Hepatitis B virus

74 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

HBV enfeksiyonu zemininde hepatosellüler karsinom gelişen olgularda prognostik risk faktörlerinin incelenmesi

HBV Enfeksiyonu Zemininde Hepatosellüler Karsinom Gelişen Olgularda Prognostik Risk Faktörlerinin İncelenmesi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı Uzmanlık Tezi. Ankara, 2023. Amaç: Hepatit b virüs (HBV) ilişkili hepatosellüler karsinom (HSK) olgularında sağkalıma etki eden faktörlerin incelenmesi amaçlandı. Yöntem: Ocak 2010 ile Ocak 2021 tarihleri arasında merkezimize başvuran ve çalışmaya katılım kriterlerini karşılayan 114 hastaya ait bilgiler olarak toplandı. Sirotik hasta ve non-sirotik hasta gruplarına ait karşılaştırıldı. Log-rank ve Cox regresyon analizi ile sağkalıma etki eden faktörler tanımlandı. Bulgular: Tek değişkenli sağkalım analizinde; vücut kitle indeksi (VKI), AFP, bilirubin düzeyleri, AST, GGT, ALP, albümin, albümin/ALP oranı, nötrofil/lenfosit oranı (NLO), en uzun tümör çapı, hipertansiyon, infiltratif tümör, asit, tedavi tipi sağkalım ile ilişkili bulundu. 64 (%56,1) hastada siroz mevcuttu, azalmış sağkalım ile ilişkili bulundu. Çok değişkenli analizde, ALP, asit, en uzun tümör çapı, AFP ve albümin sağkalımı etkileyen bağımsız faktörlerdi. Sirotik ve non-sirotik hastalar karşılaştırıldı; albümin, lökosit, nötrofil, trombosit, albümin/ALP oranı ve hipertansiyon sirotik grubunda daha yüksek izlendi. VKI, non-sirotik grubunda sağkalıma etki etmekte, sirotik grupta ise sağkalıma etkisiz bulundu. Sirotik hasta grubunda ise AST/ALT, globülin NLO, nötrofil ve lökosit sağkalıma etki etmekte, non-sirotik hasta grubunda ise sağkalıma etkisiz bulundu. Sonuç: Karaciğer fonksiyon testleri, hemogram ilişkili parametreler, tümör yüküne ilişkilin bulgular, AFP, siroz ve komplikasyonlarının literatürle uyumlu şekilde sağkalıma etki ettiği görüldü. Non sirotik hasta grubunda VKI artışı ile sağkalımda artış izlendi, hipertansiyon sıklığı sirotik olgulara göre daha yüksek bulundu. HBV ilişkili HSK gelişen olguların ⁓%30-50'sinde siroz izlenmemesi göz önüne alındığında, non-sirotik hastalarda metabolik etkenlerin sağkalıma ilişkin etkileri için ileri araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar kelimeler: Hepatit B virüs, Hepatosellüler karsinom, Sağkalım, Karaciğer sirozu

Hepatit BHepatit B virüsüKaraciğer hastalıkları+5
İbrahim Emir Tekin
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kronik hepatit B enfeksiyonlu hastalarda umutsuzluk düzeyi ile yaşam kalitesi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Kronik Hepatit B enfeksiyonu hem dünyada hem de Türkiye'de yaygın olarak görülen önemli bir sağlık sorunudur. Kronik hastalıklar uzun ve düzenli tedavi gerektiren, hastayı ve yakın çevresini ekonomik, fiziksel ve ruhsal yönden zorluklarla karşılaştıran hastalıklardır. Bu çalışma, Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran hastalar ile gerçekleştirildi. Çalışma, 25.10.2022-30.06.2023 tarihleri arasını kapsamakta olup çalışmanın verileri etik kurul ve kurum izinleri takiben 05.12.2022-15.02.2023 tarihleri arasında hafta içi dönemi kapsayan zaman diliminde yüz yüze anket yoluyla toplandı. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Polikliniği'ne başvuran 181 hastanın katılımı ile veri toplama süreci tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri, Hasta Tanıtım Formu (EK-1), Beck Umutsuzluk Ölçeği (EK-2), Hepatit B Yaşam Kalitesi Ölçeği (EK-3) ile toplandı. İstatistiksel analizler SPSS (IBM SPSS Statistics 27) adlı paket program kullanılarak yapılmıştır. Bulguların yorumlanmasında frekans tabloları ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Parametrik olmayan yöntemlere uygun şekilde, iki bağımsız grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Mann-Whitney U" test (Z-tablo değeri), bağımsız üç veya daha fazla grubun ölçüm değerleriyle karşılaştırılmasında "Kruskal-Wallis H" test (χ2-tablo değeri) yöntemi kullanılmıştır. Üç veya daha fazla grup için anlamlı fark çıkan değişkenlerin ikili karşılaştırmaları için Bonferroni düzeltmesi uygulanmıştır. Normal dağılıma sahip olmayan iki nicel değişkenin ilişkilerinin incelenmesinde "Spearman" korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Hepatit B Yaşam Kalitesi Ölçeği toplam puanları ve alt boyutları ile Beck Umutsuzluk Ölçeği toplam puanı arasında negatif yönde anlamlı sonuç elde edildi (r=-0,498; p<0,001). Bu çalışmada 30 yaş altı bireylerde HBYKÖ toplam puanınıni cinsiyete göre baktığımızda ise kadınlarda savunmasızlık alt boyutunun anlamlı derecede yüksek çıktığı görülmektedir. Çalışmanın sonucunda ise Kronik Hepatit B enfeksiyonlu bireylerin hastalık süreciyle başa çıkabilmelerinde ve hastalık ile ilgili olarak uyum temininde psikolojik problemlerinde oluşmasıyla değişik sorunlarla karşı karşıya kalabildiğini görmekteyiz.

HepatitHepatit BHepatit B virüsü+2
Tuğba Tarcan Gerçek
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

PET/BT pozitifliği hepatoselüler karsinom nedeniyle yapılan erişkin canlı vericili karaciğer transplantasyonunda düşük sağkalım göstergesi

PET/BT görüntülemenin HCC klinik evrelemesindeki rolü, karaciğer nakli için hasta seçimi, nüks ve sağkalımı predikte etmedeki yeri konusunda yeterli bilgi bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı HCC nedeniyle canlı vericili karaciğer nakli planlanan olguların operasyon öncesi PET/BT pozitifliği ile transplant sonrası nüks, sağkalım ve histopatoloji arasındaki ilişkiyi değerlendirmektir. Haziran 2011 ile Aralık 2013 arasında HCC nedeniyle canlı vericili karaciğer nakli uygulanmış olan 60 hasta retrospektif olarak analiz edilmiştir. Pre-op görüntüleme verileri, histopatolojik özellikler, AFP, tümör sayısı ve çapı, nüks ve sağkalım, preop PET/BT taraması ile ilişkilendirilmiştir. Ortalama yaşı 53.8±7.99 olan toplam 60 hasta, ortalama olarak 20.6±10.96 ay izlenmiştir. PET/BT negatif ile pozitif olan hastaların sonuçları karşılaştırıldığında maksimum tümör çapı PET/BT pozitif olanlarda negatiflere göre daha büyük saptanmıştır (p=0.04). PET/BT pozitif hastalarda negatiflere göre daha yüksek mortalite ve nüks oranı saptanmıştır (p<0.05). Bir yıllık sağkalım PET/BT pozitif hastalarda negatiflere göre anlamlı oranda düşük çıkmıştır (%82 vs %100) (p=<0.05). Buna rağmen AFP, evre, diferansiyasyon derecesi ve mikrovasküler invazyonda farklılık saptanmamıştır (p>0.05). Bu çalışma, transplantasyon öncesi PET/BT pozitifliğinin HCC'de kötü prognoz göstergesi olduğunu ve canlı vericili karaciğer transplantasyonundan sonra düşük sağkalım ve yüksek nüks oranı olduğunu göstermektedir.

