Local administrations
492 theses under this subject heading
Yerel yönetimlerde katılım ve 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine etkileri: Hatay örneği
Yerel yönetimler, yönetim birimleri olarak halka en yakın olandır. Halkın yönetime katılımının ve yönetimde temsil özelliğinin en iyi şekilde gösterildiği yönetim birimi olarak değerlendirilebilir. Yerel yönetimler, halkın istek ve sorunlarının en doğru ve etkili biçimde çözüme kavuşturulduğu, vatandaşa en yakın yönetim birimleridir. Yerel yönetimler demokrasinin olgunlaşması ve yayılması açısından da önemi olan kurumlardır. Ülkeler halka yakın olabilmek ve halkın merkezi yönetime olan sadakatinin devamlılığı için yerel yönetimleri tercih etmiş ve ülke yönetiminin güçlenmesi için yerel yönetimlerden gelen etkiyi merkezi yönetimde kullanmışlardır. Tarih içerisinde farklı tür ve adlarla süre gelen yerel yönetimler, Türkiye Cumhuriyet' inin kurulmasıyla birlikte daha modern ve işlevsel bir yapıya kavuşmuşlardır. Yerel yönetimlerle birlikte var olan temsil ve katılım olguları da tarih içerisinde büyük gelişim göstermiştir. Demokratikleşme açısından önem arz eden temsil ve katılım olguları, yapılan düzenlemeler ile daha çok uygulanabilen bir hal almıştır. Temsil ve katılımı daha güçlendirme yönünde atılan adımlar demokratikleşme açısından çok büyük önem taşımaktadır. Ancak bu bağlamda, 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım süreçlerini zayıflatıcı bir düzenleme olduğunu söylemek mümkündür. Söz konusu Yasa ile Türkiye'nin yerel yönetim yapısında çok önemli değişimler yaşanmış, büyükşehir belediyesi kurulmuş olan illerde il özel idareleri, belde belediyeleri ve köy yönetimlerinin tüzel kişilikleri sonlandırılmıştır. Bu düzenlemelerin elbette ki yerel yönetimlerde temsil ve katılım üzerine olumsuz etkileri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada 6360 sayılı Yasa'nın temsil ve katılım üzerine olan etkileri Hatay Büyükşehir Belediyesi ve İlçe Belediyeler örneği üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Yerel yönetimlerde çalışanların iş tatmininin demografik faktörler açısından incelenmesi: Osmaniye Belediyesi örneği
Çalışanlar, tüm örgütler için temel yapı taşlarından biridir. Bu nedenle örgütler çalışanlarının işlerinden memnun olmalarını ve örgütlerine bağlı olmalarını arzularlar. Günümüz rekabet ortamında örgütler stratejik başarı üstünlüğü için çalışanlarının iş tatmini duymalarını isterler. İş tatminine sahip çalışanlar; örgütün amaç ve değerlerini benimsemekte, örgüt için büyük çaba göstermektedirler. Yapılan araştırmaların birçoğu iş tatminini etkileyen birçok faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Bu araştırmaların sonuçlarına bakıldığında ise birçok farklı görüş ortaya konulmuştur. Ayrıca bu kavramın olumlu ve olumsuz sonuçları hakkında farklı tespitlerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın temel amacı ise yerel yönetimde çalışan bireylerin demografik farklılıklarının iş tatminleri üzerindeki etkisinin ne derece olduğunu belirlemektir. Bu bağlamda; Osmaniye Belediyesi çalışanlarının iş tatminlerini ölçmek üzere Brayfield ve Rothe tarafından hazırlanan "İş Doyum İndeksi" kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Yerel Yönetim
Toplumsal cinsiyet perspektifinden bütçeleme ve yerel yönetimlerde cinsiyete duyarlı bütçeleme yaklaşımı
Gün geçtikçe kadının; sosyal, ekonomik ve toplumsal alanda görünürlüğü artmakta ve bu gelişimsel durumun güdümünde geleneksel anlayışın kadınlar için koyduğu katı kurallar giderek zayıflamaktadır. Modern yaşam tarzının sınır tanımadan etki alanını genişletmesiyle beraberinde getirmiş olduğu değişim ve yenilikten en çok etkilenen grup da kadınlar olmuştur. Bu sosyal değişimle birlikte devletler de yönetim işlevini yaparken kullandığı bütçelemeyle kadınlara yönelik faaliyetlere giderek daha fazla pay ayırmaya başlamıştır. İçinde bulunulan süreçte kadının sosyal statüsünün güçlendirilmesinde ve desteklenmesinde yerel yönetimlerin de bakış açısı pozitif yönde değişimini sürdürmekte ve sosyal faaliyetler başta olmak üzere kadınlara yönelik çeşitli aktiviteler gerçekleştirmektedirler. Yerel yönetimlerin her geçen gün hem yönetimsel açıdan hem de faaliyetleri açısından cinsiyete duyarlı bütçeleme politikasını benimsediği görülmektedir. Diğer yandan merkezi ve yerel düzeyde uygulama alanı bulan bir bütçeleme yaklaşımı olsa da cinsiyete duyarlı bütçeleme bilhassa yerel eksende sonuç verici ve etkili olduğu kabul edilmekte, bu durumda yerel idareler, özellikle de belediyeler cinsiyete duyarlı bütçelerin uygulanmasında baş aktör olarak sayılmaktadır. Bu bağlamda Muğla Büyükşehir Belediyesi özelinde 2018 yılına ait insan kaynakları verileri kullanılarak kurum içi cinsiyet eşitliği durum analizi yapılmıştır.
