Ritual

110 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Cem törenleri ile tiyatro sanatının yapısal özelliklerinin karşılaştırılması ve yeni bir yaklaşım önerisi

Bu çalışmada Alevi ibadeti olan Cem törenlerinin tiyatral özellikleri araştırıldı. Bunun için ilk bölümde Alevi toplumunun oluşumu, tarihi ve yapısı ele alındı. Ardından Cem törenlerinin kaynakları, düzenleniş amaçları, konuları, tarihsel gelişimi, felsefi temeli, dinsel anlamı, kültürel yansımaları, sosyal-hukuksal-eğitsel işlevleri araştırıldı. Bununla birlikte törenlerin içerdiği öğelerin Alevi–Bektaşi belleğindeki soyut ve somut anlamları da açıklandı. Bu sayede, çok eski çağalara uzanan bir inanç ve kültür birikiminin çözümlenmesine katkı sağlanmaya çalışıldı. İkinci bölümde ise dramatik sanatların kaynağı olan dinsel ritüeller ile Cem törenleri arasındaki benzerlikler ortaya kondu. Sonrasında, Cem törenlerinin dramatik özellikleri detaylı ve somut bir biçimde tiyatral açıdan incelendi. Bu sayede dini bir ibadet biçimi olan Cem törenlerinin eylem, metin, seyirci, mekân, oyuncu, yönetmen, kişileştirme, dans, müzik, kostüm, aksesuar gibi ögelerle yapısal özellikleri tiyatral bir yaklaşım ile değerlendirildi. Tiyatromuzun Cem törenlerinden yararlanabilmesi için törenlerin yapısal özellikleri incelendi ve tiyatral bir dille tanımlanmaya çalışıldı. Bu tanımlama sonrasında, tiyatromuzun Cem törenlerinin yapısal özelliklerinden faydalanarak, özgünleşmesi yolunda öneriler sunuldu. Cem törenlerinin sosyolojik bir bütünlük içinde incelenebilmesi için nitel araştırma yöntemi kullanıldı. Geniş ve kapsamlı bir kaynak taraması, incelemesi ve karşılaştırmalar sonrası hazırlanan çalışma konu üzerine Türk tiyatrosu araştırmaları alanına önemli katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Alevilik, Cem törenleri, Ritüeller, Sahne sanatları, Tiyatro.

AlevilerCemDini tören+7
Esen Poyraz
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Rüya ile ilgili inanç ve tutumların davranış üzerine etkisi

Bu araştırmada rüyaların bireyin dinî ve dinden bağımsız davranışları üzerindeki etkisi ile rüyayla bağlantılı inanç, davranış ve uygulamalar incelenmiştir. Çalışmanın amacı rüyaların bireyin günlük yaşamına, psikolojik durumuna ve dinî hayatına ne ölçüde ve nasıl etki ettiğini anlamak, rüya fenomeninin günümüzde nasıl algılandığını ve anlamlandırıldığını açıklamaya çalışmaktır. Çalışma hem teorik hem alan araştırmasından oluşan iki boyutlu nitel bir araştırmadır. Teorik bölümde dokümantasyon yöntemi ile elde edilmiş olan rüya ile ilgili veriler sistematik bir şekilde sunulmuştur. Uygulama kısmında ise veriler tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak yarı-yapılandırılmış mülakat formu kullanılmıştır. Rastlantısal örneklem, amaçlı örneklem ve kartopu örneklem yöntemleri ile Çorum'da ikamet eden 18 yaş ve üzeri farklı sosyo-kültürel ve dinî geçmişi olan, farklı meslek gruplarından, farklı gelir ve eğitim düzeyine sahip 59 katılımcı ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz ile yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların genelinin sık olarak rüya gördükleri, gördükleri rüyalar üzerine düşündükleri, rüyayı yorumlamaya çalıştıkları, bazen yorumlaması için güvendikleri kişilerle paylaştıkları ancak rüyaların etkisinin genel olarak kısa sürdüğü, katılımcıların günlük hayatını, rutinini, dinî hayatını ve hayatıyla ilgili aldığı basit ya da önemli herhangi bir kararı etkilemediği tespit edilmiştir. Rüyanın karara etkisi konusunda dindarlık ya da eğitim seviyesi değil kişinin rüyaya yaklaşımının şekillendirici olduğu saptanmıştır. Katılımcıların büyük çoğunluğunun rüyadan sonra uyguladığı herhangi bir ritüelin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bireyin sekülerleştikçe rüyaya verdiği önemin ve yüklediği anlamın azaldığı tespit edilmiştir. Bu katılımcıların, daha dindarken Tanrı'dan mesaj olarak nitelendirdikleri rüyalara artık daha rasyonel ya da bilimsel açıklamalar getirmeye çalıştıkları gözlenmiştir. Rüyaya yüzyıllardır atfedilen dinî değerin azaldığı görülmüştür. Rüyanın dinden ve doğaüstü güçlerden bağımsız, tamamen kişinin bilinçdışından kaynaklı olduğu inancı ve/veya bilgisi yaygın görüş hâline gelmektedir. Buna rağmen, konunun özündeki belirsizlik, gizem ve/veya bazı rüyaların açıklanamaması rüyaların kutsalla olan bağının kesin olarak reddedilmesini zorlaştıran bir unsur olarak ulaşılan sonuçlar arasındadır.

DavranışDin psikolojisiPsikoloji+5
Fatma Nur Bedir
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Modern kentte evlilik: Çorum örneği

İnsan hayatının üç önemli geçiş dönemi vardır bunlar; doğum, evlenme ve ölümdür. Bu dönemler, yaşamın farklı bir aşamasına geçildiğinin bir ifadesidir. Geçiş dönemi uygulama ve pratikleri üzerine, gerek dünya çapında gerekse Türkiye sahasında birçok çalışmanın yapıldığı bilinmektedir. İçinde bulunulan kültürel birikime, yöreye göre farklı şekillerde icra edilen pratikler kendi içinde zengin bir tablo oluşturmaktadır. Bu dönemlerden biri olan evlilik geçiş dönemi de, bulunduğu kültüre ve coğrafyaya bağlı olarak geçmişten günümüze çeşitli biçimlerde şekillendirilmiş ve icra edilmiştir. Zaman içerisinde değişerek ve dönüşerek sözlü veya yazılı olarak aktarılan kültürel unsurlar kimi zaman da yeni yaratmalarla günümüze gelmiştir. Bu değişim ve dönüşümün temel nedenleri arasında kırsal yaşamdan kent hayatına geçişten söz etmek mümkündür. Mekâna bağlı olarak yaşanan değişimler, yaşam pratikleri üzerinde etkili olduğu kadar kültürün değişim ve dönüşümüne de zemin oluşturmuştur. Çünkü mekân kolektif bilincin ve belleğin hamisidir. Mekânın hafızası kültürün uygulanış biçimini kolaylaştırdığı gibi mekânın değişimi de unutkanlığını ortaya çıkarır. Elbette değişim ve dönüşümün yalnız bu faktörler doğrultusunda gerçekleşmediğini söylemek mümkündür. Teknolojinin gelişmesi, modern yaşamın gerektirdiği gibi yaşama isteği, ürünlerin metalaştırılması ve kültürel unsurların endüstri ile biçimlendirilmesi de değişim ve dönüşüme neden olan unsurlar arasındadır. Özellikle bireyin kentte kim olarak algılandığı, tüketiminin yönlendirilmesi, tüketim alışkanlıklarının belirlenmesi üzerinde etkili olan kültür endüstrisi, moda ve popülerlik arasında geleneği yeniden şekillendirmiştir. Çalışmada, bu doğrultuda yaşanan gelişmeler Çorum il merkezi geçiş dönemi evlilik uygulama ve pratikleri ile ilişkilendirilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Başta yazılı kaynaklar olmak üzere Hitit Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu izni ile çalışmaya mülakat ve gözlem yöntemleriyle gerçekleştirilen görüşmeler kaynaklık etmiştir. Yapılan araştırma sonucunda, geleneğin moda ve popülerite arasında şekillendirildiği, modernitenin yaşam pratikleri üzerinde etkili olduğu buna bağlı olarak kültür endüstrisinin geleneği metalaşmış bir ürüne dönüştürdüğü, bireyin kültür anlayışının bu doğrultuda değiştirildiği söylenebilir. Elbette zamana, mekâna veya olağan seyrine bağlı olarak yaşanan değişimler olacaktır. Ancak, kültürel uygulama ve pratiklerin yapılış gayesinin dışında endüstriyel bağlamda gerçekleştirilmesi geleneğin özünün ve aslının unutulmasına da yol açacaktır. Başta bireye has olan unutuş biçiminin zamanla kolektif unutuşa yol açabileceği ön görülmektedir. Bu bağlamda bireysel çabalar, ulusal ve uluslararası uzlaşmalarla yerel kültürel renklerin, birikimin ve hafızanın yok olmaması yönünde birçok çalışmanın yapıldığı bilinmektedir. Bu anlamda yerel kültürlerin günden güne küresel kültür akıntılarıyla farklı bir yöne evrildiği ve yeni uygulama alanlarıyla bu akıntıların toplumda daha görünür olduğu çalışmada geçiş dönemi evlilik uygulamaları üzerinden değerlendirilmiştir.

