Innovation
504 theses under this subject heading
Personel güçlendirme ve yenilikçi iş davranışı arasındaki ilişki: Örgütsel yaratıcılığın aracılık etkisi
Personel güçlendirme, yaratıcılık ve yenilikçi iş davranışı günümüz iş dünyası için en önemli konular arasında yer almaktadır. Çünkü personel güçlendirmenin özendirildiği çalışma ortamlarında, örgütsel yaratıcılık artmakta ve buna bağlı olarak işgörenlerin yenilikçi iş davranışı gösterme eğilimleri yükselmektedir. Bu nedenle, bu kavramların birbirleriyle olan ilişkilerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Ancak önceki çalışmalarda, bu kavramlar arasındaki ilişkilerin ikili olarak ele alındığı görülmüştür. Bu çalışmada ise, personel güçlendirme ve alt boyutları ile örgütsel yaratıcılık ve yenilikçi iş davranışı arasındaki ilişkiler bir arada ele alınmış ve ayrıca örgütsel yaratıcılığın, personel güçlendirmenin ve alt boyutlarının yenilikçi iş davranışı üzerindeki etkisinde aracılık rolü test edilmiştir. Araştırma verileri, Hatay ilinde faaliyet gösteren bir üretim işletmesinde çalışan işgörenlerden anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmadaki verilerin istatistiksel analizini yapmak için SPSS programı kullanılmıştır. Verilere korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre, personel güçlendirmenin ve alt boyutları olan anlamlılık ve yeterlilik ile özerklik ve etkinin örgütsel yaratıcılık ve yenilikçi iş davranışı üzerinde pozitif anlamlı etkileri olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, örgütsel yaratıcılığın personel güçlendirme ve alt boyutlarının yenilikçi iş davranışı üzerindeki pozitif etkilerinde kısmi aracılık rolü olduğu saptanmıştır.
Öğretmenlerin liderlik tipleri ve inovasyonel yaklaşımlarının incelenmesi
Bu çalışma öğretmenlerin liderlik tipleri ile inovasyonel yaklaşımları belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Osmaniye ilinin Kadirli ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak çalışan beş farklı branştaki öğretmenlerin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin 103'ü kadın 136'sı erkek olmak üzere toplam 239 kişi çalışmaya katılmıştır. Veri toplama aracı olarak demografik özellikleri belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanmış kişisel bilgi formu, liderlik tarzlarını belirlemek amacıyla Yiğit (1996) doktora tezinde kullandığı, orijinal hali Hemphill ve Coons tarafından hazırlanan, Andrew W. Halpin ve B. J. Winer tarafından geliştirilen "Liderlik Davranışlarını Betimleme Anketi", Ergun tarafından türkçeye uyarlanmış 33 soruluk liderlik tarzları ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan diğer ölçeği ise Çavuş (2006) 'un doktora tezinden alınan inovasyon ölçeğidir. Ölçeklerin geçerlilik ve güvenilirlik çalışması Bayram (2013) tarafından yapılmış Cronbach's Alpha değerlerin 0,60'ın üzerinde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin branş dağılımları Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni, Türkçe Öğretmeni, Matematik Öğretmeni, İngilizce Öğretmeni ve Sınıf Öğretmeni olarak belirlenmiştir. Araştırmada katılımcıların otokratik, demokratik, hümanist, bürokratik ve karizmatik liderlik türleri ile inovasyon arasında Kolerasyon testi sonuçlarında pozitif yönlü, anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Liderlik türlerinin inovasyon üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla yapılan regresyon testi sonuçlarında değişkenler arasında anlamlı bir farklılığın olduğu, bu farklılığın ise otokratik, demokratik ve hümanist liderlik türleri olduğu tespit edilmiştir. Bürokratik ve karizmatik liderlik türlerinin inovasyon üzerinden anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir
İnovasyonun ihracat ve büyümeye etkisi: Türkiye örneği
Ülkelerin uluslararası ticarette rekabet edebilmesi için, inovasyon faaliyetlerine ağırlık vermeleri elzem hale gelmiştir. Bu çalışmada, Türkiye' deki inovasyonun ihracata ve reel GSYH' ye olan etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın ekonometrik bölümünde 1988-2018 dönemini kapsayan yıllık verileriyle inovasyonun, ihracata ve büyümeye olan etkisi analiz edilmiştir. Değişkenlere sırasıyla birim kök testleri uygulanmış, hepsinin aynı mertebeden durağan olduğu sonucuna varılmıştır. Johansen eşbütünleşme testi uygulanmış, inovasyon değişkeni olarak yurt içi patent başvuruları ve yurt dışı patent başvuruları alınmış ve uzun dönem ilişkisinin varlığı tespit edilmiştir. Elde edilen neticelere göre, yurt içi patent başvurularının ve yurt dışı patent başvurularının ihracata ve büyümeye olan etkisi negatif olduğu sonucuna varılmıştır. Daha sonra EngleGranger eşbütünleşme testi uygulanmış: İnovasyon değişkeni olarak toplam patent başvuruları ve toplam ticari marka başvuruları alınmıştır. Değişkenler arasında herhangi bir ilişki tespit edilememiştir. Analize kontrol değişkenler eklenerek tekrardan Engle- Granger eşbütünleşme testi yapılmıştır. Test sonuçlarında toplam ticari marka başvurularının ihracata ve reel GSYH' ye etkisinin ise pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir.
