Secondary education schools
604 theses under this subject heading
Cumhuriyet Dönemi lise tarih ders kitaplarında II. Mahmut imajı
Bu çalışmanın amacı, dünyada ve Türkiye'de büyük değişimlerin yaşandığı XIX. yüzyılın başında tahta çıkan ve padişahlığı süresince içte ve dışta birçok zorluklara maruz kalan II. Mahmut'un, ortaöğretimde okutulan tarih ders kitaplarındaki imajını ortaya koymaktır. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olan durum çalışmasından, veri toplama tekniği olarak doküman incelemesinden ve verilerin analizi ve yorumlanmasında betimsel analizden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi, Türk Tarih Tezi Dönemi, Hümanist Dönem, Türk-İslâm Sentezi Dönemi ve Yapılandırmacı Eğitim Dönemi olmak üzere beş kategori altında incelenmiştir. Çalışma; Giriş, Kavramsal Çerçeve, Yöntem, Bulgular ve Yorum, Tartışma ve Sonuç olmak üzere beş bölümden oluşmaktadır. Bu çalışmanın sonucunda II. Mahmut imajının, Osmanlı Devleti'nin dağılma dönemindeki diğer bazı padişahlar kadar olumsuz olmadığı, özellikle Hümanist Dönemden itibaren olumlu olduğu tespit edilmiştir. II. Mahmut, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ve Türk Tarih Tezi Dönemlerinde daha çok Osmanlı Devleti'nde, merkeziyetçi idare sistemini kurmaya çalışan, "müstebit, aydınlanmacı münevver" bir padişah olarak anlatılırken; Hümanist Dönemden itibaren ıslahatçı bir padişah olarak anlatılmıştır. Bu çalışma kapsamında incelenen tarih ders kitaplarında, II. Mahmut dönemi siyasî olayları içerisinde en çok Sırp Yunan isyanlarına yer verildiği tespit edilmiştir. Yunan İsyanı'na bu kadar geniş yer verilmesine karşın, isyan sırasında meydana gelen Türk katliamına çok az yer verildiği tespit edilmiştir. Ders kitaplarında milliyetçi azınlık isyanlarından sonra ikinci olarak Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasına geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu olay hakkında, incelenen tarih ders kitaplarında görüş farklılıklarının var olmadığı ve hemen hemen bütün olayın olumlanarak Vak'a-i Hayriye olarak aktarıldığı görülmüştür. II. Mahmut döneminin diğer önemli olgusu olan ıslahatlara, ders kitaplarında, Türk Tarih Tezi'ne Hazırlık Dönemi ile Türk Tarih Tezi Dönemi'nde az yer verilirken; Hümanist Dönemden itibaren, II. Mahmut'un ıslahatçı yönünün öne çıkarılmasıyla beraber, geniş yer verildiği tespit edilmiştir. Bu dönemin önemli siyasî olaylarından Mısır Meselesi'nin ders kitaplarında geniş olarak yer verilen dördüncü olay olduğu ortaya konulmuş ve olayın tarih anlayışları dönemlerinde geçirdiği değişim ortaya konulmuştur. Yine II. Mahmut döneminin önemli figürleri olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa, Alemdar Mustafa Paşa, Tepedelenli Ali Paşa, Halet Efendi'nin ders kitaplarındaki imajlarının değişimi ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Tarih Eğitimi, Tarih Öğretimi, Tarih Ders Kitapları, Padişah II. Mahmut
İş yeri beceri eğitimi bağlamında ortaöğretim kurumları ulaştırma hizmetleri alanı lojistik dalı öğrencilerinin verimlilikleri ve karşılaşılan sorunlar üzerine bir uygulama
Ekonomik kalkınma sürecindeki hızlı değişimler birçok yeniliği ve gelişmeyi beraberinde getirmektedir. Bu süreçte ülkelerin değişimlere uyum sağlayabilmesi lojistik sektörünün ekonomiye verdiği destek ve yarattığı katma değer stratejileri ile mümkün olmaktadır. Küresel ekonomide artan gelişmeler ve yenilikler nedeniyle ticari pazarda üstünlüğü yakalamak ve lojistik üs olmak isteyen Türkiye, sektörünün ihtiyaç duyduğu eğitim, alt yapı ve teknolojik gelişmelere yatırım yapmaktadır. Bu yatırımlardan bir tanesi; lojistik sektörüne yeterli düzeyde bilgi ve beceriye sahip nitelikli iş gücü kazandırmak amacıyla mesleki eğitim ile ortaöğretim okullarında öğrencilere ''Lojistik'' eğitimi verilmesidir. Öğrenciler mesleki eğitim sayesinde hem teorik eğitim almakta hem de işletmelerde beceri eğitimi uygulamasına katılarak meslek alanlarıyla uyumlu iş yerlerinde sektör stajı yapmaktadır. Bu uygulama esnasında öğrencilerin karşılaştığı olumlu veya olumsuz durumlar öğrencilerin, sektör stajından duyduğu memnuniyet düzeyini, sektöre bakış açılarını ve okulda almış oldukları mesleki eğitimin uygulanmasını etkileyebilmektedir. Bu araştırmada, iş yeri beceri eğitimi bağlamında orta öğretim kurumları ulaştırma hizmetleri alanı lojistik dalı öğrencilerinin verimlilikleri ve karşılaştıkları sorunların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini; 2019-2020 eğitim öğretim yılında mesleki eğitim verilen resmi ortaöğretim okullarında, 3308 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu'na göre işletmelerde beceri eğitimine katılan Ulaştırma Hizmetleri alanı ve Lojistik dalı 12.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Türkiye'deki 7 coğrafi bölge dikkate alınarak her bölgeden en az bir okulun katılacağı şekilde araştırmanın yapılması hedeflenmiştir. Araştırmada veriler anket tekniği yöntemi ile toplanmış ve sonuç olarak 513 anket formu analiz edilmiştir. Araştırmanın analiz bölümünde yüzde ve frekans dağılımları, faktör analizi, T testi ve ANOVA uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin memnuniyet düzeyleri ile okulun bulunduğu coğrafi bölge arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin sektöre bakış açıları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin staj yaptığı işletmelerde beceri eğitimlerine ilişkin okulda almış oldukları mesleki eğitimin katkısı ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark bulunmuştur.