Halk bilimiKültür endüstrisiMekansal bellek+2
Sena Yiğit
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yahudilikte dini sorumluluk çağı: Bar Mitzva ve Bat Mitzva

İnsan hayatının doğum, ergenlik, evlilik ve ölüm gibi belli evreleri dönüm noktası olarak addedilmektedir. Bir aşamadan diğerine geçişi ifade eden ve bu dönemlerde uygulanan ritüeller geçiş törenleri olarak isimlendirilmektedir. Birçok dinde olduğu gibi Yahudilikte de bu törenlere önem verilmekte ve çeşitli uygulamalar gerçekleşmektedir. Bu çalışmanın da konusunu teşkil eden ve bahsi geçen törenlerden biri olan bar mitzva (erkekler için) ve bat mitzva (kızlar için) çocukluktan ergenliğe geçişin sembolü olarak görülmekte ve genç Yahudi bireyler bu süreçle birlikte dini hükümlerden sorumlu sayılmaktadırlar. On üç yaşını doldurmuş erkekler için kullanılan bar mitzva ve on iki yaşını doldurmuş kızlar için ifade edilen bat mitzva kavramları zamanla bu dönemlerde kutlanan törenlerin de adı olmuştur. Genel kabule göre, günümüze eş değer bar mitzva törenlerinin görülmeye başlaması on altıncı yüzyıla dayanmakta ve bu törenlerde Tora okuma, tefilin takma, deraşa verme ve seuda düzenleme gibi uygulamalar yerine getirilmektedir. Bat mitzva törenleri ise Yahudilikte kadının konumuna ilişkin dile getirilen farklı görüşlerin de etkisiyle yirminci yüzyılda düzenlenmeye başlamıştır. Bar mitzva ve bat mitzva törenleri Türk Yahudi toplumu da dahil, birtakım farklılıklar içermekle birlikte neredeyse bütün Yahudi cemaatleri tarafından kutlanmaktadır. Bu çalışmayla bar ve bat mitzvanın tarihsel sürecinden yola çıkılarak Yahudiler nezdindeki önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bar Mitzva, Bat Mitzva, 13. Yaş, Geçiş Töreni, Yahudilik

Bar MitzvaBat MitzvaDini tören+7
Hamide Erdağ
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Osman Çeviksoy'un eserlerinde halk bilimi unsurlarının tespiti

Halk bilimi hayatımızın hemen hemen her alanında geniş bir yer tutmaktadır. İnsanoğlu yaşadığı kültürün en önemli taşıyıcısı olarak halk bilimi unsurlarını hayatının her aşamasında kullanır. Kültür ve toplum birbirinden ayrılmayan iki önemli ögedir. Hayatın her aşamasında kültür etkisi derinden derine sezilir. İki unsur iç içe geçerek bir bütün oluşturur. Kültürün en önemli ögesi halktır, kültür halk ile şekillenir ve yoğrulur. Çalışmamızda Osman ÇEVİKSOY'un eserlerinde bulunan halk bilimi unsurları incelenmiştir. Osman ÇEVİKSOY'un hem öğretmen, hem yazar kişiliği, Almanya'da (Türk işçi Çocuklarına) Türk kültürü dersleri öğretmenliği yapmış olması da ayrıca iki kültürün kıyaslanması konusunda ışık tutacaktır. Çalışmamızın ilk bölümünde Osman ÇEVİKSOY'un hayatı, edebi kişiliği ve Halk kültürünün çağdaş kültüre etkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise; yazarın öykülerinde ve romanlarında halk bilimi unsurlarını inceleyerek, kültür hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Ritüel, Halk Edebiyatı, Gelenek, Öykü

GeleneklerHalk bilimiHalk edebiyatı+6
Buket Tepealtı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kütahya ili Hüseyin Gazi Ocağına bağlı cem ritüelleri

Kütahya tarihi süreçte farklı kültürlere ev sahipliği yapmış önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Friglerle başlayan tarihi süreç sırasıyla Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Germiyanoğulları ve Osmanlı Devletiyle devam etmiştir. Bu süreç içerisinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Kütahya, kültürel açıdan ve tarihe kaynaklık etmesi bakımından önem arz etmektedir. Bu bölgede yaşayan Türkmenlerin oluşturduğu kültürel faaliyetlerde göz ardı edilemez. Bu faaliyetleri, ortaya koymak için yapılan, bu çalışma ile Alevî-Bektaşîlerin bugüne kadar sır gibi saklanan cemleri gün yüzüne çıkarılmaya çalışılacaktır. Çalışmamızın giriş bölümünde, Kütahya hakkında bilgi verilmiş, sonrasında, kült, ocak, dede, âyin-i cem kavramları ele alınmıştır. Ayrıca, Alevîlik ve ocaklar üzerine, Türkiye ve Kütahya'da yapılmış çalışmalara kronolojik olarak yer verilmiştir. Kütahya'nın Körs Köyü'ndeki Hüseyin Gazi Ocağı merkezli, cem ritüelleri ile ilgili çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; eski Türk dini, ocak kültü ve ocak kültünün diğer kültlerle ilişkisi, Alevî-Bektaşî kültüründe ocak, ocakların hiyerarşik yapısı, ocakların sayısı ve adları, ocakların, ocakzâde dedelerin işlev ve görevleri, ocakzâde dedeler ile kamların benzerliği, Anadolu Alevî ocaklarından Hüseyin Gazi Ocağı, Kütahya Alevîliği ve Hüseyin Gazi Ocağı arasındaki ilişki ortaya konmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise; tezin amacına uygun olarak, Hüseyin Gazi'nin hayatı, Kütahya'da Hüseyin Gazi'nin Türbesi, Hüseyin Gazi Erkânı, Kütahya ili Hüseyin Gazi Ocağı cem ritüelleri ve yapılış amacına göre cemler incelenmiştir. Bu çalışmada, Kütahya ili Hüseyin Gazi Ocağı merkez alınarak Alevîlik ve cem ritüelleri hakkında bilgi verilmiştir. Bu alanda çalışma yapacak, bilim insanlarına yol gösterici olmasını temenni ederim. Anahtar Kelimeler: Alevîlik, Bektaşîlik, Âyin-i Cem, Ritüeller, Kütahya.

AlevilerAlevilikCem+6
Bilal Nargöz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Amasya yöresi geçiş dönemi, takvim ve bereket ritüelleri

