Income tax

87 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türk Hukukunda gelir vergisinde matrahın tespiti ve beyanı

Ülkelerin varlıklarını sürdürebilmelerinde, kalkınmada ve kamu harcamalarının finansmanında ülke ekonomilerinin en büyük gelir kaynaklarının başını çeken gelir kaynağı vergilerdir. Vergiler içerisinde Gümrük vergilerinden sonra en büyük orana Gelir Vergisi sahiptir. Tarihsel olarak vergiler; insanların birlikte yaşamalarının verdiği sonuca göre toplumsal ihtiyaçların karşılanabilmesi için bireylerin devlete ödeme güçlerinin belli bir kısmını aktardıkları parasal yükümlülüklerdir. Vergilendirmede zorunluluk (cebri olma) unsuru bireylerin devlete olan yükümlülüklerini yerine getirmede gönüllülük esasından uzak kalınmasına neden olmuştur. Vergi borçlusu ve vergi sorumlusu olan şahısların nihai amaçları kendilerine tanınan legal veya illegal yollardan yararlanarak en az vergiyi ödemeye veya hiç ödememeye çalışmaktır. Devletin şahıslara tanımış olduğu kanunlar ve haklar çerçevesinde vergi mükellefleri vergi kaçırmaya veya vergiden kaçınmaya, değişik yöntemlerle vergi matrahlarının daha az çıkmasını sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı, vergi sistemimizin temelinde yer alan Gelir Vergisi matrahının tespiti ve beyanının temel düzeyde açıklanması ve kanunun mükelleflere tanıdığı istisna, indirim ve muafiyetler çerçevesinde doğru bir şekilde yükümlülerin vergisel işlemlerinin gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Anahtar Kelimeler: Beyan, Gelir, Matrah

BeyanGelir vergisiMali hukuk+3
Mücahit Hülağa
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarım işletmelerinde muhasebe kayıtları tutulmasının Türkiye tarımı ve ekonomisi açısından değerlendirilmesi: Tekirdağ ili örneği

Tarım, ülke nüfusunun sürdürebilmesi, ekonomiye, istihdama ve milli gelire olan katkıları ile tüm dünyada ekonomik faktörlerin başında yer alan vazgeçilmez bir sektördür. Bir ülkenin tarımına gerekli önem verilmezse, o ülkenin ekonomik olarak kalkınması beklenemez. Tarım sektöründe meydana gelen sermaye yoğun gelişmelerle beraber, tarım işletmeleri için tarım muhasebesi daha fazla önem kazanmıştır. Tarım işletmelerinde de muhasebe kayıtlarının diğer işletmelerde olduğu gibi tutulması gerekmektedir. Ancak Türkiye'de tarım işletmelerinin büyük bir çoğunluğunun küçük ve aile işletmesi olması ve bu işletmelerin muhasebe kaydı tutması ile ilgili yasal bir zorunluluk bulunmamasından dolayı muhasebe kaydı tutulmamaktadır. Çalışma kapsamında Tekirdağ ilinde bitkisel ve hayvansal üretimle uğraşan 182 tarım işletmesi ile görüşülmüştür. Toplanan veriler kullanılarak bu işletmelerin ekonomik analizleri yapılmıştır. Ayrıca yine bu veriler aracılığıyla bu işletmelerin elde ettikleri tarımsal desteklerle çiftçilerin ödedikleri vergi ve kesintiler karşılaştırılmış, gayri safi üretim değerleri, etkinlik değerleri ortalamaları ve etkinlik standartları incelenmiştir. Bu çalışma tarım işletmelerinin ödedikleri vergi ve kesintilerin elde ettikleri desteklerin çok üstünde olduğunu, çoğu işletmenin sadece net kârının değil, brüt kârının bile negatif olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca çiftçilerin muhasebe kaydı tutmamaları, yaptıkları tüm harcamalar için katma değer vergisini mahsup edememelerine neden olmaktadır. Muhasebe kaydı tutulmasının bir faydası da, eğer bir vergi potansiyeli varsa, bu durumu ortaya koymaktır. Elde edilen sonuçlara göre devlet birtakım önlemler alarak tarımsal desteklemeleri iyileştirme konusunda birtakım çalışmalar yapmazsa, olumsuz ekonomik koşullara sahip olan tarım işletmelerin durumları daha da kötüye gidebilir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe kaydı, destekler, Vergi ve kesintiler, maliyetler, ürün

Dolaylı vergilerEmlak vergisiGelir vergisi+3
Hande Özolgun Akkurt
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ücret gelirleri üzerindeki mali yükler: Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kırgızistan

Emek unsuru, üretim faktörlerinin içinde ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Özellikle emek unsuru, ülkeler açısından iktisadi büyüme, siyasal ve sosyal istikrarın sağlanmasında çok büyük etki yaratabilmektedir. Ücretler üzerindeki başlıca mali yükler; kişisel gelir vergisi ve sosyal güvenlik primlerinden oluşmaktadır. Bu çalışmada, Kırgızistan ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde (Kazakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan) ücretler üzerinde oluşan mali yükler kapsamında gelir vergisi tarifeleri, vergi indirimleri ve muafiyetleri, sosyal güvenlik ödenekleri incelenmektedir. Asgari ücret yönünden yapılan değerlendirmelerde, Türkmenistan 248,57 ABD Doları birinci sırada, Kazakistan 114,60 Doları ile Orta Asya Cumhuriyetleri arasında ikinci sırada yer almaktadır. Bu ülkeleri sırasıyla, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan izlemektedir. Kazakistan ve Türkmenistan'da çalışanların asgari ücreti 100 doların üstünde iken, diğer üç ülkede asgari ücret 100 doların altında kalmaktadır. Çalışmada asgari ücretle birlikte ücret üzerindeki mali yüklerin seviyeleri Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kırgızistan için karşılaştırmalı olarak incelenmiş ve emek unsuru üzerindeki mali yüklerin azaltılmasına ilişkin politika önerilerinde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular, Kırgızistan'nın Orta Asya Cumhuriyetleri arasında en düşük asgari ücret ödeyen ülke olduğunu ve ücretler üzerindeki sosyal güvenlik prim oranlarının diğer ülkelerden daha yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Asgari ücretGelir vergisiKırgızistan+3
Otabek Sharıpov
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Özel inşaat işlerinde vergilendirme