Ortaöğretim 9. sınıf matematik dersi öğretim programının CIPP Modeli ile öğretmen ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu araştırma, 2017-2018 yılında uygulanan ortaöğretim 9. sınıf matematik dersi öğretim programını ve programın uygulanışını öğretmen ve öğrencilere uygulanan anket doğrultusunda değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın katılımcılarını Siirt il merkezinde resmi ortaöğretim kurumlarında görev yapan 149 matematik öğretmeni ve bu okullarda okuyan 324 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Fer ve Aközbek (2008) tarafından geliştirilen "Lise 1.sınıf Matematik Öğretim Programını Değerlendirme Anketi Öğretmen ve Öğrenci Formu" kullanılmıştır. Programın bağlam boyutuna yönelik öğretmenlerden elde edilen verilere göre; programdaki amaç ve kazanımların öğrencilerin gelişim özelliklerine uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca ders içeriklerinin azaltıldığı ve içerisindeki kuramsal bilgilerin yeterli olduğu ancak kazanımlara ayrılan sürenin yetersiz olduğu sonuçlarına varılmıştır. Girdi boyutuna yönelik; kaynak ve materyallerin öğrenmeyi kolaylaştırdığı, ders kitabındaki kazanımların anlaşılır olmadığı, kitabın sıkıcı olduğu ve programın öğretmen odaklı olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Süreç boyutuna yönelik; programda bireysel etkinliklere yer verildiği ve bu etkinliklerin sıkıcı olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Ürün boyutunda ise programın öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına cevap vermediği, ancak matematiksel beceri gelişimine katkı sağladığı sonuçları elde edilmiştir.
Öğretmenlerin örgüt iklimi algıları ile mesleki iş birliğine yönelik tutumları arasındaki ilişki
21. yüzyılın çağdaş eğitim ve okul anlayışının önemli becerileri arasında yer alan (4C; 'Critical Thinking/eleştirel düşünme', 'Collaboration/iş birliği', 'Communication/iletişim' ve 'Creativity/yaratıcılık') iş birliği, önemli bir eğitimsel süreç olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmada örgüt iklimi ile mesleki iş birliği arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın evreni Mardin il merkezindeki 26 ortaöğretim kurumunda görev yapmakta olan 819 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada tam sayı esasına göre evrenin hepsine ulaşılmak hedeflenmiş örnekleme yoluna gidilmemiştir. Bu kapsamda bütün öğretmenlere ulaşılmış ve analizler çalışmaya gönüllü katılan 470 öğretmenle yürütülmüştür. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, örgüt iklimi alt boyutunda okul müdürleri için açıklık düzeyinin ölçek değerlerine göre "çok yüksek" öğretmenler için ise "düşük" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre öğretmenler, okul müdürlerinin okulun iklimine yönelik pozitif katkısının çok yüksek; kendilerinin ve meslektaşlarının pozitif katkısının ise düşük düzeyde olduğunu düşünmektedirler. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin, meslektaşlar arasındaki iş birliğine ilişkin tutumları oldukça yüksektir. Araştırmada elde edilen diğer sonuçlara göre meslekte yeni olan öğretmenler okul müdürlerini daha emredici bulmuştur. Erkek öğretmenler, kadın öğretmenlere göre okul müdürlerini daha kısıtlayıcı bulmaktadır.
Probleme dayalı öğretim ile matematik öğretimi sürecinde 11. sınıf öğrencilerinin trigonometrik problem çözümlerinin eleştirel düşünme becerileri üzerindeki etkileri
Bu çalışma, matematik eğitiminde eleştirel düşünme becerilerinin probleme dayalı öğretim modelinde nasıl bir seyir izlediğini belirlemeye yönelik bir çalışmadır. Çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında, Siirt ilinin Şirvan ilçesindeki Şirvan Anadolu Lisesinde öğrenim görmekte olan 12 (on iki) 11. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmanın öğretim süreci probleme dayalı öğretim yöntemi ile tasarlanılmıştır. Uygulama süreci 20.10.2021-28.12.2021 tarihleri arasındaki dokuz hafta içinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve 3'ü pilot çalışma olarak uygulanan toplam 7 (yedi) problem senaryosu kullanılmıştır. Trigonometrik bağlantılara sahip olan bu senaryoların öğrencilerin gerçek yaşam durumlarından seçilmesine ve giderek daha az yapılandırılmış (iyi yapılandırılmamış) olmasına dikkat edilmiştir. Verilerin toplanması için görüşme ve gözlem yöntemleri kullanılmıştır. Uygulama sürecinde gerçekleşen görüşmelerde kullanılan sorular için Paul ve Eder (2002)'ın "Düşüncenin Evrensel Yapılarının Kastettiği Sorular" özellikle dikkate alınmıştır. Araştırma sonucunda toplanan veriler, Paul ve Elder (2002)'ın düşüncenin tüm evrelerinde mevcut olduğunu belirterek kategorileştirdiği sekiz temel yapı (Problem, Amaç, Bilgi, Varsayım, Çıkarım, Kavramlar, Etkileri ve Sonuçları, Bakış Açısı) altında, fenomenoloji tekniğine göre analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerde eleştirel düşünmeyi uygun bazı davranış̧ değişiklikleri ve eleştirel düşünme becerilerinde gelişme görülmüştür. Çalışma sürecinde, senaryolar giderek iyi yapılandırılmamış olmasına rağmen etkinlik uygulama süreleri kısalmış, öğrencilerin geçersiz varsayımları ve akıl yürütmeleri yerini eleştirel düşünme becerilerine bırakmıştır. Sonuç olarak bu çalışmada, probleme dayalı öğretim yöntemine göre uygulanmış bir öğretim sürecinin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eleştirel düşünme, eleştirel düşünme becerileri, matematik eğitimi, probleme dayalı öğretim, yapılandırılmamış problem
Kimya ders kitaplarındaki soruların yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne göre değerlendirilmesi ve kazanımlarla ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı (TTKB) tarafından 2018 yılında geliştirilen ve uygulanmaya başlanan Ortaöğretim Kimya Dersi Öğretim Programının kazanımlarına uygun olarak hazırlanmış olan kimya ders kitaplarındaki ünite sonu değerlendirme sorularının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi'ne (YBT) göre analiz edilmesi ve programda yer alan öğrenme kazanımlarıyla ünite sonu değerlendirme sorularının uyumuna bakılarak kapsam geçerliğinin belirlenmesidir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi kullanılarak içerik çözümlemesi yapılmıştır. Verilerin toplanması ve çözümlenmesi için MEB TTKB'nin 28.05.2018 gün ve 78 sayılı kararıyla kabul edilen 9, 10, 11 ve 12. sınıf kimya ders kitapları ve 2018 ortaöğretim Kimya Dersi Öğretim Programı kazanımları kullanılmıştır. Çalışma sonucunda tüm sınıf seviyelerinde, ünite değerlendirme sorularının alt düzey bilişsel basamaklarda yoğunlaştığı, üst düzey bilişsel basamaklardaki soru sayısının oransal olarak çok düşük olduğu görülmüştür. Tüm sınıf seviyelerinde, üst bilişsel bilgi basamağında soruya rastlanmamıştır. 12.sınıf ünite değerlendirme sorularından bir tanesinin, başka bir sınıfın kazanımıyla ilgili olduğu, bir kazanımla ilgili soru bulunmadığı, 9.sınıf kazanımlarından 3 tanesiyle ilgili soru bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca tüm sınıf seviyelerinde bazı kazanımlarla ilgili az sayıda soru bulunduğu gözlenmiştir.
