Gazali

84 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Gazzâlî'nin kelâm ve tasavvuf eserlerindeki ulûhiyet anlayışının mukayesesi

Gazzâlî'nin, hayatının muhtelif dönemlerinde yöneldiği ve aralarında yöntemsel farklılıklar bulunan kelâm ve tasavvuf, onun yaşam serüveninin neredeyse tamamında önemli rollere sahip iki temel disiplindi. Onun kelâm ve tasavvuf alanında yazdığı eserlerinde Allah'ın zatı, sıfatları ve fiilleri gibi temel konular Sünnî akideye bağlı kalınarak ele alınmış ancak iki disiplin arasındaki yöntem farklılığı metafizik önermelerinde çeşitliliğe yol açmıştır. Bu çeşitliliğe Allah'ın varlığının ispatı ve tevhid ilkesinin açıklandığı yerlerde rastlamak mümkündür.

GazzaliKelamKur'an-ı Kerim+4
Mardiye Bağaç
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Gazzâlî'nin el-İktisâd fi'l-İ'tikâd'ı bağlamında kelâm ilminde küllî kaideler

Her ilimin onu o yapan ana ilkeleri vardır ve ilgili meselelere o ilkeler çerçevesinde yaklaşılmaktadır. Aynı şekilde kelâm ilminin de birtakım ana ilkeleri ve dolayısıyla kelâmcıların zihninde bu ilkelere dayanan bir kelam anlayışı vardır. Bu doğrultuda telif edilen kelâmî eserlerde söz konusu ilkeler bazen açıkça ifade edilmişken bazen de satır aralarında bulunmaktadır. Bu tezde el-İktisâd fi'l-İʽtikâd kitabındaki kelâm ilminin temel kaideleri tespit, tahlil ve tasnif edilmiştir. Bu bağlamda ilk bölümde kaide kavramı ile bununla ilgili temel kavramlar analiz edilmiş ve kullanım yerlerinden örnekler verilmiştir. İkinci bölümde varlıkla ilgili kaideler kadîm-hâdis ayrımı dikkate alınarak tasnif edilmiş ve her bir kaide kavramsal çerçeve, açıklama, gerektiğinde önemine değinme ve kelâm ilmindeki kullanım yerlerinden örnekler verme hususları çerçevesinde ele alınıp incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise bilgiyle ilgili kaideler vacip-muhal ayrımı dikkate alınarak tasnif edilmiş ve her bir kaide ikinci bölümdeki çerçeveye riayet edilmek suretiyle ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kelâm, Gazzâlî, el-İktisâd, Kaide.

GazzaliKelamKur'an-ı Kerim+1
Muhammed Fatih Ayğan
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gazzâlî ve yöntem: Tehâfüt'ün yöntemsel zeminine dair bir inceleme

Bu tez, geleneksel olarak filozoflara karşı kelâmî bir eleştiri olarak kabul edilen Gazzâlî'nin (ö. 505/1111) Tehâfütü'l-felâsife'sini, onun bu eseri yazarken sahip olduğu entelektüel zihin dünyasına odaklanarak metnin yöntemsel zemini bakımından incelemektedir. Bu çalışmada, Gazzâlî'nin Tehâfüt'ü bir sûfî olarak yazdığı, Tehâfüt'ün yöntemsel zeminin tasavvufî yöntem olduğu, bu itibarla Gazzâlî'nin eleştirisinin diyalektik olarak kelamcıları da kapsadığı ve metnin bu çerçeve itibarıyla okunması gerektiği ortaya konulmaktadır. Gazzâlî'nin kariyeri boyunca merkeze aldığı hakikate ulaşmada yöntem meselesi, tezin altyapısını oluşturmaktadır. Buna binaen Gazzâlî'nin tasavvufî yöntemle ilişkisi, tarihsel tanıklık ve metinler-arası ilişkiler itibarıyla aydınlatılmakta ve Gazzâlî'nin Tehâfüt'ü yazdığında zaten sûfî olduğu tespit edilmektedir. Bunu takiben Tehâfüt'teki her bir mesele üzerinden Gazzâlî'nin epistemolojisi ve metnin yöntemsel zemini ifşa edilmekte, sonuç olarak Tehâfüt'ün, zemine tasavvufî yöntemi alan bir metin olduğu gösterilmekte ve Gazzâlî'yi anlamada yöntemin merkezîliği vurgulanmaktadır.

EpistemolojiFelsefeGazzali+3
Muhammed Burak Bakır
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative study of Al-Ghazali's and Sheldon Wolin's political thought

Chaos, disorder, and uncertainty are self-evident in the manifested inward and outward reality of the day and age, which we vividly experience. Politics, namely the will to power, has become in the metaphysical realm as universal, essential, triumphant and fortified and metaphysical realities, namely the seeking of the truth and the examination of the mysteries of existence are camouflaged with commodity, use-value, and particular blind following of craving desires under the pestilential winds of the pursuit of political power. In turn, the realm of the intelligible, namely knowledge, wisdom, justice and human virtues, has become only a footnote to the political discussion. Under such conditions, instead of metaphysics, politics and its politicking element permeates everything starting from the street and day to day conversations to the intellectual and academic fields, including science, history, philosophy, and artistic work. At such terms of the current circumstances of reality, politics is the means and the end in and of itself. Following the preceding examination, I shall dedicate this scholarly writing with the aim to conceptualize, elaborate, and clarify the 'nature of the politics and political order'. I demonstrated that the politics and political order is neither independently self-existent nor an emergence of the melancholy-driven nostalgia of the past, neither altogether transcendent nor wholly earthly. Rather, using the political plethora of the Islamic and Western philosophical worldview, namely an comparative approach to study of the political thought of Al-Ghazali and Sheldon Wolin, I conclude that the politics, political order, and political knowledge are proceeded, categorized, and established in the service of attaining three principles of transcendental metaphysics: truth, goodness, and beauty. In empirical positivist terms, that is to say, politics serves as a mean to improve the following most fundamental dimensions of life of ordinary citizens: improvement of universal life conditions, the freedom of choice, freedom of accessibility to attain education regardless natural disparities, economic enrichment, and equal opportunity to achieve success