Hepatit B virüsüHepatit B yüzey antijenleriHepatit C virüsü+4
Bedi Yoğurtçuoğlu
Demiroğlu Bilim University
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon il merkezinde bulunan aile hekimliklerine bağlı 15-49 yaş kadınlarda hepatit b aşılanma prevalansı

Amaç: Bu çalışma ile Trabzon il merkezinde bulunan aile hekimliklerine bağlı 15-49 yaş kadınlarda hepatit aşılanma oranını belirlemek amaçlandı. Yöntem: Araştırmanın örneklemini, il merkezine bağlı 100 aile hekimliğinden basit rastgele örneklem metodu ile seçilen 18 tane aile hekimliğine bağlı 15-49 yaş grubu kadın nüfusu belirledi. Bu nüfus 17106 olarak bulundu. Ana kitleyi temsil edecek örneklem, evren sayısı bilinen gruplarda örnek seçme formülü ile hesaplandı ve 375 kişi olarak belirlendi (güç analizi yapılarak bu örneklemin yeterli olduğu ispatlamıştır). Her aile hekimliğinden alınacak örneklem sayısı, tabakalı örneklem metoduna göre bulunduktan sonra basit rastgele örneklem metoduyla tespit edildi. Veriler literatür doğrultusunda geliştirilen anket formu ile toplandı. Veriler; SPSS for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edildi ve verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemleri olarak sayı, yüzde, ortalama, standart sapma kullanıldı. Gruplu değişkenler arasındaki ilişki ki-kare analizi ile test edildi. Bulgular: Kadınların 157'si(%41,9) 31-40 yaş aralığında, 164'ü (%43,7) lisans ve üzeri mezunu, 304'ü (%81,1) evli idi. Kadınların yaş, eğitim, ekonomik durum ve ailede sağlık personeli olması ile hepatit bilgi düzeyleri ve aşılanma oranları arasında istatiksel olarak anlamlılık tespit edildi ( p0,05). Sonuç: Hepatit bilgi düzeyinin yüksek olduğu yaş gruplarında dahi hepatit B aşılanma oranları düşük bulundu ve 15-49 yaş kadınlara yönelik rutin aşılamaya ihtiyaç olduğu kanısına varıldı.

Aile hekimliğiAşılamaAşılar+6
Fulya Batmaz
Avrasya University · Institute of Health Sciences
2018
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Pamukkale Üniversitesi hastanesi amatem polikliniğine başvuran hastalarda hepatit B bilgi farkındalık ve seroprevalans durumu

AMATEM, 18 yaş ve üzeri alkol ve madde bağımlılığı olan bireylere ayaktan ve yataklı tedavi hizmeti sunan bir merkezdir. Alkol ve madde bağımlılığı, bireyin yaşamını olumsuz etkileyen kronik bir beyin hastalığıdır. 2021 yılında damar içi uyuşturucu kullanımının arttığı ve bu bireylerin HIV, Hepatit B ve Hepatit C gibi enfeksiyon hastalıklarına daha yatkın oldukları belirtilmiştir. Hepatit B virüsü (HBV) enfeksiyonu küresel bir halk sağlığı sorunudur.Birçok ülkede etkili aşılama programlarının uygulanması, yeni hepatit B enfeksiyonu insidansında önemli bir azalma ile sonuçlanmıştır. Bununla birlikte, HBV enfeksiyonu önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmaya devam etmektedir. Madde bağımlılığı tedavisinde, bulaşıcı hastalıkların tespiti, aşı ve hijyen önlemleri ile psikiyatrik desteğin önemi vurgulanmaktadır. Türkiye'de 135 bağımlılık tedavi merkezi bulunmakta olup, Pamukkale Üniversitesi'nde de AMATEM bulunmakta olup bağımlılık konusunda hizmet vermektedir. Çalışmada, Pamukkale Üniversitesi AMATEM Polikliniğine başvuran hastalarda Hepatit B bilgi,farkındalığı ve seroprevelans durumlarının incelenmesi ve ilişkili risk faktörlerinin saptanması amaçlanmıştır. Kesitsel tipteki araştırmanın evrenini 2021-2022 yılı içinde Pamukkale Üniversitesi AMATEM polikliniğine muayene veya kontrol amaçlı başvuranları içerir. Uygulanan anket formu katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini, Hepatit B hastalığının bulaş yolunu, farkındalık ve bilgi düzeylerini sorgulamaktadır. Hepatit B bilgi ve farkındalığını ölçmek için 3'lü likert tipinde 16 soruluk Hepatit B Bilgi ve Farkındalık Ölçeği kullanılmıştır.Tanımlayıcı istatistikler sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, ortanca, minimum ve maksimum değerler ile verilmiş; sürekli değişkenlerin karşılaştırılmasında Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis testleri kullanılmıştır. Hepatit B bilgi ve farkındalık düzeyine etki eden faktörleri saptamak için çoklu lineer regresyon analizi (backward) yapıldı.Araştırmada 245 kişiye ulaşılmıştır. . Hepatit B Bilgi ve Farkındalık ölçek Toplam Puan Ortalaması ise 37.64±5.31'dir.Katılımcıların "Hepatit B Kullanılmış Enjektör Kullanılmı ya da Kaza ile Batması Sonucu Bulaşır Mı?" sorusunda "Evet" diyenlerin puanı (B=2,709 %95GA=1,325-4,093 p<0,001) daha fazla bulunmuştur. "Hepatit B hastalığı hijyenik olmayan koşullarda diş çektirme/tedavisi sırasında bulaşabilir mi?" sorusunda "Evet" diyenlerin puanı (B=1,794 %95GA=0,518-3,069 p=0,006) daha fazla bulunmuştur. "Fuhuş/paralı seks yapan kadın ya da erkeklerle ilişkide bulunmak Hepatit B bulaşma riskini artırır mı?" sorusunda "Evet" diyenlerin puanı puanı (B=3,728 %95GA=2,266-5,189 p<0,001) daha fazla bulunmuştur. AMATEM polikliniğine başvuran hastaların Hepatit B Bilgi ve Farkındalık Ölçeği toplam puanı iyi düzeye yakındır. HBsAg pozitifliği ve kronikleşme oranları dikkate alındığında, toplumların özellikle de HBV bulaşı açısından riskli grupların bilgilendirilmesi büyük önem arzetmekte olup, bu konuda sağlık profesyonellerinin büyük payı bulunmaktadır.

Hepatit B virüsüMadde kullanım bozuklukları
Onur Orhan
Pamukkale University
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Viral hepatitli hastalar ile nöropatik ağrı arasındaki ilişkinin araştırılması

Amaç: Ülkemizde kronik karaciğer hastalığının en sık nedeni hepatit B virüs (HBV) ve HCV enfeksiyonlarına bağlı kronik viral hepatitlerdir. Viral hepatitler akut-kronik viral hepatit, siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine sebebiyet vererek morbidite ve ölüme neden olabilirler. Nöropatik ağrı sinir sisteminin birincil lezyonu, disfonksiyonu veya işleyişinin süresiz bozulmasından kaynaklanan ağrıdır. Toplumda sık görülmesine rağmen nöropatik ağrı tanısı sıklıkla atlanabilmektedir. Bu çalışmanın amacı viral hepatitli hastalarda nöropatik ağrı sıklığını belirlemektir. Gereç ve yöntem HBV tanısı ile gastroenteroloji polikliniğinde ilaçsız takip edilen ve sağlıklı gönüllülerden oluşan iki grup çalışmaya alındı. Her iki gruba da "LANSS", "DN-4" , "PAİN DETECT" anketleri onam formları alınarak uygulandı. Elde edilen veriler SPSS 21 paket programı kullanılarak analiz edildi. Bulgular: HBV tanısı ile ilaçsız takip edilen 27 hasta ile 27 sağlıklı gönüllü çalışmaya alındı. Lanns ölçeğine göre hasta grubunun %22,2'sinde(n=6), kontrol grubunun ise %3,7'sinde(n=1) nöropatik ağrı bulunmaktaydı. Lanns ölçeğine göre hasta grubunda nöropatik ağrı varlığı kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde daha fazlaydı (p=0,043). Benzer bir şekilde Douleur ölçeğine göre de hasta grubunun %29,6'sında(n=8) kontrol grubunun ise %3,7'sinde(n=1) nöropatik ağrı bulunduğu ve aralarında anlamlı bir farklılık bulunduğu tespit edildi (p=0,013). Pain detect ölçeğine göre ise nöropatik ağrı açısından pozitif olanların oranı, kontrol grubuna %3,7(n=1) göre hasta grubunda %18,5(n=5) daha fazla olsa da aralarından anlamlı bir ilişki görülmedi (p=0,106). Sonuç: Nöropatik ağrı, HBV tanılı hastalarda kontrol grubuna göre daha sık görülmektedir. DN-4, LANSS ve PAİN DETECT skalaları HBV tanılı hastalarda nöropatik ağrı komponentlerini hekime göstermede yardımcı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: HBV, Nöropatik ağrı, DN-4, LANSS, PAİN DETECT

