Workers
1,716 theses under this subject heading
Noterde çalışan personelin iş doyumu ve yaşam doyumu ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmada, Mersin il ve ilçelerinde bulunan noter çalışan personelin iş ve yaşam doyumlarının demografik değişkenler göre etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada anket tekniği kullanılarak birincil veri toplanmıştır. Anketler mersinde bulunan noterlerde çalışan toplam 121 personele uygulanmıştır. Yapılan bu çalışmada veri toplama aracı olarak kullanılan ölçeklerin katılımcılara uygulanıp toplanmasından sonra veriler SPSS 22.0 paket programı kullanılarak istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Veriler cinsiyet, yaş, sektörde çalışma yılı, evlilik durumu, eğitim durumu, gelir değişkenleri açısından analiz edilmiştir. Uygulanan Kişisel Bilgi Formu, İş Doyumu Ölçeği-Job Satisfaction Survey (JSS) ve Yaşam Doyumu Ölçeği'nden elde edilen bilgiler araştırmanın amacı çerçevesinde istatistiksel olarak çözümlenerek bilgisayara işlenmiştir. Veriler, betimsel İstatistiksel teknikleri, iki değişkenli olması durumunda bağımsız gruplar t-testi, ikiden fazla olması durumunda ise tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi yapılmıştır. Ayrıca analizde iş doyum alt boyutları, iş doyumu ve yaşam doyumu arasında korelasyon analizleri yapılmış olup frekans, ortalama ve bağımsız değişkenler arasında anlamlı farklılık olup olmadığına bakılmıştır. En son aşamada iş doyum alt boyutlarının yaşam doyumu ve demografik değişkenler üzerindeki etkisi pearson korelasyon analizi ile incelenmiştir. Elde edilen iş doyumu ve yaşam doyumu puanları incelendiğinde yaş, cinsiyet, sektördeki deneyime göre ölçek puan ortalamaları arasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Eğitim seviyesi ve evlilik durumu değişkenine göre ölçek puan ortalamaları arasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı tespit edilmiştir. Araştırma bulgularında iş ve yaşam doyumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışanların iş doyumu ile yaşam doyumu arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda pozitif yönde anlamlı ve güçlü bir ilişki saptanmıştır. Çalışanların iş doyumu arttıkça yaşam doyumlarının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışanlarında iş ve yaşam doyumu ile cinsiyet, yaş arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: İş Doyumu, Yaşam Doyumu.
Yerel yönetimlerde çalışanların iş tatmininin demografik faktörler açısından incelenmesi: Osmaniye Belediyesi örneği
Çalışanlar, tüm örgütler için temel yapı taşlarından biridir. Bu nedenle örgütler çalışanlarının işlerinden memnun olmalarını ve örgütlerine bağlı olmalarını arzularlar. Günümüz rekabet ortamında örgütler stratejik başarı üstünlüğü için çalışanlarının iş tatmini duymalarını isterler. İş tatminine sahip çalışanlar; örgütün amaç ve değerlerini benimsemekte, örgüt için büyük çaba göstermektedirler. Yapılan araştırmaların birçoğu iş tatminini etkileyen birçok faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Bu araştırmaların sonuçlarına bakıldığında ise birçok farklı görüş ortaya konulmuştur. Ayrıca bu kavramın olumlu ve olumsuz sonuçları hakkında farklı tespitlerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın temel amacı ise yerel yönetimde çalışan bireylerin demografik farklılıklarının iş tatminleri üzerindeki etkisinin ne derece olduğunu belirlemektir. Bu bağlamda; Osmaniye Belediyesi çalışanlarının iş tatminlerini ölçmek üzere Brayfield ve Rothe tarafından hazırlanan "İş Doyum İndeksi" kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Tatmini, Yerel Yönetim
Otel çalışanlarında kültür ve iş performansı ilişkisinin Hofstede modeliyle incelenmesi: Türkiye-Avusturya karşılaştırması
Örgüt kültürü, örgütsel yaşam içerisinde işgörenlerin tutum ve davranışlarına rehber olmaktadır. Örgütsel ortamda algılanan kültür, işgörenlerin iş performansını da etkileyebilmektedir. Örgütsel kültür boyutlarının farklı örneklemlerde iş performansı ile ilişkisi farklılaşabilir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, otel çalışanlarında kültür ve örgütsel performans ilişkisini Hofstede modeliyle incelemektir. Araştırmanın örneklemini, basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle alınan 554 otel çalışanı (277 Türkiye, 277 Avusturya) oluşturmaktadır. Araştırmada verilerinin toplanmasında İş Performansı Ölçeği ve Hofstede Kültür Boyutları Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları ile elde edilen veriler bilgisayar ortamına sayısal ifade olarak girilmiş ve bu veriler sosyal bilimler için istatistik paket programı (SPSS 25) kullanılarak istatistiksel analizleri yapılmıştır. Araştırmamızın bulgularına göre, güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, bireyselcilik-çoğulculuk, uzun dönem uyum sağlama boyutları her iki örneklem için iş performansı ile ilişki gösterirken, erillik-dişilik boyutu için yalnızca Avusturya örneklemi ilişki göstermektedir.