PhilosophyGazaliComparative analysis+2
Arxhend Blakcori
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Ghazali's personality theory: A study on the importance of humility in early childhood

The raising of children has always been understood to be central to ensuring the preservation of human society, culture, and ultimately civilization. Children are the carriers of our collective knowledge, our history, and our traditions—they are the carriers of our way of being. For centuries, social theorists have accepted child-rearing within the context of a family as an irreplaceable factor in the successful socialization, stable personality development, and identity formation of the individual. However, today's children are born into a world that challenges and at times alienates them from what were once considered essential and traditional markers of the 'self' including links to personal, generational, and cultural histories as well as communal, tribal, and most significantly, familial relationships. To analyze this crisis of self, this study will analyze the work of 11th century Muslim thinker, Abu Hamid al-Ghazali in order to distill a discernible theory of personality1 with specific reference to the significance of humility in early childhood as a way to counter the challenges posed by Modernity in developing personality and a stable selfhood.

FamilySelf conceptGazali+4
Sarosh Arıf
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Imam al-Ghazali's understanding of human ontology and behavior

This study aims to scrutinize Imam Muhammad Al-Ghazali's (d. 1111) understanding of human ontology within a psycho-spiritual system as well as his explanation about the formation of human behavior. It also analyzes the spiritual formation of a human being with presenting certain spiritual constituents which are the reason-intellect ('aql), heart (qalb), spirit (ruh) and self (nafs). The heart, which is the subtle tenuous substance and the essence of the human beings according to Ghazali, is under the influence of both the interactions among these spiritual elements and the external factors like angels, demons and other human beings. Depending on the interactions and influences, this study investigates how and for what reason the psychological state of human beings changes based on the levels of the self (maratibu'l nafs). In light of this, it, then, presents the ideas of Ghazali about how behaviors of human beings are produced and about the motives behind the behaviors. For Ghazali, all the behaviors stem from the heart, so the state of the heart is the essential determinant in behaving in a certain way.

Religious philosophyGazaliOntology+3
Cemre Ateşçi
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative approach to the neurobiological basis of human will: Kant and al-Ghazali

This study aims to present both the neuroscientific findings on Human Will and its philosophical perspectives from the Civilisations of the West and Islam. It aims to cor-relate the philosophies of the concept Human Will with the Neuroscientific evidences deduced from human brain experiments. The central thesis of this research claims that the Neuroscientific perspectives on the issue of Human Will are compatible with the Human Will concepts of Kant and Al-Ghazali. This compatibility is argued for in order to frame a more informed conversation between Neuroscientists and Philosophers. This argument is contrary to the belief that the findings of Neuroscientific studies are in opposition to the transcendental connotations that are embedded in the works of Kant and Al-Ghazali.

GazaliKant, ImmanuelNeurobiology+2
Muhammad Yusoph Balındong Ramos
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Seeking certitude: Iktisāb and Ilhām in imam al-Ghazālī's theory of knowledge

This thesis explores the two paths to 'ilm (knowledge) in Imam al-Ghazālī's theory of knowledge—iktisāb (acquisition) and ilhām (inspiration). In Imam al-Ghazālī's thought, these two paths relate to the two domains of knowledge—'ilm al-ẓāhir (exoteric knowledge) and 'ilm al-bāṭin (esoteric knowledge) respectively. 'Ilm al-ẓāhir of the sharī'ah (Revelation) and of Reality is acquired through iktisāb of the senses and the reason, while 'ilm al-bāṭin is attained through divinely granted ilhām. Imam al-Ghazālī designates 'ilm al-ẓāhir as the primary domain of the sharʿī sciences, while 'ilm al-bāṭin is the domain of 'ilm al-mukāshafah (the science of unveiling) more commonly referred to as taṣawwuf. A primary focus of this thesis is to apply Imam al-Ghazālī's terminology and explore the methods of iktisāb of knowledge employed in the sharʿī sciences, which we have classified as three distinct epistemic paths: the historical-empirical path of ḥadīth, the rational path of kalām, and the joint historical-empirical and rational path of fiqh. This thesis also explores the nature and means of ilhām in Imam al-Ghazālī's formulation of 'ilm al-mukāshafah which we classify as the fourth major epistemic path in Islamic thought. This thesis argues ultimately that while Imam al-Ghazālī identifies and esteems two separate paths to knowledge—iktisāb and ilhām—which relate to the two forms of knowledge—'ilm al-ẓāhir and 'ilm al-bāṭin—it is knowledge of the bāṭin, granted through divine gifts of mukāshafah directly unto the heart-soul of Man which constitutes the highest forms of all knowledge and certitude possible for Man—ḥaqq al-yaqīn. Such yaqīn corresponds to the mushāhadah of tawḥīd and, we argue, represents a state of true ineffability in Imam al-Ghazālī's thought.

