Çalışanlar

Bu konu başlığı altında 1.817 tez

Yüksek LisansAçık ErişimEN

The relationship between self-efficacy with positive and negative feedback among salespeople

This thesis studies the relationship between self-efficacy perception and positive and negative feedback among salespeople. Although self-efficacy is especially known for its motivating effect on people, it also affects people's behavior and attitudes. Like self-efficacy, feedback has a crucial effect on shaping salespeople's behaviors. Because of this similarity in their nature, their relations with each other were investigated. This research also revealed the effect of the feedback sign and acceptance of negative feedback for salespeople. The sample of the study consisted of 175 salespeople who were working in large-sized enterprises operating in different sectors in Turkey. In this research, selfefficacy scale which is adapted by Sujan, Weitz & Kumar (1994) was used for measuring self-efficacy of salespeople. Positive and negative feedback from salespeople were measured by using the scale which is also adapted by Sujan, Weitz & Kumar (1994). For feedback acceptance, "Feedback Acceptance Scale" (Tonidandel, Quinones & Adams, 2002) was used. This study demonstrated that there is a positive significant relationship between self-efficacy and positive / negative feedback, and no significant relationship was found between self-efficacy and negative feedback acceptance. The possible reasons for the absence of that relationship were discussed in conclusion.

FeedbackPositive moodNegative self+5
Damla Yıldız
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel bağlılık ve iş tatmininin çalışanlar tarafından algısı: Tekirdağ tekstil sektöründe bir uygulama

Bu çalışmada, tekstil sektöründe çalışanların örgütsel bağılık ve iş tatminini ölçülmeye çalışılmış ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde örgütsel bağlılığın tanımı, etkileyen faktörler, sınıflandırılması, yaklaşımlar, örgütsel bağlılık seviyeleri ve örgütsel bağlılığın sonuçları ile ilgili literatür çalışması yapılmıştır. İkinci bölümde ise, iş tatmininin tanımı, etkileyen faktörler, performans ve iş tatmini ilişkileri, iş tatmininin sonuçları, iş tatminsizliğinin sonuçları, örgütsel bağlılık ve iş tatmini arasındaki ilişki ve Dünya'da ve Türkiye'de tekstil sektörü hakkında literatür çalışması yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise, Tekirdağ'da tekstil sektöründe çalışanların örgütsel bağlılıkları ve iş tatminleri ile ilgili bir uygulama yapılmıştır. Tekirdağ tekstil sektöründe çalışan yönetici ve çalışanlarına uygulanan anket sorularından elde edilen sonuçlar kullanılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmayla, çalıştığı kurumda verimli olan ve yeni kazanımlar sağlayan çalışanların, örgüte bağlılık hissetmesi ve iş tatmininin olması; devamsızlık, verimlilik, işten ayrılma, motivasyon, örgütsel vatandaşlık, örgütsel güven gibi kavramların örgütü etkilemesi nedeniyle çok önemlidir. Çalışanların, örgütsel bağlılıklarını ve iş tatminlerini artıracak uygulamalar sayesinde örgüt sektörde diğerlerinden farklılaşacak ve rekabet gücü artacaktır.

Tekstil sektörüÇalışanlarÖrgütsel bağlılık+1
Mehmet Ayrancı
Tekirdağ Namık Kemal University
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Üniversitelerde çalışan idari personelin performansını etkileyen faktörler: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği

Yeni kamu yönetim anlayışı ile birlikte öncelikle özel sektörde uygulanan ve daha sonra kamu sektörüne transfer olan modellerden biri de performans yönetimidir. Kamu çalışanlarının beklenti ve taleplerinin karşılanmasında performans yönetiminin büyük bir önemi olduğu kabul edilmektedir. Bu tezde, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi idari personelinin performansını etkileyen faktörler üzerinde durulmuş ve performans ölçütleri Ki-Kare, Anova ve Korelasyon analizlerinin yorumlanması ile açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: üniversite, idari personel, performans

Kamu personeliPerformansTekirdağ+4
Aslı Akdeniz Özsoy
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürlüğünde çalışan sağlık personelinin biyomedikal ve klinik mühendisliği uygulamaları farkındalığını etkileyen etmenlerin incelenmesi ve iş güvenliğine etkisi

Klinik ve Biyomedikal Mühendislik bilimi, mühendislik ilkelerini tıp alanına uygulayarak her zaman daha gelişmiş ve kullanılabilir teknolojiler üretir. Bu teknolojileri geliştirirken insan ve hayvan anatomik, fizyolojik yapı ve sistemlerini anlayarak, canlı vücuduna uygun yeni teknolojiler geliştirerek olası sorunları çözer, sağlığı geliştirir. İş sağlığı ve güvenliği, iş yerlerinde çalışırken karşılaşılabilecek olası kaza ve risklerden kaynaklanan sağlığı fiziksel ve ruhsal olarak etkileyen zarar verici koşullardan korumak amacıyla yapılan düzenli ve bilimsel çalışmalar bütünüdür. Bu çalışma ile Biyomedikal ve Klinik Mühendisliğin üniversite hastanesindeki yeri, öneminin ve iş sağlığı ve güvenliğine etkilerinin anlaşılması amaçlanmıştır. Çalışmamız ile hastanedeki tıbbi cihaz kullanıcılarına ulaşılmıştır. Kullandıkları cihazlar ve riskleri hakkında veriler toplanmış ve değerlendirilmiştir. Cihaz kullanıcılarının, cihazları kullanırken verimli kullanıp kullanılmadığı yaptığımız çalışmayla incelenmiştir. Ayrıca tüm hastane genelinde Biyomedikal Birimi'nin varlığı ve hastanenin bu birimden nasıl faydalandığı hakkında veriler toplanmıştır. Çalışmamıza NKUSUAM'de çalışan ve tıbbi cihaz kullanan hekim, hemşire, tekniker, sağlık personeli ve yöneticiler olmak üzere 240 kişi katılmıştır. Çalışmada veri elde etmek için anket formu kullanılmıştır. İlk anket formu araştırmacılar tarafından ilgili literatür incelenerek oluşturulmuştur. İkinci anket formu Öztürk tarafından geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmış İş Güvenliği Ölçeğidir. Biyomedikal ve Klinik Mühendislik hastanelerdeki cihazların düzenli bakım onarım ve takibini yapar. Ayrıca hastaneler için önemli bir yatırım planlayıcısı ve firmalar ile hastaneler arasında arabulucudur. Hastane bütçesine uygun ve güvenilir olarak cihazların alımını ve takibini yapar. Ek olarak cihazların düzenli ve kullanımına aykırı olarak çalışıp çalışmadığını da takip eder. Bu nedenle hastanelerde geniş bir yelpazede çalışırlar. Bu toplanan veriler ışığında Biyomedikal Biriminin hastanedeki varlığı az da olsa bir kesim tıbbi cihaz kullanıcıları tarfından bilinmemektedir. Fakat sağladığı faydalar Biyomedikal Birimi'nin hastanede hastalara, tıbbi cihazlara ve tıbbi cihaz kullanıcılarına yararlı olarak kullanıldığını göstermiştir. Ayrıca Biyomedikal Birimi'nin varlığının tıbbi cihaz kullanıcıları ve hastaların güvenliği için önemli olduğu da bu çalışma ile saptanmıştır. Cihazların zararlı etkilerinin azaltılması açısından tıbbi cihazların takibinin yapılmasının gerekliliği görülmüştür. Cihazlar kullanıcılara ve hastalara doğrudan veya dolaylı olarak zararlı etkiler gösterebilir. Bu risklerin azaltılmasında Biymedikal Birimi önemli bir rol oynar. Anahtar Kelimeler: Biyomedikal Mühendislik, Tıbbi Cihaz, Klinik Mühendislik, İş Sağlığı ve Güvenliği, Farkındalık, Sağlık Personeli

