Kahramanmaraş
80 theses under this subject heading
Domuztepe verileri ışığında koyu yüzlü kapların Türkiye'nin Doğu Akdeniz'indeki konumu
Domuztepe Höyüğü 1993-2013 yılları arasında Amerikan-İngiliz heyeti tarafından, 2014 yılından itibaren ise Hacettepe Üniversitesi'nden Halil Tekin tarafından araştırılmaktadır. Geç Neolitik döneme tarihlendirilen en büyük ölçekli höyüklerden bir tanesi olmakla birlikte 2014-2023 sezonları arasında yapılan çalışmalar sonucunda ilgili döneme tarihlenen beş yapı katı tespit edilmiştir. Çalışmanın ana konusunu bu beş yapı katından ele geçen Koyu Yüzlü Kaplar oluşturmaktadır. Hamur ve yüzey renginden ötürü diğer çanak-çömlek gruplarından belirgin şekilde ayrılan Koyu Yüzlü Kaplar, yoğun mineral katkı içermektedir. Geniş bir alanda yayılım gösteren bu kapların çıkış noktası genellikle Suriye-Kilikya bölgesi olarak kabul edilmekte olup, Türkiye'nin Doğu Akdenizi'ndeki önemli temsilcilerinden biri Domuztepe'dir. Geç Neolitik Dönemin öne çıkan çanak-çömlek gruplarından biri olan Koyu Yüzlü Kaplar Domuztepe'de önemli bir sayısal orana sahiptir. Bu tez kapsamında değerlendirilen Koyu Yüzlü Kaplar genel olarak çanak ve çömlek tiplerinden oluşmakta olup çanaklar kendi içerisinde beş, çömlekler ise üç tipe ayrılmıştır. Her bir tipe ait örnekler makroskopik gözlemler ile irdelenmiş ve bu incelemeler kapsamında bezeme, yüzey ve hamur özellikleri dikkate alınmıştır. Yapılan bu detaylı incelemeler sonucunda Domuztepe Koyu Yüzlü Kapları çağdaş yerleşimlerin ilgili kapları ile karşılaştırılmış, benzerlik ve farklılıklar belirlenmeye çalışılmıştır. Domuztepe'nin hem yerel karakterini hem de bölge içerisinde yer alan yerleşimler ile ilişkilerini ortaya koyan bu veriler ile Domuztepe'nin Türkiye'nin Doğu Akdenizi'ndeki konumu Koyu Yüzlü Kaplar üzerinden belirginleştirilmiştir.
Farklı yörelerde doğal olarak yetişen kayın (Fagus orientalis L.) ağacının odun ve kabuğunun kimyasal yapısı üzerine araştırmalar
Bu tez çalışmasında Türkiye'de Kahramanmaraş ve Bartın illerinde doğal olarak yetişen kayın ağacı odunlarının ve kabuklarının kimyasal yapısındaki değişimler incelenmiştir. Kayın geniş bir yayılış alanına sahip olmasından dolayı birçok araştırmaya konu olmuştur. Fakat farklı iki bölgede yetişen kayının kimyasal yapısının karşılaştırılmasına ait bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Yapılan bu çalışma ile kimyasal yapı açığa çıkarılarak bir literatür oluşturulmaya çalışılmış, kayın odununun farklı alanlarda kullanımının belirlenmesinde bir kaynak oluşturulmuştur. Heksan ekstraksiyonu sonrasında lipofilik madde miktarı tespiti için Kahramanmaraş ve Bartın kayın odun ve kabuk örnekleri GC ve GC-MS'de analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde Kahramanmaraş odun örneğinde en yüksek miktar N-Ethylacetamide (% 44,86) en düşük miktar 4-Methyl-2,4-bis(4'-trimethylsilyloxyphenyl) pentene-1 (% 3,05) olduğu tespit edilmiştir. Kahramanmaraş kabuk örneğinde ise en yüksek miktar N-Ethylacetamide (% 27,41) olurken en düşük miktar 9,12-Octadecadienoic acid (% 2,50) olarak tespit edilmiştir. Bartın odun örneğinde en yüksek miktar Hexadecamethylheptasiloxane (% 49,70) iken en düşük miktar Tetrahydrogeranyl butyrate (% 0,78) olarak elde edilmiştir. Bartın kabuk örneğinde ise en yüksek miktar 8-hexadecenal (% 71,18) en düşük miktarın ise 3-decyn-2-ol (% 2, 47)olduğu tespit edilmiştir. Aseton: su ekstaksiyonu sonrasında hidrofilik madde miktarı tespiti için Kahramanmaraş ve Bartın odun ve kabuk örnekleri GC-MS'de analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda aseton: su ekstraksiyonunda Kahramanmaraş odun örneğinde en yüksek miktar 2-keto-d-gluconic acid (% 20,71) olurken en düşük miktar ise 1,1,1,3,5,5,5-Heptamethyltrisiloxane (% 0,34) olarak elde edilmiştir. Kahramanmaraş kabuk örneğinde ise en yüksek miktar 2-Methyl-4-Keto-Pentan-2-ol (% 33,53) iken en düşük miktar cyclooctene (% 0,73) olarak bulunmuştur. Bartın odun örneğinde en yüksek miktar Docosenoic acid (% 14,30) iken en düşük miktar Dodecamethylpentasiloxane (% 0,81) olarak elde edilmiştir. Bartın kabuk örneğinde ise en yüksek miktar d-turanose (% 14,18) iken en düşük miktar 2-pentadecyn-2-ol (% 0,51) olarak bulunmuştur. Odun ve kabuğun ekstraktif yapısının yanı sıra genel kimyasal yapısı da bu çalışmada incelenmiştir. Genel kimyasal bileşenlerden holoselüloz, α-selüloz, lignin ve çözünürlük değerlerinden %1'lik NaOH ve sıcak su çözünürlüğü sonuçlarının Kahramanmaraş ve Bartın odun ve kabuk örneklerinde hemen hemen benzer olduğu görülmüştür. Kahramanmaraş ve Bartın odun ve kabuk örneklerinde sırasıyla gravimetrik yöntemlerle elde edilen heksan çözünürlüğü 0,70 mg/g, 4,52 mg/g; 1,90 mg/g, 4,21 mg/g olarak hesaplanırken, aseton: su çözünürlüğü test sonuçları 12,62 mg/g, 19,07 mg/g; 14,57 mg/g, 50,61 mg/g olarak saptanmıştır. Kahramanmaraş ve Bartın odun ve kabuk örneklerinde sırasıyla elde edilen holoselüloz sonuçları % 85,34, % 77,88; % 85,80, % 77,65, α-selüloz sonuçları % 52,44, % 59,52; % 51,29, % 61,64, lignin sonuçları % 17,20, % 31,75; % 20,54, % 34,58 olarak tespit edilmiştir. Yapılan çalışma sonunda toplam suberin miktarı Kahramanmaraş kabuk örneğinde 13,34 mg/g, Bartın kabuk örneğinde ise 37,50 mg/g olarak elde edilmiştir. Ayrıca suberin analizi sonucunda Kahramanmaraş kabuk örneğinde en yüksek miktar N- Ethylacetamide (7,358 mg/g) iken Bartın kabuk örneğinde ise Asit 9,12-18:2 (6,125 mg/g) olarak bulunmuştur.