IneffabilityReligious philosophyEpistemology+6
Sheeba Arıf
Ibn Haldun University · Medeniyetler İttifakı Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İhyâu 'Ulûmi'd-din eserinde bireysel ahlak eğitimi

Birçok yetenekle dünyaya gelen insanın yaşadığı toplumsal hayatta mutlu olabilmesi için birlikte yaşadığı insanlarla olumlu ilişkiler gerçekleştirmesi gerekir. Ahlak, bireyler arasındaki bu ilişkileri ayakta tutan önemli temel noktalardan biridir. Zira ahlaki özellikleri taşıyan bireyler Allah'la, kendileriyle ve diğer insanlarla olumlu ilişkiler gerçekleştirme sorumluluğu taşıdıklarından ahlaki davranışlar sergilerler. Ahlaki değerlerin bulunmadığı bir sosyal yapıda ise bozulmalar ve çöküntüler meydana gelir. Bu sebeple birey ve toplumun varlığını mutluluk üzere devam ettirebilmesinde ahlak önemli bir yere sahiptir. Gazâlî'nin de yaşadığı dönemdeki toplumun, bireysel ve toplumsal ahlaki problemlerinin çözümü için kaleme aldığı İhyâu 'Ulûmi'd-Din eseri ahlakın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın temel amacı ise ahlaki değer kaybının yaşandığı günümüzde, Gazâlî'nin İhyâ'u 'Ulûmi'd-Din isimli eserinden hareketle bireylerin manevi değerlerini yeniden kazanmalarına destek olmaktır. Bu amaç doğrultusunda yapılan araştırmada kendisine, çevresine ve Allah'a karşı sorumluluklarını bilen, kötü davranışlardan kurtulan ve ahlaki değerleri kazanmayı öğrenen bireylerin yetişmesi için çözüm önerileri sunulmaktadır. Çalışmada bireysel ahlak eğitimi kapsamında nitel araştırma yönteminde yer alan içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda Gazâlî'nin İhyâ'u 'Ulûmi'd-Din isimli eseri merkeze alınmış, çalışmaya temel oluşturması açısından diğer kaynaklardan da faydalanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda bireysel ahlak eğitimi çerçevesinde Gazâlî'nin görüşlerinin modern eğitim yöntemleriyle genel olarak örtüştüğü görülmüştür. Yine Gazâlî'nin görüşleri etrafında bireyin olumsuz davranışlardan kurtulup dini ve ahlaki erdemleri elde etmesi için çeşitli yöntemler ve pratik çözüm önerileri sunulmuştur. Çalışmada sunulan çözümlerin günümüzde bireylerin başta zararlı alışkanlıklar olmak üzere, kötü davranışlardan kurtulma noktasında din eğitimi sahasına katkıda bulunarak toplumsal düzeyde sorumlu ve bilinçli bireylerin yetişmesine fayda sağlayabileceği düşünülmektedir.

AhlakAhlak eğitimiBireysel eğitim+4
Mehmet Çam
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbn Miskeveyh ve Gazzâlî'de nefis terbiyesi

Ahlâkın değişebilmesini, olgunlaşmasını ve insanın kötü yönlerinden arınmasını İslâm filozofları nefis terbiyesi adı altında tartışmışlardır. Bu bağlamda çalışmamız İslâm ahlâk felsefesinin önemli filozoflarından olan İbn Miskeveyh ve Gazzâlî'nin nefis terbiyesi ile ilgili görüşlerini oluşturur. İbn Miskeveyh, Meşşâî geleneğini temsil eden ve ahlâki konuları sistematik bir şekilde ele alan bir filozoftur. Gazzâlî, kelamî-tasavvufî geleneğin öncülerindendir. Bu iki filozofun nefis terbiyesi ile ilgili görüşleri ele alınmaya çalışılarak benzer ve farklı yönlerinin incelenmesi amaçlanlmıştır. Nefsin isteklere boyun eğmeden olgunlaşması için terbiye edilmesi gerektiğini düşünen İbn Miskeyh, nefsin terbiye edilmesinde daha çok Yunan Filozoflarının etkisinde kalmıştır. Özellikle erdemler ve insanın psikolojik hastalıkları üzerinden hareket etmiştir. Gazzâli, nefis terbiyesinin mümkün olduğunu kabul ederek bu konuda gelenekçi ahlâk ve tasavvufi ahlâk arasında telif yaptığı görülmüştür. Kalp temizliği ve nefsin arınmasını ön plana çıkarmıştır. Sonuç olarak her iki düşünürümüzün ahlâk anlayışı ve nefs terbiyesinde görüşleri birbirine benzeyen yönlerinin olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma İslâm ahlâk felsefesi tarihindeki psikoloji tartışmaları açısından katkılar sunacaktır.

Ahlak felsefesiGazzaliKur'an-ı Kerim+6
Serkan Korkmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed el-Gazzâlî'nin hadis ve sünnet'e yaklaşımı (Fıkıhçılara ve Hadisçilere göre Nebevi Sünnet adlı eseri özelinde)

Son dönemin önemli davetçi ve mütefekkirlerinden olan Muhammed el-Gazzâlî'nin Hadis ve Sünnet'e yaklaşımının ele alandığı bu çalışma bir giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmı çalışmanın amacı, kapsamı, önemi, sınırlılığı, konu hakkında yapılan çalışmalar ve literatürün yanında, Gazzâlî'nin hayatı, hocaları ve eserlerinden oluşmaktadır. Birinci bölümde müellifin sünnet tanımı, sünnetin kaynağı, bağlayıcılığı, kitap nezdindeki konumu, Kitap ve Sünnet arasındaki nesh ilişkisi, haber anlayışı, hadislerin taksimi, sened ve metin tenkidi prensipleri, hadislerin doğru anlaşılmasında etkili olan faktörler, temel hadis kaynakları hakkındaki görüşleri, fiten, gayb ve kader konusunda rivâyet edilen hadislere yaklaşımı ile dini ve sosyal açıdan kadınlar hakkında bazı meselelere yaklaşımına değinilmiştir. Belirtilen konular ele alınırken varsa müellife yöneltilen eleştirilere ilgili yerlerde değinilmiştir. Ayrıca gerekli görülen yerlerde ulemanın konu hakkındaki görüşlerine de yer verilmiştir. İkinci bölümde ise, Gazzâlî'nin tenkit ettiği bazı rivâyetler konu edinilmiştir. Öncelikle Gazzâlî'ye Hadis ve Sünnet konusunda yöneltilen eleştirilere özetle yer verildikten sonra, konu merkezli ele alınan rivâyetlerindeğerlendirilmesine geçilmiştir. Bu bağlamda rivâyetler tefsir ile ilgili olanlar, fıkıh ile ilgili olanlar ve diğer konular olmak üzere üç başlık altında ele alınmıştır. Gazzâlî'nin tenkit ettiği rivâyetler hakkındaki değerlendirmelerine yer verildikten sonra söz konusu rivâyetler hakkında müellife yöneltilen eleştirilere yer verilmiştir. Bunun yanında söz konusu rivâyetler hakkında hem önceki ulemanın hem de rivâyetler hakkında çalışma yapmış çağdaş araştırmacıların görüşlerine de yer verilmiştir. Gazzâlî'nin rivâyetlere temelde metin eksenli yaklaşımından dolayı, senedden çok metin üzerinde durulmuştur. Sonuç kısmında ise Gazzâlî'nin Hadis ve Sünnet ile ilgili tespit edilen görüşleri ile kendisine yöneltilen eleştiriler objektif bir şekilde değerlendirilmeye tabi tutulmaya çalışılmıştır.

