Labour market

110 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Tükiye'de 1980 sonrası liberalleşmenin işsizlik üzerindeki etkisi

24 Ocak Kararları ile Türkiye ekonomisinde önemli bir dönüşüm süreci başlamıştır. 1980 öncesi dönemde planlı kalkınmadan beklenen kararlı bir ekonomik büyümedir ancak kalkınma planları değişen konjonktürün de etkisiyle, beklenenin aksine büyük ekonomik bunalımları beraberinde getirmiştir. Bu ekonomik bunalımlara çözüm olarak ve dünyadaki gelişmelere paralel yeni politika kararları ile 1980-88 yılları arasında dışa açılma ve 1989 sonrası finansal serbestlik süreçleri başlamıştır. Bu yeni ekonomi politikalarının pek çok makroekonomik değişkene etkisi olmuştur. Bu makroekonomik değişkenlerin en önemlilerinden bir tanesi ise işsizlik olmuştur. İşsizlik olgusu bu dönüşüm sürecinden sonra daha dikkat çeken bir boyut kazanmıştır. Bu çalışmada 1980 sonrası gerçekleşen liberalleşmenin işsizlik üzerine etkisi incelenecektir. Bu amaçla ilk olarak emek piyasası ve işsizlik ile ilgili temel yaklaşımlar ele alınacaktır. Bu temel yaklaşımlar ele alınırken konu farklı okulların görüşleri çerçevesinde değerlendirilecektir. İkinci bölümde ise 1980 sonrası Türkiye ekonomisinde yaşanılan dönüşümün emek piyasasına etkisi incelenecektir. Bu bölümde ilk olarak 1980 dönüşümünün Türkiye için ne anlama geldiği kısaca anlatıldıktan sonra Türkiye'deki emek piyasasının yaşadığı değişim sendikalar, eğitim, cinsiyet ayrımcılığı ve esnek istihdam yapıları perspektiflerinden ele alınacaktır. Üçüncü bölümü oluşturan Türkiye'de işsizlik konusu incelenirken sayısal verilerden yararlanarak işsizlik konusunda Türkiye'nin Dünya ülkeleri arasındaki konumu araştırılacaktır. Çalışma genel bir değerlendirme ve Türkiye'nin işsizlik konusuna ilişkin politika önerileri ile sonuca ulaşmaya çalışacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, işsizlik, Emek Piyasası, Türkiye, Liberal Politikalar

1980 sonrasıEkonomik etkiLiberal ekonomi+5
Gökçe Dağlı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Esnek işgücü piyasası politikalarının ücret ve kar üzerine etkisi: 1998-2008 dönemi karşılaştırmalı ülke analizi

1970'li yıllarda kapitalizmin krizine yanıt olarak ortaya konulan neo-liberal politikalar, üretimin ve rekabetin küresel bir boyut kazanmasıyla birlikte serbest bir piyasa mekanizmasının genelleşmesine neden olmuştur. İşgücünün dünya ölçeğinde kullanılmasına olanak sağlayan bu dönemde, sınıflar arası güç dengesi değişmiş ve yaşanan yüksek oranlı işsizliğe çözüm olarak işgücü piyasalarının esnekleştirilmesi sunulmuştur. Esneklik politikaları, sermayenin karlılığı önündeki tüm engellerin tasfiye edilmesi hedefiyle işçiler açısından güvencesiz, denetimsiz bir işgücü piyasasına neden olmuştur. Bu çerçevede çalışmanın amacı, 1998-2008 döneminde 34 OECD ülkesini inceleyerek, esneklik, ücret, kar ve işgücü üretkenliği arasındaki ilişkiler üzerine bulgular sunmaktır. Ülkeler arası karşılaştırmaya dayanan çalışmada, işgücü piyasalarının istihdamı korumada ne derece katı ya da esnek olduğunu gösteren OECD "İstihdam Koruma Mevzuatı Endeksi"nden yararlanılmış ve 1998-2008 yıllarını kapsayan panel veri seti kullanılmıştır. GMM ve Sabit Etki modelleri kullanılarak yapılan tahminlerde, istihdamı korumada katılık derecesindeki artışın ücretleri artırıcı etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kuramsal beklentilerle örtüşen bu sonuca ek olarak, üretkenliğin istihdam koruma ile etkileşimi, istihdamı korumada katılık derecesinin ücretler üzerindeki etkisini azaltmış, azalan etkinin ise katma değer içinde kâra yansıyıp ücretleri negatif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İşgücü Piyasaları Esnekliği, Ücret, Kar, İşgücü Üretkenliği

Esnek çalışmaKarKar yönetimi+7
Hazel Başköy
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Ekonomideki yapısal dönüşümlerin işgücü piyasaları üzerine etkileri

Dünya ekonomisindeki küresel dönüşümler neticesinde yapısal dönüşüm kavramı önem kazanmıştır. Günümüzde bu süreç; Neo-Liberalizm, küreselleşme, sanayisizleşme ve finansallaşma ile karakterize edilmektedir. Yapısal dönüşümler ve verimlilik artışı gibi gelişmeler ekonomik büyümede önem bir rol oynamaktadır. Ekonominin gelişme sürecinde bazı sektörlerin karakteristik değişimlere bağlı olarak diğerlerine nazaran hızlı büyümesi söz konusu olmaktadır. Ekonomideki kaynaklar, bu süreçte düşük verimli sektörlerden daha verimli sektörlere kaymaktadır. Böylece tarım sektörünün toplam istihdamdaki payı giderek azalırken, önce sanayi, sonra da hizmetler sektörünün payı artmaktadır. Bu yapısal değişiklikler, aynı zamanda kalkınma sürecinin belirleyici özelliklerini oluşturmaktadır. Çalışmada OECD ülkelerinde yapısal dönüşümlerin işgücü piyasaları üzerine etkileri analiz edilmiştir. Analizde statik panel veri modellerinin yanı sıra dinamik panel veri modellerinden yararlanılmıştır. Analiz bulguları; ekonomideki yapısal dönüşümlerin işgücü piyasaları üzerinde anlamlı etkilerinin olduğunu göstermektedir. Bulgular aynı zamanda, ekonomide işgücü verimliliği artışının, beklenen şekilde sanayi sektörü istihdamında gerilemeye yol açtığını, dolayısıyla sanayisizleşme olgusunun gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapısal Dönüşüm, Yapısal Değişme, Sanayisizleşme, İşgücü Piyasası, OECD Ülkeleri.