Fotosentez konusunda animasyon geliştirilmesi ve animasyon kullanımının öğrenci başarısına etkisi
Bu çalışmada, fotosentez konusunda 3 boyutlu animasyon geliştirmek, geliştirilen bu animasyonun 12. sınıf öğrencilerinin akademik başarıları üzerine etkisini incelemek ve animasyon kullanımı hakkında öğrenci görüşlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Animasyon, Autodesk Maya 2023 ve Adobe After Effects 2022 programları kullanılarak, 3 boyutlu eğitsel bir materyal olarak geliştirilmiştir. Örnekleme yöntemi olarak seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir örnekleme kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2022-2023 eğitim öğretim yılı, Kayseri ilinde öğrenim gören 108 12. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma deseni olarak ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda 54 kontrol grubunda 54 öğrenci yer almıştır. Deney grubunda animasyon destekli öğretim yöntemi, kontrol grubunda ise Biyoloji Öğretim Programında yer alan şekliyle dersler işlenmiştir. Araştırmada, öğrencilerin akademik başarıları, fotosentez konusunda geliştirilen başarı testi ile ölçülmüştür. Bu test kontrol ve deney gruplarında ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca deney grubundaki öğrencilerin üç boyutlu fotosentez animasyonuna ilişkin düşüncelerini belirlemek amacıyla "3B Fotosentez Animasyonuna Yönelik Açık Uçlu Sorular" bu gruba uygulanmıştır. Verilerin analizi için "Python 3.10" programlama dilindeki "Statistical functions (scipy.stats)" fonksiyonundan yararlanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi için Kolmogorov-Smirnov benzerlik testi, Cohen's d etki büyüklüğü testi, Shapiro-Wilk normal dağılım testi ve Non-Parametrik Mann Whitney-U anlamlılık testi kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, deney grubunun kontrol grubuna göre, istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde daha yüksek bir başarı gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, geliştirilen animasyonun fotosentez konusunda öğrenci başarısı üzerinde olumlu bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Derslerde animasyonların kullanımına yönelik olarak olumlu görüşler ifade edilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, animasyonun öğrenci başarısı üzerindeki etkisini araştıran başka çalışmaların yapılması önerilmiştir.
Ortaöğretim matematik öğretmen adaylarının geometrik kanıtlarının solo taksonomisine göre incelenmesi
Bu çalışmada, ortaöğretim matematik öğretmen adaylarının oluşturdukları geometrik kanıtların düzeyleri SOLO taksonomisine göre incelenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Ankara'daki bir devlet üniversitesinin matematik öğretmenliği bölümüne devam etmekte olan 7 öğretmen adayıdır. Öğretmen adayları, 2. sınıfta öğrenim görmektedir ve lisans programlarında yer alan Öklid Geometrisi dersini farklı başarı düzeylerinde tamamlamışlardır. Araştırmanın verileri, geometrik kanıt formu ve bireysel görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan geometrik kanıt formu katılımcılara yazılı olarak uygulandıktan sonra bireysel görüşmeler yapılmış ve bu görüşmelerin ses kaydı alınmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmış ve öğretmen adaylarının yanıtları SOLO taksonomisine göre incelenmiştir. Nitel verilerin analizinde güvenirliğin sağlanması için iki farklı uzman tarafından yapılan incelemeler arasında tutarlılığa bakılmıştır. Araştırma sonucunda kanıtlama sürecinde verilen bilgiler arasında daha fazla ilişki kuran, argümanlarını gerekçelendirebilen kişilerin oluşturdukları kanıtlar SOLO taksonomisine göre daha yüksek seviyede çıkmıştır. SOLO taksonomisine göre alt düzeyde yer alan yanıtlar veren öğretmen adaylarının, yazdıklarını destekleyici nitelikte veri sunamadıkları, doğru biçimde kanıtlayamadıkları, konuyla ilgili bilgi eksikliklerinin olduğu, özel durumlar için kanıt oluşturdukları görülmüştür. Her öğretmen adayının farklı teoremler için yanıtları, farklı SOLO taksonomisi düzeyinde çıkmıştır bu nedenle SOLO ortalama puanları alınarak Van Hiele düşünme düzeyleri ile karşılaştırılmıştır. Aynı Van Hiele geometrik düşünme düzeyine sahip olan öğretmen adaylarının SOLO ortalama düzeylerinin farklı olduğu görülmüştür. Dolayısıyla Van Hiele geometrik düşünme düzeyleri ile SOLO taksonomisi düzeylerinin birbiri ile paralel olmadığı tespit edilmiştir.
11. sınıf öğrencilerinin dörtgenlerle ilgili kavrayışlarının geliştirilmesine yönelik öğretim deneyi
Bu çalışmanın amacı 11. sınıf öğrencilerinin dörtgenlere ilişkin hazır bulunuşluklarını belirlemek Geogebra, somut materyaller ve geometri şeritleri gibi araçların kullanımı ve grup tartışmalarıyla zenginleştirilmiş öğretim ortamında bu konuya dair kavrayışlarının gelişimini, süreçte karşılaştıkları güçlükleri ve sürece ilişkin görüşlerini incelemektir. Nitel olarak tasarlanan bu çalışmada öğretim deneyi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılının 2. döneminde Ankara ilinde özel bir Anadolu Lisesi'nde öğrenimine devam etmekte olan 6 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma ders saatleri dışında gerçekleştirildiğinden katılımcılar gönüllülük esasına göre öğretim deneyine katılmak üzere belirlenmiştir. Araştırma verilerini dörtgenlere ilişkin ölçme aracı, etkinlik kağıtları ve değerlendirme soruları, dörtgenlere ilişkin ölçme aracının bireysel uygulamaları ile öğretim deneyini oluşturan sınıf çalışmalarının ses ve video kayıtları oluşturmaktadır. Video kayıtlarının transkriptleri oluşturulmuş ve elde edilen veriler ele alınan kavramsal çerçeveye göre araştırmacı tarafından analiz edilerek yorumlanmıştır. Dörtgenlere ilişkin ölçme aracı çalışmanın başında ve sonunda öğrencilere bireysel görüşmeler yapılarak uygulanmış, sınıf çalışmalarını kapsayan öğretim deneyi süreci 5 hafta sürmüştür. Araştırma başında ve sonunda gerçekleştirilen bireysel görüşmeler ve sınıf çalışmaları boyunca katılımcılarda gözlenen durumlar Van Hiele geometrik düşünme düzeylerine göre incelenmiş ve yorumlanmıştır. Bu bağlamda Geogebra, somut materyaller ve geometri şeritleri gibi araçların kullanımı ve grup tartışmalarıyla zenginleştirilmiş öğretim ortamlarının öğrencilerin dörtgenlere ilişkin kavrayışlarına olumlu yönde etki ettiği söylenebilir. Öğrencilerin çalışma süresince gösterdikleri gelişme göz önüne alındığında, araştırmanın lise düzeyinde geometri derslerinin işlenişine katkıda bulunacağı, örnek ders planlarının ve öğretim tekniklerinin öğretim sürecine dahil edilerek aktif bir öğrenme ortamı yaratılabileceği ve yapılacak yeni çalışmalara yol gösterebilecek yararlı bir kaynak olacağı düşünülmektedir.