Büyükşehir belediye örgütlenmesinin yönetsel etkileri ve hizmetler üzerine sonuçları (Muğla Büyükşehir Belediyesi örneği)
Devletin vatandaşa hizmet noktasında yerinde ve en yakın hizmet birimi yerel yönetimlerin birimi olarak belediyelerdir. Ülkemizde 2012 yılında yayınlanan 6360 Sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi Kurulması ile Bazı Kanun Değişikliği Yapılmasına Dair Kanun ile 16 olan büyükşehir belediyesi sayımız 30'a çıkmıştır ve 2014 yılındaki yerel seçimlerle uygulamaya geçmiştir. Bu illerde il özel idarelerinin kaldırılmasıyla, büyükşehir belediyelerinin sınırı ilin mülki sınırı olmuş, köy ve beldeler kaldırılarak mahalleye dönüştürülmüştür. Çalışmamızda yerinden yönetim, büyükşehir belediye kanunu ve 6360 Sayılı Kanun değişikliğiyle birlikte büyükşehir belediyesi olan Muğla ili ilçe belediyelerinin koordinasyon sıkıntısının olup olmadığı ve bunların hizmetlere yansıması üzerinde durulmuş. Bunların tespiti için 9 ilçe belediyesinin yöneticileri ile mülakat yapılmış ve sorunlar ortaya konulmuş ve çözüm önerileri sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Belediye, Hizmet, Koordinasyon
Kamu politikası analizi açısından yerel yönetimlerde elektronik belediyecilik Molenlanden ve Menteşe belediyeleri karşılaştırması
Bireylerin, toplumun, sosyal düzenin, devlet düzeni ve işleyişinin yıllar içerisinde dönüşerek uygulanmakta olan alışılagelmiş politika düzenini de dönüştürmesiyle gelişen bilim ve teknoloji politikaları; bilgi, bilim ve teknoloji temel alınarak ülke ihtiyaçlarına yönelik hazırlanan yeni dönem politikaları oluşturmaktadır. Bu politikaların yansımaları ise yine günümüzde çokça konuşulan e-devlet, e-belediye, dijital vatandaşlık, dijital zekâ gibi politikaları doğurmuş ve devlet düzeninin ve birimlerinin bu politikalar ekseninde şekillenmesiyle sonuçlanmıştır. Özellikle son yıllarda yerel yönetimlerin bahsedilen bilim ve teknoloji politikaları ekseninde yeniden şekillendiği ve bünyesine dijital uygulamalar ve düzenlemeler dahil ettiği tespit edilmiştir. Yerel yönetimlerin halkın en çok başvurduğu birimi olan belediyelerde ise bu düzenlemeler daha net görülmektedir. E-belediye, dijital belediye olarak adlandırılan bu düzenlemeler belediyelerin işlem ve hizmetlerini hızlı, güvenli, kesintisiz ve teknolojik bir biçimde sunmalarına imkân tanımakta ve ayrıca e-demokrasi, e-yönetişim, e-etkileşim kavramlarına da yer vermektedir. Yerel yönetimleri bilim ve teknoloji politikaları dahilinde inceleyen ve ayrıca bu incelemeye karşılaştırmalı olarak iki belediyeyi dahil eden bir çalışma bulunmaması nedeniyle alanda daha önce gerçekleştirilmemiş bir çalışma olarak özgün değere sahiptir. Çalışma bilim ve teknoloji politikaları, dijitalleşme ve yerel yönetimler kavramları ekseninde hazırlanmış, dünyanın ilk dijital belediyesi olan Hollanda Molenlanden Belediyesi ve e-belediyeciliğe yeni giriş yapmış bir belediye olan Türkiye Menteşe E-belediyesi karşılaştırmalı kamu politikası analiziyle incelenmiştir. Her iki belediyede gerçekleştirilen dijitalleşme politikalarının karşılaştırmalı kamu politikası analiziyle incelenmesi ve bu politikalar doğrultusunda gerçekleştirilen dijitalleşme çalışmalarının geliştirdiği farklılıkların, sağladığı katkıların ve neden olduğu eksiklerin incelenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. İnceleme ve araştırmalardan elde edilenlere göre belediyelerin; web siteleri oluşturma, dijital uygulamalar geliştirme, sosyal medyadan yararlanma gibi dijitalleşme ve teknoloji politikaları ile hareket etmeleri hem vatandaşlar ekseninde hem de belediye çalışanları ve ülke düzeninde işlemlerin daha hızlı ve belediyeye gitmeden halledilmesi, vatandaşlarla daha kolay iletişime geçilmesi, kesintisiz hizmet sunulması, öneri ve şikayetlerin daha rahat ulaştırılması ve geri dönüşümün sağlanması gibi farklılıklar ve katkılar sağladığı tespit edilmiştir. Yine her iki belediye ekseninde özel hizmete ihtiyaç duyan kişilere yönelik özel uygulamaların yer almaması ve hizmet ağının yetersiz olması gibi eksiklerin var olduğu saptanmıştır.
Rekreasyonel yerel parkların sahip olması gereken özelliklerin uzman görüşlerine göre belirlenmesi: Eskişehir ili örneği
Boş zaman değerlendirme alışkanlıkları toplumsal kalkınma için önem arz etmektedir. Parklar, herhangi bir ücrete tabi olmaması, insanların yaşadıkları bölgede açık alan rekreasyon faaliyetlerine uygun olması, kolayda boş zaman aktivitelerinin yapılabileceği ve bireye sportif, sanatsal, kültürel aktiviteler gibi birçok alanda herhangi bir aktivitenin ve etkinliğin parçası olabilme olanağı tanıyacak şekilde düzenlenme imkânına sahip rekreasyonel alanlar olarak ön plana çıkmaktadır. Özellikle mahalle arasında bulunan parklar, aktivitelere ulaşım ve katılım noktasında kolaylık sağlar. Parklarda, zorlama olmadan gönüllü olarak geçirilen zaman dilimi bireye ve dolaylı olarak topluma katkı sunmaktadır. Yapılan incelemeler neticesinde parkların birbirinin benzeri olduğu, farklı aktivite imkânları sunmadığı gözlemlenmiş ve bir standartlaşmanın olmadığı görülmüştür. Kaliteli parklar için standartlaşma önemli görülmüş ve araştırmanın amacı; rekreasyonel yerel parkların sahip olması gereken özelliklerin uzman görüşlerine göre belirlenmesi olarak şekillendirilmiştir. Bu amaçla öncelikle Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan yirmi mahalle/komşu parkı gözlem tekniği ile incelenmiş ve Eskişehir'de yaşayan alan uzmanları ile odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Literatür, odak grup görüşmesi ve gözlem neticesinde elde edilen otuz beş maddelik özellik havuzu, delfi tekniği ile Türkiye'deki alan uzmanlarına ulaştırılarak tekrar uzman görüşüne iki tur halinde başvurulmuştur. Alan uzmanları, on beş özelliği mahalle/komşu parklarının olmazsa olmaz özelliği, altı özelliği ise parkların temalarına, alan büyüklüklerine ve kullanıcı profillerine göre şekillenebilecek özellikler olarak belirlemiştir. Araştırmanın son aşamasında, belirlenen bu özelliklerin gözlem yapılan yirmi mahalle/komşu parkındaki mevcut durumu incelenmiş ve parkların belirlenen özelliklere sahip olma durumunun yeterli düzeyde olmadığı saptanmıştır. Belirlenen bu özellikler standartlaşma sürecine katkı sağlayacak ve kaliteli parkların oluşumuna zemin hazırlayacaktır. Anahtar Sözcükler: Boş Zaman, Rekreasyon, Park, Yerel Parklar, Belediye.
