Hikaye
596 theses under this subject heading
Şükür Halmirzayev'nin "Bändi Bürgüt" ve "Azadlik" adli eseri üzerine dil incelemesi (hayatı-inceleme-aktarma)
Şükür Halmirzayev 20. yüzyılın ikinci yarısında Özbek edebiyatının gelişmesinde büyük pay sahibi olup, 21. yüzyılın kaynak yaratıcılığı açısından diğer yazarlardan farklı olarak eserlerini kaleme almıştır. Şükür Halmirzayev'in 2014 yılında yayımlanan "Bӓndi Bürgüt" ve 2006 yılında yayımlanan "Äzӓdlik" adlı hikâyeleri üzerine yaptığımız dil incelemesi çalışmamızın amacı, Türk dünyası edebiyatlarının güçlenmesi ve birbirlerini daha iyi tanımaları için kolaylık sağlamaktır. Çalışmamızın Giriş bölümünde, Özbek edebiyatında önemli bir yeri olan Özbek hikâyecilik geleneği hakkında kısaca bahsedilmiştir. Birinci bölümde, Şükür Halmirzayev'in hayatı, edebi kişiliği ve Özbek edebiyatındaki yeri hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümünde, hikâyeler üzerinden Özbek Türkçesinin ses ve şekil bilgisi özellikleri incelendi. Üçüncü bölümde ise, hikâyelerin transkripsiyonu ve Türkiye Türkçesine aktarımı verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Özbek Türkçesi, Hikâye, Aktarım, Dil İncelemesi
Şerif Aydemir'in hayatı, sanatı ve eserleri
2000 sonrası Türk hikâyeciliğinde geleneksel hikâye anlayışını devam ettiren yazarlar olduğu gibi modern anlatım tekniklerini kullanan yazarlar da vardır. Şerif Aydemir de Refik Halid, Sabahattin Ali ve Sait Faik Abasıyanık çizgisinin günümüzdeki en temsilcilerinden biri olarak geleneksel anlatım tekniklerini hikâyelerinde kullanmayı tercih eden yazarlardan biridir. Aydemir, yazmış olduğu hikâyeleriyle Anadolu'yu ve Anadolu'nun insanlarını anlatmayı tercih eder. O, hikâyesini oluştururken, Türkülerden, masallardan, destanlardan, halk hikâyelerin-den, manilerden ve deyimlerden yararlanmayı ihmal etmez. Hikâyelerinde gerçekçi bir anlatıma başvuran yazar, oldukça duru bir anlatım dilini benimsemiştir. Şerif Aydemir'in Hayatı, Sanatı ve Eserleri başlığını taşıyan bu çalışmamızda, yaza-rın hayatı hakkında ayrıntılı bilgiler sunacak, yayımlanmış olan üç kitabındaki hikâye-lerini yapı ve tema bakımından incelemeye çalışacağız.
Göstergebilimsel Bir Serüven: Üç öyküsüyle Türkçe'de Oscar Wilde
"Göstergebilimsel Bir Serüven: Üç Öyküsüyle Türkçe'de Oscar Wilde" başlıklı bu çalışma, Wilde'ın The Selfish Giant, The Devoted Friend ve The Nightingale and The Rose başlıklı üç masalsı öyküsünü göstergebilimsel bakış açısıyla ve çeviri göstergebilimi bağlamında incelemektedir. Göstergebilim ile birlikte çeviri göstergebilimini ve amaçlarını uygulamalı örnekler ortaya koyarak tanıtmayı hedeflemektedir. Eserin "Gösterge ve Göstergebilim" başlıklı ilk bölümü kuramsal çerçevedir. Göstergeyi, göstergebilimi ve çeviri göstergebilimini tanımlamakla birlikte uygulama kısmında kullanılan yöntemin, yaklaşımlarından sentezlenerek elde edildiği göstergebilimin, özellikle de yazınsal göstergebilimin üç önemli ismi Algirdas Julien Greimas, Roland Barthes ve Jean-Claude Coquet'nin kuramlarını da özetlemektedir. "Bütünce ve Uygulama" başlıklı ikinci bölümü ise uygulama kısmıdır. Oscar Wilde'a ve dönemine ilişkin özet bilgi verildikten sonra söz konusu üç eser burada göstergebilimsel çözümlemeye tabi tutulmuştur. Çözümlemeler, öykülerin 1962'de Penguen yayınevi tarafından yayınlanan özgün metinleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Öykülerin iki tanesi için sekiz, biri için de yedi farklı çevirmen tarafından gerçekleştirilmiş olan Türkçe çevirileri çeviri göstergebilimi ölçütleriyle değerlendirilmiştir. Prof. Dr. Sündüz Öztürk Kasar tarafından geliştirilen Çeviride Anlam Bozucu Eğilimler Dizgeselliği uyarınca elde edilen bulgular tablolar üzerinde topluca gösterilmiş ve sayısal verilerle de ifade edilmiştir. Bu çalışma, hem göstergebilimle, göstergebilimin çevirideki rolüyle ve çevirmene nasıl yardımcı olabileceğiyle ilgilenen akademik okurlara hem de genel anlamda göstergebilime ve çeviri göstergebilimine ilgi duyan tüm okurlara ışık tutabilmek amacındadır.
Adalet Ağaoğlu öykülerini yapısalcı anlayışla çözümleme denemesi
Yapısalcı eleştiri, yazın sanatının kendine özgü bir sistemi ve bu sistemi düzenleyen kuralları olduğuna inanmaktadır. Bu yüksek lisans tezinde, Adalet Ağaoğlu'nun, "Yüksek Gerilim", "Sessizliğin İlk Sesi", "Hadi Gidelim" ve "Hayatı Savunma Biçimleri" adlı öykü kitapları içinde bulunan otuz sekiz öyküsü, bazı temel Yapısalcı ilkeler çerçevesinde incelenmeye çalışılmıştır. Kısa özetlerinin ardından öyküler, eylemsel değişiklikler göz önünde bulundurularak temel kesitlerine ayrılmıştır. A. Greimass'ın düşünceleri esas alınarak, kesitlerdeki eyleyenler, başkahramanın bakış açısına göre şemalaştırılmıştır. Bu şekilde, anlatı eyleyenlerinin birbiriyle ilişkileri ve anlatı içindeki işlevleri değerlendirilmiş; derin yapı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, anlatının uzamsal ve zamansal yapısı üstünde durularak, zaman ve uzamın anlatıdaki işlevleri açıklanmaya çalışılmıştır. Ortaya çıkan genel görünüm ise sonuç bölümünde değerlendirilmiştir. İncelemenin Adalet Ağaoğlu öykülerine yeni bir bakış kazandıracağı umulmaktadır. Ayrıca Yapısalcı alandaki yeterli olmayan çalışmalara bir katkı sağlaması hedeflenmiştir. Anahtar Sözcükler: Adalet Ağaoğlu, Yapısalcılık, Kesitleme, Eyleyenler.