İşyeri nezaketsizliği ile örgütsel bağlılık ilişkisinde algılanan yönetici desteğinin aracılık rolü: Hizmet sektörü örneği
Hizmet sektörü işletmelerinin başarısında çalışan-çalışan ilişkilerinin niteliği ile çalışan-yönetici ilişkilerinin niteliği önemlidir. İlişkilerin kalitesi, öncelikle çalışan performansı ve sonrasında da işletme performansı üzerinde doğrudan etkilidir. İşletmelerde çalışan ilişkilerinin niteliğini etkileyen faktörlerden birisi de işyeri nezaketsizliğidir. İşyeri nezaketsizliği, işyerlerindeki sosyal etkileşimlerde zarar verme niyeti olan ve saldırı içeren düşük yoğunluklu davranışlardır. İşyeri nezaketsizliğinin, iş tatmini, örgütsel bağlılık, işten ayrılma niyeti gibi sonuçları söz konusudur. Bunun yanında, işyeri nezaketsizliğinin olumsuz etkilerini azaltan bazı değişkenler de söz konusudur. Bu öneminden dolayı bu tez çalışmasında, işyeri nezaketsizliği ile örgütsel bağlılık ilişkisinde algılanan yönetici desteğinin aracılık rolü incelenmiştir. Tez çalışması, insan ilişkilerinin daha yoğun yaşandığı hizmet sektörü işletmeleri olan otel işletmelerinden veri toplanarak gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, Muğla ilindeki 36 otelin 323 çalışanından anket tekniği ile veri toplanmıştır. Tez çalışmasında, "işyeri nezaketsizliği", "örgütsel bağlılık" ve "algılanan yönetici desteği" ölçmek için geçerliliği ve güvenilirliği sağlanmış ölçeklerden yararlanılmıştır. Tez çalışmasında, değişkenleri arası etkileşimi test etmek için öncelikle basit ve çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Sonrasında ise, aracılık etkisi PROCESS analizi ile doğrulanmıştır. Çalışmanın sonunda, işyeri nezaketsizliğinin örgütsel bağlılık ve algılanan yönetici desteği üzerinde negatif ve anlamlı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Algılanan yönetici desteğinin ise, örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi pozitif ve anlamlıdır. Bununla birlikte, algılanan yönetici desteğinin değişkenler arası ilişkide tam aracılık etkisi olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda akademisyenlere ve otel yöneticilerine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İşyeri Nezaketsizliği, Örgütsel Bağlılık, Algılanan Yönetici Desteği, Otel Çalışanları
Duygusal emek ve işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide kurumsal imaj algısının rolü: Çağrı merkezi çalışanları örneği
Örgüt ve müşteri arasında bir nevi köprü görevi gören çalışanın hizmet sunma şekli, bu sırada sergilediği duygu ve davranışlar, rekabet koşulları açısından önem kazanmıştır. Müşterilerle etkileşimlerinde, örgütün çalışanlardan beklediği duygusal emek davranışları örgüt için olumlu sonuçlar doğururken, bu etkileşim sırasında çalışanların sergilediği duygular ile gerçekte hissettiği duygular arasında uyumsuzluk olması bireylerin çalıştığı kurum hakkındaki algısının değişmesi ve işten ayrılma niyeti gibi olumsuz durumlara yol açmaktadır. Bu araştırmanın amacı, duygusal emek alt boyutları ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkide kurumsal imaj algısının rolünü belirleyebilmektir. Bu kapsamda, İzmir ve Denizli illerindeki çağrı merkezlerinde görev yapmakta olan 303 çalışandan anket tekniği ile veri toplanmıştır. Verilerin analizi sürecinde tanımlayıcı istatistiksel analizler, faktör analizi, güvenirlik ve geçerlik analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi ve sobel testi yapılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre çalışanların duygusal emeğin alt boyutlarından olan yüzeysel davranışın işten ayrılma niyeti üzerinde anlamlı bir etkinin olmadığı, derinlemesine ve samimi davranış ile anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca duygusal emeğin alt boyutları olan yüzeysel ve samimi davranışın kurumsal imaj algısı üzerinde anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkisi olduğu belirlenirken, derinlemesine davranış ile arasında anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Çalışanların işten ayrılma niyetiyle kurumsal imaj algısı arasındaki ilişkisine bakıldığında anlamlı ve negatif yönde olduğu belirlenmiştir. Çalışmada kurumsal imaj algısının yüzeysel ve işten ayrılma niyeti arasındaki rolüne bakıldığında herhangi bir anlamlılık etkisi bulunamazken, derinlemesine davranış ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişkisinde tam aracılık etkisi, samimi davranış ile işten ayrılma niyeti arsındaki ilişkisinde ise kısmi aracılık etkisine rastlanmıştır.