Türkiye'de inşaat sektörü, hem istihdamı artırmayı hem de büyüme rakamlarına katkıda bulunmayı sağlayan öncü sektörlerden biridir. Bu sektör, kendisi ile ilgili yaklaşık 200'den fazla alt sektörün ürettiği ürünlere talep ve işgücü yaratmada stratejik bir öneme sahiptir. İnşaat işlerinin, vergi hukukundaki yeri özel inşaat ve yıllara sari inşaat ayrımına göre belirlenmektedir. Çalışmanın konusu Türkiye'de özel inşaat işlerinin vergilendirilmesi olup, konu hukuki anlamda hem özel hukuk hem de vergi hukuku alanındaki mevzuat ile iç içedir. Bu bağlamda öncelikle inşaat kavramlarının özel hukukta ve vergi hukukundaki anlamları üzerinde durulmuştur. Özel inşaat, kişilerin kendi kişisel ihtiyaçları için yapılabileceği gibi, kazanç elde etmek amaçlı da yapılabilir. Bu inşaat hizmetleri, kendi arsası üzerine inşaat veya başkasının arsasına sözleşmeye dayanarak yapılan arsa payı karşılığı inşaat veya hasılat paylaşımlı inşaat şeklinde gerçekleştirilebilir. Özel inşaat işlerinde vergilendirme, bu inşa faaliyetlerinden dolayı elde edilen kazancın gelir vergisi, kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve diğer vergiler (emlak vergisi, tapu harcı vb.) kapsamında vergiye tabi olup olmadığı, vergiye tabi olması durumunda vergilendirme sürecinin nasıl olduğunun belirlenmesidir. Bu tanım, çalışmanın özü olup, konu ile ilgili literatürdeki çalışmalar, vergi idaresi yorumları, özelgeleri, düzenleyici işlemleri ve yargı kararları irdelenerek sorunun tespiti ve çözüm önerileri oluşturulmuştur.

Arsa payı karşılığı inşaat işleriGelir vergisiKatma değer vergisi+4
Gürcü Güngör
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğrudan yabancı yatırımların vergilendirilmesi: Türkiye örneği

Çalışmanın konusunu doğrudan yabancı yatırımların vergilendirilmesinde Türkiye uygulamaları oluşturmaktadır. Söz konusu yatırımların büyük ölçüde çok uluslu şirketler tarafından gerçekleştiriliyor olması ise konuyu daha geniş bir perspektiften ele almayı gerektirmektedir. Zira çok uluslu şirketler, devletlerin vergi uygulamalarını dolanabilme yeteneklerine sahip olup ekonomik büyüklükleri sebebiyle vergi egemenliğini de etkileme potansiyeline sahiptir. Türkiye açısından ise doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin hukuki sınır 4875 sayılı Kanun ile çizilmiş olup söz konusu Kanun vergi uygulamaları bakımından da temel oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada hukuken doğrudan yabancı yatırım statüsünde olan yatırımların elde ettikleri kazançların Türk vergi sistemi içerisindeki konumu ele alınmaktadır.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıGelir vergisiKurumlar vergisi+6
Ezgi Sevinçhan Kurun
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerin vergi adaleti açısından değerlendirilmesi (Türkiye-OECD karşılaştırması)

Devletlerin kamusal harcamalarını finanse etmekte başvurduğu en önemli yöntemlerden birisi vergilerdir. Ekonominin sürdürülebilir şekilde büyümesi ile kaynak dağılımı ve gelir dağılımında vergilerin önemi çok büyüktür. Bireylerin vergisel olarak ödeme gücünün tam ve yerinde olması adaletli bir vergileme açısından beklenen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolaylı ve dolaysız olarak ayrışan vergilerde dolaysız yani gelir ve kazançlar üzerinden alınan vergilerin ve bu vergilerin kişilerin ödeme gücündeki yerinin sosyoekonomik açıdan önemli olması da bilinen bir unsurdur. Bu çalışmada Türkiye' de ve OECD üyesi ülkelerde dolaysız vergi kategorisinde yer alan gelir ve kazançlar üzerinden alınan vergilerin adil bir vergilemede yeri nedir, ne olmalıdır, bunlara ilişkin tespit, karşılaştırma ve değerlendirmeler ele alınarak sonuca ulaşılmaya çalışılacaktır.

Dolaysız vergilerGelir vergisiGelirler+3
Oğuzhan Emre Arkan
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir vergisinde vergi planlaması ve Türkiye örneği

Günümüzde her alanda yer alan rekabet koşulları ile bireyler daha gelir elde etmek için çalışmaktadırlar. Ancak gelir elde etmenin kolay olmaması, giderlerin de artması ile bu durum daha zor hale gelmektedir. Bireyler bu durumda gider kalemlerini azaltmak için çeşitli çözüm önerileri aramaktadırlar. Çeşitli faaliyetler ile gelir elde edenler, bu gelirleri için vergi ödemek durumundadırlar. Vergi, bireyler açısından da bir gider kalemi olarak değerlendirilmekte ve ödeyecekleri vergi tutarını azaltma yollarını aramaktadırlar. Bu tezimizde, bireylerin elde ettikleri gelirler göz önünde bulundurularak, Gelir Vergisi Kanunu'nda yer alan istisna ve muafiyet maddeleri çerçevesinde vergi planlaması yapılarak, daha az vergi ödemenin yolları sunulmuştur. İlk bölümde, gelir ve gelir vergisi ile ilgili açıklamalarda bulunulmuştur. Ayrıca vergi planlaması hakkında bilgilere yer verilmiş ve vergi planlama yöntemleri anlatılmıştır. İkinci bölümde, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında gelir vergisi unsurları ile ilgili hükümler ile her bir gelir unsuru açısından vergi planlama uygulamaları incelenmiştir. Üçüncü bölümde, gelir vergisi beyannamesi ile mükelleflerin yapabilecekleri vergi planlamalarına yer verilmiştir. Son bölümde ise, vergi planlama uygulamaları örnek olaylar ile detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gelir Vergisi, Vergi Planlaması, Muafiyet, İstisna, Vergisel Teşvikler

