Laboratories

84 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi merkez laboratuvarında biyokimya parametrelerinde onay destek sisteminin kurulumu ve geliştirilmesi

Amaç: Onay destek sistemleri (ODS), laboratuvar test sonuçlarının belirlenen kriterler ölçüsünde değerlendirilmesi ve onaylanması için algoritmaları kullanan postanalitik bir süreç iyileştirme aracıdır. Çalışmamızda Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Merkez Laboratuvarında klinik biyokimya testleri için ara yazılım (LIOS) aracılığıyla ODS kurulumu, algoritmaların geliştirilmesi ve yazılımın değerlendirilerek ODS etkinliğinin arttırılması amaçlanmıştır. Yöntem: ODS algoritmaları tasarlanırken ara yazılım aracılığıyla 30 biyokimya testi için değerlendirme kriterleri tanımlanarak onay akış şeması oluşturuldu. Kuralların belirlendiği gibi çalıştığını doğrulamak amacıyla simülatör programda özel olarak üretilmiş 720 hasta sonucu ile kurallar test edilerek beklenen onay durumları elde edildi. Gerçek hasta verileri ile sistem değerlendirmesi için 01.06.2019-31.05.2020 tarihleri arasında çalışılan 194,520 rapor ve 2,025,948 test değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamızda test sonuçlarının %77.11-85.03'ü ODS ile onaylandı. Onaylanmayan testlerin en sık onaylanmama nedeninin %40.78 ile onay aralık kontrolü en az %0.09 anlamsız test sonucu olduğu görüldü. Manuel onay ile ODS değerlendirmeleri 7 farklı kullanıcı ve 328 rapor ile karşılaştırıldığında uyum oranları %79.27-88.11 arasında, κ katsayıları ise 0.387-0.629 arasındadır (p <0.001). Sonuç: Tasarladığımız algoritma modeli, klinik biyokimya testlerinde yüksek oranda otomatik onay yapılabileceğini göstererek manuel onaylanan test sonuçlarının sayısını önemli ölçüde azaltmıştır. Uyguladığımız ODS algoritmalarının, analitik ve preanalitik hata tespiti ile test sonuçlarının daha tutarlı bir şekilde gözden geçirilmesini sağladığı düşüncesindeyiz. Anahtar Kelimeler: onay destek sistemleri, biyokimya, klinik laboratuvar

AlgoritmalarBiyokimyaBiyokimyasal özellikler+6
Bahar Ünlü Gül
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Klinik biyokimya analitlerine ait referans aralıkların numune kabul zamanına göre indirekt yöntemle tespiti

Klinik laboratuvar testlerine ait referans aralıkların eldesi her klinik laboratuvarın tek başına üstesinden geleceği bir iş değildir. Direkt örnekleme yönteminin zorluğu, yüksek maliyeti ve bazen mümkün olamaması sebeplerinden dolayı indirekt yolla referans aralık tespiti rağbet görmektedir.Bu çalışma 01.01.2009 - 01.01.2010 tarihleri arasında laboratuvarımıza gelen hasta numunelerinin toplam 14 analitin sonuçlarından oluşan verinin laboratuar bilgi sisteminden transferi yoluyla referans aralıkların indirekt ve aposteriori şekilde tespit edildiği bir çalışmadır. Nihai manada referans aralık tespiti özel manada ise numune kabul zamanına göre referans aralık tespitinin yapıldığı çalışmamız indirekt örnekleme yoluyla referans aralıkları belirleme çalışmaları arasında numune kabul zamanını alt gruplandırma faktörü olarak kabul eden bir çalışmadır. Çalışmamıza dahil edilen toplam 14 analitin 7'si diurnal ritim göstermektedir. 14 analit içinde serum demir, TSH, total kalsiyum, inorganik fosfor, prolaktin ve total kortizol analitleri için kan alma zamanları arasında anlamlı farklılıklar tespit edildi (p<0,05). Bu analitlerden serum total kalsiyum analiti hariç diğer 5 analitin her birisi için belirli kan alma zamanlarına özel referans aralıklar tespit edildi. Her bir analit için elde ettiğimiz referans aralıkları direkt yöntem, indirekt yöntem, referans kitaplardan transfer ve kit prospektüslerden transfer yoluyla elde edilen referans aralıklarla ilgili analitin referans değişim değerlerine (RCV) göre kıyasladık. Kıyaslama sonucunda çoğu durumda indirekt yöntem referans aralıklarımız diğer yöntemlerin referans aralıklarından anlamlı olarak farklı olduğunu gördük. Ancak serum TSH, total kalsiyum, inorganik fosfor, PTH, folat, için tespit ettiğimiz referans aralıklarla diğer yöntem referans aralıkları arasında anlamlı fark görülmemiştir. Kit prospektüs ve referans kitaplardan transfer yöntemleriyle elde edilen referans aralıkların her bir analit için referans alınamayacağını ortaya koyan çalışmamız referans aralığı etkileyen preanalitik aşama faktörlerin önemini vurgulamıştır.Çalışmada uyguladığımız indirekt örnekleme yöntemi, tamamlayıcı ve doğrulayıcı bir yöntemdir. Referans aralığı verilmemişse veya verilen rakamlar yeterli bulunmazsa hastane analiz kayıtları kullanılarak normal değerler elde edilebilir. Ancak, direkt örnekleme yönteminin yerine geçecek bir yöntem değildir. Gelecekte bu yöntemin özellikle uç değer analizi ve alt gruplandırma olmak üzere tüm aşamalarıyla daha standart hale getirilmesi gerektiği şüphesiz klinik laboratuvarlar için önemlidir.

BiyokimyaBiyolojik analizKliniksel laboratuvar teknikleri+4
Mehmet Güngör
İnönü University
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

İki bin yirmi bir yılında Gaziantep adli toksikoloji laboratuvarı'na gönderilen narkotik olgularda yeni psikoaktif maddelerin analizi

Yeni Psikoaktif maddeler (NPS) Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi tarafından "saf halde veya preparat formunda suistimal edilen, Uyuşturucu İlaçlara ait Sözleşme (1961) veya Psikotrop Maddeler Sözleşmesi (1971) tarafından kontrol edilmeyen, fakat halk sağlığı açısından tehdit oluşturan maddeler" olarak tanımlamıştır. "Yeni" terimi maddenin yeni sentezlenmiş olması gerekliliğini değil, yıllar önce sentezlenmiş olsa da, maddenin piyasaya yakın zamanda sürülmüş olmasını ifade eder. NPS olarak sınıflandırılan çok sayıda madde olması, bu maddelerin uyuşturucu piyasasına giriş ve çıkışının hızlı olması, kullanıcıların maddelerin içeriği konusunda yanlış bilgi sahibi olması veya maddenin içeriği konusunda hiç bilgisinin olmaması, değişken ve sıklıkla bilinmeyen potense sahip olmaları gibi etkileri ve riskleri göz önüne alındığında büyük bir tehlike arz etmektedirler. Çalışmamızda uyuşturucu/uyarıcı madde tetkiki için savcılık veya mahkemelerce kolluk kuvvetleri aracılığıyla Gaziantep Üniversitesi Adli Toksikoloji laboratuvarımıza gönderilen 250 katılımcının idrar ve kan örneklerinden sıvı kromotografi ardışık kütle spektrometrisi (LC/MS/MS) cihazında yapılacak kantitatif analizle NPS olarak kabul edilen 5F-EMB PICA, MDMB-4-en PINACA, İsotonitazen, 3-Floroamfetamin, 2-Metilamfetamin, Flualprazolam maddelerinin 2021 yılında toplam 3 aylık süredeki kullanım sıklığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu analiz dışında kullanıcılara uyuşturucu kullanım alışkanlıklarıyla ilgili sorular içeren bir anket uygulanmıştır. Çalışmaya katılan gönüllülerin % 94'ünün erkek, yaş ortalamasının 28,2 ± 6,37, madde kullanımına başlama yaşlarının ortalamasının 19,51 ± 7,25, yıl bazında madde kullanım sürelerinin 6,34 ± 5,77 olduğu tespit edilmiştir. 250 gönüllünün % 18,4'ünde MDMB-4-en PINACA maddesi tespit edilmiş, çalışma kapsamındaki diğer NPS grubu maddelere rastlanmamıştır. Tüm idrar örneklerinin % 18, kan örneklerinin % 12,4'ünde MDMB-4-en PINACA tespit edilmiştir. Literatürde hakkında fazla bilgi bulunmayan MDMB-4-en PINACA maddesinin kısa bir zaman diliminde de olsa bölgemizdeki kullanım sıklığını belirlemesi açısından önemli olduğunu düşünmekteyiz. Bu maddenin, toksikolojik inceleme yapan laboratuvarların sistematiklerine eklenmesi gerektiğine inanmaktayız.