Otel çalışanlarında dönüşümcü liderliğin presenteeism üzerindeki etkisi: İş yaşam dengesinin aracılık rolü
Teknolojinin hızla gelişmesi bazı sektörlerde insan kaynağına olan ihtiyacı azaltmasına rağmen otel işletmelerinde insan kaynağına olan ihtiyaç hala önemini korumaktadır. Fakat otel işletmelerin emek yoğun özelliği, çalışma saatlerinin uzun ve vardiyalı olması, müşteri ile çalışan arasındaki yüz yüze ilişkinin yoğun olması ve yöneticilerin olumsuz tutum ve davranışları çalışanlar üzerinde fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olabilmektedir. Nitekim çalışma ortamındaki olumsuzluklar çalışanların iş yaşam dengesizliği yaşamasına ve iş yerinde olmalarına rağmen görevlerini tam olarak yerine getirememesi (presenteeism) sorununa zemin hazırlayabilmektedir. Bu tez çalışmasında, otel işletmelerinde dönüşümcü liderliğin çalışanların presenteeism davranışı üzerindeki etkisinde iş yaşam dengesinin aracılık rolünü incelenmesi amaçlanmaktadır. Karma yöntem kullanılarak gerçekleştirilen araştırmanın, nicel kısımda İstanbul İli'nde faaliyet gösteren 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanlarından nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği ile 442 adet veri toplanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 24 aktarılmış ve araştırmanın kavramsal modeli AMOS 23 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında ise, nicel araştırmaya katılan katılımcılardan gönüllü olan 25 otel çalışanı ile derinlemesine görüşmeler yapılmış ve MAXQDA 12 ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel analiz kısmında, araştırmada kullanılan ölçeklerin yapı geçerliliklerini test etmek için doğrulayıcı faktör analizi gerçekleştirilmiş ve kavramsal modeli test etmek için de yol analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, dönüşümcü liderliğin presenteeismi ve iş yaşam dengesi pozitif, iş yaşam dengesinin presenteeismi pozitif yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Buna ilaveten, dönüşümcü liderliğin presenteeism üzerinde etkisinde iş yaşam dengesinin kısmı aracılık etkisinin bulunduğu tespit edilmiştir. Nitel araştırma kısmında ise dönüşümcü liderliğin presenteeismi pozitif etkilemesinde, yöneticilerin çalışanlar ile iş odaklı ilişki kurması, çalışanlara değer vermemesi ve güvenmemesi en önemli unsurlar olarak gösterilebilir. Son olarak, araştırmanın sonuçları doğrultusunda da otel yöneticilerine ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Dönüşümcü liderlik, İş Yaşam Dengesi, Presenteeism, Otel Çalışanları
Bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde duygusal davranış kurallarının rolü: Otomotiv satış ve servis elemanları üzerine bir araştırma
Günümüzde özellikle hizmet sektörlerinin en önemli parçası olan çalışanların sergiledikleri davranışların, örgüt çıktılarına olumlu ve olumsuz etkiler yarattığı bilinen bir gerçektir. Örgütler, çalışanlarından uymalarını bekledikleri bazı davranış kuralları belirlemekte; çalışanlar bu kurallar doğrultusunda birtakım duygusal emek davranışları sergilemekte ve çeşitli iletişim tarzları benimsemektedirler. Bu kapsamda çalışmada, bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde, duygusal davranış kurallarının rolü incelenmiştir. Çalışma, İstanbul ili Anadolu yakası otomotiv satış ve servis elemanları üzerinde yapılmış olup verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kolayda örneklem yöntemi kullanılarak toplam 150 çalışana ulaşılmış, hatalı veya eksik doldurulan anket saptanmadığından 150 anket formu da geçerli kabul edilmiştir. Çalışmada toplanan veriler SPSS 22.0 istatistiksel veri analizi programı ile incelemeye alınmıştır. Çalışmada yapılan analizlerde, 150 katılımcının demografik özelliklerinin incelendiği frekans dağılımları, bağımlı ve bağımsız değişkenler arası ilişkilerin incelendiği korelasyon analizi ve bu ilişkide duygusal davranış kurallarının düzenleyici rolü olup olmadığının incelenmesinde ise Hayes tarafından geliştirilmiş Process sürüm 3.5. adlı SPSS Macro eklentisi kullanılmıştır. Duygusal davranış (yüzeysel/derin davranış) ile iletişim tarzları (aktif/pasif tarz) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş olup her iki boyut da modele dahil edilmiştir. Modele göre, iletişim tarzlarının duygusal emek davranışı üzerindeki etkisinde duygusal davranış kurallarının düzenleyicilik rolünün olmadığı tespit edilmiştir.
Yiyecek içecek işletmelerinde çalışan memnuniyeti ile müşteri memnuniyeti arasındaki ilişki: Marmaris örneği
Yiyecek-içecek işletmelerinde çalışanlar, müşteri beklentilerinin karşılandığı bütün aşamalarda önemli rol oynarlar. Bu nedenle yiyecek-içecek işletmelerinde çalışanların iş tatmini, müşteri tatmini için ön plana çıkmaktadır. Çünkü iş tatmini yetersiz olan bir çalışanın, müşteriyi memnun edecek ürün ve hizmeti sunması ve müşteri memnuniyetini sağlaması mümkün değildir. Bu nedenle çalışmada, çalışan memnuniyetinin müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisi araştırılmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, çalışanları ve müşterileri tatmin eden faktörleri belirleyerek çalışan memnuniyeti ile hizmet kalitesinin müşteri memnuniyeti üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, Marmaris'teki kıyı restoranlarında çalışanlara ve restorana gelen yerli ve yabancı turistlere uygulanan anket ile veriler toplandıktan sonra bu veriler analiz edilmiş ve analiz sonucunda elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Bu araştırmada iki tür anket uygulanmıştır: Birincisi anket çalışanların iş memnuniyetini ölçmek için kullanılan Minnesota Doyum Anketi; diğeri ise müşteri memnuniyetini ölçmek için kullanılan Müşteri Memnuniyeti Ölçeğidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Marmaris'te yaşayan turizm çalışanları ve Marmaris'e gelen müşterilerdir. Araştırmanın örneklemini ise; 2020 yılında Marmaris'teki kıyı restoranlarında çalışan 160 turizm çalışanı ve bu restoranlara gelen 145 yerli ve yabancı turistler oluşturmuştur. Araştırma sonucunda, turizm çalışanlarının iş tatminleri ile müşteri memnuniyeti arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
İş stresi ve iş tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul'daki 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanlarına yönelik bir araştırma
Bu çalışmanın amacı stresin iş hayatındaki etkilerine değinmek ve katılımcıların iş stresi seviyeleri ile iş tatmini seviyeleri arasında ilişki olup olmadığını değerlendirmektir. İş stresi ve iş tatmini ile ilgili literatür araştırması yapıldıktan sonra, kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve anket metoduyla bilgiler ve veriler derlenmiştir. Veriler üzerinde SPSS programının 21.00 versiyonu ile yapılan analizler neticesinde, iş stresi ve iş tatmini arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kurum kültürü yönetiminde kurumsal değerlerin çalışanlara benimsetilmesi: Bir ilaç firmasında uygulama örneği
Kuruluşların birer kurumsal marka olabilmeleri sürecinde kurum kültürünün doğru bir biçimde oluşturulması ve geliştirilerek korunması gerekmektedir. Her kurumun ve markanın kendine ait bir kimliği, kişiliği ve dolayısı ile bir kurum kültürü vardır. Bu kültürün temelini ise ortak inanç ve değerler oluşturur. Değerleri tüm iç ve dış paydaşlara aktarılmanın yolu ise kurumsal iletişimdir. Çalışmanın birinci bölümünde kültür ve kurum kültürü kavramları incelenmiş, ikinci bölümünde kurum kültürü yönetimi, kurumsal marka, kurumsal iletişim ve kurumsal değerlere değinilmiş, üçüncü bölümde ise uluslararası bir ilaç firmasında kurumsal değerlerin çalışanlara benimsetilmesine yönelik bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın genel amacı, kurumsal değerlerin belirlenmesi ve çalışanlara aktarılması sürecinde kurumsal değerlere yönelik çalışan tutumlarını, kurumsal değerleri aktarmada kullanılan kurumsal iletişim araçlarının etkililiğini ve kurumsal değerlerin kuruma sağladığı katkıya yönelik çalışanların tutumlarını ortaya çıkarmaktır.