Ekonomik değişmeEkonomik gelişmelerOECD ülkeleri+3
Oytun Meçik
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Emek piyasasında ayrıştırılmış verinin önemi: Türkiye için Beveridge Eğrisi tahmini

Bu çalışmanın amacı Türkiye'de işgücü alt gruplarında yapısal ve konjonktürel işsizliğin Beveridge eğrisi yaklaşımı ile araştırılmasıdır. Çalışmada ayrıca işgücü alt gruplarında yapısal sorunların genel işsizlik oranındaki artışa etkileri de araştırılmıştır. Türkiye emek piyasası Beveridge ilişkisi ile toplam düzeyde araştıran çok sayıda çalışma bulunmasına karşın alt gruplar üzerine çalışmalar az sayıdadır. Araştırma 01/2009:04/2018 dönemini kapsamaktadır. Araştırmada TÜİK ve İŞKUR verileri kullanılmıştır. Çalışmanın ampirik analizinde Beveridge eğrisi DOLS yöntemi ile tahmin edilmiştir. Sonuçların görselleştirilmesinde u-v uzayı kullanılmıştır. Bu görselleştirme bu alandaki uluslararası geleneklere uygundur. Analizlerde kullanılan temel değişken işsiz/açık iş (u/v) oranıdır. Bu değişken konjonktüreldir ve GSYH ile aynı yönlü dalgalanmaya sahiptir. Yapısal değişme bir sabit parametre ve zaman içerisinde Beveridge eğrisinde kaymayı gösteren trend değişkeni ile ölçülmüştür. Çalışmada elde edilen bulgulara göre erkek, 24-35 ve 35 yaş ve üstü yaş aralıkları, yükseköğrenim altı eğitim işgücü alt gruplarında işsizlik oranının v/u'ya göre esnekliği genel işsizlik oranının esnekliği ile benzer veya daha yüksektir. Kadın,15-24 yaş aralığı ve yükseköğrenim alt gruplarında ise esneklik daha düşük tahmin edilmiştir. Buna göre bu alt gruplarda ekonomik genişleme dönemlerinde konjoktürel işsizlik oranı daha yavaş azalmaktadır. Türkiye'de genel olarak yapısal işsizlik artmaktadır. Benzer şekilde, işgücü içerisinde payı düşük ve azalan birkaç alt gruplar dışında, tüm alt gruplarda yapısal işsizlik artmıştır. Yapısal işsizliğin en hızlı artış gösterdiği alt gruplar ise kadın ve 24-35 yaş grubudur. Bu gruplar genel olarak işgücü içerisinde payları artan gruplardır. Bu nedenle, eğer yapısal işsizliği azaltmaya yönelik emek piyasası politikaları hayata geçirilmezse yakın gelecekte yapısal işsizlik artışı devam edebilecektir.

Beveridge eğrisiİş gücü piyasasıİşsizlik
Fatih Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli göçmenlerin iş gücü piyasasına yönelik algılarının analizi: Gaziantep örneği

Bu araştırmanın temel konusu "Suriyeli Göçmenlerin Gaziantep İşgücü Piyasasına Yönelik Algılarının Analizi" olarak seçilmiştir. Ayrıca bu tez, Gaziantep ilinde ikamet eden Suriyeli göçmenlerin çalışma hayatlarına ilişkin yapılan anketinin ana bulgularını sunmaktadır.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiGaziantep+6
Mahmut Alabbas
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Esnek işgücü piyasası bağlamında örgütsel bağlılığın konumu

Örgütsel bağlılık kavramı, çalışan sadakatinin örgüte ve kişiye olan faydalarından ötürü literatürde oldukça büyük bir ilgi konusu olmuştur. Her geçen gün daha da esnekleşen çalışma ilişkileri dünyasında çalışanların örgütlere karşı bağlılıklarının nasıl gelişeceğini incelemek büyük önem taşımaktadır. Bu tezin amacı, esnek işgücü piyasasının mevcut örgütsel bağlılık anlayışını nasıl etkilediğini incelemektir. Bu doğrultuda, nitel araştırma yöntemi benimsenerek, uzaktan çalışan 13 katılımcı ile derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla katılımcılarla yüz yüze ve çevrimiçi toplantılar gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler MAXQDA 2022 ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, örgütsel bağlılık kavramının öneminin azaldığını göstermektedir. Bulgulara göre, uzaktan çalışanların bağlılıklarının odağında örgüt bulunmamaktadır ve çağdaş istihdam ilişkilerinde örgütsel bağlılık, değişime ve yenilikçi bakış açısına engel teşkil eden potansiyel bir tehlike olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, esnek işgücü piyasasında örgütsel bağlılık olgusuna karşı olumsuz bir tutum gelişmektedir. Anahtar Kelimeler: örgütsel bağlılık, esnek işgücü piyasası, uzaktan çalışma

Esnek çalışmaUzaktan çalışmaÖrgütsel bağlılık+2
Zülfiye Kaval
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın işgücüne katılımı ve ekonomik büyüme ilişkisinin u şekilli kadınlaştırma hipotezi ile incelenmesi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için bir analiz

Kadınlar, bir toplumun ekonomik büyümesinde rol oynayan insan gücünün önemli bir parçasıdır. Aynı zamanda, yetenek ve işgücü açısından dünya potansiyelinin yarısını oluşturmaktadır. Kadınların işgücü piyasasına katılımını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin çoğunda, kadınlar, işgücünde yetersiz bir şekilde temsil edilmektedir. Bu bağlamda, özellikle Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile ilgili eşitlik ve verimlilik, kapsayıcı ve eşit kalitede eğitim sağlamak, yaşam boyu öğrenme fırsatlarını teşvik etmek, cinsiyet eşitliğini sağlamak, tüm kadınları güçlendirmek, sürekli ekonomik büyümenin teşvik edilmesi politika oluşturma için istenen hedefler haline gelmiştir. Bu çalışmada kadın işgücüne katılım oranı ile ekonomik büyüme arasındaki U şekilli ilişkinin varlığı Dünya Bankası'nın 1996 ile 2017 yılları arasındaki döneme ait verileri kullanılarak 48 gelişmiş ülke grubu ve 46 gelişmekte olan ülke grubu için panel veri tahminleri ile kanıtlanmıştır. Söz konusu ilişkinin bağlantısını kurabilmek amacıyla yapılan tahminler sonucunda, her iki ülke grubu için U şekilli ilişkinin varlığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın işgücüne katılımı, ekonomik büyüme, u şekilli kadınlaştırma hipotezi, panel veri analizi