Sosyal medya ve kamu politikası etkileşimi: 2023 Kahramanmaraş depremleri üzerine bir değerlendirme
Toplumu etkileyen olayların sosyal medya vasıtasıyla daha fazla insana ulaşması neticesinde kamusal politikalar üzerinde etkili olduğu anlaşılmaktadır. Geçmişe bakıldığında "Wikileaks Devrimi, Arap Baharı, Wall Street'i İşgal Et" ve Türkiye'de meydana gelen "Gezi Parkı Olayları"na benzer örnekler, sosyal medyayla beraber tanınmış, büyümüş, destekçi kazanmış, kamuoyunu ve kamu politikalarını etkilemiştir. Bu hareketlerin yanı sıra insan müdahalesi olmadan ve beklenmeyen bir zamanda gerçekleşen doğal afetler de sosyal medya ve kamuoyu üzerinde aynı etkiyi yaratmıştır. Güçlü bir iletişim aracı olarak sıkça kullanılan sosyal medya, afet yönetimi ve ardından oluşturulan politikalarda oldukça kritik bir role sahip olmuştur. Bu çalışmanın amacı; sosyal medya ve kamu politikası ilişkisini detaylı bir biçimde ele almak aynı zamanda sosyal medyanın kamu politikası üretim sürecinde oynadığı rolü ve etkisini ortaya koymaktır. Tez kapsamında öncelikle sosyal medyanın tanımı ve gelişim süreci literatür temelinde incelenmiştir. Ardından, kamu politikası kavramı kamu ve politika şeklinde bölünerek açıklanmış ve kamu politikası aktörlerine yer verilmiştir. Sonrasında sosyal medya ve kamu politikası kavramlarının birbirleriyle ilişkili olduğu yönleri ele alınmıştır. Bu kapsamda, sosyal medyanın kamu politikası üretim sürecine olan etkisi, çeşitli toplumsal olaylar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Ardından, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri üzerinden afetlerin sosyal medyaya yansıması ve son bölümde ise, kamu politikası üretim sürecine etkisi analiz edilmiştir. Yapılan analiz neticesinde sosyal medyanın; toplumun düşüncelerini duyurabilme, gündem belirleme, politika talepleri ve politika uygulaması gibi kamu politikası üretim sürecine direkt etkide bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamu Politikası, Sosyal Medya, Deprem, Kamuoyu.
Bireysel yatırımcıların İslami finans okuryazarlığı üzerine TR63 bölgesi'nde ankete dayalı bir değerlendirme
Küresel anlamda varlığını kanıtlamış geleneksel finansal sistemler yaşamlarını hızla gelişerek devam ettirmektedirler. Bu sistemlerde bireylerin etkin rol oynaması hem kişisel ekonomiler hem de ülke ekonomileri açısından büyük bir önem arz etmektedir. İslam dininin ekonominin temel enstrümanlarından biri olan faizi şiddetle yasaklaması sonucunda, İslam dinine ve getirdiği kurallara bağlılığı güçlü olan pek çok bireysel yatırımcının alternatif yöntem ve uygulamaları bilmemesinden kaynaklı olarak tasarruflarını yeterince verimli ve etkin biçimde değerlendiremediği gözlenmektedir. Oysa yaşanan sorunlara çözüm olabilecek İslami yaşama uygun çok sayıda prensip, kural ve enstrümanlara dayalı İslami finansal sistemler geliştirilmiştir. Ancak çoğu ülkede bireylerin söz konusu sistemler hakkında fazla bilgiye sahip olmadıkları gözlenmektedir. Sistemin sorunsuz bir şekilde gelişerek hayatına devam edebilmesi için yatırımcıların bu konuda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gerektiği açıktır. Ancak bu bilinçlendirme öncesinde bireylerin konuyu ne ölçüde bildikleri ve benimsediklerinin ölçümlenmesi gerekmektedir. Böylelikle konuya ilişkin çözümlemeler daha kolaylıkla yapılabilecek, yol haritaları daha rahatlıkla çizilebilecektir. Ülkemizde de bu ölçümlemelerin yapılmasının önemi düşünülerek, çalışmamızda TR63 bölgesi olarak gruplandırılmış olan, Osmaniye, Hatay ve Kahramanmaraş illerini kapsayan bölgedeki bireysel yatırımcıların İslami finansal okuryazarlık düzeyleri ölçülmeye çalışılmış bu kapsamda bireylerin bazı demografik özellikleri, finansal davranış ve tutumları incelenmiştir. Araştırma, TR63 bölgesinde yaşayan bireysel yatırımcıları evren olarak kabul etmiştir. Araştırma kapsamında gerekli olan veriler kolayda örnekleme yöntemi ile ulaşılan 671 bireysel yatırımcıdan anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler Pearson ki-kare, t testi, anova, korelasyon gibi istatiksel yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada bireysel yatırımcıların İslami finansal okuryazarlık düzeylerini belirlemek için katılımcıların verdiği yanıtların doğruluğuna göre toplam puan yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda TR63 bölgesi bireysel yatırımcılarının "İslami finans okuryazarlık düzeyleri" düşük çıkmıştır. Çalışma ulaşılan sonuç itibariyle alanında yapılan diğer çalışmalarla benzer sonuçlar göstermekle birlikte, İslami finans okuryazarlığı alanında güvenilir bir kaynak olmaya adaydır. Anahtar Kelimeler: Bireysel Yatırımcı, Finansal Okuryazarlık, İslami Finansal Sistem, İslami Finans Okuryazarlığı, TR63.
The massacres of 1909: Violence in revolutionary context in Adana and its hinterland
This study is a reconsideration of the Massacres of 1909 in the light of the ethnoreligious relations in four urban centers (Kayseri, Maraş, Zeytun, and Antakya) from its hinterlands. Based on mainly Ottoman, British, and American Board Commission archival documents, it scrutinizes the history of these urban centers in the first year of the Young Turk period and explains the two massacres in Adana town center with the conclusions drawn from them. Demonstrating the ethnoreligious tensions, the protests against local governments, the role of religion, the agency of the commoner Muslims, and the power of Muslim notables between the Revolution and the Massacres; the study calls for a reevaluation of some predominant paradigms of causation, which are the dominance of the center over the regions, base over superstructure, and patrician over plebeian in interpreting the Young Turk regime's abstract principles, specifically on the rights of Ottoman Armenians. Also, the study investigates the relationship between the Massacres and the 31 March Incident and suggests going beyond the historiography that belittles the conception of reaction by dividing it into three stages: absorption, antirevolution, and counterrevolution. The study argues that Massacres of 1909 were reactionary movements in the stage of anti-revolution, and their potential of turning into counterrevolution was a vital factor in making the already reluctant Young Turk policymakers abandon the realization of universalist principles regarding Ottoman Armenian rights.