AğrıHepatitHepatit B virüsü+4
Seyhan Erol
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik Hepatit B'li hastalarda Pegile İnterferon tedavi etkinliğinin retrospektif değerlendirilmesi

Giriş ve AmaçÇalışmamızda pegile interferon kullanan kronik hepatit B'li hastalarda viral supresyon oranlarını retrospektif olarak karşılaştırmayı amaçladık.Gereç ve YöntemÇalışmamıza pegile interferon kullanan 35 kronik hepatit B hastası dahil ettik. Hastalarda yaş, cinsiyet, HBeAg pozitifliği ve ALT düzeyini araştıtdık. Başlangıç, 1. ay, 3. ay ve 6. aydaki HBV DNA düzeylerini karşılaştırdık.BulgularPegile interferon tedavisi alan hastaların tedavi öncesi HBVDNA düzeyleri ile tedavinin 1. ayı, 3. ayı ve 6. ayındaki HBVDNA düzeyleri karşılaştırıldığında HBVDNA düşüş hızları arasında istatiksel olarak anlamlı fark vardı. En fazla HBV DNA düşüşü birinci ayın sonunda olmuştur. Tedavinin 6. ayında HBeAg pozitif ve negatif hastaların ALT normalizasyonu HBeAg pozitif hastalarda %63, HBeAg negatif hastalarda %70 olarak bulundu. Pegile interferon tedavisi alan HBeAg pozitif ve negatif hastaların tedavi öncesi, tedavinin 1. ayı, tedavinin 3. ayı ve tedavinin 6. ayındaki HBV DNA düzeyleri karşılaştırıldığında; tedavi öncesi, tedavinin 1. ayı ve tedavini 3. ayında HBeAg negatif ve HBeAg pozitif hastaların HBV DNA düzeyleri arasında anlamlı fark bulunmadı. Tedavinin 6. ayında HBeAg negatif ve HBeAg pozitif hastaların HBV DNA düzeyleri arasında anlamlı fark vardı. Tüm hastaların %60'ında viral supresyon tespit edildi. HBeAg negatif hastaların % 70. 8'inde, HBeAg pozitif hastaların %36.36'sında viral supresyon sağlanmıştır.SonuçPegile interferon tedavisi alan HBeAg negatif hastalarda, HBeAg pozitif hastalara göre daha yüksek oranda viral supresyon ve ALT normalizasyonu sağlanmıştır. Çalışmaya dahil edilen hasta sayısının azlığı göz önüne alındığında daha uzun süreli ve daha çok vaka içeren geniş serili çalışmalara ihtiyaç vardır.Anahtar kelimelerKronik hepatit B, Pegile interferon, ALT normalizasyonu, HBV DNA düzeyleri.

Alanin transaminazDNAHepatit B virüsü+2
Zahide Çelik
İnönü University
2010
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

HBV ve HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalarda HBV nüksü

HBV ve HDV Nedeniyle Karaciğer Nakli Yapılan Hastalarda HBV Nüksü Amaç: İnönü Üniversitesi karaciğer nakli enstitüsünde Mart 2003, Haziran 2013 tarihleri arasında, HBV ve HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan hastalardaki HBV ve HDV nüksünü araştırmayı amaçladık. Materyal ve Metod: İnönü Üniversitesi, Karaciğer Nakli Enstitüsü?nde Mart 2003, Haziran 2013 tarihleri arasında, HBV nedeniyle ve HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli olmuş ve halen yaşamakta olan 312 hastanın verileri geriye dönük olarak incelendi. Hepatoselüler kanserli olanlar (n=40), Alkolik sirozlu (n=2), Hepatit C?li (n=1), düzenli kontrole gelmeyen hastalar (n=14) dışlandığında, kalan 255 hasta çalışmaya dahil edildi. HBV nedeniyle KN yapılan 127 hasta grup 1, HBV+HDV nedeniyle karaciğer nakli yapılan 128 hasta grup 2 olarak ayrıldı. Nakil öncesi viral serolojisinde HDV Ab pozitifliği HBV+HDV olarak belirlendi. Sonuç : Çalışmaya dahil edilen 255 hastanın 127?si HBV (Grup 1); 128?si HDV(Grup 2) nedeniyle nakil yapılan hastalardı. Hastaların ortlama yaşı 47.31±10.97 yıl idi. Grup 1 için 47.67 ±11.63, Grup 2 için 46.96±10.34 idi. Ortalama takip süreleri 30.25±22.76 aydı. Grup 1 için 30.25 ±24.27, Grup 2 için 30.26 ± 21.26 aydı. Çalışmaya alınan 255 hastanın 13?ünde HBs Ag pozitif saptandı (%5,1). Grup 1?de 9 hastada HBs Ag pozitif (%7,1); Grup 2?de 4 hastada pozitif saptandı (%3,1). İki gurup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamadı (p=0.150). Tartışma : Nakil sonrası HBV nüksü halen karaciğer nakli hastalarının büyük bir problemidir. Merkezimizde uygulamakta olduğumuz proflaksi protokolü sonucunda HBV nüksü oranımız literatüre kıyaslandığında daha düşüktür. HDV koenfeksiyon varlığında, HBV nüksü istatistiksel olarak anlamlı olmasa da, nakil sonrası HBV nüksü daha az oranda görülmektedir. Ayrıca Nakil sonrası hiçbir hastamızda HDV nüksüne rastlanmadı.

Hepatit BHepatit B virüsüHepatit D+5
Adil Başkıran
İnönü University
2013
10
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Bursa Uludağ Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde immünsüpresif tedavi nedenli hepatit B reaktivasyon riski olan hastalarda profilaktik tenofovir alafenamid kullanımının retrospektif incelenmesi

Hepatit B virüsü (HBV) ile enfekte olmuş bireyler immünsüpresif veya antikanser tedavileri aldıklarında HBV reaktivasyonu (HBVr) riski artmaktadır. HBV reaktivasyonu ciddi morbidite ve mortalite ile sonuçlanabilmektedir. Günümüzde kanser tedavileri, monoklonal antikor tedavisi, steroid kullanımı, biyolojik ajanlarla tedavi olan hastaların sayısı giderek artmaktadır. İmmünsüpresif tedavi öncesi hepatit taraması yapılmalı, hepatit B reaktivasyon riskine göre proflaktik antiviral tedavi başlanmalıdır. Çalışmamızda Ocak 2019-Mart 2022 tarihleri arasında immünsüpresif tedavi nedenli proflaktif tenofovir alafenamid fumarat (TAF) kullanan 211 hastanın retrospektif incelenmesi yapılmıştır. Hastaların demografik özellikleri, tedavi öncesi ve sonrası hepatit serolojisi ve laboratuvar özellikleri, altta yatan hastalıkları, immünsüpresif tedavileri, serolojik riskleri, HBV reaktivasyon risk durumları değerlendirildi. Tanı anında 26 (%12,3) hasta HBsAg pozitif olup, 185 (%87,7) hasta ise HBsAg negatif/ anti-HBc total pozitifliği vardır. Anti-CD20 monoklonal antikorları HBV reaktivasyonu için yüksek riskli immünsüpresif ajan olup, %23,70 hastanın tedavisinde kullanılmıştır. Tedavi öncesi ve sonrası değerler karşılaştırılığında HBsAg, anti-HBc total, anti-HBs serolojisinde ve labarotuvar özelliklerinde anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. HBV DNA ise tedavi sonrasında anlamlı olarak azalmıştır. Sonuç olarak; retrospektif olarak analizi yapılan 211 hastada reaktivasyon gözlenmemiştir. Bu çalışmada TAF'ın da HBVr önlemede diğer antiviraller kadar etkin olduğu gösterilmiştir. Renal fonksiyon bozukluğu olanlarda renal doz ayarı gerektirmemesi ve renal fonksiyonlar üzerine olumsuz etkisi olmaması, HBV DNA'yı baskılaması, yan etki profilinin az olması gibi sebeplerle güvenle proflaksi tedavisinde de kullanılabilir. Anahtar kelimeler: HBV, reaktivasyon, immünosüpresyon, tenofovir alafenamid fumarat.

