise yeterince aktiftir. Hemodiyaliz hastalarının egzersiz engelleri, egzersiz yararları ve toplam puanları ile fiziksel aktivite skorları arasında pozitif yönde ve orta düzey korelasyon olduğu belirlendi (p<0,01). Araştırma sonucunda; Hemodiyaliz hastalarının egzersiz yararları engelleri algısının orta düzey olmasına karşın hastaların inaktif olduğu görüldü. Erkeklerin, üniversite mezunlarının, günlük aktivitelerini bağımsız yapanların, egzersiz yaptığını ifade edenlerin, ek kronik hastalığı olmayan hastaların egzersiz yararları puan ortalaması daha yüksek bulundu. Egzersiz yararlarını yüksek algılayan hastaların toplam fiziksel aktivite skorunun da anlamlı olarak yüksek olduğu görüldü. Bu sonuçlar doğrultusunda, hemodiyaliz hastalarına egzersiz konusunda verilecek eğitimlerin önemli olduğu düşünülmektedir.
13-15 yaş obez erkek çocukların 12 haftalık fiziksel aktivite sonrası beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma Ankara Büyükşehir Belediyesi aile yaşam ve gençlik merkezlerine üye 13-15 yaş aralığındaki obez çocuklara 12 haftalık egzersiz uygulanarak beden kitle endeksi, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş düzeyleri üzerindeki etkilerini görmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında merkezlere üye 13-15 yaş aralığındaki 30 erkek çocuğun beden kitle endeksi puanları ölçülerek obez oldukları tespit edilmiş ve 12 haftalık aktivite öncesinde kendilerine Beden İmajı Algısı ve Psikolojik İyi Oluş ölçekleri uygulanmıştır. Egzersiz programı uygulandıktan sonra ilk uygulama tekrarlanmıştır. İstatistiksel yöntem olarak katılımcılardan elde edilen beden kitle endeksi, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş değerlerinin normal dağılımlarını incelemek için Kolmogorov-Smirnov Z testi uygulanmıştır. Fiziksel aktivite öncesi ve sonrasındaki farklılığı incelemek için eşli örneklere T Testi (pairedsample t test) uygulanmıştır. Uygulanan fiziksel aktivitenin çocukların yaş faktörüne göre beden kitle endeksi, beden imajı algısı ve psikolojik iyi oluş değerleri üzerinde oluşturduğu farklılaşmayı incelemek için Oneway ANCOVA testi uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan istatistik analizler α=0,05 anlamlılık ve %95 güven düzeyinde uygulanmıştır. Uygulanan testler bilgisayar destekli veri analiz programı kullanılarak yapılmıştır. Elde edilen test sonuçlarına göre katılımcı obez çocukların başlangıç seviyelerine göre kilo verdikleri ve beden kitle endeksi puanlarının düştüğü, beden imajı algısı seviyelerinin yükselerek kendi bedenlerinin farkına varma düzeylerinin yükseldiği ve hoşnutluklarının arttığı, psikolojik iyi oluş düzeylerinin artarak psikolojik güç ve kaynaklarının yükseldiği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların yaş farklılıklarının beden kitle endeksi, beden imajı algısı ve psikolojik iyi düzeylerine etki etmediği ve gerçekleşen bu değişimin yaştan kaynaklanmadığı tespit edilmiştir.
Sağlıklı genç yetişkin bireylerde eklem mobilitesinin fiziksel fonksiyonlara etkisi
. Eklem mobilitesi; eklemin, normal kabul edilen sınırlar içinde, yeterince harekete izin verecek kadar gevşek olmasıdır. Eklemin normal kabul edilen sınırlardan daha fazla hareket edebilmesi durumuna eklem hipermobilitesi, daha az hareket edebilmesine ise eklem hipomobilitesi adı verilir. Çalışmanın amacı, eklem mobilitesinin fiziksel fonksiyonlara etkilerini araştırmaktır. Araştırmaya 75 kadın (hipomobil=29, normal=21, hipermobil=25), 40 erkek (hipomobil=20, normal=9, hipermobil=11) olmak üzere 115 sağlıklı genç yetişkin katılmıştır. Kadınların yaş ortalaması 20,66 ± 2,11,VKİ ortalaması 21,9 ± 2,63; erkeklerin yaş ortalaması 21,07 ± 2,06 ve VKİ ortalaması 23,27 ± 3,02 olarak tespit edilmiştir. Çalışmaya katılan olguların demografik özellikleri kaydedilmiş; Beighton ve Horan Eklem Mobilite İndeksi ile esneklikleri değerlendirilerek hipomobil, normal ve hipermobil olmak üzere üç gruba ayrılmışlardır. Olguların sırt ekstansör ve kavrama kas kuvvetleri, dikey sıçrama yükseklikleri ve dengeleri değerlendirilmiştir. Çalışmamızda, eklem mobilitesinin, denge ve kas kuvveti parametrelerine etkisi gözlenmezken (p>0,05); dikey sıçrama yüksekliği, hipomobil grupta diğer gruplara nazaran daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Çalışma sonucunda, eklem mobilite düzeyinin dikey sıçrama dışında fiziksel fonksiyonlara etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fiziksel olarak zorlayıcı aktivitede bulunan bireylere eklem mobilitesi değerlendirmesi yapılmalıdır. Gelecekteki çalışmalar, ağrı ve disfonksiyon şikayeti olan hastaların eklem mobilitelerinin değerlendirilmesi ile yapılabilir. Ayrıca farklı eklem mobilitesi düzeylerinin, postüral kaslara ve fiziksel uygunluk parametrelerine etkisinin araştırılması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Eklem mobilitesi, fiziksel fonksiyon, hipermobilite.
Üniversite çalışanlarında obezite sıklığı ve etkileyen faktörlerin araştırılması (Dumlupınar Üniversitesi örneği)
Bu çalışma Dumlupınar Üniversitesinde 2008-2009 Eğitim Öğretim Yılında Nisan 2009 - Haziran 2009 tarihleri arasında Rektörlüğe bağlı merkez ve ilçelerdeki birimlerde çalışan 376 kişi katılmıştır. Bunlardan 127'si, öğretim üyesi ve öğretim elemanı, 133'ü genel idari hizmetleri, 20'si yardımcı hizmetler, 12'si sağlık hizmetleri, 29'u teknik hizmetler, 36'sı güvenlik hizmetleri ve 19'u da diğer meslek gruplarında görev yapmaktadırlar.Verilerin düzenlenmesinde MS Excel tablolama paket programı ve istatistik analizler için SPSS 16 istatistik paket programı kullanıldı. Tüm istatistik analizlerde anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edildi.Test sonuçlarına göre obeziteye etki eden faktörler arasında; cinsiyet, yaş, medeni durum, meslek, gelir durumu, gece atıştırma alışkanlığı, yemek tüketim hızı, diyet yapma durumu, günlük kalori alımı, sportif faaliyet durumu, günlük hareketlilik durumu, önemli ve anlamlı bulunmuştur(P<0.05).Eğitim durumu, günlük öğün sayısı, öğün atlama durumu, günlük tv ve bilgisayar kullanımı, ailesel şişmanlık durumu istatistik olarak anlamlı bulunmamıştır(P>0.05).Anahtar Kelimeler: Obezite, Sıklık, Beslenme, Fiziksel Aktivite.