GazzaliHadisRivayetler+2
Ümit Demirtaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimin imkanı bağlamında ahlak (Gazzâlî örneği)

İnsan ontolojik mahiyeti gereği kendi varlık sebebi ve doğasını sorgulayarak varoluşunu problematize eden tek canlıdır. Bu sorgulama sürecinde eğitim ile ahlak kavrayışları kişinin oluş/dönüşüm sürecinde kendini tanımlama ve eylemlerini anlamlandırma çabalarında esasî bir rol oynamaktadır. Ahlakî değişim/dönüşüm olanağının eğitimi mümkün kılan bir düşünsel zemine işaret ettiğini ortaya koymak ve dolayısıyla disiplinimizin teorik arka planına katkıda bulunmak amacıyla elinizdeki bu metin İslâm düşünce geleneğinin müstesna şahsiyetlerinden Gazzâlî'nin ahlak anlayışını ele almaktadır. Mütefekkir; ahlakı insanın düşünce ve eylemlerinde kendiliğinden zuhur eden bir içsel eğilim olarak tanımlamış, bu tanımıyla özgün bir ahlak teorisi ortaya koymuştur. Ona göre insan doğuştan iyi ve ahlakî güzellikleri hayata geçirme kapasitesine sahip olsa da ahlakî eylemleri edinmek için gayret ve çaba şarttır. Çalışmada nitel bir yöntem kullanılmış olup Gazzâlî'nin metinleri içerik analizi, yorumlama ve değerlendirme teknikleriyle incelenmiş, ahlak ve eğitimin karşılıklı olarak birbirlerini dönüştürme potansiyelleri ele alınmıştır. Bu bağlamda insanın ahlakî eylemlerini ve düşüncelerini eğitim aracılığıyla değiştirerek bir gelişim sürecine girmesi mümkün görünmektedir. Ahlak ve eğitim arasındaki bu etkileşim her iki unsurun da birbirini dönüştüren dinamikler olarak işlev gördüğünü göstermektedir. Dolayısıyla düşünürün fikirsel yapısına göre ahlakî değişim veya gelişim eğitim yoluyla gerçekleştirilebilecek bir dönüşüm süreci olarak değerlendirilebilir. Ahlak ile bu karşılıklı bağlantı, eğitimin insan için oluşturucu/dönüştürücü bir karaktere sahip olduğuna ve nihayeti itibariyle de imkanına atıfta bulunur.

AhlakAhlak eğitimiDin eğitimi+3
Şefik Bırman
Şırnak University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Âlemin ezeliliği meselesinde Gazzâlî ve İbn Rüşd'ün görüşlerinin karşılaştırılması

Bu çalışma, Gazzâlî'nin Tehâfütü'l-felâsife isimli eserinde, Meşşâî filozofları 'küfr' ile suçladığı üç meseleden ilki olan 'âlemin kıdemi' meselesini, İbn Rüşd'ün Gazzâlî'ye itirazlarını içeren Tehâfütü tehâfüti'l-felâsife isimli eserindeki bu meseleye ait görüşlerle karşılaştırmayı hedeflemektedir. Ayrıca çalışma içerisinde, Gazzâlî'yi eserini yazmaya sevk eden Meşşâî filozoflara ait 'âlemin kıdemi' noktasındaki görüşleri ve onların bu görüşlerde kendilerine temel aldıkları Antik Yunan filozoflarının fikirleri de incelenmiştir. Çalışma içerisinde Gazzâlî ve İbn Rüşd'ün görüşleri, onların konuyla ilgili ortaya koydukları delillerden hareketle karşılıklı olarak incelenmiş, bu incelemeden sonra onların konuyla ilgili benimsedikleri pozisyonları her bir argüman üzerinden tahlil edilerek bir neticeye ulaşılmaya çalışılmıştır.