İnovasyon türleri ve performans ilişkisinde teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin aracı rolü
Araştırmamızda kamu sektöründeki eğitim kurumlarında inovasyon türleri ile okul performansı arasındaki ilişkide teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin aracı rolü incelenmiştir. Okul performansını arttırdığı düşünülen ancak çoğu kez performans üzerinde anlamlı bir etkisi olmayan uygulamalar ve yatırımlar yerine hangi tür inovasyonun okul performansına daha fazla katkı sağladığı araştırılırken, teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin okul performansı üzerinde aracı bir rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Eğitim kurumlarının varlıklarını sürdürebilmeleri ve üst düzey bir performans sergileyebilmeleri öncelikle çevresel değişimleri algılayabilmelerine ve bir bütün olarak çevresel değişikliklere uygun yenilikler geliştirebilmelerine bağlıdır. Değişim ve gelişimin kesintisiz bir süreç olduğu gerçeğinden hareketle bu değişim ve gelişimleri içselleştirme sürecinde değişim ve yeniliklere uyum sağlanması aşamasında inovasyonun okullar açısından hayati öneme sahip olduğu görülmektedir. Bu nedenle okulların varlığını sürdürebilmeleri ve gelişimlerini sağlayabilmeleri için okul performansı ve inovasyonun birlikte ele alınması gerektiği söylenebilir. Ayrıca tek tip bir inovasyona yönelmek bir eğitim kurumunu bütün olarak dönüştürmek için gereken performansı sağlamayabilir. Bu nedenle hizmet inovasyonunun yanında yönetim ve süreç inovasyonlarının da performans üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Okul gibi öğrenmenin önemli olduğu örgütlerde örgütsel öğrenme ve teknoloji yeteneğinin inovasyon yaratma gücü dolayısı ile okul performansına etki etme sürecinde aracı rollerinin olup olmadığı incelenerek performansa etki eden kavramlar ortaya çıkartılmak istenmiştir. İstanbul geneli lise ve dengi eğitim kurumlarından orta ve büyük ölçekli ortaöğretim okullarında toplamda 306 idareci ve öğretmen üzerinde anket yöntemi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ele alınan ürün inovasyonu, yönetim inovasyonu, süreç inovasyonu ile teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenme kavramlarının bağımlı değişken olan okul performansı üzerindeki etkilerini incelemek üzere güvenilirlik analizi, faktör analizi, regresyon analizi SPSS.20.OO İstatistik programı kullanılarak yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hizmet İnovasyonu, Yönetim İnovasyonu, Süreç İnovasyonu, Teknoloji Yeteneği, Örgütsel Öğrenme ve Performans.
Açık inovasyon ve tüketicilerin birlikte yaratma davranışlarını etkileyen faktörler
Ekonomik büyümenin temel dinamiklerinden biri olan inovasyon sürecinde işletmelerin paydaşları ile olan işbirliği giderek artmaktadır. Birlikte yaratma olarak adlandırılan bu yaklaşım da özellikle açık inovasyon platformlarında birçok alanda yenilikçi fikir üretimi tüketiciler ile birlikte gerçekleştirilmektedir. Bu araştırmada, tüketicilerin birlikte yaratma davranışlarını etkileyen faktörlerin ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşmak için Planlı Davranış Teorisi temel alınarak değişkenler oluşturulmuş, araştırma modeli ile uyumlu bazı farklı değişkenler de eklenerek model genişletilmiştir. Araştırma Türkiye'de faaliyet gösteren bir açık inovasyon platformuna üye olan örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda tüketicilerin birlikte yaratma davranışına yönelik tutumları, algıladıkları hakimiyet, öznel norma ilişkin algıları betimlenmiş, bu değişkenler ile katılım niyeti arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Ayrıca sürece ilişkin algıladıkları risk ve yararların tutum üzerindeki etkisi belirlenmiştir. Araştırma sonuçları tüketicilerin birlikte yaratma davranışlarına yönelik olumlu bir tutum sergilediklerini ve tutumun katılım niyeti üzerinde etkili olduğu göstermektedir. Algıladıkları psikolojik ve sosyal yararlar tutumu olumlu yönde etkilerken, finansal risk ve yararların tutum üzerinde bir etkisi olmadığı görülmektedir. Ayrıca birlikte yaratma sürecine yönelik algılanan davranışsal hakimiyetin niyet üzerinde yüksek etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Birlikte yaratma ile ilgili toplumsal baskıdan söz etmek mümkün değildir. Anahtar Kelimeler: Açık inovasyon, birlikte yaratma, inovasyon, planlı davranış teorisi
Turizmde akıllı telefon kullanımının teknoloji kabul modeli kapsamında değerlendirilmesi
Teknoloji alanındaki gelişmeler tüm hizmet sektörlerinde olduğu gibi turizm işletmelerinde de etkili olmuştur. Yapılan çalışmalar, turizm işletmelerinde internet teknolojilerinin pazarlama alanında sıklıkla kullanıldığını göstermektedir. İnternet teknolojilerinin turizm pazarlamasında kullanım araçlarından biri de akıllı telefonlardır. Turizm işletmelerinin akıllı telefonlar üzerinden birtakım uygulamalarla, sosyal medya araçları yardımıyla veya doğrudan internet sitesi üzerinden bilgilendirmeler ile tüketicilere ulaştığı bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, turizm işletmelerinin akıllı telefonlar yoluyla gerçekleştirdikleri pazarlama faaliyetlerine ilişkin tüketici niyet ve davranışlarını teknolojinin kabulü bağlamında belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışmada, Açıköğretim Sistemi Türkiye Programları'na kayıtlı 546 öğrenci ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Verilerin elde edilmesinde anket tekniğinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler, faktör analizi, varyans analizi, t testi ve regresyon analizi ile test edilmiştir. Araştırmada, kullanıcıların akıllı telefonları ile gerçekleştirdikleri turizm ile ilgili faaliyetlerinde teknolojiyi kabullerinin performans beklentisi, çaba beklentisi, sosyal etki, kullanım kolaylığı, fiyat değeri, hedonik motivasyon ve alışkanlıklar boyutlarından oluştuğu belirlenmiştir. Katılımcıların davranış niyetleri ve kullanım davranışları ile yaş, akıllı telefon kullanım deneyimi, akıllı telefonda kullanılan işletim sistemi ve akıllı telefonun boyutu arasında ilişkiler saptanmıştır. Araştırmada ayrıca, akıllı telefonlar ile gerçekleştirilen turizm ile ilgili işlemlerde kullanıcıların davranış niyeti ve kullanım davranışına performans beklentisi, kolaylaştırıcı koşullar, hedonik motivasyon ve alışkanlıkların etki ettiği bulgularına da ulaşılmıştır.