Türkçe–Rusça-Ukrayna dili öykü çevirileri ve karşılaşılan sorunlar
Çeviri; farklı halklar, ırklar ve ülkeler arasında anlaşmayı sağlayan ortak bir çözüm yoludur. Ülkelerin kültürü, tarihi, ulusal serveti ancak bu yolla dilden dile taşınmaktadır. Bu nedenle de çeviri her zaman için çok önemli bir bilim dalı olmuştur ve her ülkede bu konuya büyük bir önem verilmektedir. Edebȋ çeviri ise, oldukça zor bir alandır. Kültürel ve tarihsel ögelerle bunların uyandırdığı çağrışımların aktarılması, dilsel karşılıklarının tam olarak bulunması ve metinler arası ilişkilerin aktarılması edebȋ çevirinin en zor noktalarından bir kısmıdır. Bu çalışmada; Türkçe – Rusça - Ukrayna Dilinde yapılan çeviriler ele alınmıştır. Günümüze kadar yapılan çalışmalar incelendiğinde üç ülke edebiyatlarının çevirisinde daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Çeviribilimin, nispeten yeni bir bilim dalı olması nedeniyle, özellikle Türkçe-Rusça ve Ukrayna Dilinde yapılmış olan çevirilerde, daha çok çözüm yolu geliştirilmrsine gerek duyulduğu görülmektedir. Bu çalışmada, edebî çevirilerde yaygın olarak kullanılan Yorumlayıcı Çeviri Kuramından yararlanılmıştır. Öncelikle, ilk kez, Rus edebiyatından Akeksandr Kuprin'in "Narlı Bilezik" ve Ukrayna edebiyatından Marko Vovçok'un "Kız Öğrenci" adlı öyküsü Türkçeye; Selim İleri'nin "Deniz Kızının Öyküsü" adlı çalışması Rusçaya ve Ukrayna Diline çevrilmiştir. Daha sonra karşılaşılan çeviri sorunları; maddeler hâlinde, örnekleri ve çevirmenlerden alınan çözüm önerileri de değerlendirilerek incelenmiştir.
Öğretmen adaylarınca hazırlanan ve sunulan sosyal öykülerin otizm spektrum bozukluğu olan çocukların sosyal becerileri edinmeleri üzerindeki etkisi
Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocuklar diğer gelişim alanlarında olduğu gibi sosyal becerileri edinmek için de etkili özel eğitim müdahalelerine gereksinim duymaktadırlar. Sosyal öyküler, OSB olan çocukların davranışsal ve eğitsel gereksinimlerinin desteklemesinde etkili olduğu bilinen bilimsel dayanaklı uygulamalardan biridir. Bu araştırmada, öğretmen adaylarınca hazırlanan vesunulan sosyal öykülerin okulöncesi dönemde bulunan OSB olan çocukların hedef sosyal becerileri edinmeleri, uygulama sona erdikten bir, üç ve beş hafta sonra korumaları ve hedef sosyal becerileri farklı kişi ve ortamlara genellemeleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada öğretmen adayları ve OSB olan çocukların anne-babalarından öznel değerlendirme yoluyla sosyal geçerlik verisi toplanmıştır. Araştırma Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Gelişimsel Destek Birimi'nde grup eğitimine devam eden OSB olan üç çocuk ve aynı kurumda öğretmenlik uygulaması yapan üç öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmanın amaçlarından ilki, özel eğitim öğretmen adaylarının sosyal öykü yöntemini doğru ve güvenilir bir biçimde uygulama bilgi ve becerisini kazanıp kazanmadıklarını incelemektir. Araştırmanın diğer amacı ise öğretmen adaylarınca hazırlanan ve sunulan sosyal öykülerin OSB olan çocukların hedeflenen sosyal becerileri edinmeleri, bir, üç ve beş hafta sonra korumaları ve genellemeleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma tek denekli araştırma yöntemlerinden yoklama evreli çiftler arası (öğretmen adayı-OSB olan çocuk) çoklu yoklama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sosyal geçerlik verilerinin değerlendirilmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmen adaylarının sunulan eğitimin ardından sosyal öyküleri %100 doğrulukla yazma ve yüksek düzeyde uygulama güvenirliği ile uygulama becerisi edindiğini göstermiştir. OSB olan çocukların ise hedef sosyal becerileri %100 düzeyinde edindiklerini, araştırmanın sona ermesini izleyen bir, üç ve beşinci haftalarda edindikleri sosyal becerileri koruduklarını ve bu becerileri farklı ortam ve kişilere genelleyebildiklerini göstermiştir. Sosyal geçerlik verileri, çalışmanın araştırmaya katılan öğretmen adayları ve OSB olan çocukların anne-babaları tarafından olumlu olarak değerlendirildiğini göstermiştir. Öğretmen adayları sosyal öykü yöntemini kolay bulduklarını ve meslek yaşamlarında da kullanacaklarını, anne-babalar ise hedef sosyal becerilerden ve sosyal öykü yönteminden memnun olduklarını aktarmışlardır. Araştırmanın bulgularının yeni araştırmalarla desteklenmesine, sosyal öykülerin hizmet-içi ve hizmet öncesi dönemde bulunan öğretmen ve öğretmen adaylarına öğretilmesinin yaygınlaştırılmasına gereksinim olduğu düşünülmektedir.
İlkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde dinleme becerilerinin geliştirilmesinde dijital hikayelerin kullanılması
Dinleme yalnızca günlük yaşamda değil, bireylerin eğitim-öğretim yaşamlarında da çok önemli bir yere sahiptir. Okul öncesi dönemde dinleme becerileri kendiliğinden doğal biçimde edinilir ve gelişir. Okul döneminde verilecek etkili bir ana dili eğitimi dinlediklerini anlayan, sentezleyen ve değerlendiren öğrencilerin yetişmesine olanak sağlamaktadır. Dinleme becerileri, dil ediniminde ve etkili iletişimde kritik bir role sahip olmasına karşın, diğer dil becerileri bakımından üzerinde çok fazla durulmayan bir beceri alanı olarak göze çarpmaktadır. Bu nedenle dil becerilerinin geliştirilmesinde kritik bir rolü olan ilkokul Türkçe derslerinde dinleme becerisinin geliştirilmesine özel bir önem verilmesi gerekmekte ve dinleme becerilerinin geliştirilmesine yeni, özgün ve farklı yöntemlerin kullanılmasına gereksinim duyulmaktadır. Bu yöntemlerden biri de dijital hikâyelerdir. Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf Türkçe dersinde dinleme becerilerinin geliştirilmesinde dijital hikâyelerin etkisinin belirlenmesidir. Karma modelde gömülü deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilen araştırma, 2014-2015 öğretim yılı bahar döneminde Eskişehir ilindeki bir ilkokulun 4/D ve 4/E sınıflarında uygulanmıştır. Araştırma kapsamında 4/E deney grubunu, 4/D sınıfı kontrol grubunu oluşturmuştur. Sekiz hafta süren uygulama sürecinde deney grubunda dijital hikâyelere dayalı etkinliklere yer verilmiştir ve bu etkinlikler sınıf öğretmeni tarafından yapılırken, araştırmacı gözlemci görevini üstlenmiştir. Araştırma verileri; dinlediğini anlama testi, dinlemeye yönelik tutum ölçeği, öğretmen ve öğrenci görüşmeleri, gözlem, öğrenme materyalleri, araştırmacı ve öğrenci günlükleri ile toplanmıştır. Araştırmada, Dinlediğini Anlama Testinden (DAT) elde edilen verilerin çözümlenmesinde t testi, Dinlemeye Yönelik Tutum Ölçeğinden (DYTÖ) elde edilen verilerin çözümlenmesinde Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analizinden yararlanılmıştır ve elde edilen bulgular araştırma sorularına bağlı olarak yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına dayalı ortaya çıkan sonuçlar şöyle sıralanabilir: • Deney grubunda bulunan öğrencilerin DAT sontest puanları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin DAT sontest puanları arasında istatistiksel olarak yüksek düzeyde anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna göre, Türkçe dersinde dijital hikâyelere dayalı dinleme etkinliklerinin işe koşulması öğrencilerin dinlediğini anlama becerilerini geliştirmiştir. • Deney grubunda bulunan öğrencilerin DYTÖ sontest puanları ile kontrol grubunda bulunan öğrencilerin DYTÖ sontest puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Türkçe dersinde dijital hikâyelere dayalı yapılan dinleme etkinlikleri öğrencilerde dinlemeye yönelik olumlu tutum geliştirmede etkili olmuştur. • Türkçe dersinde dijital hikâyelerle yapılan etkinlikler kapsamında derslerin hazırlık aşamasında öğrencilerin ön bilgilerini harekete geçirmeye, anahtar kelimelerle çalışmaya ve dinleme amacını belirlemeye yönelik çalışmalar yapılmıştır. Öğretmen ve öğrenciler görsel okuma etkinliklerinde dijital hikâyelerin resimlerinden ve bilişim teknolojileri, gazete ve dergi gibi kaynaklardan yaralanmışlardır. Bu etkinliklerin öğrencilerin dinlediğini anlama ve anlamlandırmalarına yardımcı olduğu gözlemlenmiştir. Kendini ifade etme basamağında dijital hikâyelerin konu ve içeriklerine dayalı olarak yapılan yazma ve konuşma etkinlerinde öğrencilerin mantıksal bütünlük içinde, neden-sonuç ilişkilerine dayalı olarak, olayları oluş sırasına uygun bir biçimde ürünler ortaya çıkarmaya çalıştıkları gözlemlenmiştir. Ancak konuşma alanında yapılan hazırlıklı konuşma etkinliklerinde öğrencilerin konuşma becerilerini istenilen düzeyde sergileyemedikleri görülmüştür. Görsel sunu etkinliklerinin bazıları konuşma ya da yazma etkinlikleriyle birlikte yapılmıştır. Öğrenciler görsel sunu alanında; resim çizme, slogan yazma, rol oynama, canlandırma gibi etkinlikler yapmışlar; onların bu etkinliklerde bilişim teknolojilerinden yaralandıkları, sunulara uygun görseller ya da gerçek materyaller kullandıkları gözlemlenmiştir. • Dijital hikâyelere dayalı olarak İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı dinleme öğrenme alanında yer alan dinleme kurallarını uygulama, dinlediğini anlama ve tür, yöntem, tekniklere uygun dinleme alanlarında yer alan kazanımlara yönelik etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Bu etkinlikler kapsamında öğrencilerin; - gerek dijital hikâyelerle yapılan dinleme çalışmalarında gerek sesli, paylaşarak okuma ve konuşma etkinliklerinde kurallara uygun dinlemede yer alan kazanımlara uygun dinleme yaptıkları, - ön bilgilerini kullandıkları, dijital hikâyeleri izlerken ve dinlerken seslendirmeyi yapan kişinin vurgu, tonlama ve telaffuzuna dikkat ettikleri, dijital hikâyelerdeki resimlerden yararlanarak dinlediklerini ve izlediklerini anlamlandırdıkları, - dinlediğini anlama becerilerinin geliştiği; ancak ana fikri ve ana duyguyu bulma, dinlediklerinde geçen sorunlara farklı çözümler bulma becerilerinin gelişmediği, - dinleme öncesi yapılan kelime etkinliklerinde öğrencilerin kimi zaman kelimelerin anlamlarını tahmin etmekte zorlandıkları; ancak dinleme sırasında ve sonrasında kelimelerin anlamlarını kavradıkları, - tür, yöntem ve tekniklere uygun dinleme basamağında yer alan kazanımlara yönelik yapılan çalışmalar kapsamında katılımlı dinleme, seçici dinleme, sorgulayarak dinleme, eğlenmek için masal, hikâye, şarkı vb. dinleme ve izleme, grup konuşmalarını ve tartışmalarını dinleme alanlarında etkinlikler yaptıkları, - ses, müzik, efekt, resim gibi çoklu ortam kullanılarak hazırlanan dijital hikâyelerle dinleme öncesi, dinleme sırası ve dinleme sonrası yapılan etkinliklerle dinlemede motivasyonlarının arttığı ve dinlemeye yönelik olumlu tutum geliştirdiği gözlemlenmiştir. • Öğretmen ve öğrenciler dijital hikâye bileşenlerine (müzik, efekt, seslendirme, resim, hikâye içeriği ve kahramanları), dijital hikâyelere dayalı Türkçe derslerine, dijital hikâyeye dayalı dinleme etkinliklerine yönelik olarak; - dijital hikâyelerde kullanılan resim, müzik, efekt ve seslendirmeyi beğendiklerini, - bu bileşenlerin dinlenilen metni anlama, zihinde canlandırma ve metni tahmin etmede yardımcı olduğunu, - müzik ve efektlerin, hikâyelerin duygusunu aktardığını, - Türkçe dersine karşı daha önce olumsuz olan tutumun dijital hikâyelere dayalı etkinlikler sayesinde olumlu yönde değiştiğini, - derse katılımın, derse olan sevginin ve motivasyonun arttığını, - dinleme becerilerinin geliştiğini, - dinlemeye karşı olumlu tutum geliştiğini belirtmişlerdir. • Uygulama sonrasında yapılan görüşmelerde, öğretmen ve öğrenciler dijital hikâyelerin bileşenlerine (müzik, efekt, seslendirme, resim, hikâye içeriği ve kahramanları), dijital hikâyelere dayalı Türkçe derslerinde yapılacak dinleme etkinliklerine, dijital hikâyelerin diğer derslerde kullanılmasına yönelik olarak; - dijital hikâyelerdeki resimlerin animasyon formatındaki gibi hareketli olması, - dijital hikâyelerin seslendirmelerinde farklı seslerin kullanılması, - dijital hikâyelerin resimlerinin çoğaltılması, - dinleme etkinliklerinde yazılı etkinliklerin yanı sıra sözel ve resim çizme gibi etkinliklere yer verilmesi, - dijital hikâyelerin Fen ve Teknoloji, Matematik, Yabancı Dil, Sosyal Bilgiler gibi derslerde kullanılmasına yönelik önerilerde bulunmuşlardır. Anahtar Kelimeler: İlkokul, Türkçe Dersi, Dijital Hikâye, Dinleme Becerileri.