Gelir vergisiMuafiyetTeşvikler+7
Koray Gerentepe
İstanbul Arel University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde ücret gelirlerinin vergilendirilmesinin vergilemede adalet ilkesi açısından değerlendirilmesi ve bir model önerisi

Çalışmamızda özetle; vergilendirmede adalet ilkesinin öneminden hareketle Türk Vergi Sistemi'nde ücret gelirlerinin vergilendirilmesinin adil olup olmadığı, tespit edilen veriler ışığında karşılaştırmalı olarak ortaya konulmuştur. Çalışmamızın birinci bölümünde literatür taraması yapılarak, adalet ve vergi adaleti kavramlarının teorik ve yasal temelleri araştırılmıştır. Sonrasında yine aynı bölümde vergi adaletini ilgilendiren teorik diğer kavramlar üzerinde durulmuş, tarih boyunca uygulanan tekniklerden bahsedilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ücret gelirlerinin ülkemizde nasıl vergilendirildiği konusunda yasal düzenlemelere yer verilerek mevcut uygulama incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise Türkiye'de vergi gelirlerinin en önemlilerinden olan Gelir Vergisi'nin büyük oranda ücret geliri elde edenlerden kaynakta kesinti yoluyla alındığı ortaya konulmuş, ücret geliri elde edenlerin aslında en düşük gelir düzeyinde yer alan kesim olduğundan bahsedilmiştir. Devamında dolaylı vergilerin ağırlığından hareketle ücret geliri elde edenlerin üzerindeki vergi yükünün bir hayli fazla olduğu kanıtlanmış, OECD ülkeleri ile karşılaştırılarak çağdaş vergi sistemlerinde olması gerektiği gibi yeni bir model önerisinde bulunulmuştur. Ayrıca vergilendirmede adaleti engelleyen sorunlar da ortaya konularak çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur. Sonuç ve öneriler kısmında ise çalışmamızın üçüncü bölümündeki verilerden hareketle neler yapılması gerektiği anlatılmış, netice itibariyle Türkiye'de gelir vergisi tarifesinin yeniden oluşturularak emek geliri elde edenler ile sermaye geliri elde edenlerin ayırma kuramı doğrultusunda birbirlerinden farklı şekilde vergilendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu noktada Almanya'da uygulanmakta olan gelir vergisi tarifesinden hareketle asgari ücretin yıllık toplam tutarı üzerinden %0 oranında vergi alınması, bir başka anlatımla ücretli çalışanların elde etmiş olduğu gelirin yıllık asgari ücretin tutarı kadar olan gelirlerinin vergi dışı bırakılması gerektiği savunulmuştur. Ayrıca vergilendirmede adaleti engelleyen diğer sorunlardan da bahsedilmiş ve genel olarak dolaysız vergi gelirlerinin artırılması ile buna bağlı olarak dolaylı vergilerin ağırlığının düşürülmesine yönelik çeşitli çözüm önerileri de sunulmuştur.

Gelir vergisiGelirlerTürk vergi sistemi+6
Selçuk Arslantaş
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir ve kurumlar vergisinde "vergi entegrasyonu" uygulamasının milli gelir üzerindeki etkisi: Amerika Birleşik Devleti ve Çin Halk Cumhuriyeti örnekleri

Vergiler, devletin, kanunlara dayanarak, kamu gücüne veya zora dayalı olarak, karşılıksız ve kamu harcamalarını finanse etmek maksadıyla, egemenliği altındaki bireylerden ve hükmi şahıslardan, ödeme güçlerine göre aldığı parasal değerleri ifade eder. Devletlerin, sundukları kamu hizmetlerinin finansmanı için son derece önemli olan vergiler, yalnızca devlet açısından değil, iktisadi hayatın içinde olan veya ekonomiye taraf olan tüm aktörlerin iktisadi kaderini tayin edebilecek kadar önemli bir kurumsal müessesedir. Ekonomilerde gelir üzerinden alınan en önemli iki vergi, gelir ve kurumlar vergisidir. Gelir ve kurumlar vergilerinden de ekonominin tüm muhatap taraflarının maksimum verim veya fayda sağlayabilmesi; bu iki verginin dengeli, koordine ve organizasyonel biçimde salınması ile mümkündür. Bu noktada, gelir ve kurumlar vergisinin hem bireysel hem de toplumsal vergi yükünü en aza indirmek ve bu iki verginin ortak matrahlar üzerinden alınmasını, yani çifte vergilemeyi engellemek büyük önem arz etmektedir. Gelir ve kurumlar vergisinde vergi entegrasyonunu kısmen veya tamamen sağlayabilmek, hem bireysel ve toplumsal vergi yükünü azaltacak, hem de çifte vergilendirmeyi asgari düzeye indirecek bir araç niteliğinde olacaktır. Yapılan bu çalışmada, örnekleme yöntemiyle, Amerika Birleşik Devleti ve Çin Halk Cumhuriyeti ülkelerinin araştırılarak, bir ekonomideki veya ülkedeki gelir ve kurumlar vergilerindeki vergi entegrasyonu uygulamalarının, o ekonomideki veya ülkedeki milli gelir üzerinde etkisinin olup olmadığı; ekonominin ve toplumun egemenliği altında olduğu siyasal egemen iktidarın niteliğinin ve türünün veya devlet rejiminin, vergi entegrasyonu ile milli gelir ilişkisine etkisinin olup olmadığı incelenmiştir.