Bu araştırmada, Amasya yöresindeki geçiş, takvim ve bereket ritüellerinin süreç ve anlam yapısı incelenmiştir. Çalışma, öncelikle toplumsal ve bireysel yaşamın her aşamasında önemli işlevlere sahip geçiş, takvim ve bereket ritüellerini, Amasya merkez ve altı ilçesini kapsayacak şekilde, sahadan derleme yöntemleriyle tespit etmeyi, ikinci aşama olarak verileri, ritüellerin ardışık zincirleme akışını takip ederek yapısal bir bütünlük oluşturmayı amaçlayan ritüel süreç yöntemiyle tasnif edip aktarmayı; son olarak da ritüellerin yapısını oluşturan kurucu unsurlarını ayrıştırmak suretiyle inceleyen "elemental analiz" yöntemiyle; ritüellerin, sembolik dilini, kodlarını ve derin anlam yapısını çözümlemeyi amaçlamıştır. Çalışma, beş ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'ün ilk basamağında ritüel kavramı ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Bu kapsamda ritüel tanımlarına, ritüelin temel özelliklerine, ritüel ile ilişkili kavramlara, tasnif çalışmalarına yer verilmiştir. Bu bölümün ikinci basamağında, batı merkezli ritüel kuram ve teorik yaklaşımlar ele alınmış, aynı zamanda ritüel çalışmaları tarihi özetlenmiştir. "Ritüelin Yapısı ve Yapıyı Oluşturan Unsurlar" başlığını taşıyan Birinci Bölüm'ün üçüncü basamağında inceleme yöntemimiz olan elemental analiz yöntemi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci Bölüm'ün son basamağında, çalışmanın örneklem sahası olan Amasya yöresi, tarihî ve coğrafî açılardan tanıtılmıştır. Çalışmanın İkinci Bölümü'nde; doğum, evlenme ve ölüm ritüellerinden oluşan geçiş dönemi uygulamaları ele alınmıştır. Ardışık bir dizilimle verilen ritüellerin aşamaları geçişlerin evrelerine göre yapılandırılmıştır. Buna göre, pre-liminal, liminal ve post-liminal şeklinde bir süreç izleği takip edilmiştir. Üçüncü Bölümde takvim ritüellerine yer verilmiştir. Takvim ritüelleri mevsimsel döngüye dayalı ve anma esasına dayanan ritüeller olmak üzere iki ana kategoriye ayrılmış, her bir kategoriye ait ritüel türleri alt başlıklar hâlinde incelenmiştir. Bu kategoride yer alan ritüeller de belirli bir süreç izleği takip edilmek suretiyle evrelere ayrılarak verilmiştir. Dördüncü Bölümü bereket ritüelleri oluşturmuştur. Bereket ritüelleri; birincisi tarımsal, ikincisi hayvansal bereket ritüelleri olmak üzere iki ana başlık altında incelenmiştir. Tarımsal bereket ritüeli olarak Yağmur Yağdırma ritüelleri; hayvansal berekete dayalı olarak da Koç Katımı, Saya Gezme ritüelleri ele alınmıştır. "Ritüellerin Yapısal Unsurları" adını taşıyan Beşinci Bölümü'nde zaman, mekân, ritüel kişileri ve rolleri, ritüel nesneleri gibi ritüel unsurları birer gösterge olarak ele alınarak ritüelin işleyişine ve genel olarak anlamın oluşumuna yaptıkları katkılar merkeze alınarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak birinci adımda ritüellerin bir süreç izleğine, bir sisteme sahip olduğu ortaya konulmuştur. İkinci adımda ise ritüellerin çoklu anlam ve yoğunlaştırılmış mesajları incelediğimiz kurucu unsurları üzerinden aktardıkları görülmüştür.

AmasyaDini törenGelenekler+3
Rahime Deveci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antik Yunan tragedyalarında Yunan Pantheonu ve dini ritüeller

Mitosları konu edinen ve ritüel anlatımları ile geleneksel bir öğreti sağlayan tragedyalar, temsilcileri Aiskhylos, Sophokles ve Euripides aracılığıyla, MÖ. 5. yüzyılda en olgun biçimine kavuşmuştur. Antik Yunan toplumu için eğitici ve arındırıcı bir araç olan tragedya, aynı yüzyılın sonunda yok olmuştur. Yunan pantheonuna ait tanrıların unvanlarını, hakimiyet alanlarını, insanlar ve kader ile ilişkilerini betimleyen tragedyalar, ritüellerin uygulanmalarına dair hususları, gerçekleşebileceği durumları ve türlerini belirterek, didaktik bir görev üstlenmişlerdir.

Antik YunanAntik tragedyaDini tören+2
Hakan Gülhan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Türklerde sosyal hayata dair uygulamalar ve gelenekler (İslami devirlere kadar)

Bu tez çalışmasında, Türk topluluklarının henüz İslamla tanışmadığı dönemlerde sosyal hayatlarında ne gibi gelenek ve ritüellere sahip olduğunu araştırmak ve bunların Türk sosyal yaşamındaki yerini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın hazırlanması sürecinde dönemin mevcut sözlü ve yazılı yerli kaynakları, duvar resimleri ve heykeller üzerine yapılmış çalışmalar ve yabancı kaynakların çevirilerinden faydalanılmıştır. Çalışmada içerik analizi yöntemi ile kaynaklardan hareketle tespit edilen bilgiler tutarlılık bakımından incelenerek bir araya getirilmiş ve farklı başlıklar altında değerlendirilerek içerik meydana getirilmiştir. İlk olarak birincil kaynakların kullanımı tercih edilmiş olup farklı bakış açısı ve değerlendirmelerin tespiti için de ikincil kaynaklar kullanılmıştır. Çalışmanın neticesinde tüm Türk topluluklarında ortak gelenek ve ritüeller olduğu gibi coğrafya değişiminden kaynaklı ya da başka kültürlerle etkileşim neticesinde meydana gelmiş farklı uygulamaların da varlığı dikkat çekmektedir. Çok eski devirler itibariyle varlığı tarihi kaynaklarca tespit edilmiş geleneklerin büyük kısmının günümüzde de kimi Türk toplulukları arasında yaşaması, Türk toplulukları için geleneğin oldukça kuvvetli olduğunun bir göstergesidir. Aynı zamanda eski Türklerin sosyal hayatının bir parçası olan gelenek ve uygulamaların büyük kısmının Türk hakanları tarafından da tatbik edilmesi, bu geleneklere hem halkın hem de yönetim kesiminin oldukça bağlı olduğunun göstergesidir.

Eski TürklerGeleneklerHalk bilimi+4
Tuğba Memiş
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Süryaniliğin kadınların gündelik hayatlarına kültürel yansımaları: Mardin Midyat örneği

Bu çalışmanın örneklemini Mardin Midyat'ta yaşamlarını sürdüren Süryani kadınları oluşturmaktadır. Çalışmamız beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın metodolojisinde yer alan araştırmanın konusu, amacı, önemi, sınırlılıkları ve yöntemi ele alınmıştır. İkinci bölümü kavramsal ve kuramsal çerçeve oluşturmaktadır. Kültür tanımından yola çıkılarak Süryani kültürüne değinilmekte Süryanilerin etnik kökeninden, kullandıkları dillerinden, tarihçelerinin üzerinde durulmaktadır. Kuramsal çerçeve ekseninde ise, sosyoloji temeline dayalı marxizmin, sembolik etkileşimciliğin, etnografik yaklaşımın ve asıl temel kısım olan Garfinkel'in etnometodolojinin gündelik hayata bakış açısına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Süryaniliğin kadınların gündelik hayatlarına kültürel yansımasının ele alındığı Süryaniliğin ibadet ve inanç esaslarına, doğum, evlilik, ölüm ritüellerine, bayram ve kutsal günlerine ve sadece erkeklere özgü sanatsal faaliyetlere yer verilmiştir. Dördüncü bölümü araştırmanın bulguları ve tartışma ekseninde katılımcı kadınlarla yapılan görüşmelerden yola çıkılarak oluşturulan 'Tercih Edilen Evlenme Biçimi', 'Evlenme Yaşı', 'Evlenme Kararı', 'Boşanmaya Bakış Açısı', 'Ailede Karaların Alınış Biçimi', Çocuk Sahibi Olmada Cinsiyetin Önemi', Evlenme Kararında Mezhebin Önemi', 'Evlenme Töreninin Dini Boyutu', 'Kilisede Kadının Konumu', Eğitim Durumunun Kadının Toplumsal Konumuna Etkisi', 'Kadınların Siyasi Perspektif Oluşturma Süreci', 'Kadının Ekonomik Olarak Eşine Bağımlılığı' soruları çerçevesinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Beşinci ve son bölümü ise çalışmanın tüm değerlendirilmesinin yapıldığı sonuç kısmı oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kültür, Süryani Kültürü, Gündelik Hayat, Süryaniliğin Kadınların Gündelik Hayatlarına Yansıması.