2000 sonrası Türkiye'de yerel yönetim yasalarının "Yerel yönetişim" kavramı üzerinden değerlendirilmesi
Uluslararası kuruluşlardan biri olan Dünya Bankası tarafından ilk defa bugünkü anlamıyla kullanılan ?yönetişim? kavramı, birçok devlet, uluslararası kuruluş ve uluslarüstü oluşum tarafından benimsenerek kamu yönetimi alanında kullanılmıştır. Katı, hiyerarşik ve bürokratik yapı yerine devletin özel sektör ve sivil toplum ile yetkilerini paylaştığı bir düzen içeren yönetişim, tüm aktörlerini ?paydaş? olarak tanımlayan bir yönetim sistemidir. Yönetişimin; yönetimlere hesap verebilirlik, cevap verebilirlik, açıklık, katılım ve etkinlik getirmesi planlanmaktadır. Katılımın yerel yönetimlerde daha yüksek oranda olması ise; yönetişim sisteminin yerel yönetimlere taşınmasına sebep olmuştur. Çalışmada ana konuyu oluşturan ?yerel yönetişim? kavramı yerel yönetimleri ve yönetişimi ilgilendiren diğer kavramlarla birlikte ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Ayrıca Türkiye'nin ?yerel yönetişim? kavramı çerçevesinde yaptığı çalışmalar ve uygulamalar aktarılmıştır.Bununla birlikte, bu çalışmada Türkiye'nin 2000 yılından sonra değiştirilen yerel yönetim yasaları, değiştirilmesi düşünülen kanunlar ve yerel yönetimleri etkileyen bazı uluslararası belgeler yerel yönetişim anlayışını açısından değerlendirilmiştir. İlgili belgelerin yerel yönetişim anlayışının özelliklerini ne kadar barındırdığı, değiştirilen kanunların yapılış aşamasındaki fikirler ve uluslararası belgelerin Türkiye'nin yönetim yapılanmasındaki etkileri tartışılmıştır. Bu bağlamda belediyeler, büyükşehir belediyeleri, il özel idareleri, köyler, kalkınma ajansları, mahalli idare birlikleri yasaları, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ve AB müzakere belgeleri ile BM İkiz Sözleşmeleri incelenmiştir.Çalışmanın ana denencesine göre; Türkiye'de 2000 sonrası çıkarılan çeşitli yasalarla ve dâhil olunan uluslararası belge ve sözleşmelerle, yerel yönetimden yerel yönetişime geçiş süreci ivme kazanmıştır. Bu ana denenceden yola çıkılarak incelenen her belge için bir denence üretilmiş ve bu denenceyi destekleyecek bulgu ve önerilere ulaşılmıştır.Anahtar Kavramlar: Yönetişim, Yerel Yönetim, Yerel Yönetişim, Yerel Yönetim Yasaları
Sivil Toplum Kuruluşları'nın yerel demokrasi sürecine katılımı: Çorum ili örneği
Günümüzde temsili demokrasi yerine artık katılımcı demokrasi, yani halkın da karar süreçlerine katılımı önem kazanmıştır. Bununla birlikte yönetim kavramı yerine, yönetişim kavramı yani yöneten ile yönetilenlerin yönetim sürecini birlikte gerçekleştirmeleri kabul görmektedir. Katılımcı demokrasinin en önemli aktörleri olan STK'lar vatandaş ile devlet arasında bir köprü bir sarkaç görevi görmektedir. Aynı zamanda STK'lar, halkın görüş ve taleplerinin karar vericilere aktarılmasında ve devletin uygulayacağı politikaların halka iletilmesinde aracı olurlar. Halkın temsilcisi ünvanı ile demokrasinin yönetim anlayışına yerleşmesinde, uygulanmasında ve korunmasında önemli bir görev üstlenmektedirler. Bu da demokrasinin var olması için STK'ların varlığına ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır. Yerel yönetimler, demokrasinin vazgeçilmez bir unsuru olmaları ve kamusal hizmetlerin halka götürülmesinde en yakın birimler olması nedeniyle halkın yönetim süreçlerine katılımının ilk basamağını oluşturmaktadır. Bu durum yerel yönetimlerin yerel ihtiyaçların karşılanmasındaki önemini daha da artırmaktadır. Sivil toplum örgütlerinin ve kentin diğer paydaşlarının katılımıyla oluşan Kent konseyleri yerel yönetimlerin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Kent konseyleri, yerel yöneticilerin çalışmalarını izleyerek, raporlar hazırlayarak ve bu raporları kamuoyu ile paylaşarak, kamuoyunun bilgilenmesini ve konunun tartışılmasını sağlayarak sürece katkıda bulunurlar. Bu çalışmada, Çorum'da faaliyet gösteren STK'ların, yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde ne derecede etkin olabildikleri, diğer bir ifadeyle yerel demokrasi sürecine ne ölçüde katılabildikleri ortaya konulmuştur. Bu amaçla yüz yüze anket tekniği uygulanmış, verilen cevaplar analiz edilmiş, elde edilen sonuçlar yorumlanarak durum tespiti yapılmış ve yapılması gerekenler konusunda öneride bulunulmuştur. Bundan sonraki süreçte ise karar alma süreçlerinde etkinliğin artırılabilmesi için STK'ların ve yerel yönetimlerin neler yapması gerektiği üzerinde durulmuştur. Çalışma genel olarak ele alındığında, anket verilerinden elde edilen sonuçlara göre yerel demokrasinin tahsis edilmesi, STK'ların yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde daha aktif görev almaları ile mümkün görülmektedir. Yerel yönetimlerin alacakları her kararda STK'ların görüşlerine önem vermesi, onların önerilerini dikkate alması, STK'ların da insan kaynakları ve maddi açısından güçlü olması yerel demokrasinin gelişmesine büyük ölçüde katkı sağlayabilecektir. Yerel yönetimlerin karar organlarında STK'lara kontenjan ayrılması ve STK'ların üye sayılarını artırması katılımcı demokrasi açısından elzem bir durum olarak görülmektedir. Ayrıca STK'ların siyasal etkilerden ve merkezi yönetimin baskısından uzak kalabildikleri ölçüde verimliliklerinin artacağı görüşü hâkim olmuştur. Çorum Kent Konseyi'nin bilinirliğinin ve faaliyetlerinin artırılması ile STK'ların aktif katılımı sağlanarak, STK'ların karşılaştıkları sorunların çözümünde yerel yöneticilere ulaşmasının daha kolay olacağı anlaşılmıştır. Bu değerlendirmeler ışığında, halk katılımının sağlanması, yerel demokrasinin gelişmesi ve yerel sorunların çözülmesinin, Çorum Kent Konseyi ve STK'ların iş birliği içerisinde faaliyet yürütmeleri neticesinde gerçekleşebileceğini ifade etmek mümkündür.