Alemin kıdemiDin felsefesiGazzali+2
Osman Çelik
Bahçeşehir University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Gazâli düşüncesinde akıl

Yapmış olduğumuz bu çalışmada Gazâlî'nin hayatı, eserleri, Gazâlî'nin akıl ile eş anlamlı kullandığı kalp, ruh ve nefs kavramları, akıl ile ilişkilendirilen kavramlar ilk dönem sûfîlerinde akıl kavramı, kelam, felsefe, tasavvuf düşüncesinde akıl kavramı ve Gazâlî düşüncesinde akıl kavramı literatür taraması yöntemiyle ele alınmaya çalışılmıştır. Genelde tasavvufa özelde ise Gazâlî'ye yönelik eleştirilerin başında tasavvufun ve Gazâlî'nin akla ve aklî düşünceye karşı olduğu, bilim ve İslâm düşüncesinin gerilemesine neden olduğu iddiası gelmektedir. Tasavvuf genel olarak aklı, akl-ı meâş ve akl-ı meâd olmak üzere iki kısma ayırmaktadır. Akl-ı meâş gündelik hayatta kullanılan akıl olarak nitelendirilirken akl-ı meâd evrensel akıl olarak ele alınmaktadır. Buradaki sorun sûfîlerin aklı saf dışı bırakması değil hangi aklı tercih ettikleri sorunudur. Tasavvufa göre eleştirilen ve yetersiz görülen akıl gündelik yaşam için kullanılan akl-ı meâştır. Akıl vahyin ışığında aydınlanırsa gerçeği arama yolculuğunda bir rehber olur. Hakk akl-ı meâd denilen bu akılla bilinebilir. Çalışmamızda Gazâlî'ye karşı yapılan bu eleştirilerin yersiz olduğu, Gazâlî düşüncesinde akıl kavramı ele alınmış olup, Gazâlî'nin vahiyle aydınlanmış aklı savunduğu ve akla verdiği değer incelenmeye çalışılmıştır

AkılGazzaliKalp+5
Ramazan Fevzi Kahtalı
Ankara University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gâzali ve İbn Rüşd'ün Tehafütlerinde Tanrı'nın bilgisi meselesi

İslam Medeniyeti ilk asrından bu yana bünyesinde birçok düşünce yapısını barındırmış ve hala barındırmaya devam etmektedir. Bu durum ister istemez tartışmaların ortaya çıkmasına ve çok sesli bir toplum yapısına işaret etmektedir. İslam medeniyetindeki tartışmaların bazıları, filozoflar ve kelamcı âlimler arasında çıktığı görülmektedir. Birçok kelamcı ve filozof bu tartışmaların içerisine dâhil olmuş ve İslam medeniyeti açısından zengin bir bilgi birikiminin ortaya çıkmasında vesile olmuşlardır. Bunun örneklerinden bir tanesi 'Tehafüt' geleneğidir. Gâzali İslam filozoflarını ve özellikle İbn Sina'yı eleştirmek ve delillerini çürütmek için "Tehafüt'l-Felasife" isimli bir eser kaleme almış ve İbn Rüşd' de "Tehafüt et-Tehafüt" adlı eserle Gâzali'ye karşılık vermiştir. Daha sonrasında Hocazade ve devamında birçok âlimin katkıları ile tehafüt geleneği devam ettirilmiştir. Bu çalışma İslam düşüncesinin önde gelen filozoflarından İbn Sina, Gâzali ve İbn Rüşd'ün Tanrı'nın bilgisi üzerine görüşlerini araştırılmaktadır. İbn Sina, ilahi bilginin mutlak ve evrensel olduğunu belirtirken, Gâzali'nin eleştirileri, İbn Sina'nın bu teoriyi kanıtlayamadığına yönelik olmuştur. İbn Rüşd ise, İbn Sina ve Gâzali'nin görüşlerini eleştirmiş ve ilahi bilginin hem genel hem de özel bilgileri içerdiğini öne sürmüştür. Bu üç filozof da Tanrı'nın bilgisinin insan bilgisinden farklı ve üstün olduğu konusunda hemfikirdirler.

BilgiFelsefeGazzali+5
Yusuf Nazlı
Ankara University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gazâli ve İbn Rüşd'de Tanrı'ya yön atfetmenin imkan ve mahiyeti

Bu çalışmada, Gazâli ve İbn Rüşd'ün görüşleri çerçevesinde Tanrı'nın mekân ve cihette bulunup bulunmadığı konusu bir din felsefesi problemi bağlamında ele alınmıştır. Bu bağlamda tez, giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde mekân ve cihet kavramı, Tanrı ve bu kavramların ilişkileri, İlk Çağ filozoflarının Tanrı-mekân ve boşluk görüşleri, İslam filozoflarından Kindî, Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd'ün Tanrı-mekân, Tanrı-cihet düşüncelerine atıflar yapılarak genel problemler aktarılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Gazâli'nin Tanrı, cihet ve mekân görüşleri ele alınmıştır. Ayrıca Gazâli'nin Tanrı'nın cihet ve mekân gibi hâdis varlıkların niteliklerinden münezzeh oluşunu ispatlama yöntemi incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise İbn Rüşd'ün Tanrı, cihet ve mekân görüşlerine yer verilmiştir. İbn Rüşd'ün Tanrı'nın dinî ve aklî olarak bir mekân ve yönde oluşunun imkânı ele alınmıştır.

CihetDin felsefesiGazzali+6
Ömer Karabulut
Mardin Artuklu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Leibniz's criticism of occasionalism and a response through a reconstruction of al-Ghazālī's and Malebranche's arguments

Occasionalism is a theory of causation in which it is argued that God is the only causal agent and the cause effect relations perceived in nature are actually occasional causes or customary conjunctions determined by divine volition (Muhtaroğlu, 2017a, p. ix). Leibniz became familiar with occasionalism through Malebranche's elaboration. He found the occasionalist thesis problematic because created substances lack causal powers in the occasionalist theory, which according to him meant therefore that the theory is bound to turn into monism. For Leibniz, if substances lack an intrinsic force to act, then their substantiality cannot be accounted for (Leibniz, 1989, p. 159-60). This makes "God the very nature of things, while created things disappear into mere modifications of the one divine substance" (Leibniz, 1989, p. 165). To what extent does this criticism undermine occasionalism? Is it possible to argue for substances while rejecting any forces intrinsic to the natures of things? In this thesis, I will answer these questions by using the arguments and metaphysical frameworks of two occasionalists from two distinct traditions; al-Ghazālī from the Ashʿarite school and Malebranche from the Cartesian occasionalists. After elaborating Leibniz's criticism, I expound on the motivations and the arguments for occasionalism and the ontological frameworks of the thinkers respectively. My thesis shows that the respective frameworks of al-Ghazālī and Malebranche give them sufficient tools to argue against natures or forces intrinsic to creatures while arguing for the existence of created substances and hence, Leibniz's criticism is shown to be begging the question.