Din kültürüDin-kültür ilişkileriGünlük yaşam+6
Adalet Güçlü
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Düğün ve cenaze ritüellerinde sosyal onay ihtiyacının gösterişçi tüketime yöneltmesi

Bu araştırmanın amacı tüketim kültürünün sosyal onay ihtiyacı ve gösterişçi tüketim üzerine etkisinin belirlenmesidir. Bu amaçla düğün ve cenaze ritüellerinde ilgili değişkenlerin birbiri üzerine etkisi araştırılmak istenmiştir. Karma araştırma deseninde (nicel/nitel) planlan araştırma tanımlayıcı nitelikte bir araştırmadır. Araştırmanın nicel kısmında veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmış olup, Kırşehir ve Ankara illerinden çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 850 kişiden anket toplanmıştır. Araştırmanın nicel kısmında örneklemi, Kırşehir ve Ankara illerinde daha önce düğün töreni gerçekleştirmiş ve bir yakınının cenaze töreninde cenaze sahibi olan kişiler oluşmaktadır. Araştırmanın nicel kısmından elde edilen verilerin analizi SPSS 22.00 ve AMOS 24.00 paket programları aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilmiş ve onay alınmış yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında kartopu örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmaya katılmayı kabul eden 24 kişiyle görüşme yapılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında olduğu gibi nitel kısmında da örneklem, Kırşehir ve Ankara illerinde daha önce düğün töreni gerçekleştirmiş ve bir yakınının cenaze töreninde cenaze sahibi olan kişilerden oluşmuştur. Araştırmanın nitel kısmından elde edilen verilerin analizi Atlas.ti paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen nicel bulgulara göre cenaze ritüellerinde tüketim kültürünün hem sosyal onay ihtiyacı (ß=0,47; p<0,001) hem de gösterişçi tüketim (ß=0,40; p<0,001) üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Aynı şekilde düğün ritüellerinde tüketim kültürünün hem sosyal onay ihtiyacı (ß=0,58; p<0,001) hem de gösterişçi tüketim (ß=0,77; p<0,001) üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı etkisinin olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel analizlerinden elde edilen bulgular göz önünde bulundurulduğunda Kırşehir ve Ankara şehirleri arasındaki farklılıklar, katılımcıların düşüncelerine göre incelenmiştir. Kırşehir ilinde düğün ve cenaze ritüellerinin çevre etkisi ile eski geleneklere bağlı olarak sürdürüldüğü görülmektedir. Her ne kadar küreselleşme, teknolojik gelişmeler, tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi olgular günümüzde ön planda olsa da Kırşehir'in küçük bir şehir statüsünde olması, bireylerin kültürel unsurlara önem vermesi gibi sebepler nedeniyle sosyal onay alma ihtiyacının fazla olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra Ankara ilinde kültürel yapıdan ziyade gösterişçi tüketim alışkanlıklarının ön planda olduğu görülürken modern yaşamın etkileri daha fazla hissedilmektedir. Ankara'da sosyal onay ihtiyacının varlığı göze çarparken bu sosyal onay alma ihtiyacının geleneksel yapıdan uzaklaştığı ve günümüz şartlarında daha modern bir şekilde uygulandığı görülmektedir. Özellikle Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan düğün ve cenaze törenlerinde tüketimin, sosyal onay ihtiyacının ve gösterişçi tüketimin önemli olduğu ortaya konulmuştur. Gelecekte yapılacak çalışmalarda örneklemin genişletilmesinin kültürel ve toplumsal açıdan faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu araştırmanın gelecekte yapılacak araştırmalara temel olması düşünülmekte ve bu yüzden değerli görülmektedir.

Cenaze törenleriDüğünGösterişçi tüketim+3
Güler Gizem Altıntaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Etkileşim ritüeli bağlamında Asghar Farhadi sineması: The Salesman, About Elly ve A Separation filmleri üzerine bir inceleme

İran'da sinema, ülkedeki baskıcı rejime rağmen halkın aydınlatılmasında kurtarıcı olarak görülmüştür. Yönetmenler, sansür mekanizması tarafından ağır kısıtlamalar altında kalsalar da üretmeye devam etmişlerdir. Ülkeye dair dertlerini, eleştirilerini sansüre uğramadan işleyebilmek için, alegorik anlatım sıklıkla tercih edilip İran sinemasının tarzı olagelmiştir. İran'daki rejimi, kurumları doğrudan eleştiremeyen yönetmenler, merceklerini gündelik yaşamdaki sıradan hikayelere çevirerek ve çetrefilli insan ilişkilerine odaklanarak ülkenin sosyolojik yapısına dair derinlikli gözlemler sunmuşlardır. Ana akım İran sinemasında genellikle didaktik öykülemeler yolu ile vicdan sahibi, dini itikatları yerine getirme konusunda hassas davranan, ne olursa olsun iyi olanı seçen insan tipolojisi çizilmiştir. İranlı yönetmen Asghar Farhadi ise, farklı olarak, benliği ve inançlarıyla çelişen, durum gereği menfaatini ya da konumunu korumak için 'yanlış'ı tercih edebilen, birden fazla durumda birden fazla ve birbiriyle çelişen benlikler sergilemek zorunda kalan bireyleri ve ilişkilerini anlatmak istemiştir. İlişkilerin çatışmalı yanlarını, zedelenen benlikleri ve yüzleşmeleri dramatik öykülere işleyerek sahneye aktarmıştır. Farhadi, gündelik hayatta karşılaştığımız insan profillerini ve onların sıradan hikayelerini izleyiciyle buluşturma konusunda oldukça başarılı bir yönetmendir. Bu yönüyle Farhadi'nin filmleri, Goffman'ın kuramsal alet çantasının sunduğu kavram ve perspektiflerle okunmaya elverişli hikayeler sunmaktadır. Goffman perspektifiyle izlendiğinde, Ferhadi'nin sıradan kahramanlarının sürekli benlik ve izlenim müzakereleri yapmak durumunda kalmaları; seyircinin olayları, durumları ve bunlara maruz kalan bireylerin seçimlerini sorgulamasına yol açmaktadır. Seyirci, hikâye geliştikçe, kızdığı karakterlerle empati kurup onlara hak verebilmekte; en azından hikâye içinde konumlanmaya, olayların gelişimini sorgulamaya ve anlamaya çağrılmaktadır. Farhadi, her karaktere eşit söz hakkı vererek insanı, "içinde bulunduğu durumun insanı" olarak görmemizi sağlamaktadır. Seyircinin yaşadığı bu deneyim, iyiliğin ve kötülüğün durumsallığının yanı sıra iyi ve kötü karakterin kim olduğu sorusuna verilecek yanıtın kolay bir yanıt olmadığını vurgulamaktadır. Sosyolog Erving Goffman ise toplumsal dünyanın hakikatine ulaşabilmek için bireyin gündelik hayatına katılımcı gözlem metoduyla yaklaşılması gerektiğini savunmaktadır. Goffman'ın sosyal bilimci, Farhadi'nin ise sinemacı kimliğiyle bireyin gündelik hayatını izlerken vardıkları sonuç, söylemek istedikleri sözler benzerlik taşımaktadır. Goffman, bireylerin en sıradan etkileşim anlarında bile benlik müzakeresine ve inşasına girdiğini vurgularken, inşa edilen bu benliklerin durumsal ve geçici olduğunu da göstermeye çalışmıştır. Geçici olan bu benliklerin bir başkasına nasıl aktarıldığını önemseyen Goffman, bireyin benlik sunarken tek amacının başarılı olmak olduğunun altını çizer. Goffman sosyolojisi bireyin dahil olduğu etkileşimleri ve etkileşim anında başarılı olabilmek için geliştirdiği taktikleri incelemeyi görev edinmiştir. Goffman'ın katılımcı gözlem metoduna benzer şekilde, Farhadi de insan hikayelerini tüm gerçekçiliği ile kadrajına alarak insan ve davranışlarını anlatır. Bu benzerlikten yararlanarak çalışmada, Farhadi sinemasının Goffman merceğiyle incelenmesi amaçlanmıştır.

DramaturjiEtkileşimFarhadi, Asghar+4
Kübra Kopuzlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası öğrencilerin etkileşimsel ritüellere dayalı etkinlikler yoluyla kültürlerarası iletişim ve üniversiteye uyum sürecinin desteklenmesi: İletişim çalışmalarında eylem araştırması