EkonomiEkonomik büyümeGelişmekte olan ülkeler+5
Selin Karlılar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşmenin Türkiye işgücü piyasası üzerine etkileri: Beyin göçü (2000-2015)

Küreselleşme sürecinin başlamasıyla etkileri birçok alanda hissedildi. Özellikle ekonomik anlamda, işgücü piyasaları üzerindeki etkisi, işgücü arzı ve işgücü talebi başta olmak üzere işgücünde küreselleşmenin etkisi görülmektedir. İşgücü piyasasını yapısal olarak işgücü arzını ve işgücü talebini sağlayanlar oluşturur. İşgücü piyasalarını işgücüne katılanlar, işsizler ve işgücüne dahil olmayan gruplar içermektedir. Küreselleşmenin Türkiye İşgücü Piyasasına Etkileri eldeki verilerle incelenmektedir. İşgücü piyasaları beraberinde işgücü göçü ve diğer göç kavramlarını oluşturduğu görülmektedir. İşgücü göçüne neden olan iki önemli faktör vardır. Bunlar işsizlik sorunu ve gelir dağılımındaki dengesizlik durumudur. Bu durumlar göç kavramının incelenmesi gerekliliğini ortaya koyar. Göç çeşitleri arasında en dikkat çekeni Türkiye'nin hatta dünyadaki tüm ülkelerin önemle üzerinde durması gereken beyin göçü kavramı karşımıza çıkmaktadır. Beyin göçü, yetenekli ve nitelikli insan gücü, yüksek nitelikli meslek insanının göçü olarak ifade edilir. Beyin göçü gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkeler açısından çok farklı etkiler yaratmaktadır. Bu etkiler itici ve çekici faktörler şeklinde incelenmektedir. Beyin göçü ülkelerin ekonomik, sosyal hatta kültürel boyutlarına etki eder. Şöyle ki birçok ülke durumun farkına varmaları sonucu, konuyla ilgili politikaların uygulanması için çalışmalar geliştirdi. Ancak çoğu ülkede konuyla ilgili veriler sınırlıdır. Bu çalışmanın amacı, Küreselleşmenin Türkiye İşgücü Piyasaları Üzerindeki Etkisi ve Beyin Göçü hakkında bilgi vermektir. Bu amaçla küreselleşme, işgücü piyasası kavramı, işgücü göçüne yer verildikten sonra, beyin göçü kapsamlı şekilde ele alınacaktır. Beyin göçünün güçlü ve zayıf yanları, fırsat ve tehditleri incelenecektir. İncelemeler sonuncunda, beyin göçünün Türkiye üzerindeki tehditleri, zayıf yanları göz ardı etmeden, fırsatları ve güçlü yanları üzerinde yoğunlaşarak, bu yönde daha istikrarlı politikaların uygulanmasını sağlayıp, toplumsal refahın artırılmasında önemli etki sağlayacakları kaçınılmaz bir gerçek olacaktır.

Beyin göçüGöçlerKüreselleşme+4
Selin Dülger
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İktisadi entegrasyon hareketlerinin işgücü piyasasına etkileri

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren küreselleşmenin etkisi ile artan iktisadi entegrasyon hareketlerinin ülke ekonomilerinin diğer tüm alanlarıyla birlikte işgücü piyasalarını da etkilemesi beklenmektedir. Günümüzde ülkelerin, irili ufaklı pek çok entegrasyona dahil oldukları görülmektedir. Söz konusu entegrasyon hareketleri içerisinde hem ekonomik hem de siyasal olarak en kapsamlı olan entegrasyon örneği şüphesiz son genişlemesiyle birlikte 27 üyeye ulaşan Avrupa Birliği'dir. İşgücünün serbest dolaşımı konusu Avrupa Birliği ile beraber çoğu birliğinde ortak hedefidir ve bu konuda pek çok birlik, kuruluşundan itibaren çeşitli düzenlemeler yapmış, müktesebatlarında konuya değinmişlerdir. Peki, oluşturulan bu altyapıya karşılık işgücünün dolaşımı konusunda mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı kadar büyük bir hareketlilik yaşanmış mıdır? İşte çalışmanın temel sorusu budur. Çalışma, değişime sebep olan temel faktör olan küreselleşme sürecinden başlayıp, iktisadi entegrasyon kavramı, tarihçesi ve dünyadaki entegrasyon örnekleri de ele alınarak incelenmiştir. Her ne kadar işgücü hareketliliği kapsamında sadece ABdeğil aynı zamanda tüm dünyadaki iktisadi entegrasyonlar incelenmek istendiyse de verilere ulaşmada karşılaşılan güçlükler nedeniyle ABodaklı bir çalışma yapılmış, diğer örneklere de yer yer değinilmiştir.

Avrupa BirliğiBütünleşmeEkonomi+3
Esra Karapınar Kocağ
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

Labor for sale: A case study of precariousness and political tendency in the workers bazaar

This thesis aims to determine the qualitative characteristics of precariousness and political orientation of the workers in the Ulus Labor Bazaar located in the center of the city in Ankara and to reveal the possible relationship between these two. This study is based on ethnographic research, non-participant and participant observations and in-depth interviews with workers in the Ulus Labor Bazaar. The findings regarding precariousness and political orientation in the field research were evaluated with the literature of precarity and political orientation in the world and Turkey in particular, and similarities and differences were analyzed in this context. The field has been handled based on the precarity literature, and the forms of precariousness specific to the case, the folded precariousness, and the aspects of precarity that go beyond the working life of the workers have been identified. While determining the political orientation of the workers, the factors that are effective on political orientation were determined and it was discussed whether precariousness is one of them. This thesis, which was prepared to increase the visibility of non-factory labor in the social sciences literature and to determine the effect of precariousness on political preferences, is the first academic study on the Ulus Labor Market. Keywords: labor market, precariousness, employment norms, precariat, worker, political tendency