Otel işletmelerinde çalışan motivasyonunun sağlanmasında ABCD modelinin kullanılması
Otel yöneticilerinin en temel görevlerinden biri, çalışanlarının motivasyonlarını sağlamaktır. Ancak gerçekleştirilen birçok araştırma, otel işletmelerinde düşük çalışan motivasyonu sorunun örgütsel bir patoloji haline geldiğini göstermektedir. Bu sorun çalışanların tüketim, müşterilerin ise üretim süreçlerinden soyutlanamamasından dolayı sadece çalışan performansı açısından değil; aynı zamanda otelin satış, müşteri tatmini, maliyetleri ve finansal performansı açısından da büyük sorunlara yol açmaktadır. Araştırmada bu soruna çözüm önerileri sunmak adına farklı disiplinlerden elde edilen güncel bilgilerin yer aldığı ve farklı motivasyon teorilerini bir araya getiren yeni bir dürtü temelli motivasyon modeli olan ABCD modeli denenmiştir. Antalya ve İstanbul bölgelerinden toplanan 805 geçerli anketten elde edilen veriler üzerinde gerçekleştirilen AFA ve DFA sonuçları ABCD modelinin otel işletmelerinde çalışan motivasyonu olgusunu açıklamada oldukça iyi performans sergilediğini göstermiştir. Otel işletmelerinin kazanma dürtüsü boyutunda ücret ve maaşlar, terfi olanakları, ödüllendirme sıklığı, çalışanların onurlandırılması ve sosyal yardımların sağlanması; öğrenme dürtüsü boyutunda işletme dışı eğitimleri alabilmeleri, yöneticilerin çalışanların öğrenmelerine ve kendilerini geliştirmelerine yardımcı olmaları, performans değerlendirme kriterlerinin çalışanlara aktarılması ve çalışanlara işletmenin genel durumlarına ilişkin doğru ve zamanlı bilgi sağlanması; koruma dürtüsü boyutundaysa çalışanlar arasında ayrımcılık yapılmaması ve hakkaniyetin sağlanması konularında yetersiz kaldıkları görülmüştür. Bu konular üzerinde daha fazla yoğunlaşarak çalışanların iş motivasyonlarının anlamlı düzeyde arttırabilecekleri tespit edilmiştir. Bağlanma dürtüsü boyutunda ise aşırılıkların gözlendiği ve çalışanların klikler oluşturarak örgüt amaçlarından çok kliklerinin amaçları doğrultusunda hareket ettikleri gözlenmiştir. Bu nedenle, bağlanma dürtüsü tatmini için harcanacak çaba, kaynak ve zamanın kazanma ve koruma dürtüleri için harcanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otel İşletmeleri, Çalışan Motivasyonu, ABCD Modeli, Türkiye
İş sağlığı ve güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri
İş sağlığı güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri başlığını taşıyan bu çalışma, çalışma hayatı açısından hem ülkemizde hem de dünyada oldukça önemli bir yeri olan iş sağlığı ve güvenliğini sağlamada ve iş kazalarını azaltmada teftiş ve denetimin önemini vurgulamak amacı ile hazırlanmıştır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde iş sağlığı ve güvenliği denetimine ilişkin temel kavramlardan, iş sağlığı ve güvenliği teftiş ve denetim türlerinden bahsedilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği denetiminin uluslararası hukuktaki kaynakları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği denetim sistemi tanıtılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak iş denetiminin ulusal hukukî kaynaklarından bahsedilmiştir. Daha sonra denetim ile görevli kurum ve kuruluşlar ve bunların işleyişi incelenmiş; işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği denetiminde ki rolüne değinilmiştir. İşçilerin denetim yapılmaması halinde hakları ve işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemleri almaması halinde sorumluluğuna değinilmiştir. Teftiş ve denetim sonrası yapılacak işlemler bu bölümde incelenen konular arasında yer almıştır. Bölümün son kısmında Avrupa Birliği'ne üye bazı ülkelerdeki iş denetim sisteminin işleyişi hakkında bilgi verilmeye çalışılmış ve bu sistemlerin ülkemizde var olan iş denetim sistemi ile karşılaştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı, iş güvenliği, teftiş, denetim, Avrupa Birliği.