Meşîhat Arşivi'ne göre Osmanlı'nın son döneminde Maraşlı ilmiye sınıfı
Bu çalışma Türkiye'nin güzide şehirlerinden olan ve aynı zamanda tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Kahramanmaraş'ın Osmanlı Devleti'nin son döneminde (1824-1889) yetiştirdiği ilim adamları ve ilmiye sınıfının diğer mensuplarını tarihin tozlu sayfalarından çıkararak gün yüzüne kavuşturmak amacıyla oluşturulmuştur. Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın kapsamını; 1824-1889 yılları arasında Osmanlı Devleti hâkimiyetindeki Maraş Sancağı ve kazalarında doğmuş olan ve müderris, naib, kâtip, müftü, muhzır veya ilmiye sınıfının başka alanlarında yer almış olan memurlar, onların biyografileri ve Osmanlı Devleti'nin bu memurlar vesilesiyle tarih bilimine katkıları oluşturmaktadır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Osmanlı idari taksimatında son dönemde uzun yıllar Halep Vilayetine bağlanan Maraş Sancağının kısa tarihi, idari ve demografik yapısı tablolarla desteklenerek işlenmiştir. Yine bu bölümde Maraş adının menşei ve Maraş'ın Osmanlı yönetimine girmeden önceki genel tarihi ele alınmıştır. Bunun yanı sıra Osmanlı Devleti'nde sosyal müessese kurumu açıklanarak Maraşlı ilmiye sınıfı mensuplarının da yetişmesinde doğrudan etkisi olan cami ve medrese kurumları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Osmanlı Devleti'nin en önemli kurumlarından olan ilmiye teşkilatının oluşumu, dayandığı usuller, mekanizması ve işleyişi hakkında genel bilgiler verilmiştir. Osmanlı eğitim sisteminin yapı taşı olan medreselerin yetiştirdiği Osmanlı ulemâsı ve ilmiye sınıfı mensuplarının yetişme usullerine değinilmiştir. 1824-1889 yılları arasında yaşamış ve Maraş'ta doğmuş olan 28 tane Osmanlı ilmiye sınıfı mensubunun Meşîhat Arşivi'ndeki dosyalarının Osmanlıcasından yola çıkılarak günümüz Türkçesine çevrilmiş, sadeleştirilmiş ve biyografi haline getirilmiştir. Maraşlı bu ilmiye sınıfı mensupları Osmanlı devlet kurumlarında müderris, kâtip, naib, müftü, kadı, naib vekili veya ilmiye sisteminin çeşitli alanlarında görev alan medrese çıkışlı kimselerdir. İncelenen ilmiye sınıfı mensuplarıyla ilgili olarak; Osmanlıca ve Türkçe'nin yanı sıra çoğunun Arapça okuma yazma bildikleri, hatta içlerinde bazılarının Farsça ve Fransızca gibi dönemin dillerini kullandıkları anlaşılmıştır. Böylece Osmanlı toplumunun önde gelen ve topluma yol gösteren bir rol oynadıkları görülmüştür.
234 numaralı Maraş şer`iyye sicili H.1322-1325/M.1904-1907
234 Numaralı Maraş Seriye Sicili H. 1322-1325 (M. 1904-1907) Osmanlı Devletinde islami hukuk kuralları geçerli idi insanlarla ilgili bütün hukuki olayları kadıların verdikleri karar suretlerini, hüccetleri ve yargıyı ilgilendiren çeşitli yazılı kağıtları ihtiva eden defterlere şerliye sicili denir. Bu nedenle giriş kısmında islam Hukuk sistemiyle Osmanlı Adliye teşkilatı hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra şer'iye sicillerini genel özelliklerini ve tarihi önemini açıkladık. Maraş sicilleri milli kütüpanede muhafaza edilip toplam 7 adettir. Tez konumuz olan 234 numaralı defter 24,5 X 39,5 ebadında olup H. 1322-1325 M. 1904-1907 yıllarındaki miras, tereke kayıtları alım satım aile hukuku vasi ve vekil tayinlerini ihtiva etmektedir. Araştırmacılara kolaylık olsun diye önce belgelerin özetleri çıkarılıp sonra metin transkripsiyonu verilmiştir. Değerlendirme kısmında ise elde ettiğimiz sonuçları eie alamk XX.yy ilk yarısında Maraş'ın idari iktisadi ve sosyal yapısı hakkında bilgi verilmiştir. Buna göre Maraş Halep vilayetine bağlı bir sancak merkezi idi. Halk tarım, hayvancılık ve ticaretle uğraşmaktadır. Müslim ve gayrimüslim halk arasında ilişkilerin iyi olduğu görülmektedir. Defterdeki yazı çeşitleri hakkında bilgi vermek amacıyla ekler bölümünde bazı belgelerin fotokopisi verilmiştir. En sonunda belgelerin anlaşılabilmesi için lügatçe eklenmiştir. T.CL
Kahramanmaraş halkının spora karşı yönelimi, bunun mevcut spor tesisleri ile mukayesesi ve işletmeciliğine etkisi
V. BÖLÜM ÖZET Bu araştırma, Kahramanmaraş halkının spora karşı yönelimini ve bu yönelimin spor tesisleri yapımı ve işletilmesine, teorik ve pratik açıdan, yansıyıp yansımadığının ortaya koyma durumu için yapılmıştır. Halkın spora ve spor tesislerine yöneliminde; cinsiyetin, yaşın, meslek gruplarının ve eğitim durumlarının önemli ölçüde etki ettiği ve işletilmesi arasında bir paralelliğin olmadığı ortaya çıkarılmıştır. Bu durum spor tesisleri planlaması ve işletilmesinde temel ilkelerden kabul edilen "Halkın Yönelimi" ilkesine ters düştüğü, dolayısıyla spor tesislerinin planlaması ve işletilmesinde verimlilik ve etkinlik açısından israfa sebebiyet verdiği ortaya çıkarılmıştır. Kahramanmaraş halkının spor tesisleri yapımında öncelik gösterdiği spor tesisleri ile, aynı halkın öncelik sırasına göre ilgi duydukları spor branşları arasında bir çelişkinin olduğu görülmüştür. Çünkü Kahramanmaraş halkının istemiş oldukları spor tesisleri sırası ile; Atletizm Sahası, Yürüyüş Parkuru, Halter Salonu, Jimnastik Salonu ve Futbol Semt Sahaları iken, ilgi duydukları spor branşları ise sırası ile; Futbol, güreş, Voleybol, Atletizm ve Halter olarak sıralandıkları araştırma sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Yine Kahramanmaraş halkının ilgi duydukları spor branşları ile, fiilen yaptıkları spor branşlarının arasında da aynı olay geçerlidir. Çünkü halkın ilgi duydukları spor branşları sırası ile; Futbol, güreş, voleybol, Atletizm ve Halter spor branşları iken, halkın fiilen yaptıkları spor branşları ise sırası ile; Futbol, Joging(Yürüyüş), Voleybol, Masa Tenisi ve yüzme olarak sıralandıkları araştırma sonucunda ortaya çıkmıştır. 107
Kahramanmaraş ili'nde gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapan işletme çalışanlarının sosyo-demografik özellikleri
Bu çalışma, Kahramanmaraş ilinde mevcut bulunan gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği yapılan işletmelerdeki personellere ait sosyo-demografik özelliklerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2022 yılında Kahramanmaraş İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde kayıtlı olan, faal olarak çalışan 35 adet alabalık yetiştiriciliği yapılan tesislerde gerçekleştirilmiştir. Alabalık yetiştiriciliği yapılan tesislerde çalışan personellere uygulanan anket çalışmasıyla elde edilen sonuçlara göre çalışanların büyük kısmının erkek ve yaş aralıkları çoğunlukla 40-49 olduğu, tüm çalışanların % 40'lık kısmını oluşturdukları belirlenmiştir. Medeni durumlarının ise çoğunlukla evli olduğu tespit edilmiştir. Bekâr olan personeller genellikle aileleri ile birlikte yaşamaktadır. İşletmelerde çalışan personellerin % 47.5'sinin 3 çocuğa sahip olduğu saptanmıştır. % 32'sinin ilkokul mezunu oldukları görülmekte ve eğitim seviyesinin yüksek olmadığı anlaşılmaktadır. Kişilere uygulanan anket çalışmaları sonucunda, işletmelerdeki personellerin tamamının sosyal güvencesinin var olduğu belirlenmiştir. Çalışan personellerin % 80'inin bu meslekte 10 yıldan az bir süredir çalıştığı, mesleği seçme nedenlerinin ise % 48 ile aile bütçesine katkı olduğu, mesleğe devam etme isteği sorusunu %88 ile evet olarak yanıtladıkları belirlenmiştir. İşletmelerde çalışan personellerin gelir düzeylerinin genellikle 5000-7500 TL arasında olduğu ve ev mülkiyeti kendine ait olan personellerin %84'lük oran ile çoğunlukta olduğu uygulanan anket çalışmasıyla tespit edilmiştir.