BursaHepatit BHepatit B virüsü+4
Seray Türe Aydın
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sosyal pediatri polikliniği'ne başvuran hepatit B taşıyıcı annelerin bebeklerinin hepatit B serolojilerinin değerlendirilmesi

Amaç: HBs Ag pozitif annelerin bebeklerinin immünoprofilaksi başarısını, aşı yanıtlarını ve aşı yanıtsızlık durumunda olası sebepleri araştırmak, aşı yanıtsızlığı olan bebeklerin belirlenmesi ve aşı kürünün tekrarı, tedavi gereken bebeklerin tedavilerinin yapılması, annelerin takip durumlarını araştırmak, babaların aşılanma durumlarını tespit etmektir. Gereç ve Yöntem: Hasta grubunu 01.04.2020 ile 01.08.2021 tarihleri arasında Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Hastalıları ve Doğum Hastanesi'nde doğan HBs Ag pozitif annelerin bebekleri oluşturdu. Hepatit B yüzey antijeni pozitif sonuçlanan 39 anne bebeği çalışmaya dahil edildi. Bu bebeklerin hepsine doğumdan hemen sonra hepatit B aşısı ve ve hepatit b immunglobun (HBIG) uygulanmıştı. Hepatit B aşı kürü 0,1 ve 6. ay şeklinde uygulanmıştı. Hastaların hastane bilgi sistemindeki kayıtlarından bilgilerine ulaşılmış, excel dosyasına işlenmiştir. Bebeklerin son aşı dozundan en az bir ay sonra Hbs Ag ve Anti Hbs değerlerine bakılmıştır. Bebeklerin Anti Hbs değerlerine anne yaşı, doğum şekli ve kilosunun etkisi, annelerin takibe gitmesine eğitim ve gelir düzeyinin etkisi araştırılmıştır. Çalışmadaki veriler değerlendirilirken SPSS (Statistical Package for Social Sciences 28 version) programı kullanılmıştır. Mann Whitney U, Kruskal-Wallis, Ki kare testleri ve lojistik regresyon modeli ile istatistiksel analiz yapılmış p<0,05 düzeyi istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Bulgular: HBs Ag pozitif anneden doğan 39 bebek çalışmaya dahil edilmiştir. Olguların 23' ü (%59) kız, 16'sı (%41) erkek bebekten oluşmaktadır. Üç doz aşı uygulamasından sonra anti HBs bakılan bebeklerin %95'inde koruyucu Ab düzeyi oluştuğu görülmüştür. İki bebekte anti Hbs negatif olarak saptanmıştır. Erkek cinsiyette, sezeryan doğumda, 37 hafta üzeri doğum haftası olan bebeklerde anti Hbs ortalamaları daha yüksek bulunmuştur. Fakat istatistiksel anlamlılık tespit edilmemiştir (p>0,05). Sonuç: İlk trimesterde tüm hamilelerin hepatit B yönünden taranması, Hbs Ag pozitif sonuçlananlara ileri testlerin yapılması ve pozitif gelenlerin 26-28. haftada tetkilerinin tekrarı gerekmektedir. Antiviral tedavi kararı HBV DNA seviyesine göre alınmaktadır. HBs Ag pozitif gebelerin bebeklerine doğumu takiben hemen hepatit B aşı ve HBIG uygulanmalıdır. Aşı kürü tamamlandıktan en erken bir ay sonra HBs Ag ve Anti HBs düzeyi kontrol edilmeli ve anti-HBs titresi 10 mIU/mlL altında titresi olan bebeklere aşı kürü tekrar edilmelidir. Hepatit B enfeksiyonu aşı ile korunabilen bir hastalıktır. Bu hastalıkla mücadelenin en önemli basamaklarından biri perinatal bulaşın engellenmesidir. Anahtar Kelimeler: Hepatit B Virusu, Aşı, Perinatal Bulaş, Anti Hbs, HCC

AnnelerHepatit BHepatit B virüsü+5
Ayla Aslan Saka
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hepatosteatozlu hastalarda anti-HBC seropzitifliği ve serum adipokinlerinin düzeyi arasındaki ilişki

Toplumumuzda, hem steatozun hem de HBV ile karşılaşma oranının yüksek olması, literatür ışığında, bu ikisinin birbiriyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. Hepatosteatozun, kriptojenik nedenli sirozların yaklaşık %50'sinin etyolojisinde rol oynadığı göz önüne alındığında, hepatosteatozun önlenmesi bir anlamda sirozun da önlenmesi şeklinde yorumlanabilir. HBV'nin steatojenik etkisi birçok çalışmada ortaya konsa da, anti-HBc IgG (+)'liği olan hastalarda hepatosteatoza yol açıp açmayacağı, eğer açarsa ne derece etkili olabileceği henüz bilinmemektedir.Bu çalışmada amaç, HBV ile karşılaşmış kişilerde insülin direnci ve serum adipokinlerin düzeyi arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Bunun için; USG ile hepatosteatozu olan 80 hastanın ayrıntılı fizik muayene ve anemnezi alındı. Biyokimya tetkikinde yağ profili ve karaciğer enzimleri çalışıldı, ayrıca açlık kan şekeri ve insülin düzeylerine göre insülin direnci HOMA-IR (Homeostasis Model Assesment-Insulin resistance) skoru aşağıdaki formül ile hesaplandı.(HOMA-IR = Açlık insülin değeri (?IU/ml) X Açlık glukoz değeri (mg/dL) / 405)HOMA-IR düzeyi 2.7 ve üzerinde olan değerler insülin dirençli olarak kabul edildi. HOMA-IR > 2.7 olan hastalarda anti-HBc IgG bakıldı.Anti-HBc IgG düzeyi ELISA (Enyzme Linked İmmuno Sorbent Assay) yöntemi ile, çalışıldı. Anti-HBc IgG (+) ve antiHBc IgG (-) olan vakalarda serum örneğinden adiponektin, resistin, leptin bakıldı. Anti-HBc IgG (+) grupta leptin değerleri 31569.72 ±14027.64 ng/ml bulunurken, anti-HBc IgG (-) grupta 25410.73±10978.26 ng/ml saptandı. Her iki grup arasında leptin ortalamaları istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdi (p=0,047). Ancak, hem Anti-HBc IgG (+) grupta hem de anti-HBc IgG (-) serum adiponektin ve resistin seviyesi açısından anlamlı bir faklılık saptanmadı. Sonuçta çalışmamızda USG ile hepatosteatozu bulunan HBV ile karşılaşmış hastalarda hastalarda leptin seviyesinin yüksek bulunması NAYKH etyolojisinde anti-HBc IgG(+) liğinin de yer alabileceğini düşündürmektedir.Anahtar kelimeler: Non alkolik yağlı karaciğer (NAYKH), HBV, İnsülin direnci, Hepatosteatoz

Alanin transaminazHepatit BHepatit B virüsü+4
Seçil Çalı
Gaziantep University
2013
00
Medical Sub-SpecialtyOpen AccessTR