Otel işletmelerinin potansiyel çalışanlara yönelik izlenim yönetimi taktikleri: Web sitelerinin analizi
Bu tez çalışmasında, Türkiye'deki otel işletmelerinin web siteleri üzerinden potansiyel çalışanları etkilemek amacıyla ne tür izlenim yönetimi taktiklerine başvurduklarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca, otellerin web sitelerini etkili kullanıp kullanmadıkları ve otel tipleri arasında izlenim yönetimi uygulamaları açısından farklılık olup olmadığının belirlenmesi de çalışmanın amaçları arasındadır. Bu kapsamda, öncelikle 1751 turizm işletme belgeli otelin web sitesinin ön incelemesi yapılmış; insan kaynakları veya kariyer sayfası bulunan 453 otel web sitesi asıl inceleme için seçilmiştir. Çalışmada ayrıca, literatürde karışıklıklar ve çelişkiler bulunan taktiklerin sınıflandırılması konusunun netleştirilmesi de amaçlanmıştır. Bu amaçla, 12 uzmandan (yedi turizm akademisyeni, beş sektör profesyoneli) alınan görüşler doğrultusunda, 32 taktiğin yedi kategoriye (girişken, savunmacı, içsel, dışsal, aydınlatıcı, kanıtlayıcı, işveren markalama) dağılımı gerçekleştirilmiştir. Web sitesi incelemeleri; otel işletmelerinin kategoriler çerçevesinde daha çok proaktif bir şekilde, içsel bilgilerle ve işveren markalama yoluyla potansiyel çalışanlara ulaştıklarını göstermiştir. Ayrıca, uygulamaların çoğunlukla aydınlatıcı tekniklerle; detaylara yer vermeden, genel açıklamalar ve görsellerle gerçekleştirildiği de görülmüştür. Taktikler itibariyle bakıldığında ise otellerin "lokasyonu iyi", "büyük", "kolay erişilebilir", "ulusal-uluslararası standartlara uyan", "sosyal sorumluluk sahibi", "örnek işletme", "terfi olanakları sunan" ve "fiziksel çalışma ortamı iyi" gibi izlenimleri potansiyel çalışanları etkilemek amacıyla kullandıkları belirlenmiştir. Ayrıca, uluslararası zincir otellerin, beş yıldızlı otellerin ve yıl boyu faaliyette bulunan otellerin diğer otel tiplerine göre potansiyel çalışanlara yönelik taktikleri daha sık kullandıkları da görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kurumsal izlenim yönetimi, Otel işletmeleri, İşveren imajı,Potansiyel çalışanlar, Web siteleri.
İçsel markalaşma ve duygusal bağlılık ilişkisi: Çalışan perspektifinden betimsel bir araştırma
İçsel markalaşma çalışan davranışlarıyla marka vaadinin uyumlu hale getirilme sürecidir. Bu nedenle kurumlar içsel iletişim ve insan kaynakları uygulamaları ile çalışanların marka vaadini destekleyen davranışlar geliştirmesini amaçlamaktadır. İçsel markalaşma uygulamalarının başarılı bir şekilde gerçekleşmesinde ise lider algısının önemli bir yeri bulunmaktadır. İçsel markalaşma ile çalışanların markaya karşı duygusal bağlılık geliştirmesi ve bu sayede markanın gönüllü savunucuları olmaları beklenmektedir. Bu çerçevede bu çalışmanın amacı, içsel markalaşma ve duygusal bağlılık arasındaki ilişkiyi çalışan perspektifinden ortaya koymaktır. Araştırmanın amacı çerçevesinde Türkiye'de faaliyet gösteren bir kargo firması çalışanlarının içsel markalaşma algıları ve duygusal bağlılık ilişkisi nicel araştırma yöntemi analiz edilmiştir. Araştırmada içsel markalaşma; içsel iletişim, insan kaynakları ve lider algısı olarak ele alınmıştır. Araştırma sonuçlarından elde edilen bulgular çalışanların içsel markaya yönelik algılarında cinsiyet, eğitim, maaş ve iş tanımı değişkenleri arasında bir farklılık olduğunu ortaya koymaktadır. Yine elde edilen bulgular içsel markalaşma ve duygusal bağlılık arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermektedir. Son olarak, içsel iletişim ve lider algısı ile duygusal bağlılık arasında pozitif ve yüksek düzeyde bir ilişki bulunurken insan kaynakları uygulamaları ile duygusal bağlılık arasında pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: İçsel Markalaşma, İçsel İletişim, İnsan Kaynakları, Liderlik,Duygusal Bağlılık
Kurumsal itibar yönetimi: Tepe yöneticisinin güvenilirliğinin kurumsal itibar ve çalışan olma niyetine etkisi
İtibar kavramı sübjektif bir yapı olmasının beraberinde, algılama yoluyla birey ve firmalara atfettiğimiz değeri içeren ve karar verme mekanizmamızda gömülü olarak yer alan olgudur. Birçok faaliyetlerinde kurumsal itibarlarından hareket eden firmalar bu nedenle kurumsal itibarın öncülleri ve sonuçlarının neler olduğunu ortaya çıkarmayı istemektedir. Kurumsal itibarı oluşturan öncülleri ve kurumsal itibarın yol açtığı birtakım sonuçların araştırılması ve ilgili değişkenlerin iyi yönetilmesi sonucunda firmaların rekabet avantajı sağlayacakları beklenmektedir. Bu çalışma Türkiye'de yer alan büyük ve itibarlı holdingleri bilen yanıtlayıcılar üzerinden, öncüllerden biri olan yönetici itibarından hareketle, sonuçlarından biri olan o firmada çalışan olma niyetini ölçmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma üçleme üzerine tasarlanmıştır. İlgili literatürün taranması sonucu bir kavramsal model oluşturulmuş ve sonrasında modelin müşteri paydaş grubunun gözünde geçerli olup olmadığını anlamak üzere altı kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonuçları kavramsal modelin geçerliliğini göstermiştir. Çalışmanın son aşamasında ise önce 70 sonra 50 kişi ile pilot uygulama yapılmış, sonrasında ise amaçlı örnekleme yoluyla Türkiye'nin ilk on büyük üniversitesinden yedisine ulaşarak toplanan 561 kişilik veri üzerinden nicel araştırma gerçekleştirilmiştir. Tüm verilere keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizi yapılarak uyum değerlerinin yakalanması sonucu Yapısal Eşitlik Modellemesi'ne gidilmiştir. Veriler toplanan her firma için ayrı ayrı çözümlenmiştir. Sonuçlar modelin genel olarak kabul edilebilir olduğunu, tepe yöneticisinin güvenilirliğinin (inanılır ve uzman olma) kurumsal itibar üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi olduğunu, ancak çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkiden söz edilemeyeceği bulgusuna ulaşılmıştır. Kurumsal itibarın ise çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisinin olduğu yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tepe yöneticisinin güvenilirliği, Kurumsal itibar, Çalışan olma niyeti, Üçleme, Yapısal eşitlik modeli
Huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında huzurevi çalışanlarının rolü: Eskişehir'de bir huzurevi örneği
Yaşlanma, gelişme, büyüme ya da eskime; doğada canlı olmanın kaçınılmaz birer sonuçlarıdır. İnsanoğlu varoluşunun ilk zamanlarından beri ölümsüzlüğün peşinde koşmuş, henüz başarılı olamasa da denemeye devam etmiştir. İnsanın ölümsüzlük fikrine sanatta ve bilimde bu denli yer vermesi, sonsuzluk fikrine olan düşkünlüğünün en açık göstergesidir. Halbuki dünya, evrensel bir kanun olan ve her şeyin gerilediğini savunan entropi ile işlemektedir. Yaşlılık da farklı boyutlarıyla birtakım gerilemelerin yaşandığı, insan hayatının kaçınılmaz bir dönemidir. Ancak bireyin hayatına birtakım sınırlıklar getiren bu dönem, sosyal bir varlık olmanın neden olduğu kimi ihtiyaçları da azaltmamaktadır. Bu ihtiyaçların biri de insanoğlunun iletişim ihtiyacıdır. Yaşlanmayla beraber sosyal çevrenin daralması, bireyin iletişim ihtiyacını karşılamasını zorlaştırabilmektedir. Özellikle kurumlarda kalan yaşlı bireylerin iletişimsel faaliyetlerde bulunabileceği kişiler daha sınırlı olmaktadır. Bu nedenle, bu tezde huzurevinde kalan yaşlı bireylerin iletişim ihtiyaçlarının karşılanmasında kurum çalışanlarının rolünü belirleyebilmek için nitel bir çalışma yürütülmüştür. Çalışma kapsamında Eskişehir'de Tepebaşı Belediyesi'ne bağlı bir huzurevinde 12 katılımcıdan oluşan bir çalışma grubu ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular betimsel analiz yoluyla düzenlenmiş ve yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda; kurumda kalan katılımcıların temel ihtiyaçları karşılanırken, iletişim kurma ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı ve bu durumun kurum çalışanlarının iletişimsel kabiliyetlerinin eksik olmasından kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Yaşlı, İletişim, Huzurevi
Örgütlerde cinsiyet bağlamında otantik lider karşılaştırılması ve çalışanların cinsiyete yönelik otantik lider davranışları algılamalarına dair bir uygulama çalışması
Bu çalışmanın amacı, örgütlerdeki otantik lider davranışlarını cinsiyet bağlamında farklılıklarını araştırmak ve çalışanların kadın ve erkek liderleri otantik davranış açısından algılama farklılıklarını ortaya koymaktır. Bu amaçla birinci bölümde liderlik kavramı ve tanımlamaları, yeni liderlik yaklaşımları, ve son olarak da otantik liderlik ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde kadın ve erkek liderlerin davranış farklılıkları başlığı altında kadının çalışma yaşamına girişi, toplumdaki ve çalışma hayatındaki yeri, çalışma hayatında karşılaştığı engeller, kadın meslekleri,kadın ve erkeğin biyolojik ve eril dişil açısından ve liderlik davranışı açısından farklılıkları, kadın ve eğitim ve son olarak da Türkiye'de Dünya'da kadın liderlerin durumu ve istatistiksel bir çalışmaya yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde liderlik tiplerinden olan otantik liderlik davranışları cinsiyet bağlamında karşılaştırmasını yapmak üzere Kütahya'da bir firmaya bağlı 4 örgüt üzerindeki 3 kadın ve 3 erkek lider ve onlara bağlı çalışanlar baz alınmış,onlarla derinlemesine görüşme yapılarak yapılandırılmış sorular sorulmuş,ve alınan cevaplar deşifre edilmiş, nitel çalışma yöntemlerinden betimsel analiz kullanılarak bu elde edilen veriler karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Otantik Liderlik, Kadın ve Erkek Lider, Kadın Erkek Otantik Davranış ve algılamaları
Medya işletmeciliğinde yaşanan yapısal ve yönetsel değişimlerin medya profesyonellerinin çalışma ilişkilerine etkisi: Haber siteleri örneğinde bir alan araştırması
Bu çalışmanın amacı; medya işletmeciliğinde yaşanan yapısal ve yönetsel değişimlerin medya profesyonellerinin çalışma ilişkilerine etkisini, haber siteleri örneği çerçevesinde incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, çalışma kümesini oluşturan 12 medya profesyoneli ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve görüşme yöntemini desteklemek için gözlem temelli alan araştırması yapılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden olgubilime dayandırılarak gerçekleştirilen araştırma sonucunda elde edilen veriler, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleriyle çözümlenerek yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, medya profesyonellerinin çalışma alanı olan haber kavramının değiştiği, bunun da medya profesyoneli kimliğini dönüştürmeye başladığı ve yayın sürecini esnekleştirdiği ortaya çıkmıştır. Çalışmada ayrıca, gelir modellerinin farklılaşmaya başladığı bu yeni medya ikliminin, örgüt yapısını ve çalışma koşullarını da etkilediği vurgulanmıştır. Son olarak ise 5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun, medya işletmeciliğinde yaşanan yapısal ve yönetsel değişimlerin medya profesyonellerinin çalışma ilişkilerine yansımalarını düzenlemede yetersiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yeni medya, Medya işletmeciliği, Medya profesyonelleri, Çalışma ilişkileri, Medyada çalışma hayatı.