Pınar Kür'ün öyküleri üzerine bir inceleme
Öykü türü edebi türler içerisinde en eski ve yaygın olanlarındandır. Öykü de diğer türler gibi Tanzimat'tan günümüze kadar çeşitli değişimler geçirmiştir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte hızlanan bu değişimde Pınar Kür 1970'ten sonra yer almaya başlamıştır. Pınar Kür roman, öykü ve tiyatro yazıları ile Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan kadın yazarlardandır. Romanlarında daha çok toplumsal ve siyasal konulara yer veren Pınar Kür, öykülerinde aşk, ölüm ve insan gibi evrensel temalara yer vermiştir. Geleneksel ve modern anlatım biçimleri ile yazdığı öykülerinde kişilerin iç dünyalarını yansıtmaya çalışmıştır. Bu açıdan, daha çok romanları ile tanınan Pınar Kür, öykülerinde farklı çevrelerin kapılarını açmaktadır. Bireyi ve bireyin sorunlarını işlediği öykülerinde dikkat çekici olan aşk ve kadındır. Aşk ve kadının ön plana çıktığı bu öykülerde genel ruh hali ise mutsuzluk, karamsarlıktır. Bizim bu çalışmadaki amacımız yazarın öykülerine dikkat çekerek onun öykücülüteki başarısını ortaya koymaktır. Araştırmamız öyküyü oluşturan unsurların (kişi, zaman, mekan, anlatıcı ve üslup gibi) yazarın öykülerinde tek tek incelenmesi yöntemiyle oluşturulmuştur. Dönemin öykücülüğünün doğru anlaşılması ve yazarın edebi yaşamının bütün olarak değerlendirilmesi adına bu çalışmanın aydınlatıcı bir rol üstleneceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Hikâye, Türk Edebiyatı, Pınar Kür, Aşk, Kadın, Mutsuzluk
Anton Çehov öykücülüğündeki yabancılaşma imgesinin Nuri Bilge Ceylan sinemasındaki dönüşümü
Sanatın farklı dalları ortaya çıktıkları dönemlerden bu yana alışveriş içinde olmuşlardır. Bu etkileşim, sanatların günümüzde aldıkları şeklin belirleyici unsurlarından biridir. Sinema da, yapısının el verdiği ölçüde, diğer sanatların anlatılarından, anlatım olanaklarından ve tekniklerinden yararlanmıştır. Gerek sözlü gerek yazılı olsun, mirası insanlık kadar eski olan edebiyat, sanatların en gencini besleyen, büyüten ve değiştiren kaynakların başında gelmektedir. Edebi eserlerin uyarlamalar aracılığıyla perdeye taşınması, sinemanın ilk günlerinde başlayan, artarak devam eden ve günümüzde de popülerliğini yitirmeyen bir yöntemdir. Dünya edebiyatında sayısız yapıt, aslına sadık kalınarak ya da sinemanın gerekleri doğrultusunda dönüştürülerek filme aktarılmıştır. Edebi eserin büyük ölçüde hazır bir senaryo sunması ve bilinirliğinden ötürü belirli bir gişe başarısı vadetmesi, sinemacıların bu yola başvurmasının başlıca nedenleridir. Ancak zamanla kimi yönetmenler için uyarlama çok daha bireysel bir süreç haline gelmiş, etkisi altında kalınan roman ya da öykünün, gücünden bir şey yitirmeden filme aktarılabilmesi düşüncesi öne çıkmıştır. Ülkemizde de durum farklı değildir. Gerek yerli, gerek yabancı yazarların eserlerinden uyarlamalar yapan yönetmenler sinema tarihimizde önemli bir yer tutmaktadır. Rus yazar Anton Çehov'un öykülerini filmlerine taşıyan Nuri Bilge Ceylan bu isimlerin başında gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Anton Çehov, Nuri Bilge Ceylan, Uyarlama, Yabancılaşma
Aslı Erdoğan'ın öykü ve romanlarının psikanalitik yöntemle incelenmesi
Aslı Erdoğan'ın Öykü ve Romanlarının Psikanalitik Yöntemle İncelenmesi? başlıklı bu tez çalışması edebiyat ve psikanaliz ilişkisini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Aslı Erdoğan'ın anlatıları kişisel deneyim ve içsel yaşantıların işlendiği eserlerdir. Psikolojik unsurların fazlasıyla yer aldığı bu eserler psikanalitik açıdan incelenmeye uygun eserlerdir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın I. bölümü ?Edebiyat ve Psikoloji İlişkisi? başlığını taşımaktadır. Bu bölümde ?Edebiyat ve Psikanaliz? başlığı altında bu iki alanın birbirleriyle olan etkileşimi ele alınmış, yine bu bölümde ?Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi? başlığı altında psikanalitik edebiyat eleştirisi ve çalışmada izlenen yöntem hakkında bilgi verilmiştir. ?İnsan Ruhunun Dehlizlerinde Dolaşan Bir Yazar: Aslı Erdoğan? başlıklı II. bölüm'de teze katkısı olacağı düşüncesiyle Aslı Erdoğan'ın hayatı ve sanatı hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın esas bölümünü oluşturan ?Aslı Erdoğan'ın Anlatılarındaki Psikanalitik Unsurlar? başlığını taşıyan III. bölümde Aslı Erdoğan'ın anlatıları psikanalitik bir bakış açısıyla incelenmeye çalışılmıştır. Bu bölümde psikanalitik eleştiriyi bütünüyle uygulamak yerine psikanalitik eleştiriye dayanan daha esnek bir yaklaşım tarzı geliştirme fikriyle hareket edilmiştir. Sonuç bölümünde de yapılan incelemenin sonuçları ortaya koyulmuştur.Anahtar Kelimeler: Aslı Erdoğan, anlatı, psikanaliz, psikanalitik yöntem psikanalitik edebiyat eleştirisi, psikanalitik unsurlar.