Bu araştırma uluslararası öğrencilerin üniversite yaşamına uyum sürecinde kültürlerarası iletişim becerilerinin eylem araştırmasına dayalı bir yöntemle geliştirilmesini amaçlamaktadır. Gay, Mills ve Airasian (2009) ve Yıldırım ve Şimşek (2008) referans alınarak, "ihtiyaç analizi, eylem planının oluşturulması ve uygulanması, eylemin değerlendirilmesi ve paylaşım"dan oluşan 4 aşama temel alınarak, özgün bir model olan Eylem Araştırmasına Dayalı Etkileşimsel Ritüeller Döngüsü: Pusula Modelini ortaya konulmuştur. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki bir vakıf üniversitesinde öğrenim gören uluslararası lisans öğrencileri üzerinde yürütülülen bu çalışmaya, farklı ülkelerden 10 öğrenci gönüllü katılmıştır. Araştırmanın verileri "yüz yüze görüşme, etkinlik merkezli odak grup toplantı ve uygulamaları, yansıtıcı günlükler ve gözlem formları" yoluyla toplanmıştır. Ortaya çıkan etkileşimsel veri Kádár (2017) "etkileşimsel ritüel" perspektifiyle analiz edilip değerlendirilmiştir ve bu etkileşimin yansıması öğrenci yansıtıcı günlüklerinin söylem analiziyle çözümlenmesiyle yapılmıştır. Eylem planındaki bir dizi uygulama, alanında uzman akademisyenler tarafından etkinlik, tecrübe paylaşımı ve çalıştaylarla yürütülmüştür. Grup içinde kurulan etkileşimsel ritüeller, "kültürlerarası iletişimde grup içi etkileşimsel ritüeller" ana teması altında, "grup içi aidiyet" ve "grup içi etkileşim" olarak iki tema olarak ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan tema ve alt temalar MAXQDA ile oluşturulan kavram haritaları ile oluşturulmuştur. Grup içi etkileşimsel ritüellerin iki alt teması da farklı alt temalarıyla, etkinliklerden elde edilen bulguların analizi sürecinde ortaya çıkmıştır. "Grup içi aidiyet", "deneyim paylaşımı" ve "değerli hissetme"; "grup içi etkileşim" ise, "kültürleri tanıma" ve "birbirini tanıma" alt temalarıyla kendini göstermiştir. Ayrıca, grup içinde meydana gelen etkileşimsel verinin detaylı transkripsiyonu yapılmış (Jefferson, 2004) ve söylem çözümlemesiyle bu etkileşimsel ritüeller gözler önüne serilmiştir. Uluslararası öğrenciler grup içinde bir ilişki kurmuş ve/veya bu ilişkiyi pekiştirmişlerdir (Kádár, 2017). Bu kurdukları ilişki onların kültürlerarası iletişimine de olanak ve fayda sağlamıştır. Bu ilişki sürecinde gruba ve üniversiteye karşı aidiyet duyguları da arttığı gözlemlenmiştir. Eylem araştırması başlangıcında belirlenen sosyal etkileşim sorunu eylem planı uygulanarak, öğrencilerin kültürlerarası iletişim becerileri geliştirilmiş üniversiteye uyum sürecine katkıda bulunulmuştur.

Etkiletişimli iletişimEtkili iletişimGrup iletişimi+7
Bilge Kalkavan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş sanatta bir ritüel olarak evlilik

Tarih boyunca birçok sanatçı, kendilerine özgü anlatım diliyle 'evlilik' konusunu ele almıştır. Bu araştırma; arkeolojik bir kazı olarak "ritüel"i ele alarak "evlilik" kavramını sosyoloji, psikoloji, ekonomi, din ve sanat bağlamında ele almaktadır. Evlilik konusu öncelikle toplumda yer eden anlamından çok uzaklaşmadan, kendi ritüel anlamlarını koruyarak çağdaş sanatın çoklu anlatım biçimleriyle ele alınmıştır. Bununla birlikte sanat tarihinde geçmiş dönemlerden de evlilik konusuyla bağlantılı yapıtlar ve analizler ele alınan konular arasındadır. Ritüel nesneleri başlığı altında evlilik; enstalasyon, video, famaj, heykel ve renkli tekniklerle sanatın döneme uygun anlatım olanaklarıyla, çağdaş bir üslupla plastik anlatıma dönüştürülmüştür. Ayrıca toplumların yaşamlarının bir parçası olan evlilik ritüellerinin, sanatsal anlatımda kullanılmasının dışında kendi geleneksel anlamlarının araştırılması da konunun kuramsal yönden incelenmesi ve konunun zenginleşmesi açısından önemli taşımaktadır. Tez çalışması boyunca ele alınan uygulama çalışmalarının çoğunda bir tanık olarak değil de hikâyenin yaşayanı olarak otoportre anlayışında bir yaklaşımla evlilik üzerine çalışmalara yer verilmiştir. Ritüel, kişi performanslarını akılsallaştırma başlığı altında Mc Donaldslaştırma evrimine uğratmaktadır. Araştırmada kuramsal yönden ve uygulama çalışmaları aşamasında tüketim toplumundaki roller, eril ve dişil kişi üzerinden okunacaktır. Toplumsal kimliklerin aile ağı ve ata-anaerkil yapının içinde maruz kaldığı durumların irdeleneceği bu çalışmada, toplumun kişiyi ritüel kurallarıyla nasıl yeniden ürettiğine zaman zaman eleştirel bir yaklaşımla değinilmektedir. Anahtar Sözcükler: Evlilik, Ritüel, Çağdaş Sanat, Toplumsal Rol, Ata-Anaerkil Yapı

AnaerkilAtaerkilEvlilik+7
Nagehan Kutlu Beyhan
Düzce University · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal uygulamalar açısından Ayaş mutfağı

Toplumlar arasında ortaya çıkan beslenme anlayışları ve kültür unsurlarının, birbirlerinden ayrı düşünülemeyecekleri bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla ulusların sahip oldukları hayat görüşleri doğrultusunda şekil verebildikleri mutfak kültürleri, mevzubahis konuyu UNESCO beraberliğinde imzalanan Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ile ilişki kurmasını da beraberinde getirmektedir. Eski ve köklü bir geçmişe sahip olan Ankara'nın Ayaş ilçesi mutfak kültürü de farklı disiplinler tarafından incelenmekte ve Somut Olmayan Kültürel Mirasın beş ana başlığına da uygun düşmektedir. Buna istinaden gerek daha önce yapılan çalışmaların yetersizliği gerekse de yapılacak olan yeni çalışmalara ışık tutması düşüncesiyle yürütülen bu tez çalışmasında Ayaş ilçesi mutfak kültürü, Somut Olmayan Kültürel Mirasın 'toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler' alt başlığı doğrultusunda ele alınıp incelenmiştir. Dolayısıyla Ayaş ilçesine bağlı Akkaya, Başayaş, Başbereket, Bayat, Bayram, Cuma, Çiğdemci, Evci, Feruz, Gençali, Gökçebağ, Gökler, Hocasinan, Ilıca, İlhanköy, Mahkeme, Oltan, Ortabereket, Pınaryaka, Tekke, Ulupınar, Uluyol ve Yağmurdede mahallelerinde derleme yöntemi kullanılarak alan araştırması yapılmıştır. Kadın, erkek, yetişkin ve yaşlı olmak üzere toplam 53 kaynak kişiyle derleme yapılarak çeşitli uygulamalara da yer verilmiştir. Yapılan görüşmeler sonucu Ayaş ilçesi mutfak mimarisi, kış hazırlıkları, yemek çeşitleri, törensel yemekleri, sofra adabı ve yemek duaları tespit edilerek elde edilen tüm veriler elektronik ortama kaydedilmiştir. Çalışmanın en önemli kısmını oluşturan ve toplumsal uygulamalar açısından ele alınması amaçlanan Ayaş mutfağının törensel yemekleri ise; doğum, evlenme, ölüm ve uğurlamalar aşamalarından oluşan geçiş dönemleriyle; ramazan ayı, ramazan bayramı, kurban bayramı ve kandilleri içeren kutsal günleriyle; adak sofraları ve Zekeriya sofraları adı altında ele alınan istek-dilek sofralarıyla; çiğdem, nevruz, Hıdırellez, koç katımı, saya gezme, hasat kaldırma, bağ bozumu, toplu sağım, yağmur duaları, dut ve domates festivali gibi çeşitli kutlamaların gerçekleştirildiği mevsimlik törenler ve festivalleriyle, son olarak ferfene geleneği, oduna gitme, temel atma, çatı kapatma gibi insanları bir araya getiren birtakım kadın ve erkek toplantılarıyla yeni bir sınıflandırmaya gidilmiş ve adı geçen törensel yemekler bereket ritüelleriyle birlikte ele alınmaya çalışılmıştır. Bahsi geçen törensel yemeklerin geçmişte nasıl kutlandıkları sorgulanmış, böylece zaman içerisinde uğradıkları değişimler de saptanmıştır. Modernleşme ve beraberinde getirilen teknolojik gelişmelerin, Ayaş mutfak kültürünü de etkisi altına aldığı ve söz konusu yeniliklerin mutfak mimarisinden mutfak araç gereçlerine, çeşitli kutlamalar sırasında gerçekleştirilen uygulamalardan kış hazırlıklarına kadar birtakım değişikliklere yol açtığı da tespit edilmiştir. Yine Türk kültüründe bulunan birtakım kodlamaları yansıtması ve bunları geleceğe aktarması açısından önemli bir yeri olan mutfak kültürüne; sosyalleşme, birey ve grup kimliğini oluşturma ve psikolojik rahatlama gibi çeşitli misyonlar yüklendiği de analiz edilmiştir.