Duyguların performansa etkisi: Bankacılık sektöründe bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, duyguların performans üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmanın örneklemi, Ankara'da değişik bankalarda çalışan 200 personelden oluşmaktadır. İşyerinde hissedilen duyguları ve performansı ölçmeye yönelik 2 adet anket hazırlanmış ve değerlendirme yapılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarında, olumlu duyguların performansını artırıcı (pozitif) bir yönü olduğunu ortaya koyarken, olumsuz duyguların da performansı azaltıcı(negatif) etkileri olduğu gözlemlenmiştir. Her duygunun performansa etkileri ayrı ayrı incelenmiş ve sonuçları açıklanmıştır.
Olumlu ve olumsuz duyguların işgören motivasyonu üzerindeki etkileri ve bir uygulama
Duygu bireyin temel gereksinmeleriyle ve onun bir sonucu olan davranışlarla ilgilidir. Duygu repertuarındaki her bir duygunun özgün bir rolü ve etkisi vardır. Kuvvetli duygular bedenimizde belirgin değişikliklere (fizyolojik belirtilere) neden olurlar. Bu nedenle, duyguları incelemek, insan davranışını anlamayı kolaylaştırır. İnsan doğasını duyguların gücünden soyutlayarak anlamak yerine, çevrenin talep ve fırsatlarına uygun, hayatta kalmayı sürdürmeye yardımcı olan tepkileri idare ve motive etmek için değişen sistemlerin geçici koordinasyon ve senkronizasyonu olarak görmek çok daha anlamlıdır.İşgörenin sahip olduğu olumlu veya olumsuz duyguların, işgören motivasyonu üzerine olan etkilerinin incelenmesi, araştırmanın amacı olarak tespit edilmiştir.Bu çalışmada duygu kavramı, olumlu ve olumsuz duygular ile iş hayatında duyguların yeri ve önemi incelenerek motivasyon ile ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, olumlu duyguların motivasyon üzerine doğrusal ve pozitif yönlü, olumsuz duyguların ise motivasyona negatif yönlü ancak doğrusal olmayan etkisinin olduğu tespit edilmiştir. İşgören motivasyonu artırılarak işletme verimliliğinin de artırılabileceği detaylı olarak değerlendirilmiştir.
Stresin çalışanların işletmeye bağlılığına etkileri (Kamu kuruluşlarında bir uygulama
Kurumlar belirli amacı gerçekleştirmek için kurulmuş, birimleriyle birbirine sımsıkı bağlı sistem yapısı içerisinde çalışırlar. Söz konusu sistem olduğunda onu meydana getiren öğelerden her birinin diğerinden etkilenmesi de kaçınılmaz olur. Kurumlar da insan vücudundaki sistem gibi birbirine bağlı ve etkileşim içindeki yapılardan oluşur ki insan da bu sistemin önemli bir öğesidir. Biyolojik sistem üzerindeki kanın fonksiyonu gibi, insanın da kurum ve şirketin çalışmalarına olumlu ya da olumsuz etkisi olacaktır. Stres, insanın fizyolojik ve psikolojik olarak tutum ve davranışlarında etkilere sahip bir olgudur. İç ya da dış faktörlere bağlı olarak insan üzerindeki etkisi onun kurum sistemi üzerinde farklı etkilere neden olacak davranışlara yöneltebilir. Çalışanın kurumuna bağlığına, performansına ve kurumun amaçlarına etki edebilecek sonuçlara neden olabilir. Bu durumun istenmeyen sonuçları bir yana stresin öncelikle bireyin kuruma bağlılığı üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğu düşünülmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalar, stres göstergeleri ve kurumsal bağlık, kurumsal vatandaşlık gibi açıklamalarla belirtilmeye çalışılmıştır. Kurumsal bağlılığı azaltan tutum ve davranışlara neden olan temel stres faktörlerinin ortadan kaldırılması halinde kurumsal bağlılığı ve dolayısıyla kurumun amacına ulaşmasını yavaşlatan stres kaynaklı etkileri azaltmaya çalışan bilimsel araştırmalar özellikle günümüz dünyasının vazgeçilmez bir alanı olmuştur. Bu çalışma, stresin çalışanın kuruma bağlığı üzerindeki etkilerinin olup olmadığını, stres düzeyi düşük ya da yüksek olan çalışanın stres düzeyinin, kurumsal bağlılığına etkisinin örneklem seçilen grup üzerinde uygulamalı bir yöntem olarak belirlemeyi amaçlamaktadır. Elde edilen sonuçların, insan kaynakları yaklaşımlarına katkı sağlaması beklenmektedir. Anahtar Sözcükler: Stres, İşletme, Kurumsal Bağlılık
Büro çalışanları açısından ergonomi biliminin önemi ve farkındalık düzeyi
Ülkemizde 30.06.2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu ile tüm özel sektör ve kamu çalışanlarını kapsayan kurallar ve yaptırımlar getirilmiştir. Fakat söz konusu kanunda, yönetmelik ve yaptırımların birçoğunda daha tehlikeli yerlere önem verilmiş, az tehlikeli sınıfa giren büro çalışma ortamları yeterince önemsenmemiştir. Büro çalışanlarını fazlasıyla etkilemekte olan, görülen veya gizli kalan tehlikeli durumlar ve risk unsurları olduğu unutulmamalıdır. Günü-müzde çalışanların büyük çoğunluğu zamanını büro ortamlarında geçirmektedirler. Bu sebeple çalışanların karşılaşabileceği meslek hastalıkları ve iş kazalarının ergonomi bilimi ile çok güçlü bir bağı bulunmaktadır. Ergonominin başlıca hedefi; iş hayatının ve çalışma ortamlarının kalitesini yükseltmektir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, ergonomi biliminin önemi, kas ve iskelet sistemi sıkıntılarından psikolojik rahatsızlıklara kadar farklı sağlık problemlerinde ortaya çıkmaktadır. Bu sebeplerin bir yansıması olarak, bu çalışma kapsamında, ''A'' kurumunda görev yapan büro çalışanları üzerinden bir anket çalışması yapılmıştır. Anketin ilk kısmında kişisel bilgiler hakkında sorular sorulurken, ikinci kısımda ise ergonomi ile ilgili detaylı sorular yer almaktadır. Elde edilen sonuçlar gayet ilgi çekici olarak bulunmuş ve ''B'' kurumu büro çalışanları ile yapılan ilâve bir anket çalışması ile desteklen-miştir. Yapılan değerlendirme sonucunda büro çalışanlarının ergonomi bilimi hak-kındaki bilgi ve farkındalık düzeylerinin istenilen seviyede olmadığı görülmüştür. Bununla beraber ergonomi biliminin farkındalığının uygun eğitimlerle arttırılabileceği ve dolayısıyla da ergonomiden kaynaklı sağlık problemlerinin minimum düzeye indirilebileceği tespit edilmiştir.