Mesnevi ve bibliyoterapi
Genel olarak Bibliyoterapi duygusal ve fiziksel problemlerin tedavisinde kitapların veya kitaplarda geçen hikayelerin birey tarafından okunarak; bireyin farkındalık kazanmasını amaçlayan ve diğer terapilere yardımcı bir yöntem olarak tanımlanmaktadır. Yazınsal ve anlam olarak üstün niteliklere sahip kitapların, insan psikolojisi üzerinde iyileştirici ve de kişinin var olan potansiyellerini harekete geçirici özelliklerinin bulunduğu bilinmektedir. Kitaplar, çocuklar ve gençler için yalnızca dil gelişimi ve düşünsel güçlerini geliştirmeyi amaçlamakla kalmayıp, onların kişiliklerini biçimlendirebilmelerini, daha olumlu değerler kazanabilmelerini ve içinde yaşadıkları çevreye uyumlarını kolaylaştırmaya çalışır. Ayrıca, öyküler yoluyla, toplumun ahlak kuralları, değerleri ve yaşam tarzları, genç kuşaklara aktarılabilir. Mevlana Celaleddin Rumi'nin Mesnevi isimli eserinde geçen hikayelerinin evrensel özellik taşıması sebebiyle de bu hikayelerin psikiyatrik hastalık tanısı almış bireyler üzerinde kullanılması amaçlanmıştır. Hikayelerin, problemleri somutlaştırarak kişinin çözüm yollarına ulaşmasında etkili olduğu düşünülmüş ve bu yolla psikoterapinin yanında yardımcı olarak Mesnevide geçen hikayelerin bibliyoterapi yöntemiyle hastaya ulaştırılması sağlanmıştır. Sonraki aşamada hastayla görüşülmüş ve birebir bu hikaye ile ilgili düşünceleri sorulmuştur. Çalışmamda Eskişehir Devlet Hastanesi Psikolojik Danışma Biriminde 2015 ve 2016 yıllarında bizzat yaptığım bireysel görüşmeler ve Psikiyatri Servisinde yatan hastalarla yaptığım bireysel görüşmeler baz alınmıştır. Çalışma sırasında hastaların kimlik bilgileri ve belirgin olabilecek özellikleri çıkartılmıştır. Bu çalışmada Eskişehir'de psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler arasında yapmış olduğum Mesnevi ile Bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak daha çok manevi danışmanlık ve rehberlik alanına katkı sunmayı amaçladım. Psikolojik rahatsızlıkları ile başa çıkamayıp sağlık kuruluşlarına başvuran bireyler ile yapmış olduğum Mesnevide geçen hikayeler ile bibliyoterapi uygulamalarını ve sonuçlarını paylaşarak manevi danışmanlık ve rehberlik alanında kullanılmasına örneklik teşkil etmesi amaçlanılmıştır. Anahtar Kavramlar: mesnevide geçen hikayeler, bibliyoterapi, mevlana, kişilik gelişimi
Mustafa Kutlu'nun hikâyelerinde tasavvufî temalar
İslâmî ilimler içerisinde Tasavvuf; Müslümanların hem hayat felsefelerini hem de yaşam tarzlarını etkileyen önemli bir ilim dalıdır. Tasavvuf, müstakil bir felsefesi olan; sanata, musikiye, mimariye yön veren bir düşünce sistemidir. En çok etkilediği sanat alanı ise edebiyattır. Sadece edebî metinleri etkilememiş, aynı zamanda meselelerinin izahında edebiyatın bütün dallarını kullanmıştır. En çok kullandığı alan ise şüphesiz hikâyedir. Tasavvuf hikâyelerle anlaşılmış, onaylanmış ve yayılmıştır. Hikâye kuramı, hal ilmi olan tasavvufun izahında kolaylık sağlamasının da etkisiyle, mesneviler ve menkıbelerle bugüne kadar tasavvufî, ahlâkî meselelerin taşıyıcısı olmuştur. Anadolu, İslam'ı tasavvuf hikâyeleriyle içselleştirmiştir. Fakat mondernleşme, batılılaşma ile birlikte Anadolu; yüzyıllık irfânî geleneğini terk etmeye başlayarak, maneviyattan sıyrılmış, maddeyle kuşatılmış bir hayat tarzına doğru evrilmektedir. Modern dünyayı çok iyi tanıyan, Modern Türk Edebiyatına kendine has yöntem ve üslubu ile yeni bir hikâyecilik anlayışı getiren Mustafa Kutlu; İslam'ın tasavvuf anlayışını benimsemiş, tasavvuf tarihine de ilmine de vâkıf bir yazardır. Hikâyelerinde tasavvufî kavramları, terimleri ele alan Kutlu, modern insanın sorunlarına, bunalımlarına çare olarak tasavvuf anlayışını işaret etmektedir. Mustafa Kutlu, modern hikâyelerle, modern zamana tasavvuf düşüncesini tekrar anlatmaktadır. İrfânî değerleri, tasavvufî kavramları, ahlakî ölçüleri çoğu zaman açıkça bazen de hikâyelerinin satır aralarında işlemektedir.
Ercüment Ekrem Talû'nun eserlerinde halk kültürünün yansımaları
Tanzimat döneminin öncü isimlerinden Recaizade Mahmut Ekrem'in oğlu olan Ercüment Ekrem Talû (1888-1956), kültür düzeyi yüksek bir aile ortamında yetişmiştir. Yetiştiği bu çevre onun, küçük yaşlardan itibaren çok iyi bir eğitim almasına olanak sağlamıştır. Galatasaray lisesinde okuması ve Tevfik Fikret gibi döneminin önde gelen isimlerinden dersler alması, ona nitelikli bir eğitim hayatının kapılarını açmıştır. Yazı hayatına Meşrutiyetten evvel başlamış, Cumhuriyet yıllarında da yazmaya devam etmiştir. Ömrünün sonuna kadar aralıksız yazmaya devam eden Talû, öncelikle basın-yayın alanında adını duyurmuştur. Gazetecilik alanında Ahmet Mithat yolundan giden yazar, basın- yayın hayatında da değeri azımsanmayacak mahiyette olan velud bir kişiliktir. Döneminin neredeyse bütün gazete ve dergilerinde çalışmış, peş peşe yazdığı yazılarıyla da okuyucusu tarafından büyük bir ilgiyle takip edilmiştir. Gazetecilik kimliğinde yakaladığı bu başarının yanı sıra edebiyat alanında da önemli simalardan biri olan Talû; roman, hikâye, şiir, tiyatro, fıkra ve anı gibi pek çok farklı türde eserler vermiştir. Yaşadığı dönemde çok okunan ve kıymeti bilinen bir yazardır. Edebi sahada daha çok mizahi hikayeleriyle ünlenmiş, seri şeklinde oluşturduğu Meşhedî'nin Hikayeleri adlı eserinde yarattığı "Meşhedi Cafer" karakteriyle de döneminde büyük bir yankı uyandırmıştır. Bu hikayeler onun mizah üstadı olarak anılmasına vesile olmuştur. Genel olarak eserlerinde kadının toplumsal yeri, yanlış batılılaşma gibi pek çok sosyal ve siyasal konuya değinen yazarın kurtuluş savaşını konu alan birkaç eseri de mevcuttur. Hikâye ve romanlarında kullandığı üslup ve nüktedan yapısıyla adeta döneminin Evliya Çelebi'si olarak görülen Ercüment Ekrem, eserlerinde Geleneksel Türk Tiyatrosunun anlatı tekniklerini başarılı bir şekilde kullanmış, atasözü ve deyimler gibi kalıplaşmış sözlerin kullanımıyla dikkat çekmiştir. Eserlerinde geleneksel unsurlar ve halk inanışlarına oldukça yer veren yazar, eserlerini oluştururken meddah tarzı anlatım üslubunu başarı bir şekilde kullanmıştır. Çalışmamız, Ercüment Ekrem Talû'nun hikâye ve romanlarında; geleneksel anlatım üslubu, yeme-içme alışkanlıkları, çeşitli inanışlar ve geleneksel anlatı unsurları etrafında incelenerek, söz konusu eserlerde tespit edilen örnekler uygun başlıklar altında sunulmuştur. Anahtar Kelimler: Ercüment Ekrem Talû, Geleneksel Anlatı Üslubu, Mizah, Hikâye, Roman, Türk Edebiyatı. Bilim Kodu:
Füruzan'ın hikayelerinde kadınlar
Bu çalışmada, Çağdaş Türk edebiyatı hikâyecilerinden Füruzan'ın hikâyelerindeki kadın kahramanlar incelenmiştir. Yazarın hikâyelerinin hemen hepsinde kadınlar ve kız çocukları ana kahraman olarak karşımıza çıkar. Bunun yanında genel bir manzara içinde dahî kadın sorunlarına yer verilir. Bu sebeple Füruzan'ın hikâyelerindeki kadınların irdelenmesi gerektiğine karar verilmiş ve tez çalışması bu doğrultuda şekillenmiştir. ''Parasız Yatılı'', ''Kuşatma, ''Benim Sinemalarım'', ''Gül Mevsimidir'', ''Gecenin Öteki Yüzü'' ve ''Sevda Dolu Bir Yaz'' adlı hikâye kitaplarındaki kadınlar, tezin üçüncü bölümünde yaşları, maddi durumları, statüleri, çalışma durumları gibi çeşitli yönlerden incelenmiştir. Tezin bu bölümü, kadınların yaşları göz önünde bulundurularak beş başlıkta incelenmiş ve aynı yaş grubunda bulunan kadınlar ve kız çocukları da başka benzerlikler açısından gruplandırılmıştır. Tezde, hikâyelerde yer alan kadınlar tüm yönleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Füruzan, Hikâye, Kadın, Kız Çocukları, Anne.
Ortaokul Türkçe ders kitaplarında yer alan hikâye kahramanların incelenmesi
Ortaokul Türkçe ders kitapları, MEB ve özel olmak üzere farklı yayınlar tarafından eğitim-öğretimde okutulmaktadır. Öğretim yıllarına göre, Milli Eğitim Bakanlığının onayıyla birlikte özel yayınlar farklılık göstermektedir. Eğitim-öğretim yıllarında belirlenmiş olan ve okutulması planlanan Türkçe ders kitaplarında, metinlerle öğrenciye kazandırılması amaçlanmış özellikler bulunmaktadır. Bu özellikler, öğrencinin akademik ve kişisel gelişimini olumlu etkilemek amacıyla Türkçe ders kitabı ve metinlerinde bulunmaktadır. Bu çalışma, Türkçe ders kitaplarında yer alan hikâye metinlerindeki kahraman özelliklerinin belirlenmesi ve öğrencilere hikâye kahramanlarıyla verilmek istenen özelliklerin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır. • Hikâyelere çoğunluklu olarak hangi temalarda yer verilmiştir? • Türkçe ders kitaplarında yer alan metin türleri nelerdir, kitaplara göre nasıl dağılmıştır? • Yayınların tamamına bakıldığında ortak hikâye ve/veya yazara rastlanmakta mıdır? • Yayınlarda ağırlıklı olarak geçen kahraman özelliklerine bakıldığında, yayınlar arasında kahraman özellikleri benzerlik göstermekte midir? Bu sorular, çalışmaya temel teşkil etmektedir. Bu soruların cevabını bulabilmek için çalışma örneklemi 2015-2016 eğitim-öğretim yılında okutulan, Milli Eğitim Bakanlığının önermiş olduğu, ortaokul (5, 6, 7, 8) MEB ve özel yayınlardan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda, Türkçe ders kitaplarında yer alan hikâyelerin kahraman özellikleri belirlenmiştir. Buna ek olarak toplamda üç hikâye metninin Türkçe ders kitaplarında ortak olarak yer aldığı gözlenmiştir. Türkçe ders kitaplarında yer alan tüm metinlere bakıldığında, 29 yazarın ise, birden fazla yayında eserinin olduğu tespit edilmiştir. Yayınlarda bulunan hikâye kahramanlarının özelliklerine bakılarak, yayınlarda en fazla yer alan özellikler seçildiğinde, üç yayında (7.Sınıf Meram, 8. Sınıf MEB ve 8. Sınıf Evren yayınları) ortak özelliğin "Azimli" olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilere olumsuz etki sağlayabilecek hikâye metinleri tespit edilmiştir. Ortaokul ders kitaplarında yer alan hikâye kahraman özelliklerinin yoğun olmadığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkçe ders kitapları, hikâye, kahraman, kahraman özellikleri
4.sınıf öğrencilerinin oluşturdukları metinlerin üstyapı incelemesi
Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazdıkları öykülerin metin üst yapı unsurları doğrultusunda çözümlenmesidir. Araştırmada temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma 2014-2015 öğretim yılında İç Batı Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir devlet okulunda 4. sınıfta okuyan 15 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma katılımcılarını belirlemek üzere tipik durum örneklemesi ve benzeşik örnekleme stratejileri kullanılmıştır. Veriler ise öğrencilerin yazdıkları öykülerden elde edilmiştir. Verilerin analizinde nitel içerik analizi yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin figüran karakterlerin toplumsal tanıtımını yazmada, karakterlere isim vermede, mekân karakter ve mekân olay arasında bağlantı kurmada, mekân betimlemelerini yapmada, zaman karakter arasındaki bağlantı kurmada sorun yaşadıkları bulunmuştur. Öte yandan katılımcıların karakterleri kullanabilme, mekânı etkili biçimde betimleme, zamanı etkili bir şekilde aktarabilme, giriş bölümünü başlatma, olay örgüsüne hâkim olma, başlatıcı olaya ayrıntılı yer verme, olayı bitirme ve anlatıcı tipini kullanma unsurlarını istenilen düzeyde kullandıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Metin, öykü, öykü unsurları, öyküleyici metin, üst yapı, metin çözümleme
Osman Çeviksoy'un eserlerinde halk bilimi unsurlarının tespiti