Biyomedikal mühendisliğiHastanelerHastaneler-üniversite+5
Serkan Ayan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Tekirdağ ilinde çalışan eczacılarda iş doyumu ve etki eden faktörlerin belirlenmesi

Ülkemiz sağlık sektöründe büyük çoğunlukla serbest eczane eczacısı olarak sağlık hizmeti veren eczacıların yanı sıra kamu ya da özel sektöre bağlı hastanelerde görevli sağlık hizmeti veren eczacılar da bulunmaktadır. Eczacıların eczacılık mesleğinin doğası gereği hasta,hasta yakını ve tedavi sürecine dahil kişilerle birebir iletişime dayalı iş yapış şekilleri nedeniyle çalışma hayatının olumsuz etkilerine maruz kalma olasılığı diğer mesleklere göre yüksektir.Bu araştırmanın amacı toplumsal sağlığın korunması ve iyileştirilmesi anlamında önemli görevler üstlenmiş eczacıların iş hayatının olumsuzluklarından İş Doyumu ve Tükenmişlik Ölçülerine göre nasıl etki aldığını ortaya koymaktır.Bu amaçla Tekirdağ İlinde çalışan eczacılar arasında Kişisel bilgileri içeren sorular, Minnesota İş Doyum Ölçeğine ait sorular ve Maslach Tükenmişlik Ölçeğine ait sorulardan oluşmuş bir anket çalışması uygulanarak, elde edilen veriler analiz edilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde iş doyumu kavramı tüm kapsamı ile ele alınarak iş doyumunun kavramsal çerçevesi veiş doyumunu etkileyen faktörler başlığı altında da bireysel faktörler ve örgütsel faktörler açıklanacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde tükenmişlik kavramı incelenerek, kavram hakkında ki yaklaşımlar ele alınacaktır. Tükenmişlik kavramı belirtileri bireysel, duygusal, fiziksel, davranışsal ve örgütsel belirtiler olarak alt başlıklar halinde incelenecek ve tükenmişliğin evreleri, sonuçları ile başaçıkma yöntemleri ele alınacaktır.

EczacılarEczacılıkSağlık personeli+3
Meral Omur
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş doyumunun duygusal emek üzerine etkisi: Bahçeşehir ve Esenyurt bölgesindeki mevduat bankaları üzerine bir araştırma

Literatürde iş doyumu ve duygusal emeğe yönelik birbirinden farklı sektörlerde gerçekleştirilmiş araştırmalar bulunmaktadır. Bu araştırma ise minnesota iş tatmin ölçeği ve duygusal emek ölçeği birlikte kullanılarak iş doyumu ile duygusal emek arasındaki ilişkiyi analiz etmektedir. Araştırmanın örneklemi İstanbul İli Bahçeşehir ve Esenyurt bölgesindeki mevduat bankalarında çalışan 151 bankacıdan oluşmaktadır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Cronbach's Alpha katsayısı 0,887 olan araştırma sonucunda her iki değişken arasında %32,5 kuvvetinde pozitif yönlü bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Anovası %1 istatistiksel anlamlılık düzeyinde geçerli olan regresyon analizinde ise ankete katılan bankacıların iş doyumlarının duygusal emeklerine %30,4'lük bir etkisi olduğu saptanmıştır. R² %10,6

BankalarDuygusal emekMevduat bankaları+2
Ayşe Söylemezoğlu
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediye çalışanlarının hizmet-içi eğitimlere ilişkin tutumları: Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ve TESKİ örneği

İnsan kaynakları yönetiminin başlıca sorumluluklarından biri hizmet içi eğitimleri düzenlemektir. Hizmet içi eğitimler, çalışanların işleri ile alakalı bilgi, beceri ve yeteneklerini artırmak amacıyla düzenlenmektedir. Hizmet içi eğitimlerle çalışanların hizmetleri yerine getirme sürecinde hata ve yanlış işler yapmalarını azaltmak mümkündür. Böylece personel daha bilinçli hareket ederek zamanını ve enerjisini daha verimli kullanabilir. Etkin bir şekilde uygulanabilecek hizmet-içi eğitimler personelin kendisini güncellemesine, geliştirebilmesine imkân tanımakta ve üretip sunduğu hizmetin kalitesini iyileştirebilmektedir. Bu çalışmanın amacı, belediyelerde verilen hizmet içi eğitime ilişkin çalışanların tutumlarını belirlemektir. Bu çalışma ile belediyelerde etkin bir şekilde verilecek hizmet içi eğitimlerin hizmet kalitesini artırabileceğine dikkat çekilmektedir. Bu çalışmada mevcut literatür taranarak ikincil kaynaklardan yararlanılmıştır. Bu çerçevede ilgili kitap, makale ve tezler üzerinde "Doküman Analizi" yapılmıştır. Bu bakımdan çalışma belge tarama özelliği göstermektedir. Aynı zamanda ikincil kaynak olarak TBB ve bağlı kuruluşu TESKİ'nin eğitim anketleri analiz dilerek anlamlı sonuçlar çıkarılmıştır. Ortaya çıkan sonuçların benzer kurumlarda görevli ve ilgili personele önemli ipuçları sağlayacağı beklenmektedir. Belediyelerde eğitimler doğru planlanırsa hizmet kalitesini iyileştirici etki yapması kuvvetle olasıdır.