Avrupa Birliği sürecinde Türkiye'deki yerel yönetimlerin dış ilişkilerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi örneği
Bu araştırmanın amacı; "Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye'deki Yerel Yönetimlerin Dış İlişkilerinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Örneği"nin incelenmesi ile Türkiye'nin önemli Büyükşehirlerinden birisi olarak gösterilen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'ndeki küreselleşme ve yerelleşme zıtlığının yansımalarını belirlemektir. Bu çalışmada Nitel Analiz Yöntemlerinden içerik inceleme tekniği (analizi) kullanılmış olup, bu teknikle belirlenen araştırma konusu kapsamında kitap, dergi, makale, resmi yazışma ve belgeler ile internet kaynakları üzerinde literatür taraması yapılmış, bir sistem dahilinde kategorilere ayrılarak analiz edilmiştir. Çalışmada; Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde hızla ilerleyen Türkiye'nin, Avrupa Birliği tarafından benimsenen ve uygulanan kurallara uyum sağlama süreci ele alınmaktadır. Demokratik ülkelerde olması gerektiği gibi Avrupa Birliği ülkelerinde de daha demokratik ve daha katılımcı yerel yönetimler kurmak önemli bir amaç haline gelmiştir. Avrupa Birliği yerel yönetimlerle ilgili daha sağlıklı politikalar geliştirebilmek amacıyla uluslararası konjonktürde yer alan gelişmelere uymuştur. Bu bağlamda daha geniş halk katılımı ve demokrasinin gereklerinin sağlandığı ilk basamağın yerel yönetimler olduğu ortaya çıkmıştır. Birliğe üye olma yolunda önemli adımlar atan Türkiye de bu gerçeğin farkına varmıştır. Demokratikleşme çabalarının yanı sıra yerelleşme ve küreselleşme sürecinin de etkisiyle kendi kurumlarını yenileyen Türkiye için Avrupa Birliği'nin normları yerel yönetimlerin daha etkin daha demokratik bir noktaya ulaşması için gerekli ve önemlidir. Ayrıca bu çalışmada Avrupa Birliği'nin Türkiye yerel yönetimlerinden beklediği dönüşümün nitelikleri, Türkiye deki mevcut mevzuatının bu beklentileri karşılama düzeyi ve özelde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi üzerindeki etkileri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Kocaeli, Yerel Yönetimler, Büyükşehir Belediyesi.
Çevre politikalarının yerel yönetimlerde uygulanabilirliği: Kütahya Belediyesi örneği
Çevre sorunlarının temelinde doğa ve insan ilişkisi yer almaktadır. Eski çağlardan günümüze insan-çevre arasındaki ilişkiye bakıldığında, çevrenin insana göre ön planda olduğu gözlemlenirken günümüze gelindiğinde ise bu durumun tam tersi olduğu görülmektedir. Çevre sorunları, insanların çeşitli faaliyetlerinin sonucu çevreyi oluşturan canlı ya da cansız varlıkların üzerinde, ekolojik ya da doğal nedenlerden kaynaklanan bozulmaların tümüdür. Çevre sorunları günümüzün en önemli sorunlarının başında yer almaktadır. Bu durumun daha ciddi bir hal alması 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren olsa da sorunun temeline bakıldığında insanlık tarihi kadar eskilere dayanmaktadır. Temel olarak çevre sorunlarının çözümünde en etkili ölçek yerel yönetimlerdir. Bu bağlamda çevre sorunları çözümünde yerel yönetim birimlerinin çevresel faaliyetleri ön planda olmak zorundadır. Çevre politikalarının yerel yönetimlerde uygulanabilirliğinin araştırıldığı bu çalışmada, genelde yerel yönetimler ve çevre politikaları ele alındıktan sonra özelde ise Kütahya Belediyesi'nin 2011-2016 yılları arasındaki meclis kararlarında çevresel kararların görüşülme sıklığı dolayısıyla bu yerel yönetim biriminin benimsediği hizmet anlayışı içerisinde çevre politikalarının yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çevre, Çevre Politikaları, Yerel Yönetimler, Kütahya Belediyesi
Büyükşehir belediyelerinde yasal dönüşümün köy yönetimlerinin mahalleye dönüşmesi üzerindeki etkisi
Günümüzde küreselleşme ile birlikte idari paradigma değişmekte ve idarede yeni değerleri ortaya çıkarmaktadır. Bu paradigma değişimleri idari sistem içinde yerel idarelerin önemini giderek artırmaktadır. Sanayileşme ile birlikte ortaya çıkan demografik yapıdaki değişmeler ve nüfus artışı gibi etmenler yerel idareler içinde önemli bir yer teşkil eden mevcut büyükşehirlerin daha da büyümesine sebep olmuştur. Büyükşehirlerde ortaya çıkan düzensiz ve plansız gelişmeleri önlemek ve şehir alanlarındaki yerel ihtiyaçlara cevap vermek adına Türkiye'de 1980'li yıllarda büyükşehir idare sistemi kurulmuştur. Büyükşehir belediye idare sisteminde günümüze değin önemli yasal ve yapısal değişiklikler yapılarak diğer yerel yönetimler açısından da yeni düzenlemeler ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de büyükşehir idare sisteminin ortaya çıkışı ve önemi ile