Ortaöğretim kurumlarında öğrenci, öğretmen ve okul yöneticileri arasında etiketleme üzerine nitel bir analiz
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarındaki etiketleme olgusunun okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler açısından bütüncül bir şekilde incelenmesidir. Nitel durum çalışması olarak tasarlanan bu araştırmada Uşak ilinde öğrenci, öğretmen ve yönetici alımı bakımından farklılaşan iki ayrı ortaöğretim kurumuna odaklanılmıştır. Araştırmaya dahil edilen ilk durum proje okulu olarak tanımlanmayan bir meslek lisesi, ikinci durum ise proje okulu olarak tanımlanan bir Anadolu lisesidir. Her durum kendi içinde öğrenci ve öğretmen-yönetici olmak üzere alt birimlere ayrılmıştır. Katılımcıları belirlemek adına amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler 18 öğrenci, 12 öğretmen ve dört okul yönetcisinden yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırma sorularının geliştirilmesinde, desenlenmesinde ve verilerin analiz edilmesi ve yorumlanmasında, etiketleme ve sosyal kimlik teorilerinin destekleyici gücünden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde öncellikle her durum kendi içinde analiz edilmiş, daha sonra çapraz durum analizi ile durumlar arası karşılaştırma yapılmıştır. Araştırma bulguları, okul ortamında öğrenci, öğretmen ve yöneticiler arasında etiketleme olgusunun yoğun bir şekilde deneyimlendiğini ortaya koymuştur. Bununla birlikte okul ortamında üretilen etiketlerin özellikleri, etiketlemelerin gerekçeleri ve etiketlemelerin okul yaşamına yansımaları durumlar arası farklılıklar göstermiştir. Öğrenci, öğretmen ve yöneticiler için okul türü üzerinden üretilen etiketlerin değer yüklü terimler haline gelebileceği ortaya konmuştur. Ayrıca araştırmada, öğrenciler için kullanılan etiketlerin kendini gerçekleştiren kehaneti harekete geçirme etkisinin olduğu ortaya konmuştur. Sonuç olarak, etiketleme olgusunun okul toplumu için önemli yansımaları olduğundan gelecek çalışmaların örneklemi genişletmesi ve etiketleme olgusunu farklı durumlarda derinlemesine araştırması önerilmektedir.
Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının finansmanı: Ankara ili örneği
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının finansman kaynaklarının, uygulamada karşılaşılan sorunların ve önerilen çözüm yollarının neler olduğunu ortaya koymaktır. Nitel yöntem benimsenerek iç içe geçmiş tek durum çalışması şeklinde desenlenen araştırmada veriler literatür taraması, doküman analizi ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada öncelikle 1999-2022 yılları arasında yayınlanmış Millî Eğitim Şûrası Kararları, Kalkınma Planları, 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi ve mevzuat, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarının finansmanı açısından incelenmiştir. Bununla birlikte araştırmada 2021- 2022 eğitim ve öğretim yılında Ankara ili merkez ilçelerinden amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklem yöntemi ile seçilen 34 farklı mesleki ve teknik ortaöğretim kurumunda görev yapmakta olan 24 okul müdürü ve 17 okul müdür yardımcısının görüşlerine başvurulmuştur. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmış, analiz sonuçları anlatı biçiminde yazılarak doğrudan alıntılarla desteklenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; bu kurumların finansmanı büyük oranda devlet tarafından karşılanmaktadır. Yerel yönetimlerden, ilgili sektörlerden ve sivil toplum kuruluşlarından finansman desteği alan okulların sayısı sınırlıdır. Politika belgeleri özel sektör desteğinin artırılmasına işaret etmektedir. Okul-aile birliği gelirlerinin kurumların ihtiyaçlarının karşılanmasındaki payı düşüktür. Döner sermaye işletmelerinin çoğu kurumda neredeyse işlevsiz oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Mesleki ve teknik eğitime ayrılan kamu kaynaklarının artırılması, bu kaynakların dışında ilgili sektörler ve sivil toplum kuruluşlarından destek sağlanması, okul-aile birliği ve döner sermaye işletmeleri mevzuatında değişiklikler yapılarak daha işlevsel hale getirilmesi ve okul yöneticilerine finansman yönetimi konusunda eğitimler verilmesi önerilmiştir.
İngilizce öğretiminde teknoloji destekli materyal kullanımına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri
Teknolojinin etkileri eğitim alanına yansımakta ve özellikle son yıllarda öğretim programlarında teknoloji destekli materyallere yer verilmektedir. Bu çalışmanın amacı ortaöğretim İngilizce öğretim programında teknoloji destekli materyallere ne sıklıkla yer verildiği, en çok hangi teknoloji destekli materyallerin kullanıldığı ve bu materyallerin kullanımının sınıf içindeki yansımalarına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Ankara ili Keçiören ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Anadolu liselerinde yer alan 9., 10., 11. ve 12. Sınıf İngilizce öğretmenleri ve 9., 10. ve 11. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada öğretmen ve öğrenci görüşlerine etkili bir şekilde ulaşabilmek amacıyla nicel ve nitel verilerin toplandığı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel veriler araştırmacı tarafından hazırlanan anket, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Anketten elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak, yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler ise içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular analiz edildiğinde hem öğretmen hem de öğrenci görüşleri arasında paralellik gözlemlenmiştir. Öğretmenler ve öğrenciler teknoloji destekli materyal kullanımı sayesinde İngilizce öğretim sürecinin kolaylaştığını, kalıcı öğrenmeler meydana geldiğini ve motivasyonu arttırdığı yönünde görüşler bildirmişlerdir. Ayrıca teknoloji destekli materyallerin derslerin farklı aşamalarında kullanıldığı, öğretmenlerin ve öğrencilerin en çok kullandığı teknoloji destekli öğretim materyalinin akıllı tahta olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen verilerin, MEB program geliştirme uzmanlarına, alan uzmanlarına ve öğretmenlere, ortaöğretim İngilizce öğretim programında teknoloji destekli materyallerin kullanımına ilişkin önemli katkılar getirmesi beklenmektedir.