BelediyelerEğitimHizmet içi eğitim+4
Kübra Erel
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İnşaat sektöründe çalışanların iş sağlığı ve güvenliğine yönelik tutumları: Tekirdağ Ergene örneği

İş sağlığı ve güvenliği en genel haliyle çalışanların işyerinde işin yürütülmesi sırasında çeşitli nedenlere bağlı olarak iş kazası veya meslek hastalığı geçirme riskini minimum düzeye indirmek amacıyla yapılan çalışmaların tümüyle ilgilenen bir bilim dalıdır. Ortaya çıkışı M.Ö 2600'lü yıllara dayanan iş sağlığı ve güvenliğinin ülkemize geniş çaplı olarak girişi Dilaver paşa Nizamnamesi ile gerçekleşmiş özellikle Cumhuriyet sonrası imzalanan sözleşmeler, getirilen kanunun ve yönetmelikler ile birlikte belirli bir sisteme oturtulmuştur. Sistemin yeni bir kimliğe kavuşması ise 2012 yılında çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile gerçekleşmiştir. Bu kanun ile birlikte mevzuattaki dağınıklık giderilmiş, konular bütünleştirilmiş ayrıca işçi, işveren ve devletin üzerinde olan sorumluluklar arttırılmıştır. Türkiye'de tüm dünyada olduğu gibi gerek sermaye yatırımları gerekse istihdam olanakları ile ön plana çıkan sektörlerin başında inşaat sektörü gelmektedir. Sektörün içerdiği riskler nedeniyle çok tehlikeli sınıfta yer alması iş sağlığı ve güvenliğinin bu alanda ki önemini ortaya çıkarmıştır. Nitel araştırma yöntemi kullanılarak hazırlanan bu çalışmada Tekirdağ ili Ergene ilçesinde bulunan inşaatlarda, faaliyet gösteren 40 çalışan ile görüşmeler yapılmıştır. Ses kaydı alınarak yapılan bu görüşmelerin düz yazı şekline çevrilerek metne aktarılmış daha sonrasında MAXQDA 2018 programı ile analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler ve gerçekleştirilen görüşmeler neticesinde bölgedeki inşaat sektörü çalışanlarının bilgi, algı ve tutum seviyelerinin düşük olduğu tespit edilmektedir. Bu sorunun en büyük kaynağının ise işçi, işveren ve devletin yürürlükte olan kanunlarda ve yasalarda belirtilen sorumlulukları yerine getirmemesinden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır.

Kanunlar 6331 sayılıTekirdağ-ErgeneÇalışanlar+6
Ahmet Yüksel
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık kurumlarında sağlık personeli dışında çalışanların spiritüalite ile ilgili görüş ve tutumları

Çalışma, sağlık kurumlarında sağlık personeli dışında çalışanların spiritüalite ile ilgili tutumlarını, görüşlerini ve bunları etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde 110 çalışanla gerçekleştirildi. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan araştırmanın verileri, literatür taraması sonrasında araştırmacılar tarafından oluşturulan anket formu kullanılarak elde edildi. Elde edilen verilerin analizin için frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma analizleri, Chi-Square Test, Shapiro-Wilk Testi, Independent Samples T Test, Mann-Whitney U Test, One-Way ANOVA ve Kruskal-Wallis Testi kullanıldı. Araştırmaya katılan çalışanların yaş ortalaması 31,74±7,27, %71,8'i kadın, %28,2'si erkek, %13,6'sı ilköğretim ve altı, %40,9'u lise, %45,5'i lisans ve üzeri eğitim düzeyine sahip idi. Çalışanların gelir durumlarına göre ise %59,1'nin iyi, %40,9'nun düşük gelir düzeyine sahip olduğu, %52,7'sinin evli, %47,3'nün bekâr, ortalama 1,51±0,5 çocuğa sahip oldukları, çoğunun (%63,6) kendi memleketlerinde veri giriş personeli (%67,3) olarak görev yaptığı saptandı. Çalışanların %40,9'u spiritüaliteyi güçlüklerle baş etmede kullandığı ve spritüalitenin yaşadıkları stresi azalttığı, %35,5'i moralini düzeltmek için spritüaliteye başvurduğu, %36,4'ü spritüalitenin kendisini yaşama bağladığı, %33,6'sı diğer kişilerle olan iletişimini etkilediği, %31,8'i hastane ortamında spiritüel gereksinimlerini karşılamak istediği, sadece %19,1'nin spiritüel gereksinimlerinin herkes tarafından bilinmesinin kendisini tamamen rahatsız ettiği saptandı. Çalışanların %35,4'ü hastaların spritual bakım gereksinimlerinin karşılanmasında hastanede görev yapan sağlık çalışanları ile birlikte sağlık çalışanı olmayan tüm sağlık kurumu personelinin de görev yapması gerektiğini, %78,2'si hastanede verilen spiritüel bakımın yetersiz olduğunu düşündüğü, sadece %11,8'i spiritüel bakıma destek verme isteğinde bulunmadığı belirlendi. Çalışanların %91,8'i hastaların spiritüel hastane ortamında karşılanması gerektiğini, %31,8'i hastanede hastaların spiritüel gereksinimlerinin karşılanması için kesinlikle danışılabilecek bir uzman olması gerektiğini, %35,5'nin hastaların spiritüel desteği isteme ya da reddetme hakkına sahip olduğunu düşünmekte idi. Sonuç olarak, araştırmamızda çalışanların spiritüel desteği yeterli bulma durumu ile eğitim düzeyleri, spiritüel desteğin hastaların psiko-sosyal iyileşmesine katkısı olduğunu düşüncesi ile hastanedeki görevleri, spiriüalitenin hastalıklarla baş etmede ve hastalara moral vermede etkili olduğu düşüncesi ile medeni durumları, spiritüalitenin sağlığı olumsuz etkileyecek davranışları hastalarda engellediğini düşüncesi ile çocuk sahibi olmaları ve yaşları, spiritüalitenin hastalarda iletişimi etkilediği düşüncesi ve çalışma hayatlarında hastaların spiritüel gereksinimlerini daha fazla göz önünde bulundurması ile memleketlerinde görev yapma durumları arasında anlamlı ilişki saptandı (p˂0,005).

Dini imanManeviyatSağlık kuruluşları+3
Nur Boztepe
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet: Tekirdağ İl sağlık Müdürlüğü kurumlarında sağlıkta şiddet vakaları

İnsanlık tarihi ile birlikte var olan şiddet, sahip olunan güç ya da kudretin başka bir insana, kendine veya başka bir gruba yaralama ve kayıpla sonlanan yada sonlanma ihtimali olan tehdit şeklinde ya da bizzat uygulanması sonucu ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde toplumun her kesiminde şiddet davranışlarının yaygınlaştığı ve sıradanlaştığı görülmektedir. Şiddet toplumun tüm kesimlerinde görülmekle birlikte özellikle işyerlerinde gittikçe artan ve tüm çalışanları etkileyen bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Son yıllarda ülkemizde sağlık çalışanlarına yönelik her gün sözel (bağırma, hakaret etme, tehdit etme, aşağılayıcı konuşma vb.) şiddet, fiziksel (itme, kakma, bıçakla saldırma, eşyalara zarar verme vb.) şiddet, hatta cana kast etme gibi şiddet olgusunun var olduğunu, basın yayın organlarında ve sosyal medya hesaplarında sıklıkla paylaşılır hale geldiği bilinmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın iki önemli amacı bulunmaktadır. İlk olarak sağlıkta şiddet konusunda farkındalık oluşturulması, ikinci olarak ise, Tekirdağ İl Sağlık Müdürlüğü Kurumlarında 2016-2018 Yılları Arası Sağlıkta Şiddet Vakaları Beyaz Kod bildirimlerinin analizleri yapılarak, sağlıkta şiddeti azaltmaya yönelik önerilerde bulunmaktır. Çalışmamızın sonucunda Tekirdağ İli'nde en fazla sağlıkta şiddet Çerkezköy İlçesinde ve sağlık kuruluşları arasında Çerkezköy Devlet Hastanesinde yaşandığı, hekimlerin diğer sağlık çalışanlarına göre daha fazla şiddete maruz kaldığı ortaya çıkmıştır. Çerkezköy Devlet Hastanesinde sağlık ta şiddet ile ilgili spesifik araştırmalar yapılarak, önlemler alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Şiddet, Sağlık Çalışanı, Sağlıkta Şiddet, Beyaz Kod