Karar destek teknolojilerinin farkındalığı üzerine Kahramanmaraş ili KOBİ'lerinde bir araştırma
Bu tez çalışmasında, KOBİ niteliğindeki işletmelerin karar destek teknolojileri farkındalığı ölçülmüştür. Bu amaçla birincil veri toplamak için KOBİ niteliğindeki işletmelerde bir anket çalışması yapılmıştır. Ankete katılan işletmelerin çoğunluğu, 12 yıldan uzun süredir faaliyet gösteren, yıllık cirosu 1 milyon TL'den az olan ticaret işletmeleridir. Anketi cevaplayanlar 40 yaşın altında, ilk ve orta öğretim mezunu 7 yıldan daha uzun süredir çalışan işletme sahipleridir. Anketlerin değerlendirilmesinde değişkenlerin aritmetik ortalama, standart sapma ve yüzde frekans değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca katılımcıların cevaplarının ortalamaları ile onların sektör ve yönetim yapıları arasında önemli farklılıklar olup olmadığının analizleri tekyönlü ANOVA Testleri ile yapılmıştır. Böylece KOBİ'lerde karar destek teknolojilerinin varlığından ve faydalanma düzeylerinden farkındalıklarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Elde ettiğimiz sonuçları göre KOBİ'lerin, donanım teknolojilerine yatırım yaptıkları ancak bu donanımlarda kullanılacak uygulama yazılımlarına sahip olmadıkları görülmektedir. Diğer taraftan karar destek teknolojileri yönetim faaliyetleri aile dışındaki kişiler tarafından yürütülen işletmelerde ve üretim işletmelerinde daha çok kullanılmaktadır. Böylece bu teknolojilerin farkındalığının bu işletmelerde daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz.Anahtar Kelimeler: KOBİ, Teknoloji, Karar Destek
Kahramanmaraş ilinde halka açık parklardaki spor aletlerini kullanan kişilerin sağlık okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesi
Araştırma Kahramanmaraş ili merkez ilçelerindeki halka açık parklardaki spor aletlerini kullanan 18 yaş ve üzeri bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeylerinin belirlenmesi amacıyla kesitsel tipte yapıldı. Veriler 219 kişiden Kişisel Bilgi Formu ve Türkiye Sağlık Okuryazarlığı- 32 ölçeği ile toplandı. İstatistik anlamlılık düzeyi 0,05 olarak belirlenmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin %55,7'si kadın, %44,3'ü erkektir ve yaş ortalaması 41,86 ± 12,17 yıldır. Araştırmaya katılan bireylerin sağlık okuryazarlığı 32,29 (Min=5,73-Max=50,00) indeks puanı ile sorunlu-sınırlı düzeyde bulundu. Bireylerin %32,5'i yetersiz, %20,5'i sorunlu-sınırda, %30,1'i yeterli ve %16,9'u mükemmel sağlık okuryazarlığı düzeyinde olduğu tespit edildi. Araştırmamızda bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyi ile eğitim düzeyi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki tespit edildi (p<0,05). Bireylerin eğitim düzeyi yükseldikçe sağlık okuryazarlığı ölçek puanı ve spor aletlerini bilinçli kullanan bireylerin yüzdesi yükselmektedir. Bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeylerinin artırılması sonucunda bilinçli spor aleti kullanımı yüzdesinin yükseleceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Okuryazarlığı, Halka Açık Spor Alanları, Spor Aleti, Eğitim düzeyi
Çimen Dağı (Kahramanmaraş) vejetasyonu
İV ÖZET ÇİMEN DAĞI (KAHRAMANMARAŞ) VEJETASYONU Ömer Varol Doktora Tezi, Biyoloji Bölümü Danışman: Prof. Dr. Adem TATLI Mayıs 1997 Çimen Dağı Kahramanmaraş il sınırlan içerisindedir. Alanın florası tür ve tür altı seviyede 529 taksondur. 54 takson C« karesi için yemdir. Alanın vejetasyon çalışmaları Braun-Blanquet metoduna göre incelendi. Yapılan vejetasyon çalışmaları neticesinde 1 1 bitki birliği tesbit edildi ve sınıflandırıldı. Tesbit edilen bu birliklerin hepsi bilim dünyası için yenidir. Birlikler ve onların bağlı oldukları üst kategoriler aşağıdaki gibidir: Quercetea ilicis Br.-Bl. 1947 1. Gastridio ventricosi-Pinetum pineae Varol ass. nova Quercetalia ilicis Br.-Bl. 1931 em. Rivas Martinez 1975 Quercion ilicis Br.-Bl. (1931) 1936 2. Centaureo lycopifolia-Pinetum brutiae Varol ass. nova Quercetea pubescentis Oberd 1948 Querco-Cedretalia libani Barbero, Loisel & Quezel 1974 3. Galio tenuissimum subsp. tenuissimi-Quercetum cerridis Varol ass. nova Abieto-Cedrion Quezel, Barbero &, Akman 1977 4. Potentillo crantzii-Fagetum orientalis Varol ass. nova 5. Thlaspo microstyli-Cedretum libani Varol ass. nova Geranio-Cedrion Quezel, Barbero & Akman 1977 6. Galio spurium subsp. ibicini-Quercetum petrea subsp. pinnatilobae Varol ass. nova 7. Lagoecio cuminoides-Sytracetum officinalis Varol ass. nova Querco-Carpinetalia orientalis Quezel, Barbero & Akman 1980 Pino-Cistion laurifolii Quezel, Barbero & Akman 1977 8. Dorcynio hirsuti-Populetum tremulae Varol ass. nova Astragalo-Brometea Quezel 1973 Onobrcyhido armenaerThymetalia leucostomi Akman, Ketenoğlu ve Quezel 1984 Thymo subisophylli-Alyssion virgati Akman, Quezel, Aydoğdu, Ketenoğlu, Kurt, Evren 1994 9. Achilleo grandifoliae-Micromerietumfruticosae Varol ass. nova Astragalo lamarckii-Gundelietalia toumefortii Duman 10 Astragalo cuspistipulati-Acantholimetum acerosum var. acerosi Varol ass. nova WMarrubio globosi-Phlometum linearis Varol ass. nova Anahtar Kelimeler: Kahramanmaraş, Çimen Dağı, Fitoekoloji, Fitososyoloji
Âşık Latif Arslan'ın hayatı, sanatı, şiirleri
Halk edebiyatı üzerine oluşturulan literatür içerisinde âşıklarla ilgili olarak yapılmış olan monografik çalışmalar önemli bir yer tutmaktadır. Halk edebiyatında manzum şiirler söyleyen icracıların adlandırılması araştırmacıların üzerinde durduğu inceleme konularından biri olmuştur. Çalışmada Latif Arslan saz çalabilmesi ve âşık edebiyatının geleneksel temalarını kullanması sebebiyle âşık olarak nitelendirilmiştir. Tezimizin inceleme konusunu Latif Arslan'ın hayatı ve edebi kişiliği oluşturmaktadır. Eski Türk kültüründen beslenerek günümüze kadar devam eden ve çağın değişikliklerine ayak uydurarak güncellenen âşıklık geleneğinin temsilcileri Türk dünyasının dört bir tarafına dağılmıştır. Latif Arslan bu geleneğin Kahramanmaraş ilindeki temsilcisidir. Çalışmada Latif Arslan'ın hayatı hakkında bilgiler verilmiş ve şiirleri şekil-içerik-üslup özellikleri bakımından değerlendirmeye alınmıştır.