İnaktif hepatit B virüsü taşıyıcıları ve aktif kronik hepatit B hastalarında serum sitokeratin 18 ve prolidaz enzim düzeyi ile karaciğer histopatolojisi arasındaki ilişki

Kollajen yıkımı sonucu ortaya çıkan prolidaz enziminin fibrotik aktivite ile olan ilişkisi kr.karaciğer hastalığının takibinde değerli olabileceğini düşündürmektedir.Kr karaciğer hastalığının patogenezinde hepatik apopitoz önemli olup sitokeratin 18 ortaya çıkan kaspazların substratıdır.Çalışmamızda aktif kr. hepatit b hastaları ve inaktif hepatit b virüsü taşıyıcılarında karaciğerdeki nekroinflamasyonun şiddeti ve fibrozisin evresi ile prolidaz enzimi ve CK18'in serum değerlerinin arasındaki ilişkiyi araştırdık

EnzimlerHepatitHepatit B+5
Nimet Yılmaz
Gaziantep University
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hepatit B enfeksiyonunda HBV suşlarının DNA polimeraz geni mutasyonları ve lamivudin adefovir, entekavir, telbivudin ve tenofovir ilaç direnci analizi

Hepatit B virüs (HBV) enfeksiyonları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir halk sağlığı sorunudur. Dünya üzerinde HBV ile karşılaşmış iki milyar kişi olup, bunların 400 milyonu HBV taşıyıcısıdır. HBV enfeksiyonu klinik olarak akut, fulminant, kronik hepatit veya kronik taşıyıcılık olarak görülebildiği gibi karaciğer sirozu ve hepatoselüler karsinomaya (HCC) da yol açabilmektedir. Her yıl yaklaşık bir milyon kişi siroz ve HCC gibi HBV ilişkili nedenlerle ölmektedir. Dünyadaki HCC olgularının %60-80?i HBV ile ilişkilidir. HBV?li hastalarda tedavinin düzenlenmesi ve antiviral cevabın değerlendirilmesi açısından DNA düzeyi önemli bir kriterdir. Tedavi uygulanan hastalarda son zamanlarda nüleotid anologlarına karşı artan oranlarda direnç gelişimi izlenmekte ve maliyeti oldukça yüksek olan tedavinin sonuçsuz kaldığı görülebilmektedir. Antiviral ajanlara karşı oluşan direnç gelişiminin ana sebebi, HBV polimeraz enziminin hata yapma oranının yüksek olması ve direçli mutant suşların uzun süreli ilaç kullanımı ile birlikte seleksiyona uğrayarak baskın hale gelmesidir. Bu çalışmada Hepatit B?li olgularda HBV DNA düzeyi ile birlikte serolojik ve biyokimyasal test sonuçları değerlendirilmiş, DNA polimeraz gen bölgesinde meydana gelmesi muhtemel antiviral dirence neden olan mutasyonlar araştırılmıştır. Çalışma, Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesinde Mart 2012- Ocak 2013 tarihleri arasında yapıldı. Örnekler çeşitli polikliniklerden HBV enfeksiyonu ön tanısıyla gönderilen ve yapılan rutin testler sonucunda serum HBsAg ve HBV DNA?sı pozitif olan hastalardan seçildi. Çalışmaya 64?ü (%64.6) erkek, 35?i (%35.4) kadın 99 hasta dahil edildi. Hastaların %79.8?i erişkin, %20.2?si çocuktu. Bu hastaların biyokimyasal parametreleri (ALT, AST) ve hepatit belirteçleri (HBsAg, HBeAg) ile HBV DNA düzeyleri aralarındaki ilişki karşılaştırıldı. Serum HBsAg, HBeAg ve transaminazlar (ALT, AST) ile HBV DNA düzeyleri arasındaki ilişki istatiksel olarak anlamlı bulundu. Ayrıca antiviral ilaçlara karşı direnç gelişimini belirleyen HBV DNA polimeraz gen mutasyonları pyrosekans DNA dizi analizi yöntemiyle (PyroMark Q24, QIAGEN, Almanya) araştırıldı. Bu amaçla 169, 173, 180, 181, 184, 194, 202, 204, 236 ve 250 numaralı kodonlar sekanslanarak ilaç direnci mutasyon analizi yapıldı. Yalnız bir hastada 204 numaralı kodonda meydana gelen mutasyon ile metiyonin aminoasidinin valin?e dönüşmesi sonucu lamivudin direnci saptandı. Tedavinin planlanmasında HBV-DNA düzeylerinin saptanması kadar, antivirallere karşı gelişen direncin araştırılması da önemli hale gelmektedir. Bu nedenle çalışmamızın bölgemizdeki ilaç direnci saptanması açısından önemi vardır. Anahtar Kelimeler: Hepatit B, HBV DNA, HBsAg, HBeAg, ALT, AST, pyrosekans dizi analizi, ilaç direnci

Alanin transaminazDNAHepatit B+7
Yusuf Doğan
Gaziantep University
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Irak, Al-Muthanna eyaletinde Hepatit B virüsünün moleküler ve immünolojik araştırılması

Hepatit B virüsü (HBV) enfeksiyonu Irak'ta önemli bir halk sağlığı sorunudur. Kronik HBV enfeksiyonu, karaciğer sirozu (LC) ve hepatoselüler karsinom (HCC) için bir risk faktörüdür, ancak HBV ile ilişkili hastalıkların ilerlemesinde yer alan mekanizmalar hakkında çok az şey bilinmektedir. Konak immün yanıtının, HBV enfeksiyonu olan hastaların klinik sonuçları ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Sitokinler gibi immünomodülatör faktörler, HBV ile ilişkili hastalıkların ilerlemesinde ve tedavisinde rol oynarlar. İnterlökin-35 (IL-35) yeni tanımlanmış bir inhibitör sitokindir. IL-35'in enflamasyonu kontrol edebileceği ve böylece HBV karaciğer hasarını sınırlayabileceği vurgulanıyor. Bu nedenle IL-35'in hepatit B hastalığına yönelik yeni tedaviler için bir hedef olma olasılığını artırmaktadır. Çalışmaya Al-Muthanna Eyaletinde HBV enfeksiyonu olan 120 hasta (84 kronik hepatit ve 36 akut hepatit) ile 30 sağlıklı kontrol grubu dahil edilmiştir. Bu gruplarda IL-35 serum seviyeleri ölçülmüş ve viral DNA amplifikasyonu yapılmıştır. Bulgulara göre, HBV hastalarında IL-35 seviyelerinin sağlıklı kontrollere göre anlamlı şekilde azaldığı bulunmuştur. HBV enfeksiyonu olan hastaların serum örneklerinden 10 viral DNA ekstrakte edilmiştir. HBV genomundan polimeraz geninin amplifikasyonu ve genin Sanger dizilimi için bir PCR protokolü tasarlanmıştır. Diziler, filogenetik analiz ve genetik çeşitliliğin karakterizasyonu için HBV referans dizileriyle hizalanmıştır. Popülasyonlar, HBV genotip frekans dağılımlarında heterojenlik göstermektedir. Altı HBV genotipi tanımlanmıştır (A, B, C, D, E ve H). En sık rastlanan genotip D (%47) olurken, C genotipi sıklık oranı (%4 ile) en az gözlenen genotip olmuştur. Ek olarak, hastaların çoğunluğu farklı genotipik kombinasyonlarla karışık HBV genotipleri (iki, üç, dört veya beş) göstermiştir. Sonuç olarak, HBV genotiplerinden D'nin, Al-Muthanna Eyaletinden Iraklı HBV hastalar arasında en yaygın genotip olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak, bu çalışma HBV enfeksiyonunun halk sağlığı üzerindeki etkisini ve bu enfeksiyonun mekanizmalarının anlaşılmasına yönelik yapılan bir çalışmanın temel bulgularını içermektedir.