Sağlık personeliTekirdağÇalışanlar+1
Hacer Tokgöz
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

İşyerinde şiddetin iş performansı ve yaşam kalitesi üzerine etkisi: Tekirdağ ili sağlık sektöründe uygulama

Diyalog, anlaşmazlık ve tartışma, işyeri iletişiminin en önemli unsurları arasındadır. İşyerinde iletişimin başarı elde etmede, verimlilik sağlamada ve iyi iş ilişkileri sürdürmede çok önemli olduğu açıktır. Müşteri odaklı hizmet anlayışın yerleşmesi ve artan rekabet koşulları, günümüz iş yaşamını önemli ölçüde etkilemektedir. Bu durum işyerindeki iletişimi daha da önemli kılmaktadır çünkü bu çerçevede iletişimde yaşanan sorunlar hizmete taraf olanlar arasında ciddi çatışmaların yaşanmasına neden olabilmektedir. Bu çalışma, sağlık çalışanlarının işyerinde yaşadığı şiddet olaylarının yaşam kalitesi ve iş performansı üzerindeki etkisini araştırmaktadır. Ayrıca işyeri şiddetinin, iş performansı üzerine etkisinde, yaşam kalitesinin aracılık rolünü tespit etmeyi amaçlamaktadır. Analizlerde, YEM (Yapısal Eşitlik Modeli) kullanılmıştır. Bugüne dek yapılan araştırmalar, yaşam kalitesini genel olarak fiziksel sağlık boyutuyla değerlendirmiştir. Ancak, yaşanılan işyeri şiddeti, ağırlıklı olarak psikolojik etkilere neden olmaktadır. Bu nedenle, yaşam kalitesini psikolojik sağlık açısından değerlendirmek, daha gerçekçi araştırma sonuçlarına ulaşılmasını sağlayacaktır. Çalışanların psikolojik sağlığını içeren yaşam kalitesi boyutunu, iş performansını ve işyeri şiddetini bir arada değerlendiren, literatürde herhangi bir araştırmaya rastlanmamıştır. Bu yönüyle bu araştırma, öncü bir rol oynamaktadır. Kamu sağlık sektöründe 682 katılımcı ile gerçekleştirilen bu araştırma sonucunda; iş yerinde yaşanılan şiddet algısı arttıkça, çalışanların yaşam kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Çalışanların yaşam kalitesindeki artış, iş performansına olumlu yansımakta; iş yeri şiddeti algısındaki artış ise, yaşam kalitesinde ve iş performansında düşüşe neden olmaktadır. Araştırma sonuçları yaşam kalitesinin, iş yerinde şiddetin, iş performansı üzerindeki etkisinde, tam aracı etki gösterdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: İşyeri şiddeti, Yaşam kalitesi, İş performansı, Sağlık Yönetimi, Yapısal Eşitlik Modeli

PerformansSağlık kuruluşlarıSağlık personeli+7
Yasemin Çabuk
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kariyer planlamanın iş hayatına etkisi

Küreselleşen dünyaya ayak uydurmaya çalışan işletmeler çalışanlarını da bu değişime uyum sağlayabilen kişilerden seçmektedir. Kariyer planlamasını hem kendi isteklerine hem de işletme içerisinde bulunulan pozisyona göre yapan birey büyük tatmin elde etmektedir. Kariyer planlaması yaparken çalışanın yanında işletmelere de görev düşmektedir. İnsanlar psikolojik veya fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla meslek yaşamına girerler. Bu ihtiyaçlarını karşıladıkları ölçüde de bulundukları işletmeye katkıda bulunurlar. Günümüzde artık iş görenlerin motivasyonlarını maddi olanakların yanında manevi olanaklar da etkilemektedir. Son yıllarda, çağdaş işletme yönetimi çerçevesinde; küçülme, dış kaynaklardan yararlanma, öz yetenekler gibi uygulamaların gitgide artması işletmelerin yapılarını değiştirmiş ve hiyerarşik yapılardaki kademe sayısı her geçen gün azalmaya başlamıştır. Bu sebeple işgörenlerin kariyer planı yapıp yönetme süreçleri her geçen gün daha da önemli bir hale gelmektedir. Artık işgörenler kariyerlerini belirlerken tek bir işletmeye bağlı kalmamakta, kendine yeni alternatif kariyer yolları yaratmaktadır. Bu çalışmada kişinin kariyerine yönelik planlama yaparken nelere dikkat etmesi, hangi unsurlara öncelik vermesi gerektiği açıklanmıştır. Ayrıca işletmelere çalışanlarını motive etmek adına büyük sorumluluklar düştüğü için nasıl yardımcı olabilecekleri belirtilmiştir.

KariyerKariyer planlamaKişilik+3
Nilay Durgut
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Acil durumlarda ekiplerin etkili hale getirilmesi ve olay komuta sistemi

Acil durumlar, her sene firmalarda hem hayati tehlikelere hem de büyük maddi zararlara neden olmaktadır. Yalnız bu durumlar en aza indirilebilir. Firmaların acil durumlar karşısında bilinçli ve hazır olduklarında zarar ve hayati riskler önlenebilir, etkileri minimuma indirilir ve firmalar olağan hayatlarına daha süratli dönebilir. Bu araştırıda aktif bir acil durum yönetim programı hazırlanması ve uygulanması için takip edilecek yollar içermektedir. 160 ülke tarafından onaylanmış bir standart olan ISO 22301 Toplumsal Güvenlik ve İş Sürekliliği Yönetim Sistemi Standardı, daha önceden yayınlanan BS 25999 İş Sürekliliği Standardının, ISO standardı olarak çıkarılan, revize edilmiştir. ISO 22301 Standardı, iş sürekliliğini kontrolleri için gerekli programları oluşturmaları, uygulamaları, firmaları, gözlemlemeli, araştırmaları, korumaları ve riskleri azaltmak, yıkıcı olaylardan kurtarmak için belgelenmiş bir yönetim sistemini ilerletmek için gereklilikleri belirtir. Bu çalışmada hastanelerin acil durumlara hazırlıklı olması için acil durum planı gerçekleştirme süreçleri araştırılmıştır. Başka bir anlatımla hastaneler için bir acil durum planı hazırlama raporu sunulmuştur. Acil durum planının süreçleri ele alınmış, örneklemeler yapılarak ve uygulama yapılan hastane için acil durum planları sunulmuştur. Hastanelerde çalışan kişileri acil durum konusunda daha çok bilinçlendirmek için eğitimler verilmiştir.