Bağımsız spor federasyonlarında çalışanların iş güvencelerinin çalışma performansına etkisi
Bu çalışmada bağımsız spor federasyonları bünyesinde çalışan sözleşmeli çalışanların iş güvencesizliği düzeylerinin saptanması yapılarak çalışma şartlarının iyileştirilmesi amacıyla yapılacak başka çalışmalara katkı sağlaması amaçlanmaktadır. Bağımsız spor federasyonlarında çalışan 287 çalışan ile anket yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Bu çalışmada, katılımcıların iş güvencelerinin tespit edilebilmesi amacıyla Baird, Zelin II ve Marxen (1998) tarafından geliştirilmiş olan İş Güvencesi Ölçeği (Job Security Scale) kullanılmıştır. Verilerin analizi yapılırken Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) paket istatistik programı kullanılmıştır. Araştırma grubumuzun %50,5'i erkek, %49,9'u kadın katılımcılardan oluşmaktadır. Bu katılımcıların yaklaşık olarak yarısı (%47,4) 30-39 yaş grubunda ve (%48,1) lisans mezunudur. Katılımcıların iş güvencesizliği ile iş gören performansı arasında %32 düzeyinde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Bağımsız spor federasyonlarında çalışan sözleşmeli çalışanların iş güvencelerinin sağlanmasının performanslarına katkı sağlayacaktır.
İş sağlığı ve güvenliği bilincinin kazandırılmasında eğitim modellerinin değerlendirilmesi
Bu çalışma, gençlerin iş sağlığı ve güvenliği (İSG)'ne dair mevcut bilinçlerini ölçmek ve söz konusu bilinci artırmak adına uygulanabilecek eğitim modellerinden sunum (tek yönlü) modeli ile etkileşim (iki yönlü/interaktif) modellerinin etkinliğini değerlendirerek verim bağlamında karşılaştırmasını yapmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışmanın temel metodu örneklemi çevirimiçi bir eğitim-öğretim ortamında temel İSG konseptlerini içeren sunum ve etkileşimli çalışmalara tabi tutarak bilinç ve bilgi düzeyindeki değişimi ölçmek üzerine kuruludur. Araştırma deneysel desenli, ön test- son test ve kontrol gruplu olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 15-17 yaş aralığında Anadolu Lisesi öğrencilerinden oluşan; sunum grubu için 39, etkileşim grubu için 39, kontrol grubu için 38 olmak üzere toplam 116 kişi oluşturmuştur. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı, alanında uzman akademisyenlerin görüşleri alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan ve 19 sorudan oluşan başarı testidir. Öğrencilere uygulanan başarı testinden elde edilen araştırma verileri SPSS paket programı ile çözümlenerek anlamlandırılmıştır. Araştırmada tekrarlı ölçümlerde gruplar arası farkın tespiti için iki yönlü varyans analizi kullanılmıştır. İki yönlü varyans analizi sonuçlarında sunum grubu, etkileşim grubu ve kontrol grubunun puanları arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür (p=0.000<α=0.01). Ön test ve son test puanlarının her bir grup için ortalamaları tek yönlü ANOVA analizleri ile belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, sunum modelinin de İSG bilgi düzeyini artırdığı tespit edilmekle birlikte etkileşim modelinin daha etkili bir model olduğu görülmüştür. Araştırmada eğitim öncesi ve sonrası farkları daha net olarak ortaya koymak için bağımlı iki örneklem "t" testi ile ikili karşılaştırmalar yapılmıştır. Araştırma sonucunda İSG eğitiminde yaklaşık olarak aynı başlangıç noktasından başlayan gruplar arasından etkileşim grubunun, sunum grubu ve kontrol grubundan istatistiksel olarak daha anlamlı ve daha yüksek puanlar aldıkları görülmüştür. Son olarak, her bir madde için sunum, etkileşim ve kontrol gruplarında öğrenmenin ne düzeyde artırıldığını belirlemek amacıyla öğrencilerin başarı testi maddelerinin doğru cevaplarına ilişkin verdikleri yanıtların frekans dağılımları ayrıntılı olarak yorumlanmıştır.