Halk bilimi hayatımızın hemen hemen her alanında geniş bir yer tutmaktadır. İnsanoğlu yaşadığı kültürün en önemli taşıyıcısı olarak halk bilimi unsurlarını hayatının her aşamasında kullanır. Kültür ve toplum birbirinden ayrılmayan iki önemli ögedir. Hayatın her aşamasında kültür etkisi derinden derine sezilir. İki unsur iç içe geçerek bir bütün oluşturur. Kültürün en önemli ögesi halktır, kültür halk ile şekillenir ve yoğrulur. Çalışmamızda Osman ÇEVİKSOY'un eserlerinde bulunan halk bilimi unsurları incelenmiştir. Osman ÇEVİKSOY'un hem öğretmen, hem yazar kişiliği, Almanya'da (Türk işçi Çocuklarına) Türk kültürü dersleri öğretmenliği yapmış olması da ayrıca iki kültürün kıyaslanması konusunda ışık tutacaktır. Çalışmamızın ilk bölümünde Osman ÇEVİKSOY'un hayatı, edebi kişiliği ve Halk kültürünün çağdaş kültüre etkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise; yazarın öykülerinde ve romanlarında halk bilimi unsurlarını inceleyerek, kültür hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Ritüel, Halk Edebiyatı, Gelenek, Öykü
Necati Mert; Hayatı, öykücülüğü ve eserleri
Necati Mert 70 kuşağı öykücülerindendir. İlk öyküsü Mustafa'nın Karesi 1972'de Yansıma dergisinde yayımlanır, 40 yılı aşkın süredir yazı hayatını sürdürmektedir. Bu süre zarfında beş öykü, üç deneme, üç inceleme, bir oyun, iki çocuk hikâyesi ve bir yaşantı/tarih türünde eser vererek toplam 15 kitapla Türk yazınındaki yerini alır.Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Necati Mert'in hayatı, eserleri, sanat ve edebiyat görüşü üzerinedir. Yazarın biyografisi hakkında bilgi verildikten sonra eserlerinin tanıtımına geçilmiştir. Sonrasında ise Necati Mert'in denemelerinden ve öykülerinden edindiğimiz sanat, edebiyat ve dil hakkındaki görüşlerine yer verilmiştir.İkinci bölüm yazarın öykülerinin tematik bakımdan incelenmesini içerir. Öykülerden edindiğimiz temalar metinlerden örnek verilerek açıklanmıştır.Üçüncü bölümde öyküler kurmaca gerçeklik, anlatım tarzları, mekân, zaman, karakterler, bakış açısı, anlatıcı ve üslûp bakımından teknik öğeler çerçevesinde incelenmiştir.Son bölümde ise Necati Mert'in Türk öykücülüğündeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Necati Mert öncesi öykü birikimi hakkında bilgi verildikten sonra 1970 kuşağı ile birlikte yazarın mensubu olduğu Yansıma dergisi bünyesinde ortaya çıkan öykü anlayışı ele alınmış, 1980 sonrasında Türk öykücülüğünün geçirdiği değişimin Necati Mert öyküsüne yansıması incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Öykü, Türk Öykücülüğü, Toplumcu Gerçekçilik, 1970 Kuşağı, Merkez-Taşra, Adapazarı, Değişim, Kent, Modernleşme, İdeoloji, Yansıma.
Nursel Duruel ve öykücülüğü
Nursel Duruel, 1980 kuşağı öykücülerindendir. İlk öyküsü Geyikler, Annem Almanya 1979? da Türk Dili dergisinde yayımlanır. Asıl mesleği arkeolog olan yazarın Yazılı Kaya isimli ikinci kitabı ise ilk kitabından on yıl sonra 1992 yılında yayımlanmıştır. Nursel Duruel?in iki öykü kitabının incelemesinden oluşan çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Nursel Duruel?in hayatı, eserleri, sanat ve edebiyat görüşü üzerinedir. Yazarın biyografisi hakkında bilgi verildikten sonra eserlerinin tanıtımına geçilmiştir. İkinci bölüm yazarın öykülerinin yapı bakımdan incelenmesini içerir. Öykülerden edindiğimiz anlatım tarzları, mekân, zaman, karakterler, bakış açısı, anlatıcı bakımından teknik öğeler değerlendirilmiş ve her öykü, kurgusal açıdan incelenmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölüm ise Nursel Duruel?in öykülerindeki içerik öğesine ayrılmıştır. Beş başlık altında topladığımız bölümde öykülerden örneklerle içerik ögesi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Öykü, Türk Öykücülüğü, 1980 Kuşağı Öykücülüğü, Nursel Duruel
Mustafa Kutlu öykücülüğünde mekân: Bir edebiyat sosyolojisi incelemesi
İnsan ve mekân ilişkisi ilkel dönemden modern döneme, modern dönemden postmodern döneme doğru bir bütünlük içerisinde süreklilik arzetmektedir. Bu bağlamda mekân-insan ya da mekân-toplum ilişkisi kaçınılmazdır. Tarihsel düzlemde mekânlar toplumu ürettiği gibi toplumlar da mekânı ürete gelmiştir. Dolayısıyla insanın ve mekânın mutlak bir ilişkiselliği söz konusudur. Mağaralardan gökdelenlere uzayan bu süreç içerisinde insan ve mekân birbirinden ayrılmaz iki unsur haline gelmiştir. Bu bağlamda mekânın insan üzerindeki etkisi, insanın mekân üzerindeki etkisi ayrıntılı bir şekilde irdelenmiştir. Zaman, insanın ve mekânın şekillendiricisi konumundadır. Tarihsel süreçle bakıldığında Sanayi İnkılabı sonucunda ortaya çıkan kapitalist düşünce insan-mekân ilişkisini de etkilemiş, mekânlar bir araç iken bu süreçten sonra bir amaç haline gelmiştir. Bu durum toplumsal mobilitenin ve kırılmaların mekâna ve insana şekil verme gücünü göstermektedir. Kapitalizm sonrası modern dünyada insanlar artık mekânı bir yaşam alanı olmaktan ziyade bir yatırım aracı görüp mekânı kapitalizme kurban etmişlerdir. Bu bağlamda mekanik bir ilişki içerisinde olan mekânlar organik birer kapitalist mekâna evrilmiştir. Köy kasabaya, şehir kente, kent megakente evrilmiştir. Modernizm ve gelenek ilişkisi karşıtlık üzerine kuruludur. Bu karşıtlık bağlamında Mustafa Kutlu'nun hikâyeleri gelenek ekseninde konumlandırılabilir. Mustafa Kutlu'nun hikâyeleri sadece mekânsal unsurlar bağlamında değerlendirilmemelidir. Edebi eserlerin asli unsuru olan insan ve toplum sosyolojide de bu konumdadır ve bu anlamda ortak bir paydada buluşmaktadır. İşte bu birliktelik çerçevesinde Mustafa Kutlu'nun hikâyeleri mekânsal açıdan sosyolojik nüanslarla bezelidir Anahtar Kelimeler: Mekân, Sosyoloji, Modernizm, Gelenek, Edebiyat Sosyolojisi, Mekân Sosyolojisi, Köy, Kent.