Amerika Birleşik DevletleriGelir vergisiKurumlar vergisi+7
Ali Şen
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sağlık kurumlarında çalışan hekimlerin vergilendirilmesi

Vergi, kamusal ihtiyaçların karşılanması için alınması gereken zorunlu ve karşılıksız bir nakit akışıdır. Günümüzde özel sağlık kurumlarında görev alan hekimler 2 şekilde vergilendirilmektedir. Bazı hekimler elde edilen gelirleri ücret geliri elde etmekte olup bazı hekimlerin ise elde edilen serbest meslek kazancı olarak değerlendirilmektedir. "Özel Sağlık Kurumlarında Çalışan Personelin Vergisel Boyutu" başlıklı bu tezimin amacı, özel sağlık hizmet sunucularında görev yapan personelin, işverene tabi bir kuruma bağlı olarak çalışması ya da serbest meslek makbuzu düzenlenmesi halinde elde edilen gelirlere ilişkin bilgiler edinmek ve söz konusu personelin elde ettiği ücretlerin vergisel boyutu izah edilmeye çalışılmıştır. Özel sağlık kurumunda görev alan hekimin elde edilen ücret geliri ile serbest meslek kazancı olması halinde elde edilen kazançların vergisel avantajları ile iş hukuku açısından olumsuz tarafları detaylı bir şekilde anlatılmaktadır. Araştırmada işveren ve işçi kapsamında elde dilen ücret ile serbest çalışan personelin elde ettiği gelirler ile ilgili hususlar vergi mevzuatı açısından değerlendirilmiş ve özel sağlık kurumlarında çalışan personele düşen görevler belirtilmektedir.

DoktorlarGelir vergisiKaynakta kesinti+2
Burcu Hacı
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi güvenlik önlemleri ve vergi planlamasının Türk vergi sistemi açısından değerlendirilmesi: Gelir üzerinden alınan vergiler örneği

Devletlerin, kamusal hizmetleri sunabilmek için başvurdukları en önemli kaynak yükümlüler tarafından ödenen vergilerdir. Kamusal ihtiyaçların gelişimi, artan nüfus ve benimsenen sosyal devlet anlayışı devletlerin sunmak zorunda oldukları hizmetleri de artırmaktadır. Vergilemede etkinliğin sağlanabilmesi için vergi mükellefleri ve sorumlularının üzerlerine düşen görevleri tam olarak yerine getirmeleri gerekmektedir. Vergi, devletler için gelir kaynağı niteliği taşırken işletmeler için maliyet unsurudur. Vergi mevzuatında yer alan vergi güvenlik önlemleri bu açıdan önem taşımaktadır. Küreselleşmeyle birlikte artan rekabet ortamı, işletmeler açısından vergi planlaması kavramına ve uluslararası boyutlarına dikkat çekmektedir. İşletmeler vergi planlaması yaparak, kârlarını maksimize etmek ve maliyet unsuru olan vergi yüklerini minimize etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın amacı, Türk Vergi Sistemi'nde yer alan vergi güvenlik önlemleri ve vergi planlamasının gelir üzerinden alınan vergiler açısından değerlendirilmesidir. Vergi planlaması, mükelleflerin vergi yüklerini azaltmak için vergisel avantajlardan yararlanarak başvurduğu yasal bir süreçtir. Ancak mevzuatın sık sık değişmesi ve kanunların yeterince anlaşılır olmaması gibi nedenler vergi planlaması yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu durum mükellefleri vergiden kaçınma, vergi kaçırma gibi agresif vergi planlaması uygulamalarına yöneltebilmektedir. Bu açıdan önem taşıyan vergi güvenlik önlemlerinin yeterli olmadığı ve Türk Vergi Sistemi'nin otokontrol sağlayacak araçlarla donatılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Gelir vergisiTürk vergi sistemiVergi güvenlik önlemleri+3
Alper Yaman
Uşak University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ekonomisinde tarım sektörü ve tarımsal kazançların vergilendirilmesi

Agricultural sector is a sector which has differen features from other sectors. First of all, agricultural production is related ton the natural circumstances at close range and it is not possible to change these circumstances. Agricultural sector is known as "a sector with problems" all around the world because of its unigue features and its power is reduced with the economic growth. Agricultural sector has tended to lose its power year by year in our country, too.But it still has an important place in our country's economy. The subject of the taxation of the agricultural sector has been a subject that has been considered seriously both in the past and present. Different policies have been improved about the subject of taxation. As for today, the taxation of the agricultural sector is done within the system of general income taxation which is being applied in the country and influence is being tried to be gained by the way of various security precations. Agricutural income is taxed within the system of income tax in our country. The revenue of taxes is being tried to be gained by the way of taxation in the source and the system of minumum agricultural taxation. Difficulties are seen in the taxation of agriculture in our country, too as well as in whole world. Agricultural income is limited because of agriculture's being dependant on natural circumstances. And this affects the revenue of taxes to be gained from agriculture negatively. But agricultural income may be obtained in spite of all the effects of natural circumstances. Then, in the taxation of this agricultural XIU income, some difficulties appear derived from the underdevelopment of the economy in our country, there are not any detailed statistic datum which manifest the distribution of the collected taxes according to the sortsof income. But according to our subjective evalutation, it can be said that the share of agriculture is 4 % in overal income tax. In this case, the burden of agricultural income tax is approximately 1,72 %. This is a low rate and causes injustice in taxation. As for the laws of income tax in our country, a burden over 10 % can be formed without any trickles or leaks. But this burden of income tax (1,72 %) is too much below the legal cost that must be. This situtation happens because of the unrecorded operations in the trade of the agricultural products. In order to provide efficiency in the taxation of the agricultural sector, control on this sector must be intensified and educational programs must be develeped for the farmers and the tax management must be organized again in an efficient way. XIV

EkonomiGelir vergisiTarım sektörü+3
İsmail Atabay
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Gelir kavramı ve Türk Vergi Hukukunda gerçek gelir

YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ GELİR KAVRAMI VE TÜRK VERGİ HUKUKUNDA GERÇEK GELİR M. Erkan ÜYÜMEZ Mali Hukuk Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ağustos 1998 Danışman: Prof. Dr. Fethi HEPER Kamu harcamalarının finansmanında önemli bir yer tutan gelir vergisi, geliri vergilendirmektedir. İktisat ve muhasebe gibi bilim dallarının da çalışma alanına giren gelir kavramı, gelir vergisi bakımından da önemli bir inceleme alanını oluşturmaktadır. Gelir tanımının, vergi hasılatını doğrudan, vergi yükünü dolaylı olarak etkileyebilmesi, gelir kavramının önemini göstermektedir. Vergileme bakımından gelir kavramının önemli niteliklerinden birisi, gelirin gerçek olması ilkesidir. Kural olarak gelir vergisi, geliri gerçek miktarı üzerinden vergilendirmektedir. Ancak hem bazı yasal düzenlemeler hem de ekonomide yaşanan enflasyonun etkileri nedeni ile bu kuralın dışına çıkılabilmekte, gelir gerçek miktarı üzerinden vergilendirilememektedir. Genel olarak, gelir vergisinde gelir kavramının incelendiği bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, gelir kavramı çeşitli bilim dalları ve Türk Gelir Vergisi bakımından çeşitli yönleriyle ele alınmaktadır. İkinci bölümde ise Türk gelir vergisinde, gelirin gerçek olması ilkesi ve gerçek gelirin saptanması konulan ile gelirin gerçek miktarı üzerinden vergilendirilemediği haller incelenmektedir. Sonuç bölümünde ise, çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılarak, önerilerde bulunulmaktadır.

Gelir vergisiGelirlerVergi hukuku+1
Mustafa Erkan Üyümez
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksulluk ve ekonomik eşitsizlikle mücadelede negatif gelir vergisi

YÜKSEK LİSANS TEZ ÖZÜ YOKSULLUK VE EKONOMİK EŞİTSİZLİKLE MÜCADELEDE NEGATİF GELİR VERGİSİ Doğan Karaman Maliye Teorisi Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Aralık 1997 Danışman: Prof. Dr. Fazıl Tekin Gelir dağılımı, yeterince akademik araştırma konusu olmamasına karşın in sanların en çok ilgi gösterdikleri ekonomik sorunların başında gelmektedir. Bu ilgi hem üst, hem de alt gelir gruplarına yönelik olup, insanlar aynı zamanda gelirin dağılımın dan daha büyük bir pay almanın mücadelesini de sürdürmektedir. Bu mücadelenin varlığı doğal olmakla birlikte, bunun toplumsal düzeni sarsmayacak bir biçimde sürdü rülmesi, gelir dağılımında çok büyük eşitsizliklerin olmamasına ve gelir dağılımında alt tabakalarda yer alan bireylerin en azından temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek kaynak lara sahip olmasına bağlıdır. Negatif gelir vergisi, bu ikinci koşulun sağlanmasında kullanılabilecek etkin bir araç olma potansiyeline sahiptir. Devletler gelir dağılımını arzulanan bir yapıya ka vuşturmak için vergiler ve kamu harcamaları başta olmak üzere çeşitli araçlar kul lanmakta iseler de bunların etkinliği oldukça sınırlı kalmakta ve ekonomide çarpıtıcı etkiler ortaya çıkarmaktadırlar. Negatif gelir vergisi ise bu mahzurların pek azını bün yesinde taşıyan ve gelişmiş ülkelerde olduğu kadar gelişmekte olan ülkelerde de uy gulanma şansı olan, hatta ülkenin kalkınma sürecini hızlandırabilecek bir araçtır. Ülkemizde eşitsizlik ve yoksulluk sorunlarını ortaya koyarak negatif gelir ver gisinin bu iki soruna bir çözüm oluşturup oluşturamayacağını tartıştığımız çalışmamı zın ilk bölümünde eşitsizlik ve yoksulluk konulan tanım ve ölçüm sorunları açısından değerlendirilmektedir. Eşitsizlik ve yoksulluk karşısındaki politikaların temelini oluştu ran bölüşümde adalet, sosyal refah devleti gibi kavramlar ikinci bölümde, ele alınmış tır. Üçüncü bölümde gelir dağılımını değiştirmede kullanılabilecek alternatif araçlar ve negatif gelir vergisi incelenmiştir. Uygulama bölümünde ise ülkemizdeki gelir dağılımı (1994 için) ortaya konmuş, bu verilerle eşitsizlik ve yoksulluk ölçütleri hesaplanmıştır. Uygulama bölümü, ülkemizin gelir dağılımı veri alınarak bir negatif gelir vergisinin uy gulanması ile oluşacak gelir dağılımının bulunması ve bunun daha önce kullandığımız eşitsizlik ve yoksulluk kriterleri kullanılarak değerlendirilmesiyle son bulmaktadır. 111

EşitsizlikFinansGelir vergisi+3
Doğan Karaman
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1998
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi

Ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerine göre tarihsel bir gelişmenin sonucu olarak oluşan vergi sistemlerinin, toplumların ekonomik, sosyal, siyasal yapısı değişim göster-dikçe zamanla reforma tabi tutulması kaçınılmaz hale gelmektedir. 1980'li yıllarda hü-kümetler bir yandan kamu harcamaların baskısını kontrol altına alabilmek, bir yandan da vergi sistemlerini daha rekabetçi bir yapıya kavuşturmak ihtiyacı ile reformlar yapmaya yönelmişlerdir. Bu reformlar kapsamında Robert Hall ve Alvin Rabushka tarafından günümüz düz oranlı vergi sisteminin temelleri atılmıştır. Dünya'da düz oranlı vergi sis-temi 1947'de Hong Kong'ta uygulamaya girdikten sonra 1980'li yıllardan itibaren bazı ülkelerin gündemine oturmaya başlamıştır. Bu çalışmada vergi hukuku açısından düz oranlı vergi sistemi araştırılmıştır. Birinci bölümde vergi sistemleri, vergileme ilkeleri ve vergi tarifeleri incelenmiştir. İkinci bölümde düz oranlı verginin tanımı, tarihsel gelişimi, işleyişi ve esasları, yararları ve eleştirileri ele alınmış, düz oranlı vergi sisteminin optimal vergileme ilkeleri kapsamında artan oranlı vergi sistemi ile karşılaştırılması yapılarak, anayasal iktisat perspektifiyle düz oranlı vergi sistemi anlatılmıştır. Daha sonra zekât kurumu ile düz oranlı vergi sisteminin benzer yanları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, düz oranlı vergi sistemini uygulayan ülkeler tek tek araştırılmıştır. Türkiye'de uygulanan gelir vergisi ve kurumlar vergisi tarifeleri, barındırdıkları muafiyet, istisna ve indirimler anlatılarak Türk vergi sisteminde vergi reformunun gerekliliği ortaya konulmuştur.