Patent başvurularının yüksek teknolojili ürün ihracatına etkisi: Türkiye örneği
Küreselleşen dünyada, yüksek teknolojili ürün ihracatı büyük önem arz eden konulardan biridir. AR-GE ve inovasyon faaliyetleri de ülkelerin özellikle yüksek teknolojili ürün ihracatında üzerinde durulması gereken faktörlerdir. Beşeri sermaye olgusunun ekonomik büyüme ve kalkınma sürecindeki rolü hiç kuşkusuz ki oldukça fazladır. Bu çalışmada amaç, Türkiye'de beşeri sermayenin 1980-2015 yılları arasında yüksek teknolojili ürün ihracatına olan etkisini ortaya koymaktır. Beşeri sermayeyi temsilen inovasyon kavramı kullanılmıştır. Patent başvurularının sayısı da çalışmada inovasyon değişkeni olarak alınmıştır. Patent başvurularının yüksek teknolojili ürün ihracatına olan etkisini ortaya koymak için ekonometrik analiz yöntemi kullanılmıştır. Verilerin durağanlık durumları genişletilmiş Dickey Fuller Testi (ADF) ve Phillips Perron (PP) Testiyle incelenmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiyi incelemek için maksimum öz değer ve iz testlerinden yararlanılarak Johansen Eşbütünleşme Testi yapılmıştır. Mevcut değişkenler arasındaki nedensellik yönünün belirlenmesi amacıyla da vektör hata düzeltme modeline dayalı (VECM) Granger Nedensellik testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki kısa dönemli ilişkiyi analiz etmek için de etki- tepki fonksiyonları ve varyans ayrıştırması yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan incelemede, patent başvurularının yüksek teknolojili ürün ihracatı üzerinde uzun dönemde olumlu yönde etkili olduğu ve değişkenler arasında nedensellik ilişkisinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Beşeri Sermaye, Yüksek Teknolojili Ürün İhracatı, İnovasyon,Patent
Çok kriterli karar verme problemlerinde ikili üstünlük algoritmaları: Girişimci ve yenilikçi üniversite endeksinde ORESTE uygulaması
Bu çalışmada çok kriterli karar verme problemlerinde ikili üstünlük algoritmaları genel olarak açıklanmış, girişimci yenilikçi üniversite endeksine ORESTE yöntemi uygulaması gerçekleştirilmiştir. Günlük hayatta sıklıkla karşılaşılan ve gerçekleştirilen karar verme eylemi işletmeler açısından ele alındığında çok kriterli karar verme analizi karar problemlerinde yaygın biçimde kullanılan karar tipleridir. Karar vericilere etkin fayda sağlayan ikili üstünlük algoritmaları çoğunlukla alternatif sayısının fazla olması durumlarında kullanılır. Çalışmada ikili üstünlük algoritmalarından biri olan ORESTE yöntemi, girişimci üniversite endeksinde bir uygulama ile sunulmuştur. Girişimci ve yenilikçi üniversite endeksi üniversitelerin belirlenen göstergelere bağlı olarak bir başarı sıralaması elde etmek amacıyla TÜBİTAK tarafından oluşturulmuştur. Bu endekse ORESTE uygulaması sonucunda TÜBİTAK tarafından açıklanan sıralamalardan farklı sonuçlar elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çok kriterli karar verme, İkili üstünlük algoritmaları,ORESTE, Girişimci ve yenilikçi üniversite endeksi
Innovation principles and their possible application in social design
This work examines the concepts of stressor (i.e. challenging conditions given by the environment, resources and knowledge level), antifragility, cumulative experience, context, simplicity, emergent platforms among others, as well as its possible application in product design, intended to solve or mitigate the effect of social problems. The document is divided into five chapters, being the first one devoted to the theoretical review of literature from four knowledge areas: Cultural, Scientific, Experimental and Logistic. In the second chapter, ideas and concepts from the different literature resources and knowledge areas are combined in the so-called Theoretical Triangulation Process, whose final aim is to generate statements based on the bibliographic review. The third chapter includes a further development of the statements reached in chapter two and from them, it is proposed a set of principles extracted from the literature review to promote technical innovation in social design. Chapter four includes a comparison between the suggested principles and those already developed in the existing design-related literature, identifying similarities, differences and opportunities so that a richest framework of innovation in social design conducted by institutions or organizations can be created. Finally, the fifth chapter presents the conclusions, challenges and possible opportunities for its application.
Dijital pazarlamada C kuşağının dijital ürünleri benimseme düzeyi farklılıklarının belirlenmesine dair bir alan araştırması
Bu çalışma, Everett Rogers (1983) tarafından geliştirilen "Diffusion of Innovations- Yeniliklerin Yayılması" teorisi çerçevesinde C kuşağının dijital ürünleri benimsenme düzeyini araştırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla benimseme çıktısı olarak dijital ürünleri kullanım niyeti, yeniliğin algılanan özellikleri, benimseyen (yenilikçi tüketici) kategorileri ve demografik özellikler bünyesinde değerlendirilmektedir. Araştırmada dijital oyunlar, video, mobil uygulamalar ve e-yayınlar dijital ürün olarak yer almaktadır. Dijital ürünlerin algılanan özelliklerinin benimseme düzeyine etkisi çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. İnternet ile yaşayan ve dijital bir kuşağı temsil eden C kuşağının tanımlanmasına katkıda bulunmak çalışmanın amaçları arasında bulunmaktadır. Bireysel anlamda yenilikçilik düzeyi ve benimseyen (yenilikçi tüketici) kategorileri belirlenen C kuşağının, dijital ürünleri benimseme niyetinde benimseyen kategorileri ve demografik özellikler açısından farklılık olup olmadığı araştırılmaktadır. Nicel bir araştırma olarak tasarlanan çalışmada, araştırmacılar tarafından uyarlanan 4 farklı ölçek aracılığıyla veriler toplanmıştır. İstanbul ilinde, 15-29 yaş aralığında bireylerle yapılan yüz yüze anket yöntemiyle elde edilen 464 anket formunun verileri istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlara göre dijital ürünlerin algılanan göreceli üstünlük, uyumluluk, denenebilirlik ve gözlenebilirlik özellikleri benimseme düzeyini pozitif yönde etkilemektedir. Yenilikçiler ile erken benimseyenler kategorisinde yer alan C kuşağı üyelerinin dijital ürünleri benimseme düzeyi daha yüksektir. C kuşağı genel olarak yenilikçi bir profil çizmektedir. Anahtar Sözcükler: Yeniliklerin Yayılması, C Kuşağı, Dijital Ürün, Benimseyen Kategorileri, Yeniliğin Algılanan Özellikleri.