Adli toksikolojiGaziantepKromatografi-sıvı+5
Mustafa Uğur Şaştım
Gaziantep University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Akut bronşiolit vakalarında laboratuvar bulguları ile tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi

Bronşiolit, özellikle iki yaş altındaki çocuklarda çoğunlukla viral etkenlerin neden olduğu, hızlı solunum, göğüste retraksiyonlar ve hışıltılı solunum (wheezing) ile karakterize, bronşiollerin inflamasyonu ile seyreden klinik bir tablodur. Akut bronşiolitin temel tedavisi destekleyici tedavi olup, hastanın hidrasyonunun ve oksijenizasyonunun düzenlenmesi ve komplikasyonlar açısından yakından izlenmesini içerir. Hastaneye yatışı gerektirebilmesi, semptomların bazen haftalarca devam etmesi, beslenme problemlerine yol açması, sekonder bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlaması gibi yüksek morbidite nedenleri hastalığın önemini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada Ekim 2013 ve Mart 2014 tarihleri arasında öksürük, hırıltı, dispne şikayetleri ile acil servisimize başvurup akut bronşiolit tanısı ile tedavi edilen 85 hastada laboratuvar bulguları ile tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Olguların lökosit sayısına göre dağılımında 75 (%88) olguda lökosit sayısı normal bulunurken 10 (%12) olguda ise lökositoz tesbit edildi. Lenfosit sayılarına göre dağılımında ise hastaların 56 (%66)'sında lenfositoz yokken 29 (%34)'unda ise lenfositoz tesbit. CRP (C-Reaktif Protein) değerlerine göre dağılımında ise CRP 43 (%51) olguda pozitif bulunurken 42 (%49) olguda ise negatif bulundu. Lökositozu olanlar ve olmayanlar, lenfositozu olanlar ve olmayanlar ile CRP'si pozitif ve negatif olanlar arasında karşılaştırma yapılınca tedavi öncesi hastalık skoru, DSS (dakika solunum sayısı), KTA (kalp tepe atımı) ve SaO2 (oksijen saturasyonu) değerleri ile tedavi sonrası hastalık skoru, DSS, KTA ve SaO2 değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Sonuç olarak hafif ve orta akut bronşiolit vakalarındaki solunumsal olarak ortaya çıkan hipoksinin tedaviye olan yanıtının değerlendirilmesinde lökositozu olanlar ile olmayanlar, lenfositozu olanlar ile olmayanlar ve CRP'si pozitif ile negatif olanlar arasında anlamlı bir fark yoktur.

Akciğer hastalıklarıBronşiyal hastalıklarBronşiyolit+4
Mehmet Küçükkoç
Bezmialem Vakıf University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Klinik laboratuvarlarda kalite yönetimi: Altı sigma protokolünün uygulanması

Klinik laboratuvarların hastalıkların tanı ve tadavisinde önemli rolleri bulunmaktadır. Bu nedenle laboratuvar test sonuçları, insan sağlığını direk olarak etkilemektedir. Laboratuvar test sonuçlarının doğruluğu, testlerin belirtilen sürede sonuçlandırılarak raporlanması kalite standartları açısından oldukça önemlidir. Laboratuvarın bu standart hedeflerine ulaşmasına engel olan, laboratuvar içinde ve dışında çeşitli faktörler bulunmaktadır. Bu faktörler laboratuvar için hata kaynaklarını oluşturmaktadır. Laboratuvar hataları preanalitik, analitik ve postanalitik evrelere ayrılarak incelenmektedir. En çok preanalitik evre hataları klinik laboratuvarın verdiği hizmetleri etkileme potansiyeline sahiptir. Bunu postanalitik ve analitik evre hataları izlemektedirAltı sigma uygulaması ile herhangi bir süreçte hedeflenen değerlerden sapmanın derecesi sayısal olarak ölçülebilir hale getirilmektedir. Hata görülme sıklığı ?milyondaki hata sayısı? olarak ifade edilmektedir. Sigma değeri arttıkça hata sayısı azalır, azaldığında ise hata sayısı artmaktadır.Gereç ve Yöntemler: Bu tez çalışmasında; Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Merkez Laboratuvarı'nda oluşan hataların sınıflandırılması, nedenlerinin araştırılması ve yöntem performanslarının değerlendirilmesi için ?Altı Sigma Protokolü? uygulanmıştır. Evrensel standartlarda çalışabilmek için hataların kaynağı ve sıklığının analizi yapılarak öncelikle mevcut durum tespit edilmiştir. Oluşan hataların saptanması ve sınıflandırılması sonucunda, en çok etkilenen süreçlerden başlanarak, düzeltici faaliyetler planlanmıştır.Bulgular: Bu çalışma, hasta sağlığına olumsuz yansıyabilecek hataların giderilmesine, uygun internal kalite kontrol kurallarının seçilmesine olanak sağlamıştır. Tekrar örneklerin azaltılmasına bağlı olarak hastane bütçesine sağlanan katkı ortaya konulmuştur. Ayrıca 2006-2007 yılları laboratuvar bütçesinde, genel bütçe uygulama talimatında gerçekleşen düşüşe rağmen, laboratuvar karlılığının 2,5 kattan 3,09 kata ulaştığı hasaplanmıştır.Sonuç: Böylece, düzeltici faaliyetler ve alınan önlemler doğrultusunda kaliteli hizmetin bir maliyeti olmasına karşın kalitesizlik maliyetleri azaltılarak hastane bütçesine pozitif katkı sağlandığı gösterilmiştir. Laboratuvar performansının evrensel ölçütlerde hesaplanarak, dünyadaki diğer klinik laboratuvarlar ile performans karşılaştırması da yapılmıştır.

Altı sigma yöntemiKaliteKalite yönetimi+3
Gülçin Dağlıoğlu
Çukurova University
2009
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Moleküler laboratuvarda kalite kontrol ve akreditasyona ön hazırlıkta yapılan iyileştirme çalışmaları