Ankara-AyaşHalk bilimiMutfak+3
Ela Kamuran Aydoğdu
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihten günümüze hac kavramı: Benzerlikler ve farklılıklar

İnsanlık tarihinden günümüze kadar inanç kavramı farklılıklar göstererek ilerlemiştir. Bu çalışmada inan sistemleri çok tanrılı inanç sistemleri, tek tanrılı inanç sistemleri ve diğer inanç sistemleri olarak üçe ayrılmıştır. Çok tanrılı inanç sistemleri başlığı altında Sümerler, Akadlar, Asurlar, Babiller, Eski Mısır, Hititler, Frigyalılar, Urartular, Harraniler, Eski Yunanlılar, Eski Romalılar, Keltler, İskandinavlılar, Aztekler, Mayalar, İnkalar ve Kızılderililer. Tek tanrılı inanç sistemleri başlığı altında Yahudilik, Hrıstiyanlık ve Müslümanlık. Son olarak diğer inanç sistemleri başlığı altında Hinduizm, Budizm, Caynizm, Shizm, Konfüçyanizm, Taoizm, Şintoizm, Tibet Budizm'i (Lamanizm), Zerdüştlük ve Sabiilik dinleri incelenmiştir. Toplamda 30 farklı toplumun dini ritüelleri ve hac kavramı araştırılmıştır. Bu çalışma iki amaçtan oluşmaktadır. Çalışmanın birinci amacı, inanç sistemlerinde yer alan hac kavramının benzerlik ve farklılıklarını tespit etmektir. İkinci amacı ise inanç sistemleri alanında ulusal yazında yapılan çalışmaları sistematik bir literatür taramasıyla incelemektir. Bu amaçlar doğrultusunda öncelikle ulusal alan yazın taranarak özetinde ve anahtar kelimelerinde dini ritüeller, hac, adak ve kurban kavramları geçen 75 çalışmanın içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Ardından bu çalışmalar araştırmaya dâhil edilerek bibliyometrik analize tabi tutulmuştur. Elde edilen tam metinler MAXQDA analiz programına aktarılarak kodlamalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın sonucunda inanç sistemlerindeki hac kavramında adak ve kurbanda en çok benzerlik görülürken, en farklı kavramın oruç olduğu görülmüştür. Ayrıca bibliyometrik bulgular sonucunda çalışma türünün en fazla tez, yayın yılının en çok 2020 yılı en fazla yayıncı kuruluşun Ankara Üniversitesi, en fazla yayın yapan dergilerin "Archivum Anatolicum- Anadolu Arşivleri" ve "Milel ve Nihal İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergi"leri ve en fazla kitap yayını yapan yayın evinin "Kabalcı Yayınevi" olduğu tespit edilmiştir.

Dini değerlerDini turizmDini tören+4
Hatice Murad
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'daki Protestan kiliselerinin dini müzik uygulamaları

Dünya üzerinde bulunan pek çok toplum ritüellerinin içerisinde müziği kullanmaktadır. Ritüel kutsala erişmekte bir araçtır ve ritüelistik müzik de bu aracın ögelerinden biridir. Ritüeller toplumun inanç biçimini ve kimliğini oluşturmakla beraber müziğin söylem gücünden yararlanmaktadır. Bundan dolayı da ritüelistik müzikteki sözler derin dini anlamları içermektedir. İnançlı bir toplumun ritüelistik müziğini anlayabilmek için ritüellerinin dini boyutlarını ele almak gerekecektir. Bu gereklilik Ankara'da bulunan Protestan kiliselerinin ritüelistik müzikleri için de geçerlidir. XVI. yüzyılda ortaya çıkan Protestan Reformu, Hristiyan inanç düşüncesinde ve ritüellerinde farklılaşmalar meydana getirmiştir. Erken dönem Protestan Kilisesi'nin içerisinde kullanılan dini müzik üretme yaklaşımları günümüz Ankara Protestan kiliselerinin dini müziklerinde de görülmektedir. Ankara'da bulunan Protestan kiliselerinin ritüelistik müziklerini ele alırken performans kavramı ön plana çıkmaktadır. Ritüeller, kutsalın ortaya konduğu esnada gerçekleştirilen bir performans biçimidir. Kutsal performansların içerisindeki tüm soyut ve somut dini ifadeler ritüel oyuncularıyla ilişkilidir. Erving Goffman'ın "dramaturji" kavramı performansların ifade biçimlerini çerçevelemektedir. Performans icrasındaki set, tutum ve görünüş vitrini meydana getirmektedir. Oluşturulan vitrin ise sahne, rol ve takım gibi kavramlarla ilişkilidir. Ankara'daki Protestan kilise performanslarının sahnesi apsistir. Ritüelistik müziklerin tamamı apsiste icra edilir. Sahnede yer alan müzisyenler ve tüm kilise mekânı için en belirleyici etken imanlı rolüdür. Tüm imanlılar bir takım meydana getirirler. İmanlı takımının manevi lideri başpastör rolüyken müzisyen takımının lideri tapınma önderi rolüdür. Performans sahnesinde söylenen ilahilerin yapısı incelendiğinde çeşitli kültürel etkileşimler bulabilmek mümkündür. Din dışı müzik türündeki ezgilerin Protestanlığa uygun şiirlerle kutsallaştırıldığı görülmektedir. Kanon, ritüelin bir ögesi olarak ve müziğin içerisinde yer alarak Protestan Hristiyan kültürünü toplumsal hafızada yaşatmaktadır. Kutsal Kitap ayetlerinin birebir bestelenmiş halleri repertuarda bulunmaktadır. Ayetlerin birebir alınmadığı ilahilerin sözleri çoğunlukla Kutsal Kitap ayetlerine atıf yapmaktadır. Böylece kutsal kanondan çıkan metinler estetize edilmektedir. Bu tür yapılan bestelerde Kutsal Kitap anlatısının temalarını bulabilmek mümkündür. Arkaik kültürlerde de bulunan doğum, ölüm ve yeniden doğum temaları İsa'ya atfedilerek ilahilerde sıkça işlenmektedir. Ankara'daki Protestan kiliselerinin dini müziklerinde XVI. yüzyıl dini anlayış biçimi korunmaktadır.

AnkaraDini müzikDini tören+3
Ayşe Nur Murat Sarıer
Ankara Music and Fine Arts University · Müzik ve Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Eski Mezopotamya'da törenler

Tabiat olaylarını izah edemediğinde ya da korktuklarında kendilerinden daha güçlü gördüğü şeylere inanan insanoğlu, aslında kâinatın tek bir Allah tarafından idare edilebileceğini aklına sığdıramadığı için çok tanrılı bir inanç sistemi oluşturmuştur. Birbirinden farklı tanrıları bulunan eskiçağ Mezopotamya toplumları bu tanrıları insan biçiminde tasavvur ederek derecelendirmişlerdir. Tabiattaki olayların tanrılar tarafından yönlendirildiğine ve gelecekte olacak olaylara onların karar verdiklerine inanmışlardır. Bu nedenle onları memnun etmek için tanrılara törenler düzenlemişler ve kurbanlar sunmuşlardır. Bununla birlikte insanoğlunun yaratılışından bu yana toplumlara peygamberler gönderildiği ve tek Allah inancının yer yer hâkim olduğu kabul edilmelidir.Mezopotamya kavimleri tanrıları insan gibi düşündüklerinden gün içerisinde onlara törenler düzenleyerek yiyecekler sunmuşlardır. Sumerliler ?Ningirsu'nun Arpasını Yeme Ayı?, ?Ceylan Yeme Ayı? ve ??ulgi Bayramı Ayı? gibi her yıl pek çok bayram yaptıklarını biliyoruz. Ancak tezimiz sırasında yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde bu bayramların ayrıntıları hakkında bir bilgiye ulaşamadık. Mezopotamya kavimlerinin düzenledikleri törenler içerisinde en önemlisi Yeni Yıl bayramı olmuştur.Önemli bir işleve sahip olan mitler, inancı düzenler ve güçlendirir. Pek çok mitin ritüelle bağlantısı bulunmaktadır. Eskiçağ toplumlarında önemli bir yeri olan Yeni Yıl bayramının temeli bir Sumer mitine dayanmaktadır. Dumuzi ile İnanna arasındaki kutsal evlilik töreni Sumerlilerden itibaren dönemin kralı ve din kadınlarının başının temsili olarak katıldığı törenlerle kutlanmıştır. Eskiçağ toplumları tanrının yeraltına inişini kuraklık ve kıtlık olarak yorumladığı için üzüntü ile karşılarken, tanrının yeryüzüne çıkması bolluk ve bereketi getirdiği inancı nedeniyle sevinçle karşılanmıştır. Baharın gelişinin kutlanması olarak da ifade edilen bu olay günümüz toplumları tarafından Nevruz bayramı olarak kutlanmaktadır.Tapınaklarda düzenlenen törenler içerisinde en önemlilerinden biri de ağız açma ve ağız yıkama ritüelidir. Tanrıyı neşelendirmek için yapılan ağız açma töreninde lezzetli ve güzel kokulu maddeler tanrı heykelinin ağzına verilirdi. Ağız yıkama ise özel bir kap içindeki temizleyiciler ile zenginleştirilmiş suyun heykelin ağzına dökülmesiyle gerçekleştirilirdi. M?s pî veya ağız yıkama ritüeli ile tanrının ruhunun heykelin ruhunu doldurduğuna inanılırdı. Heykel uzakta iken festivaller yapılmazdı. Bu nedenle heykeller zaman zaman kaçırılarak çeşitli bölgelere boyun eğdirmek amacı ile politik bir araç olarak kullanıldı.Anahtar Sözcükler1. Mezopotamya2. Bayram3. Kurban4. Tanrı5. Ak?tu