Effect of personal characteristics and gender on entrepreneurship and innovativeness: A comparative study on Turkish entrepreneurs
Entrepreneurship is an essential factor for today?s economy of knowledge to manage its competitive and dynamic nature. Both governments and academics appear to be concentrating on encouraging entrepreneurship as it symbolizes innovation. Entrepreneurship also has been characterized as a major force for job creation, and a vital determinant of economic growth.Early work on entrepreneurship focused predominantly on male entrepreneurs, which was the most representative group in terms of numbers. Only from the late 1970s research on female entrepreneurship began to develop, starting out with studying the psychological and sociological characteristics of female entrepreneurs. Although female entrepreneurship is no longer an understudied phenomenon, there are still research areas that have received little or no attention. Moreover, the entrepreneurship studies that have concentrated on gender present inconclusive evidence of gender differences in entrepreneurship. However, this inconclusive evidence has been attributed to methodological weaknesses of female entrepreneurship research, including the use of small, convenience and non-mixed samples. The aim of this study is to create more insight into those areas where female entrepreneurship research to date has been inconclusive and to contribute to methodological development of 1) female entrepreneurship research by identifying the factors that effect entrepreneurial activity of Turkish female entrepreneurs and 2) a model to explain the effect of the personality characteristics on entrepreneurial activity and innovativeness.Given that the theories on women entrepreneurs have emerged primarily from research in developed countries, it is important to examine the extent to which these apply in the context of developing ones, such as Turkey.The sample is drawn using the stratified sampling technique from small businesses registered at the Istanbul Chamber of Commerce and consist of 300 entrepreneurs (107 female and 193 male). The findings of this study indicate that gender based differences among female and male entrepreneurs are in their marital status, age, number of children, financial problems faced, gender based problems, and reasons for becoming entrepreneurs. Turkish entrepreneurs demonstrated a high percentage of external locus of control (41.3 %). However, the mean locus of control scale for female entrepreneurs was not significantly different from that of their counterparts. Gender is also found to affect the product innovativeness-market dimension where men are found to be more innovative than female entrepreneurs.Besides providing a significant contribution to the limited literature on entrepreneurial activity in Turkey as well as the role of gender, this study also provides practical information to better understand the characteristics, needs, and problems of Turkish entrepreneurs and can be used to guide national entrepreneurship support programs.
Mimarların teknolojik inovasyona yaklaşımında kuşaklararası farklılıkların etkisinin araştırılması
Günümüzde teknoloji, inovasyon ve teknolojik inovasyon kavramlarının önemi mimarlık alanında da giderek artmaktadır. Mimarlık pratiği açısından teknolojik inovasyonun sağlayacağı avantajlardan fayda elde edebilmek için teknolojik inovasyonun kullanım düzeyi, kabul edilmesi, benimsenmesi ve yaygınlaşması sürecinin araştırılması ve bu sürece kuşak farklılıklarının etkisinin irdelenmesi gerekmektedir. Bu amaçla tez çalışmasında nicel (kantitatif) araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Tez kapsamında; katılımcıları tanıtıcı bilgiler, teknolojik inovasyonun; kullanım düzeyi, kabul edilmesi, benimsenmesi ve yaygınlaşması olmak üzere beş bölümden oluşan anket hazırlanmıştır. Araştırma soruları çerçevesinde üç adet hipotez oluşturulmuştur: Bunlar; (Hipotez 1) Y kuşağı, teknolojik inovasyonun iş süreçlerini kolaylaştırdığını düşünmekte ve bu araçları diğer kuşaklara göre daha yaygın şekilde kullanmaktadır. (Hipotez 2) BB ve X kuşağı teknolojik inovasyona olumsuz yaklaşmakta ve bu araçların maliyeti artırarak, iş sürecini zorlaştırdığını düşünmektedir. (Hipotez 3) Y kuşağının yönetici olduğu mimarlık ofislerinde teknolojik inovasyon araçlarına göreceli olarak daha çok yatırım yapılmaktadır. Araştırma sonucunda; Hipotez 1 reddedilmiş, Hipotez 2 kabul edilmiş, Hipotez 3 ise kısmen kabul edilmiştir. Yapılan araştırma göstermektedir ki; BB kuşağının teknolojik inovasyonun kullanımı, kabulü, benimsenmesi ve yaygınlaşmasındaki katkısı diğer kuşaklara oranla daha azdır. X kuşağının teknolojik inovasyonu kullanım düzeyi orta seviyelerde olmasına rağmen inovasyonu kabul etme, benimseme ve yaygınlaşması bakımından çekimser kalmayı tercih etmektedir. Z ve Y kuşağının ise teknolojik inovasyonu iyi düzeyde kullandığı, kabulü ve yaygınlaşması sürecinde etkili olduğu görülmektedir. Ancak firma sahibi/ortağı olarak X ve BB kuşaklarının mimarlık ortamında çoğunluğu oluşturması, Y Kuşağının teknolojik inovasyonun yaygınlaşması konusundaki etkisini azaltmaktadır. Yapılan araştırmanın sonuçları, teknolojik inovasyonun mimarlık ofislerindeki kullanım düzeyinin istenen seviyelere ulaşamamasını kısmen açıklamaktadır.
İşletmelerde insan kaynakları yönetimi ve yenilik ilişkisinin toplam kalite yönetimi uygulamalarında incelenmesi:Marmara Bölgesinde ampirik bir uygulama
Yenilik kavramı günümüzde işletmelerin rakiplerine karşı rekabette üstün olabilmek, yeni pazarlara girebilmek ve varlığını sürdürebilmek adına geçmişten günümüze kadar kullandıkları sistemlerin, süreçlerin ve teknolojilerin yenilenmesi süreci olarak tanımlanabilir. İşletmelerin en önemli rekabet aracı ve müşteri memnuniyetini sağlamada etkili bir yöntem olan yenilik kavramı işletmeler tarafından önemle üzerinde durulması gereken bir kavramdır. Yenilik sürecinin başarılı olması yeniliklere açık yetenekli ve donanımlı bireylerin işletmeye kazandırılması ile mümkün olmaktadır. İşletmeye seçilecek personellerin yeniliğe açık, araştırmacı, disiplinli, yetenekli ve günün bilgi ve teknolojilerini yakından takip eden bireyler olması çok önemli olmakla birlikte, işletmenin halihazırda çalışanlarının da yeniliğe teşvik edilmesi ve eğitimlerle desteklenmesi büyün önem arzetmektedir. Toplam kalite yönetimi anlayışını benimsemiş etkin bir insan kaynakları yönetimi, bağlı bulunduğu işletmenin yenilik süreçlerine katkı sağlamak adına işe yeni başlayan çalışanlara ve işletmede çalışmaya devam etmekte olan personellere etkili orantasyon eğitimleri vererek işletmenin verimlilik elde etmesine katkı sağlayabilir. Oryantasyon daha işin başında işi sıkı tutarak çalışanların sürekli gelişmesine katkı sağladığı için insan kaynakları yönetimi tarafından başarıyla sürdürülmesi gereken bir süreçtir.
Toplam Kalite Yönetimi temelli İnsan Kaynakları yönetimi ve Yenilik kavramı ilişkisinin analizi
Toplam kalite yönetimi (TKY), insanların taleplerini karşılayabilmek adına kullanılmakta olan iş, insan, ürün ya da hizmet kalitelerinin sistemli bir yaklaşıma dayalı şekilde çalışanların katkı sağlaması ile gerçekleşmektedir. TKY dönemin gereksinimlerini yenilik ve ihtiyaçlar kapsamında talep ve isteklerin her zaman değişken olduğu müşteri potansiyelinde, müşteri ihtiyaçlarının belirlenmesi ve karşılanmasını ilkle edinmektedir. TKY'ye geçişte, bütün çalışanların kapsanacağı bir biçimde indirgenemeyen değişim çalışmalarının beklenen neticeyi vermesi de mümkün olmamaktadır. TKY, gelişme algısı ile müşterilerin beklentilerini tam anlamıyla karşılayabilmeyi amaç edinerek bu yönde bir yaklaşım benimsemiş olan ve insan odaklı bütün çalışmaların merkez noktasında yer alan bir çalışma şeklidir. İK ise bütün dünya da olduğu hali ile ülkemizde de gerektiği önemi görmeye başlamaktadır. İnsan kaynakları alanında son 10 sene içinde bir çok firma, konularını daha güçlü hale getirerek, maddi hedeflerinin yanı sıra, insan kaynaklarında da büyük ilerleme sağlamıştır. Küresel rekabet içinde yer alan güçlü insan kaynakları bu yarışın önemli bir parçasıdır. Performans değerlendirme sistemleri de özellikle İK kullanımı ile işverenler tarafınca oldukça sık kullanılmakta olan bir yöntem haline gelmiştir. İşletmelerin, küreselleşmekte olan ekonomilerinde, rekabet ortamının artışı hedeflerine en hızlı ve düzgün biçimde ulaşmalarında insan kaynaklarına ihtiyaçları ortaya çıkmıştır Anahtar Kelimeler: TKY, insan kaynakları, performans değerlendirme.
Bilgi ekonomisinde inovasyonun önemi ve büyümeye etkisi: Seçilmiş OECD ülkeleri üzerine analizi
-1990 yılı ve sonrasında teknolojide yaşanan gelişmelerin de etkisiyle bilgi ekonomisi kavramı önem kazanmaya başlamıştır. Ülkelerin gelişmişlik seviyelerini göstermede önemli bir kıstas haline gelen bilgi ekonomisinin belirli göstergeleri vardır. Bu göstergelerden bazıları bilgi ve iletişim teknolojilerine yapılan yatırımlar, yükseköğretime kayıtlı öğrenci sayıları, internet erişim sayıları ve inovasyondur. Bilgi ekonomisinin temel bir unsuru olan inovasyon bir ülkenin bilgi ekonomisi haline gelmedeki en önemli yapı taşı olarak görülebilir. İnovasyon genel olarak bir firmanın ya da işletmenin kendi üretmiş olduğu ürünü eskitmesi yani daha iyisini daha kalitelisini üretmesi çabasıdır. İnovasyon firma ya da işletmelerin piyasadaki sürdürülebilirliklerinin (kalıcı olmalarının) en önemli belirleyicisidir. Bilgi ekonomisi olma yolunda bilgiye, teknolojiye ve en önemlisi de inovasyona yatırım yapan ülkelerin ekonomik yapısı da bundan pozitif yönde etkilenecek ve ekonomik büyüme yaratacaktır. Bu çalışmada bilgi ekonomisinin temel bir unsuru olarak görülen inovasyonun büyüme üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Yapılan çalışmada 2000-2015 dönemine ait ABD, Belçika, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, Japonya, Güney Kore, Litvanya, Portekiz, Slovakya ve Türkiye olmak üzere 15 OECD ülkesine ait AR-GE harcamaları, araştırmacı sayıları, patent sayıları ve bilimsel yayın sayılarının yıllık verileri kullanılmıştır. Yöntem olarak Panel Veri Regresyon Analizi uygulanmıştır. Analiz sonucuna göre bağımlı değişken olan ekonomik büyümenin, bağımsız değişken olan AR-GE harcamaları, araştırmacı sayıları, patent sayıları ve bilimsel yayın sayılarına yapılan yatırımlar sonucunda etki düzeyinin anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İşletmelerde inovasyon gücünün ölçümlenmesi ve tarım & gıda sektöründe yöresel bir araştırma
Ekonomik büyüme ve rekabet edebilirlik günümüz şartlarında giderek inovasyona dayanmaktadır. Uluslararası yarışa dahil olabilmek ve rekabet gücünü elinde bulunduran bir seviyeye erişebilmek için ülkelerin hem inovatif girişimlere hem de bu konuda öncü şirketlere ihtiyacı vardır. Bu şirketler inovasyonu yönetilir kılabilmek için, doğru ölçümleri ve teşvikleri uygulamak, hem içeride hem de dışarıda doğru stratejilerle doğru davranışı üretebilmek, ve bu süreç için etkili bir metodoloji geliştirmek zorundadırlar.Sağlıklı bir inovasyon yönetim süreci için, işletmelerin ciddi bir planlama ve uygulama gerçekleştirmeleri, işletme içerisinde inovasyon farkındalığı yaratıp, inovasyonu kurum kültürü haline getirebilmeleri ve bu süreçte inovasyon güçlerini düzenli aralıklarla ölçmeleri oldukça önemlidir. ?Ölçemediğiniz şeyi yönetemezsiniz, geliştiremezsiniz? ilkesi doğrultusunda, yapılan bu ölçümler sayesinde elde edilecek veriler ve geri bildirimlerle, işletmeler bu alandaki zayıf ve güçlü yönlerini tespit edebilir, başarılı bir inovasyon sürecinin sürekliliğini sağlayabilirler.İşletmelerde inovasyon gücünün ölçümlenmesinin amaçlandığı bu çalışmanın ilk bölümünde; inovasyon kavramı, özellikleri, çeşitleri ile bağlantılı olduğu kavram ve konuları; ikinci bölümünde dünyada geliştirilmiş olan inovasyon ölçümüne yönelik yapılan çalışmalardan bazıları; üçüncü bölümde ise dünyanın ilk yönetim danışmanlığı şirketi olan Arthur D.Little'ın İnovasyon Üstünlüğü isimli ölçüm modeli orjinalinden çeviri yapılarak oluşturulup detaylı bir şekilde incelenmiştir. En son bölümde ise, Arthur D.Little'ın bir başka modeli yine çeviri yapılarak oluşturulmuş ve Salihli ilçesinde tarım & gıda sektöründe üretim faaliyetinde bulunan işletmelere uygulanmış, elde edilen veriler analiz edilmiş, yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, İnovasyon Yönetimi, Strateji, Rekabet, Teknoloji.
Turizm işletmelerinde inovasyon: Türk turizminde inovatif yaklaşımlar ve model önerisi
Dünya çapında her sektörde olduğu gibi turizm sektöründe de değişim ve gelişmeler gerçekleşmektedir. Bu değişim ve gelişmeler turist tiplerinin ve beklentilerinin değişmesine ve bunun sonucunda turistik ürünlerinde çeşitlendirilmesine neden olmuştur. İnsanların gelirlerinin ve kendilerine ayırdıkları boş zamanın artmasından ve diğer etkenlerden dolayı farklı ürün ve hizmetlere olan talep gün geçtikçe artmaktadır.Günümüzde turizm denince deniz-güneş-kum üçlüsünün oluşturduğu klasik kitle turizminin yanında doğal ve kültürel çevreyi, eğlenceyi, macerayı da içine alan farklı turizm türleri de akla gelmektedir. Bu yüzden, ülke ve işletmeler değişen turistik talebe ve artan turist beklentilerine cevap verebilmek için mevcut kaynakları kullanarak farklı turistik ürünler oluşturarak turistik ürün çeşitlerini arttırmak zorundadırlar.Uluslaraarası turizm pazarında yaşanan yoğun rekabet işletmeleri müşterilerin isteklerine cevap verebilmeleri için bir değişim sürecine itmektedir. İşletmelerin piyasada varlıklarını devan ettirebilmeleri için sürekli yenilenme ve değişime uyum bir gereklilik haline gelmiştir. İşletmeler sadece fiyat rekabeti ile karşı karşıya değil aynı zamanda da ürün ve hizmet çeşitliliği alanında da rekabet ile karşı karşıyadırlar. Bu rekabetten üstün çıkabilmek ve rekabet avantajını elde edebilmek için işletmelerin ihtiyacı olan en önemli unsurlardan bir tanesi de inovasyondur.Bu çalışmada inovasyon kavramı hakkında bilgi verilecek, turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin inovasyon uygulamaları incelenecek ve Türk turizmi için bir model önerisi ortaya konmaya çalışılacaktır.Anahtar Kelimeler: Turizm, İnovasyon, Turizm İşletmeleri
Personel güçlendirmenin inovasyon üzerindeki etkisi ve Elektromed örneği
Sürekli değişimin yaşandığı ve yeniliklerin ortaya çıktığı rekabet çağında, örgütlerin önceden belirlenen hedeflere ulaşabilmeleri ve istenilen başarılar elde edebilmelerinin temel koşulu, çalışanlarını eğiterek, katılımlarını sağlayarak ve sorumluluk almalarını teşvik ederek `insan' faktörünü ön plana çıkarmaya çalışmaktır. Bu noktada güçlendirme kavramı ortaya çıkmaktadır.İşletmelerin yenilik yönetimine eğilimli ya da yönelimli bir örgüt kültürü inşa edebilmeleri için inovasyon kültürünü tüm çalışanlarına benimsetmeleri ve personel güçlendirme duyarlılığını geliştirerek sorumluluk paylaşımı ve takım çalışması süreçlerini pekiştirmeleri kaçınılmazdır. Ağ yapılarının egemen olduğu günümüzün iş yaşamında `hiyerarşik kültür' değil `güçlendirme kültürü' işlevsellik kazanmış ve yenilik yönetimini hızlandırmıştır.Bu çalışma da; personel güçlendirme çabalarının işletmelerde yaratıcı düşünceyi harekete geçirip geçirmediğine ve dolayısıyla inovasyonu tetikleyip tetiklemediğine ilişkin yazında yer alan genel eğilimleri araştırmaların sonuçlarına dayanarak sınamayı ve sorgulamayı amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Personel Güçlendirme, Yenilik, Yenilikçilik, İnovasyon
Türkiye'de sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik sağlanması açısından Sağlık Dönüşüm Programı'nın analizi ve OECD ülkleriyle kıyaslanması
Toplumun sağlık düzeyi ile ülkenin ekonomik gelişmişlik düzeyi arasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Bireylerin sağlıklı olması, ekonominin beşeri sermayesinin gücünü arttırarak ekonomik gelişmeye katkıda bulunmaktadır. Toplumun sağlık düzeyini yükseltmek için eşit, adil, etkin ve yaşam kalitesini arttıracak şekilde sağlık hizmetleri sunulmalıdır. Bu sebeple yapılacak olan sağlık reformlarda bu kriterler göz önünde bulundurulması gerekir. Bu çalışmanın amacı, Sağlık Dönüşüm Programının sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik açısından sağlık göstergelerinde ne gibi değişiklikler meydana getirdiği ve OECD ülkelerine ait göstergelerle kıyaslandırılarak Türkiye'nin mevcut durumu analiz edilmiştir.Birinci bölümde, sağlık hizmetlerinin tanımı, sınıflandırılması, finansmanı ve etkinliği anlatılmaktadır. İkinci bölümde, Türkiye'nin kurulduğu tarihten itibaren uygulamaya konulan reformlar açıklanmıştır ve OECD ülkelerinde uygulanan sağlık sistemleri ve reformlar anlatılmıştır. Üçüncü bölümde OECD ülkeleri ile Türkiye Performans göstergeleri karşılaştırılmıştır ve reformların performans göstergeleri üzerinde iyileşmeler sağladığı ortaya konulmuştur. Ancak iyileşmeler diğer ülkelerin baya altında kalmaktadır ve dolayısıyla sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinlik düşüktür. Meydana gelen iyileşmelerin attırılması ve uzun dönemde sağlık hizmetlerinin sunumunda etkinliğin sağlanması için politika önerilerinde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Sağlık Hizmetleri, Etkinlik, Performans Göstergeleri, Sağlık Hizmetlerinde Reform.
Sürdürülebilir rekabet üstünlüğünün sağlanmasında inovasyonun üretim maliyetlerine etkisi ve ampirik bir uygulama
Günümüzün hızlı değişen dünyasında, küresel rekabetin her geçen gün arttığı ekonomik ortamda işletmelerin ayakta kalabilmesi, rekabette söz sahibi olabilmeleri ve sürdürülebilir rekabet üstünlüğü elde edebilmeleri, işletmelerin rekabet avantajı yaratabilme yeteneklerine ve işletmenin inovatif faaliyetleri sonucu rakiplerine karşı üstünlük sağlayabileceği avantajlara bağlı olarak gelişmektedir.Rekabet ortamında üstünlük elde etmek isteyen işletmeler maliyet stratejisi, farklılaştırma stratejisi ve odaklanma stratejilerinden birinde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmaktadırlar. İşletmeler inovatif faaliyetlerle bahsedilen stratejilerde yetkinlik kazanarak rekabet üstünlüğü elde etmeye çalışmakla birlikte, bu üstünlüğün devamlılığını korumak için mücadele etmektedirler. İşletmelerin rekabet üstünlüğünü sürdürülebilir hale getirebilmesinin kaynağı inovatif faaliyetler geliştirebilme yeteneklerine bağlıdır. İnovasyon sayesinde işletmeler hem maliyetlerindeki düşüşlere bağlı olarak diğer işletmelere karşı maliyet üstünlüğü sağlamakta, hem de ürün ve hizmetlerindeki farklılaştırmalar sayesinde diğer işletmelere karşı rekabet üstünlüğü elde etmektedir.Bu çalışmada, öncelikle rekabet ve rekabet teorisi, inovasyon teorik olarak anlatılmış daha sonra uygulama olarak sofra camı üreten bir işletme ele alınarak, işletmenin ürettiği cam kase ürününün üretim sürecinde yaptığı inovatif değişiklik, bu değişikliğin ürünün toplam maliyetlerine etkisini ve yapılan bu inovatif faaliyetin işletmenin rekabet üstünlüğüne katkıları incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Rekabet, Yetenek, Sürdürülebilir Rekabet Üstünlüğü, Rekabet Stratejileri, İnovasyon
Sağlık sektöründe innovasyon yaklaşımı: İzmir' de hizmet veren kamu-özel hastanelerin değerlendirilmesi üzerine bir uygulama
Günümüzde hızla gelişen, yenilenen teknoloji ve küreselleşen dünya, beraberinde tüketici istek ve ihtiyaçlarının da değişimini getirmiştir. Bunun bir sonucu olarak artan rekabet ortamında işletmeler, rakiplerine üstünlük sağlamak ve karlılığını artırmak için innovasyona gitmek zorundadır.Bu çalışmada innovasyonun tanımı yapılarak, hizmet sektörün de innovasyon çalışmalarına örnekler verilmiştir. Ardından Türkiye'nin sağlık hizmetlerinde uygulayabileceği yenilikçi ürün ve hizmetler ortaya konmuştur. Son olarak sağlık sektörünün belkemiğini oluşturan hastanelerde, hastane yönetimi ve doktorların innovasyon hakkındaki tutum ve düşünceleri değerlendirilmiştir.Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Hizmet Sektörü, Sağlık Hizmetleri, Hastaneler.