Amaç: Moleküler genetik testlerin klinik tanıyı belirlemede önemli katkıları bulunmaktadır. Bu testleri yapan moleküler genetik tanı laboratuvarlarının sayısının her geçen gün artması ve bu alandaki teknolojik gelişmeler, ilk gereksinimi ve kullanımı endüstriyel alanda ortaya çıkan, sonrasında sağlık hizmetlerinde ve bunun önemli bir parçası olan tıbbi laboratuvarlarda da uygulanması yaygınlaşan toplam kalite yönetimi ve kalite standartlarının moleküler ve genetik tanı laboratuvarlarında kullanımını gerekli hale getirmiştir. Moleküler testler klinik tanının neredeyse vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bu nedenle verilen test sonuçlarında hata yapmamak ve güvenilir sonuçlar vermek moleküler genetik tanı laboratuvarlarının vazgeçilmez politikası olmalıdır. Bu politikayı gerçekleştirmek ve geçerliliği her yerde aynı olan test sonuçları verebilmek için bir takım kalite standartlarının yerine getirilmesi zorunludur. Akreditasyon da bunu gerçekleştirmede önemli bir araçtır.Bu çalışmadaki amacımız, 1992 yılından beri hizmet vermekte olan Moleküler ve Biyokimyasal Genetik Tanı İstasyonumuzun akreditasyon standartları uyarınca şu anki durumunu ve eksikliklerini tespit edebilmekti. Yapılan tespit sonrasında standartların gerektirdiği şekilde belgeleri hazırlamaya yönelik bir ön çalışma yapmak ve bir moleküler genetik tanı laboratuvarının akreditasyonu konusunda ön bilgiler verebilmekti.Gereç ve Yöntemler: Bu tez çalışmasında, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı'na bağlı hizmet veren Moleküler ve Biyokimyasal Genetik Tanı İstasyonu'nda, akreditasyona ön hazırlık kapsamında ISO 15189 ve JCI standartlarının öngördüğü şekilde, öncelikle mevcut durum tespit edilmiş, sonra belirlenen eksikliklere göre belgelendirme çalışmaları yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.Bulgular: Bu çalışmayla, iş-akış şeması hazırlanarak, işleyiş süreci belirlenmiş, anket çalışması yapılarak da hizmet süreci hakkında laboratuvar çalışanlarının ve prenatal tanı ailelerinin görüşleri alınmıştır. Sonrasında laboratuvar el kitabı hazırlanarak laboratuvarın yapısı ve çalışma süreci, prenatal tanı işleyiş kılavuzu ile prenatal tanı hizmetinin kapsamı ve örnek prosedür, talimat ve formlar aracılığıyla da laboratuvar çalışmalarının belgelendirilmesi sağlanmıştır.Sonuç: Yapılan bu ön çalışma ile moleküler tanı laboratuvarının akreditasyon süreci için eksikliklerinin tespit edilmesine ve buna yönelik bir takım düzeltici faaliyetler açısından ön hazırlıklar ve öneriler yapılmasına çalışılmıştır. İleri dönemde akreditasyon için hazırlık yapmak isteyenlere örnek olabilmesi yönünden örnek prosedür, talimat ve formlar hazırlanarak bu konuda fikir verici ve öncü olunmaya çalışılmıştır.Anahtar Sözcükler: moleküler laboratuvar, kalite kontrol, akreditasyon, belgelendirme

AkreditasyonBelgelerKalite kontrol+3
Asuman Eraslan
Çukurova University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Protrombin zamanı (PT), aktive parsiyel tromboplastin zamanı (APTT), fibrinojen testlerine hemolizin etkisi

Amaç: Laboratuvar testlerinde; hemoliz laboratuvar tıbbının en yaygın sorunlarındandır. Hemoliz, eritrosit zarlarının parçalanmasıyla, içlerinde bulunan hemoglobini çevreleyen sıvıya (plazma veya serum, kan alma tüpünün türüne bağlı olarak) salınmasıdır. Hemoliz görüntü olarak, içindeki hemoglobinden dolayı şeffaftan kırmızı renge dönen plazma sıvısı şeklindedir. Bu çalışmada PT, aPTT ve Fibrinojen testlerinin hemolizden nasıl etkilendikleri tespit edilmeye çalışıldı. Metot: Sağlıklı, gönüllü 30 bireyden sitratlı tüplere kan alındı. Alınan kanlar 4 ependorf tüpe ayrıştırıldı. İlk tüpe hiçbir işlem uygulanmadı. Diğer tüplere ince iğne ucuyla belirli sayılarda aspirasyon yapılarak o tüplerde hemoliz oluşumu sağlandı. Tüplerin her birinin önce hemoliz indeksleri ölçüldü, daha sonra koagülasyon cihazında PT, aPTT ve Fibrinojen testleri ölçüldü. Hemoliz indeksi için eşik değerler hesaplandı. Bulgular: PT ve fibrinojen testlerinde hemoliz indeksi eşik değeri >1996, aPTT için eşik değeri >405 olarak tespit edildi. Sonuç: Elde ettiğimiz bu değerler PT ve fibrinojen için kit üreticisinin belirtmiş olduğu değerlerden daha yüksek, aPTT için ise yakın bir değer olduğu bulundu.

FibrinojenHemolizLaboratuvar teknikleri+3
Emine Erciyas
Yozgat Bozok University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fen laboratuvarı konulu tezlerin sistematik literatür incelemesi

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de eğitim ve öğretim alanında gerçekleştirilen fen laboratuvarı konulu tezleri incelemek, bu tezlerin nasıl bir eğilim gösterdiğini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda YÖKTEZ veri tabanından yapılan tarama sonucu ulaşılan 141 lisansüstü tez incelenmiştir. Ele alınan tezler "Tez İnceleme Formu" kullanılarak yıl, araştırma düzeyi, yayın yeri, alan, örneklem seviyesi, örneklem büyüklüğü, örnekleme yöntemi, yöntem, öğretim yöntem ve teknikleri, ölçme araçları ve veri analizi teknikleri bakımından incelenmiştir. Elde edilen veriler frekansa dayalı yorumlanmış, tablo ve grafikler oluşturulmuştur. Araştırmanın geçerliğini sağlamak amacıyla, araştırma sonuçlarının doğruluğu, uzman bir öğretim elemanının görüşü ile kontrol edilmiştir. Bu sayede araştırmanın kapsam geçerliği sağlanmıştır. Güvenirliği belirlemek amacıyla kodlayıcılar arası güvenirlik=(uzlaşılan çalışma sayısı/toplam çalışma sayısı)×100 formülü ile hesaplanmıştır. Araştırmacılar arasındaki uyum % 87 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak eğitim ve öğretim alanında yapılan fen laboratuvarı konulu tezlerin 2005 yılından sonra artış gösterdiği, büyük bir bölümü yüksek lisans tezi olduğu görülmüştür. En fazla tez Gazi Üniversitesinde yapılmıştır. Öğretim kademesi olarak üniversite öğrencileri üzerinde yapılan ve nicel desende yürütülen tez çalışmaları daha fazladır. İncelenen lisansüstü tezlerin örneklem büyüklüğü en fazla 51-100 arasında değişmekte olup rastgele örnekleme tekniği kullanılmıştır. T-testi veri analizinde en fazla kullanılan teknik olmuştur. Alan olarak en fazla fen laboratuvarı dersinde araştırma yapılmış ve argümantasyon tabanlı bilim öğrenme yaklaşımı kullanılmıştır. İncelenen lisansüstü tezlerde veri toplama aracı olarak en fazla başarı, bilimsel süreç becerileri ve tutum ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen bu sonuçlardan yola çıkılarak önerilerde bulunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Fen Laboratuvarı, Sistematik Literatür İncelemesi, Fen Eğitimi, Lisansüstü Tez

Betimsel analizFen bilgisi eğitimiLaboratuvarlar+5
Mert Gültekin
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessEN

The prevalances and patient characteristics of primary immunodeficiency diseases

Objective: In this study, we aimed to record demographic features and laboratory resulth of patients with primary immunodeficiency who are followed by Çukurova University Medicine Faculty Hospital Pediatric Department of Pediatric Immunology and Allergy. Material and Method: In this study, 192 children with primary immunodeficiency who admitted to Çukurova University Medicine Faculty Hospital Pediatric Department of Pediatric Immunology and Allergy since june 2014 were evaluated retrospectively. The study protocol was approved by the Medical Ethics Committee of the Çukurova University Medicine Faculty and used ESID (The European Society for Immunodeficiencies) and IUIS (The International Union of Immunological Societies) criteria. We recorded patients'demographic features like age, gender, the age of symptoms, the age at diagnosis, clinical features, family history and laboratory results. At the same time we recorded consanguinity, is there another person who has primary immunodeficiency desease in family, is there dead person with primary immunodeficiency desease in family, clinical manifestations. Laboratory analyses included complete blood count, peripheral blood smear, measurement of serum immunoglobulins, lymphocyte proliferation test, absolute lymphocyte count, absolute neutrophil count, radiologic abnormality, treatment, prognosis. CT or HRCT scaned to the patient who recurrent respiratory system infection. Analyses included delayed cutaneous hypersensitivity, spesific IgE and skin prick test results. Results: The average age at diagnosis was 56.6 months and differed between 1 and 192 months. 114 (%59,4) of the patients were boys and 78 (%40,6) were girls. 42 (%21,9) of the patients from rural, 150 (%78,1) ) of the patients from urban. %33.3 of patients (n:64) had the most common immunodeficiency due to antibody deficiency. The ratios of the other immunodeficiencies were severe combined immunodeficiency % 16,1 (n:31), other welldefined immunodeficiency syndromes %30,7 (n:59), regulation defects of immun system %1 (n:2), defects of phagocytic system %15,1 (n:29), defects in innate immunity %3,6(n:7). %22,9 of patients (n:44) had the most common subgroup of immunodeficiency due to ataxia telangiectasia. Parental consanguinity ratio of our patients was %9,8 (n:19). The most common parental consanguinity severe congenital neutropenia, Ig A deficiency at least. The most common clinical manifestation recurrent respiratory system infection in %38,5, The most common symptoms gait disturbance in %21. Conclusion: Promoting the awareness of PID among the medical professionals and the general public is required if premature death and serious morbidity occurs due to late diagnosis of the wider spectrum of PID are to be avoided. Key words: Primary immunodeficiency, Laboratory, Demographic Features.