Artan oranlı vergiDüz oranlı vergilerGelir vergisi+6
İskender Özsarı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumlar ve gelir vergisi açısından finansal tabloların analizi ve bir uygulama

Finansal tablolarGelir vergisiKurumlar vergisi
Doğan Kutukız
İnönü University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
1993
20
Master'sOpen AccessTR

Temettuat defterleri ışığında Kütahya sancağı, Baklan kazası Çıtak, Kıralan, Yahyalı karyelerinin sosyoekonomik durumu

Bu çalışma, Osmanlı Devleti'nin Tanzimat dönemi mali ve sosyal reformlarının bir ürünü olan Temettüat Defterlerini temel alarak, dönemin sosyo-ekonomik yapısını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Temettüat defterleri, bireylerin mesleklerini, gelir durumlarını, mülklerini ve vergi yükümlülüklerini ayrıntılı şekilde kayda geçiren önemli bir arşiv kaynağıdır. Bu bağlamda Kütahya sancağı özelinde yapılan incelemede, Çıtak, Kıralan ve Yahyalı köylerinin ekonomik faaliyetlerin çeşitliliği, zanaat ve tarımın önemi, mülkiyet dağılımı ve sınıfsal yapı gibi unsurlar değerlendirilmiştir. Çalışmada öncelikle defterin yapısı ve Osmanlı arşiv belgeleri içindeki yeri tanıtılmış; ardından bireylerin gelirleri, meslekleri ve taşınmaz varlıkları analiz edilerek dönemin ekonomik tablosu ortaya konmuştur. Bulgular, gelir dağılımının belirgin şekilde farklılaştığını, belirli meslek gruplarının ekonomik açıdan öne çıktığını ve vergi sisteminin bu yapıyı doğrudan yansıttığını göstermektedir. Kütahya Sancağı Baklan Kazasına ait Temettuat Defteri incelendiğinde yalnızca yerel ekonomiye değil, aynı zamanda Tanzimat sonrası Osmanlı toplumunun yeniden yapılanan yapısına dair de önemli ipuçları sunmaktadır. Bu yönüyle defter, tarih, ekonomi ve sosyoloji disiplinlerinin kesişiminde çok yönlü bir kaynak niteliği taşımaktadır

Bölge ekonomisiBüyükbaş hayvanlarEkonomik üretim miktarı+3
Merve Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iller düzeyinde basit usulde vergilendirme, gelir vergisi ve toplam vergi gelirlerin ilişkisi: 2004-2017 dönemi analizi

Bu çalışmada, basit usulde vergilendirme, gelir vergisi ve toplam vergi gelirleri arasındaki uzun dönemli ilişki, Türkiye'de iller bazında 2004-2017 yılları dikkate alınarak ekonometrik olarak analiz edilmiştir. Türk vergi sisteminde, 1999 yılından itibaren ticari kazançların tespitinde uygulanan götürü usul uygulaması yerine basit usul yöntemine geçilmiştir. Bu uygulamanın toplam vergi tahsilatı üzerinde etkisinin olup olmadığının ortaya çıkarılması özellikle hedeflenmiştir. Analizde kullanılan değişkenlerin durağanlık seviyeleri panel birim kök testleri ile belirlenmiştir. Uzun dönemde değişkenler arasındaki koentegrasyon ilişkisinin tespiti için Johansen Fisher, Pedroni ve Koa Eş bütünleşme (Koentegrasyon) testleri kullanılmıştır. Uzun dönemde değişkenler arasındaki ilişkinin yönü ve büyüklüğü ise Pedroni FMOLS ve DOLS metodları ile analiz edilmiştir. Son olarak değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisinin tespiti ise Dumistrescu-Hurlin (2012) Panel Nedensellik Testi ile tespit edilmiştir. Araştırmanın sonuçları, Türkiye'de 2004 ile 2017 yılları arasında iller düzeyinde, basit usulde gelir vergisi tahsilatının, toplam gelir vergisi tahsilatı ve toplam vergi gelirleri tahsilatı arttırdığını ve değişkenler arasında çift yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Vergi Gelirleri, Gelir Vergisi, Basit Usulde Vergilendirme, Panel Veri Analizi, Nedensellik Analizi

BasitleştirmeGelir vergisiNedensel modeller+3
Burcu Soydan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıt dışı ekonomi ve emlak vergisi değeri ilişkisi: Gebze örneği