AsurlularBabilDini tören+5
Suzan Akkuş Mutlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk dünyasında geçiş dönemi ritüelleri ve bu ritüellerde icraedilen türler

Türk Dünyasında geçiş dönemi ritüelleri ve bu ritüller esnasında yapılan uygulamaları araştırmış olduğumuz bu çalışmada ritüeller esnasında, orada bulunan ya da belirli soyal statüsü nedeniyle töreni yöneten kişiler tarafından icra edilen türlere de yer vermek amaçlanılmıştır. Kişinin içinde bulunduğu geçiş sürecini sağlıklı bir şekilde yönetebilmek, bireye ve cevresindeki insanlara zararının olmaması için ve sosyal statü değişikliğinin duyurulması gayesiyle bu tür ritüelere başvurulmaktadır. Tezinmizin "Giriş" bölümnde araştırma alanımız ve yapmış olduğumuz çalışmanın kavramsal çercevesi ile ilgili bilgilere yer verdik. Burada Türk dünyası, geçiş dönemi, ritüel ve tür kavramlarını açıklayarak nasıl bir yol izlediğimizi ve amacımızı belirttik. Yurt içi ve yurt dışında pek çok araştırmacı geçiş dönemi olarak insan hayatının üç evresi dile getirmektedir. Bu üç eşik veya basamak doğum, ölüm ve evlenmedir. Bunun dışındaki geçiş denemleri bu üç ana evreye bağlanarak tasnif edilmektedir. Çalışmamızda ifade ettiğimiz üç dönem dışında bir de hayatın diğer alanları ile ilgili geçiş ritüelleri adıyla bir bölüm açtık. Böylece hac ve askerlik etrafında gelişen ritüeleri tasnif etmiş olduk. Ayrıca bu bölümlerde icra edilen sözlü edebiyat ürünlerini belirterek kısaca örnekler verdik. Çalışmamız sonucunda Dünyada olduğu gibi Türk Dünyasında da geçiş dönemi ritüellerinin son derece önemli olduğunu ve toplum nezdinde de itbarı bulunduğunu bir kez daha tespit ettik. Bunula beraber bu ritüeller esnasında halk kültürünün ve sözlü edebiyat ürünlerinin büyük çoğunluğu yer almaktadır. Böylece sadece belirli bir dönemi değil Türk boylarının hayatı ve kültürü hakında önemli bilgilere buradan ulaşılabileceği kanaati hakim olmuştur. Ritüellerin, oluşum ve uygulanma sürecinde toplumun değer yargılarını ve hayata bakışını etkileyen din ve inaçların etkisi açıkça görülmektedir. Türk boyları kabul etmiş odukları dinin gerekleri ile eski inaçlarını birlikte yaşatma yolunu seçmişlerdir. Buna en güzel örnek Gagauz Türklerinin "kırklanma" ritüeli ile vaftiz ritüelini birleştirmeleridir. Genel olarak Türk dünyası'nın genelinde şekilsel olarak farklılıklar olsa da ritüelerin hepsi öz ve düşünce olarak aynı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: 1. Türk Dünyası 2. Geçiş Dönemi 3. Ritüel 4. Tür 5. Türk Kültürü

RitüelTörenlerTürk dünyası+2
Yılmaz Yeşil
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hitit büyü ritüelleri

Çok çeşitli konuları içeren Hitit Devlet Arşivi'nde ritüel metinler oldukça büyük bir yer tutmaktadır. Bu ritüel metinlerin bir çoğunun giriş kısımlarında ve kolofanlarında ritüeli gerçekleştirenin cinsiyeti, mesleği, nereli olduğu ve ne için yapıldığı belirtildikten sonra kullanılan malzemeler sıralanmaktadır. Bu malzemelerin çeşitliliği ve miktarları ritüel sahibinin ekonomik ve sosyal statüsünü göstermektedir. Ritüellerin amacı ritüelleri yaptıran kurban sahibini büyü vasıtası ile temizlemektir. Bu kişilerin çoğunlukla kral, kral ve kraliçe, zengin kişiler ve yüksek rütbeli memurlar oldukları görülmektedir. Aynı zamanda ekonomik durumu iyi olmayan kişiler de ritüel yaptırmaktadır, ancak onlardan istenen malzemeler ekonomik durumlarına uygun olmaktadır. Ritüeli yapan görevliler de kurban sahibinin getirdiği ve ritüelde kullanılan malzemelerden bir kısmını almaktadırlar.Büyü ile ilgili çok sayıdaki Hitit metinleri, Hiti dünyasında büyünün çok önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Her türlü hastalık ve rahatsızlık, kral, kraliçe ve diğer hanedan mensuplarının ölümü yeminin çiğnenmesi sonucu ölüm, adam öldürme, büyü, dedikodu, lanet, mezarların kirletilmesi, yakın akrabalar arasında cinsel ilişki, kral ve kraliçe için yapılmış temizlik ayinleri, tahta çıkma, aile bireyleri arasında geçimsizlik, arkadaşlar arasında kavga, askerlere sadakat yemini ettirilmesi, askeri bir yenilgiden sonra yapılan ayin, vekil kral atama ayini, ?ağız yıkama? ayinleri, üzüm bağlarının verimsizliği, çekirge salgını ve daha birçok olayda büyünün gücünden yararlanmak istenmiştir.Hitit iyi büyünün olumlu etkilerinin yanında kötü ( = kara ) büyünün de tehlikeli olduğu kabul edilmiştir. İyi büyü toplumun her kesiminde özellikle de kraliyet ailesinde uygulama alanı bulmuş, kara büyü ise yapanlara ölüm cezası verilecek kadar ciddi bir suç olarak kabul edilmiştir.Hitit Devletinde büyünün rolü Orta Hitit Dönemi'nden itibaren daha iyi bir şekilde belgelenmiştir. Hititlere büyü kavramı öncelikle, Anadolu'nun güneyinde ve güneydoğusunda Hurrice ve Luvice konuşulan bölgelerden özellikle Kizzuvatna'dan girmiştir.Hitit büyücülüğünün etnolojik yönden büyük bir önemi vardır. Çünkü büyü metinleri tek bir kavram değil, tüm eski Anadolu kavimlerinin inançlarını bize yansıtan ve aktaran çok değerli bir etnolojik derleme niteliğini taşımaktadır.Biz bu çalışmamızda Hititlerde büyünün ne kadar önemli olduğunu çivi yazılı belgelerden de sıklıkla örnekler vererek anlatmaya çalıştık. Bunun dışında tama yakın esas metinleri de ekleyerek çalışmamızı tamamladık.Anahtar Kelimeler1.Hitit2.Ritüel3. Büyü4.Din5.Tıp

BüyüBüyü metinleriHititler+2
Sebahat Çepel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Frig dini inanç ve adetleri

?Frig Dini İnanç ve Adetleri? konulu bu çalışmada, Friglerin dini inançları, Frig Tanrıları, Frig tapınak ve anıtları ve son olarak Frig dini tören ve adetleri kapsamlı bir şekilde ele alınmış ve bu bilgiler ışığında genel bir değerlendirme yapılmıştır.Frig Tanrılarının toplum üzerindeki etkileri, özellikle Kybele inancının baskınlığı, detaylı olarak ele alınmış, Frig tapınak ve anıtlarının bulunduğu yerler, mimari özellikleri ve bunlardan çıkarılan anlamlar incelenmiş, toplum hayatının önemli bir parçası olan dini tören, adet ve ölü gömme gelenekleri kapsamlı bir şekilde açıklanmıştır.?Frig Dini İnanç ve Adetleri? bir bütün olarak ele alınarak inanç, tanrılar, adetler ve törenler arasında ki kuvvetli bağlantılar araştırılarak somut kaynaklar incelenmiştir.