Kahramanmaraş Abdallık geleneğinde müziğin toplumsal kimlik bağlamında işlevi
Günümüz Anadolu coğrafyası içerisinde müzisyen kimlikleri ile bilinen Abdal toplulukları bulundukları bölgenin müzikal kimliğinin ve kültüre ait bir öge olan müzik pratiklerinin şekillenmesinde önemli rol oynamaktadırlar. Akdeniz bölgesinin en doğusunda yer alan Kahramanmaraş ilinde gerçekleşen ritüeller içerisinde de Abdal müzik icracıları yörenin egemen müzisyenleri olarak toplumsal kimlik oluşumuna önemli ölçüde etki etmektedir. Tarihte yaşanan olaylar günümüz Abdal müziğinin şekillenmesinde ve ritüel içi kullanımında bir aidiyet sembolü oluşturmuştur. Bu bağlamda, çalışmada Kahramanmaraş Abdallarının müzik pratikleri toplumsal kimlik kavramıyla ele alınarak müziğin toplumsal kimlik oluşumundaki işlevi tespit edilmeye çalışılmıştır. Alan araştırması yöntemi kullanılan çalışmada on iki kaynak kişi ile görüşme yapılmış ve yapılan görüşmelerden elde edilen verilerin ışığında Kahramanmaraş Abdal topluluğunun müzikal pratiklerinin toplumsal kimlik oluşumundaki rolü irdelenmiştir. Ayrıca alandan daha önce kayıtlara geçmemiş olan toplam on sekiz eser derlenmiş ve bunlardan on tanesi asma davul vuruşları ile birlikte nota altına alınmıştır. Toplumsal kimliğin oluşumunda etkili olan müzikal pratikler içerisinde Kahramanmaraş Abdallarının sembolü olan Abdal Halil Ağa'nın tarihte gösterdiği davranış ve tutumların özellikle davul çalgısına bir anlam atfettiği ve toplumsal kimlik oluşumunda önemli rol oynadığı ulaşılan başlıca sonuçlardan biri olmuştur.
Kahramanmaraş'taki akarsuların ekolojik kalite durumlarının makrofit metriği ile değerlendirilmesi
Tatlı sular, iklim değişikliği ve insan kaynaklı sonuçlar nedeniyle tehdit altındaki kaynaklardır. Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi kapsamında makrofitler sucul ekosistemlerde ekolojik kalitenin belirlenmesinde kullanılan bir biyolojik kalite bileşenidir. Çalışmada, Su Çerçeve Direktifine göre Kahramanmaraştaki 25 akarsu istasyonundan 2021 ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde makrofit örneklemesi yapılarak tür-stresör ilişkilerini ve akarsuların ekolojik kalite durumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Kahramanmaraştaki istasyonlarda 54 makrofit türü teşhis edilmiştir. Çalışma süresince Mentha longifolia, Mentha sp., Juncus sp., Cladophora glomerata, ve Carex sp. gibi türler yaygın olarak görülmüştür. Kanonik uygunluk analizi (CCA), toplam fosfor (TP), nitrit (NO2), çözoksijen (ÇO), elektriksel iletkenlik (EC), bromate (Brm) ve bor (B)'nin akarsular arasındaki makrofit dağılımı üzerinde önemli etkiler göstermiştir. Çevresel değişkenlere karşı makrofit türlerinin optimum düzeyleri ağırlık ortalama regresyon analizine göre belirlenmiştir. Ekolojik durum değerlendirmesi IBMR indeksi ile gerçekleştirilmiştir. Indeks sonuçlarına göre akarsuların ekolojik kalite durumları kötü ile iyi arasında görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçları, çeşitli akarsulardaki makrofit türlerinin ekolojileri hakkında önemli bilgiler sağlanmış ve akarsuların ekolojik durumunun tahmin edilmesinin altını çizmiştir.
Kahramanmaraş İli'ndeki Dulkadiroğlu Beyliği yapıları
Kahramanmaraş, tarihinde birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve sürekli el değiştiren bir şehir olması sebebiyle bünyesinde farklı kültürlere ait izler bulunmaktadır. Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'ya hakim olmaya başlayan Türklerin burada tutunmaları ve yerleşmeleri için üç çeyrek asır geçmiş ve 12. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren yapı faaliyetlerine başlamışlardır. 13. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu Selçuklu Devleti'nin, Türk birliğini sağlaması ile birlikte mimari bir hareketlilik yaşanmıştır. 14. yüzyıl başında Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılması sonucunda ortaya çıkan Türkmen Beylikleri küçük ölçekli fakat sağlam mimari denemelerde bulunmuşlardır. Anadolu Selçuklu Devleti sonrasında kurulan beyliklerden biri de Dulkadiroğlu Beyliği'dir. Kahramanmaraş'ı kendine merkez seçen Dulkadiroğlu Beyliği 1337-1522 yılları arasında Memluklar ve Osmanlılar arasında bir denge siyaseti uygulamaları nedeniyle varlıklarını uzun süre koruyabilmişlerdir. Bu süre zarfında, sınırları çerçevesinde çeşitli yapı faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Osmanlılar'a katılmalarının ardından da beyliğe mensup kişilerce yapı faaliyetleri devam etmiştir. Kahramanmaraş'ta, genellikle bir külliye anlayışı içerisinde uygulamış oldukları yapı faaliyetleri neticesinde cami, mescit, medrese, zaviye, han, hamam, köprü vb. birçok eser meydana getirerek vakıflar tahsis etmişlerdir. Farklı şehirlerde yer alan yapıları şehirlerin konumları itibari ile de farklı özellikler göstermektedir ve bir üslup birliği görülmemektedir. Kahramanmaraş merkezinde yer alan bu yapılardan bir kısmı günümüze gelememiş, bir kısmı çeşitli onarım ve ilavelerle orijinal özelliklerini kaybetmeye başlamışlardır.
Afet ve acil durumlarda arama kurtarma çalışmaları ve iş güvenliği
Afet ve acil durumlar, toplumların ve organizasyonların karşılaşabileceği beklenmeyen olaylar arasında yer alır. Afet yönetiminin hedefi; afet öncesi, afet anı ve afet sonrası kayıpların en az seviyede olması için gerekli önlem ve tedbirleri almaktır. 1999 Marmara Depremi'nin ardından etki alanı en büyük deprem ise 6 Şubat 2023 saat 04.17 ve 6 Şubat 2023 saat 13.24'te gerçekleşen, Kahramanmaraş Depremleridir. Bu depremler Türkiye tarihinin en yıkıcı depremleri olarak literatürde yerini almıştır. Afet yönetimi, arama kurtarma çalışmaları, bu çalışmalar esnasında iş güvenliği konusunda ülke olarak büyük bir sınav verilmiş olup, afet yönetimi konusunda yeterli ve yetersiz yönler tespit edilmiştir. Arama kurtarma çalışmaları esnasında afetzedeye hızlı ulaşmak kadar önemli olan bir diğer konu ise hem afetzedenin hem de arama kurtarma ekip üyelerinin güvenliğini sağlamaktır. Bu noktada, iş güvenliği ilkelerinin afet anında ve afet sonrasında göz önünde bulundurulması, afet sonrası arama kurtarma çalışmaları aşamasında ve sonrasında oluşabilecek kazaların önlenmesi için gereklidir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'nin mevcut afet yönetim sistemini ve deprem sonrası iş güvenliği uygulamalarını değerlendirmek, karşılaşılan sorunları belirlemek ve bu alanda iyileştirme önerileri sunmaktır.