PhilosophyPhilosophy historyGazali+4
Ahmed Halil Oğuzhan Gül
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

El-Gazzâlî'nin Müslüman filozofları eleştirisi –Mahmut Kaya bağlamında bir analiz

Bir hakikat arayıcısı olarak karşımıza çıkan büyük İslam âlimi ve düşünürü İmam Gazzâlî (ö. 505 / 1111) filozoflara yönelik oldukça sert bir tepkide bulunmuştur. Gazzâlî geçmişin yalnızca tekrarını yapan bir âlim olmadığı gibi mevcut birikimi tümüyle iptal eden bir düşünür de değildi. İslam fikir hayatında da oldukça derin etkiye sahip, İslamî ilimlerin her çeşidine ait yazmış olduğu eserlerle "Hüccetü'l-İslam" lakabı alan bir âlimin filozoflara yönelik eleştirisinin de etkisi tartışmasız büyük olmuştur. Bu çalışmayla düşünürümüzün filozofları hedefe almasının nedenlerini ve ortaya koyduğu eleştirinin kendi sistemi içerisindeki tutarlılığını felsefe hocamız Mahmut KAYA bağlamında değerlendirmeye çalıştık. Günümüzde de varlığını devam ettiren din-felsefe karşılaştırmaları bize konunun yüzyıllardır insanların ilgisini çekmeye devam ettiğini gösterir. Fikir hayatımızdaki bu münevver köklü tartışma mirasının, günümüz İslam dünyasında gereksinimini hissettiğimiz karşıt fikirlerin müzakeresine olan ihtiyaca bir katkı sunacağı düşünmekteyiz. Anahtar Kavramlar: Gazzâlî, Tehafüt, Tekfir, Batınîlik, İslam Felsefesi

GazzaliTekfirİslam felsefesi+1
Süleyman Topsakal
Hitit University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İslâm tasavvuf geleneğinde ahlâk eğitimi Kimyâ-yı Saâdet örneği

Köklü bir geçmişe dayanan İslâm tasavvuf geleneği, özünde bir eğitim müessesesidir. Bu gelenekte bireyler, tasavvufi eğitimi aldıklarında, potansiyelinde var bulunan insani özellikleri gün yüzüne çıkarmaya "eşref-i mahlukat"a kavuşmaya çalışırlar. Duyuşsal eğitime ağırlık veren ve "gönül eğitimi" adı verilen tasavvufi eğitim sürecinde, kişisel ve toplumsal sohbet, zikir, tefekkür, murakabe, hizmet ve rabıta gibi çok çeşitli eğitim usulleri kullanılmaktadır. İslâm tasavvuf geleneği bireyin içsel gelişimini hedefleyerek, ahlâki olgunluk kazandırma amacı taşıyan bir sisteme sahiptir. Ahlâki boyutta insanı eğitip, iyi ahlâkın kalıcı ve devamlı olması için, özellikle tekke vb. kurumlarda uzun bir zaman ahlâk eğitimi yapılmıştır. Bu nedenle tasavvufi eğitimi diğer disiplinlerden hatta eğitim yaklaşımlarından ayıran temel faktörlerden belki de en önemlisi kişisel ve toplumsal eğitimin birlikte yürütülmesidir. Çalışmanın temel amacı, ahlâki çöküntünün oldukça arttığı günümüzde, Kimyâ-yı Saâdet'ten yola çıkarak, bireyi olumsuz davranışlarından arındırıp, ahlâkı güzelleştirme ve eğitme yollarına iletmektir. Gazâlî'nin Kimyâ'da bahsettiği ahlâkı düzeltme yolları, yöntemleri ve tavsiyeleri de bu amaç doğrultusunda içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Gazâlî'ye yönelik araştırmalar, Gazâlî'nin eserlerinin ve görüşlerinin geneline yönelikken; çalışmamız Kimyâ-yı Saâdet eserini esas almamaktadır. Ahlâk eğitiminde durağan bir birey yerine; aktif, faal ve gayret halinde bir bireyi ön plana çıkararak, bireyi merkeze almasından dolayı diğerlerinden farklılık arz etmektedir. Kimyâ-yı Saâdet incelendiğinde; Gazâlî bireyin karakter özelliklerinin, duygularının, eğilimlerinin ve psiko sosyal gelişimlerinin dikkate alınarak ahlâkın 'eğitilebilir' olduğu vurgusu yaptığı görülmektedir. Bu konuda Gazâlî'ye göre en büyük görev, yüksek motivasyonu kazanarak bireyin kendisine düşmektedir. Birey aldığı ahlâk eğitiminde ilmini pratiğe döküp, alışkanlık haline getirerek devamlılığını sağlamalıdır. Kimyâ-yı Saâdet'te vurgulanan da bu devamın sağlanması adına, nefsin arzu ve isteklerine karşı çıkıp, tutum ve davranışlarda dengeyi sağlayabilmektir. Gazâlî örneğinde olduğu gibi toplum hayatımızda özellikle dinî hayatta önemli bir rol üstlenen tasavvufi bilgi, tecrübe ve yaşayışın pek önemli bir yeri vardır. Dolayısıyla tasavvufi eğitim, günümüz ahlâk eğitim ve öğretiminin her alanına katkı sağlayabilecek niteliktedir. Anahtar Kavramlar: Ahlâk Eğitimi, Tasavvuf, Kimyâ-yı Saâdet, Gazâlî