DemographyLaboratoriesImmun deficiency+1
Melda Mercan
Çukurova University
2015
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Toplam test sürecinde kalite indikatörlerinin değerlendirilmesi

Amaç: Toplam test sürecinde oluşan hataların tanımlanması ve ölçülmesi, test sonuçlarının güvenliği için kritik önem taşımaktadır. Bu amaçla kalite indikatörleri ve altı sigma yaklaşımı kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı Model Kalite İndikatörlerini kullanılarak toplam test sürecinin ulusal ve uluslararası çaptaki laboratuvarla karşılaştırılması, tespit edilen hataların giderilmesi için düzeltici-önleyici faaliyetlerin belirlenmesidir. Gereç ve Yöntemler: Laboratuvarımızın Ekim 2018-Mart 2019 tarihleri arasındaki toplam test süreci Model Kalite İndikatörleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Öncelik 1 skoruna ait 34 adet kalite indikatöründen 23 tanesine katılım sağlanmıştır. Veriler LBYS' den retrospektif olarak elde edilmiştir. Sonuçlar kalite indikatörleri için belirlenen kriterler ve formüller kullanılarak hesaplanmıştır. Yüzde oran olarak ifade edilen kalite indikatörlerinin sigma dönüşümü yapılmış ve sonuç verme sürelerinin 90. persentil değerleri hesaplanmıştır. Bulgular: Sonuçlar katılımcı laboratuvar verileriyle karşılaştırıldığında pre-analitik ve analitik kalite indikatörlerinin çoğunlukla ortalamadan düşük sigma değerlerine, post-analitik kalite indikatörlerinin ise ortalama sigma değerlerinden daha yüksek sigma değerlerine sahip olduğu görülmüştür. Sonuç verme süresinin ölçüldüğü post-analitik kalite indikatörlerinde 90. persentil değerleri, katılımcı laboratuvarların 90. persentil değerlerinden daha kısa olarak tespit edilmiştir. Sonuçlar: Laboratuvarımız post-analitik süreçte yüksek performans göstermiştir. Pre-analitik ve analitik süreçlerin iyileştirilmeye ihtiyacı vardır. Bu amaçla test istemi ve numune alma eğitimleri verilmelidir. Model kalite indikatör programları ile entegre edilmiş laboratuvar bilgi yönetim sistemleri tasarlanmalıdır. Daha objektif sonuçları elde edilmesi için programa katılım teşvik edilerek katılımcı sayısı arttırılmalıdır. Kalite indikatör tanımları ve değerlerin hesaplanmasında yeni yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Katılımcılardan alınacak geri bildirimler ile Model kalite indikatörleri programı geliştirilmeli ve güncellenmelidir. Anahtar sözcükler: Model Kalite İndikatörleri, Toplam Test Süreci, Laboratuvar Hataları

KaliteKalite modelleriKalite özellikleri+4
Habib Özdemir
Manisa Celal Bayar University
2019
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Laboratuvar kalite süreçlerinde proaktif risk yönetimi uygulamalarının toplam laboratuvar hataları üzerine etkisi

Amaç: Sağlık kurumlarına başvuran hastaların %85'inden laboratuvar tetkiki istenmektedir ve hastalara uygulanacak olan tedavi çoğunlukla laboratuvar testlerinin sonuçları ile planlanmaktadır. Laboratuvar hataları, hasta ve yakınları için çok trajik sonuçlara neden olabilmektedir. Otomotiv, havacılık ve savunma gibi alanlarda kullanılan proaktif risk yönetimi günümüzde sağlık kurumlarında da kullanılmaya başlanmış ve hasta güvenliği odaklı çalışan kurumların güvenirliğinin sağlanmasında önemli bir araç olmuştur. Proaktif Risk Yönetiminin en çok odaklandığı nokta hataların henüz oluşmadan tanımlanması ve engellenmesidir. Proaktif Risk Yönetimi, hatanın nasıl meydana geldiğini analiz eden ve bu hataların sebeplerine yönelik değişime ihtiyaç duyan basamakları tanımlayan sistematik bir yöntemdir. Ayrıca bu yöntem riskleri önceliklendirmede yardımcı olur. Kalite yönetim sistemlerinde "risk temelli proses yaklaşımı" laboratuvarlarda hasta güvenliği, çalışan güvenliği ve maliyet-etkin yönetimin sağlanabilmesi için esastır. Çalışmamızda Proaktif Risk Yönetimi yönteminin sağlık kurumlarında kritik önemi olan hasta güvenliği üzerine katkısı değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Merkez Laboratuvarında kalite süreçlerinde proaktif risk yönetimi uygulamalarının toplam laboratuvar hataları üzerine etkisi araştırılmıştır. Proaktif risk metodu olarak Hata Türü ve Etkileri Analizi (FMEA) uygun görülmüş ve biyokimya laboratuvarında toplam test sürecine uygulanmıştır. Bulgular: Bu çalışma, hasta sağlığına olumsuz yansıyabilecek laboratuvar hatalarının engellenmesine yardımcı olmuştur. Tüm laboratuvar süreci incelenmiş ve süreçlerde toplam 35 olası hata belirlenmiştir. Hataların 12'si örnek toplama ile ilgili, 6'sı taşıma ve numune kabul ile ilgili, 8'i cihaz ile ilgili, 3'ü reaktif ile ilgili, 4'ü sonuç raporu ile ilgili ve 2'si çalışan kaynaklı hata nedenleri olduğu belirlenmiş ve yüksek riskli olası hatalara iyileştirmeler uygulanmış ve %59 oranında iyileşme öngörülmüştür. Sonuç: Hata Türü ve Etkileri Analizi (FMEA) hataların tespiti ve önceliklendirilmesi ve hatanın engellenmesi için kullanılan bir yöntemdir ve laboratuvarlarda kullanımı toplam test sürecindeki hataları en aza indirme konusunda yardımcı olmuştur. Yöntem hataları tespit etme ve engelleme konusunda başka yöntemler ile karşılaştırıldığında, sade, kolay kullanım ve maliyet etkinliği sayesinde önemli avantajları ile öne çıkmaktadır. Hata Türü ve Etkileri Analizinin (FMEA) laboratuvarda uygulanması gerek hasta gerekse çalışan güvenliğinin sağlanmasına yardımcı olmuştur.