köylerin idari yapısı incelendikten sonra, 2012'de 6360 sayılı Kanunla büyükşehir idare sisteminde yapılan değişiklikler ve büyükşehir belediyesi kurulan illerde köylerin mahalleye dönüşmesinin olumlu ve olumsuz etkilerinin neler olabileceği açıklanmış, yapılması gereken yasal ve yapısal değişiklikler konusunda öneriler getirilmiştir. Türkiye'de büyükşehir belediyesi kurulan illerde köylerin mahalleye dönüşmesiyle ortaya çıkan yeni görünümü yansıtmak amacıyla örnek bir köyde köy idarecilerinin ve köy sakinlerinin, köylerinin mahalle olması hakkındaki değerlendirmelerine de yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda elde edilen veriler ışığında ortaya çıkan sorunlar ve çözüm önerileri getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel İdareler, Büyükşehir İdare Sistemi, Büyükşehir Belediyeleri, Köyler, Mahalleler
Türkiye'de yerel yönetimler ve yönetişimin yerel yönetimlere eklemlenmesi: Yerel yönetişim
Kamu yönetimi, toplumsal değişimlerin baskısı altında ve o değişimlere karşılık gelecek çözümleri üretme ihtiyacı karşılığında, hem teorik hem de pratik alanda bir değişim ve dönüşüm geçirmektedir. 2. Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa ve ABD'de ortaya çıkan yeniden yapılanma çabaları, daha merkeziyetçi, birlikçi ve ulusal kalkınmayı öncelikli hedef gören yaklaşımların etkisi altında gelişti. Bu durum, kamu sektörünün toplumsal alanda başat aktör olarak toplumsal konularda etkili olduğu bir kamu yönetimi anlayışını öne çıkarmıştır ve buda yönetişimdir. Küreselleşme sürecinin tüm topluma hâkim olmasıyla ile birlikte temsili demokrasi kent yönetiminde etkisiz ve yetersiz bir unsur haline gelmiştir. Mevcut yönetim pratiklerinin farklı açılardan yetersiz olması nedeniyle, pratikte gelişen yeni arayışlar uygulamada etkili olmaya başlamış ve bu yeni gelişmeleri anlatmak için yönetişim kavramı kullanılmaya başlanmıştır. Günümüz toplumlarında insanlar yönetenlerle aralarında durmadan açılan bir farkla yaşamaya çalışmaktadırlar. Devletin aşırı büyümesi her yere ulaşamamasına ve toplumun taleplerini yerine getirememesine başlamıştır. Demokrasi, ancak devlet ile toplum arasındaki bu uçuruma son verilerek gerçek hale getirilebilir. Yönetişim ile devlet-toplum uzaklığını aşmak amacıyla bir mekanizma kurulmaya çalışılmaktadır. Yönetişim, gelişmekte olan çağdaş bir yönetim yaklaşımıdır. Yönetişim, geleneksel yönetim sistemlerinin, hizmetlerde verimliliği sağlayamaması nedeniyle daha tercih edilen bir konumda yer alacaktır.
Türkiye'de yerel yönetimlerde sosyal belediyecilik: Üsküdar Belediyesi örneği
Tarihin her döneminde insanlar birbirlerine yardımcı olmayı dini bir sorumluluk olarak görmüşler ve varlıklı kimseler hayırseverlik anlayışı doğrultusunda yoksul, yardıma muhtaç kimselere el uzatarak onların insanca yaşamalarına katkıda bulunmuşlardır. Ancak sosyal politika için Sanayi Devrimi ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim Sanayi Devrimi ile birlikte sosyal politika bir bilim dalı haline gelmiş ve devrim sonrası ortaya çıkan işçi sınıfı ile işveren arasındaki huzursuzlukların önüne geçmek için birtakım düzenlemeler gerçekleştirilmiştir. Değişen koşullar, çeşitlenen ihtiyaçlar karşısında ise sosyal politika kapsamını genişletmek durumunda kalmış ve birçok grubu kapsayan politikalar üretmeye başlamıştır. Günümüzde merkezi yönetimler, dünyada yaşanan değişimlerin etkisiyle birlikte kamu hizmeti sunumundaki görev ve sorumluluklarını yerel yönetimlerle paylaşmaktadırlar. Ülkemizde yerel yönetim birimleri içerisinde ön planda bulunan belediyeler, klasik belediyecilik hizmetlerinin yanında artık kendi sınırları içerisinde yaşayan vatandaşların huzuru, refahı için çeşitli yardımlarda bulunmakta ve hizmetler sunmaktadırlar. Belediyelerin bu tür sosyal yardım ve sosyal hizmet karakterli uygulamaları ise sosyal belediyecilik anlayışını ortaya çıkarmaktadır. 2004 sonrası değişen yerel yönetim yasalarıyla birlikte belediyeler, sosyal politika taşıyıcısı olma noktasında oldukça önemli sosyal sorumluluklarla donatılmış bulunmaktadırlar. Bu çalışmada; Türkiye'de yerel yönetimlerde sosyal belediyecilik anlayışı Üsküdar Belediyesi örneği üzerinden incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın ilk iki bölümünde sosyal politika, sosyal devlet, sosyal belediyecilik ile ilgili kavramlar geniş bir biçimde açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Üsküdar Belediyesi'nin dezavantajlı gruplara yönelik uygulamış olduğu sosyal belediyecilik hizmetleri değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetimler, Sosyal Politika, Sosyal Belediyecilik,Sosyal Hizmet, Üsküdar Belediyesi.