Kahramanmaraş ili kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketimi ve gelir-harcama esneklikleri
Bu çalışma, KMaraş ili kentsel alanda hayvansal gıda maddeleri tüketim durumu ile gelirin tüketim üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın ana materyalini, KMaraş ili kentsel alanda kümelendirilmemiş olasılık örneklemesi metodu ile belirlenen 192 aileden, Ekim-Kasım 1996 tarihleri arasında anket yoluyla derlenmiş veriler oluşturmaktadır. Ailelerin gelir, tüketim ve harcamalarına ait veriler 1996 yılı Eylül ayını kapsamaktadır. Araştırma alanında, 1996 yılı Eylül ayında, aileler aylık 47.739.000 TL olan ortalama gelirlerinin %12,1'ini oluşturan 5.756.000 TL'sını hayvansal gıda maddeleri tüketimi için ayırmaktadırlar. Bunun %24,2'si kırmızı et, %11,1'i beyaz et, %8,1'i et mamulleri, %10,2'si süt, %37,2'si süt mamulleri ve %9,2'si yumurta tüketimi için harcanmıştır. Gelir-harcama esneklikleri sığır etinde 0.62, koyun etinde 0.63, keçi etinde 0.65, tavukta 0.73, balıkta 0.97, et mamullerinde 1.24, sütte 0.75, yoğurtta 0.37, tereyağında 0.96, peynirde 1.09, dondurmada 0.56 ve yumurtada 0.19 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, KMaraş ili kentsel alanda anket yapılan ailelerin gelirleri arttıkça genellikle hayvansal gıda maddeleri tüketim miktarlarının arttığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hayvansal Gıda Tüketimi, Gelir-Harcama Esnekliği, KMaraş
Kahramanmaraş (Afşin-Göksun-Kavşut-Kömürköy ve Ağboyun köyü mahallesi) arasında yer alan bölgenin jeolojik petrografik ve barit cevherleşmesi bakımından incelenmesi
oz YÜKSEK LİSANS KAHRAMANMARAŞ(AFŞİN-GÖKSUN-KAVŞUT- KÖMÜRKÖYVE AĞBOYUN KÖYÜ MAHALLESİ) ARASINDA YER ALAN BÖLGENİN JEOLOJİK PETROGRAFİK VE BARİT CEVHERLEŞMESİ BAKIMINDAN İNCELENMESİ. ŞAHIN TAŞKIN ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ ANABİLİM DALI Danışman : Prof. Dr. Mesut ANIL Yılı: 1998, Sayfa: 66 Jüri : Prof. Dr. Fikret İŞLER Prof. Dr. Atike NAZİK İnceleme alanı Doğu Toroslann güney kesiminde(Afşin-Göksun_Kavşut- Çamdere-Kömürköy-Ağboyun Köyü) arasında yer alan bölgeden oluşmaktadır. Yapılan çalışmada yörenin jeolojik,petrografik ve barit cevheleşmesi yönünden incelenmesi amaçlanmıştır. Keban -Malatya birimi dört formasyona ayırtlanmıştır. Bunlar alttan üste doğru sıra ile Yoncayolu formasyonu, Çayderesi formasyonu, Alıçlı formasyonu ve Kaletepe formasyonudur.Birincil ve ikincil Kurşun -Çinko-Barit cevherleşmeleri Engizek karbonat platformları içinde yer alan Malatya Metamorfitleri içindeki kırık, çatlak fay aralıkları erime boşlukları ve karstik yapılar içinde düzensiz olarak yataklanmıştır. Anahtar KelimelerBarit, Erime boşluğu, Metamorfitler, Hidrotermal barit damarları.
Kahramanmaraş kentinde toplu konut gelişme alanlarının irdelenmesi
Bu çalışmada, Kahramanmaraş kentinde uygulanan toplu konut alanlarının, kent yerleşirnindeki yerinin, niteliklerinin, konut-çevre uyumunun, sosyal donatı ve yeşil alanlar bakımından yeterhliMerinin belirlenmesi ve bu doğrultuda toplu konut sistemlerinin geliştirilmesine yönelik önerilerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, kentin mevcut konut dokusu ve toplu konut alanları yerinde incelemeler ve anket çalışması yapılarak incelenmiştir. Toplu konut darılarının uygulama plan kararlan, kentsel donatı ve yeşil alan uygulama kriterleri açısından değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler sonucunda, toplu konut alanlarının kaliteli yaşam mekanları sunabilmeleri amacıyla, uygulamaların devamında yapılması gerekli görülen öneriler ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Böylece çalışmanın, uygulamaların devamında ve yeni yapılacak toplu konut alanları için faydalı olabileceği düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Kentleşme, Toplu Konut Alam, Kahramanmaraş, Konut Sorunu m
Aksu (Kahramanmaraş) nehrinin bakteriyolojik kirlilik düzeyinin belirlenmesi ve Enterobacteriaceae üyelerinde antibiyotik ve ağır metal dirençliliği
Bu çalışmada Aksu nehrindeki Enterobacteriaceae grubuna ait bakteriler, bu bakterilerin antibiyotik ve ağır metal dirençliliği ile bu dirençliliğin eliminasyonu ve dirençlilik transferi incelenmiştir. Aksu nehrinde bakteriyel kirliliğin yoğun olduğu belirlenmiştir. Su örneklerinden Enterobacteriaceae familyasına ait 67 suş izole edilmiş olup, izolatlar arasmda E. coli %612, Klebsiella sp. %29.8, Citrobacter sp. %1.5, Pseudomonas sp. %1.5 oranında temsil edilmektedir. tzole edilen suşlarda KP, ATM, CRP, CZ, SAM, FOX, IPM, CEF, CFZ, CRO, MER, CTX antibiyotiklerine karşı dirençlilik testi yapılmış olup, %76.1'inde çoklu antibiyotik dirençliliği tesbit edilmiştir. Bu izolatlann Ni, Cd, Cu, Cr ağır metalleri için dirençlilik frekansı belirlenmiştir. Bu ağır metallere karşı bakterilerin %94'ünün çoklu ağır metal dirençliliği gösterdiği bulunmuştur. Nitrocephin metoduna göre bakterilerin beta-laktamaz üretme yetenekleri test edilmiş ve bu izolatlann %49.3'ünün beta-laktamaz ürettiği bulunmuştur. Beta-laktamaz testi sonucu pozitif olan 1 1 suş Ethidium Bromid ile dirençlilik eliminasyon testine tabi tutulmuş ve KP, ATM, CRP, CZ, SAM, FOX, IPM, CEF, CFZ, CRO, MER antibiyotikleri için farklı oranlarda dirençlilik eliminasyonu saptanmıştır. E.coli ve Klebsiella sp. cinsleri arasmda yapılan konjugasyon denemelerinde KP, ATM, CRP, CZ, SAM, FOX, IPM, CEF, CFZ, CRO, MER antibiyotikleri için konjugasyon gerçekleşmiştir. Konjugantlardan plazmid izolasyonu yapılarak, plazmid DNA' sı agaroz jel elektroforezinde separe edilmiş, plazmid saptanamamıştır. Herhangi bir arıtma işlemine tabi tutulmadan şehirsel ve endüstriyel atıkların akarsular gibi yüzey sularına verilmesinin bakterilerde antibiyotik ve ağır metal dirençliliğini artırdığı, enfeksiyon hastalıklarına neden olan bakteriler ile antibiyotik ve ağır metal dirençliliğinin akarsular tarafından geniş alanlara yayıldığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Aksu Nehri, Enterobacteriaceae, Dirençlilik, Konjugasyon.,
Kahramanmaraş yöresinde kasaplık piliç barınaklarının yapısal yönden durumlarının incelenmesi ve uygun barınak tiplerinin geliştirilmesi