KaliteKalite geliştirmeLaboratuvar çalışmaları+2
Mehmet Emin Kutlu
Çukurova University
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Laboratuvar otomasyon sisteminin sonuç verme süresine etkisinin incelenmesi

Laboratuvar Otomasyon Sisteminin Sonuç Verme Süresine Etkisinin İncelenmesi Amaç: Test istek sonuç süreleri (TAT: Turnaround Time), toplam laboratuvar performansının anahtar göstergelerinden biridir. Çalışmamızın amacı, total laboratuvar otomasyonu (TLA) kurulumundan sonra (Ekim-Aralık 2016) Hafsa Sultan Hastanesi Merkez Laboratuvarının laboratuvar içi TAT'ını değerlendirmek ve pre-TLA dönemi (Ekim-Aralık 2015) ile karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Laboratuvar içi TAT, mean IR-TAT ve aykırı değer yüzdeleri (OP-TAT) kullanılarak değerlendirildi. Değerlendirme için farklı ölçüm yöntemleri temsil eden yedi test Albumin, Alanin Aminotransferaz (ALT), Üre, Potasyum, Beta Human Koryonik Gonodotropin (β-hCG), Troponin I, Tiroid Stimulan Hormonu (TSH) seçildi. Rutin, acil ve stat istemleri ayrı ayrı değerlendirildi. İstatistiksel analiz, OpenEpi programında t testi kullanılarak gerçekleştirildi. Bulgular: Post-TLA döneminde rutin Albumin, ALT, Üre, Potasyum, β-hCG, Troponin I ve TSH testlerinde mean IR-TAT; sırasıyla 105.6, 105, 104.4, 104.5, 122.8, 112.5 ve 133.6 dakika olarak belirlendi. Pre-TLA dönemine göre β-hCG, Troponin I ve TSH testlerinde mean IR-TAT ve OP-TAT değerlerinde artma, diğer dört testte ise azalma tespit edildi. Acil testler için, post-TLA döneminde mean IR-TAT sırasıyla 64.9, 62.8, 62.7, 61.2, 68.7, 50.4 ve 75.8 dakika idi. Acil örneklerde tüm mean IR-TAT değerlerinde artma saptandı. Beklenmedik acil test hacim artışının da (%32.8) bunda etkisi oldu. Düzeltici faaliyet olarak acil servise stat test paneli açıldı ve troponin I testi için numune türü serumdan lityum heparinli plazmaya dönüştürüldü. Temmuz-Eylül 2017 döneminde Albümin, ALT, Üre, Potasyum, β-hCG ve Troponin I stat testleri için mean IR-TAT; sırasıyla 38.8, 38.1, 38, 38.1, 61.2 ve 41.9 dakika olarak saptandı, 60. dakikalarda aykırı değerler incelendiğinde β-hCG dışında tümü <%10 olarak bulundu. Acil testler için aykırı değerler ancak 180. dakikada tümü için <%10 olarak bulundu. Sonuç: TLA, büyük miktarda numunenin verimli bir şekilde yönetilmesine yardımcı olur. Bununla birlikte, acil numunelerdeki uzun IR-TAT değerleri, stat uygulaması, manuel santrifüj, farklı cihaz kullanımı ve örnek türünün değiştirilmesi gibi adım adım düzeltici stratejiler IR-TAT iyileştirmesiyle sonuçlandı.

Hizmet süreçleriKullanıcı otomasyonuLaboratuvarlar+5
Raziye Yıldız
Manisa Celal Bayar University
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of the burden of blood and urine culture contaminations to the microbiology laboratory and sample rejection rates

Errors in the preanalytical process cause the rejection of the samples from the beginning of the test request to the acceptance of the samples in the laboratory. Due to the difficulty of standardization and the fact that a large part of the test errors occur in the pre-analysis process, it is of great importance to eliminate errors in the preanalytic stage. The undesirable effect of the prenatal process in the Microbiology Laboratory is contamination. Contamination leads to cost and time loss in health services, delays the creation of treatment options for patients, and causes time loss for health workers. In our study, the effects of contamination rates in blood and urine cultures on the laboratory were evaluated in terms of cost and time; our sample rejection rates were calculated. In addition, it is aimed to guide the corrective and preventive actions that can be taken to reduce contamination rates. From the data system of our hospital, the total number of samples sent to the Medical Microbiology Laboratory, the number of rejected samples without being evaluated, the number of samples evaluated as blood culture and urine culture contamination were obtained. Differences in results by years, clinics to which samples were sent, and gender were analyzed. January January Dec 1, 2019 – January 1, 2022, a total of 821236 samples were sent to the Medical Microbiology Laboratory of the Faculty of Medicine of the University of Duzce, and 11905 of them (%1,45) were rejected without being evaluated. The most common reason for rejection was determined as an inappropriate sample. A total of 43606 urine culture samples were sent, and 11223 (%25,7) samples resulted in contamination. It was found that the contamination rate in urine culture was higher in women than in men, while in the pediatric emergency department (%38,1) it was higher than in other departments. A total of 13397 blood samples were sent in a menstrual blood culture bottle. Of these patient samples, 916 (%6,8) samples resulted in contamination. It was found that the contamination rate was higher in emergency departments (%9,1) than in other departments. The cost of blood and urine culture samples resulting in contamination has been calculated as a total of 51700 TL. Laboratory employees had to spend 506 hours for contaminated samples. In order to prevent contaminations and sample rejection, it is thought that the "correct sample collection and transfer" trainings, which are carried out with appropriate frequency in our hospital, should be increased in sections with high contamination and rejection rates.

BloodBlood cultureLaboratory studies+4
Bilge Nurdan Güngör
Düzce University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim biyoloji dersinde biyoteknoloji konusunun laboratuvar destekli anlatılmasının öğrencilerin başarısı üzerine etkisi

Bu çalışma, `Biyoteknoloji' konusunun laboratuvar destekli olarak anlatılmasının 11. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada öğrencilerin akademik başarılarını ölçebilmek için akademik başarı testi uygulanmıştır.Araştırmada, 2011-2012 öğretim yılı ikinci döneminde Ankara İli, Çankaya İlçesi, Gazi Üniversitesi Vakfı Özel Fen ve Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencilerinden random yoluyla seçilen öğrencilerden deney grubu ve kontrol grubu oluşturulmuştur.Araştırmada, deneysel yöntem kullanılmıştır. Deneysel araştırma yönteminin, eşit ön test?son test kontrol gruplu deseni kullanılmıştır. Araştırma öğrenci sayısı açısından denk iki grupta, deney grubu (n=12) ve kontrol grubu (n=12); toplam 24 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Deney grubuna beş hafta boyunca biyoteknoloji konusu laboratuvar destekli olarak anlatılmıştır. Kontrol grubunda ise beş hafta boyunca biyoteknoloji konusu geleneksel öğrenme yaklaşımına göre işlenmiştir. Araştırmada, niceliksel araştırma veri analizi yöntemi kullanılmıştır.Araştırmaya katılan gruplara, akademik başarı testi ön test ve eğitim sonrası son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde ortalamalar arasındaki farkları ortaya koymak amacıyla `t-testi' kullanılmıştır. İstatistiksel işlemler SPSS 17.0 programında yapılmıştır. Elde edilen verilerin anlamlı olup olmadıkları .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Araştırma sonucunda biyoteknoloji konusunda labaratuar destekli anlatımın uygulandığı deney grubu öğrencileri ile geleneksel öğrenme yaklaşımının uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin denel işlem sonrasında akademik başarıları arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Laboratuvar Destekli Eğitim, Geleneksel Eğitim Yaklaşımı, Biyoloji Eğitimi, Akademik Başarı, Biyoteknoloji Eğitimi.