Belediyelerde kararlara demokratik katılıma bir örnek olarak Ermenek İlçe Belediyesi
Türk yönetim sistemi merkezden yönetim ve yerinden yönetim olarak iki temele ayrılmış ve demokrasinin işleyişi açısından daima birbiriyle etkileşim içerisinde olmuştur. Yerel anlamda demokratik yönetimlerin ve yerel siyasal kültürün oluşması pek çok olgu gibi belli bir tarihsel süreç içerisinde olmuştur. Günümüzde demokrasinin temel kurumları olarak görülen yerel yönetimler, halkın da yönetime katılmasına ve halkın kendi kendilerini yönetmesine yerel anlamda olanak sağlayan demokrasinin yerel anlamda hayata geçirildiği en önemli kuruluşlardır. Yerel yönetimler temsilci ve seçmen arasındaki mesafeyi en aza indirgeyerek gerçek bir seçme, denetleme ve katılım sürecini sağlamaktadır. Karar organlarını doğrudan seçmesi bakımından yerel halk katılım ve denetleme sürecine demokratik açıdan en önemli etkiyi gösterse de karar süreçlerine katılımda diğer faktörlerin de bu sürece göz ardı edilemez önemli etkileri söz konusudur. Bu çalışmada demokrasi, yerel demokrasi ve yerel yönetim birimleri etraflıca irdelenmiş, katılımcı demokrasi konusu işlenmiş, ülkemizde Türk belediyeciliğinde kararlara demokratik katılma konusu ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca örnek ilçe olarak Karaman ili Ermenek ilçesi belediye çalışmaları, katılımcı demokrasi açısından incelenmiş ve yapılan anket çalışması ile Karaman ili Ermenek ilçesi sınırları içerisindeki yerel halkın karar süreçlerine katılımı ve bu süreci etkileyebilmelerinin tespit ve analizi gerçekleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Katılım, Yerel Yönetim, Yerel Demokrasi
Yerel yönetimlerde performans değerlendirmesi için dengeli ölçüm kartının kullanılması ve Kütahya Belediyesi`nde bir model önerisi
Performans genel olarak, insanların yaşamlarında ve çalışma hayatında gösterdiği bir şeyler başarma çabası olarak tanımlanmaktadır. Birçok işletme veya kurumun yöneticileri finansal amaçlı raporlamanın eksik yönlerini fark etmiş ve stratejik amaçlara ulaşılmasında, iyi tasarlanmış bir performans ölçüm sisteminin temel teşkil ettiğini fark etmişlerdir. Bu gelişme, organizasyonel performans raporlarının hazırlanmasında Dengeli ölçüm kartı sisteminin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dengeli ölçüm kartı; 1990'lı yıllarda ortaya çıkan ve kaynaklarına göre daha radikal görüşlere sahip stratejik bir yönetim anlayışıdır. Dengeli ölçüm kartı yaklaşımı, bir organizasyonun yönetim bilgi sisteminin tüm boyutlarının bütünleştirilmesini sağlamakta ve yöneticilerin işletme veya kurumlarını değerlendirme tarzlarıyla zaman ve kaynaklarını kullanış şekillerini etkilemektedir. Dengeli ölçüm kartının uygulanması, işletme veya kurumun verilerine göre misyonunun, vizyonunun ve stratejisinin belirlenmesiyle başlanır. Daha sonra; finansal, müşteri, iç süreçler ve öğrenme ve gelişme boyutları tanımlanır. Bu boyutlar doğrultusunda strateij haritası oluşturulur ve performans göstergeleri belirlenir. Son olarak, bu adımların dört boyutta değerlendirilmesiyle dengeli ölçüm kartının uygulanması tamamlanır.Yüksek Lisans Tezi olarak sunduğum bu çalışmamın ilk bölümünde performans kavramı ve performans değerlendirme üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, dengeli ölçüm kartı ve işletmelerde uygulanmasına yönelik adımlar açıklanmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise Dengeli ölçüm kartının Kütahya Belediyesinde uygulamasına yönelik bir model önerisi çalışması yapılmıştır.
Yerel yönetimlerde mali kaynakların verimli kullanılması (İstanbul Büyükşehir Belediyesi örneği)
ÖZETYEREL YÖNETİMLERDE MALİ KAYNAKLARIN VERİMLİ KULLANILMASI (İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ÖRNEĞİ)SAĞDIÇ, HasanYüksek Lisans Tezi, İşletme Ana Bilim DalıTez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Aydın KAYABAŞIMayıs, 2011, 108 sayfaKültür ve medeniyetlere tarihte başkentlik yapmış dünyanın her yönden gözünün üzerinde olduğu İstanbul gelişme ve dünyadaki sayılı merkezlerden olma yolunda amaçlarını tek tek gerçekleştirmektedir. Bu gerçekleştirme de özellikle Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarının ve bunlara bağlı her yönden mali kaynak kullanımını ele aldığımız çalışmamızda İstanbul ve Büyük şehir Belediyesini her yönden tanımış olacağız.Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Yerel Yönetim Gelirleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Yerel Yönetimlerde Kaynakların Verimli Kullanılması, Yerinden Yönetim
Örtüşen yönetim alanı problemi ve yerel yönetimler örneği: Eskişehir incelemesi
Gelişen ve değişen kamu yönetimi anlayışı içinde yerel yönetimlerin bu günkü konumu itibari ile yönetim alanında gerek merkezi yönetim gerekse de birbirleri ile yaşadıkları görev ve yetki çatışması ve örtüşmesi sorunları göz ardı edilemeyecek derecede ortadadır.Bu bağlamda yerel yönetimlerin görev ve yetkilerinin net olarak belirlenmesi, yaşanan görev ve yetki çatışması ve örtüşmesi nedenleri ile bu çatışma ve örtüşmelere çözüm bulunması adına öncelikle görev tanımlarına yer verilmiş; yerel yönetimlerin ağırlığının en çok hissedildiği yerler olan kentlerde, yönetimde söz sahibi kurumların belirlenmesi, örtüşme ve çatışmanın nedenleri ile çözüm yollarının bulunması amaçlanmıştır. Örnek il incelemesi olarak ele alınan Eskişehir İlinde görev yapan yerel yönetimler, özellikle büyükşehir belediyesi ile merkez ilçe belediyeleri arasında yaşanan sorunlar incelenmiş, bu sorunların sebepleri bulunmaya çalışılmıştır. Ayrıca, Türkiye'den örnek vakalara yer verilerek, konunun çözümü için yapılabilecek değişiklikler önerilmiştir.Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Yönetim Alanı, Görev ve Yetki Çatışması, Görev ve Yetki Çakışması.
Geçmişten Günümüze Azerbaycan' da Belediyelerin Yasal ve Yapısal Dönüşümü
Bağımsızlığının ilk yıllarında Azerbaycan'da devlet yapılanmasında merkezi yönetimin yanı sıra modern devletin önemli göstergelerinden biri olan yerel yönetim anlayışına da yer verilmiştir. Ancak ülkedeki devlet yapılanması bakımından geçmiş dönemde yerel yönetim örgütlenmesi bulunmadığından uygulamaya ilişkin ciddi sorunlarla karşılaşılmıştır.Araştırmada belediyelerin gelişim ve kuruluş süreci, belediyelerin mali yapısı ve belediyelerle merkezi idare arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlara göre, belediyeleşme sürecinde ortaya çıkan sorunların ana kaynağı merkezi yönetimdir. Yerel yönetim geleneğinin olmaması ve yerel sovyetlerden belediyelere geçiş üzerinde geleneğin devam etmesi belediyeleşme sürecini olumsuz yönde etkileyen en önemli nedenlerden birisidir. Yerel yönetim ? merkezi yönetim ilişkilerinde merkezi yönetimin nesnel ölçütlere dayanmayan ve siyasal iktidarın öznel anlayışına bırakılmış rolü kendi etkisini göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, Belediye, Azerbaycan, Sorunlar ve Çözümler.