Ankara-UlusWithout guarateeMarkets+5
Merve Köse
Ankara Social Science University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri 4.0 ve işgücü piyasasına etkileri üzerine teorik bir inceleme

Tarih boyunca insanlık için büyük etkiler yaratan süreçler olmuştur. Bunlar, tarım toplumu ile başlayan, sonrasında üretim faaliyetlerinin genişlemesiyle birlikte sanayi devrimlerine yol açan önemli dönüşüm süreçleridir. Bu süreçler günümüze değin dört büyük sanayi devriminin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu bağlamda son sanayi devrimini temsil eden Endüstri 4.0 süreci dikkat çekmektedir. Endüstri 4.0 ilk olarak 2011 yılında Almanya Hannover Fuarı'nda adından söz ettirmeye başlamıştır. İş gücü piyasası, yatırım, üretim, tüketim, çalışma koşulları, eğitim gibi birçok sosyo-ekonomik alanda köklü değişimlere yol açmış ve açmaya da devam edecektir. Söz konusu bu değişiklikler, insanlığın daha önce alışkın olmadığı teknolojik ilerlemelerin sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle sanayi devrimlerinin gelişimine ve yaratmış olduğu toplumsal etkilere değinilmektedir. Sonrasında, dijital bir dönüşüm süreci olan Endüstri 4.0'ın gelişim süreci ve işgücü piyasası üzerindeki etkileri ele alınmaktadır.

Endüstri 4.0İstihdamİstihdam politikaları+2
Melike Öner
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan kadınların aile içindeki konumu üzerine sosyolojik bir araştırma: Irak/ Erbil örneği

Geçmişten günümüze kadınların işgücü piyasasına dâhil olmada ve işgücü piyasasında tutunmada güçlük çektikleri ve bazı problemlerle karşı karşıya kaldıkları bilinmektedir. Ülkelerin çoğunda karşılaşılan engellerler benzerlik göstermekle birlikte ülkelerin gelişmişlik düzeyine, sosyo-ekonomik yapısına ve piyasaya katılacak olan kadının vasıflılık durumuna bağlı olarak hangi tür engellerin daha baskın olduğu farklılık göstermektedir. Kadının işgücü piyasasına dâhil olması sadece ekonomik hayatı etkilemekle kalmamakta aynı zamanda aile ve toplum hayatını da etkilemektedir. Bu yüksek lisans tezinde Erbil'de ev dışında çalışan evli kadınların aile içerisindeki konumları araştırılmıştır. Araştırma, Erbil'de özel ve kamu sektöründe çalışan evli kadınlar üzerine yapılmıştır. Çalışmada anket tekniği yoluyla veriler elde edilmiştir. Tezde, çalışan kadınların çalışma hayatına dâhil olduktan sonra aile içerisindeki rollerinin/konumlarının önemli derecede değişime uğradığı ve çalışan kadınların iş ve ev yaşamı arasında denge kurabilmek için birtakım stratejiler geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır.

Aile içi aktivitelerAile içi rollerIrak-Erbil+5
Sheeraz Hamad Hasan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye işgücü piyasasına yönelik histeri etkisi analizi: Ratchet model uygulaması

Ülke ekonomilerinde yaşanan şokların ardından işsizlik oranlarının uzun dönem denge düzeyine dönmemesi histeri yaklaşımının ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Histeri yaklaşımına göre, NAIRU değeri cari işsizlik oranlarını otomatik olarak takip etmektedir. Söz konusu yaklaşım çerçevesinde tek ülke veya ülke grupları için İşsizlik oranları üzerinde histeri etkisi varlığını araştıran çok sayıda çalışma mevcuttur. Bununla birlikte konuyu Türkiye işgücü piyasası açısından ele alan çalışmaların sayısı sınırlıdır. Bu motivasyon ile 1988-2015 dönemine ait altışar aylık genel (15+ yaş), tarım dışı (15+ yaş), erkek (15+ yaş), kadın (15+ yaş), genç (15-24 yaş) ve yetişkin (25+ yaş) işsizlik verileri kullanılan çalışmada, Ratchet modeli yardımıyla Türkiye'nin işsizlik oranları üzerinde histeri etkisi varlığı araştırılmıştır. Ratchet modelinden elde edilen veriler analiz edildiğinde, yetişkin işsizliği dışındaki işsizlik oranları üzerinde histeri etkisinin mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlar, Türkiye ekonomisinde yaşanan bir şokun ardından yetişkin nüfusa ait işsizliğin dışındaki işsizlik oranlarının uzun dönem denge düzeyine dönmediğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Histeri Etkisi, Ratchet Modeli, Türkiye işgücü piyasası, Ratchet Etkisi

HisteriRatchet Etkisiİş gücü piyasası
Cabir Çelik
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Unemployment and labor market policies in the European Union and Turkey

This study has been carried out to examine the policies of labour market implemented for dealing with the prolems of unemployment with regards to EU and Turkey. İn this study, unemployment and policies of labour market primarly have been discussed cognitively. Then, the employment policies implemented have been evaluated with the existing form of unemployment and applications in some countries are discussed by touching upon the regularization related to labor marked in EU. Afterwards, labour market in Turkey has been evaluated and the policies of labor market implemented from past to present have been pointed up. Finally, the labour market and policies of labor market having application areas in EU and Turkey have been compared in a general sense and some suggestions are tried to be put forward.

European UnionTurkeyEmployment+5
Fatma Gökçe Menteşe
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de boşanma olgusunun belirleyicileri: Panel veri analizi

Türkiye'de boşanma oranları çok yüksek olmamakla birlikte son yıllarda büyük artışlar yaşanmıştır. Bu durum ülkemiz için boşanmanın yakın gelecekte ciddi bir toplumsal sorun haline dönüşme yönünde ilerlediğini açıkça göstermektedir. Öncelikle, boşanma olgusunun açıklanabilmesi ve kaba boşanma hızında yaşanan dramatik seyrin doğru değerlendirilebilmesi çiftleri aile birliğine son verme yoluna iten faktörlerin neler olduğunun belirlenmesine bağlıdır. Bu çalışmanın amacı 26 alt bölge bazında Türkiye'de kaba boşanma hızının belirleyicilerini 2007-2015 dönemi kapsamında araştırmaktır. Çalışmanın hem ülke genelinde kapsayıcı bir araştırma olması hem de bölgesel farklılıkları ortaya koyması bakımından literatüre ciddi bir katkı yapacağı düşünülmektedir. Yapılan analizlerde, işgücü durumu, eğitim seviyesi ve bölgenin gelişmişlik düzeyi hakkında bilgi veren panel veri setleri kullanılmıştır. Çalışmada panel sabit ve rassal etkiler regresyon modelleri kullanılarak yedi farklı model tahmin edilmiştir. Bulgular genel olarak değerlendirildiğinde kadın işgücüne katılımı ve işsizlik oranının kaba boşanma hızını artırdığı görülürken, erkek işsizlik oranı ile boşanma arasında ters yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Eğitim durumlarına bakıldığında ise Türkiye'de kadın eğitim seviyesindeki artışın boşanmayı artırdığı belirlenmiştir. Bölgesel gelişmişlik düzeyi ile boşanma arasında doğru yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca analizler sonucunda Türkiye'nin doğusu ile batısı arasında önemli ölçüde bölgesel farklılıkların olduğu görülmüştür.

BoşanmaBölgesel faktörlerCinsel kimlik+7
Ece Erkan
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İŞKUR tarafından düzenlenen mesleki eğitim kurslarının kadınların istihdam edilebilirliğine katkısı

Dünyada gelişmiş ülkelerin mesleki eğitim sistemleri incelendiğinde, işgücünün istihdam edilebilirliğini sağlamada mesleki eğitimin son derece önemli bir sosyal politika aracı olduğu; istihdam yapıları incelendiğinde ise; istihdamdaki işgücünün büyük ölçüde mesleki eğitim sisteminden geçmiş kişilerden oluştuğu ve kadın istihdam oranlarının yüksek olduğu görülmektedir. AB ülkelerinin oldukça gerisinde kadın istihdam oranına sahip Türkiye' de ise; istihdam edilebilirliği sağlamada mesleki eğitim sisteminin önemli olduğu herkes tarafından kabul edilse de mesleki eğitime gerekli önem verilmemekte ve mesleki eğitimin istihdama etkisi yeterince analiz edilmemektedir. Bu nedenle çalışmada; işgücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda mesleki eğitim programları düzenleyen İŞKUR'un mesleki eğitim kursları ve kadın istihdamı arasındaki ilişki istihdam edilebilirlik temelinde irdelenerek İŞKUR'un düzenlediği kursların kadınların istihdam edilebilirliği üzerinde meydana getirdiği katkıların ortaya konulması amaçlanmıştır.Çalışmada; mesleki eğitim, mesleki eğitim kursları, kadın işgücü, istihdam ve istihdam edilebilirlik kavramları bağlamında konuya yaklaşım sergilendikten sonra kadın istihdamının görünümü ve kadınların istihdamı önündeki engellere değinilmiştir. Aktif istihdam programları özelinde İŞKUR bünyesinde düzenlenen mesleki eğitim kurslarının 1988'den günümüze işleyişi, eğitim programları, kurslara katılanların izlenimleri ve takibine ilişkin değerlendirmelerde bulunduktan sonra İŞKUR'un kurs ve projelerinde kadınlara yönelik olarak neler yaptığı sayısal veriler ışığında ortaya konulmuştur.Ağırlıklı olarak literatür taraması ve istatistiksel veri analizi yapılarak oluşturulan bu çalışmada; İŞKUR'un mesleki eğitim kurslarına ilişkin toplumsal cinsiyet bazında ayrıştırılmış yeterli ve doğru sayısal veri bulunmaması, meslek kursları temelinde şimdiye kadar istihdam ve istihdam edilebilirlikle ilgili araştırma yapılmamış olması ve de meslek kurslarından mezun olanların takiplerinin yeterince yapılmamış olması gibi kısıtlarla karşılaşılmıştır. Daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için -istihdam edilebilirlik temelinde- kadınlara ilişkin analizlerde İŞKUR'un sadece 2009 yılı kurslarına odaklanılmıştır. Bu ise çalışmamızda daha fazla değişkenin (kadın kursiyer, mezun, istihdam, bekleme süresi, işte kalma süresi, sektörler ve meslekler gibi) analiz edilmesini sağlamıştır.Çalışma göstermiştir ki; İŞKUR bugüne kadar düzenlediği kurslar ve projelerle işgücü piyasasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasına katkıda bulunacak başlıca kurumlardan biridir. Çünkü kadınları işsizlikten kurtarmak ve uygun işlere kavuşturmak sadece kadınları güçlendirmez aynı zamanda tüm toplumu olumlu biçimde etkiler. Ancak; yaptığı çalışmalarla kadınların istihdam edilebilirliğine önemli katkılar sağlayan Kurumun, söz konusu çalışmalara ilişkin tüm verilerini gerektiğinde toplumsal cinsiyet bazında ayrıştırması ve gerekli analizleri yapması hem İŞKUR'un çalışmaların verimliliğini arttıracak hem de kadın istihdamını teşvik edici çalışmaların planlanmasını kolaylaştıracaktır.

Kadın iş gücüKadınlarKurslar+5
Nazan Öksüz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

İşgücü piyasalarına yönelik regülasyonların işgücü arz ve talebi üzerine etkileri: Türkiye üzerine bir inceleme