Akademik başarıBiyoloji eğitimiBiyoteknoloji+6
Onur Aydoğmuş
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Üriner sistem infeksiyonlarının tanısında kullanılan mikrobiyolojik yöntemlerin karşılaştırılması

Bu çalışmada, üriner sistem infeksiyonu (ÜSİ)'nun hızlı ve güvenilir tanısında, gram boyama, thoma lamında lökosit sayımı, nitrit testi ve lökosit esteraz testinin etkinliği, ÜSİ tanısında altın standart olan idrar kültürü ile karşılaştırılmıştır. Ayrıca, üriner infeksiyonu etkeni olan mikroorganizmaların sıklığı, antibiyotiklere direnç profili ve genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) oranı belirlenmiş olup, bazı predispozan faktörlerin ÜSİ görülme sıklığı üzerine etkisi araştırılmıştır.Çalışmamızda, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı'na Mayıs 2010?Kasım 2010 tarihleri arasında, polikliniklerden başvuran ya da yatan, 0?106 yaş aralığındaki, ÜSİ'yi düşündüren semptomları olan ve klinik bilgilerine ulaşılabilen hastalardan gönderilen 658 idrar örneği incelenmiştir. Üreyen mikroorganizmalar klasik yöntemler ve APİ idendifikasyon sistemleri kullanılarak saptanmış olup, antibiyotiklere direnç durumunun değerlendirilmesi için Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi uygulanmıştır.Örneklerin 137 (% 21.7)'sinde üreme tespit edilmiş, 143 (% 21.7)'ü ise kontaminasyon olarak değerlendirilmiştir. Kültürde en sık E.coli (% 67.2) üremiş olup, Gram negatif bakterilerdeki GSBL oranı % 19 olarak değerlendirilmiştir. Diyabetik hastalarda ÜSİ sıklığı % 32.9, gebelerde % 16; 66 yaş ve üzerindeki hastalarda % 31.4 olarak bulunmuştur. Gram boyamanın sensitivitesi % 82.2, spesifitesi % 96.8, yanlış pozitifliği % 32, yanlış negatifliği % 17.8 olarak saptanmış olup, bu oranlar sırasıyla thoma lamında lökosit sayımı için, % 40.1, % 95.8, % 18.5, % 21.2; nitrit testi için, % 40.1, % 95.8, % 42, % 59.9; lökosit esteraz testi için, % 88.1, % 34.1, % 65.9, % 11.9 olarak tespit edilmiştir.Gram boyamanın, sensitivite ve spesifitesinin oldukça yüksek, yanlış pozitif ve yanlış negatifliklerinin diğer yöntemlere oranla düşük, uygulanabilirliğinin de kolay olması nedeniyle, üriner sistem infeksiyonunun hızlı tanısında kullanılabilecek en uygun yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, ileri yaş, diyabet ve gebeliğin ÜSİ'ye zemin hazırlayan faktörler olduğu görüldüğünden, bu hastalarda tedavi ve takiplerin düzenli olarak yapılması gerektiği düşünülmüştür.

LaboratuvarlarMikrobiyolojik tekniklerTest yöntemleri+3
Emel Çalışkan
Düzce University
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf fen bilimleri dersi basit elektrik devreleri ünitesinde laboratuvar destekli öğretimin akademik başarı ve tutuma etkisi

Bu çalışma, 2017/2018 eğitim-öğretim yılında, dördüncü sınıf fen bilimleri dersi basit elektrik devreleri ünitesinde, laboratuvar destekli öğretimin öğrencilerin akademik başarılarına ve derse karşı tutumlarına etkisini belirlenmek amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak ön-test ve son-test aşamalarında, 16 sorudan oluşan basit elektrik devreleri başarı testi ve fen bilimleri dersi tutum ölçeği kullanılmıştır. Çalışma, 2017/2018 eğitim-öğretim yılında Kastamonu İli sınırları içerisinde yer alan bir devlet okulunda, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin eğitim-öğretim süreci içerisinde planlanmıştır. Araştırmaya temel olan etkinlikler, yıllık planlamalar ve öğrencilere kazandırılması hedeflenen kazanımlar çerçevesinde, 17 ve 18 kişilik öğrenci mevcuduna sahip 2 şubede toplam 35 kişilik öğrenci grubu ile gerçekleştirilmiştir. Okul bünyesinde, 2 adet 4. sınıf şubesi bulunmaktadır. Şubelerden 4/A sınıfı deney grubu 4/B sınıfı ise kontrol grubu olarak rasgele belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; 4/A ve 4/B sınıflarının, ön test ve son test uygulamalarından elde ettikleri veriler yorumlanmıştır. Fen bilimleri dersi tutum ölçeği ve başarı testi ön-test verileri incelendiğinde, deney ve kontrol grupları arasında hazırbulunuşluk açısından anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Deney grubunun tutum ölçeği ön-test son-test verilerinde fen bilimlerine yönelik tutum açısından olumlu yönde anlamlı bir fark olduğu, kontrol grubunun ön-test son-test verilerinde ise anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Basit elektrik devreleri başarı testi değerlendirildiğinde, laboratuvar ortamında çalışmalarını gerçekleştiren deney grubunun başarısının, sınıf ortamında süreci tamamlayan kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir.

Akademik başarıEğitim yöntemleriFen+6
Serkan Bilir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kanıta dayalı tıp ile akılcı laboratuvar kullanım yönteminin hastane işlem maliyetleri üzerindeki etkisi: Bir üniversite hastanesi uygulama örneği

Amaç: Kanıta dayalı tıp uygulamalarıyla ile akılcı laboratuvar sistemini hastane süreçlerine entegre ederek gereksiz tetkik istemlerinin önüne geçmek, laboratuvar işlem maliyetlerini düşürmek ve hastane kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanmayı sağlamak amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmada veri toplama yöntemi olarak birincil veri toplama tekniği kullanılmıştır. Bu tekniğe bağlı olarak nitel araştırma tekniği kullanılarak doküman incelemesi ve odak grup görüşmeleri (hekim görüşmeleri) yapılmıştır. Çalışmanın evreni Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (Hastanesi)'nin laboratuvardaki tüm verilerden oluşurken bu evren içerisinde akılcı laboratuvar uygulaması için değerlendirilen veriler ise araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Çalışmanın amacına uygun olarak söz konusu veriler, Akılcı Laboratuvar Uygulaması (ALU) öncesi (01.06.2018-31.12.2018 tarihleri arası) ve ALU sonrası (01.06.2019-31.12.2019 tarihleri arası) olarak karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Bulgular: ALU öncesi 7 aylık dönemde toplam 446.300 adet tetkik istemi yapılmış ve bu tetkiklerin maliyeti 1.591.063 TL olarak görülmüştür. ALU sonrası 7 aylık dönemde ise toplam 475.585 adet tetkik istemi yapılmış ve bu tetkiklerin maliyeti 1.537.903 TL olarak görülmüştür. ALU öncesi ve sonrası tetkik istem sayıları oranlandığında ise %6,56 artışın olduğu, fakat tutar olarak oranlandığında ise %3,34 oranında maliyetlerin düştüğü tespit edilmiştir. Tetkik istem sayıları artmış olmasına rağmen, tetkik tutarlarının azaldığı tespit edilmiştir. İstem sayıları artan tetkiklerin fiyatlarının düşük, istem sayıları azalan tetkiklerin fiyatlarının yüksek olduğu görülmüştür. Birimlere tetkik istem sayıları açısından bakıldığında 30 birimden 13 (%43,3) tanesinde istem sayıları düşerek başarılı olduğu görülmektedir. Tetkik istem sayıları beklenenin aksine yükselerek başarısız olan birim sayısı ise 17 (%56,67)'dir. Birimlere tetkik maliyet açısından bakıldığında 30 birimden 18 (%60) tanesinde maliyetler düşerek başarılı olduğu görülmektedir. Maliyetleri beklenenin aksine yükselerek başarısız olan birim sayısı ise 12 (%40)' dir. Başarılı olan birimlerin ağırlıklı olarak cerrahi birimler olduğu, başarısız olan birimlerin ise daha çok tahlil isteyen dâhili birimler olduğu görülmüştür. Sonuç: Hasta güvenliğini korumak şartıyla kanıta dayalı tıp ekseninde yapılan uygulanan akılcı laboratuvar sisteminin hastane işlem maliyetlerini azalttığı bu nedenle bu yöntemin hastane kaynaklarının daha etkin ve verimli kullanılabilmesinde bir araç olabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akılcı Laboratuvar, Kanıta Dayalı Tıp, Hastane Maliyetleri, Maliyet Muhasebesi.