Emlak vergisi değerleri çoğunlukla gayrimenkullerin piyasa değerlerini yansıtmamaktadır. Dolayısıyla hesaplanan emlak vergileri, piyasa değerleri üzerinden hesaplanacak emlak vergilerinden daha düşük olmakta ve emlak vergisinde kayıplar yaşanmaktadır. Ayrıca gayrimenkul sermaye iratlarının vergilendirilmesi ve basit usulde vergilendirme gibi bir takım vergiler, emlak vergisi değerini emsal bedel olarak kabul ettiği için emlak vergisi değerinin gerçeği yansıtmaması bu vergi türlerinde de vergi kayıpları oluşturmaktadır. Emlak vergisi değerlerinin düşük olması, dar anlamda vergi kayıplarını ifade eden kayıt dışı ekonomiyi akla getirmekte ve bu yönüyle emlak vergisi değeri ve kayıt dışı ekonomi arasında bir ilişki ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada Gebze'den konut ve işyeri olarak toplamda 50 adet örnek alınmış, bu gayrimenkullerin toplam emlak vergisi değerleri 6.820.856,37 TL olurken aynı gayrimenkullerin piyasa değerleri toplamı 17.430.000,00 TL olmuştur. Piyasa değerleri toplamının emlak vergisi değerleri toplamından 2,5 kat daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Arsalar açısından bakıldığında ise, her mahalleden 5'er sokaktan alınan birer metrekare arsanın (toplam 50 metrekare) toplam emlak vergisi değeri 13.502,75 TL, toplam piyasa değeri ise 130.750,00 TL olmuştur. Piyasa değerleri toplamının emlak vergisi değerleri toplamından 9,68 kat daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kayıt Dışı Ekonomi, Emlak Vergisi, Pazar Değeri, Taşınmaz Değerleme

Emlak değerlemesiEmlak vergisiGayrimenkuller+4
İrfan Küpeli
Kütahya Dumlupınar University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Vergi Mevzuatı perspektifinden gayrimenkullerin değerlendirilmesi: Nitel bir inceleme

Gayrimenkul taşınması mümkün olmayan ev, arsa, arazi gibi mülklere verilen addır. Vergiler aracılığı ile devlete makroekonomik boyutlarda katkı sağlayan gayrimenkuller, sosyal ve kültürel alanlarda da aktif rol oynamaktadır. Çalışmada gayrimenkul kavramı Tapu Kanunu, Kadastro Kanunu, Kat Mülkiyet Kanunu, İmar Kanunu, Belediye Kanunu, Vergisi Usul Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu üzerinden incelenmiştir. Gayrimenkul kavramının ne olduğu, her bir kanun içerisinde yer alan gayrimenkul tanımları ile değerlendirilmiştir. Gayrimenkullerin mevzuattaki tanımları, anlamları, karşılıkları ve nelerle birlikte ele alındığı ortaya konulmuştur. Çalışmada gayrimenkuller sosyal ve ekonomik anlamda incelenmiş olup, yıllar itibari ile konut satım rakamları, gayrimenkulün kentleşme ve çevre boyutuna olan etkileri, gayrimenkullerin şehirlerin markalaşmasında oynadığı rol ve diğer sosyal etmenlere yer verilmiştir. Son olarak vergi mevzuatı içerisinde gayrimenkuller beş ana tema üzerinden incelenmiştir. Çalışmada elde edilen temalar gayrimenkullerin vergi mevzuatındaki anlamlarını ve işlevlerini ortaya koymaktadır. Gayrimenkullerin matrah olarak kullanılması, gayrimenkullerin vergilendirme usulünü belirlemedeki rolü, haciz takibinde gayrimenkullerin işlevi, asgari yaşamın tespitinde gayrimenkullerin konumu ve hukuki varlık olarak gayrimenkuller vergi mevzuatında taşınmazların kullanım alanlarını oluşturmaktadır.

Emlak vergisiGayrimenkul sermaye iradıGayrimenkuller+7
Deniz Sarıkaya
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan ekonomisinin dışa açılma süreci ve vergi sisteminde değişim

1991 yılında devlet bağımsızlığının restorasyonundan sonra Azerbaycan Cumhuriyeti egemen haklarını ekonomik alanda uygulamaya ve bağımsız politikalar uygulamaya başladı. Bu politikanın ana yönleri, çeşitli mülkiyet biçimlerine dayanan, piyasa ekonomisine geçiş ve dünya ekonomisine entegrasyon temelinde oluşturulan ekonomik sistemdir. Azerbaycan Cumhuriyeti devlet bağımsızlığını kazandıktan sonra dış ekonomik politikasının en önemli yönlerinden biri uluslararası finans, kredi ve ekonomik kurumlarla ilişkiler haline gelmiştir. Azerbaycan 1992 yılında İMF, Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası ve Asya Kalkınma Bankası üyelerine 1999 yılında kabul edildi. IMF ile Azerbaycan arasındaki işbirliği ilişkileri yapısal reform programı bağlamında kurulmuştur. İşbirliği ilişkilerinin ön değerlendirilmesinde, IMF'nin Azerbaycan'da uyguladığı programların ekonomik etkisi büyüktür. Bağımsızlığın restorasyonu sırasında, IMF'nin mali desteğiyle yapısal reform programı, iç ve dış dengenin dengelenmesine ve ekonomik istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmuştur. Azerbaycan'da maliye politikası dört temel üzerine kurulmuştur: vergi, harcama, borç ve diğerleri. Bu politika, ürettiği harcamalar yoluyla gelir artışını etkiliye ve topladığı vergiler yoluyla gelirdeki düşüşün etkisi fark edilebilir. Azerbaycan'ın mali politikası, devlet tarafından mali kaynakların birikimi ve kullanımı ile ilgili olarak uygulanan bir dizi önlemden oluşmaktadır. Azerbaycan devleti aynı zamanda devam etmekte olan finansal politikanın ana konusu haline geldi, perspektif için finansal gelişimin ana yönlerinin stratejisini, önümüzdeki dönemde yapılacak eylemlerin taktiklerini ve ekonomik hedeflere ulaşmanın yollarını belirledi.