An analysis of Ian McEwan's The Child in Time, Tom McCarthy's Remainder and Julian Barnes' The Only Story as narratives of memory and melancholy
The concept of melancholy has been discussed, defined, and analyzed throughout history by philosophers, thinkers, and psychoanalysts. In Sigmund Freud's seminal essay titled "Mourning and Melancholia" (1917), melancholia is attached to the concept of loss, and gained a different layer when compared with how it was perceived and defined in the past. At this point, the presence of loss is provided and tested by memory. In this respect, melancholia became interrelated with memory. These two concepts carry various layers within, such as love, death, mourning and time, and including these layers in the analysis vastly contributes to the discussions of melancholy and memory. In the contemporary era, melancholy and memory occupy a significant place both in the contemporary condition of human beings and in the reflection of that condition in the literature of the era. Thus, melancholy and memory have been two of the main focuses of contemporary British fiction. This study will attempt to demonstrate the relationship between melancholy and memory in Ian McEwan's The Child in Time (1987), Tom McCarthy's Remainder (2005), and Julian Barnes' The Only Story (2018) respectively. With their distinct ways of representing melancholy and memory, novels that will be analyzed in this thesis shed different amount of light into different aspects of the concepts.
Murathan Mungan'ın hikâye ve romanlarında mekân
Mekân, hikâye ve romanın önemli unsurlarından biri olmasına rağmen edebiyat araştırmalarında yeteri değeri görememiştir. Oysa eserlerin var olabilmesi için ihtiyaç duyduğu zemini oluşturması bakımından oldukça önem taşımaktadır. "Murathan Mungan'ın Hikâye ve Romanlarında Mekân" başlıklı çalışmamızda yazarın dört romanı ve on bir hikâye kitabı incelenerek bu eserlerde mekânı kullanımı araştırılmıştır. Mekan kavramının kapsamı, edebi eserlerde mekanın kullanımı ve yazarın hayatı, sanatı, edebi yönü hakkında bilgi verilmiştir. Hikâyeler üç farklı başlık altında, metin merkezli bir bakış açısı ile incelenerek mekân ile insan arasındaki bağ ve bu bağın edebi eserin gidişatına olan etkisi ele alınmıştır. Mekânların haricinde eserlerde yer alan eşyalar ile kişilerin arasındaki ilişkiler de incelenerek çalışma zenginleştirilmiştir. Çalışma boyunca aynı metod kullanılarak çalışmada bütünlük sağlanmıştır. İncelemenin amacı eserleri ile Türk edebiyatına büyük katkı sağlayan Murathan Mungan'ın eserlerinde yer alan ve hikâye ile roman türünün temel unsurlarından olan mekânın önemini ve işlevini araştırmaktır. Araştırma sonucunda edebi türlerde mekânın kullanımının önemi ve esere katkısı hakkında elde edilen bulgular bilim dünyasına sunulmuştur. Anahtar sözcükler: Murathan Mungan, mekân, roman, hikaye
Nursel Duruel hayatı, sanatı ve eserleri üzerine bir inceleme
Bu çalışma, edebiyatımıza başta öykü kitapları olmak üzere biyografik ve antolojik eserler kazandırmış, edebiyat dünyasının önemli isimleriyle yaptığı söyleşilerle edebiyat alanını zenginleştirmiş olan Nursel Duruel'in hayatını, poetikasını ve kurmacaya dayalı eserlerini anlamlandırma çabasını kapsamaktadır. Daha öncesinde yazarın hayatı, sanatı ve eserlerinin bütünlüklü bir çalışma ile ele alınmamış olması böyle bir çalışmaya zemin hazırlamıştır. Duruel ile yapılan söyleşilerden hareketle hazırladığımız (bizzat kendisi ile yaptığımız söyleşiler de dâhil olmak üzere) "HAYATI" bölümünde yazarın doğumu, ailesini, çocukluğunu, meslek hayatını, öykü evrenini oluşturan poetik görüşlerini açıklamaya çalıştık. Duruel'in edebiyatımıza kazandırdığı eserleri de bu bölüme dâhil ettik. "YAPI ve İZLEK" adlı bölümün ilk kısmında yazarın öykü evrenini inşa ederken seçmiş olduğu mekânları, kişileri ve zamanı nasıl biçimlendirdiğine dair tasnifler yer alırken; ikinci kısmında ise Duruel'in öykülerindeki izlekler yer alır. Özellikle izlek kısmında, öykülerde yer alan psikolojik ve sosyolojik geri planı yapmış olduğumuz disiplinler arası okumalarla anlamlandırmaya çalıştık. "DİL ve ÜSLÛP" adlı bölümde yazarın modern dünyayı ve bu dünyadaki insanların hayata tutunma çabalarını ve hayata karşı tutumlarını kurgusal bir şekilde anlatırken kullandığı anlatım tekniklerini ve kelime dünyasını aktarmaya gayret gösterdik. Çalışmanın son kısmına ise yazarın yaptığı ve yazarla yapılan söyleşileri, kendi yazılarını, Duruel için düzenlenmiş sempozyumları vs. bir araya getirmeye çalıştığımız bir bibliyografya ekledik. Anahtar Kelimeler: Dil, 1980 dönemi öykücülüğü, metin incelenesi, modernizm, Nursel Duruel.
Şerîf Mehmed'in Mensur Ferruh u Hümâ hikâyesi [İnceleme-metin (76b-154b)]
Bu tezde XVI. yüzyıl sonları ile XVII. yüzyıl başlarında yaşamış olan Türk Edebiyatı mütercim ve müelliflerinden Şerîf Mehmedin Türkçe yazmış olduğu Mensur Ferruh u Hümâ Hikâyesi incelenmiştir. Şerîf, bu mensur hikâyeyi Gazanfer Ağanın aracılığı ve Sultan III. Mehmedin emriyle manzum bir eserden nesre çevirmiştir. Hikâyenin konusu Ferruh ile Hüma arasındaki beşerî aşktır. Eserin dört nüshası bulunup (Berlin Staatsbibliothek, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi, Sadberk Hanım Müzesi Kütüphanesi, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi) bu çalışma hazırlanırken musannif hattıyla kaleme alındığı belirtilmiş olan Topkapı-Revan nüshası esas alınmıştır. Bu çalışma Ferruh u Hümâ hikâyesinin metin incelemesi, nüshalarının tanıtımı ve değerlendirilmesi ile transkripsiyonlu metninden oluşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şerîf Mehmed, Ferruh u Hümâ, mensur, hikâye.