Ortaöğretim öğrencilerinin kuantum fiziğine giriş konularında kavramsal anlama güçlüklerinin belirlenmesi ve giderilmesi
Araştırmada ortaöğretim öğrencilerinin kuantum fiziği giriş konularında yaşadıkları güçlüklerin nedeni araştırmak ve Tahmin-Gözlem-Açıklama (TGA), simülasyon ve çizgi roman destekli 5E öğrenme modelinin öğrencilerin akademik başarı ile kavramsal anlamalarına etkisini incelemek amaçlanmıştır. Kuantum fiziği giriş konuları olarak siyah cisim ışıması, fotoelektrik olay, Compton saçılması, ışığın ikili doğası ve madde dalgaları (de Broglie) konuları belirlenmiştir. Bu konular kuantum başlangıcı, ışığın kuantum teorisi ve madde dalgaları başlıkları altında toplanmıştır. Çalışmada kullanılmak üzere dört aşamalı Kuantum Fiziği Kavramsal Anlama Testi (KuFKAT) geliştirilmiş ve geçerlik ile güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Ardından Van il merkezinde bulunan bir Anadolu lisesi son sınıfta okuyan ve seçmeli fizik 12 dersini seçen 45 öğrenci deney grubu ve başka bir Anadolu lisesi son sınıfta okuyan 40 kişi kontrol grubu seçilerek uygulama yapılmıştır. Deney grubunda TGA, simülasyon ve çizgi roman destekli 5E öğrenme modeli uygulanmıştır. Çizgi romanlar araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Uygulamaya katılan kontrol ve deney grubu öğrencilerinin kuantum fiziği konularındaki kavramsal anlama düzeyleri, anlamakta yaşadıkları güçlükler ve bu güçlüklerin nedenleri araştırılmıştır. Araştırmada KuFKAT'ın yanı sıra deney grubu öğrencileri ile görüşmeler de yapılmıştır. Çalışma sonunda kontrol grubu öğrencilerinin kuantum fiziği kavramsal anlama düzeyi düşük ve deney grubunun orta bulunmuştur. Öğrencilerin kuantum fiziğini kavramada yaşadıkları güçlüklerin klasik fizik konularındaki bilgi eksikliği ve kavram yanılgılarından kaynaklandığı belirlenmiştir. Ayrıca deney grubuna uygulanan öğretim modelinin hem akademik başarıyı hem de kavramsal anlamayı anlamlı bir şekilde arttırdığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar sözcükler: kuantum fiziği, TGA, simülasyon, çizgi roman, 5E öğrenme modeli, ortaöğretim öğrencileri
The effects of different corrective feedback methods on improving writing skills of teenage EFL students
This study aims to investigate the effects of different corrective feedback methods on improving writing skills of teenage EFL students, and it adopted a mixed method research design. 45 teenage low level (A1-A2) 11th graders, selected through convenient sampling, participated in this study. In the process, the participants were provided with written corrective feedbacks based on google translate, self-revision, teacher indirect feedback. The data were collected through picture story focused texts produced by the participants, a Likert type questionnaire, an interview form, and teacher observation logs. The obtained quantitative data were analyzed using Pearson Chi-Square, Fisher's Exact Test and Continuity Correction Tests, One Way ANOVA analysis, LSD post hoc tests, the Paired Sample T Test. The qualitative data were analyzed via a thematic analysis. The results obtained from all data collection tools were triangulated and revealed that SR method is not effective in developing writing skills of the target group whereas indirect teacher feedback method is a trusted and possibly an effective method, and GT can be an effective method with correct implementations.
Biyoloji eğitiminde basit deneylerin öğrenmeye etkisinin öğrenme günlükleriyle değerlendirilmesi
Bu araştırmada biyoloji eğitiminde kullanılan basit deneylerin öğrenme üzerine etkisi incelenmektedir. Araştırmada hücre zarından madde geçişleri konusu işlenmiş ve derste bu konuyla ilgili popüler bilim yayınlarından seçilen basit deneyler kullanılmıştır. Öğrenmenin etkili bir biçimde gerçekleşip gerçekleşmediğini görmek için yansıtıcı düşünme becerilerini incelemek iyi bir seçimdir. Bu nedenle veri toplama ve değerlendirme aracı olarak, öğrenilen bilgileri yansıtma imkânı sağlayan öğrenme günlükleri kullanılmıştır. Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen çalışma grubu, Ankara'da bulunan bir Anadolu lisesinin 9. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma yarı deneyseldir, kontrol gruplu son test yöntemi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunda ders süresi üç haftadır. Deney grubunda konunun anlatımıyla birlikte basit deneyler yapılmış ve deneylerin uygulamasına öğrenciler de katılmıştır. Kontrol grubunda ders anlatımı yalnızca geleneksel öğretim yöntemiyle yapılmıştır. Her iki gruba da araştırmacı tarafından hazırlanan öğrenme günlükleri dağıtılmıştır. Öğrenme günlüklerinden elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmış, MAXQDA 2020 programıyla içerik analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Programda, belirlenen kodlarla öğrencilerin yanıtlarına uygun kod atamaları yapılmıştır. Araştırmanın sonunda basit deneylerle ders anlatımı yapılan deney grubunun doğru yanıtları kontrol grubundan fazla olduğu görülmektedir. Elde edilen bu sonuç, biyoloji eğitiminde basit deney kullanımının öğrenme üzerine etkisi olduğunu göstermektedir. Anahtar sözcükler: basit deney, popüler bilim yayınları, öğrenme günlükleri, yansıtıcı düşünme, hücre zarından madde geçişleri, biyoloji öğrenimi
Meslek lisesinde çalışan öğretmenlerin tükenmişlikleri ile maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının incelenmesi: Beykoz örneği
Bu araştırmada mesleki eğitim kurumlarında çalışan öğretmen ve yöneticilerin maruz kaldıkları yıldırma davranışları ile mesleki tükenmişlikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek ve çözüm önerileri getirmek amaçlanmıştır. Araştırma İstanbul ili Beykoz İlçesindeki meslek liselerinde görev yapan 251 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerin tükenmişlik durumlarını ölçmek için "Piers - Herrisen Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Maruz kaldıkları yıldırma davranışları için "İş Yerinde Yıldırma Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Öğretmenlerin maruz kaldıkları yıldırma davranışları ve mesleki tükenmişlikleri, cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sayısı, eşin çalışması, eğitim durumu, branş, mesleki kıdem ve okuldaki kıdem değişkenlerine göre değerlendirilmiştir. Verileri analiz etmek için t testi ve One-Way-ANOVA kullanılmıştır. Ayrıca maruz kalınan yıldırma davranışlarının tükenmişlik üzerine etkisi incelemek için regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının mesleki tükenmişlikleri üzerinde olumsuz etkisi olduğu belirlenmiştir. Demografik özelliklerden çocuk sayısı arttıkça öğretmenlerin maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının artığı tespit edilmiştir. Evli olan öğretmenlerin bekar olanlara göre daha fazla yıldırmaya maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Eğitim durumu arttıkça öğretmenlerin tükenmişliklerinin arttığı tespit edilmiştir. Ayrıca kültür dersi öğretmenlerinin meslek dersi öğretmenlerine göre tükenmişlik durumlarının daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin mesleki tükenmişliklerinde maruz kaldıkları yıldırma davranışlarının etkili olduğu, fakat tükenmişliği, maruz kalınan yıldırma davranışları ile açıklamanın yeterli olmadığı ifade edilebilir. Anahtar Kelimeler: 1. Psikolojik Yıldırma 2. Yıldırma 3. Duygusal incinme 4. Tükenmilik 5. Stres 6. Kültür Dersi 7. Meslek Dersi