Acil durum planlamasıAcil durum yönetimiAfet hazırlığı+5
Özlem Kutbay
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karayollarında çalışanların iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları konusunda farkındalık düzeylerinin belirlenmesi: Diyarbakır örneği

Bu çalışma karayollarında çalışanların iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları konusunda farkındalık düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veri toplama tekniği olarak anket yöntemi kullanılmış olup çalışmanın örneklemi Diyarbakır ilinde Karayolları'nda çalışan 248 kişiden oluşmaktadır. Çalışmada kullanılan anket soruları keşfedici faktör analizi, frekans, yüzde, ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (Anova), korelasyon gibi testler kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışma 23 soru, 4 faktörde incelenmiştir. Çalışmada ortaya çıkan faktörler yönetime bağlılık, yazgıcılık, eğitim ve bilgilendirilme, güvenlik ve kendini güvende hissetmedir. Bu faktörler, eğitim durumu, meslekte geçen süre, işten memnuniyet düzeyi gibi çeşitli değişkenler bağlamında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda yönetime bağlılık faktörü ile yazgıcılık, eğitim ve bilgilendirilme, güvenlik ve kendini güvende hissetme arasında pozitif yönlü korelasyon ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleki deneyim ile yazgıcılık arasında negatif yönlü korelasyon ilişkisi olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmış olduğu iş yerinden memnun olanların aynı zamanda yönetime bağlılıkları, eğitim ve bilgilendirilme, güvenlik ve kendini güvende hissetme düzeylerinin de yüksek olduğu bulgusu ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte çalışma hayatında iş kazasına uğrayanlar, eğitim, bilgilendirilme, güvenlik konularında eksiklikten kaynaklandığını belirtmişlerdir.

AnketlerDiyarbakırFarkındalık+5
Fırat Aslan
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çimento üretim sektöründe toz seviyelerinin belirlenmesi ve çalışanlar üzerindeki etkilerinin incelenmesi

Bu tez çalışmasında çimento üretim sektöründe çeşitli ünite ve proseslerde çalışan personelin İSG kapsamında maruz kaldığı toz düzeyleri, maruz kalınan tozun çalışan sağlığı üzerindeki etkileri ve maruziyetlerin yasal limitlerle karşılaştırılarak değerlendirmesinin yapılması konusunda çalışılmıştır. Bu kapsamda Mersin İlinde faaliyet gösteren bir çimento fabrikasında kişisel solunabilir toz konsantrasyonu ve ortamda toplam toz konsantrasyonu ölçümleri yapılmıştır. Ortam/kişisel toplam toz konsantrasyonu ölçümleri MDHS 14/3 (Solunabilir/Toplam Toz Ölçümü Metodu) standardına uygun olarak yapılmıştır. İşletmede, çeşitli ünitelerde çalışan 15 farklı kişide kişisel solunabilir toz konsantrasyonu, fabrika sahasında 31 farklı ortamda da solunabilir toz konsantrasyonu ölçülmüştür. Kişisel solunabilir toz konsantrasyonu ölçümü yapılan 15 çalışandan 2 tanesinde yasal mevzuat sınır değeri olan 5 mg/m3 değerinin, bir diğer 3 tanesinde İngiltere İş Sağlığı ve Güvenliği Kuruluşu (HSE) sınır değeri olan 4 mg/m3 değerinin, bir diğer 4 tanesinde ise Amerikan Ulusal İş Hijyenistleri Konferansı (ACGIH) sınır değeri olan 3 mg/m3 değerinin aşıldığı tespit edilmiştir. Kişisel solunabilir toz konsantrasyonları incelendiğinde en yüksek değerlerin kırıcı ünitesinde çalışan personellerde saptandığı, bu değerlerin yasal mevzuatın da üzerinde olduğu, ortamda toplam toz konsantrasyonu ölçüm sonuçları incelendiğinde genel olarak en yüksek değerlerin değirmen ünitelerinde saptandığı görülmekte olup, farin değirmeni ve çimento değirmeni gibi ünitelerde biriken tozların ortamdan uzaklaştırılmaması sebebiyle maruziyetin arttığı gözlemlenmiştir. Malzeme ocaklarından tüvenan olarak gelen malzemenin kırılarak daha küçük ebatlara indirgendiği kırıcı ünitelerinde pulverizasyon (su püskürtme) sistemleri kurularak, malzemenin daha nemli hale getirilmesi, bu yöntemle tozumanın azaltılması, ayrıca değirmen ünitelerinde düzenli olarak ortam temizliği yapılarak toz maruziyetinin minimize edilmesi önerilmiştir.

TozToz ölçümleriÇalışanlar+3
Temuçin Özkan
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Belediyelerde biyosidal uygulamalarına katılan çalışanların iş sağlığı ve güvenliği açısından bilinç düzeyinin araştırılması ve risk değerlendirmesi: Mersin örneği