Hepatit B virüsüİnterlökin 35
Mudhafar Saud Dakhıl Alshaher
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Study of some biochemical parameters in patients with hepatitis B in al-anbar governorate/iraq

The Hepadnaviridae family includes the hepatitis B virus, a partially double-stranded virus. Anyone may get infected with acute HBV, whether or not they're sick. Symptoms of a significant HBV infection include muscle pains, tiredness, and a lack of energy. The present work focuses on the impact of hepatitis B on liver function tests and a number of biochemical indicators. The results showed a huge discrepancy between the mean Age in (year) and VITB12 scores. However, the statistical significance of the discrepancies between GGT and ALP's approaches is low. Men and women in group A had significantly different mean values for the aforementioned biomarkers than did men and women in group B, who served as controls (P 0.05). According to the Pearson correlation analysis test for connection between VITB12 and other chemical tests, there seems to be a significant association between the R-value and VITB12. (VITB12) exhibited a substantial link with (GGT), however (ALP), GPT, GOT, TG, Tc, and FBS had no correlation with (VITB12). Research shows that viral hepatitis is more prevalent among the elderly and those who are weak in vitamin B12. The GPT and GOT both have substantial statistical differences from the other two groups.

Biochemical propertiesEnzymesHepadnaviridae+7
Qaher Mosleh Jaber Al-hardanee
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatit b virüslerinde hematoloji ve immünoloji göstergeleri ve bazı mutasyonların belirlenmesi

Bu tez çalışması, hematoloji ve immünolojinin göstergelerini doğrulamak amacıyla Mart 2021'den Temmuz 2021'in sonuna kadar Irak Cumhuriyeti Thi-Qar ilinde gerçekleştirilmiştir. Nasiriyah kentindeki ana kan bankasındaki kan bağışçılarına ve Thi-Qar ilindeki Al-Hussein Eğitim Hastanesine kabul edilen hastalara klinik öykülerini belirlemek amacıyla anket uygulanmıştır. Bu çalışma, Hepatit B virüsü ile enfekte olan erkek ve kadınlardan alınan 120 numuneyi içermektedir. Çalışma alanındaki Hepatit B virüslü erkek sayısı (84) ile %70, kadın sayısı (36) ile %30 olmuştur. Ayrıca enfeksiyonun yerleşim yerlerine göre oranına baktığımızda, Kırsal kesimde oran %46,67 iken kentlerde %53,33 olmuştur. Hastaların yaşları 20-69 yaş arasında değişmektedir. En yüksek hasta yoğunluğu %42 oranında 50-60 yaş kategorisinde ve en az %9'u ile 60 yaş üstü kategorisinde saptanmıştır. Hastaların öğrenim düzeylerine göre %45 enfeksiyon oranı ile eğitim düzeyi yüksek ve %55 enfeksiyon oranı ile eğitim düzeyi düşük olanlar olarak iki gruba ayrılmıştır. Kan gruplarıyla ilgili olarak, en yüksek enfeksiyon insidansının %27 ile O Rh+ kan grubu ve %17 ile O Rh- kan grubunda olduğunu, en düşük enfeksiyon yüzdesinin ise %8 ile ABRh+ kan grubu ve %5 ile AB Rh- kan grubu için olduğunu göstermiştir.

EnfeksiyonlarEnzime bağlı immünosorbent testiGenler+2
Samer Kareem Hanoon
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Evalution of some biochemical markers in serum and semn in male reproductive with HBV-Alfalluja city

Our goal will be to assess the risk of male infertility based on sperm count and some reproductive hormones in individuals with (HBV) infection. The age distribution of 90 newly diagnosed and treated hepatitis B virus (HBV) patients revealed that fifteen (50 in newly diagnosed) patients (84%) were under the age of 35, eight patients (8) were over the age of 35, and seventy-four percent (74%) of the treatment group were under the age of 35. There was a highly significant increase in AST and ALT and an increase in ALP, TBI, and DBI, in comparsion to healthy subject (P<0.01). Infertile HBV and control groups evaluated their testosterone, IL-6, and Selenium levels in a univariate method. Il-6 indicators were associated with sperm count, motility and the percentage of healthy spermocyte. All of the research groups' spermiograms revealed a strong negative connection with serum IL-6. Only the activity of sperm of the oligozoospermics and the total count of the healthy control subtect were positively linked to serum selenium. The percentage of sperm and testosterone levels were found to be connected. Unlike previous research, the seminal spermiograms in both groups had a significant relationship with oligozoospermic, asthenozoospermic linear activity, and the fraction of normal sperms.

Hepatitis B virusInfertilitySpermatozoa+2
Alı Rasool Allawı Alısawı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Assessment of the nurses knowledge about hepatitis b disease and vaccination at Al Diwaniyah Teaching Hospital in iraq

The hepatitis B virus infects the liver; it can cause a potentially fatal infection (HBV). An enormous public health issue. It can lead to chronic liver disease and illness, increasing the risk of liver cirrhosis and liver cancer. This study aims to assess the knowledge of nurses' about hepatitis B vaccination at Al-Diwaniyah teaching Hospital, to find the relationship between demographic data and nurses' knowledge about hepatitis B disease and vaccination at Al-Diwaniyah teaching Hospital, and to assess the understanding of nurses' about hepatitis B disease at Al-Diwaniyah teaching Hospital. A descriptive design study was conducted at Al-Diwaniyah Teaching Hospital. The study population was selected among nurses of a Diwaniyah teaching hospital. A total of 200 nurses were included in the study. Data was collected by using a self-administered questionnaire. The study included 200 nurses aged 20 to 29 (32%). Male nurses outnumber female nurses by more than half (53%). Nurses were married and comprised most of the study sample (59%). At the same time, only 34% have less than five years of nursing experience. Finally, most participants (60.5%) did not attend training courses. The findings show that 61% of nurses do not know about hepatitis B. Then those who said yes (33%) and those who said no (6%). The findings show that most nurses (78%) did not know the Hepatitis B vaccine, followed by those who said yes (12.5%). And who said no (9.5%). The study confirmed that most nurses do not have sufficient knowledge due to a lack of training courses. 2022, 107 pages Keywords: HBV, Knowledge, Vaccination, Assessment, Nurses.

VaccinationLevel of knowledgeNurses+6
Azhar Jabbar Dawood Delesat
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

An epidemiological molecular and immunological study of hepatitis B virus type among blood donors in Dhi Qar governorate

Background: Hepatitis B virus infection is an infection that affects all aspects of quality of life, whether partial or total. Objective: The aim of this study is to identify some indicators of immunity against hepatitis B. Methodology: A descriptive cross-sectional study. The study was conducted at Al-Hussein Teaching Hospital between January 2022 and July 2022, and the study sample consisted of a control group of 55, a group of 55 females and 55 males. With varying degrees of disease activity in the data analysis, the number, percentage, and mean tests, the Kruskal-Wallis test, and the Dunn test were used. Results: The mean age of the control group was 45.65 ± 15.66, the mean age of the positive group was 48.98 ± 16.66 and the mean age of the negative group was 54.57 ± 18.56. There is a statistically significant relationship between age group, Albumin, ALT, White blood cells between these demographic data and interaction in HBV screening tests (R) total GGT showed statistically higher values in the positive group when compared to the control group and the interactive groups (p < 0.05). The m-GGT and S-GGT fraction showed significantly higher values in the positive group than in the other two groups. Conclusion: The idea that the s-GGT fraction is a particular biomarker of hepatocyte destruction, as seen in hepatitis C patients, is supported. Despite the fact that the 5-GGT fraction was larger in the positive group, the b-GGT/S-GGT ratio had the lowest values in this group; it is worth noting that the 75th percentile in the b-GGT/S-GGT-positive group was less than 25% in both the control and interaction groups.