Bu çalışmada, Türkiye'de 1980 sonrasında işgücü piyasalarına yönelik yapılan düzenlemeler ve bunların işgücü arzı ve talebi üzerindeki etkileri ele alınmaktadır. Piyasa başarısızlıkları ve işgücünün kendine has özellikleri nedeniyle düzenlemelere konu olan işgücü piyasası, Türkiye'de Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren yoğun bir şekilde regüle edilmiştir. Ekonomik ve siyasi şartlarda yaşanan değişimler kendisini bu düzenlemelerde ve düzenlemelerin sonuçlarında gösterebilmektedir. Dünyada 1980'lere kadar yaşanan regülasyon süreci, 1980 sonrasında yerini deregülasyona bırakmıştır. Türkiye'de ise işgücü piyasası regülasyonlarının izlediği belirgin bir eksen bulunmamaktadır.Çalışmada, 1980 sonrasında Türkiye'de yapılan işgücü piyasası regülasyonlarının etkileri kuramsal açıdan değerlendirildikten sonra 1998 ? 2008 yılları arasında OECD üyesi olan 18 AB ülkesi ve Türkiye'de istihdamın korunması regülasyonlarının işgücü arzı ve talebi üzerindeki etkileri ekonometrik panel veri analizi ile tahmin edilmektedir. Tahmin sonucunda, istihdamın korunmasına yönelik düzenlemelerin katılaşmasıyla işgücü talebinin azaldığı, işgücü arzının ise arttığı sonucuna ulaşılmaktadır. Ayrıca katı düzenlemeler, kısa ve uzun dönemde işgücü talebinin işgücü maliyeti esnekliğini de azaltma eğilimindedir. Bu bağlamda, istihdamın korunmasına yönelik deregülasyonlar, işgücü talebinin artmasına neden olmakta, işgücü maliyeti esnekliğini ve işgücü talebinin uyarlanma hızını artırmaktadır.Yapılan betimsel ve ampirik analizler sonucunda, ücret dışı işgücü maliyetlerinin azalmasını sağlayacak düzenlemelerin yanı sıra, işverenin kendisi için daha etkin olan işgücüne ulaşmasını kolaylaştıran düzenlemelerin beraberce yapılmasının işgücü talebini artırarak işsizliğin azalmasına katkıda bulunacağı sonucuna varılmaktadır.

Regülasyonİş gücü arzıİş gücü piyasası+3
Gökhan Aykaç
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Interstate labor market connectedness in the United States

This paper investigates the labor market connectedness across the US states. We apply the Diebold-Yilmaz Connectedness Index (DYCI) methodology to weekly initial unemployment claims to obtain connectedness measures across 51 states between 1989 to 2021. The system-wide connectedness increases during the US recessions since 1990. We also show that changes in the monetary policy stance affects the regional unemployment levels and their connectedness across states. A significant section of the thesis is devoted to analyzing the state-level initial unemployment claims and their connectedness across states during the COVID-19 recession. We show that in addition to the number of new COVID-19 cases, state-level government policy stringency and community mobility patterns play a critical role in explaining the unemployment dynamics during the COVID-19 recession. The same factors defined in relative terms over the pairs of states as well as distance and the value of shipments across states also explain the transmission of unemployment shocks across states during the COVID-19 recession.

United States of AmericaConnectednessCOVID 19+4
Berkeren Büyükeren
Koç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal ve demografik faktörler, özgürlükler, kurumsal faktörler ile kadın işgücü katılımı arasındaki ilişkinin ampirik analizi

Bu çalışmada kadın işgücü katılım oranı(FLFP) 109 ülke üzerinde incelenmektedir. Kadın işgücü katılımını etkileyen faktörler ile zaman serisi ve dengesiz panel veri setleri ile analizler gerçekleştirilmiştir. Kadın işgücü katılımı sosyo-demografik faktörler, özgürlükler ve kurumsal faktörler olarak üç ayrı faktörler kümesiyle değerlendirilmiştir. Sosyal(Medeni durum, bağımlılık oranı, eğitim seviyesi (ya da okuryazarlık), kişi başına düşen Milli Gelir, işsizlik oranı, Transfer Ödemeleri, İnsani Kalkınmışlık endeksi, büyüme, enflasyon) ve demografik (dil, din, etnik yapı, kültür gibi karakteristik özellikler) faktörler, özgürlükler (ekonomik, politik ve diğer hak ve özgürlükler), kurumsal faktörler ise (devletin etkinliği, yolsuzluk, siyasi istikrar) şeklinde çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmada yapılan analizler neticesinde özellikle din ile ilgili dikkat çeken sonuçlar elde edilirken, sosyo-demografik faktörlerde özellikle kültürel farklılaşmanın etkisinin olmadığı görülmüştür. Özgürlükler çerçevesinden bakıldığında ise beklentilere paralel bir biçimde kadın işgücü üzerinde pozitif bir şekilde etkilediği ve kurumsal faktörlere bakıldığında ise yolsuzluk dışında kalan kurumsal faktörlerin pozitif, yolsuzluğun ise negatif etkisi olduğu görülmüştür.

Kadın iş gücüKadınlarSosyodemografik değişkenler+4
Eda Özen
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Endüstri 4.0 ve işgücü piyasasına olası etkileri

İnsanlığın varoluşundan itibaren insanoğlu, üretim yapmak için birçok alet geliştirmiştir. Üretim için atılan en büyük adım, James Watt tarafından 1790'da geliştirilen buharlı makinalar olmuştur. Böylece Endüstri 1.0 başlamış oldu. Gelişen endüstri ve sanayi ile birlikte sosyal ve ekonomik yapı da değişmekteydi. Demiryolları ve ulaşım ağının gelişmesiyle Endüstri 2.0 başlamıştır. Bu dönem içerisinde çeliğin üretimine önem verilmiştir. İkinci Sanayi Devrimine damga vuran kişi Henry Ford olmuştur. Kayan bant sistemi geliştirilmiş ve seri üretime geçilmiştir. 1980'lerde başlayan Endüstri 3.0 ile 3 boyutlu yazıcılar geliştirilmiş, fabrikalarda robot ve bilgisayar kullanımı yaygınlaşmıştır. Teknolojik ilerlemeler verimlilik artışında etkili bir rol oynamıştır. 2011'de hayatımıza giren Endüstri 4.0 kavramıyla, üretim sektöründe evrim yaşanmıştır. Diğer üç devrimden ziyade Endüstri 4.0' da insana olan ihtiyaç azalmıştır. Robotlar, yapay zeka, 3D yazıcılar, siber fiziksel sistemler, bulut teknoloji gibi bir çok kavram, Endüstri 4.0' ın içinde yer almaktadır. Bu çalışmada; Endüstri 4.0 kavramları, Dünya'da ve Türkiye'de Endüstri 4.0 uygulamaları, bu yeni kavramın olumlu ve olumsuz yönleriyle birlikte Türkiye'nin Endüstri 4.0'daki konumuna ve Türkiye'deki mevcut işgücü yapısının istihdam ve meslek grupları üzerindeki olası etkilerine değinilecektir. Anahtar Sözcükler: Sanayi, Teknoloji, Endüstri 4.0, Türkiye, İşgücü

Endüstri 4.0İstihdamİş gücü piyasası+1
Şebnem Hanar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de aktif işgücü politikaları ve özel istihdam büroları