Stratejik yönetimde performans değerleme algısının belediyelerde incelenmesi
Belediyeler, şehirlerde gerekli olan altyapıyı sağlamak, yatırımlar gerçekleştirmek, gelir dağılımını iyileştirmek gibi görevleri olan ve gücünü devletten alan ekonominin en büyük elemanlarından biridir. Değişen ve gelişen ekonomi ve yönetim sistemleri içerisinde belediyecilik buna kayıtsız kalmamış, bu değişim ve gelişim döngüsünde yerini almıştır.Çalışmamızın birinci bölümünde kısaca Türkiye'de belediyecilik genel hatları belirtildikten sonra; belediyenin görev ve belediyelerin organları sıralanmıştır. Türkiye'de belediyelerin görev ve organları yasalar çerçevesinde incelendikten sonra; belediyelerde stratejik yönetimin niteliği, önemi, ihtiyacı ve beklenen faydalarından bahsedilmiştir. İlerleyen bölümde ise konumuz ile ilgili olan belediyelerde stratejik yönetim ve bir unsuru olarak performans değerleme ile ilgili yasal düzenlemelere yer verilmiştir.Çalışmamızın ikinci bölümünde belediyelerde stratejik yönetim süreci ana başlığı altında öncelikle belediyelerde stratejik yönetimi ve onun bir parçası olarak performans değerlemeyi gerekli kılan sebepler kısaca özetlenmiştir. İlerleyen kısımda ise; genel hatlarıyla belediyelerde stratejik yönetim süreci açıklanmıştır.Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise; belediyelerde stratejik yönetimin bir unsuru olarak performans değerleme kavramı üzerinde durulmuştur. Zira yönetim biliminin fonksiyonları olan; planlama, örgütleme, koordinasyon, yürütme ve kontrol safhalarından, kontrol evresini temsil eden kurum performansını değerleme, stratejik yönetim tasarımının en önemli unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu doğrultuda izleyen bölümlerde performans, performans değerleme ve performans değerlemenin önemi konuları kavramsal boyutları ile ele alınmıştır. İzleyen kısımlarda ise belediyelerde performans değerleme genel hatlarıyla açıklanmıştır.Çalışmamızın son bölümünde ise belediyelerde stratejik yönetimin ve onun bir unsuru olarak performans değerleme algısının belirlenmesine yönelik hazırlanmış olan anket çalışmamız sonuçları ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde ise çalışmamızı ileriki safhalara taşımak gayesiyle belediyelere organizasyon yapısı önerileri, performans değerleme hususuyla ilgili model önerileri ve konu hakkında yapılabilecek akademik çalışmalara yönelik tavsiyelere yer verilmiştir.Anahtar Kelimeler: Stratejik Yönetim, Belediye, Performans, Performans Değerleme, Performans Değerleme Algısı
Türkiye'de yerel yönetimler ve yerel demokrasi ilişkisi Eskişehir Büyükşehir örneği
Dünyada yıllardır süregelmiş merkeziyetçi yönetim anlayışı artık özgürlük ve liberalleşme rüzgârlarıyla etkisini yitirmek üzeredir. Yerel yönetimler günümüzde ciddi bir değişim sürecine girmiştir. Demokratikleşme yolunda merkezi yönetimlerin vesayetçi gücü hafifletilmeye çalışılmaktadır. Bu gelişmeler ilgiyi, demokrasi ve yerel yönetim ilişkisi üzerine yoğunlaştırmaktadır. Yerel yönetimlerin doğası gereği demokratik olduğu, demokrasinin temeli, beşiği olduğu yaygın görüştür.Üç bölümden oluşan tezimizin birinci bölümünde demokrasi kavramı genel hatlarıyla incelenmiş, modern demokrasi kuramları tariflendirilmiştir. Demokrasi kavramı dün olduğu gibi bu günde tartışılmaya devam etmekte ve yeni çözüm arayışları aranmaya devam edilmektedir. İkinci bölüm yerel demokrasi için yerel yönetimlerin işlevleri, özerkliği anlatılmış dünyadaki örneklerine yer verilerek karşılaştırma imkânı sağlanmıştır. Yerel demokrasiyi geliştirme amacıyla uluslar arası düzeyde yapılan düzenlemeler incelenmiştir. Yerel demokrasi ve yerel siyaset kavramları açıklanmaya çalışılmıştır. Yerel demokrasinin var olabilmesi için gerekli asgari ilkelerden yola çıkarak üniter veya federal devlet yapısına sahip ülkelerin yerel yönetimleri de bu bölümde incelenmektedir. Tezimizin üçüncü bölümü Eskişehir ilinde bulunan iki merkez ilçe belediye meclis üyeleri ile il genel meclis üyelerinin yerelleşme ve demokrasi ilişkisi bilinçlerini ölçmeye yönelik bir alan araştırması ve sonuçlarından oluşmaktadır.Anahtar Kelimeler: Özgürlük, Demokrasi, Yerel Yönetimler, Yerel Siyaset, Yerel Demokrasi
Türkiye'de yerel yönetimlerin karar organları ve denetimi
Demokratik kültürün kurumsallaştığı ülkelerde yerel ihtiyaçların artmasıyla değişim gösteren kamu hizmetlerini karşılama gereği devletin, merkezi yönetimin yanında yerel yönetimlere de ağırlık vermesine yol açmıştır. Bu doğrultuda, ülkelerin siyasi yapısına bağlı olarak şekillenen yerel yönetimler, günümüz küreselleşme sürecinde ülke yönetimleri içerisinde yerini almıştır. Bu süreçte, ülke yönetiminde yetkilerin bir kısmı yerel yönetimlere devredilerek, ?küresel düşün yerel hareket et? olarak ifade edilen yerindelik ilkesi literatüre girmiştir. Öte yandan, yetki devri ile birlikte; yerelleşme sadece hizmetlerin değil, yetkilerinde merkezi yönetim ile yerel yönetim birimleri arasında dağılımını öngörmüştür.Yerel yönetimlerin ülkelerin siyasi yapılarını bu denli etkilemesi, bu kurumların merkezce yerel özerkliğe zarar vermeden, denetimini zorunlu kılmıştır. Bu çalışmada; yerel yönetimlerin karar organlarının denetimi kanun ve yürürlükteki mevzuata göre incelenmiştir. Bu kapsamda çalışmanın ilk bölümünde yerinden yönetimin tanımı ve türleriyle birlikte Türkiye'deki yerinden yönetsel yapılar incelenmiş, ikinci bölümde ise yerel yönetimlerin üzerindeki denetim türleri incelenmiştir. Son bölümde ise Türkiye'deki yerinden yönetsel yapılar üzerindeki denetim türleri yasal mevzuata göre ülkemizin geçirdiği tarihsel süreçte analizi yapılarak yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Yerinden Yönetim, İl Özel İdareleri, Belediyeler, Köyler, Denetim.