Gamma glutamyl transferaseHepatitis B virusPolymerase chain reaction+1
Rabab Abbas Ghaleb Alabbas
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Fen Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik HBV ve HCV hastalarının metabolik sendrom ile ilişkisi

Hepatit B ve hepatit C, tüm dünyada yaygın görülen önemli bir kronik karaciğer hastalığı sebebidir. Kronik karaciğer hastalığına yol açtığı gibi, son yıllarda kronik hepatit ve karaciğer yağlanması birlikteliği gündeme gelmiştir. Bu durum, virüsün hepatit yapmanın yanı sıra metabolik değişikliklere de neden olduğunu düşündürmüştür. Literatürün, karaciğer yağlanmasını Metabolik Sendrom (MS)'un hepatik tezahürü olarak göstermesi, HBV ve HCV ile MS ilişkisini dikkat çekici kılmıştır. Bu çalışmada, kronik hepatit B ve hepatit C'nin MS ve komponentleri ile ilişkisini araştırmayı planladık. Çalışmaya 62 kronik hepatit C (erkek/kadın: 22/40) ve 358 kronik hepatit B hastası (erkek/kadın: 219/139) dâhil edildi. Hastaların demografik bilgileri alındı ve sonra serolojik ve biyokimyasal testler yapıldı. Uluslararası Diyabet Federasyonu kriterlerine göre MS tanısı araştırıldı. Hastalarda insülin direnci (IR), Homeostasis model assesment (HOMA) indeksi kullanılarak belirlendi. Tüm hastaların yaş ortalaması 43,43±13,42, VKİ ortalaması 27,69±4,96 olarak saptandı (p<0.05). Çalışmamızda, 62 HCV'li hastanın 24'üne (%38,7), 358 HBV'li hastanın 97'sine (%27,1) MS tanısı konuldu. İki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,086). HCV'li hastaların 11'inde (%17,7), HBV'li hastaların ise 32'sinde (%8,9) diyabet olup iki grup arasında fark saptanmadı (p= 0,059). Hastaların 207'sinde (%49,3) IR saptandı. Hepatit C'lilerin 31'inde (%50) IR varken, hepatit B'lilerin ise 176'sında (%49,2) IR tespit edildi. İki grup karşılaştırıldığında fark saptanmadı (p=0,987). Ayrıca, MS tanısı olan HCV ve HBV hastaları arasında da diyabet ve IR açısından fark yoktu (p=0,857). Hasta popülasyonumuzda %38,3 oranında karaciğer yağlanması olduğunu gördük. HCV'lilerde 24 (%38,7) kişide yağlanma varken, HBV'lilerde ise 137 (%38,3) kişide yağlanma vardı, iki grup arasında fark saptanmadı (p=0,939). MS tanısı alan HCV ve HBV hastaları arasında da yağlanma açısından anlamlı fark yoktu (p=0,933). Sonuç olarak, kronik HBV enfeksiyonunun da tıpkı HCV enfeksiyonu gibi karaciğer yağlanmasında rol oynayan ve MS açısından risk teşkil eden bir enfeksiyon olduğu söylenebilir. Dolayısıyla HBV'nin, MS ve karaciğer yağlanmasının getirdiği bütün risklere tıpkı HCV gibi sahip olduğu öne sürülebilir. Bununla birlikte, bu konuda yapılacak daha ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

HepatitHepatit BHepatit B virüsü+6
Seda Ünsal
Gaziantep University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hepatit B enfeksiyonunda aile içi geçiş, risk faktörleri ve aile bireylerinin bilgi düzeylerinin araştırılması

Giriş Hepatit B virüsü (HBV) dünya genelinde bir sağlık problemidir. Dünyada iki milyar insan HBV ile enfekte olmuştur ve 257 milyondan fazla birey kronik hepatit B yüzey antijen (HBsAg) taşıyıcısıdır. HBV taşıyıcılarındaki ana endişelerinden birisi ise enfeksiyonun aile üyelerine bulaşmasıdır. Bu çalışmanın amacı kronik HBV hastalarının aile üyelerinin bilgi düzeylerini değerlendirmek ve aile içi bulaşın incelenmesidir. Gereç ve yöntem Bu kesitsel çalışmaya 11.07.2019 ile 11.07.2020 tarihleri arasında Yozgat Bozok Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji polikliniğine başvuran HBsAg pozitif hastaların birinci derece akrabaları dahil edildi. Katılımcıların HBsAg, Anti-HBs ve Anti-HBc IgG düzeyleri ELISA yöntemiyle değerlendirildi. Sosyodemografik verilere ek olarak, HBV hakkında genel bilgiler, bulaş yolları ve korunma yollarından oluşan anket ile katılımcıların HBV hakkındaki bilgi düzeyi değerlendirildi. Bulgular Kronik hepatit B hastalarının birinci derece akrabalarından oluşan 266 katılımcının yaş ortalaması 42.6 ± 14.7 (18-75) yıldı. Katılımcıların %41'i erkek, %59'u kadındı, %59'u HBV hakkında daha önce bilgi almamıştı. HBsAg, Anti-HBs ve Anti-HBc IgG seropozitifliği sırasıyla %7,7, %69,5 ve %35,7 idi. Katılımcıların %84,6'sı hastalığı önleyen aşı olduğunu bilmekte iken sadece %39,9'ü aşı yaptırmıştı. Aşı yaptırma durumlarıyla eğitim düzeyleri arasında anlamlı ilişki saptandı. Katılımcıların HBV genel bilgi düzeyine, bulaş yolları ve korunma yöntemlerine yönelik sorulara vermiş oldukları median doğru cevap oranları sırası ile %64, %64, %57 idi. Katılımcıların genel bilgi düzeyi ile katılımcıların yaşları (p<0,001), eğitim düzeyi (p<0,001), yaşadığı yer (p<0,001), çalışma durumu (p=0,003), mesleki durumları (p<0,001), gelir düzeyi (p<0,001) ve sosyal güvenceleri (p=0,003) arasında istatistiksel anlamlı ilişkili bulundu. Sonuç Hasta yakınlarının kronik HBV hakkında yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları ve aşılanma oranlarının düşük olduğu izlenmektedir. Bu nedenle, hastalığın akılcı kontrolü ve yönetimi için hastanede veya toplumsal ortamlarda hastalara ve yakınlarına kapsamlı sağlık eğitimleri sağlanmalıdır. Anahtar kelimeler: Kronik hepatit B, Aile içi bulaş, Bilgi düzeyi, Aşılama

AileAşılamaAşılar+7
Osman Kocabıyık
Yozgat Bozok University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B tanılı hastaların tedavi sonrası karaciğer histopatolojik bulgularındaki değişikliklerin değerlendirilmesi

Kronik hepatit B virüs enfeksiyonu karaciğerle ilişkili mortalitenin başlıca sebeplerindendir. Bu çalışmada, en az üç yıl boyunca lamivudin, entekavir veya tenofovir oral antiviral tedavilerini alan kronik hepatit B hastalarına kontrol karaciğer biyopsisi yaptık ve oral antivirallerin etkinliğini değerlendirdik. Çalışmaya 2015 Mart – 2016 Mart tarihleri arasında en az üç yıldır lamivudin (100 mg/gün), entekavir (0.5 mg/gün) veya tenofovir disoproksil (245 mg/gün) tedavisi almakta olan HBeAg negatif veya pozitif 79 hasta dahil edildi. Hastaların 23' ü lamivudin, 21' i entekavir, 35' i ise tenofovir kullanmaktaydı. Hastaların tamamına kontrol karaciğer biyopsisi yapıldı. Hastaların biyokimyasal, serolojik, virolojik ve histopatolojik verileri kaydedildi ve oral antiviral tedavinin üç yıl ve üzeri kullanımı sonrasında elde edilen verilerle karşılaştırıldı. 3, 4 veya 5 yıl boyunca oral antivirallerden birini alan hasta gruplarının tamamında ALT normalizasyonu sırasıyla % 60, % 73.3 ve % 72.2 idi. 3, 4 veya 5 yıl boyunca oral antivirallerden birini alan hasta gruplarının tamamında virolojik yanıt (HBV DNA < 20 IU/ml) sırasıyla % 60, % 60 ve % 83.3 saptandı. HBeAg pozitif hastalarda tedavi öncesi ve kontrol ölçümler arasında her üç oral antiviral alan hastalar arasında düzelme oldu, fakat anlamlı değişim saptanmadı. Lamivudin, entekavir ve tenofovir alan gruplarda histolojik aktivite indeks skorunda gerileme saptandı (sırasıyla p=0.011, p=0.002 ve p=0,001). Lamivudin ve tenofovir alan gruplarda fibrozis skorunda anlamlı bir iyileşme görülürken (sırasıyla p=0.033, p=0.001), entekavir alan grupta fibrozis skorunda anlamlı bir iyileşme görülmedi (p=0.090). Oral antiviral tedavi öncesinde interferonu hem kullanan ve hem de kullanmayan hasta grupları arasında kontrol HAİ ve fibrozis skoru açısından anlamlı düzelme görüldü. Sonuç olarak çalışmamızda uzun dönem oral antiviral tedavi alan hastalarda biyokimyasal, virolojik, serolojik ve histopatolojik (histolojik aktivite indeksi ve fibrozis) düzelmeler görülmüştür. Histopatolojik düzelme için oral antivirallerin uzun süreli kullanımı ile HBV DNA' nın sürekli süpresyonu gerekmektedir.