YGS 2013 matematik soruları ile ortaöğretim 9.sınıf matematik sınav sorularının Bloom taksonomisi ve öğretim programlarına göre değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı ülke çapında üniversiteye giriş sınavında (YGS) sorulan matematik soruları ile Lise 9. Sınıf matematik derslerinde yazılı sınavlarda sorulan soruların öğretim programı ve Bloom'un sınıflandırması çerçevesinde karşılaştırılmasıdır. Bu çalışmanın evrenini İstanbul Bağcılar ilçesindeki liseler, örneklemini ise bu ilçede bulunan Bağcılar Lisesi, Orhangazi Lisesi ve Osmangazi Lisesinde son sınıfa devam eden öğrenciler ve bu okullarda çalışan öğretmenler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak da bu okullardaki 9.sınıflarda matematik dersine giren 11 öğretmenin 668 sınav sorusu eğitim programına ve Bloom taksonomisi göz önünde bulundurularak analiz edilmiş ve aynı okullara devam eden 403 öğrencinin YGS matematik başarı oranları karşılaştırılmıştır. Veriler SPSS 16 programında frekans, yüzdelik, T testi, ANOVA ve regrasyon testi ile analiz edilmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda öğretmenlerin yazılı sorularının ve 2013 YGS matematik sorularının Bloom'un bilişsel basamaklarından uygulama basamağı ağırlıklı olduğu bulunmuş ve öğretmen yazılı soru adetlerinin müfredatta ayrılan süreyle uyumluluk sağlamadığı belirlenmiştir. Öğrencilerin 2013 YGS sorularını çözme oranlarına baktığımızda ise müfredat ve Bloom basamaklarına göre doğru yapma düzeyleri açısından öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Bloom Taksonomisi, Ölçme ve Değerlendirme, Matematik Öğretimi, Yazılı Sınav Soruları, YGS
Ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerinin incelenmesi
Gelecek nesilleri bilgi toplumu bireyi olarak yetiştirmek, okulların temel amaçlarındandır. Özellikle, yeni teknolojilere en hızlı ulaşması ve teknolojileri en etkin kullanması gereken kurumların başında okullar gelmektedir. Teknoloji sadece eğitimi etkilemez, bütün yaşam biçimini ve kültürümüzü etkiler. Bu nedenle okulların bilişim teknolojilerinden ayrı düşünülmemesi ve öğretmenlerin bilişim teknolojilerini etkin kullanması bir zorunluluk haline gelmiştir. Günümüzde bilişim teknolojilerinden uzak durmak neredeyse imkansızdır. Okullar da toplumun ihtiyaçlarına uygun bireyler yetiştirmek zorundadır. Bu amaçla öğretmenlerin eğitim teknolojilerini aktif olarak kullanma yaklaşımlarını ve değişen öğretmen profilinin ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim okullarındaki öğretmenlerin mesleki alanda eğitim teknolojilerini kullanma düzeylerini incelemektir. Böylelikle öğretmenlerin eğitim teknolojilerini kullanmada ihtiyaç duydukları eğitim gereksinimlerini ortaya koymaktır. Araştırma, genel tarama türünde nicel bir çalışmadır. Çalışma 2012-2013 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde İstanbul ilinin Başakşehir ilçesinde resmi 10 ortaöğretim okulundan 200 öğretmene anket uygulanarak gerçekleştirilmiştir. Uygulanan bu anketin ilk 8 sorusu katılan öğretmenlerin cinsiyet, yaş, meslek yılı, eğitim seviyesi, branşı, okulu ve daha önce öğretim teknolojileri ile ilgili bir kurs alıp almadığıyla ilgili demografik bilgilerdir. Kalan 55 soru ise eğitim teknolojileri kullanımını incelemektedir. Araştırma sonuçlarının analizinde SPSS 16 (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı) paket programı kullanılmıştır. Önce öğretmenlerin cinsiyet, yaş, kıdem, eğitim seviyesi ve branşa göre dağılımları, daha sonra da öğretim teknolojilerini kullanım düzeyleri frekans ve yüzde olarak hesaplanmıştır. Belirtilen değişkenlere göre öğretim teknolojilerinin kullanımında anlamlı fark olup olmadığı, Ki-kare testi ile hesaplanmış, anlamlı fark bulunanların frekans ve yüzdeleri çapraz tablolar kullanılarak belirtilmiştir. Araştırmanın bulgularına bakıldığında, öğretmenlerin düz yapıya sahip teknolojileri ve öğrenme-öğretme yöntemlerini iyi düzeyde, internet temelli teknolojileri, görsel-işitsel teknolojileri ve bilgisayar teknolojilerini orta düzeyde, bilgisayar sistemlerini düşük düzeyde kullandıkları görülmüştür. Bunun sebepleri olarak, okulların yeterli teknolojik alt yapıya sahip olmaması ve öğretmenlerin eğitim teknolojileri ile ilgili yeterli bilgiye sahip olmamaları gösterilebilir. Anahtar Sözcükler 1. Eğitim teknolojileri, 2. Ortaöğretim öğretmenleri, 3. Bilgisayar Teknolojileri, 4. Öğretim teknolojileri, 5. Öğrenme-öğretme yöntemleri
Ortaöğretim matematik öğretiminde öğretmenlerin öğretim yöntem ve teknikleri konusundaki yeterlilikleri
Eğitim hedeflerinin gerçekleşmesi uygun bir öğretim yöntem ve tekniklerin seçilmesiyle sağlanabilir. Bu nedenle her ders için tek bir yöntem değil, çok farklı yöntemlerin kullanılması söz konusu olmaktadır. Sınıf içinde öğrenme-öğretme sürecinin etkili olabilmesi uygun yöntemlerin seçimiyle doğru orantılıdır. Öğretmenlerin yöntem konusunda seçici olabilmesi onların çok farklı yöntemleri tanımaları ve kullanabilmeleri ile olanaklıdır. Diğer bir tanımla, yöntem zenginliğine sahip olmaları gerekmektedir(Demirel, 2011, s. 68). Yöntem, genelde hedefe ulaşmak için izlenen en kısa yol olarak tanımlanırken; teknik ise bir öğretme yöntemini uygulamaya koyma biçimi, ya da sınıf içinde yapılan işlerin bütünü olarak tanımlanabilir(Demirel, 2011, s. 92). Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim matematik öğretmenlerinin öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyinin belirlenmesi ve eğilimlerinin hangi düzeyde olduğunun tespit edilmesidir. Çalışmanın evreni, İstanbul ilinin Küçükçekmece ilçesi oluştururken, örneklemini bu ilçede görev yapmakta olan 5 lise Matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma, 5 öğretmenin 5 farklı dersinden elde edilen video kayıtlarının (döküman analizi) kullanılmasıyla nitel bir çalışmadır. Elde edilen video kayıtları, ilgili literatür taranarak araştırmacılar ve bir uzman görüşüne başvurularak oluşturulan analiz kriterlerine göre analiz edilmiştir. Ayrıca veri sonuçlarını derinlemesine değerlendirmek için örneklem gruba uygulanmak üzere araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanan yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Analizlerin değerlendirilmesi sonucunda, öğretmenlerin düz anlatım, soru-cevap, problem çözme, beyin fırtınası, tanımlar yardımıyla öğretim, analiz yoluyla öğretim, kurallar yardımıyla öğretim, örnekler yoluyla öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma düzeyi yüksek bulunmuştur. Grupla çalışma yöntemi, proje tabanlı öğrenme, gösterip yaptırma, benzetim tekniği, deney yoluyla öğretim, oyunlarla öğretim ve teknoloji destekli öğretim yöntem ve tekniklerini kullanım düzeyi düşük bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: 1. Matematik Öğretimi 2. Öğretim Yöntemleri 3. Öğretim Teknikleri 4. Öğretmen Yeterlilikleri 5. Öğretmen Eğitimi
Müzik öğretmenlerinin görüşlerine göre ortaöğretim kurumlarındaki müzik eğitiminin öğrenciler üzerindeki etkinliğinin incelenmesi
Bu araştırma, ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik dersinin bu kurumlarda görev yapan müzik öğretmenlerinin görüşleri doğrultusunda öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada ayrıca 1071 Malazgirt savaşından itibaren Anadolu coğrafyasında kurulan Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti'nde dönemin örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yürütülen müzik eğitiminin tarihsel süreç içerisindeki değişimi ve gelişimine de değinilmiştir. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde öğrencilerin müzik eğitimine ne derecede ilgi duydukları ne tarz bir eğitim sistemine tabi tutuldukları ve müzik eğitimini alma amaçları araştırma kapsamında belirlenmeye çalışılmıştır. Ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik dersinin bu kurumlarda görev yapan müzik öğretmenlerinin görüşlerine bağlı kalınarak öğrenciler üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla yapılmış bu araştırmada, öğretmen görüşlerini belirlemek için uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanmış yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında ulaşılan sonuçlar literatür taramasına bağlı olarak ulaşılan ve araştırma konusu ile paralellik gösteren çalışmaların sonuçları ile büyük oranda benzerlik göstermektedir. Ayrıca yine Araştırmada elde edilen sonuçlara göre ortaöğretim kurumlarında sürdürülen müzik eğitiminin yetersiz olduğu saptanmıştır.