6331 sayılı İSG kanununun 2012 yılında yürürlüğe girmesiyle, kamu ve özel sektör ayrımı olmaksızın -bazı istisnai kurumlar- dışındaki bütün paydaşlar için yeni bir dönem başlamıştır. Bu bağlamda; iş yerlerinin tehlike yükü, tehlikelere ilişkin riskler, iş yerindeki uygunsuzluklar ile iş kazası ve meslek hastalıkları arasındaki ilişkilerin belirlenmesi, temel yaklaşımlar olarak dikkat çekmektedir. Ana başlıklar altında sınıflandırılmış tehlike guruplarından olan "kimyasal risk etmenlerinin" işyerlerinde değerlendirilmesi, kimyasal maruziyetinin ciddi sonuçları nedeniyle oldukça önemlidir. Bu durumla ilişkili olarak, yerel yönetimlerin önemli sorumluluklarından olan farklı sahalardaki biyosidal (tarım dışı pestisit) uygulamaları ve sorumlu çalışanların sağlık ve güvenlik durumları ele alınması gereken önemli konu başlıklarından birisidir. Pestisit maruziyetine bağlı ve etken madde türü-maruziyet yoğunluğuyla ilişkili olarak, uygulayıcıların birçok sağlık sorunuyla karşılaştıkları konuyla ilgili araştırıcılar tarafından bilimsel birçok çalışmayla ortaya konmuştur. Biyosidal uygulamaları için hazırlanmış risk değerlendirme raporları incelendiğinde, özellikle tanımlı tehlikeler konusunda farklı değerlendirmeler olduğu gözlenmektedir. Biyosidal uygulamaları gibi tehlikeli durum ve davranışlara ait uygunsuzlukların fazla olabileceği alanlarda, kapsamlı ve eksiksiz bir tehlike kontrol listesinin hazırlanması kurum çalışanları ve toplumun sağlık koşullarının iyileştirilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu bağlamda tezin temel amacı; biyosidal uygulama sürecinin, iş sağlığı ve güvenliği açısından sahaya aktarılabilir önerilerle yeniden değerlendirilip düzenlenmesidir. Bu amaçla mevcut durum Bilimsel Araştırma Etik Kurulu'ndan izin alınarak çalışanlara anket uygulanıp belirlenmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle iş tanımı içerisinde biyosidal uygulamaları bulunan belediye çalışanlarının mesleki riskler konularındaki bilinç düzeyi ve davranış kalıpları belirlenmiş, derlenen bu verilerden hareketle, çalışanların sahip olmaları gereken bilgi birikimi için somut önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmayla elde edilen sonuçların, biyosidal ürünlerini kullanırken daha güvenli uygulamaların teşvik edilmesi, dolayısıyla sistematik bir sürecin işletilmesi amacıyla kullanılması amaçlanmıştır. Sonuçlara göre; 151 adet biyosidal uygulayıcı personelin %97,4'ü, günde en az 6 saat uygulama yapmıştır. Diğer yandan, en fazla 5 saat çalışan ve dolayısıyla maruziyet süresi en az olan çalışanların oranı, %2,6'dır. Çalışanların %24,1'i günlük olarak kesintisiz 1 saat ilaçlama yaptığını bildirirken, günde 3 saat aralıksız biyosidal uygulaması yaptığını ifade eden çalışanların oranı %34,5'tir. Biyosidal uygulamalarında görevli çalışanların çok büyük bir bölümünün (%97,4) her gün ilaçlama faaliyetinde bulunduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Biyosidal, biyosidal uygulaması, İSG, kimyasal risk, meslek hastalığı, belediye.

BelediyelerBilinçRisk değerlendirmesi+3
Ayşe İslamoğlu
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hizmet içi eğitimin tükenmişlik sendromu üzerindeki etkisi: Lojistik çalışanları üzerine bir araştırma

Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme ile ticari sınırların ortadan kalkması lojistik sektörüne duyulan ihtiyacı artırmıştır. Lojistik sektörüne duyulan ihtiyaç ve lojistik sektörünün dinamik yapısı iş yükünün artmasına ve böylelikle de lojistik çalışanlarının stres seviyesinin yükselmesine neden olmuştur. Stres seviyesinin yükselmesi ile çalışanların psikolojik ve fiziksel olarak kendilerini kötü hissetmeleri tükenmişlik sendromuna yakalanma olasılığını artırmaktadır. İşletmeler iş yükü karşısında oluşan stresi azaltmak, değişimler karşısında çalışanların hazırlıklı olmalarını sağlamak, niteliklerini geliştirmek ve rekabet ortamında üstünlük sağlamak amacıyla çalışanlarına hizmet içi eğitimler vermektedir. Bu araştırmanın amacı da lojistik işletmelerinde çalışanların almış oldukları hizmet içi eğitimlerin tükenmişlik sendromu üzerindeki etkisini cinsiyet bağlamında incelemektir. Araştırmanın örneklemini Türkiye'de faaliyet gösteren lojistik işletmelerinin hizmet içi eğitimi almış 336 çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada veriler online anket tekniği ile toplanmış ve Yapısal Eşitlik Modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda lojistik işletmelerinde verilen oryantasyon eğitiminin kadınlarda tükenmişlik sendromunun alt boyutlarından duygusal tükenmişliği, duyarsızlaşmayı ve kişisel başarısızlığı, erkeklerde ise sadece kişisel başarısızlığı olumsuz etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca rotasyon eğitiminin erkeklerde ve kadınlarda kişisel başarısızlığı, ayrıca erkeklerde duygusal tükenmişliği olumsuz etkilediği gözlemlenmiştir.

Hizmet içi eğitimHizmet içi eğitim programlarıLojistik+5
Sergen Mum
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İş sağlığı ve güvenliğinde motivasyonun rolü

Bu tez çalışmasında; risk etmenleri çeşitlerinden olan psikososyal risk etmenlerinin çalışanlarınmotivasyon ile iş sağlığı ve güvenliği algıları, iş kazaları arasındaki ilişkinin ortaya konulması amaçlanmıştır. İşyerlerindeki eğitimlerin yanı sıra çalışan kişilerin motivasyonlarındaki düşüşlerin ve bunun sonucunda oluşacak stresin; iş kazası sayısını arttıracağı gibi motivasyon yükselmesi durumunda hem verimliliğin artması ve buna bağlı olarak iş kazalarının önleneceği vurgulanmıştır. Fiziksel, kimyasal ve biyolojik risk etmenleri kadar psiko-sosyal risk etmenlerinde üzerinde durulması gereklidir. Çalışanları çalıştıkları işlerinde maddiyat değerlerinin önemi olsa da ruhen de çalışma şartlarında kendilerini daha güvenli bir iş ortamında hissetmeleri yöneticilerinin çalışanlarına değer verdiğini hissetmeleri ve yöneticilerinin çalışanların güvenliği ve sağlığı için motivasyonlarını da önemsediklerini hissetmeleri hem çalışanın başarısına etki eder hem de iş verimini arttırır. İş yerinde mutlu çalışanlar daha motive, daha başarılı, daha verimli ve aidiyet duyguları yüksek olur.

MotivasyonÇalışanlarİş güvenliği+2
Sümeyra Taşlı
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Termik santrallerde tehlikeler riskler ve alınması gereken önlemler

Termik santraller, kendilerine özgü yapılarının getirisi olarak çok sayıda tehlike ve risk içermektedir. Çalışan sağlığını korumak ve çevreye zarar verilmesini önlemek için termik santrallerdeki tehlike ve risklere karşı önlemler alınmalıdır. Bu çalışmanın temel amacı termik santrallerdeki risklere karşı alınması gereken önlemleri açıklamaktır. Çalışma kapsamında termik santralde risk analizi yapılmıştır. Ulaşılan sonuçlar termik santrallerde yangın, elektrik, aydınlatma, radyasyon, gürültü, titreşim, tehlikeli maddeler, patlamalar, çalışma koşulları gibi risk alanlarının olduğunu ve bu alanlara dair önlemler alınması gerektiğini ortaya koymuştur. Çalışmada ulaşılan sonuçlar, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin etkili bir şekilde uygulanması halinde termik santrallerdeki tehlike ve risklerin büyük oranda önlenebileceğini göstermektedir. Ulaşılan sonuçlar eşliğinde çalışanlara, işverenlere ve yetkililere termik santrallerdeki tehlikeler ve riskler hakkında öneriler sunulmuştur.