Ahlak eğitimiGazzaliKimya-yı Saadet+2
Sümeyra Doduoğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Gazali'nin düşünce sisteminde dinî tecrübenin yeri

Gazali'nin düşünce sisteminde dinî tecrübenin yerini ve önemini tartışmayı amaçlayan bu çalışma din felsefesinde Tanrı'nın varlığının delillerinden biri olarak kabul edilen dinî tecrübe açısından ele alınmıştır. Tezin giriş bölümünde dinî tecrübenin din felsefesindeki yeri ve Gazali'nin dinî tecrübesinin tarihteki yeri incelenmiştir. Birinci bölümde din, felsefe ve tecrübe kavramları dinî tecrübe çerçevesinde açıklanarak bu kavramların din felsefesindeki yerinin önemine değinilmiştir. Dinî tecrübenin imkânı meselesi, dinî tecrübenin çeşitleri ve özellikle sezgi kavramı üzerinde durulmuş ve Tanrı'nın varlığına bir delil olması açısından dinî tecrübenin değeri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde Gazali'nin hayatı, 1095 yılında yaşadığı kriz ve bunun etkisiyle ortaya çıkan dinî tecrübe sonucunda geçirdiği ruhsal bunalım ele alınmış ve bunun etrafında şekillenen tecrübe incelenmiştir. Gazali'nin din algısını belirleyen tecrübe sonucu geliştirdiği zihinsel gelişim kuramı açıklanmıştır. Bu kuram, onun dinî tecrübe merkezli bilgi anlayışına temel oluşturması açısından önemlidir. Üçüncü bölümde Gazali'nin dinî tecrübe anlayışı üzerinde durulmaktadır. Bu bölümde Gazali'nin dinî tecrübe kavramı ve ilişkili olduğu diğer kavramlar açıklanmaktadır. Ardından bu dinî tecrübe ile vahyi ve her türlü bilgiyi temellendirme noktasındaki çabaları üzerinde durularak bunun felsefeye, kelama, fıkha, tasavvufa yönelik yaptığı 'ihya' faaliyeti tartışılmıştır. Gazali, bilginin duyu organları ve dünyevî akılla temellendirilmesini reddetmekte ve vahiyle/ilhamla veya sezgiyle temellendirilmesi gerektiğini iddia etmektedir. Bu iddiası çeşitli örneklerde tartışılmış ve sonunda bilginin temeline koyduğu dinî tecrübe anlayışının bir değerlendirilmesi yapılarak Tanrı'nın varlığına delil olup olmadığı meselesi ele alınmıştır. Sonuçta, Gazali'nin psişik kriz nedeniyle yaşadığı dini tecrübenin etkisiyle dinin kavramlarını yeniden tanımlayarak, ibadet ve ritüellere farklı işlevler yüklediği ifade edilmiştir. İslam dinine göre "Allah'a kulluk" için yapılan ibadet ve ritüeller Gazali'de "Allah'tan bilgi alma yolu"na dönüşmüş kavramlar farklı tanımlanmıştır. Bu ise din öğretisine uymamaktadır.

Din felsefesiDin-felsefe ilişkisiDini tecrübe+4
Aysel Tan
Fırat University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlılarda felsefe karşıtlığı

Selçuklulardan düşünce mirasını alan Osmanlı devleti, felsefeye karşı olumsuz bakış açılarını da devralmıştır Osmanlının klasik döneminde felsefeye karşı takınılan olumsuz tavırların temelinde Gazali'nin etkisini ve geleneksel din anlayışını görmek mümkündür. Gazali'nin felsefe ve filozofları eleştirisinin yanlış değerlendirilmesi sonucu İslam dünyasında felsefeye cephe alan kimseler olmuştur. Gazali etkisi ile Osmanlı'da felsefe, ayrı bir ilim dalı olarak değil de kelam ve tasavvuf ilimlerine dâhil olarak varlığını sürdürmüştür. Geleneksel din anlayışıyla Osmanlı toplumunu derinden etkileyen selefilerin, akli ilimlere karşı mesafeli tutumları ve felsefenin yararsız boş bir ilim olduğu algısı, ulema ve halk nezdinde felsefe karşıtlığının oluşmasında etkili olmuştur. Birgivi Mehmet Efendi selefi düşünceyi Osmanlı'da devam ettiren âlimdir. Selefi düşüncedeki akli ve nakli ilim ayrımı neticesinde dinde akli ilimleri kabul etmemişlerdir. Kadızâde Mehmet Efendi ve Kadızâdeliler Hareketi ile birlikte Osmanlı da baş gösteren selefi temayüller, felsefe ve akli ilimlere olan olumsuz yargıları perçinlemiştir.

Birgili Mehmet EfendiFelsefeFelsefe tarihi+6
Mukaddes Özbek
Fırat University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sem'ânî ve Gazzâlî'nin kıyas anlayışlarının mukayesesi