Antiviral ajanlarBiyopsiFibroz+5
Ahmet Şahin
Gaziantep University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Hepatit B virus ilaç direnci mutasyonlarının pyrosequencing metodu ile tespiti

Kronik hepatit B virus (HBV) enfeksiyonun uzun süreli tedavisi sırasında nükleoz(t)id analoglarına karşı ilaç direnci mutasyonlarının gelişmesi tedavi başarısızlığına yol açan önemli bir sorundur. Bu çalışmanın amacı kronik hepatit B enfeksiyonu olan hastalarda HBV ilaç direnci gen mutasyonlarının pyrosequencing metodu ile araştırılmasıdır. Kasım 2013 ve Mayıs 2014 tarihleri arasında kronik hepatit B enfeksiyonu olan 89'u tedavi almayan (naif) ve 48'i tedavi alan toplam 137 hastaya ait serum örnekleri lamivudin (LAM), adefovir (ADV), telbivudin (TEL), entecavir (ETV) ve tenofovir (TDF) ile ilişkili ilaç direnç mutasyonlarının tespiti için real-time PCR testi sonrası pyrosequencing metodu (PyroStar HBV Drug Resistance Test, Altona Diagnostics, Germany) ile analiz edilmiştir. Tedavi almayan 89 hastada TDF'e duyarlılığı azaltan rtA194T mutasyonu 1(%1.1) vakada bulunmuştur. Tedavi edilen 48 hastada LAM ve TEL'e ilaç direnci ve ETV'e karşı da çapraz dirence sebep olan rtM204I mutasyonu 1 (%2.1) vakada tespit edilmiştir. Kompensatuvar mutasyon olan rtL180M 2 (%4.2) hastada gözlenmiştir. ETV direncini gösteren rtT184S mutasyonu ile birlikte rtM204V'in varlığı 1 (%2.1) hastada tespit edilmiştir. Sonuç olarak, ilaç direnci mutasyonlarının insidansı tedavi alan hasta grubunda %8.3 ve tedavi almayan grupta %1.1 olarak bulunmuştur. Kronik hepatit B enfeksiyonu olan hastalarda tedavi öncesi ve sırasında pyrosequencing metodu ile ilaç direnci mutasyonlarının erken tanısı uygun antiviral ilaç seçimine katkıda bulunacaktır. Anahtar Sözcükler: Hepatit B virus ilaç direnci, pyrosequencing metodu, lamivudin, adefovir, telbivudin, entecavir, tenofovir.

EntekavirGenomHepatit B+7
Mehmet Çimentepe
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Kronik hepatit B tanılı çocuk hastaların tanı, tedavi, takip ve prognozlarının retrospektif araştırılması

Amaç: Kronik hepatit B, çocuklarda asemptomatik taşıyıcılıktan siroza kadar ilerleyebilen, ergenlik çağında hepatoselüler karsinom ile karşımıza çıkabilen geniş spektrumlu kronik bir hastalıktır. Tedavisiz hastalar spontan serokonversiyona uğrayabilir. İnterferon merkezli tedavilerin çocukluk çağında sınırlı etkisi mevcuttur. Bu çalışmanın amacı Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğinde Kronik Hepatit B tanısı ile izlenen hastaları değerlendirmek ve iki tedavi şeklinin etkinliğini araştırmaktır. Gereç ve yöntem: Bu retrospektif çalışmada Balcalı Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğimizde Ocak 2008 tarihi ile Aralık 2013 tarihleri arasında Kronik Hepatit B tanısıyla takip edilen 227 çocuk hasta incelendi. Hastaların demografik ve klinik özellikleri, biyokimyasal, serolojik ve virolojik özellikleri değerlendirildi. 227 hastadan 70 (%30,8)'i spontan serokonversiyon geliştirdi. Spontan serokonversiyon geliştirmeyen diğer 157 hastanın 49 (%31.2)' u monoterapi ve kombine terapi olarak iki farklı tedavi modeli ile tedavi edildi. Monoterapi grubu (grup 1); interferon alfa tedavisi verilen (5 MU/m2 doz, haftada 3 kez, subkütan enjeksiyon ile 6 ay) 25 hastadan oluştu, kombine terapi (grup 2) ise 12 ay lamivudin tedavisi (4mg/kg hergün, oral, maksimum 100 mg) ve interferon (5 MU/m2 doz, haftada 3 kez, subkütan enjeksiyon ile 6 ay) verilen 24 hastadan oluşmuştur. Tüm Testler Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Merkez Laboratuarlarında çalışıldı. İstatistiksel analiz bioistatistik anabilim dalında İBM SPSS version 20 ile değerlendirildi. P <0.05 değerleri anlamlı kabul edildi. Sonuçlar: 227 Kronik Hepatit B tanılı çocuk hasta retrospektif incelendi. 70 hasta (%30,8) tanı anında veya izlem süresinde spontan serokonversiyon geliştirdi. 157 hastada spontan serokonversiyon gelişmedi ve 49 hasta iki farklı tedavi yöntemi ile tedavi edildi. Hastaların %56'sına tanı aile taraması sırasında konuldu. Hastaların aile bireylerinden en az birisinde hepatit B enfeksiyonu pozitifliği oranı %85,9; annede bu oran %60,4 olarak bulundu. Vertikal geçiş %54,6 iken hastaların % 74 ü asemptomatik idi. Spontan serokonversiyon geliştiren hastalar spontan serokonversiyon geliştirmeyen hastalar ile karşılaştırıldı. Spontan serokonversiyon geliştiren hastaların ortalanca yaşı (192 ay) ve ortanca tanı yaşı (132 ay) spontan serokonversiyon geliştirmeyen hastalara oranla istatistiksel olarak daha yüksek bulundu (156 ve 109 ay) (p<0,05). Spontan serokonversiyon oranı erkeklerde istatistiksel daha düşük idi(p<0,05). Spontan serokonversiyon oranı, düşük viral yükü olanlarda, tanı esnasında düşük ALT değerleri olanlarda ve anti HAV IgG pozitif olanlarda daha yüksek bulundu (p<0,05). Spontan serokonversiyon geliştirmeyen grupta yüksek ailesel ve vertikal bulaş oranı saptandı. Tartışma:Bu çalışmanın sonuçlarina göre Kronik Hepatit B tanısı konulan hastalar tedavi kriterlerini karşılamıyor ise, spontan serokonversiyon gelişimi açısından ortalama 10 yıl izlenmelidir. Hepatit A seronegatif hastalarda Hepatit A aşılaması spontan serokonversiyonu başlatabilir. Bu konuda daha fazla detaylı çalışma gereklidir. Bu çalışmada interferon monoterapisi ile interferon ve lamivudin kombine tedavisi alan grupların tedaviye cevap ve serokonversiyon oranlarının karşılaştırılmasında istatistiksel anlamlı fark bulunmadı. Bu iki tedavi çeşidinin potansiyel faydalarını ortaya koymak için geniş çaplı hasta grupları ile çalışmalara ihtiyaç vardır.

Hepatit BHepatit B virüsüPrognoz+5
Ergin Cucu
Çukurova University
2014
00

Related subjects