10. sınıf Türk edebiyatı ders kitabının işlevselliği ve müfredata uygunluğunun öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Ders kitapları eğitim-öğretim faaliyetinin en önemli araçlarıdır. Hem öğrenciler hem öğretmenler için en temel kaynaktır. Hal böyle olunca ders kitaplarının içeriği, tasarımı, kullanılabilirliliği, görselliği büyük önem kazanmaktadır. Yegâne rehber kabul edilen ders kitapları da birçok araştırmaya konu olmaktadır. Bu araştırmada İstanbul ili Bağcılar ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaöğretim (lise) kurumlarında görev yapan Türk Edebiyatı öğretmenlerinin 10. sınıf ders kitabıyla ilgili görüşlerinin ne olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya 91 Türk Edebiyatı öğretmeni katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak "10. Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabının İşlevselliği ve Müfredata Uygunluğu Anketi" kullanılmıştır. Veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Anket verileri bağımsız gruplar için Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi ile çözümlenmiştir. Ayrıca her bir maddenin (toplam 16 madde) ayrı ayrı madde analizleri yapılmıştır. Bu çalışmaya göre 10. sınıf Türk Edebiyatı ders kitabı, Türk Edebiyatı öğretmenleri tarafından Milli Eğitimin temel amaçları açısından yeterli görülürken içerikle ilgili üzerinde durulması gereken önemli noktaların bulunduğu tespit edilmiştir. Ders kitabındaki etkinliklerin niteliği, uygulanabilirliği ve çeşitliliği ile ilgili de eksiklikler görülmüştür. ÖSYM soruları ile ders kitabı arasında da bir örtüşmenin olmadığı sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca cinsiyet, mezun olduğu program ve mesleki kıdemin farklılaşmaya sebep olmadığı görülmüştür. Araştırmada Türk Edebiyatı öğretiminin tarihi gelişimi, yürürlükte olan Türk Edebiyatı programının analizi, edebiyat eğitiminde kullanılan yöntem ve teknikler ve farklı kaynakların konuyu sunuş şekilleri de açıklanmıştır.
Ortaöğretim öğretmenlerinin kültürel farklılıklara yönelik bakış açılarının çeşitli demografik değişkenlere göre incelenmesi
Bu araştırmada, İstanbul ili Küçükçekmece ilçesinde çalışan lise öğretmenlerinin çok kültürlü yeterlik algı düzeylerinin belirlenmesi ve çok kültürlü yeterlik algı düzeylerinin cinsiyet, kıdem, öğrenim düzeyi ve meslekî branş değişkenlerine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma genel tarama modellerinden kesit alma modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, İstanbul İli Küçükçekmece ilçesindeki 9 resmi lise oluştururken, örneklemini ise bu liselerde 2013-2014 öğretim yılında görev yapan 163'ü (%60,1) kadın, 108'i (%39,9) erkek olmak üzere toplam 271 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Başbay ve Kağnıcı (2011) tarafından geliştirilen "Çok Kültürlü Yeterlik Algıları Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler, betimsel istatistik teknikleri ve ANOVA ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, lise öğretmenlerinin çok kültürlülükle ilgili farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu; beceri ve bilgi düzeylerinin ise genel olarak ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Lise öğretmenlerinin çok kültürlülükle ilgili farkındalık, bilgi ve beceri alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında cinsiyete, kıdeme, öğrenim durumuna göre bir fark bulunamamış; sadece mesleki branşta anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Kültür, Eğitim, Öğretmen, Çok Kültürlü Eğitim, Çok Kültürlü Yeterlik Algısı
Teknik lise öğrencilerinin biyoloji dersine karşı tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, ortaöğretimdeki birçok lise türünden biri olan Teknik liselerde öğrenim gören öğrencilerin biyoloji dersine yönelik tutumlarının cinsiyet ve alan değişkenleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Teknik lise öğrencilerin biyoloji dersine yönelik tutumlarını belirlemek için, Koçakoğlu ve Türkmen (2010) tarafından geliştirilen "Biyoloji Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" ve 3 maddeden oluşan "Kişisel Bilgiler Formu" kullanılmıştır. Tutum ölçeğinin Cronbach-Alfa güvenirlik katsayısı 0,94'tür. Ölçek, İstanbul ilinin Bayrampaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı tüm Teknik Liselerine 2013-2014 eğitim öğretim yılının II. Döneminde öğrenim gören 945 öğrenciye uygulanmıştır. Uygulama sonuçları SSPS programında değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, Teknik lise öğrencilerinin tutumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Kız ve erkek öğrencilerin tutumları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin okuduğu alanlara göre tutumlarına bakıldığında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. RTV alanında okuyan öğrencilerin hem Bilgisayar alanı öğrencileri hem de Diğer (Harita, Mobilya, Kimya Elektrik-Elektronik ve Makine Teknolojisi) alanları öğrencilerinin puanları arasında RTV lehine, Elektronik ve Diğer kategorisindeki alanlarda okuyan öğrencilerin puanları arasında ise Elektronik lehine anlamlı fark bulunmuştur. Bunların dışındaki alanlarda anlamlı bir fark bulunamamıştır. Anahtar Kelimeler: Biyoloji dersine karşı tutum, Teknik Lise, cinsiyet, alan
Ortaöğretim kurumlarında öğretmenlerin aile katılımıyla ilgili görüşlerinin incelenmesi: İstanbul-Sultanbeyli örneği