Benchmarking ve yerel yönetimlerde uygulanabilirliği (Nilüfer Belediyesi örneği)
ÖZET BENCHMARKİNG VE YEREL YÖNETİMLERDE UYGULANABİLİRLİĞİ (NİLÜFER BELEDİYESİ ÖRNEĞİ) KARAASLAN, Birsen Yüksek Lisans Tezi, İşletme Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Cengiz DURAN Eylül, 2014, 144 sayfa Xerox firmasının uygulama süreciyle literatüre giren "Benchmarking" işletmelere, kurum ve kuruluşlara sektördeki iyi örnekleri inceleyerek kendini geliştirme fırsatı sunan bir kalite yönetim sürecidir.Yeni Kamu Yönetimi anlayışının yerleşmesiyle Belediyelerde de kullanılmaya başlanan "Benchmarking" belediyelerin yönetim ve hizmet kalitesinin artmasında önemli bir kalite yönetim aracıdır. Bu çalışmada benchmarking kavramı, tarihsel süreci ve türleri ele alınarak, benchmarkingin yeni yönetim yaklaşımları ve yeni kamu yönetimi yaklaşımları ile olan ilişkisi incelenmiştir.Son bölümde benchmarking modelini uygulayan Bursa Nilüfer Belediyesi'nin benchmarking çalışması incelenerek, "Benchmarkingin Yerel Yönetimlerde Uygulanabilirliği" değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Benchmarking, Kalite Yönetim Sistemi, Yeni Kamu Yönetimi Anlayışı.
Avrupa yerel yönetimler özerklik şartı bağlamında Türkiye'de yerel özerklik
Evrensel bir tanım yapılması gerektiğinde; belirli bir coğrafi alanda yaşayan yerel topluluğun bireylerine, kendilerini en çok ilgilendiren konularda hizmet üretmek amacıyla kurulan, karar organları yerel toplulukça seçilerek göreve getirilen, yasalarla belirlenmiş görevlere ve yetkilere, özel gelirlere, bütçeye ve personele sahip, üstlendiği hizmetler için kendi örgütsel yapısını kurabilen, merkez yönetimi ile ilişkilerinde yönetsel özerklikten yararlanan kamu tüzel kişileri olarak tanımlanan yerel yönetimlerin en önemli ayırt edici yönü olan yerel özerklik, günümüzde farklı ülkelerde farklı anlamlar yüklenerek uygulanmaktadır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda da önemle vurgulanan yerel özerklikten amaç, hizmetlerde kaliteyi arttırmak hizmetlerin basit, çabuk, ucuz görülmesini sağlamak ve gereksiz personel ve malzeme kullanılmasını önlemektir. Türkiye uygulamasında yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliğe sahip olduğu mevcut yasalarımızda belirtilmiş olmasına rağmen, bu özerkliğin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ve diğer ülke uygulamalarında geçen yerel özerklik ile örtüşüp örtüşmediği her zaman önemli bir tartışma konusu olmuştur. Bu tartışma özelinde hazırlanan çalışmamız, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı bağlamında Türkiye'de yerel özerklik uygulamasını incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde kavramsal açıdan yerel yönetim ve yerel özerkliğin ne anlama geldiği açıklanmış ve yerel yönetimlerin üstün ve zayıf yönlerinden bahsedilmiştir. İkinci bölüm ise Türkiye'de yerel yönetimlerin tarihi gelişimi ve bazı ülkelerin yerel özerklik uygulamalarına ayrılmıştır. Bu sayede yerel yönetimlerin ülkemizdeki tarihsel seyri ve farklı ülkelerde farklı yerel yönetim ve yerel özerklik uygulamaları incelenerek okuyucuya kıyas yapabilme imkanı tanınmıştır. Son bölüme gelindiğinde, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına ilişkin ayrıntılı bilgiler ve Türkiye'de yerel yönetimin kanuni dayanakları karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'nin bu şarta ilişkin tutumu da son bölümün ve çalışmamızın yönünü belirleyen önemli konularındandır. Anahtar Kelimeler: Yerinden Yönetim, Özerklik, Yerel Özerklik, İl Özel İdaresi, Belediyeler, Büyükşehir Belediyeleri.
Yerel yönetimlere seçilmiş organların organlık niteliklerini kaybetmeleri
Anayasanın 127. maddesinin 4. fıkrası organlık sıfatının kazanılmasıyla alakalı itirazların çözümü ve kaybetmelerine ilişkin denetimin yargı yoluyla yapılacağı belirtilmiştir. Anayasadaki bu düzenlemeye paralel olarak 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesinde Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar, hükmüne yer verilmiştir. Organlık niteliklerinin kaybediliş şekli olan düşürme veya fesih işlemlerinin yargı denetimine tabi tutulması değil, düşürme ve fesih işlemlerinin bizzat yargı tarafından yapılması söz konusudur. Bu çalışmada, yerel yönetimlerin seçilmiş organlarının düşürülmeleriyle alakalı bir takım eksiklikleri, yargı kararları ışığında ortaya koymaya çalışdı. Çalışmada konu iki bölümde incelenmiş olup, birinci bölümde genel olarak yerel yönetimlere değinilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise yerel yönetimlere seçilmiş organların düşürülme durumları işlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Yerel Yönetim, İl Özel İdaresi, Köy, Belediye, Görevden Düşürme.