Araştırmada Kahramanmaraş ilinin Akdeniz iklim koşullarının etkin olduğu kesimlerinde kurulacak kasaplık piliç üretim sistemlerinde kullanılacak barınak tiplerinin planlama ve projeleme kriterlerinin irdelenmesi amaçlanmış; barınakların yapımında kullanılacak malzemeler incelenmiş, ilk yatırım giderleri düşük olan teknik ve yetiştiricilik yönünden kritik olan dönemlerde istemleri karşılayabilecek alternatif planlar ortaya konulmuştur. Çalışmada, öncelikle Kahramanmaraş ilinde mevcut olan kasaplık piliç işletmelerindeki barınakların çevresel, yapısal ve işletme içindeki konumlan anket yapılarak saptanmıştır. Barınak proj elemede etkili olan iklim parametreleri ve ortaya çıkma olasılıkları kavramı içinde analiz edilmiştir. Barınak içinde uygun çevre koşullarının oluşmasını sağlayacak ısı ve nem dengeleri, yıl içindeki kritik yetiştirme dönemleri de göz önüne alınarak 10.000 kapasiteli bir kasaplık piliç barınağında araştırılmıştır. Bu projede seçilen yetiştirme tekniği ve barınak kapasitesi göz önüne alınarak barınağı oluşturan yapı elemanları, yapı malzemeleri ve kombinasyonlarıyla 18 farklı alternatif barınak tipi geliştirilmiştir. Yapılan analiz sonucunda, barınak maliyeti yönünden Tip- 17 (çatı örtü malzemesi kiremit, çatı eğim açısı 19°, çatıda 5 cm'lik polistren köpüğü yalıtımlı, pencere alanı %10 ve duvarlar 20 cm'lik briket) alternatifi en düşük ilk yatırım gideriyle inşa edilebileceği belirlenmiştir. Barınaklarda çatı maliyeti toplam maliyetin %60'ını oluşturmakta; Bu maliyetlerin % 12- 13 'ünü çatı örtü malzemesi, %1 0-11 'ini çatı yalıtım malzemesi, %77-81'ini de ahşap kafes kiriş giderleri oluşturmaktadır. Çatı maliyetinin büyük bir kısmını kafes kiriş yapımında ahşap yerine çelik profil kullanımı maliyeti %33 oranında düşürmektedir. Tip- 17 barınak projesinin ekonomik analizi yapılmış 25 yıllık üretim süresi dikkate alınarak iç karlılık oranının %35 olması durumunda, sermayenin geri dönüş süresi 2.88 yıl olduğu saptanmış, bu koşullarda kurulacak bir işletmenin uygulamaya konulabilir olduğu ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kasaplık Piliç, Barınaklarda Çevre Denetimi, Barınak Planlaması
Üzüm ve Kahramanmaraş biberinin kuruma karakteristiklerinin incelenmesi
ÖZET Ülkemiz, önemli bir meyve ve sebze üretim potansiyeline sahiptir, özellikle üzüm ve biber gibi ürünler gerek iç ticarette ve gerekse ihracatta büyük önem taşımaktadır. Ancak bu ürünlerin kuruma ve kalite sorunları henüz çözümlenmemiştir. Bu nedenle kaliteli ürün üretimi için en önemli aşama olan kurutma işlemi bu araştırmanın konusu olarak seçilmiştir. Türkiye'de normal koşullarda üzüm ve biber güneş altında kurutulmakta ve bu işlem genelde 7-8 gün kadar sürmektedir. Bu süre içerisinde ürünler dış etkenlere açık olduklarından kum, toprak ve diğer dış maddelerle kirlenmektedir. Bu çalışmada üzüm ve biberlerin sıcak hava ile kurutulmasında değişik daldırma çözeltileri ile kalitesini yükseltmek amaçlanmıştır. Bu çerçevede her iki ürüne yönelik olarak kuruma karakteristikleri incelenmiştir. Çekirdeksiz üzüm ve kırmızı biberin kurutma denemeleri API & PASILAC firmasından sağlanan kurutucuda gerçekleştirilmiştir. Üzüm kurutmalarında Etiloleat (AEEO) ve POTAS çözeltileri kullanıldı. Her iki çözeltiye daldırılan üzümler daha sonra 50, 55, 60 ve 70°C'deki hava ile kurutulmuşlardır. Bunun yanında kuruma süresini karşılaştırmak amacıyla aynı ürün naturel olarak 60 ve 70°C'deki hava ile kurutulmuştur. AEEO çözeltisine daldırılan üzümler, gerek POTAS çözeltisine daldırılıp kurutulanlara ve gerekse naturel olarak kurutulanlara göre daha kısa sürede kuruduğu saptanmıştır. Kurutulmuş üzümlerin renk analizleri yapılmış ve en iyi sonucu AEEO çözeltisine daldırıldıktan sonra 60°C hava ile kurutulan üzümlerde elde edilmiştir. Biber kurutma denemelerinde, Kahramanmaraş yöresinde yetişen kırmızı biberler kullanılmıştır. Bu denemelerde ilk kez AEEO daldırma çözeltisi kullanılmıştır. Daldırma çözeltisinin bileşiminin etkisini incelemek için çeşitli bileşimindeki çözeltiler hazırlanmış ve kullanılmıştır. Bu çözeltilerden %2 AEEO + %5 K2CO3 içeren çözelti, kuruma hızını en fazla artıran çözelti olduğu saptanmıştır. Değişik çözeltilere daldırılmış biberler 50, 55, 60 ve 70°C'de kurutulmuştur. Düşük sıcaklıkta kurutulan ürünün kalitesi yüksek olmakla birlikte kuruma süresinin uzun olduğu gözlenmiştir. Aynı sıcaklıklarda biberlet naturel /A * XIhalde de kurutulmuştur. Daldırma çözeltilerine tabi tutulduktan sonra kurutulmuş biberlerin kuruma süresi naturel olarak kurutulan biberlere göre daha kısadır. Aşamalı kurutmanın etkisini incelemek amacıyla %2 AEEO + %5 K2CO3 çözeltisine daldırılan bir kısım biber, ilk 4 saati (kritik nem değerine ulaşma suresi) 70°C, daha sonra hava sıcaklığı 50°C'ye düşürülerek kurutulmuştur. İkinci bir deney ise aynı başlangıç koşullarında fakat daha sonra 55°C'deki hava ile yapılmıştır. Bunun yanısıra biberler 1 cm boyunda parçalandıktan sonra %2 AEEO + %5 K2CO3 çözeltisine daldırılarak 60°C'deki hava ile kurutulmuştur. İkinci bir deneyde ise parçalanmış biberler herhangi bir çözeltiye daldırılmadan doğrudan ve aynı sıcaklıkta kurutulmuştur. Renk analizi yapıldığında, AEEO'ya daldırılan örneklerdeki kırmızı rengin, naturel olarak kurutulan örneklere göre daha parlak olduğu saptanmıştır. Bu durum parçalanmış biberlerde de gözlenmiştir. Etiloleat, işlem sonucunda üzüm ve biberlerin renginin daha parlak ve kalitesinin daha iyi duruma gelmesini sağlamıştır. Etiloleat, üzüm ve biberin yüzeyinde bulunan mum tabakasını uzaklaştırmakta ve böylece kuruma sırasında biberdeki suyun kolayca biber yüzeyinden difüzyonuna olanak sağlamaktadır. Etiloleat kullanılarak kurutulan üzüm ve biberlerin kalitesi ve aynı zamanda kurutucu verimi yükselmektedir. Üzüm ve biberin deneysel verileri yardımıyla Page ve Exponential denklemler kullanılarak kurutma eğrileri çizilmiş ve ayrıca korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Page denkleminin korelasyon katsayıları Exponential denkleminin korelasyon katsayılarından daha yüksek olduğu saptanmıştır. xn
Cumhuriyet Döneminde halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları 1932-1951: Akdeniz bölgesi örneği