Kanıta dayalı tıpLaboratuvarlarMaliyet muhasebesi+2
Zekeriya Kaplan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bilim ve sanat merkezlerindeki (BİLSEM) laboratuvar yeterliliklerinin ve uygulamalarının değerlendirilmesi

Bu araştırma Türkiye'de üstün yetenekli öğrencilere eğitim veren bilim ve sanat merkezlerinin (BİLSEM) fen laboratuvarlarındaki mevcut durumun betimlenmesi amacıyla yapılmıştır. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada tarama (survey) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmamızda 2008 yılı ve öncesi açılmış, kurumsal yapılanmasını tamamladığı ve kadrosunda deneyimli öğretmenler bulundurduğu varsayılan 19 Bilim ve Sanat Merkezi'nde görev yapan ve kendi rızalarıyla ankete katılan 80 Fen Grubu öğretmeninin Bilim ve Sanat Merkezleri'ndeki laboratuvar şartları ve uygulamaları hakkındaki görüşleri belirlenmiştir.Veriler BİLSEM'lerde görev yapan Fen Bilgisi, Fizik, Kimya ve Biyoloji öğretmenlerine anket uygulaması sonucu elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak daha önce Uluçınar ve diğerleri (2008) tarafından geliştirilmiş ve 6 bölümden oluşan anket araştırmanın amacına uygun olarak BİLSEM'lere uyarlanarak kullanılmıştır. Verilerin anlamlandırılmasında SPSS paket programından faydalanılmıştır.Araştırma sonucunda, Bilim ve Sanat Merkezlerindeki laboratuvarların fiziksel ve donanımsal altyapısı, güvenlik altyapısı ve araç-gereç altyapısı bakımından yetersiz oldukları anlaşılmıştır. Fen dersleri öncesi yapılan ön hazırlık ile etkinlikler sırasında başvurulan yöntem ve tekniklerin zenginliği bakımından, öğretmenlerin cinsiyeti, eğitim durumları ve üstün yetenekli öğrencilerin eğitimiyle ilgili katıldıkları seminer ve programların, anlamlı bir fark oluşturduğu anlaşılmıştır. Ancak; mesleki kıdem ve branşlar bazında, fen dersleri öncesi yapılan ön hazırlık ile etkinlikler sırasında başvurulan yöntem ve tekniklerin zenginliği bakımından anlamlı bir fark oluşmadığı görülmüştür. Öğrencilerin deneysel etkinlikler sırasında daha mutlu olduğu ve öğrenmenin de daha kalıcı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: BİLSEM, Bilim, Sanat, Üstün Yetenekliler, Laboratuvar uygulamaları, Laboratuvar yeterlilikleri.

Araç-gereçlerBilim ve sanat merkezleriEğitim+6
Ahmet Geçkil
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Fırat Üniversitesi Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarı'na gönderilen diyareli dışkı örneklerinde enfeksiyon etkenlerinin araştırılması

Normal dışkılama günde üç ile üç günde bir arasında değişen 200-300 gram ağırlığında kıvamlı ve şekillidir. İshalle seyreden hastalıklar az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kardiyovasküler hastalıklardan sonra ölüme neden olarak 2. sırada yer alır. 5 yaş altı çocuklarda ise ana ölüm nedenidir. İshal çoğunlukla gastrointestinal sistemin özellikle incebağırsak ve kalınbağırsak bölümünün bakteri, virüs ve parazitler gibi etkenlerle karşılaşmasıyla gerçekleşir. Bunlar arasında Salmonella spp. , Shigella spp. , Campylobacter jejuni (C. jejuni), Clostridium difficile (C. difficile), Shiga like toksin üreten Escherichia coli (E. coli), Entamoeba histolytica (E. histolytica), G. intestinalis, Rotavirüs, Astrovirüs, Norovirüs, Adenovirüs ve Cryptosporidium parvum (C. parvum) yer alır. Bu çalışma, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Merkez Laboratuvarı'nda dışkı örneklerinde bakteriyel, viral, paraziter diyare etkenlerinin belirlenmesi amacıyla tetkik istenen 100 hastanın dışkı örneği incelenerek yapılmıştır. Kabul edilen dışkı örneklerinde, C. parvum, E. histolytica, G. intestinalis, C. difficile, Rotavirus, Adenovirüs, Astrovirüs, Norovirüs, C. difficile antijenleri immünokromatografik yöntem esasına dayanan kaset testi ile değerlendirilmiştir. Bakteriyel diyare etkenleri Real Time PCR ile çalışılmıştır. Bu çalışmamızda alınan 100 dışkı örneğinden 1 hastada Salmonella spp. , 1 hastada Shigella spp. , 12 hastada C. jejuni. , 9 hastada Shiga like toksin üreten E. coli, 27 hastada C. difficile, 16 hastada Rotavirus, 8 hastada Adenovirüs,5 hastada Astrovirüs, 6 hastada Norovirüs, 1 hastada C. parvum, 1 hastada G. intestinalis tespit edilmiştir. Çalışmamızda E. histolytica etken olarak tespit edilememiştir.

DiyareDışkıElazığ+6
Ferhat Genç
Fırat University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'daki liselerde fizik öğretiminde kullanılan öğretim teknolojilerinin durumu ve öğrenci başarısına etkisinin değerlendirilmesi (Ankara ili örneği)

Bu araştırmanın amacı, 2009?2010 eğitim?öğretim yılında, Ankara'dakiliselerde fizik öğretiminde kullanılan öğretim teknolojilerinin durumunu ve öğrencibaşarısına etkisini, öğretmen görüşlerine dayanarak değerlendirmektir.Araştırmadaki veriler, öğretmenlere anket uygulanarak elde edilmiştir.Araştırmanın örneklemini, 2009?2010 öğretim yılında Ankara ilinde görev yapan 103fizik öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmen görüşlerini elde etmek için 103 fiziköğretmenine toplam 71 sorudan oluşan anket uygulanmıştır. Anket verilerininanalizinde istatistiksel teknikler kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda öğretmenler, liselerde fizik derslerinde kullanılaneğitim materyallerinin, yardımcı elemanın, okulların donanımının ve ders saati içinayrılan sürenin yeterliliği konusunda olumsuz görüş belirtmişlerdir. Eğitimteknolojilerinin kullanımının, öğrenci başarıları üzerindeki etkisine ise olumlu görüşbelirtmişlerdir

Fizik öğretimiLaboratuvarlarLise öğrencileri+5
Zennuriye Aksoy
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yatılı ilköğretim bölge okullarındaki fen ve teknoloji laboratuvarlarının durumu

Laboratuvar, öğrencilerin fen konularını daha etkili ve anlamlı olarak öğrenmeleri bakımından önemli bir işleve sahip olan ve öğrenilmek istenilen konunun veya kavramın yapay olarak öğrenciye birinci elden deneyimle veya gösteri yoluyla verildiği bir ortamdır. Bu araştırmanın amacı yatılı ilköğretim bölge okullarındaki fen ve teknoloji dersi laboratuvarının fiziksel durumu ve bu okullardaki idareci, öğretmen ve öğrencilerin fen ve teknoloji laboratuvarlarının kullanımına yönelik görüşlerinin belirlenmesidir. Bu araştırmada bilgi toplama yoluyla hazırlanan anketler 539 yatılı ilköğretim bölge okullarına gönderilmiştir. Ankete uygulamasına bu okulların 429'unda görev yapan 745 idareci, 653 fen ve teknoloji dersi öğretmeni ile 5-8. sınıflarda öğrenim gören 1894 öğrenci katılmıştır. Anketler yüzde frekans veri analiz yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Özetle 539 yatılı ilköğretim bölge okulunun 51'inde fen ve teknoloji laboratuvarıın olmadığı ve uygulanan anket sonuçlarından elde edilen verilere göre yatılı ilköğretim bölge okullarındaki fen ve teknoloji laboratuvarlarının fiziksel alan ve deney setleri açısından eksikleri bulunduğu, öğrencilerin bu laboratuvarlardan istenilen düzeyde yararlanamadıkları, fen ve teknoloji dersine giren branş öğretmeni eksikliğinin bulunduğu, laboratuvar kullanım programına uyulmadığı, fen ve teknoloji laboratuvarlarının büyük bir bölümünde deney masalarına bağlı elektrik ve su tesisatının bulunmadığı ayrıca okullarda bir laboratuvar standardının olmadığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlar fen ve teknoloji laboratuvarları konusunda yapılmış diğer araştırmalarda elde edilmiş sonuçlarla benzerlik göstermektedir.