Ulusal inovasyon sisteminde üniversitelerde inovasyon yönetim yapısı: Almanya'nın model olabilirliliği üzerine bir araştırma
Ulusal İnovasyon Sistemi, ülkelerin refah seviyelerini artıran, sürdürülebilir bir ekonomik büyümeyi sağlayan, bilgi ve teknoloji gelişimini toplumun her katmanına yayan, uluslararası etkileşimi olan ulusal düzeyde bir oluşumdur. Ulusal İnovasyon Sistemi içinde yer alan üniversiteler ise inovasyonun ortaya çıkışına temel teşkil eden nitelikli insan gücü, bilgi ve araştırmalara kaynak olan önemli bir aktördür. Araştırmanın temel amacı, Ulusal İnovasyon Sisteminde üniversitelerin rollerinin neler olduğu ve Almanya üniversitelerinin Türkiye üniversiteleri için model olabilirliliğinin araştırmasını yapmaktır. Bu amaç doğrultusunda Ulusal İnovasyon Sisteminin önemli bir unsuru olan üniversitelerin inovasyon bağlamında yapmış oldukları faaliyetler Ulusal İnovasyon Sistemi çerçevesinde incelenmiş, Almanya üniversitelerini inovasyona yönlendiren Exzellenz İnisiyatifi (Exzellenz İnitiative) modelinin Türkiye üniversitelerinin Ulusal İnovasyon Sistemi içindeki faaliyetlerine örnek olabileceği tespit edilmiştir. Örnek modelden yola çıkılarak Türkiye üniversiteleri için Seçkin Üniversiteler Modeli ortaya konulmuştur. Seçkin Üniversiteler Modeli ile Türkiye Ulusal İnovasyon Sistemi içinde yer alan üniversitelerin inovatif faaliyetlerinin artacağı öngörülmektedir. Tez çalışması Türkiye'ye, Türkiye Ulusal İnovasyon Sistemine, üniversitelere ve bu konu ile ilgili araştırma yapanlara katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Ulusal İnovasyon Sistemi, Exzellenz İnisiyatifi, Seçkin Üniversiteler Modeli.
Pazar yönlülük, işletmeler arası işbirliği ve girişimci yönlülüğün KOBİ'lerde inovasyonu arttırmaya etkisi: Ampirik bir yaklaşım
Günümüzün şiddetli rekabet ortamında, işletmelerin rekabet avantajı elde ederek pazar payını ve kârlılığını koruyabilmesi üstün müşteri değeri sunulmasını gerektirmektedir. Bu açıdan işletmeler sürekli olarak müşterilere yeni değerler sunmaya yönelik çabalar göstermelidir. Kapsamı açısından inovasyon da tüm çeşitleri ile birlikte müşteriler için değer oluşturmanın önemli bir aracı olarak ele alınmaktadır. Dolayısıyla işletmelerdeki inovasyonun arttırılması için inovasyon çeşitleri açısından inovasyonu etkileyen faktörlerin belirlenmesi önemli bir yol gösterici olacaktır. Bu çalışmada da inovasyon çeşitleri açısından KOBİ'lerde inovasyonu arttırmaya yönelik model önerisi geliştirilmiştir. Bu model; bağımsız değişkenler olarak, inovasyon konusundaki çalışmalarda sıkça etkisi vurgulan pazar yönlülük ve girişimci yönlülük ile KOBİ'lerin bazı yetersizliklerini çözmede etkili olacağı düşünülen işletmeler arası işbirliği değişkenlerini kapsamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, inovasyon kavramı açıklanmış ve KOBİ'ler açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümde, pazar yönlülük, girişimci yönlülük ve işletmeler arası işbirliği kavramları açıklanmıştır. Ayrıca bu bölümde kavramlar arası ilişkilere yer verilerek yine KOBİ'ler açısından değerlendirme yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise Ankara'da bulunan Ostim sektörel kümelerine üye olan işletmelerden elde edilen anket verileri analiz edilerek yorumlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Süreç İnovasyonu, Ürün İnovasyonu, Organizasyonel İnovasyon, Pazarlama İnovasyonu, Pazar Yönlülük, Girişimci Yönlülük, İşletmeler Arası İşbirliği, Küme/Kümelenme
Türkiye`de orta öğretim kurumlarının finasmanı, orta öğretimde kamu reformu ekseninde muhasebe sistemine ilişkin tespitler ve öneriler
Bu çalışmama konusu, kamu reformu ekseninde Türkiye'de orta öğretim kurumlarının fînansal yapısının incelenerek kaynak sorununun vurgulanması ve bu sorunun çözüm yollarının belirlenmesidir. Bu konu kapsamında amaç, devlet orta öğretim kuramlarına ayrılan fînansal kaynaklan arttırmak ve arttırılan fînansal kaynaklama etkin yönetimini gerçekleştirecek önerileri kamu reformu ekseninde geliştirmektir. Çalışmada bir kamu hizmeti olarak eğitimin seçilmesinin nedeni, ülkenin insan kaynaklaman gelişiminde eğitim kurumlarından orta öğretim kurumlarının önemli olduğudur. Bu çalışmada, literatür incelemesiyle, Türkiye'de parasız eğitim adı altında devletin eğitim hizmetlerine yeterince fînansal kaynak ayırmadığı belirlenmiş ve kaynak yetersizliğinin neden olduğu sorunlara dikkat çekilmiştir. Görüşme yöntemi ile de, bir devlet ve bir özel orta öğretim kurumunun fînansal yapılan incelenmiştir. Uygulamada, devlete ait orta öğretim kurumuna ayrılan fînansal kaynakların yetersiz olduğu OECD ülkeleri, bazı gelişmiş ülkeler ve özel orta öğretim kurumlan ile karşılaştırılarak ortaya konulmuştur. Devlet orta öğretim kuranlarının fînansal kaynak yetersizliği sorununun çözümüne yönelik olarak, kamu mali ve idari reformu ekseninde orta öğretim kurumlarında öğrenci basma ayrılan fînansal kaynağın OECD ülkeleri ortalamasına çıkarılmasına değinilmiş ya da özel orta öğretim kurumlarındaki bir öğrenci maliyeti kadar kaynağın ayrılması gerektiği vurgulanmıştır. Kaynakların etkin kullanılamaması sorununun çözümüne yönelik olarak, devlet orta öğretim kuramlarına ayrılan fînansal kaynakların ölçülmesi, değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik bir muhasebe sisteminin kurulması gerektiği önerilmiştir. Önerilen muhasebe sistemi, her bir eğitim kurumunun kendisine tahsis edilen kaynakların etkin kullanılmasını sağlamada önemli bir araç olacaktır. Bu sistem, uzun vadede Türkiye'de orta öğretim kurumlarının finansman sorunlarının çözümüne büyük katkı sağlayacaktır.