Kıyas; Kitap, Sünnet ve icmâ ile tespit edilen hükümleri, illet birliği olan diğer meseleler için genişletmeye yarayan bir yöntemdir. Usul âlimleri arasında bu genişletme işleminin hücciyyeti ve mahiyeti hususunda birçok ihtilaf vardır. Çalışmamız hicrî 5. asırda yaşamış iki büyük Şâfi'î âlim Sem'ânî ve Gazzâlî'nin kıyas hususundaki görüşlerinin mukayesesini konu edinmektedir. Sem'ânî Ḳavâṭıʿu'l-edille adlı eserini fukahâ metoduna göre; Gazzâlî el-Müstaṣfâ adlı eserini mütekellim metoduna göre telif etmiştir. Bu çalışma aynı mezhep birikiminden hareket eden iki müellifin telif metotlarındaki farklılığın etkilerini ortaya koyması bakımından önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı bu iki âlimin benimsemiş oldukları fukahâ ve mütekellim metodlarının kıyas anlayışlarına nasıl yansıdığını tespit etmektir. Bunun için şu soruların cevapları aranmıştır: Şâfi'î fakih Sem'anî'nin fukahâ metodunu benimsemiş olması kıyas anlayışına nasıl yansımıştır? Gazzâlî'nin kelamcı kimliği, kıyas konusundaki görüşlerine nasıl yansımıştır? Bu müelliflerin kıyas konusunda ittifak ettikleri ve ihtilafa düştükleri meseleler nelerdir? Müelliflerin üslup ve yöntem konusundaki farklılıkları kıyas konusu çerçevesinde ele alındığında, mensup oldukları Şafiî mezhebine olan bağlılıklarına ne derece etki etmiştir? Sem'ânî'nin ele aldığı hangi mevzulara Gazzâlî eserinde yer vermemiştir? Bunun sebebi telif metotlarındaki farklılık mıdır? Gazzâlî eserinde Sem'ânî tarafından işlenmeyen hangi konulara yer vermiştir? Bu durumun Gazzâlî'nin mütekellim kimliğiyle ilişkisi nedir? Bu araştırmada nitel araştırma tekniklerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Öncelikle her iki müellifin kıyas konusundaki görüşleri tespit edilmiş daha sonra bunlar karşılaştırmalı olarak tahlil edilmiştir. Birinci bölümde kıyasın mahiyeti ve hüccet değeri ile ilgili meseleler; ikinci bölümde illetin mahiyeti ve illeti tespit yöntemleri incelenmiştir. Sonuç olarak kıyasın tanımı, kıyasın hüccet değeri, illetin tespitinde sahih kabul edilen yöntemler hususunda Gazzâlî'nin kelamcı kimliğinin ön plana çıktığı tespit edilmiştir.

GazzaliKıyasSemani+1
Hakan Barlı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İmam Gazâlî'nin İhyâ-u Ulûmi'd-Din adlı eserinde din ve mutluluk ilişkisi üzerine araştırma

Din ve mutluluk, etkileşim içinde olan olgulardır. Mutluluk insanın yaşamı boyunca elde etmeyi nihai amaç olarak karşımıza çıkarken din de insanlar için hem dünya hem de ahiret mutluluğunu hedeflemektedir. Bu yüzden mutluluk arayışında dinin önemli bir etkisi oluğunu söylemek mümkündür. Bu çalışmamızda din ve mutluluk ilişkisi hakkında İmam-ı Gazâlî'nin görüşleri, din psikolojisi çerçevesinde incelenmiştir. Öncelikle din ve mutluluk kavramları ve psikoloji alanında din ve mutluluk ile ilgili yaklaşımlar incelenmiştir. Daha sonra İmam-ı Gazâlî'nin mutluluk tanımı, mutluluk ile ilişkilendirdiği kavramlar ve sonsuz mutluluk için açıkladığı unsurlar ele alınmıştır. Araştırma sonucunda Gazâlî'nin gerçek mutluluğun ahirette olacağı ile ilgili görüşünün İslam psikolojisi ile örtüştüğü saptanmıştır. Bunun yanında Batı psikoloji biliminin mutluluk ile ilgili yaklaşımlarından hümanistik yaklaşım ile pozitif psikoloji yaklaşımı arasında bazı temel benzerlikler tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Din, mutluluk, İhyâ-u Ulûmi'd-Din, ahiret mutluluğu

AhiretDinDin psikolojisi+5
Şenay Acar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebû Hâmid el-Gazâlî'de imanın akliliği

İman ve akıl arasında bir bağın olmadığı ya da bu iki mefhumun birbirini dışladığı yönündeki iddialar birçok bakımından eleştiriye açıktır. Zira akli olarak idrak edilemeyen bir meselenin anlaşılması ve kabul edilmesi mümkün görünmemektedir. Anlaşılamayan bir hususa inanılabileceğini savunan düşünürler ve fikir akımları olduğu gibi böyle bir anlayışı çelişkili olması sebebiyle eleştiren ve reddeden şahıslarda mevcuttur. Ebû Hâmid el-Gazâlî, akıldan yoksun bir dini inancın imkansız olduğunu ve dini hükümlerin ancak aklın ve düşüncenin yasalarına uygun olduktan sonra geçerli olabileceğini düşünen İslam mütefekkirleri arasında sayılmalıdır. Fakat dinin anlaşılmasında İmam Gazâlî, ne sırf akılcılığı ne de sırf imancılığı doğru taraf olarak kabul eder. Ona göre en doğru din anlayışı, aklın ve inancın ortaklığı ve mutabakatı sayesinde inşa edilebilir. Bu, aklın ve inancın kendilerine özgü görevler üstlendikleri zorlu bir inşa sürecidir. Bu tez iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, akli iman düşüncesini benimsemiş olan bazı seçkin filozofların ve alimlerin fikirleri zikredildikten sonra Ebû Hâmid el-Gazâlî'nin tespit ettiği düşünce yasaları incelenmiştir. Söz konusu akletme kurallarının bilgiye ve inanca tatbik edilmesiyle ilgili olan başlık ilk ana başlığın son bölümüdür. İkinci ana bölüm ise ilk bölümde tespit edilen akıl yürütme yasalarının dini inanca taalluk eden taraflarını merkeze almaktadır. İlk olarak aklın daha sonra ise vahyin dini inanç ile alakası üzerinde durulduktan sonra nihayetinde, teorik konularla ilgili yeterliliğe sahip olmayan kimselerin inançları hakkındaki ölçüye dair kısım çalışmanın en son bölümünü oluşturmaktadır.

DinDin anlayışıDin felsefesi+6
Murat Palta
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00

Related subjects