Aile katılımı, bilgi paylaşma ve iletişim kurma işlemidir. Çocuklar, okulun ve yaşadıkları kültürel çevrenin ürünleridir. Okul ve ailenin işbirliği içinde olması öğrencinin gelişimi ve eğitiminde kaliteyi sağlamak açısından önemlidir. Ergenler ailelerin eğitim aynasıdır. Eğitim faaliyetlerinin aile ile birlikte yürütülmesi, istenen hedeflere en kısa yoldan varılması için önemlidir. Bu çalışmanın amacı ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin aile katılımıyla ilgili görüşlerinin öğretmenlerin demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmek ve aile katılımını arttırmak için önerilerde bulunmaktır. Araştırmaya İstanbul İli Anadolu yakası Sultanbeyli ilçesindeki resmi liselerde görev yapan 150 öğretmen katılmıştır. Bu çalışma, tarama modelinde betimsel yöntem kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların yaş, kıdem, medeni durum ve cinsiyet gibi demografik özelliklerini tespit etmek amacıyla 7 sorudan oluşan "Demografik Bilgi Formu" ve ortaöğretimde ailelerin eğitim-öğretim sürecine katılımıyla ilgili görüşlerini belirlemek amacıyla açık uçlu soru tekniğine uygun yarı yapılandırılmış 13 sorudan oluşan "Ortaöğretimde Aile Katılımı Görüşme Formu" kullanılmıştır. Öğretmen görüşlerinin belirlenmesinde; frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama (X ̅) ve standart sapma (Ss) hesaplanmıştır. Görüşler arasında farklılık olup olmadığının belirlenmesinde ise değişkenlerin düzeylerine göre; aritmetik ortalama (X ̅), standart sapma (Ss), t testi ve varyans analizi uygulanmıştır. Anlamlılık düzeyi olarak 0,05 alınmıştır. Gerçekleştirilen analizler sonucunda ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğu veliye özel toplantı yapmaktadır. Erkek öğretmenler kadın öğretmenlerden daha çok veliye özel toplantı yapmaktadırlar. Öğretmenlerin çoğunluğu veliyi çocuğunun genel durumu (devamsızlık, ders başarısı, not durumu, disiplin sorunları vb.) için okula çağırmaktadır. Veliyi özel toplantı için okula çağırmayan öğretmenler arasında erkeklere ve yaşlılara oranla kadın ve genç (28-32 yaş aralığı) öğretmenlerin daha çok olduğu görülmektedir. Kadın öğretmenlerin, meslek dersi öğretmenlerinin ve eğitim fakültesinden mezun olanların çoğu veliyi çocuklarının özel durumu için okula çağırmaktadırlar. Evli öğretmenler bekârlara göre velileri çocuklarının özel ve genel durumu için daha çok okula çağırmaktadırlar. Öğretmenlerin çoğu veliyle telefonla iletişime geçmeyi tercih ederken veli ziyaretlerini en az sayıda öğretmenin gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Genç öğretmenlerin bir kısmı veliyle hiçbir şekilde iletişime geçmediği görülmektedir. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğu çocukların başarısı, sağlıklı gelişimi ve okula uyumu için ailelerin çocuklarının eğitim-öğretim sürecine katılımının gerekli olduğunu belirtmişlerdir. Bununla beraber araştırmaya katılan öğretmenler, ailelerin eğitime katılımının düşük seviyede ve yetersiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu görüşü erkek öğretmenler kadın öğretmenlere göre, 43 yaş ve üstü öğretmenler genç öğretmenlere göre daha fazla benimsemektedirler. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğu ailelerin çocuklarının eğitim-öğretim sürecine hiçbir şekilde katılmadıklarını belirtirken bazı öğretmenler ise velilerin çocuklarının eğitim sürecine yeterince katılmadıklarını belirtmişlerdir. Katılım düzeyinin nedenleriyle ilgili görüş bildiren öğretmenlerin çoğu ailenin eğitim seviyesinin düşük olmasını, ailenin sosyo-ekonomik düzeyini, iş yoğunluğunun olmasını ve ailenin ilgisizliğini neden olarak göstermişlerdir. Daha az sayıda öğretmen ise velinin çocuğunun eğitim-öğretim sürecine yeterince katılmamasının nedeni olarak velinin okula olan olumsuz tutumunu, ailenin bilinçsiz olmasını, ailenin çocuğuyla ilişkisinin niteliğini ve ailenin çocuk sayısının fazla olmasını ifade etmişlerdir. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğu velilerin çocuklarının eğitim-öğretim süreçlerine katılımlarını engelleyen unsurlar olarak; velilerin eğitim ve kültür düzeyinin düşük olmasını, ailelerin ekonomik durumunun iyi olmamasını, çalışan ailelerin yoğun iş temposundan dolayı yorgun olmalarını, okulla iletişim kopukluğunu ve ailenin ilgisizliğini belirtmişlerdir. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu velileri eğitim-öğretim sürecine katılmayan öğrencilerde davranış bozuklukları, uyum sorunu, kötü alışkanlıklar, akademik başarısızlık, derslere ve okula karşı isteksizlik, ilgisizlik sorunlarının ortaya çıkacağını ifade etmişlerdir. Daha az sayıda öğretmen ise velileri eğitim-öğretim sürecine katılmayan öğrencilerde sevilmediğini hissetme, yalnızlık ve güvensizlik duygularının ortaya çıkabileceğini belirtmişlerdir. Eğitim fakültesi mezunu öğretmenler, velileri eğitim-öğretim sürecine katılmayan öğrencilerde derslere ve okula karşı isteksizlik, ilgisizlik, motivasyon eksikliği olduğunu düşünürken; diğer fakültelerden mezun öğretmenler ise bu öğrencilerde akademik başarısızlığı ön plana çıkarmaktadırlar. Kültür dersi öğretmenleri velisi eğitim-öğretim sürecine katılmayan öğrencilerde davranış bozuklukları, okula uyum sorunu, kötü alışkanlıklar edinme, sevilmediğini hissetme, yalnızlık hissi, güvensizlik duygularını ortaya çıkarabileceğini düşünmektedirler. Meslek dersi öğretmenleri ise aynı durumda bu öğrencilerde akademik başarısızlığın ortaya çıkabileceğini öne sürmektedirler. Ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin çoğunluğu aile katılımını arttırmak için aileye konferans ve seminerler, rehberlik çalışmaları, özel görüşmeler yapılabileceğini belirtirken daha az sayıda öğretmen ise velilerin çocuklarının eğitim-öğretim süreçlerine katılımlarını arttırmak için eğitim etkinlikleri ve sosyal faaliyetler, ev ziyaretleri, telefon görüşmeleri, düzenlenebileceğini ve veli toplantıları, görsel, yazılı medya ile ortaklaşa çalışmalar yapılabileceğini belirtmektedirler.