199 ÖZET Ekonomik gelişmenin ülkelerdeki işsizlik sorununun çözümü konusundaki rolü tartışma götürmemekle birlikte, işsizliğin gelişmiş ülkelerde de ciddi bir sorun olarak yaşanıyor olması, gelişmiş ülkelerin büyük çoğunluğu ve Avrupa Birliği ülkelerinde yeni bir takım politika arayışlarını gündeme getirmiştir. Bu konuda son zamanlarda sıkça duyduğumuz kavramlardan biri de aktif işgücü piyasası politikalarıdır. Modern refah devletinin gelişimiyle yakından bağlantılı olarak, aktif işgücü piyasası politikalarının yarım yüzyıldan daha fazla bir tarihi vardır. Ancak, zaman içerisinde bu kavram büyük ölçüde değişime uğramıştır. İlk kez 1940 yılında İsveç'te uygulanan bu politikalar, tam istihdamla birlikte gelen enflasyon sorununa karşı bir önlem olarak geliştirilmiştir. Daha sonra, sanayileşmiş ülkelerde işsizliğin yoğun olarak görüldüğü dönemlerde işgücü arzını yeniden yönlendirmenin bir aracı olarak kullanılmıştır. AB Komisyonu tarafından yüksek işsizlik oranının düşürülmesi için politikalar geliştirmek üzere hazırlanan planda da işsizlik sigortası ve yardımı gibi pasif politikalar yerine mesleki eğitim, yeniden eğitim, istihdam danışmanlığı hizmetlerinin geliştirilmesi gibi aktif işgücü piyasası politikalarının izlenmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu doğrultuda, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği ülkelerinin istihdam stratejileri içerisine aktif işgücü piyasası politikalarını temel bir araç olarak dahil etmiştir. Türkiye'de planlı kalkınma döneminin ilk yıllarında devletin, istihdam sorununun çözümünü sanayi sektörünün gelişmesine bağlaması, bu dönemde aktif bir politika izlenmesini engellemiştir. 1970'li yıllarda ise uluslararası alanda yaşanan enerji krizlerinin ve ekonomik krizlerin Türkiye ekonomisi üzerinde de durgunluk ve dış borçların artması gibi olumsuz sonuçlara neden olması ve bu konjonktürün 1960'lı yıllarda ülkemizden yabancı ülkelere gerçekleşen göç olanaklarını kısıtlaması, işgücü piyasalarında yaşanan sorunları derinleştirmiştir. Ekonominin dışa kapalı olması nedeniyle, yurt içi pazarın, üretim200 kapasitesini karşılayabilme özelliği azalmış ve bu durum maliyetler üzerinde baskı yaratmıştır, ithal ikame döneminin ikinci aşamasında oluşturulan üretim yapısının ara ve yatırım malı girdilerinde ithalat ihtiyacını artırması sonucunda, döviz ihtiyacının artması, borçlanma ve 1973 yılından itibaren dünya ekonomilerinin karşılaştığı ciddi ve çok boyutlu dış şoklar, ülkemizi de büyük bir darboğaza sokmuş, 24 Ocak Kararları olarak adlandırılan makro ekonomik politikalarla dışa açılma sürecini başlatmıştır. 1980 sonrasında ülkemizde işgücü piyasası verileri incelendiğinde, işsizlik ve onun kadar önemli olan eksik istihdamın ciddi bir sorun olarak öne çıktığını görmekteyiz. İşsizlik oranlarındaki artışla beraber, istihdam edilenlerin niteliklerinin işgücü piyasasının taleplerinin çok gerisinde olması ve istihdam edilebilirlik açısından mesleki eğitim ve yaşam boyu eğitimin öne çıkması, aktif işgücü piyasası politika ve programlarını ülkemiz açısından da son derece önemli bir hale getirmiştir. Ülkemizde aktif işgücü piyasası politikaları içerisinde iş ve işçi bulmaya aracılık konusunda 1946'dan beri faaliyet sürdüren İş ve işçi Bulma Kurumu, yaşanan gelişmeler karşısında işgücü piyasasının ihtiyaçlarına tam olarak cevap verememiş ve fonksiyonlarını etkin olarak yerine getirememiştir. Aktif işgücü piyasası programlarını uygulayarak, aracılık faaliyeti dışındaki istihdam hizmetlerini de etkin olarak yerine getirebilmesi için Kurumun yeniden yapılandırılması gerekli hale gelmiştir. Bu gelişmeler sonucunda çıkarılan 4904 sayılı Türkiye iş Kurumu Kanunu'nun getirdiği en önemli yeniliklerden biri de özel istihdam bürolarına, belirli şartları yerine getirmeleri halinde ve Kurum müfettişlerinin denetiminde işgücü piyasalarında faaliyet gösterme izninin verilmesi olmuştur.

Özel istihdamÖzel istihdam bürolarıİstihdam+5
Banu Metin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Genç işsizliğini önlemede bir araç olarak İŞKUR tarafından yürütülen aktif istihdam programları

Dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli problemlerinden birini işsizlik ve genç işsizlik oluşturmaktadır. Genç işsizlik oranları yetişkin işsizlik oranlarına kıyasla daha sıkıntılı bir durum arz etmektedir. Gençler üretimde yetişkin bireylere göre mesleklerinde daha uzun yıllar istihdam edilebildiklerinden, teknolojik gelişmelere ve yeniliklere daha kolay uyum sağlayabildiklerinden daha verimli olmaktadır. Gençlere ülkelerin ekonomik ve sosyal geleceğinde önemli görevler düşmektedir. Bireylerin en enerjik, en üretken, en idealist ve en aktif dönemini gençlik dönemi oluşturmaktadır. Ülkelerin bu dönemde gençlerden en verimli şekilde yararlanması gerekmektedir. Ülkeler gençlerin gençlik döneminden gerektiği gibi yararlanabildiği takdirde geleceğe ekonomik ve sosyal açıdan çok daha güçlü bakabilmektedir. Aksi takdirde ülke ve bireyler beklenmedik birçok olumsuz durumla karşı karşıya kalmaktadır. Türkiye'de ciddi bir genç işsizlik mevcuttur. Türkiye'de genç nüfusun fazla olması ve doğum oranlarına kıyasla ilave yeni istihdam alanlarının gençleri istihdam etme oranının daha düşük düzeyde gerçekleşmesi gençlerin işsizlik seviyesinin yüksek oranlarda kalmasına neden olmaktadır. Bu durum yüksek genç işsizlik oranını doğal seviyelere düşürebilmek için aktif istihdam programlarına önemli görevler yüklemektedir. Bu çalışma genç işsizlik sorunuyla mücadele etmede, genç işsizliğini önlemede aktif istihdam programlarının öneminin ortaya konulmasını ve değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda tez çalışmasında genç işsizliğini azaltmak için İŞKUR tarafından uygulanan sosyal çalışma programları, mesleki eğitim kursları, işbaşı eğitim programları, toplum yararına programlar, girişimcilik eğitim programları ile iş ve meslek danışmanlığı programları üzerinde durulmaktadır. Bu programlardan sosyal çalışma programları ve toplum yararına çalışma programlarının gençlerin işsizlik sorununa geçici çözümler sağladığı tespit edilmiştir. Bu programların aksine mesleki eğitim kursları, işbaşı eğitim programları ve girişimci eğitim programlarının gençlerin işsizlik sorununa daha kalıcı çözümler sunduğu belirlenmiştir. İş ve meslek danışmanlığı programları ise genç işsiz bireylerin en uygun işi ve mesleği seçmesine yardımcı olmuştur. İŞKUR tarafından uygulanan aktif istihdam programlarının temel başarısını, gençlerin niteliklerinin arttırılarak işveren tarafından tercih edilmelerini sağlamak oluşturmaktadır. İŞKUR tarafından uygulanan aktif istihdam programlarının temel başarısızlığını, mevcut ihtiyaçların çok üzerinde ve istihdamın çok düşük olduğu (ilgisiz) alanlarda kurs açılması şeklinde ifade etmek mümkündür.

Aktif istihdam programlarıGençlerİstihdam+4
Enes Çafoğlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bölgesel kalkınma ve emek piyasaları: Araklı örneğinde uygulama, sorunlar ve çözüm önerileri

Bölgesel kalkınma; bir bölgede bulunan kaynakların faaliyete geçirilmesi, girişimciliğin teşviklerle özendirilmesi, bölgede istihdam imkânları yaratılıp gelir seviyesinin ve yaşam standardının yükseltilerek, bölge refahının arttırılmasını amaçlayan bütün çalışmaları kapsamaktadır. Kısaca bir bölgenin sosyo-ekonomik imkânlarının ve gelişmişlik seviyesinin arttırılması olarak ifade edilebilmektedir. Bölgesel kalkınma ile bir ülkede bölgeler arasında meydana gelen dengesizliklerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktır. İkinci Dünya Savaşından sonra önemi artan bölgesel kalkınma kavramı, bölgelerin kendi iç dinamikleri ve potansiyelleri ile kalkınmasını temel almaktadır. Buna bağlı olarak bir bölgenin sahip olduğu yeraltı ve yerüstü kaynaklar ve bulunduğu coğrafi konum, oldukça önem arz etmektedir. Bir bölgede turizm tarım ve ticaret potansiyellerinin bulunmasının yanında; fabrikalar devlet yatırımları ve yükseköğretim kurumları bölge kalkınmasına önemli katkılarda bulunmaktadır. Bölgesel kalkınmada önemli olan bir diğer faktör emektir. Buna bağlı olarak bölgesel kalkınmada emek faktörünün etkisini belirlemede insan kaynağı ile kalkınma arasındaki ilişkinin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışma bölgesel kalkınma ile emek piyasalarının ilişkisini değerlendirmek ve bölgesel kalkınma sürecinde emek piyasalarının rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla Trabzon'un Araklı ilçesinde bulunan işveren, çalışan ve çalışmayanlara uygulanan anket çalışmasıyla Araklı sosyal, ekonomik ve coğrafi boyutlarıyla incelenmiş ve ilçenin kalkınmasının önündeki engellerden biri olan emek piyasasındaki mevcut sorunların tespiti ve bu sorunların çözümüne yönelik öneriler sunulmuştur. Çalışma sonucunda ulaşılan veriler ışığında ilçenin bölgesel kalkınmada emek piyasasının optimum düzeyde kullanılmadığı tespit edilmiştir. İlçede emek potansiyelinin bulunmasına rağmen iş alanlarının yetersiz olması, işsizlik sorununu ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca ilçede mesleki eğitim yetersizliği, kalifiye eleman eksikliği ve açık iş pozisyonları ile emeğin aldığı eğitim arasında uyumsuzluk bulunmaktadır. Bu bağlamda ilçede potansiyeli bulunan tarım ve turizm sektörlerine yapılacak yatırımlar işsizlik oranını azaltabilecektir. İlçenin bölgesel kalkınması için emek piyasasında istihdamı artırma ve istihdamda etkinliği sağlama noktasında yeni yatırımların ve mesleki eğitimin önemli olduğu sonucuna varılmıştır.

Bölgesel kalkınmaEmekTrabzon-Araklı+1
Hasan Karakaya
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme sürecinde uluslararası göç hareketlerinin işgücü piyasalarına etkisi

Göç ilk bakışta basit bir coğrafi mekan değiştirme süreci olarak görülmekle birlikte, nedenleri ve sonuçlarının bireylerin ve toplumun üzerinde büyük değişiklikler yarattığı bir gerçektir. Toplumsal formasyonların ekonomik, politik ve kültürel yapılarında ve bu yapılar içindeki ilişkiler sisteminde yaşanan değişimlerin sonucunda ortaya çıkan göç, söz konusu yapılarda önemli dönüşümlere yol açmaktadır. Demografik bir süreç olarak göç; ?coğrafik bölgeler ve/veya idari alanlar arasındaki yerleşim yeri değişiklikleri olarak tanımlanmaktadır. Göç; uzaklık, zaman ve kalıcılık olmak üzere üç kriter ile tanımlanmalıdır. Göçün yalnızca demografik bir süreç olarak tanımlanması, onun içeriğini anlatmak bakımından yetersizdir. Böylesi bir tanımlama, göçün anlamını daraltmakta ve özellikle kapitalist toplumda göç olgusunun tüm boyutları ile anlaşılabilmesini güçleştirmektedir.

GöçlerKüreselleşmeUluslararası göç+1
Özhan Dirim Tokatlı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Related subjects