AzerbaycanDışa açılmaEkonomi+6
Farıd Ibrahımkhalılov
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de gelir üzerinden alınan vergilerde uygulanan vergi harcamalarının vergilendirmenin mali amacı bakımından değerlendirilmesi

Vergi harcaması kavramı her ne kadar başta vergilerin tahsiline yönelik yapılan harcamaları çağrıştırsa da esasen çeşitli ekonomik, sosyal, mali ve idari amaçlarla belirli mükellef grupları için getirilen vergi ayrıcalıkları dolayısıyla devletin vazgeçtiği vergi gelirlerini ifade etmektedir. İlk kez ABD'li vergi hukukçusu Stanley Surrey tarafından ele alınan vergi harcaması kavramı zaman içerisinde ülkelerin ekonomik, sosyal ve mali amaçlarını gerçekleştirmede etkin bir rol oynayan vergi politikası aracı haline gelmiştir. 1960'larda ortaya çıkan vergi harcaması kavramı Türkiye'de ancak 2000'li yılların başlarında ele alınmaya başlanmıştır. ABD başta olmak üzere birçok ülkede vergi harcamalarına ilişkin raporlar hazırlanmaktadır. Bazı ülkelerde vergi harcama raporlarının hazırlanması yasal bir zorunluluk iken bazı ülkelerde ise yasal zorunluluk olmamasına rağmen vergi harcama raporu hazırlanmaktadır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun kabul edilmesiyle mali saydamlık ilkesi uyarınca 2006 yılından itibaren Türkiye'de gerçekleşen vergi harcamalarının raporlanması yasal bir zorunluluk haline gelmiştir. Kamu harcamalarının temel finansman kaynağı olan vergilerin uygulanmasında mali ve mali olmayan amaçlar gözetilmektedir. Vergi gelirlerinin kamu harcamalarını karşılama oranı vergilendirmenin mali amacı bakımından değerlendirilmesinde bir kıstas olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada Türkiye'de gelir üzerinden alınan vergilerde uygulanan vergi harcamalarının vergilendirmenin mali amacı üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Ayrıca Türkiye'nin diğer ülkeler karşısındaki durumunun anlaşılması için Türkiye ve seçilmiş OECD ülkelerinde gelir üzerinden alınan vergilerde uygulanan vergi harcamalarının GSYİH içerisindeki payı ile gelir üzerinden tahsil edilen vergi hasılatları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Kamu Harcaması, Vergi Harcaması, Gelir Üzerinden Alınan Vergiler, Vergilendirmenin Mali Amacı

Gelir vergisiGelir vergisiKamu harcamaları+5
Elyasa Aksoy
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kişisel gelir vergisinin gelir dağılımı üzerine etkileri

Gerek Türkiye'de gerekse dünya genelinde, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bakıldığında gelir dağılımı eşitsizliği görülmektedir. Türkiye'de hemen her dönem gelir dağılımındaki düzensizlik sorunu; uygulanan yanlış politikalar, ekonomik ve politik istikrarsızlık sebebiyle, üzerinde önemle durulması gereken bir sorun halini almıştır. Bu çalışmada gelir ve gelir dağılımı kavramları teorik olarak açıklanmaya çalışılmış, iktisat ve maliye biliminin önemli temsilcilerinin görüşlerine yer verilmiştir. Türkiye'deki kişisel gelir vergisinin gelir dağılımına etkileri incelenmiştir. Çalışmada Türkiye'deki gelir dağılımının eşit olmadığı, düşük gelirli nüfusun milli gelirden aldığı payın çok düşük, yüksek gelirli nüfusun ise aldığı payın çok yüksek olduğu görülmüştür. Gelir vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payının düşük olması ve gelir vergisinin önemli bir kısmının stopaj yoluyla ücretlilerden alınması gelir dağılımını olumsuz yönde etkilemiştir. Ayrıca, vergi gelirlerinin büyük bir bölümünün gelir dağılımına olumsuz etki eden dolaylı vergilerden karşılanması da vergi politikasının gelir dağılımına olumsuz yönde etki ettiğinin kanıtıdır.

Gelir dağılımıGelir dağılımı politikalarıGelir vergisi+2
Hande Karakaş
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kayıt dışı istihdamın gelir vergisi hasılatı üzerindeki etkisi

Kayıt dışı istihdam kavramı, çalışan bireylerin çalışmalarının ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi ile ortaya çıkan ve ülkelerin gelişmişlik seviyelerine bakılmaksızın tüm dünya ülkelerinde görülen bir sorundur. Ancak bu sorun gelişmekte olan ülkelerde yapısal bir soruna dönüşmüştür. Kayıt dışı istihdam sigortasız işçilerden onların ailelerine kadar bütün toplumu iktisadi, sosyal ve daha pek çok yönden olumsuz etkileyen bir olgudur. Aynı zamanda bildirilmeyen çalışmalar devletin sigorta primi ve vergi geliri kaybına uğramasına yol açmaktadır. Kayıt dışı ekonomi içerisinde önemli bir yere sahip olan kayıt dışı istihdam, hükümetlerin uygulamaya koyduğu politikalarla kamu idareleri tarafından azaltılmaya çalışılmaktadır. Kayıtlılığı teşvik etmeye yönelik politikaların kararlılıkla ve etkin bir şekilde yürütülmesi kayıt dışı çalışmayı azaltacaktır. Kayıt dışı istihdamın azalması beraberinde; devletin vergi geliri kaybını azaltacak, kamu harcamalarını artıracak, vergilendirmede adaleti sağlayacak, çalışanların hak kayıplarını önleyerek pek çok toplumsal sorunun çözümüne de olumlu katkıda bulunacaktır. Bu çalışmada Türkiye'de kayıt dışı istihdamın gelir vergisi hasılatı üzerindeki etkisi, 2006:M1-2017:M2 dönemi için analiz edilmiştir. Çalışmada serilerin durağanlığı ADF, PP ve KPSS birim kök testiyle analiz edilmiş, seriler arasındaki nedensellik ilişkisi Granger nedensellik testiyle incelenmiş ve modeldeki eşbütünleşme ilişkisi Engle-Granger testiyle kontrol edilmiştir. Uzun ve kısa dönem analizleri DOLS yöntemiyle gerçekleştirilmiş ve uzun dönem katsayıları tespit edilmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Gelir Vergisi, Kayıt Dışı Ekonomi, Kayıt Dışı İstihdam, Sigorta Primi, Vergi Hasılatı

Gelir vergisiKayıt dışı ekonomiKayıt dışı istihdam+3
Fatma Merve Yandık
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00

Related subjects