KazalarRisk analiziTehlike+5
Namık Kemal Çağlar
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü çalışanlarının bilgi yönetiminin yönetime katılma ve çalışan tutumları üzerine etkisinin incelenmesi

Ülkemizde sporu yönlendirmede önemli bir yere sahip olan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü çalışanlarının gerek var olan bilgiyi yönetmede gerekse iş ortamındaki tutumlarının olumlu olması, sporun önündeki engelleri kaldıracağı ve sporun yaygınlaşmasına yönelik katkı sağlayacağı kanaatindeyiz. Bu doğrultuda Türk Spor yönetimin de yönetime katılma ve çalışan tutumları ile bilgi yönetimi arasındaki ilişkin araştırılması amaçlanmıştır. Bu araştırmada betimsel tarama modeli kullanılacaktır. Veri toplama aracı olarak Bilir ve Ay (2007) tarafından geliştirilen Türk Spor yönetiminde yönetime katılma ve çalışan tutumlarını gözleme ölçeği ile Demir (2005) tarafından geliştirilen Bilgi yönetimi tutum ölçeği kullanılacaktır.

Bilgi yönetimiGençlik ve Spor İl MüdürlüğüPersonel+4
Hakan Kahya
Siirt University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Örgütsel sinizmin sanal kaytarma üzerindeki etkisi: Bankacılık sektöründe bir uygulama

Rekabet koşulları, birçok sektörde örgütlerin ayakta kalabilmeleri için piyasadaki değişen koşullara ayak uydurma zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Değişim ve yenilik odaklı çalışan örgütler, verimlilik kaygısıyla çalışanlarının psikolojik algılarını önemsemeye başlamış, böylelikle yönetim bilimleri alanında pek çok kavram önem kazanmıştır. Örgütsel sinizm ve sanal kaytarma bu kavramlar arasındadır. Konuyla ilgili literatür taramasında Örgütsel Sinizm ve Sanal Kaytarma Davranışları arasındaki ilişkiyi inceleyen az sayıda çalışmanın olduğu görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, bankacılık sektörü çalışanlarının örgütsel sinizm düzeyleri ile sanal kaytarma davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda konu alt problemlerle birlikte incelenmiştir. Brandes, Dharwadkar ve Dean (1999) tarafından geliştirilmiş olan örgütsel sinizm ölçeği, Blanchard ve Henle (2008) tarafından geliştirilmiş olan sanal kaytarma davranışları ölçeğinden yararlanarak, 160 banka çalışanından veri toplanmıştır. Çalışma, nicel araştırma türlerinden birisi olarak kabul edilen ilişkisel tarama modeline göre gerçekleştirilmiştir. Veriler Örgütsel Sinizm ve Sanal Kaytarma Davranışları ölçekleri aracılığıyla toplanarak, t testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizleri yapılarak test edilmiştir.

Bankacılık sektörüSanal kaytarmaÇalışanlar+1
İbrahim Kaya
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dijitalleşmenin örgüt kültürüne etkisi: Bir alan araştırması

Teknolojideki gelişmenin bir sonucu olarak kamu yönetiminde bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygın olarak kullanıldığı e-Devlet temelinde bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır. E-Devlet yaklaşımı kamu hizmetlerinin dijital alanlarda daha hızlı bir şekilde yürütülmesini sağlarken, aynı zamanda idareler, vatandaşlar ve diğer hizmet alıcılarının karşılıklı iletişim kurmasını kolaylaştırmaktadır. Türkiye'de kurumsal faaliyetlerde ve kamu hizmeti sunumunda dijital alana özgü yeni nesil teknolojilerin kullanılmaya başlaması, idarelerde yerleşik örgüt kültürünü de değişime zorlamaktadır. Bu çalışmada kamu yönetiminde yaşanan dijital dönüşümün örgüt kültürüne yansıması, dijital teknolojilerin kullanılması ve bunun sonuçlarının kamu çalışanlarının yapısal olarak örgüt kültürü ve örgüt kültürünün taşıyıcı ve sembolik öğelerine yönelik algı ve tutumlarına etkisi boyutuyla araştırılmıştır. Bu kapsamda araştırma örnekleminin seçildiği Bakanlık düzeyindeki kamu idaresinin merkez ve taşra teşkilatında görevli toplam 1.090 kamu çalışanından anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Anket çalışması için Denison örgüt kültürü modeli ölçeği ve örgüt kültürünün temel taşıyıcı ve sembolik öğelerine ilişkin genel bir ölçek kullanılmıştır. Analizler sonucunda, kamu çalışanlarının dijital ortamda günlük aktif olarak geçirdiği sürelerin yapısal olarak örgüt kültürünün katılım ve misyon boyutları ile örgüt kültürünün taşıyıcı ve sembolik öğeleri üzerindeki çalışan algısını pozitif yönde etkilediği, yüz-yüze iletişimin azalmasının somut kültür öğelerinin algılanması üzerindeki etkisinin negatif yönlü olduğu, teknolojik dönüşümü benimseme düzeyi ve görevin teknolojiye bağımlılığının her iki ölçek için anlamlı bir etkisinin bulunmadığı görülmüştür. Araştırmadan elde edilen bulgular Tez çalışmasının temel hipotezini desteklemektedir. Bu çalışma kültürel normların ve sembolik kültür öğelerinin dijital çalışma alanlarına da aktarılabildiği, örgüt içi iletişimde dijital iletişim ve yüz-yüze iletişimden oluşan hibrit bir iletişim modelinin geliştiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Sözcükler Kamu Yönetimi, e-Devlet, Dijital Dönüşüm, Örgüt Kültürü, Çalışan Algısı

DijitalElektronik devletKamu yönetimi+3
Mehmet Ölmez
Hacettepe University
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de bir sendikaya üye tekstil iş kolunda çalışan kadınlarda psikolojik güçlendirme ve ilişkili faktörler

Tekstil sektörü, kadınların yoğun olarak çalıştığı sektörlerdendir. Tekstil sektöründe çalışma koşulları fiziksel ve ruhsal olarak kadınları etkilediği gibi özel ve sosyal yaşamlarını da etkilemektedir. Psikolojik güçlendirme, hem örgütsel araştırmacılar hem de uygulayıcılar için önemli bir araştırma alanı olarak görülmektedir.Çalışmada Spreitzer Psikolojik Güçlendirme Ölçeği, SF 36 Yaşam Kalitesi ve Beck Depresyon Envanteri kullanılmıştır.Çalışmanın amacı psikolojik güçlendirmeye yönelik algılarının düzeyinin saptanması ve yaşam kalitesi, depresyon ve toplumsal cinsiyet gibi bazı faktörlerle ilişkisinin belirlenmesidir. Türkiye'de en fazla üyesi olan Türkiye Tekstil, Örme, Giyim ve Deri İşçileri Sendikası'na Türkiye genelindeki toplam 68 işletmede 9486 kadın işçi araştırmanın evrenini oluşturmaktadır.Epidemiyolojik açıdan tanımlayıcı bir çalışmadır. Bilinen Büyüklükte Evren için Örneklem Büyüklüğü Formülü kullanılarak 716 kişi örneklem seçilmiştir. Karma veri toplama yöntemi kullanılmıştır. Niceliksel veri kaynağını anket formları,niteliksel veri kaynağını ise odak grup görüşmeleri oluşturmaktadır. Kadın işçilerden elde edilen verilerin analizinde SPPS paket programı kullanılmıştır. Niceliksel verilerin incelenmesinde, t-testi ve tek yönlü varyans analizi niteliksel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. SPGÖ algıları ve psikolojk güçlendirme alt boyutları değerlendirildiğinde, yeterlilik en yüksek ortalama puana sahip iken anlamlılık ve özerklik sırasıyla takip etmektedir.En düşük psikolojik güçlendirme alt boyutu ise etki boyutu olarak tespit edilmiştir. Katılımcıların Spreitzer Psikolojik Güçlendirme Ölçeği'nin toplamından elde ettikleri puanların SF 36 Yaşam kalitesi Ölçeği'nin, sosyal fonksiyon boyutu dışında diğer boyutları ile anlamlı (p<0,01) düzeyde ilişkiler olduğu görülmektedir. Depresyon ve toplam psikolojik güçlendirme arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu (p<0,01) tespit edilmiştir. Katılımcıların iş yerinde aldıkları eğitim sayısının psikolojik güçlendirme alt boyutları ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir. İş yerinde alınan eğitim sayısı arttıkça yeterlilik, anlamlılık ve özerklik boyutlarının da yükseldiği tespit edilmiştir.Yaşam kalitesi ve depresyon arasındaki ilişkiler incelendiğinde depresyon ile fiziksel fonksiyon; fiziksel rol kısıtlılığı; duygusal rol kısıtlılığı; enerji/canlılık; ruhsal iyilik hali; sosyal fonksiyon, ağrı ve genel sağlık algısı arasında anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur.Odak grup görüşmesinde, genç kadın işçilerin deneyimli ve kendilerinden daha büyük yaşta olan kadın işçilere göre iş yerlerinde karar alma mekanizmalarına daha az katıldıkları belirlenmiştir. Aynı deneyime sahip olmalarına rağmen erkek işçilerin kadın işçilere göre daha üst pozisyonlara daha fazla terfi edildiği belirlenmiştir. Kadınların uzun saatler çalışması işe erken gidip geç gelmelerinin özel ve sosyal yaşamlarını olumsuz etkilediği tespit edilmiştir.Kadın işçilerin üye oldukları sendikanın ve çalıştıkları iş yerlerinin yöneticilerine ve çalışanlara psikolojik güçlendirme eğitimlerinin verilmesinin çalışanlarda yaratacağı olumlu etki yanında, çalışma performansına yansımalarını izleme fırsatı sunabilir.Kadınların erkek işçiler kadar karar alma mekanizmalarında temsiliyetlerinin sağlanması; işyelerinde toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddete tacize yönelik farkındalık arttıracak eğitimlerin ve seminerlerin sadece işçilere değil sendika ve yöneticilerin de katılımı ile sağlamak kadın işçilerin psikolojik güçlendirme algılarını arttırırken, olası depresyon düzeylerinin azalmasına ve yaşam kalitelerinin de artmasına vesile olabilir. Kadın işçilerin üye oldukları sendika ve çalıştıkları iş yerleri yöneticilerine sonuçlarına yönelik bilgilendirme yapılması, bu tez ile saptanan, çalışanların iş yerindeki sorunları konusunda farkındalığı artıracaktır. Anahtar sözcükler: Psikolojik Güçlendirme, Tekstil, Çalışma Yaşamı, Yaşam Kalitesi, Depresyon, Toplumsal Cinsiyet

KadınlarPsikolojik güçlendirmeTekstil endüstrisi+4
Rana Çavuşoğlu
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Duygusal emeğin tükenmişlik, depresif belirtiler ve çatışma çözme eğilimleri ile ilişkisi: Bu ilişkilerde tükenme duyarlığının düzenleyici rolü

Araştırmada, hastanelerin danışma ve hasta kayıt-kabul görevlilerinin duygusal emek seviyelerinin tükenmişlik, depresif belirtiler ve çatışma çözme eğilimleri üzerindeki yordayıcı etkisi incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi 185 kişiden oluşmuştur ve araştırmanın amaçları doğrultusunda ölçümler, Demografik Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği, Shirom-Melamed Tükenmişlik Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri, Çatışma Çözme Ölçeği ve mevcut araştırmada çevirisi yapılmış olan Tükenme Duyarlığı Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, yüzeysel rol yapma ile tükenmişlik ve depresif belirtiler arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü, yüzeysel rol yapma ile çatışma çözme arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü ilişkiler bulgulanmıştır. Öte yandan, derinden rol yapma ile tükenmişlik, depresif belirtiler ve çatışma çözme arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkilere ulaşılamamıştır. İlaveten bu çalışmada, Benlik Kontrolü Güç Modeli temel alınarak oluşturulan tükenme duyarlığı kavramının bahsedilen ilişkilerdeki düzenleyici rolü test edilmiştir. Düzenleyici değişken analizleri sonucunda, derinden rol yapma ile tükenmişlik arasındaki ilişkide tükenme duyarlığının istatistiksel olarak anlamlı bir düzenleyici rolü olduğu saptanmıştır. Ayrıca, yüzeysel rol yapma ile depresif belirtiler arasındaki ilişkide, tükenme duyarlığının istatistiksel anlamlılığa yaklaşan düzenleyici etkisi gözlenmiştir. İlişkiler tükenmişliğin ve çatışma çözmenin tüm alt boyutları için tek tek incelenmiş, ulaşılan sonuçlar alanyazındaki bulgular ışığında tartışılmıştır. Yürütülen çalışma sonucunda, alanyazındaki derinden rol yapma-tükenmişlik ilişkisine dair karmaşık bulguların netleştirilmesi adına önemli bulgulara ulaşılmakla beraber Türkiye'de daha önce çalışılmamış olan bir örneklem grubunun iş yaşantılarında başvurduğu duygu düzenleme stratejileri ve bu stratejilerin yol açtığı psikolojik sıkıntılara ilişkin bilgiler de elde edilmiştir. Ulaşılan sonuçlarla birlikte, araştırmanın önemi ve bulguların klinik alanda kullanılabilirliği üzerinde durulmuş, ayrıca, araştırmanın kısıtlılıkları ve gelecek araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.

Benlik kaynaklarının tükenmesiDepresif belirtilerDepresyon+6
Sinem Aydın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00

İlgili konular