Halk Eğitimi ihtiyacı bütün toplumlarda ilkçağdan itibaren sezilmiş ve bu ihtiyacın çeşitli etkinliklerle giderildiği tarih sayfalarına yansımıştır.Türk siyasi ve kültür yaşamında ise Halk Eğitimi ihtiyacı geleneksel yapısı içerisinde devam ederken, devletin oluşturduğu kurumlar aracılığıyla planlı ve kontrollü bir şekilde karşılanmaya da çalışılmıştır. Bu bağlamda özellikle Anadolu Selçuklu ve Osmanlılarda Ahilik, Loncalar, Terbiye ocakları ve Medreseler bu devlet kurumlarına örnek verilebilir. Yakın tarihimizde ise; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu 1923 yılından itibaren Mustafa Kemal Atatürk her fırsatta belirttiği gibi eğitime önem vermiş, ülkenin gelişmesinin ve çağdaşlaşmasının tek yolunun eğitimden geçtiğini belirterek, eğitim alanında önemli adımlar atmıştır. Özellikle de bu alanda Halk Eğitimine ayrı bir önem vermiştir.Örgün eğitim kurumlarında verilen eğitimin belli bir yaş grubuna hitap etmesi ve okul dışında eğitim amaçlı kullanılacak iletişim araçlarının az olması ve benzeri gibi nedenler, halk eğitimi için özel bir yapılanmaya gidilmesini zorunlu kılmıştır.Ülkenin okur-yazarlığı bir seferberlik haline getirmeyi ve %100'lük bir okur-yazarlık seviyesine ulaşmayı amaçlaması da halk eğitiminin yaygınlaştırılması çabalarının başkaca nedenleri olarak sıralanabilir. Bu amaçla, 1928'de yeni harflerin kabulünden sonra Atatürk'ün önderliği ile Millet Mektepleri açılmıştır. Bu halk eğitimi hareketinde bütün öğretmenlerle birlikte birçok aydın da seferber olmuştur. Seferberlik ruhunun verdiği heyecanla ve yeni harflerin sağladığı kolaylıkla kısa bir zamanda, az bir masrafla milyonlarca vatandaşa okuma-yazma öğretilmiştir. Bunun yansıra halk eğitimi kapsamında sayılabilecek birtakım bilgiler de halka verilmiştir.Halkevleri halk eğitimi yapmak, halkı ortak kalkınma çabalarına yöneltmek amacıyla Atatürk tarafından kurulmuş olan kurumlardır. Atatürk ilkelerinin halka anlatılması, halkın imtiyazsız, sınıfsız bir kitle halinde kaynaştırılması, halkevlerine bir görev olarak verilmiştir. Halkevleri, sınıf, yaş ve seviye farkı gözetmeksizin, kadın erkek tüm yurttaşların serbestçe girip yararlanabileceği birer kültür ve eğitim merkezleri halinde gelişmiştir. Ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven, ulusal ülküye bağlı bir topluluk haline getirmek için teşkilatlanan halkevlerinin Atatürk devrimi değerlerinin halk tarafından korunmasına, yayılmasına, benimsenmesine çalışması amaçları arasındadır.Devrimleri yaymak, kökleştirmek, halkı kültürel açıdan geliştirmek amacıyla 1932'de Halkevleri kurulmuştur. Akdeniz bölgesinde açılan halkevleri de bölgedeki halkın toplumsal ve kültürel açıdan gelişmesini sağlamıştır.Kısa zamanda ülke çapındaki okuma yazma oranında artış ve halkta görülen büyük değişime ve gelişme Halkevlerinin başlatmış olduğu halk eğitimi faaliyetlerinin başarısını ortaya koymuştur. Toplumun gelişmesini sağlayan bu kadar önemli bir kurumun geçmişi üzerine derinliğine, tarafsız bir araştırma ve çalışmanın günümüz eğitimi ve gelecekte yapılacak eğitim çalışmaları için de faydalı olabileceği düşünülmüştür. Şimdiye kadar Halkevleri ve Adana Halkevi konularında çalışmalar yapılmasına rağmen; Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevlerinin Eğitim ve Tarih faaliyetlerini kapsayan bir çalışmaya rastlanmamıştır.Bu çalışmada Halkevlerinin 1932-1951 yılları arasında Eğitim ve Tarih Çalışmaları ile Akdeniz Bölgesi'ndeki Halkevinin Eğitim ve Tarih çalışmaları ele alınmıştır. Ayrıca 1932-1951 yılları arası Halkevlerinin Halk Eğitim Çalışmaları derinlemesine incelenmiş, Türk halkına olan katkıları üzerinde durulmuştur.Önce 14 ilde açılan Halkevleri, 1939 yılında sayı olarak 373'e ulaşmıştır. Halkevi açılmayan küçük yerleşim birimlerinde de halk odaları açılmıştır. 1950'de yurt çapında 63 ilde ve kimi ilçelerde çoğunun binası kendisinin olan 478 Halkevi ve 4.332 halk odası vardı.1945 yılında Halkevleri'nin irili ufaklı 35 yayın organı vardı. Aylık veya on beş günlük yayınlanan bu dergiler Türkiye'nin en önemli imzalarını sayfalarında toplamışlardır. Ankara Halkevi tarafından yayınlanan Ülkü, İstanbul Eminönü Halkevi'nin yayınladığı Yeni Türk, İzmir Halkevi'nce yayınlanan Fikirler Türkiye çapında okuyucuya sahipti. Küçük taşra illerinde ise Halkevi dergileri şehrin tek kültür organıydı.Akdeniz bölgesinde açılan halkevlerinden Antalya Halkevi 24 Haziran 1932 tarihinde, Adana, Mersin ve Isparta Halkevleri 24 Şubat 1933 tarihinde, Maraş Halkevi 20 Şubat 1934 tarihinde, Burdur Halkevi 22 Şubat 1935' de, Hatay Halkevi 25 Temmuz 1939 tarihinde açılmıştır.Akdeniz bölgesinde toplam 48 halkevi 435 halkodası açılmış bu kurumlar önemli çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. İl ve ilçe merkezlerinde halkevleri açılmış, köy ve beldelerde halkodaları açılmıştır.İlk kurulan halkevleri arasında yer alan Akdeniz Bölgesi'ndeki halkevleri bölge için kalıcı etkisi olan çalışmalar yürütmüşlerdir.Bu çalışmada 1932-1951 yılları arasındaki Halkevleri'nin halk eğitim çalışmaları incelenmiş olup toplumsal aydınlanmaya ve bilinçlenmeye olan katkıları genel olarak eğitim ve tarih çalışmaları açısından değerlendirilmiştir. Akdeniz Bölgesi Halkevlerinin eğitim ve tarih çalışmaları ise daha ayrıntılı olarak incelenerek raporlaştırılmıştır.Bu nedenle Halkevleri'nin bu kapsamlı etkinlikleri içinde çalışma alanımız ?Halkevlerinin Tarih ve Eğitim Çalışmaları-Akdeniz Bölgesi Örneği? (Adana, Mersin; Antalya, Isparta, Burdur, Hatay, Kahramanmaraş illeri) ile sınırlıdır.Yakın Türk tarihindeki halk eğitim kurumlarını ve bu kurumların çalışmalarının ortaya konulması, tarihin geleceğe ışık tutan özelliğinden dolayı önemli bulunmuştur. Bir tarihi sürecin hangi koşullarda, ne şekilde başlayıp hangi aşamalardan geçerek günümüze ulaştığının bilinmesi, bugünkü ve gelecekte yapılacak çalışmalara rehberlik edecektir. Ayrıca geçmişteki halk eğitimi çalışmalarının bilinmesi, bugünkü Halkevi ve Halk Eğitimi faaliyetlerinin düzenlenmesine yardımcı olacağı düşünülmüştür.Anahtar Kelimeler: Halkevleri, Adana, Burdur, Mersin, Antalya, Isparta, Hatay, Kahramanmaraş, Halk Eğitimi, Tarih, Eğitim.