Fen bilgisiFen ve teknoloji dersiLaboratuvarlar+1
Cengiz Emik
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adayları için bilimsel sorgulama destekli laboratuvar dersi geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı, Fen ve Teknoloji Laboratuvar Uygulamaları I ve II derslerinde sınıf öğretmeni adayları için geliştirilen bilimsel sorgulamaya dayalı laboratuvar etkinliklerinin, adayların bilimsel süreç becerilerine, fen öğretimi özyeterlik inançlarına, fen öğretimine ve laboratuvara karşı tutumlarına, bilimsel sorgulamaya dayalı laboaratuvar etkinlikleri geliştirme becerilerine ve bilimsel sorgulama yaklaşımı ile bu yaklaşıma uygun laboratuar etkinliklerine ilişkin tutumlarını belirlemektir.Araştırmanın örneklemini 2009?2010 öğretim yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında Fen ve Teknoloji Laboratuvar Uygulamaları I ve II derslerini alan 35 öğretmen adayı oluşturmaktadır.Bu araştırmada nitel ve nicel araştırma tekniklerinin bir arada bulunduğu karma yöntem araştırması kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında tek grup ön test, son test deneysel deseni kullanılarak Bilimsel Süreç Beceri Testi, Fen Öğretimine Yönelik Özyeterlik İnanç Ölçeği, Fen Karşı Tutum Ölçeği ve Laboratuara Yönelik Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca adaylar tarafından geliştirilerek uygulanan etkinlikleri değerlendirmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen, etkinlikleri değerlendirme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin toplanmasında öğretmen adaylarından toplanan yazılı dokümanlardan ve görüşme kayıtlarından yararlanılmıştır.Öğretmen adayları için geliştirilen bilimsel sorgulamaya dayalı laboratuar etkinlikleri üç aşamada yürütülmüştür. Bunlar;- Bilimsel sorgulama yaklaşımının kuramsal temelleri,-Bilimsel sorgulamaya dayalı laboratuvar etkinlikleriyle, bilimsel sorgulama yaklaşımı ve laboratuvar etkinlikleri,- Öğretmen adayları tarafından geliştirilen bilimsel sorgulamaya dayalı laboratuvar etkinliklerinin uygulanmasıdır.Araştırma, haftada 2 saat olmak üzere toplam 23 haftada tamamlanmıştır.Araştırma sonunda, öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerinin ve fen öğretimi özyeterlik inançlarının, fen öğretimine ve laboratuara karşı tutumlarının geliştiği bulunmuştur. Ayrıca adaylar bilimsel sorgulamaya dayalı laboratuar etkinliklerini de başarıyla geliştirmişlerdir.

Aday öğretmenlerFen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimi+4
Nimet Akben
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar ile doğrulayıcı laboratuar yöntemlerinin fen ve teknoloji öğretmen adaylarının başarı, kavram yanılgısı ve epistemolojik inançları üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı; gelecek nesilleri yetiştirecek olan fen ve teknoloji öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusunda sahip oldukları kavram yanılgılarının belirlenmesi ve sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar yöntemi ve doğrulayıcı laboratuar yöntemi ile giderilmesi, epistemolojik inançlarının etkinlikler öncesi ve sonrası durumlarının belirlenmesi ve uygulanan ölçeklerden elde edilen başarı puanları ile kavram yanılgısı puanlarının epistemolojik inançlarla olan ilişkisinin belirlenmesidir.Bu çalışmada hedef evren Ankara ilindeki fen ve teknoloji öğretmenliği alanında eğitim veren devlet üniversitelerinin üçüncü sınıf öğrencileridir. Ancak çalışmadaki ulaşılabilir evreni ise Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi üçüncü sınıf fen ve teknoloji öğretmenliği öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi uygun örnekleme yöntemi kullanılarak deney grubunda 38 kontrol grubunda 40 olmak üzere toplam 78 fen ve teknoloji öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencilerinin katılımıyla oluşturulmuştur.Bu çalışma yarı deneysel bir çalışmadır. Deney grubuna sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuar yöntemi uygulanırken, kontrol grubunda ise doğrulayıcı laboratuar yöntemi altı hafta süresince kullanılmıştır.Araştırmanın alt problemlerini sınamak için ön test ve son test olarak iki veri toplama aracı kullanılmıştır. Birincisi, KKT (FCI) testidir. Bu test üç aşamaya göre puanlandırılarak öğrencilerin başarı ve kavram yanılgısı puanları ortaya çıkartılmıştır. Ayrıca, ögretmen adaylarının epistemolojik inançlarını belirlemek için ise epistemolojik inançlar ölçeği kullanılmıştır.Çalışmanın sonucunda alt problemleri sınamak için ANCOVA, karışık ölçümler için iki faktörlü ANOVA, ilişkisiz örneklemler t-testi ve Pearson momentler çarpımı korelasyonu kullanılmıştır. Sonuçlar .05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir.Yapılan istatistikî analizler sonucunda, sorgulayıcı araştırmaya dayalı laboratuarın yönteminin doğrulayıcı laboratuar yöntemine göre fen ve teknoloji öğretmen adaylarının kuvvet ve hareket konusunda başarı, kavram yanılgısı ve epistemolojik inançlarına anlamlı bir katkı sağladığı görülmüştür. Ayrıca başarı ve kavram yanılgılarının epistemolojik inançlar ile anlamlı bir ilişki içerisinde olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Sorgulayıcı araştırma Yöntemi, Kuvvet ve Hareket, Kavramsal Değişim ve Epistemolojik İnançlar.

Aday öğretmenlerBaşarıEpistemoloji+14
Volkan Göksu
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Fatih Devlet Hastanesi laboratuvar çalışanlarının anatomik yapılarının iş ortamına uygunluğunun, işe bağlı kas-iskelet şikayetlerinin oluşumu üzerine etkisinin araştırılması

Endüstriyel toplum yapısına geçiş, buna bağlı gelişme ve eğilimler sedanter çalışma, çalışma yerlerinin uygun olmayan tasarımı, çalışmanın veya çalışma yöntemlerinin yetersiz organizasyonları, çalışma tekniklerinin yanlış oluşu statik kas çalışmasına ve postüral bozukluklara ve çeşitli sağlık sorunlarına sebep olmaktadır. Laboratuvar çalışanlarında tekrarlayıcı fiziksel hareketler, kötü postürde çalışma, stres, tekrarlayıcı ve şiddetli aktiviteler, mola vermeden uzun süreli çalışma, uzun süre ayakta kalma ve kötü ergonomik koşulları nedeniyle işle ilgili kas-iskelet sistemi hastalıkları oluşmaktadır. Bu çalışmada Fatih Devlet Hastanesi Laboratuvar çalışanlarının anatomik ölçümlerinin, çalışma ortamına uygunluğunun kas-iskelet şikayetleri ile ilişkisinin araştırılması ve ergonomik riskleri belirlemek amaçlanmıştır. Bu çalışma Fatih Devlet Hastanesi Laboratuvar çalışanlarında Mayıs - Haziran 2014 tarihinde gerçekleştirildi. Çalışanlar üzerinde anatomik ölçümler yapılarak, araştırmacılar tarafından hazırlanan anket formları ve kas-iskelet şikayetleri değerlendirmek için Nordic anketi kullanıldı. Çalışmamızda laboratuvar çalışanları işe bağlı son 12 ayda yaşanılan kas-iskelet şikayetler bakımından en çok yakınılan bölgeler ise sırasıyla bel, boyun ve sırttır. Çalışanların kişisel bilgileri, anatomik ölçümleri ve çalışma ortamının ölçüleri ile kas-iskelet sistemi şikayetleri ilişkisinin araştırılmasında önemli farklılıklar bulunmuştur. Ergonomik düzenlemelerin yapılması, ergonomi eğitimleri ve girişimlerini kapsayan ergonomi programı uygulanmasının yararlı olacağı düşünülmektedir.

AnatomiAntropometriErgonomi+6
Yılmaz Bayrak
Karadeniz Technical University · Institute of Health Sciences
2016
00

Related subjects