AnıtlarDinDin anlayışı+7
Güllü Çintiriz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Amasya bölgesi Alevi ocaklarında inanç ve ritüeller: Ali Pir Civan Ocağı örneği

"Amasya Bölgesi Alevi Ocaklarında İnanç ve Ritüelller: Ali Pir Civan Ocağı Örneği" adını taşıyan bu tez çalışmasında, ocak kavramı üzerine durulmuştur. Ocak, ata ruhlarının ve dedenin bağlı olduğu soy olarak nitelendirilmektedir. İslamiyet öncesi dönemde de atalar kültü inancında karşımıza çıkmaktadır. Anadolu coğrafyasında yaşayan toplumların İslamiyet'e geçişleri ile birlikte ocak ve atalar kültü kavramı İslami çerçeveye uygun hale getirilmiştir. Ocak, heterodoks yapıda olan Anadolu Aleviliği içinde kendini göstermiştir. Anadolu'da ana ocaklar vasıtasıyla alt ocaklar meydana getirilerek büyük bir Alevi Ocakları yelpazesi oluşturulmuştur. Bu yelpazenin neticesinde Anadolu Aleviliği içinde çeşitli pratikler meydana gelmiştir. Bu ritüeller Alevi toplumunun bireysel hayatına ve dini hayatınıda etkilemiştir. Anadolu Aleviliği çevresinde inanç ve ritüeller Amasya ilinin Gümüşhacıköy ilçesine bağlı Sarayözü Köyünde bulunan Ali Pir Civan Ocağı örneği üzerinden ele alınmıştır. Ali Pir Civan Ocağı yörede talip sayısı fazla olan ikinci büyük ocaktır. Özellikle bu çalışmada ocakzâde ve talipler tarafından gerçekleştirilmeye devam ettirilen dini pratikler (cemler) konu edilmiştir. Gerçekleştirilen cem ayinlerinin toplumsal ve bireysel anlamları tespit edilmiştir. Cem ayinleri esnasında ve bireysel hayatta ayrı bir önem verilen kurban ritüelinin Ali Pir Civan Ocağı ve yöre geleneğindeki yeri belirlenmiştir. Alevi toplumu için kutsiyet barındıran kavramlar, cem ayininde okunan nefesler (deyişler) ve Ali Pir Civan'ın türbesi etrafında gerçekleştirilen ritüeller konu edilmiştir. Bunun yanı sıra ocağa ismini veren ve ocağın kurucusu olarak kabul edilen Ali Pir Civan'ın hayatı, yaşadığı dönem, şeceresi, hakkında anlatılan rivayetler aktarılmıştır. Ocak etrafında yaşamakta olan âşık ve Zâkir geleneği üzerine durulmuştur. Ali Pir Civan Ocağı'nda yetişen âşıklar tespit edilmiştir. Bu tez kapsamında ulaşılan sonuç ise ocak kavramının Amasya yöresindeki yansımasıdır. Bunun yanı sıra Amasya yöresi Alevi halkı tarafından birden fazla rivayet üzerinden aktarılan Ali Pir Civan'ın hayatı gün yüzüne çıkartılmıştır. Ali Pir Civan'ın babasının asıl kimliği, Keçeci Baba ve Hacı Bektaş-ı Veli ile olan kan bağı tespit edilmiştir. Yöre halkı tarafından ortak noktada birleştirilemeyen Ali Pir Civan'ın hangi dönemde, kim veya kimler tarafından şehit edildiği aydınlatılmıştır. Ali Pir Civan Ocağı'nın geçmiş dönemdeki taliplerin ritüel ve inanç yapısında meydana gelen değişmeler üzerinde durulmuştur. Ocağın yöre ocaklar ve diğer bölgedeki ocaklarla olan farklılıklar-benzerlikleri tespit edilmiştir. Amasya yöresinde âşık ve zakir kavramlarının ayrı ayrı yürütüldüğü tespit edilmiştir. Ancak aşığın ledün ilmini bildiğini zakir'in bu ilmi bilen aşığın kelamlarını cem ve muhabbet ortamlarında söylemekle yükümlü olduğu aktarılmıştır.

AlevilerAlevilikAli Pir Civan+5
İlayda Çal
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Hinduizm'in kurtuluş fikrinde samskaralar: Geçiş ritüelleri

Bu çalışmanın konusu, Hinduizm'in kurtuluş fikrinde samskara geçiş ritüelleridir. Geçiş ritüelleri insanın her gelişim ve değişim aşamasına etki ederek yaşamın bir sonraki aşamasına geçmeyi anlamlı kılar. Bu nedenle çalışmada, samskaralarda insan geçiş aşamalarını kutsama ve arındırma yoluyla kurtuluş ümidi doğuran geçiş ritüelleri ele alınmıştır. Nitekim çalışmanın temel amacı samskara geçiş ritüellerinin kurtuluş fikrinin bir parçası olduğunu açığa çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda samskara ritüelleri kurtuluş, insan, dünya hayatı ve ölüm sonrası hayat gibi temel konularla ilişkisi bağlamında değerlendirilmiştir. Bunlardan hareketle doğum ritüelleri insan doğasına yönelerek kurtuluşu ararken Upanayana samskarasında kurtuluşun mistik boyutu öne çıkar, evlilik ritüeli erkek bir Hindunun görev ve sorumlulukları çerçevesinde kurtuluşu anlamlandırır, cenaze ritüeli ise ölümün anlamına göre gelişerek ruhun kurtuluşunu hedefler. Aynı zamanda insan benliği ve buna paralel olarak insanın düzeltilebilecek olan kısmı açığa çıkarılarak samskara ritüelleri ve insan arasında bağ kurulmuştur. İnsanın kusurlu tarafını düzeltebilecek potansiyalde olması kurtuluş için ümit vererek samskara ritüellerinin kurtuluştaki anlamını da açığa çıkarır. Dolayısıyla bu çalışmada samskaraların kusurlu ve kirli olan insan bedenini, zihnini arındırma ve kutsama yoluyla insanı mükemmelleştirerek en nihai hedef olan kurtuluşu yaşattığı anlaşılmıştır.

DoğumEvlilikGeçiş ritüelleri+5
Tuba Cebe
Dicle University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hititlerde dini temizlik ve arınma

M.Ö. ikinci binyılda Orta Anadolu coğrafyasında ilk siyasi birliği kuran Hititler, Anadolu'da güçlü bir imparatorluk kurmuşlardır. Ayrıca kültürel, dinsel, sosyal ve siyasi olarak pek çok önemli faaliyetlerde bulunmuşlardır. Teokrasi ile yönetilen Hitit devletinde din çok önemli bir yere sahip olmuştur. Hititler devlet idaresinden, sosyal yaşamlarına, hukuki yapılarından topraktaki işleyişe kadar dinle iç içe geçmiş bir yaşantı ortaya koymuşlardır. Dinin her alanda etkili olduğu Hitit toplumunda din ve tanrı kültleri çok önemli olmuştur. Tanrılarını insan gibi algılayan Hititler, tanrılarının bir ruhu ve bedeni olduğunu düşünmüşlerdir. Bu yüzden insanların önem verdiği şeylerin tanrılar içinde önemli olduğuna inanmışlardır. Hititler, kirliliğin tanrıların öfkesine neden olacağını düşündüğünden kirlilik durumlarından kaçınmışlardır. Hititlerin temizliğe verdiği önem ile ilgili olarak hazırlanmış olan direktif metinlerinde temizlik kuralları ve tapınak çalışanlarının uyması gereken kurallar özellikle belirtilmiştir. Hititlerde temizlik daha çok dini manada kullanılmıştır. Dini olarak ele alınan temizlik konusu hem bedensel hem mekânsal hem de ruhsal olarak dikkat edilen bir husus olmuştur. Bu çalışma da Hititçe çivi yazılı belgelerden faydalanılarak Hititlerin dini inançları gereği tanrılarına duydukları saygı ve gösterdikleri önem neticesinde onların temizlik anlayışları ele alınmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hitit, Dini Temizlik, Ritüel, Arınma, Anadolu.

AnadoluArınmaDini tören+4
Ruken Aslan
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects